B-2 Hayalet Uçağının Maliyeti Neden 2 Milyar Dolar?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Her B-2'nin yaklaşık 2 milyar dolarlık fiyatı; geliştirme, bakım, eğitim, yakıt, sınırlı üretim ve askerî rol üzerinden açıklanıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "with each American tax-paying citizen contributing over $30" - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: with + isim + -ing ile arka plan verip her vergi mükellefinin katkısını gösterin. 2. "factor in" - Phrasal verbler: “hesaba katmak” anlamını tanıyıp ek giderlerin toplamı üretim maliyetinin üstüne nasıl çıkardığını açıklayın. 3. "is on the radar." - Deyimler ve mecazi ifadeler: “değerlendirmeye girmek” anlamını kavrayın, radar kelime oyununu fark edip yeni bir seçeneği anlatın.
Bu derste
With the current US president announcing plans to increase the US defense budget this year in order to rebuild the depleted military of the United States, Dilbilgisi
0:01Mevcut ABD başkanının tükenmiş Amerika Birleşik Devletleri ordusunu yeniden inşa etmek için bu yıl ABD savunma bütçesini artırma planlarını açıklamasıyla,
in order to: Amacı Açıkça Belirtme
In order to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını belirtir. Burada in order to rebuild..., savunma bütçesini artırmanın amacını açıklar: bütçe, ordunun yeniden yapılandırılabilmesi için artırılmaktadır. Bu ifade announcing plans ile değil, increase the US defense budget ile bağlantılıdır. Buradaki in order to, amacı belirten kalıplaşmış bir yapıdır; order, “emir” veya “sıra” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz üç sözcüklü amaç ifadesiyle tamamlayın: The museum added evening hours ____ welcome more visitors.
Cevabı göster
in order to
we may need to take stock of what expenditure has already been spent by the good old US of A. Deyimler
0:09canım ABD'nin bugüne kadar ne kadar harcama yaptığını gözden geçirmemiz gerekebilir.
take stock of: Geniş Kapsamlı Değerlendirme Yapma
Take stock of, mevcut durumu anlamak veya bir sonraki adımda ne yapılacağına karar vermek için durup bir durumu geniş kapsamlı biçimde gözden geçirmek demektir. Tek bir şeyi saymak yerine kaynakları, ilerlemeyi, maliyetleri veya sorunları değerlendirmeyi içerebilir. Bu cümlede of sonrasındaki yan cümle, geçmiş harcamaları incelemenin konusu olarak gösterir. Stock deyimin bir parçasıdır; burada şirket hisseleri veya depo stoğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir ekip yoğun geçen bir yılın ardından durup başarılarını, tamamlanmamış işlerini ve mevcut kaynaklarını bir bütün olarak gözden geçiriyor. Yapması gerekeni en iyi hangi ifade anlatır?
- take stock of
- take into account
- take inventory of
Cevabı göster
take stock of
The current increase of billions of dollars will take the US even further ahead of the rest of the world in terms of outright military spending. Kalıp ifadeler
0:14Milyarlarca dolarlık bu mevcut artış, doğrudan askeri harcamalar açısından ABD'yi dünyanın geri kalanından çok daha ileriye taşıyacaktır.
in terms of: karşılaştırma boyutunu belirtmek
In terms of, bir karşılaştırma veya değerlendirmenin dayandığı belirli boyutu belirtir. Burada further ahead ifadesinin kapsamını doğrudan askerî harcamalarla sınırlar; ABD’nin her açıdan önde olduğunu iddia etmez. Ölçütü açıkça belirtmek için in terms of + isim öbeği yapısını kullanın: in terms of cost, speed veya reliability gibi.
Alıştırma
Karşılaştırma ölçütünü belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The two apartments are similar ____ size, but one is much cheaper.
Cevabı göster
in terms of
And yes, according to the Stockholm International Peace Research Institute,
0:21Ve evet, Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'ne göre,
in 2015 US spending outstripped that of China, Dilbilgisi
0:252015 yılında ABD'nin harcamaları Çin,
Russia, the UK, France, Japan, Saudi Arabia, and India combined.
0:29Rusya, İngiltere, Fransa, Japonya, Suudi Arabistan ve Hindistan'ın toplamını geçti.
that of: tekrarlanan tekil bir ismin yerine kullanma
That of, daha önce belirtilmiş tekil veya sayılamayan bir ismin yerine geçer ve ardından of öbeği gelir. Burada that, spending sözcüğünün yerine geçer; dolayısıyla ABD’nin harcamaları listelenen ülkelerin harcamalarıyla karşılaştırılır, ülkelerin kendileriyle değil. Combined, bu ülkelerin harcamalarının tek bir toplam olarak ele alındığını gösterir. Yaygın yapı şöyledir: isim A + karşılaştırma ifadesi + that of + isim B. Tekrarlanan isim çoğul ve sayılabilirse those of kullanılır.
Alıştırma
Karşılaştırmayı hedef iki sözcüklü ikame yapısıyla tamamlayın: The average rent in Northport is lower than ____ Southville.
Cevabı göster
that of
While none of us can claim that US defense spending has been anything less than excessive,
0:34Hiçbirimiz ABD savunma harcamalarının aşırı olmadığını iddia edemese de,
it has been perhaps an important part of overall world peacekeeping.
0:39bu, genel dünya barışını korumanın belki de önemli bir parçası olmuştur.
So just what has been the biggest single expenditure on US military hardware? Anlatım akışı
0:43Peki ABD askeri donanımındaki en büyük tek harcama ne oldu?
So just what ...? ile ana soruya geçiş yapmak
So, soruyu az önce sunulan bilgilerle ilişkilendirir ve açıklamanın bir sonraki adımına geçildiğini gösterir. Arka plan bilgilerinden ana soruya geçiş sağlar. just what içindeki just, soruyu vurgular ve “tam olarak” ya da “gerçekten” anlamı katar. Konuşmacı dikkati en büyük tek harcama kalemi olan belirli bir konuya yöneltir; just burada “yalnızca” anlamında değildir.
Alıştırma
“So just what caused the delay?” cümlesinde just ne işe yarar?
- Nedenin adil veya yasal olduğu anlamına gelir.
- Soruyu vurgular ve “tam olarak” ya da “gerçekten” anlamı katar.
- Gecikmenin yalnızca bir olası nedeni olduğunu söyler.
Cevabı göster
Soruyu vurgular ve “tam olarak” ya da “gerçekten” anlamı katar.
What has been the most dramatic dollar per man expenditure?
0:47Kişi başına düşen en dramatik dolar harcaması neydi?
Well, with each American tax-paying citizen contributing over $30 on the production of it, Dilbilgisi
0:50Her Amerikan vergi mükellefinin bunun üretimine 30 dolardan fazla katkıda bulunmasıyla,
we attempt to answer that question today on this episode of the Infographics Show,
0:55bugün Infographics Show'un bu bölümünde bu soruyu cevaplamaya çalışıyoruz,
Arka plan durumları için with + isim + -ing
Vurgulanan bölüm with + isim öbeği + -ing yapısını kullanır. Each American tax-paying citizen, contributing fiilinin mantıksal öznesidir: her vatandaş üretime bu miktarda katkıda bulunur. with ile başlayan yan cümlenin tamamı, we attempt to answer that question ana cümlesinden önce bir arka plan durumu kurar. Bu kısa yapı neden, koşul veya eşlik eden bir durum ekleyebilir; ancak kesin ilişki bağlamdan anlaşılır. Burada önce halkın üstlendiği maliyeti çerçeveler.
Alıştırma
Cümleyi with + temperatures + rise fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____, the city opened more cooling centers.
Cevabı göster
With temperatures rising
The B-2 Spirit, also known as the stealth bomber, Kalıp ifadeler
1:02Hayalet bombardıman uçağı olarak da bilinen B-2 Spirit,
“also known as” ile başka bir ad tanıtmak
Bu cümlede also known as, aynı şeyin başka bir adını tanıtır. B-2 Spirit ve stealth bomber iki farklı uçak değildir; ikinci ifade okuyucuya daha yaygın bir ad verir. Kalıp, ilk ad + also known as + alternatif ad veya yaygın ad şeklindedir. Buradaki as kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır ve karşılaştırma yapmaz.
Alıştırma
Cümleyi “diğer adıyla” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Our robotics club, ____ the Gearheads, meets on Fridays.
Cevabı göster
also known as
is an American heavy penetration strategic bomber featuring low observable stealth technology designed for penetrating dense anti-aircraft defenses.
1:05yoğun uçaksavar savunmalarını delmek için tasarlanmış düşük gözlemlenebilir gizlilik teknolojisine sahip Amerikan yapımı bir ağır delici stratejik bombardıman uçağıdır.
This flying wing houses a crew of two and can deploy both conventional and thermonuclear weapons.
1:14Bu uçan kanat, iki kişilik bir mürettebat barındırıyor ve hem konvansiyonel hem de termonükleer silahlar konuşlandırabiliyor.
“Kısaltma + or + açık biçim” yapısını açıklama için kullanmak
Burada or bir seçim sunmaz. ATB'nin açık biçimini tanıtır: ATB ve Advanced Technology Bomber aynı proje teriminin iki biçimidir. Teknik açıklamalarda yaygın kalıp kısaltma + virgül + or + açık biçim + virgül şeklindedir. Açık biçim kısaltmayı yeniden adlandırıp açıkladığı için virgüller bunun ara bilgi olduğunu gösterir.
Alıştırma
“The CPU, or central processing unit, handles instructions,” cümlesinde or ne yapar?
- İki aygıt arasında seçim sunar.
- CPU'nun yanlış bir terim olduğunu gösterir.
- CPU'nun açık biçimini tanıtır.
Cevabı göster
CPU'nun açık biçimini tanıtır.
began during the Carter administration and development continued through the Reagan administration with program costs continually rising.
1:23Carter yönetiminde başladı ve geliştirme Reagan yönetimi boyunca program maliyetleri sürekli artarak devam etti.
Originally designed for use in the Cold War,
1:30Başlangıçta Soğuk Savaş'ta kullanılmak üzere tasarlanan
the B-2 became active in later military operations in the Middle East and Afghanistan.
1:33B-2, daha sonra Orta Doğu ve Afganistan'daki askeri operasyonlarda aktif hale geldi.
rising to $929 million as retrofitting and adjustments were made.
1:41sonradan yapılan güçlendirmeler ve ayarlamalarla 929 milyon dolara yükseldi.
the cost per aircraft weighed in at $2.1 billion per aircraft as the B-2 was perfected in 1997. Öbek fiiller
1:46B-2 1997'de mükemmelleştirildiğinde uçak başına maliyet uçak başına 2.1 milyar dolar oldu.
weighed in at + nihai bir rakam
Bu cümlede weighed in at, bir miktarın belirtilen rakama ulaştığı veya toplamın o rakam olduğu anlamına gelir: Her bir uçağın maliyeti sonunda 2,1 milyar dolara ulaşmıştır. Buradaki weigh, uçağı bir tartıya koymayı anlatmaz. İsim + weigh in at + sayı kalıbı, sayıyı dikkat çekici bir nihai toplam olarak sunar. İsim; maliyet, fiziksel ağırlık, boyut veya başka bir ölçülebilir miktarla ilgili olabilir.
Alıştırma
Nihai maliyetin belirtilen miktara ulaştığını anlatan ifadeyi seçin: After the redesign, the final budget _____ $420 million.
- weighed in on
- weighed in at
- weighed up
Cevabı göster
weighed in at
So the Defense Authorization Act and Congress authorized 20 B-2s for $44.65 billion,
1:54Böylece Savunma Yetkilendirme Yasası ve Kongre 44.65 milyar dolar karşılığında 20 adet B-2'ye onay verdi,
That's equivalent to $36 from each individual taxpayer for each plane, Kalıp ifadeler
2:03Bu, her uçak için her bir vergi mükellefinden 36 dolara eşdeğer,
equivalent to + karşılaştırma değeri
Equivalent to, bir karşılaştırma veya dönüştürme sonrasında ilgili değer, miktar ya da etkinin eşit olduğunu gösterir. Burada uçak başına maliyet, her uçak için vergi mükellefi başına 36 dolara dönüştürülmektedir. Bu ifade, iki şeyin her açıdan tamamen aynı olduğunu iddia etmez; yalnızca belirtilen ölçüt aynı kabul edilir.
Alıştırma
Cümleyi, dönüştürme sonrasında değerlerin eşit olduğunu anlatan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: One hour of overtime is ____ two hours of regular pay under this policy.
Cevabı göster
equivalent to
or $720 per taxpayer for the entire program.
2:07veya tüm program için vergi mükellefi başına 720 dolara.
That's a lot of dough for the average hardworking American citizen. Deyimler
2:11Bu, ortalama çalışan bir Amerikan vatandaşı için çok fazla para demek.
a lot of dough: “çok para” anlamındaki gayriresmî argo
Burada a lot of dough, büyük miktarda para anlamına gelir. Dough, para anlamındaki gayriresmî bir argo isimdir; dolayısıyla ifade bir şeyin ne kadar pahalı olduğunu vurgular. Anlam bağlama göre belirlenir: maliyet, maaş veya harcamadan söz ediliyorsa dough, ekmek yapmak için kullanılan hamur yerine para anlamına gelebilir.
Alıştırma
"That old camera cost me a lot of dough." cümlesinde "a lot of dough" ne anlama gelir?
- Büyük miktarda ekmek hamuru
- Büyük miktarda para
- Çok fazla zor iş
Cevabı göster
Büyük miktarda para
The B-2 planes themselves cost eight times their weight in gold to buy and operate. Deyimler
2:14B-2 uçaklarını satın almak ve işletmek kendi ağırlıklarının sekiz katı altına mal oluyor.
eight times their weight in gold: altın değerine dayalı bir maliyet karşılaştırması
eight times + ölçüt yapısı, bir miktarın diğerinin sekiz katı olduğunu belirtir. Burada their weight in gold, uçaklarla aynı ağırlıktaki bir miktar altının değeri anlamına gelir. Dolayısıyla cümle, uçakları satın alıp işletmenin bu altın değerinin sekiz katına mal olduğunu söyler. Bu, maliyeti canlı biçimde anlatan bir karşılaştırmadır; uçakların altın içerdiği veya altından sekiz kat ağır olduğu iddiası değildir.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama gelir? The new satellite cost four times its weight in gold.
- Maliyeti, aynı ağırlıktaki altının değerinin dört katıydı.
- Dört kat altın tabakasından yapılmıştı.
- Eşit miktardaki altından dört kat daha ağırdı.
Cevabı göster
Maliyeti, aynı ağırlıktaki altının değerinin dört katıydı.
The project has been controversial from the get-go owing to the astronomical cost. Notlar
2:21Proje astronomik maliyeti nedeniyle başından beri tartışmalara konu oldu.
From the get-go: en başından itibaren
From the get-go, “en başından itibaren” anlamına gelir. Burada projenin başladıktan hemen sonra tartışmalı olduğunu, tartışmanın daha sonra ortaya çıkmadığını belirtir. İfadenin tamamı zaman bildiren bir öbek olarak kullanılır. Buradaki get-go, fiziksel olarak ayrılma veya yola çıkma eylemini anlatmaz.
Alıştırma
“The warning signs were there from the get-go.” cümlesindeki from the get-go ne anlama gelir?
- Fiziksel olarak ayrılma anında
- Yalnızca uzun bir gecikmeden sonra
- En başından itibaren
Cevabı göster
En başından itibaren
Neden bildiren owing to + ad öbeği
Owing to bir durumun nedenini belirtir ve “nedeniyle” veya “yüzünden” anlamına gelir. Bu cümlede the astronomical cost ad öbeği, projenin neden tartışmalı olduğunu açıklar. Owing to bir edat öbeğidir; bu nedenle ardından bir ad öbeği, zamir veya -ing biçimi gelir. Doğrudan tam bir cümlecik gelmez.
Alıştırma
Cümleyi daha resmî bir üslupla doğru şekilde tamamlayan ifadeyi seçin: “The match was postponed ___ heavy rain.”
- owing
- owing to
- because
Cevabı göster
owing to
with the United States Air Force planning to operate the B-2 until 2032.
2:28ve Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri B-2'yi 2032 yılına kadar çalıştırmayı planlıyor.
in service: ekipmanın resmî olarak kullanımda olması
Askerî bağlamda veya ekipmanlardan söz ederken in service, bir aracın ya da sistemin resmî olarak aktif kullanımda veya göreve hazır olması demektir. Cümle, Hava Kuvvetlerinin faal filosunda yalnızca 20 B-2 bulunduğunu söylüyor. Bu ifade, her uçağın tam o anda ne yaptığını değil, resmî durumunu anlatır. Uçakların bir müşteriye hizmet sunduğu anlamına da gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “resmî olarak hâlâ kullanımda” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Although the radio system is old, it remains ____ at the airport.
Cevabı göster
in service
the B-2 is capable of all-altitude attack missions up to 50,000 ft
2:33B-2, 50.000 fite kadar tüm irtifalarda saldırı görevleri yapabiliyor
and over 10,000 nautical mi with one mid-air refueling.
2:41ve havada bir kez yakıt ikmali ile 10.000 deniz milinin üzerinde menzile sahip.
Although nobody is really at liberty to say why the planes cost so much, Kalıp ifadeler
2:47Uçakların neden bu kadar pahalı olduğunu kimse tam olarak söylemekte özgür olmasa da,
at liberty to: harekete geçmek için resmî izin
be at liberty to + fiilin yalın hâli yapısı, bir şeyi yapmak için izinli veya yetkili olmak anlamına gelir. Bu cümlede nobody is at liberty to say why, nedeni açıklamak için kimsenin izni ya da yetkisi olmadığını belirtir ve bilginin kısıtlı olduğunu düşündürür. Liberty burada geniş bir siyasi özgürlük kavramı değildir. İfadenin tamamı izni veya bir kural ya da yükümlülükten bağımsız olmayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “yapmaya izinli” anlamına gelen üç sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: Under the agreement, we are not ____ disclose the payment details.
Cevabı göster
at liberty to
one theory is that the B-2 is just such a royal pain in the behind to maintain due to a flaw in the surface coating material. Deyimler
2:51bir teoriye göre B-2, yüzey kaplama malzemesindeki bir kusur nedeniyle bakımının arkasından bir hayli dertli olduğudur.
Örtmeceli bir şikâyet olarak a royal pain in the behind
Bu cümlede a royal pain in the behind, bir şeyin son derece zahmetli veya başa çıkması zor olduğu anlamına gelir. Burada fiziksel ağrı değil, B-2'nin bakım işi anlatılır. Royal şikâyetin şiddetini artırır; kral veya kraliçeyle ilgili değildir. Behind nispeten hafif, örtmeceli bir vücut sözcüğüdür; bu nedenle ifade daha kaba bir seçenek kullanılmadan mizahi ve güçlü duyulur.
Alıştırma
Cümleyi dersteki güçlü ancak nispeten hafif deyimle tamamlayın: Updating hundreds of records by hand is ____.
Cevabı göster
a royal pain in the behind
meaning it takes on and absorbs water readily and as the plane flies.
3:02yani uçak uçarken suyu kolayca alır ve emer.
highly hydrophilic ve sade dille açıklaması
Hydrophilic, suya çekilen veya suyla kolayca etkileşebilen anlamına gelen teknik bir sıfattır. Bu bağlamda malzeme suyu kolayca üzerine alıp emer; highly dereceyi güçlendirerek bu eğilimin belirgin olduğunu gösterir. Ardından gelen meaning yan cümlesi teknik terimi gündelik dile çevirir. Bu, bilim iletişiminde yaygın bir açıklama kalıbıdır: önce uzmanlık terimi sunulur, ardından pratikte ne anlama geldiği hemen daha sade biçimde yeniden ifade edilir.
Alıştırma
Bir bilim yazarı şöyle diyor: Water spreads quickly across the surface because the coating is highly hydrophilic. Burada highly hydrophilic ne anlama gelir?
- Suyla çok kolay etkileşime girer.
- Hiçbir sıvı ona zarar veremez.
- Suyu güçlü biçimde iter.
Cevabı göster
Suyla çok kolay etkileşime girer.
Air friction during flight causes the surface of the B-2 to heat up, Öbek fiiller
3:06Uçuş sırasındaki hava sürtünmesi B-2'nin yüzeyinin ısınmasına neden olur,
heat up: ısınmak
Burada heat up “ısınmak” anlamına gelir. Sıcaklığı değişen şey yüzeydir; yüzey başka bir nesneyi doğrudan ısıtmaz. Kalıp cause + object + to + verb şeklindedir: hava sürtünmesi yüzeyin ısınmasına neden olur. Genel olarak bir şey kendiliğinden heat up olabilir; biri ise ısı uygulayarak heat something up kalıbıyla başka bir şeyi ısıtabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede heat up aynı geçişsiz anlamda, yani öznenin kendisinin ısınması anlamında kullanılmıştır?
- The chef heated the pan over a high flame.
- The warm room cooled down after sunset.
- The laptop may heat up during a long video call.
- I'll heat up the soup for lunch.
Cevabı göster
The laptop may heat up during a long video call.
meaning the water that's absorbed into the stealth material simply boils away, Öbek fiiller
3:09bu da gizlilik malzemesine emilen suyun basitçe kaynayıp yok olduğu anlamına gelir,
boil away: kaynayarak yok olmak
Boils away, “kaynadığı için yavaş yavaş yok olur” anlamına gelir. Emilen su buhara dönüşür ve sonunda çok az su kalır veya hiç kalmaz. Burada away, yok olma sonucunu belirtir; başka bir yere hareket anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir sıvının kaynamaya devam ettiği için yok olduğunu gösterir?
- The cook poured the broth down the drain.
- The water boiled, so I turned off the stove.
- The sauce boiled away after the pan was left on the stove.
- The puddle evaporated slowly on a cool day.
Cevabı göster
The sauce boiled away after the pan was left on the stove.
meaning that not only does the B-2 cost a ton upfront, Dilbilgisi
3:22bu da B-2'nin sadece başlangıçta bir ton paraya mal olmakla kalmayıp,
but the maintenance bill is also substantial.
3:25aynı zamanda bakım faturasının da oldukça yüksek olduğu anlamına geliyor.
Başa getirilen not only ... but ... also ve devriklik
Not only ... but ... also iki olguyu bir çift olarak sunar ve ikisinin de doğru olduğunu vurgular. Burada ilk maliyet yüksek başlangıç fiyatı, ikincisi ise büyük bakım masrafıdır. Not only ilk yan tümcenin önüne geldiği için bu yan tümcede özne-yardımcı fiil devrikliği kullanılır: the B-2 costs yerine does the B-2 cost. Does sonrasında cost fiilinin yalın hâli kullanılır. İkinci yan tümce normal söz dizimine döner ve also doğal olarak be biçiminden sonra gelir: the maintenance bill is also substantial.
Alıştırma
Cümleyi, geniş zamanda devriklik gerektiren tam not only başlangıcıyla tamamlayın: '____ the new printer save time, but it is also easier to repair.'
Cevabı göster
Not only does
Could the B-2 really fly so fast that the surface material heats up to the boiling point? Dilbilgisi
3:30B-2 gerçekten yüzey malzemesinin kaynama noktasına kadar ısınacağı kadar hızlı uçabilir mi?
Derece ve sonuç bildiren so + zarf + that
So + sıfat/zarf + that yapısı, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Bu cümlede fast uçağın ne kadar hızlı uçabileceğini anlatır; that yan tümcesi ise olası sonucu verir: yüzey malzemesi kaynama noktasına kadar ısınır. Bu, derece-sonuç yapısıdır; amaç bildiren bir ifade değildir. Anlamı “bu sonucun gerçekleşmesine yetecek kadar hızlı”dır, “bu sonucu gerçekleştirmek amacıyla hızlı” değildir.
Alıştırma
Sonuç yapısını tamamlamak için so + slow sözcüğünün zarf biçimi + that kullanın: 'The bus moved ____ the passengers arrived late.'
Cevabı göster
so slowly that
Whether ... or not: sonuç değişmez
Whether iki olasılık sunar: teorinin doğru olması ve doğru olmaması. or not eklendiğinde iki olasılık da açıkça belirtilir. Ana cümleden önce kullanılan Whether ... or not, ana sonucun her iki durumda da aynı kaldığını belirtir. Sonucu tek bir koşula bağlamak yerine belirsizliği bir kenara bırakır.
Alıştırma
Eylemin değişmediğini göstermek için cümleyi Whether ... or not yapısının iki parçasıyla tamamlayın: ____ the client agrees ____, we must document the safety risk.
Cevabı göster
Whether · or not
experts all agree that the paint used to coat the B-2 costs a huge sum
3:36uzmanların hepsi B-2'yi kaplamak için kullanılan boyanın çok büyük bir meblağa mal olduğu konusunda hemfikir
take place: bir olayın gerçekleşmesi veya düzenlenmesi
take place, gerçekleşmek veya düzenlenmek anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil ifadesidir. Burada özne genel bakımdır: bakım işlemi yedi yılda bir gerçekleşmelidir. Bu ifade bakımı bir olay olarak ele alır. Uçak take place ifadesinin öznesi değildir ve sözcükler take ile bir yer ifadesi olarak ayrı ayrı yorumlanmaz.
Alıştırma
Cümleyi düzenlenmek anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The safety briefing will ____ in Room 204 at noon.
Cevabı göster
take place
Tekrarlanan aralık için once every 7 years
Once every 7 years, tekrar eden her yedi yıllık dönemde bir kez anlamına gelir. Bu cümlede genel bakım, yedi yıllık döngüyle tekrarlanan planlı bir olaydır; tek bir yedi yıllık dönem içinde herhangi bir zamanda yaşanmış tek seferlik bir olay değildir. Aktarılabilir kalıp once every + dönem şeklindedir; once every two weeks veya once every six months gibi. Her dönemdeki kesin tarih belirtilmese de olayın düzenli sıklığını ifade eder.
Alıştırma
Her beş yıllık döngüde bir inceleme anlamını vermek için cümleyi once every kalıbıyla tamamlayın: The safety system receives a full inspection ____.
Cevabı göster
once every five years
But did the B-2 really cost $2.1 billion per aircraft?
3:47Peki B-2 gerçekten uçak başına 2.1 milyar dolara mal oldu mu?
Some have argued that due to creative accountancy and other sleight-of-hand tricks, Notlar
3:51Bazıları, yaratıcı muhasebe ve diğer el çabukluğu hileleri nedeniyle,
Eleştirel bir finans etiketi olarak creative accountancy
Creative accountancy, finansal rakamları daha elverişli gösterecek şekilde düzenlemeyi veya sunmayı eleştirel ve çoğu zaman ironik biçimde adlandırır; bu sunum bazen yanıltıcı olabilir. Burada sleight-of-hand tricks ile birlikte kullanılması, kuşku ve onaylamama tavrını açıkça gösterir. Britanya İngilizcesinde accountancy, muhasebe mesleğini veya uygulamasını adlandırabilir. İfade yaratıcılığı övmez ve tek başına belirli bir yasanın çiğnendiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
"Analysts suspected creative accountancy behind the unusually smooth earnings report," cümlesinde creative accountancy büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Hukuken tanımlanmış bir muhasebe dolandırıcılığının gerçekleştiğini kanıtlamak
- Muhasebecileri yaratıcı yeni bir yöntem buldukları için övmek
- Finansal rakamları stratejik olarak elverişli veya yanıltıcı biçimde sunmak
Cevabı göster
Finansal rakamları stratejik olarak elverişli veya yanıltıcı biçimde sunmak
Aldatma metaforu olarak sleight-of-hand tricks
sleight-of-hand tricks ifadesinde sleight of hand, bir şeyin gerçekte nasıl işlediğini gizleyen ustaca hareketler için mecazi olarak kullanılır. Burada gerçek bir sahne gösterisini değil, gerçek maliyeti gizleyen veya değiştiren yöntemleri anlatır. Kısa çizgiler sleight of hand ifadesini tricks sözcüğünden önce gelen birleşik bir niteleyiciye dönüştürür. İfade eleştirel bir ima taşır: sonuç, gerçekte olduğundan daha meşru veya açıkmış gibi gösterilir.
Alıştırma
Bu cümlede sleight-of-hand tricks neyi ima ediyor?
- Gerçek maliyetleri ustaca gizleyen veya değiştiren yöntemler
- Seyirci önünde yapılan gerçek bir sihir gösterisi
- Amaçlanan bir etkisi olmayan küçük muhasebe hataları
Cevabı göster
Gerçek maliyetleri ustaca gizleyen veya değiştiren yöntemler
the cost of the aircraft has been vastly overestimated
3:55uçağın maliyetinin büyük ölçüde abartıldığını
and that the fleet only cost a mere $500 million to develop and manufacture.
3:58ve filonun geliştirilmesi ve üretilmesinin sadece 500 milyon dolara mal olduğunu savundu.
That's about twice the cost of a run-of-the-mill 747 passenger airline. Deyimler
4:02Bu, sıradan bir 747 yolcu uçağı maliyetinin yaklaşık iki katı.
Sıradan anlamındaki run-of-the-mill
Run-of-the-mill sıradan, standart ve herhangi bir özel niteliğiyle öne çıkmayan anlamına gelir. Bu cümlede geleneksel bir 747 yolcu uçağını maliyet karşılaştırması için temel ölçü olarak gösterir. Bu, kalıplaşmış bir birleşik sıfattır. Genellikle hafif küçümseyici bir ton taşır: söz konusu şey mutlaka kötü değildir, ancak dikkat çekici de değildir.
Alıştırma
'Sıradan ve özel olmayan' anlamına gelen, mill ile biten ve dört sözcükten oluşan kısa çizgili deyimle İngilizce cümleyi tamamlayın: We booked a ____ hotel near the station.
Cevabı göster
run-of-the-mill
When you factor in the cost of training the crew, Öbek fiiller
4:06Mürettebatı eğitme maliyetini hesaba kattığınızda,
factor in: bir maliyeti hesaba katmak
Bu cümlede factor in, “bir şeyi hesaplama ya da kararda ilgili bir unsur olarak hesaba katmak” anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Nesnesi the cost of training the crew ifadesidir; dolayısıyla uçağın gerçek fiyatı tahmin edilirken bu maliyet eklenmelidir. Yeniden kullanılabilir kalıp factor in + isim veya isim öbeği biçimindedir. Bir değişken bütçeyi, planı, tahmini ya da değerlendirmeyi değiştirdiğinde yaygın olarak kullanılır; factor burada fiildir, başka bir sayıyı kalansız bölen sayıyı ifade eden matematiksel bir isim değildir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “hesaplamaya dâhil etmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: When estimating the event budget, remember to ____ security costs.
Cevabı göster
factor in
all these factors pump up the price of the aircraft way beyond the cost of simply making an aircraft. Notlar
4:12tüm bu faktörler, uçağın fiyatını sadece bir uçak yapma maliyetinin çok ötesine pompalar.
pump up the price: fiyatı keskin biçimde yükseltmek
Bu cümlede pump up the price, “fiyatı önemli ölçüde yükseltmek” anlamına gelir. Özne olan all these factors nedenleri, nesne olan the price ise yükseltilen şeyi gösterir. Way beyond, son fiyatın üretim maliyetini ne kadar çok aştığını vurgular. Pump up, şişirme veya genişlemeye ilişkin canlı bir görüntü oluşturur. Fiyatlardan söz ederken ek maliyetlerin, talebin, abartılı tanıtımın veya kasıtlı eylemlerin bir şeyi daha pahalı hâle getirdiğini anlatır ve bazen hafif eleştirel bir ton taşır.
Alıştırma
Örnekte pump up the price ne anlama geliyor?
- Uçağın parasını taksitle ödemek
- Yalnızca üretim maliyetini hesaplamak
- Fiyatı önemli ölçüde yükseltmek
Cevabı göster
Fiyatı önemli ölçüde yükseltmek
Gayriresmî Bir Pekiştirici Olarak Way Beyond
Burada way, beyond sözcüğünü güçlendiren, gayriresmî bir derece zarfıdır. Way beyond, bir sınırın «çok ötesinde» olmayı ifade eder ve aradaki farkın büyük olduğunu vurgular. Bu cümlede uçağın toplam fiyatı üretim maliyetini yalnızca aşmakla kalmaz, onu büyük ölçüde aşar. Way'in bu kullanımı mesafe, miktar, zaman veya derece bakımından büyük farkları vurgulayabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede way, «çok» anlamındaki gayriresmî bir derece zarfı olarak doğal biçimde kullanılmıştır?
- The final cost went beyond our budget.
- The guide showed us the way beyond the gate.
- The final cost was way beyond our budget.
Cevabı göster
The final cost was way beyond our budget.
But maybe the fact that there were so few B-2s built is the very reason they were so expensive. Dilbilgisi
4:17Ancak belki de çok az sayıda B-2 yapılmış olması, bu kadar pahalı olmalarının asıl nedenidir.
The Fact That ... Is the Very Reason ... Neden Vurgusu Yapısı
The fact that tam bir yan cümleyi başlatır ve onu bir ad öbeği olarak sunar; böylece bütün gerçek is'in öznesi olabilir. Buradaki gerçek, yalnızca az sayıda B-2 üretilmiş olmasıdır. Is the very reason bu gerçeği, ardından gelen sonucun kesin ve temel nedeni olarak gösterir. Bu yapıda very, «aşırı» değil, «tam olarak bu» veya «kesin» anlamına gelir: The fact that X is the very reason (why) Y.
Alıştırma
Cümleyi vurgulu neden-sonuç kalıbının iki bölümüyle tamamlayın: ____ the shop produces only a few custom pieces ____ each one costs more.
Cevabı göster
The fact that · is the very reason
Let's look at car manufacturers to get a clearer picture of what happens here. Anlatım akışı
4:22Burada neler olduğunu daha net görmek için otomobil üreticilerine bakalım.
Let's look at ... to get a clearer picture: örnekle daha net bir anlayış oluşturmak
“Let's look at car manufacturers”, dinleyiciyi soyut meseleden uzaklaştırıp tanıdık bir karşılaştırmaya yönlendirir. Burada look at, yalnızca gözleri bir şeye çevirmek değil, “ele almak veya incelemek” anlamına gelir. “to get a clearer picture” mastar yapısı bu geçişin amacını belirtir: örnek, ne olduğunu daha açık biçimde anlamayı sağlamalıdır. Picture mecazidir; bu nedenle bütün kalıp bir açıklamayı “Y’yi daha net anlamak için X’i ele alalım” şeklinde düzenleyebilir.
Alıştırma
Sunumdaki geçişi hedef ifadelerle tamamlayın: The pricing model is abstract, so ____ a household budget to ____ of how the costs add up.
Cevabı göster
let's look at · get a clearer picture
Imagine if General Motors spent 20 years to build a revolutionary line of 20 cars. Anlatım akışı
4:26General Motors'un devrim niteliğinde 20 arabadan oluşan bir seri üretmek için 20 yıl harcadığını hayal edin.
Imagine if + varsayımsal durum
“Imagine if”, varsayımsal bir senaryo başlatmak için dinleyiciye doğrudan yöneltilen bir çağrıdır. if yan cümlesi, dinleyicinin zihninde canlandırıp üzerinden akıl yürüteceği bir öncül sunar; General Motors'ın gerçekten böyle bir plan uyguladığını iddia etmez. Açıklamalarda “Imagine if + cümle” kalıbı, konuşmacının gerçeği geçici olarak somut bir varsayımla değiştirmesine ve ardından bu varsayımın sonuçlarını geliştirmesine imkân verir. Geçmiş zaman biçimi spent, durumu aktarılmış bir olay değil, gerçeklikten uzak veya gerçek dışı bir senaryo olarak işaretlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Konuşmacının hayal etmeye yönelik çağrısını hedef ifadeyle tamamlayın: ____ every hospital had to produce all of its own medicine.
Cevabı göster
Imagine if
These are state-of-the-art cars of which the world has never seen the likes before. Kelime
4:31Bunlar dünyanın daha önce benzerini görmediği son teknoloji araçlardır.
Birleşik sıfat olarak state-of-the-art
Burada state-of-the-art, cars sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Otomobillerin o anda mevcut olan en yeni ve en ileri teknolojiyi kullandığını belirtir. Kısa çizgiler, dört sözcüğün tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir. İfade kelimesi kelimesine bir “sanat durumu” anlamına gelmez; state-of-the-art sayılan şey teknoloji geliştikçe değişir.
Alıştırma
Cümleyi tüm kısa çizgileriyle state-of-the-art kullanarak tamamlayın: The hospital bought ____ scanning equipment.
Cevabı göster
state-of-the-art
that will be subject to a design system that requires constant revision at every step of the design and production process. Kalıp ifadeler
4:42ki bu da tasarım ve üretim sürecinin her adımında sürekli revizyon gerektiren bir tasarım sistemine tabi olacaktır.
Kurallar ve kısıtlamalar için be subject to
Burada be subject to, “bir şey tarafından yönetilmek veya kısıtlanmak” anlamına gelir. Açıklanan unsur, sürekli düzeltme gerektiren bir tasarım sisteminin sınırları içinde çalışmak zorundadır. Yapı be + subject to + isim veya -ing biçimidir. Ardından gelen tamamlayıcıya göre Prices are subject to change. örneğinde olduğu gibi “bir şeye açık olmak” veya “bir şeyle karşılaşma olasılığı bulunmak” anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Bu geniş zamanlı kural cümlesini be subject to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: All refunds ____ final approval.
Cevabı göster
are subject to
they were trained by other high-earning engineers
4:56diğer yüksek kazançlı mühendisler tarafından eğitildiler
to build an aircraft that was a unique cutting-edge piece of technology
4:59benzersiz, son teknoloji ürünü bir uçak inşa etmek için
that was considered essential during development and has proved useful in missions since the late 1990s.
5:02ki bu, geliştirme aşamasında elzem kabul edilen ve 1990'ların sonlarından beri görevlerde yararlı olduğunu kanıtlayan bir teknolojidir.
Cutting-edge technology does not just appear,
5:08Son teknoloji ürünü bir teknoloji öylece ortaya çıkmaz,
it has to be painfully developed over years of hard graft, Kelime
5:10yıllarca süren zorlu çalışmalar,
hard graft: uzun süreli yoğun emek
Bu cümlede hard graft, çok miktarda zor ve uzun süreli çalışma anlamına gelir. Britanya İngilizcesine ait gündelik bir ifadedir ve years of hard graft, bir şeyi geliştirmek için gereken uzun süreli çabayı vurgular. Burada graft, çaba ve emek belirten sayılamayan bir isimdir. hard fiziksel bir nesneyi değil, işin zorluğunu tanımlar.
Alıştırma
Gündelik Britanya İngilizcesinde şu cümledeki hard graft ne anlama gelir: Rebuilding the club took years of hard graft?
- Tıbbi bir doku nakli
- Uzun ve zahmetli çalışma
- Kamu görevinden elde edilen yasa dışı kazanç
Cevabı göster
Uzun ve zahmetli çalışma
and eventually the product is brought to market, Kalıp ifadeler
5:16ve sonunda ürün piyasaya sürülür,
brought to market: ticari olarak piyasaya sürülmüş
Brought to market, bir ürünün hazırlanıp ticari satışa sunulması anlamına gelir. Ürünün fiziksel olarak bir pazar yerine taşınmasını değil, ticarileştirilmesini anlatır. Yapı edilgendir: the product is brought to market. Etken yapıda a company brings a product to market denir. Eventually, bu lansmanı uzun bir geliştirme sürecinin son noktası olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “ticari olarak piyasaya sürülmüş” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After extensive safety testing, the new device was finally ____.
Cevabı göster
brought to market
The problem is other aircrafts buzz around the aerospace
5:20Sorun şu ki, havacılık ve uzayda diğer uçaklar da vızıldıyor
is not the only flyboy in town: alandaki tek “uçuşçu” olmamak
not the only X in town kalıbı, X’in belirli bir alandaki tek önemli kişi, şey veya seçenek olmadığını anlatır. Buradaki in town çoğu zaman gerçek bir kasabayı değil, “ilgili çevreyi veya pazarı” ifade eder. Flyboy normalde erkek pilot anlamına gelir; ancak anlatıcı burada B-2’nin kendisini kişileştirmek için sözcüğü şakacı bir biçimde kullanır. Cümle, başka bir önemli uçağın tanıtılıp karşılaştırılabileceğine işaret eder.
Alıştırma
Bu cümlede is not the only flyboy in town ne anlama geliyor?
- B-2 bu alandaki tek dikkat çekici uçak değildir.
- B-2’yi yalnızca bir pilot kullanmaktadır.
- B-2 o şehirde kullanılan tek uçaktır.
Cevabı göster
B-2 bu alandaki tek dikkat çekici uçak değildir.
and is the most advanced and expensive production fighter after the B-2
5:29ve B-2'den sonraki en gelişmiş ve en pahalı üretim savaş uçağıdır
with the cost of a single fighter estimated at around $339 million,
5:33tek bir savaş uçağının maliyetinin yaklaşık 339 milyon dolar olarak tahmin edildiği düşünülürse,
a snip compared to the cost of the B-2 stealth fighter. Deyimler
5:37B-2 hayalet savaş uçağının maliyetiyle karşılaştırıldığında devede kulak.
a snip compared to: karşılaştırıldığında kelepir
Bu cümlede a snip, sunduğu şeye göre şaşırtıcı derecede ucuz olan bir şeyi, yani kelepiri anlatır. Burada “hızlıca kesmek” anlamındaki snip fiili değil, a snip isim öbeği kullanılır. Compared to, fiyat değerlendirmesinde kullanılan karşılaştırma ölçütünü sunar. Fiyatın mutlak anlamda düşük olduğu söylenmez; yalnızca B-2’nin maliyetine göre düşük görünür.
Alıştırma
“Karşılaştırıldığında kelepir” anlamına gelen tam ve gündelik Britanya İngilizcesi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The used camera was ____ the new model.
Cevabı göster
a snip compared to
So perhaps with the last flights planned for the B-2 in 2032,
5:40Yani belki de B-2 için 2032'de planlanan son uçuşlarla birlikte,
On the radar: dikkat veya değerlendirme alanında
On the radar, bir şeyin birinin farkındalık alanına girdiğini ya da etkin biçimde izlendiğini veya değerlendirildiğini belirten bir deyimdir. Burada B-2'nin son uçuşları yaklaşırken bir halefin önem kazandığı anlatılır; cümle, belirli bir uçağın fiziksel olarak radar tarafından tespit edildiğini söylemez. Konu hem hayalet uçak hem de radar olduğu için deyim aynı zamanda bir kelime oyunu oluşturur. Mecazi radar ilgiyi, gerçek radar ise B-2'nin kaçınmak üzere tasarlandığı havacılık teknolojisini ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi “komitenin dikkat veya değerlendirme alanında” anlamına gelen deyimle tamamlayın: Several low-cost designs are now ____ as the committee plans next year's shortlist.
Cevabı göster
on the radar
Whatever the cost: eksiltili bir ödünleme yan cümlesi
Whatever the cost, eksiltili bir ödünleme yan cümlesidir: whatever the cost may be, yani “maliyet ne olursa olsun” veya “ne kadar yüksek olursa olsun” anlamına gelir. Maliyet konusunu bir kenara bırakarak sonraki iddianın miktardan bağımsız biçimde geçerli kaldığını belirtir. Ana cümleden önce kullanıldığında genellikle virgülle ayrılır. Buradaki Whatever, küçümseyici ve tek başına kullanılan Whatever yanıtı değildir; sonucu değiştirmeyen bir koşul sunar.
Alıştırma
Cümleyi, masraf yüksek olsa bile kararın değişmeyeceğini belirten ödünleme ifadesiyle tamamlayın: ____, we will replace the unsafe wiring.
Cevabı göster
Whatever the cost
the B-2 aircraft has been useful since its introduction in battle in 1999 Dilbilgisi
5:46B-2 uçağı, 1999'da savaşa girmesinden bu yana çok faydalı oldu
has been useful since ...: günümüze kadar süren bir durum
has been useful, present perfect yapısını kullanır: has + be fiilinin geçmiş zaman ortacı been. Yararlı olma durumunu geçmişte başlayıp şimdi de geçerli olan bir durum olarak sunar. Since, devam eden bu durumun başlangıç noktasını belirtir. Buradaki its introduction, 1999'da muharebede kullanılmaya başlanmasını ifade eder; dolayısıyla since zaman anlamındadır ve because anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi be fiilinin present perfect biçimiyle ve bir başlangıç noktasını tanıtan edatla tamamlayın: The community center ____ open ____ 2018.
Cevabı göster
has been · since
and still currently it is the only aircraft carrying a Massive Ordnance Penetrator. Kültür
5:50ve şu anda hala Devasa Mühimmat Delici taşıyan tek uçak konumunda.
Resmî bir silah adı olarak Massive Ordnance Penetrator
Massive Ordnance Penetrator, belirli ve çok büyük bir bombanın büyük harflerle yazılan resmî adıdır; birbiriyle ilgisiz üç genel isimden oluşturulmuş sıradan bir tanım değildir. Bu cümledeki a, bu adla anılan silah türünün tek bir örneğini belirtir. Bu ad, derine gömülmüş ve güçlendirilmiş hedefleri vurmak üzere tasarlanmış bir silahı ifade eder. Adın içinde massive, ordnance penetrator birleşik ifadesini niteler; ordnance askerî silah veya mühimmat anlamına gelir.
Alıştırma
Cümlede Massive Ordnance Penetrator neyi ifade ediyor?
- Herhangi bir ağır bombayı anlatan genel bir tanım
- Uçağın kalıcı bir parçasının adı
- Derine gömülmüş ve güçlendirilmiş hedeflere yönelik belirli bir büyük silahın resmî adı
Cevabı göster
Derine gömülmüş ve güçlendirilmiş hedeflere yönelik belirli bir büyük silahın resmî adı
So if the US needs to destroy a rogue nuclear facility buried deep underground,
5:55Dolayısıyla, eğer ABD'nin yeraltının derinliklerine gömülü haydut bir nükleer tesisi yok etmesi gerekirse,
this is the aircraft to do it with: görev için kullanılacak araç
noun + to do it with kalıbı, ismi bir görevi tamamlamak için kullanılan araç veya kaynak olarak sunar. Burada it, tesisi yok etme işini ifade eder; aircraft ise anlam bakımından with edatının nesnesidir: görev bu uçakla yapılır. with edatını mastar öbeğinin sonunda bırakmak, özellikle konuşmada standart ve doğal İngilizcedir. X, Y işini yapmak için kullanılan şeyse this is the X to do Y with kalıbı başka durumlara da uygulanabilir.
Alıştırma
Hangi cümle dizüstü bilgisayarı videoyu düzenlemek için kullanılan araç olarak doğal biçimde sunar?
- This is the laptop with to edit the video.
- This is the laptop to edit with the video.
- This is the laptop to edit the video with.
- This is the laptop to edit the video with it.
Cevabı göster
This is the laptop to edit the video with.
do you think the B-2 bomber is worth the massive cost?
6:02sizce B-2 bombardıman uçağı bu devasa maliyete değer mi?
be sure to check out our other video called US F-35 versus Russian Su-35 fighter jet.
6:06ABD F-35 ile Rus Su-35 savaş uçağı adlı diğer videomuza da mutlaka göz atın.