Dünyanın en acı verici böcek ısırığı - Justin Schmidt: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Justin O. Schmidt’in sokma acısı indeksinden yararlanarak bal arısı, tarantula avcısı yaban arısı ve kurşun karıncanın zehrini, biyolojik etkilerini ve savunmadaki işlevlerini karşılaştırıyor. Kurşun karıncanın en acı verici sokmaya sahip olduğu, yaban arısının ikinci sıraya yerleştiği ve bal arısının ölçeğin ortalarında kaldığı; ancak toplu saldırıda çok daha tehlikeli hâle geldiği sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it's like a flaming match head has landed on your arm — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: like sözcüğünün gerçek bir olayı değil, canlı bir duyusal benzetmeyi başlattığını ayırt edebilirsiniz. Bu kalıbı acı, sıcaklık, korku veya başka bedensel hisleri daha somut ve kolay canlandırılır biçimde anlatmak için kullanabilirsiniz. 2. is what makes the pain last so long. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: what yan cümlesinin bir sonucun belirleyici nedenini nasıl öne çıkardığını anlayabilirsiniz. This is what makes… yapısını bir etkinin, davranışın ya da bilimsel sürecin neden gerçekleştiğini odaklı biçimde açıklamak için uyarlayabilirsiniz. 3. clocks in as the second most painful on the scale. — Phrasal Verbs: clocks in as ifadesinin ölçülen bir değeri, kaydedilmiş bir sonucu veya sıralamadaki konumu bildirdiğini öğrenebilirsiniz. İfadeyi puan, süre, fiyat, boyut ve karşılaştırmalı bir ölçekteki dereceyi aktarırken kullanabilirsiniz.
Bu derste
Program açılışında Welcome to
Burada Welcome to, It Hurts adlı bir programı veya bölümü tanıtır. “Programa hoş geldiniz” işlevi görür; birinin fiziksel olarak bir yere vardığını belirtmez. İnsanları karşılamak ve dikkatlerini başlamakta olan şeye yöneltmek için Welcome to + yer, etkinlik, program veya faaliyet adı kullanılır. to’dan sonraki ad, insanların neye davet edildiğini gösterir.
Alıştırma
Bir programın başında "Welcome to Young Explorers" diyen kişi ne yapıyor?
- İzleyiciye bir yere gitmesini söylemek
- Programın bittiğini söylemek
- İzleyiciyi karşılamak ve programı tanıtmak
Cevabı göster
İzleyiciyi karşılamak ve programı tanıtmak
One of these creatures is thought to possess the world's most painful insect sting. Dilbilgisi
0:09Bu canlılardan birinin dünyanın en acı verici böcek sokmasına sahip olduğu düşünülüyor.
is thought to possess: temkinli bir aktarım yapısı
is thought to possess, be + thought + to mastarı kalıbını izler. İnsanların veya uzmanların genel olarak canlının bir şeye sahip olduğuna inandığını ifade eder; belirli bir kişinin düşünme eylemini anlatmaz. Bu edilgen yapı, bu görüşü tam olarak kimin taşıdığını söylemez ve iddiayı temkinli biçimde sunar. Bilim ve haber metinlerinde, kabul gören veya muhtemel olan fakat tamamen kesin bir gerçek olarak sunulmayan iddialarda be thought to + fiilin yalın hâli sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi be thought to yapısı ve possess fiiliyle tamamlayın: The species ____ a rare defense.
Cevabı göster
is thought to possess
the world's most painful insect sting: dünya çapında bir üstünlük derecesi
Tam ad öbeği the world's most painful insect sting şeklindedir. The world's karşılaştırma alanını tüm dünya olarak belirler; most painful ise insect sting ifadesini niteleyen üstünlük derecesidir. Bu ifade, söz konusu sokmayı dünyadaki diğer tüm böcek sokmalarından daha acı verici olarak sunar. Burada world's, “dünyanın” veya “dünyadaki” anlamında iyelik biçimidir. World is ifadesinin kısaltması değildir. the world's + üstünlük derecesi + isim kalıbı, the + üstünlük derecesi + isim + in the world yapısının daha kısa bir alternatifidir.
Alıştırma
Cümleyi world sözcüğünün iyelik biçimi ve large sıfatının üstünlük derecesiyle tamamlayın: The blue whale is ____ animal.
Cevabı göster
the world's largest
would it be: the ant that forages in rainforest canopies? Kelime
0:16yağmur ormanı gölgeliklerinde yiyecek arayan karınca mı?
If you were to guess: varsayımsal bir cevap vermeye davet
If you were to guess hayalî bir durum oluşturur: tahminde bulunduğunuzu varsayın. If + özne + were to + fiilin yalın hâli kalıbında were, varsayımsal bir mesafe belirtir; geçmiş zamanı anlatmaz. Burada konuşmacı, seçenekleri sunmadan önce karşı tarafı tahmin etmeye davet eder. would it be içindeki would, bu hayalî durumda cevabın ne olabileceğini sorar ve soruya test benzeri, merak uyandıran bir ton verir.
Alıştırma
Varsayımsal soruyu were to ve pick fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: If you ____ one book for the trip, which would it be?
Cevabı göster
were to pick
forages in rainforest canopies: yağmur ormanının tepe örtüsünde yiyecek aramak
Burada forages, bir hayvanın bir alanda dolaşarak yiyecek araması anlamına gelir. Özne the ant olduğu için forage fiili üçüncü tekil şahıs biçimi olan forages hâlindedir. in rainforest canopies ifadesi aramanın nerede gerçekleştiğini gösterir. Ekoloji bağlamında rainforest canopies, ağaç tepelerinin oluşturduğu yağmur ormanının üst katmanlarıdır; kumaştan yapılmış gölgelikler değildir. İfadenin tamamı, karıncanın ormanın yükseklerinde görülen tipik besin arama davranışını anlatır.
Alıştırma
Bu notta “yiyecek aramak” anlamında kullanılan fiille cümleyi tamamlayın: At low tide, shorebirds ____ among the rocks for small crabs.
Cevabı göster
forage
the bee that protects a hive of delectable honey? Kelime
0:21leziz bal dolu bir kovanı koruyan arı mı?
hive of delectable honey: iştah açıcı bal içeren bir kovan
Burada hive, arıların yaşadığı yapı olan kovanı ifade eder; ayrıca orada yaşayan arı kolonisini de anlatabilir. a hive of delectable honey ifadesinde of ile başlayan bölüm kovanın içindekini öne çıkarır; dolayısıyla kastedilen, lezzetli ve iştah açıcı bal içeren bir kovandır. Delectable, tadı çok güzel olan veya öyle görünen yiyecekler için kullanılan, etkileyici ve biraz edebî bir sıfattır. İfade canlıdır, ancak balı saymanın veya ölçmenin standart bir yolu değildir.
Alıştırma
Bu cümlede a hive of delectable honey ne anlama gelir?
- Yuvası olmayan bir arı grubu
- Lezzetli ve iştah açıcı bal içeren bir arı kovanı
- Balı ölçmek için kullanılan standart bir birim
Cevabı göster
Lezzetli ve iştah açıcı bal içeren bir arı kovanı
or the wasp that paralyzes tarantulas. Kelime
0:24yoksa tarantulaları felç eden yaban arısı mı derdiniz?
paralyzes tarantulas: tarantulaları hareket edemez hâle getirmek
Burada paralyzes geçişli bir fiildir: eşek arısı, tarantulaların hareket etme yetisini kaybetmesine neden olur. Tarantulas bu etkinin yöneldiği nesnedir. Paralyze, hareketin ya da bir vücut işlevinin kaybedilmesini anlatır. Tek başına kill anlamına gelmez; bu nedenle felç olan bir hayvan hâlâ yaşıyor olabilir.
Alıştırma
“The venom paralyzes the mouse” cümlesini hangi ifade doğru açıklar?
- Fare hemen ölür.
- Fare hareket edemez hâle gelir, ancak cümle onun öldüğünü söylemez.
- Fare daha hızlı hareket etmeye başlar.
Cevabı göster
Fare hareket edemez hâle gelir, ancak cümle onun öldüğünü söylemez.
Let's find out: sorudan cevaba geçmek
Burada Let's find out., bir soru ve birkaç olasılıktan cevabı arama aşamasına geçiş yapan bir ifadedir. İzleyiciyi devam etmeye ve hangi olasılığın doğru olduğunu keşfetmeye davet eder. Find out, henüz bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya keşfetmek anlamına gelir. Bu kullanımda ifade bir yere gitmeyi önermek yerine açıklamayı düzenler ve cevabın açıklanmasına doğru ilerletir.
Alıştırma
İzleyiciyi cevabı keşfetmeye davet eden, dersteki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle geçişi tamamlayın: Which material keeps water coldest? ____.
Cevabı göster
Let's find out
Ant, bee, and wasp venoms contain a variable cocktail of compounds Deyimler
0:32Karınca, arı ve yaban arısı zehirleri değişken bir bileşik kokteyli içerir
a variable cocktail of compounds: değişken bir bileşik karışımı
Bu cümlede a cocktail of compounds, birkaç farklı kimyasal madde içeren bir karışımı anlatan mecazdır. Buradaki cocktail bir içeceği ifade etmez. Variable, karışımdaki maddelerin veya bunların oranlarının değişebileceğini belirtir. İfade bir bütün olarak, içeriği her zaman aynı olmayan karmaşık bir karışımı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede cocktail, vurgulanan ifadeyle aynı mecazi anlamda kullanılmıştır?
- The doctor prescribed a cocktail of medicines to treat the infection.
- The waiter poured a fruit cocktail into two glasses.
- The scientist stirred the compounds with a cocktail spoon.
Cevabı göster
The doctor prescribed a cocktail of medicines to treat the infection.
designed to incite unsavory sensations and even compromise bodily functions. Notlar
0:37ve bu kokteyl hoş olmayan hisler uyandırmak ve hatta bedensel işlevleri bozmak için tasarlanmıştır.
designed to incite: insan tasarımcı olmadan işlev anlatımı
Designed to incite unsavory sensations, hemen önce sözü edilen bileşikleri açıklayan bir geçmiş ortaç öbeğidir. Designed to + fiilin yalın hâli, bunların işlevini veya etkisini gösterir; incite burada neden olmak ya da tetiklemek, unsavory sensations ise rahatsız edici hisler anlamına gelir. Doğal bir madde veya vücut özelliği için kullanıldığında designed to, bir insanın onu bilinçli olarak yarattığı anlamına gelmek zorunda değildir. Popüler bilim dilinde, bir şeyin bu etkiyi oluşturacak biçimde işlev gördüğünü anlatabilir.
Alıştırma
Dikenlerin doğal işlevini anlatmak için cümleyi vurgulanan yapıyla tamamla: A porcupine's quills are ____ discourage predators.
Cevabı göster
designed to
compromise bodily functions: normal vücut süreçlerini zayıflatmak
Burada compromise, “zayıflatmak, zarar vermek veya riske atmak” anlamında geçişli bir fiildir. Bodily functions, vücudun çalışmasını sağlayan normal süreçlerdir. Bu nedenle compromise bodily functions, bu süreçlerin güvenli veya etkili biçimde çalışmasını zayıflatmak demektir. Even, etkinin daha ciddi bir düzeye çıktığını gösterir: etki yalnızca hoş olmayan hislerin ötesine geçip vücudun çalışma biçimine zarar verebilir. Bu resmî risk bağlamında compromise, “anlaşmaya varmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu cümlede compromise ne anlama gelir: “A severe infection can compromise lung function”?
- akciğer işlevini zayıflatmak veya riske atmak
- akciğerlerle anlaşmaya varmak
- akciğer işlevlerinin listesini yapmak
Cevabı göster
akciğer işlevini zayıflatmak veya riske atmak
describes and ranks the pain of around 100 kinds of insect stings. Kalıp ifadeler
0:48yaklaşık 100 tür böcek sokmasının acısını tanımlar ve sıralar.
sting pain index: böcek sokması ağrısını derecelendiren bir sistem
Sting pain index, farklı böcek sokmalarının ne kadar ağrılı olduğunu tanımlayan ve sıralayan bir sistemin adıdır. Burada index, kitabın sonundaki alfabetik listeyi değil, bir ölçüm veya derecelendirme çerçevesini ifade eder. Bu sistem böcek bilimci Justin O. Schmidt tarafından geliştirilmiştir. Bu cümlede yaklaşık 100 böcek türünün sokmasını ortak bir ölçeğe yerleştirerek ağrılarının karşılaştırılmasını sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede sting pain index neyi ifade eder?
- böcek zehrinde bulunan kimyasal maddelerin listesi
- böcek sokmalarından kaynaklanan ağrıyı tanımlayan ve sıralayan bir sistem
- kitabın sonundaki alfabetik böcek adları listesi
Cevabı göster
böcek sokmalarından kaynaklanan ağrıyı tanımlayan ve sıralayan bir sistem
describes and ranks: eş görevli iki işlev
Bu cümlede describes ve ranks, geniş zamanda kullanılan eş görevli fiillerdir. Justin O. Schmidt's sting pain index öznesini ve the pain of around 100 kinds of insect stings nesnesini paylaşırlar. Endeks iki iş yapar: ağrı hakkında bilgi verir ve farklı böcek sokmalarını ağrı düzeyine göre sıralar. Burada rank, “bir ölçüte göre sıraya koymak” anlamında bir fiildir. Özne + fiil + and + fiil + nesne kalıbı, bir sistemin, raporun veya yöntemin iki işlevi olduğunu kısa ve açık biçimde anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede describes and ranks, aynı nesneyi paylaşan eş görevli fiiller olarak doğru kullanılmıştır?
- The guide is describe and ranks the hiking trails by difficulty.
- The guide describes and ranking the hiking trails by difficulty.
- The guide describes and ranks the hiking trails by difficulty.
Cevabı göster
The guide describes and ranks the hiking trails by difficulty.
One of our three competitors claims the nastiest one. Kelime
0:54Üç yarışmacımızdan biri en kötü olana sahip olduğunu iddia ediyor.
claims the nastiest one: en acı verici sokma unvanını almak
Burada claims, “bir şeyin doğru olduğunu iddia eder” değil, “kazanır” veya “elde eder” anlamındadır. Yarışmacılardan biri, en acı verici sokmaya sahip olma unvanını ya da konumunu elde etmiş gibi sunulur. Claim fiilinin doğrudan nesnesi bir ödül, unvan, zafer, madalya veya sıralama konumu olduğunda bu anlam sık görülür: claim the title, claim victory, claim first place. Claim fiilinden sonra gelen ifade, anlamı belirlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede claim “kazanmak veya elde etmek” anlamındadır?
- Leah claimed that the final was unfair.
- Leah claimed the championship title after a close final.
- Leah claimed her suitcase at the airport.
Cevabı göster
Leah claimed the championship title after a close final.
First, let's consider the Western honeybee's sting. Anlatım akışı
0:59Önce Batı bal arısının sokmasını ele alalım.
First, let's consider: ilk konuyu tanıtmak
First, bunun bir sıralamadaki başlangıç maddesi olduğunu gösterir. Let's consider, dinleyicinin dikkatini incelenecek ilk örnek olarak Batı bal arısına yöneltir. Burada consider, bir şeyi yapıp yapmamaya karar vermek değil, bir şeye dikkatle bakıp onun üzerinde düşünmek veya onu tartışmak anlamındadır. Bu ifade, sonraki maddelere geçmeden önce konuşmayı ya da açıklamayı düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle düzenli bir açıklamadaki ilk konuyu doğru biçimde tanıtır?
- First, let's consider the cost of each option.
- First, let's consider about the cost of each option.
- First, let's considering the cost of each option.
Cevabı göster
First, let's consider the cost of each option.
and is quenched first with lye and then sulfuric acid. Kelime
1:08ve önce kül suyu sonra da sülfürik asitle söndürülmüş gibi hissettirdiğini söylüyor.
It's like ... has landed: duyusal bir benzetme kurmak
It's like bir benzetme başlatır. Schmidt acıyı, yanan bir kibrit başının kola düştüğü hayalî bir sahneye benzetir. Böylece dinleyici gerçek bir kibrit değil, ani ve yakıcı bir sıcaklık hayal eder. Aktarılabilir kalıp It's like + tam bir yan cümledir. Açıklaması zor bir hissi somut bir sahneye dönüştürür; has landed ise hayal edilen sonucu yeni olmuş ve etkisi hâlâ sürüyormuş gibi gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle fiziksel bir hissi canlı biçimde anlatmak için like ile benzetme yapar?
- I like the small needle in the sewing kit.
- It felt like a needle was pressing into my thumb.
- A needle was removed from my thumb at the clinic.
Cevabı göster
It felt like a needle was pressing into my thumb.
is quenched first with ... and then ...: araç ve sıra
Is quenched edilgen yapıdadır: özne eylemi yapan değil, eyleme maruz kalan taraftır. Burada quench “bir alevi söndürmek” anlamına gelir ve with kullanılan maddeyi belirtir. first with lye and then sulfuric acid ifadesinde ikinci with yazılmamıştır, ancak first with lye and then with sulfuric acid anlamı anlaşılır. first ... and then ... kalıbı, birbiriyle ilgisiz iki eylemi değil, sıralı iki aşamayı gösterir. Aşındırıcı kimyasallar acıyı kasıtlı olarak aşırı bir görüntüyle anlatır; bu cümle bir betimlemedir, gerçek bir işlem tarifi değildir.
Alıştırma
Hangi cümle quench fiilini edilgen biçimde kullanır ve iki yöntemi açıkça sıraya koyar?
- The small fire quenched first with sand and then water.
- The small fire was first with sand and quenched then water.
- The small fire was quenched first with sand and then with water.
Cevabı göster
The small fire was quenched first with sand and then with water.
This discomfort is accomplished with venom that's packed with a pain-causing peptide called melittin Notlar
1:13Bu rahatsızlık, melittin adı verilen acı verici bir peptit
packed with: çok miktarda içermek
Be packed with + isim, “çok miktarda içermek” veya “bir şeyle dolu olmak” anlamına gelir. venom that's packed with a pain-causing peptide ifadesi, zehrin bu peptitten çok miktarda içerdiğini anlatır; zehrin bir ambalajın içine konmasıyla ilgili değildir. Packed with, has veya contains ifadelerinden daha canlı ve vurguludur. Bağlam bolluk fikrini desteklediği sürece yoğun miktardaki bileşenleri, bilgileri, özellikleri, insanları veya etkinlikleri anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi packed with ifadesinin uygun biçimiyle tamamlayın: This guide ____ practical advice.
Cevabı göster
is packed with
pain-causing peptide called melittin: işlev, tür ve ad
pain-causing, pain adı ile causing biçimindeki -ing yapısından oluşan, kısa çizgili bir birleşik sıfattır. peptide sözcüğünden önce gelerek bu peptidin ağrıya yol açtığını belirtir. called melittin, that is called melittin yapısının kısaltılmış edilgen ilgi cümleciğidir. Burada called, maddenin adını tanıtır; “telefon edildi” anlamına gelmez. İfadenin tamamı sırasıyla işlevi, madde türünü ve adı verir.
Alıştırma
Hangi ifade önce işlevi, sonra isim türünü verir ve ardından called ile bir ad tanıtır?
- a photophore that produces light for the animal
- an organ that scientists call a photophore
- a light-producing organ called a photophore
Cevabı göster
a light-producing organ called a photophore
and flesh-softening enzymes that disperse the venom. Kelime
1:20ve zehri dağıtan et yumuşatıcı enzimlerle dolu bir zehirle sağlanır.
flesh-softening enzymes that disperse the venom: iki işlev katmanı
flesh-softening, enzymes sözcüğünden önce tek bir kısa çizgili birleşik sıfat olarak görev yapar. Burada flesh vücut dokusu anlamındadır ve birleşik sıfat, enzimlerin bu dokuyu yumuşattığını belirtir. that disperse the venom, enzymes sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. İkinci bir işlev ekler: enzimler zehrin dokuda yayılmasına yardımcı olur. Birleşik sıfat + isim + that cümleciği kalıbı, iki işlev katmanını tek bir bilimsel isim grubunda toplar.
Alıştırma
Hangi cümle, isimden önce bir birleşik sıfatı ve başka bir işlev belirten that cümleciğini birlikte kullanır?
- The plant has water-storing leaves that help it survive droughts.
- The plant stores water in its leaves during droughts.
- Leaves that survive droughts can store water for the plant.
Cevabı göster
The plant has water-storing leaves that help it survive droughts.
These enzymes may also cause allergic reactions
1:24Bu enzimler alerjik reaksiyonlara da neden olabilir
and even lead to fluid buildup in the lungs. Kalıp ifadeler
1:27ve hatta akciğerlerde sıvı birikmesine yol açabilir.
lead to fluid buildup in the lungs: akciğerlerde sıvı birikmesine yol açmak
lead to + isim öbeği yapısında lead to, “neden olmak” veya “sonucunda bir şey meydana gelmek” anlamına gelir. Buradaki sonuç fluid buildup in the lungs, yani akciğerlerde sıvı birikmesidir. Bu neden-sonuç kalıbı neden + lead to + sonuç şeklindedir. Bu cümlede may, sonucun kesin değil olası olduğunu gösterir. Buradaki lead to, birini bir yere götürmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesiyle tamamlayın: Too little sleep can ____ poor concentration.
Cevabı göster
lead to
Because worker honeybees have barbed stingers that burrow into certain victims, Kelime
1:30İşçi bal arılarının belirli kurbanlara saplanan kancalı iğneleri olduğu için,
barbed stingers that burrow into: kancalı ve içeri giren iğneler
Barbed stingers, geriye doğru bakan küçük kancaları olan iğnelerdir. that burrow into certain victims ilgi cümleciği, bu iğnelerin ne yaptığını açıklar: söz konusu kurbanların içine doğru ilerleyip girerler. Burrow into yalnızca dokunmaktan daha güçlüdür. Bir şeyin içine girmeyi ve oraya saplanmayı anlatır.
Alıştırma
barbed stingers that burrow into the skin neyi anlatır?
- Küçük kancaları olan ve derinin içine ilerleyen iğneler.
- Deriye doğru bakan ancak içine girmeyen iğneler.
- Pürüzsüz olup yalnızca derinin yüzeyinde duran iğneler.
Cevabı göster
Küçük kancaları olan ve derinin içine ilerleyen iğneler.
they usually can't sting without leaving part of their bodies behind, Notlar
1:36genellikle vücutlarının bir kısmını geride bırakmadan sokamazlar
can't sting without leaving: can't do A without doing B kalıbı
can't do A without doing B kalıbı, A yapıldığında B'den kaçınılamayacağını anlatır. B'yi çoğu zaman A'nın kaçınılmaz sonucu, bedeli ya da eşlik eden eylemi olarak sunar. Burada arılar soktuğunda genellikle vücutlarının bir kısmını geride bırakır; usually bunun istisnasız değil, genel bir durum olduğunu gösterir. without bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: without leaving doğrudur; without leave ve without to leave yanlıştır.
Alıştırma
Hangi cümle, odayı yeniden boyamanın kaçınılmaz olarak mobilyaları taşımayı gerektirdiğini doğru biçimde anlatır?
- You can't repaint the room without moving the furniture.
- You can't repaint the room without to move the furniture.
- You can't repaint the room without move the furniture.
Cevabı göster
You can't repaint the room without moving the furniture.
leaving part of their bodies behind: leave something behind ifadesinin anlamı
Leave something behind, kişi ayrıldığında ya da yoluna devam ettiğinde bir şeyin bulunduğu yerde kalması demektir. Burada bir arı soktuktan sonra vücudunun bir kısmı sokma yerinde kalır. Behind bu öbek fiilde bir parçacık görevi görür; yalnızca arkadaki bir konumu anlatmaz. İsim olan nesne leave ile behind arasına gelebilir: leave your bag behind. Zamir olan nesne ise mutlaka araya gelir: leave it behind doğrudur, leave behind it değildir.
Alıştırma
leave something behind ifadesindeki eksik iki sözcükle boşlukları tamamlayın: Please check your seat so you don't ____ anything ____.
Cevabı göster
leave · behind
Since only the queen bee has the ability to reproduce, Kalıp ifadeler
1:43Yalnızca kraliçe arının üreme yeteneği olduğundan,
has the ability to reproduce: kapasiteyi resmî biçimde anlatan yapı
have/has the ability to + fiilin yalın biçimi kalıbı, “bir şeyi yapabilecek kapasitede olmak” anlamına gelir. Burada has, tekil özne the queen bee ile uyumludur; to reproduce ise söz konusu yeteneğin ne olduğunu belirtir. Ability isminin kullanılması, üremeyi bir özellik ya da kapasite olarak sunar. Bu cümlede only, bu kapasiteyi yalnızca kraliçe arıyla sınırlar.
Alıştırma
Cümleyi have the ability to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The sensor ____ detect tiny changes in temperature.
Cevabı göster
has the ability to
a worker bee's self-sacrifice helps ensure that the colony and their genes will prevail. Notlar
1:46bir işçi arının kendini feda etmesi koloninin ve genlerinin hayatta kalmasını sağlamaya yardımcı olur.
self-sacrifice: başkaları için önemli bir şeyden vazgeçmek
Self-sacrifice, başka bir kişi, bir grup ya da bir amaç uğruna kendi çıkarlarından, güvenliğinden, rahatından, hatta hayatından vazgeçmeyi anlatan birleşik bir isimdir. Bu cümlede işçi arının ağır bedelli davranışını tek bir kavram hâlinde sunar. Bu sözcük sıradan bir yardımı değil, anlamlı bir kişisel bedeli vurgular. Genellikle davranışa ciddi bir ton verir ve başkalarının elde ettiği yarara odaklanır.
Alıştırma
Hangi durum self-sacrifice olarak en doğru şekilde tanımlanır?
- Birisi okuldan sonra en sevdiği atıştırmalığı satın alır.
- Bir oyuncu yorgun olduğu için kısa bir mola verir.
- Bir kurtarma görevlisi başkalarının çıkabilmesi için güvenli bir kaçış yolundan vazgeçer.
Cevabı göster
Bir kurtarma görevlisi başkalarının çıkabilmesi için güvenli bir kaçış yolundan vazgeçer.
helps ensure that: tam garanti vermeden bir sonucu desteklemek
Help ensure that + yan cümle, “belirtilen sonucun gerçekleşme olasılığını veya güvenilirliğini artırmaya katkıda bulunmak” demektir. Burada işçi arının kendini feda etmesi, koloninin ve genlerinin yaşamaya devam etmesini destekleyen etkenlerden biri olarak sunulur. Ensure sözcüğünden önce help bulunduğu için ifade, X ensures that... yapısından daha temkinlidir: özne sonucu destekler, ancak onu tek başına garanti etmeyebilir. That ile başlayan yan cümle, güvence altına alınmak istenen sonucu belirtir.
Alıştırma
helps + ensure + that sözcüklerini doğru sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: A final review ____ the report is accurate.
Cevabı göster
helps ensure that
But before they go, they release an alarm pheromone Notlar
1:53Ancak ölmeden önce bir alarm feromonu salgılarlar,
But before they go: go sözcüğünün ölüm için örtmece olarak kullanımı
Bu bağlamda before they go, “ölmeden önce” anlamındadır. Önceki açıklama işçi arıların soktuktan sonra öldüğünü söylediği için go burada bir yere gitmek ya da uçup uzaklaşmak anlamına gelmez. Go, doğrudan die demeden ölümden söz etmeyi yumuşatabilir. Bu anlam bağlama bağlıdır; go normalde ayrılmak veya bir yere gitmek demektir.
Alıştırma
Arıların sokması bağlamında But before they go, ne anlama gelir?
- İşçi arılar yiyecek aramadan önce alarm feromonunu salgılar.
- İşçi arılar ölmeden önce alarm feromonunu salgılar.
- İşçi arılar uçup gitmeden önce alarm feromonunu salgılar.
Cevabı göster
İşçi arılar ölmeden önce alarm feromonunu salgılar.
an alarm pheromone: kimyasal bir tehlike sinyali
Feromon, aynı türün bireyleri arasında bilgi taşıyan kimyasal bir sinyaldir. Alarm feromonu yakındaki bireyleri tehlikeye karşı uyarır; türe bağlı olarak onların kaçmasını, tetikte olmasını veya grubu savunmasını sağlayabilir. an alarm pheromone ifadesinde alarm, feromonun işlevinin tehlikeyi bildirmek olduğunu anlatır. Bir saat veya alarm cihazı anlamına gelmez.
Alıştırma
an alarm pheromone nedir?
- aynı türün diğer bireylerini tehlikeye karşı uyaran kimyasal bir sinyal
- yüksek ses çıkaran bir alarm cihazı
- bir hayvanın yaşını gösteren görünür bir işaret
Cevabı göster
aynı türün diğer bireylerini tehlikeye karşı uyaran kimyasal bir sinyal
activates a mass attack: toplu saldırıyı başlatmak
Burada activates, 'bir şeyin başlamasını sağlar' anlamına gelir. İlgi zamiri that, alarm feromonunu gösterir; yani saldırıyı başlatan şey kimyasal sinyaldir. A mass attack, çok sayıda bireyin birlikte yaptığı bir saldırıdır. Activate burada geçişli bir fiildir: activate + nesne. Bir cihazı çalıştırmayı anlatabildiği gibi tepkiler, sistemler, mekanizmalar ve eşgüdümlü davranışlar için de kullanılabilir.
Alıştırma
'The signal activates a mass attack,' cümlesinde activates ne anlama gelir?
- saldırının gerçekleşmesini izler
- saldırının başlamasını sağlar
- saldırının gerçekleşmesini engeller
Cevabı göster
saldırının başlamasını sağlar
and often targets some of the most vulnerable sites on their victim's body. Kelime
1:59ve genellikle kurbanın vücudundaki en savunmasız noktalardan bazılarını hedef alır.
most vulnerable sites on their victim's body: kurbanın vücudunda yaralanmaya en açık bölgeler
Burada most vulnerable sites, kurbanın vücudunda yaralanması veya saldırıya uğraması en kolay yerler anlamına gelir. Vulnerable zarara açık olmayı, most ise bu riskin en yüksek derecesini belirtir. Bu bağlamda site, internet sitesi değil, fiziksel bir konum veya vücut bölgesi anlamındadır. on their victim's body bu bölgelerin nerede olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir güvenlik raporunda the most vulnerable sites on the body ne anlama gelir?
- Bir kurbanın en sık ziyaret ettiği internet siteleri.
- Daha önce yaralanıp iyileşmiş vücut bölgeleri.
- Zarar görme ihtimali en yüksek vücut bölgeleri.
Cevabı göster
Zarar görme ihtimali en yüksek vücut bölgeleri.
The tarantula hawk wasp sting is, as Schmidt says, Anlatım akışı
2:07Tarantula şahini yaban arısı sokması, Schmidt'in dediği gibi,
Ara söz olarak kaynak gösteren as Schmidt says
Bu cümlede as Schmidt says, parantez niteliğinde bir kaynak belirtecidir. Dinleyiciye is yapısını tamamlayan betimlemenin kaynağının Schmidt olduğunu söyler. Ana cümle kalıbı The tarantula hawk wasp sting is ... biçimindedir; araya giren ifade kaynağı kısaca belirtir. Burada as, “çünkü” değil, “söylediği gibi” veya “tıpkı ... gibi” anlamındadır. Virgüller, kaynak belirtecinin ana cümlenin arasına girdiğini ancak cümlenin dil bilgisi yapısını değiştirmediğini gösterir.
Alıştırma
Örnekte as Schmidt says ne işe yarar?
- Schmidt'i doğrudan yaban arısıyla karşılaştırır.
- Schmidt'in sözlerinin sokmaya neden olduğunu söyler.
- Schmidt'in betimlemenin kaynağı olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Schmidt'in betimlemenin kaynağı olduğunu belirtir.
blinding, fierce, shockingly electric, a bolt out of the heavens. Notlar
2:11kör edici, şiddetli, şok edici derecede elektrikli, gökten inen bir yıldırımdır.
blinding, fierce, shockingly electric: ifadeleri yığarak şiddeti artırma
Üç betimleme art arda gelerek acının çok hızlı biçimde daha şiddetli hissedilmesini sağlar. Blinding, duyuları etkileyecek kadar yoğun bir acıyı; fierce, aşırı gücü; shockingly electric ise hissin ani bir elektrik çarpması gibi oluşunu anlatır. Kısa ve benzer yapıdaki dizilim, sözcüklerin kendisi kadar önemlidir: her yeni betimleme etkiyi artırır. Electric burada mecazidir; gerçek bir elektrik akımını değil, acının nasıl hissedildiğini anlatır.
Alıştırma
blinding, fierce, shockingly electric dizisinin temel etkisi nedir?
- Acıyı daha şiddetli hissettirmek için canlı betimlemeleri üst üste getirir.
- Acının üç kesin ölçümünü verir.
- Konuyu acıdan elektriğin bilimsel açıklamasına çevirir.
Cevabı göster
Acıyı daha şiddetli hissettirmek için canlı betimlemeleri üst üste getirir.
a bolt out of the heavens: ani acı için yıldırım benzetmesi
Burada bolt, bir şimşek parlaması veya yıldırım anlamına gelir. İfade, acıyı gökten aniden inen bir yıldırıma benzetir; böylece okuyucu acının hem hızını hem de gücünü hisseder. Bu benzetme bilinçli olarak abartılıdır ve gerçek anlamlı değildir. The heavens, “gökyüzü” demenin edebî bir yoludur; bolt ise bu cümlede metal bir bağlantı parçası veya kapı sürgüsü anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu acı betimlemesinde a bolt out of the heavens neyi anlatır?
- Acı, gökten gelen bir yıldırım gibi ani ve güçlü hissedilir.
- Birisi fırtınadan önce kapıyı sürgüler.
- Metal bir bağlantı parçası binadan yavaşça düşer.
Cevabı göster
Acı, gökten gelen bir yıldırım gibi ani ve güçlü hissedilir.
Dramatik bir emir olarak Lie down and scream.
Lie down and scream. biçim olarak bir emir cümlesidir: lie ve scream temel biçimindeki iki fiil and ile bağlanır ve you öznesi örtük olarak anlaşılır. Burada ciddi bir tavsiye ya da gerçek bir emir verilmez. Konuşmacı, acıyı uzanıp çığlık atmaktan başka tepki verilemeyecek kadar yoğun göstermek için emir biçimini dramatik şekilde kullanır. Bu nedenle bir alıntıdaki emir cümlesi, dinleyiciye ne yapacağını söylemek yerine hayal edilen bir tepkiyi betimleyebilir.
Alıştırma
Bu betimlemede “Lie down and scream.” cümlesinin temel işlevi nedir?
- Birinden nazikçe daha alçak sesle konuşmasını ister.
- Acının dayanılmaz geldiğini dramatik biçimde gösterir.
- Eksiksiz bir tıbbi tedavi sunar.
Cevabı göster
Acının dayanılmaz geldiğini dramatik biçimde gösterir.
The sensation might last just five agonizing minutes for humans, Dilbilgisi
2:20Bu his insanlar için sadece beş ıstırap verici dakika sürebilir,
might last just ...: belirsiz ama sınırlı süre
might last yapısında might, sürenin kesin değil olası olduğunu belirtir; last ise kiplik bildiren yardımcı fiilden sonra temel biçimde kalır. just five agonizing minutes ifadesinde just, “yalnızca” anlamına gelir ve süreyi sınırlar. Bu anlamlar birlikte çalışır: konuşmacı, hissin beş dakika ile sınırlı kalabileceğini temkinli biçimde tahmin eder. Agonizing, bu birkaç dakikanın son derece acı verici olduğunu ekler; dolayısıyla sürenin kısa olması deneyimin hafif olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Belirsiz ama sınırlı bir süreyi anlatmak için cümleyi might, last ve just ile tamamlayın: The mild dizziness ____ a few minutes.
Cevabı göster
might last just
but it leaves tarantulas, the wasp's preferred target, permanently paralyzed. Dilbilgisi
2:24ancak yaban arısının tercih ettiği hedef olan tarantulaları kalıcı olarak felç eder.
leave + nesne + sıfat: leaves tarantulas permanently paralyzed
leave + nesne + sıfat yapısında leave, “ayrılmak” değil, “birinin veya bir şeyin belirli bir sonuç durumuna gelmesine ya da o durumda kalmasına neden olmak” anlamındadır. Burada tarantulas nesnedir; permanently paralyzed ise ortaya çıkan durumu belirtir. the wasp's preferred target, tarantulas ifadesinin neyi anlattığını açıklayan araya girmiş bir eş görevli ifadedir. Bu bölüm çıkarıldığında ana yapı leaves tarantulas permanently paralyzed olur. Bu yapı, bir eylem veya olayın yol açtığı duruma odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi leave fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The storm ____ several roads completely blocked.
Cevabı göster
left
aiming for a crucial bundle of nerves: aim for ile hedef belirtme
Aim for + isim öbeği, bir eylemi seçilmiş bir hedefe yöneltmek anlamına gelir. Burada aiming for a crucial bundle of nerves, yaban arısının saldırısını nereye yönelttiğini anlatır; for bir nedeni değil, hedefi belirtir. Aiming, aim fiilinin -ing biçimidir ve bağlamdaki ana eylemle aynı anda gerçekleşen bir eylemi ekler. Aim for, fiziksel bir noktayı ya da ulaşılması amaçlanan bir sonucu belirtebilir.
Alıştırma
Cümleyi aim for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The team is ____ a top-three finish.
Cevabı göster
aiming for
it lays an egg on the immobilized spider. Kalıp ifadeler
2:35hareketsiz kalan örümceğin üzerine bir yumurta bırakır.
lays an egg on...: bir yüzeyin üzerine yumurta bırakmak
Bu cümlede lays an egg, hayvanın üreme sürecinde bir yumurta üretip bırakması anlamına gelir. Özne it üçüncü tekil şahıs olduğu için lay, lays biçimine dönüşür. on the immobilized spider, yumurtanın nereye bırakıldığını, yani örümceğin vücudunun üzerine bırakıldığını belirtir. immobilized, örümceğin hareket edemez hâle getirildiği anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi lay an egg ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The moth ____ on the underside of a leaf.
Cevabı göster
lays an egg
Once hatched, the wasp's larva spends its formative days in the bountiful environment of the tarantula's body, Notlar
2:39Yaban arısının larvası yumurtadan çıktıktan sonra büyüme günlerini tarantulanın vücudunun zengin ortamında
Once hatched: kısaltılmış bir zaman yan cümlesi
Once hatched, once it is hatched anlamına gelen kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir; bu bağlamda larvanın yumurtadan çıkmasından sonrasını anlatır. Özne it ve fiil is söylenmez, hatched ise geçmiş zaman ortacı olarak kalır. Anlaşılan özne, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Burada bu özne the wasp's larva ifadesidir; dolayısıyla kalıp, bilimsel anlatımda sık görülen kısa bir yolla yaşamın sonraki aşamasını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle Once the carton is opened, the carton must be kept cold biçiminde açılabilir?
- Once opened, the carton must be kept cold.
- Once opening, the carton must be kept cold.
- Once opened, the refrigerator must keep the carton cold.
Cevabı göster
Once opened, the carton must be kept cold.
formative days: gelişimi şekillendiren erken dönem
Bu cümlede formative days, larvanın gelişiminin şekillendiği erken büyüme dönemini anlatır. Formative yalnızca “hâlâ oluşmakta olan” anlamına gelmez; bu dönemin daha sonra gelişecek özellikler üzerinde önemli bir etkisi olduğunu belirtir. Bu ifade çocukluk, eğitim, kariyer veya bir kuruluşun gelişiminde etkili olan erken dönemleri de anlatabilir. Yalnızca başlangıca yakın olmayı değil, gelişim üzerindeki şekillendirici etkiyi vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle, erken dönemin sonraki kariyer gelişimini şekillendirdiğini en açık biçimde anlatır?
- Her mentors guided her during the final days of her career.
- Her mentors guided her during the early days of her career.
- Her mentors guided her during the formative days of her career.
Cevabı göster
Her mentors guided her during the formative days of her career.
devouring it alive: kurban hâlâ canlıyken onu şiddetle yemek
Bu cümlede devouring it alive, tarantulayı hâlâ canlıyken şiddetle yemek anlamına gelir. Devour, eat fiilinden çok daha güçlüdür; bir şeyi açgözlülükle, hızla veya yok edercesine tüketmeyi anlatır ve şiddetli bir görüntü oluşturur. Alive, eylem anında it zamirinin durumunu açıklayan bir nesne tamamlayıcısıdır. Fiil + nesne + alive kalıbında alive, eylemi yapanı değil nesneyi niteler.
Alıştırma
Hangi cümle, yırtıcının av hâlâ canlıyken onu vahşice ve yok edercesine yediğini en güçlü biçimde vurgular?
- The predator devoured its prey alive.
- The predator ate its prey alive.
- The predator swallowed its prey alive.
Cevabı göster
The predator devoured its prey alive.
Aside from paralyzing the tarantula, Kalıp ifadeler
2:48Yaban arısının sokması tarantulayı felç etmenin dışında
Aside from paralyzing the tarantula: bir etkiyi ayrı tutmak
Burada aside from paralyzing the tarantula, “tarantulayı felç etme etkisini bir kenara koyarsak” anlamına gelir. Bilinen bu etkiyi ayrı tutar; böylece ana cümle bunun ötesinde ne olduğunu açıklayabilir. Aside from sonrasında bir isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir. Buradaki paralyzing, from’dan sonra kullanılan -ing biçimidir; fiziksel konum bildiren bir ifadenin parçası değildir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade aside from ile tamamlayın: ____ missing one practice, Maya attended every rehearsal this month.
Cevabı göster
Aside from
the wasp's sting doesn't seem to do further harm. Dilbilgisi
2:51görünüşe göre daha fazla zarar vermez.
doesn't seem to do further harm: temkinli bir olumsuz sonuç
Doesn't seem to do further harm, mevcut gözlemlere göre sokmanın ek bir zarara yol açmadığı izlenimini verir. Further harm, daha önce sözü edilen felcin ötesindeki zararı ifade eder. subject + doesn't seem to + fiilin yalın biçimi kalıbı, kesin bir iddia yerine temkinli bir olumsuz sonuç bildirir. Kanıtların bu yönde olduğunu söylerken belirsizliğe de yer bırakır.
Alıştırma
Hangi cümle mevcut kanıtlara dayanan temkinli bir olumsuz sonuç bildirir?
- The treatment is known to cause further damage.
- The treatment definitely cannot cause any damage.
- The treatment doesn't seem to cause further damage.
Cevabı göster
The treatment doesn't seem to cause further damage.
This functions to preserve the spider as fresh meat for the wasp's offspring. Kelime
2:54Bu, örümceği yaban arısının yavruları için taze et olarak korumaya yarar.
This functions to preserve...: nesnel bir işlevi anlatmak
This functions to preserve... ifadesinde function bir fiildir. function to + fiilin yalın hâli yapısı, “bir şeyi yapma rolüne veya etkisine sahip olmak” anlamına gelir. Buradaki This, yaban arısının iğnesinin örümceği daha fazla zarar vermeden felç etmesini anlatır; bunun sonucunda örümcek yiyecek olarak kullanılabilir durumda kalır. Bu ifade, mekanizmanın bilinçli bir planını değil, nesnel bir biyolojik işlevi açıklar. Aynı yapı, bir yapının, sürecin veya davranışın ne yaptığını anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi function to yapısıyla tamamlayın: The filter ____ dust from entering the engine.
Cevabı göster
functions to prevent
as fresh meat: gerçek bir rolü veya kullanımı belirtmek
preserve the spider as fresh meat ifadesinde as + isim öbeği, örümceğin hangi durumda, rolde veya kullanım amacıyla korunduğunu gösterir. Örümcek, yaban arısının yavruları için taze kalan yiyecek olarak saklanır. Burada as, “rolünde” veya “olarak kullanılmak üzere” anlamına gelir. “…… olduğunda” anlamında bir zaman yan cümlesi başlatmaz.
Alıştırma
Kavanozun gerçek kullanımını gösteren edatla cümleyi tamamlayın: We use the empty jar ____ a pencil holder.
Cevabı göster
as
The rainforest-dwelling bullet ant's sting yields pure, intense, brilliant pain, Kelime
3:01Yağmur ormanlarında yaşayan mermi karıncasının sokması saf, yoğun, parlak bir acı verir,
rainforest-dwelling: yer + -dwelling birleşik sıfatı
rainforest-dwelling bullet ant ifadesinde rainforest-dwelling, “yağmur ormanında yaşayan” anlamına gelen tek bir birleşik sıfattır. bullet ant ifadesinin tamamını niteler ve yaşam alanı bilgisini ismin önünde kısa biçimde verir. “Yer + -dwelling” kalıbı bir hayvanı, kişiyi veya grubu genellikle yaşadığı yere göre tanımlayabilir; cave-dwelling insects buna örnektir. Kısa çizgi, bu sözcüklerin bir ismin önünde tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede bir ismin önünde “yer + -dwelling” birleşik sıfatı doğru kullanılmıştır?
- Scientists observed several dwelling-cave insects.
- Scientists observed several cave dwelling insects.
- Scientists observed several cave-dwelling insects.
Cevabı göster
Scientists observed several cave-dwelling insects.
yields ... pain: “bir sonuç üretmek” anlamındaki yield
yields pure, intense, brilliant pain ifadesinde yields, “üretir” veya “sonuç olarak ortaya çıkarır” anlamındadır. Özne olan the bullet ant's sting, pain sonucunu ortaya çıkarır; yield yalnızca tarımsal ürün üretmekle sınırlı değildir. Bu sonuç anlamı; bir süreç, test, yöntem veya eylem bir sonuca yol açtığında yaygındır. Burada pure, intense ve brilliant sözcükleri acı betimlemesini adım adım güçlendirir; brilliant burada zeki değil, son derece canlı ve çarpıcı demektir.
Alıştırma
Hangi cümlede yield “bir sonuç üretmek” anlamındadır?
- The driver yielded to the ambulance.
- The experiment yielded useful data.
- The army yielded the city after a long siege.
Cevabı göster
The experiment yielded useful data.
like walking over a flaming bed of charcoal: acıyı anlatan abartılı bir benzetme
like ile başlayan bölüm bir benzetmedir. Acıyı, topukta üç inçlik bir çivi saplıyken yanan kömürün üzerinde yürümeye benzetir ve soyut bir hissi keskin, fiziksel bir görüntüye dönüştürür. Sahne bilerek aşırı uçta kurulmuştur. Kurşun karıncanın acısının ne kadar şiddetli hissedildiğini anlatır; birinin gerçekten topuğunda çiviyle kömür üzerinde yürüdüğünü iddia etmez. with ile başlayan bölüm, hayal edilen deneyime ikinci bir acı verici durum ekler.
Alıştırma
Bu cümlede like walking over... ifadesinin temel etkisi nedir?
- Çivi yarasını tedavi etmek için tıbbi talimat verir.
- Schmidt'in gerçekten yaptığı bir etkinliği anlatır.
- Şiddetli acıyı hayal edilebilir kılmak için abartılı ve somut bir görüntü kullanır.
Cevabı göster
Şiddetli acıyı hayal edilebilir kılmak için abartılı ve somut bir görüntü kullanır.
And this torture often lasts more than 12 hours.
3:17Ve bu işkence genellikle 12 saatten fazla sürer.
A neurotoxic peptide called poneratoxin that our bodies struggle to degrade Kalıp ifadeler
3:21Vücudumuzun parçalamakta zorlandığı poneratoksin adı verilen nörotoksik bir peptit,
that our bodies struggle to degrade: bir süreci gerçekleştirmekte zorlanmak
that our bodies struggle to degrade ilgi cümleciği poneratoxin sözcüğünü açıklar. Vücudun bu peptidi daha basit maddelere ayırmakta zorlandığı anlamına gelir. struggle to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapmakta zorlanmak” anlamına gelir. Büyük bir güçlüğü anlatır, ancak bunun tamamen imkânsız olduğunu göstermez. Buradaki struggle fiziksel bir mücadele değildir; degrade ise biyolojik anlamda “parçalamak” demektir.
Alıştırma
Bu notta öğrendiğiniz ve “yapmakta zorlanmak” anlamına gelen hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: At high altitude, some hikers ____ breathe.
Cevabı göster
struggle to
is what makes the pain last so long. Dilbilgisi
3:27acının bu kadar uzun sürmesine neden olan şeydir.
is what makes...: temel nedeni vurgulamak
X is what makes Y do Z yapısı, bir sonucun temel açıklaması olarak X’i öne çıkarır. Buradaki what, “bu sonucu ortaya çıkaran şey veya etken” anlamındadır; soru sözcüğü değildir. Bu bağlamda X, poneratoksinin parçalanmasının zor olması gerçeğidir. what yan cümlesinde make fiilinden sonra nesne ve to almayan yalın fiil gelir: makes the pain last.
Alıştırma
Cümleyi is what makes yapısıyla tamamlayın: The thick insulation ____ the house stay warm.
Cevabı göster
is what makes
In addition to agony: başka bir sonuç eklemek
Cümle başındaki In addition to agony, daha önce ele alınan acıya bağlanır ve konu değiştirmek yerine devamındaki bölümün başka bir sonuç ekleyeceğini gösterir. Sabit in addition to ifadesi bir edat gibi çalışır ve “-e ek olarak” ya da “-in yanı sıra” anlamına gelir. Ardından bir isim, zamir veya -ing biçimi gelir; burada agony bir isimdir. Bu ifade cümlenin başında olduğunda genellikle ana cümleden virgülle ayrılır.
Alıştırma
Cümleyi in addition to ile tamamlayın: ____ flexible hours, the job offers excellent training.
Cevabı göster
In addition to
poneratoxin can induce trembling, cold sweats, nausea, vomiting, and even an abnormal heartbeat. Kelime
3:32poneratoksin titreme, soğuk terleme, bulantı, kusma ve hatta anormal kalp atışlarına neden olabilir.
can induce: olası bir etkiyi anlatmanın resmî yolu
can induce ifadesinde can olası bir etkiyi belirtirken induce, “bir tepkinin veya durumun başlamasına neden olmak” anlamına gelir. Burada toksin nedendir; sıralanan fiziksel belirtiler ise etkilerdir. Induce, tıp ve bilimde yaygın olan resmî bir fiildir. Yapı, neden + can induce + belirti, tepki veya değişim biçiminde başka durumlara aktarılabilir; etkinin herkeste kesinlikle görüleceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Resmî tıbbi ifadeyi can ve “fizyolojik bir etkiye neden olmak” anlamındaki fiille tamamlayın: This medication ____ drowsiness in some patients.
Cevabı göster
can induce
The bullet ant is, in fact, crowned with the most painful insect sting. Deyimler
3:43Mermi karıncası, aslında en acı verici böcek sokması tacıyla taçlandırılmıştır.
is, in fact, crowned with...: taçlandırma benzetmesiyle en üst sıra
Edilgen yapı is, in fact, crowned with..., kazananın başına taç koyma imgesini kullanır. Burada karıncanın sokması, onu gayriresmî bir acı sıralamasının tepesine yerleştiren “taçlandırıcı” özelliği olarak sunulur; gerçek bir taçtan söz edilmez. In fact, iddiayı doğrulayan veya vurgulayan bir ara sözdür. The most painful üstünlük derecesi, taç benzetmesinin işlemesini sağlayan sıralamayı verir.
Alıştırma
“The bullet ant is, in fact, crowned with the most painful insect sting,” cümlesinde taç imgesi ne anlatır?
- Sokma, gayriresmî bir acı sıralamasında karıncanın en üstün özelliği olarak sunulur.
- Cümle yalnızca bir süslemeyi anlatır ve hiçbir karşılaştırma yapmaz.
- Birisi karıncanın başına gerçek bir kraliyet tacı koymuştur.
Cevabı göster
Sokma, gayriresmî bir acı sıralamasında karıncanın en üstün özelliği olarak sunulur.
It's thought that they may have evolved such an excruciating defense Dilbilgisi
3:49Yağmur ormanı gölgeliklerinde yiyecek aradıkları için,
It's thought that ... may have evolved: geçmiş hakkında temkinli çıkarım
It's thought that, bu görüşü kimin taşıdığını belirtmeden aktarılan bir düşünceyi sunar. Bu edilgen aktarım kalıbı, kaynaktan çok açıklamaya odaklanır. they may have evolved ifadesinde may olasılık bildirir; may have + geçmiş zaman ortacı ise geçmişteki bir gelişme hakkında temkinli bir iddia kurar. Bu iki biçim birlikte, evrimsel açıklamayı kesin değil, olası bir açıklama olarak sunar. Buradaki may izin anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle geçmişte gerçekleşmiş olabilecek bir gelişmeyi temkinli ve kişisiz biçimde açıklar?
- The island birds may evolve shorter wings in the future.
- Researchers proved that the island birds evolved shorter wings.
- It's thought that the island birds may have evolved shorter wings.
Cevabı göster
It's thought that the island birds may have evolved shorter wings.
such an excruciating defense: such a/an + sıfat + isim
such an excruciating defense, such + a/an + sıfat + tekil sayılabilen isim kalıbını izler. Such tüm isim öbeğini güçlendirir: Savunma mekanizması, verdiği son derece şiddetli acıyla dikkat çeker. Excruciating ünlü bir sesle başladığı için an kullanılır. Excruciating, çok şiddetli acıya neden olan demektir ve uncomfortable sözcüğünden çok daha güçlüdür. Buradaki defense, tehditleri uzaklaştıran koruyucu bir mekanizma anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi doğru such yapısıyla tamamlayın: It was ____ unusual result that the team repeated the test.
Cevabı göster
such an
because they forage in rainforest canopies
3:53böylesine dayanılmaz bir savunma mekanizması geliştirmiş olabilecekleri düşünülüyor;
loaded with predators looking for proteinaceous snacks. Kalıp ifadeler
3:55burası proteinli atıştırmalıklar arayan yırtıcılarla doludur.
“loaded with predators”: çok sayıda yırtıcıyla dolu
Burada be loaded with + isim, “çok miktarda veya sayıda bir şey içermek” ya da “bir şeyle dolu olmak” demektir. Ortamı yırtıcılarla dolu olarak anlatır; loaded, sıfat gibi kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır ve bir yere yük koyma eylemini belirtmez. with sonrasındaki isim öbeği, ortamı neyin doldurduğunu gösterir. Looking for proteinaceous snacks, predators sözcüğünü niteler. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be loaded with + insanlar veya nesnelerdir.
Alıştırma
Hangi cümle loaded with ifadesini “çok sayıda içerir” anlamında doğal biçimde kullanıyor?
- The science website is loaded with clear diagrams.
- The science website is loaded clear diagrams.
- The science website loads with clear diagrams.
Cevabı göster
The science website is loaded with clear diagrams.
“jump or fly away” içindeki “fly away”: uçarak ayrılmak
Fly away, “bir yerden uçarak ayrılmak” ya da “uçup gitmek” demektir. Away, başlangıç noktasından ayrılma yönünü veya sonucunu ekler; bu nedenle fly yalnızca hareketi, fly away ise ayrılmayı da anlatır. Jump or fly away ifadesinde konuşan kişi, zıplamayı ve uçup gitmeyi olası kaçış hareketleri olarak sıralar. Jump tek başına kullanıldığında aynı açık ayrılma sonucunu vermek için jump away denir.
Alıştırma
Hangi cümle kuşun bulunduğu yerden uçarak ayrıldığı anlamına gelir?
- The bird flew away from the open cage.
- The bird flew around the tree.
- The bird flew above the field.
Cevabı göster
The bird flew away from the open cage.
so perhaps they're better off with this reliable, rather off-putting weapon. Notlar
4:02bu yüzden belki de bu güvenilir ve oldukça itici silahla daha iyi durumdadırlar.
better off with: bir şeye sahip olarak daha iyi sonuç elde etmek
Be better off with something, bir şeye sahip olmanın, olmamaya kıyasla kişinin genel durumunu veya sonucunu daha iyi hâle getirdiğini belirtir. Burada silah güvenilir koruma sağladığı için hayvanların şansını artırabilir. Better off fiziksel konumu değil, bir karşılaştırmanın sonucunu anlatır. With, varlığı avantaj yaratan şeyi getirir; better off without ise karşılaştırmanın yönünü tersine çevirir.
Alıştırma
Cümleyi better off ve bir şeye sahip olmayı belirten doğru edatla tamamlayın: For the outdoor concert, we'd be ____ rain jackets.
Cevabı göster
better off with
rather off-putting: oldukça itici veya uzaklaştırıcı
Rather off-putting, birinin ilgisini kaybetmesine, rahatsız olmasına veya uzak durmasına yol açacak kadar itici ya da çekici olmayan anlamına gelir. Bu cümlede silah, bir saldırganı caydıracak kadar rahatsız edicidir. Rather, off-putting ifadesinin derecesini orta ölçüde artırırken anlatım yine de ölçülü kalır. Off-putting burada tek bir sıfattır; bir şeyi kapatmak veya kenara koymak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede rather off-putting, oldukça itici ve insanların ilgisini kaybetmesine yol açabilecek anlamında kullanılmıştır?
- The pushy sales pitch was rather off-putting, so we left.
- The shop turned its lights off before closing.
- The friendly greeting was very welcoming, so we stayed.
Cevabı göster
The pushy sales pitch was rather off-putting, so we left.
The tarantula hawk wasp's formidable sting clocks in as the second most painful on the scale. Öbek fiiller
4:07Tarantula şahini yaban arısının zorlu sokması ölçekte en acı veren ikinci sırada yer alır.
clocks in as ... on the scale: ölçülen bir sıralamayı bildirmek
Burada clocks in as, “ölçüm sonucunda ... olarak kaydedilmek veya sıralanmak” anlamına gelir. Sokmanın acı ölçeğindeki sonucunu bildirir: bu ölçekte en acı veren ikinci sokmadır. Buradaki clock bir saatten söz etmez. clock in as + sonuç kalıbı, ölçüm veya karşılaştırma sonucunda elde edilen bir kategoriyi, tanımı ya da sırayı gösterebilir.
Alıştırma
Sıralamalı bir test sonucunu bildiren, dersteki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: In the lab report, the new battery ____ the longest-lasting model.
Cevabı göster
clocks in as
And it's likely the reason this wasp has no known predators. Dilbilgisi
4:14Ve muhtemelen bu yaban arısının bilinen bir yırtıcısının olmamasının nedeni de budur.
it's likely the reason: olası bir nedeni temkinli biçimde belirtmek
Bu cümlede it, yaban arısının son derece acı veren sokmasına gönderme yapar. It's likely the reason, “nedeni muhtemelen budur” anlamına gelir. Konuşmacı, sokmanın bu yaban arısının bilinen hiçbir avcısı olmamasını muhtemelen açıkladığını düşünür, ancak bundan tamamen emin olduğunu söylemez. Kalıp özne + be + likely + the reason + yan cümle şeklindedir. the reason ifadesinden sonraki yan cümle, açıklanan durumu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi likely ve reason kullanan temkinli bir ifadeyle tamamlayın: The broken heater ____ the room feels so cold.
Cevabı göster
is likely the reason
Honeybee stings are in the middle of the pain scale, Kalıp ifadeler
4:18Bal arısı sokmaları acı ölçeğinin ortasındadır,
“in the middle of the pain scale”: ağrı ölçeğinin orta aralığında
be + in the middle of + a scale kalıbı, bir şeyi ölçeğin orta aralığına yerleştirir. Bu cümlede bal arısı sokmaları orta düzeyde bir ağrı puanı alır; middle fiziksel bir konumu değil, bir seviyeyi anlatır. Bu ifade genellikle alt ve üst uçlar arasındaki yaklaşık bir konumu belirtir. Her zaman matematiksel olarak tam orta noktayı ifade etmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir kursun ne kolay ne de zor olarak değerlendirildiğini söylüyor?
- The course is in the middle of the difficulty scale.
- The course is at the top of the difficulty scale.
- The course is at the bottom of the difficulty scale.
Cevabı göster
The course is in the middle of the difficulty scale.
what might have felt manageable at first becomes all the more dangerous. Dilbilgisi
4:25başta baş edilebilir gibi gelen şey çok daha tehlikeli hale gelir.
“what might have felt manageable ... all the more dangerous”: başa çıkılabilir görünenden çok daha tehlikeli olana
what might have felt manageable at first yan cümlesi, becomes fiilinin öznesidir. Burada what, “... olan şey veya durum” anlamına gelir; might have felt ise durumun daha önce nasıl göründüğüne ilişkin temkinli bir değerlendirme sunar. All the more + sıfat, “daha da + sıfat” anlamına gelir ve belirtilen bir koşul yüzünden derecenin arttığını vurgular. Birçok arı aynı anda soktuğunda, başlangıçta başa çıkılabilir görünen durum çok daha tehlikeli hâle gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, özne olarak bir what yan cümlesini ve yeni bir koşulun dereceyi artırdığını göstermek için all the more + sıfat yapısını doğru kullanıyor?
- What seemed simple at first became all the more confusing after the rules changed.
- At first the task was confusing, but the new rules made it easier.
- The rules changed, but the task stayed just as simple as before.
Cevabı göster
What seemed simple at first became all the more confusing after the rules changed.
In fact, insect stings helped enable the evolution of complex colonies Kalıp ifadeler
4:30Aslında böcek sokmaları, aksi takdirde yırtıcılar için kolay bir ziyafet olacak
helped enable the evolution of complex colonies: karmaşık kolonilerin evrimini mümkün kılmaya yardımcı olmak
Burada helped enable, “bir şeyin mümkün hâle gelmesine katkıda bulundu” anlamına gelir. Böcek sokmaları, karmaşık kolonilerin evrimini destekleyen bir savunma avantajı oluşturdu; tek neden olarak değil, bu gelişmeye katkı sağlayan bir koşul olarak sunuluyor. Help fiilinden sonra to kullanılmadan başka bir fiilin yalın hâli gelebilir: helped enable. Buradaki enable, “izin vermek” değil, “mümkün kılmak” demektir. Enable sonrasındaki isim grubu, mümkün hâle gelen gelişmeyi belirtir.
Alıştırma
Help fiilinin geçmiş zaman biçimini ve ardından enable fiilinin yalın hâlini kullanarak cümleyi tamamlayın: Better roads ____ the growth of regional trade.
Cevabı göster
helped enable
that would otherwise represent an easy feast to predators. Dilbilgisi
4:35karmaşık kolonilerin evrimini sağlamaya yardımcı oldu.
would otherwise represent an easy feast to predators: aksi takdirde yırtıcılar için kolay bir ziyafet olmak
Would otherwise + fiilin yalın hâli, daha önce belirtilen bir koşul bulunmasaydı beklenen sonucu anlatır. Burada otherwise, “böcek sokmalarının sağladığı koruma olmasaydı” anlamındadır; bu durumda koloniler yırtıcılar için kolayca elde edilebilen yiyecek olurdu. That, complex colonies ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. Bu cümlecikte represent, “temsil etmek” değil, “oluşturmak” veya “anlamına gelmek” demektir. An easy feast ise bol ve kolay elde edilen yiyeceği canlı bir biçimde anlatır.
Alıştırma
“Durum böyle olmasaydı” anlamına gelen zarfı yazın: The backup battery keeps the lights on; they would ____ go dark.
Cevabı göster
otherwise
Some stinging insects are, of course, more aggressive than others. Dilbilgisi
4:40Elbette bazı sokan böcekler diğerlerinden daha agresiftir.
more aggressive than others: karşılaştırma yapısı ve grup içi karşılaştırma
more aggressive than, bir grubun saldırganlık derecesinin başka bir gruptan daha yüksek olduğunu anlatan bir karşılaştırma yapısıdır. aggressive uzun bir sıfat olduğu için İngilizcede karşılaştırma biçimi normalde more aggressive ile kurulur; than ise karşılaştırılan tarafı tanıtır. Bu cümlede others, other stinging insects yerine kullanılır; böylece isim tekrar edilmez. Burada aggressive, saldırmaya veya sokmaya daha yatkın olmak demektir; iş hayatında hırslı ya da atılgan olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
aggressive sıfatının karşılaştırma biçimini ve geriye kalan köpekleri temsil eden bir zamiri kullanarak cümleyi tamamlayın: Some guard dogs are ____.
Cevabı göster
more aggressive than others
But most of the time, they only sting us when we provoke them. Notlar
4:44Ancak çoğu zaman bizi sadece onları kışkırttığımızda sokarlar.
most of the time: genellikle, ancak istisnalar olabilir
most of the time, “çoğu durumda” veya “genellikle” anlamına gelen bir sıklık ifadesidir. Ardından gelen ifadeyi kesin bir kural değil, genel bir örüntü olarak sunar; bu nedenle istisnalar olabilir. Bu cümlede böceklerin ne zaman soktuğuna ilişkin iddiayı sınırlar. Konuşan kişi her durumda olanı değil, genel olarak olanı anlatır.
Alıştırma
“Genellikle, ama her zaman değil” anlamındaki dört sözcüklü İngilizce sıklık ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, the bus arrives on schedule.
Cevabı göster
Most of the time
only ... when ...: bir eylemi tek bir koşulla sınırlamak
they only sting us when we provoke them cümlesindeki only ... when yapısı, when yan cümlesini sokma eylemini sınırlayan koşul hâline getirir. Cümle, genel olarak onları kışkırtmadığımız sürece bizi sokmadıkları anlamına gelir. Özne + only + fiil + when + koşul yapısı, bu koşulu gerekli olarak sunar; ancak koşul her gerçekleştiğinde eylemin mutlaka olacağını söylemez. Buradaki provoke, hayvanları tepki verecek kadar rahatsız etmek veya kızdırmak demektir.
Alıştırma
Cümleyi only ... when kullanarak tamamlayın: The alarm ____ sounds ____ someone opens the door.
Cevabı göster
only · when
The truth hurts: mecaz anlam ve acı üzerine söz oyunu
The truth hurts., hoş olmayan bir gerçeğin insanı üzebileceği, utandırabileceği veya rahatsız edebileceği anlamına gelen yaygın bir sözdür. Buradaki hurts genellikle mecazidir; gerçeğin fiziksel yaralanmaya yol açtığını söylemez. Sokma ve acı hakkındaki bir açıklamanın sonunda hurts, gerçek fiziksel acıyı da hatırlatır. Bu çift anlam bir söz oyunu oluşturur ve cümleyi zekice bir kapanış yorumuna dönüştürür.
Alıştırma
Günlük bir konuşmada The truth hurts. genellikle ne anlama gelir?
- Her doğru ifade fiziksel bir yaralanmaya neden olur.
- Hoş olmayan bir gerçek duygusal rahatsızlığa yol açabilir.
- Konuşan kişi ifadenin doğru olup olmadığını bilmiyordur.
Cevabı göster
Hoş olmayan bir gerçek duygusal rahatsızlığa yol açabilir.
But how can creatures carry venom in their bodies without hurting themselves? Dilbilgisi
4:56Peki ama canlılar kendilerine zarar vermeden vücutlarında zehri nasıl taşıyabilirler?
without hurting themselves: without + fiilin -ing hâli
without + fiilin -ing hâli, bir eylem yapılırken başka bir eylemin ya da sonucun gerçekleşmediğini belirtir. Burada canlılar vücutlarında zehir taşır, ancak bunu yaparken kendilerine zarar vermezler. Without bir edattır; bu yüzden hurt, -ing biçimi olan hurting hâline gelir. Dönüşlülük zamiri themselves, çoğul özne creatures'a gönderme yapar.
Alıştırma
Cümleyi hurt fiilinin doğru biçimi ve dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: The hikers crossed the rocky path without ____.
Cevabı göster
hurting themselves
is pretty impressive: pretty sözcüğünün “oldukça” anlamı
pretty impressive ifadesinde pretty, “oldukça” veya “epey” anlamına gelen bir derece zarfıdır. impressive sıfatını niteler; dolayısıyla cümle, cevabın oldukça etkileyici olduğunu söyler. Bu yapıda pretty, “güzel” anlamına gelmez. Yaygın yapı pretty + sıfat veya zarf şeklindedir; pretty difficult ve pretty quickly buna örnektir.
Alıştırma
Hangi cümlede pretty “oldukça” anlamına gelir?
- They decorated the room with pretty flowers.
- She wore a pretty scarf.
- The puzzle was pretty difficult.
Cevabı göster
The puzzle was pretty difficult.
Or learn how jellyfish deploy their extra potent stings. Kelime
5:05Ya da denizanasının o ekstra güçlü yakıcı hücrelerini nasıl kullandıklarını öğrenin.
deploy their extra potent stings: güçlü bir yeteneği devreye sokmak
Bu cümlede deploy, “belirli bir amaçla kullanıma sokmak” veya “devreye almak” demektir. İfade, denizanalarının sokma yeteneğini devreye giren biyolojik bir savunma ya da saldırı aracı olarak sunar; deploy yalnızca askerleri veya ekipmanı bir yere yerleştirmekle sınırlı değildir. Use ile karşılaştırıldığında deploy daha planlı ve teknik duyulur. Fiilin nesnesi olan their extra potent stings, denizanalarının olağanüstü güçlü sokma yeteneğini ifade eder.
Alıştırma
“The emergency team deployed portable lights around the site,” cümlesinde deployed ne anlama gelir?
- ışıkları belirli bir görev için kullanıma soktu
- ışıkların olağanüstü parlak olduğunu fark etti
- ışıkları kimse kullanamasın diye depoladı
Cevabı göster
ışıkları belirli bir görev için kullanıma soktu