Kimyasal tepkimeler nasıl hızlandırılır (ve randevu nasıl koparılır) - Aaron Sams: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
852 kelime 209 kel/dk

Video özeti: Okul balosu için eş bulmaya uzanan eğlenceli bir çarpışma hikâyesi, çarpışma teorisini ve kimyasal tepkimeleri hızlandırmanın beş yolunu açıklar: hacmi azaltmak, derişimi veya sıcaklığı yükseltmek, açık yüzey alanını artırmak ve katalizör kullanmak. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. thinks back to — Deyimsel fiiller: Bu ifadenin anlatıyı geçmişteki bir anıya taşıdığını anlayabilir ve güncel bir fikri açıklayan eski bir deneyimi tanıtmak için kullanabilirsiniz. 2. by increasing the number of collisions, we increase the likelihood — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: by + fiil-ing yapısının yöntemi, ana cümlenin ise sonucu bildirdiğini fark edebilir; bu kalıpla bilimsel açıklamalardaki neden-sonuç adımlarını düzenleyebilirsiniz. 3. Our matchmaker is like a catalyst. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: is like yapısının benzetmeyi açıkça kurduğunu ve tanıdık bir çöpçatanı katalizörle eşleştirdiğini görebilir; böylece parçacıkları buluşturma ve enerji engelini düşürme mekanizmasını daha kolay kavrayabilirsiniz.

Bu derste

Meet our chemist Harriet.

0:14

Kimyagerimiz Harriet ile tanışın.

She has a chemical reaction that needs to occur more quickly. Kelime

0:15

Onun daha hızlı gerçekleşmesi gereken kimyasal bir tepkimesi var.

Kelime

chemical reaction that needs to occur: gerçekleşmesi gereken kimyasal tepkime

Bu cümlede occur, “meydana gelmek” veya “gerçekleşmek” anlamındadır. Kimyasal tepkime, olay ya da değişim gibi nesnel bir süreci anlatırken kullanılan doğal ve resmî bir fiildir. that needs to occur ilgi cümleciği chemical reaction ifadesini niteler. Hangi tepkimeden söz edildiğini belirtir: gerçekleşmesi gereken ve burada daha hızlı gerçekleşmesi istenen tepkime.

Alıştırma

Resmî bilimsel cümleyi derste öğrendiğiniz fiille tamamlayın: A chemical reaction may ____ when two substances are mixed.

Cevabı göster

occur

A chemist has some processes at her disposal that can help her speed up her reaction Notlar

0:18

Bir kimyagerin elinde tepkimesini hızlandırmasına yardımcı olabilecek bazı yöntemler bulunur

Kalıp ifadeler

at her disposal: onun kullanımına hazır

At her disposal, bir şeyin onun kullanımı veya kontrolü için hazır olduğu anlamına gelir. Kimyager, tepkimeyi hızlandırmak için seçebileceği süreçlere sahiptir; buradaki disposal, bunların atılması anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp have + kaynak + at + iyelik + disposal biçimindedir: We have several tools at our disposal. İyelik sözcüğü, kaynağı kullanabilen kişi veya gruba göre değişir.

Alıştırma

Cümleyi at one's disposal ifadesinin zamir kullanılan biçimiyle tamamlayın. Team burada tekil kabul edilir: The team has more data ____.

Cevabı göster

at its disposal

Öbek fiiller

speed up: bir süreci hızlandırmak

Burada speed up, “bir şeyin daha hızlı gerçekleşmesini sağlamak” anlamına gelir. Ardından her reaction nesnesi gelir; bu nedenle speed up her reaction, tepkimenin daha hızlı ilerlemesini sağlamak demektir. Up, yukarı yönü değil hızdaki artışı gösterir. Speed up, nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim, öbeğin tamamından sonra veya ortasında gelebilir; ancak zamir normalde ortada yer alır: speed up the process, speed the process up ve speed it up.

Alıştırma

speed up ifadesini doğru sözcük sırasıyla kullanarak cümleyi tamamlayın: The download is slow, but a faster connection can ____.

Cevabı göster

speed it up

and she knows of five ways

0:22

ve o da beş yöntemi biliyor

and to remember them

0:24

ve onları hatırlamak için

she thinks back to her days as a high school student Öbek fiiller

0:25

lise öğrencisi olduğu günleri

Öbek fiiller

thinks back to: geçmiş bir deneyimi hatırlamak

Thinks back to, “geçmişteki bir zamana ya da deneyime zihninde geri döner” anlamına gelir. Back geçmişi işaret eder, to ise hatırlanan şeyi tanıtır: her days as a high school student. Bu cümlede ifade, anlatımın bir anıya geçtiğini gösterir. think back to + bir zaman, olay, deneyim veya -ing biçimi yapısını kullanın: think back to childhood; think back to meeting him. Burada özne she olduğu için thinks biçimi kullanılır.

Alıştırma

think back to ifadesini doğru geniş zaman biçiminde kullanın: Every year, Maya ____ her first day at school.

Cevabı göster

thinks back to

and the day she got a date for the dance. Kültür

0:28

ve balo için bir partner bulduğu o günü anımsıyor.

Kültür

got a date for the dance: baloya birlikte gidecek birini bulmak

Bu cümlede got a date for the dance, onun okul balosuna kendisiyle gitmeyi kabul eden birini bulduğu anlamına gelir. Buradaki a date bir kişidir; the dance ise sadece dans etme eylemi değil, okulun düzenlediği sosyal bir etkinliktir. Kuzey Amerika okul kültüründe bir okul balosuna a date ile gitmek romantik bir ilgiyi çağrıştırabilir. Ancak bu, iki kişinin zaten sevgili olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

"She got a date for the dance" cümlesinde "a date" ne anlama gelir?

  1. Okul balosunun yapılacağı takvim günü
  2. Onunla okul balosuna gitmeyi kabul eden biri
  3. Okul balosuna girmesini sağlayan bir bilet
Cevabı göster

Onunla okul balosuna gitmeyi kabul eden biri

Harriet was in high school studying between classes.

0:31

Harriet lisedeydi ve ders aralarında çalışıyordu.

She had lost track of time and was going to be late to class. Deyimler

0:33

Zamanın nasıl geçtiğini anlamamış ve derse geç kalmak üzereydi.

Deyimler

had lost track of time: zamanın nasıl geçtiğini unutmuştu

Lose track of time, genellikle meşgul olduğunuz veya bir şeye daldığınız için ne kadar zaman geçtiğini fark etmemek anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki track, bir şeyi sürekli takip edip farkında olma anlamındadır; yol veya koşu pisti anlamında değildir. Had lost, past perfect yapısıdır. Zamanı fark etmeme durumunun, onun derse geç kalmak üzere olduğu daha sonraki durumdan önce gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: By the time we checked the clock, we ____, and the last bus had already left.

Cevabı göster

had lost track of time

Unbeknownst to her, Anlatım akışı

0:36

Kendisi bilmese de,

Harold, who was just around the corner, was running late, too. Kalıp ifadeler

0:37

hemen köşeyi dönmekte olan Harold da geç kalmıştı.

Anlatım akışı

Unbeknownst to her: onun bakış açısı dışındaki bilgiyi açıklamak

Unbeknownst to her, “onun haberi olmadan” ya da “o bilmiyordu ama” anlamına gelir. Ana cümleden önce gelen Unbeknownst to + kişi yapısı, sonraki bilgiyi kimin bilmediğini gösterir. Burada anlatıcı, onun bilmediği bir bilgiyi açıklar: Harold yakındadır ve o da gecikmektedir. Böylece onun sınırlı bakış açısından anlatıcının daha geniş bakış açısına geçilir ve beklenti yaratılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede başlangıçtaki ifade okuyucuya ne anlatır? Unbeknownst to Mia, her friends were preparing a surprise.

  1. Mia'nın arkadaşları onun nerede olduğunu bilmiyordu.
  2. Mia sürprizden haberdar değildi.
  3. Mia sürprizi gizlice planlıyordu.
Cevabı göster

Mia sürprizden haberdar değildi.

Kalıp ifadeler

was running late, too: o da gecikiyordu

be running late, planlanan zamana göre geride olmak ve genellikle geç varma riski taşımak anlamına gelir. Running bu kalıbın bir parçasıdır; kişinin gerçekten koştuğunu söylemez. Was durumu geçmiş zamana yerleştirir. Too, “de/da” anlamına gelir ve Harold'ın daha önce sözü edilen kişiyle aynı zamanlama sorununu yaşadığını gösterir.

Alıştırma

Leo programın gerisinde ve siz de aynı sorunu yaşıyorsunuz. Too sözcüğünü running late ifadesinden sonra kullanarak hedef son bölümü tamamlayın: Leo is running late, and I'm ____.

Cevabı göster

running late too

They both sprinted to class

0:40

İkisi de derse doğru koşarken

and, as it happened, sprinted directly into one another. Anlatım akışı

0:42

ve tesadüf bu ya, doğrudan birbirlerine çarptılar.

Anlatım akışı

as it happened: bir tesadüfü anlatmak

As it happened, “tesadüfen” veya “şartlar öyle gelişti ki” anlamına gelen bir anlatı ara sözüdür. Burada koşan iki kişinin yollarının tesadüfen kesiştiğini gösterir. Bu ifade, bir sonraki olayı beklenmedik bir tesadüf olarak anlamanız gerektiğini belirterek hikâyedeki bilgiyi düzenler. “Olayın gerçekleştiği şekilde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Tesadüf anlamı vermek için cümleyi as it happened ile tamamlayın: ____, Maya had packed an extra lunch.

Cevabı göster

As it happened

Now, this was no small collision. Deyimler

0:45

Yalnız bu, ufak bir çarpışma değildi.

Deyimler

was no small collision: no small + isim ile güçlü vurgu

no small collision ifadesinde no small, dolaylı ama güçlü bir vurgu biçimidir. Çarpışmanın küçük olmadığı söylenerek aslında büyük veya şiddetli bir çarpışma olduğu anlatılır. Başka durumlarda da kullanılabilen no small + isim kalıbı “kayda değer” veya “önemli” demektir: no small achievement etkileyici bir başarıyı överken no small problem ciddi bir sorun konusunda uyarır.

Alıştırma

Bunun etkileyici olduğunu vurgulamak için no small + achievement kullanın: Building a working robot in one afternoon was ____.

Cevabı göster

no small achievement

They ran squarely into one another Kelime

0:47

Birbirleriyle öyle bir kafa kafaya çarpıştılar ki

in such a way that he knocked the books right out of her hand. Notlar

0:49

çocuk onun elindeki kitapları doğrudan yere düşürdü.

Kelime

ran squarely into one another: birbirine dosdoğru çarpmak

Burada ran into one another, “birbirleriyle çarpıştılar” anlamına gelir. Squarely, çarpışmanın hafif bir sürtünme değil, doğrudan ve güçlü olduğunu belirtir. Bu kullanımda squarely, “doğrudan ve tam olarak” anlamındadır; kare şeklini anlatmaz. Bir şey hedefe tam isabet ettiğinde veya biri bir sorunla doğrudan yüzleştiğinde de aynı anlam görülür.

Alıştırma

“The cyclist ran squarely into the barrier” cümlesinde squarely hangi anlamı ekler?

  1. Çarpışma doğrudan ve güçlüydü.
  2. Bisikletli kare şeklinde bir yol izledi.
  3. Çarpışma yalnızca hafif bir dokunuştu.
Cevabı göster

Çarpışma doğrudan ve güçlüydü.

Dilbilgisi

in such a way that: biçimden sonuca geçiş

In such a way that, bir şeyin nasıl gerçekleştiğini ardından gelen sonuca bağlar. That sözcüğünden önceki bölüm yöntemi veya biçimi açıklar; that sözcüğünden sonraki yan cümle ise sonucu belirtir. Burada çarpışma biçimleri, kitapların onun elinden düşmesine neden olmuştur. Bu yüzden that bir nesne yan cümlesi değil, sonuç bildirir.

Alıştırma

Cümleyi, bir biçimi onun sonucuna açıkça bağlayan dört sözcüklü yapıyla tamamlayın: “Maya folded the paper ____ it stood up like a small tent.”

Cevabı göster

in such a way that

Öbek fiiller

knocked ... right out of ...: çarpmayla bir şeyi yerinden çıkarmak

knock + nesne + out of + yer kalıbı, bir çarpmanın nesneyi bulunduğu yerden çıkarması anlamına gelir. Burada kitaplar, onun çarpması sonucunda kızın elinden çıkar; knock bu cümlede “hafifçe vurmak” veya “kapıyı çalmak” anlamında değildir. Right, out of ifadesini güçlendirir. Sonucun ani ve tam olduğunu, yani kitapların kızın elinden tamamen fırladığını vurgular.

Alıştırma

Bir top Leo'nun eline çarpıyor ve telefonu yere düşüyor. Olanları en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The ball knocked Leo's phone over.
  2. The ball bumped into Leo's phone.
  3. The ball knocked the phone out of Leo's hand.
Cevabı göster

The ball knocked the phone out of Leo's hand.

"I'm sorry," he said.

0:51

"Özür dilerim," dedi.

"Let me help you with your books." Ton ve niyet

0:52

"Kitapların için sana yardım etmeme izin ver."

Ton ve niyet

Let me help you with ...: hemen yardım teklif etmek

Let me help you with ... samimi ve doğrudan bir yardım teklifidir. Burada konuşan kişi esas olarak izin istemiyor; sorumluluk alıyor ve kendi yol açtığı rahatsız edici durumu düzeltmeyi teklif ediyor. Yapı Let me + fiilin yalın hâlidir; bu nedenle Let me help denir, Let me to help denmez. help someone with something yapısında with, yardımın ilgili olduğu işi veya nesneyi belirtir.

Alıştırma

Samimi yardım teklifini hedef ifadeyle tamamlayın: ____ those boxes.

Cevabı göster

Let me help you with

He kindly helped her re-collect her belongings

0:54

Eşyalarını toplamasına nezaketle yardım etti

and politely offered to walk her to class. Kalıp ifadeler

0:56

ve kibarca ona sınıfına kadar eşlik etmeyi teklif etti.

Kalıp ifadeler

offered to walk her to class: sınıfa kadar eşlik etmeyi teklif etmek

Offered to + fiilin yalın hâli, birinin bir eylemi gönüllü olarak yapmayı teklif ettiğini gösterir. Buradaki offered to walk, bu nazik teklifi kendisinin yaptığını anlatır. Walk someone to a place, o kişiyle birlikte yürüyerek varış noktasına gitmek demektir. Bu yüzden walk her to class, onu sınıfına veya dersinin olduğu yere kadar yürüyerek götürmek anlamına gelir; ona yürümesini emretmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Offer to ve walk yapılarını geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: Leo ____ me to the bus stop.

Cevabı göster

offered to walk

And you'll never guess who went together to the dance Anlatım akışı

0:58

Ve o yılın ilerleyen zamanlarındaki baloya

later that year.

1:01

kimlerin birlikte gittiğini asla tahmin edemezsiniz.

Anlatım akışı

you'll never guess who: beklenmedik bir kişiyi açıklamadan önce merak uyandırmak

You'll never guess who, konuşarak hikâye anlatırken dinleyicinin ilgisini çeken bir giriş kalıbıdır. Kişinin kimliğini hemen açıklamaz ve cevabın şaşırtıcı olacağını bildirerek dinleyicide devamını dinleme isteği uyandırır. Genellikle dinleyiciden gerçekten tahminde bulunmasını istemez; bu, retorik bir kullanımdır. Who, şaşırtıcı kişi veya kişilerin ne yaptığını anlatan yan cümleyi başlatır; who went together to the dance örneğinde olduğu gibi.

Alıştırma

Beklenmedik bir kişiyi açıklamadan önce hangi cümle doğal biçimde merak uyandırır?

  1. I'll never guess who showed up at our game.
  2. You already know who showed up at our game.
  3. You'll never guess who showed up at our game.
Cevabı göster

You'll never guess who showed up at our game.

Yup, those two.

1:02

Evet, o ikisi.

So as we can see from this example, Anlatım akışı

1:04

Yani bu örnekten de görebileceğimiz gibi,

Anlatım akışı

So as we can see from this example: örnekten sonuca geçiş

Bu ifadenin tamamı, bir örnekten o örnekten çıkarılan sonuca geçiş yapar. So az önce söylenene bağlanırken as we can see from this example örneğin sonuca temel oluşturduğunu belirtir. Dinleyiciyi birazdan gelecek ana fikre hazırlar; tek başına sonucu belirtmez. Bilgi sırası şöyledir: önce somut bir örnek, ardından genel bir gözlem.

Alıştırma

Bir sunumcu az önce belirli bir olay gösterdi. So as we can see from this example bu noktada neyi belirtir?

  1. İlgisiz bir konuya geçiyor.
  2. Olayı ilk kez tanıtıyor.
  3. Verilen olaydan bir sonuca geçiyor.
Cevabı göster

Verilen olaydan bir sonuca geçiyor.

the key to getting a date for the dance Dilbilgisi

1:05

balo için bir partner bulmanın anahtarı

is to collide with someone

1:07

biriyle çarpışmak

Dilbilgisi

the key to getting: the key to + fiilin -ing biçimi

the key to getting... bir şeyi elde etmede başarılı olmak için gereken en önemli şey anlamına gelir. Bu cümlede getting a date for the dance ulaşılmak istenen hedeftir. the key to + isim veya fiilin -ing biçimi yapısında to bir edattır. Bu nedenle ardından gelen fiil get değil, getting gibi -ing biçimini alır. Yaygın tam yapı The key to + fiilin -ing biçimi + is + yararlı eylem veya koşuldur.

Alıştırma

Cümleyi stay fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The key to ____ calm is breathing slowly.

Cevabı göster

staying

and knock the books out of their hands.

1:08

ve elindeki kitapları yere düşürmektir.

Now, you're probably already aware

1:10

Tabii, muhtemelen fark etmişsinizdir

that not all collisions lead to dates for the dance, Notlar

1:12

ki her çarpışma baloya bir partner bulmakla sonuçlanmaz,

Dilbilgisi

not all ... lead to ...: kısmi olumsuzluk

not all collisions lead to dates for the dance ifadesinde not all kısmi olumsuzluk kurar: “tüm çarpışmalar bu sonucu doğurur” iddiasının yanlış olduğunu söyler. En az bir çarpışma bir buluşmaya yol açmaz, ancak cümle diğerlerinin yol açıp açmadığını belirtmez. Aktarılabilir not all + çoğul isim + fiil yapısı “bazıları yapmaz” anlamına gelir; “hiçbiri yapmaz” anlamına gelmez.

Alıştırma

En az bir rotanın güvenli olmadığını söyleyen, fakat tüm rotaların güvensiz olduğunu söylemeyen cümle hangisidir?

  1. Not all routes are safe.
  2. No routes are safe.
  3. All routes are safe.
Cevabı göster

Not all routes are safe.

Kalıp ifadeler

lead to dates for the dance: bir sonuca yol açmak

Burada lead to, “bir sonuca neden olmak veya bir sonuç doğurmak” anlamına gelir. Collisions olası neden, dates for the dance ise olası sonuçtur. Lead, birinin fiziksel olarak yolu göstermesi anlamında kullanılmamıştır. Aktarılabilir yapı neden + lead to + sonuç şeklindedir.

Alıştırma

Neden-sonuç cümlesini lead ve doğru edatla tamamlayın: A small mistake can ____ a bigger problem.

Cevabı göster

lead to

thankfully.

1:14

neyse ki.

The collisions must have two important characteristics.

1:16

Çarpışmaların iki önemli özelliği olmalıdır.

One,

1:18

Birincisi,

correct orientation Kelime

1:19

kitapların birinin elinden düşmesini sağlayacak

that allows books to be knocked from one's hands,

1:19

doğru yönelim,

Kelime

correct orientation: çarpışma için gereken uzamsal hizalanma

Bu cümlede correct orientation, çarpışan kişilerin kitapların birinin elinden düşmesini sağlayacak biçimde konumlanması ve doğru yöne bakması demektir. Kimyada orientation, çarpışan parçacıkların birbirine göre uzamsal hizalanmasıdır. Çarpışma yeterli enerjiye sahip olsa bile tepkimeye giren kısımlar gereken biçimde karşılaşmazsa tepkime oluşmayabilir.

Alıştırma

Kimyada parçacıkların correct orientation ile çarpışması ne demektir?

  1. Nasıl hizalandıklarından bağımsız olarak yeterli enerjiye sahiptirler.
  2. Tepkimeye giren kısımları hizalıdır, bu nedenle çarpışma bir tepkimeye yol açabilir.
  3. Hepsi aynı pusula yönüne doğru hareket etmektedir.
Cevabı göster

Tepkimeye giren kısımları hizalıdır, bu nedenle çarpışma bir tepkimeye yol açabilir.

and two,

1:22

ve ikincisi,

enough energy to knock the books out. Dilbilgisi

1:22

kitapları düşürecek kadar enerji.

Dilbilgisi

enough energy to knock: enough + isim + to + fiilin yalın hâli

Bu ifade enough + isim + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Enough, energy sözcüğünü niteler; to knock the books out ise bu enerji miktarının neyi mümkün kıldığını belirtir. Bu yapı, miktarın bir eylem için gereken düzeye ulaştığını anlatır; enough time to finish ve enough strength to lift buna örnektir. Buradaki to knock mastardır; to bir edat değildir.

Alıştırma

Cümleyi enough + bir isim + to ile tamamlayın: The motor has ____ lift the box.

Cevabı göster

enough power to

Shortly after this incident, Anlatım akışı

1:25

Bu olaydan kısa bir süre sonra,

Harriet decided to tell me, her chemistry teacher,

1:26

Harriet kimya öğretmeni olan bana

all about it.

1:28

her şeyi anlatmaya karar verdi.

Anlatım akışı

Shortly after this incident ile zaman akışını ilerletmek

Shortly after this incident, sonraki eylemin bu olaydan kısa bir süre sonra gerçekleştiğini belirten bir zaman geçişidir. Cümlenin başında önceki olayı Harriet’ın daha sonra yaptığı şeye bağlar ve dinleyicinin hikâyedeki zaman akışını izlemesine yardımcı olur. Buradaki incident, az önce sözü edilen olayı tarafsız biçimde belirtir. Bu kelime tek başına olayın ciddi bir kaza olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Herkesin yangın alarmı çaldıktan kısa bir süre sonra binadan ayrıldığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Shortly before the fire alarm went off, everyone left the building.
  2. While the fire alarm was going off, everyone left the building.
  3. Shortly after the fire alarm went off, everyone left the building.
Cevabı göster

Shortly after the fire alarm went off, everyone left the building.

I noticed some interesting parallels between her story and chemical reaction rates, Kalıp ifadeler

1:29

Onun hikayesi ile kimyasal tepkime hızları arasında bazı ilginç paralellikler fark ettim,

Kalıp ifadeler

Onun hikâyesi ile kimyasal tepkime hızları arasındaki benzerlikler

Parallels between X and Y, X ile Y arasında karşılaştırılabilen benzerlikleri veya örtüşen örüntüleri ifade eder. Burada X her story, Y ise chemical reaction rates ifadesidir; konuşmacı iki konuyu birbirine bağlayan ortak örüntüler görür. Bu cümlede parallels, çoğul bir sayılabilen isimdir. Geometrideki paralel çizgileri anlatmaz; bu isim yapısı açıklama yaparken benzetme kurmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Eksik iki bağlayıcı kelimeyle parallels between X and Y kalıbını tamamlayın: The essay points out parallels ____ the first leader's choices ____ the second leader's choices.

Cevabı göster

between · and

which happened to be what she was studying in the hallway the day of the collision. Dilbilgisi

1:33

ki bu tesadüfen çarpışmanın olduğu gün koridorda çalıştığı konuydu.

Dilbilgisi

which happened to be what ...: bir tesadüf eklemek

Kısıtlayıcı olmayan which yan cümlesi, hemen önce sözü edilen bir şey hakkında ek bilgi verir. Burada which, daha önce belirtilen tepkime hızlarına gönderme yapar; happened to be ise bu bağlantının bir tesadüf olduğunu belirtir. What she was studying, “onun çalıştığı şey” demektir. which happened to be what ... bütünüyle “ve bu tesadüfen ... olan şeydi” anlamına gelir; bu kalıpta happen, “gerçekleşmek” anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, seçilen koltuğun tesadüfen Maya’nın istediği koltuk olduğunu doğal biçimde ekler?

  1. I chose the corner seat, that happened to be what Maya wanted.
  2. I chose the corner seat, which happened what Maya wanted.
  3. I chose the corner seat, which happened to be what Maya wanted.
Cevabı göster

I chose the corner seat, which happened to be what Maya wanted.

Together,

1:37

Birlikte,

we decided to set out on two missions. Öbek fiiller

1:37

iki göreve çıkmaya karar verdik.

Öbek fiiller

we decided to set out on two ...: planlı iki göreve başlamak

decided to set out ifadesinde to’dan sonra fiilin yalın hâli olan set gelir. set out on + isim kalıbı; amaçlı bir yolculuğa, göreve veya başka bir düzenli çalışmaya başlamak anlamına gelir. Burada two, missions sözcüğünü niteler; yani grup iki ayrı göreve başlamayı seçmiştir. Set out on genellikle bir amaç doğrultusunda ilerlemeye başlamayı düşündürür. Bu nedenle cümleye yalnızca start kullanmaktan daha anlatısal bir hava verir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrenilen ve “planlı bir keşif gezisine başladılar” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: At sunrise, the researchers ____ a week-long expedition.

Cevabı göster

set out on

Harriet wanted to help all chemistry students and chemists

1:40

Harriet tüm kimya öğrencilerine ve kimyagerlere

remember how to speed up the rate of chemical reactions Kelime

1:42

kimyasal tepkime hızını nasıl artıracaklarını hatırlamaları için yardım etmek istedi

Kelime

the rate of chemical reactions: kimyasal tepkimelerin gerçekleşme hızı

the rate of chemical reactions isim öbeğinde rate, tepkimelerin ne kadar hızlı gerçekleştiğini veya ilerlediğini belirtir. of chemical reactions sözleri ise ölçülen sürecin adını verir. speed up the rate of chemical reactions ifadesinde speed up, “daha hızlı hâle getirmek” demektir; dolayısıyla ifadenin bütünü kimyasal tepkimelerin daha hızlı gerçekleşmesini sağlamak anlamına gelir. Burada rate, fiyat veya puan anlamında değildir. Genel olarak rate of + süreç ya da değişim, onun çoğunlukla zamana göre ne kadar hızlı gerçekleştiğini anlatır.

Alıştırma

the rate of chemical reactions ifadesinde rate ne anlama gelir?

  1. tepkimelerin ne kadar hızlı gerçekleştiği
  2. tepkimelere verilen bir puan
  3. tepkimeler için istenen ücret
Cevabı göster

tepkimelerin ne kadar hızlı gerçekleştiği

and I,

1:44

ve ben,

being the nice guy that I am, Ton ve niyet

1:45

iyi biri olduğum için,

Ton ve niyet

being the nice guy that I am: şakacı öz övgü

Being the nice guy that I am, neden bildirmek için cümlenin başında kullanılan bir -ing yan cümlesidir ve yaklaşık olarak because I am such a nice guy, yani “ben böyle iyi biri olduğum için” anlamına gelir. that I am ilgi cümlesi the nice guy ifadesini niteler ve “olduğum iyi insan” anlamını verir. Burada konuşmacı şakacı bir hava yaratmak için kendisini bilerek över. İfade, sonraki eylemi “iyi birinin” yapacağı bir şey olarak sunar; bu yüzden karakterine dair ciddi bir kanıt değil, mizahi bir kendini övme biçimidir.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Bir kişi resmî bir iş başvurusunda 'Being the brilliant person that I am, I deserve this position.' diye yazıyor. Bu, niteliklerini sunmanın genellikle doğal, ölçülü ve uygun bir yoludur.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

decided to make it my mission to help create educational environments Kalıp ifadeler

1:46

eğitim ortamları yaratmaya yardımcı olmayı kendime görev edinmeye karar verdim

Kalıp ifadeler

decided to make it my mission to: güçlü bir kişisel bağlılık ifade etmek

make it my mission to do something yapısında it, nesne yerini geçici olarak dolduran biçimsel bir nesnedir. Görevin gerçek içeriğini ardından gelen to'lu mastar açıklar; burada bu içerik to help create educational environments ifadesidir. Decided to make it my mission to, yalnızca decided to demekten daha güçlüdür. Eylemi, konuşanın üzerinde çalışmayı sürdüreceği ciddi ve kişisel bir hedef olarak sunar.

Alıştırma

Hedefi ciddi bir kişisel bağlılık olarak sunan, dersteki beş kelimelik kalıpla cümleyi tamamlayın: I decided to ____ keep our neighborhood park clean.

Cevabı göster

make it my mission to

in which more book-dropping collisions can take place Dilbilgisi

1:49

bu ortamlarda daha fazla kitap düşürmeli çarpışma gerçekleşebilir

Dilbilgisi

in which ... can take place: yer bildiren resmî bir ilgi cümlesi

In which, önceki educational environments ad öbeğini niteleyen bir ilgi cümlesi başlatır. Which bu ortamlara geri gönderme yapar, in ise “bu ortamların içinde” ilişkisini kurar. İlgi cümlesi normal düz cümle sırasını korur: more book-dropping collisions can take place. Take place, “gerçekleşmek” anlamına gelir. Bir yer veya ortam için in which çoğu zaman where ile benzer anlam taşır; ancak in which daha resmî duyulur ve in edatıyla olan ilişkiyi açıkça gösterir.

Alıştırma

Doğru resmî ilgi cümlesi yapısını kullanan cümleyi seçin.

  1. We need a room in which can the experiment take place safely.
  2. We need a room in which the experiment can take place safely.
  3. We need a room which in the experiment can take place safely.
Cevabı göster

We need a room in which the experiment can take place safely.

to increase future chemists' chances Kalıp ifadeler

1:52

geleceğin kimyagerlerinin şanslarını artırmak için

of getting a date for the dance.

1:54

balo için bir partner bulma konusunda.

Kalıp ifadeler

increase someone's chances of doing something: birinin bir şeyi yapma şansını artırmak

To increase someone's chances of doing something, bir kişinin bir şeyi başarıyla yapma olasılığını artırmak demektir. Burada geleceğin kimyagerlerinin dans gecesine birlikte gidecek birini bulma olasılığını artırmayı anlatır. someone's chances of doing something yapısındaki of bir edattır; bu yüzden ardından bir isim veya -ing biçimi gelir. chances of to get değil, chances of getting denir.

Alıştırma

Cümleyi of ve remember fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Regular review will increase your chances ____ ____ the facts.

Cevabı göster

of · remembering

In order to facilitate this improved dance-date-getting process, Dilbilgisi

1:56

Bu geliştirilmiş balo partneri bulma sürecini kolaylaştırmak için,

Dilbilgisi

In order to facilitate: resmî bir amaç belirtmek

In order to + fiilin yalın hâli, ardından gelen eylemin amacını belirtir. Burada In order to facilitate..., bir sonraki eylemin sözü edilen süreci daha kolay veya daha sorunsuz hâle getirmeyi amaçladığını gösterir. Facilitate, genellikle engelleri kaldırarak veya uygun koşullar hazırlayarak bir sürecin daha kolay gerçekleşmesine yardımcı olmak demektir. Birinin yerine bütün işi yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Resmî amaç ifadesini facilitate fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: In order to ____ discussion, the teacher arranged the chairs in a circle.

Cevabı göster

facilitate

I propose five changes to all schools

2:00

tüm okullara Harriet'in kimyasal tepkime hızlarını artırmaya yönelik beş yöntemine paralel

that parallel Harriet's five ways to increase chemical reaction rates. Kelime

2:02

beş değişiklik öneriyorum.

Kelime

that parallel Harriet's five ways: fiil olarak parallel

Burada parallel, “benzemek” ya da “karşılık gelmek” anlamındadır. Geçişli bir fiildir: ilgi zamiri that özne olarak daha önce sözü edilen değişikliklere gönderme yapar; Harriet's five ways ise nesnedir. Bu ifade, iki fikir grubu arasında yapısal bir eşleşme kurar. Buradaki parallel, “yan yana olup hiç kesişmeyen” anlamında bir sıfat değildir.

Alıştırma

The new school plan parallels the earlier proposal. cümlesinde parallels sözcüğünün görevi ve anlamı nedir?

  1. Planların fiziksel olarak yan yana olduğunu belirten bir sıfattır.
  2. İki planın birbiriyle örtüştüğünü veya benzer olduğunu belirten bir fiildir.
  3. İki doğru anlamına gelen bir isimdir.
Cevabı göster

İki planın birbiriyle örtüştüğünü veya benzer olduğunu belirten bir fiildir.

First,

2:06

İlk olarak,

I propose that we shrink the size of the hallways. Dilbilgisi

2:06

koridorların boyutunu küçültmemizi öneriyorum.

Dilbilgisi

I propose that we shrink: fiilin yalın hâliyle resmî öneri

I propose that ... başkalarının değerlendirmesi için resmî bir öneri sunar. Bu cümlede önerilen eylem, koridorların boyutunu küçültmektir. Amerikan İngilizcesinde propose bu anlamda kullanıldığında ardından genellikle özne + fiilin yalın hâli yapısına sahip, öneri bildiren bir that yan cümlesi gelir. Bu nedenle cümlede we shrink kullanılır; özne üçüncü tekil kişi olsa bile fiil, I propose that she lead örneğindeki gibi yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Resmî öneriyi lead fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: I propose that Maya ____ the first part of the presentation.

Cevabı göster

lead

This will make it more difficult to safely navigate the hallways Dilbilgisi

2:09

Bu, koridorlarda güvenli bir şekilde gezinmeyi zorlaştıracak

Dilbilgisi

make it more difficult to safely navigate the hallways: make it + sıfat + to'lu mastar

make + it + sıfat + to'lu mastar kalıbı, bir şeyin bir eylemi sıfatın belirttiği duruma getirdiğini anlatır. Burada it biçimsel nesnedir; gerçekte değerlendirilen eylem to safely navigate the hallways kısmıdır. more difficult, eylemin öncesine göre daha zorlaştığını gösterir. Buradaki navigate, GPS ya da navigasyon uygulaması kullanmak değil, koridorlarda güvenli biçimde ilerleyip açık bir yol bulmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi make it more difficult to kalıbını doğru biçimde kullanarak tamamlayın: Heavy traffic ____ cross the street safely.

Cevabı göster

makes it more difficult to

and will cause more collisions than in larger hallways.

2:12

ve daha büyük koridorlara kıyasla daha fazla çarpışmaya neden olacaktır.

And by increasing the number of collisions, Dilbilgisi

2:15

Ve çarpışmaların sayısını artırarak,

we increase the likelihood

2:16

şu ihtimali artırırız:

Dilbilgisi

by increasing ..., we increase ...: yöntem ve sonuç için by + -ing

by + fiilin -ing biçimi, ana cümledeki sonucu ortaya çıkaran yöntem veya aracı belirtir. Bu cümlede by increasing the number of collisions, we increase the likelihood eyleminin nasıl gerçekleştiğini açıklar. Buradaki by, “bu yöntemi kullanarak” demektir; “yanında” anlamına gelmez. Cümle başındaki bu ifade, açıklamayı önce eylem, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler. increasing eyleminin örtük yapanı, ana cümlenin öznesi we ile aynıdır.

Alıştırma

Cümleyi By + reduce fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: ____ waste, the school saves money.

Cevabı göster

By reducing

that some of those collisions

2:18

bu çarpışmaların bazılarının

will have the correct alignment and enough energy Kelime

2:19

doğru hizalamaya ve yeterli enerjiye sahip olup

to create a date to the dance.

2:21

baloya birlikte gidilecek bir partner bulunmasını sağlaması.

Kelime

correct alignment and enough energy: etkili bir çarpışmanın iki koşulu

Bu ifade iki koşulu and ile bağlar: parçacıklar uygun bir yönelimle karşılaşmalı ve yeterli enerjiyle çarpışmalıdır. Burada alignment, parçacıkların birbirlerine göre nasıl konumlandığını veya hangi yöne baktığını anlatır; yalnızca düzgün bir sıraya dizilmeleri anlamına gelmez. Çarpışma teorisinde her çarpışma kendiliğinden etkili olmaz. Bir tepkime oluşturabilmesi için iki koşulun da karşılanması gerekir; yalnızca birinin karşılanması yeterli değildir.

Alıştırma

Bir çarpışmada correct alignment and enough energy ifadesinin anlamını hangi seçenek doğru açıklar?

  1. Yönelim uygun, enerji de yeterli olmalıdır.
  2. Yalnızca çarpışma sayısı önemlidir.
  3. Yeterli enerji olmasa bile uygun yönelim tek başına yeterlidir.
Cevabı göster

Yönelim uygun, enerji de yeterli olmalıdır.

Now,

2:23

Şimdi,

chemically speaking, Anlatım akışı

2:23

kimyasal olarak konuşursak,

this is equivalent to lowering the volume of a reaction vessel Notlar

2:24

bu bir tepkime kabının

or a reaction mixture.

2:27

veya bir tepkime karışımının hacmini düşürmeye eşdeğerdir.

Anlatım akışı

chemically speaking: kimyasal bakış açısını belirtmek

Chemically speaking, “kimya açısından” demektir. Bu bir bakış açısı işaretleyicisidir: dinleyiciye ifadeyi hangi alanın bakış açısıyla yorumlaması gerektiğini bildirir. Burada bu işaretleyici, açıklamayı günlük bir benzetmeden onun kimyadaki karşılığına geçirerek düzenler. Bu ifadede speaking gerçek anlamda konuşma eylemini anlatmaz.

Alıştırma

“Kimya açısından” anlamındaki hedef bakış açısı ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, water is a compound.

Cevabı göster

Chemically speaking

Kalıp ifadeler

equivalent to lowering: be equivalent to + -ing yapısı

be equivalent to, “başka bir şeyle aynı değere, anlama veya pratik etkiye sahip olmak” demektir. Bu bilimsel benzetmede söz konusu değişiklik, hacmi azaltmakla ilgili olarak aynı etkiye sahiptir. be equivalent to kalıbındaki to bir edattır; mastar işareti değildir. Ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir; bu yüzden burada to sonrasında lowering kullanılır.

Alıştırma

“Aynı pratik etkiye sahip” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Ignoring the warning is ____ accepting the risk.

Cevabı göster

equivalent to

Kelime

reaction vessel ve reaction mixture: kap mı, içindeki maddeler mi

reaction vessel, kimyasal reaksiyonun gerçekleştiği fiziksel kaptır. reaction mixture ise kabın içinde reaksiyona giren veya reaksiyona girmeye hazır olan maddeler topluluğudur. Bu bilimsel bağlamda vessel “kap” demektir, “gemi” değil. Odak ekipman veya iç alan olduğunda vessel, reaksiyona giren maddeler olduğunda mixture kullanılır.

Alıştırma

Kabın kendisini değil, kabın içindeki maddeleri adlandıran terim hangisidir?

  1. reaction rate
  2. reaction mixture
  3. reaction vessel
Cevabı göster

reaction mixture

In doing so, Anlatım akışı

2:29

Bunu yaparak,

the individual particles are closer together Kalıp ifadeler

2:29

bireysel tanecikler birbirine yaklaşır

and more collisions will occur.

2:32

ve daha fazla çarpışma meydana gelir.

Anlatım akışı

In doing so: bir eylemi sonucuna bağlamak

“In doing so”, “az önce sözü edilen eylemi gerçekleştirirken” veya “bunu yaparak” anlamına gelir. Buradaki so, genel olarak bir şey yapmayı değil, özellikle hacmi azaltma eylemini ifade eder. Bu ifade önceki eylemi sonuçlarına bağlar: parçacıklar birbirine yaklaşır ve böylece daha fazla çarpışma olur. Ayrıca eylemin tamamını yeniden söyleme gereğini ortadan kaldırır.

Alıştırma

“Nora labeled every box. In doing so, she made the move easier.” cümlesinde doing so neyi ifade eder?

  1. kutuların kendisine
  2. taşınmayı kolaylaştırmaya
  3. her kutuyu etiketleme eylemine
Cevabı göster

her kutuyu etiketleme eylemine

Kalıp ifadeler

the individual particles are closer together: aralarındaki boşluk daha az

“The individual particles are closer together”, parçacıklar arasındaki mesafelerin öncekinden daha küçük olduğu anlamına gelir. Closer, close sıfatının karşılaştırma biçimidir; together ise karşılaştırmanın parçacıkların birbirlerine göre konumlarıyla ilgili olduğunu gösterir. Together, parçacıkların tek bir nesne hâline geldiği anlamına gelmez. Grubun üyeleri arasında artık daha az boşluk bulunduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “insanlar arasında daha az boşluk olacak şekilde” anlamına gelen iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: For the group photo, everyone stood ____.

Cevabı göster

closer together

More collisions means a greater likelihood Anlatım akışı

2:34

Daha fazla çarpışma, şu ihtimalin artması demektir:

that collisions with the appropriate energy and configuration Kelime

2:35

uygun enerji ve yapıya sahip çarpışmaların

will happen.

2:39

gerçekleşmesi.

Anlatım akışı

More collisions means a greater likelihood: miktarı olasılıkla ilişkilendirmek

More collisions means a greater likelihood, miktar ile olasılık arasında bağlantı kurar: çarpışma sayısı arttığında koşulları karşılayan bir çarpışmanın gerçekleşme ihtimali de artar. Ardından gelen that yan cümlesi, neyin daha olası hâle geldiğini belirtir. Burada More collisions, “daha fazla çarpışmanın olması” şeklinde tek bir genel durum olarak ele alınır. Bu nedenle bu açıklama kalıbında tekil means fiili doğaldır. Cümle, her çarpışmanın doğru enerjiye ve düzene sahip olduğunu söylemez; daha fazla deneme yalnızca olasılığı artırır.

Alıştırma

Miktar ile olasılığı ilişkilendiren kalıbı dersteki tam ifadeyle tamamlayın: More practice ____ of remembering the steps.

Cevabı göster

means a greater likelihood

Kelime

with the appropriate energy and configuration: etkili çarpışmaların koşulları

with the appropriate energy and configuration, collisions sözcüğünü niteler ve etkili bir çarpışma için iki koşul belirtir. Appropriate, tepkimeye uygun anlamındadır: parçacıkların yeterli enerjiye sahip olması ve uygun bir uzamsal düzen veya yönelimle karşılaşması gerekir. Burada configuration, parçacıkların birbirlerine göre nasıl düzenlendiğini ifade eder; bilgisayar ya da cihaz yapılandırması anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede with the appropriate energy and configuration ne anlama gelir?

  1. tepkime için yeterli enerji ve uygun bir uzamsal düzenle
  2. herhangi bir miktarda enerji ve rastgele bir düzenle
  3. bir bilgisayardaki doğru güç ayarlarıyla
Cevabı göster

tepkime için yeterli enerji ve uygun bir uzamsal düzenle

Second,

2:40

İkinci olarak,

I propose increasing the overall population of the school.

2:40

okulun toplam nüfusunu artırmayı öneriyorum.

More students equals more collisions. Anlatım akışı

2:44

Daha fazla öğrenci, daha fazla çarpışma demektir.

Anlatım akışı

More students equals more collisions: formül benzeri bir ilişki

More students equals more collisions, ilişkiyi kısa bir formül gibi sunar: öğrenci sayısı arttığında çarpışma sayısı da artar. Burada equals, kesin matematiksel eşitlik değil, “yol açar” veya “sonucunu doğurur” anlamındadır. More students düşüncesinin tamamı tek bir koşul olarak ele alınır; bu yüzden students çoğul olsa da formül benzeri anlatımda equals sık kullanılır. More A equals more B kalıbı, değişen iki miktar arasındaki basit ilişkiyi öne çıkarır.

Alıştırma

More A equals more B kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: More practice ____ more confidence.

Cevabı göster

equals

By increasing the number of particles available for collision, Kelime

2:47

Çarpışmaya müsait tanecik sayısını artırarak,

Kelime

particles available for collision: bir süreci belirten available for

Vurgulanan bölüm, the number of particles ifadesini tamamlar: of particles neyin sayıldığını belirtir, available for collision ise anlamı çarpışmalara katılabilecek parçacıklarla sınırlar. Burada available, ilgili koşullarda “kullanılabilir” veya “katılabilir” anlamındadır; “boş zamanı olmak” anlamına gelmez. Başka bağlamlarda da kullanılabilen noun + available for + noun kalıbı, bir şeyin hangi kullanım, etkinlik veya süreç için hazır ya da kullanılabilir olduğunu belirtir. Bu cümlede collision süreci adlandırır.

Alıştırma

Hangi cümle oksijenin kullanılabileceği süreci belirtmek için available for + isim yapısını kullanır?

  1. The oxygen is available to the researchers.
  2. The oxygen is available to react.
  3. The oxygen is available for the reaction.
Cevabı göster

The oxygen is available for the reaction.

we create an environment

2:50

daha fazla çarpışmanın gerçekleşebileceği

where more collisions can take place. Kalıp ifadeler

2:51

bir ortam yaratırız.

Kalıp ifadeler

take place: “gerçekleşmek” anlamı

collisions can take place ifadesinde take place, “olmak” veya “gerçekleşmek” anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil öbeğidir. Özne olan collisions, gerçekleşmesi mümkün hâle gelen olayı belirtir. Bu ifade sözcük sözcük yorumlanmaz: place burada birinin aldığı fiziksel bir yeri anlatmaz. Bu kalıp olaylar, etkinlikler veya süreçler özne yapılarak yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede take place doğal biçimde “gerçekleşmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. More reactions can take the place at higher temperatures.
  2. More reactions can take a place at higher temperatures.
  3. More reactions can take place at higher temperatures.
Cevabı göster

More reactions can take place at higher temperatures.

Third,

2:53

Üçüncü olarak,

we must reduce the time allowed between classes. Kalıp ifadeler

2:53

dersler arasında izin verilen süreyi azaltmalıyız.

Kalıp ifadeler

the time allowed: kısaltılmış bir ilgi cümleciği

Reduce the time allowed between classes, dersler arasında izin verilen süreyi kısaltmak anlamına gelir. Reduce fiilinin nesnesi, the time allowed between classes ad öbeğinin tamamıdır. Allowed between classes, time sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: the time allowed between classes, the time that is allowed between classes anlamına gelir. Bu kısa yapı, kurallar veya programlar süre sınırı koyduğunda yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

“The school reduced the time allowed for lunch,” cümlesinde allowed for lunch neyi niteler?

  1. The school
  2. reduced
  3. the time
Cevabı göster

the time

Heck, Kelime

2:55

Hatta,

let's just cut it in half. Kalıp ifadeler

2:56

bunu direkt yarıya indirelim.

Kelime

Cümle başında kullanılan gayriresmî Heck ünlemi

Cümlenin başındaki Heck, öneriye anlık ve biraz abartılı bir itiş katar. Verdiği etki, Neden olmasın? Hadi bunu yapalım demeye yakındır. Böylece büyük bir karar, dikkatle planlanmış değil de rahat ve biraz şakacı duyulur. Heck eylemin anlamını değiştirmez; öneriyi sunarken konuşanın tavrını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlenin resmî bir bilimsel raporda kullanımını değerlendirin: Heck, the results did not support the hypothesis.

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

Kalıp ifadeler

cut it in half: yarıya indirmek

Bu cümlede cut it in half, konuşulan süreyi ilk uzunluğunun yüzde 50'sine indirmek demektir. Buradaki cut mecazidir; bıçak ya da fiziksel bir kesme söz konusu değildir. Kalıp cut + nesne + in half şeklindedir. Zamanı, maliyeti, miktarı veya iş yükünü azaltmak için kullanılabilir. Ayrıca fiziksel bir nesneyi gerçek anlamda iki eşit parçaya bölmek anlamına da gelebilir.

Alıştırma

cut + nesne + in half sabit kalıbını tamamlayın: We need to cut the meeting time ____.

Cevabı göster

in half

In doing so,

2:57

Bunu yaparak,

students will need to move more quickly

2:58

öğrencilerin bir sınıftan diğerine gitmek için

to get from one class to the next. Kalıp ifadeler

2:59

daha hızlı hareket etmeleri gerekecek.

Kalıp ifadeler

to get from one class to the next: bir dersten diğerine gitmek

To get from one class to the next bir mastar öbeğidir; to amacı belirtir. Get from A to B, başlangıç noktasından hareket edip varış noktasına ulaşmak anlamına gelir. Buradaki get, “elde etmek” değil, “ulaşmak” veya “varmak” anlamındadır. One class ve the next, art arda gelen iki dersi ifade eder. Bu nedenle öbek, neden daha hızlı hareket etmeleri gerektiğini açıklar.

Alıştırma

We left early to get from the campsite to the trailhead cümlesinde get from the campsite to the trailhead ne anlama gelir?

  1. kamp alanından patika başlangıcına gitmek
  2. patika başlangıcını kamp alanından almak
  3. kamp alanını patika başlangıcına taşımak
Cevabı göster

kamp alanından patika başlangıcına gitmek

This increase in velocity Kelime

3:01

Hızdaki bu artış,

will help make sure collisions have the appropriate amount of energy

3:02

çarpışmaların kitapların düşmesini sağlamak için gerekli olan

necessary to ensure book-dropping.

3:05

uygun miktarda enerjiye sahip olduğundan emin olmaya yardımcı olacaktır.

Kelime

This increase in velocity: bu hız artışı

This increase in velocity bir isim öbeğidir. Increase ana isimdir; in velocity ise artan fiziksel büyüklüğü belirtir. This, daha önce açıklanan veya bağlamdan anlaşılan değişikliğe gönderme yapar. Cümlede öbeğin tamamı will help make sure ifadesinin öznesidir. Bir değişikliği isim öbeğine dönüştürmek, bilimsel açıklamanın bu değişikliği bir sonuç oluşturabilecek etken olarak ele almasını sağlar.

Alıştırma

an increase in velocity neyi anlatır?

  1. nesnenin velocity değerinin tamamen aynı kalması
  2. nesnenin velocity değerinin artması
  3. nesnenin velocity değerinin azalması
Cevabı göster

nesnenin velocity değerinin artması

This is analogous to increasing the temperature Kalıp ifadeler

3:08

Bu, tepkime karışımının

of the reaction mixture.

3:10

sıcaklığını artırmaya benzer.

Kalıp ifadeler

This is analogous to ...: açıklayıcı bir karşılık

'This is analogous to ...', bir durumun başka bir durumla açıklamaya yardımcı olan bir karşılığı bulunduğunu ve ikincisinin birinciyi anlamak için kullanılabileceğini belirtir. Burada hızın artması, tepkime karışımının sıcaklığının artırılmasına karşılık gelir. 'be analogous to' ifadesindeki 'to' bir edattır. Ardından bir isim öbeği veya 'to increasing the temperature' örneğindeki gibi -ing biçimi gelebilir.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: In this model, the heart is ____ a pump.

Cevabı göster

analogous to

Higher temperature means particles are moving faster.

3:11

Daha yüksek sıcaklık, taneciklerin daha hızlı hareket ettiği anlamına gelir.

Faster-moving particles means more energy Dilbilgisi

3:14

Daha hızlı hareket eden tanecikler daha fazla enerji demektir

and a greater likelihood of the reaction causing collision.

3:16

ve tepkimeye neden olan çarpışma ihtimalinin daha yüksek olması anlamına gelir.

Dilbilgisi

Faster-moving particles: kısa çizgili bileşik niteleyici

Faster-moving, particles sözcüğünden önce tek bir bileşik niteleyici olarak kullanılır. 'Daha hızlı hareket eden' anlamına gelir; faster hareketin hızını belirtir ve iki sözcük birlikte particles sözcüğünü niteler. Kısa çizgi, faster ve moving sözcüklerinin tek bir niteleme birimi olduğunu gösterir. Bunun daha uzun karşılığı particles that move faster şeklindedir.

Alıştırma

These plants grow faster than the others. bağlamına göre cümleyi kısa çizgili bir bileşik niteleyiciyle tamamlayın: The study focused on ____ plants.

Cevabı göster

faster-growing

Fourth,

3:19

Dördüncüsü,

students must stop traveling in packs. Deyimler

3:21

öğrenciler gruplar halinde dolaşmayı bırakmalıdır.

Deyimler

traveling in packs: grup hâlinde hareket etmek

Burada traveling in packs, ayrı ayrı değil, birbirine yakın gruplar hâlinde hareket etmek demektir. Pack sözcüğü gerçek anlamıyla bazı hayvanların oluşturduğu bir grubu ifade eder; burada ise öğrencilere esprili biçimde uygulanmıştır. Bu ifade, insanların bir araya toplanıp hareket etmesini canlı biçimde anlatır. Bu cümlede packs, çanta veya sırt çantası değil, gruplar ya da sürüler anlamındadır.

Alıştırma

Bu cümlenin anlamı nedir: The hikers traveled in packs?

  1. Her biri tek başına yolculuk etti.
  2. Birlikte gruplar hâlinde hareket ettiler.
  3. Eşyalarını çantalara koydular.
Cevabı göster

Birlikte gruplar hâlinde hareket ettiler.

By traveling in packs,

3:23

Gruplar halinde dolaşarak,

those students on the outside of the pack

3:24

grubun kenarındaki öğrenciler

insulate those in the middle Kelime

3:26

ortadakileri

from undergoing any collisions.

3:27

herhangi bir çarpışma yaşamaktan izole ederler.

Kelime

insulate A from B: A'yı B'den yalıtmak

Insulate A from B, B'nin A üzerindeki etkisini azaltmak için A ile B arasına bir engel veya koruma koymak demektir. Burada dış taraftaki öğrenciler bir kalkan gibi davranarak ortadakileri çarpışmalardan korur. from sonrasında bir isim veya -ing biçimi kullanılır. Vurgulanan bölümde those in the middle A, undergoing any collisions ise B'dir. Insulate fiziksel bir ayrımı veya soyut bir etkiden korunmayı anlatabilir.

Alıştırma

insulate A from B kalıbını tamamlayın: Thick walls insulate the room ____ outside noise.

Cevabı göster

from

By splitting up, Öbek fiiller

3:29

Ayrılarak,

Öbek fiiller

By splitting up: ayrılmayı yöntem olarak belirtmek

By + -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. By splitting up, daha küçük gruplara veya birimlere ayrılarak demektir. Virgül, sonucun cümlenin sonraki bölümünde geleceğini gösterir. Burada split up, bir arada olan parçacıkların birbirinden ayrılmasını anlatır. Up bu öbek fiilin bir parçasıdır; yukarı doğru hareket anlamına gelmez.

Alıştırma

Yöntemi belirtmek için cümleyi by + split up fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____, the rescue team could check both trails at once.

Cevabı göster

By splitting up

each student has more area exposed

3:30

her öğrenci yoldan geçen bir öğrenciden

that is available for a collision

3:32

gelecek bir çarpışmaya

from a passing student.

3:33

daha fazla maruz kalacak alana sahip olur.

When particles travel in packs,

3:34

Tanecikler gruplar halinde hareket ettiğinde,

the surface area is very small Kelime

3:36

yüzey alanı çok küçüktür

and only the outside particles can collide.

3:38

ve yalnızca dıştaki tanecikler çarpışabilir.

Kelime

the surface area: dış yüzeyleri ölçmek

Surface area, bir nesnenin veya nesne grubunun dış yüzeylerinin toplam alanıdır. Bu bilimsel bağlamda area bir ölçüdür, coğrafi bir bölge değildir. Parçacıklar sıkıca bir arada kaldığında birçok parçacık yüzeyi kümenin içinde gizlenir. Bu nedenle temas edebilecek yüzey azalır ve yalnızca dıştaki parçacıklar çarpışabilir. Parçacıkları ayırmak daha fazla yüzeyi açığa çıkarır.

Alıştırma

Bilimsel bir bağlamda surface area ne anlama gelir?

  1. Bir nesnenin dış yüzeylerinin toplam alanı
  2. Bir nesnenin kapladığı üç boyutlu uzay miktarı
  3. Bir nesnenin bulunduğu coğrafi bölge
Cevabı göster

Bir nesnenin dış yüzeylerinin toplam alanı

However,

3:40

Ancak,

by breaking up the clumps into individual particles, Öbek fiiller

3:40

kümeleri bireysel taneciklere ayırarak,

Öbek fiiller

breaking up the clumps: kümeleri parçacıklara ayırmak

Breaking up the clumps, birbirine yapışmış madde kümelerini daha küçük parçalara veya tek tek parçacıklara ayırmak demektir. Break up ayrılabilen bir öbek fiildir ve the clumps onun nesnesidir; into individual particles ise sonucu belirtir. Burada break up fiziksel olarak ayırmayı anlatır. Anlamı nesneye ve bağlama göre belirlenir; bu yüzden bu cümlede bir ilişkiyi bitirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi break up ifadesini doğru biçimde ve doğru konumda kullanarak tamamlayın: The flour has formed clumps, so use a fork to ____.

Cevabı göster

break them up

the total surface area is increased Dilbilgisi

3:43

toplam yüzey alanı artar

Dilbilgisi

the total surface area is increased: geniş zamanda edilgen yapı

Bu cümlede geniş zamanda edilgen yapı kullanılır: Etkilenen miktar olan the total surface area ifadesini is + geçmiş zaman ortacı increased izler. Bir süreç veya eylemin alanı büyüttüğünü anlatır, ancak eylemi yapan belirtilmez. Bu yapı sonucu veya değişen miktarı öne çıkarır ve bilimsel açıklamalarda yaygındır. Şimdiki zaman yapısı değildir; is increasing devam eden bir değişimi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, basıncı yükselten bir eylemin sonucuna odaklanmak için edilgen yapı kullanır?

  1. The pressure is increasing as the storm approaches.
  2. The pressure increases at lower altitude.
  3. The pressure is increased when the gas is compressed.
Cevabı göster

The pressure is increased when the gas is compressed.

and each particle has an exposed surface Kelime

3:45

ve her tanecik tepkimeye girebilecek

that can react.

3:47

açık bir yüzeye sahip olur.

Kelime

an exposed surface that can react: tepkimeye girebilen açıkta bir yüzey

Açıkta kalan yüzey, parçacığın üzeri örtülmemiş ve başka maddelere temas edebilen bölümüdür. Buradaki exposed fiziksel bir durumu anlatır; utanmak veya kamuya ifşa edilmek anlamına gelmez. that can react ilgi cümleciği surface sözcüğünü niteler. Açıkta kalan yüzeyin kimyasal tepkimeye katılabilen bölüm olduğunu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede an exposed surface that can react ne anlama geliyor?

  1. Parçacığın utanmasına neden olan bir yüzey
  2. Parçacığın içinde tamamen kapalı olan bir yüzey
  3. Başka maddelerle temas edebilen ve tepkimeye katılabilen açık bir yüzey
Cevabı göster

Başka maddelerle temas edebilen ve tepkimeye katılabilen açık bir yüzey

Fifth and finally, Anlatım akışı

3:49

Beşinci ve son olarak,

we hire a matchmaker. Kültür

3:50

bir çöpçatan kiralıyoruz.

Anlatım akışı

Fifth and finally: son maddeyi belirtme

Fifth bu noktayı beşinci madde olarak numaralandırırken finally dinleyicilere bunun aynı zamanda son madde olduğunu bildirir. Birlikte, hem listedeki konumu gösterir hem de açıklamanın sona erdiğini açıkça işaret ederler. Burada finally bilgiyi düzenler. “Son madde olarak” anlamına gelir; “uzun bir bekleme veya gecikmeden sonra nihayet” anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşmacı Fifth and finally ifadesiyle ne yapıyor?

  1. Beşinci olayın uzun bir gecikmeden sonra gerçekleştiğini söylemek
  2. İlk dört maddeyle ilgisiz yeni bir liste başlatmak
  3. Beşinci maddeyi numaralandırmak ve bunun son madde olduğunu belirtmek
Cevabı göster

Beşinci maddeyi numaralandırmak ve bunun son madde olduğunu belirtmek

Kültür

a matchmaker: olası romantik partnerleri bir araya getiren kişi

Matchmaker, romantik partner olabilecek iki kişiyi birbiriyle tanıştıran kişidir. Bu sözcük, olası romantik partnerleri bir araya getiren sosyal rolü adlandırır. Bu benzetmede bir matchmaker tutmak, olası bir çiftin bir araya gelmesi için yardım almak anlamına gelir. Bu rol, bir katalizörün tepkimenin başlamasını nasıl kolaylaştırdığını açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Tanımı örnekteki isimle tamamlayın: A person who introduces two people as possible romantic partners is a ____.

Cevabı göster

matchmaker

Is this colliding and book-dropping too violent?

3:52

Bu çarpışmalar ve kitap düşürmeler çok mu şiddetli?

Is there an easier way to get a date Anlatım akışı

3:55

Daha az başlangıç enerjisi gerektiren,

that requires less initial energy? Kelime

3:56

bir partner bulmanın daha kolay bir yolu var mı?

Anlatım akışı

Is there an easier way ...?: sonraki yöntemi tanıtan bir soru

Bu, açıklamayı düzenlemek için kullanılan bir hazırlık sorusudur. Konuşmacı dinleyicilerden flört tavsiyesi istemez; bir sorun ortaya koyar ve ardından sonraki yönteme geçer. easier way ve less initial energy ifadeleri, başlarken daha az itici güç gerektiren bir yola dikkat çeker. Bilimsel benzetmede bu, dinleyicileri katalizörün aktivasyon enerjisini düşürdüğü fikrine hazırlar.

Alıştırma

Bu sorunun açıklamadaki temel görevi nedir?

  1. Daha önce açıklanan bütün yöntemleri özetlemek
  2. Dinleyicilerden kişisel flört tavsiyesi istemek
  3. Daha az enerji gerektiren bir yola odaklanarak sonraki yöntemi tanıtmak
Cevabı göster

Daha az enerji gerektiren bir yola odaklanarak sonraki yöntemi tanıtmak

Kelime

requires less initial energy: başlangıçta daha az enerji gerektirir

requires less initial energy ifadesinde requires, gerektirir anlamına gelir; less gereken miktarın daha az olduğunu, initial ise başlangıçtaki anlamını verir. Bu ifade, başlamanın daha az enerji veya çaba gerektirdiğini söyler; tüm sürecin daha az enerji kullandığını söylemez. Burada energy, gündelik dilde çabayı anlatan bir benzetme olarak da kullanılır. Bu fikir, kimyadaki activation energy (aktivasyon enerjisi) kavramına hazırlık yapar: bir tepkimenin başlaması için gereken en düşük enerji.

Alıştırma

Burada requires less initial energy ne anlama gelir?

  1. Tüm süreç boyunca daha az enerji kullanılır.
  2. Başlangıçta daha az enerji veya çaba gerekir.
  3. Süreç bittikten sonra ek enerji üretilir.
Cevabı göster

Başlangıçta daha az enerji veya çaba gerekir.

Then a matchmaker will help with this.

3:58

O zaman bir çöpçatan bu konuda yardımcı olacaktır.

The matchmaker makes it easier for a couple to get together Notlar

4:00

Çöpçatan, eşleşmeyi koordine ederek

Dilbilgisi

makes it easier for ... to ...: ... için ... yapmayı kolaylaştırır

make it + adjective + for someone + to do something kalıbı, bir kişi ya da şeyin bir eylemi daha kolay veya daha zor hâle getirdiğini anlatır. makes it easier for a couple to get together ifadesinde çöpçatan, iki kişinin tanışmasını veya bir ilişkiye başlamasını kolaylaştırır. It, nesne konumunu önceden dolduran bir yer tutucudur ve biçimsel nesne olarak da adlandırılır. Easier sözüyle nitelenen asıl içerik, for a couple to get together eyleminin tamamıdır.

Alıştırma

make it easier for someone to do something kalıbını tamamlayın: The ramp makes it easier ____ wheelchair users ____ enter the building.

Cevabı göster

for · to

by coordinating the match. Kelime

4:03

bir çiftin bir araya gelmesini kolaylaştırır.

Öbek fiiller

get together: çift olmak

Bu cümlede get together, iki kişinin romantik bir ilişkiye başlayıp çift olması anlamına gelir. Matchmaker ve a couple sözleri bu anlamı açıkça gösterir; burada yalnızca buluşmaktan veya grup hâlinde toplanmaktan söz edilmez. Bu ifadenin anlamı bağlama göre değişir. Başka durumlarda get together çoğu zaman yalnızca insanlarla buluşup birlikte vakit geçirmek anlamına gelir.

Alıştırma

Bir çöpçatanın iki kişiye yardım ettiği cümlede get together ne anlama gelir?

  1. Birbirine çok yakın durmak
  2. Romantik bir ilişkiye başlamak
  3. Aynı yerde kısa süreliğine buluşmak
Cevabı göster

Romantik bir ilişkiye başlamak

Kelime

by coordinating the match: yöntem ve eşleştirme

By coordinating the match, çöpçatanın nasıl yardım ettiğini açıklar: yardım, iki kişinin eşleşmesini ayarlayıp yöneterek gerçekleşir. by + -ing kalıbı, bir sonuca ulaşmak için kullanılan eylemi veya yöntemi gösterir. Burada match, iki kişinin olası eşler olarak eşleştirilmesi anlamına gelir. Bir spor karşılaşması veya ateş yakmak için kullanılan kibrit anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu çöpçatanlık bağlamında by coordinating the match ne anlama gelir?

  1. Bir spor karşılaşması düzenleyerek
  2. İki kişinin eşleşmesini ayarlayarak
  3. Bir şeyi yakmak için kibrit kullanarak
Cevabı göster

İki kişinin eşleşmesini ayarlayarak

Our matchmaker is like a catalyst. Anlatım akışı

4:06

Çöpçatanımız bir katalizör gibidir.

Anlatım akışı

Our matchmaker is like a catalyst: is like ile benzetme kurmak

A is like B kalıbı, A ile B'yi açıkça karşılaştırır. Burada konuşmacı çöpçatanı bir katalizöre benzetir: ikisi de istenen bir etkileşimin daha kolay gerçekleşmesine yardımcı olur. Bu kalıpta like, «benzer» anlamındaki bir edattır. «Sevmek» anlamındaki like fiili değildir. is like ifadesini fark etmek, cümlenin iki şeyin tam olarak aynı olduğunu söylemediğini, bir benzetmeyle açıklama yaptığını gösterir.

Alıştırma

“A firewall is like a security guard” cümlesinde “is like” ne yapar?

  1. Güvenlik duvarının bir güvenlik görevlisini sevdiğini söyler.
  2. Güvenlik duvarını açıkça bir güvenlik görevlisine benzetir.
  3. Bir güvenlik görevlisini güvenlik duvarı türlerinden biri olarak gösterir.
Cevabı göster

Güvenlik duvarını açıkça bir güvenlik görevlisine benzetir.

Chemical catalysts function by lowering the activation energy. Kelime

4:08

Kimyasal katalizörler aktivasyon enerjisini düşürerek işlev görürler.

Kelime

activation energy: bir tepkimenin enerji engeli

Kimyada activation energy, yani «aktivasyon enerjisi», tepkimeye giren parçacıkların bir tepkimeyi başlatmak için ihtiyaç duyduğu en düşük enerjidir. Tepkimenin başında aşılması gereken enerji engelidir; tepkimedeki bütün enerji değildir. Bu cümlede lowering the activation energy, katalizörlerin nasıl yardımcı olduğunu açıklar: aynı koşullar altında daha fazla parçacık gerekli eşiğe ulaşabilir. Buradaki activation, bir hesabı veya cihazı etkinleştirmek değil, tepkimeyi başlatmak anlamındadır.

Alıştırma

Kimyada activation energy nedir?

  1. Çevrimiçi bir hesabı etkinleştirmek için kullanılan enerji
  2. Bir tepkime bittikten sonra açığa çıkan bütün enerji
  3. Bir tepkimenin başlaması için gereken en düşük enerji
Cevabı göster

Bir tepkimenin başlaması için gereken en düşük enerji

In other words, Anlatım akışı

4:11

Başka bir deyişle,

by lowering the energy required to start a reaction. Dilbilgisi

4:12

bir tepkimeyi başlatmak için gereken enerjiyi düşürerek.

Anlatım akışı

Yeniden ifade etme işareti olarak In other words

In other words, ardından gelen kısmın önceki düşünceyi daha açık veya daha basit bir biçimde yeniden ifade ettiğini gösterir. Açıklamayı düzenler; ayrı bir düşünce ortaya atmaz. Burada ifade, dinleyiciyi activation energy kavramının sade bir açıklamasına hazırlar: bir tepkimeyi başlatmak için gereken enerji.

Alıştırma

In other words burada neyi gösteriyor?

  1. İki düşüncenin birbirine zıt olduğunu gösterir.
  2. Aynı düşünceyi daha açık biçimde yeniden ifade eder.
  3. İlgisiz yeni bir düşünce ekler.
Cevabı göster

Aynı düşünceyi daha açık biçimde yeniden ifade eder.

Dilbilgisi

energy required to start a reaction: kısaltılmış ilgi cümleciği

energy required to start a reaction ifadesinde required to start a reaction, energy sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı grubudur. Hangi enerjiden söz edildiğini belirtir: bir tepkimenin başlaması için gereken enerji. Bu grup, energy that is required to start a reaction ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Required burada ana fiil değildir; energy sözcüğünü niteler. Bu kısa yapı bilimsel ve teknik açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi tam ilgi cümleciği energy required to start a reaction ile aynı anlama gelir?

  1. the energy that requires a reaction to start
  2. the energy that starts a reaction
  3. the energy that is required to start a reaction
Cevabı göster

the energy that is required to start a reaction

They do this by bringing two particles together Kalıp ifadeler

4:14

Bunu iki taneciği bir araya getirerek

Kalıp ifadeler

bringing two particles together: bring ... together kalıbı

Bring + nesne + together, ayrı olan insanları veya şeyleri buluşturmak, bağlamak ya da birbirine yaklaştırmak anlamına gelir. Burada bringing two particles together, iki parçacığı etkileşime girebilecek kadar yaklaştırmak demektir. Together sonucu belirtir: parçacıklar sonunda birbirine yakın olur. Bu, yalnızca her parçacığın bir yere taşındığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bring ... together kalıbını tamamlayın: The team activity brings everyone ____.

Cevabı göster

together

and orienting them correctly in space Kelime

4:16

ve boşlukta doğru şekilde yönlendirerek yaparlar,

Kelime

orienting them correctly in space: onları uzayda doğru biçimde yönlendirmek

Orient + nesne, bir şeyi gerekli yöne bakacak biçimde çevirmek veya konumlandırmak demektir. Burada them iki parçacığı belirtir; orienting them correctly in space ise gereken biçimde birbirine bakacak şekilde parçacıkların üç boyutlu yönlerini ayarlamak anlamına gelir. By sözcüğünden sonra orienting, bringing ile paralel yapıdadır: they do this by bringing ... and orienting .... Bu ifade, parçacıkları yaklaştırmanın yeterli olmadığını; yönlerinin de önemli olduğunu ekler.

Alıştırma

orienting the parts correctly ne anlama gelir?

  1. Daha hızlı hareket etmelerini sağlamak
  2. Baktıkları yönü ayarlamak
  3. Ağırlıklarını ölçmek
Cevabı göster

Baktıkları yönü ayarlamak

so that the two can meet Dilbilgisi

4:18

böylece bu ikisi

at the correct configuration

4:20

doğru dizilimde buluşabilir

Dilbilgisi

Bir şeyi mümkün kılan amacı anlatan so that ... can ...

Burada so that, önceki eylemin amacını veya onun mümkün kıldığı sonucu tanıtır: iki parçacığın gereken konfigürasyonda karşılaşmasını mümkün kılar. Kalıp so that + özne + can + fiilin yalın hâli şeklindedir. So that yapısını tüm yan cümleyi bağlayan ifade olarak ele alın. Can, önceki eylem ya da koşulun sonraki olayı mümkün kıldığını gösterir; tek başına sonuç bildiren so değildir.

Alıştırma

Amaç bağlantısını tam iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: Lower the shelf ____ younger children can reach the books.

Cevabı göster

so that

and allow a reaction to take place. Kalıp ifadeler

4:22

ve bir tepkimenin gerçekleşmesine olanak tanıyabilir.

Kalıp ifadeler

allow a reaction to take place: bir tepkimenin gerçekleşmesini mümkün kılmak

Allow + nesne + to + fiilin yalın hâli, yalnızca izin vermek değil, bir şeyin gerçekleşmesini mümkün kılmak anlamına da gelebilir. Bu bilimsel açıklamada koşullar bir tepkimeyi mümkün kılar. Take place, gerçekleşmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. allow a reaction to take place yapısında a reaction, allow fiilinin nesnesi ve take place ifadesinin anlamca öznesidir.

Alıştırma

Cümleyi take place kalıbını kullanarak tamamlayın: Clear weather allows the launch ____.

Cevabı göster

to take place

So,

4:24

Yani,

to sum up, Anlatım akışı

4:24

özetlemek gerekirse,

Anlatım akışı

to sum up: özeti haber vermek

To sum up, konuşmacının önceki noktaları kısa bir sonuç hâlinde özetlemek üzere olduğunu gösteren bir söylem işaretidir. Bu parçada so, özeti daha önce söylenenlere bağlamaya yardımcı olur. Burada sum up, sayıları toplamak değil, “özetlemek” anlamına gelir. Bir açıklamanın sonuna doğru bu ifadeyi duyduğunuzda, ardından gelen ana sonuca odaklanın.

Alıştırma

Bir konuşmacı “to sum up” dedikten sonra normalde ne gelmesini beklersiniz?

  1. Önceki noktalara dayanan kısa bir sonuç
  2. Tamamen ilgisiz yeni bir konu
  3. Toplama işlemi kullanılan bir hesaplama
Cevabı göster

Önceki noktalara dayanan kısa bir sonuç

if a future chemist wants a date for the dance,

4:25

geleceğin bir kimyageri balo için bir partner istiyorsa,

he must collide with another person

4:27

başka bir kişiyle çarpışmalı

and knock the books out of their hands.

4:29

ve kitapları ellerinden düşürmelidir.

And if a chemist wants to make a chemical reaction occur, Kalıp ifadeler

4:31

Ve eğer bir kimyager bir kimyasal tepkimenin gerçekleşmesini istiyorsa,

Kalıp ifadeler

to make a chemical reaction occur: make + nesne + fiilin yalın hâli

To make a chemical reaction occur ifadesindeki ilk to, wants to make yapısına aittir. Make sözcüğünün kendisi ettirgendir: bir kişi veya şeyin bir sonucun ortaya çıkmasını sağladığını anlatır. Buradaki kalıp make + nesne + fiilin yalın hâlidir; a chemical reaction nesne, occur ise fiilin yalın hâlidir. Etken bir cümlede ettirgen make kullanıldığında ikinci fiilden önce to getirilmez: make the reaction occur denir, make the reaction to occur denmez. Occur, happen sözcüğünün daha resmî bir karşılığıdır ve bilimsel açıklamalara uygundur.

Alıştırma

Ettirgen kalıbı tamamlamak için occur fiilinin yalın hâlini kullanın: Heat can make the reaction ____ faster.

Cevabı göster

occur

the particles must collide in the correct orientation Kelime

4:33

tanecikler doğru yönelimde

with an appropriate amount of energy.

4:36

ve uygun miktarda bir enerjiyle çarpışmalıdır.

Kelime

correct orientation with an appropriate amount of energy: doğru yönelim ve uygun miktarda enerji

Burada correct orientation ve an appropriate amount of energy, etkili bir çarpışmanın iki koşulunu belirtir. Parçacıklar, ilgili kısımların etkileşmesini sağlayan uzamsal bir düzenle karşılaşmalı ve tepkimenin enerji engelini aşmaya yetecek enerjiye sahip olmalıdır. Appropriate, “tepkimeye uygun” veya “tepkime için yeterli” demektir. Bu, mümkün olan en yüksek enerjinin her zaman amaç olduğu ya da mutlaka tek bir kesin enerji değeri bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede an appropriate amount of energy ne anlama gelir?

  1. Her tepkime için tek bir kesin enerji düzeyi
  2. Tepkimenin gereksinimini karşılamaya yetecek enerji
  3. Mümkün olan en yüksek enerji miktarı
Cevabı göster

Tepkimenin gereksinimini karşılamaya yetecek enerji

And both of these processes can be accelerated Kelime

4:38

Ve bu her iki süreç de

Kelime

these processes can be accelerated: bu süreçler hızlandırılabilir

Can be accelerated, can + be + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanan ve “daha hızlı hâle getirilebilir” anlamına gelen edilgen bir yapıdır. Eylemden etkilenen processes olur; süreci hızlandıran kişi, araç veya koşul belirtilmeyebilir ya da by, with veya through ile eklenebilir. Accelerate yalnızca taşıtlar için kullanılmaz; tepkimeleri, geliştirme çalışmalarını, incelemeleri ve diğer soyut süreçleri de anlatabilir. Bu cümlede these processes, benzetmedeki buluşma sürecine ve kimyasal tepkime sürecine gönderme yapar.

Alıştırma

Cümleyi can be ve accelerate fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The testing process ____ through automation.

Cevabı göster

can be accelerated

using the five methods I've described.

4:40

anlattığım beş yöntem kullanılarak hızlandırılabilir.