Bu Terk Edilmiş Kulübe Dünyanın Sonunu Getirebilir: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
1.077 kelime 173 kel/dk

Video özeti: Tekoi füze testlerinden ABD-Sovyet denetimlerine uzanır; anlatı Rusça tabelaları ve Trident mirasını açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “piece together” — Öbek fiiller: dağınık kanıtlardan tarihi yeniden kurun ve ifadeyi araştırmalarda kullanın. 2. “were the United States and her Minutemen to be destroyed” / “there would” — Dil bilgisi: if olmadan koşul devrikliğini tanıyın ve varsayımı sonuca bağlayın. 3. “trust but verify” — Kültür ve gerçek dünya bağlamı: kanıtla desteklenen güveni, uydu ve saha denetimlerinin rolünü anlayın.

Bu derste

This is the Tekoi test range,

0:00

Burası Tekoi test alanı,

or at least it once was. Ton ve niyet

0:02

ya da en azından bir zamanlar öyleydi.

Ton ve niyet

or at least it once was: önceki iddiayı daraltma

Konuşmacı önce “This is the Tekoi test range” ifadesini güncel bir gerçek gibi sunar, ardından “or at least” ile bu iddianın kapsamını hemen daraltır. Düzeltilmiş iddia daha temkinlidir: Burası geçmişte test sahasıydı, ancak bugün artık böyle tanımlanamayabilir. Buradaki “once”, “bir kez” değil, “bir zamanlar” anlamındadır. Bu kalıp, söze baştan başlamadan kendinizi doğal biçimde düzeltmenizi sağlar: Önce bir iddiada bulunur, sonra “or at least” ile güvenle savunabileceğiniz daha sınırlı bir ifade eklersiniz.

Alıştırma

“or at least it once was” bu cümlede ne işe yarıyor?

  1. Konuşmacı buranın kesinlikle hâlâ test sahası olduğunu doğruluyor.
  2. Konuşmacı buranın tam olarak bir test için kullanıldığını söylüyor.
  3. Konuşmacı iddiayı daraltıyor: Burası geçmişte test sahasıydı, ancak şimdi olmayabilir.
Cevabı göster

Konuşmacı iddiayı daraltıyor: Burası geçmişte test sahasıydı, ancak şimdi olmayabilir.

The site is long abandoned now,

0:04

Bu alan şimdi uzun süredir terk edilmiş durumda,

but it once served a vital purpose,

0:06

ama bir zamanlar hayati bir amaca,

a military purpose.

0:08

askeri bir amaca hizmet etmişti.

And the work done at Tekoi

0:10

Ve Tekoi'de yapılan çalışmalar

is still out in the world today. Deyimler

0:12

bugün hala dünyada varlığını sürdürüyor.

Deyimler

out in the world: gerçek hayatta var olmak ve etkisini sürdürmek

Bu cümlede “out in the world”, çalışmanın sonuçlarının ilk test sahasını aşarak bugün hâlâ gerçek hayatta var olduğu veya işlediği anlamına gelir. İfade, açık havadaki fiziksel bir konumu değil, devam eden varlığı ve pratik etkiyi anlatır. Daha geniş topluma veya kullanıma girmiş fikirleri, teknolojileri, kitapları, ürünleri ya da başka sonuçları tanımlayabilir. Kendiliğinden “dünyanın her yerinde” veya “halka açık” anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada “the work is still out in the world today” ne anlama geliyor?

  1. Sonuçlar gerçek hayatta hâlâ var oluyor veya işliyor ve etkilerini sürdürüyor.
  2. Çalışanlar bugün açık havadaki boş bir alanda bulunuyor.
  3. Çalışma dünyadaki her ülkeye yayıldı.
Cevabı göster

Sonuçlar gerçek hayatta hâlâ var oluyor veya işliyor ve etkilerini sürdürüyor.

Constructed during the Cold War,

0:14

Soğuk Savaş sırasında inşa edilen

at the entrance to the facility

0:16

bu tesisin girişinde

is a warning sign in Russian.

0:18

Rusça bir uyarı tabelası var.

But this is not the former Soviet Union.

0:20

Ancak burası eski Sovyetler Birliği değil.

This is the great state of Utah,

0:22

Burası büyük Utah eyaleti,

where in Skull Valley,

0:24

ve Skull Valley'de,

Tekoi resides.

0:25

Tekoi yer alıyor.

Much of what happened on site was classified,

0:27

Sahada olanların çoğu gizliydi,

and equipment and documents were removed.

0:29

ve ekipmanlar ile belgeler kaldırılmıştı.

But what remains is enough

0:32

Ancak geriye kalanlar,

to piece together the story of Tekoi. Öbek fiiller

0:33

Tekoi'nin hikayesini birleştirmek için yeterli.

Öbek fiiller

piece together: dağınık ipuçlarından bir anlatıyı yeniden kurmak

Piece together, ayrı bilgi veya kanıt parçalarını daha bütünlüklü bir anlatı ortaya çıkana kadar birleştirmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada fiziksel nesneleri birleştirmeyi değil, Tekoi'de kalanlardan yararlanarak oranın hikâyesini yeniden kurmayı anlatır. Kalıp, piece together + isim şeklindedir; piece together the story buna örnektir. Nesne bir zamirse piece + zamir + together sırası kullanılır; piece it together gibi. Bilgiler eksik veya dağınık olduğunda özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “dağınık ipuçlarından yeniden kurmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: After comparing the witness statements, we could ____ what happened.

Cevabı göster

piece together

The paperwork left behind

0:36

Geride bırakılan evraklar

bears the logo of Hercules Incorporated. Kalıp ifadeler

0:37

Hercules Incorporated logosunu taşıyor.

Kalıp ifadeler

bears the logo of: bir logoyu taşıdığını belirten resmî ifade

Bears the logo of ifadesindeki bears, “görünür bir işaret taşımak veya göstermek” anlamındaki bear fiilidir. Cümle, evrakların üzerinde Hercules Incorporated logosu bulunduğunu söyler; bears burada “katlanmak” anlamına gelmez. Kalıp, nesne + bears/bear + the logo, seal, name veya mark + of + kuruluş şeklindedir. Paperwork sayılamayan ve tekil kabul edilen bir isim olduğu için tekil bears kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede bear, “tanıtıcı bir işaret taşımak veya göstermek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The certificate bears the logo of the university.
  2. The athlete bears the pain without complaining.
  3. The child sees a bear beside the river.
Cevabı göster

The certificate bears the logo of the university.

Hercules got its start in the late 1800s Kalıp ifadeler

0:40

Hercules 1800'lerin sonlarında,

Kalıp ifadeler

get one's start: got its start ile bir başlangıcı anlatmak

Get one's start, bir kariyerin, faaliyetin veya geçmişin başlaması anlamına gelir. Burada Hercules bir şirkettir; bu nedenle got its start, şirketin 1800'lerin sonlarında kendi tarihine başladığını belirtir. İfade, kelimesi kelimesine ‘bir başlangıç elde etti’ demek değildir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I got my start, she got her start ve the company got its start. Bu ifade çoğunlukla başlangıcın nerede, ne zaman veya nasıl gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi ‘kendi tarihine başladı’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The company ____ in a small garage in 1985.

Cevabı göster

got its start

with a patent improving on dynamite Öbek fiiller

0:42

dinamiti geliştiren bir patentle işe başladı,

Öbek fiiller

improve on something ile improve something arasındaki fark

Improve on something, mevcut bir örnekten daha iyi bir sonuç oluşturmak veya elde etmek anlamına gelir. Bu parçada dynamite karşılaştırma ölçütüdür ve patent, ona göre bir ilerleme olarak sunulan bir şeyle ilgilidir. Bu karşılaştırma için on edatı gereklidir. İfade yalnızca dinamitin kendisinin değiştirildiğini söylemez; yeni sonucun bir açıdan daha iyi olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi ‘önceki sürümden daha iyidir’ anlamındaki hedef yapıyla tamamlayın: The latest design ____ the original.

Cevabı göster

improves on

the creator named Hercules Powder,

0:44

yaratıcısı ona Hercules Powder adını verdi

and began manufacturing the new explosive just outside of San Francisco

0:47

ve bu yeni patlayıcıyı San Francisco'nun hemen dışında,

in a company town that would outlive the company, Kültür

0:51

şirketten daha uzun yaşayacak olan bir şirket kasabasında

Hercules, California.

0:54

Hercules, California'da üretmeye başladı.

Kültür

company town: tek bir işverenin etrafında kurulmuş yerleşim

Burada company town, tek bir şirket tarafından kurulmuş veya büyük ölçüde şekillendirilmiş, genellikle şirketin iş yeri çevresinde gelişen bir yerleşimdir. Şirket çalışanların konutlarını, dükkânları ve kamu hizmetlerini sağlayabilir veya kontrol edebilir; bu nedenle birçok sakin aynı işverene bağımlıdır. Bu anlam cümlenin tarihsel bağlamını açıklar: Hercules, şirketle yakından bağlantılı bir yerleşim olarak gelişmiş ve şirket ortadan kalktıktan sonra da varlığını sürdürmüştür. İfade yalnızca çok sayıda şirketin bulunduğu bir kasaba anlamına gelmez.

Alıştırma

Company town burada ne anlama geliyor?

  1. Birbiriyle ilgisiz birçok şirketin ofisinin bulunduğu kasaba
  2. Yalnızca bir şirketin genel merkezi olarak kullanılan kasaba
  3. Büyük ölçüde tek bir şirketin çalışanları için kurduğu veya kontrol ettiği kasaba
Cevabı göster

Büyük ölçüde tek bir şirketin çalışanları için kurduğu veya kontrol ettiği kasaba

Chemical manufacturing at the turn of the century Kalıp ifadeler

0:55

Yüzyılın dönümünde kimyasal üretimi

was dangerous,

0:58

tehlikeliydi,

Kalıp ifadeler

at the turn of the century: yüzyıl sınırının çevresinde

At the turn of the century, bir yüzyıldan sonraki yüzyıla geçişin çevresindeki yıllar anlamına gelir; tek ve kesin bir anı belirtmez. Sınırın hemen öncesindeki ve sonrasındaki kısa bir dönemi kapsayabilir. Çevredeki zaman çizelgesi 1800’lerin sonundan söz ettiği için burada sınır, 19. yüzyıldan 20. yüzyıla geçilen 1900 civarıdır. Bu bağlam yoksa konuşan veya yazan kişi hangi yüzyıl geçişinden söz ettiğini açıkça belirtmelidir.

Alıştırma

Bu notta yer alan ve at ile başlayan altı sözcüklü ifadeyi kullanın: Factories adopted computers in the late 1990s, and ____, office work changed quickly.

Cevabı göster

at the turn of the century

and about 60 people would die Dilbilgisi

0:59

ve yıllar içindeki birkaç patlamada

in several explosions over the years.

1:01

yaklaşık 60 kişi ölecekti.

Dilbilgisi

Would die: geçmişten bakılan sonraki bir sonuç

Bu tarih anlatısında would die, ölümleri hikâyede daha önce belirlenmiş olan geçmiş referans noktasından sonraya yerleştirir. Anlatıcı o daha erken noktada durur ve bugün gerçek olduğu bilinen daha sonraki bir sonuca bakar. Bu, geçmişten görülen gelecek kullanımıdır; varsayımsal bir sonuç veya isteklilik değildir. Hızlı bir kontrol için later eklenebilir: about 60 people would later die.

Alıştırma

Örnekte would die bize ne anlatıyor?

  1. Ölümler yalnızca hayalî bir koşulda gerçekleşti.
  2. İnsanlar ölmeye istekliydi.
  3. Ölümler, hikâyenin anlatıldığı geçmiş referans noktasından sonra gerçekleşti.
Cevabı göster

Ölümler, hikâyenin anlatıldığı geçmiş referans noktasından sonra gerçekleşti.

Hercules made many chemical products,

1:03

Hercules birçok kimyasal ürün üretti,

but their smokeless gunpowder rapidly grew them

1:05

ancak dumansız barutları onları hızla büyüterek

to become a vital United States military supplier

1:07

Dünya Savaşları sırasında

during the World Wars.

1:10

Amerika Birleşik Devletleri'nin hayati bir askeri tedarikçisi haline getirdi.

As the poster said,

1:12

Poster'in dediği gibi,

Hercules men and women in the war,

1:13

Savaştaki Hercules erkekleri ve kadınları,

keep 'em shooting.

1:15

ateş etmeye devam etmelerini sağlayın.

The Cold War came next

1:16

Daha sonra Soğuk Savaş geldi

and brought with it a new weapon, Kalıp ifadeler

1:17

ve beraberinde yeni bir silah getirdi,

Kalıp ifadeler

Brought with it: beraberinde gelen bir sonuç

Bu cümlede brought with it, Soğuk Savaş’a yeni bir silahın ortaya çıkışının eşlik ettiği ve bu dönemin o silahın ortaya çıkmasına yol açtığı anlamına gelir. Silah, bu tarihsel dönemle birlikte gelen bir sonuç olarak sunulur; dönemin fiziksel olarak taşıdığı bir nesne değildir. Kalıp subject + bring/brought with it + result şeklindedir. Buradaki it, tekil özne olan The Cold War ifadesine gönderme yapar.

Alıştırma

Değişime eşlik eden bir sonucu göstermek için cümleyi bring with it ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: The move to remote work ____ more flexibility for many employees.

Cevabı göster

brought with it

the intercontinental ballistic missile

1:19

kıtalararası balistik füze,

tipped with a nuclear warhead. Kelime

1:21

ucunda nükleer bir savaş başlığıyla.

Kelime

tipped with a nuclear warhead: ucuna nükleer savaş başlığı takılmış

Burada be tipped with, belirli bir malzemenin veya parçanın uca ya da en uç bölüme sabitlendiği anlamına gelir. Nükleer savaş başlığı füzenin ön ucuna takılmıştır. Tip burada fiildir; “eğmek” veya “bahşiş vermek” anlamında değildir. Tipped with a nuclear warhead, missile sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacı öbeğidir. that was tipped with a nuclear warhead biçiminde açılabilir. Yeniden kullanılabilecek kalıp be tipped with + malzeme veya parça şeklindedir.

Alıştırma

“The arrow was tipped with steel” cümlesinde “tipped with” ne anlama gelir?

  1. Ok, bir çelik parçasına doğru eğilmişti.
  2. Çelik, okun sivri ucuna sabitlenmişti.
  3. Birisi onun için fazladan para ödedi.
Cevabı göster

Çelik, okun sivri ucuna sabitlenmişti.

Now one country could destroy another remotely,

1:23

Artık bir ülke diğerini uzaktan yok edebiliyordu,

and the only defense

1:26

ve tek savunma

was a credible threat of retaliation. Kalıp ifadeler

1:27

inandırıcı bir misilleme tehdidiydi.

Kalıp ifadeler

a credible threat of retaliation: inandırıcı bir misilleme tehdidi

A credible threat of retaliation, bir saldırıya güçlü veya zarar verici bir karşılık verileceğini ve karşı tarafın bu karşılığın gerçekten uygulanabileceğine ve uygulanma ihtimali bulunduğuna inanmak için sağlam nedenleri olduğunu belirten bir uyarıdır. Credible, tehdidin ne kadar inandırıcı olduğunu anlatır; övgüye değer olduğu ya da kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez. Of retaliation, tehdit edilen karşılığın ne olduğunu belirtir. Retaliation, daha önceki düşmanca bir eyleme karşılık olarak gerçekleşir; bu nedenle ifade caydırıcılığı, yani olası maliyeti inandırıcı kılarak bir eylemi önlemeyi anlatır.

Alıştırma

Hangi durum a credible threat of retaliation ifadesini en iyi örnekler?

  1. Bir ülke, adil davrandığı için rakibini över.
  2. Bir ülke, saldırıya karşılık vereceğini bildirir ve bunu yapacak kapasiteye ve isteğe açıkça sahiptir.
  3. Bir ülke, daha önce gerçekleşmiş bir karşılığın yol açtığı zararı anlatır.
Cevabı göster

Bir ülke, saldırıya karşılık vereceğini bildirir ve bunu yapacak kapasiteye ve isteğe açıkça sahiptir.

This drew the United States and the Soviet Union Kalıp ifadeler

1:30

Bu, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği'ni

into an arms race,

1:32

bir silahlanma yarışına çekti,

Kalıp ifadeler

drew ... into an arms race: silahlanma yarışına sürüklemek

draw someone into something yapısında draw, birinin bir şeye katılmasına neden olmak veya onu o şeyin içine sürüklemek anlamına gelir. Genellikle olayların, baskının ya da başka bir kişinin etkisiyle dahil olunduğunu, kişinin özgürce katılmayı seçmediğini düşündürür. Bu cümlede stratejik baskı, iki ülkenin de rekabete girmesine neden olmuştur. Arms race, karşıt tarafların birbirlerine yanıt olarak sürekli silah geliştirdiği veya silah stoklarını artırdığı bir rekabettir. Gerçek anlamda bir koşu yarışı değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp draw + kişi veya grup + into + etkinlik veya durum şeklindedir; drew, draw fiilinin geçmiş zaman biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi draw ... into kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The disagreement ____ the whole team ____ a conflict.

Cevabı göster

drew · into

building more and better nuclear weapons

1:33

daha fazla ve daha iyi nükleer silahlar inşa ederek

each year.

1:36

her yıl.

Technological development

1:37

Teknolojik gelişme,

led to solid fuel rocket motors.

1:38

katı yakıtlı roket motorlarına yol açtı.

Unlike earlier liquid based missiles,

1:40

Açık havada fırlatılması gereken

which had to be launched out in the open

1:42

ve yakıt ikmali yavaş olan

and were slow to fuel,

1:43

önceki sıvı tabanlı füzelerin aksine,

the new motors allowed nuclear missiles to be hidden.

1:45

yeni motorlar nükleer füzelerin gizlenmesini sağladı.

America's cornfields would grow to contain 1,000 underground silos,

1:47

Amerika'nın mısır tarlaları büyüyerek 1.000 yer altı silosunu barındıracak

each ready with a fast launching Minuteman missile inside.

1:51

ve her birinin içinde hızlı fırlatılan bir Minuteman füzesi hazır bekleyecekti.

But ground silos are in fixed locations,

1:55

Ancak yer siloları sabit konumlardadır,

and once discovered Dilbilgisi

1:57

ve bir kez keşfedildiklerinde

cannot be moved.

1:58

taşınamazlar.

Dilbilgisi

once discovered cannot be moved: kısaltılmış edilgen yan cümle

Once discovered, koşul etkisi taşıyan kısaltılmış edilgen bir zaman yan cümlesidir. Tam biçimi once they are discovered şeklindedir. Önceki ground silos isim öbeği hem discovered hem de cannot be moved için anlaşılan özneyi sağladığından they are sözcükleri çıkarılmıştır. Buradaki once, “keşif gerçekleşir gerçekleşmez” veya “keşiften sonra” anlamına gelir; “bir defa” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilen once + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir kişi ya da nesne bir eyleme maruz kaldıktan sonra olanları kısa biçimde anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede yalnızca once yan cümlesini kısaltın: Once it is deleted, the file cannot be recovered. Kısaltılmış biçimi tamamlayın: Once ____, the file cannot be recovered.

Cevabı göster

deleted

Nuclear bombers are mobile,

1:59

Nükleer bombardıman uçakları hareketlidir,

but planes can be found by radar.

2:01

ancak uçaklar radarla bulunabilir.

However,

2:03

Ancak,

submarines can hide in the sea,

2:03

denizaltılar denizde saklanabilir,

difficult to find.

2:05

bulunması zordur.

So the United States developed the Ohio class submarine,

2:06

Bu yüzden ABD, Ohio sınıfı denizaltıyı geliştirdi,

the largest yet built,

2:09

şimdiye kadar yapılmış en büyüğüydü,

for carrying a new solid fuel Trident nuclear missile.

2:11

yeni bir katı yakıtlı Trident nükleer füzesini taşımak için.

The United States ordered 24 Ohios to be built,

2:14

Amerika Birleşik Devletleri, 24 adet Ohio'nun inşa edilmesini sipariş etti,

each with a maximum complement of 24 Tridents. Kelime

2:17

her biri maksimum 24 Trident kapasitesine sahipti.

Kelime

Tam yükü belirten “maximum complement of”

Bu denizcilik teknik tanımında complement, bir araca atanan veya onun taşıdığı personel ya da ekipmanın tam sayısını ifade eder. Bu nedenle a maximum complement of 24 Tridents, yük üst sınırını belirtir: her denizaltı en fazla 24 Trident füzesi taşıyabilir. a maximum complement of + sayı kalıbı resmî ve kısa bir teknik ifadedir. Burada complement, kapasiteyi veya izin verilen tam sayıyı belirten bir isimdir; “övgü” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “övgü” değil, “izin verilen tam sayı” anlamına gelen isimle tamamlayın: The fire station was operating with its full ____ of twelve firefighters.

Cevabı göster

complement

Each Trident carried up to 14 warheads,

2:20

Her Trident 14'e kadar savaş başlığı taşıyordu,

a combined maximum delivery potential

2:23

birleşik maksimum fırlatma potansiyeli

of more than 8,000 nuclear bombs.

2:25

8.000'den fazla nükleer bombaya eşitti.

Thus were the United States and her Minutemen to be destroyed in a first strike Notlar

2:27

Böylece Amerika Birleşik Devletleri ve Minuteman'leri ilk saldırıda yok edilse

Kültür

Nükleer stratejide a first strike

Bu cümlede a first strike, karşı taraf saldırmadan önce başlatılan ve onun kuvvetleriyle misilleme kapasitesini yok etmeyi ya da ciddi biçimde zayıflatmayı amaçlayan stratejik bir saldırıdır. Bu, nükleer stratejiye ait teknik bir anlamdır; herhangi bir çatışmadaki ilk darbe demek değildir. Bu ifade, ABD'nin ve karada konuşlu füzelerinin yok edilmesini varsayımsal bir silahsızlandırma saldırısının parçası olarak gösterir. Bu da hayatta kalıp daha sonra karşılık verebilen kuvvetlerin caydırıcılık için neden önemli olduğunu açıklar.

Alıştırma

Nükleer strateji anlamında a first strike ifadesine en uygun durum hangisidir?

  1. İki ülke müzakereler yoluyla silahlarını azaltmayı kabul eder.
  2. Bir ülke, saldırıya uğradıktan sonra hayatta kalan nükleer kuvvetlerini fırlatır.
  3. Bir ülke, rakibi misilleme yapamadan onun nükleer kuvvetlerinin çoğunu etkisiz hâle getirmek için önce saldırır.
Cevabı göster

Bir ülke, rakibi misilleme yapamadan onun nükleer kuvvetlerinin çoğunu etkisiz hâle getirmek için önce saldırır.

and all her aircraft shot down, Öbek fiiller

2:31

ve tüm uçakları düşürülse bile,

Öbek fiiller

Uçaklar için shot down

Shot down, shoot down öbek fiilinin geçmiş zaman ortacı biçimidir. Uçaklarla kullanıldığında onları silahla vurup düşürmek veya kaza yapmalarına neden olmak anlamına gelir; down yalnızca yön bildirmez, fiilin anlamının bir parçasıdır. Aircraft adı, burada reddetmek şeklindeki mecaz anlamın değil, gerçek düşürme anlamının kullanıldığını gösterir. Bu yan cümle, önceki edilgen yapının kısaltılmış devamıdır: all her aircraft [were to be] shot down. Eksik edilgen sözcükler önceki yan cümleden anlaşılır.

Alıştırma

Bir savunma sistemi yaklaşan bir dronu vurup düşürdü. The defense system ... the drone cümlesini en iyi hangi ifade tamamlar?

  1. shot at
  2. shot
  3. shot down
Cevabı göster

shot down

there would still be more than enough Tridents launching

2:33

saklı derinliklerden fırlatılacak

Dilbilgisi

Were + özne + to-infinitive ... there would ile resmî koşul devrikliği

Were the United States and her Minutemen to be destroyed resmî bir varsayım koşuludur. If the United States and her Minutemen were to be destroyed ile aynı anlama gelir. Yazar if sözcüğünü çıkarır ve were sözcüğünü öznenin önüne taşır; to be destroyed ise özneden sonra kalır. There would, hayal edilen bu koşulun sonucunu başlatır. Were + özne + to-infinitive, ... would ... yapısı, imhanın gerçekten gerçekleştiğini söylemek yerine uzak veya ciddi bir olasılık sunar.

Alıştırma

Eksik sözcüğü yazarak resmî devrik koşul cümlesini tamamlayın: ____ the backup system to fail, there would still be time to evacuate.

Cevabı göster

Were

from the hidden deep

2:35

karşılıklı yıkımı güvenle temin etmeye yetecek kadar

to safely assure mutual destruction. Kültür

2:36

Trident olacaktı.

Kültür

assure mutual destruction: karşılıklı yıkımı kesinleştirmek

Burada assure, “kesin hâle getirmek”; mutual destruction ise karşı karşıya olan iki tarafın da yıkıma uğraması anlamına gelir. Gizli denizaltılar sayesinde düşman ilk saldırıyı yaptıktan sonra bile misilleme saldırısı için yeterli füze kalacaktır. Bu, mutually assured destruction ile bağlantılı caydırıcılık mantığıdır: Taraflardan hiçbiri yıkıcı bir karşılığı engelleyemiyorsa nükleer savaş başlatmak kendi yıkımını da kesinleştirir. Bu nedenle safely burada tehlike veya zarar olmaması değil, caydırıcılık açısından sonucun “güvenilir biçimde” garanti edilmesi demektir.

Alıştırma

Bu cümlede “assure mutual destruction” ne anlama geliyor?

  1. Nükleer bir çatışmada karşı karşıya olan iki tarafın da yok edileceğini kesinleştirmek
  2. Çatışmanın barışçıl biçimde sona ereceğine iki tarafa da söz vermek
  3. Füzelerin iki tarafa da zarar vermeden imha edilebileceğini garanti etmek
Cevabı göster

Nükleer bir çatışmada karşı karşıya olan iki tarafın da yok edileceğini kesinleştirmek

Which brings us back Anlatım akışı

2:39

Bu bizi tekrar

to Hercules and Tekoi.

2:40

Hercules ve Tekoi'ye geri getiriyor.

Anlatım akışı

“Which brings us back to ...”: ana konuya geri dönmek

Which, yalnızca en yakın isme değil, az önce verilen düşüncenin veya akıl yürütme zincirinin tamamına gönderme yapar. Bu cümlede önceki açıklama, anlatının Hercules ve Tekoi'ye dönmesi için bir neden oluşturur. Which brings us back to + konu, konuşma ve anlatıda yön gösteren bir geçiş ifadesidir. Dinleyiciye bir ara açıklamanın veya konudan sapmanın sona erdiğini ve ana konunun yeniden başladığını bildirir.

Alıştırma

Sunucunun önceki konuya dönüşünü hedef geçiş ifadesiyle tamamlayın: “We have seen why the first plan failed. ____ to our original question: what can we afford?”

Cevabı göster

Which brings us back

For as the bullet in a round Dilbilgisi

2:41

Çünkü bir merminin içindeki çekirdek

needs powder to hit a target,

2:43

bir hedefi vurmak için nasıl baruta ihtiyaç duyarsa,

so too does the nuclear warhead in a Trident missile

2:45

Trident füzesindeki nükleer savaş başlığı da

need its solid fuel motor.

2:48

katı yakıtlı motoruna aynı şekilde ihtiyaç duyar.

Dilbilgisi

Bentuk as ... so too does ... dalam perbandingan formal

As, resmî bir benzetmenin ilk tarafını tanıtır. So too ise buna karşılık gelen ikinci tarafı tanıtır: İlk ilişki doğruysa ikinci ilişki de aynı şekilde işler. Burada merminin baruta ihtiyaç duyması, savaş başlığının katı yakıtlı bir motora ihtiyaç duymasıyla eşleştirilir. So too özneden önce geldiği için yardımcı fiil does ile özne devrik sıraya girer: so too does the nuclear warhead need.... Does, geniş zamanı ve üçüncü tekil kişi uyumunu taşır; bu nedenle ana fiil needs değil, yalın biçim need olur. Buradaki too, “aşırı” değil, “aynı şekilde, ayrıca” anlamındadır.

Alıştırma

Dersteki yapıyla resmî benzetmeyi tamamlayın: As insulation keeps a house warm, ____ a coat keep a person warm.

Cevabı göster

so too does

Hercules manufactured the motors at a plant called Bacchus West in Magna, Utah,

2:50

Hercules motorları Utah, Magna'daki Bacchus West adlı bir fabrikada üretti

and brought them to Tekoi for testing.

2:54

ve test için onları Tekoi'ye getirdi.

The large concrete cubes still here

2:56

Hâlâ burada olan büyük beton küpler

are thrust blocks. Kültür

2:59

itme bloklarıdır.

Kültür

Thrust blocks sebagai struktur tetap dalam pengujian mesin

Bu sahnede thrust blocks, bir test tesisindeki büyük ve sabit beton yapılardır. Motor sabitlenir; böylece sabit ateşleme sırasında itki, motoru ileri taşımak yerine bu yapıya karşı kuvvet uygular. Buradaki block sözcüğü, kuvvete direnen ve onu aktaran sağlam bir yapısal kütleyi belirtir. Küçük ve hareketli bir blok ya da oyuncak parçası anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir motor test tesisinde thrust block nedir?

  1. Motor için itki üreten bir yakıt deposu
  2. Motorun içine yerleştirilen küçük ve hareketli bir ağırlık
  3. Sabit bir test sırasında motorun itkisine direnen büyük ve sabit bir yapı
Cevabı göster

Sabit bir test sırasında motorun itkisine direnen büyük ve sabit bir yapı

Their purpose to be an immovable object

3:00

Amaçları, füze motorunun

for a missile motor to push against

3:02

test ateşlemesi sırasında itebileceği

during test firing.

3:03

hareketsiz bir nesne olmaktı.

Each motor needed to be individually calibrated,

3:05

Her motorun ayrı ayrı kalibre edilmesi gerekiyordu,

hitting a target a quarter of the world away Kalıp ifadeler

3:08

dünyanın dörtte bir uzaklığındaki bir hedefi

while traveling at Mach 20 is a precise affair.

3:10

Mach 20 hızında seyahat ederken vurmak hassas bir iştir.

Kalıp ifadeler

a quarter of the world away: mesafe + away

Burada a quarter of the world away, hedefin fırlatma noktasından dünyanın çevresindeki yolun yaklaşık dörtte biri kadar uzakta olduğu anlamına gelir. Çok büyük bir coğrafi mesafeyi vurgular; quarter hedefin bir parçasını değil, dünya çevresindeki mesafeyi niteler. Yapı, mesafe veya miktar + away şeklindedir: a quarter of the world, away sözcüğünden önce gelir. Bu ifade yer bildirir ve hedefi vurmanın neden bu kadar yüksek hassasiyet gerektirdiğini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi mesafe + away yapısıyla tamamlayın: The nearest repair shop is fifty miles ____.

Cevabı göster

away

So once in place against the thrust block,

3:13

Bu yüzden, itme bloğuna yerleştirildikten sonra,

technicians would connect sensors to the motor

3:15

teknisyenler motora sensörler bağlayarak

to measure heat and pressure.

3:17

ısıyı ve basıncı ölçerlerdi.

And those sensors connected via underground cables

3:18

Ve bu sensörler yer altı kablolarıyla

to instrument bunkers

3:21

alet sığınaklarına bağlanırdı,

where engineers would record the results

3:22

orada mühendisler, sonuçları

with state of the art 1970s computer assistance. Deyimler

3:24

1970'lerin en son bilgisayar yardımıyla kaydederdi.

Deyimler

state of the art: kendi döneminin en ilerisi

State of the art, belirli bir zamanda mevcut olan en yüksek teknoloji veya gelişmişlik düzeyi demektir. Bu bir deyimdir; sanatla ilgili değildir. Bu cümlede 1970s zaman ölçütünü belirler. Bilgisayar desteği bugün eski görünse bile 1970'lerin ölçütlerine göre son derece ileriydi. Bu nedenle ifade teknolojiyi överken bu övgünün tarihsel döneme bağlı olduğunu da gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede state of the art doğru kullanılmıştır?

  1. The museum's 1982 computer is state of the art because its case has a painting on it.
  2. The museum's 1982 computer was state of the art for its time.
  3. Every computer that is newer than another computer is state of the art.
Cevabı göster

The museum's 1982 computer was state of the art for its time.

Set up for each test

3:27

Her test için kurulum

could take a week or more.

3:29

bir hafta veya daha uzun sürebilirdi.

So the motor and engineers and equipment

3:30

Bu yüzden motor, mühendisler ve ekipman

had to be protected from the elements. Kalıp ifadeler

3:32

doğa koşullarından korunmalıydı.

Kalıp ifadeler

protected from the elements: sert hava koşullarından korunmuş

protected from the elements ifadesindeki the elements, özellikle yağmur, rüzgâr, soğuk, kar ve güçlü güneş gibi dışarıdaki doğal güçleri anlatır. Ekipmanın ve insanların zarar verici hava koşullarına karşı korunması gerekiyordu. protect someone or something from the elements, bir barınağın veya örtünün bir kişiyi ya da nesneyi açık hava koşullarına maruz kalmaktan koruduğunu söylemenin yaygın bir yoludur. Buradaki elements, kimyasal elementler veya ayrı parçalar anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi from ve sert dış hava koşullarını anlatan kalıplaşmış çoğul ifadeyle tamamlayın: The outdoor cameras were covered to protect them ____.

Cevabı göster

from the elements

But a missile can't be fired inside a building

3:34

Fakat bir füze binanın içinde

without melting the structure around it Dilbilgisi

3:37

etrafındaki yapıyı eritmeden

and invalidating the test.

3:39

ve testi geçersiz kılmadan ateşlenemez.

Dilbilgisi

Can't ... without melting ... and invalidating ...: without sonrasında paralel -ing biçimleri

Burada can't be fired ... without melting ... and invalidating ... yapısı, füzenin bina içinde ateşlenmesinin iki sonucu da kaçınılmaz olarak doğuracağı anlamına gelir. Without, bu sonuçlardan güvenli biçimde kaçınmanın bir yolunu anlatmaz; can't do X without doing Y kalıbında Y, kaçınılmaz bir sonuç veya zorunlu olarak eşlik eden bir eylemdir. Without sözcüğünden sonra -ing biçimindeki melting gelir. And, invalidating ile melting sözcüklerini birbirine bağlar; bu nedenle iki -ing biçimi de without sözcüğüne bağlıdır: without melting the structure and invalidating the test. Bu paralel yapı iki sonucu kısa ve düzenli biçimde ifade eder.

Alıştırma

Paralel yapıyı tamamlamak için restart ve check fiillerinin -ing biçimlerini kullanın: You can't update the system without ____ the computer and ____ the settings.

Cevabı göster

restarting · checking

To solve this,

3:40

Bunu çözmek için,

the buildings at Tekoi were constructed on rails,

3:41

Tekoi'deki binalar raylar üzerine inşa edildi,

so they could be pulled back before firing Öbek fiiller

3:44

böylece ateşlemeden önce geri çekilebilir

Öbek fiiller

pulled back: bir olaydan önce bir şeyi geriye çekmek

Bu cümlede were ... pulled back edilgen yapıdadır: binalar testten önce raylar boyunca geriye doğru hareket ettirilerek ateşleme alanından uzaklaştırılıyordu. Buradaki back, çalışma konumundan geriye veya uzağa hareket etmeyi belirtir; mutlaka önceki bir yere dönmek anlamına gelmez. Genel olarak pull back, bir şeyi fiziksel olarak geriye çekmeyi veya bir plandan, tutumdan ya da katılım düzeyinden geri adım atmayı anlatabilir. Etken yapıda someone pulls something back, edilgen yapıda ise something is pulled back kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi pull back ifadesinin doğru edilgen biçimiyle tamamlayın: Before the race starts, the movable gate must be ____.

Cevabı göster

pulled back

and also give the nearby camera houses Kalıp ifadeler

3:46

ve aynı zamanda yakındaki kamera evlerine

a clear view of the test.

3:48

testin net bir görüntüsünü verebilirdi.

Kalıp ifadeler

give ... a clear view of: açık bir görüş hattı sağlamak

Give X a clear view of Y, bir konumun, tasarımın veya eylemin X'in Y'yi açıkça görmesini sağladığı anlamına gelir. Yapı give + alıcı + a clear view of + hedef şeklindedir; give burada bir nesne vermeyi değil, görme olanağı sağlamayı anlatır. Bu cümlede yakındaki kamera yapıları alıcı olarak belirtilmiştir, çünkü içlerindeki kameraların bu görüşe ihtiyacı vardır. Anlam açık olduğunda İngilizce, bir yeri veya ekipmanı onu kullanan kişi ya da cihazların yerine kullanabilir.

Alıştırma

Cümleyi give ... a clear view of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The large window ____ the passengers ____ the mountains.

Cevabı göster

gives · a clear view of

This will be the firing of D5 second stage

3:51

Bu, D5 ikinci aşamasının ateşlemesi olacak

Pet 5 B 250.

3:53

Pet 5 B 250.

Minus 10,

3:56

Eksi 10,

9, 8,

3:57

9, 8,

7, 6,

3:59

7, 6,

5, 4,

4:01

5, 4,

3, 2,

4:03

3, 2,

1, 0.

4:05

1, 0.

We have ignition.

4:07

Ateşleme gerçekleşti.

Hercules did improve on safety Dilbilgisi

4:08

Hercules,

Dilbilgisi

Olumlu cümlede vurgu bildiren did improve

Burada did soru ya da olumsuzluk kurmaz. Olumlu bir cümlede kullanılan vurgulu do'nun geçmiş zaman biçimidir: did + fiilin yalın hâli. Doğru biçim did improve'dur; did improved değildir. Bu vurgu, iyileştirmenin gerçekten gerçekleştiğini doğrular. Herkül'ün güvenlik için hiçbir şey yapmadığı varsayımını düzeltebilir veya anlatı olumsuz bir sonuca geçmeden önce olumlu bir gerçeği kabul edebilir.

Alıştırma

Düzeltmeyi did ve improve fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: The first design was unsafe, but the engineers ____ it before launch.

Cevabı göster

did improve

since its start in California

4:11

yüz yıl önce Kaliforniya'daki başlangıcından bu yana

a hundred years earlier.

4:12

güvenlik konusunda gerçekten de gelişmeler kaydetmişti.

The large poles around each test site

4:14

Her test sahasının etrafındaki büyük direkler

are lightning rods

4:16

paratonerlerdir;

to divert strikes from the area's numerous storms

4:17

bölgenin sayısız fırtınasından gelen yıldırımları saptırmak

and to prevent explosions.

4:19

ve patlamaları önlemek için.

Nonetheless, Anlatım akışı

4:21

Yine de,

one man was killed at Tekoi.

4:22

Tekoi'de bir adam öldü.

Anlatım akışı

Güçlü karşıtlık bağlacı olarak Nonetheless

Nonetheless bu cümleyi daha iyi güvenlik hakkındaki önceki iddiaya bağlar. Önce bu iyileşmeyi kabul eder, ardından gelen gerçeğin dinleyicinin bekleyebileceği olumlu sonuçla çeliştiğini bildirir. Cümle başında Nonetheless, “buna rağmen” veya “yine de” anlamına gelir. Görevi zamanın ilerlediğini göstermek değil, düşünce akışını düzenlemektir.

Alıştırma

Hangi seçenek, önceki cümlenin oluşturduğu beklentiye aykırı bir gerçeği nonetheless ile sunuyor?

  1. The forecast promised clear skies. Nonetheless, the match was canceled because of heavy rain.
  2. The forecast promised clear skies. Next, the match began at noon.
  3. The forecast promised clear skies. For example, the match was played outdoors.
Cevabı göster

The forecast promised clear skies. Nonetheless, the match was canceled because of heavy rain.

In 1984,

4:24

1984'te,

crushed beneath a motor

4:26

test bloğuna sabitlenme sırasında gevşeyen

that came loose during securement Kalıp ifadeler

4:27

bir motorun altında ezilerek

Kalıp ifadeler

came loose: güvenli biçimde sabitlenmiş olmaktan çıkmak

came loose ifadesinde came, come fiilinin geçmiş zamanıdır ve loose sıfatından önce durum değişikliğini bildiren bir bağ fiili gibi çalışır. Motor, sabitlenmiş durumdan artık sıkıca tutulmayan bir duruma geçti. Kaymış veya yerinden çıkmış olabilir; ifade yalnızca aşağı doğru hareketi değil, güvenli sabitlemenin kaybolmasını vurgular. come + sıfat yapısı yeni bir duruma geçmeyi anlatabilir. Bu nedenle come loose; cıvata, kapak, düğüm, kablo veya önceden sabitlenmişken sonradan gevşeyen başka şeyler için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi come loose ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: During the drive, one roof-rack bolt ____, so we stopped to tighten it.

Cevabı göster

came loose

to the test block.

4:29

can verdi.

An accident

4:29

Bu kaza için

for which the United States Occupational Safety and Health Administration Kültür

4:30

Amerika Birleşik Devletleri Mesleki Güvenlik ve Sağlık İdaresi,

fined Hercules $640.

4:34

Hercules'e 640 dolar para cezası kesti.

Kültür

ABD İş Sağlığı ve Güvenliği İdaresi (OSHA)

Genellikle OSHA olarak adlandırılan Amerika Birleşik Devletleri İş Sağlığı ve Güvenliği İdaresi, iş yeri güvenliği ve sağlığıyla ilgili gereklilikleri belirleyen ve uygulayan bir ABD federal kurumudur. İş yerlerini denetleyebilir, ciddi olayları soruşturabilir, ihlalleri tespit edebilir ve mali cezalar uygulayabilir. Burada kurumun uzun adı, Hercules'e para cezası veren yetkili makamı belirtir. Bu, cezanın bir iş kazasından sonra düzenleyici kurum tarafından uygulandığını; şirketin kendi güvenlik ekibinin veya bir sağlık kuruluşunun işlemi olmadığını gösterir.

Alıştırma

Kurumun adı, bu cümledeki para cezası hakkında neyi gösterir?

  1. Bir hastanenin düzenlediği sağlık faturasıydı.
  2. Hercules'in kendi bakım departmanı tarafından tahsil edildi.
  3. ABD'de iş yeri güvenliğini düzenleyen federal bir kurum tarafından uygulandı.
Cevabı göster

ABD'de iş yeri güvenliğini düzenleyen federal bir kurum tarafından uygulandı.

The end of the 1980s

4:36

1980'lerin sonu,

was the beginning of the end for Hercules. Deyimler

4:38

Hercules için sonun başlangıcıydı.

Deyimler

the beginning of the end: sonun başlangıcı

The beginning of the end deyimi, nihai bir başarısızlığa veya sona götürecek sürecin başladığını ifade eder. Hercules'ın o anda hemen sona erdiği anlamına gelmez; daha sonraki gerilemesinin ilk aşamasını gösterir. Cümle, The end of the 1980s ile the beginning of the end ifadelerini bilinçli olarak yan yana getirir. End sözcüğünün tekrarı, bir dönemin sonu ile şirketin gerilemesinin başlangıcı arasında akılda kalıcı bir bağ kurar.

Alıştırma

Bir şirket en büyük sözleşmesini kaybediyor, ardından birkaç yıl gerileyip kapanıyor. Bu sözleşmenin kaybedilmesini en iyi hangi ifade anlatır?

  1. the end itself
  2. the end of the beginning
  3. the beginning of the end
Cevabı göster

the beginning of the end

The United States had been slowing production of nuclear warheads Dilbilgisi

4:40

Amerika Birleşik Devletleri nükleer savaş başlığı üretimini yavaşlatıyordu

and needed fewer missiles to carry them.

4:43

ve onları taşımak için daha az füzeye ihtiyacı vardı.

Dilbilgisi

had been slowing: geçmişteki bir noktadan önce devam eden süreç

Had been slowing, past perfect continuous yapısıdır: had been + fiil-ing. Üretimdeki yavaşlamayı, geçmişteki daha sonraki bir noktadan önce zaten bir süredir devam eden bir süreç olarak sunar. Burada bu sürekli azalma, daha sonraki sonucun arka planını oluşturur: daha az füzeye ihtiyaç duyulmuştur. Bu yapı, tamamlanmış tek bir eyleme değil gelişmekte olan değişime odaklanır ve sürecin şimdi de devam ettiğini söylemez.

Alıştırma

Daha sonraki bir geçmiş sonuçtan önce devam eden süreci göstermek için slow fiilinin doğru biçimini kullanın: By 2010, the factory ____ production for several years, so its suppliers had already adapted.

Cevabı göster

had been slowing

Tekoi was used less as a testing site Dilbilgisi

4:45

Askeri sözleşmeler kurudukça,

and more as a storage location

4:47

Tekoi test alanı olarak daha az,

Dilbilgisi

Vurguyu kaydırmak için less as ... and more as ...

less as A and more as B kalıbı, aynı şeyi tanımlamanın iki yolunu karşılaştırır. Burada Tekoi'nin temel işlevinin test sahası olmaktan uzaklaşıp depolama alanı olmaya yöneldiğini anlatır. Bu yapı, iki tanım arasındaki vurgu dengesini değiştirir; A'nın tamamen sona erdiği anlamına gelmez. Yapı paraleldir: less as + A rolü veya kullanımı, and more as + B rolü veya kullanımı.

Alıştırma

İlk rolün ortadan kalktığını söylemeden vurguyu kaydıran ikili yapıyla cümleyi tamamlayın: The room is used ____ a formal office ____ a place for quick team meetings.

Cevabı göster

less as · and more as

as military contracts dried up, Öbek fiiller

4:49

depolama yeri olarak daha çok kullanıldı,

Öbek fiiller

dried up: sözleşmeler artık gelmediğinde

Burada dried up, dry up öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Özne contracts olduğunda, yeni sözleşmelerin giderek azaldığını ve sonunda neredeyse hiç gelmemeye başladığını anlatır. Anlamı mecazidir; nemin kaybolmasıyla ilgili değildir. Aynı yapı finansman, sipariş, iş, fırsat veya destek gibi kaynakların giderek azalmasını da anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede dried up, sürekli bir iş kaynağının giderek azalıp neredeyse bulunamaz hâle geldiği anlamında kullanılmıştır?

  1. Freelance work dried up during the downturn.
  2. We ran out of printer paper during the meeting.
  3. One freelance contract expired at the end of June.
Cevabı göster

Freelance work dried up during the downturn.

leading to hundreds of layoffs Dilbilgisi

4:51

bu da 1990'ların başında

in the early 1990s.

4:52

yüzlerce kişinin işten çıkarılmasına yol açtı.

Dilbilgisi

Sonuç bildiren -ing yan cümlesinde leading to

Burada leading to, önceki yan cümlede anlatılan durumun sonucunu ekler: askerî sözleşmelerin azalması yüzlerce kişinin işten çıkarılmasına neden olmuştur. Lead to burada birini bir yere götürmek değil, “neden olmak” ya da “yol açmak” anlamındadır. -ing yapısı, yeni ve tam bir cümle başlatmadan bu sonucu ekler. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: ana durum, leading to + isim öbeği.

Alıştırma

Hangi cümlede leading to, sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi olarak doğru kullanılmıştır?

  1. The storm closed the airport, leading dozens of canceled flights.
  2. The storm closed the airport, leading to dozens of canceled flights.
  3. The storm closed the airport, led to dozens of canceled flights.
Cevabı göster

The storm closed the airport, leading to dozens of canceled flights.

Though the United States no longer needed the facility for strategic production, Dilbilgisi

4:54

Amerika Birleşik Devletleri artık stratejik üretim için bu tesise ihtiyaç duymasa da,

it was still strategically useful in a different way,

4:58

tesis başka bir yönden stratejik olarak hala faydalıydı:

politics.

5:01

siyaset.

Dilbilgisi

Ödünleme için Though ... no longer ... still

Though bir ödünleme ilişkisi başlatır: Amerika Birleşik Devletleri tesise eski üretim amacı için artık ihtiyaç duymuyordu, ancak bu durum her türlü stratejik değeri ortadan kaldırmıyordu. No longer eski ihtiyacın sona erdiğini, still ise farklı bir yararın devam ettiğini gösterir. Sondaki politics sözcüğü bu farklı yararın siyasetle ilgili olduğunu belirtir. Bu üç işaret iki bilgi katmanını düzenler: Though X artık gerçekleşmiyor veya doğru değil, Y başka bir yönden hâlâ doğrudur. Burada still, strategically useful ifadesini niteler; stratejik üretimin devam ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle eski bir işlevin sona erdiğini, ancak farklı bir değerin devam ettiğini açıkça ifade eder?

  1. The library no longer lends DVDs, though it is no longer useful as a study space.
  2. Though the library no longer lends DVDs, it is still useful as a study space.
  3. Though the library still lends DVDs, it is no longer useful as a study space.
Cevabı göster

Though the library no longer lends DVDs, it is still useful as a study space.

In 1991,

5:02

1991'de,

the United States and the Soviet Union signed START, Kültür

5:03

ABD ve Sovyetler Birliği START'ı,

the Strategic Arms Reduction Treaty,

5:06

yani Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması'nı imzaladı,

Kültür

START: Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması

START, Strategic Arms Reduction Treaty yani Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması için kullanılan bir kısaltmadır. Virgülden sonraki tam ad, kısaltmanın neyi ifade ettiğini açıklar; START burada sıradan start fiili değil, bir antlaşmanın özel adıdır. 1991 tarihli bu antlaşma, Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği'nin stratejik nükleer cephaneliklerinde azaltım öngörüyordu. Bu arka plan, ileride cephanelik sınırlarından ve denetimlerden neden söz edildiğini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede START neyi ifade ediyor?

  1. Görüşmelerin başlangıcı
  2. Tesisleri denetlemeye yönelik genel bir plan
  3. Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması (Strategic Arms Reduction Treaty)
Cevabı göster

Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması (Strategic Arms Reduction Treaty)

where both agreed to reduce the size of their nuclear stockpiles.

5:08

burada her ikisi de nükleer stoklarının boyutunu küçültmeyi kabul etti.

Because, of course,

5:11

Çünkü, elbette,

neither country was just going to take the word of the other, Deyimler

5:13

hiçbir ülke diğerinin sadece sözüne güvenmeyecekti,

Deyimler

take the word of the other: diğer tarafın sözüne güvenmek

To take someone's word, bir kişinin söylediğini kanıt istemeden doğru kabul etmek demektir. Burada iki ülkeden hiçbiri yalnızca diğer ülkenin iddiasına güvenmeyecektir. Cümlede take the word of + person yapısı kullanılır: take the word of the other. The other, iki ülkeden diğerini ifade eder. Günlük konuşmada take someone's word for it daha yaygın kalıptır.

Alıştırma

Hangi cümle, iki tarafın da diğerinin iddiasına kanıt olmadan inanmayacağı anlamına gelir?

  1. Neither side would take the other's word for it.
  2. Neither side would have a word with the other.
  3. Neither side would give the other its word.
Cevabı göster

Neither side would take the other's word for it.

numerous trust but verify policies Kültür

5:16

sayısız 'güven ama doğrula' politikası

Kültür

trust but verify: kontrollerle desteklenen güven

Bu cümlede “trust but verify” bir ilkeyi ifade eder: güvenmeye istekli olduğunu göster, ancak verilen sözlerin tutulup tutulmadığını yine de kontrol et. Soğuk Savaş dönemindeki silahların kontrolü bağlamında bu ilke, gözlem ve denetim gibi doğrulama önlemlerini gerekçelendirmeye yardımcı olmuştur. Burada güvenmek ve kontrol etmek birbirine zıt değildir; kontrol, güveni daha sağlam kılan kanıtı sağlar.

Alıştırma

“trust but verify” ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Güven gösterirken gerçekleri yine de kontrol etmek
  2. Her sözü kanıt olmadan kabul etmek
  3. Hiç kimseye güvenmeyi reddetmek
Cevabı göster

Güven gösterirken gerçekleri yine de kontrol etmek

were put into place. Kalıp ifadeler

5:18

yürürlüğe kondu.

Kalıp ifadeler

were put into place: edilgen yapıyla uygulamaya koyma

“Were put into place” ifadesinde özne eylemi yapan değil, eylemden etkilenendir. Bu, “put something into place” yapısının edilgen biçimidir ve bir politika, sistem veya düzenleme oluşturup kullanmaya başlamak anlamına gelir. Buradaki ifade soyuttur: politikalar fiziksel olarak taşınmamış, uygulamaya konmuştur. Put fiilinin yalın hâli, geçmiş zaman biçimi ve geçmiş zaman ortacı aynıdır; bu yüzden were, geçmiş zamanda edilgen yapıyı gösterir.

Alıştırma

Ders ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: After the data breach, new security rules ____.

Cevabı göster

were put into place

For example,

5:19

Örneğin,

both sides disabling their long-range bombers

5:19

her iki taraf da uzun menzilli bombardıman uçaklarını

out in the open Deyimler

5:22

diğerinin uydularının görebilmesi için

for the others' satellites to see. Dilbilgisi

5:23

açık havada devre dışı bırakıyordu.

Deyimler

out in the open: görünür ve gizlenmemiş

Out in the open, bir şeyin üstü örtülmemiş, gizlenmemiş ve kolayca gözlemlenebilir bir yerde olması demektir. Burada bombardıman uçakları, diğer tarafın uyduları durumlarını doğrulayabilsin diye kasıtlı olarak görünür bir yere konur. Bu ifade artık gizli olmayan gerçekleri, planları veya duyguları da anlatabilir. Bu cümlede uçakların fiziksel olarak görünür olması, açıklık ve doğrulanabilirlik anlamını da taşır.

Alıştırma

Örnekte out in the open neyi gösteriyor?

  1. Bombardıman uçakları yalnızca açık havada uçmaktadır.
  2. Bombardıman uçakları uyduların görüşünden gizlenmiştir.
  3. Bombardıman uçakları, diğer tarafın gözlemleyebileceği bir yere kasıtlı olarak konur.
Cevabı göster

Bombardıman uçakları, diğer tarafın gözlemleyebileceği bir yere kasıtlı olarak konur.

Dilbilgisi

for the others' satellites to see: eylemi yapanı belirtmek

for + isim öbeği + to + fiil yapısı, mastardaki eylemi yapan kişiyi veya şeyi açıkça belirtir. for the others' satellites to see ifadesinde the others' satellites, see fiilinin mantıksal öznesidir. Buradaki for yapısı, bombardıman uçaklarını görünür bırakmanın amacını açıklar: diğer tarafın uyduları onları gözlemleyebilsin diye oraya konurlar. Bu yapıda for, çünkü anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dört sözcüklü bir for + isim + to + mastar öbeğiyle tamamlayın. Kontrol eden kişi Leo olsun: I emailed the report ____.

Cevabı göster

for Leo to check

And each country picked weapon production sites

5:25

Ve her ülke, diğerinin denetleyebileceği

the other could inspect.

5:27

silah üretim tesisleri seçti.

The United States provided a list of dozens of sites for the Soviets,

5:29

ABD, Sovyetlere düzinelerce tesisten oluşan bir liste sundu,

one of which was the Tekoi test range, Dilbilgisi

5:32

bunlardan biri Tekoi test alanıydı,

Dilbilgisi

one of which: bir listedeki bir öğeyi belirtmek

One of which, çoğul isim olan sites sözcüğüne geri gönderme yapar ve bu kümeden tek bir üyeyi seçer. Bu cümlede Tekoi test range'in listedeki yerlerden biri olduğunu gösterir ve sites sözcüğünü tekrarlamaz. One of which, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır: one of which was the Tekoi test range. Bu cümleciğin görevi listede zaten bulunan bir yer hakkında ek bilgi vermektir; hangi listeden söz edildiğini belirlemek değildir.

Alıştırma

Resmî ilgi yapısını tamamlayın: The museum displayed several maps, ____ had been drawn by explorers。

Cevabı göster

one of which

and is why the sign in Russian Dilbilgisi

5:34

ve bu yüzden Rusça tabela

is at the entrance.

5:36

girişte duruyor.

Dilbilgisi

is why: önceki nedeni bir sonuca bağlamak

Is why, ... nedeni olmak anlamına gelir. Bir olguyu veya durumu, ardından gelen sonuçla bağlar. Burada Tekoi'nin Sovyetlerin denetleyebileceği tesisler listesine alınmış olması, girişte Rusça bir tabela bulunmasının nedeni olarak sunuluyor. Tam cümlede is why ifadesinin öznesi önceki bağlamdan anlaşılır. Temel kalıp olgu veya durum is why sonuç şeklindedir. Bu nedenle buradaki why görünür bir sonucun açıklamasını getirir; soru sormaz.

Alıştırma

Nedeni sonuçla doğru şekilde bağlayan ifadeyi seçin: The roads were icy, and that ___ the bus arrived late。

  1. is where
  2. is when
  3. is what
  4. is why
Cevabı göster

is why

Temporary housing for the inspection team

5:37

Denetim ekibi için geçici konutlar

was built in the Soviet Union

5:39

Sovyetler Birliği'nde inşa edildi,

to ensure the Americans had not installed any bugs in the walls Kelime

5:41

Amerikalıların duvarlara böcek yerleştirmediklerinden

Kelime

bugs in the walls: duvarlardaki gizli dinleme cihazları

Burada bugs, insanların fark etmeyeceği yerlere yerleştirilen küçük ve gizli dinleme cihazlarını, genellikle mikrofonları ifade eder. bugs in the walls, konuşmaları kaydetmek amacıyla bu tür cihazların binanın duvarlarına gizlenmiş olabileceği anlamına gelir. Güvenlik bağlamı, bug sözcüğünün bu anlamını seçer. Burada böcek veya yazılım hatası kastedilmez; gizli gözetleme endişesi ifade edilir.

Alıştırma

Bir güvenlik raporunda bugs in the walls büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Binanın yazılımındaki kusurlar
  2. Duvarların içinde yaşayan böcekler
  3. Duvarlara yerleştirilmiş gizli dinleme cihazları
Cevabı göster

Duvarlara yerleştirilmiş gizli dinleme cihazları

or tampered with the equipment Öbek fiiller

5:44

veya ekipmanla oynamadıklarından emin olmak için,

Öbek fiiller

tampered with: izinsiz veya şüpheli müdahale

Tamper with something, bir şeye izinsiz dokunmak, onu değiştirmek, ona müdahale etmek veya zarar vermek anlamına gelir ve genellikle gizli ya da şüpheli bir davranışı çağrıştırır. Burada birinin ekipmanı değiştirmiş olabileceğini ve bu nedenle ekipmana artık tamamen güvenilemeyeceğini anlatır. Yapı tamper with + nesne biçimindedir. Geçmiş zamanda tampered with kullanılır: someone tampered with the equipment.

Alıştırma

Cümleyi “izinsiz müdahale etmek” anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: The safety inspector found signs that someone had ____ the control panel.

Cevabı göster

tampered with

and transported to Utah,

5:46

ve Utah'a taşındı,

forming a small Soviet outpost in Magna.

5:47

Magna'da küçük bir Sovyet ileri karakolu oluşturuldu.

The flags of which had to be changed

5:50

Sovyetler Birliği dağıldıktan

after the Soviet Union dissolved

5:51

ve denetim görevleri Rusya Federasyonu'na geçtikten sonra

and inspection duties fell to the Russian Federation. Kalıp ifadeler

5:53

buranın bayrakları değiştirilmek zorunda kaldı.

Kalıp ifadeler

duties fell to: sorumluluğun koşullar nedeniyle birine geçmesi

Bu cümlede inspection duties fell to the Russian Federation, Sovyetler Birliği ortadan kalktıktan sonra denetimleri gerçekleştirme sorumluluğunun Rusya Federasyonu'na geçtiği anlamına gelir. Fell fiziksel bir düşüşü veya görevlerin başarısız olduğunu anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp a task, duty, or responsibility falls to someone şeklindedir. Koşullar, halefiyet veya görev düzeni sonucunda bir kişi ya da kuruluş o işi yapmak zorunda olan taraf hâline gelir.

Alıştırma

Cümleyi “sorumluluğu hâline geldi” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After the chair resigned, organizing the next meeting ____ the vice-chair.

Cevabı göster

fell to

Tekoi limped on during the inspection period. Deyimler

5:56

Tekoi denetim döneminde zar zor ayakta kaldı.

Deyimler

limped on: zayıflamış durumda güçlükle devam etmek

Burada Tekoi limped on, tesisin veya faaliyetin denetim dönemi boyunca devam ettiğini, ancak bunu zayıflamış ve güçlük çeken bir durumda yaptığını anlatır. Tekoi'nin yaralı bir bacakla gerçekten yürüdüğü anlamına gelmez. Limp on öbek fiili bir kurumu, projeyi, hizmeti veya sistemi kişileştirebilir. Nötr continue fiilinde bulunmayan kötü durumda olma ve kırılgan biçimde ayakta kalma anlamını ekler.

Alıştırma

Bu cümlede limped on ne anlama geliyor? The small newspaper limped on for another year despite falling sales.

  1. Hemen ve kalıcı olarak durdu.
  2. Devam etti, ancak bunu büyük güçlükle yaptı.
  3. Daha sağlıklı ve başarılı hâle geldi.
Cevabı göster

Devam etti, ancak bunu büyük güçlükle yaptı.

But in 1995,

5:59

Fakat 1995'te,

with too many cancelled contracts,

6:00

çok sayıda iptal edilen sözleşmeyle,

the now failing Hercules Incorporated put itself up for sale, Öbek fiiller

6:02

artık batmakta olan Hercules Incorporated kendini satışa çıkardı

Öbek fiiller

put itself up for sale: kendisini satışa çıkarmak

Put something up for sale, bir eşyayı, mülkü veya işletmeyi olası alıcılara satış için sunmak demektir. Burada satılan şirketin kendisidir; bu nedenle itself, Hercules Incorporated'a gönderme yapar. Bu ifade şirketin inisiyatif aldığını da gösterir: zor durumdaki şirket, yönetimi aracılığıyla bir alıcı aramaya karar vermiştir. Bu kalıpta up, put ... up for sale ifadesinin bir parçasıdır; ‘inşa etmek’ veya ‘kaldırmak’ anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi put kullanılan hedef ifadeyle tamamlayın: When the owners decided to sell the café, they ____.

Cevabı göster

put it up for sale

acquired by Alliant Techsystems,

6:05

ve bir Amerikan havacılık, savunma

an American aerospace, defense,

6:07

ve spor malzemeleri şirketi olan Alliant Techsystems

and sporting goods company.

6:10

tarafından satın alındı.

In 1999,

6:11

1999'da,

the lease on this land expired.

6:12

bu arazinin kiralama süresi doldu.

Alliant Techsystems did not renew,

6:14

Alliant Techsystems yenilemedi

and control of the Tekoi test range

6:16

ve Tekoi test alanının kontrolü,

reverted to the Skull Valley Indian Reservation, Kelime

6:18

sınırları içinde Tekoi'nin bulunduğu

Kelime

reverted to: önceki sahibine resmî olarak geri dönmek

Reverted to, mevcut düzenleme sona erdiğinde kontrolün önceki sahibine geri dönmesi anlamına gelir. Burada Alliant yenileme yapmadığı için test sahasının kontrolü Skull Valley Kızılderili Rezervasyonu'na geri dönmüştür. Hukuki ve idari bağlamlarda revert to genellikle bir hakkın, mülkün veya statünün bir kurala ya da düzenlemeye bağlı olarak otomatik biçimde yeniden önceki sahibine geçmesini ifade eder; yalnızca bir yere fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi revert fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: When the lease ended, ownership of the building ____ the original family.

Cevabı göster

reverted to

within the borders of which Tekoi sits. Dilbilgisi

6:21

Skull Valley Kızılderili Rezervasyonuna geri döndü.

Dilbilgisi

within the borders of which: resmî bir ilgi yapısı

Within the borders of which, resmî bir ilgi cümleciğini başlatır. Which daha önce sözü edilen rezervasyon alanının yerini tutar ve bütün ifade Tekoi'nin nerede bulunduğunu gösterir. Temel anlam şudur: “Tekoi sits within the borders of the reservation.” Within the borders of edat öbeği, ilgi cümleciğinin ilerleyen kısmında bırakılmak yerine which sözcüğünün önüne getirilmiştir. Bu “edat + which” yapısı yer adını tekrarlamayı önler ve özenle yazılmış açıklamalarda yaygındır. Buradaki sits, “oturur” değil, “bulunur” anlamındadır.

Alıştırma

Resmî ilgi cümleciğini doğru tamamlayan seçeneği belirleyin: The reserve, ___ the research station sits, is protected land.

  1. within the borders of which
  2. within the borders which
  3. which within the borders of
Cevabı göster

within the borders of which

Though Tekoi operates no more, Kelime

6:23

Tekoi artık faaliyette olmasa da,

Kelime

operates no more: fiilden sonra no more ile artık değil anlamı

Operates no more ifadesinde no more, “no longer” veya “not anymore”, yani “artık değil” anlamına gelir. Tekoi faaliyet göstermeyi bırakmıştır; ifade, daha az miktarda faaliyet gösterdiği anlamına gelmez. No more ifadesini fiilden sonra kullanmak cümle sonuna resmî, edebî veya geçmişe dönük bir ton verir. Baştaki Though, ardından gelecek bilgiyle karşıtlık kurar; ancak vurgulanan ifade tek başına faaliyetin sona erdiğini belirtir.

Alıştırma

“Though Tekoi operates no more,” cümlesinde “operates no more” ne anlama gelir?

  1. Faaliyet göstermeyi bırakmıştır.
  2. Daha az miktarda faaliyet gösterir.
  3. Yeniden faaliyet göstermeye başlamıştır.
Cevabı göster

Faaliyet göstermeyi bırakmıştır.

its work lives on. Öbek fiiller

6:25

eseri yaşamaya devam ediyor.

Öbek fiiller

lives on: kaynağı yok olduktan sonra da süren etki

Bu cümlede lives on, “onu ortaya çıkaran kişi ya da yer ortadan kaybolduktan veya ilgili faaliyet sona erdikten sonra da varlığını ya da etkisini sürdürür” anlamındadır. Özne its work olduğu için live mecazlı kullanılır: ortaya konan çalışmalar ya da başarılar, yaşamaya devam edebilen bir şey gibi ele alınır. Buradaki work bir iş veya pozisyon değil, ortaya konan sonuçlar ya da başarılar demektir. Bu ifade; onları ortaya çıkaran kişiler veya kurumlar artık yokken de devam eden fikirler, sanat, keşifler, gelenekler ya da etkiler gibi bir mirastan söz ederken yaygındır.

Alıştırma

Bir kişi artık yokken de etkisinin sürmesi anlamına gelen, bu dersteki iki kelimelik öbek fiille cümleyi tamamlayın: The inventor is gone, but her influence ____.

Cevabı göster

lives on

220 Trident nuclear missiles

6:27

220 Trident nükleer füzesi

are still actively deployed,

6:29

hala aktif olarak konuşlandırılmış durumda,

waiting with their solid fuel motors

6:31

burada, Tekoi'de kalibre edilen

calibrated here at Tekoi,

6:33

katı yakıtlı motorlarıyla birlikte,

to assure mutual destruction.

6:35

karşılıklı yıkımı temin etmek için bekliyor.