Normanlar Avrupa tarihini nasıl değiştirdi? - Mark Robinson: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
670 kelime 141 kel/dk

Video özeti: Normandiya’ya yerleşen Vikinglerin İngiltere ve Akdeniz’de fetihler yapan Normanlara dönüşmesini, ardından yerel toplumlarla kaynaşırken dil, siyaset ve mimaride kalıcı izler bırakmasını takip edin. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a short voyage with massive consequences. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Kısa bir yolculukla onun çok büyük tarihsel sonuçları arasındaki yoğun karşıtlığın 1066 istilasının önemini nasıl vurguladığını anlayın. İlk bakışta küçük görünen fakat uzun vadeli etkisi büyük olan olayları özetlerken aynı retorik kalıbı kullanabilirsiniz. 2. the divide between lords and peasants — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: cow ve beef gibi İngilizce sözcük çiftlerini açıklayan Orta Çağ’daki sınıf ayrımını fark edin: sıradan halk Anglo-Saksonca konuşmayı sürdürürken Norman Fransızcası kraliyet sarayına hâkimdi. Böylece bazı söz varlığı farklılıklarını yalnızca birbirinin yerine geçebilen eş anlamlılar olarak değil, toplumsal tarihin izleri olarak yorumlayabilirsiniz. 3. Although the Normans eventually disappeared as a distinct group, their contributions remained. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Although yan cümlesinin bir halkın ortadan kalkmasıyla etkisinin sürmesini nasıl karşı karşıya getirdiğini görün. Bir grup, kurum veya geleneğin bağımsız varlığı sona erse bile dilinin, yapılarının ya da düşüncelerinin kalabileceğini anlatmak için bu ödünleme yapısını kullanabilirsiniz.

Bu derste

In the year 1066,

0:06

1066 yılında,

7,000 Norman infantry and knights sailed in warships across the English Channel.

0:08

7.000 Norman piyadesi ve şövalyesi, savaş gemileriyle Manş Denizi'ni aştı.

Their target, England,

0:15

Hedefleri olan İngiltere,

home to more than a million people. Kalıp ifadeler

0:16

bir milyondan fazla insanın memleketiydi.

Kalıp ifadeler

home to more than a million people: bir milyondan fazla insanın yaşadığı yer

Bu cümlede home to, bir yerin insanların ya da hayvanların yaşadığı veya kuruluşların ya da nesnelerin bulunduğu yer olduğunu anlatır. Buradaki home belirli bir ev anlamına gelmez; ifade, İngiltere’yi bir milyondan fazla sakini olan bir yer olarak tanımlar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp yer + be home to + insanlar, hayvanlar, kuruluşlar veya nesneler biçimindedir. Cümlede England sözcüğünden sonra kısaltılmış bir açıklama kullanılmıştır; tam bir cümleyle England was home to more than a million people. denebilir.

Alıştırma

be home to kalıbını tamamlayın: The wetland is ____ dozens of bird species.

Cevabı göster

home to

Theirs was a short voyage with massive consequences. Notlar

0:19

Onlarınki, çok büyük sonuçları olan kısa bir yolculuktu.

Dilbilgisi

Theirs was a short voyage: onlarınki kısa bir yolculuktu

Burada theirs bir iyelik zamiridir. their voyage ifadesinin yerini alır ve özne görevinde kullanılır; bu nedenle Theirs was a short voyage yaklaşık olarak Their voyage was short. anlamına gelir. their sözcüğünden farklı olarak theirs sonrasında bir isim almaz. Böylece bağlamdan zaten anlaşılan bir isim tekrar edilmez.

Alıştırma

their route anlamına gelen iyelik zamiriyle cümleyi tamamlayın: Our route was steep, but ____ was flat.

Cevabı göster

theirs

Anlatım akışı

a short voyage with massive consequences: kısa bir yolculuk ve çok büyük sonuçlar

Bu ifade değerlendirmeyi tek bir isim öbeğinde yoğunlaştırır: a short voyage olayın ölçeğinin sınırlı olduğunu, massive consequences ise etkilerinin çok büyük olduğunu gösterir. short ile massive sözcüklerini yan yana getirmek güçlü bir karşıtlık oluşturur ve yolculuğun tarihsel önemini hemen öne çıkarır. Buradaki with, yolculukla bağlantılı sonucu tanıtır: yolculuk büyük sonuçlara yol açmıştır. Yolcuların bu sonuçları gerçek anlamda yanlarında taşıdıkları anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle küçük veya kısa bir olayın çok büyük bir etkisi olduğunu vurgulamak için aynı yapıyı kullanır?

  1. It was a lengthy meeting with a long list of topics.
  2. It was a brief meeting with no effect on the final decision.
  3. It was a brief meeting with consequences that lasted for years.
Cevabı göster

It was a brief meeting with consequences that lasted for years.

And around the same period of time,

0:23

Ve yaklaşık aynı zaman diliminde,

other groups of Normans were setting forth all across Europe. Öbek fiiller

0:25

diğer Norman grupları da Avrupa'nın dört bir yanına doğru yola çıkıyordu,

Öbek fiiller

setting forth: resmî anlatımda yola çıkmak

Bu cümlede setting forth, bir yolculuğa başlamak üzere ayrılmak anlamına gelir. Were setting forth geçmiş zamanın sürerlik biçimidir; bu nedenle grupları tarihsel anlatının o noktasında hareket etmeye başlamış hâlde gösterir. Set forth burada öbek fiil olarak kullanılır; set, “koymak” anlamına gelmez. İfade, yola çıkışa resmî, tarihsel veya maceracı bir anlatım tonu verir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrenilen ve “resmî, öyküleyici bir üslupla yola çıktılar” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: At sunrise, the explorers ____ for the mountain pass.

Cevabı göster

set forth

going on adventures that would reverberate throughout that continent's history. Deyimler

0:29

bu kıtanın tarihi boyunca yankılanacak maceralara atılıyorlardı.

Deyimler

would reverberate throughout ... history: tarihte süren etkiler

Bu cümlede reverberate mecazi anlamda kullanılmıştır. Maceraların etkisi, yankılanmaya devam eden bir sese benzetilir: bu etkiler kıtanın daha sonraki tarihsel olaylarında hissedilmeye devam edecektir. Would, geçmişteki bir anlatı noktasından daha sonrasına bakar. Bu nedenle would reverberate, “daha sonra da etkisini sürdürmek” anlamına gelir. Throughout ... history gerçek bir fiziksel yankıyı değil, uzun bir tarihsel dönemi vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede "would reverberate throughout that continent's history" ne anlama gelir?

  1. Maceraların etkileri daha sonraki tarih boyunca devam edecekti.
  2. Maceralar hiçbir sonuç bırakmadan kısa sürede unutulacaktı.
  3. Maceralar kıtanın genelinde yüksek, fiziksel bir yankı oluşturacaktı.
Cevabı göster

Maceraların etkileri daha sonraki tarih boyunca devam edecekti.

So who were these warriors,

0:33

Peki bu savaşçılar kimdi

and how did they leave their mark so far and wide? Deyimler

0:36

ve nasıl bu kadar geniş ve uzak bir alanda iz bıraktılar?

Deyimler

leave their mark so far and wide: geniş bir alanda kalıcı etki bırakmak

Leave their mark burada mecazi anlamda kullanılır: savaşçılar fiziksel bir işaret bırakmak yerine kalıcı ve fark edilir bir etki yaratmıştır. Far and wide, “geniş bir alandaki birçok yerde” anlamına gelir. So sözcüğü bu genişliği daha da vurgular. İfade bütünüyle, etkilerinin nasıl hem kalıcı hem de coğrafi olarak yaygın hâle geldiğini sorar.

Alıştırma

"They left their mark so far and wide" ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Çok uzun bir mesafe gittiler ama hiçbir şeyi değiştirmediler.
  2. Uzun bir yolun kenarına görülebilir işaretler koydular.
  3. Birbirinden çok uzak birçok yerde kalıcı etkileri oldu.
Cevabı göster

Birbirinden çok uzak birçok yerde kalıcı etkileri oldu.

Our story begins over 200 years earlier, Anlatım akışı

0:40

Hikayemiz 200 yıldan daha öncesinde başlıyor,

Anlatım akışı

Our story begins over 200 years earlier: anlatıyı 200 yıldan fazla geriye götürmek

Our story begins... anlatının nerede başladığını gösteren bir yönlendirme ifadesidir. İzleyiciyi az önce sözü edilen olaydan zaman çizelgesinin daha eski bir noktasına götürür. Buradaki story, gerçek bir tarih anlatısının izini ifade eder; anlatının kurmaca olduğunu göstermez. Karşılaştırma biçimi olan earlier, bağlamda bir referans zamanı gerektirir. Burada over 200 years earlier, bugünden değil, az önce belirtilen tarihten 200 yıldan daha öncesi demektir.

Alıştırma

Bir belgesel az önce 1800'de gerçekleşen bir savaştan söz etti. Hangi cümle anlatıyı doğal biçimde 1650'deki kökenlerine götürür?

  1. Our story begins 150 years earlier, in 1650.
  2. Our story is beginning before 150 years, in 1650.
  3. Our story begins 150 years ago, in 1650.
Cevabı göster

Our story begins 150 years earlier, in 1650.

when Vikings began to settle on the shores of northern France

0:43

Vikinglerin Kuzey Fransa kıyılarına yerleşmeye başladığı zamanlarda,

as part of a great Scandinavian exodus across northern Europe. Kelime

0:47

Kuzey Avrupa boyunca uzanan büyük İskandinav göçünün bir parçası olarak.

Kelime

as part of a great Scandinavian exodus: büyük bir İskandinav göçünün parçası olarak

as part of ifadesi, Vikinglerin yerleşmesini çok daha büyük bir hareketin içine yerleştirir. Exodus, çok sayıda insanın bir yeri terk etmesidir; dolayısıyla a great Scandinavian exodus, İskandinav topluluklarının Kuzey Avrupa çapındaki büyük ölçekli dışa hareketini anlatır. Great burada hayranlık uyandıran bir şeyi değil, ölçeğin büyüklüğünü belirtir. Exodus, bu hareketi sıradan bir yolculuk veya taşınmadan daha büyük ve tarihsel açıdan daha önemli gösterir.

Alıştırma

Çok sayıda insanın geniş çaplı ayrılışını ifade eden sözcükle cümleyi tamamlayın: The conflict caused a mass ____ from the capital.

Cevabı göster

exodus

The French locals called these invaders Normans,

0:52

Bölgedeki Fransızlar bu istilacılara Norman adını verdi,

named for the direction they came from. Kalıp ifadeler

0:54

bu isim, geldikleri yönden türetilmişti.

Kalıp ifadeler

named for the direction they came from: geldikleri yön nedeniyle bu adı alan

Burada named for, “…… nedeniyle bu ad verilmek” anlamına gelir. Bu ifade Normans adının dayanağını, yani istilacıların geldiği yön olan kuzeyi açıklar. Bu kullanımda for, adın kaynağını veya nedenini gösterir; bir amaç belirtmez. Dil bilgisi bakımından named for..., Normans hakkında ek bilgi veren bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Tam biçimi “the Normans were named for...” olabilir. Bu kalıp bir kişinin, yerin, grubun veya nesnenin neden belirli bir adı olduğunu açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir özelliğin bir yere adını verdiğini açıklamak için named for ifadesini doğru kullanır?

  1. The lake was named to its crescent shape.
  2. The lake was named for its crescent shape.
  3. The lake named for its crescent shape.
Cevabı göster

The lake was named for its crescent shape.

Eventually, Charles, the king of the Franks,

0:57

Sonunda Frankların kralı Charles,

negotiated peace with the Viking leader Rollo in 911, Kalıp ifadeler

1:00

911 yılında Viking lideri Rollo ile barış müzakeresi yaptı,

Kalıp ifadeler

negotiate peace with someone: biriyle barış görüşmesi yapmak

Negotitated peace with the Viking leader Rollo ifadesinde negotiated, negotiate fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Peace, görüşmelerle sağlanan sonucu belirtir; with ise karşı tarafı tanıtır. Cümle, Charles ile Rollo'nun görüşmeler yoluyla bir barış anlaşmasına vardığını anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp negotiate peace with + kişi veya gruptur. Siyasi, diplomatik ve tarihî metinlerde yaygındır. Buna karşılık negotiate with someone yalnızca kiminle görüşüldüğünü söyler; amacın barış olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi “bir çatışmayı sona erdirmek için karşı tarafla görüşmek” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The government hopes to ____ the rebels.

Cevabı göster

negotiate peace with

granting him a stretch of land along France's northern coast Notlar

1:04

ona Fransa'nın kuzey kıyısı boyunca uzanan bir toprak parçası bağışladı

Dilbilgisi

granting him a stretch of land: sonucu ekleyen -ing yapısı

Granting him a stretch of land, barış görüşmesiyle ilgili önceki ifadeye eklenen bir -ing yan yapısıdır. Önceki eylemin somut bir düzenlemesini veya sonucunu belirtir; yeni ve bağımsız bir cümle başlatmaz. Bu -ing yapısı kendi öznesini açıkça belirtmez. Örtük özne, önceki ana cümlede belirlenen toprağı veren kişidir; him ise Rollo'yu ifade eder.

Alıştırma

The committee approved the request, granting the team two extra weeks. cümlesindeki -ing yapısının görevi nedir?

  1. Komitenin talebi neden onayladığını belirtir.
  2. Onayın ortaya çıkardığı sonucu veya somut düzenlemeyi ekler.
  3. İlgisiz ve bağımsız bir cümlecik başlatır.
Cevabı göster

Onayın ortaya çıkardığı sonucu veya somut düzenlemeyi ekler.

Kalıp ifadeler

a stretch of land: kesintisiz uzanan arazi

A stretch of land, belli bir mesafe boyunca kesintisiz uzanan arazi demektir. Bu cümlede along France's northern coast ifadesi, uzunluk ve süreklilik anlamını özellikle belirginleştirir. Bu kalıpta stretch, stretch fiili değil, sayılabilen bir isimdir. İfade çoğu zaman uzanan bir şeridi veya bölgeyi düşündürür; ancak arazinin mutlaka aşırı dar olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir demiryolunun yanında kesintisiz uzanan araziyi en iyi hangi ifade vurgular?

  1. a stretch of land
  2. a piece of land
  3. a plot of land
Cevabı göster

a stretch of land

that came to be known as Normandy. Kalıp ifadeler

1:08

ki bu bölge sonraları Normandiya olarak bilinecekti.

Kalıp ifadeler

came to be known as Normandy: zamanla yerleşen bir ad

Bu yan cümlede that, daha önce sözü edilen toprağa gönderme yapar. came to be known as Normandy, insanların daha sonra bu toprak için Normandy adını kullanmaya başladığını ve adın zamanla yerleştiğini anlatır. Buradaki came to, bir yere doğru hareket etmeyi değil, bir süreç sonunda belirli bir duruma ulaşmayı ifade eder. come to be known as + ad kalıbı, bir yerin, kişinin veya şeyin zamanla nasıl bir ad ya da unvan kazandığını açıklamak için kullanılır.

Alıştırma

Adın zamanla yerleştiğini ifade eden, dersteki beş sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: Over several decades, the neighborhood ____ the Arts District.

Cevabı göster

came to be known as

The Normans proved adaptable to their newly settled life. Dilbilgisi

1:11

Normanlar, yeni yerleşik hayatlarına ne kadar uyumlu olduklarını kanıtladılar.

Dilbilgisi

proved adaptable to...: deneyimle ortaya çıkan bir özellik

Burada proved, doğrudan adaptable sıfatının izlediği bir bağlayıcı fiildir. proved adaptable, sonraki deneyimlerin Normanların yerleştikten sonraki yaşamlarına uyum sağlayabildiğini gösterdiği anlamına gelir; bir iddiayı kanıtlamak için delil sundukları anlamına gelmez. prove + sıfat kalıbı, bir özelliği sonuç veya çıkarım olarak bildirir. adaptable sözcüğünü to + uyum sağlanan durum izler; dolayısıyla adaptable to their newly settled life, neye uyum sağlayabildiklerini belirtir. were adaptable ile karşılaştırıldığında proved adaptable, bu özelliğin olaylar sonucunda ortaya çıktığını vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede prove, deneyimin bir özelliği ortaya çıkardığını anlatan bağlayıcı fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The new team proved adaptable to the changing schedule.
  2. The lawyer proved that the signature was fake.
  3. The test proved the theory.
Cevabı göster

The new team proved adaptable to the changing schedule.

They married Frankish women,

1:15

Frank kadınlarıyla evlendiler,

adopted the French language,

1:17

Fransız dilini benimsediler

and soon started converting from Norse paganism to Christianity. Kalıp ifadeler

1:18

ve kısa süre sonra İskandinav paganizminden Hıristiyanlığa geçmeye başladılar.

Kalıp ifadeler

started converting from Norse paganism to Christianity: İskandinav paganizminden Hristiyanlığa geçmeye başlamak

Burada started converting, dinsel bağlılıklarını değiştirmeye başladıkları anlamına gelir. from sonrasındaki Norse paganism başlangıçtaki inancı, to sonrasındaki Christianity ise yöneldikleri inancı gösterir. Başka bağlamlarda da kullanılabilen convert from A to B kalıbı değişimin yönünü açıkça belirtir: A eski din, sistem veya biçim; B ise yenisidir. Started, değişimin başladığını gösterir; her şeyin bir anda tamamlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Başlangıç ve bitiş sistemlerini gösteren iki edatla cümleyi tamamlayın: The office converted ____ paper records ____ a digital system.

Cevabı göster

from · to

But though they adapted, Dilbilgisi

1:23

Ancak uyum sağlamalarına rağmen,

they maintained the warrior tradition and conquering spirit of their Viking forebears. Notlar

1:24

Viking atalarının savaşçı geleneğini ve fetih ruhunu korudular.

Dilbilgisi

though they adapted, they maintained: devamlılığı vurgulamadan önce değişimi kabul etmek

Though they adapted bir ödünleme yan cümlesidir: Eski geleneklerin ortadan kalkmasını bekletebilecek bir değişimin gerçekleştiğini kabul eder. Ana cümle olan they maintained... ise bu beklentiye ters düşen önemli sonucu verir. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp Though A, B şeklindedir: A'nın doğru olduğu kabul edilir, ancak B de geçerliliğini korur. Tam cümlenin başındaki But, bu karşıtlığın tamamını önceki anlatıma bağlar; temel though yan cümlesi kalıbının parçası değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, yenileme yapılmasına rağmen eski bir özelliğin korunduğunu though ile doğru biçimde anlatır?

  1. Because the museum was renovated, it kept its original entrance.
  2. Though the museum was renovated, but it kept its original entrance.
  3. Though the museum was renovated, it kept its original entrance.
Cevabı göster

Though the museum was renovated, it kept its original entrance.

Kalıp ifadeler

maintained the warrior tradition and conquering spirit: savaşçı geleneği ve fetih ruhunu sürdürmek

Burada maintained, “bir şeyin zaman içinde varlığını sürdürmesini sağladı” demektir. the warrior tradition ve conquering spirit adlı iki soyut isim öbeğini nesne olarak alır; dolayısıyla fiziksel bir nesneyi onarmayı değil, kültürel özelliklerin devamını anlatır. maintain + soyut isim yapısı resmî anlatımlarda yaygındır: Bir grup maintain a tradition, standard, relationship veya belief diyebilir.

Alıştırma

Bir geleneğin devam ettiğini göstermek için cümleyi maintain fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Despite moving abroad, the family ____ its holiday traditions.

Cevabı göster

maintained

Kelime

their Viking forebears: onların Viking ataları

Forebears, atalar veya önceki kuşaklardan insanlar anlamına gelen resmî bir çoğul isimdir. their Viking forebears ifadesinde grubun Viking atalarını belirtir. Bu sözcük tarihî, edebî veya törensel metinlerde sıkça görülür ve tarafsız ancestors sözcüğüne göre daha yüksek ve ağırbaşlı bir ton katar.

Alıştırma

“The archive preserves letters written by our forebears,” cümlesinde forebears ne anlama gelir?

  1. aynı kuşaktan arkadaşlar
  2. önceki kuşaklardan atalar
  3. gelecekte doğacak çocuklar
Cevabı göster

önceki kuşaklardan atalar

Before long,

1:30

Çok geçmeden,

ambitious Norman knights were looking for new challenges.

1:31

hırslı Norman şövalyeleri yeni zorluklar aramaya başladı.

The Normans' best known achievement was their conquest of England. Kelime

1:35

Normanların en bilinen başarısı İngiltere'yi fethetmeleriydi.

Kelime

their conquest of England: conquest ile victory arasındaki fark

their conquest of England ifadesindeki conquest, bir ülkeyi güç kullanarak ele geçirmek ve denetim altına almak anlamına gelir. Tek bir savaşta başarı kazanmaktan daha fazlasını anlatır. conquest of + yer veya topluluk yapısı, neyin fethedildiğini belirtir. Bu tarihî cümlede yalnızca Normanların askerî zaferini değil, İngiltere'yi kimin yönettiğinin değişmesini ifade eder.

Alıştırma

Bir ordu savaşı kazanıyor, bölgenin tamamını ele geçiriyor ve orayı yönetmeye başlıyor. Bu sonucu en iyi hangi isim anlatır?

  1. alliance
  2. victory
  3. conquest
Cevabı göster

conquest

In 1066,

1:40

1066 yılında,

William, the Duke of Normandy,

1:41

Normandiya Dükü William,

disputed the claim of the new English king, Kalıp ifadeler

1:43

yeni İngiliz kralının taht iddiasına itiraz etti,

Harold Godwinson.

1:46

bu kişi Harold Godwinson'dı.

Kalıp ifadeler

disputed the claim of the new English king: ileri sürülen bir hakka itiraz etmek

Dispute a claim, bir iddianın doğru, geçerli veya hukuka uygun olup olmadığını sorgulamak ya da iddiaya karşı çıkmak anlamına gelir. Burada claim, basit bir açıklama veya duyuru değil, İngiltere tahtı üzerinde ileri sürülen bir haktır. Yapı dispute + claim şeklindedir: dispute geçişli bir fiildir ve claim onun doğrudan nesnesidir. Bu ifade, William'ın Harold'ın kral olma hakkını kabul etmediğini ve bu hakkı tartışmalı gördüğünü gösterir.

Alıştırma

Bir veraset anlaşmazlığında "The council disputed her claim to the throne" ne anlama gelir?

  1. Konsey, onun taht üzerindeki hakkının geçerli olup olmadığını sorguladı.
  2. Konsey, onun zaten kraliçe olduğunu duyurdu.
  3. Konsey, onun tahttan yaptığı bir konuşmayı ele aldı.
Cevabı göster

Konsey, onun taht üzerindeki hakkının geçerli olup olmadığını sorguladı.

Soon after landing in England, Dilbilgisi

1:48

İngiltere'ye çıktıktan kısa süre sonra,

Dilbilgisi

Soon after landing in England: soon after + -ing yapısı

Burada soon after landing in England, “İngiltere'ye vardıktan kısa süre sonra” anlamına gelir. Bu yapıda after bir edattır; bu nedenle ardından çekimli bir fiil değil, landing gibi -ing biçimi gelir. Cümlenin başına getirilen bu ifade, ana cümledeki olayın zamanını kısa ve öz biçimde belirtir. soon after they landed in England gibi tam bir zaman yan cümlesi de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi soon after + finish fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ dinner, Leo washed the dishes.

Cevabı göster

Soon after finishing

William and his knights met Harold's army near the town of Hastings.

1:50

William ve şövalyeleri, Hastings kasabası yakınlarında Harold'un ordusuyla karşılaştı.

The climactic moment in the battle is immortalized in the 70-meter-long Bayeux Tapestry, Kelime

1:54

Savaşın doruk noktası, 70 metre uzunluğundaki Bayeux Duvar Halısı'nda ölümsüzleştirilmiştir;

Kelime

climactic moment: doruk noktası, climatic değil

Climactic moment, bir hikâyenin veya olaylar dizisinin en yoğun, belirleyici ya da heyecan verici noktasını ifade eder. Bu cümlede, duvar halısının koruyup günümüze taşıdığı savaşın kilit anını adlandırır. Bu ifade bir savaşın, filmin, romanın, konuşmanın veya maçın doruk noktasını anlatabilir; yalnızca kurmaca için kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede climactic, bir olayın en önemli veya heyecan verici noktasını anlatmak için kullanılmıştır?

  1. The island's climate is warm and humid.
  2. The final goal was the climactic moment of the match.
  3. The region faces severe climatic conditions every winter.
Cevabı göster

The final goal was the climactic moment of the match.

Kelime

be immortalized in: gelecek kuşaklar için ölümsüzleştirilmek

Burada is immortalized in, “bir sanat eserinde korunarak gelecek kuşaklara aktarılır” anlamına gelir. Bu an gerçek anlamda ölümsüz olmaz; Bayeux Duvar Halısı, onun görüntüsüne ve hikâyesine tarihsel bellekte kalıcı bir yer kazandırır. Aktarılabilir yapı be + immortalized + in + sanat eseri, fotoğraf, şiir veya tarihî kayıttır. Bu edilgen bir yapıdır: kişi ya da olay öznedir ve in’den sonra gelen ortam kalıcı temsili içerir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir fotoğrafın protestoya kamusal bellekte kalıcı bir yer kazandırdığını doğal biçimde ifade eder?

  1. The protest was stored in a famous photograph.
  2. The protest was immortalized in a famous photograph.
  3. The protest was made immortal inside a famous photograph.
Cevabı göster

The protest was immortalized in a famous photograph.

where an arrow striking Harold in the eye seals the Norman victory. Deyimler

2:01

burada Harold'ın gözüne isabet eden bir ok, Norman zaferini mühürler.

Deyimler

seal the victory: zaferi kesinleştirmek

Burada seals the Norman victory, “Norman zaferini kesin ve nihai hâle getirir” anlamına gelir. Seal mecazidir: okun isabet etmesi, sonucu artık geri döndürülemez kılan belirleyici olay olarak sunulur. Aktarılabilir yapıda son bir eylem veya olay seals a victory ya da seals the win olur. Özne belirleyici eylemdir; kazanan the Norman victory örneğindeki gibi victory’den önce ya da sealed the victory for the team örneğindeki gibi for ile sonra belirtilebilir.

Alıştırma

Cümleyi seal the victory ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The home team was already ahead, and its last-minute goal ____.

Cevabı göster

sealed the victory

William consolidated his gains with a huge castle-building campaign Notlar

2:06

William devasa bir kale inşa etme seferberliği

Kalıp ifadeler

consolidate one's gains: önceden elde edileni sağlamlaştırmak

Consolidate one's gains, daha önce elde edilmiş başarıları, toprakları, gücü veya bir üstünlüğü daha güvenli ve kalıcı hâle getirmek demektir. Bu cümlede William's gains, William'ın fetih yoluyla elde ettiği toprakları ve siyasi kontrolü ifade eder; yalnızca maddi kazanç anlamına gelmez. Bu yapı, bir şeyi elde etmek ile sonrasında onu sağlamlaştırmak arasındaki farkı gösterir: özne + consolidate + iyelik belirleyicisi + gains. Ardından gelen with öbeği, bu kazanımları sağlamlaştırmak için kullanılan yöntemi belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın. Consolidate ve the army ile uyumlu iyelik sözcüğünü kullanın: After taking several key positions, the army acted quickly to ____.

Cevabı göster

consolidate its gains

Kelime

a huge castle-building campaign: örgütlü faaliyet anlamında campaign

a huge castle-building campaign ifadesinde castle-building, campaign sözcüğünün neyle ilgili olduğunu gösteren, kısa çizgiyle bağlanmış birleşik bir niteleyicidir. İfade, yalnızca bir kale yapımını değil, büyük çaplı bir kale inşa programını anlatır. Burada campaign, tek bir amaca hizmet eden planlı ve eşgüdümlü bir dizi faaliyet demektir. Yalnızca seçimlerle sınırlı değildir; örgütlü askerî, halk sağlığı, bağış toplama veya inşaat çalışmalarını da anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede campaign ne anlama geliyor? The city began a nationwide bridge-building campaign.

  1. planlanmış ve birbiriyle ilişkili bir dizi faaliyet
  2. köprü tasarımcısı seçmek için yapılan bir seçim
  3. planlanmamış tek bir onarım işi
Cevabı göster

planlanmış ve birbiriyle ilişkili bir dizi faaliyet

and a reorganization of English society. Kelime

2:11

ve İngiliz toplumunun yeniden düzenlenmesiyle kazanımlarını pekiştirdi.

Kelime

İngiliz toplumunun yeniden örgütlenmesi

Burada a reorganization of English society, toprak mülkiyeti, statü ve güç sistemleri de dahil olmak üzere toplumun örgütlenme biçiminin büyük ölçekte yeniden yapılandırılması demektir. Yalnızca ortalığı toplamak veya eşyaların yerini değiştirmek anlamına gelmez. Reorganization adı, uzun ve karmaşık bir süreci tek bir tarihsel gelişme olarak özetler. a reorganization of + kurum veya sistem yapısı, yapısal değişimi anlatmanın resmî bir yoludur.

Alıştırma

Bu cümlede a reorganization of English society ne anlama geliyor?

  1. Kamusal etkinlikler için yeni bir takvim hazırlanması
  2. Sosyal alanlarda küçük çaplı temizlik yapılması
  3. İngiliz toplumunun örgütlenme biçiminin büyük ölçekte yeniden yapılandırılması
Cevabı göster

İngiliz toplumunun örgütlenme biçiminin büyük ölçekte yeniden yapılandırılması

He lived up to his nickname, Öbek fiiller

2:14

Takma adının hakkını verdi,

William the Conqueror,

2:15

yani Fatih William'ın,

Öbek fiiller

live up to his nickname: lakabının hakkını vermek

Live up to something, bir kişinin performansının veya davranışının bir adın, ünün, standardın ya da beklentinin düşündürdüğü düzeye ulaşması demektir. He lived up to his nickname, William'ın davranışlarının William the Conqueror unvanını haklı çıkardığını anlatır. Burada live, up ve to sözcükleri alışılmış gerçek ve mekânsal anlamlarını taşımaz. live up to ifadesini tek bir kalıplaşmış çok sözcüklü ifade olarak düşünün; ardından karşılanan beklenti veya ün gelir.

Alıştırma

‘Ününün hakkını verdi’ anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new museum ____ its excellent reputation.

Cevabı göster

lived up to

through a massive survey known as the Domesday Book, Kültür

2:17

Domesday Book (Kıyamet Kitabı) olarak bilinen devasa bir nüfus ve mülkiyet sayımıyla;

which recorded the population and ownership of every piece of land in England.

2:20

ki bu kayıt, İngiltere'deki her bir toprak parçasının nüfusunu ve mülkiyetini listeliyordu.

Kültür

Domesday Book: büyük bir araştırma kaydı

Domesday Book, İngiltere'nin Normanlar tarafından fethedilmesinden sonra hazırlanan büyük bir araştırma kaydının adıdır. Bu cümlede ardından gelen which yan cümlesi, kaydın nüfus ve toprak mülkiyeti hakkında bilgiler içerdiğini açıklar. Bu kayıt, yeni yöneticilere idare ve vergilendirme için topraklar ile kaynakların ayrıntılı bir görünümünü sağladı. Burada Domesday tarihî adın bir parçasıdır; dünyanın sonuna yönelik sıradan bir gönderme değildir.

Alıştırma

Bu cümlede Domesday Book adı neyi ifade ediyor?

  1. Yalnızca ceza davalarında kullanılan bir mahkeme sicili
  2. Dünyanın sonunu öngören dinî bir kitap
  3. Nüfus ve toprak mülkiyetine ilişkin büyük bir araştırma kaydı
Cevabı göster

Nüfus ve toprak mülkiyetine ilişkin büyük bir araştırma kaydı

Norman French became the language of the new royal court, Kültür

2:26

Norman Fransızcası yeni kraliyet sarayının dili haline geldi,

Kültür

new royal court: yeni hükümdarın yönetici çevresi

Bu tarihî cümlede new royal court, yeni hükümdarın çevresinde toplanan insanları ve kurumları ifade eder: kraliyet hanesi, soylular, görevliler ve bunların siyasi ve kültürel yaşamı. Yalnızca bir bina değil, yönetici çevre ve onun merkezidir. New, yönetici değişikliğinden sonra oluşan saray çevresini belirtir. Norman Fransızcasının bu çevrenin dili hâline gelmesi, dili kullanan sosyal ve siyasi grubu gösterir; burada court modern anlamda mahkeme değildir.

Alıştırma

Altyazıda new royal court kimleri veya neyi ifade ediyor?

  1. Yalnızca kraliyet hanesi üyelerine ayrılmış bir spor alanı
  2. Hükümdar ve çevresindeki siyasi ve kültürel grup
  3. Kraliyet ailesini ilgilendiren davalara bakan bir mahkeme
Cevabı göster

Hükümdar ve çevresindeki siyasi ve kültürel grup

while commoners continued to speak Anglo-Saxon. Dilbilgisi

2:30

halk ise Anglo-Sakson dilini konuşmaya devam etti.

Dilbilgisi

while commoners continued...: karşıtlık bildiren while

Burada while, “-dığı sırada” değil, “oysa” veya “buna karşılık” anlamındadır. Soylu olmayan sıradan insanları ifade eden commoners hakkında bir yan cümle başlatır ve bu bilgiyi saray çevresinin Norman Fransızcası kullandığını belirten önceki ifadeyle karşılaştırır. Karşıtlık bildiren while, A happened, while B happened. örneğindeki gibi iki tam cümleciği yan yana getirir. İki durum aynı dönemde doğru olsa bile asıl vurgu A ile B arasındaki farktır.

Alıştırma

Hangi cümlede while, örnekteki gibi iki farklı durumu karşılaştırmak için kullanılmıştır?

  1. I read a book while I waited for the bus.
  2. Leah enjoys crowded concerts, while her brother prefers quiet evenings.
  3. We rested for a while after lunch.
Cevabı göster

Leah enjoys crowded concerts, while her brother prefers quiet evenings.

Over time, the two merged to give us the English we know today, Dilbilgisi

2:34

Zamanla bu ikisi birleşerek bize bugün bildiğimiz İngilizceyi verdi,

Dilbilgisi

the two merged to give us...: sonucu ifade etme

Bu cümlede the two, Norman Fransızcası ile Anglosaksoncayı ifade eder. Merged, ikisinin zamanla birleştiğini anlatır; to give us ise bu sürecin sonucunu, yani bugün bildiğimiz İngilizceyi sunar. Buradaki give us, bir şeyi bilinçli olarak “bize vermek” anlamına gelmez. Tarihsel veya açıklayıcı metinlerde X merged to give us Y, X’in içindeki unsurların birleştiğini ve bunun sonucunda Y’nin ortaya çıktığını ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi merged to give us ile tamamlayın: Over time, the two design traditions ____ a new architectural style.

Cevabı göster

merged to give us

though the divide between lords and peasants can still be felt in synonym pairs such as cow and beef. Notlar

2:38

her ne kadar lordlar ile köylüler arasındaki uçurum "cow" (inek) ve "beef" (sığır eti) gibi eş anlamlı sözcük çiftlerinde hala hissedilebilse de.

Kültür

the divide between lords and peasants: lordlar ile köylüler arasındaki sınıfsal ayrım

Burada the divide, fiziksel bir sınırı değil, soyut bir toplumsal ve sınıfsal ayrımı anlatır. Lords güçlü toprak sahibi sınıfı, peasants ise toprağı işleyen daha düşük statülü insanları ifade eder. Bu sınıfsal arka plan cümlenin vermek istediği mesajı açıklar: İngilizce, farklı toplumsal gruplar ve dil kökenleriyle bağlantılı sözcük çiftlerini koruyabilir.

Alıştırma

Bu cümlede the divide between lords and peasants neyi ifade ediyor?

  1. Güçlü toprak sahipleri ile tarım işçileri arasındaki toplumsal sınıf ayrımı
  2. İki tarım arazisi arasındaki fiziksel sınır
  3. Hayvanları işçiler arasında paylaştırma planı
Cevabı göster

Güçlü toprak sahipleri ile tarım işçileri arasındaki toplumsal sınıf ayrımı

Deyimler

can still be felt: geçmişten gelen bir etki hâlâ fark edilebilir

Can still be felt, can + still + be + geçmiş zaman ortacı felt yapısından oluşan modal edilgen bir ifadedir. Hâlâ fark edilebilen şey dil bilgisel özne olur; onu fark eden kişiler ise belirtilmez. Burada feel, “elle dokunmak” değil, “bir etkiyi fark etmek veya yaşamak” anlamındadır. İfade, geçmişte oluşan bir şeyin günümüzde de etkilerinin veya görünür izlerinin bulunduğunu anlatır.

Alıştırma

Etkilerin günümüzde de fark edilebildiğini anlatan ve felt içeren üç sözcüklü edilgen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The effects of the old policy can ____ today.

Cevabı göster

still be felt

Kültür

cow ve beef: tarihsel katmanları gösteren hayvan-et sözcük çifti

Bu cümlede cow ve beef, tarihsel olarak ilişkili bir sözcük çifti olarak sunuluyor. Cow, İngilizcenin miras aldığı Cermen kökenli söz varlığından gelir ve hayvanı adlandırır; beef ise Anglo-Fransızca yoluyla İngilizceye girmiştir ve hayvanın etini adlandırır. Bu sözcük katmanlaşması, İngilizce konuşan halk ile Fransızca konuşan yönetici sınıf arasındaki temasın toplumsal tarihi söz varlığında nasıl bıraktığını göstermek için sıkça kullanılır. Buradaki synonym pairs, bağlantılı kavramlar için kullanılan geniş bir etikettir; bu iki sözcüğün günümüz İngilizcesinde birbirinin yerine geçebildiği anlamına gelmez. Modern İngilizcede cow hayvanı, daha dikkatli kullanımda özellikle yetişkin dişi sığırı; beef ise normalde sığır etini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede cow/cows ve beef günümüz İngilizcesine uygun biçimde kullanılmıştır?

  1. The farmer feeds beef in the field, and the chef cooks a cow meat.
  2. The farmer feeds the cows, and the chef cooks beef.
  3. The farmer feeds the beef, and the chef cooks cows.
Cevabı göster

The farmer feeds the cows, and the chef cooks beef.

By the end of the 12th century, Kalıp ifadeler

2:48

12. yüzyılın sonlarına gelindiğinde,

Kalıp ifadeler

By the end of...: son zaman noktasını belirtmek

By the end of..., bir dönemin sonunu en geç referans alınan zaman noktası olarak belirler. Bir şeyin o noktadan daha geç olmamak üzere gerçekleştiğini veya bir duruma o zamana kadar ulaşıldığını anlatır. Buradaki by, bir yöntemi değil zaman sınırını ifade eder. 12. yüzyıl 1101'den 1200'e kadar sürer; dolayısıyla ifade bu dönemin sonunu, yaklaşık 1200 yılını gösterir. Tam bir cümlede, normalde o zamana kadar ulaşılmış sonucu veya aşamayı ardından getirir.

Alıştırma

Süre sınırı ifadesini by the end of ile tamamlayın: The report will be ready ____ Friday.

Cevabı göster

by the end of

the Normans had further expanded into Wales, Dilbilgisi

2:50

Normanlar Galler'e,

Scotland,

2:53

İskoçya'ya

and Ireland.

2:54

ve İrlanda'ya doğru daha da genişlemişti.

Dilbilgisi

had further expanded into: geçmişteki bir referans noktasından önce past perfect

Had expanded, had + geçmiş zaman ortacı yapısındaki past perfect biçimidir. Genişlemeyi geçmişteki daha sonraki bir referans noktasından önceye yerleştirir; böylece cümle, tarihsel zaman çizelgesinin o aşamasında zaten gerçek olan durumu anlatır. Further, genişlemenin önceki sınırın ötesinde devam ettiğini gösterir. Expand into ulaşılan yeni yerleri tanıtır; bu nedenle had further expanded into, yeni bölgelere doğru ek bir genişlemenin o zamana kadar zaten gerçekleştiği anlamına gelir.

Alıştırma

Ek bir genişlemenin geçmişteki bir son tarihten önce tamamlandığını göstermek için vurgulanan yapıyı kullanın: The firm entered Europe in 1998. By 2005, it ____ Asia.

Cevabı göster

had further expanded into

Meanwhile,

2:55

Bu arada,

independent groups of Norman knights traveled to the Mediterranean,

2:56

bağımsız Norman şövalyelerinden oluşan gruplar, Kudüs'ten dönen hacıların hikayelerinden ilham alarak

inspired by tales of pilgrims returning from Jerusalem. Notlar

3:00

Akdeniz'e yolculuk etti.

Dilbilgisi

inspired by ...: motivasyonu belirten geçmiş zaman ortacı öbeği

Virgülle ayrılan inspired by tales of pilgrims returning from Jerusalem ifadesi, grupların seyahat etme motivasyonunu açıklar. Because they were inspired by those tales şeklinde açılabilir; by ilhamın kaynağını tanıtır. Cümlenin temel çekimli fiili traveled sözcüğüdür. Inspired bir geçmiş zaman ortacıdır ve örtük öznesi independent groups of Norman knights ifadesidir. Returning from Jerusalem, by öbeğinin içindeki pilgrims sözcüğünü niteler.

Alıştırma

Maya'nın yarışa neden katıldığını açıklamak için inspired by ... ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Maya's coach, inspired by her support, entered the race.
  2. Inspired by her coach's support, the race began on time.
  3. Inspired by her coach's support, Maya entered the race.
Cevabı göster

Inspired by her coach's support, Maya entered the race.

Kültür

Kudüs'ten dönen hacıların hikâyeleri

Burada pilgrims, sıradan turistleri değil, dinî bağlılıklarının bir gereği olarak Kudüs'e yolculuk eden hacıları ifade eder. Orta Çağ Hristiyan dünyasında Kudüs hem kutsal bir hac merkezi hem de dinî ve askerî çatışmaların odak noktasıydı. returning from Jerusalem ifadesi pilgrims sözcüğünü niteler ve hangi hacılardan söz edildiğini belirtir. Bu bağlamda tales of these returning pilgrims, onların yolculukları ve karşılaştıkları şeylerle bağlantılı anlatılardır; bu hikâyeler uzak bir bölgedeki olayları şövalyeler için canlı ve çekici hâle getirebilirdi.

Alıştırma

Bu cümlede pilgrims ne anlama geliyor?

  1. Kutsal bir yere dinî amaçla giden yolcular
  2. Sıradan bir tatil gezisine çıkan turistler
  3. Kudüs'te kalıcı olarak görev yapan askerler
Cevabı göster

Kutsal bir yere dinî amaçla giden yolcular

There, they threw themselves into a tangled mass of conflicts Deyimler

3:04

Orada, kendilerini tüm o bölgedeki yerleşik güçlerin arasındaki

among the established powers all over that region. Kelime

3:08

karmakarışık çatışmaların tam ortasına attılar.

Deyimler

throw oneself into: yoğun ve etkin biçimde dâhil olmak

Throw oneself into something, bir şeye yoğun ve etkin biçimde dâhil olmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada they threw themselves into conflicts, onların karmaşık çatışmalara etkin biçimde daldığını anlatır; fiziksel olarak kendilerini fırlattıkları anlamına gelmez. There, daha önce sözü edilen Akdeniz bölgesine gönderme yapar. Dönüşlülük zamiri özneye uygun olmalıdır ve into sözcüğünden sonra bir isim grubu ya da -ing biçimi gelir: she threw herself into the project; they threw themselves into negotiating.

Alıştırma

Cümleyi throw oneself into ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After Maya joined the rescue team, she ____ the work and volunteered every day.

Cevabı göster

threw herself into

Deyimler

a tangled mass of conflicts: birbirine dolanmış bir çatışma yumağı

Burada a tangled mass of conflicts bir mecazdır. Tangled sözcüğü düz anlamıyla iplik gibi şeylerin birbirine dolaşmasını anlatır; conflicts ile kullanıldığında ise birçok anlaşmazlığın üst üste bindiğini ve birbirini etkilediğini, bu yüzden durumun parçalara ayrılmasının ya da çözülmesinin zor olduğunu belirtir. a tangled mass of + çoğul isim kalıbı, birbiriyle bağlantılı birçok sorunu tek ve karmaşık bir bütün olarak sunar. Yalnızca sayıca çokluğu değil, iç içe geçmişliği vurgular.

Alıştırma

Burada a tangled mass of conflicts neyi anlatır?

  1. Çatışmalar düzenli bir fiziksel yığın hâlinde yerleştirilmiştir.
  2. Birçok çatışma birbiriyle bağlantılıdır ve ayrıştırılması zordur.
  3. Kısa süren tek bir çatışma tamamen çözülmüştür.
Cevabı göster

Birçok çatışma birbiriyle bağlantılıdır ve ayrıştırılması zordur.

Kelime

the established powers: yerleşik güçler

Bu siyasi ve tarihî bağlamda powers, büyük etkiye sahip devletleri veya siyasi güçleri ifade eder. Established, bunların yeni ortaya çıkan ya da yükselmekte olan güçler değil, konumu zaten kabul görmüş ve görece sağlam aktörler olduğunu gösterir. Bu nedenle the established powers, bölgede zaten faaliyet gösteren etkili siyasi güçleri topluca ifade eder.

Alıştırma

Bir tarih makalesinde the established powers büyük olasılıkla neyi ifade eder?

  1. Etkisi az olan yeni gruplar
  2. Doğaüstü yeteneklere sahip kişiler
  3. Zaten önemli etkiye sahip siyasi güçler
Cevabı göster

Zaten önemli etkiye sahip siyasi güçler

They became highly prized mercenaries, Kelime

3:11

Son derece değerli paralı askerler haline geldiler,

Kelime

became highly prized mercenaries: çok değer verilen paralı askerler hâline geldiler

Bu cümlede became highly prized mercenaries, onların ücret karşılığında savaşan kişiler hâline geldiğini ve yetenekleri nedeniyle özellikle değerli görüldüğünü anlatır. Became, özneyi yeni bir rol ya da durumla bağlar. Prized burada çok değer verilen veya çok aranan anlamında bir sıfattır; ödül kazanmış demek değildir. Highly bu anlamı güçlendirir. Mercenaries, kendilerini tutan tarafça savaşmaları için ücret ödenen kişilerdir; bu nedenle soldiers kelimesinden daha dar anlamlıdır.

Alıştırma

highly prized mercenaries ifadesinin doğru yorumu hangisidir?

  1. Bir yarışmada ödül kazanmış düzenli askerler
  2. Para kabul etmedikleri için övülen ücretsiz gönüllüler
  3. Ücret karşılığında savaşmak üzere tutulan ve özellikle değerli görülen savaşçılar
Cevabı göster

Ücret karşılığında savaşmak üzere tutulan ve özellikle değerli görülen savaşçılar

and during one of these battles,

3:14

ve bu savaşlardan birinde,

they made the first recorded heavy cavalry charge with couched lances, Kelime

3:16

koltuğa sıkıştırılmış mızraklarla kayıtlara geçen ilk ağır süvari taarruzunu yaptılar;

Kelime

made the first recorded heavy cavalry charge: kayıtlara geçmiş ilk ağır süvari hücumunu yapmak

Burada make a charge, bir düşmana doğru hızlı bir askerî saldırı başlatmak anlamına gelir. Heavy cavalry charge, ağır donanımlı atlı birliklerin gerçekleştirdiği böyle bir saldırıdır. The first recorded ifadesindeki recorded, tarihî kayıtlarda belgelenmiş demektir. Bu ifade, hücumu bilinen en eski belgelenmiş örnek olarak sunar; daha önce hiçbir hücum gerçekleşmediğini kanıtlamaz ve ses ya da video kaydını anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede first recorded ne anlama gelir?

  1. Günümüze ulaşan kayıtlarda belgelenmiş en eski ağır süvari hücumudur.
  2. Kesinlikle tarihte gerçekleşmiş ilk ağır süvari hücumudur.
  3. Ses veya video kaydına alınmış ilk ağır süvari hücumudur.
Cevabı göster

Günümüze ulaşan kayıtlarda belgelenmiş en eski ağır süvari hücumudur.

Kelime

with couched lances: koltuk altında sabitlenen mızraklar

with couched lances ifadesindeki couched, couch a lance fiilinin tarihî askerî kullanımıdır: mızrağı binicinin koltuğunun altında sabitlemek ve ucunu öne çevirmek. Bu ifade hücum sırasında mızrakların nasıl tutulduğunu anlatır; mızrağın bir kanepeye konmasıyla ilgili değildir. Bu duruş, binicinin atın ileri doğru hareketinden yararlanmasını sağlar. Dolayısıyla ifade yalnızca süvarilerin mızrak taşıdığını değil, belirli bir taktiği anlatır.

Alıştırma

Bu cümledeki with couched lances mızrakların durumu hakkında ne anlatıyor?

  1. Mızraklar binicilerin arkasında dik tutuluyordu
  2. Mızraklar binicilerin koltuk altlarında sabitlenmiş, uçları öne bakıyordu
  3. Mızraklar binicilerin yanlarında gevşekçe taşınıyordu
Cevabı göster

Mızraklar binicilerin koltuk altlarında sabitlenmiş, uçları öne bakıyordu

a devastating tactic that soon became standard in medieval warfare. Kalıp ifadeler

3:21

bu, kısa süre sonra ortaçağ savaşlarında standart haline gelen yıkıcı bir taktikti.

Kalıp ifadeler

soon became standard in medieval warfare: bir alanda yaygınlaşmak

soon became standard in medieval warfare ifadesinde soon, değişimin taktik ortaya çıktıktan kısa süre sonra gerçekleştiğini gösterir. became zaman içindeki değişimi anlatır: taktik yeni veya alışılmadık olmaktan çıkıp düzenli olarak kullanılan bir yönteme dönüşmüştür. Burada standard, become fiilinden sonra gelen bir sıfattır ve normal ya da yerleşmiş anlamındadır; ölçüt veya bayrak anlamındaki isim değildir. become veya became standard in + alan kalıbı, bir uygulamanın bir alan içinde yaygın ya da kabul edilmiş hâle gelmesini anlatır. Odak, tek bir kişinin seçimi veya tek bir olay değil, geniş ölçekte benimsenmesidir.

Alıştırma

Hangi cümlede became standard in, bir uygulamanın bir alanda alışılmış hâle gelmesi anlamında kullanılmıştır?

  1. Within a few years, contactless payment set a standard in public transit.
  2. Within a few years, contactless payment became a standard in public transit.
  3. Within a few years, contactless payment became standard in public transit.
Cevabı göster

Within a few years, contactless payment became standard in public transit.

The Normans were also central to the First Crusade of 1095-99, Kültür

3:26

Normanlar ayrıca 1095-99 tarihli Birinci Haçlı Seferi'nde de kilit roldeydi;

Kültür

central to the First Crusade of 1095-99: Birinci Haçlı Seferi'nde kilit rol oynamak

Burada central to, “…… için son derece önemli olmak” veya “…… içinde kilit bir rol oynamak” anlamına gelir; coğrafi merkezde bulunmak anlamına gelmez. Cümle, Normanları Birinci Haçlı Seferi'nin başlıca katılımcıları olarak sunar. First Crusade burada 1095'te başlatılıp 1099'da sona eren, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki Orta Çağ'a ait bir Hristiyan askerî harekâtını ifade eder. of 1095-99 bu olayın dönemini belirtir.

Alıştırma

Örnekte central to ne anlama geliyor?

  1. …… ile yalnızca gevşek biçimde bağlantılı
  2. …… için çok önemli
  3. coğrafi olarak …… ortasında
Cevabı göster

…… için çok önemli

a bloody conflict that reestablished Christian control Kelime

3:31

Hristiyan kontrolünü yeniden tesis eden kanlı bir çatışma,

in certain parts of the Middle East.

3:35

Orta Doğu'nun belirli bölgelerinde.

Kelime

that reestablished Christian control: Hristiyan güçlerin denetimini yeniden kuran

That, conflict sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğini başlatır ve çatışmaya atfedilen sonucu açıklar: çatışma, bazı bölgelerde Hristiyan siyasi ve askerî güçlerin yönetimini geri getirmiştir. reestablished içindeki re-, “yeniden” veya “önceki bir duruma geri dönme” anlamı taşır. Resmî bir ifade olan reestablish control, daha önce var olan yetkinin kaybedildiğini ya da kesintiye uğradığını ve ardından geri getirildiğini belirtir. Buradaki Christian control, bir kişinin özel inançlarını kontrol etmek değil, Hristiyan güçlerin yönetimi demektir.

Alıştırma

Örnekte reestablished ne anlama geliyor?

  1. önceki denetim kaybedildikten veya kesintiye uğradıktan sonra yeniden kurulmuş
  2. önceden hiçbir durum yokken ilk kez oluşturulmuş
  3. mevcut bir durumu değiştirmeden betimlemiş
Cevabı göster

önceki denetim kaybedildikten veya kesintiye uğradıktan sonra yeniden kurulmuş

But the Normans did more than just fight. Anlatım akışı

3:38

Ancak Normanlar savaşmaktan fazlasını yaptı.

Anlatım akışı

But ... did more than just fight: anlatımın kapsamını genişletmek

But, daha önce savaşa odaklanan anlatımdan bir dönüş yapıldığını gösterir. subject + do/did more than just + fiilin yalın hâli kalıbı, öznenin yalnızca o tek şeyi yaptığı yönündeki dar düşünceyi reddeder. Burada did more than just fight, okuyucuyu Normanların diğer faaliyetleri ve katkıları hakkında verilecek bilgilere hazırlar. Bir açıklamayı bilinen tek bir rol veya etkiden başka rollere ve etkilere genişletmek için kullanışlı bir geçiştir.

Alıştırma

Bilinen bir işlevden ek işlevlere geçmek için hedef kalıbı en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. The library does more than just lend books; it also offers free classes.
  2. The library has more books than the school.
  3. The library lends books every weekday.
Cevabı göster

The library does more than just lend books; it also offers free classes.

As a result of their victories, Anlatım akışı

3:41

Zaferlerinin bir sonucu olarak,

Anlatım akışı

As a result of their victories: nedeni sunmak

As a result of their victories, nedeni önce sunan bir geçiş ifadesidir. Okuyucuya their victories ifadesini ardından gelecek olayın nedeni olarak anlaması gerektiğini gösterir ve zaferleri bağımsız bir gerçek olarak vermek yerine önceki askerî başarıyı sonraki sonuca bağlar. as a result of + isim öbeği kalıbı, nedeni sonuçtan önce verir. Burada their victories, nedeni belirten isim öbeğidir.

Alıştırma

Cümleyi, bu dersteki nedeni sunan dört sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: ____ a scheduling error, the meeting began late.

Cevabı göster

As a result of

leaders like William Iron-Arm and Robert the Crafty

3:43

Demir-Kollu William ve Kurnaz Robert gibi liderler

secured lands throughout southern Italy, Kelime

3:46

güney İtalya boyunca topraklar elde ettiler

Kelime

secured lands: toprak elde etmek ve denetim kurmak

Burada secured, “başarıyla elde etmek ve üzerinde denetim kurmak” anlamındaki geçmiş zamanlı bir fiildir. Lands, toprakları veya bölgeleri ifade eder; dolayısıyla secured lands, toprak kazanmayı ve bu topraklar üzerinde siyasi ya da askerî denetim sağlamayı anlatır. Bu ifade yalnızca toprağı güvenli hâle getirmek anlamına gelmez. Secure başka bağlamlarda “güvenli hâle getirmek” veya “sıkıca sabitlemek” anlamlarına da gelebilir; doğru anlamı seçmek için nesneye ve genel bağlama bakın.

Alıştırma

Secure hangi cümlede “başarıyla elde etmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The caretaker secured the gate before leaving.
  2. The charity secured funding for a new shelter.
  3. The climber secured the rope to the anchor.
Cevabı göster

The charity secured funding for a new shelter.

eventually merging them to form the Kingdom of Sicily in 1130. Notlar

3:49

ve sonunda bunları 1130 yılında birleştirerek Sicilya Krallığı'nı kurdular.

Dilbilgisi

eventually merging them to form...: nihai sonucu sunmak

Eventually, daha uzun bir sürecin son noktasını gösterir. Merging them to form... biçimindeki -ing yan cümlesi önceki ana cümleye bağlanır ve daha önceki eylemlerin nihai sonucunu sunar; ayrı ve bağımsız bir ana cümle değildir. Them, daha önce sözü edilen toprakları ifade eder. Merging them bu toprakların birleştirilmesini, to form ise sonucu belirtir: birleşen topraklar Sicilya Krallığı olmuştur.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki eylemin nihai sonucunu sunmak için -ing yan cümlesini doğru kullanmıştır?

  1. The company bought three local firms, eventually merging them formed one national network.
  2. The company bought three local firms, eventually merged them to form one national network.
  3. The company bought three local firms, eventually merging them to form one national network.
Cevabı göster

The company bought three local firms, eventually merging them to form one national network.

Kültür

Kingdom of Sicily: bir Orta Çağ siyasi varlığı

Kingdom of Sicily, 1130'da kurulmuş bir Orta Çağ siyasi varlığının özel adıdır. Bu krallık Sicilya'nın yanı sıra Güney İtalya'daki toprakları da kapsıyordu; dolayısıyla Kingdom yalnızca Sicilya adasını ifade etmez. Bu cümlede ad, Normanların çeşitli bölgeleri tek bir krallıkta birleştirmesinin sonucunu belirtir; modern Sicilya'dan yalnızca bir yer ya da turistik destinasyon olarak söz etmez.

Alıştırma

Bu cümlede Kingdom of Sicily neyi ifade ediyor?

  1. Sicilya ve Güney İtalya'daki topraklardan oluşan bir Orta Çağ krallığı
  2. 1130'da Sicilya'da kurulan bir şehir
  3. Yalnızca günümüzde İtalya'ya bağlı Sicilya adası
Cevabı göster

Sicilya ve Güney İtalya'daki topraklardan oluşan bir Orta Çağ krallığı

Under Roger II, Kalıp ifadeler

3:54

II. Roger döneminde,

the Kingdom became a beacon of multicultural tolerance Deyimler

3:56

Krallık çok kültürlü hoşgörünün bir simgesi haline geldi

Kalıp ifadeler

Under Roger II: onun hükümdarlığı sırasında

Under + bir hükümdar ya da lider, “o kişinin yönetimi veya liderliği sırasında” demektir. Under Roger II ifadesi, ardından gelen bilgi için yetki ve zaman çerçevesi kurar: krallıktaki değişim Roger II hüküm sürerken gerçekleşmiştir; krallık fiziksel olarak onun altında değildir.

Alıştırma

Bu cümlede Under Roger II ne anlama geliyor?

  1. Fiziksel olarak Roger II'nin altında
  2. Roger II'nin hükümdarlığı sırasında
  3. Roger II'nin hükümdarlığı sona erdikten sonra
Cevabı göster

Roger II'nin hükümdarlığı sırasında

Deyimler

çok kültürlü hoşgörünün yol gösterici simgesi hâline geldi

Beacon sözcüğü gerçek anlamıyla yol gösteren bir ışık veya işarettir. Buradaki became a beacon of multicultural tolerance mecazdır: Krallık, farklı kültürleri kabul etmenin değerini başkalarına gösteren seçkin bir örnek hâline gelmiştir. Başka durumlarda da kullanılabilen become a beacon of + olumlu nitelik kalıbı, bir kişiyi, yeri veya kurumu o niteliğin dikkat çeken kaynağı ya da örneği olarak sunar; gerçek bir deniz fenerinden söz etmez.

Alıştırma

Cümleyi a beacon of mecazıyla tamamlayın: The youth center became ____ for the neighborhood.

Cevabı göster

a beacon of hope

in a world torn apart by religious and civil wars. Deyimler

3:59

dini savaşlar ve iç savaşlarla paramparça olmuş bir dünyada.

Deyimler

din ve iç savaşlarla parçalanmış bir dünya

Torn apart, tear apart fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. World torn apart by religious and civil wars ifadesinde kısaltılmış edilgen bir yan cümle görevi görür ve a world that was torn apart by those wars anlamına gelir. By, sebebi belirtir. Buradaki görüntü mecazidir. Savaşların ağır bölünmeye, zarara ve toplumsal birlik kaybına yol açtığını anlatır; dünya fiziksel olarak parçalara ayrılmamıştır.

Alıştırma

Cümleyi torn apart mecazıyla tamamlayın: The community was ____ years of conflict.

Cevabı göster

torn apart by

Muslim Arab poets and scholars served in the royal court

4:03

Müslüman Arap şairleri ve bilginleri kraliyet sarayında görev yaptı,

alongside Byzantine Greek sailors and architects. Kalıp ifadeler

4:07

Bizanslı Yunan denizciler ve mimarlarla yan yana.

Kalıp ifadeler

alongside Byzantine Greek sailors and architects: paralel katılım

Burada alongside, “aynı ortamda veya etkinlikte başka bir grupla birlikte” demektir. Şairler ve bilginler, denizciler ve mimarlarla aynı dönemde sarayda hizmet etmiştir. Bu sözcük mutlaka fiziksel olarak yan yana durmayı değil, paralel katılımı vurgular. Genel olarak alongside + isim öbeği, insanların, grupların veya şeylerin birlikte çalıştığını, var olduğunu ya da birlikte ele alındığını gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve paralel katılımı vurgulayan tek sözcüklü edatla tamamlayın: Nurses worked ____ firefighters during the emergency.

Cevabı göster

alongside

Arabic remained an official language along with Latin, Kalıp ifadeler

4:11

Arapça, Latince ile birlikte resmi dil olarak kalmaya devam etti,

Greek,

4:14

Yunanca

and Norman French.

4:14

ve Norman Fransızcası ile birlikte.

Kalıp ifadeler

remained an official language along with ...: paylaşılan statünün sürmesi

Burada remained bir bağ fiilidir. remain + isim öbeği yapısında isim öbeği, devam eden bir rolü veya statüyü belirtir. remained an official language, Arapçanın resmî dil statüsünü koruduğu anlamına gelir. along with Latin, Greek, and Norman French aynı statüyü paylaşan diğer dilleri ekler. Bu yapı Arapçayı tek resmî dil olarak değil, daha büyük bir kümenin üyelerinden biri olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi remained + a noun phrase + along with yapısını ve information source rolünü kullanarak tamamlayın: The old website ____ the new mobile app.

Cevabı göster

remained an information source along with

The world's geographical knowledge was compiled in the Book of Roger, Notlar

4:16

Dünyanın coğrafi bilgisi Roger'in Kitabı'nda derlendi,

Kelime

world's geographical knowledge was compiled in...: dünya coğrafya bilgisi ... içinde derlendi

Bu cümlede was compiled, farklı kaynaklardaki coğrafya bilgilerinin toplanıp seçildiğini ve sistemli bir eserde düzenlendiğini anlatır. Edilgen yapı was compiled, işi yapan kişilerden çok ortaya çıkan düzenli sonuca odaklanır; in the Book of Roger ise bu bilgilerin yer aldığı eseri belirtir. Compile sözcüğü yayıncılık, araştırma ve veri çalışmalarında da kullanılır. Burada “bir araya getirip düzenlemek” anlamındadır; “bilgisayar kodunu derlemek” anlamında değildir.

Alıştırma

Çeşitli kaynaklardan gelen bilgilerin seçilip düzenlenerek tamamlanmış bir başvuru eserine dönüştürüldüğünü en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The research findings were collected from a new handbook.
  2. The research findings were briefly mentioned in a new handbook.
  3. The research findings were compiled in a new handbook.
Cevabı göster

The research findings were compiled in a new handbook.

whose maps of the known world would remain the most accurate available for 300 years. Dilbilgisi

4:20

kitaptaki bilinen dünya haritaları 300 yıl boyunca mevcut en doğru haritalar olarak kalacaktı.

Kültür

Roger'ın Kitabı: Bir Orta Çağ Coğrafya Eseri

Roger'ın Kitabı, coğrafyacı el-İdrisî'nin Sicilya Kralı II. Roger için hazırladığı önemli bir Orta Çağ coğrafya eserinin yaygın adıdır. Coğrafi betimlemeleri ve haritaları bir başvuru eserinde bir araya getirdiği için Roger'ın kişisel not defteri olarak anlaşılmamalıdır. Cümlede whose, Book of Roger ifadesine gönderme yapar. Bu bölüm, eserdeki haritaların 300 yıl boyunca mevcut haritaların en doğruları olarak kaldığını söyler ve eserin tarihsel önemini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede Book of Roger neyi ifade ediyor?

  1. Düzenlenmiş coğrafya bilgileri ve haritalar içeren bir Orta Çağ coğrafya eseri
  2. Yanında coğrafi metin bulunmayan tek bir bağımsız harita
  3. Roger'ın kişisel düşünceleri için kullandığı özel not defteri
Cevabı göster

Düzenlenmiş coğrafya bilgileri ve haritalar içeren bir Orta Çağ coğrafya eseri

Dilbilgisi

whose maps ... would remain: aitlik ve geçmişten bakılan gelecek

Whose maps, haritaları daha önce sözü edilen Book of Roger'a bağlar. Burada whose sahiplik ya da ilişki bildirir ve kişiler kadar nesneler için de kullanılabilir. Would remain, geçmişteki bir bakış noktasından daha sonra ortaya çıkan ve uzun süren bir sonucu anlatır. Anlatıcı kitabın oluşturulduğu andan ileriye bakarak haritaların sonraki 300 yıl boyunca konumunu koruduğunu söyler; would burada varsayımsal bir koşul belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümlede whose ve would remain kullanılarak geçmişteki bir bakış açısından daha sonra uzun süre devam eden bir sonuç anlatılır?

  1. They founded a school whose teaching methods would remain influential for a century.
  2. They visited a school whose teaching methods had influenced the region for years.
  3. If they founded a school, its teaching methods would become influential.
Cevabı göster

They founded a school whose teaching methods would remain influential for a century.

And the churches built in Palermo combined Latin-style architecture, Anlatım akışı

4:26

Ve Palermo'da inşa edilen kiliseler Latin tarzı mimariyi,

Arab ceilings,

4:30

Arap tavanlarını

and Byzantine domes,

4:31

ve Bizans kubbelerini birleştiriyordu;

all decorated with exquisite golden mosaics. Dilbilgisi

4:33

hepsi de zarif altın mozaiklerle süslenmişti.

Anlatım akışı

combined A, B, and C: birleşen öğeleri paralel bir listede düzenlemek

Combined A, B, and C, üç tür mimari ayrıntıyı tek bir paralel listede düzenler. Burada her öğe bir isim öbeğidir: Latin-style architecture, Arab ceilings ve Byzantine domes. Öğeleri yalnızca sıralamak yerine combine kullanılması, farklı geleneklerin tek bir tasarımın parçaları olarak birlikte işlediğini gösterir. A, B ve C'yi aynı dil bilgisel biçimde tutmak, bu birleşimi izlemeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Cümleyi combine fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The festival ____ local food, live music, and street art.

Cevabı göster

combined

Dilbilgisi

all decorated with exquisite golden mosaics: hepsi zarif altın mozaiklerle süslenmiş

Burada all, az önce sayılan üç unsura, yani Latin tarzı mimariye, Arap tavanlarına ve Bizans kubbelerine gönderme yapar. Bu ifade, bunların her birinin aynı süslemeye sahip olduğunu belirtir. all decorated with exquisite golden mosaics, ana cümleden sonra gelen bir ortaç öbeğidir. decorated edilgen bir durumu anlatan geçmiş ortaçtır; yeni bir ana fiil değildir. Tam biçimi that they were all decorated with exquisite golden mosaics olurdu.

Alıştırma

Önceden belirtilen birkaç unsurdan sonra ek açıklama olarak all + geçmiş ortaç yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The gallery showed four portraits, all were framed in dark wood.
  2. The gallery showed four portraits, all framing in dark wood.
  3. The gallery showed four portraits, all frame in dark wood.
  4. The gallery showed four portraits, all framed in dark wood.
Cevabı göster

The gallery showed four portraits, all framed in dark wood.

So if the Normans were so successful, Anlatım akışı

4:37

Peki Normanlar bu kadar başarılıysa,

why aren't they still around? Kalıp ifadeler

4:39

neden hala etrafta değiller?

Anlatım akışı

O hâlde, Normanlar bu kadar başarılı olduysa neden hâlâ ortada yoklar?

So, bu soruyu az önce açıklanan başarıyla ilişkilendirir. If yan cümlesi Normanların son derece başarılı olduğu düşüncesini kabul ederken why sorusu görünürdeki çelişkiye işaret eder: Artık aynı kimliği taşıyan ayrı bir grup olarak varlıklarını sürdürmüyorlar. So if ..., why ...? yalnızca tarafsız bir bilgi talebi değildir. Önceki sonucu açıklanması gereken bir bilmeceye dönüştürür ve anlatımı bundan sonra ne olduğuna taşıyan sözlü bir giriş işlevi görür.

Alıştırma

Bir derste az önce bir pilin uzun süre dayandığı, ancak soğuk havada yine de hızla bitebildiği gösterildi. Bu çelişkiyi tanıtmak için So if ..., why ...? kalıbını en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. So if the battery lasts so long, why does it die so quickly in the cold?
  2. If the battery lasts so long, it dies quickly in the cold.
  3. The battery lasts so long, and why does it die in the cold?
Cevabı göster

So if the battery lasts so long, why does it die so quickly in the cold?

Kalıp ifadeler

aren't they still around?: hâlâ var değiller mi?

Bu soruda still around, “hâlâ var olmak” veya “hâlâ etkin olmak” anlamına gelir. They, ayrı bir grup olarak Normanları ifade eder; dolayısıyla konuşmacı bu grup kimliğinin neden günümüze kadar sürmediğini sorar. Burada around yakın bir konumu anlatmaz. Başka bağlamlara da aktarılabilen be still around kalıbında still bugüne kadar süregelmeyi, around ise mevcut veya var olmayı anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede still around ne anlama geliyor: That little newspaper is still around after a century?

  1. Daireler çizerek hareket ediyor.
  2. Hâlâ varlığını sürdürüyor.
  3. Yakınlarda bulunuyor.
Cevabı göster

Hâlâ varlığını sürdürüyor.

In fact,

4:41

Aslında,

this was a key part of their success, Kalıp ifadeler

4:42

başarılarının kilit bir parçası buydu,

Kalıp ifadeler

a key part of their success: başarılarının önemli bir parçası

a key part of their success ifadesinde key, “çok önemli” veya “kritik” anlamında bir sıfattır. İsim grubunun tamamı, başarılarının ortaya çıkmasına katkıda bulunan önemli bir etkeni belirtir; burada key, kilit açan nesne anlamındaki isim değildir. a key part of + isim kalıbı, daha büyük bir sonucun, sürecin veya sistemin önemli bir bileşenini belirtir. a tanımlığı, bunun önemli parçalardan biri olduğunu, mutlaka tek neden olmadığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “... açısından önemli bir etken” anlamındaki hedef kalıpla tamamlayın: Regular feedback is ____ the team's improvement.

Cevabı göster

a key part of

not just ruling the societies they conquered, Dilbilgisi

4:45

fethettikleri toplumları sadece yönetmek değil,

but becoming part of them.

4:47

onların bir parçası haline gelmekti.

Dilbilgisi

not just ruling ..., but becoming ...: düşünceyi genişletmek

Not just A, but B, A'nın doğru olduğunu ancak tablonun yalnızca bir kısmını gösterdiğini; B'nin ise daha geniş veya daha önemli noktayı eklediğini anlatır. Bu yapı, dinleyiciyi aşırı dar bir yorumdan uzaklaştırır. Burada ruling the societies they conquered ile becoming part of them, -ing biçimindeki paralel ifadelerdir. Ana fikir, Normanların bu toplumları yönetmekten fazlasını yapıp onlarla bütünleşmesidir.

Alıştırma

not just ... but ... yapısını tamamlayın: The course teaches not just how to collect data, ____ how to interpret it.

Cevabı göster

but

Although the Normans eventually disappeared as a distinct group, Notlar

4:49

Normanlar nihayetinde ayrı bir grup olarak ortadan kaybolsa da,

Kalıp ifadeler

as a distinct group: ayrı bir birim olma statüsü

Bu cümlede as a distinct group, “ayrı ve tanınabilir bir halk statüsünde” demektir. as edatı, ifadenin hangi kimlik ya da sıfat bakımından geçerli olduğunu gösterir; distinct ise yalnızca kolayca görülür veya anlaşılır değil, diğer gruplardan ayrı anlamındadır. Dolayısıyla yan cümle, Normanların zamanla ayrı bir grup kimliği altında var olmayı bıraktığını söyler. Her Norman bireyin ya da Norman etkisinin tamamının yok olduğunu söylemez.

Alıştırma

“After the merger, the team no longer existed as a distinct group” cümlesinin doğru yorumu hangisidir?

  1. Ekibin bütün üyeleri ortadan kayboldu.
  2. Bir şekilde varlığını sürdürdü ancak artık ayrı bir grup kimliğine sahip değildi.
  3. Grubun adı daha kolay duyulur ve anlaşılır hâle geldi.
Cevabı göster

Bir şekilde varlığını sürdürdü ancak artık ayrı bir grup kimliğine sahip değildi.

their contributions remained.

4:53

katkıları ayakta kaldı.

Dilbilgisi

Although the Normans disappeared ..., their contributions remained: ödünleme ve ana düşünce

Although bir ödünleme bilgisi sunar: Normanlar sonunda ayrı bir grup olarak var olmayı bıraktı. Bu, her Norman bireyin bir anda ortadan kaybolduğu anlamına gelmez; ayrı grup kimliğinin zamanla silikleştiği anlamına gelir. Ana cümle olan their contributions remained, temel iddiayı taşır. Cümle, grubun ortadan kaybolmasını arka plana alır ve etkisinin devam ettiğini vurgular.

Alıştırma

Kuruluş dağıldıktan sonra da fikirlerinin etkili kaldığını göstermek için although sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The organization although dissolved its ideas remained influential.
  2. Although the organization dissolved, but its ideas remained influential.
  3. Although the organization dissolved, its ideas remained influential.
Cevabı göster

Although the organization dissolved, its ideas remained influential.

And today,

4:55

Ve bugün,

from the castles and cathedrals that dot Europe's landscape, Notlar

4:56

Avrupa manzarasına serpiştirilmiş kaleler ve katedrallerden,

Deyimler

that dot Europe's landscape: Avrupa manzarasına serpiştirilmiş olmak

Burada dot, bir alana dağılmış hâlde bulunmak anlamındaki bir fiildir. Kaleler ve katedraller Avrupa'ya yayılmış ayrı noktalar gibi betimlenir; bu nedenle fiil geniş ama düzensiz bir dağılımı çağrıştırır. that dot Europe's landscape ilgi cümleciği castles and cathedrals ifadesini niteler. dot fiilinin öznesi bu yapılardır; Europe's landscape ise bunların yayıldığı alandır.

Alıştırma

Cümleyi dot fiiliyle tamamlayın: Small stone churches ____ the valley.

Cevabı göster

dot

to wherever the English language is spoken, Dilbilgisi

4:59

İngilizce dilinin konuşulduğu her yere kadar,

Dilbilgisi

to wherever the English language is spoken: İngilizcenin konuşulduğu her yere

Wherever, herhangi bir yerde veya koşula uyan her yerde anlamına gelir. Bu nedenle ifade, bilinen ya da sınırlı tek bir yeri değil, İngilizcenin konuşulduğu tüm yerleri kapsar. The English language is spoken edilgen yapıdadır. Böylece odak, dili konuşan kişilerden çok dilin kullanıldığı yerlerde kalır. Baştaki to, bu yer cümleciğinin tamamını daha önce belirtilen hareket ya da erişim düşüncesine bağlar.

Alıştırma

Hangi cümle kuralın bu ekipmanın kullanıldığı her yerde geçerli olduğunu açıkça ifade eder?

  1. The rule applies whenever this equipment is used.
  2. The rule applies in one place where this equipment is used.
  3. The rule applies wherever this equipment is used.
Cevabı göster

The rule applies wherever this equipment is used.

the Norman legacy lives on. Deyimler

5:02

Norman mirası yaşamaya devam ediyor.

Anlatım akışı

from ... to ...: bir iddianın kapsamını çerçeveleme

Cümlenin başındaki from ... to ... çerçevesi geniş bir aralığın iki uç noktasını belirtir: Avrupa'nın dört bir yanında görülen kaleler ve katedraller ile İngilizcenin konuşulduğu her yer. Kanıtları bir konumdan diğerine yapılan yolculuğa göre değil, etki alanına göre düzenler. Bu giderek genişleyen çerçevenin ardından ana cümle olan the Norman legacy lives on sonucu verir. Somut bir görüntüden çok daha geniş bir dilsel etkiye geçmek, son iddiayı kapsamlı ve kesin gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle from ... to ... yapısını gerçek bir hareketi anlatmak yerine geniş bir kapsamı çerçevelemek için kullanır?

  1. The courier drove from the station to the hotel.
  2. She moved the vase from the shelf to the table.
  3. From family kitchens to major restaurants, the recipe is loved everywhere.
Cevabı göster

From family kitchens to major restaurants, the recipe is loved everywhere.

Deyimler

The Norman legacy lives on: sürüp giden etki

Burada the Norman legacy, Normanların mimari, toplum ve İngilizce üzerinde bıraktığı kalıcı etkileri ifade eder. Lives on mecazidir: miras gerçekten canlı değildir; bu etkiler hâlâ vardır ve önemini korur. Başka durumlarda da kullanılabilen X lives on kalıbı, X’in kaynağı ya da ait olduğu dönem sona erdikten sonra bile varlığını veya bugünkü etkisini sürdürdüğü anlamına gelir. Soyut bir etkiyi canlıymış gibi göstererek tarih ya da kültürle ilgili bir bölüme güçlü bir sonuç kazandırır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “varlığını ya da etkisini sürdürmek” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Long after the movement ended, its message ____ in today's music.

Cevabı göster

lives on

Check out this lesson to learn more

5:05

Daha fazlasını öğrenmek için bu derse göz atın

about how the Normans helped shape the English language.

5:07

Normanların İngilizce dilinin şekillenmesine nasıl yardımcı olduğu hakkında.