Romalı bir askerin hayatında bir gün - Robert Garland: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
676 kelime 157 kel/dk

Video özeti: MS 15 yılında Romalı lejyoner Servius Felix’in zorlu günlük yaşamı, onu hayatta kaldığı yıkıcı savaşın anılarıyla yüzleşmek ve imparatorluğun ihtişamını sorgulamak zorunda bırakan Teutoburg Ormanı yürüyüşüyle doruğa ulaşır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The year is — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu kısa açılışın kesin bir tarihsel zamanı nasıl hemen belirlediğini öğrenin; zaman çizelgelerini, belgesel anlatılarını veya belirli bir döneme odaklanan hikâyeleri başlatırken kullanın. 2. the Teutoburg Forest, / Arminius ambushed and destroyed three legions. — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Bu adları ve olayları Roma’nın yıkıcı yenilgisiyle ilişkilendirerek ölüleri gömmek için geri dönmenin Servius’un travmasını neden canlandırdığını ve görevin duygusal anlamını nasıl değiştirdiğini anlayın. 3. can't help wondering — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: can't help ifadesinden sonra gelen -ing biçiminin istem dışı bir düşünceyi, duyguyu veya eylemi anlattığını fark edin; birinin acı verici ya da belirsiz bir olasılığı düşünmeden edemediği durumlarda kullanın.

Bu derste

The year is 15 CE, Anlatım akışı

0:06

Yıl MS 15,

Anlatım akışı

Anlatı açılışı olarak The year is + yıl

The year is + yıl, dinleyiciyi zamanda belirli bir noktaya yerleştiren anlatısal bir kalıptır. Burada anlatı başlamadan önce dinleyiciyi Miladi 15 yılına götürür; içinde bulunulan yılın kaç olduğuna dair sıradan bir ifade değildir. Tarih programları, belgeseller ve hikâyeler olayları sunmadan önce zamanı belirlemek için bu kalıbı kullanır. CE, Common Era yani Miladi Çağ anlamına gelir; 15 CE de Miladi Çağ’ın on beşinci yılını belirtir.

Alıştırma

Açılışı The year is + yıl anlatı kalıbıyla tamamlayın: ____ 1066, and a new era is about to begin.

Cevabı göster

The year is

and the Roman Empire is prospering.

0:09

ve Roma İmparatorluğu refah içinde.

Most of the credit will go to the emperor, Kalıp ifadeler

0:12

Başarının büyük kısmı imparatora atfedilecek,

Kalıp ifadeler

the credit will go to: takdiri birine atfetmek

credit goes to someone ifadesinde credit, bir başarıya katkıda bulunulduğu için alınan övgü veya takdir anlamına gelir. Most of the credit will go to the emperor, imparatorun bu takdirin büyük kısmını alacağının öngörüldüğünü belirtir. Kalıp, credit miktarı + go fiilinin uygun biçimi + to + takdiri alan kişi şeklindedir. Zaman değişebilir: credit goes to mevcut bir değerlendirmeyi belirtirken credit will go to kimin övgü alacağını öngörür.

Alıştırma

Hangi cümle credit goes to + alıcı kalıbını kullanır ve takdiri mesajın başlangıç noktası yapar?

  1. The research team deserves most of the credit.
  2. Most of the credit goes to the research team.
  3. The director gives the research team most of the credit.
Cevabı göster

Most of the credit goes to the research team.

but this success wouldn't have been possible Dilbilgisi

0:14

ancak bu başarı mümkün olmazdı

without loyal soldiers like Servius Felix.

0:16

Servius Felix gibi sadık askerler olmasaydı.

Dilbilgisi

wouldn't have been possible without: geçmişteki vazgeçilmez bir katkının hakkını teslim etmek

Wouldn't have been possible without + isim öbeği, tamamlanmış bir sonucu karşıolgusal biçimde anlatır: sonuç gerçekten gerçekleşmiştir, ancak o kişi, destek ya da koşul olmasaydı gerçekleşmeyecekti. Burada yapı, sadık askerleri başarının gerekli bir nedeni olarak gösterir. Yalnızca başarının zor olduğunu söylemez; başarının bir kısmını bilinçli olarak onlara mal eder.

Alıştırma

Çeviri ekibinin hakkını teslim eden geçmiş karşıolgusal ifadeyle cümleyi tamamlayın: The global launch ____ the translation team.

Cevabı göster

wouldn't have been possible without

Servius enlisted as a legionary Kelime

0:20

Servius, bir lejyoner olarak orduya katıldı

Kelime

enlisted as a legionary: belirtilen bir görevle resmî olarak hizmete girmek

Enlisted, enlist fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve askerlik hizmetine resmî olarak kaydolmak anlamına gelir. enlist as + görev yapısı, kişinin hizmete girerken üstlendiği görevi veya statüyü belirtir. Bir legionary, Roma lejyonundaki bir askerdi. Bu nedenle cümle, Servius'un Roma ordusuna bu görevle resmî olarak katıldığını anlatır. Enlist, yalnızca bir grubun parçası olmaya değil, hizmete resmî olarak girme eylemine odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi enlist as + görev yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At eighteen, Dana ____ a communications specialist in the army.

Cevabı göster

enlisted as

8 years ago at age 18,

0:22

8 yıl önce 18 yaşındayken,

the son of a poor farmer

0:25

gelecek vaat etmeyen,

with few prospects. Kelime

0:26

fakir bir çiftçinin oğlu olarak.

Kelime

with few prospects: sınırlı gelecek fırsatları

Burada prospects, bir kişinin gelecekte başarılı olma, iş bulma veya yaşamını iyileştirme şanslarını ifade eder. With few prospects, umut vadeden fırsatları çok sınırlı olan birini anlatır; manzara veya görüntü anlamına gelmez. Few burada olumsuz bir anlam taşır: bazı olasılıklar bulunabilir, ancak fazla umut verecek kadar çok değildir.

Alıştırma

Kasabanın gençlere gelecek için neredeyse hiç umut vadeden fırsat sunmadığını hangi cümle anlatır?

  1. The town offered young people beautiful views.
  2. The town offered young people few prospects.
  3. The town offered young people a few prospects.
Cevabı göster

The town offered young people few prospects.

Unlike the majority of legionaries, Anlatım akışı

0:29

Lejyonerlerin çoğunluğunun aksine,

Anlatım akışı

Unlike the majority of...: karşıtlık kurmak

Unlike the majority of, bir grubun çoğu üyesi için normal olan durumla karşılaştırma başlatır. Cümlenin başında kullanıldığında, ardından anlatılan kişi veya şeyin bir istisna olduğunu dinleyiciye bildirir. Unlike sözcüğünden sonra bir isim öbeği gelir. Unlike the majority of + grup yapısında the majority of karşılaştırma grubunu belirtir, ana cümle ise buna zıt olan durumu açıklar.

Alıştırma

Priya’yı sınıf arkadaşlarının çoğuyla karşılaştırmak için cümleyi dersteki başlangıç yapısının aynısıyla tamamlayın: ____ her classmates, Priya studies before breakfast.

Cevabı göster

Unlike the majority of

he doesn't gamble,

0:31

o kumar oynamaz,

so he's been able to save most of his wages. Dilbilgisi

0:32

bu yüzden maaşının çoğunu biriktirebilmiştir.

Dilbilgisi

he's been able to: şimdiye kadar süren yeti ve sonuçlar

He's been able to, he has been able to ifadesinin kısaltmasıdır. Present perfect, önceki bir dönemi şimdiye bağlar: Bu süre içinde para biriktirme yetisi veya fırsatı olmuş ve cümle biriktirmeyi gerçek, birikimli bir sonuç olarak sunmuştur. have/has been able to + fiilin yalın hâli, bir yeti veya fırsat şimdiye kadar uzanan bir dönem boyunca ele alındığında kullanılır. Bu, söz konusu yetinin her an kesintisiz sürdüğü anlamına gelmek zorunda değildir; burada önemli olan zaman aralığı ve elde edilen sonuçtur.

Alıştırma

Cümleyi be able to yapısının present perfect biçimiyle tamamlayın: Since moving closer to school, Ana ____ arrive on time every day.

Cevabı göster

has been able to

He's even kept his viaticum, Kültür

0:34

Asker olduğunda aldığı üç altın sikke olan

the three gold coins he received when he enlisted.

0:36

viaticum'unu bile saklamıştır.

Kültür

viaticum: Roma döneminde askere yazılmayla ilgili ödeme

Viaticum tarihsel bir terimdir. Bu Roma askerî bağlamında, yolculuk için veya askere yazılmayla bağlantılı olarak verilen para ya da erzak anlamına gelir. Ardından gelen the three gold coins he received when he enlisted ara sözü, viaticumun burada tam olarak neyi ifade ettiğini açıklar. Böylece okur, tanımadığı uzmanlık terimini cümlenin içindeki açıklamadan anlayabilir.

Alıştırma

Bu cümlede viaticum neyi ifade ediyor?

  1. askere yazıldığında verilen üç altın
  2. emekli olduktan sonra verilen arazi
  3. düzenli asker maaşı
Cevabı göster

askere yazıldığında verilen üç altın

If he survives until retirement, Dilbilgisi

0:40

Emekliliğe kadar hayatta kalırsa,

he'll receive several acres of land,

0:42

birkaç dönüm arazi alacak,

Dilbilgisi

If he survives..., he'll receive...: gerçekleşmesi mümkün bir gelecek koşulu

Bu, gerçekleşmesi mümkün bir gelecek koşuludur: if + simple present olası gelecek koşulunu belirtir, will + fiilin yalın hâli ise beklenen sonucu verir. Survives biçim olarak şimdiki/geniş zamandadır, ancak burada onun gelecekte emekliliğe kadar hayatta kalıp kalmayacağını anlatır. Bir söz, plan, kural veya uyarıda olduğu gibi, gelecekteki bir sonuç gerçekçi biçimde mümkün olan bir koşula bağlıysa bu yapıyı kullanın.

Alıştırma

Will içeren first conditional yapısını kullanın. Survive ve receive fiillerini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: If the explorer ____ the storm, she ____ a reward.

Cevabı göster

survives · will receive

and he's grown rather fond of a girl back home, Kalıp ifadeler

0:45

ve memleketindeki bir kıza oldukça aşık,

Kalıp ifadeler

grown rather fond of: zamanla gelişen yakınlık

Has grown rather fond of ifadesinde grown, grow fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Burada grow, zamanla bir duruma gelmek anlamındadır; yani sıcak bir hoşlanma veya bağlılık duygusunun zaman içinde geliştiğini anlatır. Fiziksel olarak büyümeyi ifade etmez. Rather, fond sözcüğünü yumuşak biçimde güçlendirir: kızdan epeyce hoşlanmaktadır, ancak ifade yine de ölçülüdür. Fond of sevgi ve yakınlık gösterir, fakat tek başına güçlü bir romantik aşkı kanıtlamaz.

Alıştırma

Grow fond of ifadesinin present perfect biçimini kullanın. Cümleyi tamamlayın: After working with Maya for several months, I have ____ her.

Cevabı göster

grown fond of

whom he intends to marry. Dilbilgisi

0:48

onunla evlenmeyi düşünüyor.

Dilbilgisi

whom he intends to marry: nesne görevli bir ilgi yan cümlesi

whom he intends to marry, daha önce sözü edilen kızı niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Whom o kişiye geri gönderme yapar ve marry fiilinin nesnesidir: he intends to marry her. Yan cümlede he özne, intends temel fiil, to marry ise mastar tümlecidir. Whom insan olan nesneyi açıkça gösterdiği için resmî anlatımda göndermeyi takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümlede whom, ilgi yan cümlesindeki fiilin nesnesidir?

  1. The neighbor whom we invited came to dinner.
  2. The neighbor who invited us came to dinner.
  3. The neighbor whose invitation we accepted came to dinner.
Cevabı göster

The neighbor whom we invited came to dinner.

But he'll have to wait until he completes Dilbilgisi

0:50

Ancak bunun gerçekleşmesi için

his 25 years of service before that can happen.

0:51

25 yıllık hizmetini tamamlamayı beklemesi gerekecek.

Dilbilgisi

wait until he completes: gelecekteki bir koşulu beklemek

Wait until + yan cümle, beklemenin biteceği noktayı belirler: yan cümlede anlatılan durum gerçekleşene kadar bekleme sürer. Burada 25 yıllık hizmeti tamamlamak, evliliğin gerçekleşebilmesi için önce yerine getirilmesi gereken koşuldur. until sonrasında gelecekteki zamanı anlatan yan cümlede İngilizce normalde geniş zaman kullanır. Bu nedenle he completes, will complete olmamasına rağmen geleceğe gönderme yapar. Gelecek anlamı ana cümleden ve bağlamdan gelir.

Alıştırma

Cümleyi wait until ve finish fiilinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: We must ____ the printer ____ the job before switching it off.

Cevabı göster

wait until · finishes

And the life of a legionary is dangerous and grueling. Kelime

0:55

Bir lejyonerin hayatı tehlikeli ve yorucudur.

Kelime

dangerous and grueling: tehlike ve tüketici zorluk

dangerous and grueling ifadesindeki iki sıfat farklı yükleri anlatır: dangerous zarar görme riskini belirtirken grueling uzun süre boyunca son derece yorucu ve zorlayıcı olmayı ifade eder. Grueling, difficult kelimesinden daha güçlüdür. Deneyimin sürekli çaba gerektirdiğini ve kişiyi bedensel ya da zihinsel olarak tükettiğini anlatır.

Alıştırma

Grueling kelimesi hangi cümlede doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. After the long hike, we took a grueling five-minute rest.
  2. The rescue team completed a grueling twelve-hour climb.
  3. The new uniform came in a grueling shade of blue.
Cevabı göster

The rescue team completed a grueling twelve-hour climb.

Today, Servius's legion, along with three others, Kalıp ifadeler

0:59

Bugün Servius'un lejyonu, diğer üçüyle birlikte,

has undertaken a great march of 30,000 Roman paces, Kalıp ifadeler

1:02

30.000 Roma adımı uzunluğunda büyük bir yürüyüşe çıktı,

Kalıp ifadeler

along with three others: ek katılımcılar ve özne-fiil uyumu

Along with three others, eşlik eden katılımcılar olarak üç lejyon daha ekler. Bu bölüm yürüyüşe kimlerin katıldığını belirten ek bilgidir; temel dil bilgisel özne tekil olan Servius's legion olarak kalır. and ifadesinden farklı olarak along with birleşik özne oluşturmaz. Bu nedenle fiil legion ile uyum gösterir ve cümlede have undertaken değil has undertaken kullanılır. Bu tür ek bilgiler genellikle virgüllerle ayrılır.

Alıştırma

Şimdiki zaman yapısını kullanın. be fiilinin doğru biçimini yazın: The coach, along with two assistants, ____ leading the workshop.

Cevabı göster

is

Kalıp ifadeler

undertaken a great march: önemli bir eylemi resmî biçimde üstlenmek

Undertaken, undertake fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Has undertaken yapısında has ile birlikte present perfect oluşturur ve yürüyüşü öznenin üstlenip gerçekleştirdiği önemli bir eylem olarak sunar. Undertake + isim, ciddi ve düzenli bir faaliyeti üstlenip başlatmak veya yürütmek anlamına gelir. Buradaki a great march, keyifli ya da mükemmel bir yürüyüşü değil, ölçeği veya mesafesi büyük bir yürüyüşü anlatır.

Alıştırma

Resmî cümleyi undertake fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The museum has ____ a complete review of its collection.

Cevabı göster

undertaken

the equivalent of nearly 36 kilometers. Kalıp ifadeler

1:07

bu da yaklaşık 36 kilometreye eşdeğerdir.

Kalıp ifadeler

the equivalent of: karşılık gelen bir miktarı ifade etmek

The equivalent of + isim veya miktar, bir şey başka bir birim, sistem ya da biçimle ifade edildiğinde ona karşılık gelen değeri belirtir. Burada Roma adımlarını daha tanıdık olan kilometre ölçüsüne dönüştürür. Equivalent, ilgili miktar, değer veya etkide karşılık gelmeyi anlatır; iki şeyin her açıdan aynı olduğu anlamına gelmez. Nearly, 36 kilometrenin yaklaşık bir değer olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi dilbilgisi açısından doğru yapan ifadeyi seçin: The monthly pass costs [BLANK] about forty dollars.

  1. the equivalent of
  2. the equivalent to of
  3. equivalent to
Cevabı göster

the equivalent of

Servius's armor and weapons,

1:11

Servius'un zırhı ve silahları,

including his gladius, scutum, and two pila, Kültür

1:12

gladius'u, scutum'u ve iki pila'sı dahil,

Kültür

gladius, scutum, and two pila: Roma askerî teçhizatı

Gladius, scutum ve pila, Roma askerî teçhizatında kullanılan Latince adlardır. Gladius kısa bir kılıç, scutum büyük bir kalkan, pilum ise fırlatmak için kullanılan ağır bir cirittir. Pila, pilum sözcüğünün çoğuludur; dolayısıyla two pila iki Roma ciridi anlamına gelir. Tarihî anlatımlarda bunları sıradan İngilizce sözcükler değil, teçhizat adları olarak tanımak gerekir.

Alıştırma

Bu cümlede two pila ne anlama geliyor?

  1. İki Roma ciridi; pila, pilum sözcüğünün çoğuludur.
  2. İki Roma kalkanı; pila, scutum sözcüğünün çoğuludur.
  3. İki Roma kısa kılıcı; pila, gladius sözcüğünün çoğuludur.
Cevabı göster

İki Roma ciridi; pila, pilum sözcüğünün çoğuludur.

weigh over 20 kilograms.

1:16

20 kilogramdan daha ağırdır.

And that's not counting his backpack, or sarcina, Notlar

1:18

Buna yiyecekleri ve kampı inşa etmek için

Kalıp ifadeler

that's not counting: toplam dışındaki bir ögeyi eklemek

That's not counting + bir isim öbeği, daha önce belirtilen veya bağlamdan anlaşılan toplamın o ögeyi içermediğini anlatır. Bu öge eklendiğinde gerçek miktar, maliyet, ağırlık, süre veya iş yükü daha büyük olur. Buradaki that, önceki toplamı gösterir. Counting, sayıları sırayla söylemek değil, bir şeyi hesaba katmak anlamındadır.

Alıştırma

Bu nottaki 'bu miktar şunu içermiyor' anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The course fee is $300, and ____ the textbooks.

Cevabı göster

that's not counting

Kültür

or sarcina: başka bir ad veren açıklayıcı or

Burada or sarcina bir seçim sunmaz. Önceki sırt çantasına sarcina uzmanlık adını verir; sarcina, bir Roma askerinin taşıdığı yük ya da eşya için kullanılan Latince bir terimdir. Genel ad, or uzmanlık adı kalıbı, aynı şeyin iki adını yan yana verir. Bu açıklayıcı kullanımda or, “diğer adıyla” ya da “yani” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede or aynı şeye başka bir ad vermek için kullanılmıştır?

  1. We can leave on Friday or Saturday.
  2. The windpipe, or trachea, carries air to the lungs.
  3. You can bring a backpack or a suitcase.
Cevabı göster

The windpipe, or trachea, carries air to the lungs.

which contains food and all the tools he needs Dilbilgisi

1:22

ihtiyacı olan tüm aletleri içeren

to help build the camp.

1:25

sırt çantası, yani sarcina dahil değildir.

Dilbilgisi

all the tools he needs to...: gereken eşyalar ve kullanım amaçları

all the tools he needs to... ifadesinde tools, ad öbeğinin ana adıdır. he needs sözleri tools'u niteleyen bir ilgi tümcesini başlatır; nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülmüştür: all the tools that he needs to help build the camp. Bu, ayrı bir cümle değildir. to help build the camp mastar öbeği, aletlerin hangi görev için gerekli olduğunu belirtir. all the + ad + özne + need(s) + to + fiil şeklindeki kısa kalıp, eksiksiz bir eşya grubunu, bunlara kimin ihtiyaç duyduğunu ve hangi görevde kullanılacaklarını birlikte gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle all the + ad + özne + need + to + fiil kalıbını doğru kullanır?

  1. The studio has all the equipment need you to record a podcast.
  2. The studio has all the equipment you need to record a podcast.
  3. The studio has all you need the equipment to record a podcast.
Cevabı göster

The studio has all the equipment you need to record a podcast.

Spade, saw, pickaxe, and basket.

1:27

Kürek, testere, kazma ve sepet.

Although Servius is exhausted, Dilbilgisi

1:31

Servius yorgun olmasına rağmen,

he won't sleep much tonight.

1:33

bu gece fazla uyuyamayacak.

Dilbilgisi

Although ... won't: ödünleme ve beklenmedik sonuç

Although, doğru olduğu kabul edilen bir olguyu sunar: Servius çok yorgundur. Ana cümle daha sonra normal beklentinin tersine bir sonuç verir: yorgun olmasına rağmen bu gece fazla uyumayacaktır. Kalıp although + tam cümlecik, ana cümle şeklindedir. Although ödünleme ilişkisini zaten kurduğu için ana cümlede ayrıca but kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle beklenmedik bir sonucu göstermek için although sözcüğünü doğru kullanıyor?

  1. Although Lina was exhausted, she finished the report.
  2. Despite Lina was exhausted, she finished the report.
  3. Although Lina was exhausted, but she finished the report.
Cevabı göster

Although Lina was exhausted, she finished the report.

He's been assigned the first watch, Kalıp ifadeler

1:34

Ona ilk nöbet verildi,

Kalıp ifadeler

been assigned the first watch: bir görevin edilgen biçimde atanması

He's been assigned, present perfect zamanda edilgen bir yapıdır. Burada He's, He is değil He has anlamına gelir: biri ona bir görev vermiştir ve bu görevlendirme şu anda da önemlidir. The first watch, gece nöbeti veya gözcülüğünün programlanan ilk zaman dilimidir; watch burada saat ya da bakma eylemi değil, bir görev süresi anlamına gelir. İngilizcede assign someone a task yapısı kullanılabilir. Edilgen yapıda görevi alan kişi özne olur: someone is assigned a task. Bu nedenle the first watch, to olmadan doğrudan assigned sözcüğünden sonra gelir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için assign fiilini present perfect edilgen yapıda kullanın: Elena has ____ the night shift.

Cevabı göster

been assigned

which means looking after the baggage animals Öbek fiiller

1:36

bu da yük hayvanlarına göz kulak olmak

Öbek fiiller

looking after: birinin veya bir şeyin bakımını üstlenmek

Looking after, look after öbek fiilinin -ing biçimidir. Bu iki sözcük birlikte çalışır ve birine ya da bir şeye bakmak veya onun sorumluluğunu üstlenmek anlamına gelir. Bu cümlede yük taşıyan hayvanlarla ilgilenmeyi anlatır. Means sözcüğünden sonra gelen looking after, görevin neleri kapsadığını belirtir. Sözcükleri ayrı ayrı yorumlayıp “arkaya bakmak” anlamına geldiğini düşünmeyin.

Alıştırma

Bu dersteki öbek fiille isteği tamamlayın: Could you ____ my cat while I'm away?

Cevabı göster

look after

and keeping alert against a possible ambush. Kalıp ifadeler

1:39

ve olası bir pusuya karşı tetikte olmak anlamına geliyor.

Kalıp ifadeler

keeping alert against: bir tehdide karşı tetikte kalmak

keeping alert ifadesinde keep + sıfat, “bir durumda kalmayı sürdürmek” anlamına gelir: nöbetteki kişiler yalnızca bir kez dikkat etmek yerine tetikte kalmaya devam eder. -ing biçimi, görevlerin sıralandığı yapıya uyar. Against a possible ambush, hangi tehlikeye karşı korunduklarını belirtir. Burada against, bir tehdide karşı korunmayı veya hazırlıklı olmayı gösterir. Pusunun çoktan başladığı ya da insanların fiziksel olarak bir şeyi ittiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi seçenek “The night guards kept alert against a possible attack” cümlesini en iyi açıklar?

  1. Gece nöbetçileri olası bir saldırıya karşılık verebilmek için tetikte kaldı.
  2. Gece nöbetçileri başka biri harekete geçemeden saldırı başlattı.
  3. Gece nöbetçileri yalnızca arkalarındaki alana baktı.
Cevabı göster

Gece nöbetçileri olası bir saldırıya karşılık verebilmek için tetikte kaldı.

After he's done, he lies awake, Kalıp ifadeler

1:42

İşi bittikten sonra, uyanık bir halde yatar,

dreading the day ahead, Kelime

1:44

onu en kötü kabusunu hatırlamaya zorlayacak olan

Kalıp ifadeler

lies awake: uzanmış ama uyuyamıyor

lies awake ifadesinde lie, yalan söylemek değil, uzanmış durumda olmak anlamına gelir. Lies, geniş zamanda üçüncü tekil şahıs biçimidir; awake ise onun durumunu anlatır: uzanmıştır ama uyumak yerine uyanık kalır. Bu ifade çoğu zaman endişe, korku veya durmayan düşünceler yüzünden yatakta uyuyamayan birini gözümüzde canlandırır. Yalnızca birinin uyumadığını söylemekten daha belirgindir.

Alıştırma

lie awake ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: Before the results arrived, Nina ____ for hours, unable to sleep.

Cevabı göster

lay awake

Kelime

dreading the day ahead: yaklaşan günden korkmak

dreading the day ahead ifadesinde dread, henüz gerçekleşmemiş bir şey hakkında güçlü korku ya da kaygılı bir bekleyiş hissetmek demektir. The day ahead, fiziksel olarak önünde bulunan bir günü değil, yakında karşılaşacağı yaklaşan günü anlatır. -ing yapısı, ana eylemle aynı anda süren zihinsel durumu ekler: uyanık şekilde uzanırken, yaklaşan günün getirebileceklerinden şimdiden korkar.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin henüz gerçekleşmemiş zor bir olaydan şimdiden büyük korku duyduğunu doğal biçimde anlatır?

  1. Maya was preparing for the difficult conversation ahead.
  2. Maya was curious about the difficult conversation ahead.
  3. Maya was dreading the difficult conversation ahead.
Cevabı göster

Maya was dreading the difficult conversation ahead.

which will force him to recall his worst nightmare. Kalıp ifadeler

1:46

yaklaşan günden korkar.

Kalıp ifadeler

force him to recall: dış baskının hatırlamaya zorlaması

Force him to recall, dışarıdan gelen bir baskının onun acı bir anıyı yeniden hatırlamasına yol açması demektir. Burada force fiziksel şiddet anlamına gelmez; durum, bu anıyı hatırlamaktan kaçınmayı zor veya imkânsız hâle getirir. Kalıp force + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Recall, hatırlanan bir bilgiyi veya deneyimi yeniden zihne getirmek demektir. Bu bağlamda worst nightmare yalnızca bir rüyayı değil, onun gerçek hayattaki en sarsıcı deneyimini anlatır.

Alıştırma

Koşulların gerçek bir seçenek bırakmadığını göstermek için force + kişi + to + fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The power cut forced us to close the shop early.
  2. The power cut forced us close the shop early.
  3. The power cut forced to us close the shop early.
Cevabı göster

The power cut forced us to close the shop early.

At dawn, Servius eats breakfast

1:49

Şafakta, Servius kahvaltısını

with his seven tent companions.

1:52

yedi çadır arkadaşıyla yapar.

They're like a family,

1:54

Onlar bir aile gibidir,

all bearing scars from the battles they've fought together. Kalıp ifadeler

1:55

hepsi birlikte savaştıkları savaşlardan yara izleri taşır.

Kalıp ifadeler

bearing scars from: bir deneyimin bıraktığı kalıcı izler

Bearing scars from, önceki bir deneyimin yol açtığı görünür izleri veya kalıcı etkileri taşımak demektir. Bearing, burada taşımak veya göstermek anlamındaki bear fiilinin -ing biçimidir; from ise izlerin kaynağını belirtir. Scars gerçek fiziksel yaralar olabileceği gibi duygusal veya toplumsal hasarın mecazi işaretleri de olabilir. Bu cümlede askerler birlikte savaştıkları muharebelerin izlerini taşır ve ifade ortak bir travmayı da ima edebilir. Bu kalıp having scars from ifadesinden daha edebî ve anlatısaldır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için bear scars from ifadesini doğru biçimde kullanın: Years later, the town still ____ the earthquake.

Cevabı göster

bears scars from

Servius is from Italia,

1:58

Servius, İtalya'lıdır,

but his fellow soldiers hail from all over the empire, Kelime

2:00

ancak silah arkadaşları imparatorluğun her yerinden,

Kelime

hail from: come from demenin daha resmî bir yolu

Bu cümlede hail from, bir yerden gelmek veya kökeni bir yere dayanmak anlamındadır. Askerler imparatorluğun birçok farklı yerinden gelmektedir. Hail from kalıplaşmış bir fiil öbeğidir: hail, köken anlamını yalnızca ardından from geldiğinde taşır. Bir kişinin, grubun, ürünün veya geleneğin kökenini belirtmek için kullanılabilir; burada dolu yağmasını ya da birini selamlamayı anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi hail from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The violinist ____ a small coastal town.

Cevabı göster

hails from

which stretches from Syria to Spain. Kalıp ifadeler

2:03

Suriye'den İspanya'ya uzanan bölgelerden gelir.

Kalıp ifadeler

stretches from Syria to Spain: bir uzanımın iki ucunu belirtmek

Stretch from A to B, bir uç noktadan diğerine uzanmak anlamına gelir. Burada which imparatorluğu belirtir ve ifade, Suriye ile İspanya'yı imparatorluğun geniş coğrafi alanının iki ucu olarak sunar. Aynı yapı, kara parçası, mesafe veya zamandaki kesintisiz bir uzanımı da anlatabilir. Bu kullanımda stretch, bedeni germek anlamına gelmez.

Alıştırma

stretch from A to B yapısını tamamlayın: The park ____ the river ____ the old railway.

Cevabı göster

stretches from · to

So they're all far from home Kalıp ifadeler

2:06

Yani hepsi Germania'nın kuzey topraklarında

in the northern land of Germania.

2:08

evlerinden çok uzaktalar.

Kalıp ifadeler

far from home: alıştığı ev ortamından uzakta

Far from home, birinin yaşadığı veya ait olduğunu hissettiği yerden çok uzakta olması demektir. Bu kalıplaşmış ifadede home sözcüğü tanımlık olmadan kullanılır ve belirli bir evden daha geniş bir anlam taşıyabilir. Bu ifade, buradaki askerlerde olduğu gibi fiziksel uzaklığı belirtir; ayrıca yabancılık, yalnızlık veya ev özlemi duygularına zemin hazırlayabilir. Ancak bu duygu, ifadenin kesin anlamı değil, bağlamın oluşturduğu bir imadır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “alıştığı ev ortamından çok uzakta” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: During her first semester abroad, Maya often felt ____.

Cevabı göster

far from home

Servius's legion and three others with him today

2:11

Servius'un lejyonu ve bugün onunla olan diğer üçü

are under the command of Emperor Tiberius's nephew, Germanicus, Kelime

2:14

İmparator Tiberius'un yeğeni Germanicus'un komutasındadır,

Kelime

under the command of: bir komutanın yetkisi altında

Under the command of, belirli bir komutanın yetki ve yönlendirmesine bağlı olmak demektir. Under fiziksel bir konumu değil, hiyerarşiyi ifade eder. Yapı be or operate under the command of + kişi veya unvan şeklindedir. Bu cümlede lejyonlar yönetilen birliklerdir ve Germanicus onların komutanı olarak belirtilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve açık bir komuta zincirini gösteren resmî ifadeyle tamamlayın: During the evacuation, all field units operated ____ Chief Alvarez.

Cevabı göster

under the command of

named for his father's military successes Kalıp ifadeler

2:18

adını babasının Cermen kabilelerine karşı kazandığı

against the Germanic tribes.

2:20

askeri başarılardan almıştır.

Kalıp ifadeler

named for: bir adın kaynağını belirtme

Edilgen be named for + kişi, şey veya olay kalıbı, bir adın o kaynağa dayanarak ya da onu onurlandırmak amacıyla seçildiğini belirtir. Bu cümlede for, babanın askerî başarılarını adın verilme nedeni olarak sunar.

Alıştırma

Birini onurlandırmak amacıyla ad verilmiş anlamına gelen named for biçimiyle cümleyi tamamlayın: The scholarship was ____ a pioneering doctor.

Cevabı göster

named for

Each legion has close to 5,000 men,

2:23

Her lejyonun 5.000'e yakın adamı vardır,

divided into cohorts of about 500, Anlatım akışı

2:25

yaklaşık 500 kişilik kohortlara ayrılmış,

further subdivided into centuries of around 80 to 100 men.

2:29

bunlar da yaklaşık 80 ila 100 kişilik centuria'lara bölünmüştür.

Anlatım akışı

divided into ... further subdivided into: düzeyleri gösterme

divided into ilk düzeyi tanıtır: bir lejyon kohortlara ayrılır. further subdivided into bir düzey daha aşağı iner: bu kohortlar daha küçük centurialara ayrılır. further açıklamanın devam ettiğini, subdivided ise ikinci bölmenin daha ayrıntılı olduğunu gösterir. Bu iki ifade birlikte bilgiyi bütünden daha küçük birimlere doğru düzenler: bütün → birinci düzey gruplar → ikinci düzey gruplar. Bu cümlede century, Roma ordusundaki bir birimin adıdır; yüz yıllık bir dönem anlamına gelmez.

Alıştırma

İki düzeyli yapıyı divided into ve further subdivided into ile tamamlayın: The course is ____ units, which are ____ lessons.

Cevabı göster

divided into · further subdivided into

Each century is commanded by a centurion, Dilbilgisi

2:33

Her centuria bir centurion tarafından komuta edilir,

Dilbilgisi

is commanded by: geniş zamanda edilgen yapı

is commanded by, is + geçmiş zaman ortacı commanded + by biçimindeki geniş zaman edilgen yapısıdır. Each century komuta edilen birimdir; a centurion ise bu birim üzerinde yetki sahibi kişidir. Edilgen yapı, örgütsel birimi önce vererek ordunun nasıl düzenlendiğini açıklar. Buradaki commanded, bir askeri birimin yönetilip kontrol edilmesi anlamına gelir; birine bir şey yapmasının emredilmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi command fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: In this army, each unit ____ an officer.

Cevabı göster

is commanded by

an aquilifer, or eagle-bearer, Kültür

2:36

bir aquilifer veya kartal taşıyıcısı,

marches at the head of each legion, Kalıp ifadeler

2:39

her lejyonun başında yürür,

Kalıp ifadeler

at the head of: bir grubun en ön konumu

Burada at the head of each legion, yürüyen her birliğin en ön konumunda olmak demektir. Head bir vücut bölümünü değil, ön tarafı veya ilk sırayı anlatır. at the head of + grup kalıbı bir sıranın ya da yürüyüş kolunun en önünü anlatabilir. Anlam genişlemesiyle bir listenin en üst sırasını veya bir kuruluşun liderini de gösterebilir; konumun fiziksel mi yoksa kurumsal mı olduğunu bağlam belirler.

Alıştırma

Hangi cümle rehberin yürüyüş kolunun içindeki lider konumda olduğunu söyler?

  1. The guide walked at the head of the procession.
  2. The guide walked behind the procession.
  3. The guide walked in front of the procession.
Cevabı göster

The guide walked at the head of the procession.

carrying its eagle standard.

2:41

kartal sancağını taşır.

Kültür

aquilifer, or eagle-bearer: açıklama yapan or

Bir aquilifer, Roma lejyonunun kartal sancağını taşımaktan sorumlu askerdi. or eagle-bearer sözleri aynı kişi için daha anlaşılır bir İngilizce ad verir. Virgüller arasındaki bölüm, önceki adı açıklayan bir eşleme yapısıdır. Buradaki or, yani veya başka bir deyişle anlamına gelir; iki farklı görev ya da aralarından seçim yapılacak seçenekler sunmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede or, daha az bilinen bir adı daha açık bir adla yeniden ifade etmek için kullanılmıştır?

  1. The kakapo, or owl parrot, is native to New Zealand.
  2. We can leave before lunch or after lunch.
  3. You can adopt a cat or a rabbit.
Cevabı göster

The kakapo, or owl parrot, is native to New Zealand.

The centurions march beside the legionaries,

2:43

Centurion'lar lejyonerlerin yanında yürür,

belting out orders, Öbek fiiller

2:46

emirler yağdırırlar,

Öbek fiiller

belting out: yüksek sesle ve güçlü biçimde haykırmak veya söylemek

Belting out, belt out öbek fiilinin -ing biçimidir. Sözcükleri ya da müziği çok yüksek ve güçlü bir sesle çıkarmak anlamına gelir. belting out orders ifadesinde emirler, bir grubun duyabilmesi için yüksek sesle haykırılır. Burada belt ve out birlikte çalışır; belt bel çevresine takılan nesne anlamında değildir. İfade, yalnızca söylemeye veya şarkı söylemeye kıyasla daha fazla enerji ve ses gücü katar.

Alıştırma

Cümleyi belt out ifadesinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: The fans were ____ the team anthem.

Cevabı göster

belting out

dex, sin, dex, sin, right, left, right, left, Kültür

2:47

dex, sin, dex, sin, sağ, sol, sağ, sol,

starting with the right foot

2:52

sağ ayakla başlayarak,

as the left is considered unlucky, or sinister. Dilbilgisi

2:53

çünkü sol tarafın uğursuz veya meşum (sinister) olduğuna inanılır.

Kültür

dex, sin ... sinister: sol taraf ile uğursuzluk arasındaki tarihsel bağ

Bu tarihsel açıklamada dex ve sin, sağ ve sol anlamına gelen Latince kökenli kısa komutlardır. Hemen ardından tekrarlanan right, left, right, left dizisi bu iki komutu açıklar. Sinister ile bağlantı sözcük kökenine ve kültürel düşünceye dayanır: Latince sinister “sol” veya “sol tarafta” anlamına geliyor ve olumsuz çağrışımlar da taşıyordu. Modern İngilizcede sinister genellikle “kötü, tehditkâr veya uğursuz görünen” anlamındadır. Bu nedenle cümle, sol tarafın neden uğursuz sayıldığını açıklamak için bu tarihsel bağlantıyı kullanır; sinister sözcüğünü günlük İngilizcede left yerine kullanmayı öğretmez.

Alıştırma

“The music became sinister,” cümlesinde sinister büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Neşeli ve sıcak
  2. Yalnızca sol tarafta bulunan
  3. Tehditkâr veya uğursuz
Cevabı göster

Tehditkâr veya uğursuz

Dilbilgisi

is considered unlucky: be considered + sıfat

Be considered + sıfat, “o niteliğe sahip olduğu düşünülmek” anlamına gelir. is considered unlucky ifadesinde unlucky, sol taraf hakkındaki değerlendirmeyi veren sıfattır; considered burada birinin o anda bir seçeneği tarttığını anlatmaz. Edilgen yapı, değerlendirilen şeyi odağa yerleştirir. Görüş genel bir inançsa bu görüşü taşıyan kişiler belirtilmeyebilir veya by ile eklenebilir: It is considered unlucky by many people.

Alıştırma

Cümleyi consider fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: This tradition ____ important by many families.

Cevabı göster

is considered

Despite the strict discipline, Dilbilgisi

2:57

Sıkı disipline rağmen,

there's tension in the air. Deyimler

2:59

havada bir gerilim var.

Dilbilgisi

Despite the strict discipline: despite + isim öbeği

Despite the strict discipline, cümlenin başına getirilmiş bir ödünleme ifadesidir: normalde sonucu engellemesi beklenebilecek bir koşulu kabul eder. Ana cümle daha sonra beklenmedik karşıtlığı verir; disiplin sıkıdır, ancak gerginlik yine de vardır. Despite bir edattır; bu nedenle burada ardından the strict discipline isim öbeği gelir. Yeniden kullanılabilen yapılar despite + isim öbeği ve despite + -ing biçimidir; despite, özne ve fiil içeren tam bir yan cümleyi doğrudan başlatmaz.

Alıştırma

Bir isim öbeğinden önce rağmen anlamını veren edatı kullanın: ____ the strong wind, the ferry arrived on time.

Cevabı göster

Despite

Deyimler

tension in the air: herkesin hissettiği gergin atmosfer

Tension in the air mecazi bir ifadedir. Kimse açıkça söylemese bile bir yerin tamamında huzursuzluk, düşmanlık veya çatışma beklentisinin hissedilebildiği anlamına gelir. Bu ifade, bir grubun veya ortamın paylaştığı havayı anlatır; havadaki fiziksel bir gerilimi ya da yalnızca tek bir kişinin içindeki gerginliği anlatmaz.

Alıştırma

Bu ifadede tension in the air ne anlama gelir?

  1. Odadaki fiziksel hava basıncı alışılmadık derecede yüksektir.
  2. Bir kişi zor bir göreve dikkatle odaklanmaktadır.
  3. Grubun tamamı dile getirilmeyen bir huzursuzluk veya olası çatışma hisseder.
Cevabı göster

Grubun tamamı dile getirilmeyen bir huzursuzluk veya olası çatışma hisseder.

Last year, some legions in the area revolted,

3:00

Geçen yıl bölgedeki bazı lejyonlar isyan etti,

demanding better pay and a cut in the length of service. Kelime

3:03

daha iyi maaş ve hizmet süresinin kısaltılmasını talep ettiler.

Kelime

a cut in the length of service: hizmet süresinin kısaltılması

Burada a cut, fiziksel kesme eylemi değil, azalma veya kısalma anlamında kullanılan bir addır. in the length of service neyin azaltıldığını belirtir. Length of service, bir kişinin hizmet etmek zorunda olduğu süreyi ifade eder; dolayısıyla talep daha kısa bir hizmet süresidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp, a cut in + azalan şey biçimindedir. Örneğin a cut in spending veya a cut in working hours denir.

Alıştırma

Ders kapsamında öğrenilen üç sözcüklü ad kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The union asked for ____ working hours.

Cevabı göster

a cut in

Only their general's charisma and negotiating skills Anlatım akışı

3:06

Yalnızca generallerinin karizması ve müzakere becerileri

prevented wholesale mutiny. Kelime

3:10

büyük çaplı bir isyanı önleyebildi.

Anlatım akışı

Only ... prevented wholesale mutiny: tek önleyici etkeni vurgulamak

Only, özne olan their general's charisma and negotiating skills ifadesinin hemen önüne yerleştirilmiştir. Bu konum, özneyi sonucu önleyen tek etken olarak gösterir. Bilgi düzeni Only + kilit etken + prevented + sonuç biçimindedir ve belirleyici odağı bu etkene verir. Wholesale burada yaygın veya geniş çaplı anlamındadır; mutiny ise askerlerin otoriteye karşı ayaklanmasıdır. Bunun geniş çaplı bir isyanı önleyen tek engel olduğunu söyleyen cümle, durumun ciddi bir çöküşe çok yakın olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, yedek jeneratörün tamamen kapanmayı önleyen tek etken olduğunu söyler?

  1. The backup generator only prevented a total shutdown.
  2. Only the backup generator prevented a total shutdown.
  3. Only a total shutdown prevented the backup generator.
Cevabı göster

Only the backup generator prevented a total shutdown.

Kelime

wholesale mutiny: “geniş çaplı” anlamındaki wholesale

wholesale mutiny ifadesinde wholesale, “geniş çaplı” veya “yaygın” anlamına gelen bir sıfattır. Olası isyanın yalnızca birkaç askeri değil, kuvvetlerin büyük bir bölümünü kapsayabileceğini gösterir. Ticaret dışındaki bağlamlarda wholesale, birçok kişiyi ya da bütün bir sistemi aynı anda etkileyen bir eylemi, değişimi veya yıkımı anlatabilir. Burada prevented wholesale mutiny, geniş çaplı bir isyanın gelişmesinin engellendiği anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede wholesale “geniş çaplı veya yaygın” anlamına gelir?

  1. The company sells coffee wholesale.
  2. The shop buys its fruit at wholesale prices.
  3. The review led to wholesale changes across the agency.
Cevabı göster

The review led to wholesale changes across the agency.

Today is a just march,

3:12

Bugün sadece bir yürüyüş,

only 30 kilometers. Anlatım akışı

3:14

sadece 30 kilometre.

Anlatım akışı

only 30 kilometers: only ile hafife alma

Only, sayıyı düşük miktar çerçevesine yerleştirir: konuşan kişi 30 kilometreyi beklenenden daha az veya endişelenmeye değmeyecek bir miktar gibi sunar. Bu, mesafenin nesnel olarak kolay olduğunu göstermez. Tam teçhizatlı askerler için 30 kilometre zorludur; dolayısıyla only 30 kilometers demek yükü hafife alan bir anlatım ve muhtemelen ironi oluşturur. Bir sayıyla kullanılan only sözcüğünü yorumlarken konuşanın çerçevesini bağlamın gösterdiği gerçek zorlukla karşılaştırın.

Alıştırma

Hangi cümlede only, zor bir görevi hafife almak için en açık biçimde kullanılmıştır?

  1. The cable is only twelve inches long, so it fits in the small box.
  2. We have only a twelve-mile hike left while carrying all this gear.
  3. Only twelve tickets remain for tonight's show.
Cevabı göster

We have only a twelve-mile hike left while carrying all this gear.

As the marshes and forests of Germania Dilbilgisi

3:16

Germania'nın bataklıkları ve ormanları

lie beyond the empire's road system, Kelime

3:18

imparatorluğun yol sisteminin ötesinde yer aldığından,

Kelime

lie beyond: bir sınırın veya kapsamın dışında bulunmak

lie beyond ifadesinde lie “bulunmak” veya “konumlanmak” anlamına gelir; beyond ise bir sınırın öte tarafını ya da dışını belirtir. Burada arazi, imparatorluğun yol ağının ulaştığı bölgenin dışındadır; lie, “yalan söylemek” anlamında değildir. Aynı yapı The village lies beyond the ridge örneğindeki gibi fiziksel bir konumu veya The decision lies beyond my authority örneğindeki gibi soyut bir sınırı anlatabilir. Lie geçişsizdir; bu nedenle yer veya sınır ardından gelir ve doğrudan nesne olmaz.

Alıştırma

“Bir sınırın dışında bulunmak” anlamındaki lie beyond ifadesinin geniş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: The cabin ____ the northern ridge.

Cevabı göster

lies beyond

the men must build causeways and bridges to make headway, Deyimler

3:21

adamlar ilerlemek için geçitler ve köprüler inşa etmelidir,

Dilbilgisi

As ... must build: nedeni ve gerekli eylemi belirtmek

Burada As zaman değil, neden bildirir. Bataklıkların ve ormanların yol ağının dışında olmasını sorunun arka planındaki neden olarak sunar. Ana cümledeki must build, kişisel bir emirden çok bu koşulların doğurduğu zorunluluğu ifade eder. Yeniden kullanılabilen yapı As + neden, özne + must + fiilin yalın hâlidir: bir koşul, bir eylemin neden gerekli olduğunu açıklar.

Alıştırma

Hangi cümlede As bir neden bildiriyor ve must gerekli bir eylemi ifade ediyor?

  1. As the main road is closed, we must take the coastal route.
  2. As carefully as possible, we must cross the ice.
  3. As we crossed the bridge, we saw the first houses.
Cevabı göster

As the main road is closed, we must take the coastal route.

Deyimler

make headway: engellere rağmen ilerlemek ve gelişme kaydetmek

Make headway, zorluklara rağmen ilerlemek veya gelişme kaydetmek anlamına gelir. Burada birbiriyle bağlantılı iki düzeyde işler: adamların fiziksel olarak ilerleyebilmek için geçit yollarına ve köprülere ihtiyacı vardır; bunları inşa etmek de genel çabanın ilerlemesini sağlar. Bu ifade, ilerlemeyi engellerin arasından adım adım yol almak gibi gösterir. Bu nedenle projeler, öğrenme, problem çözme ve müzakereler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “ilerleme kaydetmek” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: After several failed attempts, the team finally began to ____.

Cevabı göster

make headway

something they've recently spent more time doing than fighting. Dilbilgisi

3:25

bu, son zamanlarda savaşmaktan çok daha fazla zaman ayırdıkları bir şeydir.

Dilbilgisi

spent more time doing than fighting: etkinliklere ayrılan zamanı karşılaştırmak

Spend more time doing A than doing B kalıbı, iki etkinliğe ne kadar zaman ayrıldığını karşılaştırır. Bu cümlede doing, daha önce sözü edilen geçit yolu ve köprü inşa etme işini ifade eden something sözcüğüne gönderme yaparken fighting karşılaştırma için kullanılan etkinliği belirtir. Spend time sonrasında etkinlikler normalde -ing biçimiyle kullanılır. Burada karşılaştırılan bölümler paraleldir: doing ve fighting. Than sonrasında tekrarlanacak spend time sözleri anlamca bellidir, bu yüzden yeniden söylenmeleri gerekmez.

Alıştırma

Maya'nın okumaya televizyon izlemekten daha fazla zaman ayırdığını söylemek için cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: Maya ____ television.

Cevabı göster

spends more time reading than watching

Finally, they arrive at their destination,

3:29

Sonunda varış noktalarına ulaşırlar,

a place Servius knows too well. Kelime

3:31

Servius'un çok iyi bildiği bir yer.

Kelime

knows too well: acı verici deneyimden kaynaklanan istenmeyen aşinalık

know a place too well yapısında too, well sözcüğünün derecesini yalnızca artırmaz. Bu aşinalığın kişinin isteyeceğinden fazla olduğunu ve çoğu zaman acı verici, sorunlu ya da tekrarlanan tatsız deneyimlerden kaynaklandığını sezdirir. Burada knows too well, Servius'un bu yerle ilgili zor bir geçmişi olduğunu ima eder. Temel çıkarım yalnızca burayı çok iyi bildiği değil, geçmişinin bu aşinalığı istenmeyen bir şeye dönüştürdüğüdür.

Alıştırma

'Servius knows the place too well' sözleri en güçlü biçimde neyi ima eder?

  1. Bu yerin adını yalnızca bir kez duymuştur.
  2. Bu aşinalığın acı verici veya istenmeyen bir deneyimden kaynaklanması muhtemeldir.
  3. Bu yeri dikkatle incelemiş ve bilgisiyle gurur duymaktadır.
Cevabı göster

Bu aşinalığın acı verici veya istenmeyen bir deneyimden kaynaklanması muhtemeldir.

It's a clearing on the outskirts of the Teutoburg Forest, Notlar

3:33

Teutoburg Ormanı'nın eteklerinde bir açıklık,

Kalıp ifadeler

on the outskirts of: bir yerin dış kenarında

On the outskirts of + yer, o yerin dış kesimlerinde veya dış sınırına yakın bir konumda demektir. Bu cümlede açıklığın Teutoburg Ormanı'nın derin merkezinde değil, kenarına yakın olduğunu belirtir. Outskirts bu ifadede geleneksel olarak çoğul kullanılır: on the outskirts of a city, forest, or region. Şehir ve kasabalarda çoğu zaman merkezden uzak yapılaşmış alanı veya çevre bölgeyi; orman ya da bölgelerde ise dış kenar alanını anlatır.

Alıştırma

‘Bir yerin dış kesiminde’ anlamına gelen bu dersteki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new stadium stands ____ the city.

Cevabı göster

on the outskirts of

where 6 years ago,

3:37

bundan 6 yıl önce,

during the reign of the emperor Augustus, Kelime

3:38

İmparator Augustus'un hükümdarlığı sırasında,

Kelime

during the reign of: bir olayı hükümdarın yönetim dönemine yerleştirmek

During the reign of, “belirli bir hükümdarın hüküm sürdüğü dönemde” anlamına gelir. Burada reign bir isimdir ve of ifadesinden sonra hükümdar gelir: during the reign of the emperor Augustus. İfadenin tamamı during the nineteenth century gibi bir zaman ifadesi olarak çalışır, ancak tarihsel dönemi hükümdar üzerinden belirler.

Alıştırma

Cümleyi during ile başlayan ve bir hükümdarın yönetim dönemini anlatan dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The palace was expanded ____ Queen Victoria.

Cevabı göster

during the reign of

Germanic tribes under their chieftain Arminius Kelime

3:41

reisleri Arminius'un altındaki Cermen kabilelerinin

Kelime

under their chieftain: fiziksel konum değil, liderlik ilişkisi

Burada under their chieftain, Germanic tribes ifadesini niteler ve kabilelerin reisleri tarafından yönetildiğini ya da komuta edildiğini anlatır. Under, fiziksel olarak onun altında bulunmayı değil, bir liderlik ilişkisini ifade eder. Başka bağlamlara aktarılabilen under + leader kalıbı, bir grubun kimin yönetimi veya yetkisi altında hareket ettiğini gösterir. Bu ifadede Arminius, chieftain'in adıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede under liderlik ilişkisini ifade eder?

  1. The expedition served under Captain Reyes.
  2. The label sits under the picture.
  3. The hikers rested under a bridge.
Cevabı göster

The expedition served under Captain Reyes.

ambushed and destroyed three legions.

3:44

üç lejyona pusu kurup yok ettiği yer.

Kültür

Teutoburg Ormanı ... Arminius üç lejyonu pusuya düşürüp yok etti

Teutoburg Ormanı ve Arminius adları, olayın MS 9 yılında gerçekleşen Teutoburg Ormanı Savaşı olduğunu gösterir. Arminius'un önderlik ettiği Cermen ittifakı Roma ordusuna pusu kurup üç lejyonu yok etmiş ve bu savaş Roma'nın en yıkıcı yenilgilerinden biri olmuştur. Bu nedenle bu adlar yalnızca sahnenin yerini belirtmez. Burayı kitlesel ölümün ve Roma yenilgisinin yaşandığı bir yer olarak işaretler; dolayısıyla oraya dönmek korku, keder, utanç ve hayatta kalan birinin travması gibi ağır duygular taşıyabilir.

Alıştırma

Bu cümlede Teutoburg Ormanı'nın temel önemi nedir?

  1. Arminius'un kuvvetlerinin Roma'ya yıkıcı bir yenilgi yaşattığı yerdir.
  2. Romalı ve Cermen liderlerin barış içinde buluştuğu bir sınır bölgesidir.
  3. Augustus'un yeni bir imparatorluk başkenti kurduğu yerdir.
Cevabı göster

Arminius'un kuvvetlerinin Roma'ya yıkıcı bir yenilgi yaşattığı yerdir.

Proceeding along a narrow path, Dilbilgisi

3:47

Dar bir yolda ilerleyen

the legions were attacked from forest cover Kelime

3:49

lejyonlar, ormanın örtüsü altından

Kelime

from forest cover: ormandaki gizli bir konumdan saldırmak

Burada from forest cover, “ağaçların gizlediği bir konumdan” demektir. Askerî ve güvenlik bağlamlarında cover, insanları gizleyen, koruyan veya her iki işlevi de gören bir yer ya da nesne olabilir. Bu ifade saldırının nereden geldiğini belirtir ve saldırganların görünmeden kalmak için ormanı kullandığını düşündürür. Burada cover, bir kitabın kapağı veya bir şeyi örtme eylemi anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede cover, gizli veya korunaklı bir konum anlamında kullanılmıştır?

  1. The report measures forest cover across the entire region.
  2. She designed a new cover for the history book.
  3. The guards watched the gate from cover behind a concrete wall.
Cevabı göster

The guards watched the gate from cover behind a concrete wall.

under torrential rain, with their escape blocked. Dilbilgisi

3:52

şiddetli yağmur altında, kaçış yolları kapalıyken saldırıya uğradı.

Dilbilgisi

Proceeding along a narrow path: arka planı veren bir başlangıç -ing öbeği

Proceeding along a narrow path, cümlenin başında yer alan bir present participle, yani -ing öbeğidir. Ana olay gerçekleştiğinde zaten sürmekte olan arka plan eylemini verir; ana cümlenin çekimli fiili were attacked'tır. Öbeğin açıkça yazılmayan, örtük bir öznesi vardır ve bu özne ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Burada hem ilerleyen hem de saldırıya uğrayan the legions'dır. Bu yapı While the legions were proceeding along a narrow path anlamını daha kısa biçimde ifade eder.

Alıştırma

Baştaki -ing öbeğinin örtük öznesiyle ana cümlenin öznesinin doğru biçimde eşleştiği cümle hangisidir?

  1. Crossing the crowded lobby, Elena spotted her client.
  2. Crossing the crowded lobby, the lights suddenly went out.
  3. Crossing the crowded lobby, a loud announcement startled Elena.
Cevabı göster

Crossing the crowded lobby, Elena spotted her client.

Dilbilgisi

with their escape blocked: with + nesne + geçmiş zaman ortacı

With their escape blocked, arka plandaki bir durumu eklemek için with + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Their escape nesnedir; blocked ise kaçma girişimlerinin veya çıkış yollarının engellendiğini anlatır. Burada blocked, zaman çekimi taşıyan ikinci bir fiil değildir. İfade, “kaçışları engellenmişken” fikrini kısaltır ve bu durumu ana olayın gerçekleştiği ortamın bir parçası olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi block fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: With the only exit ____, everyone waited for help.

Cevabı göster

blocked

It was one of the worst defeats the Romans ever suffered, Dilbilgisi

3:55

Romalıların şimdiye kadar uğradığı en kötü yenilgilerden biriydi,

Dilbilgisi

one of the worst defeats: en üstünlük grubunun bir üyesi

one of the + en üstünlük derecesi + çoğul sayılabilir isim yapısı, bir üyenin uç noktadaki bir gruba ait olduğunu gösterir. Burada one of the worst defeats, bu yenilginin Romalıların en ağır yenilgileri arasında olduğunu anlatır; mutlaka tek başına en ağır yenilgi olduğu anlamına gelmez. one of sonrasındaki isim, grubu adlandırdığı için çoğul olur: defeats. the Romans ever suffered karşılaştırma kapsamını Romalıların o zamana kadar yaşadığı tüm yenilgilerle sınırlar.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri kullanarak cümleyi one of the + en üstünlük derecesi + çoğul isim yapısıyla tamamlayın: This is ____ I have ever read. (interesting / article)

Cevabı göster

one of the most interesting articles

and Augustus never lived it down. Deyimler

3:59

ve Augustus bunu asla atlatamadı.

Deyimler

never lived it down: kalıcı bir utançtan kurtulamamak

live something down, utandırıcı bir hatayı, başarısızlığı veya itibarsızlığı zamanla insanlara unutturmak anlamına gelir. never lived it down ise bunun hiç gerçekleşmediğini gösterir: olay kişinin itibarına zarar vermeye devam etmiş veya bir utanç kaynağı olarak kalmıştır. Burada it, az önce sözü edilen Roma yenilgisini ifade eder. Live burada gerçek anlamında kullanılmaz; Augustus'un hayatta kalamadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, “insanlara utandırıcı bir olayı unutturmak” anlamındaki deyimin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Years later, people still mentioned the mistake she had made on live television. She never ____.

Cevabı göster

lived it down

Servius was one of the few survivors. Kalıp ifadeler

4:03

Servius, hayatta kalan az sayıdaki kişiden biriydi.

Kalıp ifadeler

one of the few survivors: dikkat çekici derecede küçük bir grubun üyesi

One of the few survivors, Servius'un hayatta kalan insanlardan oluşan çok küçük bir gruba ait olduğunu anlatır. Kalıp one of + the few + çoğul isim şeklindedir: küçük bir grubun içinden bir üye belirtilir. Burada few yalnızca sayı bildirmez. Hayatta kalanların sayısını dikkat çekecek kadar az gösterir; bu yüzden Servius'un hayatta kalması sıra dışı görünür.

Alıştırma

Hangi cümle yalnızca çok az sayıda dükkânın açık kaldığını en iyi şekilde vurgular?

  1. That pharmacy was one of several stores that remained open.
  2. That pharmacy was one of the stores that remained open.
  3. That pharmacy was one of the few stores that remained open.
Cevabı göster

That pharmacy was one of the few stores that remained open.

Servius still has nightmares of his comrades Kalıp ifadeler

4:06

Servius hala yoldaşlarının

lying where they fell. Kelime

4:09

düştükleri yerde yattığı kabuslarını görüyor.

Kalıp ifadeler

still has nightmares of: devam eden korkutucu rüyalar

Still has nightmares of, Servius'un o sahneyle ilgili korkutucu rüyaları tekrar tekrar görmeye devam ettiğini anlatır. Still geçmişteki bir sorunu bugüne bağlar; çoğul nightmares ise tek bir rüya yerine tekrarlanan bir deneyimi ifade eder. nightmares of ... yapısında of, rüyalarda görülen kişiyi, olayı veya görüntüyü tanıtır. İyelik bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümle korkutucu rüyaların devam ettiğini ve tekrar tekrar yaşandığını anlatır?

  1. Months after the crash, Maya remembers the moment the car spun.
  2. On the night after the crash, Maya had a nightmare about the moment the car spun.
  3. Months after the crash, Maya still has nightmares of the moment the car spun.
Cevabı göster

Months after the crash, Maya still has nightmares of the moment the car spun.

Kelime

where they fell: fell sözcüğünün “çatışmada ölmek” anlamı

Savaş veya anma bağlamında fell, “çatışmada öldüler” anlamına gelebilir. where they fell ifadesinde where, silah arkadaşlarının öldüğü ve yerde kaldığı yeri gösterir; yalnızca tökezledikleri yeri değil. Bu kullanım, ölümü savaş alanında düşme görüntüsüyle anlatır. Ciddi, saygılı ve dolaylıdır; fell sözcüğüne bu anlamı çevresindeki askerî bağlam verir. fallen soldiers ve the fallen gibi ilgili ifadeler de aynı ciddi askerî anlamı taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede fell “çatışmada öldüler” anlamına gelir?

  1. The monument honors the soldiers who fell defending the pass.
  2. She fell while running for the bus.
  3. Night fell before we reached home.
Cevabı göster

The monument honors the soldiers who fell defending the pass.

But now the army is back to bury the dead Dilbilgisi

4:11

Ama şimdi ordu ölüleri gömmek için geri döndü

with full military honors. Kültür

4:13

tam askeri törenlerle.

Dilbilgisi

is back to bury: gömmek için geri dönmek

is back to bury ifadesinde is back “geri döndü” demektir ve to bury amaç bildiren bir mastardır. Ordu, ölüleri gömmek amacıyla geri dönmüştür. Hem dönüşün hem de dönüş amacının önemli olduğu durumlarda be back to + fiilin yalın hâli kalıbı kullanılabilir. Mastar, “Birisi neden geri döndü?” sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

Ekibin neden geri döndüğünü gösterecek biçimde repair kullanarak cümleyi tamamlayın: The crew is back ____ the bridge.

Cevabı göster

to repair

Kültür

full military honors: tam ve resmî askerî cenaze merasimi

Bu ifadede full military honors, vefat etmiş bir askere cenaze veya anma töreninde sunulan eksiksiz ve resmî askerî saygı merasimini anlatır. Kişinin asker kimliğiyle resmî olarak anıldığını gösterir. Buradaki honors, ödül veya kişisel başarı değil, saygı gösteren törensel uygulamalardır. Ayrıntılar ülkeye, kuvvet komutanlığına ve uygunluk kurallarına göre değişebilir.

Alıştırma

Askerî bir cenazede eksiksiz törensel saygı gösterildiğini anlatan resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The veteran was buried with ____.

Cevabı göster

full military honors

As he helps in the task,

4:16

Bu göreve yardım ederken,

he can't help wondering whether the bones he handles Dilbilgisi

4:18

ellerindeki kemiklerin

belonged to someone he knew. Kalıp ifadeler

4:21

tanıdığı birine ait olup olmadığını düşünmeden edemez.

Dilbilgisi

can't help wondering: engel olunamayan bir düşünce

Can't help wondering, bir şeyi merak etmekten kendini alamamak anlamına gelir. Düşünce istemsizce ortaya çıkar. Bu cümlede, kalıntıların tanıdığı birine ait olup olmadığını düşünmeden duramaz. Yapı can't help + fiil-ing şeklindedir. Buradaki help, «yardım etmek» anlamına gelmez; kalıplaşmış yapının bir parçasıdır. Wondering, whether, why, what veya başka bir soru sözcüğüyle başlayan dolaylı bir soruyu anlatabilir.

Alıştırma

Soruyu düşünmekten kendini alamamak anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Every time I pass the empty house, I ____ who used to live there.

Cevabı göster

can't help wondering

Kalıp ifadeler

belonged to someone he knew: tanıdığı birine aitti

Burada belonged to someone he knew, kemiklerin bir zamanlar onun şahsen tanıdığı bir kişinin bedenine ait olduğu anlamına gelir. Belong to bir nesneyi sahibine ya da burada olduğu gibi kalıntıları geldikleri kişiye bağlayabilir. Kemiklerin bir grubun üyesi olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, kalıntıları anonim olmaktan çıkarıp kişisel hâle getirir. Someone he knew, someone whom he knew veya someone that he knew ile aynı anlama gelir. İlgi zamiri knew fiilinin nesnesi olacağı için çıkarılmıştır; bu, someone sonrasında yaygın bir yapıdır.

Alıştırma

Cümleyi “sahibiydi” anlamındaki iki sözcüklü geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: The old camera ____ someone Lena knew.

Cevabı göster

belonged to

Several times he wants to weep aloud,

4:23

Birkaç kez yüksek sesle ağlamak ister,

but he pushes on with the task. Öbek fiiller

4:25

ama görevine devam eder.

Öbek fiiller

pushes on with the task: zorluğa rağmen göreve devam ediyor

Bu cümlede pushes on with the task, duygusal olarak çökmek üzere hissetse bile göreve devam ettiği anlamına gelir. Buradaki push fiziksel bir itme değildir; ifade, devam etmeyi zorluğa karşı gösterilen bir çaba olarak sunar. Devam eden işi veya etkinliği belirtmek için push on with + isim ya da -ing biçimi kullanılır: push on with the plan; push on with preparing the room.

Alıştırma

Cümleyi push on with ifadesinin doğru zaman biçimiyle tamamlayın: Although Omar was exhausted, he ____ the report until it was finished.

Cevabı göster

pushed on with

The glory of the empire can go to the crows. Deyimler

4:28

İmparatorluğun ihtişamı kargalara yem olabilir.

Deyimler

can go to the crows: imparatorluğun şanını reddetmek

Burada can go to the crows mecazi bir küçümseme ve reddediştir: konuşmacı, imparatorluğun şanının bir kenara atılabileceğini ve artık önemsenmeye değmediğini söyler. Can burada kuşlara doğru gerçek bir hareketi değil, küçümseyen bir “varsın gitsin” iznini anlatır. Kargalar savaş alanlarını, cesetleri ve ölümü çağrıştırabilir; bu yüzden bu imge şanı karanlık ve gözden çıkarılabilir bir şeye dönüştürür. Anlatılan, kargalarla ilgili bir plan değil, imparatorluk ideallerinin reddidir.

Alıştırma

Bu cümlede can go to the crows nasıl bir tutum gösteriyor?

  1. Konuşmacı imparatorluğun şanını değersiz bularak reddediyor.
  2. Konuşmacı kargaların bir imparatorluk ödülü almasını istiyor.
  3. Konuşmacı kargaların imparatorluğu savunacağına inanıyor.
Cevabı göster

Konuşmacı imparatorluğun şanını değersiz bularak reddediyor.

All he craves is to retire on a small farm Dilbilgisi

4:31

Tek arzuladığı, küçük bir çiftlikte emekli olmaktır

Dilbilgisi

All he craves is to...: tek ve güçlü bir arzuyu vurgulamak

All he craves is to ... ifadesi, onun tek güçlü arzusunun devamında belirtilen şeyi yapmak olduğu anlamına gelir. All he craves cümlenin öznesidir ve onun derinden istediği tek şey anlamını taşır; buradaki all birbirinden ayrı nesnelerin tümünü anlatmaz. Tekil bağ fiili is, bu özneyi arzunun içeriğini belirten to + fiilin yalın hâline bağlar. Crave, want fiilinden daha güçlüdür; bu nedenle yapı arzunun hem yoğunluğunu hem de tek ve sade oluşunu vurgular.

Alıştırma

Onun tek güçlü arzusunu ifade etmek için cümleyi dersteki yapıyla tamamlayın: ____ return home.

Cevabı göster

All she craves is to

with his wife-to-be, Kelime

4:34

gelecekteki eşiyle birlikte,

Kelime

wife-to-be: -to-be ile gelecekteki rol

wife-to-be, “birinin eşi olacak kadın” anlamına gelen tek bir birleşik isimdir; bu bağlamda erkeğin evlenmeyi planladığı kadını ifade eder. Sondaki -to-be gelecekteki bir kimliği belirtir; kadının zaten eş olduğu anlamına gelmez. Yapı, kısa çizgilerle yazılan isim + -to-be biçimindedir: bride-to-be, mother-to-be ve president-to-be. İsim gelecekteki rolü adlandırır ve -to-be onun arkasından gelir.

Alıştırma

İsim + -to-be yapısını kullanarak cümleyi mother sözcüğünden oluşturulan gelecekteki rolle tamamlayın: Everyone congratulated the ____.

Cevabı göster

mother-to-be

if the gods should spare his life for 17 more years. Notlar

4:35

eğer tanrılar onun hayatını 17 yıl daha bağışlarsa.

Dilbilgisi

if ... should ...: resmî ve ihtiyatlı bir koşul

if the gods should spare his life, if + özne + should + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Buradaki should görev veya zorunluluk ifade etmez. Olayı belirsiz bir olasılık olarak sunar: “olur da tanrılar onun yaşamasına izin verirse”. Sade bir if cümleciğiyle karşılaştırıldığında bu yapı daha resmî ve ihtiyatlı duyulur. Antik çağda geçen bir hikâyede, hayatta kalmanın tanrılara bağlı olduğu ve kesin sayılamayacağı düşüncesine de uygundur.

Alıştırma

Resmî ve belirsiz bir koşulu ifade etmek için if ... should ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. If you should needed assistance, press this button.
  2. If you should need assistance, press this button.
  3. If you should to need assistance, press this button.
Cevabı göster

If you should need assistance, press this button.

Kelime

spare his life: birinin canını bağışlamak

spare someone's life kalıbında spare, “birinin ölümüne neden olmamak” veya “hayatta kalmasına izin vermek” anlamına gelen bir fiildir. Nesne, his life, her life ya da the prisoner's life gibi bir iyelik öbeği olabilir. Burada tanrıların onun kaderi üzerinde gücü olduğu düşünülür. Tanrılar onun canını bağışlarsa 17 yıl daha yaşar; bu, ona boş zaman veya fazladan bir eşya verdikleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “onu öldürtmemeyi seçmek” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: After the prisoner appealed, the ruler decided to ____.

Cevabı göster

spare his life

If you want to learn more about the hopes, dreams, Anlatım akışı

4:39

Antik medeniyetlerde yaşamın umutları, hayalleri

and daily trials of life in ancient civilizations,

4:42

ve günlük zorlukları hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız,

Anlatım akışı

the hopes, dreams, and daily trials of: konuyu üç bölümle düzenlemek

Vurgulanan ifade üç isimden oluşan bir liste kullanır: hopes, dreams ve daily trials. Hopes ve dreams insanların istediklerini kapsarken daily trials karşılaştıkları sıradan güçlükler ve sınavlar anlamına gelir; mahkeme davaları demek değildir. Bu unsurları tek listede toplamak, geniş bir konuyu kısa ve dengeli bir genel bakış hâlinde düzenler. Liste, isteklerle zorlukları eşleştirir; böylece cümle tek bir kişinin hikâyesinden antik uygarlıklardaki daha geniş yaşam deneyimine geçer. Aynı üçlü yapı girişte, betimlemede veya sonuçta bir konuyu çerçevelemek için kullanılabilir.

Alıştırma

“hopes, dreams, and daily trials” şeklindeki üçlü liste bu cümlede ne yapıyor?

  1. Üç olayı kesin zaman sırasına koyar.
  2. Üç tür hukuki dava sayar.
  3. İsteklerle günlük zorlukları geniş bir konu altında birleştirir.
Cevabı göster

İsteklerle günlük zorlukları geniş bir konu altında birleştirir.

check out our day in the life playlist. Kültür

4:45

A day in the life oynatma listemize göz atın.

Kültür

day in the life: tipik bir rutini gösteren medya formatı

day in the life, bir kişinin veya grubun tipik bir gününü takip ederek olağan rutininin nasıl olduğunu gösteren bir medya formatının adıdır. Burada ifade, oynatma listesindeki videoların türünü belirtir; rastgele tek bir takvim gününü değil. Tam başlıklarda çoğu zaman A Day in the Life of + kişi, rol veya grup kalıbı kullanılır.

Alıştırma

Bir itfaiyecinin tipik gününü takip eden videonun yaygın başlığını tamamlayın: A ____ of a Firefighter

Cevabı göster

Day in the Life

You can also support our nonprofit mission

4:47

Ayrıca, kar amacı gütmeyen misyonumuzu

by making a small monthly contribution Dilbilgisi

4:50

küçük bir aylık katkı yaparak destekleyebilirsiniz

Dilbilgisi

by making a small monthly contribution: by + -ing ile yöntem belirtme

by making a small monthly contribution içindeki by, misyonu desteklemek için kullanılan yöntemi tanıtır. by + -ing kalıbı “Nasıl?” sorusunu yanıtlar: destek, making a contribution eylemiyle sağlanır. Burada make a contribution “para bağışlamak”, monthly ise bağışın her ay yapılması demektir. Bu by yöntem bildirir; by Friday ifadesindeki son tarih anlamını taşımaz.

Alıştırma

Cümleyi make fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: You can support the shelter by ____ a monthly contribution.

Cevabı göster

making

on patreon.com/teded.

4:52

patreon.com/teded adresinden.