Vampir avcısı bilmecesini çözebilir misiniz? - Dan Finkel: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bir vampir avcısı, 49’a 78 metrelik dikdörtgen bir odada 45 derecelik bir ışık demetini yönlendirmelidir. Izgara koordinatlarının tek veya çift oluşu izlenerek üstteki iki köşe elenir ve ışık dağıtıcının güneydoğu köşesine yerleştirilmesi gerektiği kanıtlanır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. no time to spare. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu deyimin yalnızca birinin meşgul olduğunu söylemek yerine, hiç fazladan zaman kalmadığını belirterek nasıl aciliyet yarattığını anlayın. Son teslim zamanı yaklaşırken bir eylem ya da karar artık ertelenemiyorsa ifadeyi doğal biçimde kullanın. 2. either both even or both odd. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: either ... or ... yapısının iki alternatif mantıksal koşul sunduğunu, both sözcüğünün ise iki koordinata aynı özelliği yüklediğini fark edin. Bu kalıbı eşleşmiş değerleri sınıflandırmak ve matematiksel kuralları kesin biçimde açıklamak için kullanın. 3. passed with flying colors. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bunun renklerden gerçek anlamda söz etmediğini, zor bir sınavı ya da mücadeleyi son derece başarılı biçimde tamamlamak anlamına geldiğini anlayın. Birinin yalnızca asgari koşulu karşılamadığını, bu düzeyin çok ötesinde başarı gösterdiğini vurgulamak için kullanın.
Bu derste
The greatest challenge ... is to ...: ana sorunu öne çıkarma
The greatest challenge ifadesi ana sorunu en başa koyar ve onu diğer tüm sorunlardan daha önemli gösterir. Cümlenin başında bu üstünlük yapısı bir merak unsuru oluşturur ve dinleyicinin önemli, zor bir görev beklemesini sağlar. The greatest challenge ... is to ... kalıbı önce temel sorunu adlandırır, ardından is to sonrasında içeriğini açıklar. Bir hikâyeye, sunuma ya da problem açıklamasına giriş yapmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
En önemli sorunu açıklamadan önce öne çıkarmak için bu giriş kalıbını en iyi kullanan cümle hangisidir?
- Traffic became a challenge during yesterday's event.
- The city has several streets near the station.
- The greatest challenge for the city is to cut traffic without limiting access.
Cevabı göster
The greatest challenge for the city is to cut traffic without limiting access.
take on a challenge: zor bir görevi üstlenmek
Bu cümlede take on, “yüzleşmeyi ve ilgilenmeyi kabul etmek” anlamına gelir. Avcı hem zorluğu hem de onunla birlikte gelen işi veya riski kabul eder; buradaki take, bir şeyi fiziksel olarak eline almak anlamına gelmez. Take on burada nesne alan bir öbek fiildir. Kabul edilen şey ardından gelir: take on a challenge, take on a task, take on a role veya take on responsibility.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrenilen, “kabul edip ilgilenmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Jordan agreed to ____ full responsibility for the new training program.
Cevabı göster
take on
You've stealthily descended into the darkness of a vampire cave,
0:14Bir vampir mağarasının karanlığına gizlice indin
setting a sequence of mirrors as you go. Kalıp ifadeler
0:18ve ilerledikçe bir dizi ayna yerleştirdin.
as you go: süreç boyunca bir şey yapmak
Bu cümlede as you go, “ilerlemeye devam ederken” anlamına gelir. Aynaları yerleştirme eylemini aşağı iniş sürecine bağlar; dolayısıyla aynalar yalnızca başlangıçta ya da sonda değil, yol boyunca yerleştirilir. Daha genel olarak as you go, devam eden bir etkinlik sırasında başka bir eylemin aşamalı biçimde gerçekleştiğini gösterir. take notes as you go, etkinlik boyunca not almak demektir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “süreç boyunca” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Check each name off the list ____.
Cevabı göster
as you go
a focused beam of light will ricochet along the mirrors, Notlar
0:25odaklanmış bir ışık huzmesi aynalar boyunca sekecek,
a focused beam of light: odaklanmış ve yönlendirilmiş bir ışık demeti
A beam of light, dar ve belirli bir yönde ilerleyen bir ışık şerididir. Bu ifadede beam, bir binadaki taşıyıcı kirişi değil, ışığı belirtir. Focused, ışığın geniş bir alana yayılmak yerine daha küçük ve kontrollü bir alanda toplandığını gösterir. A focused beam of light ifadesinin tamamı, belirgin bir yönde ilerleyen yoğunlaştırılmış ışığı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki ifadenin tamamıyla tamamlayın: The lens produced a ____ that illuminated one small point.
Cevabı göster
focused beam of light
ricochet along: bir yol boyunca sekerek ilerlemek
Ricochet, bir yüzeye çarpıp sekerek yön değiştirmek anlamına gelir. Burada ışık huzmesi tek bir düz çizgide ilerlemez; bir aynadan diğerine yansır. Along the mirrors, tekrarlanan bu hareketin izlediği yolu belirtir. ricochet along + yol yapısı, bir şeyin keskin biçimde sekerek bir alan boyunca ilerlemesini anlatabilir.
Alıştırma
"A light beam ricocheted along the mirrors," cümlesinde ricocheted nasıl bir hareketi anlatır?
- Aynı yerde kaldı ve hareket etmedi.
- İlerlerken yüzeylere çarptı ve yön değiştirdi.
- Hiçbir yüzeye dokunmadan düz bir çizgide yumuşakça ilerledi.
Cevabı göster
İlerlerken yüzeylere çarptı ve yön değiştirdi.
and illuminate the great chamber where the vampires sleep.
0:30ve vampirlerin uyuduğu büyük odayı aydınlatacak.
and sneak through an opening in the corner of the great chamber.
0:36ve büyük odanın köşesindeki bir açıklıktan gizlice giriyorsun.
wall mounted ve wall-mounted: duvara kurulmuş
must be wall mounted ifadesinde mounted, mount fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve bir şeye binmek değil, kurulmuş veya sabitlenmiş olmak anlamına gelir. Wall kurulum yüzeyini belirtir; dolayısıyla ifade, difüzörün duvara sabitlenmesi gerektiğini söyler.
Alıştırma
“Duvara kurulmuş” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle kurulum koşulunu tamamlayın: For safety, the control panel must be ____.
Cevabı göster
wall mounted
don't dare disturb: sonuçtan korktuğu için müdahale edememek
Bu cümlede don't dare disturb, olası tehlike yüzünden kişinin tabutlara dokunmaya veya onları yerinden oynatmaya cesaret edemediğini anlatır. Don't dare fiziksel bir yetersizliği değil, sonuçlardan korkmayı belirtir. Yapı don't dare + fiilin yalın hâlidir. Bu kullanımda disturb, araya to gelmeden doğrudan dare sözcüğünü izler. Don't dare to disturb da birçok bağlamda dil bilgisi açısından doğrudur; ancak burada kullanılan yapı bu değildir.
Alıştırma
“Dokunmaya çok korkmak” anlamını veren tam don't dare + fiilin yalın hâli yapısıyla cümleyi tamamlayın: I ____ that loose wire.
Cevabı göster
don't dare touch
at a 45-degree angle: açısal konumu anlatmak
At a 45-degree angle, bir şeyin yerleştirildiği, eğildiği veya hareket ettiği açıyı belirtir. Buradaki at fiziksel bir yeri değil, ölçülmüş bir konumu veya yönü gösterir. A 45-degree angle ifadesinde 45-degree, angle sözcüğünden önce gelen birleşik bir niteleyicidir. Degree tekil kalır ve 45-degree kısa çizgiyle yazılır.
Alıştırma
Hangi cümle altmış derecelik açıyla yerleştirilmiş bir paneli doğru anlatır?
- The panel is set at 60-degree angle.
- The panel is set at a 60-degrees angle.
- The panel is set at a 60-degree angle.
Cevabı göster
The panel is set at a 60-degree angle.
and bounce off the perfectly smooth metallic walls Öbek fiiller
0:56ve tamamen pürüzsüz metalik duvarlardan sekecek,
bounce off: bir yüzeyden sekmek
Bounce off, bir yüzeye çarptıktan sonra o yüzeyden uzaklaşmak veya yön değiştirmek demektir. Bu cümlede ışık pürüzsüz metal duvarlara çarpar ve onlardan yansır. Off, bounce off öbek fiilinin bir parçasıdır. Çarpılan yüzey ifadenin ardından gelir: bounce off the wall.
Alıştırma
Bir yüzeyden sekmek anlamındaki öbek fiili tamamlayın: The tennis ball hit the fence and bounced ____ it.
Cevabı göster
off
by drawing ... and tracing ...: bir yöntemi açıklamak
By drawing a scale model and tracing the path, find the answer ifadesine bağlanır ve cevabın hangi yöntemle bulunabileceğini açıklar. Buradaki by, bir yöntem aracılığıyla anlamındadır; edilgen bir cümlede işi yapanı göstermez. Drawing ve tracing, and ile bağlanan paralel -ing biçimleridir. Tek bir by iki eylemi de yönetir, bu nedenle tracing öncesinde by sözcüğünü tekrarlamak gerekmez.
Alıştırma
Yöntemi açıklamak için by ile paralel iki -ing biçimini doğru kullanan cümle hangisidir?
- We found the error by comparing the two reports and check the data.
- We found the error by compare the two reports and check the data.
- We found the error by comparing the two reports and checking the data.
Cevabı göster
We found the error by comparing the two reports and checking the data.
no time to spare: kaybedecek zaman olmaması
have no time to spare ifadesinde spare, artakalan veya kullanılabilir anlamına gelir. Bu ifade, kullanılabilir sürenin hiçbir kısmı boşa harcanamayacak kadar az olduğunu anlatır. Bu cümlede aciliyeti artırır: konuşan kişi eylemin ya da kararın hemen gerçekleşmesi gerektiğini bildirir.
Alıştırma
Hangi cümle zamanın hiçbir kısmının boşa harcanamayacak kadar az olduğunu ifade eder?
- We have plenty of time to spare.
- We have no time to spare.
- We set aside some spare time.
Cevabı göster
We have no time to spare.
there's a different way to solve this puzzle Anlatım akışı
1:23bu bulmacayı çözmenin farklı bir yolu var,
a different way to solve this puzzle: alternatif bir yöntem sunmak
a different way to solve this puzzle ifadesi, aynı hedefe ulaşmak için alternatif bir yöntemi belirtir. to solve this puzzle şeklindeki to mastarı, bu yöntemin ne amaçla kullanıldığını açıklar; different sözcüğü puzzle ya da son yanıtı değil, way sözcüğünü niteler. Bir açıklamada There's a different way to... bilgiyi düzenler: dinleyicileri önceki yöntemden uzaklaştırıp sırada sunulacak alternatif yönteme yönlendirir.
Alıştırma
Bir sunucu yavaş bir yöntemi reddetmiş ve alternatif bir yaklaşım sunmak istiyor. Bunu en açık biçimde hangi cümle ifade eder?
- There's a different way to solve this problem.
- There's a different answer because the method must change.
- There's a difficult problem with no solution.
Cevabı göster
There's a different way to solve this problem.
flood the vampire lair with sunlight: flood ... with ... kalıbı
Burada flood the vampire lair with sunlight, vampirlerin inini büyük miktarda güneş ışığıyla doldurmak anlamına gelir. Flood mecazidir: cümle sudan kaynaklanan bir felaketi değil, ışığın mekâna yayılmasını anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp flood + yer veya alıcı + with + bir şey şeklindedir. Bir şeyin hedefi dolduracak ya da bunaltacak kadar büyük miktarda geldiğini ifade eder.
Alıştırma
flood + yer + with + şey kalıbını tamamlayın: The skylights flood the hall ____ sunlight.
Cevabı göster
with
You could tackle this problem by examining smaller rooms, Kalıp ifadeler
1:41Daha küçük odaları inceleyerek bu problemi ele alabilirsin,
tackle this problem: bir zorluğu etkin biçimde ele almak
Bu cümlede tackle this problem, sorunu ciddi ve etkin bir şekilde ele almaya başlamak anlamına gelir. Yalnızca sorunu fark etmek veya tartışmak yerine, zor bir konuda harekete geçme isteğini gösterir. Tackle sık sık problem, issue, challenge veya task gibi nesneler alır. Bunları ele alma çabasını anlatır; ancak bu çabanın başarılı olduğunu tek başına göstermez.
Alıştırma
Bir ekip zor bir konu üzerinde çalışmaya başladı, ancak sonuç henüz bilinmiyor. Tackle the problem ne anlama gelir?
- Sorunu ele almak için etkin adımlar atmak
- Eksiksiz bir çözümü zaten bulmuş olmak
- Şimdilik sorunla ilgilenmekten kaçınmak
Cevabı göster
Sorunu ele almak için etkin adımlar atmak
one insight that can unravel this riddle: bilmeceyi çözebilecek önemli bir içgörü
One insight, “tek bir kilit anlayış” anlamına gelir. that can unravel this riddle ilgi cümleciği, bu anlayışın ne yapabileceğini açıklar. Unravel sözcüğü gerçek anlamıyla birbirine dolanmış ipleri çözmek demektir. Burada mecazi kullanılır: Bu içgörü, karmaşık bir bilmeceyi anlaşılır hâle getirip çözüme götürebilir. İçgörü kilit fikirdir; mutlaka eksiksiz cevabın kendisi değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede unravel, karmaşık bir gizemi açıklığa kavuşturmak anlamında doğal kullanılmıştır?
- The cashier unraveled the total of two plus two.
- One diary entry helped the detective unravel the mystery.
- The runner unraveled the finish line.
Cevabı göster
One diary entry helped the detective unravel the mystery.
in almost no time at all: neredeyse anında
In almost no time at all, bir şeyin çok kısa sürede, yani neredeyse anında gerçekleştiğini anlatır. Kullanılabilecek hiç zaman olmadığı anlamına gelmez. Almost, geçen sürenin gerçekten sıfır olmadığını gösterirken at all, no time ifadesindeki vurguyu güçlendirir. Bu cümlede ifade, içgörünün bilmeceyi ne kadar hızlı açıklığa kavuşturabileceğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “neredeyse anında” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The technician restored the missing file ____.
Cevabı göster
in almost no time at all
on a coordinate grid: noktaları ve şekilleri yerleştirmek
Coordinate grid, sıralı sayı çiftleriyle noktaların yerini belirlemek için kullanılan, yatay ve dikey çizgilerin kesiştiği bir koordinat ızgarasıdır. On a coordinate grid ifadesindeki on, ızgarayı bölmenin çizildiği yüzey veya şema olarak sunar. Burada coordinate, sayısal bir konumu yani “koordinatı” belirtir; “birlikte düzenlemek” anlamındaki fiil değildir. Bu ifade, bir koordinat sisteminde noktaların, doğruların veya şekillerin nereye çizildiğini anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Yönergeyi bu dersteki dört sözcüklük matematik ifadesiyle tamamlayın: Plot the three points ____.
Cevabı göster
on a coordinate grid
that are either both even or both odd. Dilbilgisi
2:01ya da her ikisi de tek olan düzlem noktalarından geçer.
either both even or both odd: iki paralel alternatif
Either ... or ... iki alternatif sunar. Burada birbirine paralel both even ve both odd gruplarını bağlar; dolayısıyla either yalnızca even sözcüğüne değil, iki olasılığın tamamına uygulanır. Her both, iki koordinat değerini ifade eder. Koşul, sayı çiftinin aynı pariteye sahip olmasını gerektirir: iki değer de çift veya iki değer de tek olmalıdır; birinin çift, diğerinin tek olması koşulu karşılamaz.
Alıştırma
Hangi cümle iki ışığın iki durumdan birini paylaşması gerektiğini, yani ikisinin de açık veya ikisinin de kapalı olması gerektiğini anlatır?
- The two lights must be either both on or both off.
- Each light must be either on or off.
- Either light must be both on and off.
Cevabı göster
The two lights must be either both on or both off.
even after: sonuç daha sonra da geçerliliğini korur
Bu cümlede even after, sonucu değiştirmesi beklenebilecek bir olayı anlatır: ışığın bir veya daha fazla duvardan yansıması. Ana ifade olan This is true, bu olaydan sonra da geçerliliğini korur. “Sonuç + even after + olay” kalıbı, bir şey olmuş olmasına rağmen sonucun devam ettiğini veya hâlâ geçerli olduğunu belirtir. Buradaki even, sonucun beklentinin tersine değişmediğini vurgular; “ikiye tam bölünebilen” demek değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, güç düğmesi kapatıldıktan sonra ışıkların beklenmedik şekilde yanmaya devam ettiğini belirtir?
- The lights stayed on before I turned off the power switch.
- The lights stayed on even after I turned off the power switch.
- The lights came on because I turned on the power switch.
Cevabı göster
The lights stayed on even after I turned off the power switch.
Another way of thinking about it is this: yeni bir bakış açısı sunmak
Another way of thinking about it is this: kalıbı, bir açıklamanın farklı biçimde düzenleneceğini gösteren bir işarettir. Dinleyiciye aynı kavramın farklı bir bakış açısı, model veya benzetmeyle sunulacağını söyler; farklı bir cevap önerileceğini söylemez. Sonraki içeriğe işaret eden this sözcüğü ve iki nokta, dinleyiciyi kalıptan hemen sonra gelecek yeni açıklamaya hazırlar.
Alıştırma
Bir konuşmacı aynı fikri yeni bir model kullanarak yeniden açıklamak istiyor. Bu amacı en iyi hangi giriş belirtir?
- That is the end of the explanation.
- Here is a completely different answer:
- Another way of thinking about it is this:
Cevabı göster
Another way of thinking about it is this:
since the light travels at a 45-degree angle, Dilbilgisi
2:12ışık 45 derecelik bir açıyla hareket ettiğinden,
it always crosses the diagonal of a unit square. Kelime
2:15her zaman bir birim karenin köşegeninden geçer.
Because anlamındaki neden bildiren since
Bu cümlede since, sonucun neden doğru olduğunu açıklayan nedeni başlatır. because anlamındadır: ışığın 45 derecelik yolu, köşegeni neden kestiğini açıklar. Since bir yan cümlenin başında neden ya da başlangıç zamanı bildirebilir. Yan cümlenin “neden?” sorusunu mu, “ne zamandan beri?” sorusunu mu yanıtladığına bakın. Burada “neden?” sorusunu yanıtladığı için zaman anlamı yoktur.
Alıştırma
“Since the roads are icy, the game is canceled,” cümlesinde since ne anlama gelir?
- çünkü
- o zamandan itibaren
- her ne kadar
Cevabı göster
çünkü
the diagonal of a unit square: birim karenin köşegeni
The diagonal of a unit square, her bir kenarı bir birim uzunluğunda olan bir karenin karşılıklı iki köşesini birleştiren doğru parçasıdır. Burada unit, square sözcüğünü niteleyerek her kenarın uzunluğunu 1 olarak belirler. İfade, alanı bir kare birim olan herhangi bir bölgenin adı değildir; unit sözcüğü de ayrı bir bileşen anlamına gelmez.
Alıştırma
Geometride the diagonal of a unit square nedir?
- kenar uzunluğu 1 olan bir karenin karşılıklı köşelerini birleştiren doğru parçası
- alanı 1 olan herhangi bir karenin bir kenarı
- çapı 1 olan bir daire
Cevabı göster
kenar uzunluğu 1 olan bir karenin karşılıklı köşelerini birleştiren doğru parçası
Traveling 1 m horizontally changes the x-coordinate
2:19Yatay olarak 1 m hareket etmek x koordinatını
from A to B or vice versa: her iki yönde değişim
From even to odd değişimin bir yönünü, yani çiftten teke geçişi gösterir. Or vice versa ise ters yönü, yani tekten çifte geçişi ekler. Başka durumlara da uygulanabilen from A to B or vice versa kalıbı, iki durum arasında her iki yönde hareket veya değişim anlatır. Vice versa ters yöndeki ifadeyi tekrar etmeye gerek bırakmaz; üçüncü bir durum eklemez.
Alıştırma
Bu cümlede vice versa ne anlama geliyor? "A reversible motor can turn electrical energy into motion, or vice versa."
- Hareketi elektrik enerjisine de dönüştürebilir.
- Her iki enerji biçimini üçüncü bir biçime dönüştürebilir.
- Yalnızca elektrik enerjisini harekete dönüştürebilir.
Cevabı göster
Hareketi elektrik enerjisine de dönüştürebilir.
Traveling 1 m vertically changes the y-coordinate
2:26Dikey olarak 1 m hareket etmek y koordinatını
Traveling diagonally, as the light does here, Dilbilgisi
2:31Işığın burada yaptığı gibi çapraz hareket etmek,
as the light does here: does ile araya eklenen karşılaştırma
As the light does here, araya eklenen bir karşılaştırmadır. Buradaki ışığın da aynı şekilde çapraz ilerlediğini anlatır. Bu yan cümle çıkarıldığında ana ifade Traveling diagonally does both at once olarak kalır. Bu karşılaştırmada does, travels diagonally ifadesinin yerine geçerek eylemin tekrarlanmasını önler. Önceki eylem zaten açık olduğunda as sonrasında do veya does bu şekilde sıkça kullanılır.
Alıştırma
Eylemi tekrarlamayı önleyen tek sözcüklü geniş zaman yardımcı fiilini kullanın: Maya checks every figure twice, as her supervisor ____.
Cevabı göster
does
does both at once: iki sonucu aynı anda üretmek
“does both at once”, tek bir eylemin daha önce sözü edilen iki sonucu aynı anda ortaya çıkardığını anlatır. Burada both özellikle yatay ve dikey değişimleri belirtir; does ise bu değişimlere yol açma anlamının yerini tutar. İki eylem veya etkinin ne olduğu zaten belliyse do both at once kalıbını kullanabilirsiniz. Bu cümlede at once, “hemen” değil, “aynı anda” demektir.
Alıştırma
Cümleyi do both at once ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The button saves the document and sends it, so it ____.
Cevabı göster
does both at once
This observation is more powerful than it seems. Anlatım akışı
2:44Bu gözlem göründüğünden daha güçlüdür.
more powerful than it seems: gizli değere işaret etmek
“more powerful than it seems”, gözlemin basit görünüşünün düşündürdüğünden daha fazla akıl yürütme gücüne sahip olduğunu anlatır. Buradaki powerful mecazidir: fiziksel olarak güçlü olmak değil, bir şeyi kanıtlamakta yararlı veya etkili olmak demektir. Bu cümle aynı zamanda açıklamada bir yönlendirme işlevi görür. Dinleyiciden önceki gözlemi yeniden değerlendirmesini ister ve onu birazdan gelecek önemli bir sonuca hazırlar.
Alıştırma
This observation is more powerful than it seems. cümlesi bir açıklamada neye işaret eder?
- Gözlem basit görünüyor, ancak beklenenden daha güçlü bir sonucu destekleyecek.
- Açıklama ilerlemeden önce gözlem bir kenara atılıyor.
- Gözlem fiziksel olarak daha güçlü hâle geldi.
Cevabı göster
Gözlem basit görünüyor, ancak beklenenden daha güçlü bir sonucu destekleyecek.
that we have a way to identify the kinds of points
2:49ışığın asla geçmeyeceği türden noktaları belirlemenin
In particular: önemli bir ayrıntıya odaklanmak
In particular, konuşmacının genel bir gözlemden özellikle önemli bir ayrıntıya ya da sonuca odaklandığını gösterir. Burada önceki düşünceye bağlanır ve belirli bir sonucu öne çıkarır: bu düzen, bazı noktaları elememizi sağlar. Yeni bir konu başlatmak yerine aynı konuyu geliştirir.
Alıştırma
Yalnızca bir örnek vermek yerine özellikle önemli bir ayrıntıya odaklanan bağlaç hangisidir? The plan has several effects. ____, it will shorten emergency response times.
- In particular
- On the contrary
- For example
Cevabı göster
In particular
won't ever go through: bir olasılığı tamamen dışlamak
Won't ever go through, “hiçbir zaman geçmeyecek” anlamına gelir. Olumsuz won't ... ever yapısında ever zaman aralığını genişletir ve olumsuzluğu güçlendirir: bunun gerçekleşeceği hiçbir zaman yoktur. Buradaki go through, bir yerden ya da bir yerin içinden geçme hareketini anlatır. Bu cümlede ifade kesindir çünkü söz konusu noktalar yalnızca düşük olasılıklı değil, tamamen elenmiştir.
Alıştırma
Cümleyi won't ever ve go through ile tamamlayın: Under the final route, the train ____ the wildlife reserve.
Cevabı göster
won't ever go through
If one ... and the other ...: bir çiftin iki üyesine farklı koşullar verme
If one ... and the other ... kalıbı, bir çiftin iki üyesine farklı özellikler yükler. Burada one, bir noktanın iki koordinatından birini; the other ise kalan koordinatı belirtir: biri çift, diğeri tek sayıdır. If ile başlayan yan cümle koşulu belirler. Ana cümle de bu koşul gerçekleştiğinde ne olduğunu söyler.
Alıştırma
Bir noktanın iki koordinatı vardır. Cümleyi one ... the other ... kalıbındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: If one coordinate is even and ____ is odd, the light ray will miss that point.
Cevabı göster
the other
since those points have one even and one odd coordinate. Dilbilgisi
3:02çünkü o noktalar bir çift ve bir tek koordinata sahiptir.
That means: önceki bilgiden sonuç çıkarma
That means, hemen önce verilen kuralın ya da ifadenin tamamına gönderme yapar ve bundan çıkarılan sonucu sunar. Burada bir koordinatın çift, diğerinin tek olması kuralı, ışığın üstteki iki köşeye değmeyeceği sonucuna götürür; that ayrı bir nesneyi adlandırmaz. Bu ifade, açıklamayı önceki bilgi ve onun sonucu şeklinde düzenler. That means ifadesinden sonraki cümle yeni bir kanıt değil, sonucu verir.
Alıştırma
That ile başlayan ve bir sonucu sunan iki kelimelik bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The last train has already left. ____ we need to take a taxi.
Cevabı göster
That means
one even and one odd coordinate: ismin ortak kullanıldığı yapı
one even and one odd coordinate ifadesinde coordinate ismi yalnızca bir kez söylenir; ancak hem one even hem de one odd bölümünden sonra varmış gibi anlaşılır. Açık biçimi one even coordinate and one odd coordinate şeklindedir. Bu yapı, her noktanın pariteleri farklı iki koordinatı olduğunu anlatır: biri çift, diğeri tektir. Yalnızca bir koordinat olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada "one even and one odd coordinate" ne anlama gelir?
- Her noktanın iki koordinatı vardır ve ikisi de tektir.
- Her noktanın hem çift hem de tek olan tek bir koordinatı vardır.
- Her noktanın iki koordinatı vardır: biri çift, diğeri tektir.
Cevabı göster
Her noktanın iki koordinatı vardır: biri çift, diğeri tektir.
The southeast corner is the only option for the diffuser. Kalıp ifadeler
3:06Güneydoğu köşesi difüzör için tek seçenektir.
the only option: geriye tek uygulanabilir seçenek kalır
The only option, elde kalan tek kullanılabilir veya işe yarar seçeneği ifade eder. Buradaki option, bir kişinin fikri değil, seçilebilecek bir yol veya eylemdir; only diğer bütün alternatifleri eler. Bu ifade genellikle bir karşılaştırma ya da eleme sürecinin sonucunu bildirir. Seçeneğin en iyi veya en çok istenen seçenek olduğu anlamına gelmez; yalnızca başka uygulanabilir bir seçeneğin kalmadığını belirtir.
Alıştırma
“Uygulanabilir tek seçenek” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: Because every other route is flooded, the mountain road is ____.
Cevabı göster
the only option
when that precious beam of sunlight enters the hall,
3:11o değerli güneş ışığı huzmesi salona girdiğinde,
And indeed: önceki bir çıkarımın doğrulanmasını sunmak
And indeed, ardından gelen ifadenin daha önceki bir iddiayı, tahmini veya akıl yürütmeyi doğruladığını gösterir. Burada ışının gerçek yolu, bu cümleden önce ulaşılan sonucu doğrular. And bu doğrulamayı önceki anlatıma bağlarken indeed sonucun beklenenle örtüştüğünü belirtir. Böylece açıklama, çıkarımdan gözlemlenen veya belirtilen doğrulamaya geçer.
Alıştırma
Hangi cümlede and indeed, önceki bir tahmini doğrulayan sonucu sunmak için kullanılmıştır?
- The forecast said the river would rise, but instead, the water level fell.
- The forecast said the river would rise, and indeed, the water reached the bridge by noon.
- The forecast said the river would rise, so the team checked the equipment.
Cevabı göster
The forecast said the river would rise, and indeed, the water reached the bridge by noon.
spot on: tamamen doğru veya tam isabet
Spot on, tamamen doğru veya hedefi tam isabetle tutturan anlamına gelir. Bu cümlede strikes fiilinden sonra zarf işlevindedir: ışın, güneydoğu köşesindeki hedeflenen noktaya tam olarak çarpar. Bu deyim tamamen doğru olan cevapları, tahminleri, öngörüleri ve değerlendirmeleri de anlatabilir. Bir lekenin bir şeyin üzerinde olması gibi sözcüğü sözcüğüne bir anlam taşımaz.
Alıştırma
Hangi cümlede tahminin tamamen doğru olduğunu söyleyen bir deyim kullanılmıştır?
- Her estimate had a small spot on it.
- Her estimate was spot on.
- She made the estimate on the spot.
Cevabı göster
Her estimate was spot on.
sensing the intrusion: arka plan ekleyen -ing öbeği
Bu cümlede sensing the intrusion, -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Vampirlerin algısını ana eylem olan burst from their coffins için arka plan olarak ekler ve muhtemelen neden dışarı fırladıklarını da açıklar. Bu öbek tek başına tam bir yüklem değildir. Örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olan The vampires ifadesidir; geçmiş zamanda çekimli fiil burst'tür.
Alıştırma
Hangi cümle, ana eyleme arka plan eklemek için -ing öbeğini doğru kullanır?
- Leo hearing the smoke alarm near the stairs.
- The smoke alarm, hearing Leo, rang loudly.
- Leo, hearing the smoke alarm, left the building.
Cevabı göster
Leo, hearing the smoke alarm, left the building.
burst from their coffins: dışarı doğru ani ve güçlü hareket
burst from their coffins, tabutlarından aniden ve güçlü biçimde çıktıkları anlamına gelir. Burst harekete hız, şaşkınlık ve dramatik bir enerji katar; came out veya walked out ifadelerinden çok daha güçlüdür. From, hareketin başladığı yeri belirtir. Tam cümlede burst geçmiş zaman fiilidir. Fiilin yalın biçimi, geçmiş zamanı ve geçmiş zaman ortacı aynı şekilde yazılır: burst.
Alıştırma
Cümleyi, aniden ve güçlü biçimde dışarı çıkmak anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: When the bell rang, the children ____ the classroom.
Cevabı göster
burst from
turn to dust: toza dönüşmek
Burada turn to dust, “toza dönüşmek” veya “tamamen parçalanıp dağılmak” anlamına gelir. Bir dönüşümün sonucunu anlatır: bir şey ışık tarafından yok edilir ve toza dönüşür. Buradaki turn, “başka bir yöne dönmek” anlamında değildir. turn to dust gibi ifadelerde turn to + isim kalıbı, ortaya çıkan durumu veya maddeyi gösterebilir; bu kullanım özellikle canlı hikâye anlatımlarında görülür. Turn to dust, bir şeyin tamamen yok olması ya da kaybedilmesi anlamında mecazi olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
Bu derste öğrendiğiniz “toza dönüşmek” anlamındaki ifadeyle fantastik betimlemeyi tamamlayın: In this story, the shadow creatures ____ when sunlight touches them.
Cevabı göster
turn to dust
high-stakes test: ciddi sonuçları olan bir sınav
High-stakes test, sonucu ciddi etkiler doğuran bir test veya sınama demektir. High-stakes, test sözcüğünü niteler; stakes ise kazanılabilecek, kaybedilebilecek veya riske atılabilecek şeyleri ifade eder, sivri ahşap kazıkları değil. Bu ifade zorlukla değil, sonuçların önemiyle ilgilidir. Soruları basit olsa bile bir test high-stakes olabilir. Buna karşılık, sonucu önemli hiçbir şeyi değiştirmiyorsa çok zor bir deneme testi high-stakes olmayabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “ciddi sonuçları olan” anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The board is making a ____ decision that could determine whether the company survives.
Cevabı göster
high-stakes
pass with flying colors: üstün başarıyla geçmek
Passed with flying colors, pass with flying colors deyiminin geçmiş zaman biçimidir. Burada dinleyenin yalnızca asgari standardı karşılamadığını, çok başarılı olduğunu belirtir. Deyim, tüm zorluğu geçilebilecek bir sınav gibi ele alır. İfadeyi tek bir bütün olarak anlamak gerekir; flying colors gerçek renkleri anlatmaz.
Alıştırma
“Çok başarılı biçimde” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: Elena passed the safety inspection ____.
Cevabı göster
with flying colors
use your smarts: zekânı kullanmak
used your smarts ifadesindeki smarts, zekâ veya sorunları akıllıca çözme yeteneği anlamına gelen gündelik bir isimdir. Çoğul bir sıfat değildir. Cümle, dinleyeni düşünerek başarılı olduğu için över. Yeniden kullanılabilen yapı use one's smarts to + fiilin yalın hâlidir. Örneğin: She used her smarts to find a solution. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir, ancak smarts normalde -s ile biten biçimini korur.
Alıştırma
Hedef yapıyı kullanarak gündelik bir övgü oluşturun: You ____ solve the maze without any hints.
Cevabı göster
used your smarts to
can you take on a werewolf?: sıradaki meydan okumayı sunmak
can you take on a werewolf? ifadesinde Can you...? biçimi yetenek hakkında bir soru gibi görünür; ancak asıl işlevi bir meydan okuma sunmak ve izleyiciyi sıradaki bilmeceyi denemeye çağırmaktır. Yalnızca bilgi almak yerine “Bunu yapabilir miyim?” tepkisini uyandırmayı amaçlar. but sözcüğü, izleyicinin önceki başarısından yeni ve daha zor bir sınamaya geçiş yapar. Burada take on, bir rakibin ortaya koyduğu zorlukla yüzleşmek veya bu meydan okumayı kabul etmek demektir; rakibe mutlaka fiziksel olarak saldırmak anlamına gelmez. Bu yapı, izleyiciyi bir başarıdan sonraki göreve yönlendirebilir.
Alıştırma
Cümledeki “but can you take on a werewolf?” ne işe yarıyor?
- Vampirlerin nasıl yenildiğini açıklar.
- Gerçek bir fiziksel kavga hakkında kelimesi kelimesine rapor ister.
- Yeni bir meydan okuma sunar ve izleyiciyi devam etmeye davet eder.
Cevabı göster
Yeni bir meydan okuma sunar ve izleyiciyi devam etmeye davet eder.
Check out these riddles to test your wits. Deyimler
3:40Zekanı test etmek için bu bilmecelere göz at.
test your wits: sorun çözme yeteneğini sınamak
test your wits ifadesinde wits, hızlı düşünme, akıl yürütme ve sorun çözme yeteneğiniz anlamına gelir. Bu kalıplaşmış ifade çoğul wits biçimini kullanır; fıkra anlatmakla ilgili değildir. Cümlede to test your wits, bu bilmecelere göz atmanın amacını açıklar. İfade; bilmecelerde, kaçış odalarında ve esnek düşünmeyi ödüllendiren diğer zorluklarda yaygındır.
Alıştırma
“Akıllıca sorun çözme yeteneğini sınamak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: This escape room will ____.
Cevabı göster
test your wits