ERTELEME Düğmesini Kullanmalı mısınız?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video, erteleme düğmesinin dinlenmeyi neden bölüp uyku sersemliğini artırdığını açıklıyor ve düzenli bir uyanma saati öneriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “in place” — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: mekanizmaların zaten mevcut ve çalışmaya hazır olduğunu anlayın; ifadeyi planlar ve güvenlik önlemleri için de kullanın. 2. “The deeper the sleep, the more potent the sleep inertia.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “the + comparative, the + comparative” yapısıyla birlikte değişen iki unsuru anlatın. 3. “sleep deprivation” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: yetersiz uykuyu belirten bu resmî sağlık terimini yorgunluktan ayırarak neden ve etkileri kesin anlatın.
Bu derste
until 9 minutes later when the dreaded alarm strikes again.
0:03en azından 9 dakika sonra o korkunç alarm yeniden çalana kadar.
one of man's best inventions: en üst gruptan bir öğe
one of man's best inventions ifadesindeki yapı one of + iyelik belirleyicisi + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. Erteleme düğmesini, konuşanın en yüksek değeri verdiği icatlar grubunun bir üyesi olarak sunar. Bir gruptan tek bir öğe seçildiği için inventions çoğuldur. Buradaki man's geneldir; belirli bir erkeğin sahip olduğu bir şeyi değil, humanity's veya our anlamını taşır. Övgü kasıtlı olarak abartılıdır ve ardından gelen until yan cümlesi bu övgüyü hemen tersine çevirir.
Alıştırma
Bu kitabın en yüksek değerlendirdiğim kitaplar arasında olduğunu anlatan üç İngilizce sözcükle cümleyi tamamlayın: This is ____ best books.
Cevabı göster
one of my
Are those extra minutes really helping at all? Kalıp ifadeler
0:10O fazladan dakikalar gerçekten bir işe yarıyor mu?
at all: herhangi bir derecede olup olmadığını sormak
At all, evet ya da hayır sorusunda herhangi bir şekilde veya herhangi bir derecede anlamına gelir. Burada helping ile ilgilidir: konuşan, fazladan dakikaların en küçük bir yarar bile sağlayıp sağlamadığını sorar. Really zaten şüphe bildirir; at all ise bu şüpheyi daha da güçlendirir. Buradaki at all, her şey veya tümü anlamına gelmez.
Alıştırma
En küçük bir yarar bile olup olmadığını soran iki sözcüklü İngilizce ifadeyle soruyu tamamlayın: Is this treatment helping ____?
Cevabı göster
at all
ends in you being late: end in + isim veya -ing yan cümlesi
Ends in, bir sürecin veya olaylar zincirinin nihai sonucunu belirtir. Burada döngünün sonucu senin geç kalmandır; ifade bir şeyin sona erdiği yeri anlatmaz. end in ifadesinden sonra bir isim grubu veya -ing yan cümlesi kullanılabilir. you being late yapısında -ing yan cümlesinin kendi öznesi you olduğu için kimin geç kaldığını biliriz.
Alıştırma
Cümleyi end in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Skipping every rehearsal ____ the band performing badly.
Cevabı göster
ended in
dead tired: gündelik bir pekiştirici olarak dead
Dead tired ifadesinde dead, tamamen veya son derece anlamına gelen gündelik bir pekiştiricidir. İfade çok yorgun veya bitkin olmak demektir; dead gerçek anlamıyla kullanılmaz. Still, biraz daha uyunmasına rağmen yorgunluğun sürdüğünü gösterir. Böylece konuşan kişi bu döngünün sorunu çözmediğini vurgular.
Alıştırma
Dead kelimesinin son derece anlamında kullanıldığı gündelik ifadeyi tamamlayın: After carrying boxes all afternoon, I was ____.
Cevabı göster
dead tired
In an unimaginable world without alarm clocks, Dilbilgisi
0:18Çalar saatlerin olmadığı, hayal etmesi bile zor bir dünyada,
Varsayımsal kalıp In a world without ..., ... would ...
Baştaki In an unimaginable world without alarm clocks edat öbeği, çalar saatlerin bulunmadığı hayalî bir gerçeklik kurar. Yaklaşık olarak If there were no alarm clocks anlamına gelen, açıkça söylenmemiş bir if cümleciği gibi çalışır. unimaginable sözcüğü eğlenceli bir abartı katar. Ana cümledeki would, bu hayalî durumun içindeki sonucu sunar. Burada geçmişte tekrarlanan bir alışkanlığı anlatmaz. Yeniden kullanılabilecek kalıp In a world without + isim, özne + would + fiilin yalın hâli biçimindedir.
Alıştırma
Hedef varsayımsal sonuç kalıbını eksik kip belirteciyle tamamlayın: In a world without GPS, drivers ____ need to plan routes more carefully.
Cevabı göster
would
Konuşmadaki onay ifadesi Seems crazy, right?
Seems crazy, It seems crazy ifadesinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Burada crazy, kelimenin gerçek anlamıyla bir ruh sağlığı tanısını değil, çok şaşırtıcı veya inanılması zor olmayı anlatır. Sondaki right? kısa bir onay ifadesidir. Konuşan kişi bir tepki sunar ve ardından dinleyiciyi bu tepkiyi paylaşmaya veya doğrulamaya çağırır. Bu nedenle soru işareti, yeni bir olgusal bilgi istemek yerine uzlaşma arar.
Alıştırma
Seems crazy, right? cümlesinde konuşan kişi right? ifadesini esas olarak ne yapmak için kullanıyor?
- crazy sözcüğünün olgusal tanımını istemek
- Dinleyiciyi bu tepkiye katılmaya çağırmak
- Dinleyicinin dil bilgisini düzeltmek
Cevabı göster
Dinleyiciyi bu tepkiye katılmaya çağırmak
But our bodies have many chemical mechanisms in place Kalıp ifadeler
0:24Ancak bedenimizde birçok kimyasal mekanizma vardır;
have something in place: bir şeyin kurulmuş ve çalışmaya hazır olması
have + something + in place kalıbı, bir sistemin, düzenlemenin veya önlemin önceden kurulmuş ve çalışmaya hazır olduğunu belirtir. Bu cümlede many chemical mechanisms, vücutta zaten var olan ve işleyen şeylerdir. Bu kalıpta in place yalnızca fiziksel konumu değil, işlev göstermeye hazır olma durumunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “önceden oluşturulmuş ve çalışmaya hazır” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The school has emergency procedures ____ before the new term begins.
Cevabı göster
in place
not only ... but ... as well: paralel ikinci unsuru ekleyip vurgulamak
not only X but Y as well yapısı, paralel iki işlevi birbirine bağlar ve Y unsuruna ek vurgu yapar. Burada X put us to sleep, Y ise wake us up ifadesidir. Böylece cümle, vücudun mekanizmalarının iki işi de yaptığını, özellikle de ikinci işi vurgular. Önceki to iki fiil öbeği için de geçerlidir: to not only put us to sleep but wake us up as well. but sonrasında to ifadesini tekrarlamak gerekmez. as well, alternatif not only X but also Y yapısındaki also kelimesinin genellikle verdiği anlamı sağlar.
Alıştırma
İkinci bir yarar ekleyip onu vurgulayan yapının üç parçasıyla cümleyi tamamlayın: The course will ____ improve your writing, ____ build your confidence ____.
Cevabı göster
not only · but · as well
The body begins preparing in the hour before you naturally wake up.
0:29Beden, doğal olarak uyanacağın saatten bir saat önce hazırlanmaya başlar.
and hormones such as dopamine and cortisol are released,
0:35ve dopamin ile kortizol gibi hormonlar salgılanır;
But the problem with alarms is that they often interrupt your sleep cycle Dilbilgisi
0:40Fakat alarmların sorunu, uyku döngünü sık sık bölmeleri
the problem with X is that Y: bir dezavantajı belirtip açıklamak
the problem with X is that Y kalıbında önce X ile değerlendirilen şey belirtilir, ardından that yan cümlesiyle belirli sorun açıklanır. Burada X alarms sözcüğüdür; Y ise alarmların uykuyu böldüğünü ve doğal süreçleri erken durdurduğunu söyler. Problem with, bir şeyle bağlantılı dezavantaj veya kusur anlamına gelir; onunla çatışma yaşamak anlamına gelmez. Bu kalıp, sorunun ne olduğunu hemen açıkladığı için yalnızca X is bad demekten daha bilgilendiricidir.
Alıştırma
Cümleyi the problem with X is that Y kalıbıyla tamamlayın: The ____ the new bus route ____ it takes much longer.
Cevabı göster
problem with · is that
cut something short: doğal bitişinden önce sona erdirmek
Cut something short, bir etkinliği, olayı veya süreci beklenen ya da doğal bitişinden önce durdurmak anlamına gelir. Bu cümlede alarmlar bir şeyi gerçekten kesmez; vücudun uyanma süreçlerini bu süreçler tamamlanmadan böler. Vurgulanan yapıda nesne cut ile short arasına gelir: cut these processes short. İfade çoğu zaman erken bitişin istenmediğini veya koşullardan kaynaklandığını düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi cut something short kullanarak tamamlayın: The thunderstorm made us ____ our game ____.
Cevabı göster
cut · short
particularly if you don't have a regular sleep rhythm or schedule.
0:45özellikle de düzenli bir uyku ritmin veya programın yoksa.
The alarm goes off: go off çalmak anlamında
Bir alarm goes off olduğunda çalmaya veya uyarı sesi çıkarmaya başlar. Buradaki goes off, alarmın devreye girip ses çıkarmasını anlatır; kapatıldığı anlamına gelmez. Go off, anlamı özneye ve bağlama bağlı olan bir phrasal verb’dür. Alarm, zamanlayıcı ve uyarı cihazlarıyla genellikle çalmak veya devreye girip ses vermek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi go off ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: At 6:30, my alarm ____, and I get out of bed.
Cevabı göster
goes off
and its strength is related to which sleep stage you're waking up out of.
0:54ve şiddeti, uykunun hangi evresinden uyandığına bağlıdır.
sleep inertia: uyanır uyanmaz yaşanan sersemlik
Sleep inertia, yani uyku ataleti, uyanmanın hemen ardından görülen geçici sersemlik, düşünmede yavaşlama ve uyanıklık azalması dönemidir. Bu cümlede groggy and tired state şeklindeki günlük betimlemeye bilimsel adı verilir. Inertia sözcüğü uyku hâlinin bir anda bitmediğini, bazı etkilerinin uyandıktan sonra kısa süre devam ettiğini düşündürür. Terim genel yorgunluğu değil, bu geçiş dönemini adlandırır.
Alıştırma
Hangi durum en iyi sleep inertia olarak tanımlanır?
- Uzun bir yarışı koştuktan sonra kendinizi bitkin hissediyorsunuz.
- Yalnızca dört saat uyudunuz ve bütün gün yorgun hissediyorsunuz.
- Yeni uyandınız ve net düşünebilmek için birkaç dakikaya ihtiyacınız var.
Cevabı göster
Yeni uyandınız ve net düşünebilmek için birkaç dakikaya ihtiyacınız var.
The deeper ..., the more potent ...: bağlantılı karşılaştırma yapısı
Bu bağlantılı karşılaştırma yapısında ilk bölüm değişen bir ölçeği, ikinci bölüm ise başka bir ölçeği belirtir: uyku derinleştikçe uyku ataletinin etkisi güçlenir. Buradaki potent, “etkisi güçlü” demektir; yalnızca ilaçların gücünü anlatmaz. İki the de bu karşılaştırma kalıbını işaretler; sıradan belirli tanımlık değildir. Yapı, iki değişim arasındaki genel ve dereceli ilişkiyi anlatır. Tek başına kesin bir matematiksel oran belirtmez veya nedenselliği kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle, iki değişkenin birlikte değiştiğini göstermek için bağlantılı karşılaştırma kalıbını doğru kullanıyor?
- The more carefully you listen, so the instructions are easier to follow.
- The more carefully you listen, the easier the instructions are to follow.
- If you listen carefully, the instructions are easy to follow.
Cevabı göster
The more carefully you listen, the easier the instructions are to follow.
And so X begins: sonuç olarak doğan yeni aşamayı duyurmak
Baştaki And so, bu cümleyi az önce belirtilen nedene bağlar ve “bu yüzden” ya da “sonuç olarak” anlamına gelir. Önceki açıklamayı tamamlar ve anlatıyı sırada olacak şeye taşır. And so + isim öbeği + begins kalıbı, yeni bir aşamanın başladığını hafif dramatik veya eğlenceli bir tonla duyurur. Buradaki snoozing, yalnızca bir kez uyumak değil, erteleme işleviyle uyanmayı tekrar tekrar geciktirmek demektir.
Alıştırma
Hangi devam cümlesi sonraki aşamayı bir sonuç olarak sunup hafif dramatik bir duyuru havası veriyor?
- The storm knocked out the power. And so the search for candles began.
- The storm knocked out the power. And then we looked for candles.
- The storm knocked out the power because the search for candles began.
Cevabı göster
The storm knocked out the power. And so the search for candles began.
But the snooze button can do more damage than good. Deyimler
1:02Ama erteleme düğmesi yarardan çok zarar verebilir.
do more damage than good: yarardan çok zarar vermek
Bu cümlede do more damage than good, “faydadan çok olumsuz etkiye yol açmak” anlamındadır. İki tarafı tartar ve genel sonucun zararlı olduğunu söyler. Buradaki damage geniş anlamlıdır: yalnızca fiziksel hasarı değil, daha kötü uyku, stres, zaman kaybı veya başka bir olumsuz etkiyi de anlatabilir. Good, belirli ve ölçülebilir tek bir kazancı değil, her türlü faydayı ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi nottaki ifadeyle tamamlayın: Constantly changing a useful plan can ____.
Cevabı göster
do more damage than good
fall back asleep: yeniden uykuya dalmak
Fall asleep, “uyanık durumdan uykuya geçmek” anlamındadır. Back eklendiğinde geri dönüş vurgulanır: fall back asleep, uyandıktan veya uykusu bölündükten sonra yeniden uykuya dalmak demektir. Buradaki fall fiziksel bir hareket değildir. Fall silent örneğinde olduğu gibi bir durum değişikliğini, back ise önceki duruma dönmeyi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi fall back asleep ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The dog woke when the door closed, but it soon ____.
Cevabı göster
fell back asleep
So instead of your body prepping to wake up, Dilbilgisi
1:10Yani bedenin uyanmaya hazırlanmak yerine
instead of your body prepping: instead of + eylemi yapan + -ing yapısı
Instead of, normalde gerçekleşmesi beklenen ama burada gerçekleşmeyen süreci belirtir: vücudunuzun uyanmaya hazırlanması. your body prepping to wake up adlı -ing yan cümlesinde prepping eylemini yapan your body ifadesidir; bu ifade, arkasından ayrı bir ana fiil gelen bir nesne değildir. Beklenen veya yerine başka bir eylem yapılan hareketi kimin gerçekleştirdiğini belirtmeniz gerektiğinde instead of + kişi ya da şey + -ing fiili yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın. Mia sözcüğünü sing fiilinin -ing biçiminin hemen önüne koyun: Instead of ____, Ben sang the first song.
Cevabı göster
Mia singing
going in the opposite direction ifadesinin mecaz anlamı
Going in the opposite direction burada mecaz anlamda kullanılmıştır. Vücut fiziksel olarak bir yere hareket etmiyor; uyku süreci, uyanmak yerine daha derin uykuya geçmek olan ters sonuca doğru değişiyor. Daha genel olarak go in the opposite direction, bir sürecin, eğilimin veya kararın beklenen ya da amaçlanan sonuçtan uzaklaşıp ters sonuca doğru ilerlediğini belirtir.
Alıştırma
Bu cümleyi okuyun: The plant was expected to get healthier, but it is going in the opposite direction. going in the opposite direction ne anlama geliyor?
- Bitki hiç değişmiyor.
- Bitki giderek daha sağlıksız hâle geliyor.
- Bitki başka bir yere taşınıyor.
Cevabı göster
Bitki giderek daha sağlıksız hâle geliyor.
the second alarm may cause you to feel even more tired.
1:15ikinci alarm kendini daha da yorgun hissetmene neden olabilir.
Sonucu belirten As a result,
“As a result”, ardından gelen bilginin daha önceki bir nedenin sonucu olduğunu gösteren bir cümle bağlayıcısıdır. Burada daha da yorgun hissetmek, uyku döngüsüne yeniden girmenin sonucu olarak sunulur. Bilgiyi önce neden, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler. Genellikle daha önce açıklanmış bir nedene gönderme yapar; burada tek başına açıklanan bir puan, sınav sonucu veya başka belirli bir sonuç anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki neden-sonuç bağlayıcısıyla tamamlayın: The road was flooded. ____, the bus arrived late.
Cevabı göster
As a result
vicious cycle: kendi kendini güçlendiren zararlı bir düzen
“Vicious cycle”, bir sorunun başka bir etkiye yol açtığı ve bu etkinin de başlangıçtaki sorunu güçlendirdiği veya yeniden başlattığı zararlı bir düzendir. Yalnızca kötü bir şeyin tekrar tekrar olmasından daha özel bir anlam taşır. Bu ifadede “vicious”, döngünün zararlı olduğunu ve kendi kendini güçlendirdiğini anlatır; bir kişinin şiddet yanlısı veya acımasız olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Avoiding the task increases your anxiety, and the anxiety makes you avoid it again. This is a ____.
Cevabı göster
vicious cycle
you'd be better off setting your original alarm later Dilbilgisi
1:21ilk alarmını daha geç bir saate kurman
you'd be better off setting: daha iyi seçeneğe dayalı tavsiye
you'd be better off setting ifadesinde you'd, you would anlamına gelir. would be better off + -ing kalıbı, bir eylemin alternatiflere kıyasla kişiye genel olarak daha iyi bir sonuç verme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtir. Burada ilk alarmı daha geç kurmak daha yararlı seçenek olarak sunuluyor. Bu, seçenekleri karşılaştıran bir tavsiyedir; emir değildir. Karşılaştırma than ile açıkça verilebilir veya bağlamdan anlaşılabilir. Ayrıca not interrupting your sleep örneğinde olduğu gibi not + -ing ile olumsuz bir alternatif eklenebilir.
Alıştırma
you'd be better off + -ing kalıbını ve take fiilini kullanarak tavsiyeyi tamamlayın: With all that traffic, ____ the train.
Cevabı göster
you'd be better off taking
and leads to sleepiness related daytime impairment. Kelime
1:29ve uykululuğa bağlı gündüz işlev kaybına yol açtığını göstermiştir.
Many studies have found that: bir iddiayı araştırmaya dayandırmak
Many studies have found that, bir iddiayı kanıta dayandıran bir çerçevedir. Many studies kaynağı belirtir, that ise aktarılan sonucu başlatır. Böylece cümle, iddiayı konuşanın kişisel görüşü olarak değil, birden fazla araştırmayla desteklenen bir sonuç olarak sunar. Have found, present perfect zamanındadır: çalışmalar geçmişte yapılmıştır, ancak bulguları şu anki tartışmayla ilgili olarak sunulur. Many, birden fazla çalışma olduğunu gösterir; bütün çalışmaların aynı görüşte olduğunu veya belirli çalışmaların listelendiğini göstermez.
Alıştırma
Geçmişte yapılmış birkaç çalışmayla desteklenen ve bugün de geçerli olan bir sonucu en uygun biçimde hangi cümle tanıtır?
- Every study proved that short breaks always improve attention.
- I have found that short breaks can improve attention.
- Many studies have found that short breaks can improve attention.
Cevabı göster
Many studies have found that short breaks can improve attention.
fragmented sleep: tekrar tekrar kesilerek bölümlere ayrılan uyku
“Fragmented sleep”, uykunun tekrar tekrar kesilerek tek ve devamlı bir dönem yerine ayrı bölümler hâlinde gerçekleşmesi demektir. Burada önemli olan toplam uyku saati değil, uykunun sürekliliğidir. Sağlık ve uyku araştırmalarında bu ifade, bir kişinin yatakta yeterince uzun süre kalmasına rağmen neden daha az dinlendirici bir uyku uyuyabileceğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Raporu, tekrarlanan kesintilerle bölümlere ayrılan uyku için kullanılan iki sözcüklük tam sağlık terimiyle tamamlayın: The patient spent eight hours in bed, but frequent awakenings caused ____.
Cevabı göster
fragmented sleep
sleepiness-related daytime impairment: bileşik ad öbeğinin yapısı
Bu ad öbeğinin temel sözcüğü impairment'tır ve kişinin işlev gösterme becerisindeki azalmayı ifade eder. Daytime, işlev kaybının ne zaman gerçekleştiğini; sleepiness-related ise bunun neyle ilişkili olduğunu gösterir. Özenli yazılı İngilizcede isimden önce gelen iki sözcüklü niteleyici normalde kısa çizgiyle yazılır: sleepiness-related daytime impairment. Dolayısıyla öbek, uykululukla ilişkili gündüz işlev kaybı anlamına gelir. Yalnızca uykulu hissetme belirtisini değil, işlevsel bir sonucu adlandırır; related ise nedeni kendiliğinden kanıtlamak yerine bir ilişki bulunduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir araştırma raporunda sleepiness-related daytime impairment ne anlama gelir?
- Gündüz saatlerinde tekrar tekrar kesilen uyku
- Uykululukla ilişkili gündüz işlev azalması
- İşlevden söz etmeden gündüz uykulu hissetmek
Cevabı göster
Uykululukla ilişkili gündüz işlev azalması
So by breaking up those last 30 minutes or so of sleep, Notlar
1:32Dolayısıyla uykunun son 30 dakika kadarını bölüp durduğunda,
or so: Yaklaşık bir miktarı belirtmek
Or so, bir sayıdan veya ölçülen bir miktardan sonra gelir ve bu değerin tahmin olduğunu gösterir. Bu parçada 30 minutes or so, tam olarak 30 değil, yaklaşık 30 dakika anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen biçim sayı veya miktar + or so şeklindedir; ten people or so ya da a kilometer or so buna örnektir. İfade, hemen önündeki miktarı niteler; or bir seçenek sunmaz ve so bu nedenle anlamına gelmez.
Alıştırma
Miktardan sonra yaklaşık anlamına gelen iki sözcüklü hedef ifadeyi kullanın: The meeting should last twenty minutes ____, but the schedule is not exact.
Cevabı göster
or so
by breaking up: Bir yöntem aracılığıyla sonucu açıklamak
Burada by breaking up, sonraki sonucu daha olası hâle getiren eylemi tanıtır. Break up, kesintisiz bir uyku dönemini bölerek daha küçük parçalara ayırmak anlamına gelir; dolayısıyla bu ifade kişinin neden yorgun hissedebileceğini ve düşük performans gösterebileceğini açıklar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp by + fiil-ing biçimindedir ve bir şeyi belirli bir eylem yoluyla yapmak veya o eylemin sonucunda anlamına gelir. Bu ifade ana cümleden önce geldiğinde önce yöntemi ya da nedeni, sonra sonucu sunar.
Alıştırma
Hangi cümle, bir sonucu üreten yöntemi açıklamak için by + fiil-ing yapısını doğru kullanır?
- By checking the map first, we found the museum easily.
- By the map first, we found the museum easily.
- By checked the map first, we found the museum easily.
Cevabı göster
By checking the map first, we found the museum easily.
more likely to + fiil: daha yüksek olasılık
Be more likely to + fiilin yalın hâli, bir eylem veya sonucun gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtir. Bu cümlede yorgun hissetmek ve düşük performans göstermek, bağlamda açıkça söylenmeyen karşılaştırma durumuna göre daha olasıdır; bunların kesinlikle gerçekleşeceği söylenmez. Karşılaştırma bildiren more bir karşılaştırma noktası gerektirir. Bu nokta than ile açıkça belirtilebilir veya buradaki gibi bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “gerçekleşme olasılığı daha yüksek olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Compared with rested drivers, sleepy drivers are ____ make mistakes.
Cevabı göster
more likely to
Geçiş ifadesi olarak What else can you do?
What else can you do?, açıklamayı düzenleyen kısa bir retorik sorudur. Bir sorun veya bir çözüm ele alındıktan sonra başka eylemlere ya da çözümlere geçileceğini bildirir. Else, “daha önce sözü edilene ek olarak” anlamına gelir. Burada konuşmacı izleyicinin yanıtını beklemek için durmaz; konuşmanın sonraki bölümü yanıtı verir.
Alıştırma
Bir sunumcu, gece geç saatlerde ekran kullanmanın uykuyu neden bozabileceğini açıkladı. “What else can you do?” diyor ve hemen üç öneri sunuyor. Bu soru ne işe yarıyor?
- Konuşmayı sorundan ek eylemlere geçirmek
- İzleyicinin fiziksel olarak eyleme geçebilme yeteneğini sınamak
- Konuşma devam etmeden önce izleyiciden yanıt istemek
Cevabı göster
Konuşmayı sorundan ek eylemlere geçirmek
Try adopting a more regular sleep schedule. Dilbilgisi
1:40Daha düzenli bir uyku programı edinmeyi dene.
Try adopting: bir çözümü denemek için try + gerund
“Try adopting” ifadesinde try fiilinden sonra gerund, yani -ing biçimi gelir. Bu yapı, bir eylemi olası bir çözüm olarak denemeyi önerir; eylemin işe yarayacağını garanti etmez. Buradaki adopting, daha düzenli bir uyku programını izlemeye başlamak anlamındadır. Vurgu, yalnızca onu benimsemeye çalışmakta değil, bu yöntemi denemektedir.
Alıştırma
Bir çözümü denemeyi önermek için cümleyi try ve take fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: “The bus is delayed. ____ the subway instead and see whether it is faster.”
Cevabı göster
Try taking
Sleep deprivation: yetersiz uyku, uyanma sonrası sersemlik değil
Sleep deprivation, yeterince uyumama durumudur. Deprivation, gerekli bir şeyden yoksun olmayı ifade eder; bu nedenle bu ifade, belirli bir anda yalnızca yorgun hissetmekten daha özeldir. Bu cümlede derin uykudan uyanma ve düzensiz bir programa sahip olmanın yanında, yorgunluğun olası kaynaklarından birini adlandırır. Tek başına uyandıktan sonraki sersemlik veya uykunun bölünmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, yeterince uyumamak anlamına gelen iki sözcüklü resmî terimle tamamlayın: “After a week of sleeping only four hours a night, Lena was suffering from ____.”
Cevabı göster
sleep deprivation
The body loves predictability. cümlesindeki kişileştirme
Bu cümle bedeni kişileştirir; bedenden, sanki bir şeyi sevebilirmiş gibi söz eder. Buradaki loves bir duyguyu anlatmaz. Düzenli ve öngörülebilir rutinlerin bedenin doğal ritimlerine çok yardımcı olduğunu güçlü ve akılda kalıcı biçimde ifade eder.
Alıştırma
“The body loves predictability” cümlesinde loves ne anlama gelir?
- Beden bir programa karşı romantik sevgi hisseder.
- Beden, düzenli ve öngörülebilir rutinlerden büyük yarar görür.
- Beden her olayı gerçekleşmeden önce tahmin edebilir.
Cevabı göster
Beden, düzenli ve öngörülebilir rutinlerden büyük yarar görür.
and after a few weeks your body should adapt to the timing Kalıp ifadeler
1:54Birkaç hafta sonra bedenin bu zamanlamaya uyum sağlamış olur
and be less inclined to require an alarm in the first place. Notlar
1:57ve artık alarma pek ihtiyaç duymaz.
adapt to the timing: adapt to + isim
Adapt to + isim, bir koşula zamanla alışmak veya o koşul altında işlev gösterebilir hâle gelmek demektir. Burada adapt to the timing, bedenin her gün planlanan aynı saatte uyanmaya alışması anlamına gelir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle aynı yapının ardından bir isim veya -ing biçimi gelebilir: adapt to a new schedule; adapt to waking earlier. Buradaki timing, bir eylemin ne kadar hızlı yapıldığını değil, seçilmiş zaman düzenini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi adapt ve doğru edatla tamamlayın: After moving to the night shift, it took Maya a month to ____ the new schedule.
Cevabı göster
adapt to
be less inclined to: azalmış bir eğilim
Be less inclined to do something, bir şeyi yapma eğiliminin veya isteğinin azalması demektir. Less dereceyi düşürür: eylem hâlâ mümkündür, ancak eskisi kadar olası veya doğal değildir. Bu cümlede özne your body ifadesidir. Vücut düzenli bir uyanma saatine alışınca alarma daha az bağımlı olabilir. Bu ifade, vücudun alarma ihtiyaç duyamayacağı veya bir daha asla alarma ihtiyaç olmayacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Daha zayıf bir eğilimi anlatan hedef ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: After I moved the cookies out of sight, I was ____ eat them.
Cevabı göster
less inclined to
in the first place: ilk neden veya gereklilik
In the first place burada “başlangıçta” veya “en başta” anlamına gelir. İfade, alarmın baştaki gerekliliğine geri döner: vücut alıştıktan sonra bu ihtiyaç hiç ortaya çıkmayabilir. Bu deyim, konuşmayı bir durumun ilk nedenine, sebebine, kararına veya gerekliliğine döndürür. Bu cümlede fiziksel bir yerden veya sıralamadaki birincilikten söz edilmez.
Alıştırma
“Why did you invite him in the first place?” cümlesinde in the first place ne anlama gelir?
- başlangıçta hangi nedenle
- herkesten önce
- ilk konumda
Cevabı göster
başlangıçta hangi nedenle
do wake up ifadesindeki vurgulu do
Bu olumlu if yan cümlesinde do, wake up ifadesini vurgular. “Gerçekten yorgun hissederek uyanırsanız” anlamına gelir ve bunun yine de olabileceğini kabul eder. Bu, vurgu amaçlı do kullanımıdır: do, does veya did; bir olumlu cümlede ifadeyi güçlendirmek, düzeltmek ya da karşıtlık kurmak için fiilin yalın hâlinden önce gelebilir. Burada soru oluşturmaz; ödün verme anlamını güçlendirir.
Alıştırma
Konuşanın gerçek bir istisnayı kabul etmesini sağlayan vurgu yardımcı fiilini yazın: “Although I usually sleep well, I ____ wake up tired sometimes.”
Cevabı göster
do
Bilinen bir deyişi tanıtan as the saying goes
As the saying goes, “bilinen bir atasözü ya da yaygın deyişin ifade ettiği gibi” anlamına gelen kalıplaşmış bir giriş ifadesidir. Ardından gelen sözlerin konuşanın yeni ürettiği bir anlatım değil, paylaşılan bir bilgelik olduğunu belirtir. Burada goes fiziksel hareket anlamına gelmez; “genellikle bu şekilde söylenir veya tekrarlanır” demektir. Virgül, giriş ifadesinin bittiğini ve asıl deyişin başladığını gösterir.
Alıştırma
Sonraki sözlerin bilinen bir atasözü olduğunu belirten dört sözcüklük hedef kalıbı yazın: “____, better late than never.”
Cevabı göster
As the saying goes
You snooze, you lose: gecikmek bir fırsata mal olabilir
“You snooze, you lose”, tereddüt eder, oyalanır ya da harekete geçmezsen bir fırsatı kaçırabileceğin anlamına gelen kafiyeli bir sözdür. Zamanında harekete geçmeye yönelten abartılı bir uyarıdır; her kısa uykunun başarısızlığa yol açtığını gerçek anlamda iddia etmez. Bu cümlede snooze, çalar saatin erteleme işlevini de anlatır. Bu yüzden söz bir kelime oyunu oluşturur: Bilinen mecazi uyarısını korurken videodaki uyku ve alarm temasını da hatırlatır.
Alıştırma
Gecikme yüzünden bir fırsatı kaçırmaya ilişkin bilinen uyarıyı tamamlayın: You ____, you ____.
Cevabı göster
snooze · lose
Burning question: yanıtı acilen öğrenilmek istenen soru
A burning question, birinin yanıtını acilen istediği ya da hakkında çok yoğun merak duyduğu sorudur. Burning burada mecazidir: Gerçek bir ateşi veya tehlikeyi değil, duygusal aciliyeti ya da güçlü ilgiyi anlatır. Bu davette “Got a ...?”, “Have you got a ...?” sorusunun samimi ve kısaltılmış biçimidir. Canlı ifade, izleyicileri yanıtını en çok istedikleri soruyu göndermeye teşvik eder.
Alıştırma
Birinin yanıtını öğrenmeyi son derece istediği soruyu anlatan iki sözcüklük İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: After months of wondering, Maya finally asked her ____.
Cevabı göster
burning question
And subscribe for more weekly science videos.
2:13Her hafta daha fazla bilim videosu için abone ol.