Nike, Adidas'tan Daha mı Başarılı? Ayakkabı ve Giyim Markaları Karşılaştırması: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Nike ve Adidas; köken, küresel iş, çalışma eleştirileri, pazar, simge ayakkabılar ve Amerikan bakışıyla karşılaştırılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “took off as fast as its runners” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: “took off” sözünün şirket büyümesiyle koşucu hızını birleştiren kelime oyununu fark edin. 2. “come under scrutiny” — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: şirket ya da politikanın yakından ve çoğu kez eleştirel incelendiğini bildiren resmî haber ifadesini öğrenin. 3. “sneaker” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: sözcüğün ağırlıklı olarak Amerikan İngilizcesine ait olduğunu anlayın ve dinleyiciye uygun bölgesel ayakkabı terimini seçin.
Bu derste
won't get far ... without seeing: görmeden fazla ilerleyememek
“Won't get far ... without seeing” ilerlemeyi veya mesafeyi sözbilimsel bir ölçek olarak kullanır: kişi çok ilerlemeden olay çoktan gerçekleşmiş olur. Bu cümlede Nike'ın Swoosh işareti o kadar yaygındır ki onu görmek neredeyse kaçınılmazdır; ifade, birinin kasıtlı olarak bakmamaya çalıştığını anlatmaz. without sonrasında kaçınılması zor olayı adlandırmak için -ing biçimi kullanılır: without seeing, without hearing, without meeting. Yeniden kullanılabilir kalıp won't get far in or through a place or activity without doing something şeklindedir.
Alıştırma
Renkli duvar resimlerinden kaçınmanın neredeyse imkânsız olduğunu anlatmak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: In this neighborhood, you won't get far ____ a colorful mural.
Cevabı göster
without seeing
More than just sporting brands, ...: yalnızca spor markaları değil
“More than just sporting brands” önce sınırlı bir tanımlama sunar ve cümlenin geri kalanının bu tanımı genişleteceğini bildirir. Ayakkabı ve giysilerin birer moda ifadesine dönüşmesi bu geniş rolü gösterir; böylece ifade, düşünceyi “yalnızca X değil, X'in ötesinde bir şey de” biçiminde düzenler. Buradaki more than, sayı veya miktar karşılaştırması değil, niteliksel bir genişlemedir. Yeniden kullanılabilir More than just + noun phrase, ... başlangıcı, konuşanın önce en belirgin kategoriyi söylemesini, ardından ek bir kimliği, amacı veya önemi vurgulamasını sağlar.
Alıştırma
Bahçenin daha geniş bir rolü olduğunu göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Our garden is ____ a source of food; it is also an outdoor classroom.
Cevabı göster
more than just
fashion statement: görünüş yoluyla kimliği ifade etmek
Fashion statement; bir giysi, ayakkabı, aksesuar veya bütün bir görünümün kişinin zevkini, kimliğini, değerlerini ya da tavrını görünür biçimde ifade etmesidir. Bu cümlede şirketlerin ürünleri, insanların kendileri hakkında bir şey anlatmak için kullandığı simgelere dönüşmüştür; sözlü veya yazılı açıklamalardan bahsedilmez. Yaygın kalıplar make, be ve become a fashion statement şeklindedir. Burada fashion statements çoğul kullanılır çünkü cümle birkaç şirketin ayakkabı ve kıyafetlerinden genel olarak söz eder.
Alıştırma
Kişisel tarzı güçlü biçimde ifade eden bir şey için kullanılan kalıpla cümleyi tamamlayın: Her oversized neon glasses are not just useful; they make a ____.
Cevabı göster
fashion statement
take the number two spot: ikinci sıraya yükselmek
Take the number two spot, bir sıralamada ikinci sırayı kazanmak veya ikinci sıraya yükselmek demektir. Burada Under Armour'ın ABD spor ürünleri pazarında ikincilik için güçlü bir rakip hâline geldiği anlatılır. Spot fiziksel bir yeri değil, sıralamadaki konumu ifade eder. Take, bu konumu kazanma veya işgal etme anlamı katar; number two yalnızca sırayı belirtir ve tek başına olumsuz bir değerlendirme içermez.
Alıştırma
Cümleyi “ikinci sıraya yükseldi” anlamındaki hedef sıralama ifadesiyle tamamlayın: With its latest single, the band ____ on the national chart.
Cevabı göster
took the number two spot
On a global scale: karşılaştırmanın kapsamını belirlemek
On a global scale, kapsamı belirleyen ve “durum bütün dünya çapında ele alındığında” anlamına gelen bir edat öbeğidir. Burada karşılaştırmayı önceki ABD pazarı sıralamasından dünya çapındaki rekabete geçirir. Cümlenin başına yakın kullanıldığında, dinleyiciye sonraki bilginin ne kadar geniş bir kapsamda yorumlanacağını bildirir. Bu kullanımda scale, bir tartı veya harita ölçeği değil, analiz düzeyi ya da kapsamı demektir.
Alıştırma
“Bütün dünya çapında ele alındığında” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The company is successful at home, but ____, it remains a small competitor.
Cevabı göster
on a global scale
Just yet: olumsuz bir yargıyı şimdiki zamanla sınırlamak
Just yet, olumsuz can't yapısıyla birlikte “bu noktada” veya “şimdilik” anlamında kullanılır. Cümle, Under Armour’ın şu anda çok daha büyük iki şirketle rekabet edemediğini söyler. Just eklenmesi odağı şimdiki ana daraltır ve değerlendirmeyi kalıcı bir “asla” ifadesinden daha az kesin hâle getirir. Durumun gelecekte değişme olasılığını açık bırakır, ancak değişeceğini vaat etmez.
Alıştırma
“The software isn't ready for public release just yet” cümlesinde just yet ne anlatır?
- Piyasaya sürülmeye hiçbir zaman hazır olmayacak.
- Hazır, ancak yalnızca küçük bir kitle için.
- Şu anda hazır değil, ancak bu daha sonra değişebilir.
Cevabı göster
Şu anda hazır değil, ancak bu daha sonra değişebilir.
Güçlü şirketler için bir benzetme olarak behemoths
İş dünyası ve haber dilinde behemoth, son derece büyük, güçlü ve etkili bir kuruluşu ifade eder. Buradaki these two behemoths ifadesi Nike ve Adidas’ı anlatır; gerçek yaratıklardan değil, bu şirketlerin küresel büyüklüğü ve gücünden söz eder. Bu sözcük, yalnızca large companies demekten daha canlıdır. Genellikle daha küçük rakiplerin çok zorlu bir durumla karşı karşıya olduğunu düşündürür.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: A tiny studio is competing with two entertainment behemoths. Burada behemoths ne anlama geliyor?
- Çok az çalışanı olan yeni şirketler
- Çok büyük ve güçlü şirketler
- Tehlikeli mitolojik hayvanlar
- Üretimi zor ürünler
Cevabı göster
Çok büyük ve güçlü şirketler
Pazar hâkimiyetini anlatan take over
Burada take over, bir pazardaki baskın marka hâline gelmek veya o rekabet alanının kontrolünü ele geçirmek anlamındadır. Bu bağlamda China, Çin tüketici pazarını temsil eder; cümle ülkeyi yönetmekten veya fiziksel olarak işgal etmekten söz etmez. Bu öbek fiil daha genel olarak kontrolün veya sorumluluğun yeni bir kişiye, şirkete ya da sisteme geçmesini anlatabilir. Nesnesi bir şirketi, görevi, sistemi veya pazarı belirtebilir.
Alıştırma
Pazarda baskın hâle gelmek anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Analysts think the local brand could ____ the market within five years.
Cevabı göster
take over
so that you can be part of our notification squad.
0:36abone olmayı ve zil düğmesine tıklamayı unutmayın.
got off the ground: başarıyla faaliyete geçmek
Bu cümlede got off the ground, “bir fikir veya ilk girişim aşamasından gerçekten faaliyete geçme aşamasına gelmek” anlamındadır. İfade, şirketlerin başlangıcını yerden fiziksel olarak ayrılma hareketi değil, başarılı bir kuruluş süreci olarak sunar. get off the ground; bir şirket, proje, plan, kampanya veya etkinlik hazırlıkların ya da ilk güçlüklerin ardından işlemeye veya gerçek ilerleme kaydetmeye başladığında kullanılabilir. Genel start fiiline göre faaliyete geçip uygulanabilir hâle gelme düşüncesini daha güçlü biçimde taşır.
Alıştırma
“Başarıyla faaliyete geçti” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: After months of planning, the community radio station finally ____.
Cevabı göster
got off the ground
given that: destekleyici bir gerçeği sunmak
Given that, konuşanın ana ifadeyi değerlendirirken dinleyiciden göz önünde bulundurmasını istediği bir gerçeği sunar. Burada Adidas ve Puma'nın daha önce pazara hâkim olması, Nike'ın başarısını özellikle dikkat çekici kılan destekleyici arka plandır. Yapı given that + çekimli fiil içeren yan cümledir. “Şu gerçek göz önüne alındığında” anlamına yakındır; dolayısıyla bu kullanımda given, “verildi” anlamındaki edilgen bir fiil değildir.
Alıştırma
“Şu gerçek göz önüne alındığında” anlamındaki iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ the last train leaves at ten, we should leave now.
Cevabı göster
Given that
appear on the scene: ortaya çıkıp etkin hâle gelmek
Burada appeared on the scene, “belirli bir alanda ortaya çıktı, fark edildi ve etkin olmaya başladı” anlamına gelir. The scene, bir sahne ya da film seti değil, spor ayakkabı pazarıdır. X appeared on the scene yapısı; bir kişinin, şirketin, teknolojinin veya eğilimin bir hikâyede ya da faaliyet alanında önem kazanmaya başladığı noktayı belirtir. Genellikle daha önce var olanlarla sonradan ortaya çıkanları karşılaştırarak zaman sırasını düzenler.
Alıştırma
Cümleyi appear on the scene ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: For years, two companies led the industry; then a bold new competitor ____.
Cevabı göster
appeared on the scene
when businessman Phil Knight and track coach slash running shoe enthusiast
0:52iş adamı Phil Knight ve atletizm antrenörü / koşu ayakkabısı tutkunu
Nike, then called Blue Ribbon Sports or BRS,
1:02o zamanlar Blue Ribbon Sports veya BRS olarak adlandırılan Nike,
which is now known as ASICS.
1:08Japon spor malzemeleri şirketi Tiger'ın bünyesinde faaliyet gösteriyordu.
and also created the swoosh most everybody knows of today.
1:16ve aynı zamanda bugün neredeyse herkesin bildiği swoosh'u yarattı.
and was created by a Portland State University graphic design student.
1:23ve Portland Eyalet Üniversitesi'nde grafik tasarım okuyan bir öğrenci tarafından yaratıldı.
took off as fast as its runners: deyim ve benzetme
Burada took off, “başarılı oldu ve çok hızlı büyüdü” anlamına gelir. Bu mecazidir; Nike gerçek anlamda yerden havalanmadı. As fast as its runners, hızlı büyümeyi canlı hâle getiren bir benzetmedir. Koşucular hem hızla hem de bir spor markasıyla bağlantılı olduğu için bu karşılaştırma konuya uygun, eğlenceli bir söz oyunu yaratır. Pazar payı bilgisi de ifadenin ticari anlamını doğrular.
Alıştırma
“The small app took off after a famous player shared it,” cümlesinde took off ne anlama gelir?
- Uygulama bir günlüğüne kapatıldı.
- Uygulama hızla başarılı veya popüler oldu.
- Uygulama yerden havalandı ve uçup gitti.
Cevabı göster
Uygulama hızla başarılı veya popüler oldu.
virtually every: istisnalara izin veren güçlü bir genelleme
virtually every country ifadesinde virtually, “neredeyse” veya “pratikte” anlamına gelir; “sanal olarak ya da çevrim içi biçimde” demek değildir. every sözcüğünü niteler ve az sayıda istisnaya yer bırakırken iddianın kapsamını çok geniş tutar. Böylece every country şeklindeki mutlak iddiayı kullanmadan neredeyse evrensel bir kapsama sahip olunduğu anlatılabilir. Aktarılabilir kalıp virtually every + tekil sayılabilen isim şeklindedir.
Alıştırma
“The service is available in virtually every town,” cümlesinde virtually every ne anlama gelir?
- Belki az sayıda istisna dışında neredeyse bütün kasabalar
- Yalnızca sanal veya çevrim içi hizmetleri olan kasabalar
- Hiçbir istisna olasılığı bulunmayan bütün kasabalar
Cevabı göster
Belki az sayıda istisna dışında neredeyse bütün kasabalar
you will still find people wearing the products.
1:41ürünleri giyen insanları yine de bulacaksınız.
Later, the brothers started working together.
1:54Daha sonra kardeşler birlikte çalışmaya başladılar.
and convincing him to wear the spiked shoes he had made.
2:02ve onu yaptığı çivili ayakkabıları giymeye ikna ederek.
by finding ... and convincing ...: paralel -ing yöntemleri
by edatı “Bu harika hamleyi nasıl yaptı?” sorusunu yanıtlar. Yöntemi tanıtır: Jesse Owens'ı bularak ve onu ayakkabıları giymeye ikna ederek bunu yaptı. İki -ing yan cümlesi birbirinden bağımsız sonuçlar değildir. Finding ve convincing aynı by sözcüğünün paralel tamamlayıcılarıdır. and bunları tek bir edat altında bağladığı için İngilizcede ikinci bir by kullanmaya gerek yoktur: by finding ... and convincing .... Aktarılabilir kalıp sonuç + by + -ing eylemi + and + -ing eylemi şeklindedir.
Alıştırma
Parantez içindeki fiillerin doğru -ing biçimlerini kullanarak cümleyi tamamlayın: We cut energy use by ____ the lights earlier and ____ more efficient equipment. (turn off; install)
Cevabı göster
turning off · installing
and Adolf and his brother almost immediately became famous
2:07ve Adolf ile kardeşi neredeyse anında
the shoes were simply products of the Dassler brothers shoe factory.
2:16ayakkabılar sadece Dassler kardeşlerin ayakkabı fabrikasının ürünleriydi.
the brothers split on not very good terms.
2:22kardeşler pek de iyi olmayan bir şekilde ayrıldılar.
and his brother Rudolf Dassler started a company called Ruda,
2:28kardeşi Rudolf Dassler ise Ruda adlı bir şirket kurdu,
household name: halk tarafından geniş çapta tanınan
Bu cümlede a household name, halkın büyük bir kısmının tanıdığı bir kişi, şirket, marka veya ürün anlamına gelir. Şirketin daha sonra geniş çapta tanındığını söyler; adının bir aileye ait olduğu veya yalnızca evlere hizmet verdiği anlamına gelmez. household sözcüğünün yarattığı düşünce, sıradan evlerde yaşayan insanların bu adı bilmesidir. Bu tanınırlık belirli bir ülkeye veya topluluğa göre değişebilir; dolayısıyla ifade otomatik olarak bütün dünyada ünlü olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi halk tarafından geniş çapta bilinen anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After years on television, the chef became a ____.
Cevabı göster
household name
Nike ve Yunan zafer tanrıçası
the Greek goddess of victory ifadesi, Antik Yunan geleneğinde zaferi kişileştiren mitolojik Nike figürünü tanımlar. Marka onun adını aldığı için adı doğal olarak kazanma ve başarı düşüncesini çağrıştırır. Bu çağrışım lives up to its name ifadesindeki kelime oyununu hazırlar: şirketin başarısı, adını aldığı figürün taşıdığı zafer düşüncesine uygun olarak anlaşılabilir. Cümle, şirketin kurucusunun veya şirketteki herhangi birinin tanrıça olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümlede the Greek goddess of victory neyi açıklıyor?
- Nike’ın başlangıçta yalnızca Yunan sporcular için ürün ürettiği
- Şirketin kurucusunun bir tanrıça olduğuna inanıldığı
- Nike’ın adını kimden aldığı ve bu adın neden zaferi çağrıştırdığı
Cevabı göster
Nike’ın adını kimden aldığı ve bu adın neden zaferi çağrıştırdığı
lives up to its name: adının hakkını vermek
Bu cümlede lives up to its name, Nike'ın adının çağrıştırdığı vaat veya fikre uygun bir performans gösterdiği anlamına gelir. Nike adını zafer tanrıçasından aldığı için şirketin başarısı bu adı yerinde kılar. Aktarılabilir kalıp live up to + beklenti, standart, itibar veya ad şeklindedir. Burada lives tekil özne Nike ile uyumludur ve its şirkete gönderme yapar.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için live up to one's name ifadesini doğru biçime getirin: The storm-chasing app is called Fearless, and it truly ____.
Cevabı göster
lives up to its name
It's currently on Forbes list as the biggest sporting goods company
2:39Şu anda Forbes listesinde dünyanın en büyük spor ürünleri şirketi
Forbes put the value of Nike at $27 billion Kalıp ifadeler
2:43Forbes, Nike'ın 2016 yılındaki değerini
put the value of Nike at: Nike'ın değerini ... olarak tahmin etmek
Put the value of Nike at $27 billion, Forbes'un Nike'ın değerini 27 milyar dolar olarak tahmin ettiği anlamına gelir. Forbes tahminin kaynağıdır, Nike değer biçilen kuruluştur ve at sonrasındaki miktar tahmin edilen değerdir. Haber aktarma kalıbı kaynak + put/puts the value of X at + miktar şeklindedir. Put, şimdiki zamanın yalın biçiminde ve geçmiş zamanda aynı yazılır; burada 2016'ya yapılan gönderme geçmişteki bir tahmini belirtir. Bu rakam tahmini değerdir; ödeme veya satış geliri değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin bu miktarı ödediğini veya kazandığını değil, şirketin tahmini değerinin 3 milyon dolar olduğunu söyler?
- The company earned $3 million in revenue.
- An investor paid $3 million for the company.
- The report put the value of the company at $3 million.
Cevabı göster
The report put the value of the company at $3 million.
So in terms of clothing and footwear, Kalıp ifadeler
2:52Yani giyim ve ayakkabı söz konusu olduğunda,
in terms of: karşılaştırma ölçütünü sınırlandırma
In terms of clothing and footwear, sıralamanın hangi kategoriye dayandığını gösterir. Adidas'ın ikinci olduğu iddiası giyim ve ayakkabı kategorisi için geçerlidir; spor malzemeleri şirketlerinin tamamına otomatik olarak uygulanmaz. Bir ifadenin yönünü, kategorisini veya ölçütünü belirlemek için in terms of + isim ya da isim öbeği kullanılır: in terms of cost, in terms of safety veya in terms of customer satisfaction. Buradaki terms, “teknik terimler” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir şeyi açıkça yalnızca tek bir değerlendirme kategorisine göre sıralıyor?
- According to battery life, this model ranks first.
- In terms of battery life, this model ranks first.
- Because of battery life, this model ranks first.
Cevabı göster
In terms of battery life, this model ranks first.
Under Armour comes behind Adidas with a worth of $5.5 billion,
2:59Under Armour 5,5 milyar dolarlık değeriyle Adidas'ın arkasından geliyor,
comes way behind again with a value of $800 million.
3:06800 milyon dolarlık değeriyle yine çok geride kalıyor.
It has 566 factories and employs a little over 1 million people.
3:14566 fabrikası var ve 1 milyonun biraz üzerinde kişi istihdam ediyor.
We must say here that Nike is well known for having factories Dilbilgisi
3:19Burada şunu söylemeliyiz ki Nike, gelişmekte olan ülkelerde
well known for having: itibarın nedenini belirtme
Is well known for having, Nike'ın gelişmekte olan ülkelerde fabrikaları olduğu için geniş çapta tanındığı anlamına gelir. Yapı be well known for + isim veya -ing biçimidir; for bir edat olduğu için have, having olur. Well known övgüyü değil, tanınmışlığı anlatır. Bu cümlede ücretler ve koşullarla ilgili sonraki ayrıntılar, bu itibara eleştirel ve olumsuz bir ton verir.
Alıştırma
Cümleyi well known ve doğru edatla tamamlayın: The café is ____ serving fresh bread every morning.
Cevabı göster
well known for
Nike has made attempts to clean up its image, Öbek fiiller
3:27Nike imajını temizlemek için girişimlerde bulundu,
clean up its image: kamuoyu itibarını düzeltmek
Burada clean up its image, şirketin zarar görmüş kamuoyu itibarını düzeltmek anlamına gelir. Clean up mecaz anlamda kullanılır; image ise bir resim değil, insanların şirket hakkında ne düşündüğünü ifade eder. Kalıp clean up + iyelik belirleyicisi + image şeklindedir. Genellikle eleştirilere karşılık verip bir kişinin veya kuruluşun daha olumlu görülmesini sağlama çabasını anlatır.
Alıştırma
Kamuoyu itibarını düzeltmeyi anlatan kalıbı tamamlayın: After the scandal, the company hired a new team to ____.
Cevabı göster
clean up its image
protested in the street over Nike's sweatshops. Kelime
3:39Nike'ın ter atölyelerini sokakta protesto ettiler.
sweatshops: güçlü biçimde olumsuz bir emek terimi
Sweatshops, sweatshop sözcüğünün çoğuludur ve genellikle fabrikalar gibi, işçilerin çok düşük ücretler, aşırı uzun çalışma saatleri, güvensiz koşullar veya benzer kötü uygulamalarla sömürüldüğü iş yerlerini anlatan güçlü biçimde olumsuz bir terimdir. Sözcük yalnızca bir üretim yerini adlandırmaz; çalışma koşullarını da kınar. Bu cümlede protestonun nedenini bu olumsuz yargı açıklar.
Alıştırma
Bir raporda işçilerin son derece düşük ücret aldığı, çok uzun saatler çalıştığı ve güvensiz koşullarla karşılaştığı bir fabrika anlatılıyor. Raporun eleştirel yargısını en iyi hangi sözcük ifade eder?
- workshop
- sweatshop
- factory outlet
Cevabı göster
sweatshop
that Nike sold 900 million products in one year.
3:51Nike'ın bir yılda 900 milyon ürün sattığını yazdı.
That included everything under the Nike brand name.
3:54Buna Nike markası altındaki her şey dahildi.
Adidas employs just over 60,000 people worldwide. Kelime
3:58Adidas dünya çapında 60.000'in biraz üzerinde kişiyi istihdam ediyor.
just over: bir sayıdan biraz fazla
Bu cümlede just over 60,000, 60.000'den biraz fazla demektir. Just farkın küçük olduğunu belirtir: gerçek sayı referans değerin üzerindedir ama ona yakındır. Kesin sayı verilmediğinde ve yaklaşık bir anlatım yeterli olduğunda just over ifadesini bir sayının veya ölçülen miktarın önünde kullanabilirsin.
Alıştırma
Kapasitenin 200'ün yalnızca biraz üzerinde olduğunu göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The hall can seat ____ 200 people.
- just under
- more than
- exactly
- just over
Cevabı göster
just over
more factories than Nike does: fiil tekrarını önlemek
Bu karşılaştırmada more factories than Nike does, Nike'ın sahip olduğundan daha fazla fabrika anlamına gelir. Does bir yardımcı fiil ikamesidir: geniş zamanı taşır ve has factories ifadesinin tekrarlanmasını önler. Bu kalıp, iki özne arasında aynı fiil fikrini karşılaştırır: subject + verb + more ... than + comparison subject + do/does/did. Burada tekil şirket adı Nike ile does kullanılır.
Alıştırma
Karşılaştırmayı yardımcı fiil ikamesiyle tamamla: This bakery sells more bread than the café next door ____.
Cevabı göster
does
It too has come under scrutiny for the working conditions Kalıp ifadeler
4:09O da çoğunlukla gelişmekte olan ülkelerdeki fabrikalarındaki
in the factories that are mostly in developing nations,
4:11çalışma koşulları nedeniyle inceleme altına alındı,
come under scrutiny: mercek altına alınmak
Come under scrutiny, “yakından ve çoğunlukla eleştirel biçimde incelenmeye başlamak” demektir. Scrutiny sıradan bir ilgiden daha fazlasıdır: ayrıntılar kontrol edilir ve sorun aranıyor olabilir. Come under + isim yapısı, “belirli bir duruma veya baskıya girmek” anlamına gelir. Özne kelimenin gerçek anlamıyla bir şeyin altına geçmez; incelemenin hedefi hâline gelir.
Alıştırma
Cümleyi come under scrutiny ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After repeated safety failures, the company's inspection process ____.
Cevabı göster
came under scrutiny
but Adidas has also been praised for its transparency. Kelime
4:14ancak Adidas şeffaflığından dolayı da övüldü.
praised for its transparency: şeffaflığı nedeniyle övgü almak
Praised for its transparency, “bilgi konusunda açık olduğu için olumlu değerlendirilmek” anlamına gelir. Şirket bağlamında transparency; kararlar, süreçler, sonuçlar veya tedarik zincirleriyle ilgili önemli bilgileri açıkça paylaşma uygulamasıdır. Işığı geçirme şeklindeki fiziksel özellik değildir. Be praised for + isim veya -ing biçimi, olumlu değerlendirmenin nedenini belirtir. Burada its transparency, Adidas’ın övgü almasının nedenidir.
Alıştırma
Hangi cümlede transparency, bir kuruluşun bilgi ve süreçleri konusunda açık olması anlamında kullanılmıştır?
- The agency was praised for its transparency after publishing its full budget and decision records.
- The glass was chosen for its transparency because it let in plenty of light.
- The director was praised for her honesty because she admitted the mistake.
Cevabı göster
The agency was praised for its transparency after publishing its full budget and decision records.
Recent stories suggest that jobs are coming back to Germany
4:17Son hikayeler, işlerin Almanya'ya geri döndüğünü gösteriyor
as Adidas improves its highly advanced factory there,
4:19çünkü Adidas oradaki robotların işin çoğunu yaptığı
Adidas sells around 250 million pairs of shoes a year.
4:24Adidas yılda yaklaşık 250 milyon çift ayakkabı satıyor.
We cannot find any sources for the total number Anlatım akışı
4:30Satılan toplam Adidas ürünlerinin sayısına dair
We cannot find any sources for ...: kanıtın sınırını belirtmek
“We cannot find any sources for” kanıtın sınırını belirtir: konuşan kişiler, istenen toplamı destekleyen bir kaynak bulamamıştır. Bu, böyle bir kaynağın bulunmadığını kanıtlamaz. Şu anda doğrulanabilen bilgilerle hâlâ bilinmeyenleri ayırmak için bu kalıbı bir iddia, sayı veya konudan önce kullanın.
Alıştırma
Raporu, dersteki kaynak sınırlayıcı ifadeyle tamamlayın: ____ the exact sales figure.
Cevabı göster
We cannot find any sources for
As for sneakers: belirli bir konuya geçmek
“As for sneakers,” konuşmanın belirli bir bölümüne geçildiğini gösterir. Dinleyiciye, bir sonraki ifadenin önceki konunun tamamıyla değil özellikle spor ayakkabılarla ilgili olduğunu bildirir. Kalıp as for + isim öbeği şeklindedir ve ardından genellikle virgül gelir. Burada toplam ürün satışlarından spor ayakkabı kategorisine geçerek karşılaştırmayı düzenler.
Alıştırma
Dersteki konu değiştirme ifadesini kullanın: ____ sneakers, the new model is much lighter.
Cevabı göster
As for
catching up to Nike: Nike ile aradaki farkı kapatmak
catching up to Nike ifadesindeki catch up to, önde olan biriyle aradaki farkı azaltmak anlamına gelir. Burada Adidas takip eden, Nike ise pazar payında lider olan taraf olarak gösteriliyor. Bu ifade, liderin seviyesine doğru ilerlemeyi anlatır. Adidas'ın Nike'a zaten yetiştiğini veya onu geçtiğini söylemez.
Alıştırma
“The new app is catching up to its biggest competitor,” cümlesinde ne oluyor?
- Yeni uygulama, en büyük rakibini çoktan geçti.
- Yeni uygulama, en büyük rakibiyle rekabet etmeyi bıraktı.
- Yeni uygulama, en büyük rakibiyle arasındaki farkı azaltıyor.
Cevabı göster
Yeni uygulama, en büyük rakibiyle arasındaki farkı azaltıyor.
went up/down from X to Y: başlangıç ve son değerler
went up from X to Y kalıbı bir artışı bildirir ve iki uç değeri de verir: X başlangıç değeri, Y ise son değerdir. went down from X to Y aynı sıralamayla bir düşüşü bildirir. Burada %6,3'ten %11,3'e değişim 5 yüzde puanlık artış, %35,9'dan %34,7'ye değişim ise 1,2 yüzde puanlık düşüştür. from ... to ... iki değeri bildirir; son değer değişimin miktarı değildir.
Alıştırma
Başlangıç ve son değer kalıbını gereken iki sözcükle tamamlayın: The class average went up ____ 72 ____ 81.
Cevabı göster
from · to
Yahoo points out the biggest reason Adidas is on the rise Notlar
4:49Yahoo, Adidas'ın yükselişinde en büyük nedenin
Bir gerçeği vurgulayan “points out”
“Points out”, bilgi aktarırken kullanılan ve “bir şeye dikkat çekmek” ya da “açıkça belirtmek” anlamına gelen bir fiil öbeğidir. Burada Yahoo’nun belirlediği temel nedeni sunar ve bu nedeni önemli bir bilgi olarak öne çıkarır. Ardından vurgulanan gerçek, ayrıntı veya fikir gelir: point out + isim öbeği ya da point out + (that) yan cümlesi. Bu cümlede “the biggest reason ...”, Yahoo’nun öne çıkardığı isim öbeğidir.
Alıştırma
Hangi cümle, bilgi aktarılırken önemli bir ayrıntının vurgulandığını en iyi gösterir?
- The guide points out that the last bus leaves at nine.
- The guide says hello to everyone.
- The guide asks where the bus stop is.
Cevabı göster
The guide points out that the last bus leaves at nine.
Yükseliş eğilimi için “on the rise”
“On the rise”; artmakta, güçlenmekte veya daha popüler hâle gelmekte olmak anlamına gelir. Burada Adidas’ın ticari performansının ve popülerliğinin yükseldiğini anlatır; Adidas’ın bir rakibini çoktan geçtiği anlamına gelmez. Yaygın yapı özne + be + on the rise şeklindedir. Tamamlanmış bir sonucu veya gerçek anlamda yukarı doğru hareketi değil, devam eden bir yükseliş eğilimini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi devam eden bir yükseliş eğilimini anlatan ifadeyle tamamlayın: Demand for electric bikes is ____.
Cevabı göster
on the rise
whereas anlamında karşıtlık bildiren while
Bu cümlede while iki farklı yargıyı birbirine bağlar: Adidas günlük giyimde daha havalı gösterilirken Nike’ın spora odaklanmayı sürdürdüğü belirtilir. Buradaki while, “buna karşılık” veya “oysa” anlamındadır; “... olduğu sırada” biçimindeki zaman anlamını taşımaz. Karşıtlık bildiren while, iki düşünceyi tek bir cümlede yan yana getirir. while’ın karşıtlık mı yoksa zaman mı bildirdiğine karar vermek için iki yanındaki düşüncelerin ilişkisine bakın.
Alıştırma
Şu İngilizce cümlede while neyi gösteriyor: “Maya prefers working early, while Leo is more productive at night.”?
- Maya’nın çalışmaya başladığı zaman
- Tam olarak aynı anda gerçekleşen iki eylem
- Maya ile Leo arasında bir karşıtlık
Cevabı göster
Maya ile Leo arasında bir karşıtlık
Kanye West's partnership with Adidas has helped the company a lot.
5:02Kanye West'in Adidas ile ortaklığı şirkete çok yardımcı oldu.
the retro scene ifadesindeki scene
Burada scene, belirli bir tarz veya ilgi alanıyla bağlantılı topluluğu, etkinlikleri ve pazarı ifade eder. The retro scene, fiziksel bir yer veya film sahnesi değil, retro moda ve kültür dünyasıdır. the music scene, fashion scene veya tech scene gibi ifadelerde scene, belirgin bir alanı ve o alanda etkin olan kişileri anlatır. Dominate the scene, o alanda lider konumda olmak veya güçlü etkiye sahip olmak demektir.
Alıştırma
Şu İngilizce cümlede scene ne anlama geliyor: “This festival brought new energy to the local jazz scene.”?
- Bir sahnenin arkasındaki boyalı fon
- Caz topluluğu ve alanı
- Bir filmin kısa bir bölümü
Cevabı göster
Caz topluluğu ve alanı
In 2016, its Adidas Superstar was the top-selling sneaker in the US,
5:102016'da Adidas Superstar, ABD'de en çok satan spor ayakkabıydı,
In 2017, it looks as though Nike's Tanjun sneaker Dilbilgisi
5:182017'de görünüşe göre Nike'ın Tanjun spor ayakkabısı
Temkinli bir çıkarım için looks as though
it looks as though + yan cümle yapısında looks “görünüyor” anlamına gelir; as though ise eldeki işaretlerin gösterdiği durumu tanıtır. Burada satış bilgileri, spor ayakkabının birinci sıraya çıkacağını düşündürüyor. Bu ifade sıralamayı kesinleşmiş bir gerçek olarak değil, kanıtlara dayalı bir tahmin olarak sunar. As though, düşüncenin otomatik olarak gerçek dışı veya yanlış olduğu anlamına gelmez; bunun yalnızca belirsiz bir izlenim olup olmadığını bağlam gösterir.
Alıştırma
Son oylar hâlâ sayılıyor, ancak bir aday açık ara önde. Sonucu temkinli bir çıkarım olarak sunan cümle hangisidir?
- Maya has definitely won.
- It looks as though Maya will win.
- Maya is far ahead right now.
Cevabı göster
It looks as though Maya will win.
have some time to go: kalan zaman
have some time to go ifadesinde some time kalan zaman miktarıdır; to go ise “bitiş noktasına kadar kalan” anlamına gelir. Konuşmacı sürecin bitmediğini, dolayısıyla nihai sonucun hâlâ değişebileceğini söylüyor. Yeniden kullanılabilen kalıp have + miktar + to go şeklindedir: We have ten minutes to go. Miktar, kalan zamanı, mesafeyi veya aşamaları gösterebilir; birinin ayrılması gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Oylama yarın kapanıyor, bu yüzden nihai sonuç henüz bilinmiyor. Hâlâ zaman kaldığını doğal biçimde söyleyen cümle hangisidir?
- We still have some time to go.
- It's time for us to go.
- We still have time to leave.
Cevabı göster
We still have some time to go.
never goes out of fashion: modası hiç geçmez
Bu cümlede never goes out of fashion, “zaman geçse de şık kabul edilmeye devam eder” anlamına gelir. Go out of fashion, bir şeyin popülerliğini kaybetmesini veya artık modaya uygun görünmemesini anlatır; never ise bu değişimi reddederek kalıcı çekiciliği vurgular. Bu ifade bir değerlendirme içerir ve biraz tanıtım amaçlı ya da abartılı duyulabilir. Genellikle konuşanın görüşünü belirtir; ürünün kelimenin tam anlamıyla sonsuza kadar moda kalacağına dair bir garanti değildir.
Alıştırma
Cümleyi go out of fashion ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This simple black jacket has looked stylish for decades; it never ____.
Cevabı göster
goes out of fashion
big seller: güçlü satış yapan bir ürün
Burada a big seller, büyük miktarlarda satılan veya güçlü satış geliri sağlayan bir ürün ya da ürün grubu anlamına gelir. Seller yalnızca bir şey satan kişiyi veya şirketi değil, satılan şeyi de adlandırabilir. Tekil a big seller ifadesi, tek bir ticari sunum olarak görülen bütün bir modeli veya ürün yelpazesini anlatabilir. Burada Nike Air ayakkabıları bu şekilde ele alınmıştır.
Alıştırma
“Büyük miktarlarda satılan bir ürün” anlamındaki perakende ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The reusable bottle sold 50,000 units in one month, making it ____ for the company.
Cevabı göster
a big seller
made the headlines: medyada büyük ilgi görmek
Bu cümlede made the headlines, Adidas’ın haberlerde geniş ve dikkat çekici biçimde yer aldığı anlamına gelir. Adidas önemli bir haber konusu olmuştur; kelimenin tam anlamıyla haber başlıklarını hazırlamamıştır. X makes/made the headlines kalıbı, X’in medyada önemli ölçüde ilgi gördüğünü anlatır. Yalnızca gazetenin ön sayfasını değil, televizyon, internet siteleri, sosyal medya veya basılı yayınlardaki haberleri de kapsayabilir.
Alıştırma
Örnekte made the headlines ne anlama geliyor?
- Adidas medyada geniş ve dikkat çekici biçimde yer aldı.
- Adidas, Air Jordans hakkındaki bütün haberleri durdurdu.
- Adidas haber yazılarının başlıklarını yazdı.
Cevabı göster
Adidas medyada geniş ve dikkat çekici biçimde yer aldı.
knock X from the number one spot: lideri birincilikten indirmek
Burada knocked Nike Air Jordans from the number one spot, Adidas’ın ilgili sıralamada Air Jordans’ı geçerek onun birinciliğine son verdiği anlamına gelir. Knocked mecazidir; fiziksel bir vurma eylemi değildir. Kullanılabilecek kalıp A knocked B from the number one spot biçimindedir. A yeni lider veya değişime yol açan taraftır; B ise önceki liderdir. Bu ifade değişime güçlü ve rekabetçi bir hava katar.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıptaki fiille tamamlayın: Within a week, the new game ____ the longtime leader from the number one spot.
Cevabı göster
knocked
Thanks in part to: katkıda bulunan nedenlerden birini belirtmek
Thanks in part to + isim öbeği, sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olan bir nedeni belirtir. In part ifadeyi sınırlar: bu desteklerin katkısı olmuştur, ancak başka nedenler de önemli olmuş olabilir. Buradaki thanks to birine teşekkür etmeyi değil, neden-sonuç ilişkisini ifade eder. Bu kalıp çoğu zaman ilgili etkeni olumlu gösterir; ancak bu cümledeki temel görevi sonucun yalnızca bir bölümünü o etkene bağlamaktır.
Alıştırma
Örnekte thanks in part to ne anlama geliyor?
- Destekler kesinlikle tek nedendi.
- Birisi destek veren kişilere şahsen teşekkür etti.
- Destekler sonuca katkıda bulunan nedenlerden biriydi, ancak tek neden olmayabilirlerdi.
Cevabı göster
Destekler sonuca katkıda bulunan nedenlerden biriydi, ancak tek neden olmayabilirlerdi.
Pazarlamada strong endorsements
Bu ticari bağlamda endorsements, tanınmış kişi veya kuruluşların kamuya açık destek ya da tanıtım faaliyetlerini ifade eder. Strong, bu desteğin etkili, güvenilir veya çok görünür olduğunu belirtir; fiziksel olarak güçlü olduğu anlamına gelmez. Çoğul biçim, bu türden birden fazla destek veya tanıtım ilişkisi bulunduğunu gösterir. Bu ifade, güvenilir kişilerin itibarlarını bir markayla ilişkilendirmesiyle oluşan pazarlama gücünü açıklar.
Alıştırma
Bir pazarlama raporunda strong endorsements büyük olasılıkla neyi ifade eder?
- Tanınmış kişi veya kuruluşlardan gelen etkili kamuoyu desteği ya da tanıtım
- Banka çeklerinin arkasına eklenen imzalar
- Yalnızca bir etkinliği finanse etmek için yapılan büyük ödemeler
Cevabı göster
Tanınmış kişi veya kuruluşlardan gelen etkili kamuoyu desteği ya da tanıtım
When most websites talk about the world's most important sneaker
5:53Çoğu web sitesi dünyanın en önemli spor ayakkabısından bahsettiğinde,
and most websites that write on this topic are American.
6:01ve bu konuda yazan çoğu web sitesi Amerikandır.
Öncelikle Amerikan İngilizcesinde kullanılan sneaker
Bu cümlede sneaker, spor tarzı veya günlük bir ayakkabı anlamına gelir ve ağırlıklı olarak Amerikan İngilizcesine ait bir sözcük olarak tanımlanır. Primarily güçlü bir bölgesel ilişki belirtir, kesin bir kural koymaz; Amerika Birleşik Devletleri dışındaki kişiler de bu sözcüğü bilebilir veya kullanabilir. Bu bölgesel etiket, Amerikan internet sitelerinin neden sneaker sözcüğünü tercih ettiğini açıklar. Kendi sözcük seçiminizde, bölgesel bir terimin her yerde tercih edildiğini varsaymak yerine hedef kitleye uygun ifadeyi seçin.
Alıştırma
ABD'deki bir günlük ayakkabı sitesinde genel ürün kategorisi için en doğal etiket hangisidir?
- Trainers
- Sneakers
- Running shoes
Cevabı göster
Sneakers
This does make some sense as the US is Dilbilgisi
6:04ABD'nin dünyanın en büyük spor malzemeleri pazarı olduğu düşünüldüğünde
does make some sense ifadesindeki vurgulu does
Buradaki does, olumlu bir cümlede kullanılan vurgu yardımcı fiilidir. Make some sense ifadesini vurgular: yazar, özellikle şüpheyle karşılanabilecek bir noktayı doğrularken veya kısmen kabul ederken açıklamanın gerçekten makul olduğunu söylüyor. Vurgulu does sonrasında makes değil, fiilin yalın biçimi make kullanılır. Some sense de iddiayı sınırlar: durum bir ölçüde anlaşılabilir, ancak yazar tamamen ikna edici olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi, tekil özneyle uyumlu geniş zaman vurgu yardımcı fiiliyle tamamlayın: Her explanation ____ make some sense, even if I am not fully convinced.
Cevabı göster
does
Unfortunately, there is no definitive list of the best-selling sports shoes Kalıp ifadeler
6:19Ne yazık ki, tüm zamanların
Definitive list: kesin ve güvenilir bir kaynak
Bu cümlede definitive list, hangi spor ayakkabıların en çok sattığı sorusunu sonuçlandıracak kadar güvenilir, otorite kabul edilen ve kesin bir listeyi ifade eder. Böyle bir listenin bulunmadığını söylemek, mevcut kanıtların genel kabul gören nihai bir sıralamayı desteklemediğini belirtir. Definitive yalnızca “ayrıntılı” veya “uzun” demek değildir. Kaynağın ya da kanıtın belirleyici kabul edilebileceği anlamını da taşır.
Alıştırma
“There is no definitive list of the winners,” cümlesinde definitive neyi ima eder?
- Liste alfabetik sırayla düzenlenirdi.
- Liste birçok görsel ayrıntı içerirdi.
- Liste, soruyu sonuçlandıracak kadar güvenilir ve kesin olurdu.
Cevabı göster
Liste, soruyu sonuçlandıracak kadar güvenilir ve kesin olurdu.
and perhaps you can come to an agreement. Kalıp ifadeler
6:26ve belki bir anlaşmaya varabilirsiniz.
Görüşme sonrasında come to an agreement
Come to an agreement, bir görüşmeden sonra ortak bir karara veya tutuma ulaşmak demektir. Bu cümlede insanlar en iyi spor ayakkabısı hakkında farklı görüşlerle başlayabilir, sonra ortak bir sonuca varana kadar tartışabilirler. Burada come to, bir yere doğru hareket etmeyi değil, soyut bir sonuca ulaşmayı anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp come to an agreement with someone on or about something şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi come to an agreement ifadesinin uygun geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After an hour of negotiation, the two sides finally ____ on the delivery date.
Cevabı göster
came to an agreement
and how she ultimately gets her comeuppance. Deyimler
6:39ve sonunda kendi cezasını nasıl bulduğunu görmek için izleyin.
gets her comeuppance: hak ettiği olumsuz sonucu yaşamak
gets her comeuppance ifadesinde her iyelik belirleyicisi Nuts'ı gösterir. get + iyelik belirleyicisi + comeuppance kalıbı, kişinin önceki davranışları nedeniyle hak ettiği düşünülen kötü bir sonucu yaşaması anlamına gelir. Comeuppance olumsuz sonuçtur; bir ödül ya da sadece herhangi bir şaşırtıcı sonuç değildir. Bu ifade, neden-sonuç ilişkisi içeren bir hikâyeyi ahlaki bir yargıyla tamamlar: konuşanın sonucu yerini bulan bir adalet olarak gördüğünü belirtir. Buradaki ultimately, bunun en sonunda gerçekleştiğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi geçmiş zaman kalıbı get + iyelik belirleyicisi + comeuppance ile tamamlayın: After months of cheating customers, the dishonest seller finally ____.
Cevabı göster
got his comeuppance
Give it a watch and let us know what you think.
6:41Bir göz atın ve ne düşündüğünüzü bize bildirin.