Bizans İmparatorluğu'nun yükselişi ve çöküşü - Leonora Neville: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
692 kelime 146 kel/dk

Video özeti: Video, Konstantinopolis’in kuruluşundan Doğu Roma İmparatorluğu’nun Orta Çağ’daki başarılarına ve Osmanlı fethine uzanan süreci izleyerek Roma’nın çöküşünü yeniden ele alıyor. Ayrıca Rönesans bilginlerinin uzun süre varlığını sürdüren bu Roma devletine sonradan neden Bizans İmparatorluğu adını verdiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Most history books will tell — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Yaygın kabul gören bir anlatıyı standart kaynaklara dayandırarak sunmayı, ardından karşıt kanıtlarla sorgulamayı veya sınırlandırmayı öğrenin. Bu çerçeve, geleneksel tarih anlatısıyla başlayıp dinleyiciyi daha karmaşık bir yoruma götürmek için kullanışlıdır. 2. rest on the laurels of — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Geçmiş başarılarla yetinip yeni şeyler üretmemek veya gelişmemek anlamındaki deyimi tanıyın. Buradaki olumsuz kullanım, Orta Çağ imparatorluğunun yalnızca Roma’dan kalan üstünlüklere güvenmediğini; kendi sanatını, mimarisini, bilgisini ve teknolojisini de geliştirdiğini gösterir. 3. it wasn't until the Renaissance that the term Byzantine Empire was first used. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir olayın ne kadar geç gerçekleştiğini vurgulayan it wasn't until ... that ... yapısını anlayın. Modern adın ancak devlet yıkıldıktan sonra ortaya çıktığını belirtmek ve tarihsel kimlikle sonradan oluşturulan terminolojiyi ayırmak için bu yapıyı kullanabilirsiniz.

Bu derste

Most history books will tell you the Roman Empire fell in the 5th century CE. Anlatım akışı

0:06

Çoğu tarih kitabı size Roma İmparatorluğu'nun MS 5. yüzyılda çöktüğünü söyleyecektir.

Anlatım akışı

Most history books will tell you: yaygın anlatıyı çerçevelemek

Most history books will tell you... ardından gelen iddiayı bir kaynak grubunun genellikle sunduğu anlatı olarak tanıtır. Buradaki will, yalnızca geleceğe yönelik bir tahmin değildir; bu tür kitapların tipik olarak ne söylediğini anlatır. Bu çerçeve, konuşmacının daha sonra but ile sınırlandırabileceği veya sorgulayabileceği bir temel görüş oluşturur. Yeniden kullanılabilir kalıp Most + çoğul kaynak + will tell you + iddia şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle önce kaynaklara dayalı yaygın bir görüşü çerçeveler, ardından bir sınırlama eklemeye yer bırakır?

  1. Most financial guides will tell you that saving early matters, but each person's situation is different.
  2. This financial guide was published last year.
  3. I saved some money early.
Cevabı göster

Most financial guides will tell you that saving early matters, but each person's situation is different.

But this would have come as a great surprise to the millions of people Dilbilgisi

0:12

Ancak bu, milyonlarca insan için büyük bir sürpriz olurdu

who lived in the Roman Empire up through the Middle Ages. Kalıp ifadeler

0:15

Orta Çağ boyunca Roma İmparatorluğu'nda yaşamış olanlar için.

Dilbilgisi

Would have come as a great surprise: geçmişteki bir tepkiyi hayal etmek

Bu cümlede this, az önce sözü edilen iddiaya gönderme yapar. Konuşmacı, geçmişte yaşamış insanların bu iddiayı duysalardı nasıl tepki vereceklerini hayal eder: çok şaşırırlardı. Bu tepki çıkarıma dayanır; gerçekten gerçekleşmiş bir olay olarak aktarılmaz. Would have + geçmiş zaman ortacı, varsayımsal bir sonucu geçmişe yerleştirir. Come as a surprise to someone, “birini şaşırtmak” anlamına gelir; dolayısıyla would have come as a great surprise to, geçmişe yönelik varsayım çerçevesiyle tepki ifadesini birleştirir.

Alıştırma

Cümleyi hayal edilen geçmiş bir tepkiyi anlatan ifadeyle tamamlayın: Video calls ____ people a century ago.

Cevabı göster

would have come as a great surprise to

Kalıp ifadeler

up through the Middle Ages: belirtilen dönemi de kapsayan süreklilik

Bu cümlede up through, daha önceki bir zamandan Orta Çağ'a kadar devam eden ve bu dönemi de kapsayan bir zaman aralığını belirtir. Bir yerin içinden yukarı doğru hareket etmeyi anlatmaz. Belirtilen bitiş noktası da anlatılan zaman aralığına dahil olduğunda up through + tarih, gün veya dönem yapısını kullanın.

Alıştırma

Bu cümlenin anlamını seçin: The old rule remained in effect up through 2019.

  1. Kural 2019 yılı boyunca hâlâ yürürlükteydi.
  2. Kural ilk kez 2019'dan sonra yürürlüğe girdi.
  3. Kural 2019 yılında bir yerin içinden yukarı doğru hareket etti.
Cevabı göster

Kural 2019 yılı boyunca hâlâ yürürlükteydi.

This medieval Roman Empire,

0:19

Bu orta çağ Roma İmparatorluğu,

which we usually refer to today as the Byzantine Empire, Kalıp ifadeler

0:21

ki biz bugün genelde onu Bizans İmparatorluğu olarak adlandırıyoruz,

began in 330 CE.

0:25

MS 330'da başladı.

Kalıp ifadeler

refer to ... as the Byzantine Empire: refer to X as Y ile adlandırma

Refer to X as Y, “X'i Y adıyla ya da etiketiyle adlandırmak veya tanımlamak” demektir. Bu ilgi cümleciğinde which, this medieval Roman Empire ifadesinin yerini tutar; dolayısıyla bu imparatorluk X, the Byzantine Empire ise Y'dir. Today, refer to fiilini niteler ve bunun günümüzde insanların yaygın olarak kullandığı ad olduğunu gösterir. As adı tanıtır; karşılaştırma yapmaz.

Alıştırma

Cümleyi refer to X as Y adlandırma kalıbıyla tamamlayın: Historians ____ this period ____ the Renaissance.

Cevabı göster

refer to · as

That's when Constantine,

0:27

Bu, Konstantin'in,

the first Christian emperor,

0:29

ilk Hristiyan imparatorun,

moved the capital of the Roman Empire

0:31

Roma İmparatorluğu'nun başkentini

to a new city called Constantinople,

0:33

Konstantinopolis adlı yeni bir şehre taşıdığı zamandı,

which he founded on the site of the ancient Greek city Byzantion. Kalıp ifadeler

0:36

ki bu şehri antik Yunan şehri Byzantion'un bulunduğu alanda kurmuştu.

Kalıp ifadeler

founded on the site of: eski yerin bulunduğu alanda kurmak

Burada founded bir şehir kurmak, on the site of ise daha önce başka bir şeyin bulunduğu tam yerde anlamına gelir. İlgi zamiri which şehri gösterir; yani şehri Byzantion'un daha önce bulunduğu yerde kurmuştur. Site burada internet sitesi değil, fiziksel bir yer veya arazi anlamındadır. Bu ifade, yeni bir şehir ya da kurum ile daha eski bir yer arasındaki coğrafi devamlılığı gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle yeni üniversitenin eski bir hastanenin bulunduğu tam yerde kurulduğu anlamına gelir?

  1. The new university was founded by a former hospital.
  2. The new university was founded on the site of a former hospital.
  3. The new university found the site of a former hospital.
Cevabı göster

The new university was founded on the site of a former hospital.

When the Visigoths sacked Rome in 410 Notlar

0:41

Vizigotlar 410'da Roma'yı yağmaladığında

Kelime

sacked Rome: Roma'yı ele geçirip yağmalamak

Bu tarihî cümlede sacked Rome, Vizigotların Roma'yı ele geçirdikten sonra yağmalayıp tahrip ettiği anlamına gelir. Sack fiili sıradan bir saldırıdan daha fazlasını anlatır: şehrin istila edilip yağmalandığını belirtir. Savaş ve tarih metinlerinde sack fiilinin nesnesi genellikle bir şehir, kasaba veya başkenttir.

Alıştırma

Bir tarih kitabında “The army sacked the city” en açık biçimde ne anlama gelir?

  1. Ordu şehre saldırdı ama şehre girmedi.
  2. Ordu şehri bir çuvalın içine koydu.
  3. Ordu şehri ele geçirip yağmaladı.
Cevabı göster

Ordu şehri ele geçirip yağmaladı.

and the empire's western provinces were conquered by barbarians,

0:44

ve imparatorluğun batı eyaletleri barbarlar tarafından fethedildiğinde,

Constantine's eastern capital remained the seat of the Roman emperors. Kelime

0:47

Konstantin'in doğudaki başkenti Roma imparatorlarının merkezi olarak kaldı.

Dilbilgisi

When A happened and B happened, X remained ...: ana cümleden önce arka plan

Baştaki When yan cümlesi, Roma'nın yağmalanması ve batı eyaletlerinin fethedilmesi şeklindeki and ile bağlanmış iki olayı tarihsel zaman çerçevesi olarak bir araya getirir. İki olay da yan cümlenin içinde kaldığı için hiçbiri cümlenin ana iddiası değildir. Ana cümle virgülden sonra Constantine's eastern capital remained ... ile başlar. Önce ciddi değişiklikleri vermek ve ana cümlede remained kullanmak, bu değişikliklere rağmen süren durumu vurgular. When yalnızca zaman veya arka plan ilişkisi kurar; karşıtlık When kelimesinden tek başına değil, cümlenin tamamından doğar.

Alıştırma

Bu cümledeki ana iddia nedir? When the storm hit and the power failed, the hospital remained open.

  1. the power failed
  2. When the storm hit
  3. the hospital remained open
Cevabı göster

the hospital remained open

Kelime

the seat of the Roman emperors: Roma imparatorluk gücünün merkezi

Burada the seat of the Roman emperors, imparatorluk yönetiminin ve otoritesinin merkezi olarak kalan yeri ifade eder. Seat soyut anlamdadır: imparatorların kullandığı bir sandalye değil, gücün veya önemli bir kurumun bulunduğu yeri anlatır. the seat of + hükümet, güç, saray veya kurum yapısı resmî tarih ve siyaset metinlerinde yaygındır.

Alıştırma

“The city remained the seat of the royal court” cümlesinde seat ne anlama gelir?

  1. Hükümdar için ayrılmış bir sandalye
  2. Kraliyet sarayının bulunduğu merkez
  3. Kraliyet sarayındaki seçimle gelinen bir makam
Cevabı göster

Kraliyet sarayının bulunduğu merkez

There,

0:52

Orada,

generations of emperors ruled for the next 11 centuries.

0:53

nesiller boyu imparatorlar sonraki 11 yüzyıl boyunca hüküm sürdüler.

Sharing continuity with the classical Roman Empire Dilbilgisi

0:58

Klasik Roma İmparatorluğu ile devamlılığı paylaşmak,

gave the Byzantine Empire a technological and artistic advantage over its neighbors, Kalıp ifadeler

1:00

Bizans İmparatorluğu'na komşuları üzerinde teknolojik ve sanatsal bir avantaj sağladı,

Dilbilgisi

gave'in öznesi olarak Sharing continuity with ...

Sharing continuity with the classical Roman Empire, gave fiilinin öznesi olarak kullanılan bir -ing yan cümlesidir. Klasik Roma İmparatorluğu'yla kesintisiz bir tarihsel bağa sahip olma durumunu ifade eder. Sharing bağımsız bir cümlenin ana fiili değildir; çekimli fiil gave'dir. Bu düşüncenin özne konumuna getirilmesi, tarihsel devamlılığı sonraki üstünlüğün nedeni olarak sunar. Aynı yapı, önce bir faaliyet veya durumu adlandırıp ardından bunun doğurduğu sonucu belirtmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Sharing data openly improved the research cümlesinde Sharing data openly hangi dil bilgisel görevi üstlenir?

  1. Byzantine Empire'ı niteleyen bir öge
  2. Bağımsız bir ana cümle
  3. gave'in öznesi
Cevabı göster

gave'in öznesi

whom Byzantines considered barbarians. Kültür

1:06

ki Bizanslılar o komşularını barbar olarak görüyordu.

Kalıp ifadeler

give A an advantage over B: A'ya B karşısında avantaj sağlamak

give A an advantage over B kalıbı, A'yı B'den daha iyi bir konuma getirmek anlamına gelir. Avantajı elde eden A'dır; over ise karşılaştırılan kişiyi veya grubu tanıtır. advantage sözcüğünden önceki sıfatlar avantajın türünü belirtebilir. Bu cümlede technological ve artistic, Bizans İmparatorluğu'nun daha iyi konumda olduğu iki alanı gösterir.

Alıştırma

Karşılaştırma kalıbını bir sözcükle tamamlayın: Good preparation gave Maya an advantage ____ the other candidates.

Cevabı göster

over

Kültür

barbarians: belirli bir bakış açısı taşıyan tarihsel bir etiket

Burada barbarians, Bizanslıların kendi uygar dünyalarının dışında gördükleri insanlar için kullandıkları aşağılayıcı bir etikettir. Tarafsız bir etnik ad değildir. whom Byzantines considered barbarians ifadesi, bu etiketi Bizanslıların bakış açısına bağlar. Tarihsel anlatılarda bir grup etiketini anlatıcının kendi tanımı olarak kabul etmeden önce bu etiketi kimin kullandığına dikkat edin.

Alıştırma

Yargı: Bu cümlede barbarians, anlatıcının yaptığı tarafsız bir etnik sınıflandırmadır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

In the 9th century,

1:09

9. yüzyılda,

visitors from beyond the frontier Kelime

1:10

sınırın ötesinden gelen ziyaretçiler

were astonished at the graceful stone arches and domes of the Imperial Palace in Constantinople. Kalıp ifadeler

1:12

Konstantinopolis'teki İmparatorluk Sarayı'nın zarif taş kemerlerine ve kubbelerine hayran kaldılar.

Kelime

from beyond the frontier: sınır bölgesinin dışındaki kaynak

From beyond the frontier, visitors sözcüğünü niteleyen bir edat öbeğidir. From kaynağı belirtir, beyond ise bu kaynağı bir sınırın öte tarafına yerleştirir; dolayısıyla ziyaretçiler Bizans sınır bölgesinin dışından gelmiştir. Tarihsel bağlamlarda frontier, haritadaki kesin bir çizgiden ibaret olmayıp çoğu zaman bir devletin ya da kontrol edilen toprağın ucundaki sınır bölgesini ifade eder. Bu nedenle ifade, mekânı bir imparatorluk ve onun uç bölgeleri açısından sunar.

Alıştırma

'Bir imparatorluğun sınır bölgelerinin dışından' anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Envoys arrived ____.

Cevabı göster

from beyond the frontier

Kalıp ifadeler

were astonished at: bir şeyin yol açtığı güçlü şaşkınlık

Be astonished at + isim veya isim öbeği, o şey yüzünden çok büyük bir şaşkınlık duymak anlamına gelir. Burada at, ziyaretçilerin bu tepkisine yol açan saray özelliklerini tanıtır. Şaşkınlığın nesnesini veya nedenini adlandırırken at kullanın. Yeniden kullanılabilir kalıp be astonished at something şeklindedir; be fiilini özneye ve zamana göre was astonished at veya were astonished at biçiminde değiştirin.

Alıştırma

Hangi cümlede şaşkınlığın nedenini belirten bir isim öbeğinden önce be astonished at doğru kullanılmıştır?

  1. The engineers were astonished at the device's accuracy.
  2. The engineers were astonished that the device's accuracy.
  3. The engineers were astonished to the device's accuracy.
Cevabı göster

The engineers were astonished at the device's accuracy.

A pair of golden lions flanked the Imperial throne. Kelime

1:19

İmparatorluk tahtının iki yanında bir çift altından aslan duruyordu.

Kelime

flanked the Imperial throne: İmparatorluk tahtının yanlarında konumlanmış

Burada flanked, bir şeyin yan taraflarında konumlanmış olmak anlamına gelir. Özne bir çift aslan ve taht merkezdeki nesne olduğu için, doğal olarak tahtın her iki yanında birer aslan canlanır. A flanks B kalıbı, sahneyi B'nin çevresinde düzenler ve A'yı yan unsurlar olarak sunar. Aslanların yalnızca yakında olduğunu söylemekten daha kesindir.

Alıştırma

Hangi cümle kapının her iki yanında birer kule bulunduğunu en kesin biçimde anlatır?

  1. Two towers followed the gate.
  2. Two towers flanked the gate.
  3. Two towers crossed the gate.
Cevabı göster

Two towers flanked the gate.

A hidden organ would make the lions roar Dilbilgisi

1:23

Gizli bir org aslanların kükremesini sağlardı

as guests fell on their knees. Kalıp ifadeler

1:25

konuklar dizlerinin üzerine çökerken.

Dilbilgisi

would make the lions roar: geçmişte tekrarlanan bir etki

Geçmişte geçen bu anlatımda would make, kükremeyi düzeneğin karakteristik veya tekrarlanan bir etkisi olarak gösterir. Mekanizma çalıştığında bu sonucun ortaya çıktığı anlamına gelir; geleceğe ilişkin bir tahmin değildir. Ettirgen yapı make + nesne + fiilin yalın hâli biçimindedir. Burada org, aslanlara bir eylem yaptırdığı için roar, önünde to olmadan yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Geçmişteki karakteristik bir sonucu would ile anlatın ve ettirgen yapıyı tamamlayın: At the old exhibit, pressing the brass button ____ the model train move.

Cevabı göster

would make

Kalıp ifadeler

fell on their knees: güçlü bir duyguyla diz çökmek

Fell on their knees, fall on one's knees ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve konukların diz çöktüğü anlamına gelir. Yalnızca tökezleyip dizlerini çarptıkları anlamına gelmez. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: çoğul guests öznesi their gerektirir. Bu ifade çoğu zaman hayranlık, dua, yalvarma, boyun eğme veya başka güçlü bir duygu düşündürür; burada hayranlık ve boyun eğme hissi katar.

Alıştırma

fall on one's knees ifadesinin geçmiş zamanını kullanın ve iyelik sözcüğünü Marcus ile uyumlu hâle getirin: Overcome with relief, Marcus ____ and began to cry.

Cevabı göster

fell on his knees

Golden birds sung from a nearby golden tree.

1:28

Altın kuşlar yakındaki altından bir ağaçta şakırdı.

Medieval Roman engineers even used hydraulic engines Kültür

1:32

Orta Çağ Romalı mühendisler hidrolik makineler bile kullandılar

to raise the Imperial throne high into the air.

1:35

imparatorluk tahtını havaya yükseğe kaldırmak için.

Kültür

hydraulic engines: su veya sıvı basıncıyla çalışan makineler

Burada hydraulic engines, hareket eden suyu veya sıvı basıncını kullanarak kuvvet üreten mekanik düzenekler anlamına gelir. Engine sözcüğü, modern bir taşıt motorunu değil, eski ve geniş anlamıyla bir makineyi ifade eder. Bu düzenekler imparatorluk tahtını yükselttiği için ifade, saraydaki gösteriyi bir mühendislik başarısı olarak sunar.

Alıştırma

Örnekte hydraulic engines ne anlama geliyor?

  1. Tahtı taşımak için kullanılan modern otomobil motorları
  2. Tamamen elle kaldırılan mobilyalar
  3. Su veya sıvı basıncı kullanarak kuvvet üreten mekanik düzenekler
Cevabı göster

Su veya sıvı basıncı kullanarak kuvvet üreten mekanik düzenekler

Other inherited aspects of ancient Roman culture

1:39

Antik Roma kültürünün diğer miras alınan yönleri

could be seen in emperor's clothing, Kalıp ifadeler

1:42

imparatorun giyiminde görülebilirdi,

from traditional military garb to togas, Dilbilgisi

1:44

geleneksel askeri üniformadan togalara kadar,

Dilbilgisi

from traditional military garb to togas: bir aralığı belirtmek

From A to B, A ve B'yi bir aralığın iki ucu olarak sunar. Bu ifadede traditional military garb ve togas, söz konusu kıyafetlerin geniş yelpazesini gösterir; arada başka türler de bulunabilir. Bu yapı kategori, zaman, yer veya derece aralıklarını düzenlemek için kullanılabilir. Garb, ‘giyim’ anlamında biraz resmî bir sözcüktür.

Alıştırma

From ... to ... aralık yapısını tamamlayın: The museum displays clothing ____ work uniforms ____ evening gowns.

Cevabı göster

from · to

and in the courts,

1:47

ve saray mahkemelerinde,

which continued to use Roman law. Kültür

1:48

ki buralarda Roma hukuku kullanılmaya devam ediyordu.

Kalıp ifadeler

could be seen in: bir fikri somut kanıtlarla ilişkilendirmek

Burada could be seen in, “... içinde belli oluyordu” veya “... içine yansıyordu” anlamına gelir. Seen mecazidir: Roma kültürünün mirası, imparatorun giysileri ve mahkemeler aracılığıyla fark edilebiliyordu; bir nesne gibi doğrudan görülmüyordu. X could be seen in Y kalıbı önce X olarak soyut bir özellik, etki veya eğilimden söz eder, ardından bunu ortaya koyan somut kanıtı in Y ile gösterir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen ve “... içine yansıyordu” anlamına gelen dört sözcüklü edilgen kalıpla tamamlayın: The influence of local art ____ the new museum's design.

Cevabı göster

could be seen in

Kültür

use Roman law: miras alınan bir hukuk sistemini kullanmayı sürdürmek

Roman law burada Antik Roma'da gelişen ve daha sonraki toplumlara miras kalan hukuk geleneği ve sistemini ifade eder. Use Roman law, yalnızca Roma'yla bağlantılı tek bir kurala uymak değil, bu hukuk çerçevesini mahkemelerde uygulamak demektir. Continued to use kurumsal sürekliliği vurgular: siyasi ortam değişse bile mahkemeler önceki Roma hukuku geleneğine dayanmaya devam etmiştir.

Alıştırma

Bu cümlede Roman law ne anlama geliyor?

  1. yalnızca Roma şehrinde kullanılan geçici bir kural
  2. Roma kıyafetleriyle ilgili genel kurallar
  3. Antik Roma'dan miras kalan hukuk geleneği ve sistemi
Cevabı göster

Antik Roma'dan miras kalan hukuk geleneği ve sistemi

Working-class Byzantines would have also had similar lives to their ancient Roman counterparts. Dilbilgisi

1:51

İşçi sınıfı Bizanslılar da antik Romalı meslektaşlarına benzer hayatlar yaşardılar.

Dilbilgisi

would have also had: geçmişe ilişkin temkinli bir çıkarım

Burada would have had, işçi sınıfından Bizanslıların yaşamlarını geçmişe ilişkin gerekçeli bir yeniden kurma olarak sunar: konuşmacı benzerliği olası görür, ancak bunu bütünüyle doğrulanmış bir olgu gibi ifade etmez. Yalnızca had kullanmak daha doğrudan bir olgu iddiası olurdu; bu bağlamda would have had, if'li bir koşul cümlesinin gerçek dışı sonucu değildir. also, bu benzerliği daha önce ele alınan başka noktalara ekler. similar lives to their ancient Roman counterparts, yaşamlarının Antik Roma'da benzer toplumsal rollere sahip kişilerin yaşamlarına benzediği anlamına gelir.

Alıştırma

Örnekte would have also had yapısının temel işlevi nedir?

  1. Benzerliğin geçmişte imkânsız olduğunu söyler.
  2. Benzerliği geçmişe ilişkin gerekçeli fakat temkinli bir çıkarım olarak sunar.
  3. Bizanslıların yaptığı bir gelecek planını anlatır.
Cevabı göster

Benzerliği geçmişe ilişkin gerekçeli fakat temkinli bir çıkarım olarak sunar.

Many farmed or plied a specific trade, Kelime

1:56

Birçoğu çiftçilik yaptı veya belirli bir zanaatla uğraştı,

Kelime

plied a specific trade: belirli bir uzmanlık alanında çalışmak

ply a trade, belirli bir mesleği veya zanaatı düzenli olarak icra etmek anlamına gelen kalıplaşmış ve biraz resmî bir ifadedir. Örnekte plied, ply fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve farmed ile paralel kullanılmıştır; a specific trade, belirli bir uzmanlık alanını ifade eder.

Alıştırma

Kalıplaşmış ifadeyi tamamlamak için ply fiilinin basit geçmiş zaman biçimini kullanın: For thirty years, he ____ his trade as a carpenter.

Cevabı göster

plied

such as ceramics,

1:59

seramik,

leatherworking, fishing,

2:00

deri işleme, balıkçılık,

weaving, or manufacturing silk.

2:02

dokumacılık veya ipek üretimi gibi.

But of course,

2:05

Ama elbette,

the Byzantine Empire didn't just rest on the laurels of ancient Rome. Deyimler

2:06

Bizans İmparatorluğu sadece antik Roma'nın başarılarının üstüne yatmadı.

Deyimler

rest on the laurels of: önceki başarılara güvenip yetinmek

To rest on one's laurels, geçmişteki başarılarla yetinip daha fazlasını elde etmek için çabalamayı bırakmak anlamına gelir. Laurels sözcüğü eskiden zaferi simgeliyordu; ancak bu deyim gerçek anlamda yaprakların üzerinde dinlenmekten söz etmez. Bu cümlede laurels, Antik Roma'nın başarılarını ve saygınlığını temsil eder. Didn't just rest on them ifadesi, Bizans İmparatorluğu'nun miras aldıklarına güvenmekten fazlasını yaptığını belirtir ve kendi başarılarının anlatılmasına zemin hazırlar.

Alıştırma

Cümleyi rest on the laurels of ile tamamlayın: The new director promised that the museum would not ____ its famous founder.

Cevabı göster

rest on the laurels of

Their artists innovated,

2:10

Sanatçıları yenilikler yaptı,

creating vast mosaics and ornate marble carvings.

2:11

devasa mozaikler ve süslü mermer oymalar yarattılar.

Their architects constructed numerous churches,

2:15

Mimarları çok sayıda kilise inşa etti,

one of which, called Hagia Sophia, Notlar

2:18

bunlardan biri olan Ayasofya,

Dilbilgisi

one of which: önceki bir gruptan birini seçmek

One of which, daha önce sözü edilen çoğul bir nesne grubuna gönderme yapar. Burada which, numerous churches ifadesine döner ve one bu gruptan tek bir kiliseyi seçer; architects sözcüğüne gönderme yapmaz. Virgülden sonra bu ifade, one of the churches sözünü tekrarlamadan seçilen üye hakkında bilgi ekleyen açıklayıcı bir ilgi cümleciği başlatır. Bu kesitte called Hagia Sophia, seçilen kiliseyi niteleyen araya eklenmiş kısaltılmış bir edilgen betimlemedir.

Alıştırma

Cümleyi one of which ile tamamlayın: The gallery owns four portraits, ____ was painted in 1890.

Cevabı göster

one of which

Kültür

Hagia Sophia: tarihî bir yapının adı

Hagia Sophia, eski Konstantinopolis'te, yani bugünkü İstanbul'da bulunan önemli bir tarihî yapının özel adıdır. Yapı, önemli bir Bizans kilisesi olarak inşa edilmiş ve devasa merkezî kubbesiyle ünlenmiştir. Burada Sophia bir kişinin adı değildir. Hagia Sophia ifadesinin tamamını tek bir yapının adı olarak okuyun; böylece ardından gelen kubbe betimlemesi anlaşılır hâle gelir.

Alıştırma

Bu cümlede Hagia Sophia neyi ifade ediyor?

  1. Önemli bir tarihî dinî yapı
  2. Sophia adlı bir kadın
  3. Bir Bizans dili
Cevabı göster

Önemli bir tarihî dinî yapı

had a dome so high, Dilbilgisi

2:20

o kadar yüksek bir kubbeye sahipti ki,

it was said to be hanging on a chain from heaven. Deyimler

2:22

gökten bir zincirle asılı olduğu söylenirdi.

Dilbilgisi

so high, it was said to be: aşırı derece ve aktarılan bilgi

so high sözleri kubbenin yüksekliğini olağanüstü olarak sunar. Ardından gelen it was said to be hanging... yan cümlesi, insanların bu yüksekliği anlatmak için kullandığı çarpıcı görüntüyü verir; anlamı “o kadar yüksekti ki insanlar asılı olduğunu söylüyordu...” ifadesine yakındır. Was said to be, edilgen bir aktarma yapısıdır. Bu görüntüyü anlatıcının bizzat doğruladığı bir gerçek olarak değil, başkalarından aktarılan bir inanç veya hikâye olarak işaretler.

Alıştırma

Hangi cümle hem aşırı bir dereceyi vurguluyor hem de devamındaki bilgiyi söylenti olarak sunuyor?

  1. The cave was so deep that it was said to reach the sea.
  2. The cave was so deep that it certainly reached the sea.
  3. The cave was deep, and I measured its full length.
Cevabı göster

The cave was so deep that it was said to reach the sea.

Deyimler

hanging on a chain from heaven: yükseklik ve hayranlık uyandıran mecazlı bir imge

it was said to be, konuşanın doğruladığı bir gerçek değil, aktarılan bir inanç veya efsane olduğunu gösterir. “hanging on a chain from heaven” abartılı, neredeyse kutsal bir imgedir. Yapının inanılmaz derecede yüksek ve hafif görünmesini, sanki gökten asılı duruyormuş gibi olmasını anlatır. Burada mimari karşısındaki hayranlık ifade edilir; gerçek bir mühendislik yöntemi açıklanmaz.

Alıştırma

Bu cümlede hanging on a chain from heaven ne anlatıyor?

  1. Yapının gerçekten bir zincirle gökten indirildiği anlamına gelir.
  2. Yapıyı destekleyen zincir hakkında doğrulanmış bir teknik açıklamadır.
  3. İnanılmaz derecede yüksek ve neredeyse kutsal görünen bir yapıyı aktarılan, abartılı bir imgeyle anlatır.
Cevabı göster

İnanılmaz derecede yüksek ve neredeyse kutsal görünen bir yapıyı aktarılan, abartılı bir imgeyle anlatır.

The empire was also home to great intellectuals, Kalıp ifadeler

2:25

İmparatorluk aynı zamanda büyük entelektüellere de ev sahipliği yapıyordu,

Kalıp ifadeler

home to great intellectuals: düşünürleri barındıran bir yeri anlatmak

be home to, to’dan sonra gelen kişi veya şeylerin bulunduğu, toplandığı ya da geliştiği bir yeri anlatır. home to great intellectuals ifadesinde imparatorluk, önemli düşünürlerin yaşadığı ve çalıştığı bir yer olarak tanıtılır; buradaki home özel bir konut anlamına gelmez. Kalıp be home to + isim öbeğidir. Bir yerle ilişkili insani, kültürel, doğal veya kurumsal özellikleri anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Bir yerin bir şeyi barındırdığını belirten kalıbı tamamlayın: The northern wetlands are ____ rare cranes。

Cevabı göster

home to

such as Anna Komnene.

2:28

Anna Komnini gibi.

As imperial princess in the 12th century, Dilbilgisi

2:30

12. yüzyılda imparatorluk prensesi olarak,

Anna dedicated her life to philosophy and history. Kalıp ifadeler

2:33

Anna hayatını felsefe ve tarihe adadı.

Dilbilgisi

As imperial princess: Gerçek kimliği belirten As + rol

Burada As + rol, Anna'nın gerçek kimliğini ya da sıfatını tanıtır ve bu rolü ana ifadeye bağlar. Zaman bildiren “-dığında” anlamında değil, “imparatorluk prensesi sıfatıyla” anlamındadır. Günlük modern düzyazıda imperial princess gibi tekil ve sayılabilen bir rol adı normalde bir belirleyici alır. Bu nedenle As an imperial princess daha güvenli ve tam biçimdir. Örnekte unvanı andıran kısaltılmış bir kullanım vardır; anlamı aynı rol ilişkisi olarak anlayın, ancak kendi cümlelerinizde artikeli kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle Nora'nın gerçekten kulüp saymanı olduğunu belirtir?

  1. When the club treasurer arrives, Nora presents the budget.
  2. As the club treasurer, Nora presents the budget.
  3. Like the club treasurer, Nora presents the budget.
Cevabı göster

As the club treasurer, Nora presents the budget.

Kalıp ifadeler

dedicated her life to: ömür boyu bağlılık

Dedicated her life to, Anna'nın hayatının merkezini, yani zamanını, çabasını ve amacını felsefe ile tarihe verdiği anlamına gelir. Sıradan bir ilgiyi değil, derin ve uzun süreli bir bağlılığı anlatır. Yapı dedicate + iyelik belirleyicisi + life + to + isim veya ulaç biçimindedir. Her, Anna'ya karşılık gelir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından bir eylem gelirse -ing biçimi kullanılır: dedicated her life to studying history.

Alıştırma

dedicate one's life to ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanın: Rosa ____ finding safer treatments for rare diseases.

Cevabı göster

dedicated her life to

Her account of her father's reign Kelime

2:36

Babasının hükümdarlığına dair anlatısı,

is historians' foremost source for Byzantine political history Kalıp ifadeler

2:38

tarihçilerin Bizans siyasi tarihi için en önde gelen kaynağıdır

at the time of the First Crusade. Kültür

2:42

Birinci Haçlı Seferi döneminde.

Kelime

Her account of her father's reign: tarihsel anlatı anlamındaki account

Bu cümlede account, yazılı bir betimleme ya da anlatı anlamına gelir; banka hesabı veya çevrim içi hesap değildir. Her account of her father's reign tam bir isim öbeğidir: account öbeğin ana adıdır, her anlatıyı yazan kişiyi ya da aidiyeti gösterir, of her father's reign ise anlatının konusunu belirtir. an account of + olay veya dönem yapısı tarih, gazetecilik ve tanıklık bağlamlarında yaygındır. Bir kişinin yaşananlara ilişkin anlatımını veya kaydını sunar; bu nedenle o kişinin bakış açısını yansıtabilir.

Alıştırma

“The report gives a clear account of what happened,” cümlesinde account ne anlama gelir?

  1. Çevrim içi kullanıcı adı ve profil
  2. Olayların açıklaması veya anlatımı
  3. Ödemelerde kullanılan bir banka hesabı
Cevabı göster

Olayların açıklaması veya anlatımı

Kalıp ifadeler

foremost source for: bir konudaki en önemli kaynak

Foremost, önde gelen veya en önemli anlamına gelir. Historians' foremost source for Byzantine political history, tarihçilerin bu konu hakkında bilgi edinirken diğerlerinden daha fazla güvendiği kaynaktır. Buradaki source bir tarih metni, belge, röportaj, veri kümesi veya nesne olabilir; yalnızca internet sitesi anlamına gelmez. source for + konu veya amaç yapısında for, kaynağın insanların incelemesine ya da anlamasına yardımcı olduğu alanı belirtir. Foremost kaynağın önem sırasını gösterir, ancak tek başına kaynaktaki her ayrıntının doğru olduğunu garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi “için en önemli kaynak” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The museum archive is our ____ understanding the town's early history.

Cevabı göster

foremost source for

Kültür

the First Crusade: tarihsel bir zaman referansı

the First Crusade, 1096 ile 1099 arasında gerçekleşen ilk büyük Orta Çağ Haçlı seferinin yerleşik adıdır. Bu cümlede genel bir kampanya türünü değil, belirli bir tarihsel olayı belirtir. at the time of the First Crusade ifadesi bir zaman işareti görevi görür. Anlatılan olayları bu tarihsel dönemin içine veya çevresine yerleştirir.

Alıştırma

Bu cümlede the First Crusade nasıl bir işlev görüyor?

  1. Belirli bir Orta Çağ olayını zaman referansı olarak gösterir.
  2. Birinin ilk uzun yolculuğunu anlatır.
  3. Toplumsal değişim için yürütülen modern bir kampanyaya ad verir.
Cevabı göster

Belirli bir Orta Çağ olayını zaman referansı olarak gösterir.

Another scholar,

2:44

Bir diğer bilgin,

Leo the Mathematician,

2:45

Matematikçi Leo,

invented a system of beacons

2:46

bir işaret ateşi sistemi icat etti

that ran the width of the empire, Kelime

2:48

imparatorluğun genişliği boyunca uzanan,

what's now Greece and Turkey. Anlatım akışı

2:50

bugünkü Yunanistan ve Türkiye topraklarında.

Kelime

ran the width of the empire: mekânsal uzanma

Burada ran, run fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “hızla hareket etmek” ya da yalnızca “çalışmak” değil, “uzanmak” veya “bir yerden geçmek” anlamındadır. İşaret fenerleri sistemi imparatorluk boyunca uzanıyordu. run the width of + yer veya nesne kalıbı, bir şeyin bütün eni boyunca bir yandan öbür yana uzanması demektir. Duvar, yol, boru, koridor veya ağ gibi uzun ya da bağlantılı şeyleri anlatmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi run ve width ile kurulan hedef ifadeyle tamamlayın: A safety barrier ____ the stage.

Cevabı göster

runs the width of

Anlatım akışı

what's now Greece and Turkey: eski bir bölgeyi günümüzdeki adlarla konumlandırma

what's now Greece and Turkey ifadesinde what's, what is yapısının kısaltmasıdır; what ise söz konusu olan yeri veya bölgeyi belirtir. İfade, bu eski bölgeyi günümüz haritasında kullanılan adlarla tanımlar. Güncel bir coğrafi referans ekler; yeni bir olay anlatmaya başlamaz. Tarih anlatılarında eski bir yerleşimin veya bölgenin bugünkü konumunu göstermek için sık sık in what's now + günümüzdeki yer adı kullanılır.

Alıştırma

Bir tarih anlatısında what's now northern Italy ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Kuzey İtalya’da gerçekleşen yeni bir olayı bildirir.
  2. Geçmişteki bir yeri günümüzdeki coğrafi adla konumlandırır.
  3. Kuzey İtalya’nın bugün ne olduğunu sorar.
Cevabı göster

Geçmişteki bir yeri günümüzdeki coğrafi adla konumlandırır.

Stretching more than 700 km, Dilbilgisi

2:53

700 kilometreden fazla uzanan

this system allowed the edge of the empire Dilbilgisi

2:55

bu sistem, imparatorluğun uç kısımlarının

to warn the emperor of invading armies

2:57

işgalci orduları imparatora bildirmesine olanak tanıdı

within 1 hour of sighting them at the border. Kalıp ifadeler

3:00

sınırda onları gördükten sonraki 1 saat içinde.

Dilbilgisi

Stretching more than 700 km: cümle başındaki present participle öbeği

Stretching more than 700 km, cümle başında yer alan bir present participle öbeğidir. this system ögesinin ne kadar uzağa yayıldığını anlatır; cümlenin tam yüklemi değildir. Ana cümle this system ile başlar ve ana fiili allowed sözcüğüdür. Bu öbek, sistemin uzunluğunu arka plan bilgisine dönüştürerek ana cümlenin sistemin neyi mümkün kıldığına odaklanmasını sağlar. stretching sözcüğünün örtük öznesi, öbeğin hemen ardından gelen ana cümle öznesi this system ifadesidir.

Alıştırma

Hangi cümle, vadi boyunca uzanan şeyi cümle başındaki bir ortaç öbeğiyle doğru biçimde anlatır?

  1. Stretching across the valley, the repair finished yesterday.
  2. Stretching across the valley, the pipeline connects two towns.
  3. Stretching across the valley, engineers repaired the pipeline.
Cevabı göster

Stretching across the valley, the pipeline connects two towns.

Dilbilgisi

allow A to warn someone of something: A'nın birini bir tehlike konusunda uyarmasını sağlamak

Cümle iki yapıyı birleştirir: allow A to do something ve warn someone of something. Sistem, A'nın, yani imparatorluğun sınırında bulunan kişilerin uyarıyı göndermesini mümkün kılar. Burada yer bildiren the edge of the empire ifadesi, o bölgede çalışan kişileri temsil eder. warn the emperor of invading armies ifadesinde the emperor uyarıyı alan kişi, invading armies ise bildirilen tehlikedir. of ile başlayan bölüm uyarının içeriğini belirtir; bir yeri belirtmez.

Alıştırma

İki hedef yapıyı tamamlayın: The safety app allows dispatchers ____ warn drivers ____ road closures.

Cevabı göster

to · of

Kalıp ifadeler

within 1 hour of sighting: bir olaydan itibaren hesaplanan son süre

Within 1 hour bir üst zaman sınırı koyar: eylem, ordular görüldükten sonra en geç bir saat içinde gerçekleşir, ancak daha erken de gerçekleşebilir. Burada sighting görmek veya fark etmek anlamındadır; them ise işgalci orduları belirtir. within + bir süre + of + bir olay yapısında of, süreyi başlatan olayı tanıtır. Olay bir fiille ifade edildiğinde of sighting örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

within + time + of + -ing son süre yapısını tek kelimeyle tamamlayın: The clinic will contact you within two days ____ receiving your request.

Cevabı göster

of

But their advances couldn't protect the empire forever. Anlatım akışı

3:03

Ancak onların ilerlemeleri imparatorluğu sonsuza dek koruyamazdı.

Anlatım akışı

But ... couldn't ... forever: başarılardan sınırlara geçiş

Cümlenin başındaki But, anlatının yönünü değiştirir: imparatorluğun başarılarını sıralamayı bırakıp bu başarıların sınırını göstermeye başlar. their advances ifadesindeki advances, bir ordunun fiziksel ilerleyişini değil, teknolojik ve kültürel gelişmeleri anlatır. couldn't protect ... forever kalıbı, bu ilerlemelerin hiç yardımcı olmadığı anlamına gelmez. Koruma güçlerinin sınırlı olduğunu ve sonunda yetersiz kalacağını göstererek anlatıyı zirve döneminden kriz ya da gerilemeye hazırlar.

Alıştırma

Şu iki İngilizce cümleyi okuyun: The engineers built stronger barriers. But their advances couldn't protect the coast forever. İkinci cümle bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. Bariyerlerin hiçbir zaman koruma sağlamadığını açıklar.
  2. Başarılardan bu başarıların sınırlarına geçer.
  3. Mühendislerin başarılarına başka bir örnek verir.
Cevabı göster

Başarılardan bu başarıların sınırlarına geçer.

In 1203,

3:07

1203'te,

an army of French and Venetian crusaders

3:08

Fransız ve Venedikli haçlılardan oluşan bir ordu

made a deal with a man named Alexios Angelos. Kalıp ifadeler

3:11

Alexios Angelos adında bir adamla anlaşma yaptı.

Kalıp ifadeler

make a deal with: başka bir tarafla anlaşmaya varmak

make a deal with someone, o kişiyle anlaşmaya varmak veya koşullar üzerinde uzlaşmak anlamına gelir. Altyazıda made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir; deal anlaşmayı adlandıran bir isimdir ve with anlaşmanın diğer tarafını belirtir. Anlaşma para, takas, vaat ya da ortak bir plan içerebilir; kesin koşulları çevredeki bağlam gösterir.

Alıştırma

Cümleyi make a deal with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After weeks of negotiation, the museum ____ a private collector.

Cevabı göster

made a deal with

Alexios was the son of a deposed emperor Kelime

3:15

Alexios tahttan indirilmiş bir imparatorun oğluydu

Kelime

deposed emperor: iktidardan uzaklaştırılmış bir imparator

Deposed emperor ifadesinde deposed, depose fiilinin bir isimden önce kullanılan geçmiş zaman ortacı biçimidir. Edilgen anlam taşır: başka kişiler imparatoru resmî yollarla veya zor kullanarak iktidardan uzaklaştırmıştır. İfade, yalnızca bir görevden ayrılmaya değil, siyasi yetkinin kaybedilmesine odaklanır. Bu anlam tarihî ve siyasi anlatılarda yaygındır.

Alıştırma

“The deposed ruler lived in exile.” cümlesinde deposed ne anlama gelir?

  1. İlk kez taç giymiş
  2. Resmî olarak iktidardan uzaklaştırılmış
  3. Kendi isteğiyle emekli olmasına izin verilmiş
Cevabı göster

Resmî olarak iktidardan uzaklaştırılmış

and promised the crusaders vast riches and support

3:18

ve haçlılara büyük zenginlikler ve destek sözü verdi

to help him retake the throne from his uncle. Kalıp ifadeler

3:21

amcasından tahtı geri almasına yardım etmeleri için.

Kalıp ifadeler

retake the throne: kraliyet gücünü geri kazanmak

Retake the throne ifadesinde retake, kaybedilen denetimi yeniden ele geçirmek anlamına gelir. Özne daha önce hüküm sürmüş olabilir ya da iktidarı kaybeden bir hanedanı veya taht iddiasını temsil edebilir. Burada throne yalnızca törensel koltuğu değil, hükümdarın makamını ve yönetme gücünü temsil eder. Retake the throne from someone kalıbı, bu gücü o anda elinde tutan kişiyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi kraliyet gücünü geri kazanmak anlamındaki üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: When the usurper died, the king came home to ____.

Cevabı göster

retake the throne

Alexios succeeded,

3:24

Alexios başarılı oldu,

but after a year the population rebelled

3:26

ama bir yıl sonra halk isyan etti

and Alexios himself was deposed and killed. Dilbilgisi

3:28

ve Alexios'un kendisi de tahttan indirilip öldürüldü.

Dilbilgisi

Alexios himself: himself sözcüğünün vurgu kullanımı

Alexios himself ifadesinde himself, vurgu işlevli bir dönüşlülük zamiridir. Özellikle Alexios'a odaklanır: tahttan indirilen ve öldürülen kişi yalnızca onun müttefikleri ya da düşmanları değil, Alexios'un kendisidir. Burada himself bir fiilin nesnesi değildir; bu yüzden Alexios'un kendisine bir şey yaptığı anlamına gelmez. Bu anlatıda vurgu, iktidarı ele geçirme girişiminin merkezindeki adamın bile aynı sonla karşılaşması şeklindeki tersine dönüşü güçlendirir.

Alıştırma

“The mayor himself opened the meeting.” cümlesinde himself ne işe yarar?

  1. Belediye başkanının kendisini açtığı anlamına gelir.
  2. Toplantıyı bizzat belediye başkanının açtığını vurgular.
  3. meeting sözcüğünün yerini alır.
Cevabı göster

Toplantıyı bizzat belediye başkanının açtığını vurgular.

So Alexios's unpaid army turned their aggression on Constantinople. Kalıp ifadeler

3:32

Böylece Alexios'un ödeme almayan ordusu saldırganlığını Konstantinopolis'e çevirdi.

Kalıp ifadeler

turn one's aggression on ...: düşmanlığı yeni bir hedefe yöneltmek

turn one's aggression on someone or something kalıbı, düşmanca ya da şiddet içeren davranışları yeni bir hedefe yöneltmek demektir. Burada ordu, Konstantinopolis'i saldırganlığının hedefi hâline getirir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: turn his aggression on, turn her aggression on veya turn their aggression on. Bu yapıda on hedefi belirtir; turn ... on, “cihazı açmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi turn one's aggression on kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the negotiations failed, the soldiers ____ the nearby villages.

Cevabı göster

turned their aggression on

They lit massive fires,

3:37

Devasa yangınlar çıkardılar,

which destroyed countless works of ancient and medieval art and literature,

3:39

sayısız antik ve orta çağ sanat ve edebiyat eserini yok ettiler,

leaving about 1/3 of the population homeless. Dilbilgisi

3:43

ve nüfusun yaklaşık 1/3'ünü evsiz bıraktılar.

Dilbilgisi

leaving ... homeless: sonucu bir -ing yan cümlesiyle ifade etmek

Cümle sonundaki -ing yan cümlesi leaving ..., evsiz kalmayı yangınların ve yıkımın sonucu olarak sunar. Buradaki leaving, ayrılmak değil, birini veya bir şeyi belirli bir durumda bırakmak anlamına gelir. Kalıp şöyledir: olay, leaving + nesne + tümleç. Leave about one-third of the population homeless ifadesinde homeless, population'ın sonuçta içinde kaldığı durumu açıklayan nesne tümlecidir.

Alıştırma

Leaving + the village + isolated yapısını kullanarak sonuç ifadesini tamamlayın: The landslide blocked the only road, ____.

Cevabı göster

leaving the village isolated

The city was reclaimed 50 years later by the Roman emperor Michael Palaiologos,

3:47

Şehir 50 yıl sonra Roma imparatoru VIII. Mihail Palaiologos tarafından geri alındı,

but his restored empire Dilbilgisi

3:52

ancak onun yeniden kurduğu imparatorluk

never regained all the territory the crusaders had conquered.

3:53

haçlıların fethettiği toprakların tamamını asla geri kazanamadı.

Dilbilgisi

had conquered: geçmişteki daha erken bir olayı belirtmek

Never regained basit geçmiş zamandadır ve daha sonraki tarihsel sonucu bildirir. All the territory the crusaders had conquered ifadesindeki had conquered geçmiş zamanın hikâyesidir; bu nedenle fetih, daha sonraki bu durumdan önceye yerleştirilir. The crusaders had conquered yan cümlesi hangi topraklardan söz edildiğini belirtir. Had + fiilin üçüncü hâli biçimi, toprakların açıklaması içinde daha erken bir geçmiş zaman katmanı oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi occupy fiilinin geçmiş zamanın hikâyesi biçimiyle tamamlayın: By the time the king returned, the army ____ the city.

Cevabı göster

had occupied

Finally,

3:57

Sonunda,

in 1453,

3:58

1453'te,

Ottoman emperor Mehmed the Conqueror captured Constantinople, Kültür

4:00

Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmed Konstantinopolis'i ele geçirdi,

bringing a conclusive end to the Roman Empire. Anlatım akışı

4:03

Roma İmparatorluğu'na kesin bir son vererek.

Kültür

Mehmed the Conqueror: tarihsel lakap taşıyan bir ad

Mehmed the Conqueror, “ad + the + lakap” kalıbını izler. Mehmed hükümdarın adıdır; the Conqueror ise “fatih” anlamına gelen ve Konstantinopolis'i alan Osmanlı hükümdarı II. Mehmed'le ilişkilendirilen yerleşik, ayırt edici bir lakaptır. Tarih yazılarında böyle bir lakap, kişiyi tanımlamak için kullanılan bilinen adın bir parçası olarak işlev görür. Yalnızca Mehmed'in bu cümlede ne yaptığını anlatan geçici bir yorum değildir.

Alıştırma

Mehmed the Conqueror adında the Conqueror hangi işlevi görür?

  1. Adı belirtilmeyen bir fatihin geçici tanımıdır.
  2. Mehmed'in adına eklenen yerleşik bir tarihsel lakaptır.
  3. Mehmed'in soyadıdır.
Cevabı göster

Mehmed'in adına eklenen yerleşik bir tarihsel lakaptır.

Anlatım akışı

bringing a conclusive end to ...: sonuç bildiren ifade

-ing'li bringing a conclusive end to the Roman Empire yan cümlesi, önceki olayın tamamına, yani Mehmed'in Konstantinopolis'i ele geçirmesine gönderme yapar. İmparatorluğun sona erişini bu olayın sonucu veya daha büyük tarihsel etkisi olarak sunar. Burada bring fiziksel olarak “taşımak” değil, “neden olmak” anlamındadır. Bring an end to, “bir şeyi sona erdirmek” demektir; conclusive ise bu sonun kesin ve nihai olduğunu vurgular. “Virgül + -ing'li sonuç yan cümlesi”, yazarın belirli bir olaydan onun daha geniş etkisine geçmesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bir şeyi kesin biçimde sona erdirmek” anlamına gelen beş sözcüklü sonuç ifadesiyle tamamlayın: The two sides signed a final settlement, ____ the long dispute.

Cevabı göster

bringing a conclusive end to

Despite the Ottoman conquest, Dilbilgisi

4:08

Osmanlı fethine rağmen,

many Greek-speaking inhabitants of the eastern Mediterranean Kelime

4:09

Doğu Akdeniz'in Yunanca konuşan birçok sakini

Kelime

Greek-speaking inhabitants: dil adı + -speaking

Greek-speaking, inhabitants sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. “Yunanca konuşan sakinler” anlamına gelir; speaking onların kullandığı dili anlatır, o anda gerçekleşen bir konuşma eylemini değil. İsimden önce Greek ve speaking tek bir niteleyici olarak çalışır ve kısa çizgiyle birleştirilir. Aynı kalıpla English-speaking countries ve French-speaking communities oluşturulur.

Alıştırma

“İspanyolca konuşabilen” anlamına gelen kısa çizgili birleşik bir sıfat kullanın: The clinic has several ____ doctors.

Cevabı göster

Spanish-speaking

continued to call themselves Romans until the early 21st century. Kültür

4:13

21. yüzyılın başlarına kadar kendilerine Romalı demeye devam etti.

Dilbilgisi

Despite the Ottoman conquest: despite + ad öbeği

Despite the Ottoman conquest bir ödünleme ilişkisi kurar: fethin önceki kimliği sona erdirmesi beklenebilirken ana cümle Romans adının kullanılmaya devam ettiğini söyler. Burada despite bir edattır. Ardından özne ve yüklem içeren tam bir yan cümle değil, the Ottoman conquest ad öbeği gelir.

Alıştırma

Başlangıçtaki düşünceyi despite ile yeniden yazın: “Although there was a delay, we arrived before noon.” ____ the delay, we arrived before noon.

Cevabı göster

Despite

Kültür

continued to call themselves Romans: süregelen bir kimlik

Burada continued to call themselves Romans, bu insanların kendi kimlikleri için Romans adını kullanmayı sürdürdüğü anlamına gelir. call oneself + ad veya etiket kalıbı, “kendini o adla tanımlamak” demektir. Romans burada tarihsel bir öz kimliktir; yalnızca modern bir milliyet ya da Roma şehrinde yaşayanlara verilen bir ad değildir. Siyasi bir imparatorluk sona erse bile insanlar daha eski bir kimlik adını kullanmayı sürdürebilir.

Alıştırma

Cümlede continued to call themselves Romans bize ne anlatıyor?

  1. Kendi kimlikleri için Romans adını kullanmayı sürdürdüler.
  2. 21. yüzyılın başlarına kadar resmen Roma İmparatorluğu tarafından yönetildiler.
  3. Roma’da yaşayan insanlara telefon etmeyi sürdürdüler.
Cevabı göster

Kendi kimlikleri için Romans adını kullanmayı sürdürdüler.

In fact,

4:18

Aslında,

it wasn't until the Renaissance Dilbilgisi

4:18

Rönesans'a kadar

that the term Byzantine Empire was first used.

4:20

Bizans İmparatorluğu terimi ilk kez kullanılmamıştı.

Dilbilgisi

It wasn't until ... that ...: geciken bir olayı vurgulamak

It wasn't until X that Y kalıbı, “Y ancak X zamanında gerçekleşti; daha önce gerçekleşmedi” anlamına gelir. X’in gösterdiği geç zamanı veya aşamayı güçlü biçimde vurgular. Bu cümlede X, the Renaissance; Y ise the term Byzantine Empire was first used bölümüdür. that yan cümlesindeki olay, o zamana kadar gerçekleşmemiş olan olaydır. Daha az vurgulu biçimi The term Byzantine Empire wasn't first used until the Renaissance. cümlesidir.

Alıştırma

Kısaltmalı vurgu kalıbı It wasn't until ... that ... yapısını tamamlayın: It ____ Friday ____ the package arrived.

Cevabı göster

wasn't until · that

For Western Europeans,

4:24

Batı Avrupalılar için,

the Renaissance was about reconnecting with the wisdom of antiquity. Kalıp ifadeler

4:25

Rönesans, antik çağın bilgeliğiyle yeniden bağlantı kurmakla ilgiliydi.

Kalıp ifadeler

was about reconnecting with: temel düşünceyi be about doing ile anlatmak

Bu cümlede was about reconnecting with, antik çağın bilgeliğiyle yeniden bağ kurmanın Rönesans'ın temel düşüncesi veya amacı olduğu anlamına gelir. About, bir şeyin özünde neye odaklandığını belirtir; burada “etrafında” anlamına gelmez. About bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: be about doing something. Bu yapı bir hareketin, projenin, tartışmanın veya hikâyenin özünü özetleyebilir.

Alıştırma

Temel amacı belirtmek için be about doing kullanın: The workshop ____ learning to listen, not winning arguments.

Cevabı göster

is about

And since the existence of a medieval Roman Empire Anlatım akışı

4:29

Ve orta çağda bir Roma İmparatorluğu'nun varlığı

suggested there were Europeans who'd never lost touch with antiquity, Deyimler

4:32

antik çağla bağını hiç koparmamış Avrupalılar olduğunu gösterdiğinden,

Deyimler

lose touch with antiquity: antik çağla bağını kaybetmek

Lose touch with, var olan bir bağın artık sürdürülmediğini anlatır. Bir kişiyle kullanıldığında genellikle artık iletişim kurmamak; bir düşünce, gelenek veya gerçekle kullanıldığında ise ondan kopmak ya da onu artık iyi anlayamamak anlamına gelir. Burada never lost touch with antiquity, bu Avrupalıların antik dünya ve onun kültürel geleneğiyle bağlarını sürdürdükleri anlamındadır. Touch mecazidir; fiziksel temas anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi lose touch with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After years away from the field, Maya ____ the latest research.

Cevabı göster

lost touch with

Western Europeans wanted to draw clear lines Deyimler

4:35

Batı Avrupalılar net çizgiler çizmek istediler

between the ages.

4:38

çağlar arasında.

Anlatım akışı

since ... suggested ...: nedeni sonuçtan önce sunmak

Burada since, geçmişteki bir zamandan itibaren değil, because yani “çünkü” anlamına gelir. Bir neden cümleciği başlatır: Orta Çağ'da bir Roma İmparatorluğu'nun varlığı, bazı Avrupalıların antik çağla bağını hiç kaybetmediğini gösteriyordu. Ana cümle daha sonra bunun sonucundaki tepkiyi verir: Batı Avrupalılar çağlar arasına net sınırlar çizmek istiyordu. Since cümleciğini başa koymak, açıkladığı sonuç veya eylemden önce kanıtın sunulmasını sağlar. Bu cümlecikte suggested, kanıtın neyi gösterdiğini açıklar; there were öncesinde isteğe bağlı that sözcüğü düşürülmüştür.

Alıştırma

Kanıtı karardan önce gerekçe olarak sunmak için since kullanın: ____ the survey suggested demand was falling, the company delayed its launch.

Cevabı göster

Since

Deyimler

draw clear lines between the ages: çağları açıkça ayırmak

Draw clear lines between, kategorileri veya dönemleri birbirinden belirgin biçimde ayrı kabul etmeyi anlatan bir mecazdır. İki şey için draw a clear line between A and B, birkaç şey için draw clear lines between several things kullanılabilir. Bu cümlede wanted to, bu kavramsal sınırları oluşturma niyetini ifade eder; the ages ise tarihsel dönemleri anlatır. Kâğıt ya da harita üzerine gerçek çizgiler çizilmesinden söz edilmez.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? The report draws a clear line between verified facts and personal opinions.

  1. Hem gerçekleri hem de görüşleri tartışmayı reddeder.
  2. Her iki yazı türünün üzerinden görünür bir çizgi çizer.
  3. Doğrulanmış gerçeklerle kişisel görüşleri açıkça ayırır.
Cevabı göster

Doğrulanmış gerçeklerle kişisel görüşleri açıkça ayırır.

To better distinguish the classical Latin-speaking pagan Roman Empire Dilbilgisi

4:40

Klasik Latince konuşan pagan Roma İmparatorluğu'nu

from the medieval Greek-speaking Christian Roman Empire,

4:44

orta çağda Yunanca konuşan Hristiyan Roma İmparatorluğu'ndan daha iyi ayırmak için,

scholars renamed the latter group Byzantines. Kelime

4:47

bilginler bu ikinci grubu Bizanslılar olarak yeniden adlandırdılar.

Dilbilgisi

To better distinguish A from B: A'yı B'den daha iyi ayırt etmek için

Baştaki To better distinguish A from B mastar öbeği, ana eylemin amacını belirtir: Akademisyenler, iki imparatorluk daha açık biçimde ayırt edilebilsin diye adı değiştirmiştir. Better, distinguish fiilini niteler. distinguish A from B kalıbı kullanılır. A, tanımlanan ilk ögedir; from ise onunla karşılaştırılan ikinci ögeyi getirir. To + fiilin yalın hâliyle kurulan bir öbek, bir eylemin amacını açıklamak için ana cümleden önce gelebilir.

Alıştırma

Amaç bildiren öbeği gerekli edatla tamamlayın: To better distinguish the two teams ____ each other, the organizers used different colors.

Cevabı göster

from

Kelime

the latter group: iki gruptan ikincisi

The latter group, az önce sözü edilen iki imparatorluktan ikincisine, yani Orta Çağ'ın Yunanca konuşan Hristiyan Roma İmparatorluğu'na gönderme yapar. Böylece uzun adın tekrarlanması önlenir. İki ögeye yeniden gönderme yapılırken the former birinciyi, the latter ise ikinciyi gösterir. Burada latter, group adını niteler; ikinci imparatorluk daha sonra var olduğu için yalnızca “daha yeni” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir rapor önce güneş enerjisinden, sonra rüzgâr enerjisinden söz ediyor ve ardından "The latter is cheaper here." diyor. the latter neyi gösterir?

  1. Daha sonraki bir rapor
  2. Rüzgâr enerjisi
  3. Güneş enerjisi
Cevabı göster

Rüzgâr enerjisi

And thus, Anlatım akışı

4:51

Ve böylece,

100 years after it had fallen, Dilbilgisi

4:52

çöküşünden 100 yıl sonra,

the Byzantine Empire was born.

4:54

Bizans İmparatorluğu doğdu.

Anlatım akışı

And thus ... was born: ironik bir sonuçla toparlama

And thus, cümlenin önceki açıklamadan çıkarılan sonuç olduğunu gösterir ve son ifadeyi kısa bir toparlamaya dönüştürür. Buradaki the Byzantine Empire was born mecazidir: sonraki ad ve kavram, imparatorluk zaten yıkıldıktan bir yüzyıl sonra kullanılmaya başlamıştır. Bu zamanlama ironik bir son yaratır; imparatorluğun o sırada kurulduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlenin son kısmı temel olarak ne yapıyor?

  1. İmparatorluğun çöküşünden tam yüz yıl sonra yeniden kurulduğunu söyler.
  2. Önceki açıklamayı özetleyerek sonraki adın ancak imparatorluk yıkıldıktan sonra ortaya çıktığını söyler.
  3. Bir imparatorun doğumu hakkında ayrı bir hikâye başlatır.
Cevabı göster

Önceki açıklamayı özetleyerek sonraki adın ancak imparatorluk yıkıldıktan sonra ortaya çıktığını söyler.

Dilbilgisi

100 years after it had fallen: daha önceki geçmişi belirtme

Had fallen, past perfect yapısıdır. İmparatorluğun yıkılışını was born ile belirtilen daha sonraki geçmiş olaydan önceye yerleştirir. Zaman sırası şöyledir: önce imparatorluk yıkıldı; yüz yıl sonra ad ortaya çıktı. Buradaki fall, bir şeyin fiziksel olarak düşmesi değil, bir imparatorluğun veya siyasi gücün çökmesi anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle tiyatronun kapanışının yeniden açılışından önce olduğunu past perfect ile açıkça gösterir?

  1. The theater has closed, and it will reopen as a museum in fifty years.
  2. Fifty years after the theater closed, it reopened as a museum.
  3. Fifty years after the theater had closed, it reopened as a museum.
Cevabı göster

Fifty years after the theater had closed, it reopened as a museum.

Want to learn more about the Byzantine church

4:57

Bizans kilisesi hakkında daha fazla bilgi edinmek ister misiniz

mentioned in this video?

4:59

bu videoda bahsedilen?

Check out this lesson

5:01

Bu derse göz atın

and learn how Hagia Sophia spanned empires,

5:02

ve Ayasofya'nın imparatorluklara nasıl yayıldığını,

housed multiple religions,

5:05

birden fazla dini nasıl barındırdığını,

and is somehow decorated with both ancient Greek columns

5:07

ve bir şekilde hem antik Yunan sütunlarıyla

and Viking runes.

5:10

hem de Viking rünleriyle nasıl süslendiğini öğrenin.