Bağışıklık sisteminiz nasıl çalışır? - Emma Bryce: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
710 kelime 149 kel/dk

Video özeti: Bu animasyon, akyuvarların tehditleri nasıl algılayıp ortadan kaldırdığını, ateş ve şişliğin bu tepkiyi neden desteklediğini, bağışıklık belleğinin nasıl geliştiğini ve otoimmün hastalıkların aynı savunmayı nasıl yanlış hedefe yöneltebildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a vast network of cells, tissues, and organs that coordinate your body's defenses against any threats to your health. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Karmaşık bir sistemi önce genel bir sınıfa yerleştiren, ardından işlevini bir ilgi cümleciğiyle açıklayan özlü bilimsel tanım kalıbını öğrenin; bu kalıbı kuruluşları, mekanizmaları veya teknik sistemleri tanıtırken kullanabilirsiniz. 2. A warmer body makes it harder for bacteria and viruses to reproduce and spread because they're temperature-sensitive. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir koşulun eylemi nasıl zorlaştırdığını göstermek için make it + sıfat + for + isim + mastar yapısını tanıyıp kullanın; because ile de bilimsel gerekçeyi ekleyin. 3. these disorders sabotage the immune system to varying degrees — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Sabotage sözcüğünü bir sistemin işleyişine zarar vermeyi anlatan resmî ve mecazlı bir fiil olarak anlayın; to varying degrees ifadesiyle de şiddetin bütün vakalarda aynı olmadığını, vakadan vakaya değiştiğini belirtin.

Bu derste

A mosquito lands on your arm, Anlatım akışı

0:07

Kolunuza bir sivrisinek konar,

injects its chemicals into your skin,

0:09

kimyasallarını cildinize enjekte eder

and begins to feed.

0:11

ve beslenmeye başlar.

Anlatım akışı

lands..., injects..., and begins to feed: adım adım ilerleyen bir eylem zinciri

Geniş zamandaki lands, injects ve begins fiilleri aynı A mosquito öznesini paylaşır. Virgüller ilk iki eylemi ayırır, and bağlacı ise son eylemi başlatır. Böylece okur, tek bir canlının yaptığı kısa eylem zincirini izler. Eylemler normalde gerçekleşme sırasına göre verildiği için cümle hızlı bir görüntü dizisi gibi ilerler. Bilimsel açıklamalarda geniş zaman, bunu geçmişte yalnızca bir kez olmuş bir olay olarak değil, tipik bir süreç olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle tipik bir süreci hızlı bir eylem dizisi olarak en iyi biçimde sunar?

  1. A wet seed is often larger than a dry seed.
  2. The seed absorbs water, swells, and breaks open.
  3. The seed can break open when enough water is available.
Cevabı göster

The seed absorbs water, swells, and breaks open.

You wouldn't even know it was there if not for the red lump that appears, Dilbilgisi

0:13

Eğer ortaya çıkan kızarık şişlik olmasaydı onun orada olduğunu bile bilmezdiniz,

Dilbilgisi

if not for + isim öbeği: gerçek dışı bir koşulu belirtme

if not for, “olmasaydı” veya “olmasa” anlamına gelir. Varlığı sonucu değiştiren kişiyi, şeyi ya da durumu belirtir. Burada kırmızı şişlik bir ipucudur; o olmasa sivrisineğin orada olduğunu bilmezdiniz. if not for ifadesinden sonra if not for the red lump örneğindeki gibi bir isim öbeği gelir. Ana cümlede hayali sonucu anlatmak için sıklıkla would, could veya might kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “harita olmasaydı” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ the map, we would still be lost.

Cevabı göster

If not for

accompanied by a telltale itch. Kalıp ifadeler

0:17

eşlik eden belirgin kaşıntıyla beraber.

Kalıp ifadeler

accompanied by a telltale itch: sorunu ele veren bir kaşıntının eşlik etmesi

Accompanied by, kırmızı şişlikle birlikte ortaya çıkan başka bir şeyi, yani kaşıntıyı ekler. İfade, aynı anda görülen ikinci bir özelliği belirtir. Telltale, “gizli bir şeyi ele veren” demektir: telltale bir belirti, koku, ses veya semptom neler olduğunu açığa çıkarır. Burada kaşıntı, aksi hâlde gizli kalacak sorunu fark ettiren bir ipucudur; telltale “hikâye anlatan” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, aynı anda ortaya çıkan bir ipucunu eklemek için accompanied by ve bu ipucunun sorunu açığa çıkardığını göstermek için telltale sözcüğünü doğal biçimde kullanır?

  1. The engine problem was telltale by a smell of burning rubber.
  2. The engine problem was accompanied by a smell that told everyone a long story.
  3. The engine problem was accompanied by a telltale smell of burning rubber.
Cevabı göster

The engine problem was accompanied by a telltale smell of burning rubber.

It's a nuisance, Anlatım akışı

0:20

Bu sinir bozucu bir durumdur,

but that bump is an important signal that you're protected by your immune system, Dilbilgisi

0:21

fakat o şişlik, bağışıklık sisteminiz tarafından korunduğunuzun önemli bir işaretidir;

Anlatım akışı

It's a nuisance, but ... is an important signal: can sıkıcıdır, ancak ... önemli bir işarettir

Başlangıçtaki It's a nuisance bölümü, şişliğin can sıkıcı yönünü kısaca kabul eder. Ardından but mesajın yönünü değiştirip asıl noktaya geçer: şişlik önemli bir işarettir. Bu, “önce kabul et, sonra yön değiştir” düzenidir. Önce gerçek bir olumsuzluktan söz edilir, ardından dinleyicinin daha fazla önem vermesi istenen gerçeği sunmak için but kullanılır. Bu cümlede asıl vurgu but sonrasındaki bilgidedir.

Alıştırma

Hangi cümle önce bir olumsuzluğu kabul eder, ardından daha önemli bir yararı vurgulamak için but kullanır?

  1. The update fixes a security problem because it takes time.
  2. The update takes time, and time is a security problem.
  3. The update takes time, but it fixes an important security problem.
Cevabı göster

The update takes time, but it fixes an important security problem.

Dilbilgisi

a signal that...: sinyalin ne anlama geldiğini belirtme

Signal isminin ardından, sinyalin ilettiği mesajı veya anlamı belirten bir that cümleciği gelebilir. Burada that you're protected by your immune system, “Bu şişlik neyi gösteriyor?” sorusunu yanıtlar. Kalıp a signal that + tam cümlecik biçimindedir. Bir gözlem, belirti veya veri bir sonuca işaret ettiğinde kullanılır. Bu yapıda that, ismi içeriğine bağlar ve “şu” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, sinyalin ne anlama geldiğini belirtmek için a signal that + cümlecik yapısını kullanıyor?

  1. The coach gave the runner a signal.
  2. The warning light is a signal that the battery is low.
  3. The bell was a signal to leave the room.
Cevabı göster

The warning light is a signal that the battery is low.

your body's major safeguard against infection, Kelime

0:26

enfeksiyonlara,

illness, and disease.

0:29

rahatsızlıklara ve hastalıklara karşı vücudunuzun temel koruyucusudur.

Kelime

safeguard against: önlenmek istenen tehlikeyi belirtme

Safeguard burada isimdir. Bir kişiyi veya şeyi zarardan koruyan önlem, sistem ya da özellik anlamına gelir. Bağışıklık sistemi, vücudun enfeksiyona karşı başlıca koruması olarak tanımlanır. Yaygın isim kalıbı a safeguard against + tehdit veya zarar biçimindedir. Against, enfeksiyon, dolandırıcılık veya veri kaybı gibi önlenmek istenen tehlikeyi belirtir.

Alıştırma

Safeguard against isim kalıbını tamamlayın: Regular backups are a safeguard ____ data loss.

Cevabı göster

against

This system is a vast network of cells, tissues, and organs Anlatım akışı

0:31

Bu sistem; hücreler, dokular ve organlardan oluşan devasa bir ağdır,

that coordinate your body's defenses against any threats to your health.

0:36

vücudunuzun sağlığına yönelik her türlü tehdide karşı savunmasını koordine eder.

Anlatım akışı

a vast network of ... that ...: önce bileşenler, sonra işlev

Bu tanımda a vast network of cells, tissues, and organs önce sistemin türünü belirler ve ana parçalarını sayar. Ardından gelen that coordinate... ilgi cümleciği bu parçaların ne yaptığını açıklar. Burada that, çoğul olan cells, tissues, and organs listesine döner; bu nedenle fiil coordinate biçimindedir. Yeniden kullanılabilecek kalıp X is a network/system of A, B, and C that + işlev şeklindedir. Karmaşık bir tanımı iki adımda düzenler: önce bütünü ve bileşenlerini tanıtır, ardından ortak görevlerini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle önce bileşenleri adlandırıp ardından işlevlerini that ile açıklayarak bir şeyi açıkça tanımlar?

  1. The emergency system is a network of sensors and alarms that warn people about danger.
  2. Sensors and alarms are important because they warn people about danger.
  3. The emergency system uses sensors and alarms in many buildings.
Cevabı göster

The emergency system is a network of sensors and alarms that warn people about danger.

Without it, Dilbilgisi

0:40

O olmasaydı,

you'd be exposed to billions of bacteria, viruses, and toxins

0:41

milyarlarca bakteri, virüs ve toksine maruz kalırdınız

that could make something as minor as a paper cut or a seasonal cold fatal. Dilbilgisi

0:45

ve bu da kağıt kesiği veya mevsimsel soğuk algınlığı kadar küçük bir şeyi bile ölümcül hale getirebilirdi.

Dilbilgisi

Without it, you'd be exposed to ... that could make ... fatal: bir sonuç zinciri

Without it, “o var olmasaydı veya kullanılamasaydı” anlamına gelir. Sistem gerçekte var olduğu için cümle, mevcut gerçekle uyuşmayan bir sonucu varsayar. You'd, you would kısaltmasıdır ve would bu varsayımsal sonucu belirtir. Ardından cümle bir sonuç zinciri kurar: koruma eksikliği tehditlere maruz kalmaya, bu tehditler de çok daha kötü bir sonuca yol açabilir. that could make something ... fatal bölümünde that, bacteria, viruses, and toxins ifadesine döner. make + nesne + sıfat kalıbı “nesneyi o duruma getirmek” anlamına gelir; as minor as ise küçük bir sorunun bile ölümcül olabileceğini vurgular.

Alıştırma

Varsayımsal risk zincirini Without ... would be exposed to kalıbıyla tamamlayın: ____ protective gloves, a worker's hands ____ chemicals that could make a small skin irritation serious.

Cevabı göster

Without · would be exposed to

Dilbilgisi

as minor as ... fatal: küçük bir sorun ile ölümcül bir sonuç arasındaki karşıtlık

as + sıfat + as + örnek kalıbı, bir derece ölçeğindeki bir noktayı gösterebilir. something as minor as a paper cut or a seasonal cold, “kâğıt kesiği veya mevsimsel soğuk algınlığı gibi gündelik sorunlardan daha ciddi olmayan bir şey” demektir. Burada something as minor as a paper cut or a seasonal cold, make fiilinin nesnesidir; fatal ise nesne tamamlayıcısıdır. make something ... fatal, “bir şeyi ölümcül hâle getirmek” anlamına gelir. minor ile fatal arasındaki karşıtlık, riskin ne kadar ciddi olabileceğini vurgular.

Alıştırma

minor kullanarak as...as karşılaştırmasını tamamlayın: Even a problem ____ a loose wire can shut down the whole network.

Cevabı göster

as minor as

The immune system relies on millions of defensive white blood cells, Kalıp ifadeler

0:51

Bağışıklık sistemi, milyonlarca savunmacı beyaz kan hücresine güvenir;

also known as leukocytes, Kalıp ifadeler

0:55

diğer adıyla lökositler,

that originate in our bone marrow. Kelime

0:57

bunlar kemik iliğimizde üretilir.

Kalıp ifadeler

relies on white blood cells: bir sistemi destekleyen kaynağı belirtmek

Rely on, “bir şeye destek olarak ihtiyaç duymak ve onu kullanmak” anlamına gelir. Burada özne bir sistemdir ve on sonrasındaki isim öbeği bir kaynağı belirtir: beyaz kan hücreleri, bağışıklık sisteminin vücudu savunmak için ihtiyaç duyduğu kaynaktır. Kalıp rely on + isim veya isim öbeği şeklindedir. Geniş zamanda tekil bir özneyle relies on kullanılır; bu nedenle The immune system relies on ... doğru biçimdir.

Alıştırma

rely on kalıbını tamamlayın: This rescue service relies ____ trained volunteers during storms.

Cevabı göster

on

Kalıp ifadeler

also known as leukocytes: teknik bir adı tanıtma

also known as, hemen önündeki isim öbeğinin başka bir adını tanıtır. Burada leukocytes, white blood cells ifadesinin teknik adıdır. Virgüllerle ayrılan also known as leukocytes bölümü, kimliği belirten ek bilgidir. Bu bölüm çıkarıldığında ana cümle yine bağışıklık sisteminin kemik iliğinde oluşan beyaz kan hücrelerine dayandığını söyler.

Alıştırma

Yerleşik bir alternatif adı tanıtmak için also known as ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Mercury, also known as quicksilver, is a liquid metal.
  2. Mercury, also called as quicksilver, is a liquid metal.
  3. Mercury, also known quicksilver, is a liquid metal.
Cevabı göster

Mercury, also known as quicksilver, is a liquid metal.

Kelime

originate in our bone marrow: kaynak konumunu belirtme

Originate in, belirli bir yerde veya ortamda başlamak, gelişmek ya da üretilmek anlamına gelir. Burada beyaz kan hücrelerinin kemik iliğinde üretildiğini belirtir. in edatı, sürecin başladığı yeri gösterir. Tam cümlede that, çoğul white blood cells ifadesine gönderme yaptığı için fiil originates değil originate olur.

Alıştırma

Cümleyi originate in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The custom ____ a small fishing village centuries ago.

Cevabı göster

originated in

These cells migrate into the bloodstream and the lymphatic system, Kelime

1:00

Bu hücreler kan dolaşımına ve lenfatik sisteme göç ederler;

a network of vessels which helps clear bodily toxins and waste. Kalıp ifadeler

1:04

lenfatik sistem vücuttaki toksinleri ve atıkları temizlemeye yardımcı olan bir damar ağıdır.

Kelime

migrate into the bloodstream and the lymphatic system: kan dolaşımına ve lenf sistemine göç etmek

Biyolojide migrate, hücrelerin bir konumdan başka bir konuma hareket etmesini anlatır. Burada migrate into, hücrelerin başka bir yerden hareket edip kan dolaşımına ve lenf sistemine girmesi demektir; insanların yeni bir eve taşınmasını anlatmaz. migrate into + yer veya sistem yapısı, bir sınırı geçerek içeri giren yönlü hareketi gösterir. Bilimsel metinlerde hücrelerin dokuya, kana veya başka bir vücut sistemine girişini anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi migrate ve içeri girişi gösteren edatla tamamlayın: During inflammation, immune cells can ____ nearby tissue.

Cevabı göster

migrate into

Kalıp ifadeler

which helps clear bodily toxins and waste: vücuttaki toksinlerin ve atıkların temizlenmesine yardımcı olan

Burada clear, “ortadan kaldırmak” veya “uzaklaştırmak” anlamına gelen bir fiildir. Clear bodily toxins and waste, istenmeyen maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasını anlatır; bu cümlede clear, “anlaşılması kolay” demek değildir. İngilizcede help fiilinden sonra to olmadan fiilin yalın biçimi kullanılabilir; bu nedenle helps clear, “uzaklaştırmaya yardımcı olur” anlamına gelir. Aynı yapı helps clear debris, helps clear a blockage ve helps clear waste from water ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi tekil özneyle uyumlu olan iki sözcüklük help clear biçimiyle tamamlayın: A good filter ____ harmful particles from the water.

Cevabı göster

helps clear

Our bodies are teeming with leukocytes. Deyimler

1:08

Vücudumuz lökositlerle dolup taşar.

Deyimler

be teeming with: çok sayıda şeyle dolu olmak

Be teeming with, “çok sayıda insan, hayvan ya da şeyle dolu olmak” anlamına gelir. Bu cümlede are teeming with leukocytes, vücudumuzun yalnızca lökositlere “sahip olduğunu” söylemekle kalmaz; lökositlerin vücutta çok büyük miktarlarda bulunduğunu vurgular. Yapı özne + be + teeming with + isim şeklindedir. Teeming, bolluk ve çoğu zaman hareketlilik hissi veren canlı bir anlatımdır; burada gerçek anlamda “kaynamak” demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi, “çok sayıda şeyle dolu olmak” anlamındaki teem biçimiyle tamamlayın: After the rain, the garden was ____ butterflies.

Cevabı göster

teeming with

There are between 4,000 and 11,000 in every microliter of blood. Dilbilgisi

1:11

Her bir mikrolitre kanda 4.000 ile 11.000 arasında lökosit bulunur.

Dilbilgisi

between 4,000 and 11,000: birim başına sayısal aralık

Between 4,000 and 11,000 sayısal bir aralık belirtir: 4,000 alt sınır, 11,000 ise üst sınırdır. Yapı between + alt değer + and + üst değer şeklindedir. In every microliter of blood, bu sayının hangi birim için geçerli olduğunu belirtir: aralık her bir mikrolitreye uygulanır. Cümlede atlanan isim leukocytes sözcüğüdür ve önceki cümleden anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi between ile doğru eşleşen sözcükle tamamlayın: There are between 20 ____ 30 seeds in every packet.

Cevabı göster

and

As they move around, Dilbilgisi

1:16

Etrafta dolaşırken

leukocytes work like security personnel, Anlatım akışı

1:18

lökositler tıpkı güvenlik görevlileri gibi çalışır,

constantly screening the blood, tissues, and organs for suspicious signs. Kalıp ifadeler

1:20

şüpheli işaretler için kanı, dokuları ve organları sürekli tararlar.

Dilbilgisi

As they move around: eş zamanlı eylemler için as

As they move around ifadesinde as, ana eylemle aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemini başlatır. Lökositler vücudu tararken hareket eder. Burada as, while sözcüğüne benzer biçimde zaman anlamı taşır. because anlamına gelmez ve iki şeyi karşılaştırmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede as, while anlamında kullanılarak iki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir?

  1. As the battery was dead, the camera would not turn on.
  2. As the camera moves across the room, it records each wall.
  3. The camera is as light as a phone.
Cevabı göster

As the camera moves across the room, it records each wall.

Anlatım akışı

work like security personnel, constantly screening...: kesin bir açıklayıcı benzetme

Cümle önce tanıdık bir karşılaştırma sunar: leukocytes work like security personnel. Böylece okuyucu, yabancı olduğu biyolojik bir işlevi koruma ve gözetleme işi olarak gözünde canlandırabilir. Ardından -ing yapısındaki constantly screening the blood, tissues, and organs for suspicious signs, karşılaştırmayı yararlı kılan ortak eylemi belirtir. Benzetmeyi belirli bir işlevle sınırlar; lökositlerin gerçekten insan olduğunu iddia etmez. Tanıdık bir karşılaştırmanın ardından belirli bir ortak eylem verme kalıbı, soyut süreçleri açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle tanıdık bir karşılaştırma yaptıktan sonra soyut bir işlevi açıklamak için belirli bir ortak eylem verir?

  1. The firewall blocks online threats, but a gatekeeper watches a building entrance.
  2. The firewall works like a gatekeeper, checking each request for possible threats.
  3. The firewall is installed beside the gatekeeper in the office.
Cevabı göster

The firewall works like a gatekeeper, checking each request for possible threats.

Kalıp ifadeler

screen ... for suspicious signs: bir şeyi şüpheli belirtiler açısından taramak

Burada screen, belirli bir sorun, risk veya belirtiyi bulmak için bir kişiyi ya da nesneyi sistemli biçimde incelemek anlamına gelen bir fiildir; “ekran” anlamındaki isim değildir. Cümlede the blood, tissues, and organs incelenen şeylerdir; suspicious signs ise sistemin aradığı hedeftir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp screen + kişi veya nesne + for + aranan hedef şeklindedir. Constantly, bu incelemenin sürekli devam ettiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi screen X for Y kalıbıyla tamamlayın: Airport staff ____ bags ____ prohibited items.

Cevabı göster

screen · for

This system mainly relies on cues called antigens. Kalıp ifadeler

1:25

Bu sistem temel olarak antijen adı verilen ipuçlarına dayanır.

Kalıp ifadeler

mainly relies on cues called antigens: esas olarak antijen denen ipuçlarına dayanmak

Rely on, birini veya bir şeyi destek olarak ya da karar verme ve hareket etme temeli olarak kullanmak demektir. Burada sistem, bu ipuçlarını ana bilgi kaynağı olarak kullanır. Mainly, bunların temel dayanak olduğunu ancak mutlaka tek dayanak olmadığını gösterir. Called antigens, cues ifadesinden sonra gelir ve bu ipuçlarının adını belirtir. cues that are called antigens ilgi cümleciğinin kısaltılmış hâlidir. İsim + called + ad kalıbı, teknik bir adı kısa biçimde tanıtmanın bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi relies on ve called kullanarak tamamlayın: The device mainly ____ signals ____ beacons to find its location.

Cevabı göster

relies on · called

These molecular traces on the surface of pathogens and other foreign substances betray the presence of invaders. Notlar

1:29

Patojenlerin ve diğer yabancı maddelerin yüzeyindeki bu moleküler izler, istilacıların varlığını ele verir.

Anlatım akışı

These molecular traces ... betray the presence of invaders: bilgi akışı

Cümle önce daha önce geçen bilimsel terimi somut bir dille yeniden ifade eder: ilgili özellikleri These molecular traces olarak adlandırır ve on the surface of... bölümüyle bu izlerin nerede bulunduğunu belirtir. Ardından izlerin neden önemli olduğunu açıklar: istilacıların varlığını ortaya çıkarırlar. “Ne olduğu ve nerede bulunduğu → neyi gösterdiği” biçimindeki bu sıra, bilimsel açıklamayı tanımlamadan işleve taşır.

Alıştırma

Bu cümle bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. Önce istilacıları anlatır, ardından moleküler izlerin var olmadığını savunur.
  2. Laboratuvar adımlarını sıralar, ardından bir sonuç bildirir.
  3. İzleri ve konumlarını tanımlar, ardından neyi ortaya çıkardıklarını açıklar.
Cevabı göster

İzleri ve konumlarını tanımlar, ardından neyi ortaya çıkardıklarını açıklar.

Kelime

betray the presence of: gizli bir şeyi ortaya çıkarmak

Burada betray, “birine ihanet etmek” anlamına gelmez. “Gizli olan ya da açıkça belli olmayan bir şeyi istemeden ortaya çıkarmak” demektir. Moleküler izler, istilacıların bulunduğunu gösteren ipuçlarıdır. Bu yapıda bir işaret, ses, yüz ifadesi veya ayrıntı betray the presence of something kalıbının öznesi olabilir. Özne bilgiyi ele veren ipucudur; presence of ifadesinden sonra ise gizli nesne ya da gerçek belirtilir.

Alıştırma

Örnekte betray the presence of invaders ne anlama geliyor?

  1. İstilacıların bulunduğunu ortaya çıkarmak
  2. İstilacıların hareket etmesini engellemek
  3. İstilacılara ihanet etmek
Cevabı göster

İstilacıların bulunduğunu ortaya çıkarmak

As soon as the leukocytes detect them, Dilbilgisi

1:36

Lökositler onları tespit eder etmez,

it takes only minutes for the body's protective immune response to kick in. Öbek fiiller

1:39

vücudun koruyucu bağışıklık tepkisinin devreye girmesi sadece dakikalar sürer.

Dilbilgisi

As soon as ... it takes only minutes for ... to ...: bir şey olur olmaz yalnızca birkaç dakika sürmesi

As soon as, tetikleyici olayı, yani lökositlerin hedefi algıladığı anı belirtir. Ana cümledeki it takes only minutes for + isim grubu + to + fiil yapısı, sonraki sürecin ne kadar zaman aldığını söyler. Bu iki bölüm birlikte, bir olay ile tepki arasında çok kısa bir süre olduğunu gösterir. Hızlı sistemleri veya süreçleri açıklarken As soon as + olay, it takes + süre + for + kişi ya da süreç + to + fiil kalıbı kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, duman algılandıktan hemen sonra alarmın çaldığı anlamına gelir?

  1. The sensor detects smoke because it takes the alarm several minutes to stop.
  2. As soon as the sensor detects smoke, it takes only seconds for the alarm to sound.
  3. Before the sensor detects smoke, the alarm has already sounded for several minutes.
Cevabı göster

As soon as the sensor detects smoke, it takes only seconds for the alarm to sound.

Öbek fiiller

kick in: çalışmaya veya etkisini göstermeye başlamak

Burada kick in, çalışmaya veya etkisini göstermeye başlamak anlamına gelen ve nesne almayan bir öbek fiildir. Bağışıklık tepkisi birkaç dakika içinde etkinleşir; burada gerçek anlamda tekme atmak söz konusu değildir. Bu anlam; bir tetikleyiciden veya kısa bir gecikmeden sonra çalışmaya başlayan etkiler, mekanizmalar, sistemler, tepkiler, kurallar ya da içgüdüler için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede kick in çalışmaya başlamak anlamında kullanılmıştır?

  1. We each kicked in five dollars for the gift.
  2. The firefighter kicked in the locked door.
  3. The backup system kicked in when the power failed.
Cevabı göster

The backup system kicked in when the power failed.

Threats to our bodies are hugely variable, Dilbilgisi

1:43

Vücudumuza yönelik tehditler son derece değişkendir,

so the immune response has to be equally adaptable.

1:46

bu yüzden bağışıklık tepkisinin de eşit derecede uyarlanabilir olması gerekir.

Dilbilgisi

hugely variable, so ... equally adaptable: Yeteneği çeşitli zorluklarla eşleştirmek

so'dan önceki bölüm gereksinimi doğuran özelliği verir: tehditler büyük ölçüde farklılık gösterir. so'dan sonraki bölüm gerekli sonucu verir: bağışıklık tepkisi bunlarla başa çıkabilmek için kendini ayarlayabilmelidir. equally sözcüğü uyarlanabilirlik derecesini farklılık derecesine bağlar. Yeniden kullanılabilir akıl yürütme kalıbı X is highly variable, so Y has to be equally adaptable şeklindedir: zorluklar büyük ölçüde çeşitlilik gösterdiğinde, bunlarla ilgilenen sistem de buna karşılık gelecek ölçüde esnek olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle aynı mantığı kullanıyor: çeşitli zorluklar, buna karşılık gelecek ölçüde esnek bir sistem gerektirir?

  1. The lesson plan is adaptable, although today's class starts at noon.
  2. Classroom needs vary widely, but the lesson plan was written last week.
  3. Classroom needs vary widely, so the lesson plan has to be equally adaptable.
Cevabı göster

Classroom needs vary widely, so the lesson plan has to be equally adaptable.

That means relying on many different types of leukocytes Notlar

1:49

Bu da birçok farklı türde lökosite güvenmek anlamına gelir;

to tackle threats in different ways.

1:52

tehditlerle farklı şekillerde başa çıkmak için.

Anlatım akışı

That means relying on ...: Genel bir iddiadan somut bir mekanizmaya geçiş

That means... ifadesindeki That, bağışıklık tepkisinin uyarlanabilir olması gerektiğine ilişkin önceki iddiaya gönderme yapar. Ardından means fiili, bu genel iddianın uygulamada neyi içerdiğini açıklar: tehditlerle farklı şekillerde ilgilenen birçok lökosit türüne güvenmek. Açıklamalarda That means..., genel bir ifadeden somut bir mekanizmaya, eyleme veya sonuca geçiş yapar. Burada pratik içerik kendi öznesi olan bir yan cümle yerine bir etkinlik olarak sunulduğu için ardından -ing biçimindeki relying gelir.

Alıştırma

Hedef kalıp That means + -ing ifadesini tamamlayın: The building has limited space. ____ using smaller desks and shared storage.

Cevabı göster

That means

Dilbilgisi

means sonrasında relying on ... to tackle ...

means sözcüğünden sonra gelen relying, durumun neyi içerdiğini anlatan -ing biçimidir: yöntemin bir parçası olarak bir şeye dayanmak. Bu cümlede dayanılan unsur many different types of leukocytes ifadesidir. rely on A to do B kalıbı hem yararlanılan kaynağı hem de onun görevini gösterir. A, many different types of leukocytes ifadesidir; to tackle threats in different ways ise onlardan ne yapmalarının beklendiğini açıklar. Bir kişi veya şey bir görevi yerine getiriyorsa bu kalıp başka yöntem ve çözümler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede means relying on A to do B doğru kullanılmıştır?

  1. Running the event means relying on volunteers to guide visitors.
  2. Running the event means rely on volunteers to guide visitors.
  3. Running the event means relying volunteers to guide visitors.
Cevabı göster

Running the event means relying on volunteers to guide visitors.

Despite this diversity, Dilbilgisi

1:55

Bu çeşitliliğe rağmen,

we classify leukocytes in two main cellular groups,

1:57

lökositleri iki ana hücresel grupta sınıflandırırız;

which coordinate a two-pronged attack. Deyimler

2:01

bunlar iki yönlü bir saldırıyı koordine ederler.

Dilbilgisi

Despite this diversity: despite ile ödünleme

Despite this diversity bir ödünleme ilişkisi kurar. Önce lökositlerin birçok türü olduğunu kabul eder, ardından sıradaki ifadenin buna rağmen geçerli olduğunu gösterir: lökositler iki ana gruba ayrılabilir. Despite bir edattır; bu nedenle burada ardından this diversity isim grubu gelir. Bir isim, zamir veya -ing biçimi alabilir, ancak özne ve fiil içeren tam bir cümlecik doğrudan gelemez. Bu kısa yapı, açıklamalarda karmaşık bir durumdan genel bir sonuca geçerken sık kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede despite doğru kullanılmıştır?

  1. Despite the heavy rain, the match continued.
  2. Although the heavy rain, the match continued.
  3. Despite it was raining heavily, the match continued.
Cevabı göster

Despite the heavy rain, the match continued.

Deyimler

a two-pronged attack: eşgüdümlü iki eylem kolu

“Which coordinate a two-pronged attack” ilgi yan cümlesi, iki ana hücre grubunu açıklar. Burada two-pronged mecazidir: gruplar ortak bir savunma hedefine yönelik, birbirinden farklı ama koordineli iki eylem kolu sağlar. A two-pronged approach/strategy/attack kalıbı, tek bir sorunu bağlantılı iki yolla ele alan bir planı anlatabilir. Gerçek anlamda çatal biçimli bir silahı değil, iki eylem kolunu ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi, koordineli iki yöntemi anlatan hedef sıfatla tamamlayın: The library launched a ____ campaign to improve access: it extended weekend hours and added a mobile book service.

Cevabı göster

two-pronged

First, Anlatım akışı

2:03

Birincisi,

phagocytes trigger the immune response by sending macrophages and dendritic cells into the blood. Notlar

2:04

fagositler makrofajları ve dendritik hücreleri kana göndererek bağışıklık tepkisini tetikler.

Anlatım akışı

First, ... by sending ...: bir süreç adımını düzenlemek

First bir sıralama işaretidir. Dinleyiciye bu cümlenin daha geniş bir açıklamanın ilk bölümünü başlattığını bildirir ve sürecin takip edilmesini kolaylaştırır. İşaretten sonra “phagocytes trigger the immune response” bu bölümün ne yaptığını belirtir. Ardından “By sending ...” yöntemi verir: by + -ing, “nasıl?” sorusunu yanıtlar. Bilgi, adım işaretinden ana eyleme, oradan da yönteme ilerler.

Alıştırma

Örnekte First sözcüğünün temel düzenleme görevi nedir?

  1. Bunun mümkün olan tek bağışıklık tepkisi olduğunu gösterir.
  2. Cümle eylemi ve yöntemi açıklamadan önce sürecin ilk bölümünü tanıtır.
  3. Eylemin diğer bütün adımlardan sonra gerçekleştiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Cümle eylemi ve yöntemi açıklamadan önce sürecin ilk bölümünü tanıtır.

Kalıp ifadeler

trigger the immune response by ...: bir tepkiyi başlatmak ve yöntemi belirtmek

Bu cümlede trigger the immune response, fagositlerin bağışıklık tepkisinin başlamasına neden olması demektir. Trigger, fagositleri tepkiyi harekete geçiren neden olarak gösterir; sonraki her aşamayı tek başlarına gerçekleştirdikleri anlamına gelmez. trigger a response kalıbı bilimsel metinlerde ve haberlerde yaygındır. Ardından gelen by, tepkiye yol açan yöntem veya mekanizmanın açıklanacağını gösterir.

Alıştırma

Bir nedenin tepkiyi başlattığını anlatmak için trigger a response ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Bright light can trigger to a protective response in the eye.
  2. Bright light can trigger a protective response in the eye.
  3. Bright light can respond a protective trigger in the eye.
Cevabı göster

Bright light can trigger a protective response in the eye.

Dilbilgisi

by sending ...: yöntemi anlatmak için by + -ing kullanımı

By sending macrophages and dendritic cells into the blood, ana eylemin nasıl gerçekleştirildiğini açıklar: Tepkiyi tetiklemek için kullanılan yöntem budur. Burada by bir edattır, bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by sending doğrudur; by send veya by to send kullanılmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp ana eylem + by + -ing şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için by ve reduce fiilinin -ing biçimini kullanın: The device saves energy ____ screen brightness.

Cevabı göster

by reducing

As these circulate, Dilbilgisi

2:11

Bunlar dolaşırken,

they destroy any foreign cells they encounter simply by consuming them. Dilbilgisi

2:12

karşılaştıkları tüm yabancı hücreleri sadece onları tüketerek yok ederler.

Dilbilgisi

As these circulate: as ile eş zamanlı bir arka plan süreci kurmak

Bu cümlede as, “...iken” ya da “...olduğu sırada” anlamına gelir. As these circulate kısa yan cümlesi dolaşımı devam eden bir arka plan süreci olarak kurar; yok etme eylemi de bu süreç sırasında gerçekleşir. Bu yapı, açıklamalarda aynı anda gerçekleşen iki eylemi birbirine bağlar. Buradaki as zaman ilişkisi kurar; “çünkü” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede As the drone flies along the fence nasıl bir ilişki ifade eder? As the drone flies along the fence, it checks every post.

  1. Kontrol yalnızca dron uçmayı tamamen bıraktıktan sonra gerçekleşir.
  2. Çit ile dron karşılaştırılır.
  3. Uçuş ve kontrol, devam eden aynı sürecin parçaları olarak gerçekleşir.
Cevabı göster

Uçuş ve kontrol, devam eden aynı sürecin parçaları olarak gerçekleşir.

Dilbilgisi

simply by consuming them: simply by + -ing ile yöntem belirtmek

by + -ing kalıbı, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. simply by consuming them ifadesinde consuming, by sonrasında gelen -ing biçimidir; them ise yabancı hücreleri ifade eder. Buradaki simply, “yalnızca” ya da “sadece” anlamına gelir. Hücreleri tüketmeyi onları yok etmenin doğrudan yöntemi olarak sunar; bu işlemin kolay olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi simply by + -ing yapısıyla tamamlamak için read fiilini kullanın: The scanner identifies each box ____ its label.

Cevabı göster

simply by reading

That allows phagocytes to identify the antigen on the invaders they just ingested Notlar

2:17

Bu, fagositlerin henüz sindirdikleri istilacıların üzerindeki antijeni tanımlamasını

Dilbilgisi

That allows phagocytes to identify: allow + nesne + to-infinitive

Kalıp allow + nesne + to + fiilin yalın hâli biçimindedir. That allows phagocytes to identify ifadesinde phagocytes nesnedir; to identify ise mümkün hâle gelen eylemi belirtir. Burada allow, birinin izin verdiği anlamına gelmez. That daha önceki bir koşula veya olaya gönderme yapar; dolayısıyla ifade, bunun fagositlerin antijeni tanımlamasını mümkün kıldığını anlatır.

Alıştırma

allow + nesne + to-infinitive yapısını store ile tamamlayın: The app allows users ____ important documents securely.

Cevabı göster

to store

and transmit this information to the second major cell group orchestrating the defense, Kalıp ifadeler

2:22

ve bu bilgiyi savunmayı yöneten ikinci ana hücre grubuna iletmesini sağlar;

the lymphocytes.

2:27

yani lenfositlere.

Anlatım akışı

That allows ... to identify ... and transmit ...: bir mekanizmanın adımlarını bağlama

That, önceki yutma aşamasına gönderme yapar ve bu aşamayı daha sonra gerçekleşenlerin nedeni olarak sunar. Bu aşamanın sonucunda fagositler bir antijeni tanımlayabilir ve bilgiyi sonraki gruba iletebilir. "allows phagocytes to identify ... and transmit ..." yapısı, eş görevli iki eylemi aynı neden-sonuç ilişkisi altında toplar. Cümlenin sonu, bilgiyi alan hücre grubunun lenfositler olduğunu belirtir; böylece açıklama yutmadan tanımlamaya, oradan da iletişime doğru açıkça ilerler.

Alıştırma

Bu açıklamada That allows ... to identify ... and transmit ... ne işe yarar?

  1. Aralarında neden-sonuç ilişkisi bulunmayan iki bağımsız olayı tanıtır.
  2. Önceki bir aşamanın sonucunu, ardından mümkün hâle gelen iki eyleme bağlar.
  3. Süreci tersine çevirir ve önceki aşamanın başarısız olduğunu söyler.
Cevabı göster

Önceki bir aşamanın sonucunu, ardından mümkün hâle gelen iki eyleme bağlar.

Kalıp ifadeler

transmit this information to: bilgiyi bir alıcıya iletmek

transmit this information to ... ifadesi, “bu bilgiyi bir alıcıya iletmek” anlamına gelir. Bu cümlede this information iletilen içerik, the second major cell group ise alıcıdır. Yeniden kullanılabilecek yapı transmit + bilgi/veri/sinyal + to + alıcı şeklindedir.

Alıştırma

Alıcıyı tanıtan edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The satellite transmits weather data ____ stations on the ground.

Cevabı göster

to

A group of lymphocyte cells called T-cells go in search of infected body cells and swiftly kill them off. Notlar

2:29

T hücreleri adı verilen bir grup lenfosit hücresi, enfekte olmuş vücut hücrelerini aramaya çıkar ve onları hızla öldürür.

Kalıp ifadeler

go in search of: bir şeyi aramak üzere yola çıkmak

Go in search of + kişi veya şey, “o kişiyi ya da şeyi aramak üzere yola çıkmak” anlamına gelir. Burada T hücreleri enfekte vücut hücrelerini bilinçli olarak arar. Bu ifade aramayı yalnızca genel bir faaliyet olarak değil, başlayan ve bir hedefe doğru ilerleyen bir eylem olarak sunar.

Alıştırma

Bir aramanın başlangıcını anlatmak için go in search of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. At dawn, the rescue team went in searching of the missing hikers.
  2. At dawn, the rescue team went in search of the missing hikers.
  3. At dawn, the rescue team went in search for the missing hikers.
Cevabı göster

At dawn, the rescue team went in search of the missing hikers.

Öbek fiiller

swiftly kill them off: hızlı ve kapsamlı biçimde ortadan kaldırmak

Kill off, bir grubun tümünü ya da birçok üyesini öldürmek veya ortadan kaldırmak demektir. Burada them enfekte vücut hücrelerini gösterir; swiftly ise T hücrelerinin onları hızla ortadan kaldırdığını anlatır. off parçacığı, kapsamlı bir yok etme anlamı katar. Kill off ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamir olduğunda fiille parçacığın arasına gelir: kill them off denir, kill off them denmez.

Alıştırma

Cümleyi kill off ile tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: The beetles were destroying the garden, so the farmer tried to ____.

Cevabı göster

kill them off

Meanwhile, Anlatım akışı

2:37

Bu arada,

B-cells and helper T-cells use the information gathered from the unique antigens Anlatım akışı

2:38

B hücreleri ve yardımcı T hücreleri, benzersiz antijenlerden toplanan bilgileri kullanarak

to start producing special proteins called antibodies. Dilbilgisi

2:43

antikor adı verilen özel proteinleri üretmeye başlar.

Anlatım akışı

Meanwhile: eş zamanlı başka bir etkinliğe geçiş

Meanwhile, bir etkinlikten aynı zaman diliminde gerçekleşen başka bir etkinliğe geçildiğini belirtir. Burada anlatım, T hücrelerinin enfekte hücreleri arayıp yok etmesinden B hücreleri ile yardımcı T hücrelerinin antikor üretme çalışmasına geçer. Bir açıklamada iki paralel eylem çizgisini açıkça göstermek için Meanwhile kullanın. Bu sözcük, ikinci eylemin başlamak için birincinin bitmesini beklediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede aynı anda gerçekleşen bir etkinliği tanıtmak için Meanwhile doğru kullanılmıştır?

  1. The lab team analyzed the samples. Meanwhile, the field team collected more data.
  2. The lab team finished the report. Then, they submitted it.
  3. The lab team completed the first test. Meanwhile, only after it ended, they began the second test.
Cevabı göster

The lab team analyzed the samples. Meanwhile, the field team collected more data.

Anlatım akışı

use the information ... to start producing: bilgi girdisinden eyleme

Bu cümle bilimsel bir süreci, bilgi girdisinin eyleme yol açması şeklinde düzenler. B-cells and helper T-cells eylemi yapan tarafı; use the information gathered from the unique antigens dayandıkları bilgiyi; to start producing ise bunun ardından başlayan eylemi gösterir. Sondaki special proteins called antibodies isim grubu, ortaya çıkan ürünü ve onun adını belirtir. Böyle uzun bir süreç cümlesini okurken önce “kim, neyi kullanarak ne yapıyor?” düzenini takip edin, sonra ürünün adını buna bağlayın.

Alıştırma

Hangi cümle bilgi girdisinden eyleme giden aynı düzeni kullanıyor?

  1. The survey results arrived after the design team updated the app.
  2. The design team used the survey results to start improving the app.
  3. The design team explained how the app had collected the survey results.
Cevabı göster

The design team used the survey results to start improving the app.

Dilbilgisi

start producing: start + -ing yapısı

to start producing ifadesinde to, bilginin hangi eylem için kullanıldığını gösterir. Start sözcüğünden sonra -ing biçimindeki producing gelir. Bu nedenle start producing, üretim faaliyetinin başladığı anlamına gelir; faaliyetin zaten tamamlandığı anlamına gelmez. called antibodies, special proteins ifadesini niteler ve “antikor adı verilen” demektir. Start to produce burada dil bilgisi açısından doğru olur ve genellikle neredeyse aynı fikri anlatır; start producing süreci, başlayan bir faaliyet olarak doğal biçimde sunar.

Alıştırma

Cümleyi produce fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The factory started ____ medical supplies last year.

Cevabı göster

producing

This is the pièce de résistance. Deyimler

2:48

Bu işin en can alıcı noktasıdır.

Deyimler

pièce de résistance: en dikkat çekici bölüm

Fransızcadan İngilizceye geçen pièce de résistance ifadesi, daha büyük bir bütünün en etkileyici, en önemli veya en çok beklenen bölümünü belirtir. Bu cümlede This is... bir şeyi ana vurgu noktası olarak sunar; bir direnme eyleminden söz etmez. Bu ifade bir yemeğin, gösterinin, koleksiyonun, etkinliğin veya sunumun en dikkat çekici bölümünü belirtmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede pièce de résistance, daha büyük bir etkinliğin en dikkat çekici bölümü anlamında kullanılmıştır?

  1. The science show was a piece of physical resistance.
  2. The final experiment resisted the science show.
  3. The final experiment was the pièce de résistance of the science show.
Cevabı göster

The final experiment was the pièce de résistance of the science show.

Each antigen has a unique matching antibody Kalıp ifadeler

2:50

Her antijenin, kilit ve anahtar gibi ona tutunabilen

that can latch onto it like a lock and key Notlar

2:53

kendine özgü bir eşleşen antikoru vardır

and destroy the invading cells.

2:56

ve bu da istilacı hücreleri yok eder.

Kalıp ifadeler

Each antigen has a unique matching antibody: sıfat dizisi ve bire bir eşleşme

Each antigen has a unique matching antibody ifadesinde ana isim antibody sözcüğüdür. Unique ve matching, bu isimden önce gelen sıfatlardır: matching antikorun o antijene karşılık geldiğini, unique ise bu karşılığın ortak değil belirli olduğunu vurgular. Each antigen tekildir, bu yüzden has ile kullanılır. Each ... a ... birlikte, bütün antijenlerin tek bir antikoru paylaştığını değil, ilişkinin her antijen için ayrı ayrı ele alındığını gösterir.

Alıştırma

Each sözcüğünü tekil bir fiille doğru kullanan ve unique ile matching sıfatlarını niteledikleri isimden önce yerleştiren cümleyi seçin.

  1. Each lock have a unique matching key.
  2. Each lock has a unique matching key.
  3. Each lock has a uniquely match key.
Cevabı göster

Each lock has a unique matching key.

Deyimler

can latch onto it like a lock and key: kilit ve anahtar gibi hassas eşleşme

Burada can latch onto it like a lock and key, bir antikorun kendisine uyan antijene nasıl bağlandığını benzetmeyle açıklar. Bir anahtar yalnızca doğru kilitte çalışır; bu nedenle bu görüntü seçici ve hassas bir bağlanmayı anlatır. Bu karşılaştırma basitleştirilmiş bir modeldir: biyolojik yapılar gerçekten metal bir kilit ve anahtar değildir. Bu görüntünün kullanıldığı başka bilimsel açıklamalarda eşleşme ve bağlanma fikirlerine odaklanın.

Alıştırma

Hangi cümle seçici bir eşleşmeyi açıklamak için aynı kilit ve anahtar görüntüsünü kullanır?

  1. The enzyme is made from a metal key and a lock.
  2. The enzyme fits its target like a key in a lock.
  3. The enzyme can bind to every target equally well.
Cevabı göster

The enzyme fits its target like a key in a lock.

Öbek fiiller

can latch onto it: bir hedefi sıkıca kavramak

Burada latch onto, bir şeyi sıkıca kavramak veya ona tutunmak anlamına gelir. Onto, tutulan hedefi belirtir; it ise çevredeki açıklamada daha önce sözü edilen hedefe gönderme yapar. Bu ifade, nötr attach to ifadesinden daha güçlü ve hareketli bir görüntü oluşturur: bir şey hedefi yakalar ve kolayca ayrılmaz. Başka bağlamlarda latch onto, bir fikri hızla kavramak veya benimsemek anlamına da gelebilir; ancak bu cümlede fiziksel anlam kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede latch onto, kavramak ve bağlı kalmak anlamında kullanılır?

  1. She latched onto the new idea immediately.
  2. The reporter latched onto one small detail.
  3. The tiny hooks latch onto the fabric.
Cevabı göster

The tiny hooks latch onto the fabric.

B-cells can produce millions of these,

2:59

B hücreleri bunlardan milyonlarca üretebilir,

which then cycle through the body Öbek fiiller

3:01

bunlar daha sonra vücutta dolaşır

and attack the invaders until the worst of the threat is neutralized. Notlar

3:03

ve tehdidin en kötü kısmı etkisiz hale getirilene kadar istilacılara saldırır.

Öbek fiiller

“which then cycle through the body”: bir sistem içinde dolaşım

cycle through the body ifadesindeki cycle, “bisiklete binmek” değil, “birbirine bağlı bir sistemin bölümleri arasında hareket etmek veya dolaşmak” anlamına gelir. Burada antikorların vücudun farklı bölümlerinden geçmesi anlatılır. which then cycle through the body ilgi cümleciği, milyonlarca antikora daha sonra ne olduğunu ekler: üretildikten sonra dolaşmaya başlarlar.

Alıştırma

Hangi cümlede cycle through, “fiziksel bir sistemin içinde dolaşmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The coolant cycles through the engine to carry heat away.
  2. Maya cycles through the park every morning.
  3. The mechanic pours coolant into a clean container.
Cevabı göster

The coolant cycles through the engine to carry heat away.

Dilbilgisi

“until ... is neutralized”: bir bitiş noktasına kadar devam etme

Until, devam eden bir eylemin bitiş noktasını belirtir. Burada antikorlar dolaşmaya ve saldırmaya devam eder; bu etkinlik, tehdidin en tehlikeli kısmının kontrol altına alındığı noktaya kadar sürer. Is neutralized edilgen yapıdadır çünkü cümle eylemi kimin yaptığına değil, tehdidin zararsız veya yönetilebilir hâle getirilmesi sonucuna odaklanır. The worst of the threat, tehdidin en ciddi veya en tehlikeli kısmı demektir.

Alıştırma

Cümle, izlemenin sistem güvenli hâle gelene kadar sürdüğünü belirtiyor. Cümleyi tamamlayın: The engineers kept watching the system ____ it was safe again.

Cevabı göster

until

Kelime

is neutralized: bir tehdidi zararsız hâle getirmek

Burada neutralized, “zarar veremez veya etkili olamaz hâle getirilmiş” demektir. Tehdidin en tehlikeli kısmı durdurulur. Bu, neutral kelimesinin “taraf tutmayan” anlamı değildir ve bütün istilacıların ortadan kaybolmasını gerektirmez. is neutralized edilgen yapıdadır: eylem tehdide uygulanır. Until bitiş noktasını gösterir; saldırı, en büyük tehlike etkisiz hâle getirilene kadar sürer.

Alıştırma

Hangi cümlede neutralized, “bir tehlikeyi zarar veremez hâle getirmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The filter neutralized the harmful chemical before it reached the river.
  2. The report described the harmful chemical in detail.
  3. The two teams remained neutral during the argument.
Cevabı göster

The filter neutralized the harmful chemical before it reached the river.

While all of this is going on, Dilbilgisi

3:07

Tüm bunlar olurken,

familiar symptoms like high temperatures and swelling

3:08

yüksek ateş ve şişkinlik gibi tanıdık semptomlar

are actually processes designed to aid the immune response. Notlar

3:12

aslında bağışıklık tepkisine yardımcı olmak için tasarlanmış süreçlerdir.

Dilbilgisi

While all of this is going on: zaman arka planı oluşturmak

While all of this is going on, “bütün bunlar gerçekleşirken” anlamına gelir. While devam eden bir zaman arka planı oluşturur; all of this ise daha önce anlatılan süreçlere gönderme yapar. Bu yan cümlenin başa yerleştirilmesi, önceki bilgileri ana cümleye bağlar. Dinleyen kişi önce önceki süreçleri arka plan olarak görür, sonra aynı anda başka neler olduğuna dikkat eder. Buradaki while karşıtlık değil, zaman bildirir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz başlangıç ifadesini aynen kullanarak tamamlayın: ____, the stage crew is preparing the next scene.

Cevabı göster

While all of this is going on

Dilbilgisi

are actually ... designed to aid: bir izlenimi düzeltip işlev açıklamak

are actually yapısında are, belirtileri processes olarak yeniden sınıflandırır; actually ise gerçeğin ilk beklentiden farklı olduğunu gösterir. Burada actually, ‘aslında’ veya ‘gerçekte’ demektir; ‘şu anda’ anlamına gelmez. designed to aid the immune response ifadesi processes sözcüğünü niteler ve bu süreçlerin işlevini açıklar. Bilimsel dilde designed to, birinin bilinçli olarak tasarladığını söylemeden yalnızca işlev belirtebilir. X is/are actually Y designed to do Z kalıbı önce bir düşünceyi düzeltir, ardından Y'nin işlevini açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle bir beklentiyi düzeltip ardından işlev açıklamak için aynı kalıbı kullanır?

  1. The rough tiles are currently beside the platform edge.
  2. The rough tiles were actually replaced after the warning.
  3. The rough tiles are actually safety markers designed to warn people near the platform edge.
Cevabı göster

The rough tiles are actually safety markers designed to warn people near the platform edge.

Kalıp ifadeler

designed to aid the immune response: işlevi resmî biçimde açıklamak

designed to aid the immune response, ‘bağışıklık tepkisine yardım etme işlevine sahip’ anlamına gelir. designed to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyin ne yapmak üzere düşünüldüğünü veya üretildiğini açıklar. Aid, ‘yardım etmek’ anlamındaki resmî bir fiildir ve yardım edilen şeyi doğrudan alır: aid the immune response. processes designed to aid... ifadesinde designed to aid..., processes sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. processes that are designed to aid... ile aynı anlama gelir. Biyoloji açıklamalarında designed to, bir kişinin süreci bilinçli biçimde tasarladığını iddia etmeden işlevi belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve ‘yardım etme işlevine sahip’ anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: This device is ____ recovery after surgery.

Cevabı göster

designed to aid

A warmer body makes it harder for bacteria and viruses Dilbilgisi

3:16

Daha sıcak bir vücut, bakterilerin ve virüslerin

to reproduce and spread because they're temperature-sensitive. Dilbilgisi

3:20

çoğalmasını ve yayılmasını zorlaştırır, çünkü bunlar sıcaklığa duyarlıdır.

Dilbilgisi

make it harder for ... to do: birinin bir şeyi yapmasını zorlaştırmak

make it + adjective + for + noun/pronoun + to + verb kalıbı, bir etkenin bir eylemin ne kadar kolay ya da zor olduğunu değiştirdiğini anlatır. Burada A warmer body buna neden olan etkendir, harder zorluğun arttığını gösterir, for bacteria and viruses ise bu zorluğu kimin ya da neyin yaşadığını belirtir. it biçimsel nesnedir ve body sözcüğüne gönderme yapmaz. Zorlaşan eylemi, ardından gelen to reproduce and spread mastar öbeği belirtir. Bu kalıp easier, safer, possible veya difficult gibi sıfatlarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle make it + adjective + for + noun + to do kalıbını doğru kullanır?

  1. The steep path makes it difficult for young children to reach the top.
  2. The steep path makes young children difficult to reach the top.
  3. The steep path makes it difficult young children to reach the top.
Cevabı göster

The steep path makes it difficult for young children to reach the top.

Dilbilgisi

because they're temperature-sensitive: çünkü sıcaklığa karşı hassastırlar

because, önceki sonucun nedenini açıklar. Burada they, bacteria and viruses ifadesine gönderme yapar ve yan cümle üreyip yayılmanın neden zorlaştığını açıklar. temperature-sensitive, sıcaklık değişikliklerinden kolayca etkilenen anlamına gelen, kısa çizgili bir birleşik sıfattır. be fiilinden sonra özne tamamlayıcısı olarak gelir. Kısa çizgi, temperature ve sensitive sözcüklerinin tek bir betimleme oluşturduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi sıcaklıktan kolayca etkilenen anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The medicine must stay in the refrigerator because it is ____.

Cevabı göster

temperature-sensitive

And when body cells are damaged, Dilbilgisi

3:24

Ve vücut hücreleri hasar gördüğünde,

they release chemicals that make fluid leak into the surrounding tissues, Dilbilgisi

3:26

çevredeki dokulara sıvı sızmasına neden olan kimyasallar salgılarlar,

causing swelling. Dilbilgisi

3:30

bu da şişmeye neden olur.

Dilbilgisi

when ... they release ... causing swelling: koşuldan sonuca uzanan bir zincir kurmak

Bu cümle bir süreci zincir hâlinde düzenler. when body cells are damaged süreci başlatan koşulu, they release chemicals hücrelerin tepkisini, that make fluid leak into the surrounding tissues ara mekanizmayı, causing swelling ise son sonucu belirtir. Bu yapıda when ile başlayan yan cümle durumu kurar, ana cümle ne olduğunu söyler ve sondaki -ing ifadesi önceki eylemin sonucunu gösterebilir. Parçaları bu sırayla okumak, uzun bir bilimsel cümleyi takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle bilgileri en açık biçimde koşul, eylem ve ortaya çıkan sonuç olarak düzenler?

  1. When the pipe bursts, water floods the basement, causing serious damage.
  2. The pipe burst after the basement flooded.
  3. Water damage is common in old basements.
Cevabı göster

When the pipe bursts, water floods the basement, causing serious damage.

Dilbilgisi

that make fluid leak ... causing swelling: ilgi cümleciği ve ettirgen make

that make fluid leak ... içinde that, chemicals sözcüğünü niteleyen tanımlayıcı bir ilgi cümleciği başlatır. Bu cümlecik, kimyasalları oluşturdukları etkiye göre tanımlar. that ilgi cümleciğinin öznesidir ve çoğul chemicals sözcüğüne gönderme yaptığı için fiil make olur. İlgi cümleciğinde make + nesne + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır: make fluid leak. fluid etkilenen nesnedir; leak önüne to almaz ve -s eki almaz. Ardından gelen causing swelling ifadesi sıvı sızıntısının sonucunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi make ve melt fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The device releases heat that ____ the ice ____.

Cevabı göster

makes · melt

Dilbilgisi

causing swelling: -ing ifadesiyle sonuç ekleme

causing swelling ifadesi virgülden sonra gelir ve az önce anlatılan sürecin sonucunu verir: sıvı çevredeki dokulara sızar ve ardından şişme oluşur. Yeni bir ana cümle başlatmaz. Tekrar kullanılabilen “yan cümle, causing + sonuç” kalıbında causing bir ortaçtır, yani present participle biçimidir; çekimli bir fiil değildir. Örtük neden önceki eylem veya durumdur, bu yüzden ifade yeni bir özne getirmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. major damage ifadesinden önce cause fiilinin -ing biçimini kullanın: The broken pipe flooded the hallway, ____.

Cevabı göster

causing major damage

That also attracts phagocytes, Anlatım akışı

3:31

Bu aynı zamanda fagositleri çeker,

which consume the invaders and the damaged cells.

3:34

onlar da istilacıları ve hasar görmüş hücreleri tüketirler.

Anlatım akışı

That also attracts: bir adımı sonraki adıma bağlama

That, az önce anlatılan şişmeye gönderme yapar; böylece yazar önceki düşüncenin tamamını tekrarlamaz. Önceki sonucu, fagositleri çekme şeklindeki bir sonraki adımın başlangıç nedeni hâline getirir. Also bunun ek bir etki olduğunu gösterir. “That also + fiil” kalıbı, bir cümleyi sonrakine bağladığı ve neden-sonuç zincirini ilerlettiği için süreç açıklamalarında kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi, önceki olaya gönderme yapmak ve başka bir etki eklemek için That also yapısını kullanır?

  1. The alarm wakes the staff. Also, a resident bought a new alarm.
  2. The alarm wakes the staff. That means the staff are nearby residents.
  3. The alarm wakes the staff. That also alerts nearby residents.
Cevabı göster

The alarm wakes the staff. That also alerts nearby residents.

Usually,

3:38

Genellikle,

an immune response will eradicate a threat within a few days. Kelime

3:38

bir bağışıklık tepkisi bir tehdidi birkaç gün içinde ortadan kaldıracaktır.

Kelime

eradicate a threat within a few days: tehdidi süre dolmadan tamamen ortadan kaldırmak

Bu cümlede eradicate a threat, tehlikeyi yalnızca zayıflatmak ya da yönetmek değil, tamamen ortadan kaldırmak demektir. Eradicate, ciddi ve zararlı sorunlar için sık kullanılan güçlü ve resmî bir fiildir. Within a few days bir süre sınırı koyar: kökten yok etme işleminin birkaç günlük kısa dönemin sonuna kadar tamamlanması beklenir. Eylemin o günlerin tamamı boyunca sürmesi gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede eradicate tamamen ortadan kaldırma, within ise süre sınırı belirtmek için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The city will control the pollution within ten years, meaning it will certainly disappear completely.
  2. The campaign aims to eradicate the disease within ten years.
  3. The staff will eradicate the chairs from the room within ten minutes.
Cevabı göster

The campaign aims to eradicate the disease within ten years.

It won't always stop you from getting ill, Ton ve niyet

3:42

Sizi her zaman hastalanmaktan alıkoymaz,

but that's not its purpose.

3:44

ama amacı bu değildir.

Ton ve niyet

won't always ..., but that's not its purpose: sınırlamayı kabul edip ölçütü değiştirmek

Won't always kısmi bir olumsuzluktur: “her seferinde değil” anlamına gelir, dolayısıyla sonuç bazen yine de gerçekleşebilir. Burada stop you from getting ill, birinin hastalanmasını önlemek anlamında stop + someone + from + -ing yapısını kullanır. But that's not its purpose, değerlendirmede kullanılan ölçütü değiştirir. Konuşmacı önce bir sınırlamayı kabul eder, ardından eksiksiz biçimde önlemenin hiçbir zaman amaçlanan görev olmadığını açıklar. Bu kabul edip asıl amaca yönlendirme kalıbı, gerçekçi olmayan bir beklentiyi düzeltirken kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle önce bir sınırlamayı kabul edip ardından dikkati amaçlanan işleve yönlendiriyor?

  1. A summary includes every detail because leaving details out is its purpose.
  2. A summary never includes any useful information, so it serves no purpose.
  3. A summary won't always include every detail, but that's not its purpose; it is meant to present the main ideas.
Cevabı göster

A summary won't always include every detail, but that's not its purpose; it is meant to present the main ideas.

Its actual job is to stop a threat from escalating to dangerous levels inside your body. Notlar

3:46

Asıl işi, bir tehdidin vücudunuzda tehlikeli boyutlara ulaşmasını engellemektir.

Anlatım akışı

Its actual job is to...: gerçek işlevi belirtmek

Burada Its actual job is to..., açıklamanın odağını bir şeyin görünüşte yaptığı işten gerçekte yaptığı işe çevirir. actual, daha önce belirtilen veya varsayılan bir düşünceyle karşıtlık kurar; job ise ücretli bir iş değil, “işlev” anlamına gelir. X's actual job is to + fiilin yalın hâli kalıbı bilgiyi iki adımda düzenler: önce bir düzeltme yapılacağını gösterir, sonra gerçek işlevi açıklar. Bu cümlede to sonrasındaki eylem bu işlevdir.

Alıştırma

Its actual job is to... bu cümlede bilgiyi düzenleme açısından nasıl bir görev üstleniyor?

  1. Varsayılan bir düşünceyi düzeltir ve gerçek işlevi açıklar.
  2. Eşit derecede mümkün iki işlevi seçim yapmadan sıralar.
  3. İşlevin yalnızca kısa bir süre gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Varsayılan bir düşünceyi düzeltir ve gerçek işlevi açıklar.

Kalıp ifadeler

stop A from escalating to...: bir değişimin büyümesini önlemek

stop A from doing B kalıbı, A'nın bir eylemde bulunmasını veya bir değişim geçirmesini önlemek anlamına gelir. Burada A, a threat ifadesidir; from escalating ise önlenen değişimi belirtir. from sonrasında -ing biçimi kullanılır: escalating. escalate to + seviye, bir durumun belirtilen seviyeye ulaşana kadar daha ciddi hâle gelmesi demektir. stop a threat from escalating to dangerous levels bütünü, tehdidin tehlikeli olacak kadar büyümesini önlemek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi stop A from -ing ve escalate to + level hedef kalıplarıyla tamamlayın: Early action can stop the conflict ____ a dangerous level.

Cevabı göster

from escalating to

And through constant surveillance over time, Kalıp ifadeler

3:52

Ve zaman içindeki sürekli gözetim sayesinde,

the immune system provides another benefit.

3:54

bağışıklık sistemi başka bir fayda daha sağlar.

It helps us develop long-term immunity. Kalıp ifadeler

3:57

Uzun vadeli bağışıklık geliştirmemize yardımcı olur.

Kalıp ifadeler

through constant surveillance over time: zaman içinde sürekli gözetim yoluyla

Through, sonucun hangi yolla ortaya çıktığını gösterir: bağışıklık sistemi bu faydayı sürekli gözetim sayesinde sağlar. Buradaki surveillance, tek seferlik bir kontrolü değil, sistemli ve devamlı izlemeyi anlatır. Over time, bu sürecin uzun bir dönem boyunca işlediğini gösterir. İfadenin ana cümleden önce gelmesi uzun süreli süreci önce sunar; And ise bu faydayı önceki noktaya bağlar.

Alıştırma

through constant surveillance over time, faydanın nasıl geliştiği hakkında ne anlatır?

  1. Belirli bir süre boyunca devam eden izleme yoluyla gerçekleşir.
  2. Tüm izleme durduğu için gerçekleşir.
  3. Yalnızca tek bir kısa kontrolden sonra gerçekleşir.
Cevabı göster

Belirli bir süre boyunca devam eden izleme yoluyla gerçekleşir.

Kalıp ifadeler

help someone develop long-term immunity: birinin uzun süreli bağışıklık geliştirmesine yardımcı olmak

Help sözcüğünden sonra bir nesne ve fiilin yalın hâli gelebilir: helps us develop. İfade, bu sürecin insanların bağışıklık korumasını yavaş yavaş kazanmasını mümkün kıldığını anlatır. Develop immunity, fiil ve isimden oluşan yerleşik bir eş dizimdir. Long-term, immunity sözcüğünden önce gelen kısa çizgili bir sıfattır ve korumanın uzun bir dönem sürdüğünü belirtir; tek başına kalıcı ya da ömür boyu süren koruma anlamına gelmez.

Alıştırma

Bağışıklık korumasını yavaş yavaş kazanmak anlamındaki iki sözcüklü eş dizimle cümleyi tamamlayın: Vaccines can help the body ____ to a virus.

Cevabı göster

develop immunity

When B and T-cells identify antigens, Dilbilgisi

4:00

B ve T hücreleri antijenleri tanımladıklarında,

they can use that information to recognize invaders in the future.

4:03

gelecekte istilacıları tanımak için bu bilgiyi kullanabilirler.

Dilbilgisi

When..., they can use that information to...: bir durumun tetiklediği yetenek

When + geniş zamanlı yan cümle, ana cümledeki yeteneğin kullanılabildiği durumu belirtir. Tekrarlanan veya gelecekte gerçekleşecek durumlardan söz ederken İngilizcede when yan cümlesinde normalde will değil, geniş zaman kullanılır: When B and T-cells identify... ifadesini they can... izler. that information, hücrelerin antijenleri tanıyarak öğrendiği bilgiyi gösterir. use + information + to + fiilin yalın hâli yapısında bilgi, fiilin belirttiği amacı gerçekleştirmek için kullanılan araç veya dayanaktır.

Alıştırma

Sensörün algıladığı veriyi kullanarak harekete geçtiğini gösteren ifadeyi yazın: When the sensor detects smoke, it can ____ sound an alarm.

Cevabı göster

use that information to

So when a threat revisits, Dilbilgisi

4:07

Böylece bir tehdit tekrar geldiğinde,

the cells can swiftly deploy the right antibodies Kalıp ifadeler

4:09

hücreler daha fazla hücreyi etkilemeden önce

to tackle it before it affects any more cells.

4:12

onunla başa çıkmak için doğru antikorları hızla devreye sokabilirler.

Dilbilgisi

So when..., the cells can... before...: sonuç, tetikleyici ve zaman sınırı

So, bu cümleyi önceki açıklamanın sonucuna bağlar. when a threat revisits, tepkinin kullanılabilir olduğu durumu belirler; ana cümle ise hücrelerin ne yapabildiğini söyler. to tackle it, antikorları devreye sokmanın amacını belirtir. before it affects any more cells bir zaman sınırı koyar: tehdidin daha fazla yayılmasını önlemek için tepkinin yeterince erken gerçekleşmesi amaçlanır. Cümle böylece sonuç, tetikleyici durum, eylem, amaç ve zaman sınırı sırasıyla ilerler.

Alıştırma

Cümle bilgileri nasıl düzenliyor?

  1. Bir sonuç, gelecekteki bir durum, bir eylem ve amacı ile daha fazla zarar oluşmadan önceki zaman sınırını sunar.
  2. Hücrelerin harekete geçmeden önce diğer tüm hücrelerin etkilenmesini beklediğini söyler.
  3. Geçmişte gerçekleşmiş, birbiriyle ilgisiz olayları anlatır.
Cevabı göster

Bir sonuç, gelecekteki bir durum, bir eylem ve amacı ile daha fazla zarar oluşmadan önceki zaman sınırını sunar.

Kalıp ifadeler

swiftly deploy... to tackle...: bir sorunla mücadele etmek için kaynakları devreye sokmak

Swiftly deploy the right antibodies, tehdide en uygun antikorları hızla hazır hâle getirip devreye sokmak demektir. Deploy, tepkiyi düzenli ve amaçlı bir eylem olarak gösterirken right, bu belirli tehdide uygun anlamına gelir. To tackle it amaç bildiren bir mastar yapısıdır ve antikorların neden devreye sokulduğunu açıklar. Buradaki tackle, tehdide karşı etkin adımlar atmak demektir; bir şeye fiziksel olarak müdahale etmek ya da tehdidi mutlaka tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, şehrin bir sorunla başa çıkmak için kaynakları hızla devreye soktuğunu doğal biçimde anlatır?

  1. The city swiftly deployed repair crews to tackle the storm damage.
  2. The city swiftly deployed the storm damage to tackle repair crews.
  3. The city swiftly described repair crews after the storm damage.
Cevabı göster

The city swiftly deployed repair crews to tackle the storm damage.

That's how you can develop immunity to certain diseases like chickenpox. Anlatım akışı

4:15

İşte su çiçeği gibi belirli hastalıklara karşı bu şekilde bağışıklık geliştirebilirsiniz.

Anlatım akışı

That's how...: açıklanan bir süreci sonucuna bağlamak

That's how..., az önce açıklanan sürecin tamamına gönderme yapar. Bu cümlede söz konusu süreç, bir kişinin bağışıklık geliştirme yolu olarak sunulur; how burada soru sormaz. Bu kalıp, önce mekanizmayı, ardından sonucu sunarak açıklamayı düzenler: önce süreci açıklayın, sonra açıklamayı bitirmek için That's how + sonuç bildiren yan cümle yapısını kullanın. Like chickenpox, bu hastalıklara somut bir örnek verir.

Alıştırma

Konuşmacı, bir filtrenin sudaki tuzu giderdiği adımları henüz açıkladı. Hangi cümle açıklamayı en iyi şekilde tamamlar?

  1. That's how the filter produces fresh water.
  2. That's why the filter was blue.
  3. That's what the filter cost.
Cevabı göster

That's how the filter produces fresh water.

It doesn't always work so well. Anlatım akışı

4:19

Bu her zaman bu kadar iyi çalışmaz.

Anlatım akışı

It doesn't always work so well: bir istisnayı tanıtan kısmi olumsuzluk

Doesn't always kısmi olumsuzluk bildirir: “her seferinde değil” demektir; dolayısıyla süreç bazı durumlarda iyi çalışabilir. Hiçbir zaman çalışmadığı anlamına gelmez. Kısa cümle bir bütün olarak önceki olumlu açıklamayı sınırlar ve istisnalara ya da başarısızlıklara geçiş yapar. So well, az önce anlatılan iyi işleyiş düzeyini gösterir; bu temkinli ifade bütünüyle başarısızlık iddiasından kaçınır.

Alıştırma

“It doesn't always work so well” ne anlama gelir?

  1. Her seferinde aynı derecede iyi çalışır.
  2. Hiçbir zaman iyi çalışmaz.
  3. Bazı durumlarda iyi çalışır, ancak her durumda değil.
Cevabı göster

Bazı durumlarda iyi çalışır, ancak her durumda değil.

Some people have autoimmune diseases, Kelime

4:21

Bazı insanların otoimmün hastalıkları vardır,

which trick the immune system into attacking the body's own perfectly healthy cells. Dilbilgisi

4:24

bu hastalıklar bağışıklık sistemini kandırarak vücudun kendi tamamen sağlıklı hücrelerine saldırmasına neden olur.

Kelime

autoimmune diseases: bağışıklık vücudun kendisine saldırdığında

Autoimmune diseases, otoimmün hastalıklar demektir. Bu hastalıklarda bağışıklık sistemi yanlışlıkla vücudun kendi sağlıklı hücrelerine veya dokularına saldırır. auto- ön eki “kendi” anlamına gelir; dolayısıyla autoimmune, vücudun kendisine yönelmiş bir bağışıklık tepkisini anlatır. Bu cümlede terim, etkin bir bağışıklık sisteminin yine de nasıl zarar verebileceğini açıklar. Sorun yalnızca bağışıklık sisteminin hiçbir şey yapmaması değildir; yanlış hedefi belirler ve vücudun sağlıklı bölümlerine saldırır.

Alıştırma

Bağışıklık sisteminin vücudun kendi sağlıklı dokusuna saldırdığı anlamına gelen tıbbi terimi yazın: Lupus is an ____ disease.

Cevabı göster

autoimmune

Dilbilgisi

trick + nesne + into + -ing: kandırarak yaptırmak

Trick + nesne + into + -ing, bir kişiyi veya sistemi aldatarak ya da yanıltarak bir eylem yapmasına neden olmak demektir. Bu cümlede nesne the immune system, yapmaya yönlendirildiği eylem ise attacking the body's healthy cells bölümüdür. Bu kalıpta into bir edattır, bu yüzden sonraki fiil -ing biçiminde kullanılır: trick the immune system into attacking doğrudur; into attack doğru değildir. Burada trick mecaz anlamdadır. Hastalıklar gerçekten bir aldatma planlamaz; bağışıklık sisteminin zararlı bir hata yapmasına neden olur.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri ve hedef kalıbı kullanarak cümleyi tamamla: Yesterday, the fake website ____ her password. (trick / Maya / reveal)

Cevabı göster

tricked Maya into revealing

No one knows exactly what causes them, Anlatım akışı

4:29

Bunlara neyin sebep olduğunu kimse tam olarak bilmiyor,

but these disorders sabotage the immune system to varying degrees Notlar

4:32

ancak bu bozukluklar bağışıklık sistemini farklı derecelerde sabote eder

Anlatım akışı

No one knows exactly..., but...: belirsizlikten bilinen gerçeklere geçiş

İlk bölüm olan No one knows exactly what causes them, kesin nedeni belirsiz bilgi olarak gösterir. Exactly sözcüğü önemlidir: hiçbir şey bilinmediğini iddia etmeden, kısmi bilgi bulunabileceğine yer bırakır. Ardından but daha kesin bilgiye geçiş yapar: bu bozuklukların bağışıklık sistemine zarar verdiği bilinir, ancak zararın derecesi değişir. Önce bilinmeyeni, sonra bilineni sunan bu düzen, bilimsel bir açıklamanın sınırlarını belirtip doğrulanmış kanıtlarla devam etmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle önce bir noktayı belirsiz olarak gösterip ardından onunla ilgili bilinen bir bilgi veriyor?

  1. No one knows why the lake turned pink, and no one has learned anything about it.
  2. No one knows exactly why the lake turned pink, but tests show that the water is safe.
  3. Everyone knows exactly why the lake turned pink, but no tests have been done.
Cevabı göster

No one knows exactly why the lake turned pink, but tests show that the water is safe.

Kelime

sabotage the immune system to varying degrees: bir sistemin işleyişini farklı derecelerde bozmak

Bu cümlede sabotage mecaz anlamda kullanılmıştır. Bu bozukluklar bağışıklık sisteminin normal çalışma yeteneğine zarar verir veya onu ciddi biçimde aksatır; fiil, bir bozukluğun saldırı planlayabildiğini düşündürmez. to varying degrees ifadesi iddiayı sınırlar: aksamanın miktarı her durumda aynı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, birkaç yazılım kusurunun bir sisteme ciddi zarar verdiğini ancak her birinin aynı miktarda zarar vermediğini doğal biçimde anlatır?

  1. The software flaws caused the payment system to work exactly as intended.
  2. The software flaws sabotaged the payment system to varying degrees.
  3. The software flaws repaired the payment system in different ways.
Cevabı göster

The software flaws sabotaged the payment system to varying degrees.

and underlie problems like arthritis, Kelime

4:36

ve artrit,

type I diabetes,

4:38

tip I diyabet,

and multiple sclerosis.

4:40

ve multipl skleroz gibi sorunların temelini oluşturur.

Kalıp ifadeler

to varying degrees: farklı yollar değil, farklı seviyeler

to varying degrees, sözü edilen durumların hepsinde aynı etkinin veya özelliğin bulunduğunu ancak bunun gücünün ya da kapsamının aynı olmadığını belirtir. Burada bozuklukların hepsi bağışıklık sistemini eşit ölçüde aksatmaz. İfade genellikle bir fiilden veya betimlemeden sonra gelir ve söylenen şeyin ne ölçüde geçerli olduğunu belirtir. Her durum için kesin bir seviye vermeden genel bir iddiayı daha açık hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle her mahallenin etkilendiğini ancak etkinin miktarının farklı olduğunu en iyi şekilde anlatır?

  1. The storm affected the neighborhoods in various ways.
  2. The storm affected the neighborhoods to varying degrees.
  3. The storm affected every neighborhood to the same degree.
Cevabı göster

The storm affected the neighborhoods to varying degrees.

Kelime

underlie problems like...: daha derin bir nedeni belirtmek

underlie problems like... ifadesindeki underlie, “bir şeyin görünmeyen temelini, mekanizmasını veya daha derin nedenini oluşturmak” demektir. Daha önce belirtilen özne, artrit, tip 1 diyabet ve multipl sklerozla yalnızca bağlantılı bir şey olarak değil, bu hastalıkların arkasındaki bir etken olarak sunulur. Underlie doğrudan nesne alır: tekil özneyle a factor underlies a problem, çoğul özneyle several factors underlie a problem denir. Bu yapı, gözlemlenen bir hastalığın veya sonucun arkasında ne olduğunu açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “daha derin nedeni veya temeli oluşturmak” anlamındaki resmî fiille tamamlayın: Long-term stress may ____ several health problems.

Cevabı göster

underlie

For most individuals, Anlatım akışı

4:42

Çoğu birey için

however,

4:43

ise,

a healthy immune system will successfully fight off an estimated 300 colds Öbek fiiller

4:44

sağlıklı bir bağışıklık sistemi ömrü boyunca

and innumerable other potential infections over the course of a lifetime. Kalıp ifadeler

4:49

yaklaşık 300 soğuk algınlığı ve sayısız diğer potansiyel enfeksiyonu başarıyla bertaraf edecektir.

Anlatım akışı

For most individuals, however: kapsamı sınırlayıp olağan duruma dönmek

For most individuals, iddiayı herkes yerine büyük çoğunlukla sınırlar. Böylece bağışıklık sistemi olağan düzene uymayan kişilere yer bırakır ve ifade daha doğru olur. However, daha önce ele alınan hastalıklar veya istisnalarla bir karşıtlık kurar. Cümlenin başındaki çerçeve ifadesinden sonra ve virgüller arasında kullanıldığında açıklamayı olağan duruma geri döndürür: bu istisnalara rağmen sağlıklı bir bağışıklık sistemi genellikle yaşam boyunca birçok enfeksiyonla savaşır.

Alıştırma

Birkaç müşteri bir uygulamanın telefonlarında çöktüğünü bildirdi. Hangi cümle bir sonraki iddianın kapsamını en iyi şekilde sınırlar ve olağan duruma geri döner?

  1. For a few users, however, the app crashes.
  2. For most users, however, the app runs smoothly.
  3. For all users, therefore, the app runs smoothly.
Cevabı göster

For most users, however, the app runs smoothly.

Öbek fiiller

fight off: bir tehdide başarıyla karşı koymak

Fight off, bir hastalığa, saldırıya ya da başka bir tehdide başarıyla karşı koyup onun üstün gelmesini engellemek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada bağışıklık sistemi, soğuk algınlıklarını ve olası enfeksiyonları yenebilen bir güç olarak anlatılır. Off parçacığı, tehdidi uzaklaştırma veya durdurma sonucu anlamını ekler. Fight tek başına bir şeyle mücadele etmeyi anlatabilir, ancak mücadelenin başarıyla sonuçlandığını açıkça belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle vücudun bir enfeksiyona başarıyla karşı koyduğunu anlatır?

  1. Her doctor tested for the infection.
  2. Her immune system fought off the infection.
  3. Her symptoms revealed the infection.
Cevabı göster

Her immune system fought off the infection.

Kalıp ifadeler

over the course of a lifetime: tüm bir yaşam boyunca

Bu cümlede over the course of a lifetime, çok sayıdaki soğuk algınlığı ve enfeksiyon için zaman aralığını belirler. “Bir insanın tüm yaşam süresi boyunca” anlamına gelir; olayların farklı zamanlarda gerçekleştiği veya zamanla biriktiği anlaşılır. Yapı over the course of + bir zaman dilimi ya da süreç şeklindedir. Genellikle kademeli değişimleri, tekrarlanan olayları veya bu süre boyunca biriken toplamı çerçeveler.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayan ve “tüm dönem boyunca” anlamına gelen ifadeyi seçin: The town changed greatly ___ the century.

  1. before the start of
  2. at the moment of
  3. over the course of
Cevabı göster

over the course of

Without it, Dilbilgisi

4:54

O olmasaydı,

those threats would escalate into something far more dangerous. Kalıp ifadeler

4:55

bu tehditler çok daha tehlikeli bir şeye dönüşürdü.

Dilbilgisi

Without it, ... would ...: varsayımsal bir sonuç

Without it, “o mevcut ya da kullanılabilir olmasaydı” anlamına gelir. Bir şeyin bulunmadığı varsayımsal bir koşul kurar; ancak tek başına o şeyin gerçekte bulunmadığını söylemez. Ana cümlede bu koşulun sonucu would + fiilin yalın hâli ile verilir. Without + isim veya zamir, özne + would + fiilin yalın hâli kalıbı, bir kişi ya da şey olmadığında neler olabileceğini göstererek onun önemini vurgulayabilir.

Alıştırma

Varsayımsal bir sonucu anlatmak için Without ... would ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Without its battery, the device would stops working.
  2. Without its battery, the device would stop working.
  3. Without its battery, the device will stopping working.
Cevabı göster

Without its battery, the device would stop working.

Kalıp ifadeler

escalate into ... far more dangerous: çok daha tehlikeli bir duruma dönüşmek

Escalate into + isim öbeği, bir sorunun, çatışmanın veya tehdidin kötüleşerek into'dan sonra belirtilen duruma dönüşmesi anlamına gelir. Burada tehditler daha tehlikeli bir şeye dönüşürdü. Far, more dangerous karşılaştırmasını güçlendirir: far more dangerous, fiziksel olarak uzak değil, “çok daha tehlikeli” demektir. Would, bu kötüleşmeyi varsayımsal bir sonuç olarak gösterir.

Alıştırma

Küçük bir anlaşmazlığın çok daha ciddi bir duruma dönüşebileceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. A small dispute could escalate into something far more serious.
  2. A small dispute could escalate something far more serious into.
  3. A small dispute could escalate into something far serious.
Cevabı göster

A small dispute could escalate into something far more serious.

So the next time you catch a cold or scratch a mosquito bite, Notlar

4:58

Bu yüzden bir dahaki sefere soğuk algınlığına yakalandığınızda veya bir sivrisinek ısırığını kaşıdığınızda,

Dilbilgisi

the next time + simple present yan cümlesi: bir şey tekrar olduğunda

the next time + özne + simple present fiil, «bu tekrar gerçekleştiğinde» anlamına gelir. Bu bölümün tamamı zaman yan cümlesi olarak görev yapar ve ana eylemin ya da hatırlatmanın ne zaman geçerli olduğunu belirtir. Burada or iki olası durumu birbirine bağlar. Durumlar gelecekte olsa da İngilizce bu zaman yan cümlesinde normalde simple present kullanır: you will catch ve you will scratch değil, you catch ve you scratch denir. Gelecek anlamı the next time ve bağlamdan gelir; when eklemeye gerek yoktur.

Alıştırma

Hatırlatmayı hedef yapıyla tamamla: ____ you use a shared computer, sign out of every account.

Cevabı göster

The next time

think of the immune system.

5:02

bağışıklık sistemini düşünün.

Anlatım akışı

So the next time ..., think of ...: sonucu gelecekteki bir eyleme bağlamak

So, bu cümlenin önceki açıklamadan çıkarılan bir sonuç olduğunu gösterir. the next time ... dinleyiciyi tanıdık bir gelecek durumuna yerleştirir; emir yapısındaki think of ... ise o anda hangi fikri hatırlaması gerektiğini söyler. Bu, eyleme yönelten bir geri bağlamadır: konuşmacı yalnızca konuyu özetlemek yerine onu dinleyicinin ileride yaşayabileceği bir durumla ilişkilendirir ve o an için bir düşünce ya da eylem bırakır.

Alıştırma

Bir konuşmacı kısa molaların odaklanmayı nasıl artırdığını henüz açıkladı. Hangi cümle konuşmayı aynı gelecek durumu ve hatırlatma düzeniyle en iyi şekilde bitirir?

  1. Yesterday, I took a break while studying.
  2. So the next time you feel your attention fading, take a short break and return refreshed.
  3. Short breaks can improve focus in several ways.
  4. People sometimes lose focus during long tasks.
Cevabı göster

So the next time you feel your attention fading, take a short break and return refreshed.

We owe it our lives. Deyimler

5:04

Hayatımızı ona borçluyuz.

Deyimler

We owe it our lives: owe + kişi/şey + one's life yapısı

Bu cümlede We owe it our lives, onun sayesinde hayatta olduğumuzu, yani onun bizi koruduğunu veya kurtardığını anlatır. Buradaki owe mecazidir; para ya da gerçek anlamda borç ödeme söz konusu değildir. Yapı owe + kişi/şey + borçlu olunan şey şeklindedir. Burada it, hayatta kalmamızı sağlayan kişi ya da şeyi; our lives ise “borçlu olduğumuz” şeyi gösterir. We owe our lives to it de denebilir.

Alıştırma

Sağlık görevlileri kazadan sonra bizi kurtardı. Cümleyi owe + them + our lives ile tamamlayın: We ____.

Cevabı göster

owe them our lives

TED-Ed is a non-profit.

5:07

TED-Ed kâr amacı gütmeyen bir kuruluştur.

If you value our work,

5:08

Eğer çalışmalarımıza değer veriyorsanız,

please consider supporting it on patreon.com/teded. Ton ve niyet

5:09

lütfen patreon.com/teded adresinden desteklemeyi düşünün.

Ton ve niyet

Please consider supporting...: consider + -ing ile isteği yumuşatmak

Please consider supporting it, “lütfen onu desteklemeyi ciddi olarak düşünün” demektir. consider “bir şeyi yapmayı düşünmek” anlamındayken ardından -ing biçimi gelir; bu yüzden supporting doğrudur. Please ve consider isteği yumuşatır. Konuşan kişi destek talep etmek yerine bunu bir seçenek olarak sunar ve kararı dinleyiciye bırakır.

Alıştırma

Kibar daveti consider ve join sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Please ____ our volunteer team.

Cevabı göster

consider joining