James Webb Astronomiyi Nasıl Değiştirdi?: İngilizce çalışma notları

Primal Space

Öğrenme zorluğu
1.478 kelime 170 kel/dk

Video özeti: James Webb teleskobunun MIRI kamerasının neden mutlak sıfıra yakın soğutulduğu ve helyum, basınç dalgaları, ısı eşanjörleri ile hızlı genleşmenin bunu nasıl sağladığı. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "so much that" — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: aşırı bir dereceyi bilimsel neden-sonuç anlatımında doğurduğu sonuca bağlayın. 2. "cancel out each other's movement." — Öbek fiiller: zıt hareketlerin veya etkilerin birbirini sıfırlamasını; kuvvet, ses ve maliyetlerde kullanmayı öğrenin. 3. "push the boundaries of physics," — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bir alanın olanaklarını genişletme metaforunu, gerçek bir sınırı oynatmak veya doğa yasalarını çiğnemekten ayırın.

Bu derste

This is MIRI, the mid-infrared camera onboard the James Webb telescope. Kültür

0:00

Bu, James Webb teleskobunda bulunan orta kızılötesi kamera MIRI.

Kültür

MIRI, the mid-infrared camera: adı açıklayan eşlemeli isim öbeği

MIRI, James Webb teleskobundaki araçlardan birinin adıdır. Adın ardından gelen the mid-infrared camera isim öbeği, MIRI'nin ne olduğunu hemen açıklar. Burada camera, anlaşılması kolay bir tanımlamadır; MIRI teleskobun kendisi değildir. Bu “ad + açıklayıcı isim öbeği” yapısına apposition, yani açıklayıcı eşleme denir. Virgüller açıklamayı ayırır ve bir ad ya da kısaltma ilk kez geçtiğinde dinleyicinin onu anlamasına yardım eder.

Alıştırma

the mid-infrared camera ifadesi cümlede ne işe yarar?

  1. İkinci bir teleskobun adını verir.
  2. MIRI'nin ne zaman fırlatıldığını söyler.
  3. MIRI'nin ne olduğunu açıklar.
Cevabı göster

MIRI'nin ne olduğunu açıklar.

Watch what happens when light enters the camera.

0:05

Işık kameraya girdiğinde ne olduğuna bir bakın.

A complex series of mirrors and filters direct and split the light up into different wavelengths,

0:07

Karmaşık bir aynalar ve filtreler serisi ışığı yönlendirir ve farklı dalga boylarına ayırır,

which are then resized and directed onto the sensors.

0:13

bunlar daha sonra yeniden boyutlandırılır ve sensörlere yönlendirilir.

With this camera,

0:16

Bu kamera ile,

Webb can see extremely distant stars and galaxies

0:17

Webb, insan gözüyle tamamen görünmez olan

that are completely invisible to the human eye.

0:20

son derece uzak yıldızları ve galaksileri görebilir.

This is only possible by cooling the camera down to just 6° above absolute zero. Kültür

0:23

Bu ancak kamerayı mutlak sıfırın sadece 6° üzerine kadar soğutmakla mümkündür.

Kültür

absolute zero: mümkün olan en düşük sıcaklık

absolute zero, mümkün olan en düşük sıcaklık olan mutlak sıfırı ifade eder: 0 kelvin, yaklaşık −273,15°C. Bu, 0°C ile aynı değildir. 6° above absolute zero ifadesinde sayı, sıcaklığın bu alt sınırdan ne kadar yüksek olduğunu gösterir. Dolayısıyla kameranın sıcaklığı yaklaşık 6 kelvindir; 6°C değildir.

Alıştırma

A detector is cooled to 8 degrees above absolute zero. Bu cümle ne anlama gelir?

  1. 0°C'nin 8 derece altındadır.
  2. Sıcaklığı yaklaşık 8 K'dir.
  3. Sıcaklığı 8°C'dir.
Cevabı göster

Sıcaklığı yaklaşık 8 K'dir.

But why does it need to be so cold?

0:29

Peki neden bu kadar soğuk olması gerekiyor?

In this video,

0:31

Bu videoda,

we're going to look at how Webb captures infrared light Kültür

0:32

Webb'in kızılötesi ışığı nasıl yakaladığına

Kültür

infrared light: kırmızının ötesindeki görünmez ışık

Kızılötesi ışık, görünür kırmızı ışıktan daha uzun dalga boylarına sahip elektromanyetik ışınımdır. İnsan gözü bunu göremez; bu nedenle infrared, kırmızı görünen ışık anlamına gelmez. Burada Webb, James Webb Uzay Teleskobu'nu ifade eder. Teleskobun araçları yalnızca görünür ışığa bağlı kalmak yerine kızılötesi ışığı yakalar; bu terim, algılanan spektrum bölgesini adlandırır.

Alıştırma

Bu cümlede infrared light ne anlama gelir?

  1. Görünür kırmızının ötesinde bulunan ve insan gözünün göremediği elektromanyetik ışınım
  2. Bir teleskop tarafından daha parlak hâle getirilen görünür kırmızı ışık
  3. Sıcak bir nesneden gelen her türlü ışık
Cevabı göster

Görünür kırmızının ötesinde bulunan ve insan gözünün göremediği elektromanyetik ışınım

and how a simple sound like this

0:35

ve bunun gibi basit bir sesin

is used to cool its camera all the way down to a mind-boggling temperature. Notlar

0:38

kamerasını akıllara durgunluk veren bir sıcaklığa kadar soğutmak için nasıl kullanıldığına bakacağız.

Kalıp ifadeler

all the way down to: düşük bir son noktaya ulaşmayı vurgulamak

All the way down to, büyük bir değişimin ulaştığı düşük son noktayı belirtir. Burada kameranın şaşırtıcı derecede düşük bir nihai sıcaklığa ulaşana kadar soğutulduğunu vurgular. Down, uzayda aşağı doğru hareketi değil, sıcaklık ölçeğinde düşüşü ifade eder. Yapı all the way down to + son nokta şeklindedir. Son nokta bir sayı, seviye veya durum olabilir; to, değişimin ulaştığı yeri tanıttığı için korunmalıdır.

Alıştırma

Çok düşük bir son noktaya ulaşmayı vurgulayan, dersteki beş kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The overnight temperature fell ____ minus 20°C.

Cevabı göster

all the way down to

Kelime

mind-boggling: hayal gücünü aşan güçlü şaşkınlık

Mind-boggling, hayal etmesi güç olacak kadar şaşırtıcı, büyük, karmaşık veya aşırı bir şeyi anlatır. Burada çok düşük sıcaklığa karşı güçlü bir duygusal tepki ekler; teknik ölçümü daha kesin hâle getirmez. Bu bir bileşik sıfattır. a mind-boggling temperature ifadesinde isimden önce gelir ve sıcaklığın dinleyiciye ne kadar şaşırtıcı geldiğini anlatır.

Alıştırma

Bir sunucu en güçlü ve en canlı şaşkınlığı ifade etmek istiyor: The cave reaches a _____ depth. Hangi seçenek en uygundur?

  1. measured
  2. mind-boggling
  3. surprising
Cevabı göster

mind-boggling

We'll also be giving away this LEGO ISS model,

0:43

Ayrıca bu LEGO ISS modelini de hediye edeceğiz,

so stick around to the end of the video Öbek fiiller

0:46

bu yüzden nasıl kazanabileceğinizi görmek için

to see how you could win.

0:48

videonun sonuna kadar bizle kalın.

Öbek fiiller

stick around: kalmak ve izlemeye devam etmek

Stick around, ayrılmak yerine bir yerde kalmak veya orada bulunmaya devam etmek anlamına gelen gayriresmî bir öbek fiildir. Burada izleyicilerden video bitene kadar izlemeye devam etmeleri istenir. Genellikle dostça bir davet veya yumuşak bir yönerge olarak kullanılır. stick around until the end örneğindeki gibi bir zaman ifadesi, ne kadar kalınacağını gösterebilir. Buradaki stick, kelimesi kelimesine «yapıştırıcıyla tutturmak» anlamında değildir.

Alıştırma

Davet cümlesini, stick içeren ve «henüz ayrılma» anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Please ____ after the talk; there will be snacks.

Cevabı göster

stick around

All of the cameras onboard James Webb detect infrared light,

0:50

James Webb'deki tüm kameralar insan gözüyle görünmeyen

which is invisible to the human eye.

0:53

kızılötesi ışığı algılar.

As light travels through space,

0:55

Işık uzayda yol alırken,

its wavelength is constantly being stretched.

0:57

dalga boyu sürekli olarak uzar.

If something is far enough away, Dilbilgisi

0:59

Bir şey yeterince uzaksa,

the light will be stretched so much that it is no longer visible by the time it reaches us. Dilbilgisi

1:01

ışık o kadar çok uzayacaktır ki bize ulaştığında artık görünür olmayacaktır.

Dilbilgisi

far enough away: sıfat/zarf + enough

far enough away ifadesinde enough, far sözcüğünden sonra gelir ve “gereken dereceye kadar” anlamını taşır. Away, uzaklık anlamını netleştirir: nesne, sonraki sonucun gerçekleşmesine yetecek kadar uzaktadır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı sıfat veya zarf + enough şeklindedir; old enough ve quickly enough buna örnektir. Bu yapıda enough sözcüğünü far sözcüğünden önce kullanma.

Alıştırma

far, enough ve away sözcüklerini doğal sıraya koy: The campsite is ____ for the traffic noise to fade.

Cevabı göster

far enough away

Dilbilgisi

so much that: sonuca yol açan derece

stretched so much that ifadesinde so much, eylemin çok yüksek bir derecede gerçekleştiğini gösterir; that ise sonucu başlatır: ışık artık görünmez olur. Burada that, bir şeyi gösteren sözcük değil, bağlaçtır. Bir eylem veya değişim, bir sonuca yol açacak kadar yüksek derecede gerçekleştiğinde fiil + so much that + sonuç cümleciği yapısını kullan.

Alıştırma

Hangi cümlede bir eylemin çok yüksek dereceye ulaşıp bir sonuca yol açtığını göstermek için so much that kullanılmıştır?

  1. There were so many shops that we needed a map.
  2. The streets were so narrow that the bus could not pass.
  3. The town had changed so much that I could hardly recognize it.
Cevabı göster

The town had changed so much that I could hardly recognize it.

Dilbilgisi

by the time: daha sonraki bir noktada zaten gerçekleşmiş sonuç

By the time, son sınır veya referans olarak kullanılan daha sonraki bir zamanı gösterir. Bu cümlede ışık bize ulaştığında, artık görünmeme sonucu çoktan ortaya çıkmıştır. Bu ifade genellikle daha önceki bir değişimi veya tamamlanmış sonucu daha sonraki bir olaya bağlar. Ana fikir yalnızca iki şeyin aynı anda olması değil, sonucun belirtilen zamanda veya daha önce zaten geçerli olmasıdır.

Alıştırma

'Daha sonraki o zamanda veya öncesinde' anlamına gelen üç kelimelik zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The library will already be closed ____ we get there.

Cevabı göster

by the time

This means there is a physical limit on how far we can see into space.

1:05

Bu, uzayın ne kadar derinini görebileceğimizin fiziksel bir sınırı olduğu anlamına gelir.

Since MIRI's sensors are made from arsenic and silicon,

1:10

MIRI'nin sensörleri arsenik ve silikondan yapıldığından,

it can detect this super stretched infrared light and see beyond that limit.

1:14

bu süper uzamış kızılötesi ışığı algılayabilir ve o sınırın ötesini görebilir.

These sensors work like regular camera sensors

1:19

Bu sensörler, ışık fotonlarını elektrik sinyaline dönüştürerek

by converting photons of light into an electrical signal.

1:22

normal kamera sensörleri gibi çalışır.

But in order to detect the faint signals of infrared light,

1:25

Ancak kızılötesi ışığın zayıf sinyallerini algılayabilmek için,

the sensors on MIRI have to be extremely sensitive.

1:28

MIRI üzerindeki sensörlerin son derece hassas olması gerekir.

Increasing the sensitivity, however, introduces a lot of noise. Kelime

1:32

Ne var ki hassasiyeti artırmak çok fazla gürültüye (parazit) neden olur.

Kelime

noise: sinyaldeki istenmeyen bilgi

Burada noise, bir görüntüye veya sinyale eklenen rastgele ve istenmeyen bilgi anlamına gelir. Hassasiyeti artırmak zayıf bir gerçek sinyali algılamayı kolaylaştırabilir, ancak rastgele parlaklık değişimlerini de daha görünür hâle getirebilir. Bu teknik anlam yalnızca sesle sınırlı değildir. İstenmeyen değişimler yararlı sinyali algılamayı zorlaştırdığında kameralar, radyo, ses sistemleri ve veriler de noise içerebilir.

Alıştırma

'Turning up the sensor gain added more noise to the image,' cümlesinde noise ne anlama gelir?

  1. Sensörün kaydettiği yararlı görüntü bilgisi
  2. Yararlı sinyalin bir bölümünü gizleyen rastgele ve istenmeyen değişim
  3. Sensörün çıkardığı yüksek bir ses
Cevabı göster

Yararlı sinyalin bir bölümünü gizleyen rastgele ve istenmeyen değişim

Whenever we point a camera at something,

1:36

Bir kamerayı ne zaman bir şeye doğrultursak,

its sensor isn't just detecting what we want it to see.

1:37

sensörü sadece görmesini istediğimiz şeyi algılamakla kalmaz.

There is so much more light bouncing around us that our eyes simply can't detect.

1:41

Etrafımızda gözlerimizin algılayamayacağı kadar çok seken ışık vardır.

This can trick the pixels in the sensor into registering random levels of light, Dilbilgisi

1:46

Bu, sensördeki pikselleri kandırarak rastgele ışık seviyeleri kaydetmelerine neden olabilir,

creating a layer of noise in the image.

1:50

görüntüde bir gürültü katmanı oluşturur.

Dilbilgisi

trick the pixels in the sensor into registering: trick + nesne + into + -ing kalıbı

trick + nesne + into + -ing kalıbı; aldatma, yanıltıcı bilgi veya yönlendirme sonucunda bir kişinin ya da şeyin bir eylem gerçekleştirmesi anlamına gelir. Burada girişim, bilinçli pikselleri gerçekten aldatmaz; cümle, sensör piksellerinin yanlış ve rastgele ışık seviyeleri kaydetmesini kişileştirme yoluyla açıklar. Bu kalıpta into sözcüğünden sonra -ing biçimi gelir. Bu nedenle into registering kullanılır; into register kullanılmaz. Nesne the pixels in the sensor ifadesidir.

Alıştırma

Nesne olarak users, eylem olarak reveal kullanıp cümleyi trick + nesne + into + -ing kalıbıyla tamamlayın: The fake login page can ____ their passwords.

Cevabı göster

trick users into revealing

If the thing you are looking at has a bright enough signal,

1:52

Baktığınız şey yeterince parlak bir sinyale sahipse,

it will stand out much more compared to the noise. Öbek fiiller

1:55

gürültüye kıyasla çok daha fazla öne çıkacaktır.

Öbek fiiller

stand out: kolayca fark edilmek

Stand out, çevresindekilere göre özellikle fark edilir veya arka plandan kolayca ayırt edilir olmak demektir. Burada parlak sinyal, görüntüdeki gürültüye karşı daha kolay görülür. Bu bir öbek fiildir; bir yerde ayakta durmaya yönelik gerçek anlamlı bir talimat değildir. Arka plan veya karşılaştırma grubu against, from ya da among ile belirtilebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede stand out, "özellikle kolay fark edilmek" anlamındadır?

  1. She stood outside the office before the interview.
  2. She stood up when her name was called.
  3. Her thoughtful answer made her stand out from the other candidates.
Cevabı göster

Her thoughtful answer made her stand out from the other candidates.

However, if the thing you are trying to image is faint,

1:58

Ancak, görüntülemeye çalıştığınız şey zayıfsa,

like the infrared light from a galaxy,

2:00

bir galaksiden gelen kızılötesi ışık gibi,

you'll need to increase the sensitivity of the sensor,

2:02

sensörün hassasiyetini artırmanız gerekecektir,

which in turn will drastically increase the noise. Anlatım akışı

2:05

bu da sonuç olarak gürültüyü büyük ölçüde artıracaktır.

Anlatım akışı

Neden-sonuç zincirindeki sonraki halkayı gösteren in turn

Burada in turn, bir sonucu neden-sonuç zincirindeki bir sonraki adıma bağlar. Sensörün hassasiyetini artırmanın bir sonucu daha vardır: gürültüyü büyük ölçüde artırır. Yaygın bir kalıp X, which in turn causes Y şeklindedir. Bu kalıp, Y'nin bağımsız bir bilgi olmadığını, X'ten kaynaklandığını gösterir.

Alıştırma

Neden-sonuç zincirini «bunun sonraki bir sonucu olarak» anlamındaki bağlayıcı ifadeyle tamamlayın: A longer route uses more fuel, which ____ raises the delivery cost.

Cevabı göster

in turn

Since Webb is detecting infrared light,

2:08

Webb kızılötesi ışığı algıladığı için,

the problem gets even worse.

2:11

sorun daha da kötüleşir.

Every object in our universe emits heat energy,

2:13

Evrenimizdeki her nesne ısı enerjisi yayar,

some of which is in the form of light.

2:16

bunun bir kısmı ışık şeklindedir.

Most objects aren't quite hot enough to emit visible light,

2:18

Çoğu nesne görünür ışık yayacak kadar sıcak değildir,

but they do emit a lot of infrared light.

2:22

ancak çok fazla kızılötesi ışık yayarlar.

The hotter the object, Dilbilgisi

2:25

Nesne ne kadar sıcaksa,

the more infrared light it will emit,

2:26

o kadar fazla kızılötesi ışık yayar,

Dilbilgisi

The hotter..., the more...: bağlantılı karşılaştırma kalıbı

the + comparative..., the + comparative... kalıbı, iki miktarın birlikte değiştiğini gösterir. Burada nesnenin sıcaklığı arttıkça yaydığı kızılötesi ışığın miktarı da artar. İki the de sıradan belirli tanımlıklar değil, bağlantılı karşılaştırma yapısının işaretleridir. İlk kısım, is düşürülmüş olarak the hotter the object is şeklinde anlaşılabilir; ikinci kısım ise öznesini ve fiilini korur: the more infrared light it will emit.

Alıştırma

more ve confident kullanarak bağlantılı karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ you practice, ____ you become.

Cevabı göster

The more · the more confident

which is essentially how thermal imaging cameras work.

2:28

ki termal görüntüleme kameraları da temel olarak böyle çalışır.

Because of this, James Webb itself would emit so much infrared light

2:31

Bu nedenle, James Webb'in kendisi o kadar çok kızılötesi ışık yayardı ki

that its sensors would be completely drowned out. Öbek fiiller

2:35

sensörleri tamamen bunun altında kalıp boğulurdu.

Öbek fiiller

Drowned out: güçlü bir sinyalin zayıf olanı bastırması

Burada drowned out, “çok daha güçlü bir kaynak tarafından bastırıldığı için algılanamaz hâle gelmiş” demektir. Teleskobun kendi kızılötesi ışığı o kadar güçlü olurdu ki sensörler gözlemlemek üzere tasarlandıkları zayıf kızılötesi sinyalleri ayırt edemezdi. Drown out; ses, ışık, sinyal, insanların sesi veya görüşleri için kullanılan, ayrılabilen bir öbek fiildir. Buradaki kullanım mecazidir; herhangi bir sıvı söz konusu değildir ve bu anlam için out gereklidir.

Alıştırma

“Duyulmasını imkânsız kılmak” anlamında drown out fiilinin geçmiş zamanını kullanın: The loud music completely ____ the safety announcement.

Cevabı göster

drowned out

And so, in order to limit the amount of infrared light produced by the telescope,

2:38

Ve bu yüzden, teleskop tarafından üretilen kızılötesi ışık miktarını sınırlamak için,

its cameras need to be kept at a temperature of -234°.

2:41

kameralarının -234° sıcaklıkta tutulması gerekir.

That is extremely cool,

2:46

Bu, bugünkü videonun sponsoru Wondrium gibi

just like Wondrium, the sponsor of today's video.

2:49

son derece havalı (ve soğuk) bir şey.

Wondrium is a learning platform where you can explore a variety of subjects,

2:52

Wondrium, en sevdiklerimden bazıları olan

including some of my favorites,

2:57

teknoloji, bilim ve uzay araştırmaları dahil olmak üzere,

technology, science, and space exploration.

2:58

çeşitli konuları keşfedebileceğiniz bir öğrenim platformudur.

One of the best ones I came across was the search for exoplanets, Öbek fiiller

3:01

Karşılaştığım en iyilerden biri, ötegezegen araştırmasıydı,

Öbek fiiller

Came across: bir şeyi tesadüfen bulmak

Burada came across, mevcut derslere göz atarken “tesadüfen buldum” anlamına gelir. Keşfin bilinçli bir aramanın sonucu değil, plansız olduğunu gösterir. Yapı come across + kişi veya şey şeklindedir; came across bunun geçmiş zaman biçimidir. Bir içeriği ya da nesneyi beklenmedik şekilde bulmayı veya bir kişiyle tesadüfen karşılaşmayı anlatabilir.

Alıştırma

“Tesadüfen bulmak” anlamında come across ifadesinin geçmiş zamanını kullanın: While cleaning my desk, I ____ a letter from an old friend.

Cevabı göster

came across

which tells you all about the technologies and methods

3:05

bu, tıpkı James Webb teleskobunda kullanılanlar gibi,

used to discover new planets beyond our solar system,

3:08

güneş sistemimizin ötesindeki yeni gezegenleri keşfetmek için kullanılan

just like those used on the James Webb telescope.

3:11

teknolojiler ve yöntemler hakkında her şeyi anlatıyor.

Wondrium offers a diverse collection of videos, tutorials, and documentaries,

3:14

Wondrium, çeşitli videolar, öğreticiler ve belgeseller koleksiyonu sunarak

giving you the opportunity to learn from experts and hear their firsthand experiences. Kalıp ifadeler

3:19

uzmanlardan öğrenme ve onların ilk elden deneyimlerini duyma fırsatı veriyor.

Kalıp ifadeler

firsthand experiences: doğrudan edinilen deneyimler

firsthand experiences ifadesindeki firsthand, bir şeyi bizzat yaparak, görerek veya yaşayarak edinilmiş olmayı anlatır. Burada uzmanlar, başka birinin anlattıklarını tekrarlamak yerine doğrudan kendi başlarına gelenleri paylaşıyor. Başka durumlara aktarılabilen kalıp firsthand + isim biçimindedir: firsthand knowledge veya firsthand evidence. Firsthand bir fiilden sonra da gelebilir: learn something firsthand.

Alıştırma

Maya, 'I worked on the rescue team, and this is what I saw.' diyor. Ne paylaşıyor?

  1. firsthand experience
  2. secondhand information
  3. an unsupported guess
Cevabı göster

firsthand experience

Plus, with new offers every month,

3:24

Ayrıca, her ay yeni tekliflerle,

you'll never run out of new and exciting things to discover. Öbek fiiller

3:26

keşfedilecek yeni ve heyecan verici şeyler asla tükenmeyecek.

Öbek fiiller

run out of: bir kaynağın sonuna ulaşmak

run out of + isim, bir kaynağı geriye hiçbir şey kalmayana kadar kullanmak veya o kaynağın sonuna ulaşmak demektir. Altyazıdaki never run out of new and exciting things, keşfedilebilecek daha fazla şeyin her zaman bulunacağı anlamına gelir. Yaygın kalıp kişi veya kuruluş + run out of + şey biçimindedir: We ran out of time. Zamana göre run değişir: ran out of, have run out of veya be running out of.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We need to recharge now because we're about to ____ battery power.

Cevabı göster

run out of

You can enjoy all of their courses ad-free from anywhere on any device.

3:30

Tüm kurslarının keyfini reklamsız, her yerden, her cihazda çıkarabilirsiniz.

And best of all,

3:35

Ve en iyisi,

they're offering the Primal Space community a free trial starting today.

3:36

Primal Space topluluğuna bugünden itibaren ücretsiz bir deneme sunuyorlar.

If you're looking to challenge yourself and expand your knowledge,

3:40

Kendinize meydan okumak ve bilginizi genişletmek istiyorsanız,

then Wondrium is the perfect place for you.

3:44

o zaman Wondrium sizin için mükemmel bir yer.

Don't wait any longer.

3:46

Daha fazla beklemeyin.

Head to the link in the description below for your Wondrium free trial.

3:48

Wondrium ücretsiz denemeniz için aşağıdaki açıklamadaki bağlantıya gidin.

In order for MIRI to operate at -267°, Dilbilgisi

3:52

MIRI'nin -267°'de çalışabilmesi için,

it's located behind the massive five-layer sunshield.

3:56

devasa beş katmanlı güneş kalkanının arkasında yer alır.

Dilbilgisi

In order for MIRI to operate: eylemi yapanı belirtme

in order for + isim/zamir + to + fiilin yalın hâli kalıbı, ana cümleyi açıklayan amacı belirtir ve mastar eylemini kimin ya da neyin gerçekleştirdiğini açıkça gösterir. Burada operate eylemini gerçekleştiren MIRI’dir. Mastarın açıkça belirtilmiş kendi öznesine ihtiyaç duyduğu durumlarda bu yapıyı kullanın: In order for X to happen, Y must be true. Bu öznenin önündeki for sözcüğünü atmayın.

Alıştırma

Sensörlerin soğuk kalması gerektiğini ve böylece teleskobun zayıf ısıyı algılayabileceğini doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. In order to the telescope detect faint heat, the sensors must stay cold.
  2. In order for the telescope to detect faint heat, the sensors must stay cold.
  3. In order the telescope to detect faint heat, the sensors must stay cold.
Cevabı göster

In order for the telescope to detect faint heat, the sensors must stay cold.

This alone reflects so much heat

4:00

Bu bile kendi başına çok fazla ısıyı yansıtır

and cools Webb's cameras down to around -234°.

4:02

ve Webb'in kameralarını yaklaşık -234°'ye kadar soğutur.

But, since MIRI is much more sensitive than the other cameras,

4:07

Ancak, MIRI diğer kameralardan çok daha hassas olduğundan,

it faces an even bigger problem, dark current. Kültür

4:10

karanlık akım denen daha da büyük bir sorunla karşı karşıyadır.

Kültür

Bir ışık algılayıcısındaki dark current

Dark current, yani karanlık akım, gelen ışık ölçülmediğinde bile bir ışık algılayıcısının içinde üretilen istenmeyen elektrik sinyalidir. Yanlış sayımlar veya görüntü gürültüsü oluşturur; bu nedenle çok hassas bir kamera bunu gerçek bir ışık sinyaliyle karıştırabilir. Burada terim, MIRI’nin karşılaştığı daha büyük teknik sorunu adlandırır. Algılayıcıyı soğutmak, karanlık akımı oluşturan ısı kaynaklı etkinliği azaltır; dark yalnızca cihazın karanlık bir yerde bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir kamera sensörü tamamen kapalı olmasına rağmen küçük bir elektrik sinyali kaydediyor. Dark current neyi ifade eder?

  1. Sensörün içinde üretilen istenmeyen bir elektrik sinyali
  2. Koyu renkli bir nesneden yansıyan ışık
  3. Kameraya sağlanan normal elektrik gücü
Cevabı göster

Sensörün içinde üretilen istenmeyen bir elektrik sinyali

This is where the atoms inside the sensor itself vibrate and mistakenly register a photon of light, Anlatım akışı

4:14

Bu, sensörün içindeki atomların titremesi ve yanlışlıkla bir ışık fotonu kaydetmesi durumudur,

creating more noise.

4:20

bu da daha fazla gürültü yaratır.

Anlatım akışı

Açıklayıcı geçiş olarak “This is where”

Bu cümlede This, daha önce sözü edilen dark current ifadesine gönderme yapar; where ise bunun nasıl gerçekleştiğini açıklayan süreci başlatır. Buradaki where soyuttur: fiziksel bir yer değil, “açıklamanın ya da sürecin belirli bir noktası” anlamına gelir. This is where + yan cümle kalıbı, bir konuyu, etkiyi veya sorunu adlandırmaktan onun mekanizmasını, temel aşamasını ya da kaynağını göstermeye geçiş sağlar.

Alıştırma

“We checked the easy parts first. This is where the real investigation begins,” cümlesinde “This is where” ne işe yarar?

  1. Soruşturmanın çoktan bittiğini söyler.
  2. Süreçte asıl soruşturmanın başladığı noktayı tanıtır.
  3. Soruşturmacıların nerede durduğunu sorar.
Cevabı göster

Süreçte asıl soruşturmanın başladığı noktayı tanıtır.

Since temperature is just a measure of how fast an atom vibrates, Kalıp ifadeler

4:22

Sıcaklık sadece bir atomun ne kadar hızlı titreştiğinin bir ölçüsü olduğundan,

lowering the temperature will lower the vibration and therefore reduce the amount of dark current.

4:26

sıcaklığı düşürmek titreşimi azaltacak ve dolayısıyla karanlık akım miktarını azaltacaktır.

Kalıp ifadeler

“a measure of how fast” isim öbeği

Burada measure, “bir gösterge” veya “bir miktarı temsil etme yolu” anlamına gelen bir isimdir; measure fiili değildir. Bu basitleştirilmiş açıklamada ifade, sıcaklığın bir atomun ne kadar hızlı titreştiğini gösterdiğini söyler. Yeniden kullanılabilen kalıp X is a measure of how + sıfat/zarf + özne + fiil şeklindedir. how ile başlayan yan cümle, X’in gösterdiği dereceyi, hızı veya sıklığı belirtir; how fast, how strong ve how often buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi measure ve fast kullanan bir ifadeyle tamamlayın: A speedometer provides ____ the car is moving.

Cevabı göster

a measure of how fast

Even at -234°,

4:31

Hatta -234°'de bile,

the vibration of these atoms would be too much for MIRI's sensor.

4:34

bu atomların titreşimi MIRI'nin sensörü için çok fazla olurdu.

And so, they have to be cooled all the way down to -267°,

4:38

Bu yüzden, mutlak sıfırın sadece 6° üzerine,

just 6° above absolute zero.

4:44

-267°'ye kadar soğutulmaları gerekir.

At this temperature,

4:46

Bu sıcaklıkta,

the atoms in the sensor are almost completely still,

4:47

sensördeki atomlar neredeyse tamamen hareketsizdir,

drastically reducing the noise and allowing the faint infrared signals to shine through.

4:50

gürültüyü büyük ölçüde azaltır ve zayıf kızılötesi sinyallerin parlamasına izin verir.

But how did NASA take these sensors all the way down to -267°?

4:56

Peki NASA bu sensörleri ta -267°'ye kadar nasıl indirdi?

The cooling process all starts here,

5:01

Soğutma süreci tamamen burada,

at the bottom of the telescope,

5:03

teleskobun alt kısmında,

with a device called a pulse tube. Kültür

5:05

darbe tüpü adı verilen bir cihazla başlar.

Kültür

pulse tube: soğutma sistemindeki bir parça

Bu cümlede pulse tube, bir soğutma sistemindeki parçanın adıdır. Bu, teknik bir isim öbeğidir: pulse gaz basıncındaki tekrarlanan değişimleri, tube ise tüp biçimindeki parçayı anlatır. Burada insanın kalp atışıyla ilgili bir tüpten söz edilmez. Bu ifade, açıklamada soğutma sürecinin başladığı yeri belirtir. Daha sonra pistonlar, helyum, basınç ve ısı alışverişi hakkında verilen ayrıntılar bu parçanın nasıl çalıştığını açıklar; ancak önce pulse tube adını tanımak gerekir.

Alıştırma

Soğutma parçasının teknik terimini kullanarak cümleyi tamamla: The laboratory uses a ____ to keep the sensor very cold.

Cevabı göster

pulse tube

Inside these tubes are two pistons,

5:07

Bu tüplerin içinde iki piston bulunur,

which move back and forth to compress the helium into the pulse tube. Kalıp ifadeler

5:09

bunlar helyumu darbe tüpünün içine sıkıştırmak için ileri geri hareket eder.

Kalıp ifadeler

back and forth: iki yönde tekrarlanan hareket

Back and forth, bir konumdan veya yönden diğerine tekrar tekrar gidip sonra geri dönmek anlamına gelen bir zarf öbeğidir. Bu cümlede pistonların nasıl hareket ettiğini anlatır: Pistonlar yalnızca tek yönde ilerlemez, tekrar tekrar yön değiştirir. Bu ifade, insanlar arasında mesajların veya fikirlerin tekrar tekrar gidip gelmesini de anlatabilir. Kelime sırası sabittir: önce back, sonra forth gelir.

Alıştırma

Bir şeyin bir yönde, sonra diğer yönde tekrar tekrar hareket ettiğini anlatan ifade hangisidir?

  1. once and for all
  2. side by side
  3. back and forth
Cevabı göster

back and forth

Since this movement would create a lot of unwanted vibration,

5:13

Bu hareket istenmeyen birçok titreşim yaratacağından,

these pistons have to move in the exact opposite direction

5:16

bu pistonlar birbirlerinin hareketini iptal etmek için hassas zamanlamayla

with precision timing to cancel out each other's movement. Öbek fiiller

5:20

tam tersi yönde hareket etmelidir.

Öbek fiiller

cancel out each other's movement: birbirlerinin hareketini dengelemek

Bu cümlede cancel out, birbirine zıt iki etkinin net sonucu çok aza indirmesi ya da sıfırlaması demektir. Pistonlar hareket etmeye devam eder; ancak zıt hareketleri, istenmeyen titreşim azalacak veya yok olacak biçimde zamanlanır. Kalıp cancel out + bir etki ya da hareket şeklindedir; örneğin cancel out the noise. İki şey birbirini etkilediğinde İngilizcede cancel each other out da yaygın olarak kullanılır. Bu ifade, hareketlerden birinin durduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede cancel out altyazıdakiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. We cancelled the picnic because of the rain.
  2. Please cancel my ticket before Friday.
  3. The two equal forces cancel each other out, so the object does not move.
Cevabı göster

The two equal forces cancel each other out, so the object does not move.

These pistons move very quickly,

5:23

Bu pistonlar bir hoparlör gibi

just like a speaker,

5:25

çok hızlı hareket ederek,

to create a low-frequency sound wave with a frequency of 30 Hz.

5:27

30 Hz frekanslı düşük frekanslı bir ses dalgası oluşturur.

This sound wave travels down the tube

5:30

Bu ses dalgası tüp boyunca ilerler

and gets compressed once it reaches the end,

5:33

ve sona ulaştığında sıkışarak,

creating an area of higher pressure.

5:35

daha yüksek basınçlı bir alan yaratır.

Then, as it bounces back in the opposite direction,

5:37

Sonra, ters yönde geri sekerken,

it expands, creating an area of low pressure

5:40

genişler ve düşük basınçlı bir alan yaratır

before being compressed once again.

5:43

ardından bir kez daha sıkıştırılır.

If the next wave is sent out exactly as the previous one returns, Dilbilgisi

5:46

Eğer bir sonraki dalga tam olarak bir önceki dalga geri dönerken gönderilirse,

it means the frequency perfectly matches that of the tube. Dilbilgisi

5:49

bu, frekansın tüpün frekansıyla mükemmel bir şekilde eşleştiği anlamına gelir.

Dilbilgisi

exactly as ... returns: kesin eş zamanlılık

Burada exactly as, başka bir olayla aynı kesin anda gerçekleşen olayı belirtir. Önceki dalganın geri döndüğü tam anda bir sonraki dalga gönderilir. Bir eylem + exactly as + başka bir eylem yapısında as, “tam … olduğu anda” anlamına gelen bir zaman bağlacıdır. Exactly, hassas zamanlama anlamını ekler. Burada “çünkü” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi yönerge, ışık yeşile döndüğü tam anda düğmeye basılmasını söylüyor?

  1. Press the switch exactly as the light turns green.
  2. Press the switch after the light turns green.
  3. Press the switch because the light turns green.
Cevabı göster

Press the switch exactly as the light turns green.

Dilbilgisi

matches that of the tube: frequency yerine that kullanımı

matches that of the tube ifadesinde that, tekil frequency adının yerini tutar. Açık biçimi matches the frequency of the tube şeklindedir. Böylece frequency sözcüğü tekrarlanmaz. Tekil bir özellik, miktar veya ölçümü başka bir şeyle ilişkili karşılığıyla karşılaştırırken ya da eşleştirirken that of kullanılabilir. Bu kısa yapı resmî ve teknik İngilizcede yaygındır ve bir frekansın tüple değil, başka bir frekansla eşleştirildiğini açıkça gösterir.

Alıştırma

Cümleyi height yerine geçen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The height of this tower is greater than ____ the nearby church.

Cevabı göster

that of

This creates a standing wave Kültür

5:53

Bu, yüksek ve düşük basınç alanlarının aynı yerde kaldığı

where the areas of high and low pressure remain in the same place.

5:54

duran bir dalga oluşturur.

Kültür

standing wave: konumları sabit bir dalga örüntüsü

Standing wave, yani duran dalga, havada veya başka bir maddede ileri doğru hareket etmek yerine uzayda sabit kalan bir dalga örüntüsüdür. Burada yüksek ve düşük basınç bölgeleri sabit konumlarda kalır. Standing sözcüğü gerçek anlamıyla ‘ayakta durmak’ demek değildir. Örüntünün durağan olduğunu anlatır: hava titreşmeye devam ederken bile örüntüdeki önemli konumlar yerinde kalır. Bu bağlamda standing wave ve stationary wave aynı olguyu ifade eder.

Alıştırma

Fizikte hangi durum bir standing wave tanımlar?

  1. Kaynağından düzenli biçimde uzaklaşan bir dalga örüntüsü.
  2. Titreşimi tamamen durmuş bir dalga.
  3. Önemli konumları uzayda sabit kalan bir dalga örüntüsü.
Cevabı göster

Önemli konumları uzayda sabit kalan bir dalga örüntüsü.

By tripling the frequency,

5:59

Frekansı üç katına çıkararak,

it causes the waves to combine and create a stationary wave

6:00

dalgaların birleşmesine ve

with multiple areas of high and low pressure.

6:04

birden fazla yüksek ve düşük basınç alanına sahip sabit bir dalga oluşturmasına neden olur.

Since temperature and pressure are related,

6:07

Sıcaklık ve basınç birbiriyle ilişkili olduğundan,

this also leads to areas of high and low temperature.

6:09

bu aynı zamanda yüksek ve düşük sıcaklık alanlarına da yol açar.

This alone wouldn't change the overall temperature

6:13

Sıcak ve soğuk parçalar birbirini iptal ettiğinden

because the hot and cold parts simply cancel each other out.

6:16

tek başına bu, genel sıcaklığı değiştirmez.

But, if there was a way to extract the hot parts, Dilbilgisi

6:19

Fakat, sıcak parçaları çıkarmanın bir yolu olsaydı,

then the temperature would start to drop.

6:22

o zaman sıcaklık düşmeye başlardı.

Dilbilgisi

if there was ... then ... would varsayım kalıbı

if there was a way to extract the hot parts hayal edilen bir koşul kurar: konuşan kişi bu yöntemin zaten var olduğunu söylemez. Then beklenen sonucu başlatır; would ise bu sonucun hayal edilen koşula bağlı olduğunu gösterir. if ... then ... would kalıbıyla önce olası bir çözüm öne sürüp sonra beklenen sonucu açıklayabilirsiniz.

Alıştırma

if ... then ... would kalıbını iki bağlayıcı sözcükle tamamlayın: ____ there was a way to collect the rainwater, ____ the garden would stay green longer.

Cevabı göster

If · then

And so, three heat exchangers

6:24

Böylece, ince metal tabakalardan yapılmış

made of thin metal sheets Kalıp ifadeler

6:27

üç ısı eşanjörü,

are placed at the points where the hot and cold gas meet.

6:28

sıcak ve soğuk gazın buluştuğu noktalara yerleştirilir.

Kalıp ifadeler

Malzemeyi belirten made of thin metal sheets

Made of + malzeme, bir nesnenin hangi malzemeden yapıldığını söyler. Bu cümlede made of thin metal sheets, three heat exchangers ifadesinden sonra gelir ve üç ısı eşanjörünün ince metal levhalardan yapıldığını belirtir. Adı geçen malzeme bitmiş nesnede hâlâ tanınabiliyorsa made of doğal bir seçimdir. Nesnenin işlevini değil, malzemesini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki malzeme ifadesiyle tamamlayın. Bitmiş üründe malzeme hâlâ tanınabiliyor: The garden bench is ____ solid wood.

Cevabı göster

made of

These allow the gas to pass through whilst also absorbing some of its temperature, Kelime

6:32

Bunlar gazın geçmesine izin verirken aynı zamanda sıcaklığının bir kısmını emerek

Kelime

“whilst also absorbing”: eş zamanlı ek bir eylem

Burada whilst, while anlamına gelir ve ana eylemle aynı anda gerçekleşen bir eylemi başlatır. Absorbing sözcüğünün örtük öznesi These olduğundan, aynı düzenekler hem gazın geçmesine izin verir hem de gaz geçerken ısıyı emer. Also, absorbing eylemini bir karşıtlık olarak değil, ek bir işlev olarak gösterir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp ana eylem + whilst also + -ing şeklindedir ve eş zamanlı bir eylem ya da etki eklemek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi eş zamanlı bir işlev ekleyen Britanya İngilizcesi kalıbıyla tamamlayın: The filter lets fresh air pass through ____ dust.

Cevabı göster

whilst also trapping

causing a heat gradient to form. Dilbilgisi

6:37

bir ısı gradyanının oluşmasına neden olur.

Dilbilgisi

“causing a heat gradient to form”: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi

Virgülden sonraki causing ifadesi, önceki sürecin tamamının sonucunu sunan çekimsiz bir -ing yan cümlesidir. Allow ile eş görevli başka bir çekimli fiil değildir; gaz akışının ve ısı aktarımının gradyana yol açtığını anlatır. İfadenin içinde cause + nesne + to-infinitive kalıbı kullanılır: causing + a heat gradient + to form. Form sözcüğünden önceki to korunmalıdır. Bu kısa sonuç yapısı bilimsel ve açıklayıcı yazılarda yaygındır.

Alıştırma

Sonuç yapısını cause fiilinin -ing biçimi ve gerekli mastar işaretiyle tamamlayın: The valve suddenly closes, ____ the pressure ____ rise.

Cevabı göster

causing · to

The heat from the hot side is pulled out

6:39

Sıcak taraftaki ısı çekilir

and sent to the radiators via a heat exchanger.

6:42

ve bir ısı eşanjörü aracılığıyla radyatörlere gönderilir.

Then, the cold temperatures on the other side are also drawn out. Öbek fiiller

6:45

Ardından, diğer taraftaki soğuk sıcaklıklar da dışarı çekilir.

Öbek fiiller

drawn out: uzatma değil, dışarı çıkarma

Burada drawn out, “bir sistemin içinden çıkarılmış veya uzaklaştırılmış” anlamına gelir. Soğutma açıklamasında kastedilen, diğer tarafın daha da soğuması için daha fazla ısının uzaklaştırılmasıdır; ifade, “düşük sıcaklıkları” çıkarılabilen bir şeymiş gibi ele alır. Anlamı nesne ve konu belirler. Draw out ayrıca “bir şeyi daha uzun sürdürmek” anlamına da gelebilir, ancak zamanla ilgili bu anlam buradaki teknik sürece uymaz.

Alıştırma

Soğutma açıklamasında the cold temperatures ... are drawn out ne anlama gelir?

  1. Sıcaklığın resmi çizilir.
  2. Süreç daha uzun sürdürülür.
  3. Bir şey sistemden uzaklaştırılır.
Cevabı göster

Bir şey sistemden uzaklaştırılır.

This causes the temperature to drop from 27° all the way down to -256°

6:49

Bu, sıcaklığın son ısı eşanjöründe

at the final heat exchanger.

6:55

27°'den ta -256°'ye kadar düşmesine neden olur.

But how is this used to cool the sensors located at the opposite end of the telescope?

6:57

Peki teleskobun diğer ucunda bulunan sensörleri soğutmak için bu nasıl kullanılır?

Next to the pulse tube is another set of pistons

7:03

Darbe tüpünün yanında,

that compress helium in a completely separate line of tubing.

7:06

tamamen ayrı bir boru hattında helyumu sıkıştıran başka bir piston seti daha vardır.

This line passes through the cold parts of the pulse tube's heat exchangers,

7:10

Bu hat, darbe tüpünün ısı eşanjörlerinin soğuk kısımlarından geçerek

cooling the helium all the way down to around -256°.

7:14

helyumu yaklaşık -256°'ye kadar soğutur.

But still the helium isn't quite cold enough. Dilbilgisi

7:19

Ancak helyum hala yeterince soğuk değildir.

Dilbilgisi

isn't quite cold enough: yakın, ama hâlâ yetersiz

Isn't quite cold enough ifadesinde enough, gereken dereceyi belirtir. Helyum bu dereceye yakındır, ancak henüz ulaşmamıştır. Burada quite, olumsuzlukla birlikte “tam olarak değil” veya “tamamen değil” anlamına gelir. İfade küçük bir eksikliği anlatır: neredeyse yeterince soğuk, ama hâlâ yetersiz.

Alıştırma

Hangi cümle çorbanın uygun sıcaklığa neredeyse ulaştığını, ancak hâlâ biraz fazla sıcak olduğunu belirtir?

  1. The soup is quite cool enough to serve.
  2. The soup isn't quite cool enough to serve.
  3. The soup isn't cool enough to serve.
Cevabı göster

The soup isn't quite cool enough to serve.

From there, the helium goes on a long journey,

7:22

Oradan helyum uzun bir yolculuğa çıkar,

winding its way up through 10 m of thin tubing until it reaches the cold head assembly. Deyimler

7:25

soğuk kafa tertibatına ulaşana kadar 10 metrelik ince borulardan yukarı doğru kıvrılarak ilerler.

Deyimler

winding its way up through: kıvrılarak yukarı ilerlemek

Burada winding its way up through, borunun içinde kıvrılan ve yön değiştiren bir güzergâh boyunca yukarı doğru ilerlemek demektir. Winding, wind fiilinden gelir ve hava durumundaki rüzgârla ilgili değildir. Tekrar kullanılabilen kalıp wind one's way + yön veya güzergâh ifadesidir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: it winds its way, ancak they wind their way. Bu ifade, güzergâhın doğrudan değil kıvrımlı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi, tekil özneye uyan wind one's way up through biçimiyle tamamlayın: The footpath ____ the forest to the summit.

Cevabı göster

winds its way up through

Inside, there is another heat exchanger and a tiny hole less than 1 mm in diameter. Kalıp ifadeler

7:30

İçeride, başka bir ısı eşanjörü ve çapı 1 mm'den küçük minik bir delik vardır.

Kalıp ifadeler

less than 1 mm in diameter: çapı 1 mm'den küçük

Less than 1 mm in diameter, deliğin çapının kesin olarak 1 milimetreden küçük olduğu anlamına gelir. Çap, bir dairenin merkezinden geçerek bir kenarından diğerine uzanan düz çizginin uzunluğudur. Bu nedenle sayı, deliğin merkezden geçen genişliğini belirtir; yarıçapını veya alanını değil. Tekrar kullanılabilen ölçü kalıbı less than + sayı ve birim + in diameter şeklindedir. Yuvarlak bir açıklığın veya cismin çapı için bir üst sınır verir.

Alıştırma

Yuvarlak bir delik için "less than 1 mm in diameter" ne ifade eder?

  1. Yarıçapı 1 mm'den küçüktür.
  2. Çapı 1 mm'den küçüktür.
  3. Çapı tam olarak 1 mm olabilir.
Cevabı göster

Çapı 1 mm'den küçüktür.

The helium is pushed through the hole

7:36

Helyum bu delikten itilir

and undergoes something called the Joule-Thomson effect. Kültür

7:38

ve Joule-Thomson etkisi adı verilen bir şeye maruz kalır.

Kültür

Joule-Thomson etkisi

Joule-Thomson etkisi, gerçek bir gaz dar bir kısıtlamadan geçip basıncı düştüğünde yaşayabileceği sıcaklık değişimidir. Bu cümlede helyum bir delikten geçmeye zorlandığı için bu ad, helyumun daha da soğumasında rol oynayan fiziksel etkiyi belirtir. Bu, bir etkinin adıdır; marka veya cihaz parçası değildir. Kısa çizgi, etkiye adını veren bilim insanları Joule ve Thomson'ın soyadlarını birleştirir.

Alıştırma

Bu cümlede Joule-Thomson effect neyi ifade ediyor?

  1. Basıncı değiştirmeden gazı sıkıştırma yöntemi
  2. Deliğin boyutunun ölçümü
  3. Gerçek bir gaz dar bir kısıtlamadan geçip basıncı düştüğünde oluşan sıcaklık değişimi
  4. Helyumu delikten iten markalı bir vana
Cevabı göster

Gerçek bir gaz dar bir kısıtlamadan geçip basıncı düştüğünde oluşan sıcaklık değişimi

As the gas moves through the hole,

7:41

Gaz delikten geçerken,

it gets compressed before quickly expanding on the other side. Dilbilgisi

7:43

diğer tarafta hızla genişlemeden önce sıkışır.

Dilbilgisi

gets compressed before quickly expanding: sıkışıp ardından hızla genleşir

Gets compressed, sıkıştırmayı gazın başına gelen bir değişim olarak göstermek için get + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Get, sürece hareketli bir his verir: gaz sıkıştırılmış bir duruma geçer. Before quickly expanding, sonraki aşamayı göstermek için before + -ing yan cümlesini kullanır. Expanding sözcüğünün belirtilmeyen öznesi aynı gazdır; yani gaz önce sıkışır, sonra genleşir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. Önce get + compress fiilinin geçmiş zaman ortacını, ardından expand fiilinin -ing biçimini kullanın: The sponge ____ before slowly ____ back to its original shape.

Cevabı göster

gets compressed · expanding

This rapid expansion causes the pressure to drop, Dilbilgisi

7:47

Bu hızlı genişleme basıncın düşmesine neden olarak

cooling the gas very quickly.

7:50

gazı çok hızlı bir şekilde soğutur.

Dilbilgisi

causes the pressure to drop, cooling the gas ile iki aşamalı sonuç

cause + nesne + to-infinitive kalıbı doğrudan bir sonucu gösterir: hızlı genleşme basıncın düşmesine yol açar. Virgülden sonraki -ing yan cümlesi bir sonraki sonucu ekler. Burada cooling the gas very quickly, bağımsız bir continuous fiil değil, az önce belirtilen olayın sonucudur. Bu yapı şu zinciri kısa biçimde verir: neden → anlık değişim → sonraki sonuç.

Alıştırma

İki aşamalı bir sonucu göstermek için cause + nesne + to-infinitive yapısını ve ardından sonuç bildiren bir -ing yan cümlesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The expansion causes the pressure to drop, cooling the gas.
  2. The expansion causes to drop the pressure, cooling the gas.
  3. The expansion causes the pressure dropping, cooling the gas.
Cevabı göster

The expansion causes the pressure to drop, cooling the gas.

This is why blowing air through our mouth is colder

7:52

Dudaklarımızla daha küçük bir delik açtığımızda

if we make a smaller hole with our lips.

7:55

ağzımızdan hava üflemenin daha soğuk olmasının nedeni budur.

On James Webb,

7:58

James Webb'de,

this cools the helium all the way down to just -267°.

7:59

bu, helyumu sadece -267°'ye kadar soğutur.

From here, the helium flows on to copper plates attached to the back of MIRI's sensors,

8:06

Buradan helyum, MIRI'nin sensörlerinin arkasına takılı bakır plakalara doğru akar,

cooling them down to the required temperature.

8:11

ve onları istenen sıcaklığa kadar soğutur.

After that, the helium has done its job Deyimler

8:14

Ondan sonra helyum görevini tamamlamıştır

Deyimler

has done its job: işlevini yerine getirdi

Do its job, “amaçlanan işlevi yerine getirmek” demektir. Burada helyum, kendisine bir görev verilmiş gibi anlatılır: gerekli soğutmayı sağlamıştır. Job, ücretli bir iş değil, işlev anlamındadır. Has done, present perfect yapısındadır. İşlevin tamamlandığını ancak sonucunun şu anla bağlantılı olduğunu gösterir: bu aşamada artık helyuma ihtiyaç yoktur.

Alıştırma

“The filter has done its job, so the water is clean now,” cümlesinde has done its job ne anlama gelir?

  1. Kendisine yeni bir görev verildi.
  2. Amaçlanan işlevini yerine getirdi.
  3. Ücretli bir iş buldu.
Cevabı göster

Amaçlanan işlevini yerine getirdi.

and it flows back down the telescope where the entire process begins again.

8:16

ve tüm sürecin yeniden başladığı teleskobun alt kısmına geri akar.

When NASA began designing James Webb,

8:21

NASA James Webb'i tasarlamaya başladığında,

no cryocooler with this level of cooling existed.

8:23

bu soğutma seviyesine sahip hiçbir kriyosoğutucu mevcut değildi.

And so, engineers had to really push the boundaries of physics, Deyimler

8:27

Bu nedenle mühendisler fizik sınırlarını gerçekten zorlamak zorunda kaldılar,

Deyimler

push the boundaries of physics ifadesinin anlamı

Bu cümlede push the boundaries of physics bir mecazdır. Mühendislik ve bilimsel kapasiteyi mevcut bilginin izin verdiği son noktaya taşımak ve daha önce ulaşılabilir olduğu düşünülen alanı genişletmek anlamına gelir. Fiziksel bir sınır gerçekten itilmez. Bu ifade fizik yasalarını ihlal etmeyi değil, zor bir yeniliği vurgular. Mühendisler fiziksel gerçeklik içinde kalarak yeni çözümler bulmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede push the boundaries of yeniliği anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The technician pushes the boundaries across the laboratory floor.
  2. The new microscope pushes the boundaries of what doctors can see.
  3. The machine pushes the boundaries because physics no longer applies.
Cevabı göster

The new microscope pushes the boundaries of what doctors can see.

all while conforming to the limits of fitting it into a space telescope. Dilbilgisi

8:30

üstelik bunu bir uzay teleskobuna sığdırma sınırlarına uyarak yaptılar.

Dilbilgisi

all while conforming to the limits yapısı

All while + -ing, ana eylem boyunca devam eden ikinci bir eylemi veya durumu gösterir. All vurgu ekler: mühendisler teknik kapasiteyi ilerletirken tüm bu süreç boyunca başka bir kısıtlamayı da karşılamak zorundaydı. Conform to bir kurala, standarda, biçime veya sınıra uymak ya da bunları karşılamak anlamına gelir. Kullanılan edat to olduğundan conforming to the limits, sınırları görmezden gelmek değil onların içinde kalmak demektir.

Alıştırma

All while ve conform to ifadelerini doğru biçimde kullanın: The builders made the bridge lighter, ____ the new safety code.

Cevabı göster

all while conforming to

And now,

8:34

Ve şimdi,

time for something really special.

8:35

gerçekten özel bir şeyin zamanı geldi.

The winner of the previous giveaway is Daniel Weinman.

8:37

Önceki çekilişin kazananı Daniel Weinman.

Congratulations.

8:41

Tebrikler.

But, as always,

8:42

Fakat, her zamanki gibi,

we'll be giving away another awesome space prize in the next video.

8:43

bir sonraki videoda harika bir uzay ödülü daha vereceğiz.

To win this amazing LEGO space station model,

8:47

Bu muhteşem LEGO uzay istasyonu modelini kazanmak için,

sign up at the link below

8:50

aşağıdaki bağlantıdan kaydolun

and leave a comment saying how long you think James Webb will operate for. Dilbilgisi

8:52

ve James Webb'in ne kadar süre çalışacağını düşündüğünüzü söyleyen bir yorum bırakın.

Dilbilgisi

how long you think ... will operate for yapısında düz cümle söz dizimi

Bu cümlede how long you think James Webb will operate for, saying ifadesinden sonra gelen gömülü bir soru yan cümlesidir. Daha büyük bir bildirme cümlesinin parçası olduğu için düz cümle söz dizimi kullanılır: you think James Webb will operate; yan cümle içinde soru devriği yapılmaz. How long süreyi sorar ve sondaki for da bu süre ifadesinin parçasıdır. Özellikle konuşmada for ifadesini sonda bırakmak doğaldır; burada for olmadan yalnızca operate kullanmak da süre anlamını verebilir.

Alıştırma

'Leave a comment saying ...' yönergesini hangi seçenek doğru biçimde tamamlar?

  1. how long you think will the telescope operate for.
  2. how long do you think the telescope will operate for?
  3. how long you think the telescope will operate for.
Cevabı göster

how long you think the telescope will operate for.

Thank you very much for watching

8:56

İzlediğiniz için çok teşekkür ederim

and I'll see you in the next video.

8:58

ve bir sonraki videoda görüşmek üzere.