Sanatçıların beyinleri farklı mıdır? - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
922 kelime 163 kel/dk

Video özeti: Program, sanatçıların beyninin farklı çalışıp çalışmadığını inceliyor. Sanatçıların görsel dikkatine ilişkin bir araştırmayı, sanatsal becerilerin eğitimle kazanılabileceğini düşünen, kendi kendini yetiştirmiş bir ressamın görüşüyle karşılaştırıyor. Kesin bir sonuca varmıyor ve her beynin bilgiyi kendine özgü biçimde seçip tamamlayabileceğini öne sürüyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. artists actually take a more global approach to looking, — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler. take an approach to yapısının bir etkinlikte izlenen yöntemi anlattığını öğrenin. Buradaki global, ayrı ayrıntılara değil genel görüntüye bakmak demektir; aynı kalıbı öğrenme, analiz etme veya sorun çözme yöntemlerini karşılaştırırken de kullanabilirsiniz. 2. blown away, — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bu gündelik ifadenin rüzgârla fiziksel olarak savrulmak değil, “çok etkilenmek veya şaşırmak” anlamına geldiğini ayırt edin. Böylece sohbet ve röportajlardaki güçlü tepkileri anlayabilir; bir deneyim ya da gelişme beklentileri büyük ölçüde aştığında ifadeyi doğal biçimde kullanabilirsiniz. 3. how old child prodigy Mozart was when he — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. asked sonrasında gelen dolaylı soruda was Mozart değil, Mozart was biçimindeki düz cümle sırasının kullanıldığına dikkat edin. Bu kalıp, geçmişteki bir olay sırasında birinin kaç yaşında olduğuna ilişkin soruyu doğru aktarmanızı ve özneyle fiili ters çevirme hatasından kaçınmanızı sağlar.

Bu derste

6 Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:02

BBCLearningEnglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, BBC Learning English'ten 6 Minute English programındasınız.

I'm Neil.

0:12

Ben Neil.

And I'm Sam.

0:12

Ve ben Sam.

Would you say you're artistic, Sam? Ton ve niyet

0:13

Sanatsal olduğunu söyler misin, Sam?

Ton ve niyet

Would you say ...?: nazikçe öz değerlendirme sormak

Would you say + yan cümle? dinleyenin değerlendirmesini sorar. Bu cümlede “Kendini sanatsal biri olarak görüyor musun?” anlamına gelir; say yalnızca “kelimeleri söylemek” demek değildir. Are you artistic? sorusuyla karşılaştırıldığında daha az keskindir ve Sam'e katılma, reddetme ya da cevabını açıklama alanı bırakır. Basit bir olgudan çok, düşünülmüş kişisel bir değerlendirme istediğinizde bu kalıp kullanışlıdır.

Alıştırma

“Would you say you're a patient person?” cümlesinde Would you say ne işe yarar?

  1. Dinleyenin kesinlikle sabırlı olduğunu söyler.
  2. Dinleyenden nazikçe kendisini değerlendirmesini ister.
  3. Dinleyenden patient kelimesini tekrarlamasını ister.
Cevabı göster

Dinleyenden nazikçe kendisini değerlendirmesini ister.

Can you draw or paint?

0:16

Çizebilir veya boyayabilir misin?

Do you dance or play music?

0:17

Dans eder misin veya müzik çalar mısın?

I play the piano a bit. Ton ve niyet

0:19

Biraz piyano çalarım.

Ton ve niyet

a bit ile beceri ifadesini mütevazı biçimde sınırlamak

Burada cümle sonundaki a bit, “az bir ölçüde” veya “biraz” anlamına gelir. I play the piano ifadesini sınırlar: konuşan kişi piyano çalabilir, ancak ileri düzeyde olduğunu iddia etmez. Bir beceri ya da etkinlikten söz ederken a bit eklemek çoğu zaman mütevazı veya temkinli bir ton verir. Böylece yeteneğinizi olduğundan güçlü göstermeden bir miktar beceriniz olduğunu söyleyebilirsiniz.

Alıştırma

Beceri ifadesini mütevazı yapmak için cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: I play chess ____, but I'm still learning.

Cevabı göster

a bit

Yes, I'd say I'm quite artistic. Ton ve niyet

0:21

Evet, oldukça sanatsal olduğumu söyleyebilirim.

Ton ve niyet

I'd say: kişisel bir yargıyı daha yumuşak ifade etmek

I'd say, I would say ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada konuşanın üzerinde düşünülmüş kişisel yargısını sunar: konuşana göre kendisi oldukça sanatçı ruhludur. Bu değerlendirme mutlak bir gerçek gibi ifade edilmez. Tekrar kullanılabilen bir konuşma kalıbı olarak I'd say + cümlecik, görüş, tahmin veya değerlendirmeyi biraz mesafe ya da temkinle aktarmayı sağlar. Çoğu zaman yalnızca ardından gelen cümleciği söylemekten daha az kesin duyulur.

Alıştırma

Bunu kişisel bir yargı olarak sunmak için I would say ifadesinin kısaltmasını kullanın: ____ this plan is the safest option.

Cevabı göster

I'd say

How about you, Neil?

0:24

Peki ya sen, Neil?

Well, if you count playing football as artistic, Dilbilgisi

0:25

Eğer futbol oynamayı sanatsal sayarsan,

then yes, but basically no,

0:27

o zaman evet, ama temelde hayır,

Dilbilgisi

if you count playing football as ...: A'yı B olarak sınıflandırmak

count A as B kalıbı, A'yı B'ye dâhil etmek veya B olarak sınıflandırmak anlamına gelir. if you count playing football as artistic ifadesinde A playing football, B ise artistic sözcüğüdür. Buradaki count bir sayıyı hesaplamak anlamına gelmez. if cümleciği şakacı bir koşul oluşturur: cevap ancak artistic sözcüğü alışılmadık ölçüde geniş tanımlanırsa evet olabilir. Kategorileri, kuralları veya bir şeyin gerekli niteliğe sahip olup olmadığını tartışırken bu kalıbı yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

count A as B kalıbını tamamlayın: Does the school count chess ____ a sport?

Cevabı göster

as

I can't paint.

0:29

resim yapamam.

We've been wondering why artistic ability comes more naturally to some people than others. Kalıp ifadeler

0:30

Sanatsal yeteneğin neden bazı insanlara diğerlerinden daha doğal geldiğini merak ediyorduk.

Kalıp ifadeler

more naturally to some: doğal kolaylığı karşılaştırmak

something comes naturally to someone yapısında bir beceri veya etkinlik o kişiye kolay ve sezgisel gelir. Kişinin yine de pratik yapması gerekebilir; bu ifade onun hiç çaba göstermediği anlamına gelmez. more naturally to some people than others insanları karşılaştırır. Burada bazı insanların sanatsal yeteneği daha sezgisel biçimde kullanabildiği veya geliştirebildiği anlatılır.

Alıştırma

Cümleyi come naturally to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Solving puzzles ____ Noah.

Cevabı göster

comes naturally to

So in this program,

0:35

Bu yüzden bu programda,

we'll be asking, are artists' brains different? Anlatım akışı

0:37

sanatçıların beyinlerinin farklı olup olmadığını soracağız.

Anlatım akışı

we'll be asking: ana soruyu önceden belirtmek

Bir programın veya konuşmanın başında we'll be asking, konuşmacıların ele alacağı soruyu önceden belirtir. Buradaki asking, yalnızca bir kişiden cevap istemek değil, bir soruyu araştırmak veya tartışmak anlamına gelir. Bu ifade bir yönlendirme işareti gibi çalışır: Önce we'll be asking denir, ardından ana soru belirtilir. Böylece dinleyiciler programın geri kalanının ne hakkında olacağını bilir.

Alıştırma

Bir programın başında ana soruyu en iyi hangi cümle önceden belirtir?

  1. Please ask your question after the talk.
  2. We asked our guest that question yesterday.
  3. Today, we'll be asking why some birds fly at night.
Cevabı göster

Today, we'll be asking why some birds fly at night.

We'll hear two expert opinions and as usual,

0:40

İki uzman görüşü dinleyeceğiz ve her zamanki gibi,

we'll learn some useful new vocabulary as well. Kalıp ifadeler

0:43

aynı zamanda bazı yararlı yeni kelimeler öğreneceğiz.

Kalıp ifadeler

as well ile cümle sonunda benzer bilgi eklemek

Bu cümlede as well, “de/da” veya “ayrıca” anlamına gelir. Cümlenin sonunda yer alır ve yeni kelimeler öğrenmeyi daha önce sözü edilen diğer şeylere ekler. Temel söz dizimini değiştirmeden benzer bir olgu, eylem, kişi veya şeyi daha eklemek için as well ifadesini cümle sonunda kullanın.

Alıştırma

Cümlenin sonunda doğal olarak kullanılan ve “de/da” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Jay will bring some paper, and he'll bring colored pencils ____.

Cevabı göster

as well

So what do you think, Neil?

0:46

Peki sen ne düşünüyorsun, Neil?

Are artists' brains different from other people's?

0:48

Sanatçıların beyinleri diğer insanlarınkinden farklı mıdır?

I'm not sure, Sam,

0:51

Emin değilim, Sam,

but it's true that many artists behave differently, Anlatım akışı

0:53

ama birçok sanatçının farklı davrandığı doğru,

often in very strange ways.

0:56

genellikle çok tuhaf şekillerde.

Anlatım akışı

but it's true ile dengeleyici bir gerçeği kabul etmek

Cümlenin başındaki it's true that, konuşanın sonraki yan cümleyi bir gerçek olarak kabul ettiğini dinleyicilere gösterir. Burada but, kabul edilen bu gerçeği daha önceki farklı bir görüşe bağlar. But it's true that birlikte bir köprü gibi çalışır: bir noktayı kabul eder ve konuşanın daha kapsamlı veya dengeli bir açıklamayla devam etmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede dengeleyici bir gerçeği kabul etmek için but it's true that kullanılmıştır?

  1. But the game starts at three o'clock.
  2. Is it true that the game is difficult?
  3. The game is difficult, but it's true that practice makes it easier.
Cevabı göster

The game is difficult, but it's true that practice makes it easier.

For example,

0:58

Örneğin,

did you know that Michelangelo worked so hard he never took a bath? Dilbilgisi

0:59

Michelangelo'nun hiç banyo yapmayacak kadar çok çalıştığını biliyor muydun?

Dilbilgisi

so hard (that) ...: dereceyi sonuca bağlama

worked so hard (that) he never took a bath ifadesinde so, hard zarfının derecesini güçlendirir; ardından gelen yan cümle sonucu ya da uç bir sonucu verir. Kalıp so + sıfat/zarf + (that) + sonuç cümlesi şeklindedir. Burada hard, nasıl çalıştığını anlatır. That özellikle konuşmada atılabilir; bu yüzden sonuç cümlesi doğrudan he ile başlayabilir.

Alıştırma

Sonuç yapısını tamamlayın: The music was ____ loud that we could hear it outside.

Cevabı göster

so

Or that guitar legend Jimi Hendrix once set fire to his guitar on stage? Kalıp ifadeler

1:03

Ya da gitar efsanesi Jimi Hendrix'in bir zamanlar sahnede gitarını ateşe verdiğini?

Kalıp ifadeler

once set fire to: geçmişte bir keresinde bir şeyi yakmak

once set fire to his guitar ifadesinde set fire to + nesne, bir şeyin yanmaya başlamasına neden olmak anlamındaki sabit bir ifadedir. Yanan şey to sözcüğünden sonra gelir. Özne bir insan olduğunda eylem çoğu zaman kasıtlı gibi duyulur; ancak yıldırım veya kıvılcım da set fire to something yapısının öznesi olabilir. Once burada geçmişte bir keresinde veya bir zamanlar anlamına gelir. Bu cümlede -er ermez anlamında değildir.

Alıştırma

Geçmişte bir keresinde anlamını veren sözcükle, bir şeyin yanmaya başlamasına neden olmak anlamındaki sabit ifadeyi kullanarak tamamlayın: During an old stage show, the magician ____ a paper rose.

Cevabı göster

once set fire to

We'll hear more about the artist’s brain soon,

1:09

Sanatçının beyni hakkında yakında daha fazla şey duyacağız,

but first I have a question for you. Anlatım akışı

1:11

ama önce sana bir sorum var.

Anlatım akışı

first I have a question for you: sıradaki adımı belirtmek

First burada bir sıralama işareti olarak kullanılır. Dinleyiciye şimdi ne olacağını gösterir: I have a question for you, anlatımı bilgi vermekten yanıt istemeye geçirir. But first ile konuşmacı, devam etmeden önce bu adımı yapmak için beklenen akışı kısa süreliğine durdurur. Bu kalıp ders, sunum veya etkinlik akışını yönlendirmede kullanılabilir.

Alıştırma

Bir sunumcu giriş bölümüne kısa bir ara verip devam etmeden önce dinleyicilere soru sormak istiyor. Hangi cümle en uygundur?

  1. After that, I answered your question.
  2. But first, I have a question for you.
  3. That was the last question for you.
Cevabı göster

But first, I have a question for you.

As you said,

1:13

Söylediğin gibi,

artistic ability comes naturally to some people,

1:14

sanatsal yetenek bazı insanlara doğal gelir,

including the famous composer Wolfgang Amadeus Mozart.

1:17

ünlü besteci Wolfgang Amadeus Mozart da dahil.

Mozart was considered a child prodigy, Kelime

1:22

Mozart bir harika çocuk olarak kabul edilirdi,

a young child with very great musical talent.

1:25

çok büyük müzik yeteneği olan küçük bir çocuk.

Kelime

child prodigy: çok küçük yaşta olağanüstü yetenek

Child prodigy, çok küçük yaşta olağanüstü yetenek gösteren bir çocuğu anlatan isim grubudur. Bu cümlede virgülden sonraki bölüm, Mozart'ın büyük müzik yeteneğini anlatarak terimi açıklar. Bu ifade genellikle a child prodigy in music, mathematics, or chess örneğinde olduğu gibi bir alanla birlikte kullanılır.

Alıştırma

Dokuz yaşındaki bir çocuk en zor konser parçalarını olağanüstü bir düzeyde çalabiliyor. En kesin tanım hangisidir?

  1. a music beginner
  2. a child prodigy
  3. a talented child
Cevabı göster

a child prodigy

So how old was Mozart when he composed his first piece of music? Dilbilgisi

1:28

Peki, Mozart ilk müzik eserini bestelediğinde kaç yaşındaydı?

Dilbilgisi

How old was Mozart when ...?: geçmişteki bir olay sırasında yaşı sormak

How old was + kişi + when + geçmiş olay? kalıbı, olay gerçekleştiğinde kişinin kaç yaşında olduğunu sorar. Bu cümlede Mozart ile was kullanılır; when yan cümlesi de zamanı belirleyen olayı söyler. So, soruyu önceki konuşmaya bağlar. Yaş sorma kalıbını değiştirmez.

Alıştırma

Hangi soru Maya’nın ilk yarışını kazandığında kaç yaşında olduğunu doğru biçimde soruyor?

  1. How old Maya was when she won her first race?
  2. How old was Maya when she won her first race?
  3. How old did Maya when she won her first race?
Cevabı göster

How old was Maya when she won her first race?

Was he A, 5 years old,

1:32

A, 5 yaşında mıydı,

B, 10 years old,

1:34

B, 10 yaşında mı,

or C, 15 years old?

1:36

yoksa C, 15 yaşında mı?

I'll guess he was A, Ton ve niyet

1:38

A şıkkı,

Ton ve niyet

I'll guess: emin olmadan cevap vermek

I'll guess, “şimdi bir tahminde bulunacağım” anlamına gelir. Emin olunmayan bir cevabı tanıtır; bu nedenle cevabı doğrudan söylemekten daha az kesin duyulur. I'll, I will ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Buradaki will, cevap verme anında alınan bir kararı gösterir: konuşan kişi bir cevap denemeye o anda karar verir.

Alıştırma

Emin değilsiniz ve şimdi mavi kapıyı seçmeye karar veriyorsunuz. Hangi cevap bunun bir tahmin olduğunu açıkça gösterir?

  1. I'll guess it's the blue door.
  2. I know it's the blue door.
  3. I'll prove it's the blue door.
Cevabı göster

I'll guess it's the blue door.

5 years old.

1:39

5 yaşında olduğunu tahmin edeceğim.

Okay, Sam.

1:40

Tamam, Sam.

I'll reveal the answer later in the program. Kalıp ifadeler

1:41

Cevabı programın ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım.

Kalıp ifadeler

reveal the answer later: cevabı daha sonra açıklamak

Reveal the answer later ifadesinde the answer açıklanacak şeyi, later ise bunun ne zaman olacağını belirtir. Reveal, gizli veya bilinmeyen bir şeyi bilinir hâle getirmek demektir. Bu ifade cevabı şimdilik gizli tutar ve daha sonra açıklanacağını bildirir. Önemli olan açıklama anıysa say the answer ifadesinden daha doğaldır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki “cevabı açıklamak” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The host will ____ later.

Cevabı göster

reveal the answer

If artists' brains are different, Dilbilgisi

1:44

Eğer sanatçıların beyinleri farklıysa,

it could mean they see the world in unusual ways. Deyimler

1:46

bu, dünyayı alışılmadık şekillerde gördükleri anlamına gelebilir.

Dilbilgisi

If ..., it could mean ...: olası bir açıklama sunmak

If ..., it could mean ... kalıbı bir koşulu veya gözlemi olası bir açıklamayla ilişkilendirir. If yan cümlesi üzerinde düşünülen bilgiyi verir, it ise bu durumun tamamına gönderme yapar. Could, çıkarımı temkinli hâle getirir: açıklama mümkündür ancak kanıtlanmış değildir. Kanıtlar bir fikre işaret ediyor ancak kesin bir sonuca yetmiyorsa bu kalıbı kullanın.

Alıştırma

Temkinli çıkarımı dersteki iki kelimelik tam ifadeyle tamamlayın: If the screen stays dark, it ____ the battery is empty.

Cevabı göster

could mean

Deyimler

see the world in unusual ways: dünyayı alışılmadık şekillerde görmek

Burada see the world yalnızca gözlerle bakmak anlamına gelmez. Bir kişinin hayatı ve çevresindeki şeyleri nasıl anladığını ifade eder. in unusual ways sözleri, bu anlama biçiminin alışılmış olandan farklı olduğunu ekler. Aynı yapı bir kişinin bakış açısını, hayal gücünü veya sanatsal düşünme biçimini anlatabilir.

Alıştırma

Art can help us see the world differently cümlesinde see the world ne anlama gelir?

  1. Dünya gezegenine gözlerle bakmak
  2. Dünyadaki her ülkeyi ziyaret etmek
  3. Hayatı anlamak ve hayat üzerine düşünmek
Cevabı göster

Hayatı anlamak ve hayat üzerine düşünmek

Dr. Rebecca Chamberlain is a researcher in the neuroscience of art. Kültür

1:50

Dr. Rebecca Chamberlain sanat nörobilimi alanında bir araştırmacıdır.

Kültür

the neuroscience of art: sanatın sinirbilimi

Sanatın sinirbilimi, beynin sanatı deneyimleme ve üretme süreçlerine nasıl katıldığını sinirbilim aracılığıyla inceleyen bir alandır. İnsanların görüntüleri nasıl gördüğünü, sanat eserlerine nasıl tepki verdiğini veya nasıl sanat ürettiğini araştırabilir. Bu cümlede ifade, Dr. Rebecca Chamberlain'ın araştırma alanını adlandırır. Sanat konusunu beynin bilimsel olarak incelenmesiyle ilişkilendirir.

Alıştırma

the neuroscience of art neyi inceler?

  1. Sanatçıların bir tablonun fiyatına nasıl karar verdiği
  2. Boyanın nasıl üretildiği
  3. Beynin sanatı deneyimleme ve üretme süreçlerine nasıl katıldığı
Cevabı göster

Beynin sanatı deneyimleme ve üretme süreçlerine nasıl katıldığı

She investigates how artists see the objects they are drawing

1:55

Sanatçıların çizdikleri nesneleri nasıl gördüklerini araştırıyor

by measuring saccades, Kelime

1:58

sakkadları ölçerek,

the rapid movements our eyes make as they jump from one thing to another.

2:00

gözlerimizin bir şeyden diğerine atlarken yaptığı o hızlı hareketleri.

Kelime

saccades: sabitleme noktaları arasındaki hızlı göz hareketleri

Saccades, saccade sözcüğünün çoğuludur. Bir saccade, bakışı bir sabitleme noktasından diğerine taşıyan çok hızlı bir göz hareketidir. Bu cümlede virgülden sonraki sözler teknik terimi doğrudan açıklar: gözler bir şeyden diğerine hızla “sıçrar”. Sakkadlar göz kırpma veya yavaş ve düzgün göz hareketleri değildir.

Alıştırma

Saccades nedir?

  1. Bir sabitleme noktasından diğerine hızlı göz hareketleri
  2. Göz kapaklarını yavaşça kapatıp açmak
  3. Başın tamamını sabit bir hızla hareket ettirmek
Cevabı göster

Bir sabitleme noktasından diğerine hızlı göz hareketleri

Here she shares her findings with BBC World Service program Crowd Science.

2:05

Burada bulgularını BBC World Service'in Crowd Science programı ile paylaşıyor.

Artists seem to be processing the visual world in a different way to non-artists, Kalıp ifadeler

2:10

Sanatçılar görsel dünyayı sanatçı olmayanlardan farklı bir şekilde işliyor gibi görünüyor,

Kalıp ifadeler

be processing the visual world: beynin gördüklerini işlemesi

Burada process, bir şeyi fiziksel olarak yapmak veya üretmek anlamına gelmez. Beynin görsel bilgiyi alması, düzenlemesi ve yorumlaması anlamına gelir. The visual world, kişinin görebildiği nesneleri, şekilleri, renkleri, konumları ve diğer görsel ayrıntıları ifade eder. Be processing biçimi bunu devam eden bir zihinsel etkinlik olarak sunar. Tam yapı olan seem to be processing içinde seem, iddiayı temkinli hâle getirir: kanıtlar bir farklılık olduğunu düşündürür, ancak beynin içinde tam olarak ne olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için process visual information ifadesini doğru biçimde kullanın: The brain is constantly ____ from our eyes.

Cevabı göster

processing visual information

particularly when they're drawing.

2:15

özellikle de çizim yaparlarken.

The artists actually take a more global approach to looking, Kalıp ifadeler

2:16

Sanatçılar aslında bakma eylemine daha küresel bir yaklaşım benimsiyorlar,

Kalıp ifadeler

bakmaya daha bütüncül bir yaklaşım getirmek

Take a more global approach to looking, daha geniş ve bütünü dikkate alan bir bakış biçimi kullanmak demektir. Buradaki global, “genel” veya “bütüncül” anlamındadır; “uluslararası” anlamında değildir. Yapı take a/an + adjective + approach to + noun or -ing form şeklindedir. Approach to looking ifadesindeki to bir edattır, bu yüzden looking doğal biçimdir. Bu kalıp, bir şeyi yapma yöntemini anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi take a careful approach to + -ing kalıbını oluşturacak iki sözcükle tamamlayın: She takes a careful ____ planning each lesson.

Cevabı göster

approach to

so they make bigger saccades,

2:21

bu yüzden daha büyük sakkadlar yapıyorlar,

bigger eye movements,

2:23

daha büyük göz hareketleri,

and shorter fixations on the image. Kelime

2:24

ve resim üzerinde daha kısa süreli odaklanmalar.

Kelime

görüntü üzerindeki daha kısa göz sabitlemeleri

Göz izleme araştırmalarında fixation, gözlerin bir noktada görece sabit kaldığı kısa bir süredir. Shorter fixations on the image, her bir bakış duraklamasının daha kısa sürmesi demektir. Bu ifade, birinin görüntüyü ne kadar sevdiğini değil, göz hareketini anlatır. On the image, sabitlemelerin görüntü üzerinde gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

Bir göz izleme raporunda “The viewer made several short fixations on the face” ne anlama gelir?

  1. İzleyici yüze hiç bakmadı.
  2. İzleyici yüze takıntılı hâle geldi.
  3. İzleyicinin gözleri yüzün üzerinde birkaç kez kısa süre durdu.
Cevabı göster

İzleyicinin gözleri yüzün üzerinde birkaç kez kısa süre durdu.

So it's almost like they're getting much more of a kind of Anlatım akışı

2:28

Yani bu neredeyse baktıkları şeyin daha çok

Anlatım akışı

So it's almost like: yaklaşık bir benzetme başlatmak

So, bu cümleyi önceki açıklamaya bağlar. Konuşanın buradan bir sonuç çıkaracağını ya da fikri başka bir şekilde anlatacağını gösterir. it's almost like, iki şeyin tamamen aynı olduğunu iddia etmeden bir benzetme başlatır. almost, arada farklar olabileceğini gösterir: benzetme fikri açıklamaya yardım eder ama birebir değildir. Ardından genellikle tam bir yan cümle gelir.

Alıştırma

"So it's almost like the map lets you see the whole problem from above," cümlesinde başlangıç ne yapıyor?

  1. İki şeyin tamamen aynı olduğunu söyler.
  2. İki şey arasındaki her türlü benzerliği reddeder.
  3. Önceki açıklamaya bağlanır ve yaklaşık bir karşılaştırma başlatır.
Cevabı göster

Önceki açıklamaya bağlanır ve yaklaşık bir karşılaştırma başlatır.

gist level view of the thing that they're looking at. Kelime

2:31

ana fikrine dayalı bir görüş elde ediyorlar gibi.

Kelime

gist level view: ayrıntısız genel bir izlenim

Bu cümlede gist level view, bakılan şeye dair geniş ve genel bir izlenim demektir. Kişi her ayrıntıyı algılamak yerine ana fikri veya genel biçimi kavrar. gist temel anlamı, level ayrıntı derecesini, view ise ortaya çıkan izlenimi belirtir. Bu ifade bilginin nasıl algılandığını anlatır; fiziksel olarak yüksek bir yerden bakmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir rapora ilişkin gist-level view size ne sağlar?

  1. Çok fazla ayrıntı olmadan ana fikre dair genel bir anlayış.
  2. Rapordaki her küçük ayrıntının kaydı.
  3. Rapora fiziksel olarak daha yüksek bir konumdan bakış.
Cevabı göster

Çok fazla ayrıntı olmadan ana fikre dair genel bir anlayış.

Rebecca's experiments seem to confirm that artists' brains work differently Anlatım akışı

2:35

Rebecca'nın deneyleri sanatçıların beyinlerinin farklı çalıştığını doğruluyor gibi görünüyor,

Anlatım akışı

experiments seem to + fiil: temkinli bir sonuç

Burada experiments öznedir ve seem to, ardından gelen confirm that artists' brains work differently sonucunu sunar. Cümle önce kanıtın kaynağını, sonra da temkinli bir yorumu verir. Seem to + fiilin yalın hâli, bir şeyin “kesinlikle” gerçekleştiğini değil, “gerçekleşiyor gibi göründüğünü” anlatır. Kanıtın neye işaret ettiğini aktarırken sonucun tamamen kesin olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Hangi cümle kanıtı temkinli bir şekilde aktarıyor?

  1. The test results seem to support our idea.
  2. The test results prove our idea beyond any doubt.
  3. The test results have nothing to do with our idea.
Cevabı göster

The test results seem to support our idea.

because of their processing of the visual world,

2:40

görsel dünyayı işlemeleri sebebiyle,

the way their brains make sense of information. Kalıp ifadeler

2:44

yani beyinlerinin bilgiyi anlamlandırma şekilleriyle.

Kalıp ifadeler

make sense of information: bilgiyi anlamlandırmak

Make sense of information, bilgiyi anlaşılır hâle gelene kadar düzenlemek ve yorumlamak demektir. Özellikle içerik yeni, karmaşık veya belirsiz olduğunda anlamı bulma sürecini vurgular. Yapı make sense of + isim veya yan cümle biçimindedir. Bu cümlede beynin bilgiyi nasıl işleyip anladığını anlatır.

Alıştırma

“Anlamak ve düzenlemek” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: I can't make ____ of these mixed-up notes.

Cevabı göster

sense

Interestingly,

2:47

İlginçtir ki,

processing also means the act of developing pictures from photographic film. Kelime

2:48

işlemek (processing) aynı zamanda fotografik filmden resim çıkarma eylemi anlamına da gelir.

Kelime

processing: fotoğraf filmini banyo etme

Burada processing, fotoğraf filmini işleyerek üzerindeki görüntüleri ortaya çıkarmak demektir. Kelimenin bilgiyi anlama veya işleme anlamı değil, fotoğrafçılıkla ilgili anlamıdır. Hangi anlamın kastedildiğini çevredeki konu veya işlenen nesne gösterir: film processing film banyosudur, information processing ise zihnin ya da bilgisayarın bilgiyi işlemesidir.

Alıştırma

Şu cümlede processing ne anlama gelir: "The photo lab offers film processing."?

  1. bilgiyi anlama ve düzenleme
  2. kamerayla bir sahne kaydetme
  3. fotoğraf filmindeki görüntüleri banyo ederek ortaya çıkarma
Cevabı göster

fotoğraf filmindeki görüntüleri banyo ederek ortaya çıkarma

When they draw,

2:53

Çizerken,

artists make bigger, quicker eye movements,

2:54

sanatçılar daha büyük, daha hızlı göz hareketleri yaparlar,

so they're able to see the whole picture, Deyimler

2:57

böylece resmin tamamını görebilirler,

Deyimler

see the whole picture: durumun tamamını anlamak

see the whole picture genellikle önemli parçalar ve aralarındaki bağlantılar dâhil olmak üzere durumun tamamını anlamak demektir. Yalnızca tek bir ayrıntıya odaklanmamak gerektiğini anlatır. Bu cümlede picture aynı zamanda gerçek anlamdaki görmeyle ilişkilidir. Böylece küçük bir çift anlam oluşur: bir görüntünün tamamını görmek ve bir durumu bütünüyle anlamak.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “durumun tamamını anlamak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Before we choose a plan, we need to ____.

Cevabı göster

see the whole picture

something also known as the gist,

3:00

buna aynı zamanda ana fikir (gist) de denir,

the overall general impression of something

3:02

bir şeyin genel, bütünsel izlenimi

without focusing on the details.

3:05

ayrıntılara odaklanmadan.

If you get the gist of what someone is saying, Kalıp ifadeler

3:08

Eğer birinin söylediğinin ana fikrini (gist) kavrarsan,

you understand the overall meaning of what they say,

3:10

ne dediğinin genel anlamını anlarsın,

but not the details.

3:13

ama ayrıntılarını değil.

Kalıp ifadeler

get the gist of içinde you get the ... ifadesi

you get the gist of... içinde get, “almak” değil, “anlamak” veya “kavramak” anlamına gelir. get the gist of something kalıbının tamamı, bir şeyin ana fikrini anlamak demektir. Bazı sözcükleri veya ayrıntıları kaçırmış olsanız bile bir mesajın temel olarak ne anlattığını anladığınızda kullanılır. Fiil normal biçimde değişir: şimdiki veya geniş zaman için get the gist of, geçmiş zaman için got the gist of kullanılır.

Alıştırma

“Her ayrıntıyı değil ama ana fikri anladım” anlamındaki kalıbı tamamlayın: I missed some words, but I ____ the story.

Cevabı göster

got the gist of

The second expert to answer our question about the artistic brain is Mike,

3:15

Sanatçı beyni hakkındaki sorumuzu cevaplayacak ikinci uzman Mike,

a BBC World Service listener from Malawi.

3:19

Malavi'den bir BBC World Service dinleyicisi.

Mike is a self-taught painter who creates large colorful pictures in his studio. Kelime

3:22

Mike stüdyosunda büyük, renkli resimler yaratan kendi kendini yetiştirmiş bir ressamdır.

Kelime

painter who: bir kişiyi ilgi cümleciğiyle anlatmak

painter who creates... ifadesinde who, ressam hakkında ek bilgi veren bir ilgi cümleciğini başlatır. Who, painter sözcüğüne gönderme yapar ve creates fiilinin öznesidir. Tekrar kullanılabilecek yapı, tekil kişi adı + who + tekil fiildir. Painter tekil olduğu için fiil -s alır: who creates. Çoğul bir adla painters who create örneğindeki gibi çoğula uygun fiil biçimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi doğal biçimde tamamlayan sözcükleri seçin: She is a teacher ___ science fun.

  1. who makes
  2. which make
  3. who making
Cevabı göster

who makes

According to him, Anlatım akışı

3:28

Ona göre,

artistic ability isn't something you're born with. Kalıp ifadeler

3:29

sanatsal yetenek doğuştan gelen bir şey değildir.

Anlatım akışı

According to him: bilgi kaynağını belirtme

According to him, ardından gelen ifadenin kaynağının “o” olduğunu belirtir. Burada, sanatsal yetenek hakkındaki iddianın kaynaksız sunulan bir gerçek değil, onun görüşü veya aktardığı bilgi olduğunu dinleyiciye gösterir. Yapı according to + kişi, belge veya başka bir kaynak şeklindedir. Cümlenin başında kullanıldığında bu kaynak ifadesinden sonra genellikle virgül gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, sefer tarifesini açıkça bilgi kaynağı olarak gösterir?

  1. I think the timetable, the last bus leaves at ten.
  2. According to the timetable, the last bus leaves at ten.
  3. According the timetable, the last bus leaves at ten.
Cevabı göster

According to the timetable, the last bus leaves at ten.

Kalıp ifadeler

something you're born with: doğuştan gelen bir özellik

Something you're born with, doğuştan doğal olarak sahip olunan bir yetenek, özellik veya fiziksel nitelik anlamına gelir. Bu cümlede doğuştan gelen bir yeteneği öğrenilebilen ya da geliştirilebilen bir yetenekle karşılaştırır. Tam yapı something (that) you're born with şeklindedir. İlgi zamiri that atılmıştır; something, with edatının nesnesi olarak anlaşıldığı için with sonda kalır.

Alıştırma

“Doğuştan doğal olarak sahip olmak” anlamındaki kalıp ifadeyi tamamlayın: Curly hair can be something you're ____.

Cevabı göster

born with

It can be learned,

3:32

Öğrenilebilir,

as he explained to BBC World Service's Crowd Science.

3:33

BBC World Service'ten Crowd Science'a açıkladığı gibi.

I had this other student. Anlatım akışı

3:38

Başka bir öğrencim daha vardı.

Anlatım akışı

Sözlü hikâye anlatımında this other student

this other student ifadesinde this, konuşanın hikâyeyi anlatmasına yardımcı olur. Dinleyiciye kişiyi işaret ediyormuş gibi yeni birini hikâyeye sokan bir belirleyicidir; bu da anlatımı daha canlı yapar. Öğrencinin konuşana fiziksel olarak yakın olduğu anlamına gelmez. Other, öğrencinin daha önce anılmış veya bağlamdan anlaşılan başka bir öğrenciden farklı olduğunu gösterir. Birlikte this other student yaklaşık olarak şimdi hikâyeye dahil edilen başka bir öğrenci demektir.

Alıştırma

Şu kısa İngilizce hikâyeyi okuyun: One coach was very quiet. I had this other coach who sang during practice. Hikâyede this other coach ne işe yarıyor?

  1. Gündelik bir hikâyeye farklı bir antrenörü canlı biçimde dahil eder.
  2. Konuşanın hangi antrenörü kastettiğini hatırlayamadığı anlamına gelir.
  3. Antrenörün konuşana fiziksel olarak yakın olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster

Gündelik bir hikâyeye farklı bir antrenörü canlı biçimde dahil eder.

He was like really at the zero,

3:39

Gerçekten sıfırda gibiydi,

like he could not draw at all. Dilbilgisi

3:41

yani hiç resim çizemiyordu.

Dilbilgisi

Tam olumsuzluk için not ... at all

Olumsuz bir cümlede at all, not ifadesini güçlendirir ve hiçbir şekilde ya da hiç anlamı verir. He could not draw at all, onun yalnızca kötü çizdiğini değil, hiç resim çizemediğini belirtir. Yaygın kalıp not + fiil veya betimleme + at all şeklindedir. I don't understand it at all ve She isn't tired at all buna örnektir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, derste öğrendiğiniz ve olumsuzluğu güçlendiren iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The puzzle wasn't difficult ____.

Cevabı göster

at all

So I gave him some tips and in a month, Kalıp ifadeler

3:43

Ben de ona bazı ipuçları verdim ve bir ay içinde,

Kalıp ifadeler

give someone some tips: birine birkaç ipucu vermek

I gave him some tips cümlesinde tips, birinin bir şeyi daha iyi yapmasına yardımcı olabilecek kısa ve pratik öneriler anlamına gelir. Burada hizmet karşılığında verilen para, yani bahşiş anlamında değildir. Kullanışlı kalıp give + kişi + some tips şeklindedir. give some tips to + kişi de denebilir. Birden fazla öneri olduğunda çoğul biçim olan tips kullanılır.

Alıştırma

İfadeyi give fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Before the match, my coach ____ me some useful tips.

Cevabı göster

gave

he was like really good.

3:46

gerçekten iyi oldu.

He was like really surprised,

3:47

O da gerçekten şaşırmıştı,

blown away.

3:48

büyülenmişti.

He never expected.

3:49

Hiç beklemiyordu.

So there are some things that are trainable.

3:50

Yani eğitilebilir bazı şeyler var.

It's like a bike.

3:53

Bisiklet gibi.

In my case,

3:54

Benim durumumda,

I learned how to do those things without anyone telling me,

3:55

bu işleri kimse bana söylemeden nasıl yapacağımı öğrendim,

you know, like

3:58

biliyorsun, tıpkı

if you are drawing the face,

3:59

yüz çiziyorsan,

a human face,

4:01

insan yüzü,

the distance between your eyes is the same as one of your eyes.

4:02

iki gözünün arasındaki mesafe, gözlerinden birinin mesafesiyle aynıdır.

Mike gives tips to his students,

4:07

Mike öğrencilerine ipuçları (tips) verir,

helpful pieces of advice about how to do something,

4:09

bir şeyin nasıl yapılacağı hakkında yararlı tavsiyeler,

in this case,

4:12

bu durumda,

to paint.

4:13

resim yapmak.

After getting Mike's tips,

4:14

Mike'ın ipuçlarını aldıktan sonra,

one of his students really improved and started painting much better.

4:16

öğrencilerinden biri gerçekten gelişti ve çok daha iyi resim yapmaya başladı.

Mike was blown away, Deyimler

4:20

Mike büyülenmişti (blown away),

an informal way to say very impressed or surprised.

4:22

çok etkilenmiş veya şaşırmış demenin gayri resmi bir yolu.

Deyimler

blown away: son derece etkilenmiş veya şaşırmış

Be blown away, son derece etkilenmek veya çok şaşırmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede Mike çok güçlü bir tepki vermiştir; gerçekten rüzgârla uçup gitmemiştir. Yaygın kalıp be blown away by + kişi veya şey şeklindedir. Tepkinin hayranlık, şaşkınlık ya da ikisi birden olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

“Son derece etkilenmiş” anlamındaki gayriresmî deyimi tamamlayın: I was ____ by the science show.

Cevabı göster

blown away

Like learning to ride a bike, Anlatım akışı

4:26

Bisiklete binmeyi öğrenmek gibi,

Anlatım akışı

Like learning to ride a bike ile karşılaştırmaya başlamak

Like learning to ride a bike, ana cümleden önce kullanılan bir karşılaştırma ifadesidir. Burada like, “benzer bir şekilde” anlamına gelir; learning to ride a bike ise karşılaştırmada kullanılan tanıdık deneyimi belirtir. Bu başlangıç, konuşmacı daha az tanıdık bir düşünceyi sunmadan önce dinleyiciye tanıdık bir çerçeve verir. Ardından ana cümle yeni durumu belirtmeli ve iki becerinin de alıştırma gerektirmesi gibi ortak noktayı açıkça göstermelidir.

Alıştırma

Hangi cümle tanıdık bir deneyimle doğru biçimde başlayıp ardından benzer yeni durumu belirtir?

  1. Like learn to swim, learning to skate takes practice.
  2. Like learning to swim, learning to skate takes practice.
  3. Like learning to swim, and learning to skate.
Cevabı göster

Like learning to swim, learning to skate takes practice.

Mike thinks that painting is trainable, Kelime

4:27

Mike resim yapmanın eğitilebilir (trainable) olduğunu düşünüyor,

a word from American English meaning that it can be taught or trained.

4:30

Amerikan İngilizcesinden gelen ve öğretilebileceği veya eğitilebileceği anlamına gelen bir kelime.

Kelime

trainable: eğitimle geliştirilebilir

Trainable, train + -able öğelerinden oluşan bir sıfattır. Bir şeyin öğretilebileceği, eğitilebileceği veya eğitim yoluyla geliştirilebileceği anlamına gelir. Bu cümlede painting, resim yapma becerisini ifade eder. Bu beceriye trainable denmesi, onun yalnızca doğuştan gelen ve değişmez bir yeteneğe bağlı olmadığını, öğretim ve alıştırmayla geliştirilebileceğini anlatır.

Alıştırma

Yeni başlayan birinin becerisi alıştırmayla gelişebilir, ancak henüz geliştirilmemiştir. Hangi cümle uygundur?

  1. The skill is trained.
  2. The skill is trainable.
  3. The skill is training.
Cevabı göster

The skill is trainable.

For him,

4:35

Onun için,

this is proof that artists' brains are not so different after all. Anlatım akışı

4:36

bu, sanatçıların beyinlerinin sonuçta o kadar da farklı olmadığının bir kanıtıdır.

Anlatım akışı

not so different after all: sonuçta o kadar da farklı değil

Cümlenin sonundaki after all, nihai sonucun insanların ilk beklediği gibi olmadığını gösterir. Kanıtlar artık sanatçıların beyinlerinin düşünüldüğü kadar sıra dışı olmayabileceğini gösteriyor. not so + adjective + after all kalıbı, bir şeyin beklenenden daha az uç olduğu anlaşıldığında kullanışlıdır. Burada after all savı sonuçlandırır; bir gerekçe sunmaz.

Alıştırma

Sonucun önceki beklentiden farklı olduğunu gösteren iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The puzzle wasn't so hard ____.

Cevabı göster

after all

So there we have it, Anlatım akışı

4:40

İşte böyle,

Anlatım akışı

So there we have it: toparlama işareti

So there we have it, konuşmacının sözlerini toparladığını gösteren sözlü bir işarettir. So az önce söylenenlere bağlanır; there we have it ise bilginin, cevabın veya sonucun tamamlandığını gösterir. Bu ifade, bir yerde bir şeye sahip olmakla ilgili değildir. Dinleyicinin bir bölümün sona erdiğini veya konuşmacının bir sonuca ulaştığını fark etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Sunucunun kapanışını kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: So ____: three simple ways to save water.

Cevabı göster

there we have it

two different opinions,

4:41

iki farklı görüş,

but no final answer to our question.

4:42

ancak sorumuza kesin bir cevap yok.

Still,

4:45

Yine de,

some scientists think there may be a third possibility, Anlatım akışı

4:45

bazı bilim insanları üçüncü bir olasılık olabileceğini düşünüyor,

Anlatım akışı

üçüncü bir olasılık olabileceğini düşünmek

Think, fikri kesinleşmiş bir gerçek olarak değil bilim insanlarının görüşü olarak sunar; may be ise iddianın kesin olmadığını gösterir. There may be a third possibility, daha önce ele alınan iki seçeneğe bir seçenek daha ekler. Bu kalıp, konuyu kesin bir ya o ya bu seçimi gibi görmek yerine tartışmayı genişletmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle üçüncü bir açıklamayı temkinli biçimde ekliyor?

  1. There are exactly three possibilities.
  2. I think there may be a third possibility.
  3. I know the first possibility is correct.
Cevabı göster

I think there may be a third possibility.

everyone's brain works by focusing on some areas and ignoring others, Anlatım akışı

4:48

herkesin beyni bazı alanlara odaklanıp diğerlerini göz ardı ederek çalışır,

Anlatım akışı

… alanlara odaklanıp diğerlerini göz ardı ederek çalışmak

Works by + -ing, bir şeyin çalışmasını sağlayan yöntemi veya süreci açıklar. by bir edat olduğu için focus ve ignore, focusing ve ignoring biçimlerini alır. İki -ing grubu and ile bağlanarak aynı sürecin birbiriyle karşıt iki bölümünü gösterir: dikkat bazı alanlara yöneltilirken diğerlerine yöneltilmez. Others, other areas yerine kullanılır ve tekrarı önler.

Alıştırma

let ve leave fiillerinin -ing biçimlerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The filter works by ____ clean water through and ____ dirt behind.

Cevabı göster

letting · leaving

making a kind of jigsaw puzzle with missing pieces. Deyimler

4:53

eksik parçaları olan bir tür yapboz oluşturur.

Deyimler

jigsaw puzzle with missing pieces: eksik bilgi benzetmesi

Kelime anlamıyla jigsaw puzzle with missing pieces, bazı parçaları olmadığı için resmin tamamını gösteremeyen bir yapbozdur. Burada bu ifade, eksik bilgilere dayanarak bir şeyi anlamaya çalışmanın benzetmesidir. Bazı kısımların bilindiğini, fakat önemli boşlukların hâlâ kaldığını anlatır. Aynı benzetme eksik kanıtlar, kayıtlar veya açıklamalar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir kişi bir soruşturmayı “a jigsaw puzzle with missing pieces” diye tanımlarsa ne demek ister?

  1. Soruşturmacılar bir yapboz yarışmasına katılıyor.
  2. Bazı gerçekler biliniyor, ancak önemli bilgiler hâlâ eksik.
  3. Soruşturma tamamlandı ve bütün gerçekler açık.
Cevabı göster

Bazı gerçekler biliniyor, ancak önemli bilgiler hâlâ eksik.

Maybe all of us, you, me,

4:57

Belki de hepimiz, sen, ben,

Mozart and Jimi Hendrix are just filling in the missing pieces our own way. Deyimler

4:59

Mozart ve Jimi Hendrix sadece eksik parçaları kendi yöntemimizle dolduruyoruz.

Deyimler

just filling in the missing pieces: eksik bilgileri tamamlama

Fill in the missing pieces, eksik bir bütünü daha tamam hâle getirmek için gereken bilgileri eklemek veya çıkarım yoluyla bulmak demektir. Burada yapboz benzetmesi devam eder: herkes boşlukları kendi yöntemiyle anlamlandırır. Just burada “yalnızca” veya “özünde” anlamına gelir. Bunu herkesin yaptığı temel şey olarak sunar; yalnızca kısa bir süre önce olmuş bir şeyi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede “fill in the missing pieces” eksik bilgileri yeniden oluşturmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The new records helped us fill in the missing pieces of the timeline.
  2. We deleted the few facts that we already knew.
  3. We put the finished puzzle back in its box.
Cevabı göster

The new records helped us fill in the missing pieces of the timeline.

Speaking of Mozart, Anlatım akışı

5:04

Mozart demişken,

Anlatım akışı

İlgili bir konuya geçiş olarak Speaking of Mozart

Speaking of Mozart, “Mozart'tan söz etmişken” anlamına gelen bir geçiş ifadesidir. Mozart konusunu yeniden ele alır ve onunla bağlantılı yeni bir noktaya geçer. Speaking of + kişi, şey veya konu kalıbı konuşmayı düzenler; birinin kelimenin tam anlamıyla Mozart adına konuştuğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Ben az önce anıldı. Cümleyi dersteki iki kelimelik geçiş ifadesiyle tamamlayın: ____ Ben, did he pass his test?

Cevabı göster

Speaking of

Neil,

5:05

Neil,

it's time to reveal the answer to your question.

5:05

sorunun cevabını açıklamanın zamanı geldi.

Right.

5:08

Doğru.

I asked how old child prodigy Mozart was when he first composed music. Dilbilgisi

5:09

Harika çocuk Mozart'ın ilk müzik bestelediğinde kaç yaşında olduğunu sormuştum.

Dilbilgisi

Gömülü soruda how old ... Mozart was when ...

how old ... was when ... sözleri, I asked ifadesinden sonra gelen gömülü bir soru oluşturur. Hâlâ Mozart'ın yaşını sorar, ancak gömülü yan cümle düz cümle sırasını kullanır: child prodigy Mozart öznesi was'tan önce gelir. I asked how old + kişi + was + when + olay kalıbını kullanın. Doğrudan soruda sıra tersine döner: How old was Mozart when ...?

Alıştırma

Gömülü soru için doğru sözcük sırasına sahip cümleyi seçin.

  1. Can you tell me how old did Leo move?
  2. Can you tell me how old Leo was when he moved?
  3. Can you tell me how old was Leo when he moved?
Cevabı göster

Can you tell me how old Leo was when he moved?

And I said he was 5 years old.

5:14

Ve sen onun 5 yaşında olduğunu söyledin.

So was I right?

5:16

Peki haklı mıydım?

Your answer was correct.

5:17

Cevabın doğruydu.

Mozart was 5 when he first wrote music

5:18

Mozart ilk müziğini yazdığında 5 yaşındaydı

and by the age of 6, Kalıp ifadeler

5:22

ve 6 yaşına geldiğinde,

Kalıp ifadeler

and by the age of ...: önceki bir bilgiyi yaş sınırına bağlamak

By the age of 6, en geç 6 yaşına geldiğinde anlamına gelir. Altı yaşını bir son nokta olarak gösterir; ardından sözü edilen başarı o zamana kadar zaten gerçekleşmiştir. and bu yaş sınırını, 5 yaşında müzik yazdığına ilişkin önceki bilgiye bağlar. Bu kalıp dönüm noktalarını sıraya koymak için kullanışlıdır: Bir şey belirli bir yaşta olur, başka bir şey ise daha sonraki bir yaşa kadar gerçekleşmiş olur.

Alıştırma

Dersteki beş sözcüklü ifadeyi kullanarak ilk bilgiyi daha sonraki bir yaş sınırına bağlayın: Lina started piano lessons at six, ____ eight, she had won her first contest.

Cevabı göster

and by the age of

he had performed in front of the emperor of Austria twice. Dilbilgisi

5:23

Avusturya imparatorunun önünde iki kez sahne almıştı.

Dilbilgisi

he had performed in front of ...: geçmişteki bir son noktadan önce yaşanan deneyim

had performed, had + geçmiş zaman ortacı yapısındaki past perfect biçimidir. Gösterileri by the age of 6 şeklindeki geçmiş son noktadan önceye yerleştirir; twice, o zamana kadar iki gösterinin tamamlanmış olduğunu belirtir. perform in front of someone, o kişi ya da grup izlerken gösteri yapmak anlamına gelir. Burada in front of yalnızca fiziksel konumu değil, imparatorun seyirci olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi perform fiilinin past perfect biçimi ve dersteki seyirciyi belirten ifadeyle tamamlayın: By the time the judges arrived, the band ____ three songs ____ a small crowd.

Cevabı göster

had performed · in front of

Now there's an artistic brain. Ton ve niyet

5:27

İşte buna sanatçı beyni denir.

Ton ve niyet

Now there's ... ile dikkat çekici bir örneği gösterme

Now there's an artistic brain cümlesinin başlangıcı, yalnızca böyle bir zihnin var olduğunu söylemez. Yeni görülen veya konuşulan kişi ya da şeyi sanatsal bir zihnin dikkat çekici örneği olarak sunar ve “İşte sanatsal zihin dediğin böyle olur” anlamına yakın bir duygu verir. Now dikkati örneğe çekerken there's, an artistic brain isim öbeğini sunar. Now there's + isim öbeği kalıbı, bir şeyi hemen değerlendirilmek üzere öne çıkarabilir; kesin tutum bağlama ve tonlamaya bağlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle Now there's kalıbını bir şeyi dikkat çekici bir örnek olarak övmek için en açık biçimde kullanıyor?

  1. There's a clever solution in the appendix.
  2. Now there's a clever solution!
  3. A clever solution arrived by email.
Cevabı göster

Now there's a clever solution!

Yeah.

5:29

Evet.

Okay, Neil.

5:30

Tamam, Neil.

Let's recap the vocabulary from this program starting with child prodigy, Anlatım akışı

5:31

Bu programın kelimelerini harika çocuk (child prodigy) ile başlayarak özetleyelim,

Anlatım akışı

Let's recap: birlikte gözden geçirmeye geçiş işareti

Let's recap, “ana noktaları kısaca gözden geçirelim” anlamına gelir. Let's, konuşanı ve dinleyenleri eyleme birlikte katar; recap ise daha önce ele alınanları kısaca gözden geçirmek anlamındaki bir fiildir. Bu ifade, konuşmayı düzenleyen bir geçiş işaretidir. Dinleyicilere yeni bilgilerin durakladığını ve önceki bilgilerin şimdi düzenleneceğini ya da tekrarlanacağını bildirir.

Alıştırma

Kısa ve ortak bir gözden geçirme önermek için cümleyi “Let's recap” ile tamamlayın: ____ the three safety rules before we leave.

Cevabı göster

Let's recap

Anlatım akışı

starting with + ilk öge kalıbında with child prodigy

Buradaki with child prodigy, daha geniş olan starting with + ilk öge kalıbını tamamlar. child prodigy ifadesini kelime tekrarındaki ilk öge olarak gösterir. Bu kalıp, başlangıç noktasını belirterek bir listeyi, sırayı veya açıklamayı düzenler. Yalnızca bir öge olduğu anlamına gelmez; genellikle ardından başka ögeler gelir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. start fiilinin -ing biçimini ve gereken edatı kullanın: We'll visit three places, ____ the museum.

Cevabı göster

starting with

a young child,

5:35

küçük bir çocuk,

like Mozart,

5:36

Mozart gibi,

with a great talent in something.

5:37

bir şeyde büyük bir yeteneğe sahip.

Processing describes how your brain makes sense of the information it receives. Kalıp ifadeler

5:39

İşlemek (processing) beyninizin aldığı bilgiyi nasıl anlamlandırdığını açıklar.

Kalıp ifadeler

make sense of the information içindeki of the

make sense of the information ifadesinde of, “bir şeyi anlamak veya ona anlam vermek” anlamındaki sabit make sense of + something kalıbının parçasıdır. The, the information it receives isim öbeğini başlatır ve beynin aldığı belirli bilgiyi gösterir. of the bölümünü tek başına tamamlanmış bir ifade olarak yorumlamayın. Bu bölüm make sense ile nesnesini bağlar; bu nedenle anlaşılan şeyi adlandırırken of kullanılmalıdır.

Alıştırma

Sayıları anlayamadığımı söylemek için make sense of + nesne yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. I can't make sense of the numbers.
  2. I can't make a decision about the numbers.
  3. The numbers don't make sense to me.
Cevabı göster

I can't make sense of the numbers.

The gist of something is a general understanding of it without the details.

5:43

Bir şeyin ana fikri (gist) onun ayrıntıları olmadan genel bir anlayışıdır.

Tips are useful pieces of advice about how to do something better. Kelime

5:48

İpuçları (tips) bir şeyi nasıl daha iyi yapacağınız hakkında yararlı tavsiyelerdir.

Kelime

advice about how ... ve a piece of advice

advice about how to do something, “bir şeyin nasıl yapılacağına dair tavsiye” anlamına gelir. about konuyu belirtir; how to + fiilin yalın hâli ise yönteme odaklanır. Advice standart İngilizcede sayılamayan bir isimdir. Tek tek tavsiyeleri saymak için, tam cümledeki gibi a piece of advice veya pieces of advice kullanılır.

Alıştırma

Bir tavsiyeyi saymanın standart biçimiyle cümleyi tamamlayın: She gave me one ____ about how to prepare for the test.

Cevabı göster

piece of advice

If you are blown away,

5:52

Eğer büyülenmişseniz (blown away),

you are very impressed or surprised by something.

5:54

bir şeyden çok etkilenmiş veya ona çok şaşırmışsınızdır.

And finally,

5:57

Ve son olarak,

trainable means able to be trained or taught in American English. Kelime

5:58

eğitilebilir (trainable) Amerikan İngilizcesinde eğitilebilir veya öğretilebilir anlamına gelir.

Kelime

Bir varyant etiketi olarak American English

American English, İngilizcenin Amerikan varyantının adıdır. in American English ifadesinde, trainable için verilen önceki tanımın bu varyanta göre yapıldığını belirtir; konuşanın milliyetini göstermez. Bir varyant etiketi, bir anlamın veya kullanımın kapsamını gösterir; bunun yalnızca o varyanta ait olduğu anlamına gelmeyebilir. Diğer İngilizce varyantları aynı biçimi kullanabilir ya da farklı bir biçimi tercih edebilir.

Alıştırma

Bu cümlede in American English temel olarak neyi anlatır?

  1. Sözcüğün yalnızca Amerika Birleşik Devletleri içinde kullanılabileceği anlamına gelir.
  2. Önceki anlamın İngilizcenin Amerikan varyantıyla ilişkili olduğunu belirtir.
  3. Konuşanın Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster

Önceki anlamın İngilizcenin Amerikan varyantıyla ilişkili olduğunu belirtir.

Once again,

6:02

Bir kez daha,

our 6 minutes are up. Kalıp ifadeler

6:03

6 dakikamız doldu.

Kalıp ifadeler

our 6 minutes are up: ayrılan süre doldu

our 6 minutes are up ifadesinde program için ayrılan altı dakika sona ermiştir. Konuşan kişi artık bitirme zamanının geldiğini belirtir. Kullanışlı kalıp someone's time/amount of time + be up şeklindedir. Buradaki up, “yukarıda” demek değildir. Bir süre sınırı için be up, verilen sürenin dolduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, katılımcılara ayrılan on dakikanın bittiğini doğal biçimde bildirir?

  1. Your ten minutes are above.
  2. Your ten minutes are up.
  3. Your ten minutes are growing.
Cevabı göster

Your ten minutes are up.

It's goodbye for now.

6:04

Şimdilik veda etme zamanı.

Goodbye.

6:05

Hoşça kal.

6 Minute English from the BBC.

6:07

BBC'den 6 Minute English.