ROKET MOTORLU BİR TESTERE ahşap kesebilir mi? - Smarter Every Day 210: İngilizce çalışma notları

SmarterEveryDay

Öğrenme zorluğu
733 kelime 230 kel/dk

Video özeti: Destin, testere güvenliği için normal, tehlikeli ve zor sınıflandırılan durumların neden gerekli olduğunu açıklıyor; sonra roketli bir testereyi deneyip sonucu inceliyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. edge cases (Sözcük anlamı ve kullanım): kategori sınırındaki nadir durumları anlatan terimi öğren ve testler ya da belirsiz kararlar için kullan. 2. If only we had five. (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): If only + geçmiş zamanın bugünkü gerçeğe aykırı bir dilek anlattığını fark et ve şu anda olmayan şeyler için benzer dilekler kur. 3. led up to (Öbek fiiller): önceki olayların bir ana nasıl ulaştığını anla ve süreci anlatmak için lead up to ifadesini isim ya da gerund ile kullan.

Bu derste

You want to see it kicking back in normal conditions Kelime

0:00

Normal koşullarda geri teptiğini görmek istersiniz

and you want to test it in not so normal conditions Dilbilgisi

0:03

ve o kadar da normal olmayan koşullarda test etmek istersiniz

until that's not kickback.

0:05

artık geri tepmeyene kadar.

Kelime

kicking back ve kickback: öbek fiil ve isim

Burada kicking back, kick back öbek fiilinin present participle biçimidir. Testere veya makine bağlamında aletin aniden, çoğu zaman operatöre doğru geriye sıçraması anlamına gelir; “rahatlamak” anlamında değildir. Kickback, bu geriye doğru tepkiyi veya onun oluşturduğu tehlikeyi adlandıran tek kelimelik isimdir. Kicking back ifadesinden kickback sözcüğüne geçiş, konuşmacının testerenin yaptığı hareketi anlatmaktan olguyu adlandırmaya geçtiğini gösterir. Sonucun “not kickback” olduğunu söylemek, aşırı sonucun artık sıradan bir geri tepme sayılmadığı anlamına gelir.

Alıştırma

Güvenlik uyarısını kick ve back ile kurulan doğru iki kelimelik fiil ve tek kelimelik isimle tamamlayın: “During the test, the saw may ____, so the operator must be ready for sudden ____.”

Cevabı göster

kick back · kickback

Dilbilgisi

not so normal: konuşma dilinde hafifseme

Not so + sıfat, olumsuz bir tanımı daha az doğrudan yapar: not so normal, “beklendiği kadar normal değil” veya kısaca “oldukça anormal” demektir. Doğrudan abnormal demekten daha konuşma diline yakındır ve konuşmacının tutumunu daha fazla yansıtır. Buradaki koşullar aslında son derece aşırıdır. Konuşmacı, çok daha güçlü bir gerçeği kasıtlı olarak hafif sözlerle anlatır; böylece sorunun küçük olduğunu söylemek yerine olduğundan hafif gösteren bir ifade kullanır.

Alıştırma

“The test moved into not so normal conditions.” cümlesinde koşullar açıkça aşırıysa not so normal büyük olasılıkla ne yapar?

  1. Koşulların yeniden normale döndüğü anlamına gelir.
  2. Koşulların ne kadar anormal olduğunu hafifseyerek anlatır.
  3. Koşulların yalnızca biraz sıra dışı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Koşulların ne kadar anormal olduğunu hafifseyerek anlatır.

You want to give it all of the edge cases

0:07

Ona tüm uç durumları yaşatmak istersiniz

so it knows what's...

0:10

böylece neyin ne olduğunu anlar...

Why are you smiling?

0:11

Neden gülümsüyorsun?

Why are you smiling?

0:12

Neden gülümsüyorsun?

I think we should test the edge cases.

0:14

Bence uç durumları test etmeliyiz.

I normally say,

0:18

Normalde şöyle derim,

"Hey, it's me Destin.

0:19

"Hey, ben Destin.

Welcome back to Smarter Every Day."

0:19

Smarter Every Day'e tekrar hoş geldiniz."

But there's nothing smart about this. Dilbilgisi

0:21

Ama bunda zekice olan hiçbir şey yok.

Dilbilgisi

there's nothing smart about this: bunda akıllıca hiçbir şey yok

there's nothing + sıfat + about + isim/zamir kalıbı, söz konusu kişi ya da şeyin bu niteliğe hiçbir şekilde sahip olmadığını belirtir. Buradaki this, konuşulan deney veya eylemi gösterir; yani konuşmacı bunun hiçbir yönüyle akıllıca olmadığını söylüyor. Nothing, yakınlarda “akıllı bir nesne” bulunmadığı anlamına gelmez. Olumsuz değerlendirmeyi kesin ve vurgulu hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle bir planın hiçbir yönüyle akıllıca olmadığını ifade eder?

  1. There's nothing smart about this plan.
  2. This plan is not about smart technology.
  3. There are no smart people on the planning team.
Cevabı göster

There's nothing smart about this plan.

So, here's the deal. Kalıp ifadeler

0:23

Yani, olay şu.

Kalıp ifadeler

here's the deal: durum şu

Here's the deal, “temel durum şu” veya “önemli koşullar bunlar” anlamına gelen, konuşma diline özgü bir giriş ifadesidir. Dinleyiciye, konuşmacının gerçekten önemli olan noktayı açıklamak üzere olduğunu bildirir. Buradaki deal bir ticari işlem anlamına gelmez; ifadenin tamamı açıklamaya, koşula veya plana geçiş sağlayan bir söylem belirleyicisi olarak çalışır.

Alıştırma

Bir planın temel koşulunu açıklamak üzeresiniz. En uygun giriş hangisidir?

  1. What's the deal with leaving at six?
  2. It's a deal. I'll meet you at six.
  3. Here's the deal: we need to leave by six.
Cevabı göster

Here's the deal: we need to leave by six.

This

0:24

Bu

is a rocket saw.

0:27

roketli bir testere.

And I want to say I'm sorry, Ton ve niyet

0:28

Ve üzgünüm demek isterdim,

but I'm totally not.

0:29

ama kesinlikle değilim.

Ton ve niyet

I want to say I'm sorry, but I'm totally not: kasıtlı bir sahte özür

Konuşmacı önce samimi bir özür gelecekmiş gibi başlar: “I want to say I'm sorry.” Ancak “but I'm totally not” bu tavrı geri çeker. Dinleyici eksik kısmı bağlamdan çıkarabildiği için not sözcüğünden sonra sorry atılmıştır: “but I'm totally not sorry.” Böylece kasıtlı bir sahte özür ortaya çıkar. Konuşmacı pişmanlık göstermek yerine, hiç pişman olmadığını şakacı ve meydan okuyan bir tavırla vurgular.

Alıştırma

Konuşmacı “I want to say I'm sorry, but I'm totally not” derken aslında neyi kastediyor?

  1. Üzgün değilim ve bunu şakacı bir şekilde vurguluyorum.
  2. Soruna benim neden olup olmadığımdan emin değilim.
  3. Gerçekten üzgünüm ve affedilmek istiyorum.
Cevabı göster

Üzgün değilim ve bunu şakacı bir şekilde vurguluyorum.

Here's the deal.

0:30

Olay şu.

Here's how we got here. Anlatım akışı

0:31

Buraya şöyle geldik.

Anlatım akışı

Geçmişteki gelişmelere dönen bir geçiş olarak Here's how we got here

“Here's how we got here” geçmişe dönük bir geçiş ifadesidir. Here mutlaka fiziksel bir yeri değil, mevcut durumu belirtir; how ise bu durumu ortaya çıkaran olaylar ya da nedenler zincirini tanıtır. Bu ifade, sonraki bölümün mevcut sonuçtan geriye giderek önceki gelişmeleri açıklayacağını dinleyiciye bildirir. Böylece dinleyiciler zaman çizgisindeki değişimi daha kolay takip eder.

Alıştırma

Konuşmacının mevcut durumu ortaya çıkaran önceki olayları şimdi açıklayacağını en iyi hangi cümle belirtir?

  1. Here's how we got here.
  2. Here's where we're going next.
  3. Here's what we need right now.
  4. Here's where we are now.
Cevabı göster

Here's how we got here.

So, in the last video,

0:32

Yani, önceki videoda,

um we explained how we had incorporated machine learning into power tools Kalıp ifadeler

0:33

makine öğrenimini elektrikli aletlere nasıl entegre ettiğimizi açıklamıştık

in order to keep them from hurting you, right? Dilbilgisi

0:37

size zarar vermelerini engellemek için, değil mi?

Kalıp ifadeler

incorporate A into B: A’yı B’ye entegre etmek

Incorporate A into B, A’yı daha büyük bir bütün olan B’ye entegre ederek B’nin bir parçası hâline getirmek demektir. Burada makine öğrenimi, elektrikli el aletlerine bir özellik olarak ekleniyor; ayrı bir bilgisayar fiziksel olarak aletlerin içine yerleştirilmiyor. Yön önemlidir: A eklenen özellik veya ögedir, B ise onu alan sistem, tasarım, plan ya da metindir. Bu cümlede A machine learning, B ise power tools ifadesidir.

Alıştırma

Cümleyi incorporate A into B yapısının basit geçmiş zamanıyla tamamlayın: During yesterday's update, the team ____ a security feature ____ the app.

Cevabı göster

incorporated · into

Dilbilgisi

Amaç bildiren in order to + fiilin yalın hâli

In order to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını belirtir ve “Hangi amaçla?” sorusunu yanıtlar. Burada makine öğreniminin neden entegre edildiğini açıklar: amaç, aletlerin insanlara zarar vermesini önlemekti. Mastardaki eylemi yaptığı anlaşılan kişi normalde ana eylemin öznesiyle aynıdır. Bu cümlede güvenlik amacına ulaşmak için entegrasyonu yapan we öznesidir. İfade, olayların sırasını değil amacı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi amaç bildiren in order to ile tamamlayın: Maya set an alarm ____ wake up early.

Cevabı göster

in order to

Dilbilgisi

keep them from hurting you: keep + nesne + from + -ing

keep + nesne + from + -ing, nesnenin gösterdiği kişi veya şeyin söz konusu eylemi yapmasını önlemek anlamına gelir. Burada them elektrikli aletleri, you ise aletin kullanıcısını ifade eder: makine öğrenmesi, aletlerin kullanıcıyı yaralamasını önlemeye yardımcı olur. from sonrasında -ing biçimi kullanılır; bu yüzden from hurting denir, from hurt denmez. Bu kalıp önleme, koruma ve kısıtlamalardan söz ederken kullanışlıdır.

Alıştırma

Güvenlik cümlesini keep + nesne + from + -ing kalıbı ve touch fiiliyle tamamlayın: The cover keeps your hands ____ the hot surface.

Cevabı göster

from touching

So, the way you work with a machine learning algorithm Dilbilgisi

0:39

Makine öğrenimi algoritmasıyla çalışmanın yolu şudur

is you get a really big fancy computer

0:42

çok büyük ve havalı bir bilgisayar alırsınız

Dilbilgisi

the way ... is ...: yöntem açıklayan konuşma kalıbı

the way + cümlecik + is + cümlecik kalıbı, açıklamayı iki bölüme ayırır. The way you work with a machine learning algorithm, açıklanacak yöntemi ortaya koyar; you get a really big fancy computer ise başlangıçtaki işlemi belirtir. Doğal ve hazırlıksız konuşmada is sonrasındaki cümleciğin is you get... örneğinde olduğu gibi kendi öznesi ve fiili olabilir. Daha özenli bir biçim The way ... is to get... olurdu, ancak özgün konuşma yapısı da kendi içinde tutarlıdır.

Alıştırma

Konuşma dilindeki yöntem kalıbını you press sözcükleriyle tamamlayın: The way you restart the device is ____ the red button.

Cevabı göster

you press

and you start to sort events out like Öbek fiiller

0:44

ve olayları şu şekilde sıralamaya başlarsınız

data collection events.

0:47

veri toplama olayları.

Öbek fiiller

sort events out: ayrılabilen sort out

Bu cümlede sort events out, olayları ayırıp doğru gruplara yerleştirerek düzenlemek anlamına gelir. Yakındaki veri toplama bağlamı, sort out ifadesinin burada bir sorunu çözmek değil, düzenlemek anlamında kullanıldığını gösterir. Sort out ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne fiil ile parçacığın arasına (sort events out) ya da parçacıktan sonra (sort out the events) gelebilir. Zamir mutlaka ortaya gelir: sort them out; sort out them denmez.

Alıştırma

sort out kullanarak ve isim nesnesini ortaya yerleştirerek cümleyi tamamlayın: Before training the model, we need to ____ these examples ____ by category.

Cevabı göster

sort · out

In our case, normal use of a saw. Kalıp ifadeler

0:48

Bizim durumumuzda, bir testerenin normal kullanımı.

Kalıp ifadeler

In our case: genelden belirli bir duruma geçiş

In our case, konuşan kişiye, ekibine veya ele alınan örneğe özgü durumda anlamına gelir. Buradaki case bir durum demektir; kap veya hukuki dava anlamında değildir. Bu ifade bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur: genel bir açıklamadan sonra, konuşanın artık kendi durumu için geçerli olan bilgiyi vereceğini gösterir.

Alıştırma

Örnek cümlede In our case ne işe yarar?

  1. Genel bir konuyu konuşanın kendine özgü durumuyla sınırlar.
  2. Olması muhtemel bir şeye karşı alınan önlemi anlatır.
  3. Daha önce söylenmiş bir koşula gönderme yapar.
Cevabı göster

Genel bir konuyu konuşanın kendine özgü durumuyla sınırlar.

So, if we see like a normal thing that happens with a saw,

0:50

Yani, testerede normal bir şeyin olduğunu görürsek,

we'd put it in the normal bucket, right? Deyimler

0:53

onu normal kovasına koyarız, değil mi?

But as we see these things that are dangerous,

0:55

Ama tehlikeli olan bu şeyleri gördüğümüzde,

we would put those over here in the dangerous pile.

0:57

onları buradaki tehlikeli yığınına koyarız.

Deyimler

Kategori benzetmeleri olarak normal bucket ... dangerous pile

Bu cümlede bucket ve pile, kategorileri anlatan benzetmelerdir. Normal bir olay “normal bucket” içine, tehlikeli bir olay ise “dangerous pile” içine girer. Gerçek bir kaba ya da nesne yığınına bir şey konulmuyor. put something in/into a bucket kalıbı, bir şeyi belirli bir etiket altında sınıflandırmak demektir. Pile burada benzer biçimde kullanılabilir, ancak olayları bir grupta toplama fikrini daha gevşek bir şekilde yansıtır.

Alıştırma

Bu cümlede put an event in the dangerous pile ne anlama gelir?

  1. Onu fiziksel olarak bir yığına koymak.
  2. Onu testereyle onarmak.
  3. Onu tehlikeli olarak sınıflandırmak.
Cevabı göster

Onu tehlikeli olarak sınıflandırmak.

And if you do this enough, Dilbilgisi

1:00

Ve bunu yeterince yaparsanız,

eventually the computer can sort

1:01

sonunda bilgisayar ayırt edebilir

between dangerous events and normal events.

1:03

tehlikeli olaylarla normal olayları.

Dilbilgisi

Birikimli sonuç kalıbı olarak if you do this enough, eventually ...

If yan cümlesi, yeterli miktarda tekrarlanan bir eylemi anlatır: if you do this enough, o eylemi yeterli sayıda veya yeterli ölçüde yaparsanız demektir. Buradaki this, tek bir eyleme değil, örnekleri tekrar tekrar sınıflandırmaya gönderme yapar. Eventually, bu süreçten sonra ortaya çıkan sonucu anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp If + eylem + enough, eventually + sonuç biçimindedir. Yeterli tekrarın veya çabanın hemen değil, zaman içinde bir sonuca ulaşabileceğini gösterir.

Alıştırma

Birikimli sonuç kalıbını iki hedef sözcükle tamamlayın: If you practice ____, ____ you will play the song smoothly.

Cevabı göster

enough · eventually

You can't test like everything in the world, okay?

1:06

Dünyadaki her şeyi test edemezsiniz, tamam mı?

So, you come up with all these really weird things Öbek fiiller

1:09

Bu yüzden tüm bu gerçekten tuhaf şeyleri bulursunuz

Öbek fiiller

come up with: bir fikir veya örnek üretmek

Bu cümlede come up with, fikir veya örnek “düşünüp bulmak ya da üretmek” anlamına gelir. Özne, olası test durumları olarak all these really weird things ifadesindeki şeyleri zihninde oluşturur; come up burada fiziksel bir hareket belirtmez. Aktarılabilir yapı come up with + isim veya isim öbeğidir. Örneğin come up with an idea, come up with a plan, come up with an answer ve come up with an example şeklinde kullanılır. Düşünme veya tartışma yoluyla bir şey üretmeye odaklanır.

Alıştırma

Beyin fırtınası cümlesini “düşünüp bulmak veya oluşturmak” anlamındaki üç sözcüklü öbek fiille tamamlayın: During the meeting, we need to ____ a practical solution.

Cevabı göster

come up with

and you do your best to like sort them out. Kalıp ifadeler

1:11

ve onları sınıflandırmak için elinizden gelenin en iyisini yaparsınız.

Kalıp ifadeler

do your best to + fiilin yalın hâli: elinden geleni yapmak

do your best to + fiilin yalın hâli yapısında best, öznenin makul biçimde gösterebileceği en büyük çabayı belirtir. Burada kişi, kusursuz bir sonucu garanti etmeden sıra dışı durumları sınıflandırmak için elinden gelen çabayı gösterir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I do my best, you do your best ve she does her best. Sonraki fiil yalın hâldedir. Altyazıdaki like, to ile sort arasına giren konuşma diline özgü bir dolgu sözüdür; kalıplaşmış ifadenin parçası değildir.

Alıştırma

Teşvik cümlesini dersteki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Please ____ stay calm during the interview.

Cevabı göster

do your best to

But eventually,

1:13

Ama sonunda,

you get to the edge cases and you have to make a decision Kelime

1:14

uç durumlara gelirsiniz ve bir karar vermeniz gerekir

like as a human, where do these things go?

1:16

bir insan olarak, bunlar nereye gidiyor?

Kelime

edge cases: sınır durumlar

Edge case, bir kuralın, kategorinin veya sistemin sınırına yakın olan sıra dışı bir durumdur. O sınırda cevap değişebileceği veya belirsizleşebileceği için normal kuralı uygulamak zorlaşır. Buradaki edge cases, tek bir kategoriye açıkça uymayan ve nereye ait olduklarına bir insanın karar vermesi gereken örneklerdir. Önemli olan sınırda karar vermenin zorluğudur; yalnızca dramatik bir durum veya fiziksel bir kenar kastedilmez.

Alıştırma

Bir mağazanın iade süresi saat 18.00'de bitiyor. Bir talep tam 18.00'de geliyor ve politika bunun geçerli olup olmadığını belirtmiyor. Bu durumu en iyi hangi ifade anlatır?

  1. an edge case
  2. an extreme case
  3. a routine case
Cevabı göster

an edge case

One of those things we thought about was a rocket saw.

1:19

Düşündüğümüz şeylerden biri de roketli bir testereydi.

Obviously, the rocket saw is going to go in the danger pile

1:22

Açıkçası, roketli testere tehlike yığınına gidecek

and we're not actually going to collect data on this shot. Kalıp ifadeler

1:25

ve aslında bu atıştan veri toplamayacağız.

Kalıp ifadeler

collect data: veri toplamak

Collect data, araştırma veya daha sonra kullanma amacıyla gerçekleri, ölçümleri ya da gözlemleri elde edip kaydetmeyi anlatan standart bir fiil–isim kalıbıdır. Collect yalnızca fiziksel nesneleri bir araya getirmek anlamına gelmez. Bu cümlede collect data, bir test denemesinin sonuçlarını resmî biçimde kaydetmek anlamındadır. Veri toplama aşamasını anlatır; tek başına sonuçların analiz edildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir ekip her dakika sıcaklık ölçümlerini kaydediyor ve yarın örüntüleri inceleyecek. Ekip şu anda ne yapıyor?

  1. collecting data
  2. analyzing data
  3. publishing data
Cevabı göster

collecting data

But we thought about a rocket saw.

1:28

Ama roketli bir testere düşündük.

And once you realize you're smart enough to make a rocket saw,

1:30

Ve roketli bir testere yapacak kadar zeki olduğunuzu fark ettiğinizde,

So,

1:34

Yani,

we got a rocket powered saw

1:35

roketle çalışan bir testere bulduk

and we're going to see what happens. Kalıp ifadeler

1:37

ve ne olacağını göreceğiz.

Kalıp ifadeler

Belirsiz bir sonuç için “see what happens”

See what happens, “bir şeyi deneyip ardından sonucu gözlemlemek” anlamına gelir. Buradaki see, yalnızca “gözle görmek” değil, “gözlemleyerek öğrenmek” demektir. Bu ifade sonucu açık bırakır: konuşan kişi testin ne göstereceğini henüz bilmiyordur. Bir şeyi deneyip sonuca varmadan önce beklediğiniz durumlarda bu ifadeyi yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi, see ile başlayan ve “belirsiz bir sonucu gözlemlemek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Let's try the new settings and ____.

Cevabı göster

see what happens

I think it's...

1:39

Sanırım...

I think it's just going to stop back there.

1:40

Sanırım sadece orada arkada duracak.

I don't think it's going to make it this far. Notlar

1:42

Buraya kadar gelebileceğini sanmıyorum.

Dilbilgisi

“I don't think it's going to ...” ile olumsuz tahmin

İngilizcede, sonraki cümlecik hakkında olumsuz bir yargı verilmek istendiğinde I don't think + görünüşte olumlu bir cümlecik yapısı sık kullanılır. Buradaki asıl tahmin “bu kadar uzağa gelemeyecek” şeklindedir; don't, düşünme eyleminin gerçekleşmediği anlamına gelmez. Bu yapıya olumsuzluk yükseltme denir: olumsuzluk think içeren cümlecikte görünür, ancak anlam bakımından tahminle birlikte yorumlanır. Bu yapıyı tanımak gerçek olumlu ya da olumsuz anlamı bulmanıza yardımcı olur.

Alıştırma

Olumsuz bir tahmin yapmak için I don't think ve going to kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ rain tonight.

Cevabı göster

I don't think it's going to

Deyimler

make it this far: işaret edilen mevcut noktaya ulaşmak

Bu cümlede make it, “bir şey yapmak veya üretmek” değil, “bir yere ya da noktaya ulaşmayı başarmak” anlamındadır. This far, o anda işaret edilen mesafeyi belirtir. Bu nedenle make it this far, “bu noktaya kadar gelebilmek” demektir. Make it çoğu zaman varışın zor, belirsiz veya kayda değer olduğunu hissettirir. Ardından gelen yer, zaman, mesafe ya da aşama neye ulaşıldığını gösterir.

Alıştırma

“Bu mesafeye kadar ulaşmayı başarmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: We are at the last checkpoint now. The trail was rough, so I didn't think our group would ____.

Cevabı göster

make it this far

Do you?

1:44

Sence?

Um

1:46

Hımm

yeah.

1:47

evet.

All right.

1:48

Pekala.

No bets, buddy.

1:49

Bahse girmek yok, dostum.

Four rockets.

1:50

Dört roket.

we got two Fs and two Ds.

1:51

iki F sınıfı ve iki D sınıfı motorumuz var.

If only we had five. Dilbilgisi

1:52

Keşke beş tane olsaydı.

Dilbilgisi

If only we had five: şimdiki gerçeğe aykırı bir dilek

If only güçlü bir dilek bildirir. Buradaki had biçim olarak geçmiş zamandadır, ancak geçmişte sahip olmayı anlatmaz. Şimdiki bir durumu gerçek dışı olarak işaretler: konuşan kişi beş tane istiyor, fakat şu anda beş tane yok. Kalıp, şimdiki gerçeğe aykırı bir dilek için If only + özne + geçmiş zaman şeklindedir. Bu örnekteki gibi tek başına bir ünlem cümlesi olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Şimdiki gerçeğe aykırı dileği dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ we had one more chair.

Cevabı göster

If only

If only we had fire.

1:53

Keşke ateşimiz olsaydı.

And you've got it all wired up, ready to go, right? Notlar

1:55

Ve her şeyin kablosunu bağladın, gitmeye hazır, değil mi?

Öbek fiiller

wired up: kabloları bağlanmış ve hazır

Wire up, bir cihazın veya sistemin ihtiyaç duyduğu elektrik kablolarını bağlamak demektir. Wired up geçmiş ortaç biçimidir; bu nedenle tamamlanmış sonucu, yani gerekli tüm bağlantıların yapılmış olduğunu anlatır. you've got it all wired up ifadesinde it nesnedir, wired up onun durumunu açıklar ve all işlemin bütünüyle tamamlandığını vurgular. Up, bağlantıyı tamamlama anlamı katar; “yukarı” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, tamamlanmış bir durumu anlatan iki kelimelik wire up biçimiyle tamamlayın: The electrician has the new ceiling lights all ____, so we can test them now.

Cevabı göster

wired up

Kalıp ifadeler

ready to go: tamamen hazır ve başlayabilir

Ready to go, tamamen hazırlanmış ve başlayabilecek durumda olmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bir kişiyi, planı, görevi veya makineyi anlatabilir. Burada go, başka bir yere gitmek zorunda olmak değil, çalışmaya veya sonraki eyleme başlamak anlamındadır. you've got it ... ready to go içinde bu ifade cihazın hazırlığı tamamlanmış durumunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, tamamen hazırlanmış ve başlamaya hazır anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The microphones are tested, and the show is ____.

Cevabı göster

ready to go

Yeah.

1:57

Evet.

This GoPro looking back at the blade is going to be nice.

1:58

Bıçağa geriye doğru bakan bu GoPro harika olacak.

Like the GoPro should see

2:01

GoPro'nun görmesi lazım

like the engagement of the teeth and stuff. Kelime

2:04

dişlerin geçmesi ve benzeri şeyleri.

Kelime

engagement of the teeth ifadesinin mekanik anlamı

Burada engagement, mekanik parçaların işlevsel biçimde temas etmeye başladığı anı veya süreci anlatır. Teeth, testere bıçağındaki sivri çıkıntılardır; dolayısıyla engagement of the teeth, bu dişlerin malzemeye temas edip onu kesmeye başlamasıdır. Teknik açıklamalarda tanıdık sözcükler özel anlamlar kazanabilir. Engagement; teeth, gears veya kesme yüzeyi gibi mekanik parçalarla kullanıldığında sosyal katılım ya da evlilik sözü değil, temas, birbirine geçme veya etkin bağlantı olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

engagement of the teeth ifadesinde kamera neyi kaydetmek için kullanılıyor?

  1. Testere dişlerinin malzemeye temas edip içine girmesi
  2. İnsanların bir tartışmaya katılması
  3. Bir çiftin evleneceğini açıklaması
Cevabı göster

Testere dişlerinin malzemeye temas edip içine girmesi

This is so dumb.

2:06

Bu çok saçma.

I love it.

2:07

Bayıldım.

I think it makes

2:14

Bence bu

All right, you're tall.

2:17

Pekala, sen uzunsun.

You got to turn that beast on.

2:18

O canavarı çalıştırman lazım.

So, it's ready to fire, right? Kelime

2:20

Yani, ateşlemeye hazır, değil mi?

Kelime

Etkinleştirilebilir bir fırlatma sistemi için ready to fire

Ready to fire, bağlı cihazın hazırlandığını ve artık roketleri fırlatmak veya ateşlemek üzere etkinleştirilebileceğini belirtir. Burada fire bir fiildir; alev anlamındaki isim ya da iş bağlamında birini işten çıkarmak anlamındaki fiil değildir. Yapı be ready to + fiilin yalın hâlidir: is ready to fire. Ateşlemeyi hemen yapılabilecek bir sonraki eylem olarak gösterir.

Alıştırma

Hangi durum The system is ready to fire cümlesine en uygundur?

  1. Bir yönetici bir çalışanı işten çıkarmaya hazırlanmaktadır.
  2. Bağlı bir roket sistemi hazırlanmıştır ve hemen etkinleştirilebilir.
  3. Sistemin bir bölümü şu anda yanmaktadır.
Cevabı göster

Bağlı bir roket sistemi hazırlanmıştır ve hemen etkinleştirilebilir.

You've got the thing wired up, right?

2:21

Şeyin kablolarını bağladın, değil mi?

Right.

2:23

Doğru.

Okay.

2:23

Tamam.

This is one of the more noble things I've ever done in my life. Ton ve niyet

2:24

Bu hayatımda yaptığım en asil şeylerden biri.

Ton ve niyet

one of the more noble things I've ever done in my life: ironik öz övgü

Burada one of the more noble things I've ever done in my life, konuşanın eylemlerini ciddi bir şekilde sıralaması gibi duyulur. Noble normalde ahlaki açıdan takdire değer davranışları över; I've ever done in my life ise iddiayı konuşanın bütün yaşam deneyimine yayar. Ancak yapılan şey ahlaki açıdan önemli bir davranış değil, saçma bir deneydir. Bu yüzden görkemli övgü kasıtlı olarak durumla orantısızdır. Konuşan, samimi bir etik değerlendirme yapmak yerine kendisini sahte kahramansı bir üslupla överek ironi ve kendisiyle dalga geçen bir mizah yaratır.

Alıştırma

Saçma derecede karmaşık bir deneyde konuşan kişi "This is one of the more noble things I've ever done in my life." diyor. En olası tutum hangisidir?

  1. Deneyi olduğundan daha görkemli gösteren ironik öz övgü
  2. Deneyin işe yarayıp yaramayacağı konusunda belirsizlik
  3. Samimi ahlaki gurur
Cevabı göster

Deneyi olduğundan daha görkemli gösteren ironik öz övgü

Now would be an excellent time for you to make a prediction Ton ve niyet

2:28

Şimdi bir tahminde bulunman için harika bir zaman

on what you think this thing's going to do to the wood. Dilbilgisi

2:31

bu şeyin ahşaba ne yapacağını düşündüğün hakkında.

Ton ve niyet

Now would be an excellent time for you to: nazik bir zamanlama yönlendirmesi

Now would be an excellent time for you to kalıbı, istenen eylemi bir emir olarak değil, zamanlaması uygun bir fırsat olarak sunar. Ardından gelen fiilin yalın hâli, dinleyicinin yapmaya yönlendirildiği eylemi belirtir; örneğin for you to make a prediction. Burada would, yönlendirmeyi yumuşatarak düşünceli veya sunucuya özgü bir ton verir. Geçmişten bakılan bir geleceği anlatmaz; sonuç gösterilmeden önce öneriyi dolaylı biçimde çerçeveler.

Alıştırma

Sunucunun nazik yönlendirmesini dersteki would be kalıbıyla tamamlayın: "Now ____ an excellent time for you to write down your prediction."

Cevabı göster

would be

Dilbilgisi

“what you think this thing’s going to do” ifadesinde düz söz dizimi

“what you think this thing’s going to do to the wood” ifadesinde what, “a prediction on” ifadesinin içeriğini başlatır. Soru anlamı taşıyan bu içerik bağımsız bir soru olarak sorulmayıp daha büyük bir bildirme cümlesine gömüldüğü için “you think” ve “this thing is going to do” örneklerindeki gibi öznenin fiilden önce geldiği düz söz dizimini kullanır. Buradaki thing’s, thing is ifadesinin kısaltmasıdır. Anlam bir soruyla ilgili olsa bile gömülü yan cümlede is ile this thing yer değiştirmez. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp what + özne + think/believe + özne + fiil şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede “predict what” ifadesinden sonra gömülü soru söz dizimi doğru kullanılmıştır?

  1. Can you predict what do you think is this machine going to do to the metal?
  2. Can you predict what you think this machine is going to do to the metal?
  3. Can you predict what you think is this machine going to do to the metal?
Cevabı göster

Can you predict what you think this machine is going to do to the metal?

Also, the very first video I ever uploaded to this channel Dilbilgisi

2:32

Ayrıca, bu kanala yüklediğim ilk video

called How to light a bonfire with rockets,

2:35

Roketlerle şenlik ateşi nasıl yakılır adlı,

cringeworthy. Kelime

2:38

çok utanç verici.

Dilbilgisi

“the very first video I ever uploaded” ifadesinde vurgu ve düşürülmüş ilgi zamiri

“the very first video I ever uploaded” ifadesinde very, first sıra sayısını güçlendirir: yükleme işinin “çok” yoğun yapılmasını değil, kesinlikle en önce yüklenen videoyu anlatır. Ever, karşılaştırma kapsamını ilgili zamana kadar konuşmacının tüm video yükleme deneyimine genişletir. “I ever uploaded”, video sözcüğünü niteleyen sınırlayıcı bir ilgi cümlesidir. Nesne görevindeki that veya which ilgi zamiri düşürülmüştür: “the very first video that I ever uploaded”. Video, uploaded fiilinin nesnesi olarak anlaşılır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp the very first + isim + (that) + özne + ever + geçmiş zaman fiili şeklindedir.

Alıştırma

“the very first video I ever uploaded” ifadesinin doğru çözümlemesi hangisidir?

  1. “ever”, “sık sık” anlamına gelir ve hiçbir sözcük düşürülmemiştir.
  2. “very”, “uploaded” sözcüğünü niteler ve “video”, “uploaded” fiilinin öznesidir.
  3. “very”, “first” sözcüğünü güçlendirir ve “I ever uploaded”, düşürülmüş bir nesne ilgi zamiriyle “video” sözcüğünü niteler.
Cevabı göster

“very”, “first” sözcüğünü güçlendirir ve “I ever uploaded”, düşürülmüş bir nesne ilgi zamiriyle “video” sözcüğünü niteler.

Kelime

Cringeworthy: insanı utançtan geri çektirecek kadar tuhaf

Cringeworthy, izlenmesi veya hatırlanması insanı utançtan geri çekilmeye itecek kadar tuhaf, utandırıcı ya da kötü yapılmış bir şeyi anlatan gayriresmî bir sıfattır. Buradaki duygu korku değil, çoğu zaman başkası adına utanmadır. Konuşmacı burada sözcüğü eski videosu hakkında kısa bir ek yorum olarak kullanıyor. Bu eksiltili ifade kendisiyle alay eden bir yargı katıyor: videoyu şimdi izleyince utanıyor.

Alıştırma

“That old performance is cringeworthy” cümlesindeki cringeworthy ne anlama gelir?

  1. İnsanların kopyalamak isteyeceği kadar etkileyici
  2. İnsanların izlemekten korkacağı kadar ürkütücü
  3. İnsanları utançtan geri çekilmeye itecek kadar tuhaf veya utandırıcı
Cevabı göster

İnsanları utançtan geri çekilmeye itecek kadar tuhaf veya utandırıcı

It's like the first video I ever made.

2:39

Yaptığım ilk video gibi bir şey.

It also involves shooting a rocket from this exact same tree. Dilbilgisi

2:40

Ayrıca tam da aynı ağaçtan bir roket atmayı içeriyor.

Dilbilgisi

Involves shooting: involve + -ing yapısı

Involves shooting, involve + -ing biçimini kullanır. Bu ifade, roket fırlatmanın önceki videonun içerdiği etkinlik veya adımlardan biri olduğu anlamına gelir. Involve sözcüğünden sonra, içerilen etkinliği belirtmek için isim veya -ing biçimi kullanılır: The job involves travel; The job involves working at night. Bu cümlede shooting a rocket, roketi filme çekmek değil, ateşlemek veya fırlatmak demektir.

Alıştırma

Involve sözcüğünün doğru biçimini ve launch fiilinin -ing biçimini kullanın: The safety test ____ a small rocket.

Cevabı göster

involves launching

All right, let me go arm the high speed camera. Kelime

2:47

Pekala, gidip yüksek hızlı kamerayı hazırlayayım.

Kelime

arm the high speed camera: kamerayı tetiklemeye hazır duruma getirmek

Burada arm, “bir cihazı veya sistemi bir tetikleyici geldiğinde çalışacak hazır duruma getirmek” anlamındaki teknik ve geçişli bir fiildir. Yüksek hızlı kamerayı arm etmek, tetikleme koşulu oluştuğunda kısa süren olayı yakalayabilmesi için kamerayı hazırlar. Bu, kamerayı mutlaka açmak veya kaydı hemen başlatmak demek değildir. Aktarılabilir kalıp arm + cihaz/sistem şeklindedir ve özellikle ayrı bir armed durumu bulunan ekipmanlarda kullanılır.

Alıştırma

Kameraya zaten güç veriliyor. Bir sensör hareket algılayana kadar hazır durumda beklemesi gerekiyor. En kesin talimat hangisidir?

  1. Start recording now.
  2. Turn on the camera.
  3. Arm the camera.
Cevabı göster

Arm the camera.

Oh my gosh.

2:49

Aman Tanrım.

3

3:02

3

2

3:03

2

holy crap

3:03

vay anasını

1

3:04

1

1

3:11

1

Holy crap.

3:23

Vay anasını.

Got to get the GoPro Dilbilgisi

3:25

GoPro'yu almalıyım

before it catches on fire. Kalıp ifadeler

3:26

alev almadan önce.

Dilbilgisi

Got to get: öznesi düşürülmüş acil gereklilik ifadesi

Bu gündelik konuşma cümlesinin başındaki Got to, I've got to veya I have to yapısının kısaltılmış bir parçasıdır. Eksik öznenin I olduğu anlaşılır ve ifade acil bir gereklilik bildirir: konuşanın hızla harekete geçmesi gerekir. Ardından gelen get ayrı bir ana fiildir ve bir şeyi alıp getirmek veya güvenli bir yere götürmek anlamına gelir. Dolayısıyla Got to get, zorunluluk ile bir eylemi birleştirir; ilk got, get fiilinin basit geçmiş zamanı değildir.

Alıştırma

Bu acil ve gündelik kişisel hatırlatmayı dersteki tam ifadeyle tamamlayın: "____ my keys before the door locks."

Cevabı göster

Got to get

Kalıp ifadeler

catch on fire: yanmaya başlamak

Catch on fire, “yanmaya başlamak” veya “alev almak” demektir. Buradaki catch bir durum değişikliğini gösterir: GoPro henüz yanmıyordur, ancak konuşan kişi yakındaki alevlerin onu yakabileceğini düşünür. Yaygın yapı “özne + catch/catches/caught on fire” biçimindedir. Burada before it catches on fire, bu değişimi bir son süre hâline getirir: GoPro yanmaya başlamadan önce alınmalıdır.

Alıştırma

Uyarıyı catch on fire kullanarak tamamlayın: Keep the towel away from the burner, or it could ____.

Cevabı göster

catch on fire

If it's still there.

3:28

Eğer hala oradaysa.

Oh, it's still there.

3:29

Oh, hala orada.

Is it still there?

3:30

Hala orada mı?

Oh,

3:31

Oh,

it's on the front.

3:32

ön tarafta.

It totally survived.

3:34

Tamamen sağ çıkmış.

And then it bounced

3:35

Ve sonra sekmiş

Yeah, I don't even think like

3:36

Evet, bence o

it didn't even try. Deyimler

3:37

denemedi bile.

Deyimler

didn't even try: mizahi kişileştirme

didn't even try ifadesinde even olumsuzluğu güçlendirir: eylem, beklenen en düşük çaba düzeyine bile ulaşmamıştır. Konuşan kişi testere bıçağının ahşaba neredeyse hiç girmediğini veya ahşabı neredeyse hiç kesmediğini anlatır. Bir makine gerçekten denemeye karar veremez. Ona insana özgü bir niyet yüklemek kişileştirmedir; burada kötü performansı mizahi ve abartılı biçimde eleştirmek için kullanılır. Aynı kalıp, belirgin biçimde başarısız olan cihazları, yazılımları veya nesneleri anlatabilir.

Alıştırma

“The printer didn't even try; it only flashed an error message,” cümlesinde didn't even try ne anlatır?

  1. Yazıcı o kadar kötü çalıştı ki sanki hiç çaba göstermedi.
  2. Yazıcı bilinçli olarak tembellik etmeyi seçti.
  3. Konuşan kişi yazıcıyı kullanmayı denemeyi unuttu.
Cevabı göster

Yazıcı o kadar kötü çalıştı ki sanki hiç çaba göstermedi.

It didn't even try.

3:39

Denemedi bile.

It just rolled on it.

3:40

Sadece üzerinden yuvarlandı.

Dude, we got it, man.

3:41

Dostum, başardık, adamım.

Did we do...

3:43

Acaba biz...

we totally did.

3:43

biz kesinlikle başardık.

No,

3:45

Hayır,

what the hell? Kelime

3:46

bu da ne böyle?

Kelime

what the hell? ifadesinin gücü

Bu tepkide what the hell?, yoğun şaşkınlık ve kafa karışıklığıyla “Neler oluyor?” ya da “Bu nasıl mümkün olabilir?” anlamına gelir. Hell sözcüğü duyguyu güçlendirir; burada dini anlamıyla kullanılmaz. Konuşmacı beklenmedik bir sonuca tepki vermektedir. Bu ifade, ayrıntılı bir açıklama istemekten çok inanamama duygusunu gösterir.

Alıştırma

Bir öğrenci, resmî bir sınıf sunumu sırasında öğretmenine “What the hell?” diyor. Bu güvenli ve saygılı bir seçim midir?

  1. Evet
  2. Hayır
Cevabı göster

Hayır

That's a thing you can do

4:21

Bu arkadaşlarınızla

with friends.

4:22

yapabileceğiniz bir şey.

Who needs drugs Anlatım akışı

4:25

Böyle şeyler yapabiliyorken

when you can do stuff like this, right?

4:26

uyuşturucuya kimin ihtiyacı var ki, değil mi?

Anlatım akışı

Who needs X when you can Y? sözde soru kalıbı

Who needs X when you can Y? kalıbı sözde sorudur. Mesajı bir karşıtlık üzerinden düzenler: Y o kadar heyecan verici veya tatmin edici gösterilir ki X gereksiz görünür. Amaçlanan sonuç “Burada kimsenin X'e ihtiyacı yok”tur; gerçekten bir kişinin kim olduğunu sormaz. Bu şakada drugs keyif amacıyla kullanılan uyuşturucuları, stuff like this ise heyecan verici deneyi yapmayı ifade eder. Sondaki right?, dinleyiciyi abartılı sonuca katılmaya çağırır; bu bir tıbbi tavsiye değildir.

Alıştırma

Ev yapımı pizzanın dışarıdan yemek söylemeyi gereksiz kıldığını şakacı biçimde anlatan kalıbı tamamlayın: “____ takeout when you can make pizza at home, right?”

Cevabı göster

Who needs

Let's zoom in closer Öbek fiiller

4:28

Yakınlaştıralım

Öbek fiiller

zoom in: görüntüyü büyütmek

Bu cümlede zoom in, daha küçük bir alanın ekranın daha büyük bir bölümünü kaplaması ve ayrıntılarının daha kolay incelenmesi için büyütme oranını artırmak anlamına gelir. Closer, daha dar bir görünüme yaklaşmayı vurgular. Kalıp zoom in (on + hedef) şeklindedir. Kamera, fotoğraf, harita, paylaşılan ekran veya başka bir görsel ekran için kullanılabilir; ayrıca belirli bir ayrıntıya odaklanmayı anlatan mecaz anlamda da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi zoom ve doğru parçacıkla tamamlayın: To read the tiny street name on the digital map, ____.

Cevabı göster

zoom in

and see if the saw blade does what you thought it would do. Dilbilgisi

4:29

ve testere bıçağının düşündüğün şeyi yapıp yapmadığına bakalım.

Dilbilgisi

see if ... does what ... would do: bir tahmini kontrol etmek

See if, yanıtı evet veya hayır olan dolaylı bir soru başlatır: konuşmacı, bıçağın tahmin edildiği gibi davranıp davranmadığını anlamak için sonucu gözlemlemeyi önerir. Buradaki if, “şu koşulla” değil, “olup olmadığını” anlamına gelir. What you thought it would do içinde what, beklenen eylemi serbest bir ilgi cümleciği olarak, kabaca “olan şey veya eylem” anlamıyla başlatır. Would do, bağlamdan zaten anlaşılan bu eyleme geri döner; do ise eylem öbeğinin tekrarlanmasını önleyen bir ikame fiildir. Yeniden kullanılabilir kalıp see if + özne + does what + you thought/expected + it would do şeklindedir. Bir tahmini gözlemlenen sonuçla karşılaştırmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Kalıbı see ile başlayan kontrol ifadesi ve would sonrasındaki ikame fiille tamamlayın: We predicted that the new filter would remove the noise. Let's ____ it does what we expected it would ____.

Cevabı göster

see if · do

Oh my goodness.

4:46

Aman Tanrım.

My heart.

4:48

Kalbim.

Oh, it just dinged the screen. Kelime

4:49

Oh, az önce ekrana çarptı.

Kelime

Dinged: hafif çarpma veya küçük hasar

Dinged, ding fiilinin geçmiş zaman biçimidir. dinged the screen ifadesinde fiilin doğrudan bir nesnesi vardır ve ekrana hafifçe çarpmak ya da küçük bir hasar vermek anlamına gelir. Teması küçük ve ciddi olmayan bir olay gibi gösterir; ufak bir iz kalmış olabileceğini düşündürebilir ancak cümle görünür bir göçüğü doğrulamaz. Ding kısa bir zil veya bildirim sesi çıkarmak anlamına da gelebilir, fakat burada bu anlamda değildir. dinged + nesne yapısı, hafif temas veya küçük hasar anlamını ayırt etmek için yararlı bir ipucudur.

Alıştırma

'The shopping cart dinged my car door, but it still opens normally,' cümlesinde dinged en olası olarak ne anlama gelir?

  1. Kapıya hafifçe çarptı ve küçük bir iz bırakmış olabilir.
  2. Kapının zil benzeri bir ses çıkarmasını sağladı.
  3. Kapıyı tamamen kırdı.
Cevabı göster

Kapıya hafifçe çarptı ve küçük bir iz bırakmış olabilir.

Who cares? Ton ve niyet

4:51

Kimin umurunda?

Ton ve niyet

Who cares?: küçümseyici bir retorik soru

Who cares? genellikle gerçekten kimin önemsediğini soran bir soru değil, retorik bir sorudur. Burada küçük sorunu önemsiz gösterir ve dikkati ondan uzaklaştırır. Daha genel olarak bu ifade, konuşanın konuyu kaygılanmaya değer bulmadığı anlamına gelir. Kime yöneltildiğine ve hangi kaygının reddedildiğine bağlı olarak sabırsızlık veya küçümseme de aktarabilir.

Alıştırma

Değerlendirme: Bir takım arkadaşı, herkes fikrini görmezden geldiği için üzgün. 'Who cares?' diye yanıt vermek uygun mudur?

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

Did you see what we just did with that?

4:51

Onunla az önce ne yaptığımızı gördün mü?

You're still here,

4:56

Hala buradasınız,

which means you understand. Anlatım akışı

4:58

bu anladığınız anlamına gelir.

Anlatım akışı

which means you understand: kanıttan sonuca geçmek

Burada which, önceki olgunun tamamına, yani izleyicinin hâlâ burada olduğu gerçeğine gönderme yapar. which means you understand yan cümlesi, konuşanın bu gerçekten çıkardığı sonucu verir; yalnızca here sözcüğünü açıklamaz. Bir ifadenin ardından virgül + which means (that) ... kullanarak önceki ifadenin tamamının ne anlama geldiği açıklanabilir. Böylece bilgi önce kanıt, ardından yorum veya sonuç gelecek şekilde düzenlenir.

Alıştırma

"The bus hasn't arrived, which means we'll be late," cümlesinde which neye gönderme yapar?

  1. Otobüsün kendisi
  2. "late" sözcüğü
  3. Otobüsün henüz gelmemiş olması
Cevabı göster

Otobüsün henüz gelmemiş olması

We're both winning here.

5:00

İkimiz de burada kazanıyoruz.

My whole life led up to this moment Öbek fiiller

5:01

Bütün hayatım bu ana

to make the rocket saw.

5:02

roket testeresini yapmaya çıktı.

Öbek fiiller

led up to: önceki olayların bir ana doğru gelişmesi

Led up to, lead up to ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Önceki olayları veya aşamaları, daha sonraki bir ana ya da sonuca yavaş yavaş yaklaşan veya onu hazırlayan bir süreç olarak sunar. Burada konuşan, mizah amacıyla bütün hayatını roket testereyi yapmaya hazırlıkmış gibi anlatır. lead up to + ad öbeği yapısında to bir edattır; bu nedenle ardından bir ad veya -ing biçimi gelebilir: led up to the launch; led up to making a decision.

Alıştırma

Önceki hazırlıkların yavaş yavaş etkinliğe ulaştığını gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: "Weeks of rehearsal ____ opening night."

Cevabı göster

led up to

Your whole life led up to

5:03

Sizin de bütün hayatınız

watching this video.

5:04

bu videoyu izlemeye çıktı.

We're all winners.

5:06

Hepimiz kazananlarız.

Thanks.

5:08

Teşekkürler.

There was a smart reason

5:09

Bu noktaya gelmemizin

that we got to that point.

5:11

zekice bir nedeni vardı.

I promise.

5:12

Söz veriyorum.

I think we screamed for science Kültür

5:13

Bilim için birkaç kez

several times.

5:14

çığlık attık sanırım.

Kültür

Şakacı bir gerekçe olarak “for science”

Bu cümlede for science, çığlık atmanın gerçekten bir araştırma yöntemi olduğunu ciddi biçimde öne sürmez. Konuşanlar heyecanlı tepkilerini şakayla karışık biçimde bilimin yüce ve resmî görünen amacı altına yerleştirerek davranışı sanki resmen haklıymış gibi gösterirler. Bu kalıp, bilerek yapılan başka sıra dışı, maceralı veya eğlenceli eylemlere de aktarılabilir. Bir şeyi for science yaptığınızı söylemek, şakayla “deneyip ne olacağını görmemiz gerekiyordu” anlamına gelebilir. Anlamın mizahi mi yoksa gerçek mi olduğunu bağlam belirler.

Alıştırma

Tatma eylemini şakayla bir araştırma gibi sunan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We sampled the strangest drink on the menu ____.

Cevabı göster

for science

Yeah.

5:15

Evet.

That's how that works. Ton ve niyet

5:16

İşler böyle yürür.

Ton ve niyet

“That's how that works.” ifadesindeki ciddi görünümlü ironi

That's how that works. ifadesi düz anlamıyla bir açıklamayı doğrular. Burada ise çığlık atmanın bilim yapmak sayıldığı şeklindeki saçma düşüncenin ardından gelir; bu nedenle doğrulama samimi değildir. Yanlış mantık tamamen normalmiş gibi davranarak şakayı sürdürür. Bu kullanımı belirlemek için ifadeyi ortak bilgilerle ve önceki iddiayla karşılaştırın. Açıkça zayıf veya gülünç bir neden sakin ve ciddi bir tavırla doğrulanıyorsa cümle çoğu zaman tersini anlatır: “Elbette gerçekte işler böyle yürümüyor.”

Alıştırma

Diyaloğu okuyun ve Leo'nun anlatmak istediği anlamı seçin. Maya: I renamed the file 'final,' so now the project must be finished. Leo: That's how that works.

  1. Leo, dosyanın adını değiştirmenin projeyi tamamlamadığını ciddi bir yüzle şakaya vuruyor.
  2. Leo, Maya'nın sözlerini anlamadı.
  3. Leo, gerekli bir proje adımını ciddi biçimde açıklıyor.
Cevabı göster

Leo, dosyanın adını değiştirmenin projeyi tamamlamadığını ciddi bir yüzle şakaya vuruyor.

All right, well,

5:18

Pekala, öyleyse,

you're getting smarter every day.

5:19

her geçen gün daha da akıllanıyorsunuz.

Have a good one. Kalıp ifadeler

5:21

İyi günler.

Kalıp ifadeler

Gündelik bir vedalaşma sözü olarak Have a good one

Have a good one, karşınızdaki kişiye iyi dilekte bulunurken konuşmayı bitirmenin samimi ve gündelik bir yoludur. Bu ifadede one belirli bir nesneyi göstermez; günün kalanı veya akşam gibi yaklaşan zaman dilimini genel biçimde temsil eder. Belirli bir zaman dilimi söylemediği için Have a good day ya da Have a good evening demenin gereksiz ölçüde belirgin olacağı durumlarda esnek bir kapanış olur.

Alıştırma

Günü veya akşamı açıkça belirtmeyen gündelik vedalaşmayı tamamlayın: Have a ____.

Cevabı göster

good one

Thanks for watching.

5:22

İzlediğiniz için teşekkürler.