İn vitro fertilizasyon (Tüp Bebek - IVF) nasıl çalışır - Nassim Assefi ve Brian A. Levine: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, doğal döllenme ve gebeliğin nasıl gerçekleştiğini, tüp bebek tedavisinin bu biyolojik aşamaları laboratuvarda nasıl uyarladığını ve teknolojinin gelecekte neden yaygınlaşabileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. works by mimicking — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: by sonrasında kullanılan -ing biçiminin, bir şeyin hangi mekanizmayla çalıştığını gösterdiğini anlayabilirsiniz. Bu kısa kalıpla bilimsel süreçleri veya teknolojileri, bir sistemi taklit ettiği doğal model, eylem ya da yöntemle doğrudan ilişkilendirerek açıklayabilirsiniz. 2. Fertilization can occur by one of two techniques. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Ayrıntılar verilmeden önce iki seçeneğin geleceğini bildiren yönlendirici bir cümleyi tanıyabilirsiniz. Bu yapı, dinleyiciyi laboratuvar sürecindeki birinci ve ikinci yöntemin düzenli biçimde açıklanmasına hazırlar. 3. it's not inconceivable that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bu çifte olumsuzluğu, gelecekteki bir sonucun kesin olduğu değil, mümkün olduğu yönünde temkinli bir ifade olarak yorumlayabilirsiniz. Bilimsel değerlendirmelerde beklenen belirsizliği koruyarak eğilimlere dayalı ölçülü bir tahminde bulunmak için kullanabilirsiniz.
Bu derste
to be born by in vitro fertilization or IVF. Kelime
0:10in vitro fertilizasyon veya IVF yoluyla doğan ilk bebeği oldu.
IVF tarihinde tarihsel bir referans olarak Louise Brown
Louise Brown, in vitro fertilizasyon (IVF) yoluyla dünyaya gelen dünyadaki ilk kişidir. Onun adı konuya tarihsel bir başlangıç noktası kazandırır. Burada kurgusal ya da sıradan bir hastadan değil, IVF tarihinde dönüm noktası olan belirli bir kişiden söz edilir.
Alıştırma
Cümlede neden Louise Brown'ın adı geçiyor?
- Sıradan bir klinik hastasına ilişkin kurgusal bir örnek vermek için
- IVF tarihinde dönüm noktası olan bir kişiyi belirtmek için
- Louise Brown'ı IVF'nin mucidi olarak tanıtmak için
Cevabı göster
IVF tarihinde dönüm noktası olan bir kişiyi belirtmek için
in vitro fertilization or IVF: tam terim ve kısaltma
in vitro fertilization, bir yumurtanın vücut dışında döllendiği tıbbi süreci ifade eder. IVF, bu üç sözcüğün ilk harflerinden oluşturulan bir kısaltmadır. “in vitro fertilization or IVF” ifadesinde or, farklı bir tedaviyi değil, aynı sürecin ikinci bir adını tanıtır. “Tam terim + or + kısaltma” yapısı, metnin daha sonra yalnızca IVF kullanmasına olanak tanır. Bu teknik ifadede in vitro, “canlı bir organizmanın dışındaki laboratuvar ortamında” demektir; “camın içinde” anlamına gelen sıradan bir yer ifadesi değildir.
Alıştırma
“The clinic offers in vitro fertilization, or IVF, to eligible patients,” cümlesinde “or IVF” ne işe yarar?
- Aynı tedavi için kısaltılmış bir ad verir.
- Tedavinin camın içinde yapıldığını söyler.
- Farklı bir tedaviyi tanıtır.
Cevabı göster
Aynı tedavi için kısaltılmış bir ad verir.
Her birth revolutionized the field of reproductive medicine. Kelime
0:14Doğumu üreme tıbbı alanında devrim yarattı.
revolutionized the field of reproductive medicine: üreme tıbbı alanında devrim yarattı
Bu cümlede revolutionized the field of reproductive medicine, üreme tıbbı uzmanlık alanında köklü ve geniş kapsamlı bir değişime yol açtı anlamına gelir. Revolutionized, changed sözcüğünden çok daha güçlüdür; tüm alanın yöntemlerinin, olanaklarının veya yönünün değiştiğini düşündürür. Buradaki field, tarım yapılan araziyi değil, bir çalışma veya mesleki faaliyet alanını ifade eder. revolutionize the field of + alan adı kalıbı, büyük bilimsel, tıbbi veya teknolojik gelişmeler anlatılırken sıkça kullanılır.
Alıştırma
Yeni bir tekniğin mesleki bir alanın tamamında büyük bir dönüşüm yarattığını en açık biçimde hangi cümle ifade eder?
- The new technique made a small change to one cancer treatment.
- The new technique was tested in a field near the clinic.
- The new technique revolutionized the field of cancer treatment.
Cevabı göster
The new technique revolutionized the field of cancer treatment.
Given that approximately one in eight heterosexual couples has difficulty conceiving Notlar
0:17Yaklaşık her sekiz heteroseksüel çiftten birinin gebe kalmakta güçlük çektiği
Approximately one in eight: tahmini bir oranı ifade etmek
Approximately one in eight, “yaklaşık sekizde bir” anlamına gelir; bu da yaklaşık %12,5’tir. Buradaki in, fiziksel bir konumu değil, bir grup içindeki oranı belirtir. one in + number kalıbı, oranları ve riskleri ifade ederken yaygın olarak kullanılır. Approximately, sayının bir tahmin olduğunu gösterir; her ayrı sekizli grupta mutlaka tam olarak bir vaka bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“Yaklaşık sekizde bir” anlamını vermek için approximately ve one in + number kalıbını kullanın: The survey found that ____ residents worked from home.
Cevabı göster
approximately one in eight
Has difficulty conceiving: have difficulty + -ing kalıbı
Has difficulty conceiving, bir eylem ya da sürecin zor olduğunu anlatan have difficulty + -ing formu kalıbını kullanır. Conceiving, conceive fiilinin -ing biçimidir; bu yüzden bu kalıpta difficulty to conceive doğal değildir. Burada conceiving, gebeliğin başarıyla başlaması anlamına gelir. approximately one in eight heterosexual couples şeklindeki tam oran ifadesinde tekil çekirdek one olduğu için fiil has biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için understand fiilinin -ing biçimini kullanın: I have difficulty ____ people when they speak very quickly.
Cevabı göster
understanding
and that homosexual couples and single parents often need clinical help to make a baby, Kelime
0:22ve eşcinsel çiftler ile bekar ebeveynlerin bebek sahibi olmak için sıklıkla klinik yardıma ihtiyaç duyduğu göz önüne alındığında,
clinical help to make a baby: üreme için tıbbi destek
Bu cümlede clinical help, bir klinik aracılığıyla sunulan bakım veya teknoloji gibi profesyonel tıbbi desteği ifade eder. Clinical, yardımın sağlık hizmetlerinin bir parçası olduğunu gösterir; burada duygusal olarak soğuk anlamına gelmez. Make a baby, conceive veya have a child demenin gündelik bir yoludur. İfade bir bütün olarak üremeye yönelik tıbbi yardımı anlatır; sıradan bir yardım ya da bir şeyi «yapmak» üzerine kurulmuş bir şaka değildir.
Alıştırma
Bu cümlede clinical help ne anlama geliyor?
- Arkadaşların veya akrabaların sunduğu gündelik yardım
- Tıp uzmanları veya tıbbi teknoloji yoluyla sağlanan yardım
- Soğuk ve kaba bir tavırla sağlanan yardım
Cevabı göster
Tıp uzmanları veya tıbbi teknoloji yoluyla sağlanan yardım
Given that: önce arka plan, sonra sonuç
Given that, “... gerçeği göz önüne alındığında” anlamına gelir. Ana cümlede söylenenlere temel oluşturan bilgiyi tanıtır; burada bir bağlantı ifadesidir, give fiilinin edilgen biçimi değildir. Bu cümlede Given that, birbiriyle eşgüdümlü iki arka plan gerçeğini tanıtır: İlk that yan cümlesi hemen ardından başlar, diğeri and that ile eklenir. Ardından ana cümle olan the demand for IVF has been growing sonuç olarak gelir. Yeniden kullanılabilen bilgi düzeni şöyledir: bilinen veya kabul edilen arka plan → sonuç ya da karar.
Alıştırma
Kabul edilen bir gerçeği sonuçtan önce sunmak için Given that ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Given by that the roads are icy, the school will open late.
- Given that the roads are icy, the school will open late.
- Given that the roads are icy and the school will open late.
Cevabı göster
Given that the roads are icy, the school will open late.
the demand for IVF has been growing: tüp bebek tedavisine yönelik talep artıyor
the demand for IVF ifadesinde demand, bir hizmete erişme ihtiyacı veya isteği anlamındaki bir isimdir. «Emir» anlamına gelmez. Bir ürün, hizmet veya kaynağa yönelik talep için demand for + ürün, hizmet veya kaynak yapısı kullanılır. has been growing, present perfect continuous yapısıdır. Artışı geçmişte başlayan ve bugüne kadar devam eden bir eğilim olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi for ve grow fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: The demand ____ home-care services ____ steadily over the past five years.
Cevabı göster
for · has been growing
more than 5 million babies have been born through this technology.
0:32bu teknoloji aracılığıyla 5 milyondan fazla bebek dünyaya gelmiştir.
so common that: dereceyi sonuca bağlayan yapı
so + sıfat + that yan cümlesi yapısında so sıfatın derecesini güçlendirir; that yan cümlesi ise bu yüksek derecenin sonucunu veya kanıtını sunar. Burada so common that, doğum sayısını IVF'nin ne kadar yaygınlaştığının kanıtı olarak gösterir. Buradaki so, tek başına “bu yüzden” anlamındaki bağlaç olarak okunmamalıdır. Bu kalıpta so sıfatla birlikte kullanılır ve that yan cümlesi derece-sonuç ilişkisini tamamlar.
Alıştırma
Cümleyi so + sıfat + that sonuç yapısıyla tamamlayın: The box was ____ heavy ____ I could not lift it alone.
Cevabı göster
so · that
works by mimicking: by + -ing ile bir mekanizmayı açıklamak
work by + -ing biçimi kalıbı, bir aracın, sistemin veya sürecin çalışmasını sağlayan yöntemi ya da mekanizmayı açıklar. works by mimicking ifadesinde by “bu yöntem aracılığıyla” anlamına gelir; mimicking ise by edatından sonra gereken -ing biçimidir. Bu kalıp “Nasıl çalışır?” sorusunu yanıtlar. Özne çalışan şeyi veya süreci, -ing biçimindeki eylem ise onun çalışma yöntemini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi works by ve detect fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: This smoke alarm ____ smoke in the air.
Cevabı göster
works by detecting
we first need to take a look at the natural process of baby-making. Notlar
0:44öncelikle bebek yapımının doğal sürecine bir göz atmamız gerekir.
In order to understand IVF: öğrenme yolunu belirlemek
“In order to understand IVF” amaç bildiren bir ifadedir. Cümlenin başında yer aldığında, dinleyiciye sıradaki arka plan konusunun neden anlatılacağını söyler; ana cümle de ardından ilk adımı belirtir. Açıklamalarda “In order to understand X, we first need to...” kalıbı bilgiyi gerekli ön bilgiden ana konuya doğru düzenler. Amaç ifadesi ana sonucu bildirmek yerine açıklamanın izleneceği yolu gösterir.
Alıştırma
“In order to understand X, we first need to examine Y” cümlesindeki başlangıç ifadesinin görevi nedir?
- Y’yi, X’i anlamak için gerekli ön bilgi olarak sunar.
- X’in zaten tamamen açıklandığını söyler.
- X ile Y’nin birbiriyle ilgisiz olduğunu söyler.
Cevabı göster
Y’yi, X’i anlamak için gerekli ön bilgi olarak sunar.
take a look at: bir şeye kısaca bakmak veya onu ele almak
“Take a look at”, bir şeye bakmak, onu kontrol etmek veya kısaca ele almak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada nesnesi bir süreç olduğu için yalnızca gözle bakmayı değil, bu süreci incelemeyi veya öğrenmeyi ifade eder. Bu ifade, ders, sunum veya tartışmada dikkati doğal biçimde bir sonraki konuya yöneltmek için de kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz, “kısaca incelemek” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before we decide, let's ____ the latest figures.
Cevabı göster
take a look at
natural process of baby-making: üremeyi anlatan gayriresmî bir ifade
Burada natural process of baby-making, bir bebeğin oluşmasına ilişkin biyolojik süreci ifade eder. Baby-making, insan üremesinden genel olarak söz etmenin gündelik ve kolay anlaşılır bir yoludur; bu nedenle bilimsel konuyu daha az teknik gösterir. Bu ifade geniş anlamlı ve gayriresmî olduğundan belirli bir tıbbi aşamayı veya işlemi tam olarak adlandırmaz.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Resmî bir tıp makalesinde baby-making genellikle human reproduction ifadesinden daha uygundur.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
Believe it or not: şaşırtıcı bir gerçeği haber vermek
Believe it or not, konuşmacının dinleyiciyi şaşırtabileceğini düşündüğü bir bilgiden önce kullanılan bir söylem belirtecidir. Yaklaşık olarak “buna inanmak zor olabilir ama bu doğru” anlamına gelir. Normalde dinleyiciden bir şeye inanıp inanmamaya karar vermesini istemez. Amacı dikkat çekmek ve dinleyiciyi beklenmedik bir gerçeğe hazırlamaktır.
Alıştırma
Bir konuşmacı Believe it or not ile başladığında genellikle ne yapar?
- Konuşmacının bilginin doğru olup olmadığını bilmediğini göstermek
- Dinleyiciyi şaşırtabilecek bir bilgiyi tanıtmak
- Dinleyiciden resmî bir karar vermesini istemek
Cevabı göster
Dinleyiciyi şaşırtabilecek bir bilgiyi tanıtmak
It all starts in the brain: bir sürecin başlangıç noktasını belirtmek
Bu cümlede it, açıklanan doğal yolla döllenme sürecinin tamamını ifade eder. It all starts in the brain, açıklamanın ilk noktasını belirler: Beynin kontrol ettiği hormon sinyalleri olaylar zincirini başlatır. Bu ifade, bebeğin beyinde oluştuğu anlamına gelmez. It all starts in/with ... kalıbı, karmaşık bir süreci tek ve net bir başlangıç noktasında özetler. in, in the brain örneğindeki gibi bir yer veya sistem için; with ise ilk olay, unsur ya da koşul için kullanılır.
Alıştırma
"Tüm süreç burada başlar" anlamını veren hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ a clear plan.
Cevabı göster
It all starts with
Roughly 15 days before fertilization can happen, Dilbilgisi
0:53Döllenmenin gerçekleşebileceği zamandan yaklaşık 15 gün önce,
the anterior pituitary gland secretes follicle-stimulating hormone, FSH, Kelime
0:56ön hipofiz bezi, folikül uyarıcı hormon (FSH) salgılar,
Roughly 15 days before ... can happen: bir olayı daha erken bir zamana yerleştirmek
Roughly 15 days before fertilization can happen, ana cümledeki olayı döllenmenin mümkün hâle geldiği noktadan yaklaşık 15 gün önceye yerleştirir. Roughly, 15 günün kesin bir süre değil, tahmin olduğunu belirtir. roughly + süre + before + cümle kalıbı, bir süreci zaman sırasına göre düzenler. before ile başlayan cümlede can happen, daha sonraki referans noktasında olasılık ifade eder; cümleyi geçmiş zamana dönüştürmez.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama gelir? Roughly three days before the seeds can sprout, they begin absorbing water.
- Tohumlar, filizlenmenin mümkün olmasından yaklaşık üç gün önce su emmeye başlar.
- Tohumların su emmeye başladıktan tam üç gün sonra filizleneceği kesindir.
- Tohumlar filizlendikten üç gün sonra su emmeye başlar.
Cevabı göster
Tohumlar, filizlenmenin mümkün olmasından yaklaşık üç gün önce su emmeye başlar.
the anterior pituitary gland: anatomik bir ad
the anterior pituitary gland, hipofiz bezinin ön lobunu ifade eder. Buradaki anterior anatomik bir konum sözcüğüdür; zaman açısından “önceki” anlamına değil, öne doğru olan bölüme işaret eder. Bu ifade, teknik terimlerde sık görülen “konum sıfatı + organ adı” kalıbını izler. Bu kalıbı tanımak anterior chamber veya posterior pituitary gland gibi adları anlamayı da kolaylaştırır.
Alıştırma
the anterior pituitary gland ifadesinde anterior neyi belirtir?
- bezin ürettiği hormon
- bezin ön kısmı
- bezin geçmişindeki daha önceki bir dönem
Cevabı göster
bezin ön kısmı
follicle-stimulating hormone, FSH: tam terim ve kısaltma
Follicle-stimulating hormone hormonun tam adıdır; FSH ise follicle, stimulating ve hormone sözcüklerinin ilk harflerinden oluşan bir baş harf kısaltmasıdır. FSH'nin tam terimden sonra verilmesi kısa biçimi tanıtır. Bu bağlantı kurulduktan sonra sonraki cümlelerde aynı hormonu belirtmek için yalnızca FSH kullanılabilir.
Alıştırma
Örnekte FSH ile follicle-stimulating hormone arasındaki ilişki nedir?
- FSH, hormonun tam adının kısaltmasıdır.
- FSH, farklı bir hormonu tanıtır.
- FSH, hormonu salgılayan organın adıdır.
Cevabı göster
FSH, hormonun tam adının kısaltmasıdır.
which ripens a handful of follicles of the ovary Kalıp ifadeler
1:02bu da yumurtalıktaki bir avuç folikülü olgunlaştırır
a handful of follicles: az ve yaklaşık bir sayı
Bu cümlede a handful of follicles, az ve kesin olarak belirtilmemiş sayıda folikül anlamına gelir. Sayının az olduğunu vurgular ancak net bir sayı vermez. Burada handful mecazidir; foliküllerin gerçekten bir elde tutulduğu anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı a handful of + çoğul sayılabilen isim şeklindedir.
Alıştırma
Az ve kesin olmayan bir sayıyı ifade etmek için cümleyi a handful of ile tamamlayın: Only ____ tickets remain for tonight's show.
Cevabı göster
a handful of
and on average only one follicle becomes fully mature. Kalıp ifadeler
1:09ve ortalama olarak sadece bir folikül tamamen olgunlaşır.
on average: her durum değil, sayısal ortalama
Bu cümlede on average, bir sayısının birden fazla durumdan elde edilen ortalama olduğunu gösterir. Her tekil durumda mutlaka ne olacağını değil, genel örüntüyü anlatır. Bu sınırlayıcı ifade, önermeyi istatistiksel düzeyde tutar: ortalama bir olsa bile tek tek değerler birden yüksek veya düşük olabilir.
Alıştırma
Yorumun doğru olup olmadığına karar verin: 'On average, each delivery takes thirty minutes' her teslimatın tam olarak otuz dakika sürdüğü anlamına gelir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
As it grows and continues to release estrogen,
1:14Büyüdükçe ve östrojen salgılamaya devam ettikçe,
this hormone not only helps coordinate growth and preparation of the uterus, Dilbilgisi
1:17bu hormon sadece rahmin büyümesini ve hazırlanmasını koordine etmeye yardımcı olmakla kalmaz,
it also communicates to the brain how well the follicle is developing.
1:21aynı zamanda folikülün ne kadar iyi geliştiğini de beyne iletir.
not only helps ... it also communicates: ikinci bir işlev eklemek
Burada not only ... it also ... aynı öznenin, yani estrogen anlamındaki this hormone ifadesinin iki olumlu işlevini sunar. İlk işlev rahmin büyümesini ve hazırlanmasını koordine etmeye yardımcı olmaktır; ikincisi ise folikülün gelişimini beyne iletmektir. not, not only yapısının parçasıdır ve helps fiilini olumsuz yapmaz. Yeniden kullanılabilecek kalıp özne + not only + fiil öbeği; özne veya zamir + also + fiil öbeği şeklindedir. İkinci cümlecik başka bir önemli işlev ekler ve genellikle ilerleme duygusu yaratır.
Alıştırma
İlk işlevden önce not only, ikinci işlevden önce also yazarak cümleyi tamamlayın: The sensor ____ detects smoke; it ____ sends an alert.
Cevabı göster
not only · also
the anterior pituitary releases a surge of luteinizing hormone, LH, Kelime
1:29ön hipofiz aniden lüteinleştirici hormon (LH) salgılar,
releases a surge of luteinizing hormone, LH: bir anda büyük miktarda LH salgılamak
Bu cümlede releases a surge of luteinizing hormone, ön hipofizin bu hormondan aniden büyük miktarda salgıladığı anlamına gelir. Buradaki surge, hızlı ve belirgin bir artışı ya da ani bir salınımı anlatır; gerçek anlamda bir deniz dalgası değildir. Luteinizing hormone ve LH aynı hormonu adlandırır. Virgüller LH'yi kısaltma olarak tanıtır; yani cümlede iki farklı madde sıralanmamaktadır.
Alıştırma
Hangi cümlede a surge of ani ve keskin bir artışı göstermek için kullanılmıştır?
- The clinic scheduled appointments months in advance.
- The clinic reported a surge of appointments after the holiday.
- The clinic reported the same number of appointments every week.
Cevabı göster
The clinic reported a surge of appointments after the holiday.
triggers ovulation: yumurtlamayı tetiklemek
Trigger burada “bir sürecin başlamasını sağlamak” anlamında bir fiildir. Triggers ovulation, daha önce sözü edilen hormon artışının yumurtlamayı başlatan doğrudan sinyal olarak işlev gördüğünü belirtir; trigger burada bir silahın tetiğini ifade etmez. Trigger + olay, tepki veya süreç kalıbı, bilimsel neden-sonuç açıklamalarında yaygındır. Bir etkeni sonraki adımı etkinleştiren sinyal olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle sıcaklık değişimini çimlenmeyi başlatan etkinleştirici sinyal olarak sunmaktadır?
- The temperature change triggers seed germination.
- The temperature change is measured during seed germination.
- The temperature change follows seed germination.
Cevabı göster
The temperature change triggers seed germination.
and causes the follicle to rupture and release the egg. Dilbilgisi
1:37ve folikülün çatlamasına ve yumurtayı serbest bırakmasına neden olur.
When ... is high enough: tetikleme düzeyine ulaşmak
When ile başlayan yan cümlecik, ardından gelen süreci başlatan koşulu belirtir. Östrojen gerekli düzeye ulaştığında ön hipofizin ani ve yoğun biçimde luteinleştirici hormon salgıladığı anlamına gelir. high enough ifadesinde enough, high sıfatından sonra gelir ve 'bir sonuç için gereken dereceye kadar' anlamını taşır. Yalnızca very high anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp When + özne + be + sıfat + enough, + sonuç şeklindedir.
Alıştırma
Eşik koşulunu tamamlamak için high sözcüğünün sıfat + enough biçimini kullanın: When the water level is ____, the safety gate opens.
Cevabı göster
high enough
causes the follicle to rupture and release: cause + nesne + to-infinitive
Buradaki yapı cause + nesne + to-infinitive biçimindedir: causes + the follicle + to rupture. Bir etkenin belirli bir sonucun ortaya çıkmasına yol açtığını anlatır; the follicle, sonraki iki fiilin anlamca öznesidir. to, eş görevli rupture ve release fiillerinin ikisi için de geçerlidir; bu yüzden release önünde tekrar edilmez. Fiiller farklı aşamaları belirtir: folikül yırtılır ve ardından yumurtayı serbest bırakır.
Alıştırma
Fiilleri verilen sırada kullanarak ve ikisinin önüne yalnızca bir to getirerek cümleyi tamamlayın: Extreme heat causes the rails ____. (expand and bend)
Cevabı göster
to expand and bend
it is directed into the fallopian tube by the finger-like fimbriae. Kelime
1:44parmak benzeri fimbriyalar tarafından fallop tüpüne yönlendirilir.
Once the egg leaves: zaman bağlacı olarak once
Burada once, “belirtilen adım tamamlanır tamamlanmaz” veya “o adım tamamlandığında” anlamına gelen bir zaman bağlacıdır. Once the egg leaves yan cümlesi, sonraki aşamayı başlatan olayı belirtir. Buradaki once, “bir kez” anlamına gelmez. Düzenli bir süreç anlatılırken once ile başlayan yan cümlede leaves örneğindeki gibi genellikle geniş zaman kullanılır. Geleceğe gönderme yapan once yan cümlelerinde de normalde will yerine geniş zaman kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede once, “o adım tamamlanır tamamlanmaz” anlamında bir zaman bağlacı olarak kullanılmıştır?
- I visited that museum once.
- The bus comes once every hour.
- Once the report is ready, email it to the client.
Cevabı göster
Once the report is ready, email it to the client.
fallopian tube: yumurtanın rahme doğru izlediği yol
Fallopian tube, yumurtalıkların yakınındaki bölgeden rahme uzanan çift tüplerden birinin sabit anatomik adıdır. Bu cümlede yumurtanın girdiği belirli yapıyı adlandırır; tube burada herhangi bir tüp anlamına gelmez. Resmî anatomi İngilizcesinde uterine tube terimi de kullanılır. İfadenin tamamını tanımak, yumurtanın rahme doğru izlediği yolu anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu anatomi bağlamında fallopian tube neyi ifade eder?
- Yumurtayı rahme doğru taşıyan bir üreme sistemi tüpü
- Rahmin iç yüzeyindeki doku
- Yumurtayı serbest bırakan organ
Cevabı göster
Yumurtayı rahme doğru taşıyan bir üreme sistemi tüpü
finger-like fimbriae: -like ile biçim benzetmesi
Fimbriae, fimbria sözcüğünün çoğuludur. Burada fallop tüpünün ucunda bulunan ve yumurtanın tüpe girmesine yardımcı olan küçük çıkıntılardan oluşan saçağı adlandırır. Finger-like bu çıkıntıların biçimini anlatır: Biraz parmağa benzerler, ancak gerçek parmak değildirler. İsim + -like kalıbı, bir şeyin biçim veya özellik bakımından o isme benzediğini belirten bir sıfat oluşturur. Burada finger + -like birleşerek finger-like sözcüğünü oluşturur.
Alıştırma
finger-like fimbriae ifadesinin doğru yorumu hangisidir?
- fimbriae, parmakların içinde bulunan tüplerdir.
- Gerçek parmaklar yumurtayı tüpün içine taşır.
- fimbriae, biçimi parmaklara biraz benzeyen çıkıntılardır.
Cevabı göster
fimbriae, biçimi parmaklara biraz benzeyen çıkıntılardır.
If the egg is not fertilized by sperm within 24 hours, Dilbilgisi
1:48Eğer yumurta 24 saat içinde sperm tarafından döllenmezse,
the unfertilized egg will die and the entire system will reset itself, Kalıp ifadeler
1:52döllenmemiş yumurta ölür ve tüm sistem kendini sıfırlar,
the entire system will reset itself: öznenin kendi üzerinde eylemde bulunması
Reset itself ifadesinde itself, özne olan the entire system ifadesine geri gönderme yapar. Sistem hem sıfırlamayı gerçekleştiren hem de sıfırlanan şey olarak sunulur; bu nedenle ifade, başka bir nesneye yöneltilen bir eylemden ziyade başlangıç durumuna içeriden dönüşü anlatır. Dönüşlülük zamiri, eylemin öznenin kendisine yöneldiği bu ilişkiyi açıkça gösterir. Otomatik bir değişim için İngilizcede The system resets de denebilir, ancak reset itself neyin sıfırlandığını, yani aynı sistemi, daha fazla vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle programı açıkça hem sıfırlamayı gerçekleştiren hem de sıfırlanan şey olarak sunar?
- The program resets itself.
- The technician resets the program.
- The program resets the timer.
Cevabı göster
The program resets itself.
preparing to create a new egg and uterine lining the following month.
1:57sonraki ay yeni bir yumurta ve rahim zarı oluşturmaya hazırlanır.
If ... is not ... within 24 hours: son tarihe kadar gerçekleşmeyen bir koşul
if yan cümlesi, bir süreçte gerçekleşmeyen koşulu sunar: döllenme belirtilen süre içinde gerçekleşmez. Ana cümle daha sonra bu koşulun sonucunu verir. Bu yapıda if yan cümlesinde is not fertilized örneğindeki gibi geniş zaman, sonuç cümlesinde ise will kullanılır. Within 24 hours, tam olarak yirmi dördüncü saatte değil, 24 saatlik sınır dolmadan önceki herhangi bir zamanda anlamına gelir. Aynı yapı, gerekli bir adım son tarihten önce gerçekleşmediğinde ne olacağını açıklamak için kullanılabilir.
Alıştırma
“E-posta gönderildikten sonra en geç 24 saat içinde” anlamındaki süre ifadesini tamamlayın: If you do not verify your email ____, the activation link will expire.
Cevabı göster
within 24 hours
şeker ve proteinden oluşan kalın bir hücre dışı koruyucu tabaka
Extracellular, hücrenin dışında bulunan anlamına gelir: extra- dışarıyı, cellular ise hücrelerle ilgili olmayı ifade eder. Buradaki shell, yumurta hücresini çevreleyen ve koruyan kalın tabakayı mecazi olarak anlatır; gerçek ve sert bir deniz kabuğu anlamına gelmez. of sugar and protein ifadesi tabakanın neyden yapıldığını belirtir. Vurgulanan ifade bütünüyle, hücrenin dışında yer alan ve şeker ile proteinden oluşan kalın bir koruyucu tabaka anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede a thick extracellular shell of sugar and protein neyi anlatıyor?
- Hücrenin dışında bulunan, şeker ve proteinden yapılmış koruyucu bir tabaka
- Yumurta hücresinin protein dolu çekirdeği
- Hücrenin içindeki sert bir deniz kabuğu
Cevabı göster
Hücrenin dışında bulunan, şeker ve proteinden yapılmış koruyucu bir tabaka
the zona pellucida: yumurta hücresinin koruyucu tabakası
Zona pellucida, yumurta hücresini çevreleyen kalın hücre dışı tabakanın teknik adıdır. called the zona pellucida ifadesinde called, az önce açıklanan yapının adını sunar. Tam terim bilindikten sonra the zona, aynı yapıya gönderme yapabilir. Zona, Latince kökenli bu bilimsel adın bir parçasıdır; sıradan İngilizce kelime zone değildir.
Alıştırma
zona pellucida tanıtıldıktan sonra the zona büyük olasılıkla neyi ifade eder?
- the egg cell's nucleus
- the fallopian tube
- the zona pellucida
Cevabı göster
the zona pellucida
The zona thwarts the entry and fusion of more than one sperm, Kelime
2:12Zona, vücudun en küçük hücresi olan spermin,
thwarts the entry and fusion: bir sürecin başarılı olmasını engellemek
Thwart, bir eylemin, planın veya sürecin başarılı olmasını engellemek demektir. Burada The zona thwarts the entry and fusion, zona pellusidanın diğer spermlerin bu aşamaları tamamlamasını engellediğini belirtir. Entry and fusion, aynı döllenme sürecinin bağlantılı iki aşamasıdır. The entry and fusion isim öbeğinin tamamı thwarts fiilinin nesnesidir.
Alıştırma
Güvenlik ekibinin bir izinsiz giriş denemesini başarısızlığa uğrattığını belirten resmî bir rapora en uygun cümle hangisidir?
- The security team joined an attempt to enter the restricted area.
- The security team thwarted an attempt to enter the restricted area.
- The security team considered an attempt to enter the restricted area.
Cevabı göster
The security team thwarted an attempt to enter the restricted area.
It takes a man 2 to 3 months to make sperm Dilbilgisi
2:19Bir erkeğin sperm üretmesi 2 ila 3 ay sürer
It takes + person + time + to do: süre belirtmek
It takes + person + amount of time + to do, bir kişinin bir etkinliği tamamlaması veya bir süreçten geçmesi için gereken süreyi anlatır. Bu cümlede a man süreci kimin yaşadığını, 2 to 3 months süreyi, to make sperm ise süre alan süreci belirtir. Baştaki It biçimsel öznedir; daha önce geçen bir isme gönderme yapmaz. Süre ifadesinden sonraki mastar öbeği, süresi ölçülen etkinliği belirtir.
Alıştırma
Cümleyi It takes + person + time + to do yapısıyla tamamlayın: It ____ Maya two hours ____ finish the report.
Cevabı göster
takes · to
Each ejaculation during sexual intercourse releases more than 100 million sperm,
2:26Cinsel ilişki sırasındaki her boşalmada 100 milyondan fazla sperm salgılanır,
but only a 100 or so will ultimately make it to the proximity of the egg Notlar
2:31ancak sonunda sadece 100 kadarı yumurtanın yakınına ulaşabilir
a 100 or so: yaklaşık miktar belirtmek için or so kullanımı
Or so bir miktardan sonra gelir ve “yaklaşık” anlamı verir. Buradaki a 100 or so, konuşmada söylenen a hundred or so ifadesini temsil eder; dolayısıyla sayı tam yüz değil, yaklaşık yüzdür. Or so tahmin bildiren tek bir kalıp olarak anlaşılır: or başka bir seçenek sunmaz, so da “bu yüzden” anlamına gelmez.
Alıştırma
Ten sayısının tahmin olduğunu gösteren, burada öğrenilen iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: We need ten chairs ____.
Cevabı göster
or so
ultimately make it to the proximity of the egg: sonunda yumurtanın yakınındaki alana ulaşmayı başarmak
Make it to + varış noktası yapısında make it, “ulaşmayı başarmak” veya “başarıyla varmak” anlamına gelir; genellikle bir zorluktan sonra ya da başarı kesin olmadığında kullanılır. Burada yalnızca küçük bir sayı yolculuğu tamamlayarak yumurtanın yakınındaki alana ulaşır. Ultimately bu varışı bütün sürecin nihai sonucu olarak sunar. The proximity of the egg, yumurtanın yakınındaki alanı ifade etmenin resmî bir yoludur; yumurtayla temas edildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, “başarıyla ulaştı” anlamına gelen make it to ifadesinin üç kelimelik geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Despite the snow, we finally ____ the cabin before dark.
Cevabı göster
made it to
and only one will successfully penetrate through the armor of the zona pellucida. Deyimler
2:36ve sadece bir tanesi zona pellucida'nın zırhını başarıyla delip geçebilir.
the armor of the zona pellucida: zona pellucida’yı koruyucu bir bariyere benzetme
the armor of the zona pellucida ifadesi, zona pellucida’yı bir zırh olarak sunar. Bu, işleve dayalı bir metafordur: zona pellucida, girişi zorlaştıran dayanıklı bir koruyucu bariyer gibi davranır; gerçekten metalden yapılmış değildir. Penetrate through, bu bariyeri tamamen delip geçmek anlamına gelir. Sözcükler birlikte, koruyucu tabakayı aşmanın ne kadar zor olduğunu vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede armor en çok neyi vurgular?
- Zona pellucida metalden yapılmıştır.
- Zona pellucida yumurtanın giydiği bir giysidir.
- Zona pellucida koruyucu bir bariyer görevi görür.
Cevabı göster
Zona pellucida koruyucu bir bariyer görevi görür.
Upon successful fertilization: upon + ad öbeği
Burada Upon successful fertilization, “döllenme başarılı olduğunda” veya “döllenme başarıyla gerçekleştikten sonra” anlamına gelir. Döllenmeyi bir sonraki aşamayı başlatan olay olarak gösterir. Upon’dan sonra successful fertilization ad öbeği gelir; özne ve fiilden oluşan tam bir yan cümle gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp upon + ad öbeği veya -ing biçimidir ve sonraki olayın gerçekleşme zamanını belirtir.
Alıştırma
“Güncelleme bittikten sonra” anlamını vermek için upon + bir ad öbeği kullanarak bu resmî talimatı tamamlayın: ____, the device will restart automatically.
Cevabı göster
Upon completion of the update
the zygote immediately begins developing into an embryo
2:45zigot derhal bir embriyoya dönüşmeye başlar
to implant firmly into the endometrium: endometriuma sıkıca yerleşmek
Bu cümlede implant, erken evredeki bir embriyonun yaptığı şeyi anlatan bir fiildir: embriyo endometriuma tutunur ve bu dokuya yerleşmeye başlar. Firmly, tutunmanın sağlam hâle geldiğini vurgular; into the endometrium ise implantasyonun gerçekleştiği dokuyu belirtir. Buradaki implant tıbbi bir cihaz anlamına gelmez. Özne bir embriyo olduğunda implant, üreme tıbbında genellikle “rahim iç tabakasına tutunup yerleşmek” anlamındadır.
Alıştırma
“The embryo implants securely in the uterine lining” cümlesindeki implant ne anlama gelir?
- Bir doktor embriyonun içine bir cihaz yerleştirir.
- Embriyo rahimden doku çıkarır.
- Embriyo rahim iç tabakasına tutunur.
Cevabı göster
Embriyo rahim iç tabakasına tutunur.
açıklayıcı appozisyon olarak the inner lining of the uterus
Daha geniş olan endometrium, the inner lining of the uterus ifadesinde vurgulanan sözler, endometrium terimini günlük dille yeniden adlandırır. İki ad öbeği de aynı dokuyu gösterir. Bu, açıklayıcı bir appozisyon yapısıdır: teknik bir terimin ardından virgülle ayrılan daha basit bir açıklama gelir. Bilimsel metinlerde bu yapı, ikinci öbeği ayrı bir organ sanmadan terimin anlamını çıkarmanızı sağlar.
Alıştırma
“the endometrium, the inner lining of the uterus” ifadesinde virgülden sonraki öbek ne işe yarar?
- İkinci bir organı tanıtır.
- Endometriumun rahmin dışında olduğunu söyler.
- Endometrium terimini daha basit sözlerle açıklar.
Cevabı göster
Endometrium terimini daha basit sözlerle açıklar.
the cells that are to become the placenta secrete a hormone that signals to the ovulated follicle Dilbilgisi
3:00plasenta haline gelecek hücreler, yumurtlayan foliküle
that there is a pregnancy in the uterus.
3:06rahimde bir gebelik olduğunun sinyalini veren bir hormon salgılar.
that are to become the placenta: beklenen gelişim
Sınırlayıcı ilgi yan cümleciği that are to become the placenta, hangi hücrelerden söz edildiğini belirtir. Burada are to become, biyolojik süreç ilerledikçe bu hücrelerin plasentaya dönüşmesinin beklendiği anlamına gelir. be + to-infinitive yapısı, resmî açıklayıcı metinlerde beklenen bir gelecek rolünü veya sonucunu anlatabilir. Bu bağlamda görev ya da emir ifade etmez.
Alıştırma
Bu bilimsel cümlede are to become the placenta ne anlama gelir?
- Bu hücrelerin hemen plasenta üretmesi gerekmektedir.
- Bu hücreler plasentadan çoktan ayrılmıştır.
- Bu hücrelerin plasentaya dönüşmesi beklenmektedir.
Cevabı göster
Bu hücrelerin plasentaya dönüşmesi beklenmektedir.
a hormone that signals ...: that yan cümleciğinin nitelediği isim
secrete a hormone ifadesinde a hormone nesnedir; hücrelerin ne salgıladığını söyler. Ardından gelen that signals to the ovulated follicle, işlevi üzerinden bu hormonu belirleyen sınırlayıcı bir ilgi yan cümleciğidir. İlgi sözcüğü that, a hormone ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla foliküle sinyal gönderen şey hormondur. İsim + that yan cümleciği kalıbı, bir şeyi adlandırıp hemen ardından onu ayırt eden veya açıklayan bilgi eklemeyi sağlar.
Alıştırma
that signals to the ovulated follicle bölümünde that neye gönderme yapar?
- the placenta
- the cells
- a hormone
Cevabı göster
a hormone
the corpus luteum: yumurtlamadan sonra oluşan korpus luteum
The corpus luteum, yani korpus luteum veya sarı cisim, yumurtlamadan sonra yumurtalık folikülünden oluşan ve hormon üreten geçici bir yapıdır. Bu cümlede ifade, folikülün bu evredeki yeni adını verir. Burada corpus, Latince kökenli sabit tıp terimi corpus luteumun bir parçasıdır. Dil bilimindeki “metin derlemi” anlamına gelmez.
Alıştırma
Üreme biyolojisiyle ilgili bir metinde the corpus luteum neyi ifade eder?
- Yazılı veya sözlü metinlerden oluşan bir derlem
- Yumurtlamadan sonra yumurtalık folikülünden oluşan geçici bir yapı
- Plasentanın bir katmanı
Cevabı göster
Yumurtlamadan sonra yumurtalık folikülünden oluşan geçici bir yapı
helps rescue ... from degenerating: ……ın bozulmasını önlemeye yardım etmek
Burada helps sözcüğünden sonra to almayan yalın fiil rescue gelir. Ana iskelet This helps rescue that follicle from degenerating şeklindedir: rescue A from doing, A’yı istenmeyen bir süreçten kurtarmak veya korumak anlamına gelir. from degenerating, kurtarmanın kaynağını değil, engellenen süreci belirtir. Araya giren now called the corpus luteum sözleri, that follicle için bu evrede kullanılan yeni adı verir. Bu sözler çıkarıldığında rescue A from doing kalıbı yine eksiksiz kalır.
Alıştırma
rescue A from doing kalıbını tamamlayın: Careful planning helped rescue the event ____ becoming a disaster.
Cevabı göster
from
The corpus luteum is responsible for producing the progesterone Kalıp ifadeler
3:17Korpus luteum, gebeliğin 6 ila 7. haftasına kadar
required to maintain the pregnancy until 6 to 7 weeks of gestation, Notlar
3:20gebeliği sürdürmek için gereken progesteronu üretmekten sorumludur,
be responsible for producing: bir işlevi anlatmak
Bu cümlede is responsible for producing, “üretme işlevine sahip olmak” demektir. Korpus luteumun vücutta ne yaptığını anlatır; ahlaki bir kusur ya da hesap verme sorumluluğu ifade etmez. Kalıp be responsible for + isim veya -ing biçimidir. Burada for bir edat olduğu için produce, producing biçimine dönüşür.
Alıştırma
be responsible for + -ing kalıbını tamamlayın: This enzyme is responsible ____ breaking down starch.
Cevabı göster
for
required to maintain: isimden sonra kısaltılmış ilgi cümleciği
Tam cümlede required to maintain ..., progesterone ismini niteleyen geçmiş zaman ortacı öbeğidir. progesterone which is required to maintain the pregnancy biçiminde açılabilir; dolayısıyla required, corpus luteum’u nitelemez. Bu öbeği isimden sonra kullanmak edilgen bir ilgi cümleciğini kısaltır. Bu tür sonradan gelen niteleyiciler bilimsel ve resmî yazılarda yaygındır: isim, to-infinitive yapısının belirttiği eylem için gereken şeyi ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: The equipment required to perform the test is stored upstairs. required to perform the test hangi ifadeyi niteler?
- the test
- upstairs
- the equipment
Cevabı göster
the equipment
6 to 7 weeks of gestation: gebeliğin 6 ila 7. haftası
“6 to 7 weeks of gestation”, gebeliğin altıncı ile yedinci haftaları arasındaki aşamaya geldiğini belirtir. Burada gestation, zamanla ölçülen gebelik sürecidir; dolayısıyla ifade gebelik zaman çizelgesindeki bir aşamayı gösterir. Bu ifade, ilgisiz bir durumun yalnızca altı veya yedi hafta sürdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Tıbbi bir bağlamda ten weeks of gestation ne anlama gelir?
- Bebek doğumdan sonra on haftalıktır.
- Gebelik onuncu haftasına ulaşmıştır.
- İlgisiz bir olay on hafta boyunca devam etmiştir.
Cevabı göster
Gebelik onuncu haftasına ulaşmıştır.
until the baby is born approximately 40 weeks later.
3:28ta ki bebek yaklaşık 40 hafta sonra doğana kadar.
takes over: mevcut bir işlevi devralmak
Burada takes over, “daha önce başka bir şeyin yerine getirdiği bir işlevi yerine getirmeye başlar” anlamındadır. Plasenta, daha önce korpus luteum tarafından yürütülen gebeliği destekleme işlevini devralır; ifade gerçek anlamda bir hareketi değil, işlevin aktarılmasını anlatır. takes over ifadesinden sonra nesne gelmez, çünkü devralınan işlev çevredeki açıklamadan anlaşılır. Nesne açıkça belirtildiğinde take over a role, take over a task veya take over responsibility denebilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “sorumluluğu devralmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: When Ava's shift ends, Ben will ____.
Cevabı göster
take over
Now, how do you ...?: soruyla geçiş yapma
Burada Now esas olarak tam şu an anlamına gelmez. Arka plan bilgisinden açıklamanın bir sonraki bölümüne geçildiğini gösterir. how sorusu, soruyla yapılan bir geçiş işlevi görür: Konuşmacı dinleyicilerin merak etmesi muhtemel bir konuyu ortaya atar ve devamında yanıtlar. Bu soru bilgiyi düzenler; dinleyicilerden işlemi anlatmalarını istemez.
Alıştırma
Örnekteki sorunun söylem içindeki temel işlevi nedir?
- Dinleyicilerden laboratuvar işlemini anlatmalarını ister.
- Sıradaki konuyu tanıtır ve dinleyicileri bir açıklamaya hazırlar.
- Konuşmacının yanıtı bilmediğini gösterir.
Cevabı göster
Sıradaki konuyu tanıtır ve dinleyicileri bir açıklamaya hazırlar.
In patients undergoing ...: bir işlemden geçen hastalar
In patients undergoing ... konuşulan hasta grubunu belirten bir edat öbeğini başlatır. Undergoing, patients sözcüğünden sonra gelen bir şimdiki zaman ortacıdır ve who are undergoing yapısının kısaltılmış biçimidir. Undergo, özellikle tedavi, test veya tıbbi işlem gibi bir süreci yaşamak ya da görmek anlamına gelir. patients undergoing IVF örneğinde olduğu gibi bu süreci doğrudan nesne olarak alır. Kalıp In patients undergoing + süreç şeklindedir; süreç belirtilmezse öbek eksik kalır.
Alıştırma
Cümleyi undergo fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: In patients ____ treatment, side effects are monitored closely.
Cevabı göster
undergoing
FSH is administered at levels that are higher than naturally occurring Notlar
3:37FSH doğal olarak meydana gelenden daha yüksek seviyelerde verilir,
FSH is administered: resmî tıbbi edilgen yapı
Bu cümlede FSH is administered, bir sağlık uzmanının tedavinin parçası olarak hastaya FSH vermesi anlamına gelir. Administer, tıbbi bağlamdaki resmî fiildir; FSH ise eylemin uygulandığı şeydir. Edilgen biçim is administered, FSH'yi odak noktası yapar ve uygulamayı yapan sağlık uzmanını belirtmez. Tedavinin, uygulayan kişiden daha önemli olduğu durumlarda bu yapı kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi administer fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The hormone ____ by a clinician.
Cevabı göster
is administered
at levels that are higher than naturally occurring: iki düzeyin karşılaştırılması
At levels, FSH'nin verildiği miktarı veya yoğunluğu belirtir. levels sözcüğünden sonra gelen that are higher than naturally occurring ilgi cümleciği, bu düzeyleri vücudun doğal düzeyleriyle karşılaştırarak tanımlar. Anlaşılan tam karşılaştırma levels that are higher than naturally occurring levels biçimindedir. naturally occurring ifadesinden sonra tekrarlanan levels ismi düşürülmüştür. Cümle iki düzeyi karşılaştırır; FSH'nin kendisinin doğal olmadığını söylemez.
Alıştırma
at levels that are higher than naturally occurring neyi karşılaştırır?
- Tedavide verilen FSH miktarı ile doğal olarak bulunan FSH miktarı.
- Doğal olarak oluşan FSH ile tamamen farklı bir hormon.
- Sağlık uzmanının boyu ile hastanın boyu.
Cevabı göster
Tedavide verilen FSH miktarı ile doğal olarak bulunan FSH miktarı.
to cause a controlled overstimulation of the ovaries Kelime
3:42yumurtalıkların kontrollü bir şekilde aşırı uyarılmasına neden olmak için,
a controlled overstimulation of the ovaries: planlı ve tıbbi olarak yönetilen güçlü uyarım
Üreme tıbbındaki bu ifadede overstimulation, birden fazla folikülün gelişebilmesi için yumurtalıkların tipik bir doğal döngüdekinden daha fazla uyarılması anlamına gelir. Bu, kasıtlı bir tedavi aşamasıdır; kendiliğinden bir kaza anlamına gelmez. Controlled, klinik ekibin ilaçları ve zamanlamayı planladığını ve yumurtalıkların tepkisini izlediğini gösterir. Bu iki sözcük çelişmez: uyarım doğal döngüdekinden daha güçlüdür, ancak süreç tıbbi olarak yönetilir.
Alıştırma
Bu cümlede controlled, overstimulation sözcüğüne hangi anlamı ekliyor?
- Doğal düzeyden daha güçlü olan uyarım planlanır, izlenir ve tıbbi olarak yönetilir.
- Yumurtalıkların tedaviye yanıt vermesi engellenir.
- Yumurtalıklar tıbbi gözetim olmadan kazayla uyarılır.
Cevabı göster
Doğal düzeyden daha güçlü olan uyarım planlanır, izlenir ve tıbbi olarak yönetilir.
so that they ultimately produce multiple eggs.
3:45böylece nihayetinde birden fazla yumurta üretirler.
The eggs are then retrieved just before ovulation would occur Dilbilgisi
3:49Yumurtalar daha sonra yumurtlama gerçekleşmeden hemen önce,
is under anesthesia: anestezi altında olmak
is under anesthesia ifadesindeki be + under anesthesia yapısı, kadının durumunu anlatır: bir işlem sırasında anestezik ilacın etkisi altındadır. Burada under fiziksel bir konumu değil, tıbbi bir durumu veya etkiyi ifade eder. Önemli olan hastanın o anki durumuysa be under anesthesia kullanılır. Bu ifade anesteziyi kimin uyguladığını belirtmez.
Alıştırma
‘Anestezi altında olmak’ anlamındaki tıbbi ifadeyi tamamlayın: The patient will remain ____ throughout the procedure.
Cevabı göster
under anesthesia
through an aspirating needle that is guided by ultrasound. Kelime
3:55ultrason eşliğinde yönlendirilen bir aspirasyon iğnesi ile alınır.
The eggs are then retrieved ... before ovulation would occur: beklenen yumurtlamadan önce yumurtaların toplanması
The eggs are then retrieved, işlemi yapan klinik ekip yerine yumurtalara ve prosedürün bir sonraki aşamasına odaklanmak için edilgen yapıyı kullanır. Then, aşamaların sırasını gösterir. Just before ovulation would occur, yumurta toplama işlemini doğal olarak yumurtlamanın gerçekleşmesinin beklendiği anın hemen öncesine yerleştirir. Burada would occur, toplama veya başka bir müdahale önce gerçekleşmeseydi yumurtlamanın olacağı anlamına gelir; geçmişteki bir alışkanlığı anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede ovulation would occur ne anlama geliyor?
- Yumurtlama uzak geçmişte tekrarlanan bir alışkanlıktı.
- Yumurta toplama başlamadan önce yumurtlama zaten tamamlanmıştı.
- Yumurtlama beklenen bir sonraki doğal olaydı, ancak yumurta toplama önce gerçekleşir.
Cevabı göster
Yumurtlama beklenen bir sonraki doğal olaydı, ancak yumurta toplama önce gerçekleşir.
an aspirating needle that is guided by ultrasound: işlev ve ultrasonla yönlendirme
An aspirating needle, emme yoluyla sıvı veya hücre çıkarmak için kullanılan bir iğnedir; aspirating iğnenin işlevini açıklar. Sınırlayıcı ilgi cümleciği that is guided by ultrasound, hangi iğnenin kastedildiğini ve işlem sırasında nasıl konumlandırıldığını belirtir. Guided by ultrasound, bir sağlık çalışanının iğnenin yolunu seçmek ve ayarlamak için ultrason görüntülerini izlemesi demektir. Ultrason görsel rehberlik sağlar; iğneyi kendi başına fiziksel olarak tutmaz veya hareket ettirmez.
Alıştırma
Burada 'a needle that is guided by ultrasound' ne anlama geliyor?
- Ultrason cihazı bir sağlık çalışanı olmadan iğneyi fiziksel olarak hareket ettirir.
- İğne kendi kendini yönlendirmek için ultrason dalgaları üretir.
- Bir sağlık çalışanı iğneyi konumlandırmak ve yönlendirmek için ultrason görüntülerini kullanır.
Cevabı göster
Bir sağlık çalışanı iğneyi konumlandırmak ve yönlendirmek için ultrason görüntülerini kullanır.
Most sperm samples are produced by masturbation. Kelime
3:59Sperm örneklerinin çoğu mastürbasyon yoluyla üretilir.
are produced by masturbation: nötr klinik örnek toplama dili
Bu cümlede are produced by masturbation, örneklerin kişinin mastürbasyon yapmasıyla oluştuğu ve toplandığı anlamına gelir. Produced, klinik kullanım için örneğin nasıl elde edildiğini anlatır; fabrikada üretim anlamına gelmez. Edilgen are produced by yapısı, örneği sağlayan kişiden çok örneklere ve toplama yöntemine odaklanır.
Alıştırma
Cümlede are produced by masturbation ne anlama gelir?
- Örnekler mastürbasyon yoluyla elde edilir.
- Örnekler testten sonra paketlenir.
- Örnekler laboratuvar makineleriyle üretilir.
Cevabı göster
Örnekler mastürbasyon yoluyla elde edilir.
and prepared for fertilization in a Petri dish. Kültür
4:09ve bir Petri kabında döllenmeye hazırlanır.
the identified eggs are stripped of ...: edilgen A is stripped of B kalıbı
Strip A of B, B'yi A'dan çıkarmak anlamına gelir ve çoğu zaman tamamen giderme anlamı taşır. Edilgen A is stripped of B kalıbında A işleme maruz kalan öğe, B ise çıkarılan şeydir. Burada the identified eggs A, surrounding cells ise B'dir. İfade, yumurtaların çevresindeki hücrelerin çıkarıldığını anlatır; stripped giysilerin çıkarılmasıyla ilgili değildir.
Alıştırma
Edilgen strip A of B kalıbını tamamlayın: Before analysis, the grain is ____ its outer husk.
Cevabı göster
stripped of
in a Petri dish: laboratuvar ortamı
Petri kabı, biyolojik malzemeyi tutmak, yetiştirmek veya gözlemlemek için kullanılan, sığ ve genellikle kapaklı bir laboratuvar kabıdır. Buradaki in a Petri dish, döllenme hazırlığının yapıldığı laboratuvar kabını belirtir. Petri bir kişinin adından gelir, bu nedenle normalde büyük harfle başlar. Sıradan bir tabağı niteleyen bir sıfat değil, aletin adının bir parçasıdır.
Alıştırma
Bu cümlede Petri dish neyi ifade ediyor?
- Yemek servisi için kullanılan sıradan bir tabak
- İlaç enjekte etmek için kullanılan bir cihaz
- Biyolojik malzeme için kullanılan sığ bir laboratuvar kabı
Cevabı göster
Biyolojik malzeme için kullanılan sığ bir laboratuvar kabı
Fertilization can occur by one of two techniques. Anlatım akışı
4:13Döllenme iki teknikten biriyle gerçekleşebilir.
Fertilization can occur by one of two techniques: iki alternatifi önceden belirtmek
Bu cümle bir yönlendirme işareti gibi çalışır: iki olası döllenme tekniği olduğunu bildirir ve dinleyiciyi konuşmacının bunları sırayla açıklamasına hazırlar. by one of two techniques ifadesindeki by, araç veya yöntemi belirtir. One of two, iki seçenekten biri anlamına gelir; iki tekniğin birlikte kullanıldığını söylemez.
Alıştırma
Bu cümlenin ardından gelmesi en olası içerik hangisidir?
- İki alternatif döllenme tekniğinin açıklaması
- Tek bir döllenme tekniğinin tarihi
- İki tekniği aynı anda kullanma talimatı
Cevabı göster
İki alternatif döllenme tekniğinin açıklaması
and fertilization occurs naturally over a few hours.
4:20ve döllenme birkaç saat içinde doğal olarak gerçekleşir.
are incubated with thousands of sperm: incubate with ifadesinin laboratuvar anlamı
Bu laboratuvar bağlamında incubate, biyolojik maddeleri belirli bir süre kontrollü koşullarda bir arada tutmak demektir. Yumurtalar, döllenmenin gerçekleşebilmesi için çok sayıda spermle birlikte tutulur; burada civciv çıkarmaktan söz edilmez. Edilgen yapı be incubated with + madde veya materyal şeklindedir. Özne, işleme tabi tutulan materyaldir; with ise onun neyle temas ettirildiğini veya neyle birlikte tutulduğunu belirtir.
Alıştırma
Laboratuvar cümlesini incubate with ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The cells ____ the test compound overnight.
Cevabı göster
are incubated with
The second technique maximizes certainty of fertilization Kalıp ifadeler
4:24İkinci teknik ise döllenme kesinliğini en üst düzeye çıkarır,
maximizes certainty of fertilization: garanti vermeden kesinliği artırmak
Maximizes certainty of fertilization, döllenmeyi mümkün olduğunca kesin hâle getirmek anlamına gelir. Maximize, kesinlik derecesini ulaşılabilecek en yüksek düzeye çıkarmayı anlatır; of fertilization ise bu kesinliğin döllenmeyle ilgili olduğunu belirtir. Bu ifade bir amacı veya karşılaştırmalı üstünlüğü anlatır; yüzde 100 başarı sözü vermez. Bu cümlede ikinci teknik, döllenmenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine ilişkin belirsizliği azaltan bir yöntem olarak sunulur.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kontrolün güvenli sonucu mümkün olduğunca kesin hâle getirdiğini ancak bunu garanti etmediğini söyler?
- The extra check maximizes certainty of a safe outcome.
- The extra check records a safe outcome.
- The extra check guarantees a safe outcome.
Cevabı göster
The extra check maximizes certainty of a safe outcome.
by using a needle to place a single sperm inside the egg. Dilbilgisi
4:28bir iğne yardımıyla yumurtanın içine tek bir sperm yerleştirerek.
by using a needle to place...: bir yöntemi açıklama
By + fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi açıklar. Burada by using a needle, işlemin nasıl yapıldığını gösterir. to place mastar yapısı, iğneyle gerçekleştirilen eylemi belirtir. A single sperm bir sperm hücresi anlamına gelir; dolayısıyla bu yan cümle süreci yöntem, araç ve araçla yapılması amaçlanan eylem olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi by ve use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: A technician inspected a tiny part ____ a magnifying glass.
Cevabı göster
by using
This is particularly useful when there is a problem with the quality of the sperm. Kalıp ifadeler
4:32Bu, özellikle spermin kalitesiyle ilgili bir sorun olduğunda yararlıdır.
particularly useful when...: özellikle yararlı olduğu koşulu belirtme
Particularly useful when... bir şeyin özel değer taşıdığı koşulu belirtir. Particularly, useful sözcüğünü güçlendirir; when ise koşulu başlatır. Cümle, yöntemin yalnızca genel olarak yararlı olduğunu söylemez. when yan cümlesi, sperm kalitesiyle ilgili bir sorunu yöntemin özellikle uygun olduğu bir durum olarak gösterir. Bu kalıp bir yöntemin, özelliğin veya aracın özellikle yararlı olduğu koşulu belirtebilir.
Alıştırma
particularly, useful ve when hedef sözcüklerini doğru sıraya koyun: A checklist is ____ you have little time to prepare.
Cevabı göster
particularly useful when
embryos can be further screened for genetic suitability, Notlar
4:38embriyolar genetik uygunluk açısından daha fazla taranabilir,
further screened for genetic suitability: tıbbi bağlamda screen for
Bu tıbbi bağlamda screen for, bir rahatsızlığı aramak veya bir özelliği değerlendirmek amacıyla bir kişiyi ya da şeyi incelemek demektir. Edilgen screened for genetic suitability ifadesi, embriyoların genetik ölçütlere göre değerlendirilmek üzere test edildiğini anlatır. Further, taramanın ek veya daha ayrıntılı bir adım olduğunu gösterir. Burada screen, test etmek ya da taramak anlamında bir fiildir; ekran anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
Tıbbi tarama cümlesini standart edatla tamamlayın: Patients are screened ____ signs of infection.
Cevabı göster
for
or delivered into the woman's uterus via catheter. Kelime
4:44veya bir kateter aracılığıyla kadının rahmine verilebilir.
can be screened, frozen, or delivered: ortak kullanılan tek bir edilgen yapı
Cümle, screened, frozen ve delivered olmak üzere üç eş görevli past participle biçimiyle tek bir edilgen yapı olan can be ifadesini kullanır. Her biçim embriyolara uygulanabilecek bir işlemi belirtir; frozen ve delivered yeni özneler başlatmaz. can be ifadesinin ortak kullanılması, süreç seçenekleri listesini kısa ve düzenli tutar. Okurken sonraki öğeleri zihninizde can be frozen ve can be delivered şeklinde tamamlayın.
Alıştırma
Hangi cümle, üç eş görevli past participle biçimiyle tek bir can be yapısını doğru kullanır?
- The samples can test, stored, or discarded.
- The samples can be tested, storing, or discard.
- The samples can be tested, stored, or discarded.
Cevabı göster
The samples can be tested, stored, or discarded.
via catheter: yolu veya aracı belirtme
via catheter ifadesinde via, aktarım sırasında kullanılan aracı veya kanalı belirtir: kateter, maddenin içinden geçtiği araçtır. Varış yerini belirtmez. Aktarılabilir via + isim yapısı özellikle tıbbi ve teknik açıklamalarda bir yolu, ortamı ya da yöntemi belirtir.
Alıştırma
The report was sent via a secure portal cümlesinde via neyi belirtir?
- Raporun varış yeri
- Raporun son teslim tarihi
- Raporu göndermek için kullanılan kanal veya yöntem
Cevabı göster
Raporu göndermek için kullanılan kanal veya yöntem
Common convention is to transfer the embryo 3 days after fertilization, Kalıp ifadeler
4:48Yaygın uygulama embriyoyu döllenmeden 3 gün sonra transfer etmektir,
Common convention is to transfer the embryo: yaygın bir uygulamayı belirtme
Common convention is to transfer the embryo, embriyo transferini bu alanda genel olarak izlenen uygulama şeklinde sunar. Burada convention, yerleşmiş bir gelenek veya standart uygulama anlamına gelir; konferans anlamında değildir. is fiilinden sonra gelen to-infinitive yapısındaki to transfer, geleneği oluşturan eylemi belirtir. Aktarılabilir convention + be + to-infinitive kalıbı, bir alandaki insanların normalde ne yaptığını açıklar.
Alıştırma
A common convention is to back up the files before an update cümlesi ne anlama gelir?
- İnsanlar genellikle bu uygulamayı izler.
- Herkesin bunu yapması yasal olarak zorunludur.
- Güncellemeden önce bir konferans planlanmıştır.
Cevabı göster
İnsanlar genellikle bu uygulamayı izler.
when the embryo is called a blastocyst and has hundreds of cells. Kelime
4:58embriyo blastosist olarak adlandırıldığında ve yüzlerce hücreye sahip olduğunda.
a blastocyst ... has hundreds of cells: yüzlerce hücreli blastosist evresi
Blastocyst, genellikle rahme tutunmadan önce ulaşılan belirli bir erken embriyo gelişimi evresinin adıdır. Bu cümlede hundreds of cells, bu evrenin tipik bir özelliğini belirtir. Yapı, aynı özneyle ilgili iki açıklamayı birbirine bağlar: embriyoya blastocyst denir ve embriyo yüzlerce hücreye sahiptir. Blastocyst, -cyst ile bitse de genel tıbbi cyst sözcüğü değil, bir gelişim terimidir.
Alıştırma
“The embryo has reached the blastocyst stage.” cümlesinde blastocyst neyin adıdır?
- yumurtaları saklamak için kullanılan bir laboratuvar aracı
- erken embriyo gelişiminin belirli bir evresi
- sıvıyla dolu her türlü kistin genel adı
Cevabı göster
erken embriyo gelişiminin belirli bir evresi
are of poor quality due to...: kaliteyi ve nedeni resmî biçimde belirtmek
be of + isim öbeği kalıbı bir özelliği veya değerlendirmeyi anlatır. are of poor quality ifadesinde isim öbeği poor quality olduğundan, tüm ifade düşük kaliteli oldukları anlamına gelir. Bu biçim, are not very good ifadesinden daha resmî ve teknik duyulur. due to + isim öbeği bir nedeni belirtir. Burada age ve toxic exposures düşük kalitenin nedenleri olarak sunulur. Toxic exposures, birinin zararlı maddelere veya ortamlara maruz kaldığı durumları ifade eder; kasıtlı temas anlamına gelmez.
Alıştırma
Kaliteyi ve nedenini belirten resmî be of yapısını tamamlayın: The scans are ____ poor quality due to movement.
Cevabı göster
of
donor eggs may be used: donor kaynağı, may be used ise mümkün bir seçeneği belirtir
Donor eggs ifadesinde donor, başka bir isimden önce kullanılan bir isimdir. Kaynağı belirtir: yumurtalar bir donörden gelir; bir donöre verilmek üzere olan yumurtalar anlamına gelmez. May be used, may kip belirteciyle edilgen be used yapısını birleştirir. Kullanımı mümkün veya izin verilen bir seçenek olarak sunar; kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez.
Alıştırma
Hangi ifade bir donör tarafından sağlanan yumurtalar anlamına gelir?
- egg donation
- donor eggs
- an egg donor
Cevabı göster
donor eggs
In the case that the intended mother has a problematic uterus or lacks one, Notlar
5:13Anne adayının rahminin sorunlu olduğu veya rahminin olmadığı durumlarda,
In the case that: resmî koşul belirteci
In the case that, bir koşulu açıklayan tam bir yan cümle başlatır. Burada amaçlanan annenin bu durumda olması hâlinde anlamına gelir; case ise kap veya hukuki dava değil, durum demektir. İfade, açıklamanın sonraki bölümünün geçerli olduğu özel koşulu önce belirler. If yapısından daha resmî ve daha uzundur.
Alıştırma
Resmî prosedürü vurgulanan ifadeyle tamamlayın: ____ the main server fails, switch to the backup system.
Cevabı göster
In the case that
yardımcı üremede intended mother
Yardımcı üreme bağlamında intended mother, çocuğun annesi rolünü üstlenmeyi planlayan ve bu rolü üstlenmesi beklenen kişidir. Intended burada planlanmış ebeveyn rolünü anlatır; kasıtlı ya da bilerek anlamına gelmez. Terim biyolojik bir işlevi değil, planlanan ebeveynliği belirtir. Intended mother gebeliği taşıyabilir de taşımayabilir de; yumurtayı sağlayabilir de sağlamayabilir de. Bu roller ayrı ayrı belirtilmelidir.
Alıştırma
Bir yardımcı üreme sözleşmesinde intended mother ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Bir şeyi bilerek yapan anne
- Gebeliği mutlaka taşıması gereken kişi
- Çocuğun annesi rolünü üstlenmesi beklenen kişi
Cevabı göster
Çocuğun annesi rolünü üstlenmesi beklenen kişi
can use her uterus to carry the pregnancy. Kalıp ifadeler
5:22gebeliği taşımak için kendi rahmini kullanabilir.
yardımcı üremede gestational carrier veya surrogate
Bu yardımcı üreme bağlamında gestational carrier, ebeveyn olması planlanan kişi ya da kişiler için gebeliği taşıyan kişidir. Kesin tıbbi kullanımda embriyo taşıyıcının yumurtasıyla oluşturulmaz; bu nedenle rol, onun sağladığı yumurta üzerinden genetik bağ içermez. Surrogate daha bilinen ve daha geniş kapsamlı bir etikettir. Bu cümlede herhangi bir ikameyi veya temsilciyi değil, gebeliği taşıyan kişiyi ifade eder. called a gestational carrier or surrogate sözleri another woman ifadesini yeniden adlandırır ve kadının rolünü belirtir.
Alıştırma
Kesin yardımcı üreme terminolojisinde gestational carrier ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Taşıyıcının yumurtasıyla oluşturulmamış bir embriyoyu kullanarak planlanan ebeveynler için gebeliği taşıyan kişi
- Yumurta sağlayan ancak gebeliği hiçbir zaman taşımayan kişi
- Planlanan ebeveynler adına hareket eden herhangi bir temsilci
Cevabı göster
Taşıyıcının yumurtasıyla oluşturulmamış bir embriyoyu kullanarak planlanan ebeveynler için gebeliği taşıyan kişi
carry the pregnancy: gebeliği yaşamak ve sürdürmek
Bu cümlede carry the pregnancy, gebeliği rahimde yaşamak ve sürdürmek anlamına gelir; amaçlanan sonuç doğumdur. Buradaki carry, bir şeyi kaldırmak veya taşımak değildir. carry a/the pregnancy kalıbı, özellikle doğurganlık veya tıp konuşmalarında, gebelik sürecini fiziksel olarak kimin yaşayıp sürdürdüğüne odaklanır.
Alıştırma
A gestational carrier can carry the pregnancy cümlesinde carry the pregnancy ne anlama gelir?
- Gebeliğin kesinlikle zamanına kadar süreceğini garanti etmek
- Gebeliği yaşamak ve sürdürmek
- Gebelik hakkındaki bilgileri taşımak
Cevabı göster
Gebeliği yaşamak ve sürdürmek
To increase the odds of success: amaç ve olasılık
Odds, bir şeyin gerçekleşme olasılığı demektir. Bu nedenle increase the odds of success, başarıyı daha olası hâle getirmek demektir; başarıyı garanti etmez. Baştaki To increase... mastar öbeği amaç bildirir. Dinleyiciyi, başarılı sonuç olasılığını artırmak için yapılan bir eyleme hazırlar.
Alıştırma
Bu bağlamda To increase the odds of success ne anlama gelir?
- Başarıyı tuhaf göstermek
- Başarıyı daha olası hâle getirmek
- Başarının kesinlikle gerçekleşeceğini garanti etmek
Cevabı göster
Başarıyı daha olası hâle getirmek
which are as high as 40% for a woman younger than 35, Kalıp ifadeler
5:28ki bu 35 yaşından küçük bir kadın için %40 kadar yüksektir,
as high as 40%: olası bir üst seviye
Bu cümlede as high as 40%, oranın belirtilen grup için %40'a ulaşabileceği anlamına gelir. Konuşan kişi %40'ı dikkat çekici derecede yüksek, olası bir üst seviye olarak vurgular; oran her durumda mutlaka %40 değildir. Bir sayının ne kadar yükseğe çıkabileceğini vurgulamak için as high as + ölçülebilir değer yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi, bu yüksek seviyeye ulaşılabileceği anlamına gelen üç kelimelik as ... as yapısıyla tamamlayın: During the heat wave, temperatures could be ____ 42 degrees Celsius.
Cevabı göster
as high as
transfer multiple embryos at ... once: tek işlemde birden fazla embriyo
Transfer multiple embryos ifadesinde transfer, embriyoları rahme yerleştirmek anlamına gelen tıbbi bir fiildir; multiple ise birden fazla anlamına gelir. Sondaki at, sonraki once kelimesiyle birleşerek at once ifadesini oluşturur. Burada at once, aynı işlemde veya aynı anda anlamındadır. Birkaç embriyo birlikte transfer edilir; ifade hemen anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, at ile başlayan ve aynı anda anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The lab can test multiple samples ____.
Cevabı göster
at once
which is why ... results in ...: nedeni sonucuna bağlamak
Which is why bir sonucu tanıtır ve “işte bunun nedeni budur” anlamına gelir. Buradaki which yalnızca IVF ismine değil, daha önce belirtilen durumun tamamına, yani aynı anda birden fazla embriyonun transfer edilmesine gönderme yapar. Sonucu bildiren yan cümlede result in + sonuç, “neden olmak” veya “yol açmak” anlamındadır. Önce nedeni belirtip ardından which is why + sonuç yapısını kullanmak, daha önce açıklanan nedeni onun sonucuna bağlar.
Alıştırma
Önceki durumun tamamına gönderme yapan ders kapsamındaki bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The main road was flooded, ____ the school bus arrived late.
Cevabı göster
which is why
most clinics seek to minimize the chances of multiple pregnancies Kalıp ifadeler
5:43çoğu klinik çoğul gebelik olasılığını en aza indirmeyi amaçlar
as they are riskier for mothers and babies. Dilbilgisi
5:48çünkü bunlar anneler ve bebekler için daha risklidir.
seek to minimize the chances of ...: olasılığı en aza indirmeyi amaçlamak
Seek to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapmaya çalışmak veya onu amaçlamak” anlamını veren resmî bir yapıdır. Burada çoğu kliniğin mesleki hedefi çoğul gebelik olasılığını azaltmaktır. Minimize the chances of + isim veya -ing biçimi, bir şeyin olma olasılığını mümkün olduğunca düşürmek demektir. Olasılığı tamamen ortadan kaldırmaz; risk hâlâ sürebilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “... olasılığını azaltmayı amaçlar” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The new backup policy ____ data loss.
Cevabı göster
seeks to minimize the chances of
as they are riskier...: because anlamındaki as
Burada as bir neden belirtir ve because anlamına gelir. they are riskier for mothers and babies tam yan cümlesi, daha önce sözü edilen durumun neden azaltılması veya önlenmesi gerektiğini açıklar. Bilgi düzenini “eylem ya da sonuç + bunu destekleyen neden” şeklinde okuyun. Buradaki as “-dığında” anlamına gelmez ve as...as karşılaştırma kalıbı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede as ile başlayan yan cümlenin görevi nedir?
- Annelerin ve bebeklerin karşılaştığı riskleri karşılaştırır.
- Riskin başladığı zamanı belirtir.
- Nedeni belirtir: bu durumlar daha büyük risk taşır.
Cevabı göster
Nedeni belirtir: bu durumlar daha büyük risk taşır.
though so far IVF seems safe for women. Anlatım akışı
6:05ancak şu ana kadar IVF kadınlar için güvenli görünmektedir.
The long-term health consequences of...: ...nın uzun vadeli sağlık sonuçları
long-term health consequences of... ifadesi, uzun bir süre sonra ortaya çıkabilecek veya devam edebilecek sağlık etkilerini anlatan resmî bir isim öbeği kalıbıdır. of ile başlayan bölüm, etkileri değerlendirilen tedaviyi, davranışı veya maruz kalma unsurunu belirtir; burada IVF ilaçlarıyla yumurtalıkların uyarılmasıdır. Günlük İngilizcede consequences istenmeyen sonuçları düşündürebilir, ancak tıbbi risk tartışmalarında nispeten tarafsız olabilir. Bu cümle uzun vadeli etkilerin belirsiz olduğunu söyler; zararın kanıtlandığını söylemez.
Alıştırma
Hedef araştırma ifadesini tek kelimeyle tamamlayın: Researchers examined the long-term health ____ of the treatment.
Cevabı göster
consequences
are less clear: daha düşük kesinliği temkinli biçimde ifade etmek
Bu cümlede are less clear, kanıtların veya sonuçların o kadar kesin ya da sağlam biçimde ortaya konmuş olmadığını belirtir. Burada clear, bir şeyin ne kadar iyi anlaşıldığını anlatır; bir nesnenin içinden ne kadar kolay görülebildiğini değil. Karşılaştırma bildiren less, ifadeyi temkinli hâle getirir: Hiçbir şey bilinmediğini söylemez, yalnızca bu kısmın daha belirsiz olduğunu belirtir.
Alıştırma
Raporu hedef ifade are less clear ile tamamlayın: The rise in temperature is well documented, but its effects on local wildlife ____.
Cevabı göster
are less clear
though so far: karşıtlığı bir zaman sınırıyla dengelemek
Though, önceki noktayla karşıtlık oluşturan bilgiyi sunar: belirsizliğe rağmen şu anki kanıtlar güven vericidir. Burada however veya even so gibi işlev görür; neden bildirmez. So far, olumlu değerlendirmeyi şu ana kadarki dönemle sınırlar. Though so far birlikte iki gerçeği dengeler, güvenlik iddiasını geçici gösterir ve gelecekteki kanıtların bunu değiştirebileceğine yer bırakır.
Alıştırma
Cümleyi hedef dizi though so far ile tamamlayın: The sample is small, ____ the results look promising.
Cevabı göster
though so far
Because of better genetic testing, delayed childbearing, Notlar
6:09Daha iyi genetik testler, ertelenmiş çocuk doğurma,
delayed childbearing: daha geç çocuk sahibi olmak
Delayed childbearing, olağan veya planlanmış olandan daha ileri bir yaşta ya da yaşam evresinde çocuk sahibi olmak demektir. Delayed, çocuk sahibi olma sürecini ifade eden childbearing ismini niteler. Bu cümlede ifade, birkaç etkenden biri olan geniş kapsamlı bir toplumsal eğilimi adlandırır. Doğumdan sonra çocuğun bakımını geciktirmek veya hiç çocuk sahibi olmamaya karar vermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir demografi raporunda delayed childbearing ne anlama gelir?
- hayatın daha ileri bir döneminde çocuk sahibi olmak
- doğumdan sonra bir bebeğin bakımına başlamak için daha uzun süre beklemek
- hiç çocuk sahibi olmamaya karar vermek
Cevabı göster
hayatın daha ileri bir döneminde çocuk sahibi olmak
increased accessibility, and diminishing costs, Kalıp ifadeler
6:13artan erişilebilirlik ve azalan maliyetler nedeniyle,
diminishing costs: maliyetlerin giderek azalması
“diminishing costs” ifadesinde diminishing, maliyetlerin giderek düştüğünü anlatır. Süregelen bir düşüş eğilimini gösterir; maliyetlerin aniden ortadan kalktığı veya mutlaka sıfıra indiği anlamına gelmez. diminishing, costs isminden önce ortaç kökenli bir sıfat olarak kullanılır. “diminishing + çoğul isim” yapısı; getiri, etki veya kaynak gibi bir şeyin zamanla azalmasını ya da zayıflamasını anlatabilir.
Alıştırma
“Diminishing maintenance costs made the upgrade more attractive,” cümlesinde diminishing costs ne anlama gelir?
- Giderek düşen maliyetler
- Bir anda ortadan kalkan maliyetler
- Sürekli yükselen maliyetler
Cevabı göster
Giderek düşen maliyetler
it's not inconceivable that artificial baby-making via IVF Notlar
6:16IVF ve ilgili teknikler yoluyla yapay bebek yapımının
Because of + eş görevli isim öbekleri
Because of, ana cümledeki öngörünün nedenlerini tanıtır. Burada better genetic testing, delayed childbearing, increased accessibility ve diminishing costs olmak üzere dört eş görevli isim öbeğinden oluşan listeyi kapsar. Neden listesini başa yerleştirmek, sonuçtan önce birkaç eğilimi ortak kanıt olarak gruplar. because of sonrasındaki her öğe bir isim öbeğidir; böylece bağlayıcıyı tekrarlamadan birden fazla neden kısa ve düzenli biçimde sunulabilir.
Alıştırma
Birden fazla nedeni gruplamak için cümle başında because of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Because lower prices, wider availability, and faster delivery, demand increased.
- Because of lower prices, wider availability, and faster delivery, demand increased.
- Because of prices fell, availability widened, and delivery became faster, demand increased.
Cevabı göster
Because of lower prices, wider availability, and faster delivery, demand increased.
artificial baby-making via IVF: artificial ve via neyi gösteriyor?
Burada artificial baby-making, teknoloji yardımıyla çocuk sahibi olmayı anlatan gündelik bir ifadedir; via IVF ise yöntemi, yani in vitro fertilizasyon yolunu belirtir. Artificial, destekli süreci natural reproduction ile karşılaştırır; bebekleri değil süreci niteler ve kendiliğinden sahte ya da düşük kaliteli anlamına gelmez. Genel olarak via + isim öbeği, bir şeyin gerçekleştiği yolu, aracı veya yöntemi gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede artificial baby-making via IVF ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?
- IVF yoluyla teknolojik destekle çocuk sahibi olmak
- tıbbi yardım almadan doğal yollarla çocuk sahibi olmak
- IVF'den sonra sahte bebekler yapmak
Cevabı göster
IVF yoluyla teknolojik destekle çocuk sahibi olmak
and related techniques could outpace natural reproduction Kelime
6:21doğal üremeyi geride bırakması düşünülemez değildir,
it's not inconceivable that: bir olasılığı temkinli biçimde kabul etmek
“it's not inconceivable that” ifadesinde not, inconceivable sözcüğünün olumsuz anlamını tersine çevirir. İfadenin bütünü, ardından gelen düşüncenin hayal edilebildiğini ve mümkün olabileceğini belirtir; “imkânsız” anlamına gelmez. Bu çift olumsuzluğa dayalı anlatım temkinli ve biraz retoriktir. Konuşanın kesinlikle gerçekleşeceğini iddia etmeden şaşırtıcı bir öngörü sunmasını sağlar.
Alıştırma
“It's not inconceivable that the plan could work” ne anlama gelir?
- Plan kesinlikle işe yarayacaktır.
- Planın işe yaraması kesinlikle mümkün değildir.
- Plan işe yarayabilir ancak bu kesin değildir.
Cevabı göster
Plan işe yarayabilir ancak bu kesin değildir.
could outpace natural reproduction: olasılık ve hız
Could outpace natural reproduction, bir şeyin doğal üremeden daha hızlı gelişebileceği, yayılabileceği veya artabileceği anlamına gelir. Outpace yalnızca gerçek anlamdaki hareketi değil eğilimleri de anlatabilir; could ise karşılaştırmayı kesinlik değil olasılık olarak sunar. Odak noktası hız veya değişim oranıdır. Bu ifade tek başına tekniklerin mevcut toplamının ya da payının zaten daha büyük olduğunu söylemez.
Alıştırma
Tahmin cümlesini could + outpace kalıbıyla tamamlayın: Wage growth ____ inflation next year.
Cevabı göster
could outpace
in years to come: gelecekteki geniş bir zaman aralığı
in years to come “önümüzdeki yıllarda” anlamına gelir; tek bir kesin zamanı değil, gelecekteki geniş bir dönemi anlatır. Bu parçada bir zaman ifadesi olarak bir tahmini, eğilimi veya beklenen değişikliği gelecekteki bu döneme yerleştirir. to come “gelecek” ya da “yaklaşan” anlamındadır ve years sözcüğünü niteler. Bu nedenle ifade yalnızca genel bir gelecek zaman aralığı verir; bir olayın kesinlikle gerçekleşeceğini ya da tam olarak kaç yıl sonra olacağını söylemez.
Alıştırma
Hedef zaman ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The skills you learn today will help you ____.
Cevabı göster
in years to come