Sıradaki Süper Güç Kim Olacak?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Geçmiş imparatorluklarla günümüz adayları karşılaştırılıyor; Japonya tahmininin başarısızlığı belirsizliği gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “losing grip on its territories.” (Deyimler ve mecazlı ifadeler): lose one's grip on kalıbını fiziksel tutuş değil denetim kaybı olarak anlayın ve etkilenen bölge, grup veya durumu belirtin. 2. “does indeed have” (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): does + fiil kökünü vurgu, indeed sözcüğünü onay güçlendirici olarak tanıyın ve şüpheye kararlı yanıt verin. 3. “it should be noted that” (Söylem, anlatı ve retorik): Bu resmî, kişisiz çerçeveyle bir çekince veya temel kanıt sunup odağı savunulan düşünceye taşıyın.
Bu derste
Throughout history, superpowers have risen and fallen. Notlar
0:00Tarih boyunca süper güçler yükselmiş ve çökmüştür.
Geniş bir tarihsel zaman çerçevesi için “Throughout history”
Bu cümlede “Throughout history”, iddiayı belirli bir tarihe ya da adı konmuş tek bir döneme değil, insanlık tarihinin geniş akışına yerleştirir. Böylece tüm ifadenin zaman çerçevesini belirler. Bu tür bir giriş, uzun dönemlerde tekrar tekrar görülen bir örüntüyü tanıtmak için açıklayıcı metinlerde ve konuşmalarda yaygındır. Burada “history” genel olarak insanlık tarihini anlattığı için önünde tanımlık kullanılmaz.
Alıştırma
Girişi “insanlık tarihinin geniş akışı boyunca” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____, people have created tools to solve new problems.
Cevabı göster
Throughout history
Önem döngülerinin mecazı olarak “Have risen and fallen”
“Have risen and fallen”, yukarı ve aşağı yönlü hareket bildiren “rise” ile “fall” ikilisini mecazi olarak kullanır. Süper güçler güç ve önem kazanmış, ardından bunları kaybetmiştir; “fallen” burada fiziksel olarak yere düşmek anlamına gelmez. Present perfect yapısındaki “have risen and fallen”, bugünden geriye bakarak tekrarlanan tarihsel değişimleri ele alır. Tamamlanmış belirli bir dönemin adını vermeden yinelenen bir örüntüyü özetler.
Alıştırma
Cümleyi “önem kazandı ve sonra geriledi” anlamındaki üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Over the past fifty years, several media empires have ____.
Cevabı göster
risen and fallen
The Roman Empire, the most dominant power in the ancient world,
0:03Antik dünyanın en baskın gücü olan Roma İmparatorluğu,
tore across Europe and the Middle East in the 2nd century
0:072. yüzyılda Avrupa ve Orta Doğu'yu kasıp kavurduktan sonra
before eventually losing grip on its territories. Deyimler
0:10nihayetinde toprakları üzerindeki kontrolünü kaybetmiştir.
toprakları üzerindeki hâkimiyetini kaybetmek
Burada losing grip on its territories, imparatorluğun bu toprakları etkili biçimde kontrol etme gücünü giderek yitirmesi anlamına gelir. Grip mecazidir; imparatorluk toprakları fiziksel olarak elinde tutmuyor. Başka bağlamlara aktarılabilen yapı lose (one's) grip on + isim şeklindedir. Kontrolün, etkinin veya istikrarın zayıfladığını anlatır. Grip öncesinde iyelik ifadesi kullanmak yaygındır, ancak bu cümledeki gibi yoğun anlatımlarda bu ifade atlanabilir.
Alıştırma
Kontrolün zayıfladığını anlatan grip ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After three key employees resigned, the manager felt she was ____ the department.
Cevabı göster
losing her grip on
Likewise, the Mongol Empire, led by Genghis Khan, Notlar
0:12Benzer şekilde, Cengiz Han liderliğindeki Moğol İmparatorluğu,
Likewise: paralel bir örnek eklemek
Likewise, dinleyiciye sıradaki örneği önceki örnekle aynı düzeni izleyen bir durum olarak okumasını söyleyen bir bağlayıcı zarftır. Burada bir imparatorluğun yükseliş ve çöküş hikâyesinden başka bir paralel örneğe geçiş yapar. Cümlenin veya yan cümlenin başında likewise sözcüğünden sonra genellikle virgül gelir. Benzer bir kanıt ya da durum eklemek için kullanın; ilk olayın ikinci olaya neden olduğunu göstermek için kullanmayın.
Alıştırma
İkinci şubeyi paralel bir örnek olarak sunan bağlayıcıyı seçin: The north branch cut energy use by 15%. ____, the south branch reported a similar reduction.
- Likewise
- However
- Therefore
Cevabı göster
Likewise
led by Genghis Khan: kısaltılmış edilgen ilgi yan cümlesi
Led by Genghis Khan, hemen önündeki the Mongol Empire adını niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Eylemden etkilenen imparatorluktur: Cengiz Han onu yönetmiştir. Bu öbek, edilgen ilgi yan cümlesi which was led by Genghis Khan ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Virgüllerle ayrıldığı için hangi Moğol İmparatorluğu'nun kastedildiğini belirlemek yerine ek bilgi verir. Bu nedenle led burada bir ortaçtır; ayrı bir cümlenin geçmiş zamanlı çekimli fiili değildir.
Alıştırma
Cümleyi "which was led by" ifadesinin kısaltılmış edilgen biçimiyle tamamlayın: The expedition, ____ an experienced guide, reached the summit.
Cevabı göster
led by
yet after division separated in 13th century,
0:18ancak 13. yüzyıldaki bölünmenin ardından ayrıldıktan sonra,
The British Empire expanded through trading ventures
0:22İngiliz İmparatorluğu ticaret girişimleri yoluyla genişledi
and by the early 20th century had become history's largest empire Dilbilgisi
0:25ve 20. yüzyılın başlarına gelindiğinde tarihin en büyük imparatorluğu haline geldi,
by the early 20th century had become: geçmişteki bir son tarihe kadar tamamlanma
By the early 20th century geçmişte bir son tarih belirler ve “o dönemden daha geç olmamak üzere” anlamına gelir. Had become past perfect biçimindedir; bu nedenle değişimi, söz konusu son tarihe ulaşıldığında zaten tamamlanmış olarak sunar. Bu ifade, daha önceki süreci sonraki sonucundan ayırır: imparatorluk zamanla genişlemiş ve belirtilen noktaya gelindiğinde tarihin en büyük imparatorluğu olmuştu. By, değişimin yalnızca o anda gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi parantezde verilen son tarih belirteci ve past perfect biçimiyle tamamlayın: ____ 2015, the neighborhood ____ much quieter. (by; become)
Cevabı göster
By · had become
with a fifth of the world's population living in it. Dilbilgisi
0:30ve dünya nüfusunun beşte biri bu imparatorlukta yaşıyordu.
with + isim öbeği + -ing: with a fifth of the world's population living in it
with + isim öbeği + -ing kalıbı, ana betimlemeye arka plan oluşturan bir durum ekler. Burada a fifth of the world's population, living fiilinin anlamca öznesidir; it imparatorluğu gösterir ve with, “birlikte” anlamı yerine eşlik eden bir durumu tanıtır. Bu düşünce “and a fifth ... lived in it” biçiminde tam bir cümleyle açılabilir. Ancak kısa with öbeği, nüfus bilgisini ayrı bir ana ifade yapmak yerine destekleyici bilgi olarak sunar.
Alıştırma
everyone ve wait sözcüklerini kullanarak cümleyi tam olarak with + isim öbeği + -ing kalıbıyla tamamlayın: The room was silent, ____ for the announcement.
Cevabı göster
with everyone waiting
with 50% of the world's GNP, followed closely by Russia.
0:37dünya GSMH'sinin %50'sine sahipti ve onu yakından Rusya takip ediyordu.
come and go: geçici varlık veya etki
Come and go çoğu zaman gerçek anlamının dışında kullanılır. superpowers, trends veya opportunities gibi öznelerle, bunların ortaya çıkması ya da bir süre etkili olması ve sonra kaybolması anlamına gelir. Yan yana kullanılan iki fiil değişimi ve kalıcı olmamayı vurgular. superpowers çoğul olduğu için come and go kullanılır; tekil bir özneyle comes and goes kullanılır.
Alıştırma
İnternet eğilimlerinin geçici olduğunu göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Online trends ____, but clear writing stays useful.
- go back and forth
- move across town
- last forever
- come and go
Cevabı göster
come and go
but today we'll take a look into the future. Kalıp ifadeler
0:42ama bugün geleceğe bir göz atacağız.
Konu geçişi olarak take a look into the future
Bu cümlede take a look into the future, dinleyiciyi süper güçlerin değişimiyle ilgili önceki konudan bundan sonra neler olabileceğine yönlendirir. Take a look, eksiksiz ve kesin bir analiz ilan etmek yerine geçişi davetkâr ve keşfe açık hâle getirir. Buradaki into the future, dikkati zaman içinde ileriye yöneltmek demektir. Geleceği gerçekten görmek anlamına gelmez; ifadenin tamamındaki look into da bir sorunu araştırmak şeklindeki yaygın anlamında kullanılmamıştır.
Alıştırma
Geçişi dersteki ifadeyle tamamlayın: We've reviewed the forces shaping the industry; now let's ____.
Cevabı göster
take a look into the future
With a strong national identity and a united sense of ambition,
0:49Güçlü bir ulusal kimlik ve birleşik bir hırs duygusuyla,
Brazil has sought to emerge as a serious global economic and political power on the world stage. Notlar
0:52Brezilya, dünya sahnesinde ciddi bir küresel ekonomik ve siyasi güç olarak ortaya çıkmaya çalıştı.
sought to emerge as: yeni bir statüye yönelik çaba
Sought to emerge as, seek to do ile emerge as yapılarını birleştirir. Has sought to, ilgili bugüne kadar süren veya tekrarlanan bir çabayı gösterir: Brezilya yeni bir rol kazanmak için bilinçli biçimde çabalamış ya da bunu denemiştir. Has sözcüğünden sonra gelen sought, seek fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Emerge as, belirli bir rolde zamanla görünür veya tanınır hâle gelmek demektir. Bu ifade, statü kazanmayı amaçlayan bir süreci anlatır; çabanın başarılı olduğunu ya da Brezilya’nın kendisini yalnızca böyle bir güç olarak ilan ettiğini tek başına göstermez.
Alıştırma
Cümleyi “olarak tanınmak için çaba gösterdi” anlamındaki dört sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: After years of regional partnerships, the organization has ____ a trusted diplomatic mediator.
Cevabı göster
sought to emerge as
On the world stage: uluslararası görünürlük ve etki
Bu cümlede on the world stage, ülkelerin hareket ettiği, rekabet ettiği ve küresel meseleleri etkilediği uluslararası alanı sahneye benzeten bir metafordur. Brezilya fiziksel bir sahneye çıkmak değil, önemli bir ekonomik ve siyasi güç olarak tanınmak istemektedir. Bu ifade genellikle bir kişinin, ülkenin veya kuruluşun yerel ya da ulusal sınırların ötesinde görünür bir role veya konuma sahip olduğunu anlatır. emerge, act, compete ve play a role gibi fiillerle sıkça kullanılır.
Alıştırma
Bölgesel bir teknoloji şirketi uluslararası etki kazanmaya başlıyor. Bu fikri en iyi hangi cümle ifade eder?
- The firm is performing on a newly built stage.
- The firm is emerging as a serious player on the world stage.
- The firm is keeping its plans behind the scenes.
Cevabı göster
The firm is emerging as a serious player on the world stage.
when it comes to tackling the inevitable environmental issues we all face. Kalıp ifadeler
1:07öncülük etmeye hazır görünüyor.
Looks set to + fiilin yalın hâli
Looks set to, kanıta dayalı bir öngörü sunar: mevcut işaretler, ardından gelen olayın gerçekleşmesini olası gösterir ancak konuşmacı bunu kesin bir gerçek olarak sunmaz. Burada işaretler, Brezilya'nın çevre sorunlarını ele almada muhtemelen öncü bir rol üstleneceğini gösterir. Yapı özne + look/looks set to + fiilin yalın hâlidir. Look, görünmek anlamındadır ve set to öngörü ifadesinin bir parçasıdır; bir şeyi yapılandırmak veya talimat vermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Takım son sekiz maçını kazandı, ancak sezon henüz bitmedi. Hangi cümle kanıta dayalı ve ihtiyatlı bir tahmini en iyi ifade eder?
- The team has already won the championship.
- The team might enter the championship.
- The team looks set to win the championship.
Cevabı göster
The team looks set to win the championship.
lead the way: öncülük etmek ve örnek olmak
Bu cümlede lead the way, etkili bir şekilde harekete geçen ilk kişilerden biri olmak ve başkalarına izleyebilecekleri bir örnek sunmak anlamına gelir. Brezilya’nın çevre sorunlarıyla nasıl mücadele edilebileceğini göstermesi bekleniyor; ifade yalnızca bir grubun önünde yürümek anlamına gelmiyor. Bu ifade, bir yaklaşımın öncülüğünü yapan veya başkalarının kendisini izlemesini sağlayacak kadar başarılı olan bir ülkeyi, şirketi, ekibi ya da kişiyi anlatabilir. Başkaları üzerinde resmî yetki sahibi olmayı gerektirmez.
Alıştırma
"The library is leading the way in free digital access," cümlesinde leading the way ne anlama gelir?
- Başkalarının izleyebileceği öncü bir adım atıyor.
- Kütüphane ziyaretçilerinin fiziksel olarak önünde yürüyor.
- Diğer tüm kütüphaneler üzerinde resmî yetkiye sahip.
Cevabı göster
Başkalarının izleyebileceği öncü bir adım atıyor.
when it comes to + isim veya -ing biçimi
When it comes to tackling, konuşulan belirli alanı, yani çevre sorunlarıyla mücadele etmeyi tanıtır. “Mücadele etme konusunda” veya “mücadele etmeye gelince” anlamına gelir; “bir şeyin geldiği anda” anlamında değildir. when it comes to + konu yapısında to bir edattır. Ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelir; bu nedenle burada tackling doğrudur, tackle gibi yalın fiil biçimi doğru değildir.
Alıştırma
Yukarıda öğretilen, konuyu sınırlandıran dört sözcüklük ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ organizing large events, Priya stays calm.
Cevabı göster
When it comes to
the apparent lack of traditional hard power in the shape of military resources Kelime
1:12askeri kaynaklar şeklindeki geleneksel sert gücün belirgin eksikliği,
Hard power: zorlama yoluyla etki
Hard power, özellikle askerî güç ve ekonomik baskı olmak üzere zorlayıcı kaynaklarla diğer ülkeleri etkileme yeteneğidir. Burada askerî kaynaklar hard power'ın somut biçimi olarak sunulur. Hard sıfatı “zor” ya da fiziksel olarak “sert” anlamına gelmez. Maddi bir özelliği değil, baskıyla desteklenen gücü anlatır.
Alıştırma
Uluslararası ilişkilerde hangi durum hard power'ın en açık örneğidir?
- Bir hükümet, başka bir ülkeyi politikasını değiştirmeye zorlamak için askerî harekât tehdidinde bulunur.
- İki ülke karşılıklı anlayış geliştirmek için öğrenci değişimi yapar.
- Bir ülkenin filmleri ve müziği, kültürünü yurt dışında daha çekici hâle getirir.
Cevabı göster
Bir hükümet, başka bir ülkeyi politikasını değiştirmeye zorlamak için askerî harekât tehdidinde bulunur.
will undoubtedly prove a hurdle for Brazil to make a claim for world superpower status Kalıp ifadeler
1:16geleneksel agresif ilerleme yöntemlerini kullanarak
Prove a hurdle: bir engel olduğu ortaya çıkmak
Prove a hurdle ifadesinde prove, “sonuçta ... olduğu ortaya çıkmak” anlamında bir bağlayıcı fiildir; a hurdle ise özneyi tanımlayan isim öbeğidir. İfade, bir şeyin sonuçta engel olduğunun ortaya çıkacağını söyler; birinin bir gerçeği kanıtladığı anlamına gelmez. Kalıp özne + prove + isim tümleci şeklindedir. Ardından gelen for Brazil to make... bölümü, etkilenen hedefi, yani Brezilya'nın süper güç statüsünde hak iddia etme çabasını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste prove sözcüğünü bağlayıcı fiil olarak kullanan üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The long approval process may ____ for the new clinic.
Cevabı göster
prove a hurdle
make a claim for world superpower status: dünya süper gücü statüsünde hak iddia etmek
Burada make a claim for, bir kişinin veya şeyin bir konumu, unvanı, hakkı ya da tanınmayı hak ettiğini gösteren gerekçeler sunmak veya bu gerekçeleri güçlendirmek anlamına gelir. Brezilya, dünya süper gücü olarak tanınmaya çalışan bir ülke olarak ele alınıyor; bu statüsü zaten kabul edilmiş bir ülke olarak değil. Kalıp make a claim for + isim öbeği şeklindedir. Bu kullanımda claim, hak veya yeterlilik iddiasıdır; that ile başlayan olgusal bir ifade değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kişinin bir görev için güçlü gerekçelere sahip olduğunu göstermek üzere make a claim for ifadesini doğru kullanır?
- After leading two major projects, Priya can claim that the manager's role.
- After leading two major projects, Priya can make a strong claim for the manager's role.
- After leading two major projects, Priya can make a claim for the team works well.
Cevabı göster
After leading two major projects, Priya can make a strong claim for the manager's role.
using traditional methods of aggressive advancement.
1:21Brezilya'nın dünya süper gücü statüsü iddia etmesinde şüphesiz bir engel teşkil edecektir.
is a strong emerging economic and military superpower
1:25güçlü, gelişmekte olan ekonomik ve askeri bir süper güçtür
and the term secondary superpower has already been credited to China by scholars and media alike. Kalıp ifadeler
1:28ve ikincil süper güç terimi zaten akademisyenler ve medya tarafından Çin'e atfedilmiştir.
scholars and media alike: hem akademisyenler hem medya
Scholars and media alike ifadesinde alike, aynı yargının iki grup için de geçerli olduğunu gösterir. Hem akademisyenlerin hem de medyanın bu terimi Çin için kullandığını vurgular. Kalıp A and B alike şeklindedir ve alike, bağlanan isimlerden sonra gelir. Burada iki grubun da kapsandığını gösterir; bu iki grubun birbirine benzediğini söylemez.
Alıştırma
İki gruptan sonra gelen ve ikisinin de aynı tepkiyi verdiğini gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: Critics and viewers ____ praised the ending.
Cevabı göster
alike
China does indeed have the most promising all-around profile of a potential superpower Dilbilgisi
1:34Çin gerçekten de potansiyel bir süper gücün en umut verici çok yönlü profiline sahiptir,
does indeed have ile güçlü doğrulama
Bu olumlu cümlede does, soru işareti oluşturan bir unsur değil, vurgu sağlayan yardımcı fiildir. Özellikle bir kuşkuya yanıt verirken veya desteklenmesi gereken bir iddiayı güçlendirirken Çin’in bu profile gerçekten sahip olduğunu doğrular. Indeed bir doğrulama katmanı daha ekler; dolayısıyla does indeed have, öznenin bir şeye gerçekten sahip olduğunu belirtir. Vurgulu does kullanımından sonra ana fiil yalın hâlde kalmalıdır: does indeed have denir, does indeed has denmez. Aktarılabilir kalıp özne + do/does/did + (indeed) + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi, iddiayı güçlü biçimde doğrulayan iki sözcüklü vurgu kalıbıyla tamamlayın: Despite the early doubts, the plan ____ have several practical advantages.
Cevabı göster
does indeed
Africa, and Latin America,
1:42Afrika ve Latin Amerika'daki ticari girişimler ve yatırım anlaşmalarıyla
and with a degree of alienation from dominant international society
1:44ve egemen uluslararası toplumdan bir dereceye kadar yabancılaşmasıyla,
making it potentially a power to challenge collective world politics. Dilbilgisi
1:47onu potansiyel olarak kolektif dünya siyasetine meydan okuyacak bir güç haline getirmektedir.
making it potentially a power: sonuç bildiren -ing yan cümlesi
Making, önceki koşulların tümünün sonucunu sunan bir -ing yan cümlesi başlatır. Yapı, these conditions make it potentially a power ... biçiminde açılabilir; Çin’in fiziksel olarak bir şey ürettiği veya imal ettiği anlamına gelmez. Bu yan cümlede it nesnedir ve Çin’e gönderimde bulunur; a power ise bu koşulların Çin’e kazandırabileceği statüyü belirten isim tamamlayıcısıdır. Potentially iddiayı kesinleştirmek yerine ihtiyatlı tutar; to challenge collective world politics ise böyle bir gücün neler yapabilecek durumda olabileceğini açıklar.
Alıştırma
Özgün cümledeki making it potentially a power to challenge collective world politics ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Çin, kolektif dünya siyasetine meydan okuyacak ayrı bir gücü fiziksel olarak oluşturuyor.
- Önceki koşullar Çin’in kolektif dünya siyasetini kesin olarak kontrol edeceğini kanıtlıyor.
- Önceki koşullar Çin’in kolektif dünya siyasetine meydan okuyabilecek bir güç hâline gelmesine yol açabilir.
Cevabı göster
Önceki koşullar Çin’in kolektif dünya siyasetine meydan okuyabilecek bir güç hâline gelmesine yol açabilir.
particularly with its ballooning domestic economy. Deyimler
1:55özellikle hızla şişen iç ekonomisi ile.
ballooning domestic economy: hızla büyüyen iç ekonomi
Burada ballooning, iç ekonominin boyutunun çok hızlı büyüdüğünü anlatır. Bir balonun şişmesine dayanan mecazi bir kullanımdır; balonlardan veya balon sektöründen söz etmez. Bu sözcük büyümeyi çarpıcı gösterir ve büyümenin olağan dışı derecede hızlı ya da kontrol edilmesi zor olabileceğini düşündürebilir. Bu cümlede domestic, Çin içindeki ekonomik faaliyeti belirtir.
Alıştırma
Örnekteki ballooning domestic economy ne anlama gelir?
- Ülkenin iç ekonomisi çok hızlı büyüyor.
- Ülkenin iç ekonomisi yavaşça küçülüyor.
- Ülke, balonlara dayalı bir ekonomi kuruyor.
Cevabı göster
Ülkenin iç ekonomisi çok hızlı büyüyor.
argues that China will direct the world's financial systems by as early as 2020, Kalıp ifadeler
2:00Çin'in 2020 gibi erken bir tarihte dünyanın finansal sistemlerini yöneteceğini savunuyor
by as early as 2020: 2020 gibi erken bir tarihe kadar
By, «en geç bu zamana kadar» anlamında bir zaman sınırı belirlerken as early as, 2020'yi şaşırtıcı derecede erken bir olası tahmin olarak vurgular. Birlikte kullanıldığında by as early as 2020, kesinleşmiş bir tarih değil, erken bir olası son tarih sunar. Alıntılanan bu öngörüde 2020, güncel bir gerçeği belirten tarih değil, geçmişte yapılmış bir tahmindir.
Alıştırma
Hem «en geç bu zamana kadar» sınırını veren hem de tahminin şaşırtıcı derecede erken olduğunu vurgulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The repairs could be finished ____ Friday.
Cevabı göster
by as early as
author Lawrence H. Summers states that the United States will be surpassed by China.
2:0620 yıl içinde Amerika Birleşik Devletleri'nin Çin tarafından geride bırakılacağını belirtiyor.
academics pointed fondly towards the European Union as another potential emerging superpower
2:11akademisyenler, gelişmekte olan başka bir potansiyel süper güç olarak Avrupa Birliği'ne sevgiyle işaret ettiler;
global unpopularity of US foreign policy,
2:19ABD dış politikasının küresel popülerliğinin olmaması,
the EU looked as if it had already perhaps hit the superpower stakes. Dilbilgisi
2:24AB, belki de çoktan süper güç yarışında yerini almış gibi görünüyordu.
looked as if it had already perhaps hit: geçmişe ilişkin temkinli bir çıkarım
Looked as if, geçmişteki bir anda görülebilen kanıtlara dayanan bir izlenimi aktarır. Sonraki düşünceyi doğrulanmış bir gerçek olarak değil, bir çıkarım olarak sunar. Had hit past perfect yapıdadır: süper güç statüsüne ulaşma, looked ile belirtilen geçmiş andan önce tamamlanmış olabilecek bir sonuç olarak görülür. Already bu daha önce tamamlanma anlamını güçlendirirken perhaps konuşanın kesinlik derecesini daha da düşürür.
Alıştırma
Bu cümleye en uygun yorum hangisidir? “By noon, it looked as if the team had perhaps already solved the hardest problem.”
- Ekip sorunu kesinlikle tam öğlen çözdü.
- Ekibin sorunu çözmeye öğleden sonra başlaması bekleniyordu.
- Mevcut işaretler, kanıtlamasa da ekibin sorunu öğleden önce çözmüş olabileceğini düşündürüyordu.
Cevabı göster
Mevcut işaretler, kanıtlamasa da ekibin sorunu öğleden önce çözmüş olabileceğini düşündürüyordu.
Although the EU is facing a number of daunting situations, Anlatım akışı
2:29AB, Brexit de dahil olmak üzere
Although: ana noktadan önce bir gerçeği kabul etmek
Although, ödünleme bildiren bir yan cümleyi başlatır: ana iddiayı şaşırtıcı veya daha az olası gösterebilecek bir gerçeği kabul eder. Burada önce zorluklar kabul edilir. Virgülden sonraki bağımsız ana cümle, yazarın öne çıkarmak istediği mesajı taşır: AB hâlâ güçlü bir ekonomik güce sahiptir. Bu yapı, karşıt noktayı adil biçimde sunarken ana sonucu açık tutar.
Alıştırma
Bir engeli kabul edip ardından ana sonucu vurgulamak için Although sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- Although the road was icy, but the bus arrived on time.
- Although the road was icy, the bus arrived on time.
- Although the icy road, the bus arrived on time.
Cevabı göster
Although the road was icy, the bus arrived on time.
powered by a solid economic engine ifadesindeki ekonomik makine metaforu
Powered by, ekonomiyi bir makine gibi sunar. Motor, makinenin hareketini sürdürmesini sağlayan gücü verir; bu nedenle solid economic engine, daha büyük sistemi çalışır durumda tutan güçlü ve güvenilir bir ekonomik temel demektir. Bu cümlede still, önceki zorluklara rağmen bu gücün devam ettiğini gösterir. İfade mecazidir: elektrikten veya gerçek bir motordan değil, ekonomik güçten ve ivmeden söz eder.
Alıştırma
Hangi cümlede powered by, bir ekonominin arkasındaki ana gücü anlatan makine metaforu olarak kullanılmıştır?
- The island's economy is powered by tourism.
- The island buys fuel for its fishing boats.
- The island powers down its hotels during winter.
Cevabı göster
The island's economy is powered by tourism.
boasts an economy larger than the US and Russia combined. Kelime
2:42ABD ve Rusya'nın toplamından daha büyük bir ekonomiye sahip olduğunu söylüyor.
Boasts an economy: kişisel övünme değil, dikkat çekici bir sahiplik
Bir yer, ülke veya kuruluş boasts an economy of a certain size biçiminde anlatıldığında boast, bir şeye sahip olmak ve onu dikkat çekici bir özellik olarak sunmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Özne insan olmak zorunda değildir. Buradaki ifade, birleşik bölgenin etkileyici ekonomik büyüklüğüne dikkat çeker. Sunum tonu nötr ile olumlu arasındadır; bölgenin gerçekten konuştuğu veya övündüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede boasts, aşırı övünmek yerine dikkat çekici bir özelliğe sahip olmak anlamındadır?
- The manager boasts that no competitor can match her.
- The athlete boasts about every victory.
- The coastal town boasts an excellent public transit system.
Cevabı göster
The coastal town boasts an excellent public transit system.
than the US, India, and Russia combined,
2:48ABD, Hindistan ve Rusya'nın toplamından daha fazlasına sahip,
Fortune 500: ABD şirketleri sıralamasının adı
Fortune 500, Fortune dergisinin gelire göre ABD'nin en büyük şirketlerini sıraladığı yıllık listenin özel adıdır. 500 sayısı liste adının bir parçasıdır; bu cümlede yalnızca beş yüz şirketlik sıradan bir miktarı ifade etmez. Burada konuşmacı bu adı, bir ekonomide çok büyük şirketlerin varlığını gösteren kısa bir ölçüt olarak kullanır. İfade sıradan bir miktar olarak değil, bir iş dünyası sıralamasının adı olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Kesin iş dünyası kullanımında Fortune 500 neyi ifade eder?
- Fortune dergisinin gelire göre dünyanın en büyük şirketlerini sıraladığı liste
- Dünyanın dört bir yanından tam olarak 500 büyük şirketten oluşan herhangi bir grup
- Fortune dergisinin gelire göre ABD'nin en büyük şirketlerini sıraladığı yıllık liste
Cevabı göster
Fortune dergisinin gelire göre ABD'nin en büyük şirketlerini sıraladığı yıllık liste
and some of the most competitive national economies remain,
2:50ve en rekabetçi ulusal ekonomilerin bazıları kalıyor,
with Harvard economists and researchers projecting a 7% annual economic growth,
2:58Harvard'lı ekonomistler ve araştırmacılar yıllık %7'lik bir ekonomik büyüme öngörüyor,
Despite these strides forward: karşıtlıktan önce ilerlemeyi kabul etmek
Despite these strides forward, önemli bir ilerleme kaydedilmiş olduğunu önce kabul eder. These daha önce sözü edilen gelişmelere gönderme yapar; strides forward ise gerçek anlamda atılan adımları değil, büyük ilerlemeyi ifade eder. Bu ifade okuyucuyu, genellikle hâlâ var olan bir sorun veya sınırlama olan karşıt ana düşünceye hazırlar. Despite bir edattır; bu nedenle these strides forward bir isim öbeğidir. Virgül, bu çerçeveleyici ifadeyi ana cümleden ayırır. Böylece konuşmacı ilerlemeyi görmezden gelmeden dengeli bir tutum sergiler.
Alıştırma
Karşıtlıktan önce büyük ilerlemeyi kabul etmek için bu dersteki dört sözcüklü ifadeyi aynen kullanın: ____, the town still lacks enough affordable housing.
Cevabı göster
Despite these strides forward
rigid caste system: aşılması zor kalıtsal sınırlar
Bu cümlede a rigid caste system, tarihsel olarak statüyü ve toplumsal muameleyi etkileyen kalıtsal gruplar etrafında örgütlenmiş bir toplumsal düzen anlamına gelir. Rigid, gruplar arasındaki sınırların ve bunlarla bağlantılı dezavantajların aşılmasının ya da değiştirilmesinin zor olduğunu vurgular. Burada caste, ekonomik class sözcüğünün başka bir karşılığı değildir. İfade, yoksulluk, yolsuzluk ve eşitsizliğin yanında yapısal bir sorunu belirtir; Hindistan’daki herkesin aynı deneyimi yaşadığını iddia etmez.
Alıştırma
Bu cümlede “a rigid caste system” ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?
- İnsanların kolayca girip çıkabildiği bir gelir grubu
- Hindistan’daki herkesin tamamen aynı hayatı yaşadığı iddiası
- Geçici bir devlet işleri listesi
- Aşılması zor sınırları olan kalıtsal bir toplumsal hiyerarşi
Cevabı göster
Aşılması zor sınırları olan kalıtsal bir toplumsal hiyerarşi
with a democratic government that has lasted for 60 years. Dilbilgisi
3:16ve 60 yıldır devam eden demokratik bir hükümete sahiptir.
that has lasted for 60 years: hâlâ süren present perfect süresi
That has lasted for 60 years, a democratic government ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Has lasted, has + geçmiş ortaçtan oluşan present perfect yapısıdır; for 60 years ise süreyi belirtir. Bu yapı birlikte kullanıldığında hükümetin geçmişte başladığını ve cümlenin şimdiki referans noktasına kadar devam ettiğini gösterir. Hâlâ süren bir durum için present perfect + for + süre; ne zaman başladığını belirtmek için since + başlangıç noktası kullanın.
Alıştırma
Last fiilini present perfect biçiminde kullanın ve for ekleyin. Cümleyi tamamlayın: The agreement ____ ten years and remains in effect.
Cevabı göster
has lasted for
rise by up to 20%: artış miktarı ve üst sınır
Bu tahminde rise by, artışın miktarını belirtir. Ölçülen değerin başlangıç seviyesinden en fazla %20 daha yüksek olması beklenmektedir; %20 nihai seviye değildir. Up to, gerçekleşmesi garanti edilen bir sonuç değil, bir üst sınır belirler. Gerçek artış %20’den daha az olabilir; dolayısıyla ifade, üst sınırı %20 olan olası bir aralığı anlatır.
Alıştırma
İngilizce "Subscriptions may rise by up to 20%" tahmini ne anlama gelir?
- Abonelikler tam olarak %20’lik bir seviyede sona erecek.
- Abonelik sayısı en fazla %20 artabilir, ancak tam olarak %20 artacağı garanti değildir.
- Aboneliklerin tam olarak %20 artacağı garanti edilmektedir.
Cevabı göster
Abonelik sayısı en fazla %20 artabilir, ancak tam olarak %20 artacağı garanti değildir.
But while India has impressive economic and population growth, Dilbilgisi
3:24Ancak Hindistan etkileyici bir ekonomik ve nüfus büyümesine sahip olsa da,
But while ..., it also ...: iki yönü dengelemek
Burada while, bir zaman ilişkisi değil, ödünleme veya karşıtlık bildirir. İlk yan cümle Hindistan’ın etkileyici ekonomik büyümesini ve nüfus artışını kabul eder; ana cümle ise buna karşıt bir gerçeği ekler: iç sorunlar hâlâ vardır. But while X, Y kalıbı, değerlendirmenin bir yönünden diğerine dengeli bir geçiş sunar. also sözcüğü ikinci gerçeğin birinciyle birlikte geçerli olduğunu vurgular; iç sorunların başka bir büyüme türü olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Dengeli değerlendirmeyi while ve also ile tamamlayın: But ____ the plan is affordable, it ____ carries significant risks.
Cevabı göster
while · also
The Russian Federation is often suggested as a potential superpower candidate, Dilbilgisi
3:35Rusya Federasyonu, genellikle potansiyel bir süper güç adayı olarak önerilmektedir,
is often suggested as a potential ...: kaynağı belirsiz, temkinli bir iddia
Bu edilgen yapıda be suggested as + isim öbeği, öznenin bir rol veya sınıflandırma için öne sürülmesi ya da adının anılması anlamına gelir. Bu değerlendirmeyi yapan kişi veya grup belirtilmez. Often, değerlendirmenin tekrar tekrar ortaya çıktığını; potential ise rolün kesinleşmiş değil, yalnızca mümkün olduğunu gösterir. Böylece ifade, bu statünün zaten bir gerçek olduğunu ileri sürmek yerine dışarıdan gelen temkinli bir değerlendirmeyi aktarır.
Alıştırma
Hangi cümle kesinleşmiş bir karar veya tavsiye yerine, kaynağı belirtilmeyen temkinli bir olasılık sunar?
- The town is often suggested as a potential site for the new museum.
- The town has been officially selected as the site for the new museum.
- The town was advised to build a new museum.
Cevabı göster
The town is often suggested as a potential site for the new museum.
although during the state of nation address at the Kremlin in Moscow,
3:39buna rağmen Moskova'daki Kremlin'de yapılan ulusa sesleniş konuşmasında
denied any Russian aspiration to become the next superpower. Kalıp ifadeler
3:44bir sonraki süper güç olma konusundaki herhangi bir Rus arzusunu reddetti.
denied any ... aspiration to become: bir hedefi inkâr etmek
Deny + isim öbeği, adı geçen şeyin doğru olmadığını veya var olmadığını belirtmek anlamına gelir. Burada denied any ... aspiration, Rusya'nın böyle bir hırsı olduğunun kesin biçimde inkâr edildiğini gösterir; any, inkârın bu türden her türlü hedefi kapsamasını sağlar. Aspiration to + fiilin yalın hâli, bir hırsı veya uzun vadeli hedefi anlatan resmî bir yapıdır. To become hedefi tanıtır; dolayısıyla ifade, süper güç statüsüne ulaşma niyetini reddeder. Bir talebin geri çevrildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Resmî cümleyi tamamlamak için deny fiilinin geçmiş zamanını any ve aspiration ile birlikte kullanın: The minister ____ seek a higher office.
Cevabı göster
denied any aspiration to
is constricting Russia's potential to re-emerge as a superpower once more,
3:50yaşlanan ve küçülen bir nüfus,
despite her impressive military prowess and aggressive foreign policy. Kelime
3:53Rusya'nın bir kez daha bir süper güç olarak yeniden ortaya çıkma potansiyelini kısıtlıyor.
military prowess (olağanüstü askerî beceri)
military prowess, askerî alandaki olağanüstü ve kanıtlanmış beceri ve yetenek anlamına gelir. Bu cümlede ifade, Rusya'nın yalnızca sahip olduğu silahların sayısını değil, ordusunu, stratejisini ve savaşma kapasitesini övüyor. Bu ifade resmî ve değerlendirme içeren bir kullanımdır: askerî yeteneği etkileyici gösterir, ancak Rusya'nın büyük güç statüsünü sürdürüp sürdüremeyeceği ayrı bir sorudur.
Alıştırma
Yalnızca mevcut ekipmanın miktarını değil, askerî alandaki olağanüstü ve kanıtlanmış beceri ile kapasiteyi en iyi hangi ifade anlatır?
- military strength
- military prowess
- firepower
Cevabı göster
military prowess
national powers will lose their ability Kalıp ifadeler
4:00ulusal güçlerin geçmişte oldukları gibi süper güçler olarak
to operate as the superpowers they have been in the past.
4:02işlev görme yeteneklerini kaybedeceğini iddia ediyor.
lose their ability to operate as (… olarak faaliyet gösterme yeteneklerini kaybetmek)
Lose one's ability to do something, bir şeyi yapma yeteneğini artık kullanamaz hâle gelmek anlamına gelir. Burada lose their ability to operate as, ulusal güçlerin süper güç rolünde artık işlev gösteremeyebileceğini anlatır. Operate as, belirli bir sıfat veya rol içinde işlev göstermek demektir. Bu nedenle ifade, bir etiketin veya statünün hâlâ üzerlerinde bulunup bulunmadığına değil, o rolü pratikte yerine getirme kapasitesine odaklanır. Yapı lose + iyelik + ability + to mastarı + operate as + rol şeklindedir.
Alıştırma
Pratik kapasitesi azaldığı için bir ülkenin süper güç rolünde artık işlev gösteremeyeceğini en iyi hangi cümle anlatır?
- Some countries may lose their status as superpowers.
- Some countries may stop acting as superpowers.
- Some countries may lose their ability to operate as superpowers.
Cevabı göster
Some countries may lose their ability to operate as superpowers.
fidelity to any nation, race, or religion: resmi sadakat
Burada fidelity to, bir kişiye, gruba, kuruma veya ilkeye sadık bağlılık ya da sadakat anlamına gelir. no ile birlikte kullanıldığında cümle, seçkinlerin sıralanan toplulukların hiçbirine duyulan sadakatle kendilerini bağlı hissetmeyeceğini söyler. Bu, fidelity sözcüğünün etik ve siyasi anlamıdır; teknik doğruluk veya ses kalitesi anlamı değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp fidelity to + sadakatin yöneldiği kişi, grup veya ilkedir.
Alıştırma
Bu derste geçen ve “sadık bağlılık” anlamına gelen resmi ifadeyle tamamlayın: The judge showed ____ the constitution, not to any political party.
Cevabı göster
fidelity to
positioned strategically: kısaltılmış edilgen niteleyici
Positioned, a series of outposts ifadesinden sonra gelen ve outposts sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır. Kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği oluşturur: outposts positioned strategically... ifadesi outposts that are positioned strategically... ile aynı anlama gelir. Edilgen biçim, ileri karakolları birinin yerleştirdiğini gösterir; yerleştirme işini karakolların kendisi yapmaz. Strategically, konumların arkasındaki bilinçli planı açıklar; across the globe ise geniş coğrafi alanı belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede positioned, “that are positioned” anlamına gelen kısaltılmış edilgen bir niteleyici olarak kullanılmıştır?
- The cameras positioned above the doors record every entrance.
- The technicians positioned the cameras above the doors.
- The cameras are positioning a display above the doors.
Cevabı göster
The cameras positioned above the doors record every entrance.
Farklı zamanları karşılaştıran at times ... at other times
at times, “bazen” veya “kimi zaman” anlamına gelir; önceden belirlenmiş belirli anlara işaret etmez. at other times, bu zamanları başka zamanlarla karşılaştırır: bazı zamanlarda bir durum, başka zamanlarda ise farklı bir durum geçerlidir. Bu iki ifadeyi eşleştirmek yer, alışkanlık veya durumlar arasındaki dönüşümü daha açık gösterir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki eşleşen ifadelerle tamamlayın: ____ the café is almost empty, but ____ it is full of students.
Cevabı göster
At times · at other times
This theory doesn't offer a solution
4:24Bu teori, küresel bir seçkin süper gücün ortaya çıkması durumunda,
In view of such superpower predictions, Anlatım akışı
4:33Bu tür süper güç tahminleri göz önüne alındığında,
Yargının dayanağını gösteren In view of + isim öbeği
In view of, “göz önüne alındığında” veya “dikkate alındığında” anlamına gelir. Bir gerçeği, iddiayı ya da daha önce verilen bilgiyi, sonraki ifadenin dayanağı olarak öne çıkarır. Burada such superpower predictions, daha önce ele alınan tahminlere gönderme yapar. Cümle başındaki ifade, bu tahminleri aktarmaktan onlara dayanarak değerlendirme yapmaya geçildiğini gösterir.
Alıştırma
“In view of the latest safety report, the school changed its evacuation plan,” cümlesinde başlangıçtaki ifade ne yapar?
- Raporun okuldan fiziksel olarak görülebildiğini söyler.
- Raporu kararın dayanağı olarak sunar.
- Raporu kararın amacı olarak sunar.
Cevabı göster
Raporu kararın dayanağı olarak sunar.
It should be noted that: resmî bilgi vurgulama kalıbı
“It should be noted that”, dinleyicinin ardından gelen that yan cümlesine özellikle dikkat etmesini sağlayan kişisel olmayan bir kalıptır. Burada “in the 1980s” ile başlayan önemli bir tarihsel olguyu tanıtır. “It” belirli bir şeye gönderme yapmayan biçimsel bir öznedir. Bu kalıp bilgiyi resmî ve mesafeli bir biçimde sunar ve dinleyicinin argümanı değerlendirirken bu bilgiyi dikkate alması gerektiğini gösterir; ancak iddiayı kendiliğinden tartışılmaz hâle getirmez.
Alıştırma
Önemli bir sınırlamayı vurgulayan resmî ve kişisel olmayan kalıbı tamamlayın: “____ the results are based on a small sample.”
Cevabı göster
It should be noted that
experts collectively believed that Japan would become the next superpower
4:37uzmanlar, Japonya'nın büyük GSYİH'si
Owing to: neden bildiren resmî edat öbeği
“Owing to”, “because of” gibi “-den dolayı” anlamına gelir ve bir şeyin nedenini belirtir. Bu cümlede büyük GSYİH ve yüksek ekonomik büyüme, uzmanların tahmininin nedenleri olarak sunulmaktadır. Dil bilgisi bakımından “owing to” bir edat öbeğidir. Ardından isim öbeği, zamir veya -ing biçimi gelir; özne ve fiilden oluşan tam bir yan cümle doğrudan gelemez.
Alıştırma
Cümleyi neden bildiren resmî edat öbeğiyle doğru biçimde tamamlayan seçeneği seçin: “The outdoor concert was canceled ____ heavy rain.”
- although
- because
- owing to
Cevabı göster
owing to
that Japan has never fully recovered from. Dilbilgisi
4:52uzun bir ekonomik çöküş dönemini yarattı.
Japonya'nın uzun süreli durgunluğunu anlatan Lost Years
Burada Lost Years, 1990'ların başında Japonya'daki varlık fiyatları balonunun patlamasının ardından gelen uzun ekonomik durgunluğu anlatan tarihsel bir etikettir. Cümledeki a long period of economic slump ifadesi bu etiketi doğrudan açıklar. Bu argümanda etiket, ekonomik bir çöküşün etkilerinin onlarca yıl sürebileceğini ve Japonya'nın önceki yükselişinin öngörüldüğü gibi devam etmediğini vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede Lost Years neyi ifade ediyor?
- Japonya'daki varlık balonunun patlamasından sonraki uzun ekonomik durgunluk dönemi
- Japon kayıtlarının eksik olduğu yıllar
- Japonya'nın hızla toparlandığı kısa bir resesyon
Cevabı göster
Japonya'daki varlık balonunun patlamasından sonraki uzun ekonomik durgunluk dönemi
that ... recovered from: ilgecin sonda kaldığı ilgi cümleciği
that Japan has never fully recovered from yapısında ilgi zamiri that, a long period of economic slump ifadesine gönderme yapar. Anlam bakımından from'dan sonra gelen nesnedir: Japan has never fully recovered from that period. İngilizcede, özellikle konuşmada ve nötr yazıda, bir ilgeç sıklıkla ilgi cümleciğinin sonunda bırakılır. Bu nedenle sondaki from yapısal olarak eksiksizdir; nesnesi kayıp değildir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi eksik ilgeçle tamamlayın: The company went through a crisis that it never fully recovered ____.
Cevabı göster
from
So while our predictions might have seemed logical at the time, Dilbilgisi
4:55Yani, o zamanlar tahminlerimiz mantıklı görünse de,
while ... might have seemed logical at the time: ödünleme ve geçmişteki görünüşe temkinli yaklaşım
Bu cümlede while ödünleme bildirir; “…… olduğu sırada” anlamında değil, although anlamındadır. Yan cümle, konuşmacı bu değerlendirmeyi sınırlayan kanıtlara geçmeden önce tahminlerin o dönemde görünüşte makul bir temeli olduğunu kabul eder. Might have seemed geçmişteki bir görünüşü temkinli biçimde değerlendirir. Tahminlerin gerçekten mantıklı olduğunu doğrulamaz; sonraki sonucun bu görünüşün yanıltıcı olduğunu gösterebilmesine alan bırakır.
Alıştırma
Cümleyi nottaki ödünleme bağlacı ve geçmişteki görünüşü temkinli biçimde aktaran üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the plan ____ sensible at the time, later evidence exposed serious flaws.
Cevabı göster
While · might have seemed
just as much as they do through meticulous military planning Dilbilgisi
5:04veya stratejik ekonomik tahmin kadar,
just as much as ... they do: eşit derece ve do ile ikame
Just as much as, iki tür nedenin katkı derecesini karşılaştırır. Burada fırsat ve şansın süper güçlerin yükseliş ve çöküşünü, titiz askerî planlama veya stratejik ekonomik öngörüyle aynı ölçüde etkilediği belirtilir. they do through ... içindeki do, tekrarı önlemek için rise and fall ifadesinin yerine geçer. Paralel kalıp şöyledir: they rise and fall as a matter of X just as much as they do through Y.
Alıştırma
Cümleyi nottaki dört sözcüklü vurgulu karşılaştırmayla tamamlayın: Customer trust depends on clear communication ____ it does on product quality.
Cevabı göster
just as much as
who do you predict will be the next superpower nation? Dilbilgisi
5:10bir sonraki süper güç ülkesinin kim olacağını tahmin ediyorsunuz?
Who do you predict will be ...?: Gömülü yan cümlede sözcük dizilişi
Ana soru, do you predict bölümünde do desteği ve özne-yardımcı fiil devrikliğiyle kurulur. Tahmin edilen içerik gömülü bir yan cümledir ve düz cümle sırasını korur: who will be the next superpower nation. Burada who, will be yapısının öznesi olarak anlaşılır. Özne yerini zaten doldurduğu için it eklemeyin: Who do you predict will it be...? bu kalıpta yanlıştır. Who do you think/suppose/expect will + fiilin yalın hâli...? kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi soru who sözcüğünü gömülü yan cümlenin öznesi olarak doğru biçimde kullanır ve gelecekte takımın liderinin kim olacağını sorar?
- Who do you predict will she lead the team?
- Who do you predict the team will choose as its leader?
- Who do you predict will lead the team?
Cevabı göster
Who do you predict will lead the team?