Sanatçıların beyinleri farklı mıdır? - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, sanatçıların beyninin farklı çalışıp çalışmadığını inceliyor. Sanatçıların görsel dikkatine ilişkin bir araştırmayı, sanatsal becerilerin eğitimle kazanılabileceğini düşünen, kendi kendini yetiştirmiş bir ressamın görüşüyle karşılaştırıyor. Kesin bir sonuca varmıyor ve her beynin bilgiyi kendine özgü biçimde seçip tamamlayabileceğini öne sürüyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. artists actually take a more global approach to looking, — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler. take an approach to yapısının bir etkinlikte izlenen yöntemi anlattığını öğrenin. Buradaki global, ayrı ayrıntılara değil genel görüntüye bakmak demektir; aynı kalıbı öğrenme, analiz etme veya sorun çözme yöntemlerini karşılaştırırken de kullanabilirsiniz. 2. blown away, — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bu gündelik ifadenin rüzgârla fiziksel olarak savrulmak değil, “çok etkilenmek veya şaşırmak” anlamına geldiğini ayırt edin. Böylece sohbet ve röportajlardaki güçlü tepkileri anlayabilir; bir deneyim ya da gelişme beklentileri büyük ölçüde aştığında ifadeyi doğal biçimde kullanabilirsiniz. 3. how old child prodigy Mozart was when he — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. asked sonrasında gelen dolaylı soruda was Mozart değil, Mozart was biçimindeki düz cümle sırasının kullanıldığına dikkat edin. Bu kalıp, geçmişteki bir olay sırasında birinin kaç yaşında olduğuna ilişkin soruyu doğru aktarmanızı ve özneyle fiili ters çevirme hatasından kaçınmanızı sağlar.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, BBC Learning English'ten 6 Minute English programındasınız.
Would you say ...?: nazikçe öz değerlendirme sormak
Would you say + yan cümle? dinleyenin değerlendirmesini sorar. Bu cümlede “Kendini sanatsal biri olarak görüyor musun?” anlamına gelir; say yalnızca “kelimeleri söylemek” demek değildir. Are you artistic? sorusuyla karşılaştırıldığında daha az keskindir ve Sam'e katılma, reddetme ya da cevabını açıklama alanı bırakır. Basit bir olgudan çok, düşünülmüş kişisel bir değerlendirme istediğinizde bu kalıp kullanışlıdır.
Alıştırma
“Would you say you're a patient person?” cümlesinde Would you say ne işe yarar?
- Dinleyenin kesinlikle sabırlı olduğunu söyler.
- Dinleyenden nazikçe kendisini değerlendirmesini ister.
- Dinleyenden patient kelimesini tekrarlamasını ister.
Cevabı göster
Dinleyenden nazikçe kendisini değerlendirmesini ister.
a bit ile beceri ifadesini mütevazı biçimde sınırlamak
Burada cümle sonundaki a bit, “az bir ölçüde” veya “biraz” anlamına gelir. I play the piano ifadesini sınırlar: konuşan kişi piyano çalabilir, ancak ileri düzeyde olduğunu iddia etmez. Bir beceri ya da etkinlikten söz ederken a bit eklemek çoğu zaman mütevazı veya temkinli bir ton verir. Böylece yeteneğinizi olduğundan güçlü göstermeden bir miktar beceriniz olduğunu söyleyebilirsiniz.
Alıştırma
Beceri ifadesini mütevazı yapmak için cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: I play chess ____, but I'm still learning.
Cevabı göster
a bit
I'd say: kişisel bir yargıyı daha yumuşak ifade etmek
I'd say, I would say ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada konuşanın üzerinde düşünülmüş kişisel yargısını sunar: konuşana göre kendisi oldukça sanatçı ruhludur. Bu değerlendirme mutlak bir gerçek gibi ifade edilmez. Tekrar kullanılabilen bir konuşma kalıbı olarak I'd say + cümlecik, görüş, tahmin veya değerlendirmeyi biraz mesafe ya da temkinle aktarmayı sağlar. Çoğu zaman yalnızca ardından gelen cümleciği söylemekten daha az kesin duyulur.
Alıştırma
Bunu kişisel bir yargı olarak sunmak için I would say ifadesinin kısaltmasını kullanın: ____ this plan is the safest option.
Cevabı göster
I'd say
Well, if you count playing football as artistic, Dilbilgisi
0:25Eğer futbol oynamayı sanatsal sayarsan,
if you count playing football as ...: A'yı B olarak sınıflandırmak
count A as B kalıbı, A'yı B'ye dâhil etmek veya B olarak sınıflandırmak anlamına gelir. if you count playing football as artistic ifadesinde A playing football, B ise artistic sözcüğüdür. Buradaki count bir sayıyı hesaplamak anlamına gelmez. if cümleciği şakacı bir koşul oluşturur: cevap ancak artistic sözcüğü alışılmadık ölçüde geniş tanımlanırsa evet olabilir. Kategorileri, kuralları veya bir şeyin gerekli niteliğe sahip olup olmadığını tartışırken bu kalıbı yeniden kullanabilirsiniz.
Alıştırma
count A as B kalıbını tamamlayın: Does the school count chess ____ a sport?
Cevabı göster
as
We've been wondering why artistic ability comes more naturally to some people than others. Kalıp ifadeler
0:30Sanatsal yeteneğin neden bazı insanlara diğerlerinden daha doğal geldiğini merak ediyorduk.
more naturally to some: doğal kolaylığı karşılaştırmak
something comes naturally to someone yapısında bir beceri veya etkinlik o kişiye kolay ve sezgisel gelir. Kişinin yine de pratik yapması gerekebilir; bu ifade onun hiç çaba göstermediği anlamına gelmez. more naturally to some people than others insanları karşılaştırır. Burada bazı insanların sanatsal yeteneği daha sezgisel biçimde kullanabildiği veya geliştirebildiği anlatılır.
Alıştırma
Cümleyi come naturally to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Solving puzzles ____ Noah.
Cevabı göster
comes naturally to
we'll be asking, are artists' brains different? Anlatım akışı
0:37sanatçıların beyinlerinin farklı olup olmadığını soracağız.
we'll be asking: ana soruyu önceden belirtmek
Bir programın veya konuşmanın başında we'll be asking, konuşmacıların ele alacağı soruyu önceden belirtir. Buradaki asking, yalnızca bir kişiden cevap istemek değil, bir soruyu araştırmak veya tartışmak anlamına gelir. Bu ifade bir yönlendirme işareti gibi çalışır: Önce we'll be asking denir, ardından ana soru belirtilir. Böylece dinleyiciler programın geri kalanının ne hakkında olacağını bilir.
Alıştırma
Bir programın başında ana soruyu en iyi hangi cümle önceden belirtir?
- Please ask your question after the talk.
- We asked our guest that question yesterday.
- Today, we'll be asking why some birds fly at night.
Cevabı göster
Today, we'll be asking why some birds fly at night.
We'll hear two expert opinions and as usual,
0:40İki uzman görüşü dinleyeceğiz ve her zamanki gibi,
we'll learn some useful new vocabulary as well. Kalıp ifadeler
0:43aynı zamanda bazı yararlı yeni kelimeler öğreneceğiz.
as well ile cümle sonunda benzer bilgi eklemek
Bu cümlede as well, “de/da” veya “ayrıca” anlamına gelir. Cümlenin sonunda yer alır ve yeni kelimeler öğrenmeyi daha önce sözü edilen diğer şeylere ekler. Temel söz dizimini değiştirmeden benzer bir olgu, eylem, kişi veya şeyi daha eklemek için as well ifadesini cümle sonunda kullanın.
Alıştırma
Cümlenin sonunda doğal olarak kullanılan ve “de/da” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Jay will bring some paper, and he'll bring colored pencils ____.
Cevabı göster
as well
Are artists' brains different from other people's?
0:48Sanatçıların beyinleri diğer insanlarınkinden farklı mıdır?
but it's true that many artists behave differently, Anlatım akışı
0:53ama birçok sanatçının farklı davrandığı doğru,
but it's true ile dengeleyici bir gerçeği kabul etmek
Cümlenin başındaki it's true that, konuşanın sonraki yan cümleyi bir gerçek olarak kabul ettiğini dinleyicilere gösterir. Burada but, kabul edilen bu gerçeği daha önceki farklı bir görüşe bağlar. But it's true that birlikte bir köprü gibi çalışır: bir noktayı kabul eder ve konuşanın daha kapsamlı veya dengeli bir açıklamayla devam etmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede dengeleyici bir gerçeği kabul etmek için but it's true that kullanılmıştır?
- But the game starts at three o'clock.
- Is it true that the game is difficult?
- The game is difficult, but it's true that practice makes it easier.
Cevabı göster
The game is difficult, but it's true that practice makes it easier.
did you know that Michelangelo worked so hard he never took a bath? Dilbilgisi
0:59Michelangelo'nun hiç banyo yapmayacak kadar çok çalıştığını biliyor muydun?
so hard (that) ...: dereceyi sonuca bağlama
worked so hard (that) he never took a bath ifadesinde so, hard zarfının derecesini güçlendirir; ardından gelen yan cümle sonucu ya da uç bir sonucu verir. Kalıp so + sıfat/zarf + (that) + sonuç cümlesi şeklindedir. Burada hard, nasıl çalıştığını anlatır. That özellikle konuşmada atılabilir; bu yüzden sonuç cümlesi doğrudan he ile başlayabilir.
Alıştırma
Sonuç yapısını tamamlayın: The music was ____ loud that we could hear it outside.
Cevabı göster
so
Or that guitar legend Jimi Hendrix once set fire to his guitar on stage? Kalıp ifadeler
1:03Ya da gitar efsanesi Jimi Hendrix'in bir zamanlar sahnede gitarını ateşe verdiğini?
once set fire to: geçmişte bir keresinde bir şeyi yakmak
once set fire to his guitar ifadesinde set fire to + nesne, bir şeyin yanmaya başlamasına neden olmak anlamındaki sabit bir ifadedir. Yanan şey to sözcüğünden sonra gelir. Özne bir insan olduğunda eylem çoğu zaman kasıtlı gibi duyulur; ancak yıldırım veya kıvılcım da set fire to something yapısının öznesi olabilir. Once burada geçmişte bir keresinde veya bir zamanlar anlamına gelir. Bu cümlede -er ermez anlamında değildir.
Alıştırma
Geçmişte bir keresinde anlamını veren sözcükle, bir şeyin yanmaya başlamasına neden olmak anlamındaki sabit ifadeyi kullanarak tamamlayın: During an old stage show, the magician ____ a paper rose.
Cevabı göster
once set fire to
We'll hear more about the artist’s brain soon,
1:09Sanatçının beyni hakkında yakında daha fazla şey duyacağız,
first I have a question for you: sıradaki adımı belirtmek
First burada bir sıralama işareti olarak kullanılır. Dinleyiciye şimdi ne olacağını gösterir: I have a question for you, anlatımı bilgi vermekten yanıt istemeye geçirir. But first ile konuşmacı, devam etmeden önce bu adımı yapmak için beklenen akışı kısa süreliğine durdurur. Bu kalıp ders, sunum veya etkinlik akışını yönlendirmede kullanılabilir.
Alıştırma
Bir sunumcu giriş bölümüne kısa bir ara verip devam etmeden önce dinleyicilere soru sormak istiyor. Hangi cümle en uygundur?
- After that, I answered your question.
- But first, I have a question for you.
- That was the last question for you.
Cevabı göster
But first, I have a question for you.
including the famous composer Wolfgang Amadeus Mozart.
1:17ünlü besteci Wolfgang Amadeus Mozart da dahil.
child prodigy: çok küçük yaşta olağanüstü yetenek
Child prodigy, çok küçük yaşta olağanüstü yetenek gösteren bir çocuğu anlatan isim grubudur. Bu cümlede virgülden sonraki bölüm, Mozart'ın büyük müzik yeteneğini anlatarak terimi açıklar. Bu ifade genellikle a child prodigy in music, mathematics, or chess örneğinde olduğu gibi bir alanla birlikte kullanılır.
Alıştırma
Dokuz yaşındaki bir çocuk en zor konser parçalarını olağanüstü bir düzeyde çalabiliyor. En kesin tanım hangisidir?
- a music beginner
- a child prodigy
- a talented child
Cevabı göster
a child prodigy
So how old was Mozart when he composed his first piece of music? Dilbilgisi
1:28Peki, Mozart ilk müzik eserini bestelediğinde kaç yaşındaydı?
How old was Mozart when ...?: geçmişteki bir olay sırasında yaşı sormak
How old was + kişi + when + geçmiş olay? kalıbı, olay gerçekleştiğinde kişinin kaç yaşında olduğunu sorar. Bu cümlede Mozart ile was kullanılır; when yan cümlesi de zamanı belirleyen olayı söyler. So, soruyu önceki konuşmaya bağlar. Yaş sorma kalıbını değiştirmez.
Alıştırma
Hangi soru Maya’nın ilk yarışını kazandığında kaç yaşında olduğunu doğru biçimde soruyor?
- How old Maya was when she won her first race?
- How old was Maya when she won her first race?
- How old did Maya when she won her first race?
Cevabı göster
How old was Maya when she won her first race?
I'll guess: emin olmadan cevap vermek
I'll guess, “şimdi bir tahminde bulunacağım” anlamına gelir. Emin olunmayan bir cevabı tanıtır; bu nedenle cevabı doğrudan söylemekten daha az kesin duyulur. I'll, I will ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Buradaki will, cevap verme anında alınan bir kararı gösterir: konuşan kişi bir cevap denemeye o anda karar verir.
Alıştırma
Emin değilsiniz ve şimdi mavi kapıyı seçmeye karar veriyorsunuz. Hangi cevap bunun bir tahmin olduğunu açıkça gösterir?
- I'll guess it's the blue door.
- I know it's the blue door.
- I'll prove it's the blue door.
Cevabı göster
I'll guess it's the blue door.
I'll reveal the answer later in the program. Kalıp ifadeler
1:41Cevabı programın ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım.
reveal the answer later: cevabı daha sonra açıklamak
Reveal the answer later ifadesinde the answer açıklanacak şeyi, later ise bunun ne zaman olacağını belirtir. Reveal, gizli veya bilinmeyen bir şeyi bilinir hâle getirmek demektir. Bu ifade cevabı şimdilik gizli tutar ve daha sonra açıklanacağını bildirir. Önemli olan açıklama anıysa say the answer ifadesinden daha doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “cevabı açıklamak” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The host will ____ later.
Cevabı göster
reveal the answer
it could mean they see the world in unusual ways. Deyimler
1:46bu, dünyayı alışılmadık şekillerde gördükleri anlamına gelebilir.
If ..., it could mean ...: olası bir açıklama sunmak
If ..., it could mean ... kalıbı bir koşulu veya gözlemi olası bir açıklamayla ilişkilendirir. If yan cümlesi üzerinde düşünülen bilgiyi verir, it ise bu durumun tamamına gönderme yapar. Could, çıkarımı temkinli hâle getirir: açıklama mümkündür ancak kanıtlanmış değildir. Kanıtlar bir fikre işaret ediyor ancak kesin bir sonuca yetmiyorsa bu kalıbı kullanın.
Alıştırma
Temkinli çıkarımı dersteki iki kelimelik tam ifadeyle tamamlayın: If the screen stays dark, it ____ the battery is empty.
Cevabı göster
could mean
see the world in unusual ways: dünyayı alışılmadık şekillerde görmek
Burada see the world yalnızca gözlerle bakmak anlamına gelmez. Bir kişinin hayatı ve çevresindeki şeyleri nasıl anladığını ifade eder. in unusual ways sözleri, bu anlama biçiminin alışılmış olandan farklı olduğunu ekler. Aynı yapı bir kişinin bakış açısını, hayal gücünü veya sanatsal düşünme biçimini anlatabilir.
Alıştırma
Art can help us see the world differently cümlesinde see the world ne anlama gelir?
- Dünya gezegenine gözlerle bakmak
- Dünyadaki her ülkeyi ziyaret etmek
- Hayatı anlamak ve hayat üzerine düşünmek
Cevabı göster
Hayatı anlamak ve hayat üzerine düşünmek
Dr. Rebecca Chamberlain is a researcher in the neuroscience of art. Kültür
1:50Dr. Rebecca Chamberlain sanat nörobilimi alanında bir araştırmacıdır.
the neuroscience of art: sanatın sinirbilimi
Sanatın sinirbilimi, beynin sanatı deneyimleme ve üretme süreçlerine nasıl katıldığını sinirbilim aracılığıyla inceleyen bir alandır. İnsanların görüntüleri nasıl gördüğünü, sanat eserlerine nasıl tepki verdiğini veya nasıl sanat ürettiğini araştırabilir. Bu cümlede ifade, Dr. Rebecca Chamberlain'ın araştırma alanını adlandırır. Sanat konusunu beynin bilimsel olarak incelenmesiyle ilişkilendirir.
Alıştırma
the neuroscience of art neyi inceler?
- Sanatçıların bir tablonun fiyatına nasıl karar verdiği
- Boyanın nasıl üretildiği
- Beynin sanatı deneyimleme ve üretme süreçlerine nasıl katıldığı
Cevabı göster
Beynin sanatı deneyimleme ve üretme süreçlerine nasıl katıldığı
She investigates how artists see the objects they are drawing
1:55Sanatçıların çizdikleri nesneleri nasıl gördüklerini araştırıyor
the rapid movements our eyes make as they jump from one thing to another.
2:00gözlerimizin bir şeyden diğerine atlarken yaptığı o hızlı hareketleri.
saccades: sabitleme noktaları arasındaki hızlı göz hareketleri
Saccades, saccade sözcüğünün çoğuludur. Bir saccade, bakışı bir sabitleme noktasından diğerine taşıyan çok hızlı bir göz hareketidir. Bu cümlede virgülden sonraki sözler teknik terimi doğrudan açıklar: gözler bir şeyden diğerine hızla “sıçrar”. Sakkadlar göz kırpma veya yavaş ve düzgün göz hareketleri değildir.
Alıştırma
Saccades nedir?
- Bir sabitleme noktasından diğerine hızlı göz hareketleri
- Göz kapaklarını yavaşça kapatıp açmak
- Başın tamamını sabit bir hızla hareket ettirmek
Cevabı göster
Bir sabitleme noktasından diğerine hızlı göz hareketleri
Here she shares her findings with BBC World Service program Crowd Science.
2:05Burada bulgularını BBC World Service'in Crowd Science programı ile paylaşıyor.
Artists seem to be processing the visual world in a different way to non-artists, Kalıp ifadeler
2:10Sanatçılar görsel dünyayı sanatçı olmayanlardan farklı bir şekilde işliyor gibi görünüyor,
be processing the visual world: beynin gördüklerini işlemesi
Burada process, bir şeyi fiziksel olarak yapmak veya üretmek anlamına gelmez. Beynin görsel bilgiyi alması, düzenlemesi ve yorumlaması anlamına gelir. The visual world, kişinin görebildiği nesneleri, şekilleri, renkleri, konumları ve diğer görsel ayrıntıları ifade eder. Be processing biçimi bunu devam eden bir zihinsel etkinlik olarak sunar. Tam yapı olan seem to be processing içinde seem, iddiayı temkinli hâle getirir: kanıtlar bir farklılık olduğunu düşündürür, ancak beynin içinde tam olarak ne olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için process visual information ifadesini doğru biçimde kullanın: The brain is constantly ____ from our eyes.
Cevabı göster
processing visual information
The artists actually take a more global approach to looking, Kalıp ifadeler
2:16Sanatçılar aslında bakma eylemine daha küresel bir yaklaşım benimsiyorlar,
bakmaya daha bütüncül bir yaklaşım getirmek
Take a more global approach to looking, daha geniş ve bütünü dikkate alan bir bakış biçimi kullanmak demektir. Buradaki global, “genel” veya “bütüncül” anlamındadır; “uluslararası” anlamında değildir. Yapı take a/an + adjective + approach to + noun or -ing form şeklindedir. Approach to looking ifadesindeki to bir edattır, bu yüzden looking doğal biçimdir. Bu kalıp, bir şeyi yapma yöntemini anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi take a careful approach to + -ing kalıbını oluşturacak iki sözcükle tamamlayın: She takes a careful ____ planning each lesson.
Cevabı göster
approach to
görüntü üzerindeki daha kısa göz sabitlemeleri
Göz izleme araştırmalarında fixation, gözlerin bir noktada görece sabit kaldığı kısa bir süredir. Shorter fixations on the image, her bir bakış duraklamasının daha kısa sürmesi demektir. Bu ifade, birinin görüntüyü ne kadar sevdiğini değil, göz hareketini anlatır. On the image, sabitlemelerin görüntü üzerinde gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
Bir göz izleme raporunda “The viewer made several short fixations on the face” ne anlama gelir?
- İzleyici yüze hiç bakmadı.
- İzleyici yüze takıntılı hâle geldi.
- İzleyicinin gözleri yüzün üzerinde birkaç kez kısa süre durdu.
Cevabı göster
İzleyicinin gözleri yüzün üzerinde birkaç kez kısa süre durdu.
So it's almost like they're getting much more of a kind of Anlatım akışı
2:28Yani bu neredeyse baktıkları şeyin daha çok
So it's almost like: yaklaşık bir benzetme başlatmak
So, bu cümleyi önceki açıklamaya bağlar. Konuşanın buradan bir sonuç çıkaracağını ya da fikri başka bir şekilde anlatacağını gösterir. it's almost like, iki şeyin tamamen aynı olduğunu iddia etmeden bir benzetme başlatır. almost, arada farklar olabileceğini gösterir: benzetme fikri açıklamaya yardım eder ama birebir değildir. Ardından genellikle tam bir yan cümle gelir.
Alıştırma
"So it's almost like the map lets you see the whole problem from above," cümlesinde başlangıç ne yapıyor?
- İki şeyin tamamen aynı olduğunu söyler.
- İki şey arasındaki her türlü benzerliği reddeder.
- Önceki açıklamaya bağlanır ve yaklaşık bir karşılaştırma başlatır.
Cevabı göster
Önceki açıklamaya bağlanır ve yaklaşık bir karşılaştırma başlatır.
gist level view of the thing that they're looking at. Kelime
2:31ana fikrine dayalı bir görüş elde ediyorlar gibi.
gist level view: ayrıntısız genel bir izlenim
Bu cümlede gist level view, bakılan şeye dair geniş ve genel bir izlenim demektir. Kişi her ayrıntıyı algılamak yerine ana fikri veya genel biçimi kavrar. gist temel anlamı, level ayrıntı derecesini, view ise ortaya çıkan izlenimi belirtir. Bu ifade bilginin nasıl algılandığını anlatır; fiziksel olarak yüksek bir yerden bakmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir rapora ilişkin gist-level view size ne sağlar?
- Çok fazla ayrıntı olmadan ana fikre dair genel bir anlayış.
- Rapordaki her küçük ayrıntının kaydı.
- Rapora fiziksel olarak daha yüksek bir konumdan bakış.
Cevabı göster
Çok fazla ayrıntı olmadan ana fikre dair genel bir anlayış.
Rebecca's experiments seem to confirm that artists' brains work differently Anlatım akışı
2:35Rebecca'nın deneyleri sanatçıların beyinlerinin farklı çalıştığını doğruluyor gibi görünüyor,
experiments seem to + fiil: temkinli bir sonuç
Burada experiments öznedir ve seem to, ardından gelen confirm that artists' brains work differently sonucunu sunar. Cümle önce kanıtın kaynağını, sonra da temkinli bir yorumu verir. Seem to + fiilin yalın hâli, bir şeyin “kesinlikle” gerçekleştiğini değil, “gerçekleşiyor gibi göründüğünü” anlatır. Kanıtın neye işaret ettiğini aktarırken sonucun tamamen kesin olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Hangi cümle kanıtı temkinli bir şekilde aktarıyor?
- The test results seem to support our idea.
- The test results prove our idea beyond any doubt.
- The test results have nothing to do with our idea.
Cevabı göster
The test results seem to support our idea.
the way their brains make sense of information. Kalıp ifadeler
2:44yani beyinlerinin bilgiyi anlamlandırma şekilleriyle.
make sense of information: bilgiyi anlamlandırmak
Make sense of information, bilgiyi anlaşılır hâle gelene kadar düzenlemek ve yorumlamak demektir. Özellikle içerik yeni, karmaşık veya belirsiz olduğunda anlamı bulma sürecini vurgular. Yapı make sense of + isim veya yan cümle biçimindedir. Bu cümlede beynin bilgiyi nasıl işleyip anladığını anlatır.
Alıştırma
“Anlamak ve düzenlemek” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: I can't make ____ of these mixed-up notes.
Cevabı göster
sense
processing also means the act of developing pictures from photographic film. Kelime
2:48işlemek (processing) aynı zamanda fotografik filmden resim çıkarma eylemi anlamına da gelir.
processing: fotoğraf filmini banyo etme
Burada processing, fotoğraf filmini işleyerek üzerindeki görüntüleri ortaya çıkarmak demektir. Kelimenin bilgiyi anlama veya işleme anlamı değil, fotoğrafçılıkla ilgili anlamıdır. Hangi anlamın kastedildiğini çevredeki konu veya işlenen nesne gösterir: film processing film banyosudur, information processing ise zihnin ya da bilgisayarın bilgiyi işlemesidir.
Alıştırma
Şu cümlede processing ne anlama gelir: "The photo lab offers film processing."?
- bilgiyi anlama ve düzenleme
- kamerayla bir sahne kaydetme
- fotoğraf filmindeki görüntüleri banyo ederek ortaya çıkarma
Cevabı göster
fotoğraf filmindeki görüntüleri banyo ederek ortaya çıkarma
artists make bigger, quicker eye movements,
2:54sanatçılar daha büyük, daha hızlı göz hareketleri yaparlar,
see the whole picture: durumun tamamını anlamak
see the whole picture genellikle önemli parçalar ve aralarındaki bağlantılar dâhil olmak üzere durumun tamamını anlamak demektir. Yalnızca tek bir ayrıntıya odaklanmamak gerektiğini anlatır. Bu cümlede picture aynı zamanda gerçek anlamdaki görmeyle ilişkilidir. Böylece küçük bir çift anlam oluşur: bir görüntünün tamamını görmek ve bir durumu bütünüyle anlamak.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “durumun tamamını anlamak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Before we choose a plan, we need to ____.
Cevabı göster
see the whole picture
If you get the gist of what someone is saying, Kalıp ifadeler
3:08Eğer birinin söylediğinin ana fikrini (gist) kavrarsan,
get the gist of içinde you get the ... ifadesi
you get the gist of... içinde get, “almak” değil, “anlamak” veya “kavramak” anlamına gelir. get the gist of something kalıbının tamamı, bir şeyin ana fikrini anlamak demektir. Bazı sözcükleri veya ayrıntıları kaçırmış olsanız bile bir mesajın temel olarak ne anlattığını anladığınızda kullanılır. Fiil normal biçimde değişir: şimdiki veya geniş zaman için get the gist of, geçmiş zaman için got the gist of kullanılır.
Alıştırma
“Her ayrıntıyı değil ama ana fikri anladım” anlamındaki kalıbı tamamlayın: I missed some words, but I ____ the story.
Cevabı göster
got the gist of
The second expert to answer our question about the artistic brain is Mike,
3:15Sanatçı beyni hakkındaki sorumuzu cevaplayacak ikinci uzman Mike,
Mike is a self-taught painter who creates large colorful pictures in his studio. Kelime
3:22Mike stüdyosunda büyük, renkli resimler yaratan kendi kendini yetiştirmiş bir ressamdır.
painter who: bir kişiyi ilgi cümleciğiyle anlatmak
painter who creates... ifadesinde who, ressam hakkında ek bilgi veren bir ilgi cümleciğini başlatır. Who, painter sözcüğüne gönderme yapar ve creates fiilinin öznesidir. Tekrar kullanılabilecek yapı, tekil kişi adı + who + tekil fiildir. Painter tekil olduğu için fiil -s alır: who creates. Çoğul bir adla painters who create örneğindeki gibi çoğula uygun fiil biçimi kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi doğal biçimde tamamlayan sözcükleri seçin: She is a teacher ___ science fun.
- who makes
- which make
- who making
Cevabı göster
who makes
artistic ability isn't something you're born with. Kalıp ifadeler
3:29sanatsal yetenek doğuştan gelen bir şey değildir.
According to him: bilgi kaynağını belirtme
According to him, ardından gelen ifadenin kaynağının “o” olduğunu belirtir. Burada, sanatsal yetenek hakkındaki iddianın kaynaksız sunulan bir gerçek değil, onun görüşü veya aktardığı bilgi olduğunu dinleyiciye gösterir. Yapı according to + kişi, belge veya başka bir kaynak şeklindedir. Cümlenin başında kullanıldığında bu kaynak ifadesinden sonra genellikle virgül gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, sefer tarifesini açıkça bilgi kaynağı olarak gösterir?
- I think the timetable, the last bus leaves at ten.
- According to the timetable, the last bus leaves at ten.
- According the timetable, the last bus leaves at ten.
Cevabı göster
According to the timetable, the last bus leaves at ten.
something you're born with: doğuştan gelen bir özellik
Something you're born with, doğuştan doğal olarak sahip olunan bir yetenek, özellik veya fiziksel nitelik anlamına gelir. Bu cümlede doğuştan gelen bir yeteneği öğrenilebilen ya da geliştirilebilen bir yetenekle karşılaştırır. Tam yapı something (that) you're born with şeklindedir. İlgi zamiri that atılmıştır; something, with edatının nesnesi olarak anlaşıldığı için with sonda kalır.
Alıştırma
“Doğuştan doğal olarak sahip olmak” anlamındaki kalıp ifadeyi tamamlayın: Curly hair can be something you're ____.
Cevabı göster
born with
as he explained to BBC World Service's Crowd Science.
3:33BBC World Service'ten Crowd Science'a açıkladığı gibi.
Sözlü hikâye anlatımında this other student
this other student ifadesinde this, konuşanın hikâyeyi anlatmasına yardımcı olur. Dinleyiciye kişiyi işaret ediyormuş gibi yeni birini hikâyeye sokan bir belirleyicidir; bu da anlatımı daha canlı yapar. Öğrencinin konuşana fiziksel olarak yakın olduğu anlamına gelmez. Other, öğrencinin daha önce anılmış veya bağlamdan anlaşılan başka bir öğrenciden farklı olduğunu gösterir. Birlikte this other student yaklaşık olarak şimdi hikâyeye dahil edilen başka bir öğrenci demektir.
Alıştırma
Şu kısa İngilizce hikâyeyi okuyun: One coach was very quiet. I had this other coach who sang during practice. Hikâyede this other coach ne işe yarıyor?
- Gündelik bir hikâyeye farklı bir antrenörü canlı biçimde dahil eder.
- Konuşanın hangi antrenörü kastettiğini hatırlayamadığı anlamına gelir.
- Antrenörün konuşana fiziksel olarak yakın olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster
Gündelik bir hikâyeye farklı bir antrenörü canlı biçimde dahil eder.
Tam olumsuzluk için not ... at all
Olumsuz bir cümlede at all, not ifadesini güçlendirir ve hiçbir şekilde ya da hiç anlamı verir. He could not draw at all, onun yalnızca kötü çizdiğini değil, hiç resim çizemediğini belirtir. Yaygın kalıp not + fiil veya betimleme + at all şeklindedir. I don't understand it at all ve She isn't tired at all buna örnektir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, derste öğrendiğiniz ve olumsuzluğu güçlendiren iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The puzzle wasn't difficult ____.
Cevabı göster
at all
So I gave him some tips and in a month, Kalıp ifadeler
3:43Ben de ona bazı ipuçları verdim ve bir ay içinde,
give someone some tips: birine birkaç ipucu vermek
I gave him some tips cümlesinde tips, birinin bir şeyi daha iyi yapmasına yardımcı olabilecek kısa ve pratik öneriler anlamına gelir. Burada hizmet karşılığında verilen para, yani bahşiş anlamında değildir. Kullanışlı kalıp give + kişi + some tips şeklindedir. give some tips to + kişi de denebilir. Birden fazla öneri olduğunda çoğul biçim olan tips kullanılır.
Alıştırma
İfadeyi give fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Before the match, my coach ____ me some useful tips.
Cevabı göster
gave
I learned how to do those things without anyone telling me,
3:55bu işleri kimse bana söylemeden nasıl yapacağımı öğrendim,
the distance between your eyes is the same as one of your eyes.
4:02iki gözünün arasındaki mesafe, gözlerinden birinin mesafesiyle aynıdır.
helpful pieces of advice about how to do something,
4:09bir şeyin nasıl yapılacağı hakkında yararlı tavsiyeler,
one of his students really improved and started painting much better.
4:16öğrencilerinden biri gerçekten gelişti ve çok daha iyi resim yapmaya başladı.
an informal way to say very impressed or surprised.
4:22çok etkilenmiş veya şaşırmış demenin gayri resmi bir yolu.
blown away: son derece etkilenmiş veya şaşırmış
Be blown away, son derece etkilenmek veya çok şaşırmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede Mike çok güçlü bir tepki vermiştir; gerçekten rüzgârla uçup gitmemiştir. Yaygın kalıp be blown away by + kişi veya şey şeklindedir. Tepkinin hayranlık, şaşkınlık ya da ikisi birden olduğunu bağlam gösterir.
Alıştırma
“Son derece etkilenmiş” anlamındaki gayriresmî deyimi tamamlayın: I was ____ by the science show.
Cevabı göster
blown away
Like learning to ride a bike ile karşılaştırmaya başlamak
Like learning to ride a bike, ana cümleden önce kullanılan bir karşılaştırma ifadesidir. Burada like, “benzer bir şekilde” anlamına gelir; learning to ride a bike ise karşılaştırmada kullanılan tanıdık deneyimi belirtir. Bu başlangıç, konuşmacı daha az tanıdık bir düşünceyi sunmadan önce dinleyiciye tanıdık bir çerçeve verir. Ardından ana cümle yeni durumu belirtmeli ve iki becerinin de alıştırma gerektirmesi gibi ortak noktayı açıkça göstermelidir.
Alıştırma
Hangi cümle tanıdık bir deneyimle doğru biçimde başlayıp ardından benzer yeni durumu belirtir?
- Like learn to swim, learning to skate takes practice.
- Like learning to swim, learning to skate takes practice.
- Like learning to swim, and learning to skate.
Cevabı göster
Like learning to swim, learning to skate takes practice.
a word from American English meaning that it can be taught or trained.
4:30Amerikan İngilizcesinden gelen ve öğretilebileceği veya eğitilebileceği anlamına gelen bir kelime.
trainable: eğitimle geliştirilebilir
Trainable, train + -able öğelerinden oluşan bir sıfattır. Bir şeyin öğretilebileceği, eğitilebileceği veya eğitim yoluyla geliştirilebileceği anlamına gelir. Bu cümlede painting, resim yapma becerisini ifade eder. Bu beceriye trainable denmesi, onun yalnızca doğuştan gelen ve değişmez bir yeteneğe bağlı olmadığını, öğretim ve alıştırmayla geliştirilebileceğini anlatır.
Alıştırma
Yeni başlayan birinin becerisi alıştırmayla gelişebilir, ancak henüz geliştirilmemiştir. Hangi cümle uygundur?
- The skill is trained.
- The skill is trainable.
- The skill is training.
Cevabı göster
The skill is trainable.
this is proof that artists' brains are not so different after all. Anlatım akışı
4:36bu, sanatçıların beyinlerinin sonuçta o kadar da farklı olmadığının bir kanıtıdır.
not so different after all: sonuçta o kadar da farklı değil
Cümlenin sonundaki after all, nihai sonucun insanların ilk beklediği gibi olmadığını gösterir. Kanıtlar artık sanatçıların beyinlerinin düşünüldüğü kadar sıra dışı olmayabileceğini gösteriyor. not so + adjective + after all kalıbı, bir şeyin beklenenden daha az uç olduğu anlaşıldığında kullanışlıdır. Burada after all savı sonuçlandırır; bir gerekçe sunmaz.
Alıştırma
Sonucun önceki beklentiden farklı olduğunu gösteren iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The puzzle wasn't so hard ____.
Cevabı göster
after all
So there we have it: toparlama işareti
So there we have it, konuşmacının sözlerini toparladığını gösteren sözlü bir işarettir. So az önce söylenenlere bağlanır; there we have it ise bilginin, cevabın veya sonucun tamamlandığını gösterir. Bu ifade, bir yerde bir şeye sahip olmakla ilgili değildir. Dinleyicinin bir bölümün sona erdiğini veya konuşmacının bir sonuca ulaştığını fark etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Sunucunun kapanışını kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: So ____: three simple ways to save water.
Cevabı göster
there we have it
some scientists think there may be a third possibility, Anlatım akışı
4:45bazı bilim insanları üçüncü bir olasılık olabileceğini düşünüyor,
üçüncü bir olasılık olabileceğini düşünmek
Think, fikri kesinleşmiş bir gerçek olarak değil bilim insanlarının görüşü olarak sunar; may be ise iddianın kesin olmadığını gösterir. There may be a third possibility, daha önce ele alınan iki seçeneğe bir seçenek daha ekler. Bu kalıp, konuyu kesin bir ya o ya bu seçimi gibi görmek yerine tartışmayı genişletmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle üçüncü bir açıklamayı temkinli biçimde ekliyor?
- There are exactly three possibilities.
- I think there may be a third possibility.
- I know the first possibility is correct.
Cevabı göster
I think there may be a third possibility.
everyone's brain works by focusing on some areas and ignoring others, Anlatım akışı
4:48herkesin beyni bazı alanlara odaklanıp diğerlerini göz ardı ederek çalışır,
… alanlara odaklanıp diğerlerini göz ardı ederek çalışmak
Works by + -ing, bir şeyin çalışmasını sağlayan yöntemi veya süreci açıklar. by bir edat olduğu için focus ve ignore, focusing ve ignoring biçimlerini alır. İki -ing grubu and ile bağlanarak aynı sürecin birbiriyle karşıt iki bölümünü gösterir: dikkat bazı alanlara yöneltilirken diğerlerine yöneltilmez. Others, other areas yerine kullanılır ve tekrarı önler.
Alıştırma
let ve leave fiillerinin -ing biçimlerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The filter works by ____ clean water through and ____ dirt behind.
Cevabı göster
letting · leaving
making a kind of jigsaw puzzle with missing pieces. Deyimler
4:53eksik parçaları olan bir tür yapboz oluşturur.
jigsaw puzzle with missing pieces: eksik bilgi benzetmesi
Kelime anlamıyla jigsaw puzzle with missing pieces, bazı parçaları olmadığı için resmin tamamını gösteremeyen bir yapbozdur. Burada bu ifade, eksik bilgilere dayanarak bir şeyi anlamaya çalışmanın benzetmesidir. Bazı kısımların bilindiğini, fakat önemli boşlukların hâlâ kaldığını anlatır. Aynı benzetme eksik kanıtlar, kayıtlar veya açıklamalar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir kişi bir soruşturmayı “a jigsaw puzzle with missing pieces” diye tanımlarsa ne demek ister?
- Soruşturmacılar bir yapboz yarışmasına katılıyor.
- Bazı gerçekler biliniyor, ancak önemli bilgiler hâlâ eksik.
- Soruşturma tamamlandı ve bütün gerçekler açık.
Cevabı göster
Bazı gerçekler biliniyor, ancak önemli bilgiler hâlâ eksik.
Mozart and Jimi Hendrix are just filling in the missing pieces our own way. Deyimler
4:59Mozart ve Jimi Hendrix sadece eksik parçaları kendi yöntemimizle dolduruyoruz.
just filling in the missing pieces: eksik bilgileri tamamlama
Fill in the missing pieces, eksik bir bütünü daha tamam hâle getirmek için gereken bilgileri eklemek veya çıkarım yoluyla bulmak demektir. Burada yapboz benzetmesi devam eder: herkes boşlukları kendi yöntemiyle anlamlandırır. Just burada “yalnızca” veya “özünde” anlamına gelir. Bunu herkesin yaptığı temel şey olarak sunar; yalnızca kısa bir süre önce olmuş bir şeyi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede “fill in the missing pieces” eksik bilgileri yeniden oluşturmak anlamında kullanılmıştır?
- The new records helped us fill in the missing pieces of the timeline.
- We deleted the few facts that we already knew.
- We put the finished puzzle back in its box.
Cevabı göster
The new records helped us fill in the missing pieces of the timeline.
İlgili bir konuya geçiş olarak Speaking of Mozart
Speaking of Mozart, “Mozart'tan söz etmişken” anlamına gelen bir geçiş ifadesidir. Mozart konusunu yeniden ele alır ve onunla bağlantılı yeni bir noktaya geçer. Speaking of + kişi, şey veya konu kalıbı konuşmayı düzenler; birinin kelimenin tam anlamıyla Mozart adına konuştuğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Ben az önce anıldı. Cümleyi dersteki iki kelimelik geçiş ifadesiyle tamamlayın: ____ Ben, did he pass his test?
Cevabı göster
Speaking of
I asked how old child prodigy Mozart was when he first composed music. Dilbilgisi
5:09Harika çocuk Mozart'ın ilk müzik bestelediğinde kaç yaşında olduğunu sormuştum.
Gömülü soruda how old ... Mozart was when ...
how old ... was when ... sözleri, I asked ifadesinden sonra gelen gömülü bir soru oluşturur. Hâlâ Mozart'ın yaşını sorar, ancak gömülü yan cümle düz cümle sırasını kullanır: child prodigy Mozart öznesi was'tan önce gelir. I asked how old + kişi + was + when + olay kalıbını kullanın. Doğrudan soruda sıra tersine döner: How old was Mozart when ...?
Alıştırma
Gömülü soru için doğru sözcük sırasına sahip cümleyi seçin.
- Can you tell me how old did Leo move?
- Can you tell me how old Leo was when he moved?
- Can you tell me how old was Leo when he moved?
Cevabı göster
Can you tell me how old Leo was when he moved?
and by the age of ...: önceki bir bilgiyi yaş sınırına bağlamak
By the age of 6, en geç 6 yaşına geldiğinde anlamına gelir. Altı yaşını bir son nokta olarak gösterir; ardından sözü edilen başarı o zamana kadar zaten gerçekleşmiştir. and bu yaş sınırını, 5 yaşında müzik yazdığına ilişkin önceki bilgiye bağlar. Bu kalıp dönüm noktalarını sıraya koymak için kullanışlıdır: Bir şey belirli bir yaşta olur, başka bir şey ise daha sonraki bir yaşa kadar gerçekleşmiş olur.
Alıştırma
Dersteki beş sözcüklü ifadeyi kullanarak ilk bilgiyi daha sonraki bir yaş sınırına bağlayın: Lina started piano lessons at six, ____ eight, she had won her first contest.
Cevabı göster
and by the age of
he had performed in front of the emperor of Austria twice. Dilbilgisi
5:23Avusturya imparatorunun önünde iki kez sahne almıştı.
he had performed in front of ...: geçmişteki bir son noktadan önce yaşanan deneyim
had performed, had + geçmiş zaman ortacı yapısındaki past perfect biçimidir. Gösterileri by the age of 6 şeklindeki geçmiş son noktadan önceye yerleştirir; twice, o zamana kadar iki gösterinin tamamlanmış olduğunu belirtir. perform in front of someone, o kişi ya da grup izlerken gösteri yapmak anlamına gelir. Burada in front of yalnızca fiziksel konumu değil, imparatorun seyirci olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi perform fiilinin past perfect biçimi ve dersteki seyirciyi belirten ifadeyle tamamlayın: By the time the judges arrived, the band ____ three songs ____ a small crowd.
Cevabı göster
had performed · in front of
Now there's ... ile dikkat çekici bir örneği gösterme
Now there's an artistic brain cümlesinin başlangıcı, yalnızca böyle bir zihnin var olduğunu söylemez. Yeni görülen veya konuşulan kişi ya da şeyi sanatsal bir zihnin dikkat çekici örneği olarak sunar ve “İşte sanatsal zihin dediğin böyle olur” anlamına yakın bir duygu verir. Now dikkati örneğe çekerken there's, an artistic brain isim öbeğini sunar. Now there's + isim öbeği kalıbı, bir şeyi hemen değerlendirilmek üzere öne çıkarabilir; kesin tutum bağlama ve tonlamaya bağlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle Now there's kalıbını bir şeyi dikkat çekici bir örnek olarak övmek için en açık biçimde kullanıyor?
- There's a clever solution in the appendix.
- Now there's a clever solution!
- A clever solution arrived by email.
Cevabı göster
Now there's a clever solution!
Let's recap the vocabulary from this program starting with child prodigy, Anlatım akışı
5:31Bu programın kelimelerini harika çocuk (child prodigy) ile başlayarak özetleyelim,
Let's recap: birlikte gözden geçirmeye geçiş işareti
Let's recap, “ana noktaları kısaca gözden geçirelim” anlamına gelir. Let's, konuşanı ve dinleyenleri eyleme birlikte katar; recap ise daha önce ele alınanları kısaca gözden geçirmek anlamındaki bir fiildir. Bu ifade, konuşmayı düzenleyen bir geçiş işaretidir. Dinleyicilere yeni bilgilerin durakladığını ve önceki bilgilerin şimdi düzenleneceğini ya da tekrarlanacağını bildirir.
Alıştırma
Kısa ve ortak bir gözden geçirme önermek için cümleyi “Let's recap” ile tamamlayın: ____ the three safety rules before we leave.
Cevabı göster
Let's recap
starting with + ilk öge kalıbında with child prodigy
Buradaki with child prodigy, daha geniş olan starting with + ilk öge kalıbını tamamlar. child prodigy ifadesini kelime tekrarındaki ilk öge olarak gösterir. Bu kalıp, başlangıç noktasını belirterek bir listeyi, sırayı veya açıklamayı düzenler. Yalnızca bir öge olduğu anlamına gelmez; genellikle ardından başka ögeler gelir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın. start fiilinin -ing biçimini ve gereken edatı kullanın: We'll visit three places, ____ the museum.
Cevabı göster
starting with
Processing describes how your brain makes sense of the information it receives. Kalıp ifadeler
5:39İşlemek (processing) beyninizin aldığı bilgiyi nasıl anlamlandırdığını açıklar.
make sense of the information içindeki of the
make sense of the information ifadesinde of, “bir şeyi anlamak veya ona anlam vermek” anlamındaki sabit make sense of + something kalıbının parçasıdır. The, the information it receives isim öbeğini başlatır ve beynin aldığı belirli bilgiyi gösterir. of the bölümünü tek başına tamamlanmış bir ifade olarak yorumlamayın. Bu bölüm make sense ile nesnesini bağlar; bu nedenle anlaşılan şeyi adlandırırken of kullanılmalıdır.
Alıştırma
Sayıları anlayamadığımı söylemek için make sense of + nesne yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- I can't make sense of the numbers.
- I can't make a decision about the numbers.
- The numbers don't make sense to me.
Cevabı göster
I can't make sense of the numbers.
The gist of something is a general understanding of it without the details.
5:43Bir şeyin ana fikri (gist) onun ayrıntıları olmadan genel bir anlayışıdır.
Tips are useful pieces of advice about how to do something better. Kelime
5:48İpuçları (tips) bir şeyi nasıl daha iyi yapacağınız hakkında yararlı tavsiyelerdir.
advice about how ... ve a piece of advice
advice about how to do something, “bir şeyin nasıl yapılacağına dair tavsiye” anlamına gelir. about konuyu belirtir; how to + fiilin yalın hâli ise yönteme odaklanır. Advice standart İngilizcede sayılamayan bir isimdir. Tek tek tavsiyeleri saymak için, tam cümledeki gibi a piece of advice veya pieces of advice kullanılır.
Alıştırma
Bir tavsiyeyi saymanın standart biçimiyle cümleyi tamamlayın: She gave me one ____ about how to prepare for the test.
Cevabı göster
piece of advice
you are very impressed or surprised by something.
5:54bir şeyden çok etkilenmiş veya ona çok şaşırmışsınızdır.
trainable means able to be trained or taught in American English. Kelime
5:58eğitilebilir (trainable) Amerikan İngilizcesinde eğitilebilir veya öğretilebilir anlamına gelir.
Bir varyant etiketi olarak American English
American English, İngilizcenin Amerikan varyantının adıdır. in American English ifadesinde, trainable için verilen önceki tanımın bu varyanta göre yapıldığını belirtir; konuşanın milliyetini göstermez. Bir varyant etiketi, bir anlamın veya kullanımın kapsamını gösterir; bunun yalnızca o varyanta ait olduğu anlamına gelmeyebilir. Diğer İngilizce varyantları aynı biçimi kullanabilir ya da farklı bir biçimi tercih edebilir.
Alıştırma
Bu cümlede in American English temel olarak neyi anlatır?
- Sözcüğün yalnızca Amerika Birleşik Devletleri içinde kullanılabileceği anlamına gelir.
- Önceki anlamın İngilizcenin Amerikan varyantıyla ilişkili olduğunu belirtir.
- Konuşanın Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster
Önceki anlamın İngilizcenin Amerikan varyantıyla ilişkili olduğunu belirtir.
our 6 minutes are up: ayrılan süre doldu
our 6 minutes are up ifadesinde program için ayrılan altı dakika sona ermiştir. Konuşan kişi artık bitirme zamanının geldiğini belirtir. Kullanışlı kalıp someone's time/amount of time + be up şeklindedir. Buradaki up, “yukarıda” demek değildir. Bir süre sınırı için be up, verilen sürenin dolduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, katılımcılara ayrılan on dakikanın bittiğini doğal biçimde bildirir?
- Your ten minutes are above.
- Your ten minutes are up.
- Your ten minutes are growing.
Cevabı göster
Your ten minutes are up.