ERTELEME Düğmesini Kullanmalı mısınız?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
446 kelime 205 kel/dk

Video özeti: Video, erteleme düğmesinin dinlenmeyi neden bölüp uyku sersemliğini artırdığını açıklıyor ve düzenli bir uyanma saati öneriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “in place” — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: mekanizmaların zaten mevcut ve çalışmaya hazır olduğunu anlayın; ifadeyi planlar ve güvenlik önlemleri için de kullanın. 2. “The deeper the sleep, the more potent the sleep inertia.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “the + comparative, the + comparative” yapısıyla birlikte değişen iki unsuru anlatın. 3. “sleep deprivation” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: yetersiz uykuyu belirten bu resmî sağlık terimini yorgunluktan ayırarak neden ve etkileri kesin anlatın.

Bu derste

The snooze button,

0:00

Erteleme düğmesi,

one of man's best inventions, Dilbilgisi

0:01

insanlığın en iyi icatlarından biridir...

until 9 minutes later when the dreaded alarm strikes again.

0:03

en azından 9 dakika sonra o korkunç alarm yeniden çalana kadar.

Dilbilgisi

one of man's best inventions: en üst gruptan bir öğe

one of man's best inventions ifadesindeki yapı one of + iyelik belirleyicisi + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. Erteleme düğmesini, konuşanın en yüksek değeri verdiği icatlar grubunun bir üyesi olarak sunar. Bir gruptan tek bir öğe seçildiği için inventions çoğuldur. Buradaki man's geneldir; belirli bir erkeğin sahip olduğu bir şeyi değil, humanity's veya our anlamını taşır. Övgü kasıtlı olarak abartılıdır ve ardından gelen until yan cümlesi bu övgüyü hemen tersine çevirir.

Alıştırma

Bu kitabın en yüksek değerlendirdiğim kitaplar arasında olduğunu anlatan üç İngilizce sözcükle cümleyi tamamlayın: This is ____ best books.

Cevabı göster

one of my

Except now you feel even more tired.

0:06

Ancak bu kez kendini daha da yorgun hissedersin.

So do you hit it again?

0:09

Peki düğmeye yine basar mısın?

Are those extra minutes really helping at all? Kalıp ifadeler

0:10

O fazladan dakikalar gerçekten bir işe yarıyor mu?

Kalıp ifadeler

at all: herhangi bir derecede olup olmadığını sormak

At all, evet ya da hayır sorusunda herhangi bir şekilde veya herhangi bir derecede anlamına gelir. Burada helping ile ilgilidir: konuşan, fazladan dakikaların en küçük bir yarar bile sağlayıp sağlamadığını sorar. Really zaten şüphe bildirir; at all ise bu şüpheyi daha da güçlendirir. Buradaki at all, her şey veya tümü anlamına gelmez.

Alıştırma

En küçük bir yarar bile olup olmadığını soran iki sözcüklü İngilizce ifadeyle soruyu tamamlayın: Is this treatment helping ____?

Cevabı göster

at all

Or is it the beginning of a never-ending cycle

0:12

Yoksa hiç bitmeyen bir döngü başlayıp

that ends in you being late Dilbilgisi

0:14

sonunda geç kalmana

and still dead tired? Deyimler

0:16

ve hâlâ bitkin olmana mı yol açıyor?

Dilbilgisi

ends in you being late: end in + isim veya -ing yan cümlesi

Ends in, bir sürecin veya olaylar zincirinin nihai sonucunu belirtir. Burada döngünün sonucu senin geç kalmandır; ifade bir şeyin sona erdiği yeri anlatmaz. end in ifadesinden sonra bir isim grubu veya -ing yan cümlesi kullanılabilir. you being late yapısında -ing yan cümlesinin kendi öznesi you olduğu için kimin geç kaldığını biliriz.

Alıştırma

Cümleyi end in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Skipping every rehearsal ____ the band performing badly.

Cevabı göster

ended in

Deyimler

dead tired: gündelik bir pekiştirici olarak dead

Dead tired ifadesinde dead, tamamen veya son derece anlamına gelen gündelik bir pekiştiricidir. İfade çok yorgun veya bitkin olmak demektir; dead gerçek anlamıyla kullanılmaz. Still, biraz daha uyunmasına rağmen yorgunluğun sürdüğünü gösterir. Böylece konuşan kişi bu döngünün sorunu çözmediğini vurgular.

Alıştırma

Dead kelimesinin son derece anlamında kullanıldığı gündelik ifadeyi tamamlayın: After carrying boxes all afternoon, I was ____.

Cevabı göster

dead tired

In an unimaginable world without alarm clocks, Dilbilgisi

0:18

Çalar saatlerin olmadığı, hayal etmesi bile zor bir dünyada,

our bodies would simply wake up naturally.

0:20

bedenlerimiz kendiliğinden, doğal olarak uyanırdı.

Dilbilgisi

Varsayımsal kalıp In a world without ..., ... would ...

Baştaki In an unimaginable world without alarm clocks edat öbeği, çalar saatlerin bulunmadığı hayalî bir gerçeklik kurar. Yaklaşık olarak If there were no alarm clocks anlamına gelen, açıkça söylenmemiş bir if cümleciği gibi çalışır. unimaginable sözcüğü eğlenceli bir abartı katar. Ana cümledeki would, bu hayalî durumun içindeki sonucu sunar. Burada geçmişte tekrarlanan bir alışkanlığı anlatmaz. Yeniden kullanılabilecek kalıp In a world without + isim, özne + would + fiilin yalın hâli biçimindedir.

Alıştırma

Hedef varsayımsal sonuç kalıbını eksik kip belirteciyle tamamlayın: In a world without GPS, drivers ____ need to plan routes more carefully.

Cevabı göster

would

Seems crazy, Ton ve niyet

0:23

Kulağa çılgınca geliyor,

right?

0:24

değil mi?

Ton ve niyet

Konuşmadaki onay ifadesi Seems crazy, right?

Seems crazy, It seems crazy ifadesinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Burada crazy, kelimenin gerçek anlamıyla bir ruh sağlığı tanısını değil, çok şaşırtıcı veya inanılması zor olmayı anlatır. Sondaki right? kısa bir onay ifadesidir. Konuşan kişi bir tepki sunar ve ardından dinleyiciyi bu tepkiyi paylaşmaya veya doğrulamaya çağırır. Bu nedenle soru işareti, yeni bir olgusal bilgi istemek yerine uzlaşma arar.

Alıştırma

Seems crazy, right? cümlesinde konuşan kişi right? ifadesini esas olarak ne yapmak için kullanıyor?

  1. crazy sözcüğünün olgusal tanımını istemek
  2. Dinleyiciyi bu tepkiye katılmaya çağırmak
  3. Dinleyicinin dil bilgisini düzeltmek
Cevabı göster

Dinleyiciyi bu tepkiye katılmaya çağırmak

But our bodies have many chemical mechanisms in place Kalıp ifadeler

0:24

Ancak bedenimizde birçok kimyasal mekanizma vardır;

to not only put us to sleep, Dilbilgisi

0:27

bunlar yalnızca uykuya dalmamızı sağlamakla kalmaz,

but wake us up as well.

0:28

aynı zamanda bizi uyandırır.

Kalıp ifadeler

have something in place: bir şeyin kurulmuş ve çalışmaya hazır olması

have + something + in place kalıbı, bir sistemin, düzenlemenin veya önlemin önceden kurulmuş ve çalışmaya hazır olduğunu belirtir. Bu cümlede many chemical mechanisms, vücutta zaten var olan ve işleyen şeylerdir. Bu kalıpta in place yalnızca fiziksel konumu değil, işlev göstermeye hazır olma durumunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “önceden oluşturulmuş ve çalışmaya hazır” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The school has emergency procedures ____ before the new term begins.

Cevabı göster

in place

Dilbilgisi

not only ... but ... as well: paralel ikinci unsuru ekleyip vurgulamak

not only X but Y as well yapısı, paralel iki işlevi birbirine bağlar ve Y unsuruna ek vurgu yapar. Burada X put us to sleep, Y ise wake us up ifadesidir. Böylece cümle, vücudun mekanizmalarının iki işi de yaptığını, özellikle de ikinci işi vurgular. Önceki to iki fiil öbeği için de geçerlidir: to not only put us to sleep but wake us up as well. but sonrasında to ifadesini tekrarlamak gerekmez. as well, alternatif not only X but also Y yapısındaki also kelimesinin genellikle verdiği anlamı sağlar.

Alıştırma

İkinci bir yarar ekleyip onu vurgulayan yapının üç parçasıyla cümleyi tamamlayın: The course will ____ improve your writing, ____ build your confidence ____.

Cevabı göster

not only · but · as well

The body begins preparing in the hour before you naturally wake up.

0:29

Beden, doğal olarak uyanacağın saatten bir saat önce hazırlanmaya başlar.

Body temperature rises,

0:33

Vücut sıcaklığı yükselir,

sleep becomes lighter,

0:34

uyku hafifler

and hormones such as dopamine and cortisol are released,

0:35

ve dopamin ile kortizol gibi hormonlar salgılanır;

which give you energy to start your day.

0:37

bunlar güne başlaman için sana enerji verir.

But the problem with alarms is that they often interrupt your sleep cycle Dilbilgisi

0:40

Fakat alarmların sorunu, uyku döngünü sık sık bölmeleri

and cut these processes short, Deyimler

0:43

ve bu süreçleri yarıda kesmeleridir,

Dilbilgisi

the problem with X is that Y: bir dezavantajı belirtip açıklamak

the problem with X is that Y kalıbında önce X ile değerlendirilen şey belirtilir, ardından that yan cümlesiyle belirli sorun açıklanır. Burada X alarms sözcüğüdür; Y ise alarmların uykuyu böldüğünü ve doğal süreçleri erken durdurduğunu söyler. Problem with, bir şeyle bağlantılı dezavantaj veya kusur anlamına gelir; onunla çatışma yaşamak anlamına gelmez. Bu kalıp, sorunun ne olduğunu hemen açıkladığı için yalnızca X is bad demekten daha bilgilendiricidir.

Alıştırma

Cümleyi the problem with X is that Y kalıbıyla tamamlayın: The ____ the new bus route ____ it takes much longer.

Cevabı göster

problem with · is that

Deyimler

cut something short: doğal bitişinden önce sona erdirmek

Cut something short, bir etkinliği, olayı veya süreci beklenen ya da doğal bitişinden önce durdurmak anlamına gelir. Bu cümlede alarmlar bir şeyi gerçekten kesmez; vücudun uyanma süreçlerini bu süreçler tamamlanmadan böler. Vurgulanan yapıda nesne cut ile short arasına gelir: cut these processes short. İfade çoğu zaman erken bitişin istenmediğini veya koşullardan kaynaklandığını düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi cut something short kullanarak tamamlayın: The thunderstorm made us ____ our game ____.

Cevabı göster

cut · short

particularly if you don't have a regular sleep rhythm or schedule.

0:45

özellikle de düzenli bir uyku ritmin veya programın yoksa.

The alarm goes off, Öbek fiiller

0:48

Alarm çalar,

but your body isn't quite ready.

0:49

ama bedenin henüz tam olarak hazır değildir.

Öbek fiiller

The alarm goes off: go off çalmak anlamında

Bir alarm goes off olduğunda çalmaya veya uyarı sesi çıkarmaya başlar. Buradaki goes off, alarmın devreye girip ses çıkarmasını anlatır; kapatıldığı anlamına gelmez. Go off, anlamı özneye ve bağlama bağlı olan bir phrasal verb’dür. Alarm, zamanlayıcı ve uyarı cihazlarıyla genellikle çalmak veya devreye girip ses vermek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi go off ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: At 6:30, my alarm ____, and I get out of bed.

Cevabı göster

goes off

This groggy and tired state is known as sleep inertia, Kelime

0:51

Bu sersem ve yorgun hâle uyku ataleti denir,

and its strength is related to which sleep stage you're waking up out of.

0:54

ve şiddeti, uykunun hangi evresinden uyandığına bağlıdır.

Kelime

sleep inertia: uyanır uyanmaz yaşanan sersemlik

Sleep inertia, yani uyku ataleti, uyanmanın hemen ardından görülen geçici sersemlik, düşünmede yavaşlama ve uyanıklık azalması dönemidir. Bu cümlede groggy and tired state şeklindeki günlük betimlemeye bilimsel adı verilir. Inertia sözcüğü uyku hâlinin bir anda bitmediğini, bazı etkilerinin uyandıktan sonra kısa süre devam ettiğini düşündürür. Terim genel yorgunluğu değil, bu geçiş dönemini adlandırır.

Alıştırma

Hangi durum en iyi sleep inertia olarak tanımlanır?

  1. Uzun bir yarışı koştuktan sonra kendinizi bitkin hissediyorsunuz.
  2. Yalnızca dört saat uyudunuz ve bütün gün yorgun hissediyorsunuz.
  3. Yeni uyandınız ve net düşünebilmek için birkaç dakikaya ihtiyacınız var.
Cevabı göster

Yeni uyandınız ve net düşünebilmek için birkaç dakikaya ihtiyacınız var.

The deeper the sleep, Dilbilgisi

0:57

Uyku ne kadar derinse,

the more potent the sleep inertia.

0:58

uyku ataleti de o kadar şiddetli olur.

Dilbilgisi

The deeper ..., the more potent ...: bağlantılı karşılaştırma yapısı

Bu bağlantılı karşılaştırma yapısında ilk bölüm değişen bir ölçeği, ikinci bölüm ise başka bir ölçeği belirtir: uyku derinleştikçe uyku ataletinin etkisi güçlenir. Buradaki potent, “etkisi güçlü” demektir; yalnızca ilaçların gücünü anlatmaz. İki the de bu karşılaştırma kalıbını işaretler; sıradan belirli tanımlık değildir. Yapı, iki değişim arasındaki genel ve dereceli ilişkiyi anlatır. Tek başına kesin bir matematiksel oran belirtmez veya nedenselliği kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle, iki değişkenin birlikte değiştiğini göstermek için bağlantılı karşılaştırma kalıbını doğru kullanıyor?

  1. The more carefully you listen, so the instructions are easier to follow.
  2. The more carefully you listen, the easier the instructions are to follow.
  3. If you listen carefully, the instructions are easy to follow.
Cevabı göster

The more carefully you listen, the easier the instructions are to follow.

And so the snoozing begins. Anlatım akışı

1:00

İşte alarmı erteleme böyle başlar.

Anlatım akışı

And so X begins: sonuç olarak doğan yeni aşamayı duyurmak

Baştaki And so, bu cümleyi az önce belirtilen nedene bağlar ve “bu yüzden” ya da “sonuç olarak” anlamına gelir. Önceki açıklamayı tamamlar ve anlatıyı sırada olacak şeye taşır. And so + isim öbeği + begins kalıbı, yeni bir aşamanın başladığını hafif dramatik veya eğlenceli bir tonla duyurur. Buradaki snoozing, yalnızca bir kez uyumak değil, erteleme işleviyle uyanmayı tekrar tekrar geciktirmek demektir.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi sonraki aşamayı bir sonuç olarak sunup hafif dramatik bir duyuru havası veriyor?

  1. The storm knocked out the power. And so the search for candles began.
  2. The storm knocked out the power. And then we looked for candles.
  3. The storm knocked out the power because the search for candles began.
Cevabı göster

The storm knocked out the power. And so the search for candles began.

But the snooze button can do more damage than good. Deyimler

1:02

Ama erteleme düğmesi yarardan çok zarar verebilir.

Deyimler

do more damage than good: yarardan çok zarar vermek

Bu cümlede do more damage than good, “faydadan çok olumsuz etkiye yol açmak” anlamındadır. İki tarafı tartar ve genel sonucun zararlı olduğunu söyler. Buradaki damage geniş anlamlıdır: yalnızca fiziksel hasarı değil, daha kötü uyku, stres, zaman kaybı veya başka bir olumsuz etkiyi de anlatabilir. Good, belirli ve ölçülebilir tek bir kazancı değil, her türlü faydayı ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi nottaki ifadeyle tamamlayın: Constantly changing a useful plan can ____.

Cevabı göster

do more damage than good

As you fall back asleep, Kalıp ifadeler

1:05

Yeniden uykuya daldığında,

the body may restart its sleep cycle

1:06

beden uyku döngüsünü baştan başlatabilir

and enter into deeper sleep stages.

1:08

ve daha derin uyku evrelerine geçebilir.

Kalıp ifadeler

fall back asleep: yeniden uykuya dalmak

Fall asleep, “uyanık durumdan uykuya geçmek” anlamındadır. Back eklendiğinde geri dönüş vurgulanır: fall back asleep, uyandıktan veya uykusu bölündükten sonra yeniden uykuya dalmak demektir. Buradaki fall fiziksel bir hareket değildir. Fall silent örneğinde olduğu gibi bir durum değişikliğini, back ise önceki duruma dönmeyi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi fall back asleep ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The dog woke when the door closed, but it soon ____.

Cevabı göster

fell back asleep

So instead of your body prepping to wake up, Dilbilgisi

1:10

Yani bedenin uyanmaya hazırlanmak yerine

it's going in the opposite direction. Deyimler

1:12

tam ters yönde ilerler.

Dilbilgisi

instead of your body prepping: instead of + eylemi yapan + -ing yapısı

Instead of, normalde gerçekleşmesi beklenen ama burada gerçekleşmeyen süreci belirtir: vücudunuzun uyanmaya hazırlanması. your body prepping to wake up adlı -ing yan cümlesinde prepping eylemini yapan your body ifadesidir; bu ifade, arkasından ayrı bir ana fiil gelen bir nesne değildir. Beklenen veya yerine başka bir eylem yapılan hareketi kimin gerçekleştirdiğini belirtmeniz gerektiğinde instead of + kişi ya da şey + -ing fiili yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. Mia sözcüğünü sing fiilinin -ing biçiminin hemen önüne koyun: Instead of ____, Ben sang the first song.

Cevabı göster

Mia singing

Deyimler

going in the opposite direction ifadesinin mecaz anlamı

Going in the opposite direction burada mecaz anlamda kullanılmıştır. Vücut fiziksel olarak bir yere hareket etmiyor; uyku süreci, uyanmak yerine daha derin uykuya geçmek olan ters sonuca doğru değişiyor. Daha genel olarak go in the opposite direction, bir sürecin, eğilimin veya kararın beklenen ya da amaçlanan sonuçtan uzaklaşıp ters sonuca doğru ilerlediğini belirtir.

Alıştırma

Bu cümleyi okuyun: The plant was expected to get healthier, but it is going in the opposite direction. going in the opposite direction ne anlama geliyor?

  1. Bitki hiç değişmiyor.
  2. Bitki giderek daha sağlıksız hâle geliyor.
  3. Bitki başka bir yere taşınıyor.
Cevabı göster

Bitki giderek daha sağlıksız hâle geliyor.

As a result, Anlatım akışı

1:14

Bunun sonucunda,

the second alarm may cause you to feel even more tired.

1:15

ikinci alarm kendini daha da yorgun hissetmene neden olabilir.

Anlatım akışı

Sonucu belirten As a result,

“As a result”, ardından gelen bilginin daha önceki bir nedenin sonucu olduğunu gösteren bir cümle bağlayıcısıdır. Burada daha da yorgun hissetmek, uyku döngüsüne yeniden girmenin sonucu olarak sunulur. Bilgiyi önce neden, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler. Genellikle daha önce açıklanmış bir nedene gönderme yapar; burada tek başına açıklanan bir puan, sınav sonucu veya başka belirli bir sonuç anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki neden-sonuç bağlayıcısıyla tamamlayın: The road was flooded. ____, the bus arrived late.

Cevabı göster

As a result

And so continues the vicious cycle. Deyimler

1:18

Ve bu kısır döngü böyle sürüp gider.

Deyimler

vicious cycle: kendi kendini güçlendiren zararlı bir düzen

“Vicious cycle”, bir sorunun başka bir etkiye yol açtığı ve bu etkinin de başlangıçtaki sorunu güçlendirdiği veya yeniden başlattığı zararlı bir düzendir. Yalnızca kötü bir şeyin tekrar tekrar olmasından daha özel bir anlam taşır. Bu ifadede “vicious”, döngünün zararlı olduğunu ve kendi kendini güçlendirdiğini anlatır; bir kişinin şiddet yanlısı veya acımasız olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Avoiding the task increases your anxiety, and the anxiety makes you avoid it again. This is a ____.

Cevabı göster

vicious cycle

Ultimately,

1:20

Sonuç olarak,

you'd be better off setting your original alarm later Dilbilgisi

1:21

ilk alarmını daha geç bir saate kurman

and not interrupting your sleep.

1:24

ve uykunu bölmemen daha iyi olur.

Dilbilgisi

you'd be better off setting: daha iyi seçeneğe dayalı tavsiye

you'd be better off setting ifadesinde you'd, you would anlamına gelir. would be better off + -ing kalıbı, bir eylemin alternatiflere kıyasla kişiye genel olarak daha iyi bir sonuç verme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtir. Burada ilk alarmı daha geç kurmak daha yararlı seçenek olarak sunuluyor. Bu, seçenekleri karşılaştıran bir tavsiyedir; emir değildir. Karşılaştırma than ile açıkça verilebilir veya bağlamdan anlaşılabilir. Ayrıca not interrupting your sleep örneğinde olduğu gibi not + -ing ile olumsuz bir alternatif eklenebilir.

Alıştırma

you'd be better off + -ing kalıbını ve take fiilini kullanarak tavsiyeyi tamamlayın: With all that traffic, ____ the train.

Cevabı göster

you'd be better off taking

Many studies have found that fragmented sleep Notlar

1:25

Birçok araştırma, bölünmüş uykunun

is much less restorative

1:27

çok daha az dinlendirici olduğunu

and leads to sleepiness related daytime impairment. Kelime

1:29

ve uykululuğa bağlı gündüz işlev kaybına yol açtığını göstermiştir.

Anlatım akışı

Many studies have found that: bir iddiayı araştırmaya dayandırmak

Many studies have found that, bir iddiayı kanıta dayandıran bir çerçevedir. Many studies kaynağı belirtir, that ise aktarılan sonucu başlatır. Böylece cümle, iddiayı konuşanın kişisel görüşü olarak değil, birden fazla araştırmayla desteklenen bir sonuç olarak sunar. Have found, present perfect zamanındadır: çalışmalar geçmişte yapılmıştır, ancak bulguları şu anki tartışmayla ilgili olarak sunulur. Many, birden fazla çalışma olduğunu gösterir; bütün çalışmaların aynı görüşte olduğunu veya belirli çalışmaların listelendiğini göstermez.

Alıştırma

Geçmişte yapılmış birkaç çalışmayla desteklenen ve bugün de geçerli olan bir sonucu en uygun biçimde hangi cümle tanıtır?

  1. Every study proved that short breaks always improve attention.
  2. I have found that short breaks can improve attention.
  3. Many studies have found that short breaks can improve attention.
Cevabı göster

Many studies have found that short breaks can improve attention.

Kelime

fragmented sleep: tekrar tekrar kesilerek bölümlere ayrılan uyku

“Fragmented sleep”, uykunun tekrar tekrar kesilerek tek ve devamlı bir dönem yerine ayrı bölümler hâlinde gerçekleşmesi demektir. Burada önemli olan toplam uyku saati değil, uykunun sürekliliğidir. Sağlık ve uyku araştırmalarında bu ifade, bir kişinin yatakta yeterince uzun süre kalmasına rağmen neden daha az dinlendirici bir uyku uyuyabileceğini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Raporu, tekrarlanan kesintilerle bölümlere ayrılan uyku için kullanılan iki sözcüklük tam sağlık terimiyle tamamlayın: The patient spent eight hours in bed, but frequent awakenings caused ____.

Cevabı göster

fragmented sleep

Kelime

sleepiness-related daytime impairment: bileşik ad öbeğinin yapısı

Bu ad öbeğinin temel sözcüğü impairment'tır ve kişinin işlev gösterme becerisindeki azalmayı ifade eder. Daytime, işlev kaybının ne zaman gerçekleştiğini; sleepiness-related ise bunun neyle ilişkili olduğunu gösterir. Özenli yazılı İngilizcede isimden önce gelen iki sözcüklü niteleyici normalde kısa çizgiyle yazılır: sleepiness-related daytime impairment. Dolayısıyla öbek, uykululukla ilişkili gündüz işlev kaybı anlamına gelir. Yalnızca uykulu hissetme belirtisini değil, işlevsel bir sonucu adlandırır; related ise nedeni kendiliğinden kanıtlamak yerine bir ilişki bulunduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir araştırma raporunda sleepiness-related daytime impairment ne anlama gelir?

  1. Gündüz saatlerinde tekrar tekrar kesilen uyku
  2. Uykululukla ilişkili gündüz işlev azalması
  3. İşlevden söz etmeden gündüz uykulu hissetmek
Cevabı göster

Uykululukla ilişkili gündüz işlev azalması

So by breaking up those last 30 minutes or so of sleep, Notlar

1:32

Dolayısıyla uykunun son 30 dakika kadarını bölüp durduğunda,

Kalıp ifadeler

or so: Yaklaşık bir miktarı belirtmek

Or so, bir sayıdan veya ölçülen bir miktardan sonra gelir ve bu değerin tahmin olduğunu gösterir. Bu parçada 30 minutes or so, tam olarak 30 değil, yaklaşık 30 dakika anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen biçim sayı veya miktar + or so şeklindedir; ten people or so ya da a kilometer or so buna örnektir. İfade, hemen önündeki miktarı niteler; or bir seçenek sunmaz ve so bu nedenle anlamına gelmez.

Alıştırma

Miktardan sonra yaklaşık anlamına gelen iki sözcüklü hedef ifadeyi kullanın: The meeting should last twenty minutes ____, but the schedule is not exact.

Cevabı göster

or so

you're more likely to feel tired Dilbilgisi

1:35

kendini yorgun hissetme

and perform poorly during the day.

1:37

ve gün içinde düşük performans gösterme olasılığın artar.

Dilbilgisi

by breaking up: Bir yöntem aracılığıyla sonucu açıklamak

Burada by breaking up, sonraki sonucu daha olası hâle getiren eylemi tanıtır. Break up, kesintisiz bir uyku dönemini bölerek daha küçük parçalara ayırmak anlamına gelir; dolayısıyla bu ifade kişinin neden yorgun hissedebileceğini ve düşük performans gösterebileceğini açıklar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp by + fiil-ing biçimindedir ve bir şeyi belirli bir eylem yoluyla yapmak veya o eylemin sonucunda anlamına gelir. Bu ifade ana cümleden önce geldiğinde önce yöntemi ya da nedeni, sonra sonucu sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir sonucu üreten yöntemi açıklamak için by + fiil-ing yapısını doğru kullanır?

  1. By checking the map first, we found the museum easily.
  2. By the map first, we found the museum easily.
  3. By checked the map first, we found the museum easily.
Cevabı göster

By checking the map first, we found the museum easily.

Dilbilgisi

more likely to + fiil: daha yüksek olasılık

Be more likely to + fiilin yalın hâli, bir eylem veya sonucun gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtir. Bu cümlede yorgun hissetmek ve düşük performans göstermek, bağlamda açıkça söylenmeyen karşılaştırma durumuna göre daha olasıdır; bunların kesinlikle gerçekleşeceği söylenmez. Karşılaştırma bildiren more bir karşılaştırma noktası gerektirir. Bu nokta than ile açıkça belirtilebilir veya buradaki gibi bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “gerçekleşme olasılığı daha yüksek olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Compared with rested drivers, sleepy drivers are ____ make mistakes.

Cevabı göster

more likely to

What else can you do? Anlatım akışı

1:39

Peki başka ne yapabilirsin?

Anlatım akışı

Geçiş ifadesi olarak What else can you do?

What else can you do?, açıklamayı düzenleyen kısa bir retorik sorudur. Bir sorun veya bir çözüm ele alındıktan sonra başka eylemlere ya da çözümlere geçileceğini bildirir. Else, “daha önce sözü edilene ek olarak” anlamına gelir. Burada konuşmacı izleyicinin yanıtını beklemek için durmaz; konuşmanın sonraki bölümü yanıtı verir.

Alıştırma

Bir sunumcu, gece geç saatlerde ekran kullanmanın uykuyu neden bozabileceğini açıkladı. “What else can you do?” diyor ve hemen üç öneri sunuyor. Bu soru ne işe yarıyor?

  1. Konuşmayı sorundan ek eylemlere geçirmek
  2. İzleyicinin fiziksel olarak eyleme geçebilme yeteneğini sınamak
  3. Konuşma devam etmeden önce izleyiciden yanıt istemek
Cevabı göster

Konuşmayı sorundan ek eylemlere geçirmek

Try adopting a more regular sleep schedule. Dilbilgisi

1:40

Daha düzenli bir uyku programı edinmeyi dene.

Dilbilgisi

Try adopting: bir çözümü denemek için try + gerund

“Try adopting” ifadesinde try fiilinden sonra gerund, yani -ing biçimi gelir. Bu yapı, bir eylemi olası bir çözüm olarak denemeyi önerir; eylemin işe yarayacağını garanti etmez. Buradaki adopting, daha düzenli bir uyku programını izlemeye başlamak anlamındadır. Vurgu, yalnızca onu benimsemeye çalışmakta değil, bu yöntemi denemektedir.

Alıştırma

Bir çözümü denemeyi önermek için cümleyi try ve take fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: “The bus is delayed. ____ the subway instead and see whether it is faster.”

Cevabı göster

Try taking

Being tired is not only a product of sleep deprivation Kelime

1:43

Yorgunluk yalnızca uyku yoksunluğundan

or waking up out of a deep sleep,

1:45

ya da derin uykudan uyanmaktan kaynaklanmaz;

but also lacking a consistent schedule.

1:47

istikrarlı bir programın olmaması da buna yol açar.

Kelime

Sleep deprivation: yetersiz uyku, uyanma sonrası sersemlik değil

Sleep deprivation, yeterince uyumama durumudur. Deprivation, gerekli bir şeyden yoksun olmayı ifade eder; bu nedenle bu ifade, belirli bir anda yalnızca yorgun hissetmekten daha özeldir. Bu cümlede derin uykudan uyanma ve düzensiz bir programa sahip olmanın yanında, yorgunluğun olası kaynaklarından birini adlandırır. Tek başına uyandıktan sonraki sersemlik veya uykunun bölünmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, yeterince uyumamak anlamına gelen iki sözcüklü resmî terimle tamamlayın: “After a week of sleeping only four hours a night, Lena was suffering from ____.”

Cevabı göster

sleep deprivation

The body loves predictability. Deyimler

1:50

Beden öngörülebilir bir düzeni sever.

Deyimler

The body loves predictability. cümlesindeki kişileştirme

Bu cümle bedeni kişileştirir; bedenden, sanki bir şeyi sevebilirmiş gibi söz eder. Buradaki loves bir duyguyu anlatmaz. Düzenli ve öngörülebilir rutinlerin bedenin doğal ritimlerine çok yardımcı olduğunu güçlü ve akılda kalıcı biçimde ifade eder.

Alıştırma

“The body loves predictability” cümlesinde loves ne anlama gelir?

  1. Beden bir programa karşı romantik sevgi hisseder.
  2. Beden, düzenli ve öngörülebilir rutinlerden büyük yarar görür.
  3. Beden her olayı gerçekleşmeden önce tahmin edebilir.
Cevabı göster

Beden, düzenli ve öngörülebilir rutinlerden büyük yarar görür.

Wake up at the same time every morning,

1:51

Her sabah aynı saatte uyan,

including the weekends,

1:53

hafta sonları da dâhil.

and after a few weeks your body should adapt to the timing Kalıp ifadeler

1:54

Birkaç hafta sonra bedenin bu zamanlamaya uyum sağlamış olur

and be less inclined to require an alarm in the first place. Notlar

1:57

ve artık alarma pek ihtiyaç duymaz.

Kalıp ifadeler

adapt to the timing: adapt to + isim

Adapt to + isim, bir koşula zamanla alışmak veya o koşul altında işlev gösterebilir hâle gelmek demektir. Burada adapt to the timing, bedenin her gün planlanan aynı saatte uyanmaya alışması anlamına gelir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle aynı yapının ardından bir isim veya -ing biçimi gelebilir: adapt to a new schedule; adapt to waking earlier. Buradaki timing, bir eylemin ne kadar hızlı yapıldığını değil, seçilmiş zaman düzenini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi adapt ve doğru edatla tamamlayın: After moving to the night shift, it took Maya a month to ____ the new schedule.

Cevabı göster

adapt to

Kalıp ifadeler

be less inclined to: azalmış bir eğilim

Be less inclined to do something, bir şeyi yapma eğiliminin veya isteğinin azalması demektir. Less dereceyi düşürür: eylem hâlâ mümkündür, ancak eskisi kadar olası veya doğal değildir. Bu cümlede özne your body ifadesidir. Vücut düzenli bir uyanma saatine alışınca alarma daha az bağımlı olabilir. Bu ifade, vücudun alarma ihtiyaç duyamayacağı veya bir daha asla alarma ihtiyaç olmayacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Daha zayıf bir eğilimi anlatan hedef ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: After I moved the cookies out of sight, I was ____ eat them.

Cevabı göster

less inclined to

Deyimler

in the first place: ilk neden veya gereklilik

In the first place burada “başlangıçta” veya “en başta” anlamına gelir. İfade, alarmın baştaki gerekliliğine geri döner: vücut alıştıktan sonra bu ihtiyaç hiç ortaya çıkmayabilir. Bu deyim, konuşmayı bir durumun ilk nedenine, sebebine, kararına veya gerekliliğine döndürür. Bu cümlede fiziksel bir yerden veya sıralamadaki birincilikten söz edilmez.

Alıştırma

“Why did you invite him in the first place?” cümlesinde in the first place ne anlama gelir?

  1. başlangıçta hangi nedenle
  2. herkesten önce
  3. ilk konumda
Cevabı göster

başlangıçta hangi nedenle

And if you do wake up feeling a little tired, Dilbilgisi

2:00

Biraz yorgun hissederek uyanırsan da

try to resist the snooze temptation

2:02

erteleme isteğine direnmeye çalış

and just get up.

2:04

ve yataktan kalk.

Dilbilgisi

do wake up ifadesindeki vurgulu do

Bu olumlu if yan cümlesinde do, wake up ifadesini vurgular. “Gerçekten yorgun hissederek uyanırsanız” anlamına gelir ve bunun yine de olabileceğini kabul eder. Bu, vurgu amaçlı do kullanımıdır: do, does veya did; bir olumlu cümlede ifadeyi güçlendirmek, düzeltmek ya da karşıtlık kurmak için fiilin yalın hâlinden önce gelebilir. Burada soru oluşturmaz; ödün verme anlamını güçlendirir.

Alıştırma

Konuşanın gerçek bir istisnayı kabul etmesini sağlayan vurgu yardımcı fiilini yazın: “Although I usually sleep well, I ____ wake up tired sometimes.”

Cevabı göster

do

Because as the saying goes, Kalıp ifadeler

2:05

Çünkü bir söz vardır:

you snooze, Deyimler

2:06

Ertelersen,

you lose.

2:07

kaybedersin.

Kalıp ifadeler

Bilinen bir deyişi tanıtan as the saying goes

As the saying goes, “bilinen bir atasözü ya da yaygın deyişin ifade ettiği gibi” anlamına gelen kalıplaşmış bir giriş ifadesidir. Ardından gelen sözlerin konuşanın yeni ürettiği bir anlatım değil, paylaşılan bir bilgelik olduğunu belirtir. Burada goes fiziksel hareket anlamına gelmez; “genellikle bu şekilde söylenir veya tekrarlanır” demektir. Virgül, giriş ifadesinin bittiğini ve asıl deyişin başladığını gösterir.

Alıştırma

Sonraki sözlerin bilinen bir atasözü olduğunu belirten dört sözcüklük hedef kalıbı yazın: “____, better late than never.”

Cevabı göster

As the saying goes

Deyimler

You snooze, you lose: gecikmek bir fırsata mal olabilir

“You snooze, you lose”, tereddüt eder, oyalanır ya da harekete geçmezsen bir fırsatı kaçırabileceğin anlamına gelen kafiyeli bir sözdür. Zamanında harekete geçmeye yönelten abartılı bir uyarıdır; her kısa uykunun başarısızlığa yol açtığını gerçek anlamda iddia etmez. Bu cümlede snooze, çalar saatin erteleme işlevini de anlatır. Bu yüzden söz bir kelime oyunu oluşturur: Bilinen mecazi uyarısını korurken videodaki uyku ve alarm temasını da hatırlatır.

Alıştırma

Gecikme yüzünden bir fırsatı kaçırmaya ilişkin bilinen uyarıyı tamamlayın: You ____, you ____.

Cevabı göster

snooze · lose

Got a burning question you want answered? Deyimler

2:09

Yanıtını çok merak ettiğin bir soru mu var?

Deyimler

Burning question: yanıtı acilen öğrenilmek istenen soru

A burning question, birinin yanıtını acilen istediği ya da hakkında çok yoğun merak duyduğu sorudur. Burning burada mecazidir: Gerçek bir ateşi veya tehlikeyi değil, duygusal aciliyeti ya da güçlü ilgiyi anlatır. Bu davette “Got a ...?”, “Have you got a ...?” sorusunun samimi ve kısaltılmış biçimidir. Canlı ifade, izleyicileri yanıtını en çok istedikleri soruyu göndermeye teşvik eder.

Alıştırma

Birinin yanıtını öğrenmeyi son derece istediği soruyu anlatan iki sözcüklük İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: After months of wondering, Maya finally asked her ____.

Cevabı göster

burning question

Ask it in the comments

2:11

Yorumlarda

or on Facebook and Twitter.

2:12

ya da Facebook ve Twitter'da sor.

And subscribe for more weekly science videos.

2:13

Her hafta daha fazla bilim videosu için abone ol.