Misafirimiz Var! | Bob Bilby | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bluey’nin ailesi Bob Bilby’yi hafta sonu evinde ağırlar ve birlikte yaptıkları etkinliklerin fotoğraflarını onun anı defterine koymayı planlar. Ancak tablet tanıtılınca çocuklar çizgi film ve oyunlara odaklanır; baba ise ilgilerini başka oyunlara ve bir ev görevine yöneltmeye çalışır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. get up to, — Phrasal Verbs: İnsanların neler yaptığını, özellikle eğlenceli ya da biraz yaramazca etkinliklerini sormanın veya anlatmanın gündelik bir yolunu anlayın. İfadeyi kelimesi kelimesine “ayağa kalkmak” düşüncesinden ayırabilir ve bir hafta sonunu ya da ortak deneyimi aktarırken doğal biçimde kullanabilirsiniz. 2. What do you reckon, — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: İngiliz ve Avustralya İngilizcesinde görüş sormak ya da başkalarını aynı fikirde olmaya davet etmek için kullanılan samimi bir kalıbı tanıyın. Dostça ve danışmaya açık tonunu kavrayarak aile veya grup kararlarında ne zaman uygun olduğunu belirleyebilirsiniz. 3. that game where — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: where sözcüğünün yalnızca fiziksel bir yeri değil, bir oyun, program, etkinlik veya durumda gerçekleşen şeyi de açıklayabildiğini öğrenin. Bu yapı, bir etkinliği ayırt edici eylemi ya da kuralı üzerinden tanımlamanızı ve açıklamanızı sağlar.
Bu derste
stay with us for the weekend: geçici konaklama ve süre
Bob sınıfın oyuncağıdır, ancak cümlede ondan eve gelen bir misafir gibi söz edilir. Stay with someone, birinin evinde genellikle misafir olarak geçici süre kalmak demektir. Bu cümlede with us, ev sahiplerini belirtir; “bizim tarafımızı desteklemek” anlamına gelmez. For the weekend, kalışın ne kadar sürdüğünü belirtir: o hafta sonu boyunca, genellikle tüm hafta sonunu kapsayan bir konaklama düzeni olarak.
Alıştırma
Hangi cümle bir misafirin hafta sonu boyunca geçici olarak evinizde kalacağını ifade eder?
- My cousin will stay with us for the weekend.
- My cousin will wait outside our home all weekend.
- My cousin will support our team throughout the weekend.
Cevabı göster
My cousin will stay with us for the weekend.
and we take photos of all the fun stuff we get up to, Notlar
0:06ve biz de yaptığımız bütün eğlenceli şeylerin fotoğrafını çekip,
take photos of: fotoğrafı çekilen şeyi belirtmek
Take photos of + bir kişi, nesne veya etkinlik, o konunun fotoğrafını çekmek demektir. Örnekte all the fun stuff we get up to, fotoğraflarda görünen şeydir. Burada of, fotoğrafların sahibini değil, içeriğini belirtir. İngilizcede kullanılan olağan fiil take'tir: tek fotoğraf için take a photo, birden fazla fotoğraf için take photos denir.
Alıştırma
Hangi cümle kuşların fotoğrafların konusu olduğunu ifade eder?
- We showed photos to the birds.
- We took photos with the birds.
- We took photos of the birds.
Cevabı göster
We took photos of the birds.
get up to: bir şey yapmak veya bir şeyle uğraşmak
Bu cümlede get up to, “bir şey yapmak” veya “bir şey yaparak vakit geçirmek” anlamına gelir. we get up to ilgi cümleciği fun stuff ifadesini açıklar: grubun birlikte yaptığı eğlenceli etkinliklerdir. Burada get up to ifadesini tek bir bütün olarak düşünün. Yataktan kalkmak veya yukarı doğru hareket etmek anlamına gelmez. What did you get up to? gibi sorularda, birinin ne yaptığını rahat bir dille sormanın yoludur. Bağlam bazen ifadeye, kişinin ne tür bir yaramazlık yaptığını merak eden şakacı bir hava da katabilir.
Alıştırma
“What did you get up to at the weekend?” ne anlama gelir?
- Hafta sonu ne kadar yükseğe çıktın?
- Hafta sonu yataktan saat kaçta kalktın?
- Hafta sonu ne yaptın?
Cevabı göster
Hafta sonu ne yaptın?
and then we stick them in the Bob Bilby book. Kelime
0:09sonra onları Bob Bilby kitabına yapıştıracağız.
stick them in: onları gelişigüzel içine koymak
Bu cümlede stick them in, “onları kitabın içine koymak” anlamına gelen hızlı ve gündelik bir ifadedir. Them fotoğrafları, Bob Bilby kitabı ise fotoğrafların konulduğu yeri gösterir. Yapı stick + nesne + in + yer şeklindedir. Stick tek başına yapıştırıcı kullanıldığını göstermez; fotoğraflar bir kitaba yerleştirilebilir veya yapıştırılabilir. Temel fikir, fotoğrafların kitaba konulmasıdır.
Alıştırma
“Just stick the receipts in this folder,” talimatında ne yapmalısınız?
- Fişleri dosyanın üzerinde tut.
- Fişleri dosyanın içine koy.
- Dosyayı fişlere yapıştır.
Cevabı göster
Fişleri dosyanın içine koy.
a bit of: bir etkinliğin veya şeyin az miktarı
a bit of karate ifadesinde a bit of, “az miktarda” veya “biraz” anlamına gelir. Burada karate bir etkinlik olarak ele alınır; dolayısıyla cümle Bob'ın biraz karate yaptığını ya da bu konuda az da olsa deneyimi olduğunu anlatır, belirli bir karate hareketini yaptığını değil. a bit of + isim yapısı, miktarı sınırlı ve az gösterir. a bit of water ve a bit of exercise örneklerinde olduğu gibi tek tek sayılmayan şeylerle ve etkinlik adlarıyla sık kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede a bit of, bir etkinliğin az miktarda yapıldığını belirtmek için doğru kullanılmıştır?
- Maya did a bit of gardening before lunch.
- Maya did a bit gardening before lunch.
- Maya did a few gardening before lunch.
Cevabı göster
Maya did a bit of gardening before lunch.
whack-a-doo: şakacı bir ünlem
Whack-a-doo, şakacı ve abartılı bir ünlemdir. Burada “Wow!” veya “Well, how about that!” gibi eğlenerek şaşırmayı ve heyecanı ifade eder. Tek parça hâlinde kullanılan bir ifadedir; buradaki whack, a ve doo ayrı ayrı anlam taşımaz. Temel görevi bir gerçeği belirtmek değil, söze komik ve canlı bir hava katmaktır.
Alıştırma
Şakacı bir konuşmada whack-a-doo büyük olasılıkla ne ifade eder?
- Bir şeye vurma emri
- Şakacı bir şaşkınlık veya heyecan
- Resmî dil kullanma isteği
Cevabı göster
Şakacı bir şaşkınlık veya heyecan
messing with someone: birine bulaşmak veya onu rahatsız etmek
Mess with someone, birini rahatsız etmek, kışkırtmak veya ona meydan okumak anlamına gelir. Gayriresmî bir öbek fiildir. Burada I won't be messing with you, “Sana meydan okumayacağım veya sorun çıkarmayacağım” demenin şakacı bir yoludur. Nesne with sözcüğünden sonra gelir: you, rahatsız edilecek veya kışkırtılacak kişidir. won't be messing yapısında -ing biçimi won't be ifadesinden sonra gelir ve cümleye “bunu yapmaya hiç niyetim yok” şeklinde konuşma diline özgü bir anlam verir.
Alıştırma
Cümleyi mess with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After seeing how strong Leo is, I won't ____.
Cevabı göster
mess with him
And this is when he went on a holiday with Mrs. Terrier. Kalıp ifadeler
0:24Ve bu da Bayan Terrier ile tatile gittiği zaman.
went on a holiday: tatile çıkmak
Went on a holiday, go on a holiday ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Dinlenmek veya eğlenmek için bir yolculuğa çıktığını anlatır. on edatı holiday sözcüğünü bir etkinlik veya deneyim olarak sunarken, with Mrs. Terrier kimin ona eşlik ettiğini belirtir. Bu, seyahatle ilgili kalıplaşmış bir sözcük birleşimidir; on burada mekânsal anlamda kullanılmaz. İfade tek başına nereye gittiğini söylemez.
Alıştırma
Nora'nın dinlenme amaçlı bir yolculuğa çıktığını doğal biçimde anlatan cümleyi seçin.
- Last summer, Nora went on a holiday with her cousins.
- Last summer, Nora went to a holiday with her cousins.
- Last summer, Nora went at a holiday with her cousins.
Cevabı göster
Last summer, Nora went on a holiday with her cousins.
Oh yes, she took Bob with her when she went to Scotland. Kalıp ifadeler
0:27Ah evet, İskoçya'ya giderken Bob'u da yanına almıştı.
take someone with you: took Bob with her, birini yanında götürmek
took Bob with her ifadesinde took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir. take + kişi veya nesne + with + nesne zamiri kalıbı, öznenin bir yere gittiğini ve o kişi ya da nesnenin de ona eşlik ettiğini anlatır. With her, Bob'un onunla birlikte gittiğini belirtir; bir araç veya yöntem bildirmez. Sondaki zamir, götüren kişiyi yeniden gösterdiği için özneye göre değişir: I ... with me, you ... with you, she ... with her, he ... with him, we ... with us, they ... with them.
Alıştırma
Mia'nın erkek kardeşinin onunla birlikte kütüphaneye gittiğini anlatan doğal tamamlamayı seçin: Mia ___ when she went to the library.
- took her younger brother with she
- took with her younger brother
- took her younger brother with her
Cevabı göster
took her younger brother with her
been around: birçok yer görüp deneyim kazanmış olmak
Burada You've really been around, kişinin birçok yeri ziyaret ettiği anlamına gelir ve geniş bir seyahat deneyimi olduğunu düşündürür. Çevredeki farklı yolculuklardan söz edilmesi bu yorumu açık hâle getirir. Have been, present perfect yapısıdır: geçmişteki seyahatleri kişinin şu anki deneyimine bağlar. Bu cümlede around, yakın bir konumu anlatmaz; been around birlikte, deneyimin tam olarak hangi tür olduğunu bağlamın belirlediği gündelik bir ifade olarak çalışır.
Alıştırma
Birinin seyahatleri hakkında konuşurken “She's really been around” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Yakındaki tek bir bölgede kalmıştır.
- Bir çember çizerek yürümüştür.
- Birçok yeri ziyaret etmiştir.
Cevabı göster
Birçok yeri ziyaret etmiştir.
I hope we can show you a good time, too. Deyimler
0:33Umarım biz de seninle güzel vakit geçirebiliriz.
show someone a good time: bir konuğu ağırlayıp iyi vakit geçirmesini sağlamak
Show someone a good time, birini ağırlamak ya da onun bir ziyaretten, etkinlikten veya geziden keyif almasını sağlamak demektir. Burada show “göstermek” anlamında değildir; a good time da saatle ölçülen zamanı değil, keyifli bir deneyimi anlatır. Kalıp show + kişi + a good time şeklindedir. Örnekteki you, konuşanın ağırlayıp eğlendirmeyi umduğu kişidir.
Alıştırma
Ev sahibiniz, “We'll show you a good time.” diyor. Ne demek istiyor?
- Ziyaretinden keyif almanı sağlayacağız.
- Sana iyi bir program sergileyeceğiz.
- Sana doğru saati göstereceğiz.
Cevabı göster
Ziyaretinden keyif almanı sağlayacağız.
What do you reckon?: gayriresmî biçimde fikir sormak
What do you reckon? ifadesinde reckon, think veya believe gibi “düşünmek, sanmak” anlamına gelir. Soru, birinin fikrini sorar; bir öneriden sonra kullanıldığında onay da isteyebilir. Virgülden sonraki isim ya da hitap sözü, doğrudan seslenmedir ve soru kalıbının parçası değildir. What do you reckon? tek başına kullanılabilir; ayrıca What do you reckon we should do? örneğindeki gibi reckon'dan sonra bir yan cümle gelebilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız trenle gitmeyi önerip “What do you reckon?” diye soruyor. Neyi öğrenmek istiyor?
- Bunun iyi bir fikir olduğunu düşünüyor musun?
- Bilet fiyatını hesaplayabilir misin?
- Tren saatini hatırlıyor musun?
Cevabı göster
Bunun iyi bir fikir olduğunu düşünüyor musun?
Come on: birini harekete geçmeye çağırmak
Come on burada etkileşimi ilerleten bir çağrıdır: konuşan kişi Moo Cow'u katılmaya ya da harekete geçmeye çağırıyor. Yalnızca fiziksel olarak gelme hareketini anlatmaz; sonraki eylemi başlatır. İfadenin gücü ses tonuna ve duruma bağlıdır. Hafif bir ton davet veya teşvik anlamına gelebilirken daha sert bir ton “Acele et” anlamına gelebilir ya da sabırsızlık gösterebilir.
Alıştırma
Arkadaşın çok yavaş hareket ediyor ve “Come on, we're going to miss the bus!” diyorsun. Ne yapıyorsun?
- Arkadaşını hemen hareket etmeye çağırmak.
- Arkadaşından come fiilini açıklamasını istemek.
- Arkadaşına olduğu yerde kalmasını söylemek.
Cevabı göster
Arkadaşını hemen hareket etmeye çağırmak.
Let me see: bakmak için izin istemek
Let me see burada “Bakmama izin ver” anlamına gelir. Konuşan kişi bir fotoğrafa, ekrana veya nesneye kısa süreliğine bakmak istiyor. let me + fiilin yalın hâli kalıbı, eylemi yapmak için izin veya fırsat ister. Başka bir bağlamda Let me see, “Bir düşüneyim” anlamına da gelebilir. Bu sahnedeki gibi kontrol edilecek görünür bir şey olduğunda gerçek anlamda bakmayı ifade eder.
Alıştırma
Dersi öğrendiğiniz ifadeyle ricayı tamamlayın: You took a photo? ____.
Cevabı göster
Let me see
Let's show Bob that game where you give Santa's beard a haircut. Notlar
1:12Bob'a şu Noel Baba'nın sakalını kestiğin oyunu gösterelim.
that game where...: bir oyunu etkinlik ortamı olarak anlatmak için where kullanımı
that game where... ifadesinde where, oyunda ne olduğunu anlatan bir yan cümleyi başlatır: you give Santa's beard a haircut. game sözcüğünü niteler ve hangi oyunun kastedildiğini belirlemeye yardımcı olur. Burada where fiziksel bir yere gönderme yapmaz. Bir oyun, bir etkinliğin geçtiği ortam veya durum olarak düşünülebilir. Bu nedenle isim + where + tam cümlecik kalıbı, insanların oyunda ne yaptığını veya orada ne olduğunu anlatabilir.
Alıştırma
Oyunu etkinliğin gerçekleştiği ortam olarak gösteren tek sözcüklük ilgi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: It's the game ____ you build a city.
Cevabı göster
where
give Santa's beard a haircut: give + nesne + eylem adı kalıbı
give Santa's beard a haircut ifadesinde give, anlamı esas olarak adla birlikte oluşturan hafif bir fiildir. give ... a haircut bütünü, etkilenen kişinin, hayvanın veya şeyin saçını ya da tüyünü kesmek ve şekillendirmek anlamına gelir. Bir nesneyi elden teslim etmek anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir kalıp give + etkilenen kişi veya şey + a haircut biçimindedir. Santa's beard ortadaki konumu doldurur, a haircut ise yapılan eylemi adlandırır.
Alıştırma
give, the dog ve a haircut ifadelerinin her birini bir kez kullanarak cümleyi tamamlayın: The groomer will ____ tomorrow.
Cevabı göster
give the dog a haircut
Not too long on that: eksiltili bir süre sınırı
“Not too long on that”, “Onunla çok uzun zaman geçirmeyin” anlamına gelen kısa bir sözlü uyarıdır. Durum, talimatı zaten açık hâle getirdiği için özne ve fiil söylenmez. “On that”, zamanı oyun veya ekran etkinliği gibi tarafların bildiği bir etkinlikle ilişkilendirir. Fiziksel olarak bir şeyin üstünde bulunmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bağlamda “Not too long on that” ne anlama gelir?
- O nesnenin üzerinde uzun süre ayakta durmamak.
- O nesneyi fiziksel olarak daha uzun yapmamak.
- O etkinliğe çok fazla zaman ayırmamak.
Cevabı göster
O etkinliğe çok fazla zaman ayırmamak.
Don't you wanna teach Bob some car games? Ton ve niyet
1:27Bob'a birkaç araba oyunu öğretmek istemiyor musunuz?
Don't you wanna...?: onay bekleyen bir öneri
Bu cümlede “Don’t you wanna...?”, dinleyiciyi bir fikre doğru yönlendirmek için kullanılan olumsuz bir sorudur. Yaklaşık olarak “How about...?” gibi bir öneri anlamı taşır ve çoğu zaman konuşanın cevabın evet olması gerektiğini düşündüğünü ima eder. “Wanna”, “want to” ifadesinin resmî olmayan konuşma biçimidir ve “wanna teach” örneğindeki gibi ardından fiilin yalın hâli gelir. Öneri anlamı olumsuz soru yapısının tamamından doğar; yalnızca dinleyicinin bir şeyi yapma isteği olmadığını tarafsızca kontrol etmez.
Alıştırma
Bir arkadaşın “Don't you wanna sit with us?” diyor. Bu sözün temel iletişim amacı nedir?
- Grupla birlikte oturmanı yasaklamak
- Seni grupla birlikte oturmaya teşvik etmek
- Gruptan hoşlanmadığını tarafsızca doğrulamak
Cevabı göster
Seni grupla birlikte oturmaya teşvik etmek
Bir şeyi verirken veya hazırlamayı bitirirken There you go
There you go, bir şeyi karşınızdaki kişiye verirken veya küçük bir işin ya da hazırlığın tamamlandığını gösterirken kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Bu sahnede, tamamlanan eylemi “İşte” ya da “Hazır” gibi bir anlamla doğal biçimde bitirir. Sözcükler birinin bir yere doğru gittiğini anlatmaz. İfadeyi tek bir etkileşim kalıbı olarak düşünün ve tam anlamını ona eşlik eden eylemden çıkarın.
Alıştırma
Bir arkadaşınız için tabletin kurulumunu bitirip tableti geri veriyorsunuz. En doğal ifade hangisidir?
- Where are you going?
- Off you go.
- There you go.
Cevabı göster
There you go.
Okay, who wants to be in charge of the shopping list? Kalıp ifadeler
1:40Tamam, alışveriş listesinden kim sorumlu olmak istiyor?
be in charge of: sorumluluğu belirtmek
Be in charge of, bir görevi, etkinliği, nesneyi veya grubu “yönetme ya da onunla ilgilenme sorumluluğuna sahip olmak” anlamına gelir. Buradaki soru, alışveriş listesinin sorumluluğunu kimin almak istediğini sorar. be fiilinin biçimi özneye ve zamana göre değişir, ancak in charge of birlikte kalır: I am in charge of, she is in charge of ve they were in charge of. of sonrasındaki isim öbeği sorumluluk alanını belirtir.
Alıştırma
be in charge of ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Maya will ____ the welcome desk during the event.
Cevabı göster
be in charge of