Fenomenler siyaseti nasıl etkiliyor? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
816 kelime 144 kel/dk

Video özeti: Bölüm, sosyal medya fenomenlerinin özellikle Nijerya’daki genç seçmenlere yönelik siyasi iletişimi nasıl şekillendirdiğini ve doğrudan parti siyasetine girmelerinin neden kamuoyu tepkisine ve özel hayatlarının incelenmesine yol açabildiğini ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. turned off, — Öbek fiiller: Burada bir cihazı kapatmanın değil, bir şeye ilgi duymamanın ya da ona karşı olumsuz hissetmenin anlatıldığını kavrayın. Geleneksel medyaya, bir etkinliğe, fikre veya kişiye ilgisini kaybetmiş kitlelerden söz ederken bu kullanımdan yararlanabilirsiniz. 2. shaping the narrative — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu medya ve siyaset ifadesini, olayların, adayların veya meselelerin nasıl sunulup anlaşıldığını etkileme anlamıyla tanıyıp kullanmayı öğrenin; ifadeyi yalnızca hikâye oluşturmak biçiminde sözcüğü sözcüğüne çevirmeyin. 3. dig up dirt on someone, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu sert ifadeyi tarafsız araştırmadan ayırın. Özellikle siyaset ve medya bağlamında, bir kişinin kamuoyu önündeki itibarına saldırmak amacıyla utandırıcı veya zarar verici özel bilgileri kasıtlı olarak aramak anlamına gelir.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello.

0:08

Merhaba.

This is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:08

BBC Learning English'ten 6 Minute English programındayız.

I'm Beth.

0:12

Ben Beth.

And I'm Pippa.

0:13

Ve ben Pippa.

Everywhere you look online from gaming and fashion to music, travel, and culture, Dilbilgisi

0:15

Oyunlardan modaya, müzikten seyahate ve kültüre kadar internette nereye bakarsanız bakın,

you'll find social media influencers.

0:20

sosyal medya influencer'larını göreceksiniz.

Dilbilgisi

from gaming and fashion to music, travel, and culture: bir kapsamı belirtmek

From A to B bir kapsamın iki ucunu belirtir. Burada to hareket yönü göstermez; ifadenin tamamı, çevrim içi içeriğin listenin bir ucundaki oyun ve modadan diğer ucundaki müzik, seyahat ve kültüre kadar pek çok alanı kapsadığını anlatır. Hem A hem de B, birbirine paralel ögelerden oluşan gruplar olabilir. Böylece konuşan kişi, çeşitli örnekleri düzensiz bir liste halinde vermek yerine tek bir geniş kapsam içinde düzenler.

Alıştırma

Cümleyi kapsam bildiren from ... to ... kalıbındaki iki sözcükle tamamlayın: The workshop covers topics ____ photography and design ____ coding and robotics.

Cevabı göster

from · to

These social media influencers do what they're famous for, Notlar

0:23

Bu sosyal medya influencer'ları ün kazandıkları şeyi yaparlar,

influencing and creating trends.

0:26

yani etkilemek ve trendler yaratmak.

Kültür

social media influencers: sosyal platformlarda etkili kişiler

Social media influencers, sosyal platformlarda bir kitle oluşturan ve takipçilerinin görüşlerini, seçimlerini, satın alma kararlarını veya eğilimleri etkileyebilen kişilerdir. Bu cümlede ifade, yalnızca başka birini etkileyen herhangi bir kişiyi değil, çevrim içi medyadaki belirli bir rolü adlandırır. Social media nitelemesi, influencers isminin kapsamını daraltır: bu kişilerin kamusal etkisi, paylaşım yaptıkları veya göründükleri platformlarla bağlantılıdır. Kitle büyüklüğü değişebilir; temel fikir, platform üzerinden insanlara ulaşmak ve bu kitleyi etkileyebilme gücüne sahip olmaktır.

Alıştırma

Hangi kişi social media influencer olarak en doğru biçimde tanımlanır?

  1. Sosyal platformlarda düzenli paylaşım yapan ve takipçilerinin seçimlerini etkileyebilen bir içerik üreticisi
  2. Bir şirketin iç ağını onaran bir mühendis
  3. Bir kafeyi yalnızca tek bir arkadaşına özel olarak öneren bir komşu
Cevabı göster

Sosyal platformlarda düzenli paylaşım yapan ve takipçilerinin seçimlerini etkileyebilen bir içerik üreticisi

Dilbilgisi

do what they're famous for: what yan tümcesinin do fiilinin nesnesi olması

Do what they're famous for, “onları ünlü yapan veya insanların özellikle onlarla özdeşleştirdiği şeyi yapmak” anlamına gelir. Bu cümlede söz konusu tipik davranış, insanları etkilemek ve trendler yaratmaktır. What they're famous for bir isim yan tümcesidir ve do fiilinin nesnesi olarak görev yapar. Burada what, the thing that anlamındadır; bu nedenle yalnızca that ile değiştirilemez. Sondaki for, be famous for ifadesinin bir parçasıdır.

Alıştırma

Şefin kendisiyle özdeşleşen davranışı gerçekleştirdiğini anlatmak için do what someone is famous for yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The chef did what she was famous for and created an unforgettable dessert.
  2. The chef did that she was famous for and created an unforgettable dessert.
  3. The chef did what she was famous and created an unforgettable dessert for.
Cevabı göster

The chef did what she was famous for and created an unforgettable dessert.

Do you follow any social media influencers, Beth?

0:29

Sen hiç sosyal medya influencer'ı takip ediyor musun, Beth?

Um, I don't follow any specifically, I would say,

0:32

Hımm, özellikle takip ettiğim biri yok diyebilirim,

but I do see influencers on Facebook and Instagram, things like that.

0:36

ama Facebook ve Instagram gibi yerlerde influencer'ları tabii ki görüyorum.

Well, the most successful influencers have millions of followers,

0:42

Şey, en başarılı influencer'ların milyonlarca takipçisi var,

and not surprisingly, this has caught the attention of another group of people Kalıp ifadeler

0:45

ve şaşırtıcı olmayan bir şekilde, bu durum mesajlarını halka ulaştırmaya çalışan başka bir grubun dikkatini çekti,

trying to get their message out to the public, politicians. Kalıp ifadeler

0:50

yani politikacıların.

Kalıp ifadeler

has caught the attention of: birinin fark etmesini sağlamak

Has caught the attention of, “bir kişinin veya grubun bir şeyi fark etmesini ya da o şeyle ilgilenmesini sağladı” anlamına gelir. Burada sosyal medya fenomenlerinin erişimi, siyasetçilerin bu etkiyi fark etmesini sağlamıştır. Tekrar kullanılabilecek kalıp something catches the attention of someone şeklindedir. Bu kalıpta attention önünde the kullanılır ve fark eden kişi ya da grup of sonrasında yer alır. Has caught, present perfect biçimidir: dikkat daha önce çekilmiştir ve sonuç şu anda da önemlidir.

Alıştırma

Cümleyi hedef eş dizimin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The unusual headline ____ thousands of readers yesterday.

Cevabı göster

caught the attention of

Kalıp ifadeler

trying to get their message out to the public: mesajlarını kamuoyuna ulaştırmaya çalışmak

get their message out to the public ifadesinde get + nesne + out, bilginin daha geniş bir kitleye ulaşmasını sağlamak demektir. Out, fiziksel bir konumu değil, mesajın yayılması sonucunu anlatır. Their message ile iletilen bilgi, to the public ile de hedef kitle belirtilir. Trying to, bu kitleye ulaşmanın grubun amacı olduğunu gösterir; girişimin çoktan başarılı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Mesaj için its warning kullanarak cümleyi get ... out yapısıyla tamamlayın: The rescue team used every local station to ____ residents before the storm.

Cevabı göster

get its warning out to

Politicians using the media to win elections is nothing new, Notlar

0:53

Politikacıların seçim kazanmak için medyayı kullanması yeni bir şey değil,

Dilbilgisi

using the media to win elections ifadesinin -ing yan cümlesi olarak özne olması

Using the media to win elections genel bir faaliyeti anlatır: siyasetçiler medyayı araç olarak kullanır ve to win elections bu kullanımın amacını belirtir. Önünde bir be biçimi bulunmadığı için Using, şimdiki zamanın devam yapısının bir parçası değildir. Politicians, using eylemini kimin yaptığını belirtirken Politicians using the media to win elections düşüncesinin tamamı özne işlevi görür. Tekil is, konuşanın bu faaliyeti tek bir olgu olarak ele aldığını ve bu olgunun yeni olmadığını söylediğini gösterir.

Alıştırma

Politicians using the media to win elections is nothing new cümlesinde tekil is neyi gösterir?

  1. Konuşan, yalnızca bir siyasetçinin söz konusu olduğunu söylüyor.
  2. Using, şimdiki zamanın devam yapısının bir parçasıdır.
  3. Konuşan, faaliyetin tamamını tek bir olgu olarak ele alıyor.
Cevabı göster

Konuşan, faaliyetin tamamını tek bir olgu olarak ele alıyor.

Kalıp ifadeler

nothing new: daha önce de var olan bir durum

Nothing new, “daha önce gerçekleştiği veya var olduğu için yeni ya da şaşırtıcı değil” anlamına gelir. Burada siyasetçilerin medyayı kullanması uzun zamandır var olan bir uygulama olarak sunulur; yeni nesnelerin bulunmamasından söz edilmez. Yaygın kalıp özne + be + nothing new şeklindedir. Özne, zaten bilinen bir faaliyet, sorun veya durum olabilir.

Alıştırma

“Daha önce var olduğu için zaten bilinen” anlamına gelen bu dersteki iki kelimelik ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: Long delays on this route are ____.

Cevabı göster

nothing new

but In this episode, we'll be finding out what happens when social media influencers become politicians themselves. Öbek fiiller

0:58

ama bu bölümde, sosyal medya influencer'ları bizzat politikacı olduğunda neler olacağını öğreneceğiz.

Öbek fiiller

finding out: araştırarak bir yanıt öğrenmek

Find out; soru sorarak, kontrol ederek, gözlemleyerek veya araştırarak bilgi ya da bir yanıt edinmek anlamına gelir. Burada finding out what happens, bölümün inceleyeceği soruyu ortaya koyar. Bu öbek fiilin ardından bir isim öbeği ya da what, why, how, when veya whether ile başlayan bir yan cümle gelebilir. “We’ll be finding out” ifadesindeki gelecek zamanın sürekli biçimi, araştırmayı bölüm boyunca ilerleyecek bir faaliyet olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “araştırıp öğrenmek” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: We need to ____ why the printer keeps stopping.

Cevabı göster

find out

As usual, we'll be learning some useful new words and phrases.

1:06

Her zamanki gibi, bazı yararlı yeni kelimeler ve ifadeler öğreneceğiz.

And remember, there's a transcript of this episode to read along with while you listen. Öbek fiiller

1:10

Ve unutmayın, dinlerken okuyabilmeniz için bu bölümün bir transkripti de mevcut.

Öbek fiiller

read along with: dinlerken eşleşen metni takip ederek okumak

Bu cümlede read along with, ilgili bölüm oynarken transkripti gözle takip ederek okumak anlamına gelir. while you listen ifadesinin açıkça belirttiği gibi iki eylem aynı anda gerçekleşir. İfade, içeriğin ve ilerleme hızının birbiriyle eşleştiğini varsayar. Yalnızca iki kişinin aynı anda okuma yapması anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi read ile başlayan üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Open the transcript and ____ the audio.

Cevabı göster

read along with

It's available now on our website, bbclearningenglish.com.

1:15

Şu anda web sitemiz bbclearningenglish.com'da bulunabilir.

But first, I have a question for you, Beth.

1:20

Ama önce, sana bir sorum var Beth.

The most followed Instagram account of 2025 belongs to footballer Cristiano Ronaldo.

1:23

2025 yılının en çok takip edilen Instagram hesabı futbolcu Cristiano Ronaldo'ya ait.

But how many followers does he have?

1:29

Peki onun kaç takipçisi var?

A, 6.7 million.

1:32

A, 6.7 milyon.

B, 67 million.

1:34

B, 67 milyon.

Or C, 667 million.

1:37

Veya C, 667 milyon.

Oh, I'm going to go down the middle, Deyimler

1:40

Oh, ben ortadakini seçeceğim,

Deyimler

go down the middle: ortadaki seçeneği seçmek

Burada go down the middle, diğer iki seçeneğin arasında bulunan seçeneği seçmek anlamına gelir. Önceki seçenekler A, B ve C olduğundan konuşan kişi B'yi seçer. Bu ifade, seçeneklerin dizilişini bir güzergâh gibi gösterir: konuşan kişi ortadaki yolu izler. Bu karar bağlamında anlam mecazidir; fiziksel olarak bir yere yürümekten söz edilmez.

Alıştırma

Bir testte üç cevap A, B ve C olarak sıralanıyor. Bu bağlamda 'I'll go down the middle' ne anlama gelir?

  1. Ortadaki cevap olan B'yi seçeceğim.
  2. Cevap kartlarının arasından yürüyeceğim.
  3. Üç cevabın hepsini reddedeceğim.
Cevabı göster

Ortadaki cevap olan B'yi seçeceğim.

67 million.

1:42

67 milyon.

Well, we'll find out the answer later in the program.

1:43

Neyse, cevabı programın ilerleyen dakikalarında öğreneceğiz.

Around the world, politicians are realizing that they can reach a lot of people Kalıp ifadeler

1:46

Dünyanın dört bir yanında politikacılar çok sayıda insana ulaşabileceklerinin farkına varıyorlar,

through social media influencers.

1:51

sosyal medya influencer'ları aracılığıyla.

Kalıp ifadeler

reach a lot of people: geniş bir kitleye ulaşmak

Bu cümlede reach a lot of people, bir mesajı geniş bir kitleye ulaştırmak anlamına gelir. Reach, iletişimin ne kadar geniş bir alana yayıldığını anlatır; fiziksel olarak bir yere varmayı veya herkesle tek tek iletişim kurmayı anlatmaz. Bu kullanımda reach geçişli bir fiildir: reach people veya reach a wider audience denir ve araya to getirilmez.

Alıştırma

Bir kampanyanın medya yoluyla geniş bir kitleye eriştiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The short video helped the campaign reach to a much wider audience.
  2. The short video helped the campaign arrive at a much wider audience.
  3. The short video helped the campaign reach a much wider audience.
Cevabı göster

The short video helped the campaign reach a much wider audience.

There have even been allegations of politicians paying for the support of influencers. Kelime

1:53

Hatta politikacıların influencer desteği için para ödediği yönünde iddialar bile ortaya atıldı.

Kelime

allegations of politicians paying: kanıtlanmış gerçek değil, bir iddia

Allegations of politicians paying, siyasetçilerin destek almak için para ödediğine dair iddialar anlamına gelir. Allegations, birilerinin ne ileri sürdüğünü aktarır; ancak bu iddiaların kanıtlandığını söylemez. Allegations of + isim + -ing yapısında isim, -ing fiilinin anlamca öznesidir: paying eylemini yapan kişiler politicians sözcüğüyle belirtilir. İfadenin tamamı iddiaların içeriğini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede allegations neyi ifade ediyor?

  1. Siyasetçilerin suçlu bulunduğunu doğrular.
  2. Araştırmacıların iddiayı çürüttüğünü gösterir.
  3. Bir iddiayı aktarır, ancak kanıtlandığını söylemez.
Cevabı göster

Bir iddiayı aktarır, ancak kanıtlandığını söylemez.

Influencers like Colombia, Argentina, and Indonesia.

1:58

Kolombiya, Arjantin ve Endonezya gibi yerlerdeki influencer'lar.

And one place where politics has become a big topic on social media is Nigeria.

2:02

Siyasetin sosyal medyada büyük bir konu haline geldiği yerlerden biri de Nijerya.

Nigeria is a country with a huge young population.

2:08

Nijerya devasa bir genç nüfusa sahip bir ülke.

There are around 200 million people in total,

2:12

Toplamda yaklaşık 200 milyon insan var,

and 70% of them are under 30.

2:15

ve bunların %70'i 30 yaşın altında.

Many of these young voters are turned off, Öbek fiiller

2:19

Bu genç seçmenlerin çoğu 'turned off' durumunda,

meaning not interested in traditional media.

2:21

yani geleneksel medyaya ilgi duymuyorlar.

Öbek fiiller

turned off: ilgisini kaybetmek veya bir şeyden soğumak

Bu cümlede are turned off seçmenlerin tutumunu anlatır: geleneksel medya ilgilerini çekmiyor veya onlara itici geliyor. Konuşmacı, meaning not interested ifadesiyle anlamı hemen netleştirir. Bu, turn off öbek fiilinin tutum bildiren anlamıdır; bir cihazı kapatma eylemi değildir. Nedeni belirtmek için be turned off by something kullanılır; etken yapıda ise something turns someone off denir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The pushy sales pitch made us uncomfortable, so we were ____ by it.

Cevabı göster

turned off

But they do follow social media influencers.

2:24

Ama sosyal medya influencer'larını kesinlikle takip ediyorlar.

Adline Okere is BBC Igbo News Editor in Lagos, Nigeria.

2:27

Adline Okere, Nijerya'nın Lagos kentindeki BBC Igbo Haber Editörü.

She spoke with BBC World Service program The Fifth Floor

2:33

BBC Dünya Servisi'nin The Fifth Floor programına konuşarak

about the situation there.

2:36

oradaki durum hakkında bilgi verdi.

Influencers are super important to shaping the narrative of these young people. Notlar

2:38

Influencer'lar, bu gençlerin anlatısını şekillendirmede 'super' (süper) önemliler.

Kelime

super important: güçlü ve samimi vurgu

Super important ifadesinde super, important sıfatını niteleyen bir derece zarfıdır. Very veya extremely anlamına gelir; bu nedenle ifade, influencer'ların önemini güçlü biçimde vurgular. Başka durumlara aktarılabilen kalıp super + adjective şeklindedir; super helpful veya super easy buna örnektir. Burada super bir kişiyi ya da nesneyi adlandırmaz.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan samimi ifadeyle tamamlayın: Backing up your work is ____, so do it every day.

Cevabı göster

super important

Kalıp ifadeler

shaping the narrative: bir konunun nasıl anlaşıldığını etkilemek

shaping the narrative ifadesindeki shape, bir konunun nasıl sunulup anlaşıldığını etkilemek anlamına gelir. Buradaki narrative yalnızca kurgusal bir hikâye değil, insanların bir konuyu nasıl gördüğünü yönlendiren genel anlatı veya yorumlama çerçevesidir. Bu etki; gerçeklerin seçilmesinden, belirli ayrıntıların öne çıkarılmasından veya bir bakış açısının tercih edilmesinden kaynaklanabilir. İfade, yorumun belirli bir yöne çekildiğini düşündürebilir; ancak tek başına yalan söylemek veya gerçekleri uydurmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bağlamda shaping the narrative ne anlama gelir?

  1. Bir nesnenin fiziksel biçimini değiştirmek.
  2. İnsanların bir konuyu nasıl sunduğunu ve anladığını etkilemek.
  3. Kurgusal bir hikâyenin her ayrıntısını yazmak.
Cevabı göster

İnsanların bir konuyu nasıl sunduğunu ve anladığını etkilemek.

Some of them started, you know, activism.

2:46

Bazıları, bilirsiniz, aktivizmle başladı.

Some of them started out with lifestyle and then branched into politics. Öbek fiiller

2:49

Bazıları yaşam tarzı içerikleriyle başladı ve sonra siyasete 'branched out' (açıldı).

Öbek fiiller

started out with: başlangıç aşamasını anlatmak

Started out with, daha uzun bir gelişim sürecinin ilk aşamasında “bir şeyle başladı” anlamına gelir. Start out başlangıç noktasını vurgular; with ise ilk alanı, kaynağı, ürünü veya etkinliği belirtir. Burada lifestyle, daha sonra siyasete yönelmeden önceki ilk alanlarıydı. Out, start out öbek fiilinin bir parçasıdır; dışarıya doğru hareket anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef ifadeyi geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: The café ____ a small menu before adding more dishes.

Cevabı göster

started out with

Öbek fiiller

branched into politics: yeni bir alana açılmak

Bu cümlede branched into politics, yaşam tarzı içerikleriyle başladıktan sonra siyasi içeriklerle de ilgilenmeye başlamak anlamına gelir. Fiil mecazidir: siyaset, önceki yönden büyüyen yeni bir dal gibi sunulur. branch into + alan veya faaliyet yapısı, girilen yeni alanı belirtir. Branch out into da yaygındır ve çeşitlenme fikrini özellikle açık hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “yeni bir alana açıldı” anlamına gelen iki sözcüklü geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: After years of writing restaurant reviews, Maya ____ food photography.

Cevabı göster

branched into

Adline thinks influencers are super important in Nigerian politics.

2:54

Adline influencer'ların Nijerya siyasetinde 'super' önemli olduğunu düşünüyor.

She uses super to mean very, extremely, or more than usual.

2:59

Super kelimesini çok, son derece veya her zamankinden daha fazla anlamında kullanıyor.

For example, if you say you're super happy about something,

3:04

Örneğin, bir şey hakkında 'super happy' olduğunuzu söylerseniz,

you mean you're very happy about it.

3:07

o şeyden çok mutlu olduğunuzu kastedersiniz.

In Nigeria, influencers are shaping the narrative of elections.

3:09

Nijerya'da influencer'lar seçimlerin anlatısını şekillendiriyor ('shaping the narrative').

If someone shapes a narrative,

3:13

Eğer biri 'shapes a narrative',

they have a strong influence over how something is presented or understood.

3:15

bir şeyin nasıl sunulduğu veya anlaşıldığı üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir.

Influencing things, of course, is exactly what influencers do.

3:20

Elbette bir şeyleri etkilemek tam da influencer'ların yaptığı iştir.

But now, more and more social media personalities are branching out into politics.

3:25

Ancak şimdi, giderek daha fazla sosyal medya ünlüsü siyasete açılıyor ('branching out').

When you branch out, you start doing something different from what you usually do,

3:31

Eğer 'branch out' yaparsanız, normalde yaptığınızdan farklı bir şey yapmaya başlarsınız,

such as a new activity or job.

3:36

örneğin yeni bir aktivite veya iş gibi.

So, what happens when influencers become politicians themselves?

3:38

Peki, influencer'lar bizzat politikacı olduğunda ne olur?

Here, Adline Okere explains more to Faranak Amidi,

3:43

Burada Adline Okere, BBC Dünya Servisi The Fifth Floor sunucusu Faranak Amidi'ye

presenter of BBC World Service's The Fifth Floor.

3:46

konuyu daha detaylı açıklıyor.

What about in Nigeria?

3:49

Peki ya Nijerya'da durum nasıl?

Is there a pushback against these influencers Kelime

3:51

Siyasi partilerin tanıtımına katılan bu influencer'lara karşı

who got involved in promoting political parties? Kalıp ifadeler

3:53

bir 'pushback' (tepki) var mı?

Kelime

pushback against: belirli bir hedefe yönelik muhalefet

Bu soruda a pushback against, siyasi partilerin tanıtımını yaptıkları için bu influencer'lara yönelen bir muhalefet ya da olumsuz tepki dalgası demektir. Anlam mecazidir: insanlar bir eyleme veya mesaja, baskıya karşı geri itiyormuş gibi direnç gösterir. pushback against + hedef yapısı, neye karşı çıkıldığını belirtir. Pushback from + kişi veya grup ise karşı çıkışın kimden geldiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “bir şeye karşı muhalefet” anlamına gelen iki sözcüklü isim-edat ifadesiyle tamamlayın: There was strong ____ the proposed fee.

Cevabı göster

pushback against

Kalıp ifadeler

got involved in promoting: get involved in + -ing yapısı

Got involved in promoting, tanıtım yapmaya aktif olarak katıldılar anlamına gelir. Got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir; promoting ise fenomenlerin katıldığı etkinliği belirtir. get involved in + etkinlik yapısında in bir edattır. Etkinlik bir fiille ifade edildiğinde fiilin -ing biçimi kullanılır: get involved in promoting denir, get involved in promote denmez.

Alıştırma

Cümleyi get involved in ifadesinin geçmiş zaman biçimi ve promote fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: During the election, several local artists ____ the voter-registration campaign.

Cevabı göster

got involved in promoting

Absolutely.

3:57

Kesinlikle.

A huge pushback.

3:58

Büyük bir tepki.

They will also go back and dig up information about these people from their personal lives Öbek fiiller

4:00

Ayrıca geriye dönüp bu kişilerin özel hayatlarından bilgiler 'dig up' (eşeliyorlar)

and then publish them on social media.

4:06

ve sonra bunları sosyal medyada yayınlıyorlar.

Öbek fiiller

dig up information: bulunması zor bilgileri ortaya çıkarmak

Dig up information, genellikle eski, gizli, özel veya unutulmuş olduğu için bulunması kolay olmayan bilgileri araştırarak ortaya çıkarmak anlamına gelir. Buradaki dig up mecazidir; fiziksel olarak kazma eylemi yoktur. Cümlede, yayımlanacak kişisel ayrıntıları bulmak için insanların geçmişini araştırmayı anlatır ve ifadeye inceleme ile ifşa anlamı katar.

Alıştırma

Hangi cümlede dig up information, araştırıp bilgiyi ortaya çıkarma şeklindeki mecazi anlamıyla kullanılmıştır?

  1. The receptionist found the meeting time on the public calendar.
  2. The gardener dug up the soil before planting tomatoes.
  3. The reporter dug up information about payments that had been hidden for years.
Cevabı göster

The reporter dug up information about payments that had been hidden for years.

In Nigeria, there was a pushback against social media influencers turned politicians. Dilbilgisi

4:08

Nijerya'da, politikacı olan sosyal medya influencer'larına karşı bir 'pushback' oldu.

Dilbilgisi

social media influencers turned politicians: isim A + turned + isim B yapısı

social media influencers turned politicians ifadesinde turned, aynı kişilerin farklı zamanlarda taşıdığı iki kimliği birbirine bağlar: önce sosyal medya fenomeniydiler, daha sonra siyasetçi oldular. Burada social media influencers who became politicians ile aynı anlama gelir; arkasını dönen fenomenler anlamına gelmez. İsim A + turned + isim B şeklindeki kısa yapı, değişimi ilk isimden sonra verir. Önceki ve sonraki rolü hızlıca gösterdiği için haberlerde ve kısa kişi tanıtımlarında yaygındır.

Alıştırma

İsim A + turned + isim B yapısını kullanarak boşluğu doldurun: Omar and Lina used to be scientists and are now filmmakers. The documentary follows these ____.

Cevabı göster

scientists turned filmmakers

A pushback is a negative reaction or rejection of something that has happened.

4:14

Pushback, meydana gelen bir şeye karşı olumsuz bir reaksiyon veya onu reddetmektir.

In fact, the public reaction was so bad,

4:19

Aslında, halkın tepkisi o kadar kötüydü ki,

people started to dig up information about influencers who promote politicians.

4:22

insanlar politikacıları destekleyen influencer'lar hakkında bilgi 'dig up' etmeye başladılar.

If you dig up information about someone,

4:27

Eğer biri hakkında bilgi 'dig up' ederseniz,

you try to find details about them.

4:30

onlar hakkında detaylar bulmaya çalışırsınız.

We have a similar phrase, dig up dirt on someone, Deyimler

4:32

Benzer bir ifademiz var, 'dig up dirt on someone' (biri hakkında kirli çamaşırları ortaya dökmek),

which means trying to find information about someone

4:36

bu da biri hakkında bilgi bulmaya çalışmak anlamına gelir

which could damage their reputation. Kalıp ifadeler

4:38

ve bu bilgiler o kişinin itibarına zarar verebilir.

Deyimler

dig up dirt on someone: zarar verici bilgiler aramak

Dig up dirt on someone, bir kişi hakkında onu utandırabilecek, ona zarar verebilecek veya skandal yaratabilecek bilgileri etkin biçimde aramak demektir. Buradaki dirt gerçek toprak değil, mecazdır; on ise bilginin ilgili olduğu kişiyi belirtir. Dig up, gizli kalmış ya da unutulmuş malzemeyi gün yüzüne çıkarma anlamı taşır. Bu nedenle ifade çoğu zaman bilgiyi ifşa etme veya birine karşı kullanma niyetini ima eder. Yalnızca gerçekleri araştırmaktan daha düşmanca ve daha az tarafsızdır.

Alıştırma

Bir kişi hakkında zarar verici bilgiler aramak anlamındaki deyimle boşluğu doldurun: The campaign hired investigators to ____ its opponent.

Cevabı göster

dig up dirt on

Kalıp ifadeler

damage their reputation: toplumdaki itibarlarına zarar vermek

Damage someone's reputation, başkalarının o kişiyi nasıl gördüğüne veya ona ne ölçüde güvendiğine zarar vermek demektir. Bu cümlede their, etkilenebilecek itibarın kime ait olduğunu gösterir; could ise kesin değil, olası bir sonucu belirtir. Aktarılabilir yapı damage + iyelik biçimi + reputation şeklindedir; damage her reputation ve damage the company's reputation buna örnektir. Fiziksel veya duygusal bir yaralanmayı değil, toplumdaki saygınlığın ya da güvenilirliğin zarar görmesini anlatır.

Alıştırma

Sahte yorumların halkın bir markaya bakışına zarar verebileceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Publishing false reviews could hurt the brand's feelings.
  2. Publishing false reviews could damage the brand's reputation.
  3. Publishing false reviews could improve the brand's reputation.
  4. Publishing false reviews could damage the brand's timetable.
Cevabı göster

Publishing false reviews could damage the brand's reputation.

So, social media can be a powerful tool for politicians.

4:40

Yani, sosyal medya politikacılar için güçlü bir araç olabilir.

But getting involved in politics doesn't always go well for social media influencers. Kalıp ifadeler

4:45

Ancak siyasete bulaşmak sosyal medya influencer'ları için her zaman iyi sonuç vermez.

Kalıp ifadeler

doesn't always go well for: «her zaman değil» anlamında kısmi olumsuzluk

Something doesn't always go well for someone, bir şeyin o kişi için her durumda başarılı veya sorunsuz olmadığı anlamına gelir. Burada getting involved in politics değerlendirilen etkinliktir; for social media influencers ise sonuçlardan etkilenen kişileri belirtir. Olumsuzluk always sözcüğüne uygulanır; bu nedenle yapı kısmi olumsuzluk ifade eder. Bazı durumlar iyi gidebilir, ancak hepsi değil. Bir şeyin never goes well olduğunu söylemekten daha ölçülüdür.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: “Remote work doesn't always go well for new managers” cümlesi, uzaktan çalışmanın bazı yeni yöneticiler için iyi gidebilme olasılığına izin verir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Okay, Pippa, isn't it time you revealed the answer to your question? Ton ve niyet

4:51

Tamam, Pippa, sorunun cevabını açıklamanın zamanı gelmedi mi?

Ton ve niyet

Isn't it time you revealed ...? ile harekete geçirme

Isn't it time you revealed ...? gerçekten saati soran bir soru değildir. Karşıdaki kişiyi harekete geçiren retorik bir sorudur: konuşan kişi diğerinin şimdi bir şey yapmasını, burada cevabı vermesini bekler. Kalıp Isn't it time + özne + geçmiş zaman biçimidir. revealed geçmiş zaman biçiminde görünse de şimdi yapılması gereken bir eylemi anlatır ve hatta biraz gecikildiğini ima edebilir. Aynı kalıp It's time we left. cümlesinde de görülür.

Alıştırma

Hangi cümle, birine sonucu artık gruba söylemesi gerektiğini doğal biçimde hatırlatır?

  1. Isn't it time you tell us the result?
  2. Isn't it time telling us the result?
  3. Isn't it time you told us the result?
  4. Isn't it time you will tell us the result?
Cevabı göster

Isn't it time you told us the result?

Yes, I asked how many followers does Cristiano Ronaldo, the footballer, have.

4:55

Evet, futbolcu Cristiano Ronaldo'nun kaç takipçisi olduğunu sormuştum.

And the answer was C, 667 million at the time of recording. Kalıp ifadeler

5:01

Ve cevap kayıt sırasında C, 667 milyondu.

Kalıp ifadeler

Zaman sınırı olarak at the time of recording

At the time of recording, bu ses veya video kaydının yapıldığı zaman anlamına gelir. İfadeyi o belirli zamanla sınırlar. 667 milyon gibi değişebilecek bir sayının ardından kullanıldığında, sayının o sırada doğru olduğunu ancak artık güncel olmayabileceğini gösterir. At the time of writing de bilgiyi aynı yöntemle düzenler.

Alıştırma

Sayıyı programın yapıldığı zamanla sınırlayan tam ifadeyi yazın: The subscriber count was two million ____.

Cevabı göster

at the time of recording

That's a lot more than I have, Beth.

5:07

Bu benim sahip olduğumdan çok daha fazla, Beth.

And me.

5:09

Benimkinden de.

Wow.

5:09

Vay canına.

Okay, let's recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı

5:11

Tamam, öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

Anlatım akışı

let's recap: Tekrar bölümüne geçildiğini belirtmek

Let's recap, ana anlatımdan daha önce sunulmuş bilgilerin kısa bir tekrarına geçildiğini gösterir. Bu cümlede yeni bir dersin başladığını değil, öğrenilen kelimelerin yeniden ele alınacağını belirtir. Yapı let's + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada recap, konuşmacının herkesi birlikte yapmaya çağırdığı eylemdir. Bu nedenle ifade, konuşmayı düzenler ve dinleyicileri özete hazırlar.

Alıştırma

Bir konuşmacı “Let's recap the main points” dedikten sonra dinleyiciler ne beklemelidir?

  1. Başka hiçbir şey söylemeden hemen bitirme.
  2. Tamamen yeni bir konuya ayrıntılı bir giriş.
  3. Daha önce sunulan bilgilerin kısa bir tekrarı.
  4. Konunun neden önemli olduğunu açıklama isteği.
Cevabı göster

Daha önce sunulan bilgilerin kısa bir tekrarı.

starting with the phrasal verb turned off, meaning uninterested.

5:13

ilgisiz anlamına gelen 'turned off' phrasal verb'ü ile başlayalım.

When super is placed before an adjective,

5:18

'super' kelimesi bir sıfatın önüne yerleştirildiğinde,

it means very or more than usual.

5:21

çok veya her zamankinden daha fazla anlamına gelir.

Social media influencers who shape the narrative

5:23

Anlatıyı şekillendiren ('shape the narrative') sosyal medya influencer'ları

have a strong influence over how something is presented or understood.

5:26

bir şeyin nasıl sunulduğu veya anlaşıldığı üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir.

If you branch out into something new,

5:30

Eğer yeni bir alana 'branch out' ederseniz,

you start doing an activity or job that is different from what you usually do.

5:32

normalde yaptığınızdan farklı bir aktivite veya iş yapmaya başlarsınız.

A pushback is a negative reaction to something new that has happened.

5:37

'A pushback', olan yeni bir şeye karşı verilen olumsuz tepkidir.

And finally, the phrasal verb dig up means to try and find information.

5:41

Ve son olarak, 'dig up' deyimi, bilgi bulmaya çalışmak anlamına gelir.

This is often about a person and their private life

5:47

Bu genellikle bir kişi ve onun özel hayatı hakkındadır

in order to try and damage their reputation.

5:50

ve itibarına zarar vermek amacıyla yapılır.

Once again, our 6 minutes are up.

5:54

Yine 6 dakikamızın sonuna geldik.

But why not head over to our website, bbclearningenglish.com, Ton ve niyet

5:56

Ama bu bölümün testini ve çalışma kağıtlarını denemek için neden

to try the quiz and worksheets for this episode.

6:01

bbclearningenglish.com web sitemize bir göz atmıyorsunuz.

Ton ve niyet

why not head over to: Dostça bir öneride bulunmak

Why not head over to ...?, bir yere gitmeyi dostça ve baskı yapmadan önermenin bir yoludur. Bu cümlede konuşmacı izleyicileri internet sitesini ziyaret etmeye davet eder; why not, bir nedeni gerçekten açıklamalarını istemez. why not ifadesinden sonra fiilin yalın hâli kullanılır: to head veya heading değil, head. Head over to konuşma diline özgüdür ve bir yere gitmek ya da bir yeri ziyaret etmek anlamına gelir. Hedef fiziksel bir yer veya buradaki gibi bir internet sitesi olabilir.

Alıştırma

Dostça öneriyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: ____ the science museum after lunch?

Cevabı göster

Why not head over to

See you there soon, but for now, goodbye.

6:04

Yakında orada görüşmek üzere, ama şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:06

Güle güle.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:08

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.