Kıtalar çarpıştığında ne olur? - Juan D. Carrillo: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
621 kelime 142 kel/dk

Video açıklaması: Bu video, levha tektoniğinin Kuzey ve Güney Amerika’yı nasıl birleştirdiğini; bunun büyük bir tür alışverişini mümkün kılarken deniz canlılarının popülasyonlarını ayırıp okyanus dolaşımını ve iklimi nasıl değiştirdiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. set two giant masses on an unavoidable collision course — Deyimler ve Mecazi İfadeler. collision course ifadesinin, kıtaların son derece yavaş hareketini kaçınılmaz bir çarpışmaya uzanan canlı bir güzergâh gibi anlattığını fark edebilirsiniz. Bu metaforu haberlerde, tarih anlatılarında ve bilimsel öykülerde çatışmaya doğru ilerleyen ülkeleri, politikaları veya rakip çıkarları betimlemek için de kullanabilirsiniz. 2. colonized the forests of Central America — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi. colonized sözcüğünün burada siyasi sömürgeleştirme değil, hayvanların bir yaşam alanına girip hayatta kalması ve orada popülasyon kurması anlamına geldiğini anlayabilirsiniz. Böylece türlerin yeni çevrelere yayılmasını doğru ve bilimsel bir dille ifade edebilirsiniz. 3. it's safe to say that — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik. Bu kalıbı, tonu temkinli olmakla birlikte önceki kanıtlarla güçlü biçimde desteklenen bir sonuç sunmak için kullanabilirsiniz. Karmaşık neden-sonuç ilişkilerini özetlerken değerlendirmenizi mutlak bir kesinlik gibi ileri sürmemenize yardımcı olur.

Bu derste

Tens of millions of years ago, a force of nature set two giant masses on an unavoidable collision course that would change the face of the Earth and spell life or death for thousands of species. Deyimler

0:06

On milyonlarca yıl önce doğanın bir gücü, iki devasa kütleyi, Dünya'nın çehresini değiştirecek ve binlerce tür için yaşam ya da ölüm anlamına gelecek kaçınılmaz bir çarpışma rotasına soktu.

Deyimler

set ... on a collision course: ...ı çarpışma ya da çatışma yoluna sokmak

Set A on a collision course, “A’yı muhtemel bir çarpışmaya veya çatışmaya doğru ilerletmek” demektir. Burada doğa gücü, iki dev kütleyi fiziksel bir çarpışmayla sonuçlanacak yola sokar; unavoidable sonucu kesinmiş gibi gösterir. Bu ifadede course, bir ders değil, “yol” veya “gelişimin yönü” anlamındadır. Aynı yapı, insanları, grupları ya da ülkeleri çatışmaya iten politika ve eylemleri anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “muhtemel bir çatışmaya doğru” anlamındaki kalıpla tamamlayın: The new rule could set the two departments ____ with each other.

Cevabı göster

on a collision course

Deyimler

change the face of ...: ...ın genel yapısını kökten değiştirmek

Change the face of something, bir şeyin genel görünümünü, niteliğini veya işleyiş biçimini kökten değiştirmek demektir. Küçük bir düzenlemeyi değil, geniş kapsamlı ve önemli bir değişimi anlatır. Bu cümlede face hem Dünya’nın görünen yüzeyini hem de daha geniş anlamda gezegenin coğrafi ve ekolojik düzenini ifade eder. Bir insanın yüzü anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “bütün alanı dönüştürdü” anlamındaki deyimle tamamlayın: The discovery ____ modern medicine.

Cevabı göster

changed the face of

Deyimler

spell life or death: hayatta kalma veya yok olma anlamına gelmek

Buradaki spell, “bir sözcüğün harflerini sırayla söylemek veya yazmak” anlamına gelmez. “Bir sonucu ifade etmek, haber vermek veya ortaya çıkarmak” anlamındadır. İfade, bu değişimin binlerce türün hayatta kalıp kalmayacağını belirleyebileceğini anlatır. Bu anlamda spell sözcüğünden sonra spell trouble, spell disaster veya spell success örneklerinde olduğu gibi bir sonuç gelir. Life or death, olası sonucun özellikle ciddi olduğunu vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede spell, “bir sonuca yol açmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. She checked how to spell the scientist's name.
  2. Please spell the word disaster.
  3. One mistake could spell disaster for the mission.
Cevabı göster

One mistake could spell disaster for the mission.

The force of nature was plate tectonics, and the bodies were North and South America. Kelime

0:22

Doğanın gücü levha tektoniğiydi ve bu cisimler Kuzey ve Güney Amerika'ydı.

Kelime

plate tectonics: Dünya'nın hareket eden levhaları

Plate tectonics, Dünya'nın sert dış katmanının hareket eden ve etkileşime giren büyük levhalara ayrıldığını açıklayan bilimsel teoridir. Bu cümlede, kıtaların uzun süreli hareketini sağlayan doğal süreci adlandırır. Buradaki plate, yemek tabağı değil, Dünya'nın dış katmanının çok büyük bir bölümüdür. Levhalar birbirinden uzaklaşabilir, çarpışabilir veya birbirlerinin yanından kayabilir.

Alıştırma

plate tectonics neyi ifade eder?

  1. Dünya'nın büyük levhalarının hareketi ve etkileşimi
  2. okyanus gelgitlerinin günlük yükselip alçalması
  3. yemek için kullanılan tabakların incelenmesi
Cevabı göster

Dünya'nın büyük levhalarının hareketi ve etkileşimi

Kelime

the bodies: bağlamdaki insan dışı fiziksel oluşumlar

Bu cümlede the bodies, insan bedenlerini değil, iki büyük fiziksel oluşum veya kara kütlesi olarak Kuzey Amerika ile Güney Amerika’yı ifade eder. Belirli tanımlık the, bu oluşumların önceki açıklamada zaten belirtilmiş olduğunu gösterir. Bilimsel dilde body, celestial body veya body of water örneklerinde olduğu gibi ayrı bir kütleyi ya da bütünü ifade edebilir. the bodies gibi ek açıklaması olmayan bir ifade kesin anlamını bağlamdan alır; body tek başına bir kıtanın alışılmış adı değildir.

Alıştırma

“the bodies were North and South America” cümlesinde “the bodies” ne anlama gelir?

  1. iki büyük fiziksel oluşum olarak Kuzey Amerika ve Güney Amerika
  2. iki bilim insanı grubu
  3. iki insan bedeni
Cevabı göster

iki büyük fiziksel oluşum olarak Kuzey Amerika ve Güney Amerika

And even though they were hurtling towards each other at an underwhelming 2.5 cm per year, Notlar

0:29

Ve yılda sadece 2.5 cm gibi gösterişsiz bir hızla birbirlerine doğru fırlamalarına rağmen,

Kelime

hurtling towards each other: hareketi dramatik göstermek

Burada hurtling towards each other, iki şeyi şiddetle bir çarpışmaya doğru atılıyormuş gibi gösterir. Hurtle, move fiilinden çok daha güçlüdür; yüksek hız, büyük kuvvet ve az kontrol hissi verir. Belirtilen hız —yılda 2,5 cm— aslında son derece düşüktür. Bu nedenle güçlü fiil bilinçli bir abartıdır. Bu karşıtlık, yavaş ilerleyen bir süreci dramatik ve durdurulamaz gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede hurtling, çok yavaş bir yaklaşmayı mizahi ve dramatik göstermek için kullanılmıştır?

  1. The toy robots were moving towards each other at one inch a minute.
  2. The race cars were hurtling towards each other at 150 miles an hour.
  3. The toy robots were hurtling towards each other at one inch a minute.
Cevabı göster

The toy robots were hurtling towards each other at one inch a minute.

Kelime

underwhelming: beklenenden daha az etkileyici

Underwhelming, bir şeyin beklenenden daha az etkileyici, heyecan verici veya etkili olduğunu belirtir. Burada yılda 2,5 cm hız ifadesinden önce gelir ve bütün sayıyı etkileyici olmayan bir sonuç olarak değerlendirir; hareketi yalnızca nesnel biçimde yavaş olarak tanımlamaz. Bu sözcük, büyük bir konu veya güçlü bir hazırlık küçük görünen bir sonuca ulaştığında genellikle hafif mizahi bir karşıtlık yaratır.

Alıştırma

Cümleyi "beklenenden daha az etkileyici" anlamındaki hedef sıfatla tamamlayın: The trailer promised an epic adventure, but the film itself was ____.

Cevabı göster

underwhelming

their collision actually did have massive biological repercussions Notlar

0:35

çarpışmalarının aslında devasa biyolojik yansımaları oldu,

Dilbilgisi

even though: bilinen bir gerçekten sonra gelen karşıtlık

Even though, farklı bir sonuç beklemenize yol açabilecek bir gerçeği önce kabul eden yan cümleyi başlatır. Buna ödünleme yan cümlesi denir; ana cümle daha sonra karşıt sonucu verir. Burada yılda yalnızca 2,5 cm hareket etmek önemli bir etki yaratamayacak kadar yavaş görünür. Ancak ana cümle, çarpışmanın gerçekten çok büyük biyolojik sonuçlar doğurduğunu vurgular. Yavaş hız arka plandadır; asıl nokta büyük sonuçtur.

Alıştırma

Cümleyi “şu gerçek olmasına rağmen” anlamındaki iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: ____ Ava felt tired, she finished the race.

Cevabı göster

Even though

Dilbilgisi

actually did have: olumlu cümlede vurgulu did

Buradaki did gereksiz değildir. Olumlu geçmiş zaman ifadesi did have içinde did vurgu ekler: çarpışma gerçekten bu etkilere yol açmıştır. Geçmiş zamanı did taşıdığı için have yalın hâlde kalır; had kullanılmaz. Actually, bir beklentinin düzeltildiğini gösterir. Actually did have birlikte kullanıldığında sonuç, birinin varsayımını şaşırtabilecek veya onunla çelişebilecek gerçek bir durum olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi have fiilinin vurgulu geçmiş biçimiyle tamamlayın: The tiny change ____ a major effect.

Cevabı göster

did have

Kalıp ifadeler

massive biological repercussions: ciddi ve sonraki biyolojik etkiler

Massive biological repercussions, canlılar veya biyolojik sistemler üzerinde çok büyük ve önemli etkiler demektir. Massive etkinin büyüklüğünü, biological etkilenen alanı, repercussions ise bir olayın ardından gelen etkileri belirtir. Repercussions yalnızca sıradan bir sonucu değil, çoğunlukla ciddi, geniş kapsamlı veya dolaylı sonuçları çağrıştırır. Bu cümlede ifade, daha sonra yaşananlar nedeniyle çarpışmayı biyolojik açıdan önemli gösterir.

Alıştırma

Ciddi sonraki etkileri vurgulamak istediğinizde bu resmî cümleyi hangi seçenek en iyi tamamlar? The chemical spill had major biological ____ for the wetland.

  1. findings
  2. repercussions
  3. results
Cevabı göster

repercussions

by causing one of the greatest episodes of biological migration in Earth's history, Kalıp ifadeler

0:40

ve Dünya tarihindeki en büyük biyolojik göç olaylarından birine,

Kalıp ifadeler

one of the greatest episodes of ...: bir olayı en önemli grup içinde konumlandırmak

One of the greatest episodes of ... bir olayı veya dönemi, kendi türünün en önemli ya da en büyükleri sayılan küçük bir grubun içine yerleştirir. Kalıp one of the + üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim şeklindedir; bu yüzden episodes çoğuldur. Anlamı “en büyüklerden biri”dir, “tek ve en büyük olan” değildir. Burada episode, bir televizyon dizisinin bölümü değil, tarihte belirgin bir olay veya dönem anlamındadır. Ardından gelen of öbeği olayın türünü belirtir: episodes of biological migration.

Alıştırma

Hangi cümle uzay yarışını teknolojik rekabetin en büyük dönemlerinden biri olarak doğru biçimde gösterir?

  1. The space race was one of the greatest episodes of technological competition in the twentieth century.
  2. The space race was one of the greatest episode of technological competition in the twentieth century.
  3. The space race was one of greatest episodes of technological competition in the twentieth century.
Cevabı göster

The space race was one of the greatest episodes of technological competition in the twentieth century.

the Great American Biotic Interchange. Kültür

0:46

Büyük Amerikan Biyotik Değişimi'ne neden oldu.

Kültür

the Great American Biotic Interchange: tarihî bir biyolojik göç olayının adı

The Great American Biotic Interchange, kıtaların Panama Kıstağı üzerinden bağlanmasından sonra kara hayvanları ve diğer canlıların Kuzey ve Güney Amerika arasında büyük çapta hareket etmesine verilen yerleşik addır. Büyük harfle yazılan bu ifadenin tamamını bir olay adı olarak değerlendirin. Great, konuşmacının o anda yaptığı bir değerlendirme değil, özel adın parçasıdır; biotic “canlılarla ilgili” demektir, interchange ise hareketin iki yönde gerçekleştiğini vurgular.

Alıştırma

the Great American Biotic Interchange hangi olayı adlandırır?

  1. Pasifik ve Atlas okyanusları arasında günlük deniz suyu değişimi
  2. Amerika Birleşik Devletleri'nin oluşturduğu büyük bir ticaret anlaşması
  3. Kıtalar bağlandıktan sonra canlıların Kuzey ve Güney Amerika arasında büyük çaplı hareketi ve değişimi
Cevabı göster

Kıtalar bağlandıktan sonra canlıların Kuzey ve Güney Amerika arasında büyük çaplı hareketi ve değişimi

Our story begins 65 million years ago, Anlatım akışı

0:49

Hikayemiz 65 milyon yıl önce,

Anlatım akışı

Our story begins: zaman çizelgesini başlatmak

Our story begins bir zaman çizelgesinin başlangıç noktasını belirtir. Dinleyiciye, açıklamanın 65 milyon yıl öncesinden başlayarak olayları izleyeceğini bildirir. Burada story, kurmaca bir hikâye değil, birbirine bağlı olayların anlatımıdır. Our, konuşan kişiyle dinleyiciyi bilgiler boyunca aynı yolculuğa katar.

Alıştırma

Öğrenilen anlatı açılışıyla cümleyi tamamlayın: ____ in a small workshop in 1895.

Cevabı göster

Our story begins

the beginning of the age of mammals, Kültür

0:52

memeliler çağının başlangıcında,

Kültür

the beginning of the age of mammals: age sözcüğünün çağ anlamı

the age of mammals ifadesinde age, bir hayvanın kaç yıl yaşadığını değil, Dünya'nın biyolojik tarihindeki geniş bir dönemi anlatır. Bu ifade, memelilerin özellikle öne çıktığı ve çeşitlendiği bir dönemi adlandırır. The beginning of bu dönemin başlangıcını belirtir. Memelilerin tam o sırada ilk kez ortaya çıktığı anlamına gelmez; ardından gelecek bilgiler için zaman çerçevesi sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede the age of mammals ne anlama gelir?

  1. memelilerin özellikle öne çıktığı ve çeşitlendiği bir dönem
  2. bir memelinin yaşadığı yıl sayısı
  3. tüm memelilerin ortalama yaşam süresi
Cevabı göster

memelilerin özellikle öne çıktığı ve çeşitlendiği bir dönem

when what is now North and South America were continents Dilbilgisi

0:54

bugün Kuzey ve Güney Amerika olan yerlerin

separated by a marine connection between the Pacific and Atlantic Oceans. Kelime

0:58

Pasifik ve Atlantik okyanusları arasındaki deniz bağlantısıyla ayrılmış kıtalar olduğu dönemde başlıyor.

Dilbilgisi

what is now ...: geçmişteki bir yeri bugünkü adıyla belirtmek

what is now North and South America yapısında what, “şu anda … olan yer veya bölge” anlamını taşır; yan cümlenin tamamı araziyi günümüzdeki adlarıyla tanımlar. Bu, öncülü kendi içinde bulunan bir ilgi yan cümlesidir; soru değildir. Bu yapı, tarih veya coğrafya anlatımında geçmişteki bir olayı bugünün okurlarının bildiği bir adla konumlandırmayı sağlar. Yer geçmişte farklı bir ada veya duruma sahip olsa da kullanılabilir. Burada yan cümlenin tamamı were fiilinin öznesidir.

Alıştırma

“Şu anda … olan yer” anlamındaki üç sözcüklü isim yapısıyla cümleyi tamamlayın: The ancient settlement stood in ____ northern France.

Cevabı göster

what is now

Kelime

marine connection between the Pacific and Atlantic Oceans: Pasifik ile Atlas arasındaki deniz geçidi

Buradaki marine connection, Pasifik ve Atlas Okyanuslarının birbirine bağlanmasını sağlayan bir deniz geçidi veya su kütlesidir. Connection, insanlar arasındaki bir ilişkiyi değil, fiziksel bir coğrafi bağlantıyı belirtir. Marine, “denizle ilgili” anlamında bir sıfattır. Henüz kesintisiz bir kara köprüsü bulunmadığı için su iki okyanusu birbirine bağlarken iki kara kütlesi ayrı kalıyordu.

Alıştırma

Bu cümlede marine connection ne anlama gelir?

  1. iki okyanusu bağlayan bir deniz geçidi
  2. iki deniz piyadesi birliği arasındaki askerî ittifak
  3. iki kıtayı birleştiren bir yol
Cevabı göster

iki okyanusu bağlayan bir deniz geçidi

During this time,

1:03

Bu süre zarfında,

South America was the home of fauna that included armored glyptodonts as large as compact cars, Notlar

1:05

Güney Amerika, şu hayvanları içeren bir faunanın eviydi: kompakt arabalar kadar büyük zırhlı gliptodontlar,

Kelime

fauna: bir bölgenin veya dönemin hayvan topluluğu

Fauna, belirli bir bölgenin, yaşam alanının veya dönemin hayvan yaşamının bütününü ifade eder. Bu cümlede Güney Amerika'nın hayvanları bir grup olarak adlandırılır ve armored glyptodonts bu grubun içindeki türlerden biridir. Biyoloji, ekoloji ve doğa tarihinde yaygın olan topluluk bildiren bir terimdir; bu nedenle animals kelimesinden daha resmî ve bilimsel duyulur.

Alıştırma

Örnek cümlede fauna ne anlama geliyor?

  1. bir bölgenin veya dönemin bitkileri
  2. bir bölgenin veya dönemin grup olarak ele alınan hayvanları
  3. belirli bir tarih öncesi hayvan
Cevabı göster

bir bölgenin veya dönemin grup olarak ele alınan hayvanları

Kültür

armored glyptodonts: doğal vücut zırhına sahip tarih öncesi memeliler

Glyptodontlar, günümüz armadillolarıyla akraba olan, nesli tükenmiş büyük tarih öncesi memelilerdi. Vücutlarının büyük bir bölümü kemiksi plakalardan oluşan sert ve doğal bir kabukla kaplıydı. Burada armored, vücutlarında doğal olarak bulunan bu korumayı anlatır. Hayvanların insanlar tarafından yapılmış zırhlar giydiği anlamına gelmez.

Alıştırma

armored glyptodonts neydi?

  1. Silah taşıyan modern kuşlardı.
  2. Sert ve doğal vücut zırhına sahip, nesli tükenmiş memelilerdi.
  3. Metal zırh giyen insan askerlerdi.
Cevabı göster

Sert ve doğal vücut zırhına sahip, nesli tükenmiş memelilerdi.

Dilbilgisi

as large as compact cars: as ... as ile eşitlik karşılaştırması

as + sıfat + as kalıbı, iki kişi veya şeyin aynı ya da benzer derecede olduğunu karşılaştırır. Burada as large as compact cars, gliptodontların yaklaşık olarak kompakt arabalar büyüklüğünde olduğunu söyler ve dinleyicinin tanımadığı bir hayvanı bildiği bir nesneyle gözünde canlandırmasını sağlar. İlk as, dereceyi belirten large sözcüğünü; ikinci as ise karşılaştırma noktası olan compact cars ifadesini tanıtır. Tam karşılaştırmada iki bölüm de gereklidir.

Alıştırma

Eşit büyüklük karşılaştırmasını tamamlayın: The pumpkin was ____ a beach ball.

Cevabı göster

as large as

giant ground sloths weighing more than a ton, Dilbilgisi

1:12

bir tondan ağır dev yer tembel hayvanları,

Dilbilgisi

weighing more than a ton: isimden sonra gelen -ing grubu

Weighing more than a ton, giant ground sloths ifadesinden sonra gelen bir -ing ortaç grubudur. Bu isme ağırlık özelliği ekler; yeni bir ana eylem başlatmaz. Bu grup, that weighed more than a ton gibi bir ilgi cümleciğinin kısa bir alternatifidir. Daha büyük cümlenin yine de zaman bildiren kendi ana fiiline ihtiyacı vardır.

Alıştırma

Taşın ağırlığını bildiren tek sözcüklük -ing niteleyicisiyle cümleyi tamamlayın: The museum displayed a stone ____ more than two tons.

Cevabı göster

weighing

opossums,

1:15

opossumlar,

monkeys,

1:16

maymunlar,

and carnivorous terror birds. Kültür

1:17

ve etobur terör kuşları.

Kültür

carnivorous terror birds: soyu tükenmiş bir yırtıcı kuş grubu

Bu cümlede terror birds, soyu tükenmiş, büyük ve çoğu uçamayan yırtıcı kuşlardan oluşan bir grubun yaygın adıdır. Carnivorous “etçil” demektir; dolayısıyla bütün ifade bu kuşların avcı olduğunu belirtir. Burada terror birds ifadesini bir hayvan grubunun adı olarak anlamak gerekir; korkutucu görünen herhangi bir kuşu genel olarak anlatmaz. Bu gönderme, tarih öncesi Güney Amerika’nın kendine özgü büyük kara avcıları bulunduğunu da gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede carnivorous terror birds neyi ifade ediyor?

  1. Çoğunlukla bitki yiyen küçük kuşlar
  2. Korkutucu görünen herhangi bir kuş
  3. Soyu tükenmiş büyük etçil kuşlardan oluşan bir grup
Cevabı göster

Soyu tükenmiş büyük etçil kuşlardan oluşan bir grup

North America had its own species,

1:20

Kuzey Amerika'nın kendine has türleri vardı,

such as horses, bears, and saber-toothed cats.

1:22

at, ayı ve kılıç dişli kediler gibi.

Over 20 million years, Kalıp ifadeler

1:26

20 milyon yılı aşkın bir süre boyunca,

Kalıp ifadeler

Over 20 million years: uzun bir sürecin zaman çerçevesini belirlemek

Over 20 million years, 20 milyon yıldan uzun bir döneme yayılan bir sürecin zaman çerçevesini belirler. Burada over, bir şeyin üzerinde olmayı değil süreyi anlatır. Bu tür bir zaman ifadesi yan cümlenin başına geldiğinde, dinleyiciye sonraki değişimi çok uzun bir zaman ölçeğinde anlaması gerektiğini bildirir. Jeolojik, tarihsel ve evrimsel değişimlerin anlatımında yaygındır.

Alıştırma

“Milyonlarca yıl boyunca” anlamını vermek için dersteki over + zaman dilimi yapısıyla cümleyi tamamlayın: The canyon formed ____.

Cevabı göster

over millions of years

the shifting of the Farallon and Caribbean plates produced the Central America Volcanic Arc, Kültür

1:28

Farallon ve Karayip levhalarının kayması Orta Amerika Volkanik Yayı'nı,

Kültür

Farallon and Caribbean plates: iki tektonik levha

Farallon ve Caribbean, iki tektonik levhanın adıdır. Kısaltılmış Farallon and Caribbean plates ifadesinde çoğul isim plates her iki adla da bağlantılıdır; ifade the Farallon Plate and the Caribbean Plate biçiminde açılabilir. Burada plates, Dünya'nın sert dış katmanındaki hareketli büyük parçalar anlamına gelir; yemek tabakları anlamına gelmez. Bu ad öbeği, hareketi neden olarak sunulan jeolojik yapıları belirtir. Bu levhaların hareketi volkanik yayı oluşturmuştur; dolayısıyla özel adları tanımak cümlenin neden-sonuç yapısını izlemeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede Farallon and Caribbean plates nedir?

  1. Yemek servisi için kullanılan iki tabak
  2. Dünya'nın sert dış katmanının bir parçasını oluşturan iki tektonik levha
  3. Karayipler'deki iki ada
Cevabı göster

Dünya'nın sert dış katmanının bir parçasını oluşturan iki tektonik levha

Kültür

Central America Volcanic Arc: kavisli bir volkan kuşağı

Central America Volcanic Arc, Orta Amerika'daki bir volkan kuşağının adıdır: Çok sayıda volkandan oluşan, genel olarak kavisli biçimde uzanan geniş bir bölgedir. Jeolojide arc, kuşağın kavisli dizilişini anlatır; mimari bir kemer ya da çizilmiş tek bir eğri anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, levha hareketinin sonucunu adlandırır. Levhaların hareketi nedendir; volkanik yay ise bu hareketin oluşturduğu sonuçtur.

Alıştırma

Central America Volcanic Arc burada ne anlama gelir?

  1. Orta Amerika'da geniş, kavisli bir volkan kuşağı
  2. Tek bir volkanın üstündeki tek bir eğri çizgi
  3. Orta Amerika boyunca inşa edilmiş yapay bir kemer
Cevabı göster

Orta Amerika'da geniş, kavisli bir volkan kuşağı

a peninsula connected to North America with only a very narrow seaway separating it from South America. Dilbilgisi

1:34

Kuzey Amerika'ya bağlanan ve Güney Amerika'dan yalnızca çok dar bir denizyoluyla ayrılan bir yarımadayı oluşturdu.

Dilbilgisi

with only a very narrow seaway separating it...: arka plan durumu eklemek

Vurgulanan bölüm with + isim + -ing biçimi yapısını kullanır: with + only a very narrow seaway + separating.... Bu kısa yapı, yarımada betimlemesine bir arka plan durumu ekler: deniz geçidi yarımada ile Güney Amerika’nın arasında yer alır. Separating bağımsız bir ana fiil değildir. With öbeğinin içinde seaway sözcüğünün işlevini açıklar; it ise önceki peninsula sözcüğüne gönderme yapar.

Alıştırma

Hangi cümle arka plan durumu eklemek için with + isim + -ing biçimi yapısını doğru kullanır?

  1. The hikers rested with a cool breeze blowing through the trees.
  2. The hikers rested with blowing a cool breeze through the trees.
  3. The hikers rested with a cool breeze blew through the trees.
Cevabı göster

The hikers rested with a cool breeze blowing through the trees.

As these plates continued to surf the Earth's magma layer far beneath the Pacific Ocean floor, Notlar

1:41

Bu levhalar, Pasifik Okyanusu tabanının çok altındaki Dünya magma tabakası üzerinde sörf yapmaya devam ederken,

Dilbilgisi

As these plates continued to...: gelişen bir zaman arka planı kurmak

Burada As, ana cümlede anlatılan değişimle aynı anda gelişen bir arka plan sürecini başlatır. Bu bağlamda As, “-iken” veya “süreç devam ettikçe” anlamına gelir; “rolünde” anlamında değildir. Continued to yapısından sonra fiilin yalın biçimi gelir: continued to surf. As + özne + continued to + fiil kalıbı, süren bir süreci başka bir gelişmenin zaman çerçevesi olarak göstermeye yarar.

Alıştırma

Hangi cümlede As, başka bir değişimle aynı anda gelişen bir süreci başlatır?

  1. As a photographer, Lena travels often.
  2. As the sky grew darker, the streetlights came on.
  3. Because the store was closed, we went home.
Cevabı göster

As the sky grew darker, the streetlights came on.

Deyimler

continued to surf the Earth's magma layer: bilimsel bir eğretileme

Bu cümlede surf bir eğretilemedir. Levhalar, altlarındaki daha yumuşak bir tabakanın üzerinde ilerliyormuş gibi hayal edilir; böylece yavaş hareketlerini gözde canlandırmak kolaylaşır. Continued to, hareketin zaten sürmekte olduğunu ve devam ettiğini gösterir. Bu, popüler bilim anlatımında kullanılan basitleştirilmiş bir imgedir; levhaların gerçekten dalga ya da sörf tahtası kullandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

continued to surf the Earth's magma layer bu cümlede ne işe yarıyor?

  1. İnsanların okyanus tabanının altında dalgalarda sörf yapmaya devam ettiğini söyler.
  2. Tanıdık bir hareketi, levhaların daha yumuşak bir tabaka üzerindeki sürekli hareketine benzetme olarak kullanır.
  3. Levhaların magmada yüzen sörf tahtaları olduğunu söyler.
Cevabı göster

Tanıdık bir hareketi, levhaların daha yumuşak bir tabaka üzerindeki sürekli hareketine benzetme olarak kullanır.

the Caribbean Plate migrated eastward,

1:47

Karayip Levhası doğuya doğru göç etti,

and about 15 million years ago,

1:50

ve yaklaşık 15 milyon yıl önce,

South America finally collided with this Central American Arc. Kalıp ifadeler

1:52

Güney Amerika nihayet bu Orta Amerika Yayı ile çarpıştı.

Kalıp ifadeler

finally collided with: uzun bir sürecin sonundaki çarpışma

Collide with yapısında with, çarpışılan diğer nesneyi tanıtır: bir şey başka bir şeyle çarpışır. Burada ifade, hareket eden iki büyük kara alanının fiziksel olarak temas etmesini anlatır. Finally, çarpışmayı uzun bir sürecin sonuna yerleştirir. Bir sonucu veya son aşamayı belirtir; kendiliğinden rahatlama ya da memnuniyet duygusu taşımaz.

Alıştırma

Uzun bir sürecin sonunda gerçekleşen çarpışmayı anlatan üç kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After drifting for years, the iceberg ____ another one.

Cevabı göster

finally collided with

This gradually closed the water connection between the Pacific and the Caribbean, Kalıp ifadeler

1:57

Bu, Pasifik ve Karayipler arasındaki su bağlantısını kademeli olarak kapattı,

Kalıp ifadeler

gradually closed the water connection between A and B: su bağlantısını yavaş yavaş kapatmak

Bu cümlede gradually closed the water connection between A and B, bir su geçidinin iki su kütlesi artık doğrudan bağlantılı olmayana kadar yavaşça kesilmesi anlamına gelir. gradually, ani bir olayı değil, zaman içinde gerçekleşen bir süreci gösterir. Buradaki closed, coğrafi bir değişimin etkisini anlatır; birinin kapıyı kapattığı anlamına gelmez. close fiili, geçişin olanaksız hâle geldiğini belirten close a channel veya close a route gibi ifadelerde de aynı şekilde kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, suyun iki deniz arasında geçmesini engelleyen yavaş bir coğrafi değişimi doğal biçimde anlatır?

  1. The rising land gradually closed the channel between the two seas.
  2. The rising land gradually locked the channel between the two seas.
  3. The rising land gradually closed a door between the two seas.
Cevabı göster

The rising land gradually closed the channel between the two seas.

creating a land bridge which connected North America to South America. Dilbilgisi

2:01

Kuzey Amerika'yı Güney Amerika'ya bağlayan bir kara köprüsü yarattı.

Dilbilgisi

creating a land bridge: sonucu belirtmek için -ing ifadesi kullanmak

-ing yapısındaki creating a land bridge ifadesi, önceki cümlecikte anlatılan değişimin sonucunu belirtir: su bağlantısı kapanınca bir kara köprüsü oluştu. Bu ifade, ayrı bir temel cümle olmak yerine dil bilgisi açısından önceki cümleciğe bağlıdır. main clause, creating + noun phrase kalıbı, bir olayın doğrudan bir sonuç oluşturduğunu kısa biçimde göstermenin yoludur. Örnekte ardından gelen which cümleciği yalnızca kara köprüsü hakkında ek bilgi verir.

Alıştırma

create fiilini, “böylece doğal bir engel oluşturarak” anlamına gelen bir -ing sonuç ifadesinde kullanın: Wind piled up the sand, ____ across the road.

Cevabı göster

creating a natural barrier

Terrestrial organisms could now cross between the two continents, Kelime

2:06

Karasal organizmalar artık iki kıta arasında geçiş yapabiliyordu,

Kelime

Terrestrial organisms: karada yaşayan canlılar

Terrestrial organisms, çoğunlukla karada yaşayan canlılar demektir. Burada terrestrial, canlıları yaşam alanlarına göre sınıflandırır ve okyanusta yaşayan marine organisms ile karşıtlık oluşturur. Terrestrial, astronomi veya bilim kurguda “Dünya’ya ait” anlamına da gelebilir; ancak burada bu anlamda değildir. Kıtalar arasında geçişten söz edilmesi, kelimenin karasal yaşam alanını belirttiğini gösterir.

Alıştırma

Bir ekoloji raporunda terrestrial organisms ne anlama gelir?

  1. Başka bir gezegenden gelen canlılar
  2. Yalnızca okyanusta yaşayan canlılar
  3. Çoğunlukla karada yaşayan canlılar
Cevabı göster

Çoğunlukla karada yaşayan canlılar

and from the fossil records, Anlatım akışı

2:10

ve fosil kayıtlarından,

it's evident that different waves of their dispersals took place. Kalıp ifadeler

2:11

dağılımlarının farklı dalgalar halinde gerçekleştiği açıkça görülüyor.

Anlatım akışı

From the fossil records, it's evident that: sonuçtan önce kanıt

Baştaki from the fossil records ifadesi, çıkarım yapmak için kullanılan kanıtı belirtir. Burada from, fiziksel hareket veya kaynak değil, “... temel alınarak” anlamındadır. Ardından gelen it's evident that, bu kanıtın desteklediği sonucu tanıtır. Yapı, bilgiyi “kanıt kaynağı → sonuç” sırasıyla düzenler: From + kanıt, it's evident that + tam bir yan cümle.

Alıştırma

Hangi cümle “kanıt kaynağı → sonuç” düzenini açıkça izler?

  1. From the survey results, it's evident that most residents support the plan.
  2. The survey results came from most residents who support the plan.
  3. It's evident that the survey results were collected from residents.
Cevabı göster

From the survey results, it's evident that most residents support the plan.

Kalıp ifadeler

different waves of their dispersals took place: olayların art arda gelen gruplar hâlinde gerçekleşmesi

Bu cümlede waves of their dispersals, yayılmayı tek bir olay olarak değil, birbirinden ayrı dönemler veya gruplar dizisi olarak sunar. Waves burada mecazidir; deniz dalgalarını değil, gruplar hâlinde veya art arda gelen hareketleri ifade eder. Took place, “gerçekleşti” anlamına gelir. İfade bir bütün olarak farklı yayılma olaylarının farklı zamanlarda gerçekleştiğini anlatır. Bu anlatım biçimi tarihî ve bilimsel açıklamalarda sık görülür.

Alıştırma

Cümleyi waves of migration ve take place ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Several ____ over the next two centuries.

Cevabı göster

waves of migration took place

Even though plants don't physically move,

2:15

Bitkiler fiziksel olarak hareket etmeseler de,

they are easily dispersed by wind and waves, Dilbilgisi

2:18

rüzgar ve dalgalarla kolayca dağılırlar,

Dilbilgisi

are easily dispersed by wind and waves: edilgen yapıyla anlatılan yayılma mekanizması

Are easily dispersed, be + geçmiş zaman ortacı yapısındaki geniş zaman edilgenidir. Özne eylemden etkilenir; yani kendi kendine hareket etmez, dışarıdan bir güç onu yayar. By wind and waves, yayılmaya neden olan doğal güçlerin rüzgâr ve dalgalar olduğunu belirtir. Bu edilgen yapı, dikkati yayılan şeye ve mekanizmaya verdiği için bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi disperse fiilinin geniş zaman edilgen biçimi, easily ve by ile tamamlayın: These light seeds ____ the wind.

Cevabı göster

are easily dispersed by

so they migrated first,

2:21

bu yüzden ilk önce onlar göç etti,

along with a few species of birds.

2:23

birkaç kuş türüyle birlikte.

They were followed by some freshwater fishes and amphibians, Kalıp ifadeler

2:25

Onları bazı tatlı su balıkları ve amfibiler izledi,

Kalıp ifadeler

were followed by: ardından ne geldiğini gösterme

Bu cümlede They were followed by X, sıralamada X’in onlardan sonra geldiği anlamına gelir. Dil bilgisel özne önceki grubu, by sözcüğünden sonraki isim ise daha sonra gelen grubu belirtir. Bu edilgen yapı; aşamaları, olayları veya bir listedeki öğeleri sıralamak için kullanılabilir. Burada follow, birini gizlice takip etmek anlamına gelmez; zamansal sırayı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “ardından geldi” anlamındaki edilgen yapıyla tamamlayın: The opening speech ____ a short performance.

Cevabı göster

was followed by

and finally,

2:29

ve nihayetinde,

various mammals began to traverse the bridge. Kelime

2:30

çeşitli memeliler köprüyü geçmeye başladı.

Kelime

began to traverse the bridge: “geçmeye başladılar” demenin resmî yolu

began to traverse the bridge, “köprünün bir tarafından diğer tarafına geçmeye başladılar” anlamına gelir. Yapı begin to + fiilin yalın hâlidir ve traverse, yeri doğrudan nesne olarak alır: traverse the bridge denir, traverse across the bridge denmez. Burada bridge, kara parçalarını birbirine bağlayan doğal bir land bridge, yani kara köprüsüdür. Traverse, bilimsel ve coğrafi anlatımlara uygun resmî bir fiildir.

Alıştırma

Resmî anlatımı begin to + traverse yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: At sunrise, the hikers ____ the glacier.

Cevabı göster

began to traverse

From South America,

2:34

Güney Amerika'dan,

mammals like ground sloths and glyptodonts were widely distributed in North America. Kalıp ifadeler

2:35

yer tembel hayvanları ve gliptodontlar gibi memeliler Kuzey Amerika'da geniş bir alana yayıldı.

Kalıp ifadeler

be widely distributed in: geniş coğrafi dağılımı anlatmak

be widely distributed in + yer kalıbı, bir türün veya başka bir şeyin söz konusu bölgenin birçok kısmında bulunduğunu belirtir. Were geçmiş zamanı gösterir, widely ise dağılım alanının geniş olduğunu anlatır. Burada distributed, birinin bu memelileri dağıtması eylemini değil, coğrafi bir dağılım durumunu anlatır. Aynı kalıp bitkilerin, kaynakların, nüfusların veya olayların dağılımını da tanımlayabilir.

Alıştırma

Ekoloji cümlesini be fiilinin şimdiki zaman biçimi ve widely distributed in ifadesiyle tamamlayın: This frog ____ tropical wetlands.

Cevabı göster

is widely distributed in

Moreover,

2:40

Dahası,

many South American tropical mammals like monkeys and bats colonized the forests of Central America Kelime

2:42

maymun ve yarasa gibi birçok Güney Amerikalı tropikal memeli Orta Amerika ormanlarında koloniler kurdu

Kelime

colonized the forests: yeni bir yaşam alanında popülasyon kurmak

Ekolojide colonized the forests of Central America, memelilerin bu ormanlara ulaşıp orada üremeyi sürdürebilen popülasyonlar kurduğu anlamına gelir. Yalnızca bölgeden geçmeyi veya bir kez görülmeyi değil, başarılı biçimde yerleşmeyi anlatır. Colonize, nesnesi bir yaşam alanı veya bölge olduğunda hayvanların, bitkilerin ya da mikroorganizmaların yeni bir alana yayılmasını anlatabilir. Buradaki anlam biyolojiktir; bir insan gücünün başka bir toprağı siyasi olarak denetim altına alması değildir.

Alıştırma

Hangi durum The insects colonized the island cümlesinin ekolojik anlamına en uygundur?

  1. Böcekler etiketli kutulara kondu ve adaya postalandı.
  2. Böcekler durmadan adanın üzerinden uçtu.
  3. Böcekler adaya ulaştı ve üreyebilen bir popülasyon kurdu.
Cevabı göster

Böcekler adaya ulaştı ve üreyebilen bir popülasyon kurdu.

and are very abundant today. Kelime

2:49

ve bugün buralarda çok bol bulunuyorlar.

Kelime

are very abundant today: günümüzde çok sayıda bulunmak

Bu cümlede are very abundant today, söz konusu hayvanların günümüzde çok büyük sayılarda bulunduğu anlamına gelir. Abundant önem değil, miktar ya da arz bildirir. Burada abundant, are fiilinden sonra gelen bir sıfattır. abundant evidence örneğindeki gibi bir isimden önce de gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi abundant kullanarak tamamlayın: Fresh water is ____ in this region.

Cevabı göster

abundant

South American predator marsupials went extinct 3 million years ago, Kalıp ifadeler

2:51

Güney Amerikalı yırtıcı keselilerin nesli 3 milyon yıl önce tükendi,

Kalıp ifadeler

went extinct: bir tür tamamen ortadan kayboldu

Went extinct, go extinct ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir türün veya biyolojik grubun var olma durumundan hiçbir canlı üyesinin kalmadığı duruma geçtiğini anlatır. Go burada durum değişikliği bildiren bir fiildir, extinct ise sıfattır. İfade yalnızca bir hayvanın ölmesini değil, grubun tamamını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi go extinct ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The species ____ after its habitat disappeared.

Cevabı göster

went extinct

at which point North American predators such as cats, Dilbilgisi

2:56

bu noktada kediler gibi Kuzey Amerikalı yırtıcılar,

Dilbilgisi

at which point: önceki bir zamana gönderme yapıp sonraki gelişmeyi anlatmak

At which point, “o aşamaya veya ana gelindiğinde” anlamına gelir. Buradaki which, bir yere değil, daha önce belirtilen yaklaşık üç milyon yıl önceki zamana gönderme yapar. Bu ifade, önceki zamanı daha sonra olanlara bağlar. Kuzey Amerika yırtıcılarının göçünü o andaki bir sonraki gelişme olarak sunar.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “The alarm sounded, at which point everyone left the building.” Burada at which point neyi gösterir?

  1. Herkes alarmın yakınında belirli bir yer seçti.
  2. Herkes alarm çalmadan önce binadan çıktı.
  3. Alarm çaldığında herkes binadan çıktı.
Cevabı göster

Alarm çaldığında herkes binadan çıktı.

bears,

2:59

ayılar

and foxes migrated south and occupied the ecological space left behind. Kalıp ifadeler

2:59

ve tilkiler güneye göç etti ve geride bırakılan ekolojik alanı işgal etti.

Kalıp ifadeler

occupied the ecological space left (behind): boş kalan bir ekolojik nişi doldurmak

Occupied the ecological space left behind ifadesinde occupied, yalnızca bir toprak parçasının üzerinde durmak değil, “oraya girip ondan yararlanmak” anlamındadır. Ecological space, bir ekosistemde mevcut olan rolü, kaynakları ve fırsatları ifade eder; anlamı ecological niche, yani “ekolojik niş” kavramına yakındır. Left behind, ecological space ifadesini niteler: önceki yırtıcılar ortadan kaybolmuş ve artık o rolü doldurmuyordu. Cümle, tilkilerin güneye göç edip boş kalan ekolojik rolün bir kısmını devraldığını anlatır.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “After the top predator vanished, a smaller hunter occupied the ecological space left behind.” Ne oldu?

  1. Daha küçük avcı, kullanılabilir kaynak olmadığı için ekosistemden ayrıldı.
  2. Daha küçük avcı yalnızca önceki yırtıcının bulunduğu aynı toprak parçasının üzerinde durdu.
  3. Daha küçük avcı, kullanılabilir hâle gelen kaynaklardan yararlanmaya ve ekolojik rolü üstlenmeye başladı.
Cevabı göster

Daha küçük avcı, kullanılabilir hâle gelen kaynaklardan yararlanmaya ve ekolojik rolü üstlenmeye başladı.

Horses,

3:06

Atlar,

llamas,

3:07

lamalar,

tapirs,

3:07

tapirler,

cougars,

3:08

pumalar,

saber-toothed cats,

3:09

kılıç dişli kediler,

gomphotheres,

3:11

gomphotheres,

and later humans also headed south across the land bridge. Kalıp ifadeler

3:12

ve daha sonra insanlar da kara köprüsünden güneye doğru ilerledi.

Kalıp ifadeler

headed south across the land bridge: hareket fiili olarak head

headed south ifadesinde head, “belirli bir yönde hareket etmek veya yol almak” anlamına gelen bir fiildir. Geçmiş zaman biçimi headed hareketin geçmişte gerçekleştiğini, south ise yönü gösterir. Across the land bridge, geçtikleri güzergâhı ekler. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıplar arasında head north örneğindeki gibi head + yön ve head across the field örneğindeki gibi head across + yer bulunur.

Alıştırma

Hangi cümlede headed, “belirli bir yönde yol almak” anlamında bir hareket fiili olarak kullanılmıştır?

  1. After lunch, we headed east toward the coast.
  2. The striker headed the ball into the net.
  3. The committee is headed by Dr. Lee.
Cevabı göster

After lunch, we headed east toward the coast.

But what happened on land is only half the story. Deyimler

3:17

Fakat karada olanlar hikayenin sadece yarısıdır.

Deyimler

only half the story: eksik bir tablo

Only half the story, söylenenlerin doğru olabileceğini ancak eksik kaldığını, yani önemli başka bir kısmın hâlâ anlatılmadığını belirten bir deyimdir. Burada half genellikle tam olarak yüzde 50 anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, açıklamayı bir geçiş olarak da düzenler: kara kısmı tanıtılmıştır ve konuşmacı sırada başka bir yönün olduğunu bildirir.

Alıştırma

Bu tür bir cümlede only half the story ne anlama gelir?

  1. Durumun önemli bir kısmı henüz açıklanmadı.
  2. Hikâye tam olarak iki eşit bölüme ayrılmıştır.
  3. Tartışılacak başka hiçbir şey yoktur.
Cevabı göster

Durumun önemli bir kısmı henüz açıklanmadı.

What had been one giant ocean was now two, Dilbilgisi

3:20

Eskiden devasa bir okyanus olan şey artık iki okyanustu,

Dilbilgisi

What had been ... was now ...: önceki durum ve sonraki sonuç

“What had been one giant ocean”, what ile başlayan ve cümlenin öznesi olan bir yan cümledir. Söz konusu şeyi önceki biçimiyle tanımlar: bir zamanlar tek bir dev okyanustu. “Was now two” bölümündeki two, iki okyanus veya su kütlesi anlamındadır; anlam açık olduğu için isim söylenmez. “Had been”, ilk durumu geçmişteki başka bir noktadan daha önceye yerleştirir. “Was now two” ise geçmişteki o noktada ortaya çıkan sonraki sonucu verir. Buradaki now, mutlaka bugünü değil, “hikâyenin o anını” anlatır. What had been X was now Y kalıbı, daha önceki bir geçmiş durumdan sonraki duruma geçişi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi What had been ... was now ... kalıbıyla tamamlayın: By 2010, ____ a quiet village ____ a crowded town.

Cevabı göster

what had been · was now

creating differences in temperature and salinity for the two bodies of water. Kelime

3:24

bu iki su kütlesi için sıcaklık ve tuzluluk açısından farklılıklar yaratıyordu.

Kelime

temperature and salinity: suyun iki özelliği

Bu cümlede temperature, suyun ne kadar sıcak veya soğuk olduğunu; salinity ise suda ne kadar çözünmüş tuz bulunduğunu anlatır. Bunlar su kütlelerini karşılaştırmak için kullanılan iki ölçümdür. Salinity, tuz yoğunluğuyla ilgilidir. Güvenlik, temizlik veya sağlık koşulları anlamına gelmez.

Alıştırma

Deniz suyuyla ilgili bir raporda temperature and salinity neyi ifade eder?

  1. Suyun sıcaklığı ve temizliği
  2. Suyun derinliği ve akış hızı
  3. Suyun sıcaklığı ve çözünmüş tuz yoğunluğu
Cevabı göster

Suyun sıcaklığı ve çözünmüş tuz yoğunluğu

Kelime

two bodies of water: body sözcüğünün coğrafi anlamı

a body of water; okyanus, deniz, göl, nehir veya gölet gibi ayrı bir su alanını belirten coğrafi bir terimdir. Çoğul two bodies of water ifadesinde bodies, birbirinden ayrı iki su alanını belirtir. Burada body, tek bir bütün olarak görülen bir şey anlamına gelir; insan ya da hayvan vücudu anlamında değildir.

Alıştırma

Ayrı su alanlarını belirten standart coğrafi ifadeyi tamamlayın: The map shows two ____ separated by a narrow strip of land.

Cevabı göster

bodies of water

The Isthmus also became a barrier for many marine organisms, Notlar

3:29

Kıstak aynı zamanda birçok deniz canlısı için bir bariyer haline geldi,

Kültür

The Isthmus: dar bir kara köprüsü

isthmus, iki büyük kara parçasını birbirine bağlayan ve iki yanında su bulunan dar bir kara şeridi, yani kıstak demektir. Burada The Isthmus, Kuzey ve Güney Amerika'yı birbirine bağlayan Orta Amerika kara köprüsünü ifade eder. Bu kara köprüsü iki yanındaki suları birbirinden ayırdığı için birçok deniz canlısı iki taraf arasında doğrudan hareket edemez. Karaları birbirine bağlarken denizde bir engel oluşturur.

Alıştırma

Hangi tanım bir isthmus ile eşleşir?

  1. İki büyük kara parçasını bağlayan dar bir kara şeridi
  2. İki büyük su kütlesini bağlayan dar bir su yolu
  3. Her yanı tamamen suyla çevrili bir kara parçası
Cevabı göster

İki büyük kara parçasını bağlayan dar bir kara şeridi

Kalıp ifadeler

became a barrier for: bir grup için engel hâline gelmek

Bu cümlede became a barrier for, kıstağın canlıları engelleyen veya kısıtlayan bir şeye dönüştüğünü anlatır. Bir barrier mutlaka insanlar tarafından yapılmış bir duvar değildir; hareketi veya teması önleyen doğal bir yer şekli de engel olabilir. become a barrier for + kişi veya grup kalıbı, engelden kimin etkilendiğini gösterir. Bu kalıp maliyet, dil veya teknoloji gibi soyut engeller için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “bir grubu etkileyen engele dönüştü” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After the new fee was introduced, it ____ many local clubs.

Cevabı göster

became a barrier for

like mollusks,

3:32

yumuşakçalar,

crustaceans,

3:33

kabuklular,

foraminifera,

3:34

foraminiferler,

bryozoans,

3:36

bryozoalar,

and fish,

3:37

ve balıklar gibi,

and separated the populations of many marine species. Kalıp ifadeler

3:38

ve birçok deniz türünün popülasyonlarını birbirinden ayırdı.

Kalıp ifadeler

and separated the populations: ikinci bir sonuç eklemek

Burada and, separated fiilini önceki bir fiile bağlar ve ikisi de aynı özneyi, yani the Isthmus'u paylaşır. Ayrılmayı ikinci bir sonuç olarak sunar: yer şekli, daha önce karışabilen veya temas kurabilen grupları birbirinden ayırmıştır. Ekolojide populations, aynı türe ait olup belirli alanlarda yaşayan canlı gruplarıdır. İfade, yeni türlerin hemen ortaya çıktığını söylemez; mevcut popülasyonların birbirinden koptuğunu söyler.

Alıştırma

İkinci bir sonuç ekleyen ve biyolojik grupların birbirinden ayrıldığını söyleyen hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: The new road damaged the wetland ____ of several frog species.

Cevabı göster

and separated the populations

It also allowed the establishment of the thermohaline circulation, Notlar

3:41

Ayrıca termohalin döngüsünün kurulmasını da sağladı,

Kalıp ifadeler

allowed the establishment of: oluşumu mümkün kılmak

Allowed the establishment of, bir koşulun bir şeyin oluşmasını veya yerleşmesini mümkün kıldığını belirtir. Bu cümlede önceki koşullar termohalin dolaşımın gelişmesini sağladı. Kalıp allow + the establishment of + isim şeklindedir. Burada allow, bir kişinin izin vermesini değil, bir sonucu mümkün kılan nedeni anlatır; establishment, establish fiilinin resmî isim biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “kurulmasını mümkün kıldı” anlamına gelen tam resmî ifadeyle tamamlayın: Stable funding ____ a new research center.

Cevabı göster

allowed the establishment of

Kelime

termohalin dolaşım: sıcaklık ve tuzluluğun yönlendirdiği okyanus dolaşımı

Termohalin dolaşım, deniz suyundaki yoğunluk farklarının yönlendirdiği büyük ölçekli okyanus dolaşımıdır. Bu yoğunluk farkları çoğunlukla sıcaklık ve tuzluluktan kaynaklanır: thermo- ısıyı veya sıcaklığı, haline ise tuzluluğu ifade eder. Burada circulation, kan dolaşımını değil, okyanus suyunun sürekli hareketini belirtir. Bu hareket, suyu ve ısıyı okyanuslar boyunca taşır ve iklimi etkileyebilir.

Alıştırma

Thermohaline circulation ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Yalnızca rüzgârın oluşturduğu kısa süreli bir yüzey dalgası.
  2. Vücut sıcaklığının oluşturduğu kan hareketi.
  3. Sıcaklık ve tuzlulukla ilişkili yoğunluk farklarının yönlendirdiği büyük ölçekli okyanus dolaşımı.
Cevabı göster

Sıcaklık ve tuzlulukla ilişkili yoğunluk farklarının yönlendirdiği büyük ölçekli okyanus dolaşımı.

a global water conveyor belt, Deyimler

3:46

yani küresel bir su taşıma bandının,

Deyimler

a global water conveyor belt: bilimsel bir benzetme

a global water conveyor belt ifadesi, dünya çapındaki okyanus dolaşımını anlatan bir benzetmedir. Fabrikadaki bir taşıma bandının malzemeleri sürekli hareket ettirmesi gibi, okyanus akıntıları da suyu devamlı hareket ettirir ve ısıyı bir bölgeden diğerine taşır. Okyanusta gerçek bir makine yoktur. Bu tanıdık görüntü, büyük ve karmaşık bir sistemi zihinde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

a global water conveyor belt burada hangi fikri ifade ediyor?

  1. Sudan yapılmış ve dünya çapında satılan bir bandı anlatır.
  2. Okyanus tabanına mekanik bir bant yapıldığını söyler.
  3. Okyanus dolaşımını, suyu ve ısıyı dünya boyunca taşıyan hareketli bir banda benzetir.
Cevabı göster

Okyanus dolaşımını, suyu ve ısıyı dünya boyunca taşıyan hareketli bir banda benzetir.

which transports warm water across the Atlantic and influences the climate of the East Coast of North America, Dilbilgisi

3:48

bu bant Atlantik üzerinden sıcak su taşır ve Kuzey Amerika'nın Doğu Kıyısı'nın,

Dilbilgisi

which transports ... and influences ...: iki işlev eklemek

Which, a global water conveyor belt olarak da tanımlanan thermohaline circulation hakkında ek bilgi veren, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Buradaki which, “ve bu dolaşım” şeklinde anlaşılabilir; “hangisi?” sorusu değildir. Cümlecik içinde which, birbirine bağlanan transports ve influences fiillerinin ortak öznesidir. Uzun cümleyi çözmek için önce which sözcüğünü dolaşımla ilişkilendirin, ardından iki eylemi ayrı ayrı okuyun: sıcak suyu taşır ve iklimi etkiler.

Alıştırma

Demiryolu hattı hakkında ek bilgi veren ilgi zamirini yazın: The new rail line, ____ transports workers across the city and reduces traffic, opened last month.

Cevabı göster

which

the West Coast of Europe,

3:54

Avrupa'nın Batı Kıyısı'nın,

and many other areas.

3:56

ve diğer birçok bölgenin iklimini etkiler.

It's a challenge to track all of the ways the collision of the Americas changed the world, Kalıp ifadeler

3:58

Amerika kıtalarının çarpışmasının dünyayı değiştirdiği tüm yolları takip etmek zorlu bir iştir,

Kalıp ifadeler

It's a challenge to track: bir şeyi takip etmenin zor olduğunu söylemek

It's a challenge to track ... ifadesinde it belirli bir şeye gönderme yapmaz; biçimsel özne olarak kullanılır. Asıl değerlendirilen eylem to track ... bölümüdür. Bu nedenle yapı, bir şeyi takip etmenin zor olduğunu anlatır. Buradaki challenge, yarışma çağrısı değil, çaba gerektiren bir güçlük anlamındadır. Track, bir şeyi sürekli izlemek veya zaman içinde bilgileri sistemli biçimde takip etmek demektir. Bu yapı; etkiler, nedenler ya da veriler tamamen takip edilemeyecek kadar çok veya karmaşık olduğunda kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir şeyi takip etmenin zor olduğunu belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: With hundreds of daily updates, ____ every change.

Cevabı göster

it's a challenge to track

but it's safe to say that the ripples of the Great American Biotic Interchange Notlar

4:04

ancak Büyük Amerikan Biyotik Değişimi'nin yarattığı dalgalanmaların

Anlatım akışı

it's safe to say that: sağlam dayanaklı bir sonuç sunmak

it's safe to say that, konuşanın sağlam dayanakları olduğunu ve yanlış olma ihtimalini düşük gördüğünü düşündüğü bir sonucu sunar. Safe burada fiziksel güvenlikle ilgili değildir; ifadenin makul olduğunu ve söylenmesinin fazla iddialı olmadığını belirtir. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak karmaşık veya eksik ayrıntılardan güvenilir bir genel sonuca geçiş sağlar. Anlatımı doğrudan bir iddiadan biraz daha az kesin hâle getirir, ancak perhaps veya might ifadelerinden çok daha güçlü bir güven gösterir.

Alıştırma

Kanıta dayalı sonucu dersteki ifadeyle tamamlayın: After three successful tests, ____ the design is reliable.

Cevabı göster

it's safe to say that

have propagated through the history of life on the planet

4:08

gezegendeki yaşam tarihine

Deyimler

the ripples of ... have propagated through: uzun vadeli etkilerin yayılması

Burada the ripples of the Great American Biotic Interchange, bu olayın sonradan ortaya çıkan etkilerini anlatır. Ripples sözcüğü kelime anlamıyla küçük su dalgalarıdır; ancak cümlede tek bir nedenden dışarı doğru yayılan sonuçlar için bir metafor olarak kullanılır. Have propagated through, bu etkilerin uzun bir tarih dönemi boyunca yayıldığını ve tarihi şekillendirmeyi sürdürdüğünü belirtir. the ripples of X have spread or propagated through Y kalıbı, X'i geniş ve sürekli bir etkinin kaynağı olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede ripples, yayılan sonuçları anlatan bir metafor olarak kullanılmıştır?

  1. The children watched the ripples spread across the pond.
  2. The new law was printed on white paper.
  3. The ripples of the new law spread through industries across the country.
Cevabı göster

The ripples of the new law spread through industries across the country.

and that of mankind. Dilbilgisi

4:12

ve insanlık tarihine yayıldığını söylemek yanlış olmaz.

Dilbilgisi

and that of mankind: the history yerine that kullanımı

and that of mankind içindeki that, tekil ad öbeği the history'nin yerine geçer. Tam anlamı and the history of mankind şeklindedir; böylece the history of life ... and that of mankind eşgüdümlü yapısında history sözcüğü tekrarlanmaz. Bu ikame kullanımı, resmî karşılaştırmalarda ve paralel yapılarda yaygındır. Bu kalıpta that, kime ait olduğunu veya hangisinin kastedildiğini belirten bir of öbeği alır.

Alıştırma

Karşılaştırmayı, ardından of öbeği gelen resmî tekil ikame yapısıyla tamamlayın: The climate of the coast differs from ____ the desert.

Cevabı göster

that of

What if these species hadn't gone extinct? Dilbilgisi

4:14

Ya bu türlerin nesli tükenmemiş olsaydı?

Dilbilgisi

What if ... hadn't gone extinct?: farklı bir geçmiş hayal etmek

What if ...? dinleyiciden bir koşulun sonuçlarını hayal etmesini ister. Burada hadn't gone extinct, had not + geçmiş zaman ortacı yapısındadır ve hayal edilen gerçekleşmeme durumunu geçmişe yerleştirir. Bu soru gerçeğe aykırıdır: Bu türlerin nesli gerçekten tükenmiştir. Konuşan kişi gerçekte ne olduğunu sormaz; o geçmiş olay yaşanmasaydı nelerin farklı olabileceğini hayal eder.

Alıştırma

Bağlam: The bridge really did collapse. hadn't ve collapse kullanarak geçmişteki gerçeğe aykırı soruyu tamamlayın: What if the bridge ____?

Cevabı göster

hadn't collapsed

Or if there were no monkeys in Central America? Dilbilgisi

4:17

Ya da Orta Amerika'da hiç maymun olmasaydı?

Dilbilgisi

if there were no ...: bir şeyin bulunmadığını hayal etmek

there were no + çoğul isim kalıbı, bir yerde o gruptan hiçbir şeyin bulunmadığı bir durumu hayal eder. Bu cümlede if yan cümlesi geçmişi anlatmaz; gerçeklikten farklı bir durum kurar. Monkeys çoğul olduğu için were, sıradan geçmiş zamandaki were ile aynı görünür. Gerçek dışı anlamı, What if bağlamının tamamı gösterir. Or ikinci bir olasılık sunar. Daha önceki What if ...? sorusunu sürdürdüğü için What tekrarlanmaz. Tek başına tam bir soru olarak What if there were no monkeys in Central America? denir.

Alıştırma

Bağlam: The city really has buses. be fiilinin doğru biçimiyle gerçek dışı soruyu tamamlayın: What if there ____ no buses in the city?

Cevabı göster

were

Or jaguars in South America?

4:19

Ya da Güney Amerika'da jaguarlar?

What if the thermohaline circulation wasn't flowing? Dilbilgisi

4:21

Termohalin döngüsü akmıyor olsaydı ne olurdu?

Dilbilgisi

What if ... wasn't flowing? ile gerçeğe aykırı bir varsayım kurmak

What if + geçmiş zaman biçimli bir yan cümle? hayal edilen bir durumu ortaya koyar ve dinleyeni sonuçlarını düşünmeye yöneltir. Burada geçmiş biçimli wasn't, varsayımın bilinen gerçeklikten uzak olduğunu gösterir; fikri geçmiş zamana yerleştirmez. Wasn't flowing, okyanus dolaşım sisteminin çalışmadığı anlamına gelir. Flowing burada belirli bir nehrin akışını değil, dolaşım sisteminin bütün olarak hareketini anlatır.

Alıştırma

Varsayımsal soruyu What if ile tamamlayın: ____ the town's water system wasn't working during the storm?

Cevabı göster

What if

Would the East Coast of North America be much colder? Dilbilgisi

4:24

Kuzey Amerika'nın Doğu Kıyısı çok daha soğuk mu olurdu?

Dilbilgisi

Would ... be much colder? ile varsayımsal bir sonucu sormak

Hayal edilen bir koşulun sonucunu sorarken Would + özne + fiilin yalın biçimi ...? kalıbı kullanılır. Would özneden önce gelir ve be yalın biçimde kalır. Burada önceki What if senaryosu devam ettirilir; dolayısıyla kıyının soğuması, dolaşımın akmaması koşuluna bağlıdır. Bu, gerçek gelecek hakkında doğrudan bir tahmin değildir. Much, karşılaştırma biçimi colder'ı güçlendirir ve büyük ölçüde anlamı katar; much colder doğaldır, ancak very colder değildir.

Alıştırma

Varsayımsal sonuç sorusunu would ile tamamlayın: ____ the air be cleaner if cars were banned downtown?

Cevabı göster

Would

It all goes to show Anlatım akışı

4:28

Bütün bunlar şunu gösteriyor ki,

Anlatım akışı

It all goes to show: bilgileri bir sonuçta toplamak

It all goes to show, “önceki bütün gerçekler veya örnekler bu sonucu destekliyor” anlamına gelen bir özetleme işaretidir. Burada it all daha önce verilen bilgilere gönderme yapar; goes to show ise gerçek bir hareketi değil, “kanıtlamaya veya göstermeye yardımcı olmayı” anlatır. Bu ifade önceki örnekleri tek bir grup hâlinde toplar ve dinleyiciye ana sonucun birazdan geleceğini bildirir. Yaygın devam şekli that + tam bir yan cümledir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki özetleme ifadesinin aynısıyla tamamlayın: Three different experiments gave the same result. ____ that the method works.

Cevabı göster

It all goes to show

some of the most impactful transformations of our planet Kalıp ifadeler

4:29

gezegenimizdeki en etkili dönüşümlerden bazıları

Kalıp ifadeler

some of the most impactful transformations: en üst gruptan bir bölüm

some of the most + sıfat + çoğul isim kalıbı, “o nitelik bakımından en üst düzeydeki grubun birkaç üyesi” anlamına gelir. Some, grubun yalnızca bir bölümünü seçer; bu nedenle en üst gruptaki dönüşümlerin tamamını anlatmaz. Burada impactful, “güçlü bir etki yaratan” anlamındadır ve transformations sözcüğünü niteler. “Etkilenmiş” anlamına gelmez. Some birden fazla üyeye gönderme yaptığı için transformations çoğuldur.

Alıştırma

Hangi cümle some of the most + sıfat + çoğul isim kalıbını doğru kullanıyor?

  1. These changes are some of the most important developments of the decade.
  2. These changes are some of the most important development of the decade.
  3. These changes are some the most important developments of the decade.
Cevabı göster

These changes are some of the most important developments of the decade.

aren't the explosive ones that happen in an instant, Notlar

4:32

bir anda gerçekleşen patlayıcı dönüşümler değil,

Kalıp ifadeler

happen in an instant: çok kısa bir süre içinde gerçekleşmek

Happen in an instant, bir olayın veya değişimin çok kısa bir süre içinde gerçekleşmesi demektir. in an instant, ortaya çıkan durumun ne kadar sürdüğünü değil, olayın ne kadar hızlı gerçekleştiğini anlatır. Burada instant, çok kısa bir an anlamına gelen bir isimdir. Örnek veya belirli bir durum anlamına gelen instance ile aynı değildir.

Alıştırma

Değişimin son derece hızlı olduğunu göstermek için hedef zaman ifadesini kullanın: The lights came back on ____.

Cevabı göster

in an instant

but the ones that crawl towards irreversible change. Deyimler

4:35

geri döndürülemez değişime doğru emekleyerek ilerleyenlerdir.

Dilbilgisi

aren't ... but ...: bir fikri reddedip diğerini vurgulamak

not X but Y kalıbı, X'i doğru açıklama veya cevap olarak reddeder ve dikkati Y'ye yöneltir. Burada aren't ani ve sarsıcı değişimleri reddeder; but ise konuşanın asıl önemli gördüğü değişimleri tanıtır. Tekrarlanan ones, daha önce geçen changes veya transformations gibi çoğul bir ismin yerini tutar. Olumsuzluk tüm cümleyi kapsamaz: but sonrasındaki bölüm onaylanır ve vurgulanır.

Alıştırma

Kısaltılmış biçimi kullanarak not ... but ... karşıtlığını tamamlayın: The safest routes ____ the shortest ones, ____ the ones with the best lighting.

Cevabı göster

aren't · but

Deyimler

crawl towards irreversible change: kalıcı bir sonuca doğru çok yavaş ilerlemek

crawl towards irreversible change ifadesinde crawl mecaz anlamda kullanılır. Değişim, son derece yavaş hareket eden bir şey gibi betimlenirken towards hâlâ belirli bir yöne ilerlediğini gösterir. Irreversible change, geri alınamayacak bir değişimdir. İfade bir bütün olarak, fark edilmesi zor olabilen ancak kalıcı bir sonuca doğru ilerlemeyi sürdüren aşamalı bir süreci anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede crawl, bir durumun sonuca doğru çok yavaş ilerlediğini göstermek için mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. The runners were moving quickly towards the finish line.
  2. The baby was crawling towards her favorite toy.
  3. After months of inaction, the region was crawling towards a water crisis.
Cevabı göster

After months of inaction, the region was crawling towards a water crisis.

We are the product of history. Deyimler

4:39

Bizler tarihin birer ürünüyüz.

Deyimler

the product of history: geçmişin şekillendirdiği bir sonuç

the product of history ifadesinde product, satılan bir şey anlamına gelmez. Bir süreç tarafından oluşturulan veya şekillendirilen sonuç anlamına gelir. Cümle, bugün kim olduğumuzun geçmiş olaylar ve uzun vadeli değişimler tarafından biçimlendirildiğini söyler. X is the product of Y kalıbı; bir kişinin, kurumun, geleneğin veya toplumsal durumun nasıl geliştiğini açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede product, uzun bir süreç tarafından şekillendirilen sonuç anlamında kullanılmıştır?

  1. This product comes in three sizes.
  2. The factory launched a new product last month.
  3. Her confidence is the product of years of practice.
Cevabı göster

Her confidence is the product of years of practice.