Vampir avcısı bilmecesini çözebilir misiniz? - Dan Finkel: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
519 kelime 165 kel/dk

Video özeti: Bir vampir avcısı, 49’a 78 metrelik dikdörtgen bir odada 45 derecelik bir ışık demetini yönlendirmelidir. Izgara koordinatlarının tek veya çift oluşu izlenerek üstteki iki köşe elenir ve ışık dağıtıcının güneydoğu köşesine yerleştirilmesi gerektiği kanıtlanır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. no time to spare. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu deyimin yalnızca birinin meşgul olduğunu söylemek yerine, hiç fazladan zaman kalmadığını belirterek nasıl aciliyet yarattığını anlayın. Son teslim zamanı yaklaşırken bir eylem ya da karar artık ertelenemiyorsa ifadeyi doğal biçimde kullanın. 2. either both even or both odd. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: either ... or ... yapısının iki alternatif mantıksal koşul sunduğunu, both sözcüğünün ise iki koordinata aynı özelliği yüklediğini fark edin. Bu kalıbı eşleşmiş değerleri sınıflandırmak ve matematiksel kuralları kesin biçimde açıklamak için kullanın. 3. passed with flying colors. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bunun renklerden gerçek anlamda söz etmediğini, zor bir sınavı ya da mücadeleyi son derece başarılı biçimde tamamlamak anlamına geldiğini anlayın. Birinin yalnızca asgari koşulu karşılamadığını, bu düzeyin çok ötesinde başarı gösterdiğini vurgulamak için kullanın.

Bu derste

The greatest challenge a vampire hunter can take on Notlar

0:07

Bir vampir avcısının üstlenebileceği en büyük zorluk,

is to bring sunlight into a vampire's lair.

0:11

güneş ışığını bir vampir inine getirmektir.

Anlatım akışı

The greatest challenge ... is to ...: ana sorunu öne çıkarma

The greatest challenge ifadesi ana sorunu en başa koyar ve onu diğer tüm sorunlardan daha önemli gösterir. Cümlenin başında bu üstünlük yapısı bir merak unsuru oluşturur ve dinleyicinin önemli, zor bir görev beklemesini sağlar. The greatest challenge ... is to ... kalıbı önce temel sorunu adlandırır, ardından is to sonrasında içeriğini açıklar. Bir hikâyeye, sunuma ya da problem açıklamasına giriş yapmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

En önemli sorunu açıklamadan önce öne çıkarmak için bu giriş kalıbını en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. Traffic became a challenge during yesterday's event.
  2. The city has several streets near the station.
  3. The greatest challenge for the city is to cut traffic without limiting access.
Cevabı göster

The greatest challenge for the city is to cut traffic without limiting access.

Öbek fiiller

take on a challenge: zor bir görevi üstlenmek

Bu cümlede take on, “yüzleşmeyi ve ilgilenmeyi kabul etmek” anlamına gelir. Avcı hem zorluğu hem de onunla birlikte gelen işi veya riski kabul eder; buradaki take, bir şeyi fiziksel olarak eline almak anlamına gelmez. Take on burada nesne alan bir öbek fiildir. Kabul edilen şey ardından gelir: take on a challenge, take on a task, take on a role veya take on responsibility.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen, “kabul edip ilgilenmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Jordan agreed to ____ full responsibility for the new training program.

Cevabı göster

take on

You've stealthily descended into the darkness of a vampire cave,

0:14

Bir vampir mağarasının karanlığına gizlice indin

setting a sequence of mirrors as you go. Kalıp ifadeler

0:18

ve ilerledikçe bir dizi ayna yerleştirdin.

Kalıp ifadeler

as you go: süreç boyunca bir şey yapmak

Bu cümlede as you go, “ilerlemeye devam ederken” anlamına gelir. Aynaları yerleştirme eylemini aşağı iniş sürecine bağlar; dolayısıyla aynalar yalnızca başlangıçta ya da sonda değil, yol boyunca yerleştirilir. Daha genel olarak as you go, devam eden bir etkinlik sırasında başka bir eylemin aşamalı biçimde gerçekleştiğini gösterir. take notes as you go, etkinlik boyunca not almak demektir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “süreç boyunca” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Check each name off the list ____.

Cevabı göster

as you go

When the sun reaches the right angle in the sky,

0:22

Güneş gökyüzünde doğru açıya ulaştığında,

a focused beam of light will ricochet along the mirrors, Notlar

0:25

odaklanmış bir ışık huzmesi aynalar boyunca sekecek,

Kalıp ifadeler

a focused beam of light: odaklanmış ve yönlendirilmiş bir ışık demeti

A beam of light, dar ve belirli bir yönde ilerleyen bir ışık şerididir. Bu ifadede beam, bir binadaki taşıyıcı kirişi değil, ışığı belirtir. Focused, ışığın geniş bir alana yayılmak yerine daha küçük ve kontrollü bir alanda toplandığını gösterir. A focused beam of light ifadesinin tamamı, belirgin bir yönde ilerleyen yoğunlaştırılmış ışığı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ifadenin tamamıyla tamamlayın: The lens produced a ____ that illuminated one small point.

Cevabı göster

focused beam of light

Kelime

ricochet along: bir yol boyunca sekerek ilerlemek

Ricochet, bir yüzeye çarpıp sekerek yön değiştirmek anlamına gelir. Burada ışık huzmesi tek bir düz çizgide ilerlemez; bir aynadan diğerine yansır. Along the mirrors, tekrarlanan bu hareketin izlediği yolu belirtir. ricochet along + yol yapısı, bir şeyin keskin biçimde sekerek bir alan boyunca ilerlemesini anlatabilir.

Alıştırma

"A light beam ricocheted along the mirrors," cümlesinde ricocheted nasıl bir hareketi anlatır?

  1. Aynı yerde kaldı ve hareket etmedi.
  2. İlerlerken yüzeylere çarptı ve yön değiştirdi.
  3. Hiçbir yüzeye dokunmadan düz bir çizgide yumuşakça ilerledi.
Cevabı göster

İlerlerken yüzeylere çarptı ve yön değiştirdi.

strike your diffuser

0:28

difüzörüne çarpacak

and illuminate the great chamber where the vampires sleep.

0:30

ve vampirlerin uyuduğu büyük odayı aydınlatacak.

You set the final mirror

0:34

Son aynayı yerleştiriyorsun

and sneak through an opening in the corner of the great chamber.

0:36

ve büyük odanın köşesindeki bir açıklıktan gizlice giriyorsun.

The diffuser must be wall mounted, Kelime

0:40

Difüzör duvara monte edilmelidir,

Kelime

wall mounted ve wall-mounted: duvara kurulmuş

must be wall mounted ifadesinde mounted, mount fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve bir şeye binmek değil, kurulmuş veya sabitlenmiş olmak anlamına gelir. Wall kurulum yüzeyini belirtir; dolayısıyla ifade, difüzörün duvara sabitlenmesi gerektiğini söyler.

Alıştırma

“Duvara kurulmuş” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle kurulum koşulunu tamamlayın: For safety, the control panel must be ____.

Cevabı göster

wall mounted

but the walls are crowded with coffins,

0:42

ancak duvarlar tabutlarla doludur,

which you don't dare disturb. Dilbilgisi

0:44

ki onları rahatsız etmeye cesaret edemezsin.

Dilbilgisi

don't dare disturb: sonuçtan korktuğu için müdahale edememek

Bu cümlede don't dare disturb, olası tehlike yüzünden kişinin tabutlara dokunmaya veya onları yerinden oynatmaya cesaret edemediğini anlatır. Don't dare fiziksel bir yetersizliği değil, sonuçlardan korkmayı belirtir. Yapı don't dare + fiilin yalın hâlidir. Bu kullanımda disturb, araya to gelmeden doğrudan dare sözcüğünü izler. Don't dare to disturb da birçok bağlamda dil bilgisi açısından doğrudur; ancak burada kullanılan yapı bu değildir.

Alıştırma

“Dokunmaya çok korkmak” anlamını veren tam don't dare + fiilin yalın hâli yapısıyla cümleyi tamamlayın: I ____ that loose wire.

Cevabı göster

don't dare touch

The only open spots

0:46

Açık olan tek yerler

are in the other three corners of the room.

0:48

odanın diğer üç köşesindedir.

The light will enter through the southwest corner

0:51

Işık güneybatı köşesinden

at a 45-degree angle Kalıp ifadeler

0:54

45 derecelik bir açıyla girecek

Kalıp ifadeler

at a 45-degree angle: açısal konumu anlatmak

At a 45-degree angle, bir şeyin yerleştirildiği, eğildiği veya hareket ettiği açıyı belirtir. Buradaki at fiziksel bir yeri değil, ölçülmüş bir konumu veya yönü gösterir. A 45-degree angle ifadesinde 45-degree, angle sözcüğünden önce gelen birleşik bir niteleyicidir. Degree tekil kalır ve 45-degree kısa çizgiyle yazılır.

Alıştırma

Hangi cümle altmış derecelik açıyla yerleştirilmiş bir paneli doğru anlatır?

  1. The panel is set at 60-degree angle.
  2. The panel is set at a 60-degrees angle.
  3. The panel is set at a 60-degree angle.
Cevabı göster

The panel is set at a 60-degree angle.

and bounce off the perfectly smooth metallic walls Öbek fiiller

0:56

ve tamamen pürüzsüz metalik duvarlardan sekecek,

Öbek fiiller

bounce off: bir yüzeyden sekmek

Bounce off, bir yüzeye çarptıktan sonra o yüzeyden uzaklaşmak veya yön değiştirmek demektir. Bu cümlede ışık pürüzsüz metal duvarlara çarpar ve onlardan yansır. Off, bounce off öbek fiilinin bir parçasıdır. Çarpılan yüzey ifadenin ardından gelir: bounce off the wall.

Alıştırma

Bir yüzeyden sekmek anlamındaki öbek fiili tamamlayın: The tennis ball hit the fence and bounced ____ it.

Cevabı göster

off

until it hits one of the other three corners.

0:59

ta ki diğer üç köşeden birine çarpana kadar.

But which corner will it hit?

1:02

Peki ama hangi köşeye çarpacak?

You know the room is a rectangle,

1:04

Odanın bir dikdörtgen olduğunu,

49 m wide and 78 m long.

1:06

49 m genişliğinde ve 78 m uzunluğunda olduğunu biliyorsun.

You could probably find the answer

1:10

Cevabı muhtemelen odanın ölçekli

by drawing a scale model of the room Anlatım akışı

1:12

bir modelini çizerek

and tracing the path of the light,

1:14

ve ışığın yolunu izleyerek bulabilirsin,

Anlatım akışı

by drawing ... and tracing ...: bir yöntemi açıklamak

By drawing a scale model and tracing the path, find the answer ifadesine bağlanır ve cevabın hangi yöntemle bulunabileceğini açıklar. Buradaki by, bir yöntem aracılığıyla anlamındadır; edilgen bir cümlede işi yapanı göstermez. Drawing ve tracing, and ile bağlanan paralel -ing biçimleridir. Tek bir by iki eylemi de yönetir, bu nedenle tracing öncesinde by sözcüğünü tekrarlamak gerekmez.

Alıştırma

Yöntemi açıklamak için by ile paralel iki -ing biçimini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. We found the error by comparing the two reports and check the data.
  2. We found the error by compare the two reports and check the data.
  3. We found the error by comparing the two reports and checking the data.
Cevabı göster

We found the error by comparing the two reports and checking the data.

but the sun will be in its place

1:17

ancak güneş sadece birkaç dakika içinde

in just minutes

1:18

yerini alacak

and you've got no time to spare. Deyimler

1:19

ve kaybedecek zamanın yok.

Deyimler

no time to spare: kaybedecek zaman olmaması

have no time to spare ifadesinde spare, artakalan veya kullanılabilir anlamına gelir. Bu ifade, kullanılabilir sürenin hiçbir kısmı boşa harcanamayacak kadar az olduğunu anlatır. Bu cümlede aciliyeti artırır: konuşan kişi eylemin ya da kararın hemen gerçekleşmesi gerektiğini bildirir.

Alıştırma

Hangi cümle zamanın hiçbir kısmının boşa harcanamayacak kadar az olduğunu ifade eder?

  1. We have plenty of time to spare.
  2. We have no time to spare.
  3. We set aside some spare time.
Cevabı göster

We have no time to spare.

Fortunately,

1:22

Neyse ki,

there's a different way to solve this puzzle Anlatım akışı

1:23

bu bulmacayı çözmenin farklı bir yolu var,

that's both simple and elegant.

1:25

hem basit hem de zarif.

Anlatım akışı

a different way to solve this puzzle: alternatif bir yöntem sunmak

a different way to solve this puzzle ifadesi, aynı hedefe ulaşmak için alternatif bir yöntemi belirtir. to solve this puzzle şeklindeki to mastarı, bu yöntemin ne amaçla kullanıldığını açıklar; different sözcüğü puzzle ya da son yanıtı değil, way sözcüğünü niteler. Bir açıklamada There's a different way to... bilgiyi düzenler: dinleyicileri önceki yöntemden uzaklaştırıp sırada sunulacak alternatif yönteme yönlendirir.

Alıştırma

Bir sunucu yavaş bir yöntemi reddetmiş ve alternatif bir yaklaşım sunmak istiyor. Bunu en açık biçimde hangi cümle ifade eder?

  1. There's a different way to solve this problem.
  2. There's a different answer because the method must change.
  3. There's a difficult problem with no solution.
Cevabı göster

There's a different way to solve this problem.

So,

1:28

Öyleyse,

in which corner should you place the diffuser

1:28

vampir inini güneş ışığıyla doldurmak için

to flood the vampire lair with sunlight? Deyimler

1:31

difüzörü hangi köşeye yerleştirmelisin?

Deyimler

flood the vampire lair with sunlight: flood ... with ... kalıbı

Burada flood the vampire lair with sunlight, vampirlerin inini büyük miktarda güneş ışığıyla doldurmak anlamına gelir. Flood mecazidir: cümle sudan kaynaklanan bir felaketi değil, ışığın mekâna yayılmasını anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp flood + yer veya alıcı + with + bir şey şeklindedir. Bir şeyin hedefi dolduracak ya da bunaltacak kadar büyük miktarda geldiğini ifade eder.

Alıştırma

flood + yer + with + şey kalıbını tamamlayın: The skylights flood the hall ____ sunlight.

Cevabı göster

with

You could tackle this problem by examining smaller rooms, Kalıp ifadeler

1:41

Daha küçük odaları inceleyerek bu problemi ele alabilirsin,

Kalıp ifadeler

tackle this problem: bir zorluğu etkin biçimde ele almak

Bu cümlede tackle this problem, sorunu ciddi ve etkin bir şekilde ele almaya başlamak anlamına gelir. Yalnızca sorunu fark etmek veya tartışmak yerine, zor bir konuda harekete geçme isteğini gösterir. Tackle sık sık problem, issue, challenge veya task gibi nesneler alır. Bunları ele alma çabasını anlatır; ancak bu çabanın başarılı olduğunu tek başına göstermez.

Alıştırma

Bir ekip zor bir konu üzerinde çalışmaya başladı, ancak sonuç henüz bilinmiyor. Tackle the problem ne anlama gelir?

  1. Sorunu ele almak için etkin adımlar atmak
  2. Eksiksiz bir çözümü zaten bulmuş olmak
  3. Şimdilik sorunla ilgilenmekten kaçınmak
Cevabı göster

Sorunu ele almak için etkin adımlar atmak

and you'd find a lot of interesting patterns.

1:45

ve birçok ilginç desen bulursun.

But there's one insight that can unravel this riddle Deyimler

1:48

Ancak bu bilmeceyi neredeyse hiç zaman kaybetmeden

in almost no time at all. Deyimler

1:51

çözebilecek bir fikir var.

Deyimler

one insight that can unravel this riddle: bilmeceyi çözebilecek önemli bir içgörü

One insight, “tek bir kilit anlayış” anlamına gelir. that can unravel this riddle ilgi cümleciği, bu anlayışın ne yapabileceğini açıklar. Unravel sözcüğü gerçek anlamıyla birbirine dolanmış ipleri çözmek demektir. Burada mecazi kullanılır: Bu içgörü, karmaşık bir bilmeceyi anlaşılır hâle getirip çözüme götürebilir. İçgörü kilit fikirdir; mutlaka eksiksiz cevabın kendisi değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede unravel, karmaşık bir gizemi açıklığa kavuşturmak anlamında doğal kullanılmıştır?

  1. The cashier unraveled the total of two plus two.
  2. One diary entry helped the detective unravel the mystery.
  3. The runner unraveled the finish line.
Cevabı göster

One diary entry helped the detective unravel the mystery.

Deyimler

in almost no time at all: neredeyse anında

In almost no time at all, bir şeyin çok kısa sürede, yani neredeyse anında gerçekleştiğini anlatır. Kullanılabilecek hiç zaman olmadığı anlamına gelmez. Almost, geçen sürenin gerçekten sıfır olmadığını gösterirken at all, no time ifadesindeki vurguyu güçlendirir. Bu cümlede ifade, içgörünün bilmeceyi ne kadar hızlı açıklığa kavuşturabileceğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “neredeyse anında” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The technician restored the missing file ____.

Cevabı göster

in almost no time at all

Let's draw the chamber on a coordinate grid Kelime

1:53

Odayı bir koordinat düzlemine çizelim,

with the southwest corner at the point 0, 0.

1:55

güneybatı köşesini 0, 0 noktasına yerleştirelim.

Kelime

on a coordinate grid: noktaları ve şekilleri yerleştirmek

Coordinate grid, sıralı sayı çiftleriyle noktaların yerini belirlemek için kullanılan, yatay ve dikey çizgilerin kesiştiği bir koordinat ızgarasıdır. On a coordinate grid ifadesindeki on, ızgarayı bölmenin çizildiği yüzey veya şema olarak sunar. Burada coordinate, sayısal bir konumu yani “koordinatı” belirtir; “birlikte düzenlemek” anlamındaki fiil değildir. Bu ifade, bir koordinat sisteminde noktaların, doğruların veya şekillerin nereye çizildiğini anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Yönergeyi bu dersteki dört sözcüklük matematik ifadesiyle tamamlayın: Plot the three points ____.

Cevabı göster

on a coordinate grid

The light passes through grid points with coordinates

1:59

Işık, koordinatları ya her ikisi de çift

that are either both even or both odd. Dilbilgisi

2:01

ya da her ikisi de tek olan düzlem noktalarından geçer.

Dilbilgisi

either both even or both odd: iki paralel alternatif

Either ... or ... iki alternatif sunar. Burada birbirine paralel both even ve both odd gruplarını bağlar; dolayısıyla either yalnızca even sözcüğüne değil, iki olasılığın tamamına uygulanır. Her both, iki koordinat değerini ifade eder. Koşul, sayı çiftinin aynı pariteye sahip olmasını gerektirir: iki değer de çift veya iki değer de tek olmalıdır; birinin çift, diğerinin tek olması koşulu karşılamaz.

Alıştırma

Hangi cümle iki ışığın iki durumdan birini paylaşması gerektiğini, yani ikisinin de açık veya ikisinin de kapalı olması gerektiğini anlatır?

  1. The two lights must be either both on or both off.
  2. Each light must be either on or off.
  3. Either light must be both on and off.
Cevabı göster

The two lights must be either both on or both off.

This is true even after it bounces Dilbilgisi

2:05

Bu, ışığın bir veya daha fazla duvardan

off one or more walls.

2:07

sektikten sonra bile geçerlidir.

Dilbilgisi

even after: sonuç daha sonra da geçerliliğini korur

Bu cümlede even after, sonucu değiştirmesi beklenebilecek bir olayı anlatır: ışığın bir veya daha fazla duvardan yansıması. Ana ifade olan This is true, bu olaydan sonra da geçerliliğini korur. “Sonuç + even after + olay” kalıbı, bir şey olmuş olmasına rağmen sonucun devam ettiğini veya hâlâ geçerli olduğunu belirtir. Buradaki even, sonucun beklentinin tersine değişmediğini vurgular; “ikiye tam bölünebilen” demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, güç düğmesi kapatıldıktan sonra ışıkların beklenmedik şekilde yanmaya devam ettiğini belirtir?

  1. The lights stayed on before I turned off the power switch.
  2. The lights stayed on even after I turned off the power switch.
  3. The lights came on because I turned on the power switch.
Cevabı göster

The lights stayed on even after I turned off the power switch.

Another way of thinking about it is this: Anlatım akışı

2:10

Bunu düşünmenin başka bir yolu şudur:

Anlatım akışı

Another way of thinking about it is this: yeni bir bakış açısı sunmak

Another way of thinking about it is this: kalıbı, bir açıklamanın farklı biçimde düzenleneceğini gösteren bir işarettir. Dinleyiciye aynı kavramın farklı bir bakış açısı, model veya benzetmeyle sunulacağını söyler; farklı bir cevap önerileceğini söylemez. Sonraki içeriğe işaret eden this sözcüğü ve iki nokta, dinleyiciyi kalıptan hemen sonra gelecek yeni açıklamaya hazırlar.

Alıştırma

Bir konuşmacı aynı fikri yeni bir model kullanarak yeniden açıklamak istiyor. Bu amacı en iyi hangi giriş belirtir?

  1. That is the end of the explanation.
  2. Here is a completely different answer:
  3. Another way of thinking about it is this:
Cevabı göster

Another way of thinking about it is this:

since the light travels at a 45-degree angle, Dilbilgisi

2:12

ışık 45 derecelik bir açıyla hareket ettiğinden,

it always crosses the diagonal of a unit square. Kelime

2:15

her zaman bir birim karenin köşegeninden geçer.

Dilbilgisi

Because anlamındaki neden bildiren since

Bu cümlede since, sonucun neden doğru olduğunu açıklayan nedeni başlatır. because anlamındadır: ışığın 45 derecelik yolu, köşegeni neden kestiğini açıklar. Since bir yan cümlenin başında neden ya da başlangıç zamanı bildirebilir. Yan cümlenin “neden?” sorusunu mu, “ne zamandan beri?” sorusunu mu yanıtladığına bakın. Burada “neden?” sorusunu yanıtladığı için zaman anlamı yoktur.

Alıştırma

“Since the roads are icy, the game is canceled,” cümlesinde since ne anlama gelir?

  1. çünkü
  2. o zamandan itibaren
  3. her ne kadar
Cevabı göster

çünkü

Kelime

the diagonal of a unit square: birim karenin köşegeni

The diagonal of a unit square, her bir kenarı bir birim uzunluğunda olan bir karenin karşılıklı iki köşesini birleştiren doğru parçasıdır. Burada unit, square sözcüğünü niteleyerek her kenarın uzunluğunu 1 olarak belirler. İfade, alanı bir kare birim olan herhangi bir bölgenin adı değildir; unit sözcüğü de ayrı bir bileşen anlamına gelmez.

Alıştırma

Geometride the diagonal of a unit square nedir?

  1. kenar uzunluğu 1 olan bir karenin karşılıklı köşelerini birleştiren doğru parçası
  2. alanı 1 olan herhangi bir karenin bir kenarı
  3. çapı 1 olan bir daire
Cevabı göster

kenar uzunluğu 1 olan bir karenin karşılıklı köşelerini birleştiren doğru parçası

Traveling 1 m horizontally changes the x-coordinate

2:19

Yatay olarak 1 m hareket etmek x koordinatını

from even to odd or vice versa. Kalıp ifadeler

2:23

çiftten teke veya tam tersine değiştirir.

Kalıp ifadeler

from A to B or vice versa: her iki yönde değişim

From even to odd değişimin bir yönünü, yani çiftten teke geçişi gösterir. Or vice versa ise ters yönü, yani tekten çifte geçişi ekler. Başka durumlara da uygulanabilen from A to B or vice versa kalıbı, iki durum arasında her iki yönde hareket veya değişim anlatır. Vice versa ters yöndeki ifadeyi tekrar etmeye gerek bırakmaz; üçüncü bir durum eklemez.

Alıştırma

Bu cümlede vice versa ne anlama geliyor? "A reversible motor can turn electrical energy into motion, or vice versa."

  1. Hareketi elektrik enerjisine de dönüştürebilir.
  2. Her iki enerji biçimini üçüncü bir biçime dönüştürebilir.
  3. Yalnızca elektrik enerjisini harekete dönüştürebilir.
Cevabı göster

Hareketi elektrik enerjisine de dönüştürebilir.

Traveling 1 m vertically changes the y-coordinate

2:26

Dikey olarak 1 m hareket etmek y koordinatını

from even to odd or vice versa.

2:29

çiftten teke veya tam tersine değiştirir.

Traveling diagonally, as the light does here, Dilbilgisi

2:31

Işığın burada yaptığı gibi çapraz hareket etmek,

does both at once, Kalıp ifadeler

2:35

her ikisini aynı anda yapar,

Dilbilgisi

as the light does here: does ile araya eklenen karşılaştırma

As the light does here, araya eklenen bir karşılaştırmadır. Buradaki ışığın da aynı şekilde çapraz ilerlediğini anlatır. Bu yan cümle çıkarıldığında ana ifade Traveling diagonally does both at once olarak kalır. Bu karşılaştırmada does, travels diagonally ifadesinin yerine geçerek eylemin tekrarlanmasını önler. Önceki eylem zaten açık olduğunda as sonrasında do veya does bu şekilde sıkça kullanılır.

Alıştırma

Eylemi tekrarlamayı önleyen tek sözcüklü geniş zaman yardımcı fiilini kullanın: Maya checks every figure twice, as her supervisor ____.

Cevabı göster

does

Kalıp ifadeler

does both at once: iki sonucu aynı anda üretmek

“does both at once”, tek bir eylemin daha önce sözü edilen iki sonucu aynı anda ortaya çıkardığını anlatır. Burada both özellikle yatay ve dikey değişimleri belirtir; does ise bu değişimlere yol açma anlamının yerini tutar. İki eylem veya etkinin ne olduğu zaten belliyse do both at once kalıbını kullanabilirsiniz. Bu cümlede at once, “hemen” değil, “aynı anda” demektir.

Alıştırma

Cümleyi do both at once ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The button saves the document and sends it, so it ____.

Cevabı göster

does both at once

so the x- and y-coordinates

2:36

bu yüzden ışığın geçtiği

of any points the light passes through

2:38

herhangi bir noktanın x ve y koordinatları

must be both even or both odd.

2:41

her ikisi de çift veya her ikisi de tek olmalıdır.

This observation is more powerful than it seems. Anlatım akışı

2:44

Bu gözlem göründüğünden daha güçlüdür.

Anlatım akışı

more powerful than it seems: gizli değere işaret etmek

“more powerful than it seems”, gözlemin basit görünüşünün düşündürdüğünden daha fazla akıl yürütme gücüne sahip olduğunu anlatır. Buradaki powerful mecazidir: fiziksel olarak güçlü olmak değil, bir şeyi kanıtlamakta yararlı veya etkili olmak demektir. Bu cümle aynı zamanda açıklamada bir yönlendirme işlevi görür. Dinleyiciden önceki gözlemi yeniden değerlendirmesini ister ve onu birazdan gelecek önemli bir sonuca hazırlar.

Alıştırma

This observation is more powerful than it seems. cümlesi bir açıklamada neye işaret eder?

  1. Gözlem basit görünüyor, ancak beklenenden daha güçlü bir sonucu destekleyecek.
  2. Açıklama ilerlemeden önce gözlem bir kenara atılıyor.
  3. Gözlem fiziksel olarak daha güçlü hâle geldi.
Cevabı göster

Gözlem basit görünüyor, ancak beklenenden daha güçlü bir sonucu destekleyecek.

In particular, it means Anlatım akışı

2:48

Özellikle, bu

that we have a way to identify the kinds of points

2:49

ışığın asla geçmeyeceği türden noktaları belirlemenin

the light won't ever go through. Dilbilgisi

2:52

bir yolumuz olduğu anlamına gelir.

Anlatım akışı

In particular: önemli bir ayrıntıya odaklanmak

In particular, konuşmacının genel bir gözlemden özellikle önemli bir ayrıntıya ya da sonuca odaklandığını gösterir. Burada önceki düşünceye bağlanır ve belirli bir sonucu öne çıkarır: bu düzen, bazı noktaları elememizi sağlar. Yeni bir konu başlatmak yerine aynı konuyu geliştirir.

Alıştırma

Yalnızca bir örnek vermek yerine özellikle önemli bir ayrıntıya odaklanan bağlaç hangisidir? The plan has several effects. ____, it will shorten emergency response times.

  1. In particular
  2. On the contrary
  3. For example
Cevabı göster

In particular

Dilbilgisi

won't ever go through: bir olasılığı tamamen dışlamak

Won't ever go through, “hiçbir zaman geçmeyecek” anlamına gelir. Olumsuz won't ... ever yapısında ever zaman aralığını genişletir ve olumsuzluğu güçlendirir: bunun gerçekleşeceği hiçbir zaman yoktur. Buradaki go through, bir yerden ya da bir yerin içinden geçme hareketini anlatır. Bu cümlede ifade kesindir çünkü söz konusu noktalar yalnızca düşük olasılıklı değil, tamamen elenmiştir.

Alıştırma

Cümleyi won't ever ve go through ile tamamlayın: Under the final route, the train ____ the wildlife reserve.

Cevabı göster

won't ever go through

If one of the coordinates is even Dilbilgisi

2:54

Koordinatlardan biri çift

and the other is odd,

2:56

ve diğeri tekse,

the light will miss them.

2:57

ışık onları ıskalayacaktır.

Dilbilgisi

If one ... and the other ...: bir çiftin iki üyesine farklı koşullar verme

If one ... and the other ... kalıbı, bir çiftin iki üyesine farklı özellikler yükler. Burada one, bir noktanın iki koordinatından birini; the other ise kalan koordinatı belirtir: biri çift, diğeri tek sayıdır. If ile başlayan yan cümle koşulu belirler. Ana cümle de bu koşul gerçekleştiğinde ne olduğunu söyler.

Alıştırma

Bir noktanın iki koordinatı vardır. Cümleyi one ... the other ... kalıbındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: If one coordinate is even and ____ is odd, the light ray will miss that point.

Cevabı göster

the other

That means it'll miss Anlatım akışı

2:59

Bu da odanın üstteki iki köşesini

the top two corners of the room,

3:00

ıskalayacağı anlamına gelir,

since those points have one even and one odd coordinate. Dilbilgisi

3:02

çünkü o noktalar bir çift ve bir tek koordinata sahiptir.

Anlatım akışı

That means: önceki bilgiden sonuç çıkarma

That means, hemen önce verilen kuralın ya da ifadenin tamamına gönderme yapar ve bundan çıkarılan sonucu sunar. Burada bir koordinatın çift, diğerinin tek olması kuralı, ışığın üstteki iki köşeye değmeyeceği sonucuna götürür; that ayrı bir nesneyi adlandırmaz. Bu ifade, açıklamayı önceki bilgi ve onun sonucu şeklinde düzenler. That means ifadesinden sonraki cümle yeni bir kanıt değil, sonucu verir.

Alıştırma

That ile başlayan ve bir sonucu sunan iki kelimelik bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The last train has already left. ____ we need to take a taxi.

Cevabı göster

That means

Dilbilgisi

one even and one odd coordinate: ismin ortak kullanıldığı yapı

one even and one odd coordinate ifadesinde coordinate ismi yalnızca bir kez söylenir; ancak hem one even hem de one odd bölümünden sonra varmış gibi anlaşılır. Açık biçimi one even coordinate and one odd coordinate şeklindedir. Bu yapı, her noktanın pariteleri farklı iki koordinatı olduğunu anlatır: biri çift, diğeri tektir. Yalnızca bir koordinat olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada "one even and one odd coordinate" ne anlama gelir?

  1. Her noktanın iki koordinatı vardır ve ikisi de tektir.
  2. Her noktanın hem çift hem de tek olan tek bir koordinatı vardır.
  3. Her noktanın iki koordinatı vardır: biri çift, diğeri tektir.
Cevabı göster

Her noktanın iki koordinatı vardır: biri çift, diğeri tektir.

The southeast corner is the only option for the diffuser. Kalıp ifadeler

3:06

Güneydoğu köşesi difüzör için tek seçenektir.

Kalıp ifadeler

the only option: geriye tek uygulanabilir seçenek kalır

The only option, elde kalan tek kullanılabilir veya işe yarar seçeneği ifade eder. Buradaki option, bir kişinin fikri değil, seçilebilecek bir yol veya eylemdir; only diğer bütün alternatifleri eler. Bu ifade genellikle bir karşılaştırma ya da eleme sürecinin sonucunu bildirir. Seçeneğin en iyi veya en çok istenen seçenek olduğu anlamına gelmez; yalnızca başka uygulanabilir bir seçeneğin kalmadığını belirtir.

Alıştırma

“Uygulanabilir tek seçenek” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: Because every other route is flooded, the mountain road is ____.

Cevabı göster

the only option

And indeed, Anlatım akışı

3:10

Ve nitekim,

when that precious beam of sunlight enters the hall,

3:11

o değerli güneş ışığı huzmesi salona girdiğinde,

it bounces between the walls

3:14

duvarlar arasında seker

and strikes the southeast corner spot on. Deyimler

3:16

ve tam olarak güneydoğu köşesine çarpar.

Anlatım akışı

And indeed: önceki bir çıkarımın doğrulanmasını sunmak

And indeed, ardından gelen ifadenin daha önceki bir iddiayı, tahmini veya akıl yürütmeyi doğruladığını gösterir. Burada ışının gerçek yolu, bu cümleden önce ulaşılan sonucu doğrular. And bu doğrulamayı önceki anlatıma bağlarken indeed sonucun beklenenle örtüştüğünü belirtir. Böylece açıklama, çıkarımdan gözlemlenen veya belirtilen doğrulamaya geçer.

Alıştırma

Hangi cümlede and indeed, önceki bir tahmini doğrulayan sonucu sunmak için kullanılmıştır?

  1. The forecast said the river would rise, but instead, the water level fell.
  2. The forecast said the river would rise, and indeed, the water reached the bridge by noon.
  3. The forecast said the river would rise, so the team checked the equipment.
Cevabı göster

The forecast said the river would rise, and indeed, the water reached the bridge by noon.

Deyimler

spot on: tamamen doğru veya tam isabet

Spot on, tamamen doğru veya hedefi tam isabetle tutturan anlamına gelir. Bu cümlede strikes fiilinden sonra zarf işlevindedir: ışın, güneydoğu köşesindeki hedeflenen noktaya tam olarak çarpar. Bu deyim tamamen doğru olan cevapları, tahminleri, öngörüleri ve değerlendirmeleri de anlatabilir. Bir lekenin bir şeyin üzerinde olması gibi sözcüğü sözcüğüne bir anlam taşımaz.

Alıştırma

Hangi cümlede tahminin tamamen doğru olduğunu söyleyen bir deyim kullanılmıştır?

  1. Her estimate had a small spot on it.
  2. Her estimate was spot on.
  3. She made the estimate on the spot.
Cevabı göster

Her estimate was spot on.

The vampires,

3:19

Vampirler,

sensing the intrusion, Dilbilgisi

3:20

izinsiz girişi hissederek,

burst from their coffins Kelime

3:21

tabutlarından fırlarlar

Dilbilgisi

sensing the intrusion: arka plan ekleyen -ing öbeği

Bu cümlede sensing the intrusion, -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Vampirlerin algısını ana eylem olan burst from their coffins için arka plan olarak ekler ve muhtemelen neden dışarı fırladıklarını da açıklar. Bu öbek tek başına tam bir yüklem değildir. Örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olan The vampires ifadesidir; geçmiş zamanda çekimli fiil burst'tür.

Alıştırma

Hangi cümle, ana eyleme arka plan eklemek için -ing öbeğini doğru kullanır?

  1. Leo hearing the smoke alarm near the stairs.
  2. The smoke alarm, hearing Leo, rang loudly.
  3. Leo, hearing the smoke alarm, left the building.
Cevabı göster

Leo, hearing the smoke alarm, left the building.

Kelime

burst from their coffins: dışarı doğru ani ve güçlü hareket

burst from their coffins, tabutlarından aniden ve güçlü biçimde çıktıkları anlamına gelir. Burst harekete hız, şaşkınlık ve dramatik bir enerji katar; came out veya walked out ifadelerinden çok daha güçlüdür. From, hareketin başladığı yeri belirtir. Tam cümlede burst geçmiş zaman fiilidir. Fiilin yalın biçimi, geçmiş zamanı ve geçmiş zaman ortacı aynı şekilde yazılır: burst.

Alıştırma

Cümleyi, aniden ve güçlü biçimde dışarı çıkmak anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: When the bell rang, the children ____ the classroom.

Cevabı göster

burst from

and turn to dust in the light. Deyimler

3:22

ve ışıkta toza dönüşürler.

Deyimler

turn to dust: toza dönüşmek

Burada turn to dust, “toza dönüşmek” veya “tamamen parçalanıp dağılmak” anlamına gelir. Bir dönüşümün sonucunu anlatır: bir şey ışık tarafından yok edilir ve toza dönüşür. Buradaki turn, “başka bir yöne dönmek” anlamında değildir. turn to dust gibi ifadelerde turn to + isim kalıbı, ortaya çıkan durumu veya maddeyi gösterebilir; bu kullanım özellikle canlı hikâye anlatımlarında görülür. Turn to dust, bir şeyin tamamen yok olması ya da kaybedilmesi anlamında mecazi olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Bu derste öğrendiğiniz “toza dönüşmek” anlamındaki ifadeyle fantastik betimlemeyi tamamlayın: In this story, the shadow creatures ____ when sunlight touches them.

Cevabı göster

turn to dust

It was a high-stakes test Kalıp ifadeler

3:25

Yüksek riskli bir testti

and you passed with flying colors. Deyimler

3:27

ve sen uçan renklerle geçtin.

Kalıp ifadeler

high-stakes test: ciddi sonuçları olan bir sınav

High-stakes test, sonucu ciddi etkiler doğuran bir test veya sınama demektir. High-stakes, test sözcüğünü niteler; stakes ise kazanılabilecek, kaybedilebilecek veya riske atılabilecek şeyleri ifade eder, sivri ahşap kazıkları değil. Bu ifade zorlukla değil, sonuçların önemiyle ilgilidir. Soruları basit olsa bile bir test high-stakes olabilir. Buna karşılık, sonucu önemli hiçbir şeyi değiştirmiyorsa çok zor bir deneme testi high-stakes olmayabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “ciddi sonuçları olan” anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The board is making a ____ decision that could determine whether the company survives.

Cevabı göster

high-stakes

Deyimler

pass with flying colors: üstün başarıyla geçmek

Passed with flying colors, pass with flying colors deyiminin geçmiş zaman biçimidir. Burada dinleyenin yalnızca asgari standardı karşılamadığını, çok başarılı olduğunu belirtir. Deyim, tüm zorluğu geçilebilecek bir sınav gibi ele alır. İfadeyi tek bir bütün olarak anlamak gerekir; flying colors gerçek renkleri anlatmaz.

Alıştırma

“Çok başarılı biçimde” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: Elena passed the safety inspection ____.

Cevabı göster

with flying colors

You've used your smarts to defeat the vampires, Kelime

3:32

Vampirleri yenmek için zekanı kullandın,

but can you take on a werewolf? Anlatım akışı

3:34

ama bir kurt adamla başa çıkabilir misin?

Kelime

use your smarts: zekânı kullanmak

used your smarts ifadesindeki smarts, zekâ veya sorunları akıllıca çözme yeteneği anlamına gelen gündelik bir isimdir. Çoğul bir sıfat değildir. Cümle, dinleyeni düşünerek başarılı olduğu için över. Yeniden kullanılabilen yapı use one's smarts to + fiilin yalın hâlidir. Örneğin: She used her smarts to find a solution. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir, ancak smarts normalde -s ile biten biçimini korur.

Alıştırma

Hedef yapıyı kullanarak gündelik bir övgü oluşturun: You ____ solve the maze without any hints.

Cevabı göster

used your smarts to

Anlatım akışı

can you take on a werewolf?: sıradaki meydan okumayı sunmak

can you take on a werewolf? ifadesinde Can you...? biçimi yetenek hakkında bir soru gibi görünür; ancak asıl işlevi bir meydan okuma sunmak ve izleyiciyi sıradaki bilmeceyi denemeye çağırmaktır. Yalnızca bilgi almak yerine “Bunu yapabilir miyim?” tepkisini uyandırmayı amaçlar. but sözcüğü, izleyicinin önceki başarısından yeni ve daha zor bir sınamaya geçiş yapar. Burada take on, bir rakibin ortaya koyduğu zorlukla yüzleşmek veya bu meydan okumayı kabul etmek demektir; rakibe mutlaka fiziksel olarak saldırmak anlamına gelmez. Bu yapı, izleyiciyi bir başarıdan sonraki göreve yönlendirebilir.

Alıştırma

Cümledeki “but can you take on a werewolf?” ne işe yarıyor?

  1. Vampirlerin nasıl yenildiğini açıklar.
  2. Gerçek bir fiziksel kavga hakkında kelimesi kelimesine rapor ister.
  3. Yeni bir meydan okuma sunar ve izleyiciyi devam etmeye davet eder.
Cevabı göster

Yeni bir meydan okuma sunar ve izleyiciyi devam etmeye davet eder.

Or perhaps a family of giants?

3:37

Ya da belki bir devler ailesiyle?

Check out these riddles to test your wits. Deyimler

3:40

Zekanı test etmek için bu bilmecelere göz at.

Deyimler

test your wits: sorun çözme yeteneğini sınamak

test your wits ifadesinde wits, hızlı düşünme, akıl yürütme ve sorun çözme yeteneğiniz anlamına gelir. Bu kalıplaşmış ifade çoğul wits biçimini kullanır; fıkra anlatmakla ilgili değildir. Cümlede to test your wits, bu bilmecelere göz atmanın amacını açıklar. İfade; bilmecelerde, kaçış odalarında ve esnek düşünmeyi ödüllendiren diğer zorluklarda yaygındır.

Alıştırma

“Akıllıca sorun çözme yeteneğini sınamak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: This escape room will ____.

Cevabı göster

test your wits