Melankolik Hissetmek Üzerine: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
277 kelime 171 kel/dk

Video özeti: Bu anlatı melankoliyi hastalık veya kişisel başarısızlıktan ayırır. Üzüntüyü ortak zorluklara verilen bilinçli bir tepki sayar; onu kabul etmenin bizi şefkatli ve önemli olana dikkatli kılacağını savunur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Deyim & Mecazi İfade on everybody's lips. kalıbının yaygın konuşulan bir şeyi anlattığını, gerçek bir görüntü olmadığını kavrayın. 2. Dil Bilgisi & Cümle Kalıbı not one immune to sadness, but one in which suffering contributes to our development. ile bir tanımı reddedip yerine paralel ve kesin bir tanım koyun. 3. Öbek fiil singled out, ifadesinin özel ilgi için seçilmek olduğunu tanıyın; olumlu veya olumsuz anlamı bağlamdan çıkarın.

Bu derste

Melancholy isn't exactly a word on everybody's lips. Deyimler

0:03

Melankoli pek de herkesin dilindeki bir kelime değildir.

Deyimler

on everybody's lips: herkesin dilinde

On everybody's lips, “birçok kişi tarafından konuşulmak” anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki görüntü gerçek anlamlı değildir; kimsenin dudaklarının üzerinde fiziksel olarak bir şey yoktur. Bu cümlede isn't exactly olumsuzluğu yumuşatır. Konuşan kişi, melancholy sözcüğünün insanların sıkça söz ettiği bir kelime ya da konu olmadığını anlatır. Çok ilgi gören bir ad, konu veya haber için X is on everyone's/everybody's lips kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Yeni dizinin herkes tarafından konuşulduğunu anlatmak için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? After its surprise release, the new series was ____.

  1. on the tip of everybody's tongue
  2. on everybody's lips
  3. under everybody's nose
Cevabı göster

on everybody's lips

But we should pay more attention to it, Kalıp ifadeler

0:11

Ancak ona daha çok dikkat etmeli,

Kalıp ifadeler

pay more attention to + nesne: daha fazla dikkat etmek

Pay attention to, “odaklanmak” veya “dikkatle fark etmek” anlamına gelen sabit bir fiil–isim–edat kalıbıdır. Dikkatin yöneldiği öğe to'dan sonra gelir; bu nedenle buradaki it, melancholy sözcüğüne gönderme yapan nesne zamiridir. More, dereceyi artırmak için attention'dan önce gelir: pay more attention to it, ona şu ankinden daha fazla odaklanmak demektir. Bu kalıp öğüt ve önerilerde kullanışlıdır: pay more attention to + isim/zamir.

Alıştırma

“Bir şeye daha fazla odaklanmak” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We should ____ the safety instructions before starting the machine.

Cevabı göster

pay more attention to

even seek it out from time to time. Notlar

0:13

hatta zaman zaman onu aramalıyız.

Öbek fiiller

seek it out: anlamı ve zamirin yeri

Seek out, birini ya da bir şeyi bulmak, onunla iletişim kurmak veya onu deneyimlemek için bilinçli bir çaba göstermek demektir. Burada it, melancholy (melankoli) duygusuna gönderme yapar; bu yüzden seek it out fiziksel bir nesne aramak değil, bu duyguya bilinçli olarak yönelmek anlamındadır. Nesne bir zamir olduğunda seek out ayrılmalıdır: seek it out. seek out it standart bir söz dizimi değildir.

Alıştırma

Vurgulanan öbeksi fiille cümleyi tamamlayın ve it zamirini doğru yere koyun: Good advice is not always easy to find, so you may need to ____.

Cevabı göster

seek it out

Kalıp ifadeler

from time to time: ara sıra gerçekleşme sıklığı

From time to time, “zaman zaman” veya “ara sıra” anlamına gelen bir zarf öbeğidir. Bir şeyin birden fazla kez, ancak seyrek ve sabit bir programa bağlı olmadan gerçekleştiğini anlatır. Burada seek it out ifadesini niteler. Düşüncenin gücünü azaltır: Konuşan kişi bunu düzenli olarak değil, yalnızca ara sıra yapmayı önerir.

Alıştırma

Ara sıra tekrarlanan bir eylemi göstermek için cümleyi vurgulanan sıklık öbeğiyle tamamlayın: I clean out my email inbox ____.

Cevabı göster

from time to time

Melancholy is a species of sadness Kelime

0:19

Melankoli bir tür üzüntüdür,

Kelime

a species of sadness: üzüntünün resmî bir kategorisi

a species of sadness ifadesinde species, yalnızca biyolojik bir grup değil, “belirli bir tür veya kategori” anlamına gelir. İfade, melancholy'yi daha geniş sadness kategorisinin bir biçimi olarak sınıflandırır. Bu kullanım analitik ve biraz edebî bir tınıya sahiptir. a species of + soyut isim kalıbı, bir deneyimi, duyguyu veya düşünceyi kesin biçimde sınıflandırabilir.

Alıştırma

Cümleyi “belirli bir tür” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: For the writer, nostalgia is ____ grief.

Cevabı göster

a species of

that arises when we're open to the fact that life is inherently difficult, Kalıp ifadeler

0:21

hayatın doğası gereği zor olduğu gerçeğine açık olduğumuzda ortaya çıkar,

and that suffering and disappointment are core parts of universal experience. Kalıp ifadeler

0:26

ve acı ile hayal kırıklığının evrensel deneyimin temel parçaları olduğunu kabul ettiğimizde.

Kalıp ifadeler

open to the fact that: gerçeği kabul etmeye açık olmak

be open to the fact that yapısında open, kabul etmeye açık bir tutumu anlatır. Kişi, özellikle zor veya istenmeyen bir gerçeği görmeye ya da kabul etmeye isteklidir; bu, onu yalnızca bilmekten daha güçlü bir anlam taşır. Yapı be open to + isim öbeği şeklindedir ve the fact that + yan cümle bu isim öbeğini oluşturur: be open to the fact that life is difficult. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından yalın fiil değil, the fact gelir.

Alıştırma

“Bir gerçeği kabul etmeye istekli olmak” anlamındaki hedef ifadeyi tamamlayın: We need to be ____ the fact that the original estimate was too low.

Cevabı göster

open to

Kalıp ifadeler

evrensel deneyimin temel parçaları

“Core parts of”, bir şeyi daha büyük bir bütünün temel bileşeni olarak gösterir; ikincil ya da isteğe bağlı bir ayrıntı olarak değil. Burada “universal experience”, insanların genel olarak paylaştığı deneyim anlamına gelir. Cümle, acı ve hayal kırıklığını nadir kişisel istisneler olarak değil, insan yaşamının normal unsurları olarak sunar. “Universal” burada evreni veya uzayı anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?

  1. Acı ve hayal kırıklığı yalnızca sıra dışı kişisel durumlarda yaşanır.
  2. Acı ve hayal kırıklığı evrenin fiziksel parçalarıdır.
  3. Acı ve hayal kırıklığı genel olarak insan yaşamının temel özellikleridir.
Cevabı göster

Acı ve hayal kırıklığı genel olarak insan yaşamının temel özellikleridir.

It's not a disorder that needs to be cured.

0:32

İyileştirilmesi gereken bir hastalık değildir.

Modern society tends to emphasize buoyancy and cheerfulness, Notlar

0:35

Modern toplum genellikle neşeyi ve canlılığı vurgulama eğilimindedir,

Dilbilgisi

tends to emphasize: vurgulama eğilimindedir

“Tends to + fiilin yalın biçimi”, istisnalara yer bırakırken genel bir örüntüyü veya eğilimi anlatır. İddiayı “always + fiil” yapısından daha temkinli hâle getirir. “Society tends to emphasize” ifadesinde yalın biçimdeki “emphasize” fiili, toplumun genellikle neye özel önem verdiğini belirtir. Bu yapı davranışlar, veriler ve toplumsal örüntüler hakkında dikkatli genellemeler yapmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki temkinli eğilim yapısıyla tamamlayın: Online reviews ____ focus on problems more than praise.

Cevabı göster

tend to

Kelime

Buoyancy sözcüğünün mecazi anlamı: duygusal hafiflik ve toparlanma

Burada buoyancy mecazi anlamdadır. Bir şeyi su üstünde tutan fiziksel kuvveti değil, hafif ve iyimser bir niteliği ve zorluklardan sonra duygusal olarak toparlanma becerisini anlatır. Cheerfulness ile yan yana kullanıldığında olumlu bir duygusal ideali adlandırır. Cheerfulness dışarıdan görülen neşeyi belirtirken buoyancy, kişinin uzun süre moral bozukluğu içinde kalmaması anlamını da ekler.

Alıştırma

Duygusal hafifliği ve yeniden toparlanma becerisini belirten resmî ismi kullanarak cümleyi tamamlayın: Even after the project failed, her ____ helped the team try again.

Cevabı göster

buoyancy

but we have to admit that reality is for the most part Notlar

0:40

ancak itiraf etmeliyiz ki gerçeklik büyük ölçüde

about grief and loss.

0:43

keder ve kayıptan ibarettir.

Anlatım akışı

Have to admit that ile isteksiz bir kabulü ifade etmek

Have to admit that, konuşanın kabul etmekte zorlandığı fakat inkâr edemediği bir görüşü ortaya koyar. That sonrasındaki yan cümleyi memnuniyetle ulaşılan bir sonuç olarak değil, dürüstçe kabul edilmesi gereken bir nokta olarak sunar. Burada ifade, toplumun olumlu duyguları tercih etmesinden gerçekliğe ilişkin daha karanlık bir görüşe geçişi düzenler. Have to, başka birinin verdiği emri değil, kanıtların veya dürüstlüğün kabul etmeyi zorunlu kıldığı düşünsel ya da ahlaki bir gerekliliği anlatır.

Alıştırma

Hedef ödün verme ifadesi have to admit that ile cümleyi tamamlayın: After reviewing the evidence, we ____ the first estimate was wrong.

Cevabı göster

have to admit that

Kalıp ifadeler

for the most part: büyük ölçüde

For the most part, “büyük ölçüde” ya da “çoğu durumda” demektir. Bir ifadenin genel olarak doğru olduğunu belirtirken istisnalara da yer bırakır. Burada gerçeklikle ilgili iddianın kapsamını sınırlar: konuşmacı, keder ve kaybı gerçekliğin büyük bir parçası olarak sunar, gerçekliğin tamamı olarak değil. Most, bütün içindeki oranı belirtir; en önemli parça anlamına gelmez.

Alıştırma

“The new schedule works for the most part,” cümlesinde for the most part ne anlama gelir?

  1. Yalnızca en önemli bölümü çalışır.
  2. Her durumda aynı derecede iyi çalışır.
  3. Çoğu durumda çalışır, ancak bazı istisnalar olabilir.
Cevabı göster

Çoğu durumda çalışır, ancak bazı istisnalar olabilir.

The good life is not one immune to sadness, Notlar

0:56

İyi bir yaşam hüznün olmadığı bir yaşam değil,

Deyimler

immune to sadness: üzüntüden etkilenmemek

Burada immune to sadness, üzüntüye karşı tamamen korunmuş veya üzüntüden etkilenmiyor olmak anlamına gelir. Immune sözcüğü sağlık alanındaki kullanımından duygusal bir fikre aktarılmıştır; üzüntü gerçekten bulaşıcı bir hastalık gibi gösterilmez. immune to + isim kalıbı, bir etkiye karşı dirençli olmayı anlatır. Bu cümlede, iyi bir yaşamın üzüntünün bizi hiçbir şekilde etkilemesini engelleyebileceği yönündeki gerçekçi olmayan düşünceyi ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede immune to sadness ne anlama geliyor?

  1. Üzüntüye karşı tamamen korunmuş veya üzüntüden etkilenmiyor olmak
  2. Geçici olarak normalden daha az üzgün hissetmek
  3. Üzüntü için tıbbi tedavi görmek
Cevabı göster

Üzüntüye karşı tamamen korunmuş veya üzüntüden etkilenmiyor olmak

but one in which suffering contributes to our development. Kalıp ifadeler

0:59

acının gelişimimize katkıda bulunduğu bir yaşamdır.

Dilbilgisi

not one ..., but one in which ...: … olan değil, içinde … olan

Her iki bölümde de one, sayılabilen life isminin yerini tutar. not one ..., but one ... kalıbı, iyi yaşama ilişkin bir tanımı reddeder ve onun yerine başka bir tanım getirir. Cümle önce iyi bir yaşamın üzüntüden korunan bir yaşam olmadığını söyler. Ardından one in which ..., “içinde ... gerçekleşen bir yaşam” anlamına gelir: acı, gelişimimizde bir rol oynar. in edatı bunun o tür yaşamın içinde gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

Tanımı dersteki karşıtlık kalıbıyla tamamlayın: A strong friendship is ____ without conflict, ____ conflict can be handled honestly.

Cevabı göster

not one · but one in which

Kalıp ifadeler

contributes to our development: gelişimimize katkıda bulunur

Contributes to our development, kişisel gelişimimizin oluşmasına yardımcı olmak anlamına gelir. Burada development, bir projenin veya ekonominin gelişmesini değil, insanların olgunlaşmasını veya kendilerini geliştirmesini ifade eder. X contributes to Y kalıbında X, Y sonucunun arkasındaki etkenlerden biri olarak sunulur; mutlaka tek neden değildir. To, contribute to ifadesinin bir parçasıdır ve edat olarak işlev görür.

Alıştırma

Cümleyi contribute ve reduce sözcüklerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: Clear instructions ____ confusion.

Cevabı göster

contribute to reducing

Melancholy is an underused word.

1:06

Melankoli yeterince kullanılmayan bir kelimedir.

It doesn't mean grim and miserable.

1:08

Kasvetli ve sefil anlamına gelmez.

It means grasping without rage Kelime

1:10

Öfkelenmeden idrak etmek demektir;

the fact that the world is full of folly and greed,

1:12

dünyanın aptallık ve açgözlülükle dolu olduğu gerçeğini,

Kelime

“Tam olarak anlamak” anlamındaki grasping

Burada grasping, bir şeyi elle tutmak değil, açık ve tam olarak anlamak demektir. Nesnesi ardından gelen gerçektir; dolayısıyla grasp zihinsel anlamıyla kullanılmıştır. Grasping, tanımdaki eylemi adlandırmak için means sözcüğünden sonra kullanılan -ing biçimidir. Başka bağlamlarda grasp; bir düşünceyi, nedeni, gerçeği veya durumu nesne olarak alabilir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “After the chart was explained, Maya finally grasped why sales had fallen.” Burada grasped ne anlama geliyor?

  1. elleriyle sıkıca tuttu
  2. açıkça anladı
  3. bilerek görmezden geldi
  4. öfkelendi
Cevabı göster

açıkça anladı

that it is rare to find inner peace, Notlar

1:15

iç huzuru bulmanın nadir bir şey olduğunu,

Dilbilgisi

it is rare to find kişisiz yapısı

it is rare to find yapısında it biçimsel bir öznedir; daha önce geçen bir isme gönderme yapmaz. Değerlendirilen asıl durum, to find inner peace mastar grubuyla ifade edilir. it is + adjective + to + verb kalıbı, konuşanın bir eylem veya olay hakkında genel bir değerlendirme yapmasını sağlar. Burada rare, iç huzuruna ulaşmanın veya onu yaşamanın sık gerçekleşmediğini belirtir.

Alıştırma

Şehir merkezinde gerçekten sessiz bir kafe bulmanın sık gerçekleşmediğini anlatmak için cümleyi dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ a truly quiet cafe downtown.

Cevabı göster

It is rare to find

Kalıp ifadeler

inner peace: iç huzur

Inner peace, kişinin kendi zihninde ve duygularında sakin ve dengeli olması demektir. Bu cümlede, nadir bulunan ya da ulaşılması zor, istikrarlı bir iç durumu adlandırır. Inner, çevredeki her şeyin huzurlu olduğu anlamına gelmez. Hayat gürültülü veya zor olsa bile kişi inner peace hissedebilir.

Alıştırma

Kişinin içinde kalıcı bir sakinlik anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: After years of reflection, Maya finally found ____.

Cevabı göster

inner peace

that it is hard to live comfortably with those we love, Dilbilgisi

1:17

sevdiklerimizle huzur içinde yaşamanın zorluğunu,

Dilbilgisi

those we love: those + nesnesi düşürülmüş ilgi cümleciği

Burada those, "uzaktaki şeyler" değil, "insanlar" anlamındadır. İfade genel olarak sevdiğimiz insanları anlatır. We love, those sözcüğünü niteleyen kısıtlayıcı bir ilgi cümleciğidir. Eksik nesnesi aynı insanlardır: we love them. İlgi zamiri love fiilinin nesnesi olacağı için whom veya that düşürülebilir: those (whom/that) we love. Özne görevindeki ilgi zamiri ise düşürülemez.

Alıştırma

Hangi cümle those ile bir ilgi cümleciğini doğru kullanıyor ve nesne görevindeki ilgi zamirini doğru biçimde düşürüyor?

  1. We should support those trust us.
  2. We should support those we trust.
  3. We should support those whom trust us.
Cevabı göster

We should support those we trust.

that it's very unusual to have a career

1:20

bir kariyere sahip olmanın çok sıra dışı olduğunu;

that's both financially rewarding and morally uplifting, Dilbilgisi

1:22

hem maddi açıdan tatmin eden hem de ahlaki açıdan yücelten,

Dilbilgisi

Hem maddi açıdan kazançlı hem de ahlaken yüceltici

Both A and B, A ve B özelliklerinin aynı anda ve eşit düzeyde geçerli olduğunu gösterir. Burada kariyer hem iyi bir maddi karşılık sağlar hem de ahlaki veya manevi açıdan olumlu bir katkı sunar. İki bölüm paralel yapıda olmalıdır: financially, rewarding sözcüğünü; morally ise uplifting sözcüğünü niteler. Kalıp both + zarf-sıfat grubu + and + zarf-sıfat grubudur.

Alıştırma

İki paralel özelliği eşit düzeyde vermek için cümleyi both ... and ile tamamlayın: The program was ____ academically demanding ____ personally rewarding.

Cevabı göster

both · and

that many decent people have a very hard time. Kalıp ifadeler

1:26

ve birçok düzgün insanın çok zor zamanlar geçirdiğini.

Kalıp ifadeler

Have a very hard time: çok büyük zorluk yaşamak

Have a hard time, “ciddi zorluk yaşamak” veya “zor bir dönemden geçmek” anlamına gelir. Very, zorluğun derecesini artırır; time burada gerçek anlamıyla “zaman” değildir. Bu cümlede ifadeden sonra belirli bir etkinlik gelmediği için insanların genel durumunun zor olduğu anlatılır. Zor olan etkinliği belirtmek için have a hard time + -ing kullanılır: I have a hard time remembering names.

Alıştırma

Hangi cümle zor olan etkinliği doğal biçimde belirtir?

  1. I have a hard time remembering new names.
  2. I have a hard time to remember new names.
  3. I have a hard time remember new names.
Cevabı göster

I have a hard time remembering new names.

Often sadness simply makes a lot of sense. Kalıp ifadeler

1:32

Çoğu zaman üzüntü son derece anlamlıdır.

Kalıp ifadeler

makes a lot of sense: anlaşılır veya makul

Make sense, gerçekler dikkate alındığında anlaşılır veya makul olmak demektir. Burada sadness, duruma uygun bir tepki olarak ele alınır; kelimenin tam anlamıyla içinde anlam taşıyan bir şey olarak değil. A lot bu değerlendirmeyi güçlendirir: tepki son derece anlaşılırdır. Bu yapı fikirleri, kararları, davranışları veya duyguları anlatabilir: özne + make(s) sense.

Alıştırma

Burada makes a lot of sense ne anlama geliyor? His decision to take the earlier train makes a lot of sense because snow is expected.

  1. Güçlü bir fiziksel duyum oluşturur.
  2. O durumda anlaşılır ve makuldür.
  3. Birçok gizli mesaj içerir.
Cevabı göster

O durumda anlaşılır ve makuldür.

We learn so late about stuff.

1:41

Birçok şeyi çok geç öğreniyoruz.

You've wasted years,

1:47

Yıllarınızı boşa harcadınız,

everyone has. Dilbilgisi

1:48

herkes gibi.

Dilbilgisi

everyone has: present perfect yapıda eksilti

Everyone has eksiltili bir yan cümledir: has, present perfect yardımcı fiilidir ve tekrarlanan geçmiş ortaç grubu wasted years söylenmez. Tam anlamı Everyone has wasted years şeklindedir. Eksik sözcükler You've wasted years ifadesinden tamamlanabilir. Everyone dil bilgisi bakımından tekildir; bu nedenle uygun yardımcı fiil have değil has olur. Buradaki has, sahip olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi everyone ve uygun yardımcı fiille tamamlayın: I've forgotten an appointment; ____.

Cevabı göster

everyone has

You can only avoid regret Dilbilgisi

1:51

Pişman olmaktan ancak

by switching off your imagination. Deyimler

1:53

hayal gücünüzü kapatarak kaçınabilirsiniz.

Dilbilgisi

avoid regret by switching off your imagination: avoid X by doing Y yapısı

Burada by switching off your imagination, pişmanlıktan kaçınmak için kullanılan yöntemi belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp avoid X by doing Y şeklindedir. by bir eylemi yöntem olarak tanıttığında, ardından gelen fiil yalın hâlde değil -ing biçiminde kullanılır. Only, bunu pişmanlığı tamamen önlemenin tek yolu olarak sunup ifadeyi kasıtlı biçimde aşırılaştırır; ancak by sözcüğünün dil bilgisel görevini değiştirmez.

Alıştırma

Cümleyi book fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Nina avoided a long wait by ____ her appointment online.

Cevabı göster

booking

Deyimler

switching off your imagination: zihinsel düğme metaforu

Switch off, gerçek anlamıyla bir cihazın gücünü keserek onu durdurmak demektir. Burada imagination, açma-kapama düğmesi varmış gibi tasvir edilir. Switching off your imagination, başka olasılıkları veya hayatının izleyebileceği farklı yolları bilinçli biçimde hayal etmeyi bırakmak demektir. Bu imge mecazidir ve kasıtlı olarak aşırıdır: pişmanlık çoğu zaman neler olabileceğini düşünmekten büyür. Hayal gücünü fiziksel olarak ortadan kaldırmak, uykuya dalmak veya yalnızca dikkati kaybetmek anlamına gelmez.

Alıştırma

“After the exam, I tried to switch off the voice in my head that kept listing my mistakes,” cümlesinde switch off the voice ne anlama gelir?

  1. Hemen uykuya dalması
  2. Kişinin kendisini eleştiren düşüncelerle ilgilenmeyi bırakması
  3. Elektronik bir hoparlörü kapatması
Cevabı göster

Kişinin kendisini eleştiren düşüncelerle ilgilenmeyi bırakması

The wisdom of the melancholy attitude,

2:04

Melankolik tutumun bilgeliği,

as opposed to the bitter or angry one, Kalıp ifadeler

2:06

acı veya öfkeli tutumun aksine,

lies in the understanding that the sorrow isn't just about you, Kalıp ifadeler

2:08

bu üzüntünün sadece sizinle ilgili olmadığını anlamakta yatar,

Kalıp ifadeler

as opposed to: alternatifleri karşılaştırma

Bu cümlede as opposed to, melankolik tutum ile buruk ya da öfkeli tutumu iki alternatif olarak karşılaştırır. Bu ifade “yerine” veya “karşıt olarak” anlamına gelir; tek başına birinin ikinci tutumla etkin biçimde mücadele ettiğini ya da onu reddettiğini söylemez. Burada ifade bir ara söz olarak kullanılmıştır; cümlenin ana yapısı The wisdom ... lies in ... şeklindedir. Yazarlar as opposed to ifadesini bir açıklama veya karşılaştırma içinde iki şeyi kesin biçimde ayırmak için kullanır.

Alıştırma

As opposed to özgün cümlede ne yapıyor?

  1. Tutumların tam olarak aynı anlama geldiğini söyler.
  2. Melankolik tutumu buruk ya da öfkeli tutumla karşılaştırır.
  3. Melankolik tutumun öfkeye karşı etkin biçimde protesto ettiğini söyler.
Cevabı göster

Melankolik tutumu buruk ya da öfkeli tutumla karşılaştırır.

Kalıp ifadeler

lies in the understanding that: temel dayanağı belirtme

Burada lies in, temel dayanağın veya değerin bir şeyde bulunduğunu belirtir. Cümle, bilgeliğin belirli bir anlayışta bulunduğunu söyler; lie burada uzanmak veya yalan söylemek anlamına gelmez. Yapı The wisdom ... lies in + isim öbeği şeklindedir. the understanding that ... içinde understanding, in sözcüğünden sonra gelen isimdir; that yan cümlesi ise neyin anlaşıldığını belirtir. Bu yapıyı bir şeyin temel nedenini, değerini veya niteliğini belirtmek için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi lie in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The success of the plan ____ its simplicity.

Cevabı göster

lies in

that you have not been singled out, Öbek fiiller

2:12

özellikle sizin seçilmediğinizi,

Öbek fiiller

singled out: bir grup içinden özel olarak seçilmek

Single someone out, daha büyük bir gruptan bir kişiyi ya da şeyi özel ilgi veya muamele için seçmek demektir. Bu ilgi övgü, eleştiri, suçlama, yardım ya da başka bir şey olabilir; olumlu mu olumsuz mu olduğunu bağlam gösterir. have not been singled out ifadesinde have + not + been + singled, olumsuz present perfect edilgen yapısını oluşturur. Dinleyici, bu özel muamele için seçilmemiş olan kişidir.

Alıştırma

“Bir gruptan bir kişiye özel ilgi göstermek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: After the team presentation, the teacher decided to ____ Maya for praise.

Cevabı göster

single out

that your suffering belongs to humanity in general.

2:14

acınızın genel olarak tüm insanlığa ait olduğunu anlamaktır.

To take that fully to heart Notlar

2:20

Bunu tamamen içselleştirmek,

Deyimler

take that fully to heart: bir düşünceyi derinden içselleştirmek

Burada take that fully to heart, önceki düşünceyi derinden kabul etmek ve onun düşünme ve tepki verme biçimini etkilemesine izin vermek anlamına gelir. Fully, kabulün eksiksiz ve içten olduğunu vurgular. Yapı take + something + to heart şeklindedir. Fiziksel bir organ olarak kalpten söz etmez ve yalnızca bilgiyi hatırlamak anlamına gelmez. Başka bağlamlarda bir eleştiriden derinden etkilenmeyi anlatabilir; burada ise bir anlayışı gerçekten içselleştirmek anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi take something to heart ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Leo ____ and changed his study habits.

Cevabı göster

took his teacher's advice to heart

is to become more compassionate and less vengeful.

2:22

daha merhametli ve daha az kinci olmaktır.

Dilbilgisi

To do X is to do Y: bir eylemin anlamını tanımlamak

To do X is to do Y kalıbı, ilk eylemi özne olarak sunar ve ikinci mastarla bu eylemin gerçekte ne anlama geldiğini ya da neye yol açtığını açıklar. Güçlü bir eşitlik kurar: X’i gerçekten yapmak, Y’yi yapmak ya da Y hâline gelmek demektir. Burada To take that fully to heart, önceki düşünceyi derinden ve ciddiyetle kabul etmek anlamına gelir. Ardından gelen is to become, bunun sonucundaki değişimi —daha fazla şefkat ve daha az intikam isteğini— anlatır; gelecek planını değil.

Alıştırma

İlkeyi To do X is to do Y kalıbıyla tamamlayın: ____ a good teammate ____ support others when they struggle.

Cevabı göster

To be · is to

The melancholy facts shouldn't make us desperate, Dilbilgisi

2:26

Melankolik gerçekler bizi çaresiz bırakmamalı,

rather more forgiving,

2:29

aksine daha bağışlayıcı,

kinder,

2:31

daha nazik,

and better able to focus on what really matters Dilbilgisi

2:32

ve gerçekten önemli olan şeylere odaklanabilmemizi sağlamalıdır,

Dilbilgisi

shouldn't make us X, rather Y: bir sonucu reddedip başka bir sonuçla değiştirmek

shouldn't make us X, rather Y yapısında ilk sonuç reddedilir ve ikinci sonuç daha uygun olan seçenek olarak sunulur: gerçekler umutsuzluğa neden olmamalı; bunun yerine anlayışa, nezakete ve daha açık önceliklere yöneltmelidir. Burada rather önceki sonucu düzeltir ve “bunun yerine” anlamına gelir; “oldukça” anlamında değildir. Rather sonrasında tekrarlanacak olan should make us sözleri düşürülmüştür. Tam anlamı şudur: rather, they should make us more forgiving, kinder, and better able to focus on what matters.

Alıştırma

Hangi cümlede rather, beklenen bir sonucun yerine daha iyi bir sonuç koymak için kullanılmıştır?

  1. The setback shouldn't make us give up; rather, it should make us more determined.
  2. I would rather wait until tomorrow.
  3. The task was rather difficult for a beginner.
Cevabı göster

The setback shouldn't make us give up; rather, it should make us more determined.

Dilbilgisi

what really matters: gerçekten önemli olan şey

what really matters ifadesindeki what, “the thing or things that” yani “... olan şey ya da şeyler” anlamını içerir. Tüm yan cümle “gerçekten önemli olan şeyler” demektir. Burada yan cümlenin tamamı focus on ifadesindeki on edatının nesnesidir. Bir what yan cümlesi, önemli içeriği tek tek saymadan topluca belirtir. What zaten “the thing or things that” anlamını içerdiği için önüne the thing veya the things getirilmez.

Alıştırma

Cümleyi “gerçekten önemli olan şeyler” anlamındaki üç sözcüklük tam what yan cümlesiyle tamamlayın: In a crisis, we must focus on ____.

Cevabı göster

what really matters

while there is still time. Kalıp ifadeler

2:35

hala vaktimiz varken.

Kalıp ifadeler

while there is still time: hâlâ vakit varken

While there is still time, “çok geç olmadan önce kalan süre içinde” anlamına gelir. Still, fırsatın şu anda hâlâ var olduğunu fakat uzun sürmeyebileceğini gösterir. Burada while karşıtlık değil, zaman bildiren bir yan cümle başlatır. İfade hafif bir aciliyet katar: fırsat devam ederken şimdi harekete geçmek gerekir.

Alıştırma

Fırsat yakında ortadan kalkabileceği için birini şimdi harekete geçmeye en iyi yönlendiren cümle hangisidir?

  1. Submit the form while there is still time.
  2. Submit the form when there is time.
  3. Submit the form if there is time.
Cevabı göster

Submit the form while there is still time.