Nike, Adidas'tan Daha mı Başarılı? Ayakkabı ve Giyim Markaları Karşılaştırması: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.225 kelime 191 kel/dk

Video özeti: Nike ve Adidas; köken, küresel iş, çalışma eleştirileri, pazar, simge ayakkabılar ve Amerikan bakışıyla karşılaştırılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “took off as fast as its runners” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: “took off” sözünün şirket büyümesiyle koşucu hızını birleştiren kelime oyununu fark edin. 2. “come under scrutiny” — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: şirket ya da politikanın yakından ve çoğu kez eleştirel incelendiğini bildiren resmî haber ifadesini öğrenin. 3. “sneaker” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: sözcüğün ağırlıklı olarak Amerikan İngilizcesine ait olduğunu anlayın ve dinleyiciye uygun bölgesel ayakkabı terimini seçin.

Bu derste

You won't get far in any given day Dilbilgisi

0:00

Herhangi bir günde fazla uzağa gidemezsiniz,

in most cities in the world

0:01

dünyanın çoğu şehrinde

without seeing Nike's famous swoosh

0:02

Nike'ın meşhur swoosh'unu

Dilbilgisi

won't get far ... without seeing: görmeden fazla ilerleyememek

“Won't get far ... without seeing” ilerlemeyi veya mesafeyi sözbilimsel bir ölçek olarak kullanır: kişi çok ilerlemeden olay çoktan gerçekleşmiş olur. Bu cümlede Nike'ın Swoosh işareti o kadar yaygındır ki onu görmek neredeyse kaçınılmazdır; ifade, birinin kasıtlı olarak bakmamaya çalıştığını anlatmaz. without sonrasında kaçınılması zor olayı adlandırmak için -ing biçimi kullanılır: without seeing, without hearing, without meeting. Yeniden kullanılabilir kalıp won't get far in or through a place or activity without doing something şeklindedir.

Alıştırma

Renkli duvar resimlerinden kaçınmanın neredeyse imkânsız olduğunu anlatmak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: In this neighborhood, you won't get far ____ a colorful mural.

Cevabı göster

without seeing

or Adidas's three stripes.

0:04

veya Adidas'ın üç çizgisini görmeden.

More than just sporting brands, Anlatım akışı

0:06

Sadece spor markaları olmanın ötesinde,

the footwear and clothes of these companies

0:07

bu şirketlerin ayakkabıları ve kıyafetleri

have become fashion statements. Kalıp ifadeler

0:09

birer moda ifadesi haline geldi.

Anlatım akışı

More than just sporting brands, ...: yalnızca spor markaları değil

“More than just sporting brands” önce sınırlı bir tanımlama sunar ve cümlenin geri kalanının bu tanımı genişleteceğini bildirir. Ayakkabı ve giysilerin birer moda ifadesine dönüşmesi bu geniş rolü gösterir; böylece ifade, düşünceyi “yalnızca X değil, X'in ötesinde bir şey de” biçiminde düzenler. Buradaki more than, sayı veya miktar karşılaştırması değil, niteliksel bir genişlemedir. Yeniden kullanılabilir More than just + noun phrase, ... başlangıcı, konuşanın önce en belirgin kategoriyi söylemesini, ardından ek bir kimliği, amacı veya önemi vurgulamasını sağlar.

Alıştırma

Bahçenin daha geniş bir rolü olduğunu göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Our garden is ____ a source of food; it is also an outdoor classroom.

Cevabı göster

more than just

Kalıp ifadeler

fashion statement: görünüş yoluyla kimliği ifade etmek

Fashion statement; bir giysi, ayakkabı, aksesuar veya bütün bir görünümün kişinin zevkini, kimliğini, değerlerini ya da tavrını görünür biçimde ifade etmesidir. Bu cümlede şirketlerin ürünleri, insanların kendileri hakkında bir şey anlatmak için kullandığı simgelere dönüşmüştür; sözlü veya yazılı açıklamalardan bahsedilmez. Yaygın kalıplar make, be ve become a fashion statement şeklindedir. Burada fashion statements çoğul kullanılır çünkü cümle birkaç şirketin ayakkabı ve kıyafetlerinden genel olarak söz eder.

Alıştırma

Kişisel tarzı güçlü biçimde ifade eden bir şey için kullanılan kalıpla cümleyi tamamlayın: Her oversized neon glasses are not just useful; they make a ____.

Cevabı göster

fashion statement

The two brands are the biggest of their kind,

0:11

İki marka kendi türlerinin en büyükleri,

although sporting goods newbie Under Armour

0:13

spor ürünleri çaylağı Under Armour

has threatened to take the number two spot Kalıp ifadeler

0:15

ikinci sırayı almakla tehdit etse de

in the US at least.

0:16

en azından ABD'de.

Kalıp ifadeler

take the number two spot: ikinci sıraya yükselmek

Take the number two spot, bir sıralamada ikinci sırayı kazanmak veya ikinci sıraya yükselmek demektir. Burada Under Armour'ın ABD spor ürünleri pazarında ikincilik için güçlü bir rakip hâline geldiği anlatılır. Spot fiziksel bir yeri değil, sıralamadaki konumu ifade eder. Take, bu konumu kazanma veya işgal etme anlamı katar; number two yalnızca sırayı belirtir ve tek başına olumsuz bir değerlendirme içermez.

Alıştırma

Cümleyi “ikinci sıraya yükseldi” anlamındaki hedef sıralama ifadesiyle tamamlayın: With its latest single, the band ____ on the national chart.

Cevabı göster

took the number two spot

But on a global scale, Kalıp ifadeler

0:18

Ancak küresel ölçekte,

Under Armour can't compete just yet Kelime

0:19

Under Armour henüz rekabet edemez

with these two behemoths. Kelime

0:21

bu iki devle.

Kalıp ifadeler

On a global scale: karşılaştırmanın kapsamını belirlemek

On a global scale, kapsamı belirleyen ve “durum bütün dünya çapında ele alındığında” anlamına gelen bir edat öbeğidir. Burada karşılaştırmayı önceki ABD pazarı sıralamasından dünya çapındaki rekabete geçirir. Cümlenin başına yakın kullanıldığında, dinleyiciye sonraki bilginin ne kadar geniş bir kapsamda yorumlanacağını bildirir. Bu kullanımda scale, bir tartı veya harita ölçeği değil, analiz düzeyi ya da kapsamı demektir.

Alıştırma

“Bütün dünya çapında ele alındığında” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The company is successful at home, but ____, it remains a small competitor.

Cevabı göster

on a global scale

Kelime

Just yet: olumsuz bir yargıyı şimdiki zamanla sınırlamak

Just yet, olumsuz can't yapısıyla birlikte “bu noktada” veya “şimdilik” anlamında kullanılır. Cümle, Under Armour’ın şu anda çok daha büyük iki şirketle rekabet edemediğini söyler. Just eklenmesi odağı şimdiki ana daraltır ve değerlendirmeyi kalıcı bir “asla” ifadesinden daha az kesin hâle getirir. Durumun gelecekte değişme olasılığını açık bırakır, ancak değişeceğini vaat etmez.

Alıştırma

“The software isn't ready for public release just yet” cümlesinde just yet ne anlatır?

  1. Piyasaya sürülmeye hiçbir zaman hazır olmayacak.
  2. Hazır, ancak yalnızca küçük bir kitle için.
  3. Şu anda hazır değil, ancak bu daha sonra değişebilir.
Cevabı göster

Şu anda hazır değil, ancak bu daha sonra değişebilir.

Kelime

Güçlü şirketler için bir benzetme olarak behemoths

İş dünyası ve haber dilinde behemoth, son derece büyük, güçlü ve etkili bir kuruluşu ifade eder. Buradaki these two behemoths ifadesi Nike ve Adidas’ı anlatır; gerçek yaratıklardan değil, bu şirketlerin küresel büyüklüğü ve gücünden söz eder. Bu sözcük, yalnızca large companies demekten daha canlıdır. Genellikle daha küçük rakiplerin çok zorlu bir durumla karşı karşıya olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: A tiny studio is competing with two entertainment behemoths. Burada behemoths ne anlama geliyor?

  1. Çok az çalışanı olan yeni şirketler
  2. Çok büyük ve güçlü şirketler
  3. Tehlikeli mitolojik hayvanlar
  4. Üretimi zor ürünler
Cevabı göster

Çok büyük ve güçlü şirketler

Right now,

0:22

Şu anda,

the focus of the leading two brands

0:22

bu iki lider markanın odak noktası

is China's 415 million millennials.

0:24

Çin'in 415 milyonluk Y kuşağı.

Maybe we'll have a better idea

0:27

Belki de daha iyi bir fikrimiz olacak

of who will take over China Öbek fiiller

0:29

Çin'in kontrolünü kimin ele geçireceği konusunda

after today's episode of The Infographics Show,

0:30

The Infographics Show'un bugünkü

Öbek fiiller

Pazar hâkimiyetini anlatan take over

Burada take over, bir pazardaki baskın marka hâline gelmek veya o rekabet alanının kontrolünü ele geçirmek anlamındadır. Bu bağlamda China, Çin tüketici pazarını temsil eder; cümle ülkeyi yönetmekten veya fiziksel olarak işgal etmekten söz etmez. Bu öbek fiil daha genel olarak kontrolün veya sorumluluğun yeni bir kişiye, şirkete ya da sisteme geçmesini anlatabilir. Nesnesi bir şirketi, görevi, sistemi veya pazarı belirtebilir.

Alıştırma

Pazarda baskın hâle gelmek anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Analysts think the local brand could ____ the market within five years.

Cevabı göster

take over

Nike versus Adidas.

0:32

Nike Adidas'a karşı bölümünden sonra.

Don't forget to subscribe and click the bell button

0:34

Bildirim ekibimizin bir parçası olmak için

so that you can be part of our notification squad.

0:36

abone olmayı ve zil düğmesine tıklamayı unutmayın.

Let's first have a look at how these two companies

0:38

Öncelikle bu iki şirketin nasıl

got off the ground. Deyimler

0:40

başladığına bir göz atalım.

Deyimler

got off the ground: başarıyla faaliyete geçmek

Bu cümlede got off the ground, “bir fikir veya ilk girişim aşamasından gerçekten faaliyete geçme aşamasına gelmek” anlamındadır. İfade, şirketlerin başlangıcını yerden fiziksel olarak ayrılma hareketi değil, başarılı bir kuruluş süreci olarak sunar. get off the ground; bir şirket, proje, plan, kampanya veya etkinlik hazırlıkların ya da ilk güçlüklerin ardından işlemeye veya gerçek ilerleme kaydetmeye başladığında kullanılabilir. Genel start fiiline göre faaliyete geçip uygulanabilir hâle gelme düşüncesini daha güçlü biçimde taşır.

Alıştırma

“Başarıyla faaliyete geçti” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: After months of planning, the community radio station finally ____.

Cevabı göster

got off the ground

Nike is an incredible success story

0:41

Nike inanılmaz bir başarı hikayesidir

given that before it appeared on the scene, Notlar

0:42

sahneye çıkmasından önce,

Adidas and Puma owned the market.

0:44

Adidas ve Puma'nın pazara sahip olduğu düşünüldüğünde.

Dilbilgisi

given that: destekleyici bir gerçeği sunmak

Given that, konuşanın ana ifadeyi değerlendirirken dinleyiciden göz önünde bulundurmasını istediği bir gerçeği sunar. Burada Adidas ve Puma'nın daha önce pazara hâkim olması, Nike'ın başarısını özellikle dikkat çekici kılan destekleyici arka plandır. Yapı given that + çekimli fiil içeren yan cümledir. “Şu gerçek göz önüne alındığında” anlamına yakındır; dolayısıyla bu kullanımda given, “verildi” anlamındaki edilgen bir fiil değildir.

Alıştırma

“Şu gerçek göz önüne alındığında” anlamındaki iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ the last train leaves at ten, we should leave now.

Cevabı göster

Given that

Deyimler

appear on the scene: ortaya çıkıp etkin hâle gelmek

Burada appeared on the scene, “belirli bir alanda ortaya çıktı, fark edildi ve etkin olmaya başladı” anlamına gelir. The scene, bir sahne ya da film seti değil, spor ayakkabı pazarıdır. X appeared on the scene yapısı; bir kişinin, şirketin, teknolojinin veya eğilimin bir hikâyede ya da faaliyet alanında önem kazanmaya başladığı noktayı belirtir. Genellikle daha önce var olanlarla sonradan ortaya çıkanları karşılaştırarak zaman sırasını düzenler.

Alıştırma

Cümleyi appear on the scene ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: For years, two companies led the industry; then a bold new competitor ____.

Cevabı göster

appeared on the scene

Nike changed that pretty quickly.

0:47

Nike bunu oldukça çabuk değiştirdi.

The company was founded on January 25th, 1964,

0:48

Şirket 25 Ocak 1964'te kuruldu,

when businessman Phil Knight and track coach slash running shoe enthusiast

0:52

iş adamı Phil Knight ve atletizm antrenörü / koşu ayakkabısı tutkunu

Bill Bowerman got together to build the perfect

0:56

Bill Bowerman mükemmel ve

affordable athletic shoe.

0:58

uygun fiyatlı spor ayakkabısını yapmak için bir araya geldiğinde.

Prior to its independence,

1:00

Bağımsızlığından önce,

Nike, then called Blue Ribbon Sports or BRS,

1:02

o zamanlar Blue Ribbon Sports veya BRS olarak adlandırılan Nike,

operated under Japanese sporting goods firm Tiger,

1:05

şu anda ASICS olarak bilinen

which is now known as ASICS.

1:08

Japon spor malzemeleri şirketi Tiger'ın bünyesinde faaliyet gösteriyordu.

In 1966, BRS opened its first store,

1:10

1966'da BRS ilk mağazasını açtı,

and in 1971, it changed its name to Nike

1:13

ve 1971'de adını Nike olarak değiştirdi

and also created the swoosh most everybody knows of today.

1:16

ve aynı zamanda bugün neredeyse herkesin bildiği swoosh'u yarattı.

That swoosh cost Nike 35 bucks to design

1:19

Bu swoosh'un tasarımı Nike'a 35 dolara mal oldu

and was created by a Portland State University graphic design student.

1:23

ve Portland Eyalet Üniversitesi'nde grafik tasarım okuyan bir öğrenci tarafından yaratıldı.

Nike took off as fast as its runners Deyimler

1:26

Nike, koşucuları kadar hızlı bir çıkış yaptı

and by 1980, it had half of the US

1:28

ve 1980 yılına gelindiğinde, ABD

athletic shoe market.

1:30

spor ayakkabısı pazarının yarısına sahipti.

Deyimler

took off as fast as its runners: deyim ve benzetme

Burada took off, “başarılı oldu ve çok hızlı büyüdü” anlamına gelir. Bu mecazidir; Nike gerçek anlamda yerden havalanmadı. As fast as its runners, hızlı büyümeyi canlı hâle getiren bir benzetmedir. Koşucular hem hızla hem de bir spor markasıyla bağlantılı olduğu için bu karşılaştırma konuya uygun, eğlenceli bir söz oyunu yaratır. Pazar payı bilgisi de ifadenin ticari anlamını doğrular.

Alıştırma

“The small app took off after a famous player shared it,” cümlesinde took off ne anlama gelir?

  1. Uygulama bir günlüğüne kapatıldı.
  2. Uygulama hızla başarılı veya popüler oldu.
  3. Uygulama yerden havalandı ve uçup gitti.
Cevabı göster

Uygulama hızla başarılı veya popüler oldu.

In the late 80s and 90s,

1:31

80'lerin sonu ve 90'larda,

Nike began its global dominance

1:33

Nike küresel hakimiyetine başladı

and its products are now available

1:35

ve ürünleri şu anda

in virtually every country in the world. Kelime

1:36

dünyanın hemen her ülkesinde mevcut.

Kelime

virtually every: istisnalara izin veren güçlü bir genelleme

virtually every country ifadesinde virtually, “neredeyse” veya “pratikte” anlamına gelir; “sanal olarak ya da çevrim içi biçimde” demek değildir. every sözcüğünü niteler ve az sayıda istisnaya yer bırakırken iddianın kapsamını çok geniş tutar. Böylece every country şeklindeki mutlak iddiayı kullanmadan neredeyse evrensel bir kapsama sahip olunduğu anlatılabilir. Aktarılabilir kalıp virtually every + tekil sayılabilen isim şeklindedir.

Alıştırma

“The service is available in virtually every town,” cümlesinde virtually every ne anlama gelir?

  1. Belki az sayıda istisna dışında neredeyse bütün kasabalar
  2. Yalnızca sanal veya çevrim içi hizmetleri olan kasabalar
  3. Hiçbir istisna olasılığı bulunmayan bütün kasabalar
Cevabı göster

Belki az sayıda istisna dışında neredeyse bütün kasabalar

In undeveloped nations,

1:38

Gelişmemiş ülkelerde,

if you don't see a Nike store,

1:39

bir Nike mağazası görmeseniz bile,

you will still find people wearing the products.

1:41

ürünleri giyen insanları yine de bulacaksınız.

Adidas starts as a family story.

1:43

Adidas bir aile hikayesi olarak başlıyor.

The founder, Adolf Dassler,

1:45

Kurucu Adolf Dassler,

began making shoes in his mother's kitchen.

1:47

ayakkabı yapmaya annesinin mutfağında başladı.

At the same time,

1:49

Aynı zamanda,

his brother Rudolf was working with their father

1:50

kardeşi Rudolf babalarıyla birlikte

at a footwear factory.

1:52

bir ayakkabı fabrikasında çalışıyordu.

Later, the brothers started working together.

1:54

Daha sonra kardeşler birlikte çalışmaya başladılar.

At the 1936 Olympics in Germany,

1:56

1936'da Almanya'daki Olimpiyatlarda,

young Adolf Dassler made a great move

1:58

genç Adolf Dassler harika bir hamle yaptı

by finding American sprinter Jesse Owens Dilbilgisi

2:00

Amerikalı sprinter Jesse Owens'ı bularak

and convincing him to wear the spiked shoes he had made.

2:02

ve onu yaptığı çivili ayakkabıları giymeye ikna ederek.

Dilbilgisi

by finding ... and convincing ...: paralel -ing yöntemleri

by edatı “Bu harika hamleyi nasıl yaptı?” sorusunu yanıtlar. Yöntemi tanıtır: Jesse Owens'ı bularak ve onu ayakkabıları giymeye ikna ederek bunu yaptı. İki -ing yan cümlesi birbirinden bağımsız sonuçlar değildir. Finding ve convincing aynı by sözcüğünün paralel tamamlayıcılarıdır. and bunları tek bir edat altında bağladığı için İngilizcede ikinci bir by kullanmaya gerek yoktur: by finding ... and convincing .... Aktarılabilir kalıp sonuç + by + -ing eylemi + and + -ing eylemi şeklindedir.

Alıştırma

Parantez içindeki fiillerin doğru -ing biçimlerini kullanarak cümleyi tamamlayın: We cut energy use by ____ the lights earlier and ____ more efficient equipment. (turn off; install)

Cevabı göster

turning off · installing

Owens won four golds

2:05

Owens dört altın madalya kazandı

and Adolf and his brother almost immediately became famous

2:07

ve Adolf ile kardeşi neredeyse anında

all over the world.

2:09

tüm dünyada ünlü oldular.

By 1939,

2:10

1939 yılına gelindiğinde,

the two brothers were producing and selling

2:12

iki kardeş yılda

around 200,000 pairs of shoes a year.

2:13

yaklaşık 200.000 çift ayakkabı üretip satıyordu.

At the time,

2:16

O zamanlar,

the shoes were simply products of the Dassler brothers shoe factory.

2:16

ayakkabılar sadece Dassler kardeşlerin ayakkabı fabrikasının ürünleriydi.

That would soon change.

2:20

Bu yakında değişecekti.

In 1947,

2:21

1947'de,

the brothers split on not very good terms.

2:22

kardeşler pek de iyi olmayan bir şekilde ayrıldılar.

Adolf Dassler named his company Adidas,

2:25

Adolf Dassler şirketine Adidas adını verdi,

and his brother Rudolf Dassler started a company called Ruda,

2:28

kardeşi Rudolf Dassler ise Ruda adlı bir şirket kurdu,

which later became Puma,

2:31

daha sonra

a household name today. Deyimler

2:33

bugün bilindik bir isim olan Puma'ya dönüştü.

Deyimler

household name: halk tarafından geniş çapta tanınan

Bu cümlede a household name, halkın büyük bir kısmının tanıdığı bir kişi, şirket, marka veya ürün anlamına gelir. Şirketin daha sonra geniş çapta tanındığını söyler; adının bir aileye ait olduğu veya yalnızca evlere hizmet verdiği anlamına gelmez. household sözcüğünün yarattığı düşünce, sıradan evlerde yaşayan insanların bu adı bilmesidir. Bu tanınırlık belirli bir ülkeye veya topluluğa göre değişebilir; dolayısıyla ifade otomatik olarak bütün dünyada ünlü olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi halk tarafından geniş çapta bilinen anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After years on television, the chef became a ____.

Cevabı göster

household name

Now, let's look at some numbers.

2:34

Şimdi bazı rakamlara bakalım.

Nike, named after the Greek goddess of victory, Kültür

2:36

Adını Yunan zafer tanrıçasından alan Nike,

lives up to its name. Deyimler

2:38

adının hakkını veriyor.

Kültür

Nike ve Yunan zafer tanrıçası

the Greek goddess of victory ifadesi, Antik Yunan geleneğinde zaferi kişileştiren mitolojik Nike figürünü tanımlar. Marka onun adını aldığı için adı doğal olarak kazanma ve başarı düşüncesini çağrıştırır. Bu çağrışım lives up to its name ifadesindeki kelime oyununu hazırlar: şirketin başarısı, adını aldığı figürün taşıdığı zafer düşüncesine uygun olarak anlaşılabilir. Cümle, şirketin kurucusunun veya şirketteki herhangi birinin tanrıça olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümlede the Greek goddess of victory neyi açıklıyor?

  1. Nike’ın başlangıçta yalnızca Yunan sporcular için ürün ürettiği
  2. Şirketin kurucusunun bir tanrıça olduğuna inanıldığı
  3. Nike’ın adını kimden aldığı ve bu adın neden zaferi çağrıştırdığı
Cevabı göster

Nike’ın adını kimden aldığı ve bu adın neden zaferi çağrıştırdığı

Deyimler

lives up to its name: adının hakkını vermek

Bu cümlede lives up to its name, Nike'ın adının çağrıştırdığı vaat veya fikre uygun bir performans gösterdiği anlamına gelir. Nike adını zafer tanrıçasından aldığı için şirketin başarısı bu adı yerinde kılar. Aktarılabilir kalıp live up to + beklenti, standart, itibar veya ad şeklindedir. Burada lives tekil özne Nike ile uyumludur ve its şirkete gönderme yapar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için live up to one's name ifadesini doğru biçime getirin: The storm-chasing app is called Fearless, and it truly ____.

Cevabı göster

lives up to its name

It's currently on Forbes list as the biggest sporting goods company

2:39

Şu anda Forbes listesinde dünyanın en büyük spor ürünleri şirketi

in the world.

2:43

olarak yer alıyor.

Forbes put the value of Nike at $27 billion Kalıp ifadeler

2:43

Forbes, Nike'ın 2016 yılındaki değerini

for the year 2016.

2:46

27 milyar dolar olarak belirledi.

Kalıp ifadeler

put the value of Nike at: Nike'ın değerini ... olarak tahmin etmek

Put the value of Nike at $27 billion, Forbes'un Nike'ın değerini 27 milyar dolar olarak tahmin ettiği anlamına gelir. Forbes tahminin kaynağıdır, Nike değer biçilen kuruluştur ve at sonrasındaki miktar tahmin edilen değerdir. Haber aktarma kalıbı kaynak + put/puts the value of X at + miktar şeklindedir. Put, şimdiki zamanın yalın biçiminde ve geçmiş zamanda aynı yazılır; burada 2016'ya yapılan gönderme geçmişteki bir tahmini belirtir. Bu rakam tahmini değerdir; ödeme veya satış geliri değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin bu miktarı ödediğini veya kazandığını değil, şirketin tahmini değerinin 3 milyon dolar olduğunu söyler?

  1. The company earned $3 million in revenue.
  2. An investor paid $3 million for the company.
  3. The report put the value of the company at $3 million.
Cevabı göster

The report put the value of the company at $3 million.

Adidas is in third place according to Forbes

2:48

Forbes'a göre Adidas üçüncü sırada

and second place is ESPN.

2:50

ve ikinci sırada ESPN var.

So in terms of clothing and footwear, Kalıp ifadeler

2:52

Yani giyim ve ayakkabı söz konusu olduğunda,

Adidas is really second,

2:54

Adidas gerçekten de ikinci,

although its value is far behind Nike

2:55

her ne kadar değeri 7 milyar dolarla

at just $7 billion.

2:57

Nike'ın çok gerisinde olsa da.

Kalıp ifadeler

in terms of: karşılaştırma ölçütünü sınırlandırma

In terms of clothing and footwear, sıralamanın hangi kategoriye dayandığını gösterir. Adidas'ın ikinci olduğu iddiası giyim ve ayakkabı kategorisi için geçerlidir; spor malzemeleri şirketlerinin tamamına otomatik olarak uygulanmaz. Bir ifadenin yönünü, kategorisini veya ölçütünü belirlemek için in terms of + isim ya da isim öbeği kullanılır: in terms of cost, in terms of safety veya in terms of customer satisfaction. Buradaki terms, “teknik terimler” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir şeyi açıkça yalnızca tek bir değerlendirme kategorisine göre sıralıyor?

  1. According to battery life, this model ranks first.
  2. In terms of battery life, this model ranks first.
  3. Because of battery life, this model ranks first.
Cevabı göster

In terms of battery life, this model ranks first.

Under Armour comes behind Adidas with a worth of $5.5 billion,

2:59

Under Armour 5,5 milyar dolarlık değeriyle Adidas'ın arkasından geliyor,

and Reebok, which is actually owned by Adidas,

3:03

ve aslında Adidas'ın sahibi olduğu Reebok,

comes way behind again with a value of $800 million.

3:06

800 milyon dolarlık değeriyle yine çok geride kalıyor.

According to Nike's manufacturing map,

3:10

Nike'ın üretim haritasına göre,

its products are made in 42 countries.

3:12

ürünleri 42 ülkede üretiliyor.

It has 566 factories and employs a little over 1 million people.

3:14

566 fabrikası var ve 1 milyonun biraz üzerinde kişi istihdam ediyor.

We must say here that Nike is well known for having factories Dilbilgisi

3:19

Burada şunu söylemeliyiz ki Nike, gelişmekte olan ülkelerde

in developing nations,

3:22

fabrikalara sahip olmasıyla iyi bilinir,

sometimes paying its workers low wages

3:23

bazen pek de iyi olmayan koşullarda

in not too great conditions.

3:25

işçilerine düşük ücretler ödemesiyle.

Dilbilgisi

well known for having: itibarın nedenini belirtme

Is well known for having, Nike'ın gelişmekte olan ülkelerde fabrikaları olduğu için geniş çapta tanındığı anlamına gelir. Yapı be well known for + isim veya -ing biçimidir; for bir edat olduğu için have, having olur. Well known övgüyü değil, tanınmışlığı anlatır. Bu cümlede ücretler ve koşullarla ilgili sonraki ayrıntılar, bu itibara eleştirel ve olumsuz bir ton verir.

Alıştırma

Cümleyi well known ve doğru edatla tamamlayın: The café is ____ serving fresh bread every morning.

Cevabı göster

well known for

Nike has made attempts to clean up its image, Öbek fiiller

3:27

Nike imajını temizlemek için girişimlerde bulundu,

but according to critics,

3:29

ancak eleştirmenlere göre,

it hasn't done enough.

3:30

yeterince şey yapmadı.

Öbek fiiller

clean up its image: kamuoyu itibarını düzeltmek

Burada clean up its image, şirketin zarar görmüş kamuoyu itibarını düzeltmek anlamına gelir. Clean up mecaz anlamda kullanılır; image ise bir resim değil, insanların şirket hakkında ne düşündüğünü ifade eder. Kalıp clean up + iyelik belirleyicisi + image şeklindedir. Genellikle eleştirilere karşılık verip bir kişinin veya kuruluşun daha olumlu görülmesini sağlama çabasını anlatır.

Alıştırma

Kamuoyu itibarını düzeltmeyi anlatan kalıbı tamamlayın: After the scandal, the company hired a new team to ____.

Cevabı göster

clean up its image

Only this year,

3:31

Daha bu yıl,

people all over the world in cities

3:32

dünyanın dört bir yanındaki şehirlerdeki insanlar

such as Boston, Washington, DC,

3:34

örneğin Boston, Washington, DC,

Bangalore, and San Pedro Sula in Honduras,

3:36

Bangalore ve Honduras'taki San Pedro Sula gibi,

protested in the street over Nike's sweatshops. Kelime

3:39

Nike'ın ter atölyelerini sokakta protesto ettiler.

Kelime

sweatshops: güçlü biçimde olumsuz bir emek terimi

Sweatshops, sweatshop sözcüğünün çoğuludur ve genellikle fabrikalar gibi, işçilerin çok düşük ücretler, aşırı uzun çalışma saatleri, güvensiz koşullar veya benzer kötü uygulamalarla sömürüldüğü iş yerlerini anlatan güçlü biçimde olumsuz bir terimdir. Sözcük yalnızca bir üretim yerini adlandırmaz; çalışma koşullarını da kınar. Bu cümlede protestonun nedenini bu olumsuz yargı açıklar.

Alıştırma

Bir raporda işçilerin son derece düşük ücret aldığı, çok uzun saatler çalıştığı ve güvensiz koşullarla karşılaştığı bir fabrika anlatılıyor. Raporun eleştirel yargısını en iyi hangi sözcük ifade eder?

  1. workshop
  2. sweatshop
  3. factory outlet
Cevabı göster

sweatshop

Nike needs a lot of workers

3:41

Nike'ın çok fazla işçiye ihtiyacı var

given that research says that the company sells

3:43

çünkü araştırmalar şirketin

25 pairs of sneakers every second

3:45

günün her anında her saniye 25 çift spor ayakkabı

of every day.

3:47

sattığını söylüyor.

Altogether, Business Insider wrote in 2016

3:48

Business Insider 2016 yılında toplamda

that Nike sold 900 million products in one year.

3:51

Nike'ın bir yılda 900 milyon ürün sattığını yazdı.

That included everything under the Nike brand name.

3:54

Buna Nike markası altındaki her şey dahildi.

According to Statista,

3:57

Statista'ya göre,

Adidas employs just over 60,000 people worldwide. Kelime

3:58

Adidas dünya çapında 60.000'in biraz üzerinde kişiyi istihdam ediyor.

Kelime

just over: bir sayıdan biraz fazla

Bu cümlede just over 60,000, 60.000'den biraz fazla demektir. Just farkın küçük olduğunu belirtir: gerçek sayı referans değerin üzerindedir ama ona yakındır. Kesin sayı verilmediğinde ve yaklaşık bir anlatım yeterli olduğunda just over ifadesini bir sayının veya ölçülen miktarın önünde kullanabilirsin.

Alıştırma

Kapasitenin 200'ün yalnızca biraz üzerinde olduğunu göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The hall can seat ____ 200 people.

  1. just under
  2. more than
  3. exactly
  4. just over
Cevabı göster

just over

It actually has more factories than Nike does Dilbilgisi

4:02

Kendi web sitesine göre

with 1,000 independent factories in 60 countries,

4:04

60 ülkede 1.000 bağımsız fabrikasıyla

according to its own website.

4:07

aslında Nike'tan daha fazla fabrikaya sahip.

Dilbilgisi

more factories than Nike does: fiil tekrarını önlemek

Bu karşılaştırmada more factories than Nike does, Nike'ın sahip olduğundan daha fazla fabrika anlamına gelir. Does bir yardımcı fiil ikamesidir: geniş zamanı taşır ve has factories ifadesinin tekrarlanmasını önler. Bu kalıp, iki özne arasında aynı fiil fikrini karşılaştırır: subject + verb + more ... than + comparison subject + do/does/did. Burada tekil şirket adı Nike ile does kullanılır.

Alıştırma

Karşılaştırmayı yardımcı fiil ikamesiyle tamamla: This bakery sells more bread than the café next door ____.

Cevabı göster

does

It too has come under scrutiny for the working conditions Kalıp ifadeler

4:09

O da çoğunlukla gelişmekte olan ülkelerdeki fabrikalarındaki

in the factories that are mostly in developing nations,

4:11

çalışma koşulları nedeniyle inceleme altına alındı,

Kalıp ifadeler

come under scrutiny: mercek altına alınmak

Come under scrutiny, “yakından ve çoğunlukla eleştirel biçimde incelenmeye başlamak” demektir. Scrutiny sıradan bir ilgiden daha fazlasıdır: ayrıntılar kontrol edilir ve sorun aranıyor olabilir. Come under + isim yapısı, “belirli bir duruma veya baskıya girmek” anlamına gelir. Özne kelimenin gerçek anlamıyla bir şeyin altına geçmez; incelemenin hedefi hâline gelir.

Alıştırma

Cümleyi come under scrutiny ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After repeated safety failures, the company's inspection process ____.

Cevabı göster

came under scrutiny

but Adidas has also been praised for its transparency. Kelime

4:14

ancak Adidas şeffaflığından dolayı da övüldü.

Kelime

praised for its transparency: şeffaflığı nedeniyle övgü almak

Praised for its transparency, “bilgi konusunda açık olduğu için olumlu değerlendirilmek” anlamına gelir. Şirket bağlamında transparency; kararlar, süreçler, sonuçlar veya tedarik zincirleriyle ilgili önemli bilgileri açıkça paylaşma uygulamasıdır. Işığı geçirme şeklindeki fiziksel özellik değildir. Be praised for + isim veya -ing biçimi, olumlu değerlendirmenin nedenini belirtir. Burada its transparency, Adidas’ın övgü almasının nedenidir.

Alıştırma

Hangi cümlede transparency, bir kuruluşun bilgi ve süreçleri konusunda açık olması anlamında kullanılmıştır?

  1. The agency was praised for its transparency after publishing its full budget and decision records.
  2. The glass was chosen for its transparency because it let in plenty of light.
  3. The director was praised for her honesty because she admitted the mistake.
Cevabı göster

The agency was praised for its transparency after publishing its full budget and decision records.

Recent stories suggest that jobs are coming back to Germany

4:17

Son hikayeler, işlerin Almanya'ya geri döndüğünü gösteriyor

as Adidas improves its highly advanced factory there,

4:19

çünkü Adidas oradaki robotların işin çoğunu yaptığı

where robots do much of the work.

4:22

son derece gelişmiş fabrikasını geliştiriyor.

Adidas sells around 250 million pairs of shoes a year.

4:24

Adidas yılda yaklaşık 250 milyon çift ayakkabı satıyor.

This also includes soccer shoes or boots.

4:27

Buna futbol ayakkabıları veya kramponları da dahil.

We cannot find any sources for the total number Anlatım akışı

4:30

Satılan toplam Adidas ürünlerinin sayısına dair

of Adidas products sold.

4:32

hiçbir kaynak bulamıyoruz.

Anlatım akışı

We cannot find any sources for ...: kanıtın sınırını belirtmek

“We cannot find any sources for” kanıtın sınırını belirtir: konuşan kişiler, istenen toplamı destekleyen bir kaynak bulamamıştır. Bu, böyle bir kaynağın bulunmadığını kanıtlamaz. Şu anda doğrulanabilen bilgilerle hâlâ bilinmeyenleri ayırmak için bu kalıbı bir iddia, sayı veya konudan önce kullanın.

Alıştırma

Raporu, dersteki kaynak sınırlayıcı ifadeyle tamamlayın: ____ the exact sales figure.

Cevabı göster

We cannot find any sources for

As for sneakers, Anlatım akışı

4:33

Spor ayakkabılara gelince,

Yahoo Finance says Adidas is making some distance

4:35

Yahoo Finance, Adidas'ın Nike'ı yakalamada

in catching up to Nike. Öbek fiiller

4:37

biraz mesafe kat ettiğini söylüyor.

Anlatım akışı

As for sneakers: belirli bir konuya geçmek

“As for sneakers,” konuşmanın belirli bir bölümüne geçildiğini gösterir. Dinleyiciye, bir sonraki ifadenin önceki konunun tamamıyla değil özellikle spor ayakkabılarla ilgili olduğunu bildirir. Kalıp as for + isim öbeği şeklindedir ve ardından genellikle virgül gelir. Burada toplam ürün satışlarından spor ayakkabı kategorisine geçerek karşılaştırmayı düzenler.

Alıştırma

Dersteki konu değiştirme ifadesini kullanın: ____ sneakers, the new model is much lighter.

Cevabı göster

As for

Öbek fiiller

catching up to Nike: Nike ile aradaki farkı kapatmak

catching up to Nike ifadesindeki catch up to, önde olan biriyle aradaki farkı azaltmak anlamına gelir. Burada Adidas takip eden, Nike ise pazar payında lider olan taraf olarak gösteriliyor. Bu ifade, liderin seviyesine doğru ilerlemeyi anlatır. Adidas'ın Nike'a zaten yetiştiğini veya onu geçtiğini söylemez.

Alıştırma

“The new app is catching up to its biggest competitor,” cümlesinde ne oluyor?

  1. Yeni uygulama, en büyük rakibini çoktan geçti.
  2. Yeni uygulama, en büyük rakibiyle rekabet etmeyi bıraktı.
  3. Yeni uygulama, en büyük rakibiyle arasındaki farkı azaltıyor.
Cevabı göster

Yeni uygulama, en büyük rakibiyle arasındaki farkı azaltıyor.

Its market share went up from 6.3% in 2016 Dilbilgisi

4:39

Pazar payı 2016'da %6,3'ten

to 11.3% in 2017.

4:42

2017'de %11,3'e yükseldi.

Nike's went down from 35.9% to 34.7%.

4:45

Nike'ınki %35,9'dan %34,7'ye düştü.

Dilbilgisi

went up/down from X to Y: başlangıç ve son değerler

went up from X to Y kalıbı bir artışı bildirir ve iki uç değeri de verir: X başlangıç değeri, Y ise son değerdir. went down from X to Y aynı sıralamayla bir düşüşü bildirir. Burada %6,3'ten %11,3'e değişim 5 yüzde puanlık artış, %35,9'dan %34,7'ye değişim ise 1,2 yüzde puanlık düşüştür. from ... to ... iki değeri bildirir; son değer değişimin miktarı değildir.

Alıştırma

Başlangıç ve son değer kalıbını gereken iki sözcükle tamamlayın: The class average went up ____ 72 ____ 81.

Cevabı göster

from · to

Yahoo points out the biggest reason Adidas is on the rise Notlar

4:49

Yahoo, Adidas'ın yükselişinde en büyük nedenin

Öbek fiiller

Bir gerçeği vurgulayan “points out”

“Points out”, bilgi aktarırken kullanılan ve “bir şeye dikkat çekmek” ya da “açıkça belirtmek” anlamına gelen bir fiil öbeğidir. Burada Yahoo’nun belirlediği temel nedeni sunar ve bu nedeni önemli bir bilgi olarak öne çıkarır. Ardından vurgulanan gerçek, ayrıntı veya fikir gelir: point out + isim öbeği ya da point out + (that) yan cümlesi. Bu cümlede “the biggest reason ...”, Yahoo’nun öne çıkardığı isim öbeğidir.

Alıştırma

Hangi cümle, bilgi aktarılırken önemli bir ayrıntının vurgulandığını en iyi gösterir?

  1. The guide points out that the last bus leaves at nine.
  2. The guide says hello to everyone.
  3. The guide asks where the bus stop is.
Cevabı göster

The guide points out that the last bus leaves at nine.

is because of an industry trend

4:52

bir sektör trendi,

that benefits the brand,

4:54

markaya fayda sağlayan bir trend,

casual sportswear.

4:55

yani günlük spor giyim olduğunu belirtiyor.

Deyimler

Yükseliş eğilimi için “on the rise”

“On the rise”; artmakta, güçlenmekte veya daha popüler hâle gelmekte olmak anlamına gelir. Burada Adidas’ın ticari performansının ve popülerliğinin yükseldiğini anlatır; Adidas’ın bir rakibini çoktan geçtiği anlamına gelmez. Yaygın yapı özne + be + on the rise şeklindedir. Tamamlanmış bir sonucu veya gerçek anlamda yukarı doğru hareketi değil, devam eden bir yükseliş eğilimini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi devam eden bir yükseliş eğilimini anlatan ifadeyle tamamlayın: Demand for electric bikes is ____.

Cevabı göster

on the rise

Apparently, Adidas is just cooler than leisure wear

4:56

Görünüşe göre Nike spora odaklı kalırken,

while Nike stays sports-focused. Dilbilgisi

4:59

Adidas günlük giyimde çok daha havalı.

Dilbilgisi

whereas anlamında karşıtlık bildiren while

Bu cümlede while iki farklı yargıyı birbirine bağlar: Adidas günlük giyimde daha havalı gösterilirken Nike’ın spora odaklanmayı sürdürdüğü belirtilir. Buradaki while, “buna karşılık” veya “oysa” anlamındadır; “... olduğu sırada” biçimindeki zaman anlamını taşımaz. Karşıtlık bildiren while, iki düşünceyi tek bir cümlede yan yana getirir. while’ın karşıtlık mı yoksa zaman mı bildirdiğine karar vermek için iki yanındaki düşüncelerin ilişkisine bakın.

Alıştırma

Şu İngilizce cümlede while neyi gösteriyor: “Maya prefers working early, while Leo is more productive at night.”?

  1. Maya’nın çalışmaya başladığı zaman
  2. Tam olarak aynı anda gerçekleşen iki eylem
  3. Maya ile Leo arasında bir karşıtlık
Cevabı göster

Maya ile Leo arasında bir karşıtlık

According to some media,

5:01

Bazı medyalara göre,

Kanye West's partnership with Adidas has helped the company a lot.

5:02

Kanye West'in Adidas ile ortaklığı şirkete çok yardımcı oldu.

According to a 2016 story by Quartz,

5:06

Quartz'ın 2016 tarihli bir hikayesine göre,

Adidas also dominates the retro scene. Kelime

5:08

Adidas retro sahnesine de hakim durumda.

Kelime

the retro scene ifadesindeki scene

Burada scene, belirli bir tarz veya ilgi alanıyla bağlantılı topluluğu, etkinlikleri ve pazarı ifade eder. The retro scene, fiziksel bir yer veya film sahnesi değil, retro moda ve kültür dünyasıdır. the music scene, fashion scene veya tech scene gibi ifadelerde scene, belirgin bir alanı ve o alanda etkin olan kişileri anlatır. Dominate the scene, o alanda lider konumda olmak veya güçlü etkiye sahip olmak demektir.

Alıştırma

Şu İngilizce cümlede scene ne anlama geliyor: “This festival brought new energy to the local jazz scene.”?

  1. Bir sahnenin arkasındaki boyalı fon
  2. Caz topluluğu ve alanı
  3. Bir filmin kısa bir bölümü
Cevabı göster

Caz topluluğu ve alanı

In 2016, its Adidas Superstar was the top-selling sneaker in the US,

5:10

2016'da Adidas Superstar, ABD'de en çok satan spor ayakkabıydı,

but look at the rest of the list

5:15

ancak listenin geri kalanına bakıldığında

and Nike dominates the lower positions.

5:16

alt sıraları Nike domine ediyor.

In 2017, it looks as though Nike's Tanjun sneaker Dilbilgisi

5:18

2017'de görünüşe göre Nike'ın Tanjun spor ayakkabısı

is going to make the number one spot,

5:21

birinci sıraya yerleşecek,

Dilbilgisi

Temkinli bir çıkarım için looks as though

it looks as though + yan cümle yapısında looks “görünüyor” anlamına gelir; as though ise eldeki işaretlerin gösterdiği durumu tanıtır. Burada satış bilgileri, spor ayakkabının birinci sıraya çıkacağını düşündürüyor. Bu ifade sıralamayı kesinleşmiş bir gerçek olarak değil, kanıtlara dayalı bir tahmin olarak sunar. As though, düşüncenin otomatik olarak gerçek dışı veya yanlış olduğu anlamına gelmez; bunun yalnızca belirsiz bir izlenim olup olmadığını bağlam gösterir.

Alıştırma

Son oylar hâlâ sayılıyor, ancak bir aday açık ara önde. Sonucu temkinli bir çıkarım olarak sunan cümle hangisidir?

  1. Maya has definitely won.
  2. It looks as though Maya will win.
  3. Maya is far ahead right now.
Cevabı göster

It looks as though Maya will win.

but we still have some time to go. Kalıp ifadeler

5:23

ama daha gidecek biraz yolumuz var.

Kalıp ifadeler

have some time to go: kalan zaman

have some time to go ifadesinde some time kalan zaman miktarıdır; to go ise “bitiş noktasına kadar kalan” anlamına gelir. Konuşmacı sürecin bitmediğini, dolayısıyla nihai sonucun hâlâ değişebileceğini söylüyor. Yeniden kullanılabilen kalıp have + miktar + to go şeklindedir: We have ten minutes to go. Miktar, kalan zamanı, mesafeyi veya aşamaları gösterebilir; birinin ayrılması gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Oylama yarın kapanıyor, bu yüzden nihai sonuç henüz bilinmiyor. Hâlâ zaman kaldığını doğal biçimde söyleyen cümle hangisidir?

  1. We still have some time to go.
  2. It's time for us to go.
  3. We still have time to leave.
Cevabı göster

We still have some time to go.

As for each company's diamond product

5:25

Her bir şirketin satışlar ve popülerlik açısından

in terms of sales and popularity,

5:27

elmas ürününe gelince,

it seems for Adidas,

5:29

görünüşe göre Adidas için,

that's its Stan Smith sneakers,

5:30

bu, ilk olarak 1973'te tasarlanan

first designed in 1973,

5:32

ve modası asla geçmeyen bir ayakkabı olan

and a shoe that just never goes out of fashion. Deyimler

5:34

Stan Smith spor ayakkabısı.

Deyimler

never goes out of fashion: modası hiç geçmez

Bu cümlede never goes out of fashion, “zaman geçse de şık kabul edilmeye devam eder” anlamına gelir. Go out of fashion, bir şeyin popülerliğini kaybetmesini veya artık modaya uygun görünmemesini anlatır; never ise bu değişimi reddederek kalıcı çekiciliği vurgular. Bu ifade bir değerlendirme içerir ve biraz tanıtım amaçlı ya da abartılı duyulabilir. Genellikle konuşanın görüşünü belirtir; ürünün kelimenin tam anlamıyla sonsuza kadar moda kalacağına dair bir garanti değildir.

Alıştırma

Cümleyi go out of fashion ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This simple black jacket has looked stylish for decades; it never ____.

Cevabı göster

goes out of fashion

For Nike, its various Nike Air shoes

5:36

Nike için, çeşitli Nike Air ayakkabıları

have been a big seller for a long time, Kalıp ifadeler

5:39

uzun zamandır çok satıyor,

Kalıp ifadeler

big seller: güçlü satış yapan bir ürün

Burada a big seller, büyük miktarlarda satılan veya güçlü satış geliri sağlayan bir ürün ya da ürün grubu anlamına gelir. Seller yalnızca bir şey satan kişiyi veya şirketi değil, satılan şeyi de adlandırabilir. Tekil a big seller ifadesi, tek bir ticari sunum olarak görülen bütün bir modeli veya ürün yelpazesini anlatabilir. Burada Nike Air ayakkabıları bu şekilde ele alınmıştır.

Alıştırma

“Büyük miktarlarda satılan bir ürün” anlamındaki perakende ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The reusable bottle sold 50,000 units in one month, making it ____ for the company.

Cevabı göster

a big seller

although we can't get an exact number

5:41

her ne kadar tüm sürümlerde satılan

of pairs sold through all iterations.

5:42

tam çift sayısını elde edemesek de.

Adidas made the headlines this year Deyimler

5:45

Adidas bu yıl,

Deyimler

made the headlines: medyada büyük ilgi görmek

Bu cümlede made the headlines, Adidas’ın haberlerde geniş ve dikkat çekici biçimde yer aldığı anlamına gelir. Adidas önemli bir haber konusu olmuştur; kelimenin tam anlamıyla haber başlıklarını hazırlamamıştır. X makes/made the headlines kalıbı, X’in medyada önemli ölçüde ilgi gördüğünü anlatır. Yalnızca gazetenin ön sayfasını değil, televizyon, internet siteleri, sosyal medya veya basılı yayınlardaki haberleri de kapsayabilir.

Alıştırma

Örnekte made the headlines ne anlama geliyor?

  1. Adidas medyada geniş ve dikkat çekici biçimde yer aldı.
  2. Adidas, Air Jordans hakkındaki bütün haberleri durdurdu.
  3. Adidas haber yazılarının başlıklarını yazdı.
Cevabı göster

Adidas medyada geniş ve dikkat çekici biçimde yer aldı.

when it was reported that finally

5:47

büyük ölçüde bazı güçlü sponsorluklar sayesinde,

it had knocked Nike Air Jordans Deyimler

5:48

nihayet Nike Air Jordans'ı

from the number one spot,

5:50

birinci sıradan ettiğinin

Deyimler

knock X from the number one spot: lideri birincilikten indirmek

Burada knocked Nike Air Jordans from the number one spot, Adidas’ın ilgili sıralamada Air Jordans’ı geçerek onun birinciliğine son verdiği anlamına gelir. Knocked mecazidir; fiziksel bir vurma eylemi değildir. Kullanılabilecek kalıp A knocked B from the number one spot biçimindedir. A yeni lider veya değişime yol açan taraftır; B ise önceki liderdir. Bu ifade değişime güçlü ve rekabetçi bir hava katar.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıptaki fiille tamamlayın: Within a week, the new game ____ the longtime leader from the number one spot.

Cevabı göster

knocked

thanks in part to some strong endorsements. Notlar

5:51

bildirilmesiyle manşetlere çıktı.

Kalıp ifadeler

Thanks in part to: katkıda bulunan nedenlerden birini belirtmek

Thanks in part to + isim öbeği, sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olan bir nedeni belirtir. In part ifadeyi sınırlar: bu desteklerin katkısı olmuştur, ancak başka nedenler de önemli olmuş olabilir. Buradaki thanks to birine teşekkür etmeyi değil, neden-sonuç ilişkisini ifade eder. Bu kalıp çoğu zaman ilgili etkeni olumlu gösterir; ancak bu cümledeki temel görevi sonucun yalnızca bir bölümünü o etkene bağlamaktır.

Alıştırma

Örnekte thanks in part to ne anlama geliyor?

  1. Destekler kesinlikle tek nedendi.
  2. Birisi destek veren kişilere şahsen teşekkür etti.
  3. Destekler sonuca katkıda bulunan nedenlerden biriydi, ancak tek neden olmayabilirlerdi.
Cevabı göster

Destekler sonuca katkıda bulunan nedenlerden biriydi, ancak tek neden olmayabilirlerdi.

Kelime

Pazarlamada strong endorsements

Bu ticari bağlamda endorsements, tanınmış kişi veya kuruluşların kamuya açık destek ya da tanıtım faaliyetlerini ifade eder. Strong, bu desteğin etkili, güvenilir veya çok görünür olduğunu belirtir; fiziksel olarak güçlü olduğu anlamına gelmez. Çoğul biçim, bu türden birden fazla destek veya tanıtım ilişkisi bulunduğunu gösterir. Bu ifade, güvenilir kişilerin itibarlarını bir markayla ilişkilendirmesiyle oluşan pazarlama gücünü açıklar.

Alıştırma

Bir pazarlama raporunda strong endorsements büyük olasılıkla neyi ifade eder?

  1. Tanınmış kişi veya kuruluşlardan gelen etkili kamuoyu desteği ya da tanıtım
  2. Banka çeklerinin arkasına eklenen imzalar
  3. Yalnızca bir etkinliği finanse etmek için yapılan büyük ödemeler
Cevabı göster

Tanınmış kişi veya kuruluşlardan gelen etkili kamuoyu desteği ya da tanıtım

When most websites talk about the world's most important sneaker

5:53

Çoğu web sitesi dünyanın en önemli spor ayakkabısından bahsettiğinde,

of all time,

5:56

tüm zamanlara ait,

they are usually referring to America.

5:57

genellikle Amerika'yı kastederler.

The word sneaker is primarily American, Kelime

5:59

Sneaker kelimesi öncelikle Amerikan kelimesidir

and most websites that write on this topic are American.

6:01

ve bu konuda yazan çoğu web sitesi Amerikandır.

Kelime

Öncelikle Amerikan İngilizcesinde kullanılan sneaker

Bu cümlede sneaker, spor tarzı veya günlük bir ayakkabı anlamına gelir ve ağırlıklı olarak Amerikan İngilizcesine ait bir sözcük olarak tanımlanır. Primarily güçlü bir bölgesel ilişki belirtir, kesin bir kural koymaz; Amerika Birleşik Devletleri dışındaki kişiler de bu sözcüğü bilebilir veya kullanabilir. Bu bölgesel etiket, Amerikan internet sitelerinin neden sneaker sözcüğünü tercih ettiğini açıklar. Kendi sözcük seçiminizde, bölgesel bir terimin her yerde tercih edildiğini varsaymak yerine hedef kitleye uygun ifadeyi seçin.

Alıştırma

ABD'deki bir günlük ayakkabı sitesinde genel ürün kategorisi için en doğal etiket hangisidir?

  1. Trainers
  2. Sneakers
  3. Running shoes
Cevabı göster

Sneakers

This does make some sense as the US is Dilbilgisi

6:04

ABD'nin dünyanın en büyük spor malzemeleri pazarı olduğu düşünüldüğünde

the world's biggest sporting goods market.

6:07

bu mantıklıdır.

Dilbilgisi

does make some sense ifadesindeki vurgulu does

Buradaki does, olumlu bir cümlede kullanılan vurgu yardımcı fiilidir. Make some sense ifadesini vurgular: yazar, özellikle şüpheyle karşılanabilecek bir noktayı doğrularken veya kısmen kabul ederken açıklamanın gerçekten makul olduğunu söylüyor. Vurgulu does sonrasında makes değil, fiilin yalın biçimi make kullanılır. Some sense de iddiayı sınırlar: durum bir ölçüde anlaşılabilir, ancak yazar tamamen ikna edici olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi, tekil özneyle uyumlu geniş zaman vurgu yardımcı fiiliyle tamamlayın: Her explanation ____ make some sense, even if I am not fully convinced.

Cevabı göster

does

Time Magazine created a list of the most important sneakers

6:09

Time Dergisi tüm zamanların

of all time.

6:11

en önemli spor ayakkabılarının bir listesini oluşturdu.

This included Nike Air Jordan,

6:12

Buna Nike Air Jordan,

Nike Air Max,

6:14

Nike Air Max,

Nike Cortez,

6:15

Nike Cortez,

Adidas Superstars,

6:16

Adidas Superstars,

and Adidas Stan Smith.

6:18

ve Adidas Stan Smith de dahildi.

Unfortunately, there is no definitive list of the best-selling sports shoes Kalıp ifadeler

6:19

Ne yazık ki, tüm zamanların

of all time.

6:23

en çok satan spor ayakkabılarına dair kesin bir liste yok.

Kalıp ifadeler

Definitive list: kesin ve güvenilir bir kaynak

Bu cümlede definitive list, hangi spor ayakkabıların en çok sattığı sorusunu sonuçlandıracak kadar güvenilir, otorite kabul edilen ve kesin bir listeyi ifade eder. Böyle bir listenin bulunmadığını söylemek, mevcut kanıtların genel kabul gören nihai bir sıralamayı desteklemediğini belirtir. Definitive yalnızca “ayrıntılı” veya “uzun” demek değildir. Kaynağın ya da kanıtın belirleyici kabul edilebileceği anlamını da taşır.

Alıştırma

“There is no definitive list of the winners,” cümlesinde definitive neyi ima eder?

  1. Liste alfabetik sırayla düzenlenirdi.
  2. Liste birçok görsel ayrıntı içerirdi.
  3. Liste, soruyu sonuçlandıracak kadar güvenilir ve kesin olurdu.
Cevabı göster

Liste, soruyu sonuçlandıracak kadar güvenilir ve kesin olurdu.

We'll let you debate what the best sneaker

6:24

Tüm zamanların en iyi spor ayakkabısının

of all time is,

6:25

ne olduğu tartışmasını size bırakıyoruz,

and perhaps you can come to an agreement. Kalıp ifadeler

6:26

ve belki bir anlaşmaya varabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

Görüşme sonrasında come to an agreement

Come to an agreement, bir görüşmeden sonra ortak bir karara veya tutuma ulaşmak demektir. Bu cümlede insanlar en iyi spor ayakkabısı hakkında farklı görüşlerle başlayabilir, sonra ortak bir sonuca varana kadar tartışabilirler. Burada come to, bir yere doğru hareket etmeyi değil, soyut bir sonuca ulaşmayı anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp come to an agreement with someone on or about something şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi come to an agreement ifadesinin uygun geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After an hour of negotiation, the two sides finally ____ on the delivery date.

Cevabı göster

came to an agreement

If you haven't already done so,

6:28

Henüz yapmadıysanız,

be sure to check out and subscribe

6:29

Fuzzy and Nuts adlı yeni YouTube kanalımıza

to our new YouTube channel called Fuzzy and Nuts.

6:30

göz atmayı ve abone olmayı unutmayın.

This week, Fuzzy tries the hottest pepper

6:33

Bu hafta Fuzzy dünyanın

on Earth,

6:34

en acı biberini deniyor,

and the results are both hilarious and educational.

6:35

ve sonuçlar hem eğlenceli hem de eğitici.

Tune in to see how Nuts gets him to eat it

6:37

Nuts'ın onu yemeye nasıl ikna ettiğini

and how she ultimately gets her comeuppance. Deyimler

6:39

ve sonunda kendi cezasını nasıl bulduğunu görmek için izleyin.

Deyimler

gets her comeuppance: hak ettiği olumsuz sonucu yaşamak

gets her comeuppance ifadesinde her iyelik belirleyicisi Nuts'ı gösterir. get + iyelik belirleyicisi + comeuppance kalıbı, kişinin önceki davranışları nedeniyle hak ettiği düşünülen kötü bir sonucu yaşaması anlamına gelir. Comeuppance olumsuz sonuçtur; bir ödül ya da sadece herhangi bir şaşırtıcı sonuç değildir. Bu ifade, neden-sonuç ilişkisi içeren bir hikâyeyi ahlaki bir yargıyla tamamlar: konuşanın sonucu yerini bulan bir adalet olarak gördüğünü belirtir. Buradaki ultimately, bunun en sonunda gerçekleştiğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi geçmiş zaman kalıbı get + iyelik belirleyicisi + comeuppance ile tamamlayın: After months of cheating customers, the dishonest seller finally ____.

Cevabı göster

got his comeuppance

Give it a watch and let us know what you think.

6:41

Bir göz atın ve ne düşündüğünüzü bize bildirin.

See you next time.

6:43

Bir dahaki sefere görüşürüz.