Okulunuz Önemli Mi?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Mezuniyet ve yayın verileri, yakındaki akranların öğrencilerin öz değerlendirmesini ve sonuçlarını nasıl etkilediğini gösterir; böylece okul itibarı göründüğünden daha karmaşık bir avantaja dönüşür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. so that (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): bir eylemi amaçlanan sonuca bağlamak; örneğin çalışmayı kabul ve başarıyla ilişkilendirmek. 2. the big fish little pond effect. (Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı): verileri düzenleyen sosyal karşılaştırma kavramını anlamak. 3. that's if you ever even graduate. (Konuşma edimbilimi ve tutum): bir avantajı zayıflatan keskin koşulu fark etmek ve odağın mezun olamama riskine dönüşünü görmek.
Bu derste
We're all told to work hard in school Dilbilgisi
0:00Hepimize okulda çok çalışmamız gerektiği söylenir
We're all told to work: edilgen be told to + fiil
We're all told to work, be told to + fiilin yalın hâli edilgen kalıbını kullanır. We're, we are ifadesinin kısaltmasıdır ve told, tell fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; dolayısıyla told burada etken basit geçmiş zaman değildir. Edilgen yapı, beklentiyi kimin dile getirdiğini belirtmeden beklentinin yöneldiği we grubuna odaklanır. All, beklentinin gruptaki herkes için genel olarak geçerli olduğunu gösterir. Aynı kalıp kuralları, talimatları veya toplumsal beklentileri aktarmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
İnsanların bir talimat aldığını anlatan tell fiilinin edilgen biçimiyle cümleyi tamamlayın: At the lab, students ____ wear safety glasses.
Cevabı göster
are told to
so that: amaç yan cümlesi kurmak
Burada so that, çok çalışmanın amacını açıklar: hedeflenen sonuç, en iyi kolejlere veya üniversitelere girebilmek ve başarılı olabilmektir. Bu sonucun daha önce gerçekleştiğini söylemez. Kullanışlı kalıp şöyledir: eylem + so that + özne + kiplik fiili + fiil. Can, hedefi arzu edilen bir olasılık veya beceri olarak sunar; ana eylem geçmişteyse could yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Amaç bildiren iki sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: I emailed the file to myself ____ I could open it on another computer.
Cevabı göster
so that
Get into a college or university: bir koleje veya üniversiteye kabul edilmek
Burada get into, bir koleje, üniversiteye veya rekabetçi bir programa kabul edilmeyi başarmak anlamına gelir. Nesnenin colleges or universities olması, ifadenin bir binanın içine fiziksel olarak girmeyi değil, kabul sonucunu anlattığını gösterir. Bu öbek fiil, başvuru veya seçim sürecini geçip bir yer kazanmaya odaklanır. get into a selective program örneğindeki gibi kurslar ve programlarla da doğal biçimde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “kabul edilmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: After months of preparation, Lena was delighted to ____ the medical program.
Cevabı göster
get into
But does the school you choose actually matter? Notlar
0:06Peki, seçtiğiniz okul gerçekten önemli mi?
Seçtiğiniz okul gerçekten önemli mi?
Does ... matter? kalıbı, bir etkenin gerçekten önemli olup olmadığını veya bir sonucu etkileyip etkilemediğini sorar. you choose ilgi cümleciği hangi school sözcüğünden söz edildiğini belirler; actually ise açık gibi görünen bir varsayıma yönelik sorgulamayı güçlendirir. Buradaki soru hemen yanıt istemek yerine tartışmayı düzenler. But, en iyi kurumlara girme hedefinden bir dönüş yapar ve soru, konuşmacının inceleyeceği iddiayı ortaya koyar. Aynı kalıp, yaygın bir inancı yeniden değerlendirmeye açarak bir savı başlatabilir.
Alıştırma
Belirli bir okulu seçmenin önemli olduğu varsayımını en iyi sorgulayan ve incelenecek konuyu ortaya koyan cümle hangisidir?
- But you should choose the school that matters most.
- Which school did you choose?
- The school you choose actually matters.
- But does the school you choose actually matter?
Cevabı göster
But does the school you choose actually matter?
the school you choose: nesne görevindeki ilgi zamirinin atılması
the school you choose ad öbeğinde you choose, hangi okulun kastedildiğini belirleyen sınırlayıcı bir ilgi yan cümleciğidir. Yapı, the school that you choose veya the school which you choose şeklinde açık hâle getirilebilir. Atılan ilgi zamiri choose fiilinin nesnesidir: you choose the school. İngilizcede bu tür bir yan cümlecikte nesne görevindeki ilgi zamiri atılabilir. Bu nedenle ifade tek bir ad öbeği olarak kalır; you choose ayrı bir bağımsız cümle değildir.
Alıştırma
the school you choose ifadesinde school, you choose yan cümleciğinin içinde hangi görevdedir?
- choose fiilinin öznesidir.
- choose fiilinin nesnesidir.
- Ayrı bir ana cümle başlatır.
Cevabı göster
choose fiilinin nesnesidir.
Take a look at these SAT scores for an average school, Kalıp ifadeler
0:10Ortalama düzeydeki bir okulun şu SAT puanlarına bakın,
Take a look at: dikkati bir şeye yöneltmek
Take a look at, “bakmak” veya “kısaca incelemek” anlamına gelen kalıplaşmış ve tarafsız bir ifadedir. Burada dinleyicinin dikkatini SAT puanı verilerine yönlendirir. Take, bir şeyi fiziksel olarak taşımak anlamına gelmez; a look nesne görevindeki addır ve at bakılan şeyi tanıtır. Konuşmacılar bu ifadeyi kanıta, örneğe, ekrana veya belgeye yumuşak bir geçiş yapmak için sıkça kullanır. Doğrudan verilen Look at ... emrinden biraz daha davetkâr gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi “kısaca incelemek” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before we compare the plans, ____ their monthly fees.
Cevabı göster
take a look at
out of 800: En Yüksek Puanı Belirtme
out of 800 ifadesinde 800, alınabilecek en yüksek puandır. Önceki sayı kişinin kaç puan aldığını gösterir; böylece bu ifade puanlama ölçeğini açıklar. puan + out of + maksimum kalıbını kullanın: 650 out of 800. Bu, 800'den uzaklaşmak anlamına gelmez ve otomatik olarak yüzde de değildir.
Alıştırma
En yüksek puanı belirten ifadeyle puan cümlesini tamamlayın: The quiz has 20 possible points, and Leo earned 17 ____ 20.
Cevabı göster
out of
by the way: Ek Bir Bilgi Ekleme
By the way, ek bilgi sunan bir söylem belirtecidir. Burada en yüksek puanın 800 olduğunu bilmek sayıları anlamaya yardımcı olur, ancak konuşanın asıl anlatmak istediği bu değildir. Bu ifade kısa süreliğine bir yan bilgi açar ve ardından ana düşüncenin devam etmesini sağlar. Eklenen bilgi yine de yararlı veya bağlantılı olmalıdır; ifade, tamamen ilgisiz her konuyu doğal hâle getirmez.
Alıştırma
Yararlı bir yan bilgiyi sunan üç sözcüklü söylem belirteciyle cümleyi tamamlayın: The tickets are free. ____, the doors open at seven.
Cevabı göster
By the way
Those that have the highest SAT scores end up representing over 50% of the people Öbek fiiller
0:15En yüksek SAT puanlarına sahip olanlar, sonunda bu okullarda
while the lowest SAT scores only represent around 18% of the people Dilbilgisi
0:22en düşük SAT puanına sahip olanlar gerçekten
end up representing: end up + fiil-ing
Burada end up representing, 'sonunda bir oranı oluşturmak' veya 'sonuçta bir grubu meydana getirmek' anlamına gelir. %50'nin üzerindeki payı, herhangi birinin planı olarak değil, anlatılan eğilimin nihai sonucu olarak sunar. End up ifadesinden sonra -ing biçimindeki representing gelir: end up + fiil-ing. Yeniden kullanılabilen bu yapı, çoğu zaman bir süreç veya beklenmedik bir yolun ardından sonunda gerçekleşen eylemi, durumu ya da rolü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için end up ifadesinin geçmiş zaman biçimini ve manage fiilini kullanın: After taking a temporary weekend job, Maya ____ the store for five years.
Cevabı göster
ended up managing
while: iki cümlecik arasında karşıtlık
Burada while iki oran arasında karşıtlık kurar: yüksek puanlı grup için %50'nin üzeri, düşük puanlı grup içinse yaklaşık %18. Buradaki anlamı whereas gibidir; when veya 'olduğu süre boyunca' anlamında değildir. Karşıtlık bildiren while, iki cümlecik arasına yerleştirildiğinde okuyucuya iki taraftaki bilgileri karşılaştırmasını söyler. Bu nedenle veri açıklamalarını ve savları düzenlemekte kullanışlıdır; iki eylemin aynı anda gerçekleştiğini ima etmez.
Alıştırma
İki veri eğilimini karşılaştırmak için cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? Online subscriptions increased, ____ print subscriptions declined.
- during
- when
- while
Cevabı göster
while
But now let's look at a top school like Harvard.
0:28Ama şimdi Harvard gibi üst düzey bir okula bakalım.
are still smarter than the best students at an average school. Dilbilgisi
0:34ortalama bir okuldaki en iyi öğrencilerden daha zeki.
still smarter than: geçerliliğini koruyan şaşırtıcı bir karşılaştırma
Burada still, olumsuz ya da şaşırtıcı bir koşula rağmen karşılaştırmanın geçerliliğini koruduğunu göstermek için smarter than karşılaştırma ifadesinden önce gelir. İlk gruptaki öğrenciler kendi gruplarının alt sıralarındadır, ancak yine de karşılaştırılan gruptaki en başarılı öğrencilerden daha üsttedir. Aktarılabilir kalıp still + karşılaştırma derecesindeki sıfat veya zarf + than şeklindedir. Tersini bekleten bir gerçeğe rağmen sonucun geçerliliğini koruduğunu vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede still, şaşırtıcı bir karşılaştırmanın geçerliliğini koruduğunu göstermek için en doğru şekilde kullanılmıştır?
- This laptop is faster than the new budget model, with no suggestion of a surprising condition.
- Please keep the laptop still while I attach the cable.
- Although this laptop is five years old, it is still faster than the new budget model.
Cevabı göster
Although this laptop is five years old, it is still faster than the new budget model.
And yet, when we look at their rate of completion, Anlatım akışı
0:37Yine de mezuniyet oranlarına baktığımızda,
And yet: beklentiye aykırı bir sonucu sunmak
And yet, yeni ifadeyi önceki iddiaya bağlarken yeni kanıtın bu iddianın oluşturduğu beklentiyle çeliştiğini bildirir. And bilgi akışındaki devamlılığı korurken yet güçlü karşıtlığı sağlar. Burada yetenek farkı, okuyucuya farklı bir tamamlanma oranı bekletir; ancak sonraki yan cümle oranların birbirine çok benzediğini söyler. Söylem belirteci olarak And yet çoğunlukla bir cümlenin veya yan cümlenin başında gelir ve kabaca “buna rağmen, aşağıdaki ifade doğrudur” anlamını taşır. Dinleyiciyi yalnızca yeni bir gerçek eklemek yerine önceki bilginin oluşturduğu beklentiyi gözden geçirmeye yönlendirir.
Alıştırma
Şunu okuyun: “The route looked short on the map. And yet, it took us three hours.” And yet neyi belirtir?
- Hiçbir karşıtlık kurmadan yalnızca başka bir gerçek ekler.
- İkinci olayın şu ana kadar gerçekleşmediğini söyler.
- İlk cümlenin oluşturduğu beklentiyle çelişen bir gerçeği sunar.
Cevabı göster
İlk cümlenin oluşturduğu beklentiyle çelişen bir gerçeği sunar.
awfully similar: çok anlamındaki awfully
Burada awfully, similar sözcüğünü niteleyen bir derece zarfıdır. “Çok” veya “dikkat çekici ölçüde” anlamına gelir; dolayısıyla awfully similar, tamamlanma oranlarının birbirine çok benzediğini belirtir. Awful genellikle olumsuz bir anlam taşısa da -ly biçimindeki awfully, konuşma dilinde derecelendirme yapan bir pekiştirici olabilir. Tek başına benzerliğin kötü olduğunu söylemez; konuşmacı sonuçların beklenmedik ölçüde yakın görünmesini vurgular.
Alıştırma
“The two reports look awfully similar,” cümlesinde “awfully” ne anlama gelir?
- çok
- korkunç bir biçimde
- eşit derecede kötü
Cevabı göster
çok
The top students represent just over 50% of people who graduate,
0:42En başarılı öğrenciler, mezun olanların %50'sinden biraz fazlasını oluştururken,
while the lower SAT scores represent around 15%
0:45daha düşük SAT puanına sahip olanlar da gerçekten
what's going on here?: açıklama isteme ifadesi
Bu bağlamda what's going on here?, yalnızca gözle görülür bir faaliyetin tarifini değil, kafa karıştırıcı bir sonucun açıklamasını ister. Here, fiziksel konumdan çok konuşulan duruma veya kanıtlara işaret eder. Wait ani bir duraklamayı belirtir ve konuşmacının beklentilere uymayan bir şey fark ettiğini gösterir. Bu sözcükler birlikte, konuşmayı sonucu gözlemlemekten sonucun neden ortaya çıktığını sorgulamaya taşır.
Alıştırma
“Wait, what's going on here?” cümlesinde konuşmacı ne yapıyor?
- Durum kafa karıştırıcı veya yanlış göründüğü için açıklama istemek
- “Buranın” neresi olduğunu tarafsız biçimde sormak
- Yalnızca geçmişte tamamlanmış bir olayı sormak
Cevabı göster
Durum kafa karıştırıcı veya yanlış göründüğü için açıklama istemek
This phenomenon is known as the big fish little pond effect. Notlar
0:52Bu olgu, “büyük balık-küçük gölet etkisi” olarak bilinir.
is known as + ad: yerleşik bir terimi tanıtma
Bu cümlede is known as, olgunun yerleşik adını tanıtır. “Adı ...dır” veya “... olarak anılır” anlamına gelir; “ünlüdür” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + be + known as + ad veya etikettir. be biçimi özneye ve zamana göre is known as, was known as gibi değişir.
Alıştırma
Cümleyi “adı ...dır” anlamındaki, derste öğrenilen üç sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: The process by which plants use light to make food ____ photosynthesis.
Cevabı göster
is known as
büyük balık-küçük gölet etkisi: göreli konum ve benlik algısı
Büyük balık-küçük gölet etkisi bir sosyal karşılaştırma etkisidir: Yetenekli bir kişi, son derece yüksek performans gösteren kişilerden oluşan bir gruba girdikten sonra mutlak yeteneği azalmadığı hâlde kendi yeteneğini daha olumsuz değerlendirebilir. Ad, küçük bir gölette büyük görünen bir balığın daha büyük bir gölette daha az etkileyici görünmesi imgesinden gelir. “Gölet” yerel referans grubudur; bu nedenle temel nokta beceride gerçek bir değişiklik değil, göreli konum ve kişinin kendini algılayışıdır.
Alıştırma
Hangi senaryo büyük balık-küçük gölet etkisini en iyi gösterir?
- Bir öğrenci bire bir özel ders aldıktan sonra hızla gelişir.
- Başarılı bir öğrenci, olağanüstü yüksek performanslı bir sınıfa geçer ve becerileri azalmadığı hâlde kendi yeteneğini daha düşük değerlendirmeye başlar.
- Bir öğrencinin puanı, yeni sınav hiç çalışmadığı konuları ölçtüğü için düşer.
- Bir okul, üstün başarı programının adını resmî olarak değiştirir.
Cevabı göster
Başarılı bir öğrenci, olağanüstü yüksek performanslı bir sınıfa geçer ve becerileri azalmadığı hâlde kendi yeteneğini daha düşük değerlendirmeye başlar.
Simply put: daha basit bir yeniden anlatıma giriş
Simply put, konuşanın karmaşık bir fikri daha kısa ve anlaşılması daha kolay bir dille yeniden ifade edeceğini gösteren bir söylem belirtecidir. Bilgiyi iki aşamada düzenler: önce fikir sunulur, ardından sade bir açıklama yapılır. Buradaki put, yerleştirmek değil, ifade etmek veya dile getirmek anlamındadır. Kalıp normalde daha basit açıklamadan önce gelir ve ardından virgül kullanılır.
Alıştırma
Karmaşık bir açıklamanın şimdi daha basit ifadelerle yeniden anlatılacağını en iyi gösteren başlangıç hangisidir?
- Simply put,
- On the other hand,
- For example,
Cevabı göster
Simply put,
but to our neighbors or people who are in the same boat as we are. Deyimler
0:59komşularımızla ya da bizimle aynı gemide olan insanlarla kıyaslarız.
compare ourselves ... to our neighbors: dönüşlü karşılaştırma yapısı
compare ourselves to our neighbors ifadesinde compare, compare + dönüşlü zamir + to + karşılaştırma ölçütü yapısını izler. Dönüşlü zamir özneyle uyumlu olmalıdır: I compare myself, she compares herself ve we compare ourselves. Bu cümlede ourselves, her kişinin kendisini komşularla karşılaştırdığı anlamına gelir. we grubundaki kişilerin birbirlerini karşılaştırdığı anlamına gelmez. Araya giren not globally, but bölümü karşılaştırma ölçütünü daraltır, ancak yapıyı değiştirmez.
Alıştırma
Cümleyi compare + dönüşlü zamir + to yapısıyla tamamlayın: When I feel behind, I try not to ____ influencers online.
Cevabı göster
compare myself to
not globally, but to our neighbors: karşılaştırma çerçevesini düzeltmek
not X, but Y yapısı önce X'i yanlış bir açıklama veya beklenti olarak reddeder, ardından doğru alternatif olarak Y'yi sunar. Burada globally karşılaştırmanın kapsamı olarak elenirken to our neighbors gerçek karşılaştırma grubunu belirtir. İki bölümün biçim bakımından tamamen aynı olması gerekmez, ancak ikisi de aynı büyük yapıya uymalıdır. Bu cümlede globally ve to our neighbors, kendimizi nasıl veya kimlerle karşılaştırdığımız fikrini tamamlar; but ise ilgisiz bir dönüş başlatmak yerine bu iki alternatifi aynı yan tümce içinde bağlar.
Alıştırma
İlk nedeni reddedip yerine ikinci nedeni getiren iki sözcükle cümleyi tamamlayın: We stayed inside ____ because we were tired, ____ because the storm was dangerous.
Cevabı göster
not · but
in the same boat as: benzer bir durumu paylaşmak
In the same boat as, özellikle insanların aynı güçlüğü, baskıyı veya kısıtlamayı paylaştığı durumlarda, bir başkasıyla benzer durumda olmak anlamına gelen bir deyimdir. Altyazıda konuşan kişiyi, koşulları benzer olan çevresindeki insanlarla aynı gruba yerleştirir; gerçek bir tekneden söz edilmez. Yaygın kalıp be in the same boat as + kişi veya grup şeklindedir. Karşılaştırılan kişi zaten belliyse as kullanılmadan We are in the same boat da denebilir.
Alıştırma
'Biriyle benzer ve zor bir durumda olmak' anlamına gelen deyimle cümleyi tamamlayın: Marco also forgot his homework, so I am ____ Marco.
Cevabı göster
in the same boat as
students at top schools compare themselves to their brilliant peers,
1:03en iyi okullardaki öğrenciler kendilerini son derece zeki akranlarıyla kıyaslar,
you're likely to have feelings of inadequacy, Notlar
1:09kendinizi yetersiz hissetmeniz muhtemeldir,
Feelings of inadequacy: yetersizlik duyguları
Feelings of inadequacy, kişi kendisini bir ölçütle veya başka insanlarla karşılaştırdığında yeterince yetenekli, başarılı, değerli ya da iyi olmadığını tekrar tekrar veya belirgin biçimde hissetmesi demektir. Burada karşılaştırmanın tetiklediği olumsuz bir öz değerlendirmeyi anlatır. Bu ifade nesnel bir hükmü değil, öznel bir deneyimi bildirir. Çok yetenekli biri bile bu duyguları yaşayabilir.
Alıştırma
Bu cümlede feelings of inadequacy ne anlama geliyor?
- Kısa süreli fiziksel yorgunluk
- Yeterince iyi olmadığına dair öznel bir duygu
- Birinin hiçbir yeteneği olmadığının kanıtı
Cevabı göster
Yeterince iyi olmadığına dair öznel bir duygu
even though compared to the rest of the world, Dilbilgisi
1:11dünyanın geri kalanıyla kıyaslandığınızda
Sonucu belirtmek için As a result,
As a result, sonraki ifadeyi daha önce belirtilmiş bir nedenin veya durumun sonucu olarak sunar. Burada öğrencilerin kendileri hakkındaki olumsuz değerlendirmelerini, yakınlarındaki yüksek başarılı akranlarıyla kendilerini karşılaştırmalarının sonucu olarak gösterir. Düşünceyi neden → sonuç şeklinde düzenler; böylece okuyucu iki fikri yalnızca yan yana gelen gerçekler veya zamansal bir sıra olarak algılamaz.
Alıştırma
Öğrencilerin duygularını, yakınlarındaki akranlarıyla kendilerini karşılaştırmalarının sonucu olarak açıkça gösteren bağlaç hangisidir?
- Meanwhile,
- For example,
- As a result,
Cevabı göster
As a result,
you're likely to have: be likely to + fiilin yalın hâli
You're likely to have, be likely to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Likely, you're içindeki are sözcüğünden sonra gelen bir sıfattır; to have ise gerçekleşmesi olası olayı belirten mastar yapısıdır. Bu yapı, olayın gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtir; kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez. Buradaki olası olay, kişinin kendini yetersiz hissetmesidir.
Alıştırma
Tahmini be likely to + fiilin yalın hâli hedef yapısıyla tamamlayın: Because the roads are icy, buses are ____ arrive late.
Cevabı göster
likely to
Even though: gerçeğe dayalı karşıtlık
Even though güçlü bir ödünleme ilişkisi kurar. Kendisinden sonraki cümleciği gerçek veya kabul edilmiş bir olgu olarak sunar ve bu olguyu karşıt, beklenmedik başka bir durumla bağlar. Burada, daha geniş dünyayla karşılaştırıldığında en üstte olmak doğru kabul edilir; ancak bu gerçek daha önce sözü edilen yetersizlik duygusunu ortadan kaldırmaz. Karşıtlık oluşturan ana düşünce even though cümleciğinden önce veya sonra gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle yağmuru bilinen bir gerçek olarak sunup beklenmedik bir karşıtlık gösteriyor?
- Even if it rains, we will play outside.
- Because it was raining, we played outside.
- Even though it was raining, we played outside.
Cevabı göster
Even though it was raining, we played outside.
Who do you think has a higher incidence of suicide? Dilbilgisi
1:14Sizce intihar oranı kimlerde daha yüksektir?
Who do you think has ...? yapısı
Bu soruda do you think, dinleyicinin görüşünü sormak için araya eklenir. Temel soru Who has a higher incidence of suicide? şeklindedir. Who, has fiilinin öznesidir; bu nedenle think sonrasındaki yan cümle özne-fiil sırasını korur: who has. İngilizcede buraya sıradan bir soru yardımcı fiili daha eklenmez. does have gibi bir biçim ancak does özel vurgu taşıdığında, örneğin bir varsayım düzeltilirken kullanılabilir.
Alıştırma
Düzeltme veya karşıtlık amacı olmadan birinin görüşünü tarafsız biçimde soran cümle hangisidir?
- Who do you think has the best chance of winning?
- Who do you think does have the best chance of winning?
- Who do you think who has the best chance of winning?
Cevabı göster
Who do you think has the best chance of winning?
People who live in developed countries that declare themselves as very happy
1:17Kendilerini çok mutlu olarak tanımlayan gelişmiş ülkelerde yaşayanlarda mı,
or those which describe themselves as unhappy Kalıp ifadeler
1:22yoksa kendilerini mutsuz olarak tanımlayan ülkelerde yaşayanlarda mı,
describe themselves as unhappy yapısı
Describe oneself as + sıfat veya isim, kişinin kendi durumunu, kimliğini ya da kategorisini bu ifadelerle belirtmesi veya sunması anlamına gelir. Burada describe themselves as unhappy, çoğul grubun kendisini nasıl tanımladığını bildirir; themselves, those ile uyumludur ve unhappy, as sonrasındaki tanımdır. Bu ifade bunun bir öz tanımlama olduğunu gösterir; dışarıdan bir değerlendirme ya da bağımsız biçimde kanıtlanmış bir gerçek olması gerekmez. Aynı yapı describe herself as a beginner örneğindeki gibi isimlerle de kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için describe oneself as yapısının geniş zaman biçimini kullanın: The volunteers ____ patient and reliable in the application.
Cevabı göster
describe themselves as
If you're depressed but everyone around you is also unhappy,
1:28Depresyondaysanız ama çevrenizdeki herkes de mutsuzsa,
as opposed to being stuck around people who are happier than you. Kalıp ifadeler
1:33sizden daha mutlu insanların arasında sıkışıp kaldığınızda ise durum farklıdır.
think of yourself as normal: kendini normal olarak görmek
Think of yourself as normal, think of + kişi + as + kategori veya tanım kalıbını kullanır. Bu cümlede yalnızca kendiniz hakkında düşünmek değil, kendinizi normal olarak görmek veya sınıflandırmak anlamına gelir. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir; örneğin I think of myself as patient ve she thinks of herself as patient. as sonrasındaki sözler kişiye verilen kimliği, rolü veya niteliği belirtir.
Alıştırma
think of ... as kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ a patient person, even under pressure.
Cevabı göster
think of myself as
as opposed to + isim veya -ing biçimi
As opposed to, ilk durumla açıkça karşılaştırılan ikinci bir durumu tanıtır. Burada ortak mutsuzluğun bir kişiye kendisini normal hissettirdiği durum, daha mutlu insanlarla çevrili olma alternatifiyle karşılaştırılır. rather than veya in contrast to anlamına gelebilir. Bu ifadede to, mastar işareti değil bir edattır; bu nedenle ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelebilir. Bu yüzden özgün cümlede as opposed to being kullanılır, as opposed to be kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede as opposed to doğru kullanılmıştır?
- The team focused on preventing errors as opposed from fixing them later.
- The team focused on preventing errors as opposed to fix them later.
- The team focused on preventing errors as opposed to fixing them later.
Cevabı göster
The team focused on preventing errors as opposed to fixing them later.
Similarly, ile paralel bir örnek sunmak
Similarly, dinleyiciye sıradaki noktayı daha önceki bir noktayla paralel olarak yorumlaması gerektiğini bildiren bir bağlayıcı zarftır. Burada seçkin okul örneğini aynı mekanizmanın başka bir örneği olarak sunar: çevrenizdeki insanlar, kendinizi değerlendirme biçiminizi değiştirebilen bir karşılaştırma grubu oluşturur. Zaman çizelgesindeki bir sonraki olayı değil, mantıksal benzerliği belirtir.
Alıştırma
Paralel bir örüntü gösteren bağlacı seçin: Regular feedback helps new employees learn faster. _____ frequent feedback helps students improve their work.
- Similarly,
- Therefore,
- However,
Cevabı göster
Similarly,
and feeling as though you're at the bottom Dilbilgisi
1:43ve kendinizi en dipteymiş gibi hissetmeniz
impacts your confidence and ultimately your motivation.
1:45özgüveninizi ve nihayetinde motivasyonunuzu etkiler.
a little fish in a very big pond: güçlü akranlar arasında düşük göreli konum
Bu mecaz, bir kişinin göreli konumunu balığın kendi göletindeki büyüklüğüyle karşılaştırır. Küçük bir balık mutlaka yeteneksiz değildir; yalnızca çok büyük bir gölette sıra dışı derecede güçlü akranları arasında daha az etkileyici görünür. Bu cümlede öğrenci mutlak anlamda son derece zekidir, ancak seçkin bir okulda alt sıralara yakın olabilir. Dolayısıyla ifade, yüksek yetenek ile kişinin bulunduğu gruptaki düşük konumu arasındaki farkı anlatır.
Alıştırma
Maya mükemmel bir satranç oyuncusudur, ancak ulusal eğitim kampına katıldıktan sonra alt sıralara yakın yer alır. Hangi cümle onun göreli konumunu en iyi anlatır?
- She is competing on a level playing field.
- She is a little fish in a very big pond.
- She is a big fish in a small pond.
Cevabı göster
She is a little fish in a very big pond.
As though: doğrulanmış bir gerçekten çok hissi ifade etmek
“As though”, bir durumun nasıl hissedildiğini veya nasıl göründüğünü anlatan bir yan cümle başlatır; durumu otomatik olarak kanıtlanmış bir gerçek şeklinde sunmaz. Burada “you're at the bottom”, hissin arkasındaki benzetmedir: kişi durumu en alt sıradaymış gibi yaşar. Kalıp feel/seem/look/sound + as though + yan cümle şeklindedir. Bir izlenimi, algıyı veya hayalî karşılaştırmayı nesnel olarak bilinenlerden ayırmak için kullanılabilir.
Alıştırma
“Maya spoke as though she knew the answer,” cümlesinde as though bize ne anlatır?
- Maya'nın konuşma tarzından cevabı biliyormuş gibi görünüyordu, ancak bu doğrulanmış değil.
- Maya cevabı kesinlikle biliyordu.
- Maya tam olarak “I know the answer.” sözlerini söyledi.
Cevabı göster
Maya'nın konuşma tarzından cevabı biliyormuş gibi görünüyordu, ancak bu doğrulanmış değil.
Retorik bir geçiş olarak Need more statistics?
“Need more statistics?”, “Do you need more statistics?” sorusunun eksiltili biçimidir. Özne ve yardımcı fiilin atılması ifadeyi kısa ve konuşma diline uygun hâle getirir. Bu sunumda asıl amaç, izleyicinin gerçekten karar vermesini isteyen samimi bir soru sormak değildir. Soru retorik bir dikkat çekme aracı görevi görür: olası bir kuşkuyu önceden karşılar, dikkati canlı tutar ve sırada başka sayısal kanıtların bulunduğunu bildirir.
Alıştırma
Bir sunucu “Need more statistics?” diyor ve hemen ardından başka bir grafik gösteriyor. Sorunun temel işlevi nedir?
- İzleyiciden sayıları hesaplamasını istemek
- Yeterli kanıt olmadığı için sunumu bitirmek
- Daha fazla sayısal kanıt sunmak ve izleyicinin ilgisini korumak
Cevabı göster
Daha fazla sayısal kanıt sunmak ve izleyicinin ilgisini korumak
50% of US students in STEM programs Kültür
1:50ABD'de STEM programlarında okuyan öğrencilerin %50'si
STEM programs: bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik eğitimi
STEM, science, technology, engineering ve mathematics sözcüklerinin ilk harflerinden oluşan bir kısaltmadır. Eğitim ve istihdamla ilgili konuşmalarda birbiriyle bağlantılı bu dört alanı ifade eder. STEM programs ifadesindeki programs, bu alanlardaki düzenli öğretim programlarını, diploma yollarını, eğitim planlarını veya eğitim girişimlerini anlatır; bilgisayar yazılımı anlamına gelmez. İfade, bir veya daha fazla STEM alanında okuyan öğrencilere yönelik programları belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede STEM programs ne anlama gelir?
- Öğrencilerin kullandığı bilgisayar yazılımları
- Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarındaki eğitim programları
- Tüm derslere yönelik okul sonrası etkinlikler
Cevabı göster
Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarındaki eğitim programları
drop out in the first or second year of school, Öbek fiiller
1:52birinci veya ikinci yılda okulu bırakıyor,
drop out: bir programı tamamlamadan bırakmak
Drop out, bir okulu, öğrenim sürecini veya eğitim programını tamamlamadan bırakmak anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Burada öğrenciler STEM programlarını birinci veya ikinci yılda bırakmaktadır; bu, yalnızca bir derse gelmemeleri anlamına gelmez. Okul veya programın adı belirtilirse drop out of + isim kullanılır: drop out of college veya drop out of a training program. Kişinin neyi bıraktığı bağlamdan belliyse drop out tek başına da kullanılabilir.
Alıştırma
“Tüm programı tamamlamadan bırakmak” anlamına gelen phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: Some trainees ____ of the program during the first month.
Cevabı göster
drop out
but for every 10-point decrease in the school's average SAT score, Dilbilgisi
1:55ancak okulun ortalama SAT puanındaki her 10 puanlık düşüşte
meaning you're much more likely to even get your degree Dilbilgisi
2:02yani diplomanızı alma ihtimaliniz bile çok daha yüksek oluyor
For every X decrease, Y rises by Z: X'teki her düşüşte Y, Z kadar artar
Bu veri kalıbında for every 10-point decrease, bir ölçümde tekrarlanan değişim birimini belirler. Okulun ortalama SAT puanındaki her 10 puanlık düşüşü diploma tamamlama oranındaki %2'lik artışla ilişkilendirir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp for every X increase/decrease, Y rises/falls by Z şeklindedir. By değişimin miktarını gösterir; dolayısıyla %2, eklenen miktardır, son tamamlama düzeyi değildir.
Alıştırma
Orantılı değişim kalıbıyla veri cümlesini tamamlayın: A study found that ____ 10-point decrease in the stress score, sleep quality rose ____ 2%.
Cevabı göster
for every · by
Bir sonucu açıklamak için meaning + yan cümle
Virgülden sonra kullanılan meaning + yan cümle, önceki ifadenin tamamının sonucunu veya pratik etkisini ekler. Burada meaning sözcüğünün örtük öznesi daha önce verilen ilişkidir; you're much more likely to even get your degree ise bu ilişkinin ne anlama geldiğini belirtir. Bu, yeni bir çekimli cümle değil, -ing biçiminde çekimsiz bir yan cümledir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp ifade, meaning + özne + fiil şeklindedir. Buradaki mean anlam veya sonuç bildirir; bir kişinin niyetini anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede meaning, önceki ifadenin tamamının sonucunu açıklamak için doğru kullanılmıştır?
- The last bus has left, meaning to walk home.
- The last bus has left, means we need to walk home.
- The last bus has left, meaning we need to walk home.
Cevabı göster
The last bus has left, meaning we need to walk home.
İlk tercihiniz anlamında top pick
Your top pick, diğer seçeneklerin hepsinden daha çok istediğiniz seçenektir. Burada kişisel sıralamanızda ilk sırada olan okulu ifade eder. Bu ifadede pick, bir şeyi toplama eylemi değil, seçim anlamına gelen bir isimdir.
Alıştırma
Cümleyi bu notta geçen ve en çok istediğiniz seçenek anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Of the three summer camps, the science camp is my ____.
Cevabı göster
top pick
but who ends up being more successful in the real world?
2:07ama gerçek dünyada kim daha başarılı oluyor?
A study looking at publications produced by economists Notlar
2:10Ekonomistlerin yayınlarını inceleyen bir araştırma,
publications produced by economists: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
publications produced by economists ifadesinde produced by economists, publications sözcüğünden sonra gelen bir past participle öbeğidir. Hangi yayınların kastedildiğini belirtir ve edilgen anlam taşır: yayınları ekonomistler üretmiştir. Bu yapı, publications which were produced by economists ifadesinin kısaltılmış biçimidir. İsim öbeğinin içinde bulunduğu için produced cümlenin temel fiili değildir; daha sonra gelen çekimli fiil ana yüklemi oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi publish ile oluşturulan kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğiyle tamamlayın: The report ____ was discussed at the meeting. (The research team published it.)
Cevabı göster
published by the research team
i.e. smarter than almost every other person at the school, Anlatım akışı
2:18yani okuldaki neredeyse herkesten daha zeki olanlardan,
the 99th percentile: göreli sıralama, 99 percent değil
The 99th percentile, belirli bir karşılaştırma grubu içindeki konumu anlatır. Burada öğrencilerin o grubun yaklaşık %99'undan üst sırada, yani kabaca en üst %1 içinde olduğu anlamına gelir; bu nedenle cümle bunu okuldaki neredeyse herkesten daha zeki olmak şeklinde açıklar. Percentile göreli bir sıralamadır; ham puan veya doğru cevap yüzdesi değildir. Ayrıca tek başına kişiler arasındaki farkın ne kadar büyük olduğunu göstermez.
Alıştırma
İngilizce durumu okuyup en doğrudan anlamı seçin: A child is in the 99th percentile for height among children of the same age. Bu en doğrudan ne anlama gelir?
- Çocuk, bu karşılaştırma grubunun yaklaşık %99'undan daha uzundur.
- Çocuğun boyu %99 uzamıştır.
- Çocuğun boyu, en uzun çocuğun boyunun %99'udur.
- Çocuğun boyu tam olarak 99 santimetredir.
Cevabı göster
Çocuk, bu karşılaştırma grubunun yaklaşık %99'undan daha uzundur.
Eşdeğer bir açıklama olarak i.e.
i.e., Latince id est ifadesinin yazılı kısaltmasıdır ve “yani” veya “başka bir deyişle” anlamına gelir. Burada “okuldaki neredeyse herkesten daha zeki” sözünü getirerek “99. yüzdelik dilim” ifadesini daha açık biçimde yeniden anlatır. Cümlede, ardından gelen bilginin önceki bilgiyle eşdeğer olduğunu gösterir; daha geniş bir gruptan yalnızca bir örnek vermez.
Alıştırma
Bu cümlede tam bir yeniden açıklamayı gösteren kısaltma hangisidir? The event is on the final weekday—that is, Friday.
- etc.
- i.e.
- e.g.
Cevabı göster
i.e.
were producing an impressive amount of publications. Kelime
2:23etkileyici sayıda yayın yaptığını gösterdi.
Araştırma sunma kalıbı olarak A study looking at ... showed that ...
A study looking at X showed that Y kalıbı önce araştırmayı ve araştırmanın konusunu tanıtır, ardından bulguyu verir. Looking at X, study sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve X'i inceleyen bir araştırma anlamına gelir. Temel çekimli fiil showed, bu fiilin öznesi ise A study ifadesidir. that ile başlayan cümlecik araştırmanın bulduğu şeyi içerir; study ile showed arasındaki uzun bölüm bu cümle yapısını değiştirmez.
Alıştırma
Araştırma bildirme kalıbını bu notta kullanılan iki sözcükle tamamlayın: A survey ____ at sleep habits ____ that regular bedtimes were linked to better focus.
Cevabı göster
looking · showed
an impressive amount of publications ile an impressive number of publications karşılaştırması
Publications çoğul ve sayılabilen bir isimdir; yayınlar tek tek sayılabilir. Özenli akademik veya mesleki İngilizcede yaygın ifade an impressive amount of publications değil, an impressive number of publications biçimindedir. Asıl ifade anlaşılırdır ve gündelik konuşmada amount of + çoğul isim görülebilir. Temel konu, cümlenin anlaşılıp anlaşılmaması değil, düzenlenmiş yazılarda sayılabilen ve sayılamayan isimlerle tercih edilen eşleşmedir.
Alıştırma
Cümleyi amount veya number ile tamamlayın: The institute released an impressive ____ of publications this year.
Cevabı göster
number
still the top quarter of the best students,
2:28hâlâ öğrenciler arasında en üstteki dörtte birlik kesimde olmalarına rağmen,
next to nothing: neredeyse sıfır miktar
Next to nothing, miktarın son derece az, neredeyse önemsiz sayılacak düzeyde olduğu anlamına gelir. Burada öğrencilerin neredeyse hiç çalışma yayımlamadığını belirtir; her öğrencinin yayımladığı çalışma sayısının tam olarak sıfır olduğunu kesin biçimde iddia etmez. Bu deyimde next to, çok yakın anlamındadır. İfade, sıfıra yakın bir miktarı very little sözünden daha güçlü biçimde özetler.
Alıştırma
Neredeyse hiç yararlı bilgi olmadığı anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The report says a lot about costs but ____ about safety.
Cevabı göster
next to nothing
But if we now look at the best students from the 30 worst schools, Anlatım akışı
2:34Ama şimdi en kötü 30 okuldaki en iyi öğrencilere bakarsak,
than those in the top quarter of the best schools in the country.
2:39hem de ülkenin en iyi okullarındaki ilk %25'lik grupta yer alanlardan bile.
if we now look at ... we see that: kanıttan gözleme
if we now look at ... we see that ... biçimindeki ikili çerçeve, bir savı iki aşamada düzenler. İlk yan cümle dinleyicinin dikkatini yeni bir veri kümesine veya karşılaştırmaya yöneltir; ana cümle ise bunun sonucunda yapılan gözlemi belirtir. Burada if gerçek anlamda varsayımsal değil, işlemseldir: dinleyiciyi konuşmacıyla aynı analiz adımını gerçekleştirmeye davet eder. Bu çerçeve, incelenen nesne ile ondan çıkarılan sonucu birbirinden ayırır.
Alıştırma
Dersteki iki bölümlü sunum çerçevesiyle cümleyi tamamlayın: ____ customer ratings by region, ____ the coastal stores score highest.
Cevabı göster
If we now look at · we see that
this doesn't cover every aspect of going to a top-ranked school, Kalıp ifadeler
2:47bu, en üst sıralardaki bir okula gitmenin her yönünü kapsamıyor;
doesn't cover every aspect of ile iddianın kapsamını sınırlamak
Bu cümlede cover, içermek veya ele almak anlamına gelir. doesn't cover every aspect of X yapısı bir analizin sınırlı olduğunu kabul eder: X'in bazı kısımlarını içerebilir, ancak tamamını içermez. Olumsuzluk every aspect üzerine etki eder; bu nedenle ifade genellikle hiçbir yönün kapsanmadığı değil, her yönün kapsanmadığı anlamına gelir. Sonucu kanıtların kapsamıyla orantılı tutmanın yararlı bir yoludur.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “kapsamlı değildir” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: This brief guide ____ online privacy.
Cevabı göster
doesn't cover every aspect of
including the fact that having a degree from one of them can be a badge of honor Notlar
2:50örneğin, bu okullardan alınan diploma bir prestij göstergesi olabilir
gurur kaynağı olarak a badge of honor
A badge of honor, bir kişinin görünür bir gurur veya ayrıcalık kaynağı olarak gördüğü deneyim, kimlik ya da başarı için kullanılan bir benzetmedir. Bu cümlede kurumlardan birinin diploması, fiziksel bir rozet değil, toplumca tanınan bir başarı göstergesi işlevi görür.
Alıştırma
“For Maya, finishing the marathon was a badge of honor” cümlesinde a badge of honor ne anlama gelir?
- Yarış için zorunlu olan fiziksel bir kimlik rozeti
- Saklamak istediği utanç verici bir sonuç
- Gurur kaynağı olarak gördüğü bir başarı
Cevabı göster
Gurur kaynağı olarak gördüğü bir başarı
and may help you find a job more easily. Dilbilgisi
2:54ve daha kolay iş bulmanıza yardımcı olabilir.
Ödün bildiren geçiş olarak Now, of course,
Now, of course, bir ödün verme noktasına geçildiğini gösterir. Konuşmacı ana savın akışına ara verir ve makul bir sınırlamayı kabul eder: önceki kanıtlar üst sıralardaki bir okula gitmenin bütün avantajlarını içermemektedir. Buradaki of course dinleyiciyle alay etmez ve ifadenin tamamının apaçık olduğu anlamına gelmez. Eklenen noktayı hakkaniyet gereği kabul edilmesi gereken bir unsur olarak sunar ve savı daha dengeli hâle getirir.
Alıştırma
Now, of course, bu cümlede ne işlev görüyor?
- Önceki sava makul bir sınırlama ekler.
- Konuşmacının tamamen ilgisiz bir konuya geçtiğini bildirir.
- Üst sıralardaki okulların avantajlarının tartışılamayacak kadar açık olduğunu söyler.
Cevabı göster
Önceki sava makul bir sınırlama ekler.
including the fact that + tam bir yan cümle
Including the fact that, tartışmaya eklenmesi gereken belirli bir gerçek olarak tam bir yan cümle getirir. Burada eklenen gerçek, bu kurumlardan birinin diplomasının saygınlık sağlayabilmesi ve iş bulmayı kolaylaştırabilmesidir. Yapı including the fact that + özne + fiil şeklindedir. Eklenen bilgi yalnızca bir isim değil, tam bir yargı olduğunda resmî açıklamalarda veya savlarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi, ek bir tam gerçeği resmî biçimde getiren dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: “The proposal has several benefits, ____ it will reduce energy use.”
Cevabı göster
including the fact that
may help you find: help + nesne + fiilin yalın hâli
may help you find ifadesinde help önce you nesnesini, ardından find fiilinin yalın hâlini alır: help + someone + fiilin yalın hâli. Bu yapı, bir kişinin ya da şeyin başka birinin eylemini kolaylaştırdığını veya daha olası hâle getirdiğini anlatır. you sonrasında to kullanmak gerekmez. Help you to find de dil bilgisi açısından doğrudur, ancak help you find daha kısa ve çok yaygın biçimdir. may yardımcı fiili, iş bulmayı bir garanti olarak değil, bir olasılık olarak sunar.
Alıştırma
help, you ve find sözcüklerini doğal sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: A map can ____ the fastest route.
Cevabı göster
help you find
But that's if you ever even graduate. Ton ve niyet
2:56Tabii tüm bunlar, mezun olmayı başarırsanız geçerli.
that's if you ever even graduate: kuşkucu bir koşul
That's if ... az önce söylenen iddiaya geri dönerek onun doğru olması için bir koşul ekler. Burada daha önce belirtilen yararlar ancak kişi mezun olursa önem taşır; dolayısıyla konuşan kişi önceki kabulünü kısmen geri alır. Ever şüpheyi gelecekteki herhangi bir zamana yayar, even ise mezun olmayı bile garanti görülemeyen temel bir eşik olarak sunar. ever even birlikte kullanıldığında koşul, bir gerekliliğin tarafsız ifadesi olmaktan çıkar ve sivri, kuşkucu bir nitelik kazanır.
Alıştırma
Yargı: “The plan could save us money—that's if we ever even complete it,” cümlesinde ikinci bölüm tarafsız bir koşul mu belirtiyor?
- Evet; yalnızca tarafsız biçimde bir gereklilik ekliyor.
- Hayır; planın tamamlanıp tamamlanmayacağından sivri biçimde kuşku duyuyor.
Cevabı göster
Hayır; planın tamamlanıp tamamlanmayacağından sivri biçimde kuşku duyuyor.
when you're applying for school or even at your new college,
2:59okula başvururken, hatta yeni üniversitenizdeyken,
the formula for success is mixed. Deyimler
3:05başarı formülünde pek çok etkenin bir arada olduğunu unutmayın.
Keep in mind that: ardından gelen noktayı akılda tutmak
Keep in mind that, dinleyicinin karar verirken hatırlamaya devam etmesi gereken önemli bir gerçeği veya değerlendirmeyi sunar. Burada ardından gelen düşünceyi, okullar ile başarı arasındaki ilişkiyi değerlendirirken dikkate alınacak bir yönlendirme olarak verir. Kalıp keep in mind that + özne + fiil şeklindedir. Bu kullanımda mind, bir şeyi düşüncede veya bilinçte tutmayı ifade eder; Would you mind...? yapısındaki gibi sakınca görmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Dersin ifadesiyle tavsiyeyi tamamlayın: When comparing apartments, ____ the cheapest one may have higher maintenance costs.
Cevabı göster
keep in mind that
Whether ... or ...: en iyi ya da en kötü okula gitseniz de
Whether ... or ... iki alternatifi açıkça sunar ve ikisini de aynı sonucun kapsamına alır. Burada en iyi ve en kötü okul bilinçli olarak iki uç örnek şeklinde verilmiştir ve başarıyla ilgili düşüncenin iki durumda da geçerli olması amaçlanır. Whether ile başlayan yan cümle, birinin hangi okulu seçeceğini sormaz. Hangi alternatif doğru olursa olsun anlamında ödünleyici bir arka plan oluşturur; bu nedenle ana sonuç değişmez.
Alıştırma
Cümleyi eşleşen yapının iki bölümüyle tamamlayın: ____ you work from home ____ in an office, clear communication matters.
Cevabı göster
Whether · or
Etkenlerin birleşimi olarak “the formula for success”
“the formula for success” ifadesinde formula kavramsal bir metafordur: başarıya götürdüğüne inanılan niteliklerin, seçimlerin, kaynakların ve koşulların birleşimini anlatır. Birden çok katkı sağlayan etkeni tek bir genel açıklamanın parçaları olarak sunar. Buradaki “mixed”, bu birleşimin basit ve tek bir cevap olmadığını vurgular. Matematiksel bir formülün aksine bu metafor kesin, evrensel ya da sonucu garanti eden bir yol vadetmez.
Alıştırma
Bu cümlede “the formula for success” ne anlama geliyor?
- Başarılı olan herkesin öğrenmesi gereken tek bir okul dersi
- Herkes için aynı sonucu garanti eden kesin bir denklem
- Başarıya götürdüğüne inanılan etkenlerin birleşimi
Cevabı göster
Başarıya götürdüğüne inanılan etkenlerin birleşimi
Remember the importance of confidence in your abilities
3:07Kendi yeteneklerinize güvenmenin önemini
can sometimes be more important than your school itself.
3:12bazen okulunuzun kendisinden daha önemli olabileceğini hatırlayın.
Göreli konumu anlatan “a big fish in a little pond”
“a big fish in a little pond” deyimi, küçük veya rekabetin daha az olduğu bir grupta diğerlerine göre öne çıkan, etkili ya da çok başarılı olan birini anlatır. Balık, havuz küçük olduğu için büyüktür; dolayısıyla karşılaştırma mutlak yetenekle değil, kişinin bir ortam içindeki konumuyla ilgilidir. Bu cümlede deyim, daha küçük bir okulda veya grupta öne çıkmanın özgüven kazandırabileceği ve fırsatlar yaratabileceği düşüncesini destekler. Çevredeki grup değişirse aynı kişi daha fazla ya da daha az öne çıkabilir.
Alıştırma
Daha küçük bir grupta öne çıkan birini anlatan deyimi tamamlayın: “Maya enjoys leading the local club; she is ____.”
Cevabı göster
a big fish in a little pond
If you're worried about doing your best at school,
3:15Okulda elinizden gelenin en iyisini yapamamaktan endişeleniyorsanız,
you can check out our previous video on the nine best scientific study tips Öbek fiiller
3:17bilimsel olarak desteklenen en iyi dokuz ders çalışma ipucunu anlattığımız önceki videomuza
Medya önermek için check out
Burada check out, bir şey hakkında daha fazla bilgi edinmek için onu izlemek, incelemek veya keşfetmek anlamına gelir. Nesnesi our previous video olduğu için ifade, önceki videoyu izlemeye yönelik samimi bir öneri işlevi görür. Bu öbek fiilin anlamını nesne ve durum belirler. Nesne bir medya içeriği veya başka bir kaynak olduğunda check out genellikle ona göz atmaya davet eder; otelden ayrılmak veya alışverişin ödemesini yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Önerilen bir kaynağa bakmak veya onu keşfetmek anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: For more examples, ____ this channel's beginner guide.
Cevabı göster
check out
and subscribe for more weekly science videos.
3:22ve her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olabilirsiniz.