ROKET MOTORLU BİR TESTERE ahşap kesebilir mi? - Smarter Every Day 210: İngilizce çalışma notları
SmarterEveryDay
Video özeti: Destin, testere güvenliği için normal, tehlikeli ve zor sınıflandırılan durumların neden gerekli olduğunu açıklıyor; sonra roketli bir testereyi deneyip sonucu inceliyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. edge cases (Sözcük anlamı ve kullanım): kategori sınırındaki nadir durumları anlatan terimi öğren ve testler ya da belirsiz kararlar için kullan. 2. If only we had five. (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): If only + geçmiş zamanın bugünkü gerçeğe aykırı bir dilek anlattığını fark et ve şu anda olmayan şeyler için benzer dilekler kur. 3. led up to (Öbek fiiller): önceki olayların bir ana nasıl ulaştığını anla ve süreci anlatmak için lead up to ifadesini isim ya da gerund ile kullan.
Bu derste
and you want to test it in not so normal conditions Dilbilgisi
0:03ve o kadar da normal olmayan koşullarda test etmek istersiniz
kicking back ve kickback: öbek fiil ve isim
Burada kicking back, kick back öbek fiilinin present participle biçimidir. Testere veya makine bağlamında aletin aniden, çoğu zaman operatöre doğru geriye sıçraması anlamına gelir; “rahatlamak” anlamında değildir. Kickback, bu geriye doğru tepkiyi veya onun oluşturduğu tehlikeyi adlandıran tek kelimelik isimdir. Kicking back ifadesinden kickback sözcüğüne geçiş, konuşmacının testerenin yaptığı hareketi anlatmaktan olguyu adlandırmaya geçtiğini gösterir. Sonucun “not kickback” olduğunu söylemek, aşırı sonucun artık sıradan bir geri tepme sayılmadığı anlamına gelir.
Alıştırma
Güvenlik uyarısını kick ve back ile kurulan doğru iki kelimelik fiil ve tek kelimelik isimle tamamlayın: “During the test, the saw may ____, so the operator must be ready for sudden ____.”
Cevabı göster
kick back · kickback
not so normal: konuşma dilinde hafifseme
Not so + sıfat, olumsuz bir tanımı daha az doğrudan yapar: not so normal, “beklendiği kadar normal değil” veya kısaca “oldukça anormal” demektir. Doğrudan abnormal demekten daha konuşma diline yakındır ve konuşmacının tutumunu daha fazla yansıtır. Buradaki koşullar aslında son derece aşırıdır. Konuşmacı, çok daha güçlü bir gerçeği kasıtlı olarak hafif sözlerle anlatır; böylece sorunun küçük olduğunu söylemek yerine olduğundan hafif gösteren bir ifade kullanır.
Alıştırma
“The test moved into not so normal conditions.” cümlesinde koşullar açıkça aşırıysa not so normal büyük olasılıkla ne yapar?
- Koşulların yeniden normale döndüğü anlamına gelir.
- Koşulların ne kadar anormal olduğunu hafifseyerek anlatır.
- Koşulların yalnızca biraz sıra dışı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Koşulların ne kadar anormal olduğunu hafifseyerek anlatır.
there's nothing smart about this: bunda akıllıca hiçbir şey yok
there's nothing + sıfat + about + isim/zamir kalıbı, söz konusu kişi ya da şeyin bu niteliğe hiçbir şekilde sahip olmadığını belirtir. Buradaki this, konuşulan deney veya eylemi gösterir; yani konuşmacı bunun hiçbir yönüyle akıllıca olmadığını söylüyor. Nothing, yakınlarda “akıllı bir nesne” bulunmadığı anlamına gelmez. Olumsuz değerlendirmeyi kesin ve vurgulu hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümle bir planın hiçbir yönüyle akıllıca olmadığını ifade eder?
- There's nothing smart about this plan.
- This plan is not about smart technology.
- There are no smart people on the planning team.
Cevabı göster
There's nothing smart about this plan.
here's the deal: durum şu
Here's the deal, “temel durum şu” veya “önemli koşullar bunlar” anlamına gelen, konuşma diline özgü bir giriş ifadesidir. Dinleyiciye, konuşmacının gerçekten önemli olan noktayı açıklamak üzere olduğunu bildirir. Buradaki deal bir ticari işlem anlamına gelmez; ifadenin tamamı açıklamaya, koşula veya plana geçiş sağlayan bir söylem belirleyicisi olarak çalışır.
Alıştırma
Bir planın temel koşulunu açıklamak üzeresiniz. En uygun giriş hangisidir?
- What's the deal with leaving at six?
- It's a deal. I'll meet you at six.
- Here's the deal: we need to leave by six.
Cevabı göster
Here's the deal: we need to leave by six.
I want to say I'm sorry, but I'm totally not: kasıtlı bir sahte özür
Konuşmacı önce samimi bir özür gelecekmiş gibi başlar: “I want to say I'm sorry.” Ancak “but I'm totally not” bu tavrı geri çeker. Dinleyici eksik kısmı bağlamdan çıkarabildiği için not sözcüğünden sonra sorry atılmıştır: “but I'm totally not sorry.” Böylece kasıtlı bir sahte özür ortaya çıkar. Konuşmacı pişmanlık göstermek yerine, hiç pişman olmadığını şakacı ve meydan okuyan bir tavırla vurgular.
Alıştırma
Konuşmacı “I want to say I'm sorry, but I'm totally not” derken aslında neyi kastediyor?
- Üzgün değilim ve bunu şakacı bir şekilde vurguluyorum.
- Soruna benim neden olup olmadığımdan emin değilim.
- Gerçekten üzgünüm ve affedilmek istiyorum.
Cevabı göster
Üzgün değilim ve bunu şakacı bir şekilde vurguluyorum.
Geçmişteki gelişmelere dönen bir geçiş olarak Here's how we got here
“Here's how we got here” geçmişe dönük bir geçiş ifadesidir. Here mutlaka fiziksel bir yeri değil, mevcut durumu belirtir; how ise bu durumu ortaya çıkaran olaylar ya da nedenler zincirini tanıtır. Bu ifade, sonraki bölümün mevcut sonuçtan geriye giderek önceki gelişmeleri açıklayacağını dinleyiciye bildirir. Böylece dinleyiciler zaman çizgisindeki değişimi daha kolay takip eder.
Alıştırma
Konuşmacının mevcut durumu ortaya çıkaran önceki olayları şimdi açıklayacağını en iyi hangi cümle belirtir?
- Here's how we got here.
- Here's where we're going next.
- Here's what we need right now.
- Here's where we are now.
Cevabı göster
Here's how we got here.
um we explained how we had incorporated machine learning into power tools Kalıp ifadeler
0:33makine öğrenimini elektrikli aletlere nasıl entegre ettiğimizi açıklamıştık
in order to keep them from hurting you, right? Dilbilgisi
0:37size zarar vermelerini engellemek için, değil mi?
incorporate A into B: A’yı B’ye entegre etmek
Incorporate A into B, A’yı daha büyük bir bütün olan B’ye entegre ederek B’nin bir parçası hâline getirmek demektir. Burada makine öğrenimi, elektrikli el aletlerine bir özellik olarak ekleniyor; ayrı bir bilgisayar fiziksel olarak aletlerin içine yerleştirilmiyor. Yön önemlidir: A eklenen özellik veya ögedir, B ise onu alan sistem, tasarım, plan ya da metindir. Bu cümlede A machine learning, B ise power tools ifadesidir.
Alıştırma
Cümleyi incorporate A into B yapısının basit geçmiş zamanıyla tamamlayın: During yesterday's update, the team ____ a security feature ____ the app.
Cevabı göster
incorporated · into
Amaç bildiren in order to + fiilin yalın hâli
In order to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını belirtir ve “Hangi amaçla?” sorusunu yanıtlar. Burada makine öğreniminin neden entegre edildiğini açıklar: amaç, aletlerin insanlara zarar vermesini önlemekti. Mastardaki eylemi yaptığı anlaşılan kişi normalde ana eylemin öznesiyle aynıdır. Bu cümlede güvenlik amacına ulaşmak için entegrasyonu yapan we öznesidir. İfade, olayların sırasını değil amacı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi amaç bildiren in order to ile tamamlayın: Maya set an alarm ____ wake up early.
Cevabı göster
in order to
keep them from hurting you: keep + nesne + from + -ing
keep + nesne + from + -ing, nesnenin gösterdiği kişi veya şeyin söz konusu eylemi yapmasını önlemek anlamına gelir. Burada them elektrikli aletleri, you ise aletin kullanıcısını ifade eder: makine öğrenmesi, aletlerin kullanıcıyı yaralamasını önlemeye yardımcı olur. from sonrasında -ing biçimi kullanılır; bu yüzden from hurting denir, from hurt denmez. Bu kalıp önleme, koruma ve kısıtlamalardan söz ederken kullanışlıdır.
Alıştırma
Güvenlik cümlesini keep + nesne + from + -ing kalıbı ve touch fiiliyle tamamlayın: The cover keeps your hands ____ the hot surface.
Cevabı göster
from touching
So, the way you work with a machine learning algorithm Dilbilgisi
0:39Makine öğrenimi algoritmasıyla çalışmanın yolu şudur
the way ... is ...: yöntem açıklayan konuşma kalıbı
the way + cümlecik + is + cümlecik kalıbı, açıklamayı iki bölüme ayırır. The way you work with a machine learning algorithm, açıklanacak yöntemi ortaya koyar; you get a really big fancy computer ise başlangıçtaki işlemi belirtir. Doğal ve hazırlıksız konuşmada is sonrasındaki cümleciğin is you get... örneğinde olduğu gibi kendi öznesi ve fiili olabilir. Daha özenli bir biçim The way ... is to get... olurdu, ancak özgün konuşma yapısı da kendi içinde tutarlıdır.
Alıştırma
Konuşma dilindeki yöntem kalıbını you press sözcükleriyle tamamlayın: The way you restart the device is ____ the red button.
Cevabı göster
you press
and you start to sort events out like Öbek fiiller
0:44ve olayları şu şekilde sıralamaya başlarsınız
sort events out: ayrılabilen sort out
Bu cümlede sort events out, olayları ayırıp doğru gruplara yerleştirerek düzenlemek anlamına gelir. Yakındaki veri toplama bağlamı, sort out ifadesinin burada bir sorunu çözmek değil, düzenlemek anlamında kullanıldığını gösterir. Sort out ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne fiil ile parçacığın arasına (sort events out) ya da parçacıktan sonra (sort out the events) gelebilir. Zamir mutlaka ortaya gelir: sort them out; sort out them denmez.
Alıştırma
sort out kullanarak ve isim nesnesini ortaya yerleştirerek cümleyi tamamlayın: Before training the model, we need to ____ these examples ____ by category.
Cevabı göster
sort · out
In our case, normal use of a saw. Kalıp ifadeler
0:48Bizim durumumuzda, bir testerenin normal kullanımı.
In our case: genelden belirli bir duruma geçiş
In our case, konuşan kişiye, ekibine veya ele alınan örneğe özgü durumda anlamına gelir. Buradaki case bir durum demektir; kap veya hukuki dava anlamında değildir. Bu ifade bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur: genel bir açıklamadan sonra, konuşanın artık kendi durumu için geçerli olan bilgiyi vereceğini gösterir.
Alıştırma
Örnek cümlede In our case ne işe yarar?
- Genel bir konuyu konuşanın kendine özgü durumuyla sınırlar.
- Olması muhtemel bir şeye karşı alınan önlemi anlatır.
- Daha önce söylenmiş bir koşula gönderme yapar.
Cevabı göster
Genel bir konuyu konuşanın kendine özgü durumuyla sınırlar.
So, if we see like a normal thing that happens with a saw,
0:50Yani, testerede normal bir şeyin olduğunu görürsek,
we would put those over here in the dangerous pile.
0:57onları buradaki tehlikeli yığınına koyarız.
Kategori benzetmeleri olarak normal bucket ... dangerous pile
Bu cümlede bucket ve pile, kategorileri anlatan benzetmelerdir. Normal bir olay “normal bucket” içine, tehlikeli bir olay ise “dangerous pile” içine girer. Gerçek bir kaba ya da nesne yığınına bir şey konulmuyor. put something in/into a bucket kalıbı, bir şeyi belirli bir etiket altında sınıflandırmak demektir. Pile burada benzer biçimde kullanılabilir, ancak olayları bir grupta toplama fikrini daha gevşek bir şekilde yansıtır.
Alıştırma
Bu cümlede put an event in the dangerous pile ne anlama gelir?
- Onu fiziksel olarak bir yığına koymak.
- Onu testereyle onarmak.
- Onu tehlikeli olarak sınıflandırmak.
Cevabı göster
Onu tehlikeli olarak sınıflandırmak.
Birikimli sonuç kalıbı olarak if you do this enough, eventually ...
If yan cümlesi, yeterli miktarda tekrarlanan bir eylemi anlatır: if you do this enough, o eylemi yeterli sayıda veya yeterli ölçüde yaparsanız demektir. Buradaki this, tek bir eyleme değil, örnekleri tekrar tekrar sınıflandırmaya gönderme yapar. Eventually, bu süreçten sonra ortaya çıkan sonucu anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp If + eylem + enough, eventually + sonuç biçimindedir. Yeterli tekrarın veya çabanın hemen değil, zaman içinde bir sonuca ulaşabileceğini gösterir.
Alıştırma
Birikimli sonuç kalıbını iki hedef sözcükle tamamlayın: If you practice ____, ____ you will play the song smoothly.
Cevabı göster
enough · eventually
You can't test like everything in the world, okay?
1:06Dünyadaki her şeyi test edemezsiniz, tamam mı?
So, you come up with all these really weird things Öbek fiiller
1:09Bu yüzden tüm bu gerçekten tuhaf şeyleri bulursunuz
come up with: bir fikir veya örnek üretmek
Bu cümlede come up with, fikir veya örnek “düşünüp bulmak ya da üretmek” anlamına gelir. Özne, olası test durumları olarak all these really weird things ifadesindeki şeyleri zihninde oluşturur; come up burada fiziksel bir hareket belirtmez. Aktarılabilir yapı come up with + isim veya isim öbeğidir. Örneğin come up with an idea, come up with a plan, come up with an answer ve come up with an example şeklinde kullanılır. Düşünme veya tartışma yoluyla bir şey üretmeye odaklanır.
Alıştırma
Beyin fırtınası cümlesini “düşünüp bulmak veya oluşturmak” anlamındaki üç sözcüklü öbek fiille tamamlayın: During the meeting, we need to ____ a practical solution.
Cevabı göster
come up with
and you do your best to like sort them out. Kalıp ifadeler
1:11ve onları sınıflandırmak için elinizden gelenin en iyisini yaparsınız.
do your best to + fiilin yalın hâli: elinden geleni yapmak
do your best to + fiilin yalın hâli yapısında best, öznenin makul biçimde gösterebileceği en büyük çabayı belirtir. Burada kişi, kusursuz bir sonucu garanti etmeden sıra dışı durumları sınıflandırmak için elinden gelen çabayı gösterir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I do my best, you do your best ve she does her best. Sonraki fiil yalın hâldedir. Altyazıdaki like, to ile sort arasına giren konuşma diline özgü bir dolgu sözüdür; kalıplaşmış ifadenin parçası değildir.
Alıştırma
Teşvik cümlesini dersteki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Please ____ stay calm during the interview.
Cevabı göster
do your best to
edge cases: sınır durumlar
Edge case, bir kuralın, kategorinin veya sistemin sınırına yakın olan sıra dışı bir durumdur. O sınırda cevap değişebileceği veya belirsizleşebileceği için normal kuralı uygulamak zorlaşır. Buradaki edge cases, tek bir kategoriye açıkça uymayan ve nereye ait olduklarına bir insanın karar vermesi gereken örneklerdir. Önemli olan sınırda karar vermenin zorluğudur; yalnızca dramatik bir durum veya fiziksel bir kenar kastedilmez.
Alıştırma
Bir mağazanın iade süresi saat 18.00'de bitiyor. Bir talep tam 18.00'de geliyor ve politika bunun geçerli olup olmadığını belirtmiyor. Bu durumu en iyi hangi ifade anlatır?
- an edge case
- an extreme case
- a routine case
Cevabı göster
an edge case
One of those things we thought about was a rocket saw.
1:19Düşündüğümüz şeylerden biri de roketli bir testereydi.
Obviously, the rocket saw is going to go in the danger pile
1:22Açıkçası, roketli testere tehlike yığınına gidecek
and we're not actually going to collect data on this shot. Kalıp ifadeler
1:25ve aslında bu atıştan veri toplamayacağız.
collect data: veri toplamak
Collect data, araştırma veya daha sonra kullanma amacıyla gerçekleri, ölçümleri ya da gözlemleri elde edip kaydetmeyi anlatan standart bir fiil–isim kalıbıdır. Collect yalnızca fiziksel nesneleri bir araya getirmek anlamına gelmez. Bu cümlede collect data, bir test denemesinin sonuçlarını resmî biçimde kaydetmek anlamındadır. Veri toplama aşamasını anlatır; tek başına sonuçların analiz edildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir ekip her dakika sıcaklık ölçümlerini kaydediyor ve yarın örüntüleri inceleyecek. Ekip şu anda ne yapıyor?
- collecting data
- analyzing data
- publishing data
Cevabı göster
collecting data
And once you realize you're smart enough to make a rocket saw,
1:30Ve roketli bir testere yapacak kadar zeki olduğunuzu fark ettiğinizde,
Belirsiz bir sonuç için “see what happens”
See what happens, “bir şeyi deneyip ardından sonucu gözlemlemek” anlamına gelir. Buradaki see, yalnızca “gözle görmek” değil, “gözlemleyerek öğrenmek” demektir. Bu ifade sonucu açık bırakır: konuşan kişi testin ne göstereceğini henüz bilmiyordur. Bir şeyi deneyip sonuca varmadan önce beklediğiniz durumlarda bu ifadeyi yeniden kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi, see ile başlayan ve “belirsiz bir sonucu gözlemlemek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Let's try the new settings and ____.
Cevabı göster
see what happens
“I don't think it's going to ...” ile olumsuz tahmin
İngilizcede, sonraki cümlecik hakkında olumsuz bir yargı verilmek istendiğinde I don't think + görünüşte olumlu bir cümlecik yapısı sık kullanılır. Buradaki asıl tahmin “bu kadar uzağa gelemeyecek” şeklindedir; don't, düşünme eyleminin gerçekleşmediği anlamına gelmez. Bu yapıya olumsuzluk yükseltme denir: olumsuzluk think içeren cümlecikte görünür, ancak anlam bakımından tahminle birlikte yorumlanır. Bu yapıyı tanımak gerçek olumlu ya da olumsuz anlamı bulmanıza yardımcı olur.
Alıştırma
Olumsuz bir tahmin yapmak için I don't think ve going to kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ rain tonight.
Cevabı göster
I don't think it's going to
make it this far: işaret edilen mevcut noktaya ulaşmak
Bu cümlede make it, “bir şey yapmak veya üretmek” değil, “bir yere ya da noktaya ulaşmayı başarmak” anlamındadır. This far, o anda işaret edilen mesafeyi belirtir. Bu nedenle make it this far, “bu noktaya kadar gelebilmek” demektir. Make it çoğu zaman varışın zor, belirsiz veya kayda değer olduğunu hissettirir. Ardından gelen yer, zaman, mesafe ya da aşama neye ulaşıldığını gösterir.
Alıştırma
“Bu mesafeye kadar ulaşmayı başarmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: We are at the last checkpoint now. The trail was rough, so I didn't think our group would ____.
Cevabı göster
make it this far
If only we had five: şimdiki gerçeğe aykırı bir dilek
If only güçlü bir dilek bildirir. Buradaki had biçim olarak geçmiş zamandadır, ancak geçmişte sahip olmayı anlatmaz. Şimdiki bir durumu gerçek dışı olarak işaretler: konuşan kişi beş tane istiyor, fakat şu anda beş tane yok. Kalıp, şimdiki gerçeğe aykırı bir dilek için If only + özne + geçmiş zaman şeklindedir. Bu örnekteki gibi tek başına bir ünlem cümlesi olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
Şimdiki gerçeğe aykırı dileği dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ we had one more chair.
Cevabı göster
If only
And you've got it all wired up, ready to go, right? Notlar
1:55Ve her şeyin kablosunu bağladın, gitmeye hazır, değil mi?
wired up: kabloları bağlanmış ve hazır
Wire up, bir cihazın veya sistemin ihtiyaç duyduğu elektrik kablolarını bağlamak demektir. Wired up geçmiş ortaç biçimidir; bu nedenle tamamlanmış sonucu, yani gerekli tüm bağlantıların yapılmış olduğunu anlatır. you've got it all wired up ifadesinde it nesnedir, wired up onun durumunu açıklar ve all işlemin bütünüyle tamamlandığını vurgular. Up, bağlantıyı tamamlama anlamı katar; “yukarı” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, tamamlanmış bir durumu anlatan iki kelimelik wire up biçimiyle tamamlayın: The electrician has the new ceiling lights all ____, so we can test them now.
Cevabı göster
wired up
ready to go: tamamen hazır ve başlayabilir
Ready to go, tamamen hazırlanmış ve başlayabilecek durumda olmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bir kişiyi, planı, görevi veya makineyi anlatabilir. Burada go, başka bir yere gitmek zorunda olmak değil, çalışmaya veya sonraki eyleme başlamak anlamındadır. you've got it ... ready to go içinde bu ifade cihazın hazırlığı tamamlanmış durumunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, tamamen hazırlanmış ve başlamaya hazır anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The microphones are tested, and the show is ____.
Cevabı göster
ready to go
This GoPro looking back at the blade is going to be nice.
1:58Bıçağa geriye doğru bakan bu GoPro harika olacak.
engagement of the teeth ifadesinin mekanik anlamı
Burada engagement, mekanik parçaların işlevsel biçimde temas etmeye başladığı anı veya süreci anlatır. Teeth, testere bıçağındaki sivri çıkıntılardır; dolayısıyla engagement of the teeth, bu dişlerin malzemeye temas edip onu kesmeye başlamasıdır. Teknik açıklamalarda tanıdık sözcükler özel anlamlar kazanabilir. Engagement; teeth, gears veya kesme yüzeyi gibi mekanik parçalarla kullanıldığında sosyal katılım ya da evlilik sözü değil, temas, birbirine geçme veya etkin bağlantı olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
engagement of the teeth ifadesinde kamera neyi kaydetmek için kullanılıyor?
- Testere dişlerinin malzemeye temas edip içine girmesi
- İnsanların bir tartışmaya katılması
- Bir çiftin evleneceğini açıklaması
Cevabı göster
Testere dişlerinin malzemeye temas edip içine girmesi
Etkinleştirilebilir bir fırlatma sistemi için ready to fire
Ready to fire, bağlı cihazın hazırlandığını ve artık roketleri fırlatmak veya ateşlemek üzere etkinleştirilebileceğini belirtir. Burada fire bir fiildir; alev anlamındaki isim ya da iş bağlamında birini işten çıkarmak anlamındaki fiil değildir. Yapı be ready to + fiilin yalın hâlidir: is ready to fire. Ateşlemeyi hemen yapılabilecek bir sonraki eylem olarak gösterir.
Alıştırma
Hangi durum The system is ready to fire cümlesine en uygundur?
- Bir yönetici bir çalışanı işten çıkarmaya hazırlanmaktadır.
- Bağlı bir roket sistemi hazırlanmıştır ve hemen etkinleştirilebilir.
- Sistemin bir bölümü şu anda yanmaktadır.
Cevabı göster
Bağlı bir roket sistemi hazırlanmıştır ve hemen etkinleştirilebilir.
This is one of the more noble things I've ever done in my life. Ton ve niyet
2:24Bu hayatımda yaptığım en asil şeylerden biri.
one of the more noble things I've ever done in my life: ironik öz övgü
Burada one of the more noble things I've ever done in my life, konuşanın eylemlerini ciddi bir şekilde sıralaması gibi duyulur. Noble normalde ahlaki açıdan takdire değer davranışları över; I've ever done in my life ise iddiayı konuşanın bütün yaşam deneyimine yayar. Ancak yapılan şey ahlaki açıdan önemli bir davranış değil, saçma bir deneydir. Bu yüzden görkemli övgü kasıtlı olarak durumla orantısızdır. Konuşan, samimi bir etik değerlendirme yapmak yerine kendisini sahte kahramansı bir üslupla överek ironi ve kendisiyle dalga geçen bir mizah yaratır.
Alıştırma
Saçma derecede karmaşık bir deneyde konuşan kişi "This is one of the more noble things I've ever done in my life." diyor. En olası tutum hangisidir?
- Deneyi olduğundan daha görkemli gösteren ironik öz övgü
- Deneyin işe yarayıp yaramayacağı konusunda belirsizlik
- Samimi ahlaki gurur
Cevabı göster
Deneyi olduğundan daha görkemli gösteren ironik öz övgü
Now would be an excellent time for you to make a prediction Ton ve niyet
2:28Şimdi bir tahminde bulunman için harika bir zaman
on what you think this thing's going to do to the wood. Dilbilgisi
2:31bu şeyin ahşaba ne yapacağını düşündüğün hakkında.
Now would be an excellent time for you to: nazik bir zamanlama yönlendirmesi
Now would be an excellent time for you to kalıbı, istenen eylemi bir emir olarak değil, zamanlaması uygun bir fırsat olarak sunar. Ardından gelen fiilin yalın hâli, dinleyicinin yapmaya yönlendirildiği eylemi belirtir; örneğin for you to make a prediction. Burada would, yönlendirmeyi yumuşatarak düşünceli veya sunucuya özgü bir ton verir. Geçmişten bakılan bir geleceği anlatmaz; sonuç gösterilmeden önce öneriyi dolaylı biçimde çerçeveler.
Alıştırma
Sunucunun nazik yönlendirmesini dersteki would be kalıbıyla tamamlayın: "Now ____ an excellent time for you to write down your prediction."
Cevabı göster
would be
“what you think this thing’s going to do” ifadesinde düz söz dizimi
“what you think this thing’s going to do to the wood” ifadesinde what, “a prediction on” ifadesinin içeriğini başlatır. Soru anlamı taşıyan bu içerik bağımsız bir soru olarak sorulmayıp daha büyük bir bildirme cümlesine gömüldüğü için “you think” ve “this thing is going to do” örneklerindeki gibi öznenin fiilden önce geldiği düz söz dizimini kullanır. Buradaki thing’s, thing is ifadesinin kısaltmasıdır. Anlam bir soruyla ilgili olsa bile gömülü yan cümlede is ile this thing yer değiştirmez. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp what + özne + think/believe + özne + fiil şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede “predict what” ifadesinden sonra gömülü soru söz dizimi doğru kullanılmıştır?
- Can you predict what do you think is this machine going to do to the metal?
- Can you predict what you think this machine is going to do to the metal?
- Can you predict what you think is this machine going to do to the metal?
Cevabı göster
Can you predict what you think this machine is going to do to the metal?
Also, the very first video I ever uploaded to this channel Dilbilgisi
2:32Ayrıca, bu kanala yüklediğim ilk video
“the very first video I ever uploaded” ifadesinde vurgu ve düşürülmüş ilgi zamiri
“the very first video I ever uploaded” ifadesinde very, first sıra sayısını güçlendirir: yükleme işinin “çok” yoğun yapılmasını değil, kesinlikle en önce yüklenen videoyu anlatır. Ever, karşılaştırma kapsamını ilgili zamana kadar konuşmacının tüm video yükleme deneyimine genişletir. “I ever uploaded”, video sözcüğünü niteleyen sınırlayıcı bir ilgi cümlesidir. Nesne görevindeki that veya which ilgi zamiri düşürülmüştür: “the very first video that I ever uploaded”. Video, uploaded fiilinin nesnesi olarak anlaşılır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp the very first + isim + (that) + özne + ever + geçmiş zaman fiili şeklindedir.
Alıştırma
“the very first video I ever uploaded” ifadesinin doğru çözümlemesi hangisidir?
- “ever”, “sık sık” anlamına gelir ve hiçbir sözcük düşürülmemiştir.
- “very”, “uploaded” sözcüğünü niteler ve “video”, “uploaded” fiilinin öznesidir.
- “very”, “first” sözcüğünü güçlendirir ve “I ever uploaded”, düşürülmüş bir nesne ilgi zamiriyle “video” sözcüğünü niteler.
Cevabı göster
“very”, “first” sözcüğünü güçlendirir ve “I ever uploaded”, düşürülmüş bir nesne ilgi zamiriyle “video” sözcüğünü niteler.
Cringeworthy: insanı utançtan geri çektirecek kadar tuhaf
Cringeworthy, izlenmesi veya hatırlanması insanı utançtan geri çekilmeye itecek kadar tuhaf, utandırıcı ya da kötü yapılmış bir şeyi anlatan gayriresmî bir sıfattır. Buradaki duygu korku değil, çoğu zaman başkası adına utanmadır. Konuşmacı burada sözcüğü eski videosu hakkında kısa bir ek yorum olarak kullanıyor. Bu eksiltili ifade kendisiyle alay eden bir yargı katıyor: videoyu şimdi izleyince utanıyor.
Alıştırma
“That old performance is cringeworthy” cümlesindeki cringeworthy ne anlama gelir?
- İnsanların kopyalamak isteyeceği kadar etkileyici
- İnsanların izlemekten korkacağı kadar ürkütücü
- İnsanları utançtan geri çekilmeye itecek kadar tuhaf veya utandırıcı
Cevabı göster
İnsanları utançtan geri çekilmeye itecek kadar tuhaf veya utandırıcı
It also involves shooting a rocket from this exact same tree. Dilbilgisi
2:40Ayrıca tam da aynı ağaçtan bir roket atmayı içeriyor.
Involves shooting: involve + -ing yapısı
Involves shooting, involve + -ing biçimini kullanır. Bu ifade, roket fırlatmanın önceki videonun içerdiği etkinlik veya adımlardan biri olduğu anlamına gelir. Involve sözcüğünden sonra, içerilen etkinliği belirtmek için isim veya -ing biçimi kullanılır: The job involves travel; The job involves working at night. Bu cümlede shooting a rocket, roketi filme çekmek değil, ateşlemek veya fırlatmak demektir.
Alıştırma
Involve sözcüğünün doğru biçimini ve launch fiilinin -ing biçimini kullanın: The safety test ____ a small rocket.
Cevabı göster
involves launching
All right, let me go arm the high speed camera. Kelime
2:47Pekala, gidip yüksek hızlı kamerayı hazırlayayım.
arm the high speed camera: kamerayı tetiklemeye hazır duruma getirmek
Burada arm, “bir cihazı veya sistemi bir tetikleyici geldiğinde çalışacak hazır duruma getirmek” anlamındaki teknik ve geçişli bir fiildir. Yüksek hızlı kamerayı arm etmek, tetikleme koşulu oluştuğunda kısa süren olayı yakalayabilmesi için kamerayı hazırlar. Bu, kamerayı mutlaka açmak veya kaydı hemen başlatmak demek değildir. Aktarılabilir kalıp arm + cihaz/sistem şeklindedir ve özellikle ayrı bir armed durumu bulunan ekipmanlarda kullanılır.
Alıştırma
Kameraya zaten güç veriliyor. Bir sensör hareket algılayana kadar hazır durumda beklemesi gerekiyor. En kesin talimat hangisidir?
- Start recording now.
- Turn on the camera.
- Arm the camera.
Cevabı göster
Arm the camera.
Got to get: öznesi düşürülmüş acil gereklilik ifadesi
Bu gündelik konuşma cümlesinin başındaki Got to, I've got to veya I have to yapısının kısaltılmış bir parçasıdır. Eksik öznenin I olduğu anlaşılır ve ifade acil bir gereklilik bildirir: konuşanın hızla harekete geçmesi gerekir. Ardından gelen get ayrı bir ana fiildir ve bir şeyi alıp getirmek veya güvenli bir yere götürmek anlamına gelir. Dolayısıyla Got to get, zorunluluk ile bir eylemi birleştirir; ilk got, get fiilinin basit geçmiş zamanı değildir.
Alıştırma
Bu acil ve gündelik kişisel hatırlatmayı dersteki tam ifadeyle tamamlayın: "____ my keys before the door locks."
Cevabı göster
Got to get
catch on fire: yanmaya başlamak
Catch on fire, “yanmaya başlamak” veya “alev almak” demektir. Buradaki catch bir durum değişikliğini gösterir: GoPro henüz yanmıyordur, ancak konuşan kişi yakındaki alevlerin onu yakabileceğini düşünür. Yaygın yapı “özne + catch/catches/caught on fire” biçimindedir. Burada before it catches on fire, bu değişimi bir son süre hâline getirir: GoPro yanmaya başlamadan önce alınmalıdır.
Alıştırma
Uyarıyı catch on fire kullanarak tamamlayın: Keep the towel away from the burner, or it could ____.
Cevabı göster
catch on fire
didn't even try: mizahi kişileştirme
didn't even try ifadesinde even olumsuzluğu güçlendirir: eylem, beklenen en düşük çaba düzeyine bile ulaşmamıştır. Konuşan kişi testere bıçağının ahşaba neredeyse hiç girmediğini veya ahşabı neredeyse hiç kesmediğini anlatır. Bir makine gerçekten denemeye karar veremez. Ona insana özgü bir niyet yüklemek kişileştirmedir; burada kötü performansı mizahi ve abartılı biçimde eleştirmek için kullanılır. Aynı kalıp, belirgin biçimde başarısız olan cihazları, yazılımları veya nesneleri anlatabilir.
Alıştırma
“The printer didn't even try; it only flashed an error message,” cümlesinde didn't even try ne anlatır?
- Yazıcı o kadar kötü çalıştı ki sanki hiç çaba göstermedi.
- Yazıcı bilinçli olarak tembellik etmeyi seçti.
- Konuşan kişi yazıcıyı kullanmayı denemeyi unuttu.
Cevabı göster
Yazıcı o kadar kötü çalıştı ki sanki hiç çaba göstermedi.
what the hell? ifadesinin gücü
Bu tepkide what the hell?, yoğun şaşkınlık ve kafa karışıklığıyla “Neler oluyor?” ya da “Bu nasıl mümkün olabilir?” anlamına gelir. Hell sözcüğü duyguyu güçlendirir; burada dini anlamıyla kullanılmaz. Konuşmacı beklenmedik bir sonuca tepki vermektedir. Bu ifade, ayrıntılı bir açıklama istemekten çok inanamama duygusunu gösterir.
Alıştırma
Bir öğrenci, resmî bir sınıf sunumu sırasında öğretmenine “What the hell?” diyor. Bu güvenli ve saygılı bir seçim midir?
- Evet
- Hayır
Cevabı göster
Hayır
Who needs X when you can Y? sözde soru kalıbı
Who needs X when you can Y? kalıbı sözde sorudur. Mesajı bir karşıtlık üzerinden düzenler: Y o kadar heyecan verici veya tatmin edici gösterilir ki X gereksiz görünür. Amaçlanan sonuç “Burada kimsenin X'e ihtiyacı yok”tur; gerçekten bir kişinin kim olduğunu sormaz. Bu şakada drugs keyif amacıyla kullanılan uyuşturucuları, stuff like this ise heyecan verici deneyi yapmayı ifade eder. Sondaki right?, dinleyiciyi abartılı sonuca katılmaya çağırır; bu bir tıbbi tavsiye değildir.
Alıştırma
Ev yapımı pizzanın dışarıdan yemek söylemeyi gereksiz kıldığını şakacı biçimde anlatan kalıbı tamamlayın: “____ takeout when you can make pizza at home, right?”
Cevabı göster
Who needs
zoom in: görüntüyü büyütmek
Bu cümlede zoom in, daha küçük bir alanın ekranın daha büyük bir bölümünü kaplaması ve ayrıntılarının daha kolay incelenmesi için büyütme oranını artırmak anlamına gelir. Closer, daha dar bir görünüme yaklaşmayı vurgular. Kalıp zoom in (on + hedef) şeklindedir. Kamera, fotoğraf, harita, paylaşılan ekran veya başka bir görsel ekran için kullanılabilir; ayrıca belirli bir ayrıntıya odaklanmayı anlatan mecaz anlamda da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi zoom ve doğru parçacıkla tamamlayın: To read the tiny street name on the digital map, ____.
Cevabı göster
zoom in
and see if the saw blade does what you thought it would do. Dilbilgisi
4:29ve testere bıçağının düşündüğün şeyi yapıp yapmadığına bakalım.
see if ... does what ... would do: bir tahmini kontrol etmek
See if, yanıtı evet veya hayır olan dolaylı bir soru başlatır: konuşmacı, bıçağın tahmin edildiği gibi davranıp davranmadığını anlamak için sonucu gözlemlemeyi önerir. Buradaki if, “şu koşulla” değil, “olup olmadığını” anlamına gelir. What you thought it would do içinde what, beklenen eylemi serbest bir ilgi cümleciği olarak, kabaca “olan şey veya eylem” anlamıyla başlatır. Would do, bağlamdan zaten anlaşılan bu eyleme geri döner; do ise eylem öbeğinin tekrarlanmasını önleyen bir ikame fiildir. Yeniden kullanılabilir kalıp see if + özne + does what + you thought/expected + it would do şeklindedir. Bir tahmini gözlemlenen sonuçla karşılaştırmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Kalıbı see ile başlayan kontrol ifadesi ve would sonrasındaki ikame fiille tamamlayın: We predicted that the new filter would remove the noise. Let's ____ it does what we expected it would ____.
Cevabı göster
see if · do
Dinged: hafif çarpma veya küçük hasar
Dinged, ding fiilinin geçmiş zaman biçimidir. dinged the screen ifadesinde fiilin doğrudan bir nesnesi vardır ve ekrana hafifçe çarpmak ya da küçük bir hasar vermek anlamına gelir. Teması küçük ve ciddi olmayan bir olay gibi gösterir; ufak bir iz kalmış olabileceğini düşündürebilir ancak cümle görünür bir göçüğü doğrulamaz. Ding kısa bir zil veya bildirim sesi çıkarmak anlamına da gelebilir, fakat burada bu anlamda değildir. dinged + nesne yapısı, hafif temas veya küçük hasar anlamını ayırt etmek için yararlı bir ipucudur.
Alıştırma
'The shopping cart dinged my car door, but it still opens normally,' cümlesinde dinged en olası olarak ne anlama gelir?
- Kapıya hafifçe çarptı ve küçük bir iz bırakmış olabilir.
- Kapının zil benzeri bir ses çıkarmasını sağladı.
- Kapıyı tamamen kırdı.
Cevabı göster
Kapıya hafifçe çarptı ve küçük bir iz bırakmış olabilir.
Who cares?: küçümseyici bir retorik soru
Who cares? genellikle gerçekten kimin önemsediğini soran bir soru değil, retorik bir sorudur. Burada küçük sorunu önemsiz gösterir ve dikkati ondan uzaklaştırır. Daha genel olarak bu ifade, konuşanın konuyu kaygılanmaya değer bulmadığı anlamına gelir. Kime yöneltildiğine ve hangi kaygının reddedildiğine bağlı olarak sabırsızlık veya küçümseme de aktarabilir.
Alıştırma
Değerlendirme: Bir takım arkadaşı, herkes fikrini görmezden geldiği için üzgün. 'Who cares?' diye yanıt vermek uygun mudur?
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun değil
which means you understand: kanıttan sonuca geçmek
Burada which, önceki olgunun tamamına, yani izleyicinin hâlâ burada olduğu gerçeğine gönderme yapar. which means you understand yan cümlesi, konuşanın bu gerçekten çıkardığı sonucu verir; yalnızca here sözcüğünü açıklamaz. Bir ifadenin ardından virgül + which means (that) ... kullanarak önceki ifadenin tamamının ne anlama geldiği açıklanabilir. Böylece bilgi önce kanıt, ardından yorum veya sonuç gelecek şekilde düzenlenir.
Alıştırma
"The bus hasn't arrived, which means we'll be late," cümlesinde which neye gönderme yapar?
- Otobüsün kendisi
- "late" sözcüğü
- Otobüsün henüz gelmemiş olması
Cevabı göster
Otobüsün henüz gelmemiş olması
led up to: önceki olayların bir ana doğru gelişmesi
Led up to, lead up to ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Önceki olayları veya aşamaları, daha sonraki bir ana ya da sonuca yavaş yavaş yaklaşan veya onu hazırlayan bir süreç olarak sunar. Burada konuşan, mizah amacıyla bütün hayatını roket testereyi yapmaya hazırlıkmış gibi anlatır. lead up to + ad öbeği yapısında to bir edattır; bu nedenle ardından bir ad veya -ing biçimi gelebilir: led up to the launch; led up to making a decision.
Alıştırma
Önceki hazırlıkların yavaş yavaş etkinliğe ulaştığını gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: "Weeks of rehearsal ____ opening night."
Cevabı göster
led up to
Şakacı bir gerekçe olarak “for science”
Bu cümlede for science, çığlık atmanın gerçekten bir araştırma yöntemi olduğunu ciddi biçimde öne sürmez. Konuşanlar heyecanlı tepkilerini şakayla karışık biçimde bilimin yüce ve resmî görünen amacı altına yerleştirerek davranışı sanki resmen haklıymış gibi gösterirler. Bu kalıp, bilerek yapılan başka sıra dışı, maceralı veya eğlenceli eylemlere de aktarılabilir. Bir şeyi for science yaptığınızı söylemek, şakayla “deneyip ne olacağını görmemiz gerekiyordu” anlamına gelebilir. Anlamın mizahi mi yoksa gerçek mi olduğunu bağlam belirler.
Alıştırma
Tatma eylemini şakayla bir araştırma gibi sunan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We sampled the strangest drink on the menu ____.
Cevabı göster
for science
“That's how that works.” ifadesindeki ciddi görünümlü ironi
That's how that works. ifadesi düz anlamıyla bir açıklamayı doğrular. Burada ise çığlık atmanın bilim yapmak sayıldığı şeklindeki saçma düşüncenin ardından gelir; bu nedenle doğrulama samimi değildir. Yanlış mantık tamamen normalmiş gibi davranarak şakayı sürdürür. Bu kullanımı belirlemek için ifadeyi ortak bilgilerle ve önceki iddiayla karşılaştırın. Açıkça zayıf veya gülünç bir neden sakin ve ciddi bir tavırla doğrulanıyorsa cümle çoğu zaman tersini anlatır: “Elbette gerçekte işler böyle yürümüyor.”
Alıştırma
Diyaloğu okuyun ve Leo'nun anlatmak istediği anlamı seçin. Maya: I renamed the file 'final,' so now the project must be finished. Leo: That's how that works.
- Leo, dosyanın adını değiştirmenin projeyi tamamlamadığını ciddi bir yüzle şakaya vuruyor.
- Leo, Maya'nın sözlerini anlamadı.
- Leo, gerekli bir proje adımını ciddi biçimde açıklıyor.
Cevabı göster
Leo, dosyanın adını değiştirmenin projeyi tamamlamadığını ciddi bir yüzle şakaya vuruyor.
Gündelik bir vedalaşma sözü olarak Have a good one
Have a good one, karşınızdaki kişiye iyi dilekte bulunurken konuşmayı bitirmenin samimi ve gündelik bir yoludur. Bu ifadede one belirli bir nesneyi göstermez; günün kalanı veya akşam gibi yaklaşan zaman dilimini genel biçimde temsil eder. Belirli bir zaman dilimi söylemediği için Have a good day ya da Have a good evening demenin gereksiz ölçüde belirgin olacağı durumlarda esnek bir kapanış olur.
Alıştırma
Günü veya akşamı açıkça belirtmeyen gündelik vedalaşmayı tamamlayın: Have a ____.
Cevabı göster
good one