Noel Yüzüşü! | Bluey Noel | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bluey, ailesiyle kutladığı Noel’de yeni bir oyuncağı açar, ona Bartleby adını verir, onu akrabalarıyla tanıştırır ve havuz kenarındaki oyunlara katar. Ardından çocuklar işe geç kalıp kalkmak üzere olan bir feribota yetişmeye çalışıyormuş gibi oynar ve sonunda zamanında varmayı başardıkları için sevinir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. To Uncle Stripe from Nanna. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Hediye, tebrik kartı, kartpostal ve paketlerde önce alıcıyı, ardından göndereni belirten yerleşik sıralamayı öğrenin. Böylece başka bir dilin sözcük dizimini doğrudan aktarmadan doğal İngilizce etiketler yazabilirsiniz. 2. getting blown towards the pool. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: get ile geçmiş zaman ortacından oluşan ve kişinin dış bir kuvvetten etkilendiğini anlatan gündelik edilgen yapıyı tanıyın. Bu kalıbı beklenmedik hareketleri, değişimleri veya kişinin kontrolü dışındaki etkileri açıklamak için kullanabilirsiniz. 3. you made it. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Buradaki anlamın bir şey üretmek değil; bir yere varmayı, araca yetişmeyi ya da zorluğu tamamlamayı başarmak olduğunu anlayın. Zamanında gelen birini karşılarken veya başarılı bir çabayı takdir ederken doğal biçimde kullanabilirsiniz.
Bu derste
Başka kimin kaldığını kontrol etmek için who else have we got here? kullanımı
Who else have we got here? mevcut grupta, listede veya sırada başka kimlerin bulunduğunu sormanın günlük konuşma dilindeki bir yoludur. Who else, “başka kim” anlamına gelir. Burada have got, “grupta bulunmak” anlamında have ile aynıdır; “elde etmiş olmak” anlamına gelmez. Here, o anda kontrol edilen grubu, listeyi veya kümeyi gösterir. Bu soru, etkinlikte sıradaki kişiye geçmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir listedeki isimleri kontrol ediyorsunuz. Başka hangi kişilerin listede olduğunu doğal biçimde soran soru hangisidir?
- Who else has gone home?
- Who else have we got here?
- Who did we bring here?
Cevabı göster
Who else have we got here?
Hediye ve kart etiketlerinde To X from Y
Hediye, kart, kartpostal veya paket etiketinde To X from Y iki kişiyi tanımlar: X alıcıdır, Y ise hediyeyi veren veya gönderen kişidir. To Uncle Stripe from Nanna ifadesinde Uncle Stripe alır, Nanna ise verir veya gönderir. Bu bir etiket kalıbıdır; bu nedenle fiil veya tam bir cümle olmadan tek başına kullanılabilir. Buradaki To ve from fiziksel hareket yönünü değil, kişilerin rollerini gösterir.
Alıştırma
Hediye etiketini standart kalıpla tamamlayın: ____ Leo ____ Grandma.
Cevabı göster
To · from
Nanna: büyükanne için sevgi dolu bir hitap
Nanna, büyükanne için kullanılan sevgi dolu, samimi ve gayriresmî bir aile hitabıdır; Nan, Nana veya Grandma sözcüklerine benzer. Bu hediye etiketinde from Nanna, hediyeyi veren kişinin büyükanne olduğunu belirtir; Nanna resmî bir ad değil, aile içi bir hitaptır. Aileler büyükanne ve büyükbabalar için farklı hitaplar seçer. Bu nedenle Nanna yakın bir aile ilişkisini gösterir, ancak tek başına babanın annesi mi yoksa annenin annesi mi olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Bir hediye etiketinde Nanna büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Yaşlı her kadın için resmî bir unvan
- Büyükanne için sevgi dolu bir aile hitabı
- Çocuk bakıcısı için kullanılan mesleki bir terim
Cevabı göster
Büyükanne için sevgi dolu bir aile hitabı
here we go: bir eylemin başladığını belirtmek
Here we go, bir eylemin başladığını veya sıradaki aşamaya geçildiğini bildiren kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Bu cümlede Oh, konuşanın devam etmeye hazır olduğunu gösterir; here we go ise etkinliği ileri taşır. İfade bir bütün olarak anlaşılır: here bir yeri göstermiyor, go da gerçek anlamıyla yürümek demek değildir. Ses tonuna göre heyecanlı, cesaretlendirici veya yalnızca pratik bir başlangıç işareti gibi duyulabilir.
Alıştırma
Hız treni hareket etmeye yeni başladı. Hangi cümle başlangıcı en doğal biçimde belirtir?
- Here we go!
- Here it is!
- Here we are!
Cevabı göster
Here we go!
There you go: bir şeyi teslim ederken kullanılan doğal ifade
Birine bir şey uzatırken There you go, “Buyur” veya “İşte, senin için” anlamına gelir. Bu cümlede hediyenin karşı tarafa verildiği anı belirtir. Burada there bir yeri göstermez, go da Stripe Amca'ya hareket etmesini söylemez. İfadenin tamamını, bir şeyi dostça teslim etme kalıbı olarak öğren. Basit bir isteği tamamlayıp sonucu sunduğunda da kullanılabilir.
Alıştırma
Bir müşteriye sipariş ettiği içeceği veriyorsun. Söylenecek en doğal ifade hangisidir?
- I give you.
- There you go.
- You go there.
Cevabı göster
There you go.
World's best chef: bir övgü sloganı
World's best chef, “dünyanın en iyi şefi” anlamına gelen kısa bir övgü sloganıdır. world's best + isim yapısı hediyelerde, kartlarda, rozetlerde ve tabelalarda sık görülür. Burada world's, world sözcüğünün iyelik biçimidir ve dünya çapındaki en yüksek dereceyi belirtir. world is ifadesinin kısaltması değildir. Bu bir etiket veya slogan olduğu için özne ve fiil içermeyen bir isim öbeği olarak tek başına kullanılabilir.
Alıştırma
Bir hediyenin üzerindeki World's best chef sloganı ne anlama gelir?
- Dünya en iyi şeftir; world's, world is anlamına gelir.
- Birden fazla dünyadan gelen en iyi şef; world's çoğul belirtir.
- Dünyanın en iyi şefi; world's iyelik biçimidir.
Cevabı göster
Dünyanın en iyi şefi; world's iyelik biçimidir.
Hey, I thought I was the world's best chef. Ton ve niyet
0:12Hey, dünyanın en iyi şefi benim sanıyordum.
I thought I was...: beklenti boşa çıktığında yumuşak bir tepki
Bu cümlede I thought I was..., “Bunun doğru olduğuna inanıyordum ama az önce öyle olmayabileceğini öğrendim” anlamına gelir. Yalnızca geçmişteki bir düşünceyi hatırlatmaz; asıl nokta, önceki beklentiyle şimdiki durum arasındaki uyuşmazlıktır. Konuşan kişi önceki inancını dile getirerek birinin yanlış olduğunu doğrudan söylemeden şaşkınlık veya hafif bir itiraz gösterebilir. Burada Hey ve abartılı unvan, itirazı şakacı hâle getirir.
Alıştırma
Yeni programa göre önce Mia sunum yapacak, ancak siz ilk sunumu kendinizin yapacağını bekliyordunuz. Bu uyuşmazlığı nazikçe gösteren cevap hangisidir?
- Mia must let me present first.
- I thought I was presenting first.
- I was presenting first yesterday.
Cevabı göster
I thought I was presenting first.
you both are: iki kişiyi de kapsayan kısa bir cevap
You both are, “ikiniz de öylesiniz” anlamına gelir. Both tam olarak iki kişiyi kapsar; böylece konuşan kişi birini diğerine tercih etmez. Are sonrasındaki açıklama, önceki cümleden the world's best chef olduğu açıkça anlaşıldığı için söylenmez. Bu kısa cevap tekrarı önler ve iki kişiyi de kapsayan, rahatlatıcı bir onay verir.
Alıştırma
İki takım arkadaşı "Which of us is ready for the final?" diye soruyor. ready for the final ifadesini tekrarlamadan ikisinin de hazır olduğunu söylemek istiyorsunuz. En iyi cevap hangisidir?
- You both are.
- One of you is.
- You both is.
Cevabı göster
You both are.
Gündelik bir sosyal karşılık olarak No worries
No worries rahat ve gündelik bir sosyal karşılıktır. Bu cümlede teşekküre cevap verir ve “Rica ederim” ya da “Hiç zahmet olmadı” anlamına gelir. Küçük bir sorun için dilenen özre karşılık olarak da kullanılabilir ve “Önemli değil” demektir. Bu ifade, kelimesi kelimesine hiç endişe olmadığını bildirmez. Yapılan iyiliği veya küçük hatayı sorun olarak görmediğinizi, bu yüzden karşıdaki kişinin kendini kötü hissetmesine gerek olmadığını gösterir.
Alıştırma
Bu dersteki gündelik ifadeyle cevabı tamamlayın: “Thanks for carrying the boxes.” “____.”
Cevabı göster
No worries
Yazılı içeriği sormak için What does it say?
Say fiilinin bu kullanımı yalnızca insanların konuşmasıyla sınırlı değildir. Bir tabela, etiket, not, mesaj veya ekran belirli kelimeleri içerdiğinde ya da gösterdiğinde say something yapabilir. Bu cümlede it, üzerinde yazı bulunan şeyi ifade eder. What does it say? gerçekte yazan kelimeleri veya mesajı sorar. Yapısı What + does + it + say şeklindedir; does sonrasında says değil, fiilin yalın hâli say kullanılır.
Alıştırma
Bir etiketi görebiliyor, ancak üzerindeki kelimeleri okuyamıyorsunuz. Tam olarak ne yazdığını hangi soru sorar?
- What does it mean?
- What does it say?
- What is it?
Cevabı göster
What does it say?
Hang on: birinden kısa süre beklemesini istemek
Hang on burada “bir dakika bekle” anlamına gelir. Konuşanın bir şey yapıp ardından devam edebilmesi için konuşmayı kısa süreliğine durdurur. Bu, hang on ifadesinin deyimsel kullanımıdır; bir şeyi asma ya da fiziksel olarak bir yere tutunma isteği değildir.
Alıştırma
Örnekte konuşan, dinleyenden ne yapmasını istiyor?
- Kısa süre beklemek.
- Bir nesneyi bir yere asmak.
- Konuşanın gözlüğünü takmak.
Cevabı göster
Kısa süre beklemek.
I'll just get...: hemen yapılacak kısa bir eylemi belirtmek
I'll just get my glasses, konuşanın şimdi gidip gözlüğünü alacağı anlamına gelir. Kısaltılmış I'll (I will) biçimi, bunu konuşanın hemen yapacağı bir sonraki eylem olarak sunar. Burada just, eylemi küçük ve hızlı gösterir; böylece kesinti veya dinleyicinin beklemesi önemsizmiş gibi gelir. Tekrar kullanılabilen I'll just get + nesne kalıbında get genellikle gidip almak ve getirmek anlamındadır.
Alıştırma
I'll just get... kalıbını my coat ile kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, then we can leave.
Cevabı göster
I'll just get my coat
call you Bartleby: call + nesne + ad
Burada call, telefonla aramak değil, bir kişiye veya şeye ad vermek ya da onu belirli bir adla çağırmak anlamındadır. call you Bartleby ifadesinde you nesnedir, Bartleby ise o nesne için kullanılan addır. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı call + kişi, hayvan veya şey + ad şeklindedir. Adı doğrudan nesnenin arkasına getirin: call the puppy Max; call the puppy as Max değil.
Alıştırma
Yeni yavru köpeğimizin adını Max koyduk. call, the puppy ve Max ifadelerini doğru sıraya dizin: We're going to ____.
Cevabı göster
call the puppy Max
that's it: bir listeyi veya işi bitirmek
Bu cümlede that's it, eklenecek, kontrol edilecek veya açılacak başka bir şey olmadığı anlamına gelir. Belirli bir şeyi göstermek yerine yapılan işi bitirir. I think, sonucu biraz daha ihtiyatlı hâle getirir: Konuşan kişi işin bittiğini düşünür, ancak düzeltme payı bırakır.
Alıştırma
Bir listeyi kontrol etmeyi bitirdiniz ve başka madde kalmadığını düşünüyorsunuz. Hangi cümle kontrolü doğal biçimde bitirir?
- I think that's true.
- I think that's the one.
- I think that's it.
Cevabı göster
I think that's it.
All done: bir işin bittiğini kısaca söylemek
“All done”, bir işin veya etkinliğin tamamen bittiğini anlatan kısa bir konuşma ifadesidir. Özne ve be fiilinin bir biçimi söylenmese de tam anlamı “Everything is done” ifadesine yakındır. Toparlama veya yemek yeme gibi ne olduğu açık bir eylem biter bitmez, tamamlandığını kısaca duyurmak için kullanılır.
Alıştırma
Bütün oyuncakları az önce kaldırdınız. Dersteki iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____.
Cevabı göster
All done
Christmas swim: Avustralya'da yaz mevsiminde Noel
“Christmas swim”, Noel ile yüzmeyi bir araya getirir. Burada gereken arka plan bilgisi, Bluey'nin Avustralya yapımı olması ve Avustralya'nın aralık ayının yaz mevsimine denk geldiği Güney Yarımküre'de bulunmasıdır. Bu nedenle Noel'de yüzmek mevsime uygun, normal bir etkinlik olabilir. Bu bölüm adında swim, Noel etkinliğine ve yaz ortamına işaret eder; bir yüzme stilinin veya sıradan bir yüzme dersinin adı değildir. Daha genel olarak, İngilizce medyadaki Noel sahneleri her zaman kış veya kar göstermez.
Alıştırma
“Christmas swim” başlığı bu Avustralya ortamına neden uygundur?
- Avustralya İngilizcesinde swim, kışın kayak yapmak anlamına gelir.
- İngilizce konuşulan bütün ülkeler Noel'i yazın kutlar.
- Güney Yarımküre'de aralık ayı yazdır; bu nedenle yüzmek doğal bir Noel etkinliği olabilir.
Cevabı göster
Güney Yarımküre'de aralık ayı yazdır; bu nedenle yüzmek doğal bir Noel etkinliği olabilir.
Let me introduce you to my family, Bartleby. Kalıp ifadeler
1:04Seni ailemle tanıştırayım Bartleby.
Let me introduce you to...: bir kişiyi başka biriyle tanıştırmak
Let me introduce you to... bir tanıştırmayı başlatmanın doğal bir yoludur. Burada konuşan kişi, Bartleby'nin aileyle tanışmasına yardımcı olmak için öncülük eder. Kalıp introduce + kişi + to + kişi veya grup şeklindedir: introduce you to my family. introduce sözcüğünden sonra tanıştırılan kişi, to sözcüğünden sonra ise onun tanışacağı kişi veya grup gelir.
Alıştırma
Tanıştırma cümlesini gerekli edatla tamamlayın: Let me introduce you ____ my manager.
Cevabı göster
to
your family now, too: kabul ve aidiyet ifade etmek
your family now, too ifadesinde now bir değişimi gösterir: bu andan itibaren dinleyen kişi ailenin bir parçası olarak kabul edilir. Too, aynı kişilerin yalnızca konuşanın değil, dinleyenin de ailesi olduğunu belirtir. Now ve too birlikte cümleyi aile ilişkileriyle ilgili tarafsız bir bilgi olmaktan çıkarıp sıcak bir kabul ifadesine dönüştürür.
Alıştırma
Hangi cümle yeni bir oyuncuyu grubun tam üyesi olarak en iyi şekilde karşılar?
- Your old team won yesterday.
- You're part of our team now, too.
- Our team meets on Tuesdays.
Cevabı göster
You're part of our team now, too.
Are you sure you know how to do the crackling? Notlar
1:10Domuz derisini çıtır çıtır yapmayı bildiğinden emin misin?
Are you sure...?: endişeyle yeniden doğrulama istemek
Are you sure (that) + cümle? kalıbı, cümlenin içeriğinin doğru olduğunu karşıdaki kişiye onaylatmak için kullanılır. Burada soru tamamen tarafsız değildir; karşıdaki kişinin yöntemi bilmiyor olabileceğine dair hafif bir endişe de taşır. Doğrudan You don't know how demekten daha yumuşaktır, çünkü karşıdaki kişiye doğrulama veya açıklama fırsatı verir.
Alıştırma
Yola çıkmadan önce adresin yanlış olabileceğini düşünüyor ve nazikçe onaylatmak istiyorsunuz. Ne söylemelisiniz?
- Are you sure this is the right address?
- You never get addresses right.
- You wrote the wrong address.
Cevabı göster
Are you sure this is the right address?
know how to do: know how to + fiilin yalın hâli
Know how to do something, bir işin yöntemini bilmek veya o işi yapacak pratik beceriye sahip olmak demektir. Bu cümlede, karşıdaki kişinin çıtır domuz derisini yapma becerisine sahip olup olmadığı soruluyor. Kalıp know how to + fiilin yalın hâli şeklindedir: know how to cook, know how to fix it. how ile fiilin arasında to olmalıdır; know how do standart İngilizce değildir.
Alıştırma
Yöntemi bilmeyi ifade eden üç sözcüklü kalıpla soruyu tamamlayın: Do you ____ use this printer?
Cevabı göster
know how to
the crackling: fırınlanmış domuz etinin çıtır derisi
Burada the crackling bir yemek terimidir: fırında pişirilmiş domuz etinin çıtır derisini anlatır. the, o öğün için hazırlanmakta olan belirli deri kısmını gösterir. Bu yemek pişirme sorusunda do, hazırlamak veya doğru yapmak anlamındadır. Mutfak bağlamı, crackling sözcüğünün çıtırtı sesini değil yiyeceği anlattığını gösterir.
Alıştırma
“Are you sure you know how to do the crackling?” cümlesinde the crackling ne anlama gelir?
- Bir pişirme kabındaki çatlak
- Bir dizi çıtırtı sesi
- Fırınlanmış domuz etinin çıtır derisi
Cevabı göster
Fırınlanmış domuz etinin çıtır derisi
Good day: resmî veya biraz eski moda bir selamlama
Good day burada kibar bir merhaba anlamına gelen tam bir selamlamadır. Günün iyi olduğunu anlatmaz. Hi ile karşılaştırıldığında daha resmîdir ve modern günlük İngilizcede eski moda ya da özellikle ağırbaşlı gelebilir. Resmî bir ortamda ciddi biçimde veya çok kibar görünmek isteyen biri tarafından şakacı biçimde kullanılabilir.
Alıştırma
Konuşan kişi “Good day, Bartleby.” diyerek ne yapıyor?
- Bartleby’nin keyifli bir gün geçirdiğini söylemek
- Bartleby’ye günün geri kalanı için şans dilemek
- Bartleby’yi resmî veya biraz eski moda bir şekilde selamlamak
Cevabı göster
Bartleby’yi resmî veya biraz eski moda bir şekilde selamlamak
İlk tanışmada Nice to meet you
Nice to meet you, biriyle ilk kez tanıştırıldığınızda kullanılan kalıplaşmış bir selamlaşma ifadesidir. Buradaki meet, biriyle tanışmak anlamına gelir; daha sonra görüşmek üzere plan yapmak anlamına gelmez. Tanıştırıldıktan sonra ifadenin tamamını tek bir konuşma kalıbı olarak kullanın. Nezaket ve dostça bir yaklaşım gösterir; buluşma eylemini kelimesi kelimesine anlatmaz.
Alıştırma
İlk tanışmayı öğrendiğiniz dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: 'Hello, I'm Sam.' '____.'
Cevabı göster
Nice to meet you
getting blown towards ...: get ile edilgen yapı
getting blown yapısında getting + geçmiş zaman ortacı blown, get ile edilgen yapı oluşturur. Özne eyleme maruz kalır: konuşan kişi bir şeyi üflemek yerine dışarıdan gelen bir kuvvet tarafından hareket ettirilir. I'm içindeki am ile am getting blown ilerleyen eylem yapısındadır; yani etki şu anda gerçekleşmektedir. Towards the pool hareketin yönünü gösterir. get ile edilgen yapı, konuşmada değişen bir olayı ve bunun özne üzerindeki etkisini daha canlı gösterebilir.
Alıştırma
Rüzgârın kâğıtları şu anda hareket ettirdiğini göstermek için blow fiilinin ilerleyen get edilgenini kullanın: The papers are ____ across the yard.
Cevabı göster
getting blown
So, what do you want to do? ile sonraki seçime geçmek
Cümle başındaki So burada konuşmayı düzenleyen bir ifade olarak kullanılır. Önceki tanıtımı kapatıp dikkati bir sonraki karara taşır; kesin bir neden-sonuç çıkarımı sunmaz. What do you want to do? karşıdaki kişiden etkinliği seçmesini ister. Cümlenin bütünü konuşmayı samimi bir biçimde sonraki adıma geçirir ve seçimi karşı tarafa bırakır.
Alıştırma
'So, what do you want to do?' cümlesinin konuşmadaki temel işlevi nedir?
- Karşıdaki kişiye hemen bir etkinliğe başlamasını emretmek
- Konuşmayı ilerletmek ve karşıdaki kişiden sıradaki etkinliği seçmesini istemek
- Önceki cümlenin neden olduğu kesin bir sonucu sunmak
Cevabı göster
Konuşmayı ilerletmek ve karşıdaki kişiden sıradaki etkinliği seçmesini istemek
Don't worry. ile birini rahatlatmak
Don't worry. birini rahatlatmak ve kaygısını azaltmak için kullanılan yaygın bir ifadedir. Dil bilgisi bakımından olumsuz bir emir gibi görünse de burada belirli bir eylemi yasaklamaz. Arkasından bir neden söylemek, rahatlatıcı ifadeyi çoğu zaman daha inandırıcı yapar. Burada She does that to everyone, davranışın özellikle dinleyene yönelik olmadığını açıklar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız dost canlısı bir köpeğin havlamasıyla irkiliyor. 'Don't worry. He's friendly.' demek uygun mudur?
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun
does that to everyone: davranışın kişisel olmadığını söylemek
Burada that, daha önce sözü edilen ya da görülebilen bir davranışın yerini tutar; bu yüzden does that tüm eylemi tekrar etmeyi önler. To everyone, aynı davranışın yalnızca o anki dinleyiciye değil herkese yöneltildiğini anlatır. Bu cümle, birine özellikle hedef alınmadığını söyleyerek onu rahatlatabilir. Birinin alışılmış davranışını açıklamak için kullanılabilir; ancak that ifadesinin neye gönderme yaptığı bağlamdan açık olmalıdır.
Alıştırma
Bu bağlamda “She does that to everyone.” en doğal olarak hangi rahatlatıcı mesajı verir?
- Yalnızca dinleyiciye böyle davranır.
- Herkes ondan böyle davranmasını istemiştir.
- Bu davranış yalnızca bir kişiye yönelik değildir.
Cevabı göster
Bu davranış yalnızca bir kişiye yönelik değildir.
Come on: birini harekete geçmeye teşvik etmek
Come on, konuşma dilinde kullanılan samimi bir yönlendirmedir. Burada Muffin'i sonraki eyleme başlamaya ya da devam etmeye teşvik eder; bu nedenle kelimesi kelimesine “bana doğru gel” değil, “Hadi” veya “Çabuk ol” anlamındadır. Söyleyiş tonu ifadenin gücünü değiştirir: hafif bir ton teşvik edici gelirken sert ya da tekrarlanan Come on sabırsız duyulabilir.
Alıştırma
Birini harekete geçmeye teşvik eden vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, Leo. The bus is here.
Cevabı göster
Come on
gonna be late: going to be late ifadesinin gündelik biçimi
Gonna, going to ifadesinin yaygın, gündelik bir telaffuz ve yazım biçimidir. gonna be late içinde bir tahmin bildirir: Bir kişi beklenen saatten sonra varacaktır. Kalıp özne + be fiilinin uygun biçimi + gonna + fiilin yalın hâlidir. You're içindeki are ilk be görevini görür; sonraki be ise özneyi late sıfatına bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, asıl anlamın resmî yazıya uygun biçimidir?
- You're gone to be late for work.
- You're going be late for work.
- You're going to be late for work.
Cevabı göster
You're going to be late for work.
have to: gereklilik ifade etmek
Have to + fiilin yalın hâli gereklilik bildirir: Bir kural, durum veya pratik ihtiyaç, eylemi zorunlu kılar. Burada have to eat, kahvaltı etmeyi kişinin yapması gereken bir şey olarak gösterir. Bu yapıda have, sahiplik anlamına gelmez. I, you, we ve they ile have to; he, she ve it ile has to kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi have ile başlayan iki sözcüklü gereklilik yapısıyla tamamlayın: I ____ wear a helmet when I ride my bike.
Cevabı göster
have to
I'm sorry I'm late for...: geç kalındığı için özür dilemek
I'm sorry + bir yan cümle, özrün nedenini doğrudan belirtir. Burada I'm late for work sorunu açıklar; dolayısıyla tüm cümle işe geç kalındığı için doğrudan özür bildirir. late for + etkinlik, olay veya randevu yapısını kullanın: late for work, late for class, late for a meeting. for edatı, geç kalmayı zamanında ulaşılamayan şeyle ilişkilendirir.
Alıştırma
Eksik edatı ekleyerek özrü tamamlayın: I'm sorry I'm late ____ the meeting.
Cevabı göster
for
be about to leave: bir eylemin gerçekleşmesi çok yakın
be about to + fiilin yalın biçimi, bir eylemin çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini anlatır. Bu nedenle about to leave, ayrılma konusuyla ilgili olmak değil, ayrılmak üzere olmak demektir. The ferry's about to leave cümlesindeki 's, is anlamına gelir; tam yapı The ferry is about to leave şeklindedir. Bu yapı kalkışın hemen gerçekleşeceği hissini verir ve aciliyeti açıklar.
Alıştırma
Cümleyi be about to + leave kullanarak tamamlayın: The train is ____.
Cevabı göster
about to leave
Back through the door: fiilsiz, kısa bir yönlendirme
Back through the door kısaltılmış bir yönlendirmedir. Kastedilen tam emir Go back through the door şeklindedir; durum zaten açık olduğu için hareket fiili go söylenmez. Back, daha önce bulunulan bir yere veya izlenen yola geri dönmeyi gösterir. Through the door ise izlenecek yolu belirtir: yalnızca kapıya doğru gitmek değil, kapı açıklığının bir tarafından diğer tarafına geçmek gerekir.
Alıştırma
Cümleyi 'kapı açıklığından geçerek geri dön' anlamındaki tam ve kısa yönlendirmeyle tamamlayın: You came in through the wrong door. ____.
Cevabı göster
Back through the door
Attention passengers: toplu duyuru açılışı
Attention passengers, toplu bir duyuruda “tüm yolcular, sıradaki bilgiyi dinleyin” anlamına gelen bir dikkat çağrısıdır. Burada Attention insanları dinlemeye çağırır, passengers ise hitap edilen grubu belirtir. Bu ifade, önemli mesajdan önce dinleyicileri hazırlayarak duyurudaki bilgiyi düzenler; bu cümlede önemli mesaj feribotun kalkmakta olduğudur.
Alıştırma
Tüm yolcuları dinlemeye çağıran tam açılışla toplu taşıma duyurusunu tamamlayın: ____, the departure gate has changed.
Cevabı göster
Attention passengers
the ferry's leaving: yaklaşan bir kalkış için şimdiki zaman
the ferry's leaving, The ferry is leaving ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Buradaki şimdiki zaman yapısı, önceden ayarlanmış ve gerçekleşmek üzere olan bir kalkışı anlatır: feribot çok yakında kalkacaktır. Yolculara yapılan bir anonsta bu yapı aciliyet hissi verir ve insanlara hazırlanmalarını ya da binmelerini söyler. Feribotun mutlaka çoktan hareket edip uzaklaşmaya başladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Attention passengers, the ferry's leaving. anonsunda the ferry's leaving ne anlama gelir?
- Feribot yolculuğunu tamamladı.
- Feribot planlandığı gibi kalkmak üzere.
- Feribot her gün düzenli bir tarifeye göre kalkar.
Cevabı göster
Feribot planlandığı gibi kalkmak üzere.
you made it: zamanında yetişmek
made it, make it deyiminin geçmiş zaman biçimidir. Burada “zamanında yetişti” veya “buraya gelmeyi başardı” anlamına gelir; “bir şey üretti” anlamında değildir. it zamiri bir nesneyi göstermez. You made it!, birinin geç kalma veya gelememe ihtimali varken sonunda geldiği durumlarda onu karşılamak için sıkça kullanılır. Başka bir bağlamda make it “başarmak” anlamına da gelebilir; ancak buradaki varış durumu “zamanında yetişmek” anlamını seçer.
Alıştırma
Bir arkadaşınız kapılar kapanmadan hemen önce geliyor. Zamanında yetiştiğini anlatmak için ne söyleyebilirsiniz?
- You made it!
- You made this!
- You missed it!
Cevabı göster
You made it!