Peppa Pig ve Gelmiş Geçmiş En Büyük Misket Yolu | Misket Yolu Eğlencesi: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa, George, Rebecca, Richard ve Baba Pig, oyuncak parçalarıyla ev eşyalarını kullanarak bilye parkurunu sürekli büyütür; sonunda bilye yatak odasından çıkıp bütün ev boyunca ilerler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Why don't you go and play — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu kalıbın birinin nedenini gerçekten sorgulamadığını, nazikçe öneride bulunduğunu anlayabilir ve buyurgan görünmeden alternatif bir etkinlik sunmak için kullanabilirsiniz. 2. some more bits and bobs. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Tek tek adlandırılması önemli olmayan çeşitli küçük nesneleri anlatan bu gündelik Britanya İngilizcesi ifadesini tanıyabilir ve evdeki ufak tefek, karışık eşyalardan söz ederken doğal biçimde kullanabilirsiniz. 3. rolled out of the bedroom, down the stairs, through the hallway, and into the front room. — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Bir nesnenin bütün hareket rotasını izleyebilir; out of, down, through ve into ifadelerinin sırasıyla çıkış, aşağı yön, bir alanın içinden geçiş ve içeri giriş bildirdiğini ayırt edebilirsiniz.
Bu derste
marble run: oyuncak bilye parkurunun adı
Marble run, bilyelerin aşağı doğru yuvarlandığı birbirine bağlı raylardan veya borulardan oluşan bir oyuncaktır. İfadenin tamamı bu oyuncağın ya da kurulmuş parkurun adıdır. Burada run, birleşik ismin bir parçasıdır. Koşma eylemini anlatmaz; bu nedenle marble run ifadesini kelimeleri ayrı ayrı çevirmek yerine tek bir nesne adı olarak anlamak gerekir.
Alıştırma
Bu başlıktaki “marble run” ne anlama geliyor?
- İnsanların bilye taşıdığı bir koşu yarışı.
- Bir bilyeye koşmasını söyleyen bir komut.
- Bilyelerin üzerinde yuvarlandığı oyuncak bir parkur.
Cevabı göster
Bilyelerin üzerinde yuvarlandığı oyuncak bir parkur.
Rebecca and Richard Rabbit have come to play with Peppa and George.
0:05Rebecca ve Richard Tavşan, Peppa ve George ile oynamaya geldiler.
Mummy, can we play Happy Mrs. Chicken on the computer please? Ton ve niyet
0:08Anneciğim, bilgisayarda Mutlu Bayan Tavuk oynayabilir miyiz lütfen?
Can we ... please?: nazik bir izin isteği
Can we ...?, konuşan kişi ve en az bir kişi daha için izin istemek amacıyla kullanılır. Bu cümlede oyun oynama becerilerinin olup olmadığı sorulmuyor. Kalıp Can we + fiilin yalın hâli + ... + please? şeklindedir. Cümle sonundaki please, isteği yumuşatır ve daha nazik hâle getirir.
Alıştırma
Nazik grup isteğini Can ve konuşanın grubunu belirten zamirle tamamlayın: ____ use the paints, please?
Cevabı göster
Can we
Why don't you go and play in your room instead? Ton ve niyet
0:17Neden gidip odanızda oynamıyorsunuz?
Why don't you go and play: öneride bulunmak
Burada Why don't you + fiilin yalın hâli...? bir neden sormak yerine öneri sunar. Yaklaşık olarak “... yapmaya ne dersin?” anlamına gelir ve gidip oynamayı alternatif olarak gösterir. Bu kalıpta you'dan sonra fiilin yalın hâli go gelir. go and play içinde go hareketi başlatır, play ise yapılan etkinliği belirtir. Bu bağlamda sorunun tamamı yumuşak bir yönlendirme işlevi görür.
Alıştırma
Öneriyi Why don't you...? kalıbıyla tamamlayın: ____ take a short break?
Cevabı göster
Why don't you
what games to play: soru sözcüğü + mastar
what games to play içinde what games seçimi, to play ise eylemi belirtir. Bu soru sözcüklü mastar öbeğinin tamamı “hangi oyunları oynamamız gerektiği” anlamına gelir. know fiilinin tamamlayıcısıdır ve seçimin henüz kesinleşmediğini gösterir. Kalıp soru sözcüğü + isteğe bağlı isim + to + fiilin yalın hâli biçimindedir: what to do, which bus to take, where to go. Eylemi yapan kişi genellikle ana cümleden veya bağlamdan anlaşılır; bu nedenle kısa yapının içinde açık bir özne bulunmaz.
Alıştırma
Cümleyi “hangi rotayı izlememiz gerektiği” anlamındaki soru sözcüklü mastar öbeğiyle tamamlayın: We need to decide ____.
Cevabı göster
which route to take
there's lots of games: konuşmada çoğul isimden önce there's
There's lots of games, çok sayıda oyunun mevcut olduğu anlamına gelir. Lots of, çoğul isim games'i niteler. Özenli standart dilbilgisinde çoğul bir isim öbeği normalde there are ile kullanılır: There are lots of games. Ancak günlük ve rahat konuşmada there's çoğul bir isim öbeğinden önce sabit bir başlangıç gibi sıkça kullanılır. Bu nedenle buradaki temel anlam aynıdır.
Alıştırma
Resmî yazı için en uygun cümle hangisidir?
- There are lots of books in the library.
- There's lots of books in the library.
- There are lots of book in the library.
Cevabı göster
There are lots of books in the library.
You could have a tea party or do a jigsaw puzzle. Kalıp ifadeler
0:26Çay partisi verebilir ya da yapboz yapabilirsiniz.
could have a tea party: bir etkinlik önermek
Have a tea party, have + etkinlik adından oluşan doğal bir eşdizimdir. Burada have, etkinliği düzenlemek veya etkinliğin tadını çıkarmak; çocuk oyunlarında ise etkinliği yapıyormuş gibi davranmak anlamına gelir. Bir partiye sahip olmak anlamında değildir. Could, etkinliği nazik bir öneri veya olası bir seçenek olarak sunar. Ardından have fiilinin yalın biçimi gelir: could have denir; could to have veya could has denmez.
Alıştırma
Hangi cümle öneride bulunmak için doğal have + etkinlik eşdizimini kullanıyor?
- We could make a picnic in the park.
- We could have a picnic in the park.
- We could do a picnic in the park.
Cevabı göster
We could have a picnic in the park.
do a jigsaw puzzle: “yapboz yapmak” için doğal sözcük eşleşmesi
Do a jigsaw puzzle ifadesindeki do, parçaları birleştirip tam bir resim oluşturma etkinliğini anlatır. Jigsaw puzzle, parçalardan oluşan bu tür bir yapbozu belirtir; herhangi bir soru ya da bilmece anlamına gelmez. İngilizcede her eğlenceli etkinlik için play kullanılmaz. Do a jigsaw puzzle ifadesini kalıplaşmış bir sözcük eşleşmesi olarak öğrenin. Özellikle parçaları birleştirme eylemini vurgulamak istediğinizde put together a jigsaw puzzle da doğaldır.
Alıştırma
Hangi cümlede yapboz parçalarını birleştirme etkinliği için standart sözcük eşleşmesi kullanılmıştır?
- Let's do a jigsaw puzzle after lunch.
- Let's make a jigsaw puzzle after lunch.
- Let's play a jigsaw puzzle after lunch.
Cevabı göster
Let's do a jigsaw puzzle after lunch.
We've already played with ...: şimdiyle ilgili daha önceki bir eylem
We've, we have ifadesinin kısaltmasıdır. Have played, present perfect yapısıdır ve already eylemin şu andan önce gerçekleştiğini gösterir. Konuşan kişi bütün yapıyı bir öneriyi reddetmek veya önerinin çekiciliğini azaltmak için kullanır: Daha önce yaptıkları için önerilen etkinlik yeni değildir. Play with + bir nesne, eğlenmek için o nesneyi kullanmak veya onunla uğraşmak anlamına gelir: play with those things, play with a toy. Bir oyuncak veya nesneden önce genellikle with gerekir; oyun adları ve birçok spor adı ise play a game ya da play football örneklerinde olduğu gibi doğrudan play fiilinden sonra gelir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız bir oyuncakla oynamayı öneriyor. Hangi yanıt, o oyuncakla daha önce oynadığınızı ve bunun şimdi önemli olduğunu doğal biçimde anlatır?
- We've already played that toy.
- We've already play with that toy.
- We've already played with that toy.
Cevabı göster
We've already played with that toy.
What about your marble run? ile öneride bulunmak
Bu cümlede What about your marble run?, bilye parkurunu sıradaki etkinlik olarak önerir. “Bilye parkurunla oynamaya ne dersin?” anlamındadır; oyuncak hakkında bilgi sormaz. Bir seçenek önermek için What about + isim veya isim öbeği kullanılır. Bir eylem önermek için What about + fiilin -ing biçimi kullanılır; örneğin What about going outside?
Alıştırma
Hangi cümle dışarı çıkmayı doğal bir şekilde önerir?
- What about going outside?
- What about go outside?
- What about to go outside?
Cevabı göster
What about going outside?
haven't played ... for ages: şu ana kadar uzun süredir yapmamak
You haven't played, kişinin en son uzun zaman önce oynadığını ve oynamadığı dönemin şu ana kadar devam ettiğini anlatır. Dil bilgisi açısından bu, olumsuz present perfect yapısıdır: haven't + geçmiş zaman ortacı played. For ages “çok uzun zamandır” anlamına gelir. Günlük ve çoğu zaman vurgulu bir zaman ifadesidir; tarihsel çağlara kelimesi kelimesine gönderme yapmaz. Özne + haven't/hasn't + geçmiş zaman ortacı + for ages kalıbı başka cümlelerde de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın Leo'yu uzun zamandır görmediğini ve bunun hâlâ geçerli olduğunu doğal biçimde anlatır?
- I didn't see Leo since ages.
- I haven't saw Leo for ages.
- I haven't seen Leo for ages.
Cevabı göster
I haven't seen Leo for ages.
You pick a marble and you put it in here Anlatım akışı
0:43Bir misket seçiyorsun ve buraya koyuyorsun
You pick ... and you put ... ile adımları sırayla anlatmak
Burada You pick ... and you put ... iki basit eylemi and ile bağlar. İlk eylem ikinciden önce gerçekleşir; böylece and yönergeyi açık bir sıraya koyar: önce bilyeyi al, sonra içine koy. Bir gösterimde you, yalnızca belirli bir dinleyiciyi değil, yönergeyi uygulayan herhangi bir kişiyi genel olarak anlatabilir. you ... and you ... kalıbı oyun kurallarını veya günlük işlemleri basitçe açıklamanın bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümle, iki adımı yapılmaları gereken sıraya göre and ile sunuyor?
- You open the box because the cards are inside.
- You open the box and you take out the cards.
- The box and the cards are on the table.
Cevabı göster
You open the box and you take out the cards.
and it goes tumble tumble all the way down to the bottom. Notlar
0:46ve o yuvarlana yuvarlana en aşağıya kadar gidiyor.
tumble tumble: kesintisiz hareket için tekrar
Tumble, dönerek ve dengesiz biçimde yuvarlanmak ya da düşmek demektir. Burada tumble tumble biçimindeki tekrar, bilyenin hareketini sürekli ve canlı hissettirir; iki ayrı eylemi anlatmaz. Bu tekrar ritim katar ve eğlenceli, masalsı bir görüntü oluşturur. Küçük çocuklarla konuşurken ve animasyon anlatılarında yaygındır.
Alıştırma
Burada tumble tumble tekrarı nasıl bir etki yaratıyor?
- Yuvarlanma hareketini sürekli ve canlı hissettirir.
- Bilyenin iki kez durduğu anlamına gelir.
- İki farklı hareketin adını verir.
Cevabı göster
Yuvarlanma hareketini sürekli ve canlı hissettirir.
all the way down to the bottom: aşağı yönlü yolun tamamı
All the way, başlangıç noktasından bitiş noktasına kadar yolun tamamını vurgular. Burada down aşağı yönü, to the bottom ise varış noktasının en alt kısım olduğunu belirtir. All the way down to the bottom bir bütün olarak, bir şeyin en alt noktaya ulaşana kadar aşağı doğru hareket etmeyi sürdürdüğünü anlatır. Kalıp, yola veya hedefe göre all the way to ..., all the way down ... ya da all the way up ... biçiminde değişebilir.
Alıştırma
Bilyenin aşağı yönlü yolun tamamını izleyip en alt noktaya ulaştığını anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The marble rolled ____.
Cevabı göster
all the way down to the bottom
I'll show you: göstermeyi teklif etmek
I'll, I will ifadesinin kısaltılmış hâlidir. I'll show you derken konuşan kişi, karşısındaki insanın görebilmesi veya anlayabilmesi için o anda bir şeyi göstermeye karar verir ya da göstermeyi teklif eder. Neyin gösterildiği bağlamdan belliyse bu bilgi söylenmeyebilir. Gösterilen şeyi veya nasıl yapılacağını da ekleyebilirsiniz: I'll show you the picture. I'll show you how it works.
Alıştırma
Arkadaşınız bir kavanozu açamıyor. Hangi cümle, nasıl açılacağını göstermeyi doğal biçimde teklif eder?
- I'll show to you how to open it.
- I'll showing you how to open it.
- I'll show you how to open it.
Cevabı göster
I'll show you how to open it.
Ready, steady, go!: Britanya İngilizcesinde başlama komutu
Ready, steady, go!, özellikle Britanya İngilizcesinde bir yarıştan, oyundan veya birlikte yapılacak bir hareketten önce duyulan kalıplaşmış bir başlama komutudur. Hareket go denince başlar. Burada steady bütün kalıp ifadenin bir parçasıdır. Bu cümlede bir şeyin sabit veya dengeli olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Ready, steady, go! ifadesinde steady sözcüğünün görevi nedir?
- go ile sonuçlanan kalıplaşmış komutun bir parçasıdır.
- Herkese yavaşça hareket etmeye başlamasını söyler.
- Fiziksel olarak sabit bir nesneyi anlatır.
Cevabı göster
go ile sonuçlanan kalıplaşmış komutun bir parçasıdır.
You can go and do your work now: hafif bir tonla izin verme
You can ... izin vermeyi veya karşıdaki kişinin artık harekete geçmekte özgür olduğunu anlatabilir. Burada çocuk, annesine hafif ve neşeli bir tonla ayrılıp işine dönebileceğini söylüyor. Bu cümle, çocuğun annesi üzerinde resmî yetkisi olduğunu göstermez. Samimi aile ortamı, rollerin eğlenceli biçimde tersine dönmesini sağlar; go and do ise mevcut etkinlikten ayrılmayı bir sonraki işi yapmaya bağlar.
Alıştırma
You can go and do your work now. cümlesindeki can temel olarak ne ifade eder?
- Dinleyen kişi bir işi yapabilecek fiziksel yeteneğe sahiptir.
- Konuşan kişi iş yerinde resmî bir emir vermektedir.
- Dinleyen kişi artık ayrılıp işine dönmekte özgürdür.
Cevabı göster
Dinleyen kişi artık ayrılıp işine dönmekte özgürdür.
Have fun: bir etkinlik öncesinde samimi bir iyi dilek
Have fun. “Umarım eğlenirsin” anlamına gelen kısa ve samimi bir iyi dilektir. Genellikle biri oyuna, etkinliğe, geziye veya sosyal bir buluşmaya başlamadan hemen önce söylenir. Biçim olarak emir cümlesine benzese de normalde birine mutlu olmasını emretmez; iyi niyet ifade eder.
Alıştırma
Have ile başlayan ve “İyi eğlenceler” anlamına gelen iki kelimelik kalıp ifadeyi tamamlayın: “I'm leaving for the party now.” “____!”
Cevabı göster
Have fun
Can I have a go? ile sıra istemek
Gündelik Britanya İngilizcesinde have a go, “bir şeyi denemek” veya “bir kez sıra almak” anlamına gelir. Can I have a go? sorusu, katılıp denemek için izin ister. Buradaki a go, bir deneme veya sıra anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. go fiiline sahip olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Yeni bir oyunu bir kez denemek için doğal biçimde sıra isteyen soru hangisidir?
- Can I have a go at you?
- Can I have a go?
- Can I go away?
Cevabı göster
Can I have a go?
And then you can add some more bits to the marble run. Kalıp ifadeler
1:17Ve sonra misket yoluna biraz daha parça ekleyebilirsin.
add some more bits to the marble run ifadesindeki add A to B
add A to B kalıbı, A'yı B'nin içine veya üzerine koymak ya da B'ye takmak anlamına gelir. Bu cümlede A some more bits, B ise the marble run olduğundan ek parçaları alan şey misket parkurudur. Burada bits, oyuncağın küçük parçaları veya bileşenleri anlamındadır. Some more, bu parçaların parkurda zaten bulunanlara ek olduğunu gösterir.
Alıştırma
Sütün çorbaya eklendiğini anlatmak için add A to B kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Add a little milk and the soup.
- Add the soup to a little milk.
- Add a little milk to the soup.
Cevabı göster
Add a little milk to the soup.
Let's make it the biggest marble run ever. Notlar
1:21Haydi gelmiş geçmiş en büyük misket yolunu yapalım.
Let's make it ...: ortak bir sonuç önermek
Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişi ile dinleyenin birlikte hareket etmesini önerir. Let's make it ... ifadesinde konuşan kişi yalnızca dinleyene ne yapacağını söylemez; herkesi yardıma çağırır. Make it + sıfat veya isim öbeği, ulaşılmak istenen sonucu belirtir. Burada it misket parkurunu gösterir; the biggest marble run ever ise oluşturmak istedikleri sonuçtur.
Alıştırma
Let's ve make it kullanarak ortak öneriyi tamamlayın: ____ a team project.
Cevabı göster
Let's make it
the biggest ... ever: ever ile güçlendirilen en üstünlük
the biggest marble run ad öbeğinde biggest, big sıfatının en üstünlük biçimidir. The tanımlığı, bu parkuru karşılaştırılan diğer tüm parkurlardan daha büyük olarak sunar. En üstünlük biçiminden sonra gelen ever, anlamı “şimdiye kadarki herhangi bir zamanda” veya coşkulu konuşmada “tüm zamanların” şeklinde güçlendirir. Burada planın yalnızca büyük değil, özellikle heyecan verici görünmesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi exciting sözcüğünün en üstünlük biçimiyle tamamlayın: This was the ____ trip ever.
Cevabı göster
most exciting
wiggly bit: kıvrımlı bir parçanın gündelik adı
Wiggly, birkaç küçük kıvrımı olan veya bir yandan diğer yana bükülüyormuş gibi görünen bir şeyi anlatır. Yalnızca curved demekten daha canlı ve görseldir. Burada bit, kesin adı önemli olmayan küçük bir parça anlamındaki sayılabilir ve gündelik bir isimdir. Bu nedenle this wiggly bit, “kıvrımlı görünen bu küçük parça” demektir; bit burada az miktar veya düşük derece anlamına gelmez.
Alıştırma
Gündelik İngilizcede, bir yandan diğer yana birkaç kıvrımı olan küçük bir parkur parçasını en iyi hangi ifade anlatır?
- a curved bit
- a straight bit
- a wiggly bit
Cevabı göster
a wiggly bit
will make it go: make + nesne + fiilin yalın hâli
make + nesne + fiilin yalın hâli, birinin ya da bir şeyin nesneye bir eylem yaptırdığını anlatır. will make it go ifadesinde it nesnedir, go ise fiilin yalın hâlidir; bu yüzden go’dan önce to kullanılmaz. round and round, dairesel hareketin tekrar tekrar yapıldığını anlatır; will ise bunu beklenen sonuç olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi make ve spin fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The strong wind will ____ the pinwheel ____.
Cevabı göster
make · spin
Do you want to have a go?: denemeye yönelik samimi bir davet
Do you want to have a go?, birini bir etkinliği denemeye veya bir kez sırasını kullanmaya samimi biçimde davet eder. Burada have a go, denemek ya da bir kez yapmak anlamına gelir. Biçim olarak dinleyenin ne istediğini sorsa da bu bağlamdaki asıl işlevi ona katılma fırsatı sunmaktır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız teleskobunuzu kullanmayı öğreniyor. Denemesi için en doğal ve samimi davet hangisidir?
- You must have a go.
- Do you want to watch me again?
- Do you want to have a go?
Cevabı göster
Do you want to have a go?
Yes, let's make the biggest marble run ever.
1:57Evet, hadi gelmiş geçmiş en büyük misket yolunu yapalım.
That looks good: gördüğün bir şeye olumlu geri bildirim verme
That looks good ifadesinde look, “görülen veya incelenen şeye göre öyle görünmek” anlamına gelen bir bağlayıcı fiildir. Good, bir şeyin dış görünüşünü veya o anda sunulan hâlini niteler. Bu cümle kısa ve samimi bir onay verir. Olumlu bir izlenim bildirir; ancak bir şeyin tadının güzel olduğunu, doğru çalıştığını veya bütünüyle kontrol edildiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir arkadaşınız pastayı süsledi, ancak henüz tadına bakmadınız. En doğru yanıt hangisidir?
- That tastes good.
- That sounds good.
- That looks good.
Cevabı göster
That looks good.
Now it's Richard's turn: sıranın kimde olduğunu söylemek
Now it's Richard's turn, sıradaki hareketi yapması gereken kişinin Richard olduğunu söylemek için It's + iyelik biçimindeki isim + turn kalıbını kullanır. Richard's iyelik biçimidir ve sıranın ona ait olduğunu gösterir. Now, önceki kişiden sonraki kişiye geçişi belirtir. Burada turn, yön değiştirme eylemi değil, sıralı bir etkinlikte bir kişiye düşen fırsat anlamında bir isimdir. Richard's yerine başka bir iyelik biçimi kullanabilirsiniz: It's Maya's turn. It's your turn.
Alıştırma
It's + iyelik biçimindeki isim + turn kalıbını kullanın. Mia için cümleyi tamamlayın: Now ____.
Cevabı göster
it's Mia's turn
Look at + isim + -ing ile görülen bir eyleme dikkat çekmek
Look at + isim + -ing, birinin dikkatini göz önünde gerçekleşen bir eyleme çeker. Burada all the marbles neye bakılması gerektiğini belirtir, going everywhere ise bilyelerin ne yaptığını anlatır. -ing öbeği tek başına tam bir yan cümle değildir. Devam eden bir eylemi anlatmak için isme bağlanır; bu nedenle kalıp başka kişiler veya nesneler ve onların görülebilen eylemleriyle de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için run fiilinin -ing biçimini kullanın: Look at the horses ____ across the field.
Cevabı göster
running
I thought I heard your marble run, Peppa. Ton ve niyet
2:27Sanki misket yolunuzun sesini duydum, Peppa.
I thought I heard ... ile bir ses hakkındaki belirsizliği belirtmek
I thought I heard ... ifadesi, “Bir şey duyduğumu sandım ama tam olarak emin değilim” anlamına gelir. Geçmiş zaman biçimi thought, bu izlenimi yakın geçmişe yerleştirir ve ifadeyi I heard ... cümlesine göre daha az kesin hâle getirir. Bu ifade, konuşanın mutlaka yanılmış olduğu anlamına gelmez. Ayrıca konuşanın neden kontrol etmeye geldiğini veya konuşmaya katıldığını açıklayabilir.
Alıştırma
Duruma en uygun cümleyi seçin: Üst katta hafif bir ses duydunuz, ancak ne olduğundan emin değilsiniz.
- I definitely heard something upstairs.
- I thought I heard something upstairs.
- I did not hear anything upstairs.
Cevabı göster
I thought I heard something upstairs.
join in: devam eden bir etkinliğe katılmak
Join in, başka insanların yapmakta olduğu bir etkinliğe katılmaya başlamak demektir. Can I join in? cümlesinde etkinliğin ne olduğu durumdan anlaşıldığı için ayrıca belirtilmesine gerek yoktur. Can I ...? yapısı, katılmak için arkadaşça izin istemeyi sağlar. Bu ifade oyunlar, sohbetler, şarkılar ve birlikte yapılan başka etkinlikler için kullanılabilir.
Alıştırma
İsteği, join fiiline devam eden bir etkinliğe katılma anlamı veren doğru parçacığı ekleyerek tamamlayın: The others are playing a card game. Can I ____?
Cevabı göster
join in
Oh, goody!: çocuksu bir sevinç ünlemi
Oh, goody! sevinçli bir beklentiyi anlatan ünlemdir. Konuşan kişi, eğlenceli bir şey olacağı veya iyi bir haber aldığı için mutludur. Burada goody bir ünlem olarak kullanılır. good sıfatı değildir; ayrıca şekerleme ya da küçük hediye anlamındaki goody ismi de değildir. Bu ifade heyecanın çocuksu veya bilerek şakacı duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Bir çocuk, gezi sırasında bir tema parkına da gidileceğini öğreniyor. Hangi tepki şakacı ve heyecanlı bir sevinci doğal biçimde gösterir?
- Never mind.
- Oh, goody!
- What a pity.
Cevabı göster
Oh, goody!
Ah, there are no more bits of marble run left in the box. Dilbilgisi
2:39Ah, kutuda hiç misket yolu parçası kalmamış.
There are no more ... left in the box: kutuda hiç ... kalmadı
Burada There are no more + çoğul isim + left kalıbı, miktarın sıfıra indiğini, yani hiçbir şey kalmadığını belirtir. Left isimden sonra gelir ve yön olarak “sol” değil, “geriye kalan” anlamındadır. There are, çoğul isim bits ile uyumludur. Sondaki yer ifadesi in the box, konuşanın parçaları nerede kontrol ettiğini veya bulmayı beklediğini gösterir. Bu kalıbı tükenen sayılabilen nesneler için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Dolapta hiç temiz havlu kalmadığını anlatmak için cümleyi kalıbın iki bölümüyle tamamlayın: There are ____ clean towels ____ in the cupboard.
Cevabı göster
no more · left
Never mind: sorunu küçümsemeden hafifletip devam etmek
Bu cümlede Never mind, “Bu küçük sorun önemli değil” anlamına gelir. Eksik parçaların önemini azaltır ve ardından gelen alternatifin sakin ve olumlu duyulmasını sağlar. Never mind konuşmada tek başına tam bir yanıt olabilir. Küçük bir plan aksadığında Never mind, we can ... kalıbıyla bir sonraki adımı önermeden önce insanları rahatlatabilirsiniz. Bu sabit bir ifadedir; mind fiiliyle kurulmuş gerçek anlamlı bir emir değildir.
Alıştırma
Dışarıdaki masalar dolu ama içeride boş bir masa var. Hangi yanıt bunu doğal biçimde küçük bir sorun olarak görüp sonraki adımı önerir?
- We must wait for an outdoor table.
- Never mind. We can sit inside.
- Please tell me why every table is full.
Cevabı göster
Never mind. We can sit inside.
want it even bigger: want + nesne + even + karşılaştırma biçimi
Want + nesne + sıfat, nesnenin hangi durumda olmasını istediğinizi anlatır. Want it bigger, onun boyutunun büyümesini istediğiniz anlamına gelir. Even, karşılaştırma biçimi bigger'ın hemen önüne gelerek karşılaştırmayı güçlendirir: “daha da büyük” ya da “şu ankinden veya mevcut plandakinden daha büyük” demektir. Burada even, şaşırtıcı bir durumu ya da uç bir örneği belirten “hatta” anlamında değildir.
Alıştırma
Bir şeyin zaten büyük olduğunu, ancak daha da büyümesini istediğinizi anlatan cümle hangisidir?
- We want it very big.
- We even want it big.
- We want it even bigger.
Cevabı göster
We want it even bigger.
I'll go and see if there's anything in the office we could use. Dilbilgisi
2:57Gidip ofiste kullanabileceğimiz bir şey var mı diye bakacağım.
see if there's anything ... we could use: uygun bir şey olup olmadığını kontrol etmek
See if + yan cümle, “... olup olmadığını kontrol etmek ya da öğrenmek” demektir. Konuşan kişi yalnızca bir şeye bakmıyor; bir olasılığı araştırmaya gidiyor. Uygun bir nesnenin var olup olmadığı henüz bilinmediği için if cümlesinde anything kullanmak doğaldır. We could use, anything sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir; ilgi zamiri that kullanılmamıştır. Could geçmiş zamanı değil, olası uygunluğu, yani bir şeyin amaç için işe yarayabileceğini anlatır.
Alıştırma
See if ifadesinden sonra there is'in kısaltılmış biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: I'll ____ a quiet room we could use.
Cevabı göster
see if there's
Look Daddy, we've added some more bits and bobs. Deyimler
3:06Bak Babacığım, biraz daha ıvır zıvır ekledik.
some more bits and bobs: birkaç ufak tefek şey daha
“Bits and bobs”, tek tek adlarını söyleyecek kadar önemli olmayan çeşitli küçük nesneleri topluca anlatan, Britanya İngilizcesine ait gündelik bir ifadedir. “Some more bits and bobs” içinde “some more”, eklenen başka nesneler olduğunu belirtir. “Bits and bobs” ifadesini ayrı nesne adları olarak değil, tek bir kalıplaşmış ifade olarak anlayın.
Alıştırma
Bu cümlede “some more bits and bobs” ne anlama geliyor?
- özellikleri kesin biçimde belirtilmiş birkaç makine parçası
- Bit ve Bob adlı iki kişi
- birkaç ufak tefek şey daha
Cevabı göster
birkaç ufak tefek şey daha
And I've found these tubes to make a tunnel. Dilbilgisi
3:11Ve ben de tünel yapmak için bu boruları buldum.
tubes to make a tunnel: amaç bildiren mastar yapısı
“Tubes to make a tunnel” ifadesinde “to make a tunnel” mastar grubu, “tubes” sözcüğünün amacını açıklar: Bu borular bir tünel yapmak için kullanılabilir. İsim + to + fiilin yalın hâli yapısı, “a key to open the door” örneğinde olduğu gibi bir nesnenin ne işe yaradığını sıkça belirtir. Boruların eylemi kendi başlarına yapmak üzere olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“Store” ve “these toys” kullanarak dört sözcüklü bir amaç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: I need a box ____.
Cevabı göster
to store these toys
Wow, the marble will go all around the room. Kalıp ifadeler
3:14Vay canına, misket tüm odayı dolaşacak.
go all around the room: tüm alanı dolaşmak
Bu cümlede go all around the room, bilyenin yolunun odanın tamamının çevresine uzandığını ya da odanın birçok bölümünden geçtiğini anlatır. All, around sözcüğünün kapsamını güçlendirerek geniş veya tam bir kapsama vurgu yapar. Bu ifade yalnızca odanın yakınında bir yere gitmek demek değildir. Gerçek güzergâha göre yol odanın çevresinde tam bir tur atabilir ya da odanın birçok bölümünden geçebilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir güzergâhın gölün tamamının çevresine uzandığını anlatır?
- The path goes all around the lake.
- The path stops near the lake.
- The path goes straight to the lake.
Cevabı göster
The path goes all around the lake.
Let's try it out: bir şeyi uygulamada test etmek
Try something out, bir şeyi nasıl çalıştığını veya beğenip beğenmediğinizi görmek için uygulamada kullanmak ya da test etmek demektir. Let's try it out, konuşanın ve diğer kişilerin az önce sözü edilen şeyi test etmesini önerir. Try out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isim olduğunda hem try the new game out hem de try out the new game mümkündür. Nesne bir zamir olduğunda zamir ortada olmalıdır: try it out denir, try out it denmez. Out öbek fiilin bir parçasıdır ve dışarıda anlamına gelmez.
Alıştırma
Try out ifadesini yeni bir aracı test etmek anlamında kullanmak istiyorsunuz. Hangi cümle doğal ve zamiri doğru yere yerleştiriyor?
- Let's try it out before the meeting.
- Let's try out it before the meeting.
- Let's try it outside before the meeting.
Cevabı göster
Let's try it out before the meeting.
Can I go first? ile ilk sırayı istemek
Can I go first? bir etkinlikte ilk sırayı almak için izin istemeye yarar. go first ifadesindeki go, “bir yere gitmek” değil, “sırası gelince yapmak veya başlamak” anlamındadır. Can I ...? kalıbı bu isteği bir duyuru yerine ricaya dönüştürür; yani konuşan kişi diğerlerinin onayını ister.
Alıştırma
Üç kişi sırayla bir etkinlik yapacak. İlk sırayı almak için izin istemek istiyorsunuz. Ne söylersiniz?
- Can I go first?
- I'm going first.
- Can I go next?
Cevabı göster
Can I go first?
Okay Daddy, you have to put the marble in there. Dilbilgisi
3:27Tamam Babacığım, misketi oraya koymalısın.
You have to put ... ile gerekli bir adımı belirtmek
have to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin kural, süreç veya pratik bir ihtiyaç nedeniyle gerekli olduğunu belirtir. Burada you have to put ... babaya etkinlik için gereken adımı, yani bilyeyi belirtilen yere koyması gerektiğini anlatır. Bu kalıpta have, “sahip olmak” anlamına gelmez. have to sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: have to put, have to press ve have to wait.
Alıştırma
Gerekli adımı have to ve press kullanarak tamamlayın: Before the machine starts, you ____ the green button.
Cevabı göster
have to press
all around the world: eğlenceli bir abartı
Bu sahnede all around the world, bilyenin ne kadar uzağa ve ne kadar geniş bir alanda gidiyormuş gibi göründüğünü abartır. Bilye hâlâ evin içinde hareket ettiği için ifade gerçek bir dünya turunu anlatmaz. Bu ifade başka bağlamlarda gerçekten küresel bir kapsamı anlatabilir; ancak eğlenceli anlatımda küçük bir olay vurgu için büyütülebilir. Kapsamın gerçek mi, esprili bir abartı mı olduğuna görülen duruma göre karar verin.
Alıştırma
Bu sahnede all around the world ne anlama geliyor?
- Bilye birkaç ülkeye gönderiliyor.
- Konuşan kişi bilyenin ne kadar uzağa yuvarlandığını eğlenceli biçimde abartıyor.
- Bilye Dünya'nın çevresinde tam bir tur atıyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi bilyenin ne kadar uzağa yuvarlandığını eğlenceli biçimde abartıyor.
There it goes.: hareketi anlık olarak anlatma
There it goes., bir şey hareket etmeye başlarken, yoluna devam ederken veya uzaklaşırken söylenen anlık bir yorumdur. Yaklaşık olarak “Bak, şimdi hareket ediyor” anlamına gelir. Burada there yalnızca yer bildirmez; dinleyenin dikkatini göz önünde gerçekleşen harekete yöneltir. Bu cümle yorumu eylemle eş zamanlı hâle getirir ve oyunlarda, yarışlarda, gösterilerde ve canlı anlatımda sık görülür.
Alıştırma
Bir oyuncak roket az önce havalandı ve siz bir arkadaşınızla izlerken uzaklaşıyor. Hangi anlık yorum en uygundur?
- Here it comes!
- There it is!
- There it goes!
Cevabı göster
There it goes!
The marble has rolled out of the bedroom, Kalıp ifadeler
3:54Misket yatak odasından dışarı yuvarlandı,
rolled out of ... down ... through ... into ...: bir rotayı sırayla anlatmak
rolled fiilinden sonra gelen dört yol ifadesi, tek bir kesintisiz hareketi sırayla gösterir. out of yatak odasının içinden dışına çıkmayı, down merdiven boyunca daha alçak bir noktaya inmeyi, through koridorun içinden geçmeyi, into ise oturma odasının dışından içine girmeyi belirtir. İfadelerin yol üzerindeki sıraya göre dizilmesi, dinleyenin misketin hareketini adım adım takip etmesini sağlar. Her edat farklı bir mekânsal ilişki anlattığı için bunların yerleri değiştirilemez.
Alıştırma
Rotayı yol bildiren sözcüklerle tamamlayın. Oyuncak araba garajın içinde başlar, dışarı çıkar, rampanın altına iner, tünelin bir ucundan diğerine geçer ve kulübenin içinde durur: The toy car rolled ____ the garage, ____ the ramp, ____ the tunnel, and ____ the shed.
Cevabı göster
out of · down · through · into
The whole house is a marble run: A is B ile doğrudan mecaz
Burada is, evin gerçek kimliğini belirtmez. Bir mecaz kurar: Misket evin pek çok bölümünden geçtiği için bütün ev, büyük bir misket parkuruymuş gibi anlatılır. A gerçekten B değilse A is B kalıbı doğrudan bir mecaz oluşturabilir. Bu yapı, o anki durumda iki şey arasındaki önemli benzerliği vurgular. Bu nedenle is sözcüğünün bir gerçeği mi yoksa bir imgeyi mi anlattığını bağlam gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede is veya was aynı şekilde bir mecaz kurmak için kullanılmıştır?
- During the sale, the shop was a zoo.
- The shop was beside the zoo.
- The shop sold toy animals.
Cevabı göster
During the sale, the shop was a zoo.
Got you!: birini yakalamak veya tutmak
Burada Got you!, “Seni yakaladım” veya “Seni güvenle tutuyorum” anlamına gelir. Konuşan kişinin birini ya da bir şeyi yakaladığı veya desteklediği anda söylediği kısa bir konuşma ifadesidir. Aynı sözler “Anladım” anlamına da gelebilir. Bu nedenle bu cümlede anlamı fiziksel hareket belirler.
Alıştırma
Bir yetişkin düşmek üzere olan bir çocuğu yakalayıp Got you! diyor. Burada ne anlama gelir?
- Konuşan kişi çocuğun açıklamasını anlıyor.
- Konuşan kişi çocukla konuşmasını bitirdi.
- Konuşan kişi çocuğu güvenle tutuyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi çocuğu güvenle tutuyor.
What was all that noise?: dikkat çeken gürültüyü all that ile vurgulamak
What was all that noise? cümlesinde all that, duyulan sesleri dikkat çeken tek bir gürültü olayı olarak gösterir ve bunun ne kadar yüksek, uzun süren veya rahatsız edici göründüğünü vurgular. Ayrı ayrı sesleri saymaz. Soru çoğu zaman yalnızca “O ne sesiydi?” sorusundan daha fazlasını ifade eder. Genellikle “Bütün o gürültüye neden olan ne oldu?” anlamına gelir ve şaşkınlık, endişe veya kızgınlık gösterebilir.
Alıştırma
Dikkat çeken bir gürültüyü vurgulayan tam ifadeyle soruyu tamamlayın: What was ____?
Cevabı göster
all that noise
It was the noise of the biggest marble run ever.
4:21O, gelmiş geçmiş en büyük misket yolunun sesiydi.