Bu Terk Edilmiş Kulübe Dünyanın Sonunu Getirebilir: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Tekoi füze testlerinden ABD-Sovyet denetimlerine uzanır; anlatı Rusça tabelaları ve Trident mirasını açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “piece together” — Öbek fiiller: dağınık kanıtlardan tarihi yeniden kurun ve ifadeyi araştırmalarda kullanın. 2. “were the United States and her Minutemen to be destroyed” / “there would” — Dil bilgisi: if olmadan koşul devrikliğini tanıyın ve varsayımı sonuca bağlayın. 3. “trust but verify” — Kültür ve gerçek dünya bağlamı: kanıtla desteklenen güveni, uydu ve saha denetimlerinin rolünü anlayın.
Bu derste
or at least it once was: önceki iddiayı daraltma
Konuşmacı önce “This is the Tekoi test range” ifadesini güncel bir gerçek gibi sunar, ardından “or at least” ile bu iddianın kapsamını hemen daraltır. Düzeltilmiş iddia daha temkinlidir: Burası geçmişte test sahasıydı, ancak bugün artık böyle tanımlanamayabilir. Buradaki “once”, “bir kez” değil, “bir zamanlar” anlamındadır. Bu kalıp, söze baştan başlamadan kendinizi doğal biçimde düzeltmenizi sağlar: Önce bir iddiada bulunur, sonra “or at least” ile güvenle savunabileceğiniz daha sınırlı bir ifade eklersiniz.
Alıştırma
“or at least it once was” bu cümlede ne işe yarıyor?
- Konuşmacı buranın kesinlikle hâlâ test sahası olduğunu doğruluyor.
- Konuşmacı buranın tam olarak bir test için kullanıldığını söylüyor.
- Konuşmacı iddiayı daraltıyor: Burası geçmişte test sahasıydı, ancak şimdi olmayabilir.
Cevabı göster
Konuşmacı iddiayı daraltıyor: Burası geçmişte test sahasıydı, ancak şimdi olmayabilir.
out in the world: gerçek hayatta var olmak ve etkisini sürdürmek
Bu cümlede “out in the world”, çalışmanın sonuçlarının ilk test sahasını aşarak bugün hâlâ gerçek hayatta var olduğu veya işlediği anlamına gelir. İfade, açık havadaki fiziksel bir konumu değil, devam eden varlığı ve pratik etkiyi anlatır. Daha geniş topluma veya kullanıma girmiş fikirleri, teknolojileri, kitapları, ürünleri ya da başka sonuçları tanımlayabilir. Kendiliğinden “dünyanın her yerinde” veya “halka açık” anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada “the work is still out in the world today” ne anlama geliyor?
- Sonuçlar gerçek hayatta hâlâ var oluyor veya işliyor ve etkilerini sürdürüyor.
- Çalışanlar bugün açık havadaki boş bir alanda bulunuyor.
- Çalışma dünyadaki her ülkeye yayıldı.
Cevabı göster
Sonuçlar gerçek hayatta hâlâ var oluyor veya işliyor ve etkilerini sürdürüyor.
to piece together the story of Tekoi. Öbek fiiller
0:33Tekoi'nin hikayesini birleştirmek için yeterli.
piece together: dağınık ipuçlarından bir anlatıyı yeniden kurmak
Piece together, ayrı bilgi veya kanıt parçalarını daha bütünlüklü bir anlatı ortaya çıkana kadar birleştirmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada fiziksel nesneleri birleştirmeyi değil, Tekoi'de kalanlardan yararlanarak oranın hikâyesini yeniden kurmayı anlatır. Kalıp, piece together + isim şeklindedir; piece together the story buna örnektir. Nesne bir zamirse piece + zamir + together sırası kullanılır; piece it together gibi. Bilgiler eksik veya dağınık olduğunda özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “dağınık ipuçlarından yeniden kurmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: After comparing the witness statements, we could ____ what happened.
Cevabı göster
piece together
bears the logo of Hercules Incorporated. Kalıp ifadeler
0:37Hercules Incorporated logosunu taşıyor.
bears the logo of: bir logoyu taşıdığını belirten resmî ifade
Bears the logo of ifadesindeki bears, “görünür bir işaret taşımak veya göstermek” anlamındaki bear fiilidir. Cümle, evrakların üzerinde Hercules Incorporated logosu bulunduğunu söyler; bears burada “katlanmak” anlamına gelmez. Kalıp, nesne + bears/bear + the logo, seal, name veya mark + of + kuruluş şeklindedir. Paperwork sayılamayan ve tekil kabul edilen bir isim olduğu için tekil bears kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede bear, “tanıtıcı bir işaret taşımak veya göstermek” anlamında kullanılmıştır?
- The certificate bears the logo of the university.
- The athlete bears the pain without complaining.
- The child sees a bear beside the river.
Cevabı göster
The certificate bears the logo of the university.
get one's start: got its start ile bir başlangıcı anlatmak
Get one's start, bir kariyerin, faaliyetin veya geçmişin başlaması anlamına gelir. Burada Hercules bir şirkettir; bu nedenle got its start, şirketin 1800'lerin sonlarında kendi tarihine başladığını belirtir. İfade, kelimesi kelimesine ‘bir başlangıç elde etti’ demek değildir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I got my start, she got her start ve the company got its start. Bu ifade çoğunlukla başlangıcın nerede, ne zaman veya nasıl gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi ‘kendi tarihine başladı’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The company ____ in a small garage in 1985.
Cevabı göster
got its start
improve on something ile improve something arasındaki fark
Improve on something, mevcut bir örnekten daha iyi bir sonuç oluşturmak veya elde etmek anlamına gelir. Bu parçada dynamite karşılaştırma ölçütüdür ve patent, ona göre bir ilerleme olarak sunulan bir şeyle ilgilidir. Bu karşılaştırma için on edatı gereklidir. İfade yalnızca dinamitin kendisinin değiştirildiğini söylemez; yeni sonucun bir açıdan daha iyi olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi ‘önceki sürümden daha iyidir’ anlamındaki hedef yapıyla tamamlayın: The latest design ____ the original.
Cevabı göster
improves on
and began manufacturing the new explosive just outside of San Francisco
0:47ve bu yeni patlayıcıyı San Francisco'nun hemen dışında,
company town: tek bir işverenin etrafında kurulmuş yerleşim
Burada company town, tek bir şirket tarafından kurulmuş veya büyük ölçüde şekillendirilmiş, genellikle şirketin iş yeri çevresinde gelişen bir yerleşimdir. Şirket çalışanların konutlarını, dükkânları ve kamu hizmetlerini sağlayabilir veya kontrol edebilir; bu nedenle birçok sakin aynı işverene bağımlıdır. Bu anlam cümlenin tarihsel bağlamını açıklar: Hercules, şirketle yakından bağlantılı bir yerleşim olarak gelişmiş ve şirket ortadan kalktıktan sonra da varlığını sürdürmüştür. İfade yalnızca çok sayıda şirketin bulunduğu bir kasaba anlamına gelmez.
Alıştırma
Company town burada ne anlama geliyor?
- Birbiriyle ilgisiz birçok şirketin ofisinin bulunduğu kasaba
- Yalnızca bir şirketin genel merkezi olarak kullanılan kasaba
- Büyük ölçüde tek bir şirketin çalışanları için kurduğu veya kontrol ettiği kasaba
Cevabı göster
Büyük ölçüde tek bir şirketin çalışanları için kurduğu veya kontrol ettiği kasaba
Chemical manufacturing at the turn of the century Kalıp ifadeler
0:55Yüzyılın dönümünde kimyasal üretimi
at the turn of the century: yüzyıl sınırının çevresinde
At the turn of the century, bir yüzyıldan sonraki yüzyıla geçişin çevresindeki yıllar anlamına gelir; tek ve kesin bir anı belirtmez. Sınırın hemen öncesindeki ve sonrasındaki kısa bir dönemi kapsayabilir. Çevredeki zaman çizelgesi 1800’lerin sonundan söz ettiği için burada sınır, 19. yüzyıldan 20. yüzyıla geçilen 1900 civarıdır. Bu bağlam yoksa konuşan veya yazan kişi hangi yüzyıl geçişinden söz ettiğini açıkça belirtmelidir.
Alıştırma
Bu notta yer alan ve at ile başlayan altı sözcüklü ifadeyi kullanın: Factories adopted computers in the late 1990s, and ____, office work changed quickly.
Cevabı göster
at the turn of the century
Would die: geçmişten bakılan sonraki bir sonuç
Bu tarih anlatısında would die, ölümleri hikâyede daha önce belirlenmiş olan geçmiş referans noktasından sonraya yerleştirir. Anlatıcı o daha erken noktada durur ve bugün gerçek olduğu bilinen daha sonraki bir sonuca bakar. Bu, geçmişten görülen gelecek kullanımıdır; varsayımsal bir sonuç veya isteklilik değildir. Hızlı bir kontrol için later eklenebilir: about 60 people would later die.
Alıştırma
Örnekte would die bize ne anlatıyor?
- Ölümler yalnızca hayalî bir koşulda gerçekleşti.
- İnsanlar ölmeye istekliydi.
- Ölümler, hikâyenin anlatıldığı geçmiş referans noktasından sonra gerçekleşti.
Cevabı göster
Ölümler, hikâyenin anlatıldığı geçmiş referans noktasından sonra gerçekleşti.
but their smokeless gunpowder rapidly grew them
1:05ancak dumansız barutları onları hızla büyüterek
during the World Wars.
1:10Amerika Birleşik Devletleri'nin hayati bir askeri tedarikçisi haline getirdi.
Brought with it: beraberinde gelen bir sonuç
Bu cümlede brought with it, Soğuk Savaş’a yeni bir silahın ortaya çıkışının eşlik ettiği ve bu dönemin o silahın ortaya çıkmasına yol açtığı anlamına gelir. Silah, bu tarihsel dönemle birlikte gelen bir sonuç olarak sunulur; dönemin fiziksel olarak taşıdığı bir nesne değildir. Kalıp subject + bring/brought with it + result şeklindedir. Buradaki it, tekil özne olan The Cold War ifadesine gönderme yapar.
Alıştırma
Değişime eşlik eden bir sonucu göstermek için cümleyi bring with it ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: The move to remote work ____ more flexibility for many employees.
Cevabı göster
brought with it
tipped with a nuclear warhead: ucuna nükleer savaş başlığı takılmış
Burada be tipped with, belirli bir malzemenin veya parçanın uca ya da en uç bölüme sabitlendiği anlamına gelir. Nükleer savaş başlığı füzenin ön ucuna takılmıştır. Tip burada fiildir; “eğmek” veya “bahşiş vermek” anlamında değildir. Tipped with a nuclear warhead, missile sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacı öbeğidir. that was tipped with a nuclear warhead biçiminde açılabilir. Yeniden kullanılabilecek kalıp be tipped with + malzeme veya parça şeklindedir.
Alıştırma
“The arrow was tipped with steel” cümlesinde “tipped with” ne anlama gelir?
- Ok, bir çelik parçasına doğru eğilmişti.
- Çelik, okun sivri ucuna sabitlenmişti.
- Birisi onun için fazladan para ödedi.
Cevabı göster
Çelik, okun sivri ucuna sabitlenmişti.
Now one country could destroy another remotely,
1:23Artık bir ülke diğerini uzaktan yok edebiliyordu,
a credible threat of retaliation: inandırıcı bir misilleme tehdidi
A credible threat of retaliation, bir saldırıya güçlü veya zarar verici bir karşılık verileceğini ve karşı tarafın bu karşılığın gerçekten uygulanabileceğine ve uygulanma ihtimali bulunduğuna inanmak için sağlam nedenleri olduğunu belirten bir uyarıdır. Credible, tehdidin ne kadar inandırıcı olduğunu anlatır; övgüye değer olduğu ya da kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez. Of retaliation, tehdit edilen karşılığın ne olduğunu belirtir. Retaliation, daha önceki düşmanca bir eyleme karşılık olarak gerçekleşir; bu nedenle ifade caydırıcılığı, yani olası maliyeti inandırıcı kılarak bir eylemi önlemeyi anlatır.
Alıştırma
Hangi durum a credible threat of retaliation ifadesini en iyi örnekler?
- Bir ülke, adil davrandığı için rakibini över.
- Bir ülke, saldırıya karşılık vereceğini bildirir ve bunu yapacak kapasiteye ve isteğe açıkça sahiptir.
- Bir ülke, daha önce gerçekleşmiş bir karşılığın yol açtığı zararı anlatır.
Cevabı göster
Bir ülke, saldırıya karşılık vereceğini bildirir ve bunu yapacak kapasiteye ve isteğe açıkça sahiptir.
This drew the United States and the Soviet Union Kalıp ifadeler
1:30Bu, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği'ni
drew ... into an arms race: silahlanma yarışına sürüklemek
draw someone into something yapısında draw, birinin bir şeye katılmasına neden olmak veya onu o şeyin içine sürüklemek anlamına gelir. Genellikle olayların, baskının ya da başka bir kişinin etkisiyle dahil olunduğunu, kişinin özgürce katılmayı seçmediğini düşündürür. Bu cümlede stratejik baskı, iki ülkenin de rekabete girmesine neden olmuştur. Arms race, karşıt tarafların birbirlerine yanıt olarak sürekli silah geliştirdiği veya silah stoklarını artırdığı bir rekabettir. Gerçek anlamda bir koşu yarışı değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp draw + kişi veya grup + into + etkinlik veya durum şeklindedir; drew, draw fiilinin geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi draw ... into kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The disagreement ____ the whole team ____ a conflict.
Cevabı göster
drew · into
the new motors allowed nuclear missiles to be hidden.
1:45yeni motorlar nükleer füzelerin gizlenmesini sağladı.
America's cornfields would grow to contain 1,000 underground silos,
1:47Amerika'nın mısır tarlaları büyüyerek 1.000 yer altı silosunu barındıracak
each ready with a fast launching Minuteman missile inside.
1:51ve her birinin içinde hızlı fırlatılan bir Minuteman füzesi hazır bekleyecekti.
once discovered cannot be moved: kısaltılmış edilgen yan cümle
Once discovered, koşul etkisi taşıyan kısaltılmış edilgen bir zaman yan cümlesidir. Tam biçimi once they are discovered şeklindedir. Önceki ground silos isim öbeği hem discovered hem de cannot be moved için anlaşılan özneyi sağladığından they are sözcükleri çıkarılmıştır. Buradaki once, “keşif gerçekleşir gerçekleşmez” veya “keşiften sonra” anlamına gelir; “bir defa” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilen once + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir kişi ya da nesne bir eyleme maruz kaldıktan sonra olanları kısa biçimde anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede yalnızca once yan cümlesini kısaltın: Once it is deleted, the file cannot be recovered. Kısaltılmış biçimi tamamlayın: Once ____, the file cannot be recovered.
Cevabı göster
deleted
So the United States developed the Ohio class submarine,
2:06Bu yüzden ABD, Ohio sınıfı denizaltıyı geliştirdi,
for carrying a new solid fuel Trident nuclear missile.
2:11yeni bir katı yakıtlı Trident nükleer füzesini taşımak için.
The United States ordered 24 Ohios to be built,
2:14Amerika Birleşik Devletleri, 24 adet Ohio'nun inşa edilmesini sipariş etti,
each with a maximum complement of 24 Tridents. Kelime
2:17her biri maksimum 24 Trident kapasitesine sahipti.
Tam yükü belirten “maximum complement of”
Bu denizcilik teknik tanımında complement, bir araca atanan veya onun taşıdığı personel ya da ekipmanın tam sayısını ifade eder. Bu nedenle a maximum complement of 24 Tridents, yük üst sınırını belirtir: her denizaltı en fazla 24 Trident füzesi taşıyabilir. a maximum complement of + sayı kalıbı resmî ve kısa bir teknik ifadedir. Burada complement, kapasiteyi veya izin verilen tam sayıyı belirten bir isimdir; “övgü” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “övgü” değil, “izin verilen tam sayı” anlamına gelen isimle tamamlayın: The fire station was operating with its full ____ of twelve firefighters.
Cevabı göster
complement
Thus were the United States and her Minutemen to be destroyed in a first strike Notlar
2:27Böylece Amerika Birleşik Devletleri ve Minuteman'leri ilk saldırıda yok edilse
Nükleer stratejide a first strike
Bu cümlede a first strike, karşı taraf saldırmadan önce başlatılan ve onun kuvvetleriyle misilleme kapasitesini yok etmeyi ya da ciddi biçimde zayıflatmayı amaçlayan stratejik bir saldırıdır. Bu, nükleer stratejiye ait teknik bir anlamdır; herhangi bir çatışmadaki ilk darbe demek değildir. Bu ifade, ABD'nin ve karada konuşlu füzelerinin yok edilmesini varsayımsal bir silahsızlandırma saldırısının parçası olarak gösterir. Bu da hayatta kalıp daha sonra karşılık verebilen kuvvetlerin caydırıcılık için neden önemli olduğunu açıklar.
Alıştırma
Nükleer strateji anlamında a first strike ifadesine en uygun durum hangisidir?
- İki ülke müzakereler yoluyla silahlarını azaltmayı kabul eder.
- Bir ülke, saldırıya uğradıktan sonra hayatta kalan nükleer kuvvetlerini fırlatır.
- Bir ülke, rakibi misilleme yapamadan onun nükleer kuvvetlerinin çoğunu etkisiz hâle getirmek için önce saldırır.
Cevabı göster
Bir ülke, rakibi misilleme yapamadan onun nükleer kuvvetlerinin çoğunu etkisiz hâle getirmek için önce saldırır.
Uçaklar için shot down
Shot down, shoot down öbek fiilinin geçmiş zaman ortacı biçimidir. Uçaklarla kullanıldığında onları silahla vurup düşürmek veya kaza yapmalarına neden olmak anlamına gelir; down yalnızca yön bildirmez, fiilin anlamının bir parçasıdır. Aircraft adı, burada reddetmek şeklindeki mecaz anlamın değil, gerçek düşürme anlamının kullanıldığını gösterir. Bu yan cümle, önceki edilgen yapının kısaltılmış devamıdır: all her aircraft [were to be] shot down. Eksik edilgen sözcükler önceki yan cümleden anlaşılır.
Alıştırma
Bir savunma sistemi yaklaşan bir dronu vurup düşürdü. The defense system ... the drone cümlesini en iyi hangi ifade tamamlar?
- shot at
- shot
- shot down
Cevabı göster
shot down
Were + özne + to-infinitive ... there would ile resmî koşul devrikliği
Were the United States and her Minutemen to be destroyed resmî bir varsayım koşuludur. If the United States and her Minutemen were to be destroyed ile aynı anlama gelir. Yazar if sözcüğünü çıkarır ve were sözcüğünü öznenin önüne taşır; to be destroyed ise özneden sonra kalır. There would, hayal edilen bu koşulun sonucunu başlatır. Were + özne + to-infinitive, ... would ... yapısı, imhanın gerçekten gerçekleştiğini söylemek yerine uzak veya ciddi bir olasılık sunar.
Alıştırma
Eksik sözcüğü yazarak resmî devrik koşul cümlesini tamamlayın: ____ the backup system to fail, there would still be time to evacuate.
Cevabı göster
Were
assure mutual destruction: karşılıklı yıkımı kesinleştirmek
Burada assure, “kesin hâle getirmek”; mutual destruction ise karşı karşıya olan iki tarafın da yıkıma uğraması anlamına gelir. Gizli denizaltılar sayesinde düşman ilk saldırıyı yaptıktan sonra bile misilleme saldırısı için yeterli füze kalacaktır. Bu, mutually assured destruction ile bağlantılı caydırıcılık mantığıdır: Taraflardan hiçbiri yıkıcı bir karşılığı engelleyemiyorsa nükleer savaş başlatmak kendi yıkımını da kesinleştirir. Bu nedenle safely burada tehlike veya zarar olmaması değil, caydırıcılık açısından sonucun “güvenilir biçimde” garanti edilmesi demektir.
Alıştırma
Bu cümlede “assure mutual destruction” ne anlama geliyor?
- Nükleer bir çatışmada karşı karşıya olan iki tarafın da yok edileceğini kesinleştirmek
- Çatışmanın barışçıl biçimde sona ereceğine iki tarafa da söz vermek
- Füzelerin iki tarafa da zarar vermeden imha edilebileceğini garanti etmek
Cevabı göster
Nükleer bir çatışmada karşı karşıya olan iki tarafın da yok edileceğini kesinleştirmek
“Which brings us back to ...”: ana konuya geri dönmek
Which, yalnızca en yakın isme değil, az önce verilen düşüncenin veya akıl yürütme zincirinin tamamına gönderme yapar. Bu cümlede önceki açıklama, anlatının Hercules ve Tekoi'ye dönmesi için bir neden oluşturur. Which brings us back to + konu, konuşma ve anlatıda yön gösteren bir geçiş ifadesidir. Dinleyiciye bir ara açıklamanın veya konudan sapmanın sona erdiğini ve ana konunun yeniden başladığını bildirir.
Alıştırma
Sunucunun önceki konuya dönüşünü hedef geçiş ifadesiyle tamamlayın: “We have seen why the first plan failed. ____ to our original question: what can we afford?”
Cevabı göster
Which brings us back
so too does the nuclear warhead in a Trident missile
2:45Trident füzesindeki nükleer savaş başlığı da
Bentuk as ... so too does ... dalam perbandingan formal
As, resmî bir benzetmenin ilk tarafını tanıtır. So too ise buna karşılık gelen ikinci tarafı tanıtır: İlk ilişki doğruysa ikinci ilişki de aynı şekilde işler. Burada merminin baruta ihtiyaç duyması, savaş başlığının katı yakıtlı bir motora ihtiyaç duymasıyla eşleştirilir. So too özneden önce geldiği için yardımcı fiil does ile özne devrik sıraya girer: so too does the nuclear warhead need.... Does, geniş zamanı ve üçüncü tekil kişi uyumunu taşır; bu nedenle ana fiil needs değil, yalın biçim need olur. Buradaki too, “aşırı” değil, “aynı şekilde, ayrıca” anlamındadır.
Alıştırma
Dersteki yapıyla resmî benzetmeyi tamamlayın: As insulation keeps a house warm, ____ a coat keep a person warm.
Cevabı göster
so too does
Hercules manufactured the motors at a plant called Bacchus West in Magna, Utah,
2:50Hercules motorları Utah, Magna'daki Bacchus West adlı bir fabrikada üretti
Thrust blocks sebagai struktur tetap dalam pengujian mesin
Bu sahnede thrust blocks, bir test tesisindeki büyük ve sabit beton yapılardır. Motor sabitlenir; böylece sabit ateşleme sırasında itki, motoru ileri taşımak yerine bu yapıya karşı kuvvet uygular. Buradaki block sözcüğü, kuvvete direnen ve onu aktaran sağlam bir yapısal kütleyi belirtir. Küçük ve hareketli bir blok ya da oyuncak parçası anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir motor test tesisinde thrust block nedir?
- Motor için itki üreten bir yakıt deposu
- Motorun içine yerleştirilen küçük ve hareketli bir ağırlık
- Sabit bir test sırasında motorun itkisine direnen büyük ve sabit bir yapı
Cevabı göster
Sabit bir test sırasında motorun itkisine direnen büyük ve sabit bir yapı
Each motor needed to be individually calibrated,
3:05Her motorun ayrı ayrı kalibre edilmesi gerekiyordu,
hitting a target a quarter of the world away Kalıp ifadeler
3:08dünyanın dörtte bir uzaklığındaki bir hedefi
while traveling at Mach 20 is a precise affair.
3:10Mach 20 hızında seyahat ederken vurmak hassas bir iştir.
a quarter of the world away: mesafe + away
Burada a quarter of the world away, hedefin fırlatma noktasından dünyanın çevresindeki yolun yaklaşık dörtte biri kadar uzakta olduğu anlamına gelir. Çok büyük bir coğrafi mesafeyi vurgular; quarter hedefin bir parçasını değil, dünya çevresindeki mesafeyi niteler. Yapı, mesafe veya miktar + away şeklindedir: a quarter of the world, away sözcüğünden önce gelir. Bu ifade yer bildirir ve hedefi vurmanın neden bu kadar yüksek hassasiyet gerektirdiğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi mesafe + away yapısıyla tamamlayın: The nearest repair shop is fifty miles ____.
Cevabı göster
away
with state of the art 1970s computer assistance. Deyimler
3:241970'lerin en son bilgisayar yardımıyla kaydederdi.
state of the art: kendi döneminin en ilerisi
State of the art, belirli bir zamanda mevcut olan en yüksek teknoloji veya gelişmişlik düzeyi demektir. Bu bir deyimdir; sanatla ilgili değildir. Bu cümlede 1970s zaman ölçütünü belirler. Bilgisayar desteği bugün eski görünse bile 1970'lerin ölçütlerine göre son derece ileriydi. Bu nedenle ifade teknolojiyi överken bu övgünün tarihsel döneme bağlı olduğunu da gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede state of the art doğru kullanılmıştır?
- The museum's 1982 computer is state of the art because its case has a painting on it.
- The museum's 1982 computer was state of the art for its time.
- Every computer that is newer than another computer is state of the art.
Cevabı göster
The museum's 1982 computer was state of the art for its time.
protected from the elements: sert hava koşullarından korunmuş
protected from the elements ifadesindeki the elements, özellikle yağmur, rüzgâr, soğuk, kar ve güçlü güneş gibi dışarıdaki doğal güçleri anlatır. Ekipmanın ve insanların zarar verici hava koşullarına karşı korunması gerekiyordu. protect someone or something from the elements, bir barınağın veya örtünün bir kişiyi ya da nesneyi açık hava koşullarına maruz kalmaktan koruduğunu söylemenin yaygın bir yoludur. Buradaki elements, kimyasal elementler veya ayrı parçalar anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi from ve sert dış hava koşullarını anlatan kalıplaşmış çoğul ifadeyle tamamlayın: The outdoor cameras were covered to protect them ____.
Cevabı göster
from the elements
Can't ... without melting ... and invalidating ...: without sonrasında paralel -ing biçimleri
Burada can't be fired ... without melting ... and invalidating ... yapısı, füzenin bina içinde ateşlenmesinin iki sonucu da kaçınılmaz olarak doğuracağı anlamına gelir. Without, bu sonuçlardan güvenli biçimde kaçınmanın bir yolunu anlatmaz; can't do X without doing Y kalıbında Y, kaçınılmaz bir sonuç veya zorunlu olarak eşlik eden bir eylemdir. Without sözcüğünden sonra -ing biçimindeki melting gelir. And, invalidating ile melting sözcüklerini birbirine bağlar; bu nedenle iki -ing biçimi de without sözcüğüne bağlıdır: without melting the structure and invalidating the test. Bu paralel yapı iki sonucu kısa ve düzenli biçimde ifade eder.
Alıştırma
Paralel yapıyı tamamlamak için restart ve check fiillerinin -ing biçimlerini kullanın: You can't update the system without ____ the computer and ____ the settings.
Cevabı göster
restarting · checking
the buildings at Tekoi were constructed on rails,
3:41Tekoi'deki binalar raylar üzerine inşa edildi,
so they could be pulled back before firing Öbek fiiller
3:44böylece ateşlemeden önce geri çekilebilir
pulled back: bir olaydan önce bir şeyi geriye çekmek
Bu cümlede were ... pulled back edilgen yapıdadır: binalar testten önce raylar boyunca geriye doğru hareket ettirilerek ateşleme alanından uzaklaştırılıyordu. Buradaki back, çalışma konumundan geriye veya uzağa hareket etmeyi belirtir; mutlaka önceki bir yere dönmek anlamına gelmez. Genel olarak pull back, bir şeyi fiziksel olarak geriye çekmeyi veya bir plandan, tutumdan ya da katılım düzeyinden geri adım atmayı anlatabilir. Etken yapıda someone pulls something back, edilgen yapıda ise something is pulled back kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi pull back ifadesinin doğru edilgen biçimiyle tamamlayın: Before the race starts, the movable gate must be ____.
Cevabı göster
pulled back
and also give the nearby camera houses Kalıp ifadeler
3:46ve aynı zamanda yakındaki kamera evlerine
give ... a clear view of: açık bir görüş hattı sağlamak
Give X a clear view of Y, bir konumun, tasarımın veya eylemin X'in Y'yi açıkça görmesini sağladığı anlamına gelir. Yapı give + alıcı + a clear view of + hedef şeklindedir; give burada bir nesne vermeyi değil, görme olanağı sağlamayı anlatır. Bu cümlede yakındaki kamera yapıları alıcı olarak belirtilmiştir, çünkü içlerindeki kameraların bu görüşe ihtiyacı vardır. Anlam açık olduğunda İngilizce, bir yeri veya ekipmanı onu kullanan kişi ya da cihazların yerine kullanabilir.
Alıştırma
Cümleyi give ... a clear view of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The large window ____ the passengers ____ the mountains.
Cevabı göster
gives · a clear view of
Olumlu cümlede vurgu bildiren did improve
Burada did soru ya da olumsuzluk kurmaz. Olumlu bir cümlede kullanılan vurgulu do'nun geçmiş zaman biçimidir: did + fiilin yalın hâli. Doğru biçim did improve'dur; did improved değildir. Bu vurgu, iyileştirmenin gerçekten gerçekleştiğini doğrular. Herkül'ün güvenlik için hiçbir şey yapmadığı varsayımını düzeltebilir veya anlatı olumsuz bir sonuca geçmeden önce olumlu bir gerçeği kabul edebilir.
Alıştırma
Düzeltmeyi did ve improve fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: The first design was unsafe, but the engineers ____ it before launch.
Cevabı göster
did improve
to divert strikes from the area's numerous storms
4:17bölgenin sayısız fırtınasından gelen yıldırımları saptırmak
Güçlü karşıtlık bağlacı olarak Nonetheless
Nonetheless bu cümleyi daha iyi güvenlik hakkındaki önceki iddiaya bağlar. Önce bu iyileşmeyi kabul eder, ardından gelen gerçeğin dinleyicinin bekleyebileceği olumlu sonuçla çeliştiğini bildirir. Cümle başında Nonetheless, “buna rağmen” veya “yine de” anlamına gelir. Görevi zamanın ilerlediğini göstermek değil, düşünce akışını düzenlemektir.
Alıştırma
Hangi seçenek, önceki cümlenin oluşturduğu beklentiye aykırı bir gerçeği nonetheless ile sunuyor?
- The forecast promised clear skies. Nonetheless, the match was canceled because of heavy rain.
- The forecast promised clear skies. Next, the match began at noon.
- The forecast promised clear skies. For example, the match was played outdoors.
Cevabı göster
The forecast promised clear skies. Nonetheless, the match was canceled because of heavy rain.
came loose: güvenli biçimde sabitlenmiş olmaktan çıkmak
came loose ifadesinde came, come fiilinin geçmiş zamanıdır ve loose sıfatından önce durum değişikliğini bildiren bir bağ fiili gibi çalışır. Motor, sabitlenmiş durumdan artık sıkıca tutulmayan bir duruma geçti. Kaymış veya yerinden çıkmış olabilir; ifade yalnızca aşağı doğru hareketi değil, güvenli sabitlemenin kaybolmasını vurgular. come + sıfat yapısı yeni bir duruma geçmeyi anlatabilir. Bu nedenle come loose; cıvata, kapak, düğüm, kablo veya önceden sabitlenmişken sonradan gevşeyen başka şeyler için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi come loose ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: During the drive, one roof-rack bolt ____, so we stopped to tighten it.
Cevabı göster
came loose
ABD İş Sağlığı ve Güvenliği İdaresi (OSHA)
Genellikle OSHA olarak adlandırılan Amerika Birleşik Devletleri İş Sağlığı ve Güvenliği İdaresi, iş yeri güvenliği ve sağlığıyla ilgili gereklilikleri belirleyen ve uygulayan bir ABD federal kurumudur. İş yerlerini denetleyebilir, ciddi olayları soruşturabilir, ihlalleri tespit edebilir ve mali cezalar uygulayabilir. Burada kurumun uzun adı, Hercules'e para cezası veren yetkili makamı belirtir. Bu, cezanın bir iş kazasından sonra düzenleyici kurum tarafından uygulandığını; şirketin kendi güvenlik ekibinin veya bir sağlık kuruluşunun işlemi olmadığını gösterir.
Alıştırma
Kurumun adı, bu cümledeki para cezası hakkında neyi gösterir?
- Bir hastanenin düzenlediği sağlık faturasıydı.
- Hercules'in kendi bakım departmanı tarafından tahsil edildi.
- ABD'de iş yeri güvenliğini düzenleyen federal bir kurum tarafından uygulandı.
Cevabı göster
ABD'de iş yeri güvenliğini düzenleyen federal bir kurum tarafından uygulandı.
the beginning of the end: sonun başlangıcı
The beginning of the end deyimi, nihai bir başarısızlığa veya sona götürecek sürecin başladığını ifade eder. Hercules'ın o anda hemen sona erdiği anlamına gelmez; daha sonraki gerilemesinin ilk aşamasını gösterir. Cümle, The end of the 1980s ile the beginning of the end ifadelerini bilinçli olarak yan yana getirir. End sözcüğünün tekrarı, bir dönemin sonu ile şirketin gerilemesinin başlangıcı arasında akılda kalıcı bir bağ kurar.
Alıştırma
Bir şirket en büyük sözleşmesini kaybediyor, ardından birkaç yıl gerileyip kapanıyor. Bu sözleşmenin kaybedilmesini en iyi hangi ifade anlatır?
- the end itself
- the end of the beginning
- the beginning of the end
Cevabı göster
the beginning of the end
The United States had been slowing production of nuclear warheads Dilbilgisi
4:40Amerika Birleşik Devletleri nükleer savaş başlığı üretimini yavaşlatıyordu
had been slowing: geçmişteki bir noktadan önce devam eden süreç
Had been slowing, past perfect continuous yapısıdır: had been + fiil-ing. Üretimdeki yavaşlamayı, geçmişteki daha sonraki bir noktadan önce zaten bir süredir devam eden bir süreç olarak sunar. Burada bu sürekli azalma, daha sonraki sonucun arka planını oluşturur: daha az füzeye ihtiyaç duyulmuştur. Bu yapı, tamamlanmış tek bir eyleme değil gelişmekte olan değişime odaklanır ve sürecin şimdi de devam ettiğini söylemez.
Alıştırma
Daha sonraki bir geçmiş sonuçtan önce devam eden süreci göstermek için slow fiilinin doğru biçimini kullanın: By 2010, the factory ____ production for several years, so its suppliers had already adapted.
Cevabı göster
had been slowing
Vurguyu kaydırmak için less as ... and more as ...
less as A and more as B kalıbı, aynı şeyi tanımlamanın iki yolunu karşılaştırır. Burada Tekoi'nin temel işlevinin test sahası olmaktan uzaklaşıp depolama alanı olmaya yöneldiğini anlatır. Bu yapı, iki tanım arasındaki vurgu dengesini değiştirir; A'nın tamamen sona erdiği anlamına gelmez. Yapı paraleldir: less as + A rolü veya kullanımı, and more as + B rolü veya kullanımı.
Alıştırma
İlk rolün ortadan kalktığını söylemeden vurguyu kaydıran ikili yapıyla cümleyi tamamlayın: The room is used ____ a formal office ____ a place for quick team meetings.
Cevabı göster
less as · and more as
dried up: sözleşmeler artık gelmediğinde
Burada dried up, dry up öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Özne contracts olduğunda, yeni sözleşmelerin giderek azaldığını ve sonunda neredeyse hiç gelmemeye başladığını anlatır. Anlamı mecazidir; nemin kaybolmasıyla ilgili değildir. Aynı yapı finansman, sipariş, iş, fırsat veya destek gibi kaynakların giderek azalmasını da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede dried up, sürekli bir iş kaynağının giderek azalıp neredeyse bulunamaz hâle geldiği anlamında kullanılmıştır?
- Freelance work dried up during the downturn.
- We ran out of printer paper during the meeting.
- One freelance contract expired at the end of June.
Cevabı göster
Freelance work dried up during the downturn.
Sonuç bildiren -ing yan cümlesinde leading to
Burada leading to, önceki yan cümlede anlatılan durumun sonucunu ekler: askerî sözleşmelerin azalması yüzlerce kişinin işten çıkarılmasına neden olmuştur. Lead to burada birini bir yere götürmek değil, “neden olmak” ya da “yol açmak” anlamındadır. -ing yapısı, yeni ve tam bir cümle başlatmadan bu sonucu ekler. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: ana durum, leading to + isim öbeği.
Alıştırma
Hangi cümlede leading to, sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi olarak doğru kullanılmıştır?
- The storm closed the airport, leading dozens of canceled flights.
- The storm closed the airport, leading to dozens of canceled flights.
- The storm closed the airport, led to dozens of canceled flights.
Cevabı göster
The storm closed the airport, leading to dozens of canceled flights.
Though the United States no longer needed the facility for strategic production, Dilbilgisi
4:54Amerika Birleşik Devletleri artık stratejik üretim için bu tesise ihtiyaç duymasa da,
it was still strategically useful in a different way,
4:58tesis başka bir yönden stratejik olarak hala faydalıydı:
Ödünleme için Though ... no longer ... still
Though bir ödünleme ilişkisi başlatır: Amerika Birleşik Devletleri tesise eski üretim amacı için artık ihtiyaç duymuyordu, ancak bu durum her türlü stratejik değeri ortadan kaldırmıyordu. No longer eski ihtiyacın sona erdiğini, still ise farklı bir yararın devam ettiğini gösterir. Sondaki politics sözcüğü bu farklı yararın siyasetle ilgili olduğunu belirtir. Bu üç işaret iki bilgi katmanını düzenler: Though X artık gerçekleşmiyor veya doğru değil, Y başka bir yönden hâlâ doğrudur. Burada still, strategically useful ifadesini niteler; stratejik üretimin devam ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle eski bir işlevin sona erdiğini, ancak farklı bir değerin devam ettiğini açıkça ifade eder?
- The library no longer lends DVDs, though it is no longer useful as a study space.
- Though the library no longer lends DVDs, it is still useful as a study space.
- Though the library still lends DVDs, it is no longer useful as a study space.
Cevabı göster
Though the library no longer lends DVDs, it is still useful as a study space.
the Strategic Arms Reduction Treaty,
5:06yani Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması'nı imzaladı,
START: Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması
START, Strategic Arms Reduction Treaty yani Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması için kullanılan bir kısaltmadır. Virgülden sonraki tam ad, kısaltmanın neyi ifade ettiğini açıklar; START burada sıradan start fiili değil, bir antlaşmanın özel adıdır. 1991 tarihli bu antlaşma, Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği'nin stratejik nükleer cephaneliklerinde azaltım öngörüyordu. Bu arka plan, ileride cephanelik sınırlarından ve denetimlerden neden söz edildiğini açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede START neyi ifade ediyor?
- Görüşmelerin başlangıcı
- Tesisleri denetlemeye yönelik genel bir plan
- Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması (Strategic Arms Reduction Treaty)
Cevabı göster
Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması (Strategic Arms Reduction Treaty)
where both agreed to reduce the size of their nuclear stockpiles.
5:08burada her ikisi de nükleer stoklarının boyutunu küçültmeyi kabul etti.
neither country was just going to take the word of the other, Deyimler
5:13hiçbir ülke diğerinin sadece sözüne güvenmeyecekti,
take the word of the other: diğer tarafın sözüne güvenmek
To take someone's word, bir kişinin söylediğini kanıt istemeden doğru kabul etmek demektir. Burada iki ülkeden hiçbiri yalnızca diğer ülkenin iddiasına güvenmeyecektir. Cümlede take the word of + person yapısı kullanılır: take the word of the other. The other, iki ülkeden diğerini ifade eder. Günlük konuşmada take someone's word for it daha yaygın kalıptır.
Alıştırma
Hangi cümle, iki tarafın da diğerinin iddiasına kanıt olmadan inanmayacağı anlamına gelir?
- Neither side would take the other's word for it.
- Neither side would have a word with the other.
- Neither side would give the other its word.
Cevabı göster
Neither side would take the other's word for it.
trust but verify: kontrollerle desteklenen güven
Bu cümlede “trust but verify” bir ilkeyi ifade eder: güvenmeye istekli olduğunu göster, ancak verilen sözlerin tutulup tutulmadığını yine de kontrol et. Soğuk Savaş dönemindeki silahların kontrolü bağlamında bu ilke, gözlem ve denetim gibi doğrulama önlemlerini gerekçelendirmeye yardımcı olmuştur. Burada güvenmek ve kontrol etmek birbirine zıt değildir; kontrol, güveni daha sağlam kılan kanıtı sağlar.
Alıştırma
“trust but verify” ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Güven gösterirken gerçekleri yine de kontrol etmek
- Her sözü kanıt olmadan kabul etmek
- Hiç kimseye güvenmeyi reddetmek
Cevabı göster
Güven gösterirken gerçekleri yine de kontrol etmek
were put into place: edilgen yapıyla uygulamaya koyma
“Were put into place” ifadesinde özne eylemi yapan değil, eylemden etkilenendir. Bu, “put something into place” yapısının edilgen biçimidir ve bir politika, sistem veya düzenleme oluşturup kullanmaya başlamak anlamına gelir. Buradaki ifade soyuttur: politikalar fiziksel olarak taşınmamış, uygulamaya konmuştur. Put fiilinin yalın hâli, geçmiş zaman biçimi ve geçmiş zaman ortacı aynıdır; bu yüzden were, geçmiş zamanda edilgen yapıyı gösterir.
Alıştırma
Ders ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: After the data breach, new security rules ____.
Cevabı göster
were put into place
both sides disabling their long-range bombers
5:19her iki taraf da uzun menzilli bombardıman uçaklarını
out in the open: görünür ve gizlenmemiş
Out in the open, bir şeyin üstü örtülmemiş, gizlenmemiş ve kolayca gözlemlenebilir bir yerde olması demektir. Burada bombardıman uçakları, diğer tarafın uyduları durumlarını doğrulayabilsin diye kasıtlı olarak görünür bir yere konur. Bu ifade artık gizli olmayan gerçekleri, planları veya duyguları da anlatabilir. Bu cümlede uçakların fiziksel olarak görünür olması, açıklık ve doğrulanabilirlik anlamını da taşır.
Alıştırma
Örnekte out in the open neyi gösteriyor?
- Bombardıman uçakları yalnızca açık havada uçmaktadır.
- Bombardıman uçakları uyduların görüşünden gizlenmiştir.
- Bombardıman uçakları, diğer tarafın gözlemleyebileceği bir yere kasıtlı olarak konur.
Cevabı göster
Bombardıman uçakları, diğer tarafın gözlemleyebileceği bir yere kasıtlı olarak konur.
for the others' satellites to see: eylemi yapanı belirtmek
for + isim öbeği + to + fiil yapısı, mastardaki eylemi yapan kişiyi veya şeyi açıkça belirtir. for the others' satellites to see ifadesinde the others' satellites, see fiilinin mantıksal öznesidir. Buradaki for yapısı, bombardıman uçaklarını görünür bırakmanın amacını açıklar: diğer tarafın uyduları onları gözlemleyebilsin diye oraya konurlar. Bu yapıda for, çünkü anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dört sözcüklü bir for + isim + to + mastar öbeğiyle tamamlayın. Kontrol eden kişi Leo olsun: I emailed the report ____.
Cevabı göster
for Leo to check
The United States provided a list of dozens of sites for the Soviets,
5:29ABD, Sovyetlere düzinelerce tesisten oluşan bir liste sundu,
one of which: bir listedeki bir öğeyi belirtmek
One of which, çoğul isim olan sites sözcüğüne geri gönderme yapar ve bu kümeden tek bir üyeyi seçer. Bu cümlede Tekoi test range'in listedeki yerlerden biri olduğunu gösterir ve sites sözcüğünü tekrarlamaz. One of which, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır: one of which was the Tekoi test range. Bu cümleciğin görevi listede zaten bulunan bir yer hakkında ek bilgi vermektir; hangi listeden söz edildiğini belirlemek değildir.
Alıştırma
Resmî ilgi yapısını tamamlayın: The museum displayed several maps, ____ had been drawn by explorers。
Cevabı göster
one of which
is why: önceki nedeni bir sonuca bağlamak
Is why, ... nedeni olmak anlamına gelir. Bir olguyu veya durumu, ardından gelen sonuçla bağlar. Burada Tekoi'nin Sovyetlerin denetleyebileceği tesisler listesine alınmış olması, girişte Rusça bir tabela bulunmasının nedeni olarak sunuluyor. Tam cümlede is why ifadesinin öznesi önceki bağlamdan anlaşılır. Temel kalıp olgu veya durum is why sonuç şeklindedir. Bu nedenle buradaki why görünür bir sonucun açıklamasını getirir; soru sormaz.
Alıştırma
Nedeni sonuçla doğru şekilde bağlayan ifadeyi seçin: The roads were icy, and that ___ the bus arrived late。
- is where
- is when
- is what
- is why
Cevabı göster
is why
to ensure the Americans had not installed any bugs in the walls Kelime
5:41Amerikalıların duvarlara böcek yerleştirmediklerinden
bugs in the walls: duvarlardaki gizli dinleme cihazları
Burada bugs, insanların fark etmeyeceği yerlere yerleştirilen küçük ve gizli dinleme cihazlarını, genellikle mikrofonları ifade eder. bugs in the walls, konuşmaları kaydetmek amacıyla bu tür cihazların binanın duvarlarına gizlenmiş olabileceği anlamına gelir. Güvenlik bağlamı, bug sözcüğünün bu anlamını seçer. Burada böcek veya yazılım hatası kastedilmez; gizli gözetleme endişesi ifade edilir.
Alıştırma
Bir güvenlik raporunda bugs in the walls büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Binanın yazılımındaki kusurlar
- Duvarların içinde yaşayan böcekler
- Duvarlara yerleştirilmiş gizli dinleme cihazları
Cevabı göster
Duvarlara yerleştirilmiş gizli dinleme cihazları
tampered with: izinsiz veya şüpheli müdahale
Tamper with something, bir şeye izinsiz dokunmak, onu değiştirmek, ona müdahale etmek veya zarar vermek anlamına gelir ve genellikle gizli ya da şüpheli bir davranışı çağrıştırır. Burada birinin ekipmanı değiştirmiş olabileceğini ve bu nedenle ekipmana artık tamamen güvenilemeyeceğini anlatır. Yapı tamper with + nesne biçimindedir. Geçmiş zamanda tampered with kullanılır: someone tampered with the equipment.
Alıştırma
Cümleyi “izinsiz müdahale etmek” anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: The safety inspector found signs that someone had ____ the control panel.
Cevabı göster
tampered with
and inspection duties fell to the Russian Federation. Kalıp ifadeler
5:53buranın bayrakları değiştirilmek zorunda kaldı.
duties fell to: sorumluluğun koşullar nedeniyle birine geçmesi
Bu cümlede inspection duties fell to the Russian Federation, Sovyetler Birliği ortadan kalktıktan sonra denetimleri gerçekleştirme sorumluluğunun Rusya Federasyonu'na geçtiği anlamına gelir. Fell fiziksel bir düşüşü veya görevlerin başarısız olduğunu anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp a task, duty, or responsibility falls to someone şeklindedir. Koşullar, halefiyet veya görev düzeni sonucunda bir kişi ya da kuruluş o işi yapmak zorunda olan taraf hâline gelir.
Alıştırma
Cümleyi “sorumluluğu hâline geldi” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After the chair resigned, organizing the next meeting ____ the vice-chair.
Cevabı göster
fell to
Tekoi limped on during the inspection period. Deyimler
5:56Tekoi denetim döneminde zar zor ayakta kaldı.
limped on: zayıflamış durumda güçlükle devam etmek
Burada Tekoi limped on, tesisin veya faaliyetin denetim dönemi boyunca devam ettiğini, ancak bunu zayıflamış ve güçlük çeken bir durumda yaptığını anlatır. Tekoi'nin yaralı bir bacakla gerçekten yürüdüğü anlamına gelmez. Limp on öbek fiili bir kurumu, projeyi, hizmeti veya sistemi kişileştirebilir. Nötr continue fiilinde bulunmayan kötü durumda olma ve kırılgan biçimde ayakta kalma anlamını ekler.
Alıştırma
Bu cümlede limped on ne anlama geliyor? The small newspaper limped on for another year despite falling sales.
- Hemen ve kalıcı olarak durdu.
- Devam etti, ancak bunu büyük güçlükle yaptı.
- Daha sağlıklı ve başarılı hâle geldi.
Cevabı göster
Devam etti, ancak bunu büyük güçlükle yaptı.
the now failing Hercules Incorporated put itself up for sale, Öbek fiiller
6:02artık batmakta olan Hercules Incorporated kendini satışa çıkardı
put itself up for sale: kendisini satışa çıkarmak
Put something up for sale, bir eşyayı, mülkü veya işletmeyi olası alıcılara satış için sunmak demektir. Burada satılan şirketin kendisidir; bu nedenle itself, Hercules Incorporated'a gönderme yapar. Bu ifade şirketin inisiyatif aldığını da gösterir: zor durumdaki şirket, yönetimi aracılığıyla bir alıcı aramaya karar vermiştir. Bu kalıpta up, put ... up for sale ifadesinin bir parçasıdır; ‘inşa etmek’ veya ‘kaldırmak’ anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi put kullanılan hedef ifadeyle tamamlayın: When the owners decided to sell the café, they ____.
Cevabı göster
put it up for sale
reverted to: önceki sahibine resmî olarak geri dönmek
Reverted to, mevcut düzenleme sona erdiğinde kontrolün önceki sahibine geri dönmesi anlamına gelir. Burada Alliant yenileme yapmadığı için test sahasının kontrolü Skull Valley Kızılderili Rezervasyonu'na geri dönmüştür. Hukuki ve idari bağlamlarda revert to genellikle bir hakkın, mülkün veya statünün bir kurala ya da düzenlemeye bağlı olarak otomatik biçimde yeniden önceki sahibine geçmesini ifade eder; yalnızca bir yere fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi revert fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: When the lease ended, ownership of the building ____ the original family.
Cevabı göster
reverted to
within the borders of which Tekoi sits. Dilbilgisi
6:21Skull Valley Kızılderili Rezervasyonuna geri döndü.
within the borders of which: resmî bir ilgi yapısı
Within the borders of which, resmî bir ilgi cümleciğini başlatır. Which daha önce sözü edilen rezervasyon alanının yerini tutar ve bütün ifade Tekoi'nin nerede bulunduğunu gösterir. Temel anlam şudur: “Tekoi sits within the borders of the reservation.” Within the borders of edat öbeği, ilgi cümleciğinin ilerleyen kısmında bırakılmak yerine which sözcüğünün önüne getirilmiştir. Bu “edat + which” yapısı yer adını tekrarlamayı önler ve özenle yazılmış açıklamalarda yaygındır. Buradaki sits, “oturur” değil, “bulunur” anlamındadır.
Alıştırma
Resmî ilgi cümleciğini doğru tamamlayan seçeneği belirleyin: The reserve, ___ the research station sits, is protected land.
- within the borders of which
- within the borders which
- which within the borders of
Cevabı göster
within the borders of which
operates no more: fiilden sonra no more ile artık değil anlamı
Operates no more ifadesinde no more, “no longer” veya “not anymore”, yani “artık değil” anlamına gelir. Tekoi faaliyet göstermeyi bırakmıştır; ifade, daha az miktarda faaliyet gösterdiği anlamına gelmez. No more ifadesini fiilden sonra kullanmak cümle sonuna resmî, edebî veya geçmişe dönük bir ton verir. Baştaki Though, ardından gelecek bilgiyle karşıtlık kurar; ancak vurgulanan ifade tek başına faaliyetin sona erdiğini belirtir.
Alıştırma
“Though Tekoi operates no more,” cümlesinde “operates no more” ne anlama gelir?
- Faaliyet göstermeyi bırakmıştır.
- Daha az miktarda faaliyet gösterir.
- Yeniden faaliyet göstermeye başlamıştır.
Cevabı göster
Faaliyet göstermeyi bırakmıştır.
lives on: kaynağı yok olduktan sonra da süren etki
Bu cümlede lives on, “onu ortaya çıkaran kişi ya da yer ortadan kaybolduktan veya ilgili faaliyet sona erdikten sonra da varlığını ya da etkisini sürdürür” anlamındadır. Özne its work olduğu için live mecazlı kullanılır: ortaya konan çalışmalar ya da başarılar, yaşamaya devam edebilen bir şey gibi ele alınır. Buradaki work bir iş veya pozisyon değil, ortaya konan sonuçlar ya da başarılar demektir. Bu ifade; onları ortaya çıkaran kişiler veya kurumlar artık yokken de devam eden fikirler, sanat, keşifler, gelenekler ya da etkiler gibi bir mirastan söz ederken yaygındır.
Alıştırma
Bir kişi artık yokken de etkisinin sürmesi anlamına gelen, bu dersteki iki kelimelik öbek fiille cümleyi tamamlayın: The inventor is gone, but her influence ____.
Cevabı göster
lives on