İngilizceyi Ne Kadar Hızlı Öğrenebilirsiniz? English Rewind - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
870 kelime 150 kel/dk

Video özeti: Sunucular, çevrim içi kaynakların İngilizce öğrenimini nasıl destekleyebildiğini ve akıcı konuşmanın ne kadar sürebileceğini inceliyor. Geniş bir kelime ve dil bilgisi dağarcığının ana dil konuşuru aksanından daha önemli olduğunu; çalışma süresi, motivasyon ve yaşın kullanışlı bir konuşma düzeyine doğru ilerlemeyi etkilediğini açıklıyorlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. hold your horses, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu samimi ve şakacı isteğin atları tutmak gibi gerçek bir anlam taşımadığını, “biraz bekle” veya “acele etme” demek olduğunu anlayacaksınız. Devam etmek için sabırsızlanan biri neşeli biçimde durdurulduğunda ifadeyi tanıyabilir ve sıradan bir bekleme isteğinin fazla tarafsız kaldığı yakın ilişkilerde kullanabilirsiniz. 2. not necessary to have — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: it is not necessary to do yapısının bir şartı hafifletip dinleyeni nasıl rahatlattığını öğreneceksiniz. Ana dil konuşuru aksanının etkili iletişim için zorunlu olmadığını anlatabilir; gereksiz olmayı imkânsız veya yasak olmakla karıştırmazsınız. 3. this depends on a number of factors such as — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Aşırı basit bir yanıt vermekten kaçınmak ve motivasyonla yaş gibi örnek etkenleri tanıtmak için bu çerçeveyi kullanabilirsiniz. Birden fazla koşula göre değişen öğrenme süresi, sonuç veya planları açıklarken özellikle yararlıdır.

Bu derste

Hello, the programme you're about to listen to Dilbilgisi

0:00

Merhaba, dinlemek üzere olduğunuz program

was first broadcast on the BBC Learning English website Dilbilgisi

0:02

ilk olarak Ekim 2014'te

in October 2014.

0:06

BBC Learning English web sitesinde yayınlandı.

Dilbilgisi

you're about to listen to: be about to + fiilin yalın biçimi

you're about to listen to içindeki be about to + fiilin yalın biçimi, bir eylemin çok yakında gerçekleşeceğini belirtir. Burada are about to, dinleyiciye sıradaki eylemin hemen programı dinlemek olduğunu bildirir. you're about to listen to yan cümlesinin tamamı programme sözcüğünü niteler. Listen fiili, nesnesinden önce to gerektiren listen to kalıbıyla kullanılır; bu yüzden son to listen to'ya, önceki to ise be about to + fiil yapısına aittir.

Alıştırma

Cümleyi, bu nottaki ‘çok yakında başlayacak’ anlamına gelen kalıpla tamamlayın: The show is ____ begin, so please take your seat.

Cevabı göster

about to

Dilbilgisi

was first broadcast: geçmiş zamanda edilgen yapı

Was first broadcast, basit geçmiş zamanın edilgen yapısıdır: was + geçmiş zaman ortacı. Programı eylemden etkilenen şey olarak öne çıkarır ve kimin yayımladığından çok, ne zaman ve nerede yayımlandığına odaklanır. First, “ilk kez” anlamına gelir ve broadcast sözcüğünü niteler; burada “ilk yayın” anlamında bir ad öbeği oluşturmaz. Broadcast fiilinin standart geçmiş zaman ortacı, fiilin yalın biçimiyle aynı olan broadcast'tir.

Alıştırma

Belgeselin ilk kez 2018'de yayımlandığını doğru biçimde söyleyen cümle hangisidir?

  1. The documentary was first broadcasting in 2018.
  2. The documentary was first broadcast in 2018.
  3. The documentary first broadcast in 2018.
Cevabı göster

The documentary was first broadcast in 2018.

For more English language learning programmes and podcasts,

0:08

Daha fazla İngilizce dil öğrenimi programı ve podcast için

search for BBC Learning English.

0:11

BBC Learning English'i arayın.

6 Minute English from BBC Learning English.

0:15

BBC Learning English'ten 6 Minute English.

Hello, I'm Rob.

0:20

Merhaba, ben Rob.

Welcome to 6 Minute English.

0:21

6 Minute English'e hoş geldiniz.

I'm joined today by Finn. Kalıp ifadeler

0:23

Bugün yanımda Finn var.

Kalıp ifadeler

I'm joined today by Finn. ile sunucu tarzı tanıtım

Sunucu tarzındaki bu tanıtımda I'm joined today by Finn., “Finn bugün burada ve benimle birlikte katılıyor” anlamına gelir. Edilgen be joined by yapısı, konuşanı ve bir başkasının onunla birlikte katıldığı gerçeğini öne çıkarır; Finn'in konuşanı bir gruba eklediği anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be joined by + kişi şeklindedir. Sunucular başlangıçta bir konuğu, çalışma arkadaşını veya yardımcı sunucuyu tanıtmak için bunu kullanır.

Alıştırma

Podcast sunucusunun tanıtımını be joined by kalıbıyla tamamlayın: Today, I'm ____ Dr Patel, who will answer our questions.

Cevabı göster

joined by

Hello, Finn.

0:24

Merhaba, Finn.

Hi, Rob.

0:25

Selam, Rob.

Today, we're talking about something we have some expertise in Kalıp ifadeler

0:26

Bugün, hakkında biraz uzmanlığımız

or knowledge about.

0:30

veya bilgimiz olan bir konu hakkında konuşuyoruz.

Kalıp ifadeler

expertise in ... knowledge about: isim-edat çiftlerini seçme

some expertise in ifadesinde expertise, uzmanlık gerektiren bir beceriyi veya derin anlayışı belirtir; in ise alanı tanıtır. knowledge about ifadesinde knowledge, bilgi veya anlayış anlamına gelir; about ise konuyu tanıtır. Edatı tüm isim öbeğinin bir parçası olarak seçin: expertise in a field ve knowledge about a topic. Cümle bu ikisini yan yana getirerek iki farklı bilgi türünü gösterir: uzmanlık yeteneği ya da daha genel bilgi ve anlayış.

Alıştırma

in ve about sözcüklerini doğru boşluklara yerleştirin: Lena has expertise ____ web design and knowledge ____ online safety.

Cevabı göster

in · about

That's teaching English.

0:31

Yani İngilizce öğretmek.

Indeed, that's right, Rob.

0:33

Gerçekten de öyle, haklısın Rob.

We work on the BBC's Learning English website,

0:34

Biz BBC'nin Learning English web sitesinde çalışıyoruz,

hopefully giving people around the world

0:38

ve umuyoruz ki dünya çapındaki insanlara,

a helping hand in learning a language Deyimler

0:41

normalde kullandıkları dil olmayan yeni bir dili

that isn't the one they normally use. Dilbilgisi

0:44

öğrenmeleri konusunda yardımcı oluyoruz.

Deyimler

a helping hand: dostça yardım

“A helping hand”, gerçek bir el değil, yardım veya pratik destek anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede BBC Learning English internet sitesinin insanların dil öğrenmesine yardım ettiği anlatılır. Yaygın yapı give someone a helping hand with something veya in doing something şeklindedir. Buradaki giving people a helping hand in learning, insanları öğrenirken desteklemek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “yardım” anlamına gelen üç sözcüklü deyimle tamamlayın: Could you give me ____ with these boxes?

Cevabı göster

a helping hand

Dilbilgisi

that isn't the one: language yerine one kullanmak

“that isn’t the one” ifadesinde the one, tekil ve sayılabilen language adının yerine geçer; böylece adın tekrar edilmesi gerekmez. “The one they normally use”, “the language they normally use” anlamına gelir; buradaki one, 1 sayısı değildir. “that isn’t the one they normally use” bölümünün tamamı “a language” ifadesini açıklar; bu bölüm bir ilgi cümleciğidir. one sözcüğünü bu şekilde yalnızca eksik tekil ad bağlamdan açıkça anlaşıldığında kullanın.

Alıştırma

“This pencil is longer than the one on my desk” cümlesindeki “the one” neyin yerine geçer?

  1. masa
  2. daha önce sözü edilen kalem
  3. 1 sayısı
Cevabı göster

daha önce sözü edilen kalem

Well, hopefully we're about to make that learning journey a bit easier Notlar

0:46

Pekâlâ, yepyeni bir çevrimiçi kurs başlattığımız şu günlerde

as we launch a brand new online course. Kalıp ifadeler

0:50

umarım bu öğrenme yolculuğunu biraz daha kolaylaştıracağız.

Dilbilgisi

make ... a bit easier: make + nesne + sıfat

Kalıp make + nesne + sıfat şeklindedir. Bir şeyin, nesneyi sıfatın belirttiği duruma getirmesi anlamına gelir. Burada that learning journey nesnedir; easier ise onun yeni durumunu anlatır. A bit, karşılaştırma biçimindeki easier ifadesini yumuşatır ve biraz daha kolay anlamı verir. Yani kursun öğrenmeyi tamamen zahmetsiz değil, biraz daha kolay hâle getirmesi amaçlanmaktadır.

Alıştırma

Cümleyi make + nesne + a bit easier ile tamamlayın: This map will ____ the walk ____.

Cevabı göster

make · a bit easier

Deyimler

learning journey: aşamalardan oluşan bir süreç olarak öğrenme

Learning journey, zaman içinde gerçekleşen öğrenme sürecini bir yolculuğa benzeten bir mecazdır. Bir yolculuk gibi öğrenmenin de bir başlangıcı, farklı aşamaları, zorlukları ve ilerlemesi olabilir. Burada bir yerden başka bir yere yapılan gerçek bir yolculuğu değil, İngilizce öğrenme deneyimini anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede learning journey ne anlama gelir? Mina's learning journey continued for two years.

  1. Onun bir okula yaptığı gezi.
  2. Her gün bindiği otobüsün güzergâhı.
  3. Onun öğrenme süreci ve bu sürecin aşamaları.
Cevabı göster

Onun öğrenme süreci ve bu sürecin aşamaları.

Kalıp ifadeler

launch a brand new online course: yepyeni bir çevrim içi kursu kullanıma sunmak

Burada launch, “bir şeyi resmen tanıtmak veya kullanıma sunmak” anlamındadır; “bir şeyi uzaya fırlatmak” anlamında değildir. launch a brand new online course, tamamen yeni bir çevrim içi kursu öğrencilerin kullanımına sunmak demektir; brand new kursun bütünüyle yeni olduğunu güçlü biçimde vurgular. Launch bu anlamıyla sık sık product, service, app, website, programme veya course ile kullanılır. Yeni bir şeyin halka resmen sunulduğu ana odaklanır.

Alıştırma

Tamamen yeni bir çevrim içi kursu resmen sunmak için dersteki tam ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The college plans to ____ in September.

Cevabı göster

launch a brand new online course

Yes.

0:53

Evet.

But how long does it take someone to become a fluent speaker of English? Dilbilgisi

0:54

Peki ama birinin İngilizceyi akıcı bir şekilde konuşması ne kadar sürer?

Dilbilgisi

How long does it take someone to become ...?: birinin bir duruma gelmesinin ne kadar sürdüğünü sormak

How long does it take someone to become ...? bir kişinin yeni bir duruma ulaşmak için ne kadar zamana ihtiyaç duyduğunu sorar. Buradaki yeni durum İngilizceyi akıcı konuşabilmektir ve take “zaman gerektirmek” anlamındadır; “bir şeyi taşımak” veya “ortadan kaldırmak” anlamında değildir. Kalıp How long + does it take + kişi + to + fiilin yalın hâli? şeklindedir. someone yerine you, Maya, a child veya başka bir kişi; become ... yerine de sormak istediğiniz eylem ya da sonuç getirilebilir.

Alıştırma

Süreyi soran cümleyi tamamlayın: How long does it ____ Maya ____ become a doctor?

Cevabı göster

take · to

Well, it's a good question, Rob,

0:58

Bu güzel bir soru Rob,

and one we'll try to answer today. Dilbilgisi

1:01

ve bugün cevaplamaya çalışacağımız bir soru.

Dilbilgisi

and one we'll try to answer: tekil bir ismin yerine kullanılan one

Burada one, daha önce geçen tekil ve sayılabilen question (soru) isminin yerini tutar. question kelimesini tekrarlamadan konuşmayı daha doğal biçimde bağlar. we'll try to answer, ilgi zamiri düşürülmüş bir relative clause'dur; one [that] we'll try to answer şeklinde düşünülebilir. answer fiilinin nesnesi question olduğu için ifade “cevaplamaya çalışacağımız bir soru” anlamına gelir; 1 sayısı anlamına gelmez.

Alıştırma

Daha önce geçen tekil ismin yerine one yazarak cümleyi tamamlayın: It was a risky plan, but ____ we could test on a small scale.

Cevabı göster

one

We'll also be discussing some general ways to make learning English easier

1:03

Ayrıca İngilizce öğrenmeyi kolaylaştırmanın bazı genel yollarını tartışacak

and explaining some learning-related vocabulary along the way. Kalıp ifadeler

1:09

ve bu sırada öğrenmeyle ilgili bazı kelimeleri açıklayacağız.

Kalıp ifadeler

along the way: süreç boyunca

Burada along the way, “bir şeyi yapma sürecinde” anlamına gelir. Ana etkinlik, öğrenmeyi kolaylaştırmanın yollarını konuşmaktır; kelime açıklamaları da bu etkinlik devam ederken yapılır. Bu ifade bir yol boyunca ilerleme görüntüsünden gelir, ancak burada mecaz anlamdadır; gerçek bir yol olması gerekmez. Daha büyük bir hedefe ilerlerken başka bir etkinliğin doğal olarak gerçekleştiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede along the way, bir süreç sırasında bir şey olduğu anlamında kullanılmıştır?

  1. The team learned a lot on the way to the museum.
  2. The team learned a lot along the way while making a robot.
  3. The team learned a lot at the way while making a robot.
Cevabı göster

The team learned a lot along the way while making a robot.

So, let's get started, Rob. Kalıp ifadeler

1:14

Öyleyse, hadi başlayalım Rob.

Kalıp ifadeler

Let's get started: bir etkinliğe birlikte başlamak

Let's get started, konuşan kişi de dâhil olmak üzere bir grubu bir etkinliğe, derse, toplantıya veya konuşmaya başlamaya davet etmenin yaygın bir yoludur. İfadenin tamamını doğal bir açılış kalıbı olarak öğrenin. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır; get started ise etkinliğin başlangıç durumuna geçmek anlamına gelir. Started biçim olarak geçmiş zaman ortacıdır, ancak bu kalıp geçmişten değil, şimdi başlamaktan söz eder.

Alıştırma

Herkes sınıf etkinliğine başlamaya hazır. Hangi açılış ifadesi doğaldır?

  1. Let's get started.
  2. Let's get starting.
  3. Let's got started.
Cevabı göster

Let's get started.

OK, well, hold your horses, Finn. Deyimler

1:15

Tamam, peki, acele etme Finn.

Deyimler

Hold your horses: bekle ve acele etme

Hold your horses, “biraz bekle” ya da “yavaşla; henüz harekete geçme” anlamına gelen bir deyimdir. Birisi çok hızlı ilerlediğinde ve kısa bir süre durmasını istediğinizde kullanılır. Burada Rob, başka bir sorusu olduğu için Finn'e henüz devam etmemesini söyler. Bu, gerçekten atları tutma talimatı değildir.

Alıştırma

Bir arkadaş herkes hazır olmadan oyuna başlamaya çalışıyor. Hold your horses! burada ne anlama gelir?

  1. Atlarla ilgilen.
  2. Biraz bekle; acele etme.
  3. Olabildiğince hızlı koş.
Cevabı göster

Biraz bekle; acele etme.

Not so fast. Ton ve niyet

1:18

O kadar hızlı değil.

Ton ve niyet

Not so fast: birinin erkenden ilerlemesini durdurmak

Konuşmada Not so fast., “Bekle; henüz devam etme veya karar verme” anlamına gelir. Karşıdakinin sözünü keser ve sırada olacakları kısa süreliğine durdurur; asıl olarak fiziksel hızla ilgili değildir. Birisi harekete geçerek, varsayımda bulunarak veya sonuca vararak gereğinden erken ilerlediğinde onu durdurmak için kullanılır.

Alıştırma

Arkadaşınız sonuçları kontrol etmeden deneyin bittiğini söylüyor. Onu durdurmak için bu dersteki üç kelimelik ifadeyi kullanın: ____.

Cevabı göster

Not so fast

I have a question to ask you first.

1:19

Önce sana sormam gereken bir soru var.

According to the last UK census taken in 2011, Anlatım akışı

1:22

2011 yılında yapılan en son Birleşik Krallık nüfus sayımına göre,

what percentage of the British population speaks a first language that's not English? Kelime

1:26

İngiliz nüfusunun yüzde kaçı ana dil olarak İngilizce dışında bir dil konuşuyor?

Anlatım akışı

According to the last UK census: kaynağı belirtmek

According to + kaynak, bilginin veya sorunun o kaynağa dayandığını belirtir. Konuşmacı, “According to the last UK census” ifadesini başa koyarak yüzdeyi sormadan önce sayıların nereden geldiğini açıklar. census, bir nüfusun resmî olarak sayılması ve araştırılması, yani nüfus sayımıdır. İfade, cümlede önce kaynağı, sonra soruyu sunarak bilgiyi düzenler; konuşmacının nüfus sayımına katıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu dersteki kaynak belirten ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the timetable, the next train leaves at nine.

Cevabı göster

According to

Kelime

a first language: kişinin ilk öğrendiği dil

Bu nüfus sayımı sorusunda a first language, bir kişinin genellikle erken çocuklukta ilk öğrendiği dil demektir. Bu ifade kişinin dil geçmişini anlatır; kişi en baştan itibaren birden fazla dili birlikte öğrendiyse birden fazla ilk dile sahip olabilir. First, dilin listedeki yerini değil, ne zaman edinildiğini belirtir. Bir kişinin ilk dili ülkenin resmî dili olmak zorunda değildir ve daha sonra ana dili olmayan bir dil olarak öğrenilen yabancı dilden farklıdır.

Alıştırma

Mina doğumundan itibaren evde Korece öğrendi. Daha sonra okulda İngilizce öğrendi ve devlet resmî belgelerde İngilizce kullanıyor. Hangi cümle doğrudur?

  1. Korean is the official language because Mina learned it first.
  2. Korean is Mina's first language.
  3. English is Mina's first language because it is used at school.
Cevabı göster

Korean is Mina's first language.

Is it A, 1.7%,

1:33

A şıkkı, %1.7 mi,

B, 7.7%,

1:36

B şıkkı, %7.7 mi,

or C, 14.7%?

1:38

yoksa C şıkkı, %14.7 mi?

Mm, that's an interesting one. Ton ve niyet

1:40

Hmm, bu ilginç bir soru.

Ton ve niyet

that's an interesting one: cevap vermeden önce düşünmek için duraklamak

Burada That's an interesting one. az önce sorulan soruya verilen bir karşılıktır. One, question sözcüğünün yerini tutar; yani konuşan kişi sorunun üzerinde düşünmeye değer olduğunu söyler. Bu ifade konuşmada zaman kazandıran bir geçiş sözü olarak da işlev görür: soruyu karşılar ve konuşan kişiye cevabını hazırlaması için kısa bir süre verir. Bu bağlamda fiziksel bir nesneyi göstermez.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “If you could invent anything, what would it be?” diye soruyor. Cevaptan önce söylenen “That's an interesting one” en doğal olarak ne işe yarar?

  1. Soruyu konuşmayı reddeder.
  2. Bir numaralı ilginç bir nesne olduğunu söyler.
  3. Soruyu karşılar ve konuşan kişiye düşünmesi için kısa bir süre verir.
Cevabı göster

Soruyu karşılar ve konuşan kişiye düşünmesi için kısa bir süre verir.

My first guess is C, 14.7%.

1:42

İlk tahminim C şıkkı, %14.7.

Well, we'll find out if you're right or wrong later on. Notlar

1:47

Haklı mı yoksa haksız mı olduğunu daha sonra öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out: Bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak

Find out, “daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede daha sonra öğrenilecek şey, kişinin haklı mı haksız mı olduğudur. Find out ifadesinden sonra bir soru sözcüğü veya whether/if gelebilir: find out why... ya da find out if.... Buradaki out, öbek fiilin bir parçasıdır; dışarı doğru hareket anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi find + out ile oluşturulan öbek fiille tamamlayın: Let's ____ why the alarm is ringing.

Cevabı göster

find out

Kalıp ifadeler

later on: Belirtilmemiş daha sonraki bir zamanda

Later on, “daha sonra” veya “bir süre sonra” anlamına gelir. Bir şeyin konuşulan zamandan sonra gerçekleşeceğini bildirir ancak kesin bir zaman vermez. Bu cümlede yanıt, etkinliğin daha sonraki bir bölümünde açıklanacaktır. On, bu zaman ifadesinin bir parçasıdır; burada ayrı bir yön anlamı taşımaz.

Alıştırma

Cümleyi on ile biten ve “şu andan sonraki belirsiz bir zaman” anlamına gelen iki sözcüklü zaman ifadesiyle tamamlayın: I am busy now, but I can help ____.

Cevabı göster

later on

So now, we can discuss how learning English is getting easier. Dilbilgisi

1:51

Şimdi İngilizce öğrenmenin nasıl daha kolay hale geldiğini tartışabiliriz.

Dilbilgisi

is getting easier: devam eden bir değişim

Burada get, “almak” değil, “hâle gelmek” anlamındadır. is getting easier ifadesinde is getting, zaman içinde gerçekleşen bir değişimi gösterir; easier ise durumu daha önceki, daha zor bir aşamayla karşılaştırır. be + getting + sıfat yapısı devam eden bir değişimi anlatır. easier, warmer veya faster gibi karşılaştırma sıfatları değişimin yönünü gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: With each lesson, reading ____.

Cevabı göster

is getting easier

Of course, there are a huge number of publications, books, leaflets, and magazines Kalıp ifadeler

1:56

Elbette çok sayıda yayın, kitap, broşür ve dergi var

that can help teach you.

2:01

size öğretmenize yardımcı olabilecek.

Kalıp ifadeler

there are a huge number of + sayılabilen çoğul isim

there are ifadesi, var olan veya kullanılabilir durumdaki şeyleri tanıtır. A huge number of, “çok fazla sayıda” anlamına gelir; bu yüzden bütün yapı çok büyük bir grubu tanıtır. a huge number of sonrasında sayılabilen çoğul bir isim kullanılır. Burada publications, books, leaflets ve magazines sözcüklerinin hepsi çoğuldur.

Alıştırma

Hedef miktar ifadesini tamamlayın: There are a huge ____ of books in this library.

Cevabı göster

number

But there are those people who say that you can't beat the real thing, Notlar

2:03

Ancak gerçek bir öğretmenin, bir dili size yüz yüze anlatabilen birinin

a teacher, someone who can explain a language to you face-to-face. Kelime

2:07

yerini hiçbir şeyin tutamayacağını söyleyenler de var.

Anlatım akışı

there are those people who say that: başka bir görüşü sunmak

there are kalıbı bir grubu tartışmaya dahil eder, who say that ise bu grubun ne düşündüğünü aktarır. Burada yaklaşık olarak “başka bir grup insan ... olduğunu savunuyor” anlamına gelir. Grubun adının verilmesi ya da kim olduklarının bilinmesi gerekmez. But ile birlikte kullanıldığında bütün kalıp, tartışmanın farklı veya karşıt bir görüşe geçtiğini gösterir. Önemli bilgi that sonrasında gelir; those people ifadesinin tam olarak kimi anlattığı önemli değildir.

Alıştırma

Cümlede there are those people who say that ifadesinin işlevini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Konuşanın kişisel olarak tanıdığı insanları belirtir.
  2. Herkesin konuşana katıldığını gösterir.
  3. Kim olduğu belirtilmeyen bir grubun görüşünü sunar.
Cevabı göster

Kim olduğu belirtilmeyen bir grubun görüşünü sunar.

Deyimler

you can't beat the real thing: gerçek olanı aşmak zordur

Can't beat X, “hiçbir şey X'ten daha iyi değildir” veya “X'i aşmak çok zordur” anlamına gelen bir deyimdir. Burada beat fiziksel olarak vurmak ya da yenmek anlamına gelmez; you ise genel olarak insanları ifade eder. The real thing, bir alternatif yerine gerçek kişiyi, nesneyi veya yüz yüze deneyimi anlatır. Burada eklenen a teacher, someone... bölümü, the real thing ile dili yüz yüze açıklayabilen gerçek bir öğretmenin kastedildiğini gösterir.

Alıştırma

Canlı bir gösterinin kayıttan daha iyi olduğunu söylemek için cümleyi dersteki deyimle tamamlayın: Recordings are useful, but ____.

Cevabı göster

you can't beat the real thing

Kelime

face-to-face: doğrudan, yüz yüze iletişim

Burada face-to-face, öğretmenin dili nasıl açıkladığını belirtir: öğretmen ve öğrenci aynı yerde bulunur ve doğrudan konuşur. İki yüzün gerçekten birbirine değmesi anlamına gelmez. Bu ifade, insanların uzaktan iletişim kurmak yerine fiziksel olarak bir aradayken buluşma, konuşma, öğretme veya çalışma biçimini anlatabilir.

Alıştırma

Doğrudan, yüz yüze iletişim anlamına gelen kısa çizgili ifadeyle cümleyi tamamlayın: After months of video calls, the team finally met ____ in the same room.

Cevabı göster

face-to-face

Indeed, but that comes at a cost and isn't always practical. Notlar

2:12

Kesinlikle, ancak bunun bir maliyeti var ve her zaman pratik olmayabilir.

Deyimler

that comes at a cost: dezavantajı olan bir yarar

that comes at a cost ifadesinde that, hemen önce sözü edilen düşünceye gönderme yapar. İfade, bir yarar elde etmenin beraberinde bir dezavantaj da getirdiğini anlatır. Bu bedel para, zaman, çaba, kolaylık veya başka bir şey olabilir. Bir şeyin yararlı olabileceğini ama sorunsuz olmadığını belirtmek için olumlu bir değerlendirmeyi uyarıyla dengelemek amacıyla sıkça kullanılır.

Alıştırma

come at a cost ifadesini tekil özneyle uyumlu hâle getirerek cümleyi tamamlayın: Better battery life often ____: the phone may be heavier.

Cevabı göster

comes at a cost

Dilbilgisi

isn't always practical: kısmi olumsuzluk

Bu cümlede isn't always practical, “her durumda uygulanabilir ya da gerçekçi değildir” anlamına gelir. Yöntemin bazen işe yarayabileceğini, ancak maliyet, zaman veya koşullar nedeniyle sınırlı kalabileceğini kabul eder. Olumsuzluk always sözcüğüne yöneliktir; bu nedenle tamamen reddetmek yerine kısmi bir olumsuzluk bildirir.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: “It isn't always practical” cümlesinde konuşan kişi, bunun hiçbir durumda uygulanabilir olmadığını söylüyor.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

You might not have a school nearby.

2:17

Yakınınızda bir okul olmayabilir.

That's why in the 21st century, Anlatım akışı

2:19

Bu yüzden 21. yüzyılda,

online seems to be the main method of learning. Ton ve niyet

2:22

çevrimiçi eğitim ana öğrenme yöntemi gibi görünüyor.

Anlatım akışı

That's why: bir nedeni sonucuna bağlamak

That's why daha önce verilmiş bir nedene gönderme yapar ve onun sonucunu ya da bundan çıkan yargıyı sunar. Burada that, yüz yüze eğitimin daha pahalı olabileceği ve her zaman uygulanabilir olmadığı yönündeki önceki düşüncenin tamamını ifade eder. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak That's why, dinleyiciye sıradaki düşüncenin az önce söylenenlerden çıktığını bildirir. Kalıp şöyledir: neden. That's why + sonuç.

Alıştırma

Nedeni sonucuna en iyi bağlayan ifade hangisidir? The road is closed. ____ the bus is late.

  1. That's why
  2. That's because
  3. Even though
Cevabı göster

That's why

Ton ve niyet

online seems to be: temkinli bir değerlendirme yapmak

Bu cümlede seems to be, “gibi görünüyor” anlamına gelir. Konuşan kişi, çevrim içi öğrenmenin temel yöntem olduğuna dair işaretler görüyor ancak bu düşünceyi kesin bir gerçek olarak sunmuyor. Dikkatli bir değerlendirme yapmak için özne + seems to be + isim öbeği veya sıfat yapısını kullanın. Bu yapı, bir eğilimi ya da değişebilecek bir durumu anlatırken kullanışlıdır.

Alıştırma

Değerlendirmeyi daha temkinli yapan, dersteki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The shop ____ closed today.

Cevabı göster

seems to be

Technology is allowing the English language to come to you. Anlatım akışı

2:25

Teknoloji, İngilizce dilinin ayağınıza kadar gelmesine olanak sağlıyor.

Anlatım akışı

allow ... to come to you: uzaktan erişimi yakın hissettirmek

Cümle, soyut bir şey olan the English language ifadesini sanki “size gelebilen” bir şeymiş gibi sunuyor. Bir dilin insan gibi gerçekten hareket ettiği anlamına gelmiyor. Teknolojinin İngilizce dersleri, ses kayıtlarını ve diğer kaynakları öğrencinin bulunduğu yerde erişilebilir hâle getirdiğini anlatıyor. Cümle, etkin neden olarak Technology sözcüğünü başa, alıcı olarak you sözcüğünü sona yerleştiriyor. Bu düzen, erişimi kolay gösteriyor: öğrenci İngilizceyi bulmak için seyahat etmek yerine, İngilizceye bulunduğu yerden ulaşabiliyor.

Alıştırma

Asıl cümlede “the English language to come to you” ne anlama geliyor?

  1. Teknoloji, nerede olursanız olun İngilizce öğrenme kaynaklarına kolayca erişmenizi sağlar.
  2. İngilizce dili fiziksel olarak öğrenciye doğru hareket eder.
  3. Öğrenci, İngilizce konuşulan bir yere seyahat etmelidir.
Cevabı göster

Teknoloji, nerede olursanız olun İngilizce öğrenme kaynaklarına kolayca erişmenizi sağlar.

That's true.

2:30

Bu doğru.

And that's why we've launched a brand new English course Kalıp ifadeler

2:31

Ve bu yüzden bilgisayar, tablet veya cep telefonundan ulaşılabilen

that's available on a computer, tablet, or mobile phone.

2:34

yepyeni bir İngilizce kursu başlattık.

Kalıp ifadeler

yepyeni bir İngilizce kursunu kullanıma sunmak

Bu cümlede launched, havaya fırlatmak değil, “resmî olarak tanıtıp kullanıma sunmak” anlamındadır. Doğrudan nesnesi a brand new English course ifadesidir; brand new, kursun tamamen yeni olduğunu vurgular. Bir kurum yeni bir kursu, ürünü veya hizmeti kullanıcılara sunduğunda launch + isim kullanılabilir. Bu kullanım, yalnızca bir şeyi başlatmaktan daha güçlü bir halka sunma anlamı taşır.

Alıştırma

Cümleyi launch fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The college ____ a brand new English course last week.

Cevabı göster

launched

It's aimed at intermediate learners Kalıp ifadeler

2:38

Orta seviyedeki öğrencilere yönelik

Kalıp ifadeler

orta seviye öğrencilere yönelik olmak

Be aimed at + hedef kitle, “o hedef kitle için tasarlanmış veya düşünülmüş olmak” anlamına gelir. Burada It kursu gösterir ve intermediate learners kursun hitap ettiği kişilerdir; aimed, fiziksel olarak nişan almayı anlatmaz. Be biçimi özneye ve zamana göre değişir, ancak aimed at birlikte kalır: The book is aimed at beginners; The lessons were aimed at adults.

Alıştırma

Cümleyi be aimed at yapısıyla tamamlayın: This guide ____ first-time visitors.

Cevabı göster

is aimed at

and charts a pathway through the various aspects of the language. Deyimler

2:40

ve dilin çeşitli yönlerinden geçen bir yol çiziyor.

Deyimler

and charts a pathway through: açık bir yol planlamak

charts a pathway through ifadesinde chart, gerçek bir harita çizmek değil, bir yolu planlamak veya ortaya koymak anlamına gelir. Pathway, öğrenmeyi açık ve sıralı bir yolculuk olarak gösterir. Through, planlanan yolun kapsadığı içeriği belirtir. Bu ifade, bir kursu öğrencileri konunun farklı bölümlerinde adım adım yönlendiren bir rehber gibi sunar.

Alıştırma

The guide charts a pathway through the first month of training. cümlesinde charts a pathway through ne anlama gelir?

  1. Haritada gerçek bir yol çizer.
  2. Eğitimi programdan çıkarır.
  3. Süreç boyunca izlenecek açık bir yol belirler.
Cevabı göster

Süreç boyunca izlenecek açık bir yol belirler.

Mm, and we hope that

2:44

Hmm, ve umuyoruz ki

by committing around 15 minutes a day to using it, Dilbilgisi

2:46

kullanmaya günde yaklaşık 15 dakika ayırarak,

a learner will see a real improvement in their English knowledge and skill. Kalıp ifadeler

2:50

öğrenciler İngilizce bilgi ve becerilerinde gerçek bir gelişme görecekler.

Dilbilgisi

by committing around 15 minutes a day to using: yöntemi -ing ile göstermek

by + -ing yapısı, cümlenin ilerleyen kısmındaki sonucun hangi yöntemle elde edildiğini gösterir. Burada by committing around 15 minutes a day ..., öğrencinin nasıl gelişebileceğini açıklar. Commit time to doing something, belirli bir zamanı ayırıp düzenli olarak bir etkinliğe vermek anlamına gelir. commit ... to using yapısında to bir edattır; bu nedenle sonraki fiil use değil, -ing biçimindeki using olur.

Alıştırma

commit ve read fiillerinin doğru biçimlerini kullanın: You can improve your English by ____ ten minutes a day to ____ English articles.

Cevabı göster

committing · reading

Kalıp ifadeler

will see a real improvement in: belirgin bir gelişme fark etmek

Bu cümlede will see a real improvement in, “bir alanda belirgin bir ilerleme fark edecek veya yaşayacak” anlamına gelir. Buradaki see, gözle görmekten söz etmez; zaman içinde bir sonucu gözlemlemek anlamındadır. Real, değişimin fark edilebilir olduğunu vurgular. Tekrar kullanılabilecek yapı see an improvement in + alan veya beceri şeklindedir. in sözcüğünden sonra gelen bölüm, neyin geliştiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “bir alanda belirgin ilerleme fark etmek” anlamındaki ders ifadesiyle tamamla: With regular practice, you'll ____ your spelling.

Cevabı göster

see a real improvement in

But, as well as using resources available online, Kalıp ifadeler

2:56

Peki, çevrimiçi olarak sunulan kaynakları kullanmanın yanı sıra,

Kalıp ifadeler

as well as + -ing: bir şey yapmanın yanı sıra

Burada as well as, “-e ek olarak” veya “-nın yanı sıra” anlamına gelir. using resources available online ifadesini daha önce belirtilmiş bir yöntem olarak korur ve dinleyiciyi cümlenin ana bölümünde söylenecek başka bir yönteme hazırlar. Bu cümle başı yapısında as well as sözcüğünden sonra bir isim veya -ing biçiminde bir eylem gelebilir: as well as using, as well as reading. Ardından gelen eylem ek bilgi olarak sunulur; ana cümle ise sıradaki asıl noktayı taşır.

Alıştırma

Cümleyi “-e ek olarak” anlamındaki ders ifadesiyle tamamla: ____ playing basketball, Sam enjoys swimming.

Cevabı göster

As well as

how else can someone help themselves to get a better grasp, Deyimler

3:00

biri İngilizceyi daha iyi kavramak,

that's a better understanding, of English?

3:04

yani daha iyi anlamak için kendine başka nasıl yardımcı olabilir?

Deyimler

get a better grasp: bir şeyi daha açık anlamak

Burada grasp, bir şeyi elle tutmak değil, bir konuyu anlamak demektir. get a better grasp of something yapısında soyut bir isimdir ve bir şeyi daha açık ya da daha tam anlamak anlamına gelir. Konuşmacı hemen ardından grasp sözcüğünü a better understanding diyerek yeniden açıklar. Konuşurken bu tür bir yeniden ifade, konuşmaya devam ederken bilinmeyen bir sözcüğü açıklamayı sağlar.

Alıştırma

“Daha açık anlamak” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the explanation, Noah began to ____ the safety rules.

Cevabı göster

get a better grasp of

Mm, well, if someone wants to become a confident speaker of English,

3:07

Hmm, pekâlâ, eğer birisi kendine güvenerek İngilizce konuşan biri olmak istiyorsa,

trainer Richard Hallows has some tips.

3:12

eğitmen Richard Hallows'un bazı tavsiyeleri var.

Have a listen and see if you can hear Notlar

3:14

Dinleyin ve duyabilecek misiniz bir bakın,

what are the two main aspects of English that you need?

3:17

İngilizcenin ihtiyacınız olan iki ana yönü nedir?

Kalıp ifadeler

Have a listen: birini dinlemeye davet etmek

Have a listen, kısa bir süre dinlemek anlamına gelen kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Burada have “sahip olmak” anlamına gelmez; listen, have a + isim yapısında isim olarak kullanılır. Bu cümlede ifade, bir dinleme etkinliğini davet edici bir şekilde başlatır. Genellikle doğrudan verilen Listen talimatından daha yumuşak duyulur.

Alıştırma

Vurgulanan samimi davet ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ to this sound and tell me which animal it is.

Cevabı göster

Have a listen

Ton ve niyet

see if you can hear: bir dinleme hedefi belirlemek

see if you can hear ifadesinde see if, “bak” değil, “olup olmadığını anlamaya çalış” demektir. Bu ifade, dinleyenden bir sesi ya da bilgiyi dinleyerek ayırt edip edemediğini kontrol etmesini ister. Burada ardından gelen soruyu bir dinleme hedefine dönüştürür. Daha doğrudan olan “Listen for the two main aspects.” komutuna göre daha yumuşak bir davet ya da küçük bir meydan okuma gibi gelir.

Alıştırma

Bir dinleme görevi oluşturmak için hedef ifadeyi kullan: Play the recording and ____ the owl in the background.

Cevabı göster

see if you can hear

Most importantly, Anlatım akışı

3:20

En önemlisi,

you've got to have a good range of vocabulary and grammar. Notlar

3:21

iyi bir kelime ve dilbilgisi yelpazesine sahip olmalısınız.

Anlatım akışı

Most importantly: en öncelikli noktayı belirtmek

Most importantly, konuşulan noktalar arasında sıradaki noktanın en yüksek önceliğe sahip olduğunu dinleyiciye bildirir. Bu cümlede dikkati geniş bir kelime ve dil bilgisi birikimine sahip olmaya yöneltir. Cümlenin başında kullanıldığında tüm cümleyi niteleyen bir zarf görevi görür ve yazıda ardından virgül gelir. Bir bilgi işaretidir: yalnızca önemli olduğunu söylemek yerine ardından gelen noktayı diğerlerinin üstüne yerleştirir.

Alıştırma

En öncelikli noktayı belirten ifadeyi kullan: ____, remember to wear your helmet.

Cevabı göster

Most importantly

Dilbilgisi

you've got to have: konuşma dilinde sahip olma zorunluluğu

Bu cümlede you've got to have, “sahip olmalısın” veya “sahip olman gerekiyor” anlamına gelir. Have got to gereklilik bildirir, sondaki have ise “sahip olmak” anlamındadır. To sözcüğü, have got to yapısının tek bir bütün olduğunu ve ardından başka bir fiil geldiğini gösterir. Buradaki you've got, bir şeyi elde etmiş olduğun anlamına gelmez.

Alıştırma

Have got to yapısının kısaltılmış biçimini ve ardından have fiilini kullanın: To enter the pool, ____ a swimming cap.

Cevabı göster

you've got to have

Kalıp ifadeler

a good range of vocabulary and grammar: geniş bir çeşitlilik

Bu cümlede a good range of vocabulary and grammar, çok çeşitli kelimeler ve dil bilgisi kalıpları anlamına gelir. Kişinin yalnızca birkaç türü değil, birçok farklı türü bildiğini ve kullanabildiğini anlatır. a good range of + isim kalıbı, çeşitliliği veya kapsama genişliğini anlatır. Buradaki range, fiziksel mesafeyi değil, kaç farklı türün kapsandığını belirtir.

Alıştırma

Toplum merkezinin birçok farklı etkinlik sunduğunu belirten cümle hangisidir?

  1. The community centre offers a good range of activities.
  2. The community centre offers only one activity.
  3. The community centre is a long distance from the station.
Cevabı göster

The community centre offers a good range of activities.

You need to know lots of words.

3:25

Çok sayıda kelime bilmeniz gerekiyor.

The more words you know,

3:26

Ne kadar çok kelime bilirseniz,

the better, obviously.

3:27

tabii ki o kadar iyi.

And similarly with grammar,

3:29

Ve aynı şekilde dilbilgisinde de,

the more grammar you have, the better you can explain yourself. Kalıp ifadeler

3:30

ne kadar çok dilbilginiz varsa, kendinizi o kadar iyi ifade edebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

explain yourself: ne demek istediğini açıkça anlatmak

Bu cümlede explain yourself, “kendi düşüncelerini veya ne demek istediğini başkalarına açıkça anlatmak” demektir. Yourself sözcüğü konuşan kişiye döner: kendi anlatmak istediğin şeyi iletiyorsun. “Nasıl bir insan olduğunu açıklamak” anlamına gelmez. Explain a rule veya explain the problem dışarıdaki bir konuyu belirtirken explain yourself kendi anlamını, tutumunu ya da nedenlerini anlatmaya odaklanır.

Alıştırma

Dil becerisiyle ilgili bir konuşmada I can explain myself better ne anlama gelir?

  1. Ne demek istediğimi daha açık biçimde anlatabilirim.
  2. Dış görünüşümü daha ayrıntılı anlatabilirim.
  3. Zor okul derslerini daha başarılı biçimde açıklayabilirim.
Cevabı göster

Ne demek istediğimi daha açık biçimde anlatabilirim.

And we also need to think about pronunciation.

3:33

Ve ayrıca telaffuz hakkında da düşünmemiz gerekiyor.

Learners of English often worry about speaking like a native speaker. Kalıp ifadeler

3:35

İngilizce öğrenenler genellikle ana dili İngilizce olan biri gibi konuşma konusunda endişe duyarlar.

It's not necessary to have a native accent. Dilbilgisi

3:40

Ana dil aksanına sahip olmak gerekli değildir.

Kalıp ifadeler

speaking like a native speaker: ana dil konuşuru gibi konuşmak

Speaking like a native speaker, dili çocukluktan beri birinci dil olarak öğrenip kullanan insanlara benzer biçimde konuşmak demektir. Benzerlik aksanda, ritimde, akıcılıkta veya yaygın ifadelerde olabilir. Burada native speaker, milliyeti, etnik kökeni ya da tek bir aksanı değil, kişinin dil geçmişini anlatır. Sonraki cümle ana dil konuşuruna özgü bir aksanın gerekli olmadığını söylediği için bu ifade, başarılı İngilizcenin şartını değil, yaygın bir kaygıyı adlandırır.

Alıştırma

Bu bağlamda native speaker kimdir?

  1. Çok hızlı konuşan biri
  2. Belirli bir milliyete sahip biri
  3. Bu dili birinci dili olarak kullanmış biri
Cevabı göster

Bu dili birinci dili olarak kullanmış biri

Dilbilgisi

not necessary to have: bir şeyin zorunlu olmadığını söylemek

not necessary to have, It is not necessary to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. Bir eylemin veya durumun zorunlu olmadığını belirtir. Bu cümlede gerekli görülmeyen şey to have a native accent bölümüdür. Bu ifade bir şartı hafifletir; herhangi bir şeyi yasaklamaz. Ana dili konuşuru gibi bir aksanınız olabilir, ancak böyle bir aksana sahip olmanız gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “sahip olmak zorunlu değildir” anlamına gelen dört kelimelik yapıyla tamamlayın: It's ____ your own laptop for the workshop.

Cevabı göster

not necessary to have

Okay, so Richard says

3:44

Tamam, yani Richard diyor ki

you need a good range or a wide variety of vocabulary and grammar.

3:46

iyi bir yelpazeye veya çok çeşitli kelime ve dilbilgisine ihtiyacınız var.

The more words you know, Dilbilgisi

3:51

Ne kadar çok kelime bilirseniz,

the more you can say,

3:52

o kadar çok şey söyleyebilirsiniz,

and the more grammar you know,

3:53

ve ne kadar çok dilbilgisi bilirseniz,

the better you can say it.

3:55

o kadar iyi söyleyebilirsiniz.

Dilbilgisi

The more..., the more/better...: bağlantılı değişimler

The more..., the more/better... iki parçalı bir karşılaştırma kalıbıdır. Bir miktar veya niteliğin değişmesiyle diğerinin de değiştiğini anlatır. Cümlede iki ilişki vardır: daha çok kelime bilmek daha çok şey söylemeyi, daha çok dil bilgisi bilmek ise daha iyi konuşmayı sağlar. Çiftin her iki kısmı da the ve ardından bir karşılaştırma biçimiyle başlar: the more..., the more... veya the better.... Buradaki the, bir ismin önündeki tanımlık değil, kalıbın sabit bir parçasıdır. Bu nedenle ikinci the atılmamalıdır.

Alıştırma

Daha fazla pratiğin daha fazla özgüven getirdiğini anlatacak şekilde karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ you practise, ____ confident you become.

Cevabı göster

The more · the more

Or even write it.

3:56

Veya o kadar iyi yazabilirsiniz.

I agree.

3:58

Katılıyorum.

One other tip is don't try to sound like a native, Ton ve niyet

3:59

Bir diğer tavsiye ise ana dilini İngilizce olarak konuşan biri gibi,

so someone who speaks English as a first language.

4:05

yani bir 'native' gibi ses çıkarmaya çalışmamanızdır.

Ton ve niyet

don't try to sound like a native: gerçekçi bir konuşma hedefi belirlemek

Don't try to sound like a native, ana dili İngilizce olan birinin aksanını kusursuz biçimde taklit etmeyi hedeflememek gerektiğini söyleyen doğrudan bir tavsiyedir. sound like + kişi veya grup, sesiniz ya da konuşma biçiminizle onlar gibi bir izlenim vermek anlamına gelir; burada a native, İngilizceyi birinci dili olarak konuşan kişidir. Bu ifade “telaffuzunu geliştirme” demek değildir. Amaç, ana dil konuşurunun aksanını kusursuzca taklit etmek yerine açık ve kolay anlaşılır konuşmaktır.

Alıştırma

Bu yorumu değerlendirin: “Don't try to sound like a native”, telaffuzunuz üzerinde çalışmayı bırakmanız gerektiği anlamına gelir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Well, all these are things that we aim to cover in our new course. Kalıp ifadeler

4:09

İşte tüm bunlar, yeni kursumuzda kapsanmasını hedeflediğimiz şeylerdir.

Kalıp ifadeler

aim to cover: hangi içeriğin dâhil edileceğini planlamak

Aim to cover, “bir şeyi içermeyi ve ele almayı amaçlamak ya da planlamak” anlamına gelir. aim to + fiilin yalın hâli yapısında aim bir hedef belirtir; cover ise konu ya da içeriği nesne olarak alır ve onu kapsamak veya ele almak anlamına gelir. Bu kurs bağlamında aim fiziksel olarak bir hedefe nişan almak, cover ise bir nesnenin üstünü örtmek anlamında değildir. İfade, kursta ele alınması planlanan içeriği anlatır.

Alıştırma

Cümleyi aim to cover ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This short lesson ____ the basics of map reading.

Cevabı göster

aims to cover

Our new course might be a big help to you if you need English for your work Notlar

4:13

İşiniz için İngilizceye ihtiyacınız varsa yeni kursumuz size çok yardımcı olabilir,

Kalıp ifadeler

might be a big help to: kesinlik taşımayan nazik bir öneri

“Might be a big help to you”, “size çok yardımcı olabilir” anlamına gelir. “A big help” bir isim öbeğidir; “to you” ise yardımı alan kişiyi belirtir. “Might”, sonucun kesin olmadığını gösterir. Konuşan kişi, kursun herkese mutlaka yardımcı olacağını vaat etmeden kursu önerir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen, might ile başlayan ve “çok yardımcı olabilir” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: This map ____ you in the old town.

Cevabı göster

might be a big help to

or if you're studying in English,

4:17

veya İngilizce eğitim görüyorsanız,

or if you're planning to visit or even live in the UK.

4:19

ya da İngiltere'yi ziyaret etmeyi, hatta orada yaşamayı planlıyorsanız.

Dilbilgisi

if..., or if..., or if...: alternatif koşulları düzenleme

Cümlede üç durumu belirtmek için if ile başlayan üç paralel yan cümle kullanılır: iş için İngilizceye ihtiyaç duymak, İngilizce eğitim görmek ve Birleşik Krallık'ı ziyaret etmeyi veya orada yaşamayı planlamak. Or, bu durumlardan herhangi birinin kursu yararlı hâle getirebileceğini gösterir. if kelimesinin tekrarlanması her koşulun başlangıcını belirtir. Böylece uzun bir listeyi takip etmek kolaylaşır ve bütün koşullar aynı sonuca bağlanır: kurs size yardımcı olabilir.

Alıştırma

Üç alternatif durumun her birinden önce if yazın: Ask an adult for help ____ you are lost, ____ you feel unsafe, or ____ someone is hurt.

Cevabı göster

if · if · if

In fact, Anlatım akışı

4:22

Aslında,

the British government expects immigrants to reach ESOL entry 3 or B1 level Notlar

4:23

İngiliz hükümeti göçmenlere vatandaşlık vermeden önce

Dilbilgisi

expects immigrants to reach: expect + nesne + to-infinitive

Expects immigrants to reach, expect + nesne + to-infinitive kalıbını izler. Immigrants nesnedir; to reach ise bu kişilerden beklenen eylemi veya sonucu belirtir. Özne bir hükûmet ya da başka bir kurum olduğunda expect çoğu zaman insanların yerine getirmesi gereken veya yerine getirmeleri kuvvetle beklenen bir standardı ifade eder. Burada yalnızca iyi bir şey olmasına yönelik duygusal bir umut değildir.

Alıştırma

Expect + nesne yapısından sonra arrive fiilinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The school expects every student ____ on time.

Cevabı göster

to arrive

before they can be granted citizenship. Kelime

4:29

ESOL entry 3 veya B1 seviyesine ulaşmalarını bekliyor.

Anlatım akışı

In fact, ile önceki düşünceyi destekleyen bir gerçeğe geçmek

In fact, dinleyiciye sırada önceki sözü destekleyen bir gerçeğin geldiğini bildiren bir söylem belirtecidir. Burada, İngilizce öğrenmeyle ilgili genel bir noktadan bu noktayı güçlendiren somut bir hükûmet beklentisine geçer. Sadece bir dolgu sözü değildir. Sıradaki bilgiyi kanıt veya daha güçlü destek olarak işaretleyerek mesajı düzenler.

Alıştırma

Hangi seçenek In fact ifadesini ilk cümleyi destekleyen somut bir gerçeği tanıtmak için kullanıyor?

  1. The library is busy. In fact, please put your bag here.
  2. The library is busy. In fact, what time does the train leave?
  3. The library is busy. In fact, it welcomed two thousand visitors last week.
Cevabı göster

The library is busy. In fact, it welcomed two thousand visitors last week.

Kültür

ESOL Entry 3 veya B1 level: İngilizce yeterlilik seviyeleri

ESOL, English for Speakers of Other Languages ifadesinin kısaltmasıdır. Birleşik Krallık'ta ESOL Entry 3, İngilizce yeterlilik sistemindeki Entry aşamasının en yüksek seviyesidir. B1 ise A1'den C2'ye uzanan uluslararası CEFR ölçeğindeki bir seviyedir. Cümlede ESOL Entry 3 or B1 level, bu bağlamda gerekli olan İngilizce standardını belirtir. Entry 3 bir seviye adıdır; üçüncü giriş veya üçüncü deneme anlamına gelmez. İki ad farklı sistemlere aittir ve burada bu gereklilik için kabul edilen seçenekler olarak sunulur; her bağlamda tamamen aynı oldukları söylenmez.

Alıştırma

Bu cümlede ESOL Entry 3 or B1 level neyi belirtir?

  1. Birleşik Krallık'a girmek için üçüncü deneme
  2. Bir Britanya vatandaşlığı türü
  3. Gerekli bir İngilizce yeterlilik seviyesi
Cevabı göster

Gerekli bir İngilizce yeterlilik seviyesi

Kelime

can be granted citizenship: resmî kurumsal onay

Can be granted citizenship ifadesinde can be granted, can + be + geçmiş zaman ortacıyla kurulan kiplik edilgen yapıdır. Cümle eylemi alan kişilere odaklanır ve vatandaşlığı veren yetkili kurumu belirtmez. Burada grant, resmî olarak onaylamak veya vermek; citizenship ise verilen yasal statü anlamındadır. Bu nedenle ifade, kişilerin resmî olarak vatandaşlık alabileceğini belirtir; onayın otomatik olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Grant fiilinin doğru biçimiyle resmî edilgen yapıyı tamamlayın: After approval, Maya can be ____ citizenship.

Cevabı göster

granted

It's equivalent to being able to hold a reasonably confident basic conversation. Kalıp ifadeler

4:31

Bu, oldukça kendinden emin bir şekilde temel düzeyde sohbet edebilmeye eşdeğerdir.

Kalıp ifadeler

It's equivalent to being able to...: ‘yapabilmeye eşdeğer olmak’

It's equivalent to being able to... bir seviye, sonuç ya da ölçütün, ardından belirtilen pratik beceriye denk olduğunu anlatır. Burada soyut bir seviye, kişinin gerçekte ne yapabildiğiyle açıklanır. equivalent to yapısındaki to bir edattır; bu nedenle burada ardından -ing biçimindeki being gelir. being able to sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: equivalent to being able to hold...

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyi yapma becerisine sahip olmakla aynı” anlamındaki hedef yapıyla tamamlayın: Reaching level two is equivalent to ____ complete the task without help.

Cevabı göster

being able to

Kalıp ifadeler

hold a reasonably confident basic conversation: temel bir sohbeti belli bir güvenle sürdürebilmek

Hold a conversation bir sohbete katılmak ve onu devam ettirebilmek anlamına gelir. Hold burada kelimesi kelimesine bir şeyi elde tutmak anlamında değildir; karşılıklı konuşmayı sürdürmeyi anlatır. Bu kalıp dil becerisinden söz ederken sık kullanılır. A reasonably confident basic conversation hâlâ basit düzeyde bir sohbettir, ancak konuşan kişi onu belli ölçüde kendine güvenerek sürdürebilir. Reasonably, confident sözcüğünün gücünü azaltır; kusursuz ya da son derece kendinden emin olunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “basit bir sohbete katılmak ve onu devam ettirmek” anlamındaki hedef kalıpla tamamlayın: After six months of classes, Leo could ____ in Italian.

Cevabı göster

hold a basic conversation

Well, in the UK,

4:36

Peki, Birleşik Krallık'ta,

it's estimated that you need around 360 hours of study Dilbilgisi

4:38

hiç İngilizce bilmeyen birinin o aşamaya gelebilmesi için

to get to that stage from not knowing any English at all. Notlar

4:43

yaklaşık 360 saat eğitim alması gerektiği tahmin ediliyor.

Dilbilgisi

it's estimated that: bir tahmini kişisiz biçimde aktarmak

it's estimated that + cümle, “... olduğu tahmin ediliyor” anlamına gelir. Bu yapıda it belirli bir kişiyi veya şeyi göstermez; biçimsel öznedir ve tahmin edilen bilgi that'ten sonra gelir. Edilgen yapı, tahmini yapan kişiyi veya kurumu arka planda bırakıp dikkati tahmin edilen sayıya yöneltir. Estimated, sayının kesin veya garantili değil, yaklaşık olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kısaltmalı ve tam olarak üç sözcükten oluşan raporlama yapısıyla tamamlayın: ____ the repairs will take two weeks.

Cevabı göster

It's estimated that

Kalıp ifadeler

to get to that stage: bir ilerleme düzeyine ulaşmak

to get to that stage, “o aşamaya veya ilerleme düzeyine ulaşmak” anlamına gelir. Burada get to, bir yere gitmeyi değil, öğrenme sürecinde belirli bir noktaya ilerlemeyi anlatır. Stage, gelişim sürecindeki bir aşamadır. That, daha önce sözü edilen konuşma becerisi düzeyine gönderme yapar. to'lu mastar, 360 saatlik çalışmayla ulaşılması gereken hedefi belirtir.

Alıştırma

“Leo can now play the whole song; it took him months to get to that stage,” cümlesinde “get to that stage” ne anlama gelir?

  1. o ilerleme düzeyine ulaşmak
  2. öğrenme sürecine baştan başlamak
  3. bir tiyatro sahnesine yürümek
Cevabı göster

o ilerleme düzeyine ulaşmak

Dilbilgisi

Başlangıç noktası olarak from not knowing any English at all

from not knowing any English at all ifadesindeki from, bir değişimin başlangıç durumunu gösterir. Burada from bir edat olduğu için know fiili -ing biçimini alır: Doğru yapı from not knowing şeklindedir; from not know değildir. Not, durumu olumsuz yapmak için knowing sözcüğünden önce gelir; at all ise bu olumsuzluğu güçlendirir. İfadenin tamamı, kişinin başlangıçta hiç İngilizce bilmediğini anlatır ve başlangıç noktasıyla sonraki aşama arasındaki büyük farkı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi know fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: Nora went from not ____ any chess rules at all to winning her first game.

Cevabı göster

knowing

But this depends on a number of factors such as motivation, Kalıp ifadeler

4:47

Ancak bu, öğrenmeyi ne kadar istediğiniz,

how much you want to learn.

4:53

yani motivasyon gibi bazı faktörlere bağlıdır.

Kalıp ifadeler

Etkileri ve örnekleri tanıtmak için this depends on a number of factors such as...

This depends on a number of factors such as... yapısı, bir sonucun tek bir basit nedeni ya da sabit cevabı olduğunu söylemek yerine çeşitli koşullardan etkilendiğini belirtir. Depends on, sonucu bu koşullara bağlar; a number of factors ise birden fazla etken olduğunu anlatır. Ardından such as, bu etkenlere örnekler getirir. Sonraki örnekler daha büyük bir kümenin parçalarıdır; bu nedenle ifade, eksiksiz bir liste verdiğini öne sürmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için verilen sözcükleri doğru sıraya koyun: depends / on / a / number / of / factors / such / as. The delivery time ____ distance, weather, and traffic.

Cevabı göster

depends on a number of factors such as

Mm, and age can be a factor too. Kalıp ifadeler

4:54

Hmm, ve yaş da bir faktör olabilir.

Kalıp ifadeler

age can be a factor too: başka bir olası etki eklemek

Bu cümlede factor, bir sonucu etkileyebilecek bir şey anlamındadır; matematikteki çarpan anlamında değildir. Age can be a factor, yaşın sonucu etkileyebileceğini söyler; can be, yaşın sonucu her zaman belirlediği anlamına gelmez. Too, yaşı daha önce sözü edilen başka bir etkene ekler. Buradaki anlamı yaş da şeklindedir; fazla yaşlı veya aşırı miktar demek değildir.

Alıştırma

Age can be a factor too burada ne anlama geliyor?

  1. Cümle yalnızca matematiksel bir hesaplamayla ilgilidir.
  2. Yaş sonucu her zaman belirler.
  3. Yaş da sonucu etkileyebilir.
Cevabı göster

Yaş da sonucu etkileyebilir.

Some experts say

4:58

Bazı uzmanlar

it's common for children under the age of 11 Notlar

4:59

11 yaş altındaki çocukların

Kalıp ifadeler

under the age of 11: 11 yaşından küçük

Under the age of 11, “11 yaşından küçük” anlamına gelir. Genellikle 11 yaşını doldurmuş kişileri kapsamaz. Buradaki under fiziksel bir konumu değil, sayısal bir sınırı gösterir. under the age of + sayı kalıbı, yaş aralığını açıkça belirtir.

Alıştırma

Hangi kişi under the age of 11 grubundadır?

  1. 11 yaşındaki bir çocuk
  2. 10 yaşındaki bir çocuk
  3. 12 yaşındaki bir çocuk
Cevabı göster

10 yaşındaki bir çocuk

to be very immersed and be fluent in English in about 6 months. Kelime

5:02

içine girip yaklaşık 6 ay içinde akıcı İngilizce konuşmasının yaygın olduğunu söylüyor.

Dilbilgisi

it's common for children ... to be: for + kişi + to kalıbı

It is + adjective + for + person + to + verb kalıbı, o kişi veya grupla ilgili bir durumu değerlendirir. It is yer tutucu bir başlangıçtır; to-infinitive ise yaygın, kolay, zor veya benzeri şekilde değerlendirilen durumu belirtir. Burada for children under the age of 11, sürece kapılabilecek kişilerin bu çocuklar olduğunu gösterir; for, çocukların yararına anlamına gelmez. To'dan sonra fiilin yalın biçimi kullanılır; to be ifadesinde olduğu gibi.

Alıştırma

It is + adjective + for + person + to + verb kalıbını tamamlayın: It's common ____ young children ____ ask many questions.

Cevabı göster

for · to

Kelime

be very immersed and be fluent in: dilin içinde olmak ve akıcı kullanmak

Bu dil öğrenme bağlamında be very immersed, İngilizceyle çevrili olmayı ve onunla derinden ilgilenmeyi ifade eder. Be fluent in English ise İngilizceyi rahat ve akıcı biçimde kullanmak demektir. And, birbiriyle bağlantılı ama farklı iki durumu bağlar: immersion yoğun biçimde maruz kalmayı ve katılımı, fluency ise beceriyi anlatır. Altyazıda in yalnızca fluent sonrasında açıkça görünse de iki bölümün konusu da İngilizcedir.

Alıştırma

İki standart kullanımı doğru edatla tamamlayın: During the course, Leo wants to be immersed ____ German and be fluent ____ it.

Cevabı göster

in · in

But why should someone choose to learn English?

5:07

Peki birisi neden İngilizce öğrenmeyi seçsin ki?

This is something we've been asking you on our Facebook page. Dilbilgisi

5:09

İşte bu, Facebook sayfamızda size sorduğumuz bir soruydu.

Dilbilgisi

something we've been asking you: geçmişten bugüne süren sorma eylemi

We've, we have ifadesinin kısaltmasıdır. have been + fiil-ing kalıbı present perfect continuous yapısıdır. Sorma eyleminin daha önce başladığını, bir süre devam ettiğini veya tekrarlandığını ve hâlâ şimdiki zamanla bağlantılı olduğunu gösterir. something we've been asking you yapısında we've been asking you yan cümlesi something sözcüğünün neyi anlattığını belirtir. Nesne görevindeki that burada atılabilir: something that we've been asking you.

Alıştırma

Hangi cümle sorma eylemini bu haftanın önceki günlerinden şimdiye kadar tekrarlanan bir eylem olarak anlatır?

  1. We'll ask our readers this question tomorrow.
  2. We asked our readers this question once last week.
  3. We've been asking our readers this question every day this week.
Cevabı göster

We've been asking our readers this question every day this week.

Mm, Oussama says,

5:12

Hmm, Oussama diyor ki,

"It's like my passport. Deyimler

5:15

"Benim pasaportum gibi.

You need it wherever you go." Kalıp ifadeler

5:17

Nereye giderseniz gidin ona ihtiyacınız var."

Deyimler

It's like my passport: özdeşlik değil, benzetme

Burada it, İngilizceyi ifade eder. Like bir benzetme kurar: Konuşan kişi İngilizcenin gerçekten bir pasaport olduğunu söylemez. İngilizceyi, birçok yerde iletişim kurmasına yardım eden kullanışlı bir araç olarak gösterir. Sonraki You need it wherever you go cümlesi ortak özelliği açıklar. Pasaport ve İngilizce farklı şeylerdir, ancak ikisi de bir yerden başka bir yere giderken yararlı olarak sunulur.

Alıştırma

Pasaport benzetmesi temel olarak ne anlatır?

  1. Konuşan kişi İngilizceyi bir pasaportun içinde saklar.
  2. İngilizce resmî bir seyahat belgesidir.
  3. İngilizce, konuşan kişinin birçok yerde iletişim kurmasına yardımcı olur.
Cevabı göster

İngilizce, konuşan kişinin birçok yerde iletişim kurmasına yardımcı olur.

Kalıp ifadeler

wherever you go: nereye gidersen git

wherever you go, “hangi yere gidersen git” anlamına gelir. Wherever, tüm olası varış yerlerini kapsayan bir yan cümle başlatır; belirli bir yeri sormaz. Burada yer değişse bile You need it düşüncesi geçerliliğini korur.

Alıştırma

Cümleyi wherever you go ile tamamla: ____, remember to be kind.

Cevabı göster

Wherever you go

Very good.

5:19

Çok iyi.

Suzuki says,

5:20

Suzuki şöyle diyor:

"It's an international communication tool." Kalıp ifadeler

5:21

"O, uluslararası bir iletişim aracı."

Kalıp ifadeler

an international communication tool: uluslararası bir iletişim aracı

An international communication tool, farklı ülkelerdeki insanların bilgi paylaşmasını sağlayan bir araç anlamına gelir. Bu isim grubunda international, aracın ülkeler arasında çalıştığını; communication ise ne amaçla kullanıldığını belirtir. Burada tool geniş anlamda kullanılır. Yalnızca çekiç gibi fiziksel bir nesne değil; bir dil, hizmet veya yöntem de olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede communication tool, insanların bilgi paylaşmasına yardım eden bir şey anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. English can be an international communication tool for travelers.
  2. A suitcase can be an international communication tool because it holds clothes.
  3. A screwdriver can be an international communication tool because it turns screws.
Cevabı göster

English can be an international communication tool for travelers.

Mm, and Ha thinks it's

5:25

Hmm, ve Ha ise bunun

the key to getting a good job with a high salary. Deyimler

5:28

yüksek maaşlı iyi bir işe girmenin anahtarı olduğunu düşünüyor.

Deyimler

the key to getting a good job: key to + -ing kalıbı

Burada key, bir hedefe ulaşmaya yardımcı olan en önemli etkeni veya yöntemi anlatan bir mecazdır; gerçek bir anahtar değildir. İfade, iyi bir iş bulmak için en önemli şeyi anlatır. key to getting ifadesindeki to, key to kalıbının içinde yer alan bir edattır. Arkasından bir fiil gelirse -ing biçimi kullanılır: key to + isim veya -ing biçimi. Bu nedenle get değil, getting doğrudur.

Alıştırma

key to + -ing kalıbını tamamlamak için improve fiilinin doğru biçimini kullanın: Daily practice is the key to ____ your reading.

Cevabı göster

improving

Deniz says,

5:32

Deniz diyor ki,

"It's the language that opens doors overseas." Deyimler

5:33

"Denizaşırı ülkelerde kapıları açan bir dildir."

Deyimler

the language that opens doors overseas: yurt dışında fırsatlar yaratmak

opens doors ifadesinde open doors, “fırsatlar yaratmak” veya yeni olanakları erişilebilir kılmak anlamına gelen bir mecazdır. Gerçek kapıları fiziksel olarak açmayı anlatmaz. Overseas, başka ülkelerde veya başka ülkelere anlamına gelir. that opens doors overseas ilgi cümleciği, the language ifadesini açıklar. Bu dili iş, eğitim veya insanlarla tanışma gibi yurt dışındaki fırsatlara götürebilecek bir şey olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için open doors ifadesini doğru biçimde kullanın: A scholarship can ____ for a young musician.

Cevabı göster

open doors

Wow.

5:37

Vay canına.

Well, thanks for all your messages.

5:37

Tüm mesajlarınız için teşekkürler.

But now, Rob,

5:39

Ama şimdi, Rob,

I need to know if I got today's question right. Kalıp ifadeler

5:40

bugünkü soruyu doğru bilip bilmediğimi öğrenmeliyim.

Kalıp ifadeler

if I got today's question right: bugünkü soruyu doğru cevaplayıp cevaplamadığım

get + nesne + right kalıbı bir şeyi doğru yapmak, anlamak veya söylemek anlamına gelir. Burada got today's question right, bugünkü soruyu doğru cevaplamak demektir; got, soruyu almak veya elde etmek anlamına gelmez. If, need to know ifadesinden sonra dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatır. Bu nedenle if I got today's question right, konuşanın kontrol etmek istediği şeyi, yani cevabının doğru olup olmadığını belirtir.

Alıştırma

Bu dersteki hedef kalıbı tamamlayın: Did I get the last answer ____?

Cevabı göster

right

Ah, yes.

5:43

Ah, evet.

I asked you,

5:43

Sana sordum ki,

according to the last UK census taken in 2011,

5:44

2011 yılında yapılan son Birleşik Krallık nüfus sayımına göre,

what percentage of the British population speaks a first language that's not English?

5:48

İngiliz nüfusunun yüzde kaçı ana dil olarak İngilizce dışında bir dil konuşuyor?

I said 14.7%.

5:54

Ben %14.7 dedim.

I think that was a wild guess, Finn. Deyimler

5:56

Bence o sadece bir atmasyondu, Finn.

Deyimler

a wild guess: neredeyse hiç dayanağı olmayan bir tahmin

a wild guess ifadesinde wild, tahminin çok az bilgi veya akıl yürütmeyle yapıldığını belirtir. İfade, vahşi veya çılgın bir şeyden söz etmez. Burada konuşan kişi, Finn'in cevabının muhtemelen dikkatli bir hesaplamaya dayanmadığını, çok az dayanağı olan bir tahmin olduğunu söylüyor.

Alıştırma

Neredeyse hiç dayanağı olmayan bir tahmini anlatan hedef ifadeyi tamamlayın: I had no clues, so it was ____.

Cevabı göster

a wild guess

A good guess.

5:58

İyi bir tahmindi.

You were wrong.

5:59

Ama yanıldın.

The census found 7.7% of people in the UK Anlatım akışı

6:00

Nüfus sayımına göre Birleşik Krallık'taki insanların %7.7'sinin

that have a first language that's not English.

6:04

İngilizce olmayan bir ana dili var.

Anlatım akışı

The census found 7.7%: önce kaynak, sonra sonuç

The census bilgi kaynağını belirtir. Dilbilgisel olarak the census öznedir ve found nüfus sayımı verilerinden elde edilen bir sonucu aktarır. Burada nüfus sayımı, tesadüfen bir şey bulan bir insan gibi davranmaz; ifade, bu oranın sayım sonuçlarıyla gösterildiği veya belirlendiği anlamına gelir. Kaynağı başa alan bu yapı, bulguyu vermeden önce dinleyiciye bilginin nereden geldiğini söyler. Study, survey ve report da haberlerde ve olgusal metinlerde aynı şekilde kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede The census found 7.7% başlangıcının temel işlevi nedir?

  1. Sonucu bildirmeden önce veri kaynağını tanıtır
  2. Nüfus sayımı görevlilerinin fiziksel olarak bir sayı bulduğunu söyler
  3. Dinleyiciyi nüfus sayımı kayıtlarını aramaya çağırır
Cevabı göster

Sonucu bildirmeden önce veri kaynağını tanıtır

That's 4.2 million people.

6:06

Bu da 4.2 milyon insan ediyor.

Well, that's it for today. Anlatım akışı

6:09

Pekâlâ, bugünlük bu kadar.

Anlatım akışı

Well, that's it for today: oturumu kapatma

That's it for today yaygın bir kapanış ifadesidir. O anki dersin, programın, toplantının veya etkinliğin bugünlük sona erdiğini belirtir. Dinleyicinin ana içeriğin bittiğini anlamasına yardımcı olur; “bugünle ilgili bütün gerçekler bunlar” anlamına gelmez. Well, ana içerikten kapanışa geçişi daha doğal hâle getirir. Ana mesaj değişmeden çıkarılabilir.

Alıştırma

Bu ders kapanış cümlesini derste geçen ifadenin aynısıyla tamamlayın: We've finished all the activities. Well, ____.

Cevabı göster

that's it for today

Don't forget to check our new website at bbclearningenglish.com. Ton ve niyet

6:11

bbclearningenglish.com adresindeki yeni web sitemizi kontrol etmeyi unutmayın.

Ton ve niyet

Dostça bir hatırlatma olarak Don't forget to check

Don't forget to check ... dostça bir hatırlatma veya eyleme çağrıdır. Burada check, web sitesini ziyaret etmek ya da incelemek anlamına gelir; konuşan kişi dinleyicilerin programdan sonra bunu yapmasını ister. Don't forget to + fiilin yalın hâli yapısı, birine gelecekte yapacağı bir işi atlamamasını hatırlatır. Bu tür bir kapanışta, dinleyicinin daha önce bir şeyi unuttuğu anlamı şart değildir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki hatırlatma ifadesinin aynısıyla tamamlayın: ____ your backpack before school.

Cevabı göster

Don't forget to check

Happy learning. Ton ve niyet

6:15

İyi öğrenmeler.

Ton ve niyet

Kapanış dileği olarak Happy learning

Happy learning!, “Umarım öğrenmekten keyif alırsın” anlamına gelen kısa ve samimi bir iyi dilektir. Eğitim içeriklerinde kapanış sözü olarak kullanılabilir. Happy reading! örneğindeki gibi Happy + etkinlik adı veya -ing biçimi kalıbını kullanır. Kısaltılmış bir dilek ifadesidir; bu yüzden özne ya da tam bir fiil öbeği eklemek gerekmez.

Alıştırma

Bir çalışma mesajını bu dersteki kısa dilekle bitirin: ____!

Cevabı göster

Happy learning

Bye.

6:16

Hoşça kalın.

Bye-bye.

6:16

Bay bay.

That was BBC Learning English.

6:18

Bu BBC Learning English'ti.