Yalnız Mısın? (Evrende): İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video tanıtımı: Anlatım insanlığın kırılganlığından hücrelere, DNA'ya, atomlara ve yıldız kökenli maddeye uzanır; herkesi evrenle bağlar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. all it would take to - Dil bilgisi ve kalıplar: Tek koşulun sonuç için yeterli olduğunu risk, eşik veya belirleyici sonuçlarda anlatın. 2. a tour of the periodic table of elements. - Deyimler ve mecazlar: a tour of gerçek yolculuk değil, birçok öğeye hızlı bir bakış olabilir. 3. You are not alone. You never were. You never will be. - Söylem ve retorik: Üç paralel cümlenin şimdiki zamandan geçmişe ve geleceğe geçip bilimi ritmik ve duygulu bir sonuca dönüştürmesini fark edin.
Bu derste
First of all, you're part of a group of mammals that's still very young, Anlatım akışı
0:05Öncelikle, henüz çok genç bir memeliler grubunun parçasısın,
Sıralama belirteci olarak First of all
First of all, sıralı bir açıklamadaki ilk noktayı tanıtır. Burada dinleyiciye düşünceyi nasıl takip edeceğini gösterir: önce insanları görece genç bir memeli grubunun içinde konumlandırır. Bir olayın zamansal olarak en önce gerçekleştiğini söylemek yerine bilgiyi düzenler. Genellikle ardından başka bir nokta veya adım geleceğini de düşündürür.
Alıştırma
Hangi cümlede bu ifade, zamandaki erken bir aşamayı değil ilk noktayı tanıtmak için kullanılmıştır?
- First of all, check the address before you leave.
- At first, I checked the wrong address, but then I found the right one.
Cevabı göster
First of all, check the address before you leave.
Köken ve nedenleri anlatan stem from
Stem from, “kaynağını bir şeyden almak” veya “bir şeyden gelişmek” anlamına gelir. Bu cümlede we ile an ancient life form arasında bağ kurar ve insan yaşamının geliştiği kaynağı belirtir. Yaygın yapı X stems from Y biçimindedir. X açıklanan şeyi, Y ise onun kökenini veya temel nedenini gösterir. Fiil, zamana ve özneye göre değişir: stem from, stems from veya stemmed from.
Alıştırma
Stem from ifadesinin doğru geniş zaman biçimini kullanın: Her fear of dogs ____ a bad childhood experience.
Cevabı göster
stems from
that began living about 3 and 1/2 billion years ago.
0:18ki bu yaşam formu yaklaşık 3,5 milyar yıl önce yaşamaya başladı.
We feel like we're in control of this planet, Dilbilgisi
0:21Bu gezegenin kontrolünün bizde olduğunu hissediyoruz,
feel like + tam bir yan cümle
Burada feel like ifadesinden sonra we're in control of this planet şeklinde öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir. İfade, “öyle olduğu izlenimine kapılmak” veya “öznel olarak öyle düşünmek” anlamındadır; “bir şey yapmak istemek” anlamında değildir. Bu ifade düşünceyi doğrulanmış bir gerçek olarak değil, bir his olarak sunar. Ardından gelen but we aren't really bu izlenimi hemen düzeltir. Bu kalıp, bir şeyin nasıl göründüğüyle gerçekte nasıl olduğunu ayırmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede feel like bir istek yerine öznel bir izlenim anlatır?
- I feel like taking a short walk.
- I feel like the room is getting colder.
- I feel like some hot chocolate.
Cevabı göster
I feel like the room is getting colder.
is really all it would take to kill us off for good. Notlar
0:27bizi tamamen yok etmek için gerçekten yeterlidir.
all it would take to + fiil
X is all it would take to do Y kalıbında X, Y sonucunu oluşturmak için yeterli olan tek asgari koşul olarak sunulur. Burada bir asteroit ya da bir virüsün ölümcül sonucu doğurmaya yeterli olduğu söylenir. Take burada “taşımak” veya “ortadan kaldırmak” değil, “gerektirmek” anlamındadır. Would bunun varsayımsal bir değerlendirme olduğunu gösterir: bu koşul gerçekleşseydi başka bir neden gerekmezdi.
Alıştırma
Tek bir koşulun yeterli olacağını belirten sabit kalıpla cümleyi tamamlayın: One wrong setting is ____ expose the private files.
Cevabı göster
all it would take to
kill us off: bütün bir grubu yok etmek ve zamirin yeri
Kill off, bir grubun tamamını veya büyük bir bölümünü yok etmek ya da öldürmek anlamına gelir. Buradaki us tüm insanlığı ifade eder; dolayısıyla kill us off, yalnızca bir kişiyi öldürmek değil, insanların soyunu tüketmek demektir. Off parçacığı, tamamen veya geniş çapta ortadan kaldırma anlamı ekler. Kill off ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamir, fiil ile parçacığın arasına gelir: kill us off, kill them off. Kill off us denmez.
Alıştırma
Cümleyi kill off ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın. Zamiri doğal konumuna yerleştirin: A new disease is threatening the bees. It could ____.
Cevabı göster
kill them off
for good: “kalıcı olarak” anlamı
For good, kalıcı olarak veya sonsuza dek anlamına gelen bir deyimdir. Burada kill us off ifadesini güçlendirir: insanlık geri dönüşü ya da toparlanması olmayacak şekilde ortadan kalkardı. Leave for good veya close for good örneklerinde olduğu gibi bir fiil öbeğinden sonra zarf görevi görür. Buradaki good, yararlı veya ahlaken doğru şeklindeki olağan anlamında kullanılmaz.
Alıştırma
Derste öğrendiğiniz ve “kalıcı olarak” anlamına gelen deyimle cümleyi tamamlayın: After college, Maya left her hometown ____.
Cevabı göster
for good
Humanity credits itself with being able to destroy the planet, Kalıp ifadeler
0:30İnsanlık, gezegeni yok edebilme gücüne sahip olmakla övünür,
credit oneself with + isim veya -ing biçimi
credits itself with being able to destroy the planet ifadesinde credit oneself with, bir niteliği, yeteneği veya başarıyı kendine mal etmek demektir. Yapı credit + dönüşlülük zamiri + with + isim veya -ing biçimidir; burada humanity, being able to destroy the planet yeteneğinin kendisine ait olduğunu ileri sürüyor. Bir anlatıcı bu ifadeyi başka birinin kendisi hakkındaki değerlendirmesini anlatırken kullandığında genellikle mesafe veya şüphe gösterir. Burada insanlığın gururunu övmek yerine eleştirir.
Alıştırma
Cümleyi credit oneself with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The lead researcher ____ finding the solution.
Cevabı göster
credited herself with
we would probably just cause a huge mass extinction at best. Kalıp ifadeler
0:36muhtemelen en fazla devasa bir kitlesel yok oluşa neden olurduk.
nuclear toys ifadesindeki karanlık ironi
Nükleer silahlara nuclear toys demek, onların ciddiyetini kasıtlı olarak küçülten bir benzetmedir. Toys normalde oyun oynamak için kullanılan nesneleri belirtir; ancak burada sözcük son derece yıkıcı silahlar için bilinçli olarak kullanılmıştır. Bu uyumsuzluk karanlık bir ironi yaratır: insanların korkunç bir teknolojiyi güç veya gurur kaynağı olarak görmesiyle alay eder. İfade, silahların zararsız olduğunu söylemez; insanların onlara karşı tutumunu çocukça ve kibirli gösterir.
Alıştırma
Cümlede nuclear toys ifadesi ne anlatıyor?
- Gerçek anlamda çocuk oyuncakları
- Silahları çocukça bir gururun nesneleri gibi gösteren karanlık ve ironik bir eleştiri
- Tarafsız bir teknik ad
Cevabı göster
Silahları çocukça bir gururun nesneleri gibi gösteren karanlık ve ironik bir eleştiri
at best: hayal kırıklığı yaratan bir üst sınır
At best, konuşanın gerçekçi olarak mümkün gördüğü en yüksek veya en olumlu sonucu belirtir. Çoğu zaman bu üst sınırın bile hayal kırıklığı yarattığını düşündürür. Buradaki best, kitlesel yok oluşun iyi bir şey olduğu anlamına gelmez. İnsanların yıkıcı gücü en uç şekilde tahmin edilse bile, insanların yol açabileceği en büyük sonucun kitlesel yok oluş olduğu anlamına gelir; ifade bilinçli olarak ironiktir.
Alıştırma
Hayal kırıklığı yaratan bir üst sınırı belirten, derste öğrendiğiniz iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Even if everything goes perfectly, this old battery will last one more month ____.
Cevabı göster
at best
Maybe we could kill 90% of everything living on this planet.
0:40Belki bu gezegende yaşayan her şeyin %90'ını öldürebiliriz.
Big deal.: küçümseyici bir yanıt
Burada tek başına bir yanıt olarak kullanılan Big deal. alaycıdır. Konuşan kişi bunun gerçekten çok önemli bir mesele olduğunu değil, önemli veya etkileyici olmadığını söyler. İroni, sözcüklerin gerçek anlamıyla olumlu görünmesine rağmen bağlamın önceki iddiayı reddetmesiyle oluşur. Konuşmada tonlama yardımcı olur, ancak küçümseyici anlamı doğrulayan asıl unsur çevredeki fikirlerdir.
Alıştırma
Biri “I saved one minute” diye övündükten sonra başka biri “Big deal.” diye yanıtlıyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Bu son derece önemli.
- O dakikanın nasıl kazanıldığını öğrenmek istiyorlar.
- Bu etkileyici değil.
Cevabı göster
Bu etkileyici değil.
Most microscopic life and life below the surface
0:49Çoğu mikroskobik yaşam ve yüzeyin altındaki yaşam
On a geological time scale: jeolojik bir zaman ölçeğinde
On a geological time scale, ardından gelen değerlendirme için zaman çerçevesini belirler. “Jeolojinin incelediği son derece uzun dönemler üzerinden bakıldığında” demektir; “bir tartı kullanarak” anlamına gelmez. Cümle başındaki bu çerçeve, incelenen zamanın uzunluğu değiştiğinde sonucun da değişebileceğini gösterir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp on a/an + niteleyici + time scale biçimindedir; on a short time scale veya on a century-long time scale gibi kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede on a ... time scale bir değerlendirme için zaman çerçevesi oluşturur?
- The technician placed the package on a scale.
- The project began ten years ago.
- On a ten-year time scale, the repair is a good investment.
Cevabı göster
On a ten-year time scale, the repair is a good investment.
kind of laughable: biraz gülünç veya önemsiz
Kind of, laughable sıfatından önce gelerek ifadeyi yumuşatır. Konuşan kişi yine de olumsuz bir değerlendirme yapar —bir şey saçma veya ciddiye alınamayacak kadar önemsiz görünür— fakat kind of yargının daha az kesin duyulmasını sağlar. Burada kind of, “bir tür” anlamına gelmez. kind of + sıfat kalıbı konuşmada yaygındır; kind of strange, kind of difficult veya kind of unfair gibi kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede kind of bir kategori belirtmek yerine sıfatı yumuşatır?
- She bought three kinds of fruit.
- The instructions are kind of confusing.
- This is a kind of puzzle.
Cevabı göster
The instructions are kind of confusing.
that speeds through space following a massive ball of burning plasma.
1:04uzayda devasa bir yanan plazma topunun peşinden hızla ilerleyen.
and most likely kill us in the process. Kalıp ifadeler
1:10ve bu süreçte büyük ihtimalle bizi de öldürecek.
in the process: bir şey olurken ortaya çıkan ek sonuç
In the process, “bu olurken” anlamına gelir. Burada Güneş'in yanmayı bırakmasıyla, aynı olayın bir parçası olarak insanların ölebileceği sonucu arasında bağlantı kurar. Process, hemen önce bahsedilen olaya gönderme yapar; açıklanmamış yeni bir işlem süreci sunmaz. Bu yapı genellikle ek bir sonuç veya yan etki belirtir: X happened, and Y happened in the process.
Alıştırma
Hangi ifade, kutuların düşmesinin onları taşımaya çalışmanın ek bir sonucu olduğunu gösterir? Leo tried to carry every box at once and dropped two of them ___.
- in the process
- on purpose
- at first
Cevabı göster
in the process
theoretically, we could survive until the last star in the universe goes out. Öbek fiiller
1:17teorik olarak, evrendeki son yıldız sönene kadar hayatta kalabiliriz.
goes out: parlamayı veya yanmayı bırakır
Burada goes out, “parlamayı veya yanmayı bırakır” anlamına gelir. Özne evrendeki son yıldız olduğu için ifade, yıldızın kararmasını anlatır; birinin dışarı çıkmasını veya biriyle buluşmasını değil. Bir ışık, ateş veya yıldızla kullanıldığında go out geçişsizdir: parlamayı ya da yanmayı bırakan şey özne olur ve go out ifadesinden sonra nesne gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “yanmayı bırakmak” anlamındaki deyimsel fiille tamamlayın: A strong gust made the candle ____.
Cevabı göster
go out
Where does this leave you as an individual? Deyimler
1:27Bu durum seni bir birey olarak nereye koyuyor?
Where does this leave you?: bu seni nasıl bir durumda bırakıyor?
Bu soruda leave, “birini ortaya çıkan bir durumda bırakmak” anlamındadır; “birini terk edip gitmek” anlamında değildir. Konuşan kişi, daha önce belirtilen gerçeğin senin kişisel durumun açısından ne anlama geldiğini soruyor. Where does this leave + person? kalıbı, odağı bir gerçek ya da olaydan bunun ilgili kişi için doğurduğu sonuca taşır. Doğrudan “Bunun sonucunda şimdi nasıl bir durumdasın?” diye açıklanabilir.
Alıştırma
Bir şirket, sana teklif edilen tek stajı iptal ediyor. Bir arkadaşın “Where does this leave you?” diye soruyor. Ne demek istiyor?
- Ne zaman ayrılacağını soruyorlar.
- Bunun sonucunda şimdi nasıl bir durumda olduğunu soruyorlar.
- Fiziksel olarak nerede durduğunu soruyorlar.
Cevabı göster
Bunun sonucunda şimdi nasıl bir durumda olduğunu soruyorlar.
At one point in your life: hayatının bir döneminde
At one point in your life, “hayatının belirtilmemiş bir zamanında veya döneminde” anlamına gelir. Buradaki point, hayatın zaman çizelgesindeki bir yeri belirtir; bağlama göre tek bir kesin andan ziyade bir dönemin tamamını anlatabilir. Bu ifadeyi, o sırada neyin doğru olduğunu veya ne yaşandığını anlatmadan önce geçmişteki bir dönemi tanıtmak için kullan.
Alıştırma
Hangi cümlede at one point in your life, gerçekten yaşanmış ancak açıkça belirtilmemiş bir geçmiş döneme bakmak için kullanılmıştır?
- Maya has flown in a plane once in her life.
- At some point in her life, Maya will visit Antarctica.
- At one point in her life, Maya wanted to be a pilot.
Cevabı göster
At one point in her life, Maya wanted to be a pilot.
you were only one single cell inside your mother's womb,
1:39annenizin rahminde yalnızca tek bir hücreydiniz,
Today, you consist of about 50 trillion cells. Kalıp ifadeler
1:46Bugün yaklaşık 50 trilyon hücreden oluşuyorsun.
consist of: bir bütünü ve parçalarını anlatmak
Consist of, “-den oluşmak” anlamına gelir. Özne bütünü, of sözcüğünden sonraki isim öbeği ise bütünü oluşturan parçaları belirtir. Bu cümlede you bütündür; about 50 trillion cells ise parçalardır. Bir yapının bileşimini anlatmak için bütün + consist(s) of + parçalar kalıbını kullanın. Geniş zamanda tekil özneyle consists, you ile consist kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi consist of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: “The museum collection ____ paintings, photographs, and letters.”
Cevabı göster
consists of
50 trillion incredibly complex little biological machines
1:5050 trilyon inanılmaz derecede karmaşık küçük biyolojik makine
that are much bigger and more complex than the average bacteria. Dilbilgisi
1:54ortalama bir bakteriden çok daha büyük ve daha karmaşık olan.
much bigger and more complex than: karşılaştırmaları bağlamak
Much, farkın az değil büyük olduğunu göstermek için karşılaştırma biçimi bigger sözcüğünden önce gelir. Karşılaştırmayı güçlendirir; ancak bir sıfatın yalın biçimini tek başına karşılaştırma biçimine dönüştürmez. And, bigger ve more complex şeklindeki iki karşılaştırmalı betimlemeyi bağlar. Sondaki tek than öbeği ikisi için de karşılaştırma ölçütünü verir; bu nedenle bigger sözcüğünden sonra than ifadesini tekrarlamak gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümle much sözcüğünü bir karşılaştırma biçimiyle doğru kullanır ve iki karşılaştırmanın tek bir than öbeğini paylaşmasını sağlar?
- The new route is very shorter and more scenic than the old one.
- The new route is much shorter and more scenic than the old one.
- The new route is much short and scenic than the old one.
Cevabı göster
The new route is much shorter and more scenic than the old one.
and use micro machines to build proteins,
2:00ve protein inşa etmek için mikro makineler kullanırlar,
make energy usable devour food, Dilbilgisi
2:02enerjiyi kullanılabilir hale getirmek için yiyecek tüketirler,
make energy usable: make + nesne + sıfat
Make energy usable, make + nesne + sıfat kalıbını kullanır. Energy nesnedir; usable ise nesne tamamlayıcısıdır ve eylemin oluşturduğu sonuç durumunu açıklar. Bu ifade “enerjiyi kullanılabilir hâle getirmek” demektir; “enerjiyi yararlı bir biçimde kullanmak” anlamına gelmez. Bu kalıp, bir şeyin durumundaki değişimi anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Make energy usable ifadesinde usable neyi açıklar?
- Enerjinin sonuç durumu
- Eylemin gerçekleştiği zaman
- Eylemi yapan kişi
Cevabı göster
Enerjinin sonuç durumu
They communicate, duplicate, commit suicide,
2:08İletişim kurarlar, kopyalanırlar, intihar ederler,
fight off: bir tehdidi püskürtmek
Fight off, bir kişiye, hayvana, hastalığa veya başka bir tehdide direnip onu uzaklaştırmak anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Fight off intruders ifadesinde intruders, püskürtülen istenmeyen kişilerdir; off, onları uzakta tutma anlamını ekler. Buradaki ifade, hücrelerin savunmasını başarılı bir mücadele gibi kişileştirir. Odak noktası yalnızca bir mücadeleye katılmak değil, davetsiz kişilerin içeri girmesini veya içeride kalmasını önlemektir.
Alıştırma
Fight off intruders ifadesinde fight off neyi vurgular?
- Davetsiz kişilerle birlikte mücadeleye katılmak
- Davetsiz kişileri uzaklaştırmak
- Bütün mücadeleleri durdurmak
Cevabı göster
Davetsiz kişileri uzaklaştırmak
for the greater good of keeping you alive, Deyimler
2:14seni hayatta tutmak gibi daha yüce bir amaç için,
for the greater good of: daha geniş bir yarara hizmet etmek
for the greater good of, “tüm grubun ya da sistemin yararına olacak şekilde” anlamına gelir. Burada her uzmanlaşmış hücre kendi görevini yapar ve böylece tüm beden hayatta kalır. Kalıp for the greater good of + isim ya da -ing biçimidir. Bu cümlede of keeping you alive ortak sonucu belirtir. Greater, tek bir parçanın çıkarlarının üstünde tutulan daha geniş bir yararı gösterir; yalnızca nitelik bakımından “daha iyi” demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The town closed one street for one afternoon ____ keeping festival visitors safe.
Cevabı göster
for the greater good of
Where is the you part in this?: parçalardan kimliğe geçiş
Where is the you part in this? retorik bir sorudur. Anlatıcı, bir insanı trilyonlarca küçük şeyden oluşan bir varlık olarak tanımladıktan sonra bu soruyla konuyu o parçalardan kişisel kimlik fikrine taşır. the you part ifadesinde you, benliği belirten bir etiket gibi kullanılır; sanki “sen”, açıklamanın içinde bulunabilecek bir öğeymiş gibi ele alınır. Soru fiziksel bir yer aramaz; tek bir kişinin veya benliğin birçok parçadan oluşan bir tabloya nasıl uyduğunu sorar.
Alıştırma
Bir insanın trilyonlarca küçük şeyden oluştuğunu söyleyen cümlede where is the you part in this sorusunun temel görevi nedir?
- you adlı fiziksel parçanın hangisi olduğunu sormak
- Dinleyenin nerede durduğunu sormak
- Birçok küçük parçadan kişisel kimlik konusuna geçmek
Cevabı göster
Birçok küçük parçadan kişisel kimlik konusuna geçmek
The basic information for you is stored in the DNA,
2:23Senin hakkındaki temel bilgiler DNA'nda depolanır,
a molecule that encodes the genetic instructions Dilbilgisi
2:27genetik talimatları kodlayan bir moleküldür
used in the development and functioning of all known living things.
2:29bilinen tüm canlıların gelişiminde ve işleyişinde kullanılan.
kısaltılmış ilgi cümleciği olarak genetic instructions used in the development and functioning
used in the development and functioning sözleri, genetic instructions ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. that are used in the development and functioning yapısının kısaltılmış hâlidir; yani kullanılan şey genetik talimatlardır. Ana fiil encodes sözcüğüdür. Used başka bir ana cümle başlatmaz; yalnızca hangi talimatlardan söz edildiğini belirtir. Bu kısa yapı bilimsel tanımlarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi 'that were used in' yapısının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: The measurements ____ the report came from two experiments.
Cevabı göster
used in
Resmî bir varsayım için If you were to ... it would be ...
If + özne + were to + fiilin yalın hâli yapısı, geçmişteki bir gerçeği değil, hayal edilen bir eylemi anlatır. Buradaki it DNA molekülünü ifade eder; were to unravel ise onu tamamen açtığınızı hayal etmek anlamına gelir. Sonuç cümleciğinde would + fiilin yalın hâli kullanılır: it would be 2 m long. İki bölüm birlikte, düşünce deneylerinde sık kullanılan, daha bilinçli ve biraz resmî bir varsayım oluşturur.
Alıştırma
Resmî varsayımı were to ... would yapısıyla tamamlayın: If you ____ reset the device, it ____ erase the saved settings.
Cevabı göster
were to · would
If you combined all the little DNA strings in all your cells,
2:36Eğer tüm hücrelerindeki o küçük DNA iplikçiklerini birleştirseydin,
you'd get a string so long that it would stretch to Pluto and back to Earth. Notlar
2:40Plüton'a uzanıp Dünya'ya dönebilecek kadar uzun bir iplik elde ederdin.
so long that: sonuca yol açan derece
so long that ifadesinde so, long sıfatının derecesini güçlendirir; that ile başlayan yan cümle de bu aşırı derecenin sonucunu verir. Burada hayal edilen DNA zinciri, Plüton’a kadar uzanıp Dünya’ya geri dönecek kadar uzundur. Güçlü bir dereceyi onun sonucunda gerçekleşen olayla bağlamak için so + sıfat/zarf + that + sonuç cümlesi kalıbını kullanın. Bu kalıpta so, “o kadar” anlamındadır; “bu yüzden” anlamında değildir.
Alıştırma
so ... that sonuç kalıbını tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ Maya could not carry it.
Cevabı göster
so · that
to Pluto and back to Earth: gidiş-dönüş güzergâhını belirtme
Bu ifade, hayalî tek bir güzergâhın iki bölümünü gösterir: önce Plüton’a, ardından Dünya’ya geri. back to Earth dönüşte varılan yeri belirtir; Plüton’un konumunu anlatmaz. Yeniden kullanılabilen to X and back to Y kalıbı, gidiş noktasını ve dönüşte varılan noktayı açıkça belirtir. Başlangıç noktası zaten belliyse ifade to X and back biçiminde kısaltılabilir.
Alıştırma
Gidiş-dönüş kalıbını eksik iki sözcükle tamamlayın: Starting at the hotel, the shuttle went ____ the airport and ____ to the hotel.
Cevabı göster
to · back
And your DNA is a direct connection to your very first ancestor.
2:46Ve DNA'n, senin ilk atana doğrudan bir bağlantıdır.
Take a second to think about this: bir an durup bunu düşün
Take a second to + fiilin yalın hâli, birinden kısa süre durup bir şey yapmasını nazikçe istemenin bir yoludur. Burada dinleyiciyi durup bu fikir üzerinde düşünmeye davet eder. Bu ifadede a second kesin bir süre ölçüsü değildir. 'Kısa bir an' anlamına gelir; böylece sert bir emir gibi duyulmadan dikkati konuya yöneltir.
Alıştırma
Konuşmacı dinleyiciden ne yapmasını istiyor?
- Fikri görmezden gelip hemen devam etmek.
- Tam bir saniye düşünüp sonra durmak.
- Kısa süre durup fikir üzerinde düşünmek.
Cevabı göster
Kısa süre durup fikir üzerinde düşünmek.
there's a little string of stuff that's been there in various forms Dilbilgisi
2:55çeşitli formlarda orada bulunan küçük bir iplikçik var
that's been there ... for 3.4 billion years: 3,4 milyar yıldır orada bulunuyor
Burada that's, that has anlamındadır. has been + yer/durum kalıbı, bir şeyin geçmişteki bir noktadan şimdiye kadar var olduğunu gösterir. For 3.4 billion years, bu devam eden durumun ne kadar sürdüğünü belirtir. Bu bağlamda süreklilik, biçim değişikliklerini de içerebilir; değişmemiş tek bir fiziksel dizinin tüm bu süre boyunca aynı kaldığını iddia etmez.
Alıştırma
Durumun geçmişte başladığını ve şimdi de devam ettiğini gösterin. Cümleyi be fiilinin present perfect biçimi ve süre belirteciyle tamamlayın: The museum ____ open ____ ten years.
Cevabı göster
has been · for
but it directly connects you to the first living being on this planet. Kalıp ifadeler
3:06ama seni doğrudan bu gezegendeki ilk canlı varlığa bağlıyor.
directly connects you to: A'yı B'ye bağlamak
connect A to B kalıbı, bir şeyin A ile B arasında bir bağ kurduğu veya bu bağı gösterdiği anlamına gelir. Burada DNA, sizi ilk canlıya bağlayan unsurdur. Directly bağlantıyı güçlendirir: evrimsel soy çizgisi kesintisizdir. Bu, o canlıya fiziksel olarak dokunduğunuz ya da arada hiçbir ata olmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“This DNA evidence directly connects the child to an ancient population,” cümlesinde directly connects the child to en doğal olarak ne anlama gelir?
- Çocuğun o toplulukla fiziksel olarak karşılaştığını söyler.
- Aralarında birçok nesil olsa bile açık ve kesintisiz bir ilişki olduğunu gösterir.
- Çocukla o topluluk arasında hiçbir nesil olmadığını kanıtlar.
Cevabı göster
Aralarında birçok nesil olsa bile açık ve kesintisiz bir ilişki olduğunu gösterir.
We could say you touched every living being that came before you Ton ve niyet
3:10Senden önce gelen her canlı varlığa dokunduğunu söyleyebiliriz
Temkinli bir çerçeveleme ifadesi olarak We could say
We could say, bir şeyi tarif etmenin veya yorumlamanın olası bir yolunu sunar. Burada could, şu anda söylenen sözü yumuşatır: Ardından gelen benzetmeyi makul gösterir ama onun kelimesi kelimesine ya da tamamen doğru olduğunu iddia etmez. Çoğu zaman “Bunu ifade etmenin yararlı bir yolu budur” anlamına gelir. Geçmişteki bir yeteneği anlatmaz.
Alıştırma
Mecazlı betimlemeyi temkinli biçimde sunmak için dersteki üç sözcüklü ifadeyi kullanın: “____ the city wakes up when the first train arrives.”
Cevabı göster
We could say
DNA'ndan ibaret değilsin: açıklamayı genişletmek
Bu cümlede more than miktar karşılaştırması yapmaz. DNA'nın bir kişiyi açıklayan veya tanımlayan unsurlardan yalnızca biri olduğunu, açıklamanın tamamı olmadığını belirtir. But, daha önce DNA üzerinde duran anlatımda bir yön değişikliğine işaret eder. Cümle bu odağı kabul eder, ona bir sınır koyar ve konuşmacının açıklamaya başka bir unsur eklemesine zemin hazırlar.
Alıştırma
Konuşmacı But you are more than your DNA diyerek ne yapıyor?
- DNA'nın bir insanın ne olduğuyla hiçbir bağlantısı olmadığını söyler.
- Bir kişinin başka bir kişiden daha fazla miktarda DNA'ya sahip olduğunu iddia eder.
- DNA'nın açıklamanın tamamı olduğu düşüncesini reddeder ve bir insanı oluşturan diğer yönlere geçiş yapar.
Cevabı göster
DNA'nın açıklamanın tamamı olduğu düşüncesini reddeder ve bir insanı oluşturan diğer yönlere geçiş yapar.
is made up of: bütün ve parçalar
be made up of yapısında özne bütünü, of'tan sonraki isim öbeği ise bütünü oluşturan parçaları belirtir. Burada bütün, vücut kütlesinin %93'üdür; üç element de bileşenlerdir. Bedenlerin, grupların, sistemlerin veya karışımların bileşimini açıklamak için bütün + be + made up of + parçalar kalıbını kullanın. be fiili özneye göre değişir: is made up of, are made up of vb.
Alıştırma
Bütünü önce getiren, öğrendiğiniz dört sözcüklük kalıpla cümleyi tamamlayın: The committee ____ six members.
Cevabı göster
is made up of
Oxygen and hydrogen are predominantly found in water,
3:35Oksijen ve hidrojen ağırlıklı olarak suda bulunur,
which makes up about 60% of the body by weight. Kelime
3:39ki bu da vücut ağırlığının yaklaşık %60'ını oluşturur.
Ölçüm temeli olarak by weight
Burada by weight, %60 oranının nasıl hesaplandığını belirtir: suyun kütlesi, vücudun toplam kütlesiyle karşılaştırılır. Bu ifade, yüzdenin ölçüm temelini belirler. İfade, “hangi yöntemle ölçülmüş?” sorusunu yanıtlar. Kütleye dayalı bir yüzdeyi hacme, sayıya veya başka bir ölçüye dayalı yüzdeden ayırır; ağırlığın vücuda baskı yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“Water makes up 60% of the body by weight,” cümlesinde by weight neyi belirtir?
- Yüzde hacim kullanılarak hesaplanır.
- Yüzde, ayrı vücut bölümlerini saymaktadır.
- Yüzde kütle kullanılarak hesaplanır.
- Ağırlık vücudu aşağı doğru bastırmaktadır.
Cevabı göster
Yüzde kütle kullanılarak hesaplanır.
Carbon is maybe the most important element for life.
3:42Karbon belki de yaşam için en önemli elementtir.
which allows for the building of long complex chains of molecules, Kalıp ifadeler
3:47bu da uzun karmaşık molekül zincirlerinin oluşmasını sağlar,
allows for the building of: inşa sürecini mümkün kılmak
Bu cümlede allows for, “mümkün kılar” veya “gerekli koşulları oluşturur” anlamındadır. Karbonun bağ kurabilme özelliği koşuldur; uzun molekül zincirlerinin oluşması ise ortaya çıkan süreçtir. Kalıp allow for + isim veya -ing biçimidir. Buradaki the building of, “oluşturma süreci” anlamına gelen resmî bir isim öbeğidir. Bu yapı, niyet veya izin anlamı vermeden bir özelliğin olası bir sonucu nasıl mümkün kıldığını açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
allows for ile başlayan ve build sözcüğünün isim biçimini kullanan beş sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: The modular design ____ larger shelters.
Cevabı göster
allows for the building of
The remaining 7% is a tour of the periodic table of elements. Deyimler
3:53Geriye kalan %7, periyodik element tablosunun bir turu gibidir.
a tour of the periodic table of elements: periyodik tablo gezintisi
Buradaki a tour of, hızlı ve rehberli bir genel bakışı anlatan bir benzetmedir. Kimse gerçekten yolculuk etmiyor; açıklama, birçok farklı elementi durak durak gösteriyormuş gibi ilerliyor. a tour of + konu yapısı, bir konunun farklı bölümlerini düzenli ve kolay izlenebilir bir sırayla sunar. Genellikle her ayrıntıyı vermek yerine geniş bir kapsamı ve örnekler arasında ilerlemeyi vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede a tour of, geniş ve rehberli bir genel bakış sunmak için mecaz anlamda kullanılmıştır?
- The book is a tour of fashion across three centuries.
- The visitors joined a tour of the palace at noon.
- The train travels from Paris to Rome.
Cevabı göster
The book is a tour of fashion across three centuries.
manganese, molybdenum, cobalt, lithium, strontium,
4:04manganez, molibden, kobalt, lityum, stronsiyum,
aluminum, silicon, lead, vanadium, arsenic, and bromine.
4:06alüminyum, silisyum, kurşun, vanadyum, arsenik ve brom.
this also means you're about 0.5% metal, Deyimler
4:12bu aynı zamanda yaklaşık %0,5 oranında metal olduğun anlamına gelir,
Ek bilgi işareti olarak By the way
By the way, dikkati kısa süreliğine yan bir noktaya yönelten bir söylem belirtecidir. Burada açıklamanın gerekli bir sonraki adımını değil, konuyla ilgili hafif bir gözlemi ekler. Cümlenin başında yer alıp virgülle ayrıldığında dinleyiciye bu bilginin ek bilgi olduğunu bildirir. Bir yola veya fiziksel yöne gönderme yapmaz.
Alıştırma
Konuşmacı önceki bir konuya dönmek değil, kısa bir yan soru eklemek istiyor. En uygun ifadeyi seçin: Our meeting starts at ten. ___, do you have Lina's phone number?
- By the way
- As a result
- Anyway
Cevabı göster
By the way
0.5% metal ... favorite music: metal sözcüğünün çift anlamı
Burada metal önce vücuttaki metalik elementleri ifade eder. Bu nedenle 0.5% metal, vücut bileşimi hakkında bir ifadedir. favorite music ikinci bir anlamı devreye sokar: metal aynı zamanda bir müzik türüdür, özellikle de heavy metal. İki anlamın bir araya gelmesi şakayı oluşturur. Birinin metal müziği sevip sevmemesi vücudundaki metal oranını değiştirmez.
Alıştırma
Bu cümledeki şakayı oluşturan nedir?
- Yalnızca metal müziği sevenlerin vücudunda metal bulunur.
- En sevilen müzik, vücuttaki metal miktarını değiştirir.
- Metal hem vücuttaki maddeyi hem de bir müzik türünü ifade eder.
Cevabı göster
Metal hem vücuttaki maddeyi hem de bir müzik türünü ifade eder.
no matter what: değişmeyen bir sonuç
No matter what, ödünleme anlamı taşıyan bir yan cümle başlatır. Olası her cevabın, seçimin veya durumun ana sonucu değiştirmediğini gösterir. Bu cümlede what your favorite music is değişebilen koşulu belirtir. Sevilen müzik ne olursa olsun, vücudun yaklaşık %0,5'inin metal olduğu ifadesi geçerliliğini korur. Bu yan cümle ana ifadeye bir koşul ekler; means fiilinin nesnesi değildir.
Alıştırma
Kararın desteğini değiştiremeyeceğini göstermek için cümleyi derste öğrendiğin üç kelimelik ifadeyle tamamla: I will support you ____ you decide.
Cevabı göster
no matter what
Anyway, these elements perform various functions Anlatım akışı
4:18Her neyse, bu elementler çeşitli işlevleri yerine getirir
Ana konuya dönme işareti olarak Anyway,
Bu cümlede Anyway, kısa ve mizahi bir ara sözü kapatır ve dinleyiciyi ana noktaya, yani elementlerin ne yaptığına döndürür. anyway cümlenin başında bir söylem belirleyicisi olarak kullanılabilir. Bir şeyin önemsiz olduğunu söylemek yerine 'konuya geri dönelim' sinyali verir.
Alıştırma
Anyway, bu cümlede ne işe yarıyor?
- İşlevlerin önemli olmadığını gösterir.
- Kısa bir ara sözden sonra ana konuya döner.
- İki işlev arasında doğrudan bir karşıtlık kurar.
Cevabı göster
Kısa bir ara sözden sonra ana konuya döner.
Your body is in a constant state of transition. Kalıp ifadeler
4:27Vücudun sürekli bir geçiş halindedir.
Sürekli değişim için in a constant state of transition
Your body is in a constant state of transition, vücudun devam eden bir değişim sürecinde kaldığı anlamına gelir. Constant, değişimin sürmekte olduğunu açıkça gösterir; transition burada tamamlanmış tek bir geçiş değildir. be in a state of + noun yapısı, bir kişinin veya şeyin o anda bulunduğu durumu anlatır. Bedenleri, sistemleri veya kuruluşları sabit şeyler yerine devam eden süreçler olarak açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi nottaki 'sürekli değişen' anlamına gelen altı kelimelik ifadeyle tamamlayın: During the long reorganization, the company is ____.
Cevabı göster
in a constant state of transition
because a healthy human exchanges about 100% of their water Dilbilgisi
4:36çünkü sağlıklı bir insan o süre zarfında suyunun yaklaşık %100'ünü değiştirir.
a healthy human ... their water içinde tekil their
Burada a healthy human, birden fazla kişiyi değil, sağlıklı herhangi bir tek kişiyi anlatır. Bu kişinin cinsiyeti belirtilmediği için their, tekil human ismine gönderme yapar. Bu, tekil they zamirinin iyelik belirleyicisi biçimidir. Cinsiyeti bilinmeyen veya belirtilmeyen tek bir kişiden he or she ifadesini tekrarlamadan doğal biçimde söz etmeyi sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede doğal ve cinsiyet açısından tarafsız gönderme yapan sözcük hangisidir? “If a caller leaves a message, record ___ name.”
- his
- their
- its
Cevabı göster
their
about 98% of your atoms are replaced by new ones,
4:42atomlarının yaklaşık %98'i yenileriyle değiştirilir,
close to all of the atoms that make up your body Kalıp ifadeler
4:47vücudunu oluşturan atomların neredeyse tamamı
Neredeyse tamamını anlatan close to all
Bu cümlede close to all, atomların neredeyse tamamı anlamına gelir; ancak mutlaka her bir atom demek değildir. Close to, miktarın bir sınıra çok yakın olduğunu fakat tam olarak %100 olduğunu iddia etmediğini gösterir. Bir miktar veya sayıdan önce close to, çoğu zaman fiziksel mesafe yerine sayısal yakınlık ifade eder.
Alıştırma
“Close to all the seats were occupied,” cümlesinde close to all ne anlama gelir?
- Hiçbir istisna olmadan koltukların tam olarak tamamı
- Koltukların neredeyse tamamı, ancak mutlaka her biri değil
- Koltukların yalnızca yarısından biraz fazlası
Cevabı göster
Koltukların neredeyse tamamı, ancak mutlaka her biri değil
So, you could call yourself a temporary collection of atoms. Ton ve niyet
4:52Yani, kendine geçici bir atom koleksiyonu diyebilirsin.
you could call yourself: temkinli bir tanım sunmak
call yourself + isim öbeği yapısında call, adını değiştirmek değil, kendini bir şey olarak tanımlamak veya nitelemek anlamına gelir. Burada temporary collection of atoms, bir insanın ne olduğunu anlamanın olası yollarından biri olarak sunulur. Could ifadeye mesafe ve ihtiyat katar. Dinleyiciyi yararlı bir yorumu kabul etmeye davet eder, ancak bunun tek veya nihai tanım olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Mia'nın her yeni projeden ne kadar çok şey öğrendiğini gören bir rehber, "You could call yourself a lifelong learner." diyor. Rehber ne yapıyor?
- Kanıtlara dayanarak temkinli bir tanım sunmak
- Kişinin geçmişte sahip olduğu bir yeteneği anlatmak
- Resmî bir adı değiştirmek için izin vermek
Cevabı göster
Kanıtlara dayanarak temkinli bir tanım sunmak
But, where did these atoms come from?: konuya geçiş sorusu
Bu soru yalnızca bir yer sormaktan daha fazlasını yapar. these atoms ifadesi az önce ele alınan atomlara geri gönderme yaparken But açıklamadaki bir boşluğu belirtir: atomların bedeni oluşturduğunu bilmek, kökenlerinin ne olduğu yönündeki henüz çözülmemiş soruyu doğurur. Anlatıcı, cevabı vermeden önce soruyu sorarak açıklamanın bir aşamasını kapatır ve sonraki konuyu açar. Soruyla yönlendirilen bu geçiş, yeni bölümü önceki düşünceyle bağlantılı tutar.
Alıştırma
Bir açıklamada anlatıcı, "Plants need nitrogen to grow. But where does that nitrogen come from?" diyor. Sorunun temel işlevi nedir?
- Anlatıcının nereden konuştuğunu sorar.
- Bitkilerin azota ihtiyaç duyduğu iddiasını reddeder.
- Önceki gerçeği köken hakkında yeni bir bölüme bağlar.
Cevabı göster
Önceki gerçeği köken hakkında yeni bir bölüme bağlar.
and grew denser and denser until they collapsed under their own gravity, Notlar
5:06ve kendi kütleçekimleri altında çökene kadar giderek daha yoğun hale geldi,
denser and denser: aşamalı değişim için tekrarlanan karşılaştırma yapısı
Denser, dense sıfatının karşılaştırma biçimidir. denser and denser yapısında aynı karşılaştırma biçimi and ile tekrarlanır; bu, bir değişimin zaman içinde aynı yönde aşamalı olarak sürdüğünü gösterir. İki denser da aynı gaz bulutlarını anlatır: bulutların yoğunluğu sürekli artar. İfade iki farklı bulutu karşılaştırmaz.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için dense sıfatının karşılaştırma biçimini iki kez kullanın: As the mist cooled, it became ____.
Cevabı göster
denser and denser
collapsed under their own gravity: kendi kütle çekimiyle içe doğru çökme
Collapse under its own gravity, bir cismin kendi kütlesinin oluşturduğu kütle çekimi nedeniyle içe doğru çekilip sıkışması demektir. Burada their gaz bulutlarına gönderme yapar; dolayısıyla kuvvet dışarıdaki bir şeyden değil, bulutların kendisinden gelir. Buradaki under fiziksel bir konumu anlatmaz. Kütle çekimini çökmeye yol açan kuvvet olarak gösterir. Astronomide bir bulut ya da başka büyük kütleli bir cisim kendi kütle çekimine artık karşı koyamadığında bu süreç gerçekleşebilir.
Alıştırma
İngilizce "The cloud collapsed under its own gravity," cümlesinde ne oldu?
- Kendi kütle çekimi onu sıkışana kadar içe doğru çekti.
- Şeklini değiştirmeden aşağı doğru hareket etti.
- Başka bir cisim onu iterek parçaladı.
Cevabı göster
Kendi kütle çekimi onu sıkışana kadar içe doğru çekti.
giving birth to ifadesinin mecaz anlamı
Burada giving birth to, bir şeyi yaratmak veya yeni bir şeyin başlamasına neden olmak anlamında kullanılan bir benzetmedir. Çöken gaz bulutları canlı birer ebeveyn değildir; bu çöküş ilk yıldızların oluşmasına yol açar. give birth to + isim kalıbı bir fikrin, hareketin, sistemin veya doğa olayının kökenini anlatabilir. Neden ile köken arasındaki ilişkiyi yalnızca produce demekten daha canlı gösterir.
Alıştırma
give birth to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: A late-night conversation ____ a successful business idea.
Cevabı göster
gave birth to
hydrogen was converted into helium under extreme conditions. Kalıp ifadeler
5:15aşırı koşullar altında hidrojen helyuma dönüştürüldü.
Edilgen yapı was converted into
was converted into ifadesinde converted, edilgen bir fiil öbeğindeki geçmiş zaman ortacıdır: was + converted. Değişen madde hidrojen olduğu için cümle onu başa koyar ve değişime neden olan özneyi belirtmez. X is/was converted into Y kalıbı, X’in maddesinin, biçiminin, enerjisinin, formatının veya kullanımının değişerek Y olması demektir. Into, dönüşümün sonucunu belirtir; burada hidrojen aşırı koşullar altında helyuma dönüşür.
Alıştırma
convert into ifadesinin geniş zaman edilgen biçimini kullanın: In this device, heat energy ____ electrical energy.
Cevabı göster
is converted into
the hydrogen became exhausted and the stars began dying. Kelime
5:20hidrojen tükendi ve yıldızlar ölmeye başladı.
Hydrogen became exhausted: kaynakların tükenmesi
Bu bilimsel bağlamda hydrogen became exhausted, yakıt olarak kullanılabilir hidrojenin tükendiği anlamına gelir. Exhausted bir kaynağın durumunu anlatır, bir duyguyu değil; hidrojen yorgun hisseden bir insan gibi gösterilmez. become + adjective kalıbı durum değişikliğini gösterir. Burada became, hidrojen kaynağının tükenmiş duruma ulaştığını ve bunun ardından yıldızların ölmeye başladığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle kullanılabilir yakıtın hiç kalmadığını belirtir?
- The fuel supply was running low.
- The fuel supply was exhausted.
- The engineers were exhausted.
Cevabı göster
The fuel supply was exhausted.
a fraction of a second before they died Kalıp ifadeler
5:28ölmeden ve süpernovalarla patlamadan saniyenin onda biri kadar bir süre önce
A fraction of a second: son derece kısa bir süre
A fraction of a second, bir saniyenin çok küçük bir bölümü demektir ve son derece kısa bir süreyi anlatır. Burada fraction kesin bir matematiksel değer belirtmez; önemli olan olayın bir saniyeden daha kısa bir sürede gerçekleşmiş olmasıdır. Bu ifade bir zaman miktarı olarak kullanılır. a fraction of a second before they died içinde, bir olayı başka bir olayın hemen öncesine yerleştirir.
Alıştırma
Cümleyi, bir saniyeden kısa olan son derece kısa bir süreyi anlatan dersteki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The sensor responded in ____.
Cevabı göster
a fraction of a second
shot ... into ile hızlı ve güçlü hareket
Burada shot, shoot fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “bir şeyi çok hızlı biçimde göndermek veya dışarı itmek” anlamına gelir. Patlayan yıldızlar güçlü bir kuvvet gibi davranarak maddelerini uzaya taşıdı; burada silah, nişan alma ya da bilinçli bir saldırı yoktur. shoot + nesne + into + yer kalıbı, bir hedefe doğru hızlı hareketi ve onun içine girmeyi gösterir: shot + most of their contents + into space. Basınç, patlama veya başka bir kuvvet harekete yol açtığında bu kullanım yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi shoot fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve bir hedefin içine hareketi gösteren yön sözcüğüyle tamamlayın: The eruption ____ hot ash ____ the air.
Cevabı göster
shot · into
while the cores collapsed and became black holes.
5:36çekirdekler ise çökerek kara deliklere dönüştü.
for who knows how long until they arrived at a different cloud Ton ve niyet
5:41kim bilir ne kadar süre boyunca, ta ki farklı bir buluta ulaşana kadar
who knows how long ile bilinmeyen bir süre
Who knows how long, “ne kadar sürdüğü bilinmeyen bir zaman boyunca” demenin retorik bir yoludur ve çoğu zaman bu sürenin çok uzun olduğunu da düşündürür. Belirli bir kişiden gerçekten cevap istemez. for who knows how long until... yapısında for süreyi, until ise bilinmeyen dönemi sonunda bitiren olayı tanıtır. for who knows how long ifadesini wait, drift veya remain gibi fiillerden sonra kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi who ile başlayan ve “bilinmeyen, muhtemelen uzun bir süre” anlamına gelen dört sözcüklü retorik ifadeyle tamamlayın: The package sat in the warehouse for ____ before anyone noticed it.
Cevabı göster
who knows how long
These elements that once were the insides of a star
5:47Bir zamanlar bir yıldızın iç kısmı olan bu elementler
found their way onto Earth: dolaylı bir süreçten sonraki nihai varış
Burada found their way onto Earth, elementlerin uzun ve dolaylı bir süreçten geçerek sonunda Dünya'ya ulaştığı anlamına gelir. Yolculuk anlatımı, onların hareketini gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Elementler gerçekten bir rota seçmedi. Cansız bir özneyle find its/their way to, into veya onto, bir şeyin birkaç aşamadan sonra nasıl belirli bir yere ulaştığını anlatabilir.
Alıştırma
Cansız bir maddenin niyet olmadan, aşamalı biçimde bir yere ulaşmasını find its way ile en iyi anlatan cümle hangisidir?
- The dye gave the water supply permission to enter.
- Over time, the dye found its way into the water supply.
- At noon, the technician deliberately poured the dye into the test tube.
Cevabı göster
Over time, the dye found its way into the water supply.
enabled life to begin: enable + nesne + to'lu mastar
Enabled life to begin ifadesinde enable, enable + nesne + to'lu mastar yapısını izler: enable + life + to begin. Bu, elementlerin yaşamın başlamasını mümkün kılan koşulları sağladığı anlamına gelir. Enable olasılığa veya kapasiteye odaklanır; doğrudan yaratma ya da niyet anlamına gelmek zorunda değildir. Cümle, elementlerin yaşamı bilinçli olarak başlattığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi enable fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new software ____ designers to test ideas more quickly.
Cevabı göster
enables
So, we are directly connected to the first stars Anlatım akışı
5:55Yani, evrende doğan ilk yıldızlara doğrudan bağlıyız.
Sonuç bildiren So, we are directly connected to the first stars
Buradaki So, konuşmacının daha önce açıklanan nedenler zincirinden bir sonuç çıkardığını dinleyiciye gösterir. Önceki açıklamayı ana çıkarıma dönüştürür ve odağı yeniden we, yani “biz” üzerine getirir. Connected to the first stars, vücudumuzdaki maddenin kökeninin kozmik tarih boyunca ilk yıldızlara kadar izlenebildiği anlamına gelir. Directly bu maddi bağın kesintisizliğini vurgular; yıldızlarla fiziksel temasımız olduğu ya da yıldızlarla aramızda hiçbir ara aşama bulunmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede So nasıl bir işlev görüyor?
- İlgisiz yeni bir konuya giriş yapar.
- the first stars ifadesindeki bir hatayı düzeltir.
- Cümleyi önceki açıklamadan çıkarılan bir sonuç olarak sunar.
Cevabı göster
Cümleyi önceki açıklamadan çıkarılan bir sonuç olarak sunar.
The idea of being a deeply connected minuscule part
6:01Devasa bir yapının derinden bağlı, minicik bir parçası olma fikri
Güçlü ve gündelik bir tepki için mind-blowing
Mind-blowing, bir şeyin düşünme biçimini güçlü şekilde değiştirecek veya genişletecek kadar şaşırtıcı olduğunu anlatan, gündelik bir birleşik sıfattır. Buradaki görüntü mecazidir; zihin gerçekten patlamaz. Bu cümlede is fiilinden sonra gelir ve bütün idea hakkında değerlendirme yapar. Really, zaten güçlü olan tepkiyi daha da yoğunlaştırır.
Alıştırma
Evrene bakışınızı tamamen değiştiren bir fikre karşı çok güçlü ve gündelik bir tepkiyi en iyi hangi sıfat verir?
- surprising
- ordinary
- mind-blowing
Cevabı göster
mind-blowing
anything at all: en küçük ihtimali vurgulama
if it means anything at all içinde anything, olabilecek en küçük miktar da dahil olmak üzere herhangi bir anlam derecesini ifade eder; at all ise bu alt sınırı özellikle güçlendirir. Konuşan kişi, hiçbir anlam bulunmama ihtimalini sorgular. At all genellikle olumsuzlukları, soruları ve if/whether yan tümcelerini güçlendirir. Her şey anlamına gelmez; anything at all bir bütün olarak ne olursa olsun herhangi bir şey ya da en ufak ölçüde bile demektir.
Alıştırma
Cümleyi en ufak ölçüde bile anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Was the test difficult ____?
Cevabı göster
at all
You are ... You never were ... You never will be: şimdi, geçmiş ve geleceğe uzanan bir son
Üç kısa cümle are, were ve will be aracılığıyla şimdiki zamandan geçmişe ve geleceğe ilerler. Bu zaman dizisi tek bir iddiayı kişinin yaşamındaki tüm dönemleri kapsayacak şekilde genişletir. You never were ve You never will be içinde alone, ilk cümleden anlaşılabildiği için düşürülür. Bu eksilti, tekrarlanan You ile birlikte güçlü bir ritim ve akılda kalıcı bir son yaratır. Buradaki alone, birinin her zaman fiziksel olarak yakında olacağına dair gerçek anlamlı bir söz değil, videodaki geniş bağlantı fikrini anlatır.
Alıştırma
Bu sonda are → were → will be dizisi ne yapar?
- Bir ifadeyi üç soruya dönüştürür.
- Aynı iddiayı şimdiye, geçmişe ve geleceğe yayar.
- Alone sözcüğüne birbiriyle ilgisiz üç anlam verir.
Cevabı göster
Aynı iddiayı şimdiye, geçmişe ve geleceğe yayar.