Fransız Devrimi'ne ne sebep oldu? - Tom Mullaney: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
700 kelime 144 kel/dk

Video özeti: Video; Aydınlanma düşüncesi, toplumsal eşitsizlik, borç ve temsil krizinin Fransız Devrimi’ni Bastille Baskını’ndan cumhuriyete, Terör Dönemi’ne ve Napolyon’a nasıl taşıdığını anlatırken haklar ve otorite hakkındaki soruların neden hâlâ çözülemediğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. where do they come from? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Buradaki where sözcüğünün fiziksel bir yeri değil, hakların kökenini veya dayanağını sorduğunu anlayacaksınız. Böylece anlatıcının açılış sorusuyla ana temayı nasıl kurduğunu ve izleyiciyi özgürlük, yönetim ve meşru otorite üzerine tarihsel bir tartışmaya nasıl hazırladığını fark edebilirsiniz. 2. to storm the Bastille prison, — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: storm sözcüğünü bilinen “fırtına” adından farklı olarak, savunulan bir yere şiddetle saldırmak veya zorla girmek anlamındaki güçlü bir fiil olarak tanıyacaksınız. Bu sayede Bastille Baskını’nı belirleyici bir siyasi eylem olarak yorumlayabilir; fiili protesto, çatışma veya ayaklanma anlatılarında doğru biçimde kullanabilirsiniz. 3. the revolution saw three constitutions and five governments within 10 years, — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: Tarihsel bir süreç ya da dönem özne olduğunda saw fiilinin görme eylemi değil, “yaşadı” veya “tanıklık etti” anlamına geldiğini anlayacaksınız. Bu kısa yapıyı tarih ve haber özetlerinde kullanarak belirli bir dönemde meydana gelen önemli olayları ve hızlı kurumsal değişimleri etkili biçimde aktarabilirsiniz.

Bu derste

What rights do people have

0:06

İnsanların hangi hakları vardır

and where do they come from? Anlatım akışı

0:08

ve bunlar nereden gelir?

Anlatım akışı

where do they come from?: hakların kaynağını konu olarak çerçevelemek

Bu soruda they, daha önce geçen rights ifadesini karşılar. where do they come from? bu haklara hangi kaynağın, ilkenin veya otoritenin temel oluşturduğunu sorar; fiziksel bir yeri sormaz. Açılış sorusu olarak devamında ele alınacak konuyu belirler. Konuşmacı, yanıtı açıklamadan önce temel meseleyi böyle bir soruyla çerçeveleyebilir.

Alıştırma

Cümlede where do they come from? ne işlev görüyor?

  1. İnsanların hakları almak için nereye gitmesi gerektiğini sorar.
  2. Hakların fiziksel olarak hangi yerden geldiğini sorar.
  3. Hakların temelini neyin oluşturduğu sorusunu ortaya koyar.
Cevabı göster

Hakların temelini neyin oluşturduğu sorusunu ortaya koyar.

Who gets to make decisions for others Dilbilgisi

0:10

Başkaları adına kim karar verebilir

and on what authority? Kelime

0:12

ve hangi yetkiye dayanarak?

Dilbilgisi

gets to make decisions: karar verme izni veya yetkisi

get to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma fırsatına sahip olmak veya onu yapmasına izin verilmek anlamına gelebilir. Burada gets to make decisions, başka insanlar adına karar vermeye kimin hakkı veya yetkisi olduğunu sorar. Bu yapı, make decisions eylemine izin veya yetki anlamı ekler. Burada get varmak anlamına gelmez ve ifade karar vermeye başlamak anlamını taşımaz.

Alıştırma

Yetkiyi soran cümleyi get to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Who ____ approve the final budget?

Cevabı göster

gets to

Kelime

on what authority?: yetkinin dayanağını sormak

On what authority? bir kişinin hangi yasal, resmî veya başka türden meşru bir güç sayesinde hareket edebildiğini sorar. Bu cümlede authority, bir kişinin karar verme hakkının kaynağını veya dayanağını ifade eder; bir uzmanı ya da otorite kabul edilen bir kişiyi ifade etmez. Soru, hangi kararın verildiğinden çok kararı veren kişinin bunu yapma hakkına sahip olup olmadığına odaklanır. Genellikle “Hangi hakka veya yetkilendirmeye dayanarak?” şeklinde açıklanabilir.

Alıştırma

Soruyu “hangi yasal veya resmî yetkiye dayanarak” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: ____ did the agency seize the records?

Cevabı göster

On what authority

And how can we organize society

0:14

Peki toplumu, insanların ihtiyaçlarını

to meet people's needs? Kalıp ifadeler

0:16

karşılayacak şekilde nasıl düzenleyebiliriz?

Kalıp ifadeler

meet people's needs: insanların ihtiyaç duyduğu şeyi sağlamak

Meet people's needs, insanların ihtiyaç duyduğu koşulları, kaynakları veya hizmetleri sağlamak anlamına gelir. Burada meet, needs sözcüğünü doğrudan nesne olarak alır; “karşılaşmak” veya “toplantı yapmak” anlamına gelmez. Meet someone's needs, kamu politikası, sağlık, eğitim, ürün ve hizmetlerle ilgili tartışmalarda yaygın bir sözcük birlikteliğidir. Kişi ya da grup değişebilir: meet a child's needs, meet patients' needs veya meet the community's needs.

Alıştırma

Kliniğin toplumun ihtiyaç duyduğu şeyleri sağlamak amacıyla tasarlandığını doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. The new clinic was designed to meet the community's needs.
  2. The new clinic was designed to meet with the community's needs.
  3. The new clinic was designed to meet the community's leaders.
Cevabı göster

The new clinic was designed to meet the community's needs.

These questions challenged an entire nation

0:18

Bu sorular, Fransız Devrimi'nin çalkantılı döneminde

during the upheaval of the French Revolution. Kelime

0:21

tüm bir ulusa meydan okudu.

Kelime

the upheaval of the French Revolution: ciddi toplumsal ve siyasal çalkantı

Bu cümlede upheaval, yerleşik bir toplumsal ya da siyasal düzeni bozan şiddetli ve karmaşık bir değişim dönemini ifade eder. the upheaval of the French Revolution ifadesi, Devrim'i Fransa'nın kurumlarının ve toplumunun kökten sarsıldığı bir dönem olarak sunar. Upheaval, change gibi nötr bir sözcükten çok daha güçlüdür. Sıradan bir düzenleme ya da geçici bir duygu yerine istikrarsızlık ve büyük çaplı bozulma beklentisi yaratır.

Alıştırma

Hangi durumu anlatmak için upheaval en uygun sözcüktür?

  1. Bir devrim, bir ülkenin siyasal ve toplumsal düzenini altüst eder.
  2. Bir öğrenci tek bir yazım hatasını düzeltir.
  3. Bir kişi kısa bir an için şaşırır.
Cevabı göster

Bir devrim, bir ülkenin siyasal ve toplumsal düzenini altüst eder.

By the end of the 18th century,

0:25

18. yüzyılın sonlarına gelindiğinde,

Europe had undergone a profound intellectual and cultural shift Kalıp ifadeler

0:27

Avrupa, Aydınlanma olarak bilinen

known as the Enlightenment. Kültür

0:31

derin bir entelektüel ve kültürel değişim geçirmişti.

Kalıp ifadeler

had undergone a profound intellectual and cultural shift: köklü bir düşünsel ve kültürel değişim geçirmişti

Resmî nitelikteki undergo + isim yapısı, bir süreci yaşamak veya o süreçten etkilenmek anlamına gelir. undergo a profound intellectual and cultural shift ifadesinde shift, fiziksel bir hareket değil, düşünce ve kültürdeki soyut bir değişimdir; profound ise bu değişimin derin ve geniş kapsamlı olduğunu gösterir. Had undergone, past perfect yapısındadır. By the end of the 18th century ile birlikte değişimi geçmişteki bu referans noktasından önceye yerleştirir.

Alıştırma

Cümleyi undergo fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By 2010, the city ____ a major cultural shift.

Cevabı göster

had undergone

Kültür

known as the Enlightenment: tarihsel bir harekete ad verme

Known as the Enlightenment, a profound intellectual and cultural shift ifadesini niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi tümceciğidir. Bu değişimin kabul görmüş adını belirtir; açık biçimi which was known as the Enlightenment şeklindedir. Buradaki the Enlightenment; akıl, bireysel özgürlük ve geleneksel otoritenin sorgulanmasıyla ilişkilendirilen Avrupa'daki tarihsel Aydınlanma hareketini anlatır. Bu bağlamda özel addır; yalnızca bir kişinin içsel olarak aydınlanması anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “adı ...dır” anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: This artistic period is ____ the Harlem Renaissance.

Cevabı göster

known as

Philosophers and artists promoted reason and human freedom Kalıp ifadeler

0:33

Filozoflar ve sanatçılar, akıl ve insan özgürlüğünü

over tradition and religion.

0:37

gelenek ve dinin üzerinde tuttular.

Kalıp ifadeler

promoted X over Y: bir değere diğerinden daha fazla öncelik verme

Promoted X over Y yapısında promote “savunmak veya ilerlemesini sağlamak”, over ise bir sıralama ya da tercih belirtmek anlamına gelir. X, Y'den daha güçlü destek veya daha yüksek öncelik görür; over burada fiziksel konumu anlatmaz. Cümlede reason and human freedom X'i, tradition and religion ise Y'yi oluşturur. İfade, filozoflar ve sanatçıların ilk değer grubunu ikinci gruba göre etkin biçimde desteklediğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi promote X over Y yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The policy ____ prevention ____ punishment.

Cevabı göster

promotes · over

The rise of a middle class and printed materials Anlatım akışı

0:39

Orta sınıfın yükselişi ve basılı materyaller

encouraged political awareness

0:42

siyasi farkındalığı teşvik etti

Anlatım akışı

Orta sınıfın yükselişi ve basılı materyaller siyasi bilinci artırdı: tarihsel nedenleri soyut isimlerle düzenlemek

Özne, koordineli iki isim öbeğinden oluşur: The rise of a middle class ve printed materials. İlk öbekteki soyut isim rise, of öbeğiyle birlikte bir toplumsal grubun ortaya çıkışını ve gelişimini tek bir neden olarak paketler. Bu iki isim öbeği birlikte, encouraged fiilinden sonra gelen sonucu, yani siyasi bilincin artmasını destekleyen etkenler olarak sunulur. Bu, tarihsel bir açıklamayı kısa biçimde düzenleyen bir kullanımdır: önce birkaç toplumsal gelişme verilir, ardından fiilden sonra bunların ortak sonucu gösterilir. Buradaki rise, fiziksel olarak yukarı hareket etmek değil, ortaya çıkış veya gelişim anlamındadır.

Alıştırma

Bu cümle bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. Tek bir kişinin fiziksel olarak yükselip ardından basılı materyal okuduğu anlatılıyor.
  2. İki geniş toplumsal etken, daha yüksek siyasi bilincin nedenleri olarak sunuluyor.
  3. Siyasi bilinç, orta sınıfın yükselişinin nedeni olarak sunuluyor.
Cevabı göster

İki geniş toplumsal etken, daha yüksek siyasi bilincin nedenleri olarak sunuluyor.

and the American Revolution had turned a former English colony Kalıp ifadeler

0:45

ve Amerikan Devrimi, eski bir İngiliz kolonisini

into an independent republic.

0:48

bağımsız bir cumhuriyete dönüştürdü.

Kalıp ifadeler

had turned a former English colony into an independent republic: turn X into Y ile kimlik değişimini anlatmak

Turn X into Y, bir öznenin ya da olayın X'i Y hâline getirmesini anlatan nedensel bir dönüşüm yapısıdır. Bu cümlede a former English colony X, an independent republic ise Y'dir; Amerikan Devrimi siyasi kimlik ve statüdeki bu değişimin nedenidir. Anlam, masallardaki fiziksel bir dönüşüm değildir. Had turned, geçmişte tamamlanmış bir eylemi anlatan past perfect biçimidir. Bu dönüşümün, anlatıdaki başka bir geçmiş zaman noktasından önce tamamlandığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi turn X into Y yapısının past perfect biçimiyle tamamlayın: By 2010, the renovation ____ an old warehouse ____ a library.

Cevabı göster

had turned · into

Yet France, Anlatım akışı

0:51

Ancak Avrupa'nın en büyük ve en zengin

one of the largest and richest countries in Europe,

0:52

ülkelerinden biri olan Fransa,

was still governed by an ancient regime Dilbilgisi

0:55

hala zümre olarak adlandırılan üç katı sosyal sınıftan oluşan

Anlatım akışı

Yet France, ...: cümle başındaki yet ile karşıtlık kurma

Bu cümlenin başındaki Yet, “ancak” anlamındadır. Anlatım, önceki siyasi değişim fikirlerinden bu yönelime ters düşen bir gerçeğe geçer: Fransa eski bir sistemin yönetimi altında kalmıştır. Burada yet, karşıtlık sunarak düşünce akışını düzenler. “Şimdiye kadar” veya “o zamana kadar” anlamındaki zaman zarfı yet değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede yet, cümle başında “ancak” anlamında bir karşıtlık belirteci olarak kullanılmıştır?

  1. Yet the law remained unchanged.
  2. Has the law changed yet?
  3. The law has not changed yet.
Cevabı göster

Yet the law remained unchanged.

Dilbilgisi

was still governed by an ancient regime: süren edilgen durumu öne çıkarma

Was governed by geçmiş zamanda edilgen bir yapıdır: France yönetilen taraftır; by an ancient regime ise kontrolü elinde tutan siyasi sistemi belirtir. Böylece belirli bir yöneticinin eylemlerinden çok Fransa ve içinde bulunduğu durum öne çıkar. still, bu durumun devam ettiğini göstermek için was ile governed arasına gelir. Tarihsel karşıtlıkta yeni siyasi fikirler yayılırken eski sistemin varlığını sürdürdüğü vurgulanır.

Alıştırma

Hangi cümle, bölgenin sömürge hukukunun yönetimi altında kalmaya devam ettiğini doğal biçimde ifade eder?

  1. The territory still governed colonial law.
  2. The territory was still governed by colonial law.
  3. Colonial law was still governed by the territory.
Cevabı göster

The territory was still governed by colonial law.

of three rigid social classes called estates. Kültür

0:57

eski bir rejim tarafından yönetiliyordu.

Kültür

three rigid social classes called estates: estates adı verilen üç katı toplumsal zümre

Burada estates, Fransa'nın Eski Rejimi altındaki hukuki statüleri farklı üç toplumsal zümreyi anlatan tarihsel bir terimdir; mülk veya arazi anlamına gelmez. Bunlar ruhban sınıfı, soylular ve Üçüncü Zümreydi. Geçmiş zaman ortacı yapısındaki called estates, önceki three rigid social classes ifadesine estates adını verir. Bu anlam, daha sonraki First, Second ve Third Estates ifadelerini anlamayı sağlar.

Alıştırma

Cümledeki three estates neyi ifade eder?

  1. Kraliyet ailelerinden miras kalan üç servet
  2. Kralın sahip olduğu üç büyük mülk
  3. Devrim öncesi Fransa'da hukuki statüleri farklı toplumsal zümreler
Cevabı göster

Devrim öncesi Fransa'da hukuki statüleri farklı toplumsal zümreler

The monarch, King Louis XVI,

1:01

Hükümdar Kral XVI. Louis,

based his authority on divine right Kültür

1:04

otoritesini ilahi hakka dayandırıyor

Kültür

based his authority on divine right: otoritesini ilahi hakka dayandırdı

Base A on B, “B'yi A'nın temeli veya gerekçesi yapmak” anlamına gelir. Burada A kralın otoritesi, B ise divine right kavramıdır. Divine right, bir hükümdarın otoritesinin halkın onayından değil Tanrı'dan geldiğini savunan siyasi öğretidir. Bu ifadede right, yönetme hakkı anlamındadır; doğruluk veya yön anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede divine right ne anlama gelir?

  1. Kral yalnızca tüm vatandaşların doğrudan onayıyla hüküm sürüyordu.
  2. Kral, otoritesinin Tanrı'dan geldiğini iddia ediyordu.
  3. Kral halkın katıldığı bir seçimle seçilmişti.
Cevabı göster

Kral, otoritesinin Tanrı'dan geldiğini iddia ediyordu.

and granted special privileges to the first and second estates, Kalıp ifadeler

1:06

ve birinci ile ikinci zümrelere, yani

Kalıp ifadeler

granted special privileges to: kurumsal ayrıcalıkları resmî olarak verme

Grant something to someone, yetki sahibi bir kişi veya kurumun bir hak, izin ya da menfaati bir alıcıya resmî olarak vermesi anlamına gelir. Bu cümlede granted special privileges to, sistemin birinci ve ikinci zümreye özel avantajlar tanıdığını belirtir. Buradaki privileges, vergi muafiyeti veya daha yüksek toplumsal statü gibi kurumsal ayrıcalıklardır. Grant, give fiilinden daha resmîdir ve sıradan bir verme eyleminden ziyade yetkiye dayalı bir kararı vurgular.

Alıştırma

Grant fiilini bir hak veya menfaati resmî olarak verme anlamında kullanan cümle hangisidir?

  1. The council granted a tax exemption to the nonprofit.
  2. Granted that the road was closed, we chose another route.
  3. She took reliable internet access for granted.
Cevabı göster

The council granted a tax exemption to the nonprofit.

the Catholic clergy and the nobles. Kültür

1:10

Katolik din adamları ve soylulara özel ayrıcalıklar tanıyordu.

Kültür

the Catholic clergy and the nobles: ilk iki zümre

The Catholic clergy and the nobles ifadesi, birinci ve ikinci zümrenin kimlerden oluştuğunu açıklar: Katolik ruhban sınıfı birinci zümreyi, soylular ise ikinci zümreyi oluşturuyordu. Eski Fransız toplumsal düzeninde bunlar yasal olarak tanınan ve özel statüye sahip gruplardı. Clergy, din görevlilerini topluca belirten bir topluluk adıdır; tek bir görev veya kişi anlamına gelmez. Nobles, aristokrasi üyelerini belirten çoğul bir addır; burada ahlaken asil insanlar anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu tarihî bağlamda clergy ve nobles sözcüklerini doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Clergy tek tek kilise binalarını, nobles ise iyi davranışları nedeniyle övülen kişileri belirtiyordu.
  2. Clergy seçimle göreve gelen yetkilileri, nobles ise sıradan tarım işçilerini belirtiyordu.
  3. Clergy din görevlilerini, nobles ise aristokrasi üyelerini belirtiyordu.
Cevabı göster

Clergy din görevlilerini, nobles ise aristokrasi üyelerini belirtiyordu.

The third estate,

1:13

Üçüncü zümre olan

middle class merchants and craftsmen,

1:14

orta sınıf tüccarlar ve zanaatkarlarla,

as well as over 20 million peasants, Kalıp ifadeler

1:17

20 milyonu aşkın köylü

Kalıp ifadeler

as well as over 20 million peasants: başka bir grup eklemek

Burada as well as, “ve ayrıca” anlamına gelir. over 20 million peasants ifadesini daha önce belirtilen üçüncü sınıf üyelerine ekler. Basit bir and kullanımına kıyasla bu son grubu ek bilgi olarak sunar. Parçanın tamamı hâlâ the third estate ifadesini açıklayan uzun bir isim öbeğidir. Peasants yeni bir yan tümce başlatmaz veya yeni bir cümlenin öznesi olmaz.

Alıştırma

school groups ifadesini ek bilgi olarak sunan, dersteki üç sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The museum welcomes families ____ school groups.

Cevabı göster

as well as

had far less power. Kalıp ifadeler

1:19

çok daha az güce sahipti.

Kalıp ifadeler

had far less power: büyük bir karşılaştırma farkını vurgulamak

Less power bir karşılaştırmadır: üçüncü sınıf, birinci ve ikinci sınıfa göre daha az güce sahipti. Far, karşılaştırma biçimi less sözcüğünü niteler ve farkın büyük olduğunu vurgular; bu nedenle far less, “çok daha az” anlamına gelir. Burada far fiziksel mesafeyi değil, dereceyi ifade eder. Bu derece kullanımı far more effective ve far better örneklerinde olduğu gibi başka karşılaştırma biçimlerinden önce de kullanılabilir.

Alıştırma

Büyük bir azalmayı vurgulamak için dersteki iki sözcüklü karşılaştırmayla cümleyi tamamlayın: The new process produces ____ waste than the old one.

Cevabı göster

far less

And they were the only ones who paid taxes,

1:21

Ve sadece onlar vergi ödüyordu;

not just to the king, Dilbilgisi

1:24

yalnızca krala değil,

but to the other estates as well.

1:25

aynı zamanda diğer zümrelere de.

Dilbilgisi

not just to the king, but to the other estates as well: yalnızca A değil, B de

not just A, but B as well kalıbı, söylenen şeyin hem A hem de B için geçerli olduğunu anlatır. Burada A to the king, B ise to the other estates ifadesidir; iki ifade de verginin kime ödendiğini gösterir. İkinci bölüm kapsamı genişletir ve genellikle eklenen vurgulu bilgiyi taşır. Cümle, vergi yükünün yalnızca kralı değil, diğer zümreleri de desteklediğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi not just A, but B as well kalıbıyla tamamlayın: The new rule applies ____ full-time staff, ____ part-time workers ____.

Cevabı göster

not just to · but to · as well

In bad harvest years,

1:28

Hasadın kötü olduğu yıllarda,

taxation could leave peasants with almost nothing, Dilbilgisi

1:29

vergiler köylülerin elinde neredeyse hiçbir şey bırakmazken,

Dilbilgisi

could leave peasants with almost nothing: köylüleri neredeyse hiçbir şeysiz bırakmak

leave someone with something yapısında özne, bir kişinin with sonrasında belirtilen şeye sahip kalmasına, onu elinde tutmasına ya da onunla karşı karşıya kalmasına neden olur. Burada taxation neden, peasants etkilenen kişiler, almost nothing ise ellerinde kalan şeydir. Bu nedenle leave bu cümlede “ayrılmak” anlamına gelmez. Could, bu sonucu hasadın kötü olduğu yıllarda ortaya çıkabilecek bir sonuç olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi leave someone with something sonuç yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Yesterday's cancellation ____ the travelers ____ no way to get home.

Cevabı göster

left · with

while the king and nobles

1:33

kral ve soylular

lived lavishly on their extracted wealth. Kalıp ifadeler

1:34

onlardan söküp aldıkları servetle lüks içinde yaşıyordu.

Kalıp ifadeler

lived lavishly on their extracted wealth: yaşam tarzı ve maddi kaynak

Live on + para, yiyecek veya başka bir destek kaynağı, o kaynağa dayanarak geçinmek anlamına gelir. Burada on, kral ile soyluların yaşam tarzını finanse eden kaynağı belirtir; fiziksel bir konumu veya yeri anlatmaz. Lavishly, lived fiilini niteler ve onların nasıl yaşadığını gösterir: çok para harcayarak ve lüks içinde. lived lavishly on their extracted wealth ifadesinin bütünü, gösterişli bir yaşam tarzını başkalarından alınan servete bağlar.

Alıştırma

Hangi cümle hem gösterişli bir yaşam tarzını hem de bu yaşamı destekleyen parayı doğal biçimde ifade eder?

  1. The family lived lavishly in inherited wealth.
  2. The family lived lavishly on inherited wealth.
  3. The family lavishly lived inherited wealth.
Cevabı göster

The family lived lavishly on inherited wealth.

But as France sank into debt Deyimler

1:38

Ancak Fransa, Amerikan Devrimi'ne verdiği destek

Deyimler

sank into debt: kötüleşen mali durum için aşağı yönlü bir mecaz

Sink into debt, aşağı yönlü hareketi mecazi olarak kullanır: borçlar arttıkça giderek kötü bir mali duruma girmek anlamına gelir. Burada France, fiziksel olarak batan bir ülkeyi değil, ülkenin kamu maliyesini ifade eder. Geçmiş zaman biçimi sank into debt, yalnızca mevcut bir durumu belirtmek yerine kötüleşmeyi bir süreç olarak sunar. Daha geniş sink into + olumsuz bir durum kalıbı, bir kişinin veya kurumun giderek sıkıntıya düşmesini anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir işletmenin giderek kötüleşen bir borç durumuna aşamalı olarak girdiğini vurgular?

  1. The business paid off its debt after several years of losses.
  2. The business sank into debt after several years of losses.
  3. The business was in debt after several years of losses.
Cevabı göster

The business sank into debt after several years of losses.

due to its support of the American Revolution Kalıp ifadeler

1:40

ve İngiltere ile süregelen uzun savaşı nedeniyle

Kalıp ifadeler

due to its support of...: bir neden belirtmek

Bu cümlede due to, Fransa'nın borca batmasının nedenini, yani Amerikan Devrimi'ne verdiği askerî ve mali desteği belirtir. Its, France sözcüğünü gösterir; support ise burada isimdir. Due to, bir bütün olarak because of anlamına gelen neden bildiren bir ifadedir. Due burada tek başına “planlanmış” veya “vadesi gelmiş” anlamını taşımaz. Bu ifade, bir sonucu isim öbeğiyle belirtilen nedene bağlar.

Alıştırma

Cümleyi due to kullanarak tamamlayın: The outdoor concert was canceled ____ heavy rain.

Cevabı göster

due to

and its long-running war with England, Kalıp ifadeler

1:43

borç batağına sürüklendikçe,

Kalıp ifadeler

long-running war: uzun süre devam eden bir şey

Long-running, “uzun süre devam eden” anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Burada a long-running war, yıllarca süren bir savaştır; running fiziksel koşma hareketini anlatmaz. Bu ifade, uzun süre devam etmeyi ismin yerleşmiş bir özelliği olarak sunar ve genellikle durumun hızlıca bitmek yerine sürüp gittiğini düşündürür.

Alıştırma

Hangi cümlede long-running, “uzun süre devam eden” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. She bought long-running shoes for the marathon.
  2. He practiced a long-running jump across the puddle.
  3. The producers renewed the long-running television series.
Cevabı göster

The producers renewed the long-running television series.

change was needed.

1:45

değişim zorunlu hale geldi.

King Louis appointed finance minister Jacques Necker, Kalıp ifadeler

1:47

Kral Louis, vergi reformları için baskı yapan

who pushed for tax reforms Kalıp ifadeler

1:50

ve hükümetin maliyesini açıkça yayınlayarak

Kalıp ifadeler

appointed finance minister ... Jacques Necker: unvanın addan önce geldiği atama ifadesi

Burada atanan kişi Jacques Necker, aldığı görev ise finance minister unvanıdır. Kaynak, unvanı addan önce getirerek finance minister Jacques Necker ifadesini tek bir isim öbeği yapar; appoint ile birlikte tüm yapı “Jacques Necker’i maliye bakanı olarak atamak” anlamını verir. Açık ve başka durumlarda kullanılabilir temel kalıpta kişi görevden önce gelir: appoint someone finance minister. Ayrıca as eklenerek appoint someone as finance minister denebilir. Tek bir makamın adı nesne tamamlayıcısı olduğunda İngilizcede hem as hem de tanımlık çoğu zaman kullanılmaz: They appointed Maya treasurer.

Alıştırma

Hangi cümle, komitenin Omar’ı resmen başkan yaptığını açık kişi + görev kalıbıyla ifade eder?

  1. The committee appointed Omar chair.
  2. The committee assigned Omar the chair position.
  3. The committee appointed to Omar chair.
Cevabı göster

The committee appointed Omar chair.

Kalıp ifadeler

pushed for tax reforms: değişimi gerçekleştirmek için etkin biçimde çalışmak

Pushed for tax reforms ifadesinde push for mecaz anlamdadır: Necker reformları etkin biçimde savundu ve gerçekleşmeleri için çalıştı. Burada herhangi bir şeyi fiziksel olarak itmekten söz edilmez. Push for ifadesinden sonra istenen bir politika, eylem, anlaşma veya değişiklik gelir. Bu ifade, bir fikri yalnızca desteklemekten daha fazla çaba ya da baskı ima eder.

Alıştırma

Cümleyi push for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last year, residents ____ stricter safety rules.

Cevabı göster

pushed for

and won public support Kalıp ifadeler

1:52

halkın desteğini kazanan

by openly publishing the government's finances. Dilbilgisi

1:53

maliye bakanı Jacques Necker'i atadı.

Kalıp ifadeler

won public support: halkın onayını kazanmak

Burada won public support, bir kişinin veya şeyin halkın onayını ya da desteğini kazanmayı başardığı anlamına gelir. Won, win fiilinin geçmiş zamanıdır; ancak burada bir yarışmada birini yenmeyi değil, destek kazanmayı anlatır. Bu kalıp, belirli bir karar veya sonuç sayesinde halkın onayını kazanan bir kişiyi, politikayı ya da eylemi anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir önerinin yerel kaygılara yanıt vererek halkın onayını kazandığını anlatır?

  1. The proposal won public support by addressing local concerns.
  2. The proposal retained public support despite the delay.
  3. The proposal had public support throughout the debate.
Cevabı göster

The proposal won public support by addressing local concerns.

Dilbilgisi

by openly publishing ...: yöntemi by + -ing ile göstermek

By + fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Burada by openly publishing the government's finances, halk desteğinin nasıl kazanıldığını açıklar. Bu kullanımda by bir edattır; bu nedenle publish fiili -ing biçimini alır: by publishing. by publish veya by to publish denmez. Openly, publishing fiilini niteler ve bilgilerin gizli tutulmak yerine halka açıklandığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için improve fiilinin doğru biçimini kullanın: The clinic shortened waiting times by ____ its booking system.

Cevabı göster

improving

But the king's advisors

1:57

Fakat kralın danışmanları

strongly opposed these initiatives. Kalıp ifadeler

1:58

bu girişimlere şiddetle karşı çıktı.

Kalıp ifadeler

strongly opposed these initiatives: önerilen önlemlere kesin biçimde karşı çıkmak

Strongly opposed, “çok kesin bir şekilde karşı çıktı” anlamına gelir. Oppose geçişli bir fiildir; bu nedenle these initiatives doğrudan nesnesidir ve İngilizcede oppose fiilinden sonra against eklenmez. Buradaki initiatives, bir sorunu çözmek için önerilen düzenli planları veya reformları ifade eder. Bir kişinin söylenmeden harekete geçme özelliği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “çok kesin biçimde karşı çıkmak” anlamına gelen iki sözcüklü geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: Several community groups ____ the proposed highway.

Cevabı göster

strongly opposed

Desperate for a solution, Dilbilgisi

2:00

Çaresizce bir çözüm arayan

the king called a meeting of the Estates-General, Kalıp ifadeler

2:02

kral, 175 yıl sonra ilk kez

Dilbilgisi

Desperate for a solution, ...: cümle başında sıfat öbeği

Desperate for a solution, ana cümleden önce yer alan bir sıfat öbeğidir. Ana cümlenin öznesi olan the king sözcüğünü açıklar: kral, sorunu çözmenin bir yolunu acilen istiyordu. Baştaki öbek, eylemin arka planındaki nedeni de verir. Kendine ait bir özne-fiil çifti olmadığı için tam bir cümle değildir. Bu yapıda öbeğin örtük öznesi, virgülden sonra gelen özneyle aynı olmalıdır.

Alıştırma

Baştaki sıfat öbeğinin çaresiz hisseden kişiyi doğru biçimde anlattığı cümle hangisidir?

  1. Desperate for a solution, the error message was read by Maya.
  2. Desperate for a solution, Maya called the technical support team.
  3. Desperate for a solution, a new password was sent to Maya.
Cevabı göster

Desperate for a solution, Maya called the technical support team.

Kalıp ifadeler

called a meeting of the Estates-General: Üç Sınıf Meclisini toplantıya çağırdı

call a meeting ifadesinde call, insanların toplanmasını ayarlamak ya da onları resmî olarak toplantıya çağırmak anlamına gelir. Called geçmiş zaman biçimidir, a meeting doğrudan nesnedir ve of the Estates-General toplantıya çağrılan kurumu belirtir; birine telefon edildiğini anlatmaz. Estates-General, yani Üç Sınıf Meclisi, Fransız Devrimi öncesinde ruhbanlar, soylular ve Üçüncü Sınıfın delegelerinden oluşan siyasi bir temsil kurumuydu. Dolayısıyla cümle, çözüm arayan kralın bu kurumu toplantıya çağırdığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi call a meeting ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Faced with an urgent safety problem, the director ____ to discuss it.

Cevabı göster

called a meeting

an assembly of representatives from the three estates, Kültür

2:04

üç zümrenin temsilcilerinden oluşan bir meclis olan

Kültür

an assembly of representatives: temsilcilerden oluşan siyasi bir kurum

Siyasi dilde assembly, tartışmak ve karar almak için toplanan düzenli bir toplantı veya kurum anlamına gelebilir. of representatives, üyelerin daha büyük gruplar adına hareket ettiğini belirtir; dolayısıyla burada yalnızca bir kalabalıktan söz edilmez. Burada from the three estates, temsilcilerin Devrim öncesi Fransa'daki üç toplumsal sınıftan geldiğini anlatır. Bu ifade böylece Estates-General'ın nasıl bir kurum olduğunu açıklar.

Alıştırma

Bu tarihî cümlede an assembly of representatives ne anlama gelir?

  1. Temsil görevi olmayan gayriresmî bir kalabalık.
  2. Üretilmiş parçaları birbirine birleştirme işlemi.
  3. Delegelerin kamusal konuları tartışmak veya karara bağlamak için toplandığı resmî bir kurum.
Cevabı göster

Delegelerin kamusal konuları tartışmak veya karara bağlamak için toplandığı resmî bir kurum.

for the first time in 175 years. Kalıp ifadeler

2:07

Genel Meclisi (Estates-General) toplantıya çağırdı.

Kalıp ifadeler

for the first time in 175 years: uzun bir aradan sonraki ilk gerçekleşme

for the first time in + süre kalıbı, şimdiki zamandan veya anlatıdaki referans anından geçmişe bakar. Olayın bu süre içindeki başka hiçbir anda gerçekleşmediğini ve şimdi ya da referans anında gerçekleştiğini belirtir. Burada in 175 years bütün kalıbın bir parçasıdır ve “önceki 175 yıl içinde” anlamına gelir. Çok uzun bir arayı ve olayın nadirliğini vurgular; “şimdiden 175 yıl sonra” demek değildir.

Alıştırma

for the first time in ve twenty years ifadelerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The team reached the final ____.

Cevabı göster

for the first time in twenty years

Although the third estate Dilbilgisi

2:12

Üçüncü zümre

represented 98% of the French population,

2:13

Fransız nüfusunun %98'ini temsil etmesine rağmen,

its vote was equal to each of the other estates.

2:16

oyu diğer zümrelerin her birine eşitti.

Dilbilgisi

Although A, B: beklenmedik karşıtlıktan önce bir gerçeği kabul etmek

Although, ödünleme bildiren bir yan cümleyi başlatır. although yan cümlesi önce bir gerçeği kabul eder: üçüncü sınıf nüfusun %98'ini temsil ediyor, yani oluşturuyordu. Ana cümle daha sonra beklenmedik sonucu verir: bu sınıfın toplu oyu diğer sınıfların her birinin oyuyla aynı ağırlığa sahipti. Aktarılabilir kalıp Although A, B şeklindedir. A'nın doğru olduğunu kabul eder ve ardından A'nın oluşturduğu beklentiye ters düşen B'yi daha çarpıcı hâle getirir. Bu, basit bir sıralama veya neden-sonuç ilişkisi değil, beklenmedik bir karşıtlıktır.

Alıştırma

Hangi cümle beklenmedik bir karşıtlık göstermek için although kelimesini doğru kullanıyor?

  1. Although the town was small, it had three busy theaters.
  2. Although the town was small, but it had three busy theaters.
  3. Although the town was small, so it had three busy theaters.
Cevabı göster

Although the town was small, it had three busy theaters.

And unsurprisingly,

2:20

Ve beklendiği gibi,

both of the upper classes

2:21

her iki üst sınıf da

favored keeping their privileges. Kalıp ifadeler

2:23

ayrıcalıklarını korumaktan yanaydı.

Kalıp ifadeler

favor doing something: favored keeping their privileges ile bir eylemi desteklemek

Bu cümlede favored, “bir seçeneği destekledi veya tercih etti” anlamına gelir. Üst sınıfların ayrıcalıklarını koruma seçeneğine yönelik tutumlarını anlatır; “yardım veya iyilik” anlamındaki favor isim değildir. favor fiilinden sonra bir eylem geldiğinde -ing biçimi kullanılır: favor + fiil-ing. Burada favored geçmiş zaman fiilidir; keeping ise desteklenen eylemi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi favor fiilinin geçmiş zamanı ve delay fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The committee ____ the vote.

Cevabı göster

favored delaying

Realizing they couldn't get fair representation, Dilbilgisi

2:25

Adil bir temsil hakkı elde edemeyeceklerini anlayan

Dilbilgisi

Realizing..., ana cümle: farkındalığı eylemin nedeni olarak kullanmak

Realizing they couldn't get fair representation, cümlenin başında yer alan bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir. Ardından gelen ana cümledeki eylemin nedenini verir: durumu fark etmeleri, daha sonra yaptıkları şeye yol açar. Realizing başka bir çekimli fiil değildir. Anlamca öznesi they, yani burada Üçüncü Sınıf'tır; ardından gelen ana cümlenin öznesi de aynı grup olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, ana cümle öznesinin eylem nedenini vermek için cümle başındaki Realizing... yan cümlesini doğru kullanır?

  1. Realizing the library was closed, the parking lot looked empty.
  2. Realizing the library was closed, Maya returned the books the next day.
  3. Realizing the library was closed, the rain began.
Cevabı göster

Realizing the library was closed, Maya returned the books the next day.

the third estate broke off, Öbek fiiller

2:27

üçüncü zümre meclisten ayrıldı,

Öbek fiiller

broke off: mevcut bir yapıdan çekilmek

Burada broke off, Üçüncü Zümre'nin mevcut siyasi yapıdan çekildiği ve bu yapıya katılmayı bıraktığı anlamına gelir. Neyden ayrıldığı, çevredeki bağlamdan anlaşıldığı için açıkça belirtilmemiştir. Break off burada bir phrasal verb olduğu için anlam bütün ifadeden gelir. Fiziksel olarak bir şeyi kırmayı veya ondan bir parça koparmayı anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede broke off ifadesinin anlamını seçin: After their demands were rejected, the delegates broke off from the coalition.

  1. Öneriyi daha sonraya ertelediler.
  2. Bir nesneden fiziksel olarak bir parça kopardılar.
  3. Mevcut yapıdan çekildiler.
Cevabı göster

Mevcut yapıdan çekildiler.

declared themselves the National Assembly, Dilbilgisi

2:29

kendilerini Ulusal Meclis ilan etti

Dilbilgisi

declared themselves the National Assembly: declare + dönüşlülük zamiri + kimlik

Yapı declare + dönüşlülük zamiri + ad öbeği şeklindedir: declared themselves the National Assembly. Dönüşlülük zamiri themselves nesnedir; the National Assembly ise kendileri için öne sürdükleri kimliği adlandıran nesne tamamlayıcısıdır. Bu bağlamda yeni bir siyasi kimliği kamuoyu önünde ileri sürdüler. Yapı, kendilerinin ne olduğunu ilan ettiklerini aktarır; tek başına dışarıdaki bir otoritenin onları resmen atadığı veya tanıdığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Declare fiilinin geçmiş zamanını, doğru dönüşlülük zamirini ve the provisional government kimliğini kullanarak tamamlayın: Without waiting for official approval, the delegates ____.

Cevabı göster

declared themselves the provisional government

and pledged to draft a new constitution Kalıp ifadeler

2:32

ve diğer zümreler olsun ya da olmasın

Kalıp ifadeler

pledged to draft a new constitution: yeni bir anayasa hazırlamaya resmen söz vermek

Pledge to do something, bir şeyi yapacağına ciddi ve çoğu zaman kamuya açık biçimde söz vermek demektir. Burada pledged to, eylemi sıradan bir plan değil, resmî bir taahhüt olarak sunar. draft a new constitution ifadesindeki draft bir fiildir: tartışılıp gözden geçirilmek üzere resmî bir belgenin ilk sürümünü yazmak anlamına gelir. Anayasa, bir siyasi sistemin temel hukuki çerçevesini belirler. Yapı pledge + to-infinitive şeklindedir: pledged to draft.

Alıştırma

Cümleyi pledge to draft yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the review, the committee ____ a new safety code.

Cevabı göster

pledged to draft

with or without the other estates. Kalıp ifadeler

2:34

yeni bir anayasa taslağı hazırlamaya ant içti.

Kalıp ifadeler

with or without the other estates: diğer zümreler katılsa da katılmasa da

With or without + isim, iki olasılığı da kapsar: kişi ya da şeyin katıldığı veya mevcut olduğu durum ile olmadığı durum. Bu cümlede, yeni bir anayasa hazırlama taahhüdü her iki durumda da değişmez. Bu ifade genellikle ana eylemin söz konusu koşuldan bağımsız olarak devam edeceğini belirtir. Buradaki the other estates, o tarihsel siyasi sistemdeki diğer toplumsal zümreleri ifade eder; yani taahhüt, onların katılımının kararı belirlemeyeceğini söyler.

Alıştırma

Cümleyi ek finansmanın kararı değiştirmeyeceğini gösteren ifadeyle tamamlayın: We will continue the project ____ extra funding.

Cevabı göster

with or without

King Louis ordered the first and second estates Dilbilgisi

2:37

Kral Louis, birinci ve ikinci zümreye

to meet with the National Assembly,

2:39

Ulusal Meclis ile bir araya gelmelerini emretti,

Dilbilgisi

order someone to do something: birine bir şey yapmasını emretmek

order someone to do something yapısında order, “emretmek” anlamına gelir. order’dan sonra gelen kişi veya grup emri alır; to ile başlayan mastar yapısı da yapılması istenen eylemi belirtir. Bu cümlede the first and second estates emri alan gruplardır; to meet with the National Assembly ise istenen eylemdir. Bu yapı açık bir güç ilişkisine işaret eder; ordered burada “sipariş verdi” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi order fiilinin geçmiş zamanı ve parantez içindeki sözcüklerle tamamlayın: The judge ____. (the clerk / file the report)

Cevabı göster

ordered the clerk to file the report

but he also dismissed Necker, Kelime

2:41

fakat aynı zamanda popüler maliye bakanı

his popular finance minister.

2:43

Necker'i görevden aldı.

Kelime

dismissed Necker: birini görevden almak

dismissed Necker ifadesinde dismiss, “birini işinden veya resmî görevinden almak” anlamına gelir. Doğrudan nesne bir görevi yürüten kişidir; dolayısıyla cümle, kralın yetkisini kullanarak Necker’in maliye bakanlığı görevine son verdiğini anlatır. Dismiss farklı nesnelerle başka anlamlara da gelebilir. Nesne claim, concern veya idea olduğunda “dikkate almaya değmez bularak reddetmek” anlamına gelebilir; ancak burada bu anlamda değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, belediye başkanının bir kamu görevlisini resmen görevden aldığı anlamına gelir?

  1. The mayor dismissed the official after the investigation.
  2. The mayor ignored the official after the investigation.
  3. The mayor dismissed the official's concerns after the investigation.
Cevabı göster

The mayor dismissed the official after the investigation.

In response, Anlatım akışı

2:45

Buna tepki olarak,

thousands of outraged Parisians

2:46

öfkelenen binlerce Parisli

joined with sympathetic soldiers

2:48

kraliyet gücünün bir sembolü

to storm the Bastille prison, Kelime

2:50

ve büyük bir silah deposu olan

Anlatım akışı

In response: bir eylemi onu tetikleyen olaya bağlamak

Cümlenin başındaki In response, ardından gelen eylemin daha önceki bir olaya tepki olduğunu gösterir. Burada Parislilerin saldırısı, kralın Necker'i görevden almasına verilen bir tepki olarak sunulur. Response yalnızca sözlü bir cevap anlamına gelmez. Tepki bir eylem, karar, politika veya davranış değişikliği olabilir. Bu ifade anlatıyı önce tetikleyici olay, sonra tepki gelecek şekilde düzenler.

Alıştırma

Yeni çalışma saatlerini bir tepki olarak gösteren, bu dersteki iki kelimelik ifadeyi tam olarak yazarak cümleyi tamamlayın: The library received many requests for longer hours. ____, it began closing later on Fridays.

Cevabı göster

In response

Kelime

to storm the Bastille prison: storm ile güçlü bir saldırı anlatmak

Storm burada geçişli bir fiildir ve bir yere aniden ve güçlü biçimde saldırmak, çoğu zaman oraya zorla girmek veya hücum etmek anlamına gelir. To storm the Bastille prison amaç bildiren bir mastar yapısıdır; Parisliler ile askerlerin neden birleştiğini açıklar. Bu kullanım, hava olayını anlatan storm ismi değildir. Bu fiil kalıbında yer doğrudan storm fiilinin nesnesi olur: storm a prison, building, or fortress.

Alıştırma

Hangi cümlede storm, bir yere saldırmak veya zorla girmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The speaker stormed out of the embassy after an argument.
  2. The crowd stormed the embassy and forced its way inside.
  3. A storm moved toward the embassy during the night.
Cevabı göster

The crowd stormed the embassy and forced its way inside.

a symbol of royal power Kültür

2:53

Bastille hapishanesine saldırmak için

and a large storehouse of weapons.

2:54

kendi saflarına geçen askerlerle birleşti.

Kültür

a symbol of royal power: monarşik otoriteyi temsil etmek

Burada a symbol of royal power, kralın ya da monarşinin otoritesini temsil eden bir şey anlamına gelir. Bu nedenle Bastille yalnızca bir hapishane ya da bina olarak görülmüyordu. Bu ifade, Bastille'in ele geçirilmesinin pratik değerin yanında neden siyasi bir anlam da taşıdığını açıklar: bu simgeye saldırmak, yalnızca silah elde etme girişimini değil, kraliyet otoritesine meydan okumayı da gösteriyordu.

Alıştırma

Bu bağlamda a symbol of royal power, Bastille hakkında ne anlatıyor?

  1. Bütün vatandaşların ortak mülkiyetindeydi.
  2. Monarşinin otoritesini temsil ediyordu.
  3. Tek önemi silahların orada depolanmasıydı.
Cevabı göster

Monarşinin otoritesini temsil ediyordu.

The revolution had begun.

2:57

Devrim başlamıştı.

As rebellion spread throughout the country, Dilbilgisi

2:59

İsyan tüm ülkeye yayılırken

the feudal system was abolished. Kültür

3:02

feodal sistem kaldırıldı.

Dilbilgisi

As rebellion spread throughout the country: gelişen bir zaman arka planı

Burada As, '-irken' ya da 'gerçekleştiği süre boyunca' anlamına gelir ve zaman bildiren bir yan cümle başlatır. Rebellion spread gelişmekte olan bir olayı anlatır; ana cümle ise bu gelişim sırasında ne olduğunu söyler. Bu yapı, tarih anlatımında önemli bir olayı değişmekte olan bir arka plana yerleştirir. Bağlam örtüşme ve ilerleme gösterir; buradaki As, 'sıfatıyla' anlamına gelmez ve tek başına doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede As, altyazıdaki gibi gelişen bir zaman arka planı sunuyor?

  1. As the door was locked, we used the side entrance.
  2. As the neighborhood grew, more buses began running.
  3. As a volunteer, Lena helped at the shelter.
Cevabı göster

As the neighborhood grew, more buses began running.

Kültür

the feudal system was abolished: bir sistemin resmen kaldırılması

The feudal system; toprak, toplumsal statü, yükümlülükler ve ayrıcalıklar çevresinde örgütlenen sosyal ve siyasi bir düzeni ifade eder. Tek bir kişisel etkinliği değil, bütün bir sistemi anlatır. Was abolished, simple past passive yapısındadır. Sistemin resmî olarak sona erdirildiğini belirtir ve değişikliği kimin yaptığına değil, sisteme ve sonuca odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi abolish fiilinin simple past passive biçimiyle tamamlayın: After a parliamentary vote, the outdated law ____ in 2010.

Cevabı göster

was abolished

The assembly's Declaration of the Rights of Man and Citizen Kültür

3:04

Meclisin İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi

Kültür

Declaration of the Rights of Man and Citizen: tarihî bir belgenin başlığı

Declaration of the Rights of Man and Citizen, 1789'da Fransız Devrimi sırasında kabul edilen önemli bir haklar belgesinin İngilizce başlığıdır. Özel bir belge adı olduğu için Declaration burada herhangi bir duyuruyu değil, belgenin kendisini ifade eder. Bu tarihî ifadede Man genel olarak insanları, Citizen ise siyasi bir topluluğun üyeleri olarak insanları vurgular. Bu nedenle başlık, tek bir erkeğin haklarını değil, insan ve yurttaş haklarını konu alır.

Alıştırma

Bu cümlede Declaration of the Rights of Man and Citizen neyi ifade eder?

  1. Bir erkek yurttaşın yaptığı gündelik bir duyuru.
  2. İnsan ve yurttaş haklarıyla ilgili önemli bir Fransız Devrimi belgesinin başlığı.
  3. Meclise katılan üyelerin listesi.
Cevabı göster

İnsan ve yurttaş haklarıyla ilgili önemli bir Fransız Devrimi belgesinin başlığı.

proclaimed a radical idea for the time, Kalıp ifadeler

3:08

bireysel hak ve özgürlüklerin

Kalıp ifadeler

proclaimed a radical idea for the time: o dönem için radikal bir fikri açıkça ilan etmek

Bu tarihsel anlatımda proclaimed, “kamuya açık ve vurgulu bir şekilde ilan etti” anlamına gelir. A radical idea, yerleşik inançlara meydan okuyan veya düzeni kökünden değiştiren bir fikirdir; radical sözcüğü kendiliğinden “tehlikeli” ya da “kötü” demek değildir. For the time, değerlendirmenin ölçütünü belirler: fikir, o tarihsel dönemin inanç ve koşullarına göre değerlendirildiğinde radikaldi. “Zaman uğruna” veya “bir süreliğine” anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada “proclaimed a radical idea for the time” ne anlama geliyor?

  1. Bir fikri yalnızca kısa bir süre özel olarak düşündü.
  2. O dönemin ölçütlerine göre geniş kapsamlı olan bir fikri kamuya açık biçimde ilan etti.
  3. Yeterli zaman olmadığı için bir fikir açıkladı.
Cevabı göster

O dönemin ölçütlerine göre geniş kapsamlı olan bir fikri kamuya açık biçimde ilan etti.

that individual rights and freedoms Kalıp ifadeler

3:11

insan doğasının temeli olduğu

were fundamental to human nature

3:13

ve hükümetin yalnızca bunları korumak için var olduğu şeklinde,

Kalıp ifadeler

be fundamental to human nature: insan doğasının temelinde olmak

that ile başlayan yan cümle, radikal fikrin içeriğini verir: bireysel hak ve özgürlükler, insanın temel doğasının bir parçası olarak sunulur. be fundamental to + isim yapısında fundamental, “temel oluşturan” veya “vazgeçilmez” demektir; to ise öznenin vazgeçilmez olduğu daha geniş şeyi tanıtır. Buradaki iddia, hak ve özgürlüklerin yalnızca yararlı olduğunu söylemekten daha güçlüdür; bunları insan doğasından ayrılamaz kabul eder.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “bir şey için vazgeçilmez olmak” anlamına gelen tam yapıyla tamamlayın: Mutual trust is ____ a strong partnership.

Cevabı göster

fundamental to

and government existed only to protect them. Dilbilgisi

3:15

o dönem için radikal bir fikri ilan etti.

Dilbilgisi

existed only to protect them: tek bir amaç belirtmek

existed only to protect them ifadesinde to protect them amacı belirten bir mastar yapısıdır: hükümetin neden var olduğunu açıklar. Only amaç kısmını sınırlar; dolayısıyla ifade, bireysel hak ve özgürlükleri korumanın hükümetin tek varlık amacı olduğunu ileri sürer. Buradaki them, daha önce geçen bireysel hak ve özgürlüklere gönderme yapar; bir insan grubuna değil. subject + exist(s) only to + base verb kalıbı tek bir varlık amacını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için protect fiilinin to ile kullanılan mastar biçimini yazın: The agency exists only ____ consumer rights.

Cevabı göster

to protect

Their privileges gone, Dilbilgisi

3:19

Ayrıcalıkları ellerinden giden

many nobles fled abroad,

3:20

birçok soylu yurtdışına kaçarak,

Dilbilgisi

Their privileges gone: isim öbeği + tamamlayıcıdan oluşan mutlak yapı

Their privileges gone bir mutlak yapıdır: Their privileges isim öbeğini gone tamamlayıcısı izler. Their soylulara gönderme yapar ve baştaki ifadenin tamamı, kabaca “ayrıcalıkları ortadan kalktığı için” veya “ortadan kalktıktan sonra” anlamında bir arka plan durumu verir. Bu ifadede çekimli fiil yoktur. Tam ana cümle many nobles fled abroad bölümüdür ve çekimli fiili fled sözcüğüdür; gone cümlenin ana fiili değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede isim öbeği + tamamlayıcı doğru biçimde mutlak yapı olarak kullanılmıştır?

  1. The meeting over, everyone went home.
  2. The meeting was over, everyone went home.
  3. The meeting overed, everyone went home.
Cevabı göster

The meeting over, everyone went home.

begging foreign rulers

3:22

yabancı hükümdarlara

to invade France and restore order. Kalıp ifadeler

3:23

Fransa'yı işgal edip düzeni sağlamaları için yalvardı.

Kalıp ifadeler

restore order: toplumsal veya siyasi istikrarı yeniden sağlamak

Restore order, kargaşa, şiddet veya başka bir kesintiden sonra istikrarlı ve denetim altındaki bir durumu yeniden kurmak demektir. Yapı restore + order şeklindedir; restore “geri getirmek”, order ise burada toplumsal veya siyasi istikrar anlamına gelir. Bu cümlede soylular, yabancı hükümdarların kendilerince doğru olan siyasi düzeni geri getirmesini istiyor. Buradaki order; emir, satın alma siparişi veya restoran siparişi anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “kamu istikrarını yeniden kurmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After several hours of unrest, officials called in extra police to ____.

Cevabı göster

restore order

And while Louis remained as the figurehead of the constitutional monarchy, Kelime

3:26

Ve Louis anayasal monarşinin sözde lideri olarak kalsa da,

he feared for his future.

3:30

geleceği için korkuyordu.

Kelime

the figurehead of the constitutional monarchy: sembolik konum ve sınırlı güç

Burada figurehead, önemli bir unvanı ve sembolik rolü koruyan ancak gerçek karar alma gücü çok az olan kişiyi ifade eder. Bu, mecazi bir kullanımdır; geleneksel olarak geminin pruvasına yerleştirilen oyma figür anlamında değildir. Constitutional monarchy, hükümdarın devletin başı olarak kaldığı ancak yetkisinin anayasa ve siyasi kurumlar tarafından sınırlandığı bir sistemdir. Bu ifade, Louis'nin ad ve sembol olarak hâlâ kral olduğunu fakat eski yönetim gücüne artık sahip olmadığını gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan ifade Louis'nin konumu hakkında ne anlatıyor?

  1. Sembolik hükümdar olarak kaldı, ancak yetkisi anayasal sistem tarafından sınırlandırılmıştı.
  2. Kraliyet gemisinin pruvasındaki oyma süs olarak görev yapıyordu.
  3. Hükûmetin her bölümü üzerinde mutlak gücü yeniden kazanmıştı.
Cevabı göster

Sembolik hükümdar olarak kaldı, ancak yetkisi anayasal sistem tarafından sınırlandırılmıştı.

In 1791,

3:32

1791'de,

he tried to flee the country, Kalıp ifadeler

3:34

ülkeden kaçmaya çalıştı,

but was caught.

3:35

fakat yakalandı.

Kalıp ifadeler

tried to flee the country: tehlike nedeniyle ülkeden kaçma girişimi

Bu cümlede tried to flee the country, ciddi bir tehlike veya kriz nedeniyle ülkeden kaçmaya çalışmak anlamına gelir. Flee sözcüğü aciliyet ve tehdit hissi taşır; sıradan bir yolculuğu ya da planlı bir taşınmayı anlatmaz. try to + fiilin yalın hâli yapısı, bir eylemin denendiğini gösterir ancak tek başına başarılı olup olmadığını belirtmez. Buradaki but was caught, kaçış girişiminin başarısız olduğunu doğrular.

Alıştırma

Hangi cümle, tehlike nedeniyle bir ülkeden kaçmaya yönelik başarısız bir girişimi en açık biçimde anlatır?

  1. The reporter tried to flee the country after receiving death threats, but was stopped at the border.
  2. The reporter left the country for a scheduled conference.
  3. The reporter toured the country while working on a travel story.
Cevabı göster

The reporter tried to flee the country after receiving death threats, but was stopped at the border.

The attempted escape shattered people's faith in the king. Deyimler

3:37

Bu kaçış girişimi, insanların krala olan inancını paramparça etti.

Deyimler

shattered people's faith in the king: yok edilen güveni anlatan bir mecaz

Shattered people's faith in the king bir mecazdır. Shatter sözcüğü gerçek anlamıyla kırılgan bir şeyin birçok parçaya ayrılmasını anlatır; faith ile kullanıldığında ise kaçış girişiminin halkın güvenini çok ciddi, belki de onarılamayacak biçimde yok ettiği anlamına gelir. Buradaki faith in someone, özellikle dinsel inanç değil, o kişiye duyulan güven anlamındadır. Yeniden kullanılabilir yapı shatter + someone's faith in + bir kişi veya kurum biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi shatter fiilinin geçmiş zamanıyla ve readers' faith in yapısıyla tamamlayın: The fabricated story ____ the newspaper.

Cevabı göster

shattered readers' faith in

The royal family was arrested

3:41

Kraliyet ailesi tutuklandı

and the king charged with treason. Kelime

3:42

ve kral vatana ihanetle suçlandı.

Kelime

charged with treason: charge someone with a crime hukuk kalıbı

charged with treason ifadesindeki charged, charge fiilinin hukuk alanındaki anlamını kullanır: birini belirli bir suçla resmen suçlamak. Kalıp charge someone with + suç şeklindedir. Treason, kişinin kendi ülkesine veya hükûmetine ihanet etmesi anlamına gelen ağır bir suçtur. İkinci cümlenin tam hâli the king was charged with treason şeklindedir. Bu bölüm was arrested ile paralel bağlandığı için tekrarlanan was atılmıştır; ikinci bölüm yine de edilgen yapıdadır.

Alıştırma

Cümleyi resmî hukuk kalıbı charge someone with + suç ile tamamlayın: After a year-long investigation, the mayor was ____.

Cevabı göster

charged with bribery

After a trial,

3:45

Bir yargılamanın ardından,

the once-revered king was publicly beheaded, Kelime

3:46

bir zamanlar saygı duyulan kral açıkça giyotinle idam edildi;

Kelime

the once-revered king: geçmişte anlamındaki once-

once-revered ifadesindeki once, bir kez değil, bir zamanlar veya geçmişte anlamına gelir. Revered, derinden saygı duyulan demektir; dolayısıyla the once-revered king geçmişte büyük saygı gören bir kralı anlatır. Kısa çizgi once ve revered sözcüklerini king önünde tek bir niteleyici hâline getirir. İfade, kralın geçmişteki saygın konumunu daha sonra gördüğü muameleyle karşılaştırarak ona bakıştaki keskin değişimi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişteki bir durumu bugünle karşılaştırmak için once- kullanır?

  1. I visited the popular café once last year.
  2. The once-popular café now stands empty.
  3. The café is still popular with everyone.
Cevabı göster

The once-popular café now stands empty.

Kelime

was publicly beheaded: halka açık belirli bir infaz biçimi

Was publicly beheaded edilgen bir yapıdır: eylemi krala başka biri uygulamıştır. Behead, özellikle birinin başını keserek onu idam etmek veya öldürmek anlamına gelir; yalnızca kişinin öldüğü anlamına gelmez. Publicly, infazın halkın gözü önünde gerçekleştirildiğini belirtir. Bu sözcükler birlikte, cezanın hem yöntemini hem de halka açık oluşunu kesin ve güçlü bir şekilde anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede was publicly beheaded ne anlama geliyor?

  1. Kral, halka açık biçimde tahttan çekildi.
  2. Kral, halkın önünde başı kesilerek idam edildi.
  3. Kral, belirtilmeyen bir nedenle gizlice öldü.
Cevabı göster

Kral, halkın önünde başı kesilerek idam edildi.

signaling the end of 1,000 years of monarchy Anlatım akışı

3:49

bu, 1000 yıllık monarşinin sonunun geldiğini gösteriyordu

Anlatım akışı

signaling the end of ...: bir olayın daha geniş anlamını açıklamak

Signaling, önceki olay hakkında yorum yapan bir şimdiki zaman ortacı yan cümlesidir. Anlatımı ne olduğundan, o olayın neyi temsil ettiğine taşır: kralın idamı, bin yıllık monarşinin sona erdiğinin kanıtı olarak sunulur. Burada signal the end of, bir şeyin sona erdiğini belirtmek veya göstermek anlamındadır; gerçek anlamda görsel ya da trafik sinyali göndermek değildir. Signaling yapısının örtük öznesi, önceki olayın tamamıdır.

Alıştırma

Hangi cümle signaling kullanarak önceki bir olayın daha geniş anlamını gösteriyor?

  1. The peace treaty was signed before the end of the war.
  2. The peace treaty was signed, signaling the end of the war.
  3. The delegates used flags to signal across the field.
Cevabı göster

The peace treaty was signed, signaling the end of the war.

and finalizing the September 21st Declaration of the First French Republic, Kültür

3:53

ve "Liberté, égalité, fraternité" mottosuyla yönetilen

Kültür

Birinci Fransız Cumhuriyeti'nin 21 Eylül Bildirgesi

The First French Republic, Fransız Devrimi sırasında monarşinin 1792'de kaldırılmasının ardından kurulan cumhuriyet yönetiminin özel tarihsel adıdır. Bu ifadede the September 21st Declaration, bu yönetim değişikliğine işaret eden olayı anlatır. Burada Republic, hem bir yönetim biçimini hem de belirli bir tarihsel dönemi belirtir. Fransa'nın adına eklenmiş sıradan bir sözcük değildir.

Alıştırma

Bu cümlede the First French Republic hangi değişimi ifade ediyor?

  1. Monarşinin yerine cumhuriyet yönetiminin getirilmesi
  2. Bir Fransız kralının yönetiminin yeniden kurulması
  3. Yönetim değişmeden yalnızca Fransa'nın adının değiştirilmesi
Cevabı göster

Monarşinin yerine cumhuriyet yönetiminin getirilmesi

governed by the motto "Liberté, égalité, fraternité." Kültür

3:59

21 Eylül Birinci Fransız Cumhuriyeti İlanı'nı nihayete erdirdi.

Kültür

Fransa'nın cumhuriyetçi sloganı Liberté, égalité, fraternité

Liberté, égalité, fraternité Fransızca “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” anlamına gelir. Fransa Cumhuriyeti'nin ulusal sloganı hâline gelmiş ve Fransız Devrimi'yle ilişkilendirilen idealleri ifade etmiştir. İngilizce tarih metinleri, tanınan bir slogan olduğu için Fransızca ifadeyi genellikle aynen korur. governed by the motto ifadesinde governed by mecazidir: hükümetin bu idealler doğrultusunda yönetildiği anlatılır. Üç sözcük gerçek anlamda yönetimde bulunmaz.

Alıştırma

Fransızca Liberté, égalité, fraternité sloganı neyi ifade eder?

  1. Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik
  2. Barış, refah ve birlik
  3. Düzen, itaat ve şan
Cevabı göster

Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik

Nine months later,

4:03

Dokuz ay sonra,

Queen Marie Antoinette,

4:04

savurgan şöhreti yüzünden

a foreigner long-mocked as Madame Déficit Kültür

4:06

uzun süredir Matmazel Açık (Madam Deficit) olarak alay edilen bir yabancı olan

for her extravagant reputation, Dilbilgisi

4:09

Kraliçe Marie Antoinette de

Kültür

long-mocked as Madame Déficit: alaycı bir siyasi lakap

Bu tarihsel bağlamda, kelime anlamıyla “Madam Açık” demek olan Madame Déficit, Marie Antoinette için kullanılan alaycı bir lakaptır. Déficit, devlet maliyesindeki açığı belirtir ve Fransa’nın mali sıkıntılarını onun aşırı harcama yaptığına ilişkin kamuoyu imajıyla ilişkilendirir. Edilgen long-mocked as yapısı, insanların onu uzun bir süre boyunca bu etiketle tekrar tekrar alaya aldığını belirtir. Resmî bir kraliyet unvanını ya da tarafsız bir adı değil, halkın düşmanlığını ve siyasi suçlamayı aktarır.

Alıştırma

Bu cümlede long-mocked as Madame Déficit ne anlatıyor?

  1. Ulusal bütçe açığı hakkında resmî bir raporu bizzat hazırlamıştı.
  2. İnsanlar savurganlık ve mali sıkıntılar için onu suçlamak amacıyla alaycı bir lakabı tekrar tekrar kullanmıştı.
  3. Devlet maliyesiyle bağlantılı bir kraliyet unvanını resmen taşıyordu.
Cevabı göster

İnsanlar savurganlık ve mali sıkıntılar için onu suçlamak amacıyla alaycı bir lakabı tekrar tekrar kullanmıştı.

Dilbilgisi

for her extravagant reputation: for neden bildirir

Burada for, alay edilme nedenini, yani onun savurganlık konusundaki ününü belirtir. “-den dolayı” anlamına gelir; “-mek amacıyla” anlamına gelmez. Extravagant, aşırı ya da savurgan olarak görülen harcamaları anlatırken reputation, başkalarının oluşturduğu kamuoyu imajıdır ve mutlaka nesnel bir gerçek değildir. for ifadesinin bu kullanımı, değerlendirme veya tepki bildiren sözcüklerden sonra yaygındır: praised for courage, criticized for waste veya famous for its food.

Alıştırma

Övgünün nedenini belirten edatla cümleyi tamamlayın: Jordan was praised ____ his honesty.

Cevabı göster

for

was executed as well.

4:11

idam edildi.

But the revolution would not end there. Anlatım akışı

4:13

Fakat devrim burada sona ermeyecekti.

Anlatım akışı

Anlatı geçişi olarak would not end there

Bu anlatıda would not end there, az önce anlatılan aşamanın son aşama olmadığını belirtir. There, fiziksel bir yeri değil, olaylar dizisindeki o noktayı gösterir. Would, daha sonraki gelişmeyi geçmişteki bir bakış noktasından sunar. Bu ifade bir aşamayı kapatır ve anlatının başka sonuçlara ya da yeni bir aşamaya geçeceğini haber verir.

Alıştırma

The first crisis was over, but the story would not end there cümlesinde would not end there neyi belirtir?

  1. Anlatıcı kibar bir istekte bulunuyordu.
  2. Olaylar o fiziksel konumda sona erecekti.
  3. O noktadan sonra başka olaylar yaşanacaktı.
Cevabı göster

O noktadan sonra başka olaylar yaşanacaktı.

Some leaders,

4:15

Sadece hükümeti değiştirmekle yetinmeyen

not content with just changing the government, Kalıp ifadeler

4:16

bazı liderler,

Kalıp ifadeler

not content with just changing: daha ileri gitmek istemek

not content with just changing the government, bu liderler için yalnızca hükümeti değiştirmenin yeterli olmadığı ve daha ileri gitmek istedikleri anlamına gelir. Buradaki content, “tatmin olmuş” anlamındaki bir sıfattır. Kalıp be content with + isim veya -ing biçimidir. Virgülle ayrılan ve not content with ile başlayan ifade Some leaders grubunu açıklar; who were not content with just changing the government biçiminde genişletilebilir.

Alıştırma

not content with + -ing kalıbını ve fix fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ one bug, the developers rebuilt the whole app.

Cevabı göster

Not content with fixing

sought to completely transform French society. Kalıp ifadeler

4:19

Fransız toplumunu tamamen dönüştürmeye çalıştı.

Kalıp ifadeler

sought to completely transform: resmî bir çabayı ifade etmek

Sought, seek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. seek to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir hedefe ulaşmak için bilinçli olarak çaba göstermek anlamına gelir. Burada sought to completely transform, Fransız toplumunu bütünüyle dönüştürmenin hedef olduğunu belirtir; hedefin tamamen gerçekleştiğini söylemez. Completely, transform fiilini niteler. Bu nedenle amaçlanan değişim kısmi değil, bütünü kapsayan veya geniş çaplı bir değişimdir.

Alıştırma

Resmî bir çabayı ifade etmek için seek fiilinin geçmiş zamanını kullanın: The committee ____ reduce regional air pollution.

Cevabı göster

sought to

Its religion,

4:22

Dinini,

its street names,

4:23

sokak isimlerini,

even its calendar. Anlatım akışı

4:24

hatta takvimini bile.

Anlatım akışı

even its calendar: en şaşırtıcı öğeyi vurgulamak

Giderek güçlenen bu sıralamada even, its calendar ifadesini en şaşırtıcı veya en uç örnek olarak gösterir. İfadenin en sona yerleştirilmesi, amaçlanan dönüşümün dinleyicinin bekleyebileceğinden daha ileriye uzandığını düşündürür. İsim grupları, önceki cümledeki Fransız toplumunu dönüştürme düşüncesini sürdürür. Bunlar bilinçli olarak kullanılan sıralama parçalarıdır; even, son öğeyi yalnızca yeni bir ek olarak değil, sıralamanın doruk noktası olarak düzenler.

Alıştırma

“Its religion, its street names, even its calendar” sıralamasında even nasıl bir etki yaratır?

  1. Yalnızca takvimin değişmeden kaldığı anlamına gelir.
  2. Takvimi en şaşırtıcı örnek olarak gösterir ve sıralamayı bir doruk noktasına taşır.
  3. Takvimin değiştirilen ilk şey olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Takvimi en şaşırtıcı örnek olarak gösterir ve sıralamayı bir doruk noktasına taşır.

As multiple factions formed, Dilbilgisi

4:26

Birden fazla grup oluştukça,

Dilbilgisi

As multiple factions formed: değişen bir arka plan sunan as

Burada As, zaman ve arka plan bildiren bir yan cümleyi başlatır. “... sırasında” veya “... süreci devam ederken” anlamına gelir: birkaç siyasi grup oluşmaktaydı ve ana cümle, bu durum gelişirken ne olduğunu anlatacaktır. as'ten sonraki multiple factions formed bölümünün kendi öznesi ve fiili vardır. Bu nedenle as burada bağlaçtır. as a leader örneğindeki gibi “... olarak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu cümledeki zaman yan cümlesinin en uygun anlamını seçin: “As the negotiations continued, new alliances appeared.”

  1. Müzakereler yeni ittifaklar rolünü üstlendi.
  2. Müzakereler devam ederken yeni ittifaklar ortaya çıktı.
  3. Müzakereler sona erdiği için yeni ittifaklar ortaya çıktı.
Cevabı göster

Müzakereler devam ederken yeni ittifaklar ortaya çıktı.

the extremist Jacobins, Kültür

4:28

Maximilien Robespierre liderliğindeki

led by Maximilien Robespierre, Dilbilgisi

4:30

aşırılık yanlısı Jakobenler,

Kültür

the extremist Jacobins: Fransız Devrimi'ndeki bir hizip

Bu tarihsel bağlamda Jacobins, Fransız Devrimi'ndeki siyasi bir hizip olan Jakobenleri ifade eder; bir soyadı veya milliyet adı değildir. Ad burada çoğuldur ve üyeleri bir grup olarak belirtir. extremist sıfatı, onları çok radikal siyasi görüşlere sahip veya çok radikal yöntemleri destekleyen bir grup olarak sunar. Ardından gelen led by Maximilien Robespierre ifadesi, Robespierre'i onların lideri olarak tanımlar.

Alıştırma

Bu tarihsel cümlede “the Jacobins” neyi ifade eder?

  1. Devrim dönemi Fransa'sındaki bir milliyet
  2. Fransız Devrimi'ndeki radikal bir siyasi hizip
  3. Soyadı Robespierre olan bir aile
Cevabı göster

Fransız Devrimi'ndeki radikal bir siyasi hizip

Dilbilgisi

Ek bilgi veren geçmiş zaman ortacı öbeği led by Maximilien Robespierre

Led by Maximilien Robespierre, the extremist Jacobins ifadesini niteleyen çekimsiz bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Gruba kimin liderlik ettiğiyle ilgili ek bilgi verir ve who were led by Maximilien Robespierre biçiminde açılabilir. Led burada ortaç olduğu için cümlenin ana fiili değildir. Virgüller ek açıklamayı ayırır; ana cümle launched ile devam eder.

Alıştırma

Cümleyi led by ve Maya adıyla tamamlayın: The research team, ____, published its findings.

Cevabı göster

led by Maya

launched a reign of terror Kültür

4:32

en ufak bir muhalefeti bile bastırmak için

Kültür

Fransız Devrimi'nde launched a reign of terror

Bu cümlede launched a reign of terror, korku, şiddet, baskı ve idamlarla sürdürülen bir yönetim dönemini başlatmak anlamına gelir. Launch burada bir nesneyi havaya fırlatmak değil, başlatmak veya harekete geçirmek demektir. Fransız Devrimi bağlamında the Reign of Terror, radikal Jakoben yönetimiyle bağlantılı yoğun siyasi baskı ve toplu idam döneminin yerleşik adıdır. Reign burada bir gücün veya durumun egemen olduğu dönemi ifade eder; mutlaka bir kral bulunması gerekmez.

Alıştırma

Bu tarihsel cümlede launched a reign of terror ne anlama gelir?

  1. Yeni bir silahı havaya fırlattı
  2. Yeni bir hükümdara taç giydirmek için tören düzenledi
  3. Korku ve şiddetle dayatılan bir yönetim dönemi başlattı
Cevabı göster

Korku ve şiddetle dayatılan bir yönetim dönemi başlattı

to suppress the slightest dissent, Kelime

4:34

bir terör dönemi başlattı

Kelime

suppress the slightest dissent: en ufak bir muhalefeti bile bastırmak

To suppress dissent, karşıt görüşlerin ifade edilmesini veya etkili olmasını güç ya da baskı kullanarak engellemek demektir. Siyasi ve kurumsal bağlamlarda dissent, yalnızca kişiler arasındaki küçük bir fikir ayrılığını değil, resmî veya baskın bir konuma karşı çıkmayı ifade eder. The slightest, “en küçük miktar bile” anlamına gelir. İfade bir bütün olarak, ne kadar hafif olursa olsun hiçbir muhalefete izin verilmediğini anlatır.

Alıştırma

“The regime suppressed the slightest dissent” neyi ima eder?

  1. Rejim karşıt gruplardan kamuya açık şekilde müzakere etmelerini istedi.
  2. Rejim hafif eleştirilere izin veriyor, ancak şiddet eylemlerini cezalandırıyordu.
  3. Rejim çok küçük bir muhalefetin bile ifade edilmesini engelliyordu.
Cevabı göster

Rejim çok küçük bir muhalefetin bile ifade edilmesini engelliyordu.

executing over 20,000 people

4:36

ve Jakobenlerin kendi çöküşünden önce

before the Jacobin's own downfall. Anlatım akışı

4:39

20.000'den fazla insanı idam etti.

Anlatım akışı

before the Jacobin's own downfall: kendi çöküşünden önce

Before the Jacobin's own downfall, çöküşü idamlardan sonraya yerleştirir: idamlar önce gerçekleşmiş, iktidarın kaybedilmesi ise daha sonra gelmiştir. Burada before bir neden belirtmez; daha sonraki bir bitiş noktası sunarak olay sırasını tamamlar. Own, iktidarı elinde tutan ve başkalarına karşı harekete geçen aynı siyasi güce gönderme yapar. Downfall burada mecazidir ve siyasi gücün ya da konumun çökmesi anlamına gelir; own downfall birlikte kullanıldığında sona bir tersine dönüş duygusu katar.

Alıştırma

“executing over 20,000 people before the Jacobin's own downfall” ifadesinde hangi olay sırası anlatılıyor?

  1. İdamlar önce gerçekleşti ve aynı siyasi grup daha sonra iktidarı kaybetti.
  2. İdamlar ve çöküş tam olarak aynı anda gerçekleşti.
  3. Siyasi grup önce iktidarı kaybetti, ardından idamları gerçekleştirdi.
Cevabı göster

İdamlar önce gerçekleşti ve aynı siyasi grup daha sonra iktidarı kaybetti.

Meanwhile,

4:41

Bu sırada,

France found itself at war Kalıp ifadeler

4:42

Fransa kendisini,

with neighboring monarchs

4:44

devrimi daha yayılmadan

Kalıp ifadeler

found itself at war: kendini bir durumda bulmak

Burada found itself at war, olayların Fransa’yı komşu hükümdarlarla savaş hâline soktuğunu anlatır. France tek bir varlık olarak ele alındığı için itself, France’a gönderme yapar; at war ise onun durumunu anlatan bir edat öbeğidir. Bu kalıpta found, “yerini tespit etti” anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp subject + find + reflexive pronoun + complement biçimindedir. Öznenin çoğu zaman planlamadan bir durumda kaldığını ya da o durumda olduğunu fark ettiğini anlatır. Tamamlayıcı bir sıfat, edat öbeği veya -ing biçimi olabilir.

Alıştırma

Cümleyi find oneself ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the merger, the company ____ responsible for twice as many customers.

Cevabı göster

found itself

seeking to strangle the revolution Deyimler

4:45

boğmaya çalışan

before it spread.

4:47

komşu hükümdarlarla savaş halinde buldu.

Deyimler

strangle the revolution: ezici baskı anlatan bir metafor

Strangle sözcüğü gerçek anlamıyla birinin nefes almasını engelleyecek şekilde boynunu sıkmak demektir. strangle the revolution ifadesinde ise devrimi devam edemeyecek veya yayılamayacak kadar sert biçimde bastırmayı anlatan bir metafordur. Bedensel şiddet bildiren bir fiil kullanılması, bu baskıyı hafif bir gecikme ya da sıradan bir düzenleme değil, ağır ve yıkıcı bir eylem gibi gösterir. before it spread ifadesi, hedefin devrimin büyümesini ve etkisini durdurmak olduğunu doğrular.

Alıştırma

Bu cümlede strangle sözcüğünün en yakın anlamı nedir? New restrictions could strangle local innovation.

  1. Gelişemeyecek kadar ağır biçimde bastırmak
  2. Yayılması için daha fazla alan vermek
  3. Değiştirmeye çalışmadan tanımlamak
Cevabı göster

Gelişemeyecek kadar ağır biçimde bastırmak

Amidst the chaos, Anlatım akışı

4:49

Kaosun ortasında,

Anlatım akışı

Amidst the chaos: karmaşayı arka plan olarak kurmak

Amidst the chaos, cümlenin başında kullanılan ve “karmaşık, düzensiz bir durumun ortasında” anlamına gelen bir edat öbeğidir. Buradaki chaos, yalnızca tek bir dağınık anı değil, daha geniş çaplı bir kargaşayı ifade eder. Ana cümleden önce kullanıldığında bu öbek, söz konusu durumu arka plan bilgisi olarak kısaca sunar. Böylece anlatı genel kargaşadan yeni odak hâline gelen kişiye veya olaya hızla geçer. Amidst, ardından isim öbeği gelen bir edattır; fiil değildir.

Alıştırma

Şu cümlede baştaki 'Amidst the chaos' öbeğinin görevi nedir: 'Amidst the chaos, a volunteer calmly organized the supplies'?

  1. Kargaşaya gönüllünün yol açtığını söyler.
  2. Chaos sözcüğünü gönüllünün yaptığı bir eylem olarak sunar.
  3. Ana eylemden önce çevredeki kargaşayı arka plan olarak sunar.
Cevabı göster

Ana eylemden önce çevredeki kargaşayı arka plan olarak sunar.

a general named Napoleon Bonaparte

4:50

Napolyon Bonapart adında bir general

took charge, Kalıp ifadeler

4:53

yönetimi ele geçirdi

Kalıp ifadeler

took charge: kontrolü ve sorumluluğu üstlenmek

Burada took charge, take charge ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve liderlik etmeye, karar almaya ve durumu kontrol etmeye başlamak anlamına gelir. Napolyon'un yönetimi eline alan kişi olduğunu anlatır; bu kalıp ifadede charge, ücret veya askerî hücum anlamına gelmez. Neyin yönetildiği durumdan zaten anlaşılıyorsa take charge nesnesiz kullanılabilir. Sorumluluğun ne olduğunu belirtmek için take charge of + isim yapısını kullanın; örneğin take charge of the project. Zamanı take fiili taşır: take charge, took charge, has taken charge.

Alıştırma

Cümleyi take charge of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the coach became ill, Maya ____ the team for the rest of the season.

Cevabı göster

took charge of

becoming emperor

4:54

ve devrimin demokratik değerlerini savunduğunu iddia ederek

as he claimed to defend the revolution's democratic values. Ton ve niyet

4:55

imparator oldu.

Ton ve niyet

claimed to defend: bir iddiayı doğrulamadan aktarmak

Bu cümlede as he claimed to defend... ifadesi, devrimin demokratik değerlerini savunmayı onun kendi açıkladığı tutum veya gerekçe olarak sunar. Claim fiili bu düşünceyi ona atfeder; anlatıcı onun bu değerleri gerçekten savunduğunu doğrulamaz. Burada as, onun imparator olmasıyla aynı anda öne sürdüğü iddiayı birbirine bağlar. Emperor ile democratic values arasındaki gerilim, anlatımın özellikle mesafeli duyulmasına yol açar; ancak claim tek başına onun yalan söylediğini kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle valinin ifadesini doğruluğunu onaylamadan aktarır?

  1. The evidence proved that the governor protected the rights of every voter.
  2. The governor claimed to have protected the rights of every voter.
  3. The governor protected the rights of every voter.
Cevabı göster

The governor claimed to have protected the rights of every voter.

All in all, Anlatım akışı

4:59

Sonuç olarak,

Anlatım akışı

All in all: genel bir sonuç bildirmek

All in all, birkaç ayrıntıdan sonra nihai bir özeti veya genel değerlendirmeyi bildiren bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye ya da okuyucuya sıradaki ifadenin başka bir bağımsız nokta değil, büyük resmi gösteren sonuç olduğunu anlatır. Genellikle özet cümleciğinin başında yer alır ve ardından virgül gelir. Bu ifade bilgiyi düzenler; buradaki sözcükler tek tek gerçek anlamlarıyla yorumlanmamalıdır.

Alıştırma

Parçayı dersteki özet ifadesiyle tamamlayın: The hike was long and the weather was cold, but the view was amazing. ____, it was a great day.

Cevabı göster

All in all

the revolution saw three constitutions Kelime

5:00

devrim 10 yıl içinde üç anayasa

and five governments within 10 years,

5:02

ve beş hükümet gördü,

Kelime

the revolution saw...: saw, ‘yaşadı’ anlamında

Bu cümlede saw görme eylemini anlatmaz. İnsan olmayan the revolution öznesi tarihsel bir süreci ifade eder; saw ise bu dönemin üç anayasa ve beş hükûmet yaşadığı veya bunlarla şekillendiği anlamına gelir. ‘Zaman dilimi, yer veya olay + saw + gelişme’ yapısı, o zaman ya da yerde olanları tarih veya haber özetinde kısa ve düzenli biçimde anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede saw, örnektekiyle aynı görsel olmayan tarih özeti anlamında kullanılmıştır?

  1. The child saw a bird in the garden.
  2. The decade saw major advances in medical technology.
  3. Maria saw the doctor waiting by the door.
Cevabı göster

The decade saw major advances in medical technology.

followed by decades

5:05

bunu, 1871'de bir sonraki cumhuriyet kurulmadan önce

alternating between monarchy and revolt Kalıp ifadeler

5:06

monarşi ile isyan arasında gidip gelen

before the next republic formed in 1871.

5:09

on yıllar izledi.

Kalıp ifadeler

alternating between monarchy and revolt: alternate between A and B

Alternate between A and B, iki durumdan, seçenekten veya etkinlikten biri ile diğeri arasında tekrar tekrar geçiş yapmak demektir. Burada alternating between monarchy and revolt, siyasi durumun onlarca yıl boyunca iki taraf arasında gidip geldiğini anlatır; tek seferlik bir değişim değildir. Alternating, decades sözcüğünü niteleyen bir present participle biçimidir. Yeniden kullanılabilir kalıp alternate between A and B şeklindedir ve alternate cümleye göre biçim değiştirir.

Alıştırma

Cümleyi alternate between yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: For several days, the weather kept ____ sunshine and heavy rain.

Cevabı göster

alternating between

And while we celebrate the French Revolution's ideals, Anlatım akışı

5:12

Ve bizler Fransız Devrimi'nin ideallerini kutlarken,

we still struggle with many of the same basic questions

5:15

iki yüzyılı aşkın bir süre önce ortaya atılan

raised over two centuries ago. Dilbilgisi

5:19

aynı temel soruların birçoğuyla yüzleşmeye devam ediyoruz.

Anlatım akışı

while we celebrate..., we still struggle...: taviz ve devamlılık

Baştaki while yan cümlesi olumlu bir noktayı kabul eder: Fransız Devrimi'nin ideallerine değer verilmektedir. Burada while, «... sırasında» değil, «... olsa da» anlamındadır. Ana cümledeki still, bu kabule rağmen zorluğun sürdüğünü vurgular. while X, still Y kalıbı, konuşmacının bir gerçeği kabul edip ardından hâlâ devam eden karşıt bir sorunu öne çıkarmasını sağlar. Buradaki the same basic questions, sonucu haklar, otorite ve toplumsal örgütlenme hakkındaki eski sorulara bağlar.

Alıştırma

Örnekteki while... still... hangi mantıksal ilişkiyi ifade ediyor?

  1. Zaman: Mücadele yalnızca idealler kutlanırken gerçekleşiyor.
  2. Neden: İdealleri kutlamak temel soruları yaratıyor.
  3. Taviz: İdealler takdir ediliyor, ancak uzun süredir var olan sorular hâlâ çözülmedi.
Cevabı göster

Taviz: İdealler takdir ediliyor, ancak uzun süredir var olan sorular hâlâ çözülmedi.

Dilbilgisi

questions raised over two centuries ago: isimden sonra gelen geçmiş zaman ortaç öbeği

raised over two centuries ago, questions sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. questions which were raised over two centuries ago şeklinde açılabilir. Sorular eylemden etkilendiği için raised edilgen anlam taşır: sorular ortaya atılmış veya sorulmuştur. Bu kısa biçim, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. raise a question ifadesinde raise, fiziksel olarak bir şeyi kaldırmak veya birini yetiştirmek değil, «tartışılmak üzere bir soru ortaya atmak» anlamındadır.

Alıştırma

Kısaltılmış ilgi cümleciğini raise fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The issues ____ at yesterday's meeting still need attention.

Cevabı göster

raised