Kristaller nasıl oluşur? - Graham Baird: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, kristallerin neden tekrar tekrar kendilerine özgü geometrik biçimler geliştirdiğini açıklıyor. Galen, kuvars, elmas, cam ve granit örnekleriyle görünür şekilleri düzenli atom yapılarıyla ilişkilendiriyor; sıcaklık, basınç, kimyasal ortam, soğuma hızı ve kullanılabilir alanın büyümeyi nasıl etkilediğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Part of the answer lies in — Söylem, anlatı ve retorik: Bir açıklayıcı etkeni, bütün yanıt buymuş gibi göstermeden sunmayı öğrenin. Bu temkinli geçiş, bilimsel bir açıklamayı aşamalara ayırmanıza ve gözlenen bir olgudan onun altında yatan nedenlerden birine doğal biçimde geçmenize yardımcı olur. 2. Which shape a particular diamond grows into — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir cümlenin öznesi olarak kullanılan gömülü soru yapısını tanıyın. Bu kalıpla “hangi biçim gelişir?” sorusunu açıklamanın konusuna dönüştürebilir ve sonucun hangi koşullara bağlı olduğunu anlatabilirsiniz. 3. is locked in upon cooling. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: locked in ifadesinin rastgele atom diziliminin sabitlenmesini, upon ile kullanılan -ing biçiminin ise değişimin zamanını gösterdiğini anlayın. Bu kısa ve resmî birleşimi fiziksel bir süreç sırasında yerleşen durumları anlatmak için kullanabilirsiniz.
Bu derste
Deep beneath the geysers and hot springs of Yellowstone caldera Notlar
0:06Yellowstone kalderasının gayzerlerinin ve kaplıcalarının derinliklerinde,
Yellowstone caldera: büyük bir volkanik çöküntü
Yellowstone caldera, Yellowstone'daki büyük volkanik çöküntünün adıdır. Bu ifadede Yellowstone belirli jeolojik oluşumu tanımlar; yalnızca millî parkı ifade etmez. Bir kaldera, magma sisteminin üzerindeki zeminin çökmesiyle oluşur. Bu durum genellikle büyük bir patlamanın çok miktarda magmayı dışarı çıkarmasından sonra gerçekleşir. Bu arka plan, bölgenin neden magma, gayzerler ve sıcak su kaynaklarıyla birlikte ele alındığını açıklar.
Alıştırma
Yellowstone caldera ifadesinde caldera ne anlama gelir?
- belirli aralıklarla püsküren bir sıcak su kaynağı
- çökme sonucu oluşan büyük bir volkanik çöküntü
- millî park içindeki sıradan bir vadi
Cevabı göster
çökme sonucu oluşan büyük bir volkanik çöküntü
lies a magma chamber produced by a hotspot in the Earth's mantle. Kelime
0:11Dünya'nın mantosundaki bir sıcak noktanın oluşturduğu bir magma odası bulunur.
Deep beneath ... lies ...: yer ifadesini öne alan devrik yapı
Baştaki Deep beneath the geysers and hot springs of Yellowstone caldera bölümü öne alınmış bir yer ifadesidir. Ardından lies fiili gelir; gerçek özne olan a magma chamber ise fiilden sonra yer alır. Normal düzende yan tümce A magma chamber lies deep beneath ... diye başlar. Yer + konum fiili + özne yapısı önce ortamı kurar, ardından orada bulunan şeyi tanıtır. Resmî betimlemelerde ve bilimsel metinlerde yaygındır.
Alıştırma
Örnekte lies fiilinin dil bilgisel öznesi hangi ifadedir?
- a magma chamber
- the geysers and hot springs
- Yellowstone caldera
Cevabı göster
a magma chamber
hotspot in the Earth's mantle: hotspot sözcüğünün jeolojik anlamı
Bu jeolojik bağlamda hotspot, olağandışı derecede sıcak manto maddesinin yerel olarak yükseldiği ve magma oluşumuna katkıda bulunabildiği bir bölgedir. hotspot in the Earth's mantle ifadesi, magma odasını oluşturan kaynağı belirtir. Yakındaki magma chamber ve mantle sözcükleri, hotspot sözcüğüne bu bilimsel anlamı kazandırır. Burada hotspot, popülerlik veya internet erişimiyle ilgili değildir.
Alıştırma
Bu cümlede hotspot neyi ifade ediyor?
- şu anda turistler arasında popüler olan bir yer
- kablosuz internet erişimi sağlayan bir cihaz
- magma üretebilen olağandışı sıcak manto maddesinden oluşan yerel bir bölge
Cevabı göster
magma üretebilen olağandışı sıcak manto maddesinden oluşan yerel bir bölge
As the magma moves towards the Earth's surface, Dilbilgisi
0:16Magma, Dünya'nın yüzeyine doğru hareket ettikçe
it crystallizes to form young, hot, igneous rocks. Kalıp ifadeler
0:19kristalleşerek genç, sıcak, magmatik kayaçlar oluşturur.
As the magma moves...: as ile ‘iki süreç birlikte gelişirken’ anlamı
Burada As, zamana ilişkin bağımlı bir yan cümle başlatır. As the magma moves towards the Earth's surface, ana cümle olan it crystallizes to form young, hot, igneous rocks için zaman çerçevesini oluşturur. Hareket ve kristalleşme aynı zaman diliminde gelişir; bu nedenle as, süreç devam ederken veya süreç ilerledikçe anlamına gelir. Bu cümlede As ile başlayan yan cümle tek başına tamamlanmış değildir. Bağlam açık bir neden değil, zaman ilişkisi ve paralel gelişim sunar; As yerine Because kullanmak ilişkiyi değiştirir.
Alıştırma
As, özgün cümlede hangi ilişkiyi ifade ediyor?
- Hareket, kristalleşmenin açık nedeni olarak belirtilir.
- Hareket ve kristalleşme aynı süreç içinde gelişir.
- Cümle hareket ile kristalleşmeyi karşılaştırır.
Cevabı göster
Hareket ve kristalleşme aynı süreç içinde gelişir.
crystallizes to form: sonuç bildiren bir mastar
crystallizes to form ifadesinde crystallizes değişimi adlandırır; to form ise bu değişimin ne ürettiğini, yani genç ve sıcak magmatik kayaçları gösterir. to + fiil bazen amaç bildirebilir, ancak burada sonuç bildirir. Magmanın bir niyeti yoktur; kristalleşir ve bunun sonucunda kayaçlar oluşur.
Alıştırma
Bu cümlede to form ne işlev görür?
- Kristalleşmeyi durdurmak için bir neden verir.
- Kristalleşme sürecinin sonucunu belirtir.
- Magmanın ne yapmaya niyetli olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Kristalleşme sürecinin sonucunu belirtir.
The heat from these rocks drives groundwater towards the surface. Kalıp ifadeler
0:23Bu kayaçların yaydığı ısı, yeraltı suyunu yüzeye doğru iter.
drives groundwater towards the surface: nedensel bir güç olarak drive
Burada drives, “bir şeyi hareket ettirir veya hareket etmeye zorlar” anlamındadır; “araç kullanır” anlamında değildir. The heat neden, groundwater hareket ettirilen şey, towards the surface ise hareketin yönüdür. Yeniden kullanılabilir yapı drive + nesne + yön şeklindedir. Bilimsel açıklamalarda drive, “bir sürecin gerçekleşmesini sağlayan gücü veya nedeni oluşturmak” anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede drive, örnektekiyle aynı nedensel anlamda kullanılmıştır?
- Air pressure drives the water through the pipe.
- Maya drives the bus through the city.
- The hikers drive to camp at sunrise.
Cevabı göster
Air pressure drives the water through the pipe.
precipitate out as mineral crystals: çözeltiden ayrılıp kristal oluşturmak
Bilimsel bir bağlamda precipitate out, çözünmüş bir maddenin çözeltiden ayrılıp katı hâle gelmesi demektir. Madde yok olmaz; sıvıdan ayrılır. Burada as mineral crystals, oluşan katının mineral kristalleri biçiminde olduğunu belirtir. İyonlar soğuyan sudan ayrılıp mineral kristalleri oluşturur; suyu yağmur olarak yağdırmaz.
Alıştırma
Cümlede ions precipitate out as mineral crystals ne anlama gelir?
- İyonlar suyun yağmur olarak düşmesine neden olur.
- İyonlar çözeltiden ayrılır ve katı mineral kristalleri oluşturur.
- Su değişmeden kalırken iyonlar yok olur.
Cevabı göster
İyonlar çözeltiden ayrılır ve katı mineral kristalleri oluşturur.
including quartz crystals from silicon and oxygen.
0:32silikon ve oksijenden oluşan kuvars kristalleri gibi.
Feldspar from potassium, aluminum, silicon, and oxygen.
0:36Potasyum, alüminyum, silikon ve oksijenden oluşan feldispat.
Many of these crystals have signature shapes. Kalıp ifadeler
0:45Bu kristallerin birçoğunun kendilerine özgü şekilleri vardır.
have signature shapes: ayırt edici ve kolay tanınan şekillere sahip olmak
signature shapes ifadesinde signature, shapes sözcüğünü niteler. “Ayırt edici ve belirli bir kristal türüyle güçlü biçimde ilişkilendirilen” anlamındadır; bu nedenle şekiller kristal türünü tanımaya yardımcı olabilir. signature + isim kalıbı el yazısıyla atılan imzayı anlatmaz. signature style, signature dish, signature sound veya signature feature; bir kişiyi, yeri, markayı ya da türü temsil eden ve kolayca tanınan bir özelliktir.
Alıştırma
signature shapes ifadesindeki signature ne anlama gelir?
- bir kişinin el yazısıyla yazdığı adı
- sıradan ve değişmesi muhtemel
- ayırt edici ve kolay tanınan
Cevabı göster
ayırt edici ve kolay tanınan
Örnek sunmak için Take this ..., or this ...
Bir açıklamanın başında Take this ... ifadesi “bu örneği düşünün” veya “bu örneğe bakın” anlamına gelir. Dinleyicinin dikkatini sivri kuvarsa yöneltir, ardından or ile ikinci örnek olan galen küplerini ekler. Burada take fiziksel bir hareketi anlatmak yerine bilgiyi düzenler. Aynı kalıp genel bir düşünceyi bir veya daha fazla somut örnekle açıklamayı sağlar.
Alıştırma
Örnekte “Take this ..., or this ...” dinleyiciden ne yapmasını istiyor?
- İki mineral örneğini alıp götürmek
- İki belirli örneği düşünmek
- Satın almak için bir mineral seçmek
Cevabı göster
İki belirli örneği düşünmek
But what causes them to grow into these shapes again and again? Notlar
0:52Peki ama tekrar tekrar bu şekillerde büyümelerine neden olan şey nedir?
causes them to grow into: cause + nesne + to-infinitive
causes them to grow into içinde them, causes fiilinin nesnesidir; to grow ise bu nesneye ne olduğunu belirten to-infinitive yapısıdır. Kalıp cause + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: bir şey, bir kişinin veya nesnenin bir şey yapmasına neden olur. Grow into, aşamalı bir değişimin sonucunu ekler: kristaller gelişerek bu şekillere ulaşır. cause sonrasında to korunur: causes them to grow denir, causes them grow denmez.
Alıştırma
causes, the metal ve to expand ifadelerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: Heat ____.
Cevabı göster
causes the metal to expand
again and again: tekrarlanan olay
again and again, “tekrar tekrar” ya da “birçok kez” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Olayları yalnızca bir kez daha gerçekleşmiş olarak değil, yinelenen bir örüntü olarak sunar. Bu cümlede grow into these shapes ifadesini niteler. Soru, aynı tür şekillerin neden sürekli oluştuğunu sorar; dolayısıyla tekrar, tek seferlik bir rastlantıdan çok düzenli bir nedene işaret eder.
Alıştırma
Cümleyi again sözcüğünün tekrarlanmasıyla oluşan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The same warning appeared ____.
Cevabı göster
again and again
Part of the answer lies in ...: bir etken sunmak
Part of the answer, iddianın kapsamını sınırlar: Konuşan kişi tam bir açıklama değil, bir etken sunmak üzeredir. lies in, “-de yatar” veya “-ile açıklanır” anlamına gelir. Part of the answer lies in ... kalıbı önceki soruyu in’den sonra gelen etkene bağlar; burada their atoms bir sonraki odak olur. Bu yapıda lies, “yalan söyler” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Part of the answer lies in the soil” kalıbı neyi belirtir?
- Toprak bir etkendir ve başka etkenler de olabilir.
- Toprak yanlış bir ifade kullanıyor.
- Toprak mümkün olan tek açıklamadır.
Cevabı göster
Toprak bir etkendir ve başka etkenler de olabilir.
Every crystal's atoms are arranged in a highly organized repeating pattern. Kalıp ifadeler
1:00Her kristalin atomları son derece düzenli, tekrarlanan bir düzende sıralanmıştır.
are arranged in a ... pattern: belirli bir örüntü içinde dizilmek
be arranged in a pattern yapısı, nesnelerin nasıl konumlandığını, yani belirli bir düzeni veya tasarımı izlediğini anlatır. Bu cümlede are arranged, atomların yapısal durumuna odaklanır; onları bir insanın dizdiğini göstermez. highly organized ve repeating ifadelerinin ikisi de pattern sözcüğünü niteler. Birlikte, atomların diziliminin düzenli olduğunu ve tekrar tekrar ortaya çıktığını belirtirler.
Alıştırma
Cümleyi 'tekrar eden bir örüntüye göre dizilmek' anlamındaki hedef yapıyla tamamlayın: In this fabric, the dots ____ a repeating pattern.
Cevabı göster
are arranged in
This pattern is the defining feature of a crystal Kalıp ifadeler
1:05Bu düzen bir kristalin belirleyici özelliğidir
the defining feature: bir şeyi tanımlayan özellik
defining feature, bir şeyin ne olduğunu veya hangi kategoriye ait olduğunu belirlemeye yardımcı olan özellik demektir. Defining, yalnızca önemli veya dikkat çekici demekten daha güçlü ve daha belirgindir. Burada tekrar eden atom örüntüsü, bir kristali kristal olarak tanımlayan özellik şeklinde sunulur. the tanımlığı, bu açıklamada belirleyici kabul edilen belirli özelliği gösterir.
Alıştırma
the defining feature ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- bir şeyin ne olduğunu belirlemeye yardımcı olan bir özellik
- yalnızca kısa bir süre devam eden bir nitelik
- yalnızca süsleme amacıyla eklenmiş bir ayrıntı
Cevabı göster
bir şeyin ne olduğunu belirlemeye yardımcı olan bir özellik
isn't restricted to minerals: gereğinden dar bir sınırı reddetmek
Be restricted to, belirli bir grup ya da alanla “sınırlı olmak” anlamına gelir. Isn't ile kullanılan isn't restricted to minerals, bu örüntünün minerallerin dışında da görüldüğünü belirtir. Burada ifade, kapsamı gereğinden dar gören bir varsayımı düzeltir: Mineraller kapsama dahildir, ancak kristali tanımlayan bu örüntüye sahip olabilen tek malzemeler değildir. Bir şey adı belirtilen tek bir kategoriden daha geniş bir alanda geçerliyse not be restricted to kullanılabilir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi kullanarak yeni cümleyi tamamlayın: The museum program ____ school groups.
Cevabı göster
isn't restricted to
Sand, ice, sugar, chocolate, ceramics, metals, DNA,
1:10Kum, buz, şeker, çikolata, seramik, metaller, DNA
and even some liquids have crystalline structures. Anlatım akışı
1:15ve hatta bazı sıvıların bile kristal yapıları vardır.
and even some liquids: şaşırtıcı son öğeyi belirtmek
Even, some liquids ifadesini listedeki en şaşırtıcı ek olarak gösterir. And son öğeyi bağlarken even, bu örneğin dinleyicinin normalde bekleyebileceği şeyin ötesine geçtiğini belirtir. Even olmadan da cümle sıvıları bir gerçek olarak listelerdi, ancak “şaşırtıcı biçimde sıvılar da” vurgusu kaybolurdu. Bilimsel açıklamalarda even, ifadenin doğru olup olmadığını değiştirmekten çok, sezgilere aykırı bir örneğe dikkat çeker.
Alıştırma
Bu cümlede even okuyucuya ne anlatır?
- Kristal yapılara sahip olan tek şey bazı sıvılardır.
- Bazı sıvılar önceki öğelerden daha şaşırtıcı bir örnektir.
- Bazı sıvılar listeden çıkarılmalıdır.
Cevabı göster
Bazı sıvılar önceki öğelerden daha şaşırtıcı bir örnektir.
Each crystalline material's atomic arrangement falls into one of six different families. Kelime
1:19Her kristal malzemenin atom dizilimi altı farklı aileden birine aittir.
falls into one of six different families: altı aileden birine girer
falls into one of six different families ifadesi “altı sınıflandırma grubundan birine aittir” anlamına gelir. Buradaki family, üyeleri ortak yapısal özellikler taşıyan bir sınıfı anlatan teknik bir sınıflandırma sözcüğüdür; akrabalardan oluşan aile demek değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp fall into one of + sayı + çoğul grup adıdır. Fiil özneyle uyumlu olur: atomic arrangement tekil olduğu için cümlede falls kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi fall into one of ifadesinin simple present biçimiyle tamamlayın: In this system, each report ____ three categories.
Cevabı göster
falls into one of
crystals will grow into geometric shapes Kalıp ifadeler
1:34kristaller, atomlarının dizilişini yansıtan
Given the appropriate conditions: uygun koşullar sağlandığında
Given the appropriate conditions, “koşullar uygunsa” veya “doğru koşullar mevcut olduğunda” anlamına gelir. Baştaki ifade, ana cümledeki sonucun gerçekleşme koşulunu belirtir; given burada birinin koşulları başkasına verdiği anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir yapı Given + isim öbeği, ana cümledir. Bu, if ile kurulan koşul cümlesinin daha kısa bir alternatifidir.
Alıştırma
Koşulu Given ve clear instructions sözcükleriyle tamamlayın: ____, anyone can assemble the shelf.
Cevabı göster
Given clear instructions
grow into geometric shapes: gelişerek bir sonuca dönüşmek
Burada grow into, “zamanla büyüyüp veya gelişip belirli bir sonuca ulaşmak” anlamına gelir. geometric shapes tamamlayıcısı, kristallerin sonunda aldığı biçimleri belirtir. grow into + isim yapısında into, bir yere doğru hareketi değil, ortaya çıkan durumu veya biçimi gösterir. Bu yapı hem fiziksel büyümeyi hem de uzun süreli gelişimi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi grow into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Over several years, the small club ____ a national organization.
Cevabı göster
grew into
reflect the arrangement of their atoms: altta yatan yapıyı göstermek
Burada reflect, “göstermek veya ortaya koymak” anlamına gelir. Kristallerin görünen şekilleri, atomlarının nasıl dizildiği hakkında bilgi verir. reflect; arrangement, change veya condition gibi soyut bir nesne aldığında genellikle gözlemlenebilir bir sonucu altta yatan neden veya yapıyla ilişkilendirir. Bu cümlede ışığın geri yansıması anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede reflects ne anlama geliyor? The exterior pattern reflects the material's internal structure.
- İç yapı hakkında bir şey gösterir.
- İç yapıyı tamamen gizler.
- Işığı malzemeden geri yansıtır.
Cevabı göster
İç yapı hakkında bir şey gösterir.
which has a cubic structure composed of lead and sulfur atoms. Kalıp ifadeler
1:40kübik bir yapıya sahip olan galeni ele alalım.
composed of lead and sulfur atoms: kurşun ve kükürt atomlarından oluşan
Composed of lead and sulfur atoms, cubic structure ifadesini niteler ve yapının nelerden meydana geldiğini belirtir. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: a cubic structure that is composed of lead and sulfur atoms. Başka bağlamlarda da kullanılabilen be composed of + bileşenler kalıbı, “-den oluşmak” anlamına gelir. Buradaki composed, “oluşturmak” anlamındaki compose fiilinden gelir; “sakin” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi be composed of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The committee is ____ teachers, parents, and students.
Cevabı göster
composed of
The relatively large lead atoms are arranged in a three-dimensional grid Kalıp ifadeler
1:44Nispeten büyük olan kurşun atomları üç boyutlu bir ızgarada
arranged in a three-dimensional grid: üç boyutlu bir ızgara biçiminde düzenlenmiş
Are arranged in a three-dimensional grid, atomların uzamsal düzenini anlatır. Are arranged edilgen yapıdadır: odak, atomları kimin veya neyin düzenlediğinde değil, ortaya çıkan diziliştedir. Başka bağlamlarda da kullanılabilen be arranged in + desen, sıra veya yapı kalıbı, nesnelerin nasıl konumlandığını belirtir. Burada three-dimensional, ızgaranın uzayda yayıldığı anlamına gelir; dolayısıyla grid yalnızca düz bir tabloyu veya iki boyutlu kareler kümesini ifade etmez.
Alıştırma
Işıkların dairesel bir desen oluşturacak şekilde dizildiğini doğal olarak anlatan cümle hangisidir?
- The lights are arranged on a circle.
- The lights are arranged in a circle.
- The lights arrange in a circle.
Cevabı göster
The lights are arranged in a circle.
90 degrees from one another: göreli bir açı
Bu ifade, nesnelerin veya yönlerin arasında 90 derecelik bir açı olduğunu belirtir. Genellikle be fiilinden ya da konumu anlatan bir fiilden sonra gelir. From one another, her nesnenin yönünü diğerlerine göre belirtir. Buradaki from bir başlangıç noktasını veya hareket kaynağını göstermez.
Alıştırma
İki panelin yönleri arasında 90 derecelik açı olduğunu doğal biçimde söyleyen cümleyi seçin.
- The two panels are positioned 90 meters from one another.
- The two panels are positioned 90 degrees from one another.
- The two panels came from one another at 90 degrees.
Cevabı göster
The two panels are positioned 90 degrees from one another.
While the relatively small sulfur atoms fit neatly between them. Kalıp ifadeler
1:50Nispeten küçük kükürt atomları ise aralarına düzgünce yerleşir.
fit neatly between them: aralarındaki alana tam oturmak
Burada fit, yalnızca kıyafetlerin “uyması” değil, “bir alan için doğru boyut veya şekilde olmak” anlamına gelir. Daha küçük kükürt atomları, daha büyük kurşun atomlarının arasındaki boşlukları doldurabilir. Neatly, düzenin düzgün ve sıkı olduğunu ekler. Between them, kükürt atomlarını söz konusu kurşun atomlarının arasındaki boşluklara yerleştirir; them ise kurşun atomlarını ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi fit neatly between ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The narrow cabinet ____ the desk and the wall.
Cevabı göster
fits neatly between
while lead will tend to bond to these places. Kalıp ifadeler
2:00kurşun ise buralara bağlanma eğilimi gösterir.
tend to bond to: bağlanma eğilimini anlatmak
tend to bond to ifadesinde tend to + fiilin yalın hâli, her seferinde gerçekleşen bir sonucu değil, sık görülen bir düzeni veya beklenen bir eğilimi anlatır. Burada kurşun atomlarının bu noktalarla genellikle kimyasal bağ kurduğu belirtilir. Will bir tahmini belirtir, ancak tend to bu tahminin kesinliğini sınırlar: will tend to, bir şeyin genel bir eğilim olarak gerçekleşmesinin beklendiğini anlatır; kesinlikle gerçekleşeceğini anlatmaz. Bond to'dan sonra kurşunun kimyasal olarak bağlandığı yer veya parçacık gelir.
Alıştırma
Yaygın ancak kesin olmayan bir bağlanma düzenini anlatan hedef ifadeyle bilimsel cümleyi tamamlayın: Under these conditions, the particles ____ the metal surface.
Cevabı göster
tend to bond to
Eventually, they will complete the grid of bonded atoms. Kalıp ifadeler
2:03Sonunda, birbirine bağlı atomlardan oluşan ızgarayı tamamlarlar.
complete the grid of bonded atoms: yapıyı bütün hâle getirmek
complete the grid ifadesinde complete, hâlâ eksik olanı ekleyerek ızgarayı bütün hâle getirmek anlamındaki geçişli bir fiildir. Yalnızca verilmiş bir görevi bitirmeyi değil, bir sürecin sonucunu anlatır. of bonded atoms, ızgaranın neyden oluştuğunu belirtir. Bonded, sıfat gibi kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır: atomlar kimyasal bağlarla birbirine bağlıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede complete, bir yapıyı bütün hâle getirmek anlamında kullanılmıştır?
- The final panel completes with the frame.
- The final panel completes the frame.
- The final panel is complete the frame.
Cevabı göster
The final panel completes the frame.
This means the 90 degree grid pattern of galena's crystalline structure Anlatım akışı
2:07Bu, galenin kristal yapısındaki 90 derecelik ızgara düzeninin,
is reflected in the visible shape of the crystal. Kalıp ifadeler
2:11kristalin görünür şekline yansıdığı anlamına gelir.
This means: önceki bilgiden sonuç çıkarma
Burada This, daha önce açıklanan 90 derecelik atom dizilimine gönderme yapar. means ise sonraki bilgiyi bunun sonucu veya çıkarımı olarak sunar. Açıklamalarda This means, okuyucuyu bir olgu, süreç veya kanıttan bunlardan çıkarılabilecek sonuca götürür. Sonraki fikrin yeni bir konu olmadığını, önceki bilgiyle bağlantılı olduğunu gösterir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi burada öğrenilen iki kelimelik sonuç ifadesiyle tamamlayın: The last bus has gone. ____ we have to walk home.
Cevabı göster
This means
is reflected in the visible shape: içsel bir özelliğin dış biçimde görünmesi
Bu cümlede is reflected in the visible shape, kristalin içindeki 90 derecelik ızgara deseninin dış biçiminde görülebildiğini anlatır. Gösterilen özellik desendir; görünür şekil ise bu özelliğin etkisinin ortaya çıktığı yerdir. Bu, be reflected in kalıbının soyut anlamıdır: bir nitelik, neden veya durum gözlemlenebilir bir sonuçta fark edilir hâle gelir. Burada ışık ya da ayna yansıması anlatılmaz.
Alıştırma
İngilizce cümleyi be reflected in kalıbının doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The team's priorities ____ its budget.
Cevabı göster
are reflected in
Quartz, meanwhile, has a hexagonal crystalline structure. Anlatım akışı
2:14Öte yandan kuvars, hegzagonal bir kristal yapıya sahiptir.
Quartz, meanwhile: karşılaştırmadaki diğer öğeye geçiş
Bu cümlede meanwhile, odağı daha önce ele alınan mineralden kuvarsa geçirir ve ikisini karşılaştırmak için yan yana getirir. Buradaki anlamı esas olarak “aynı anda” değil, “kuvars ise” veya “öte yandan kuvars” ifadesine yakındır. Özne olan Quartz sözcüğünden sonra araya girip virgüllerle ayrılan meanwhile, ikinci konu hakkında buna paralel bir bilginin geleceğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede meanwhile, aynı anda gerçekleşen olayları belirtmek yerine karşılaştırmadaki ikinci öğeye geçmek için kullanılmıştır?
- The standard room faces the street. The deluxe room, meanwhile, overlooks the garden.
- I cooked dinner. Meanwhile, my brother set the table.
- The standard room overlooks the garden because the deluxe room faces the street.
Cevabı göster
The standard room faces the street. The deluxe room, meanwhile, overlooks the garden.
on one plane: geometrik düzlem anlamındaki plane
Burada on one plane, “tek bir düz, iki boyutlu yüzey üzerinde” anlamına gelir. Bu ifade, anlatımı o geometrik katmanda görülen düzenle sınırlar. Cümle atomlardan ve altıgenlerden söz ettiği için plane, bir uçak değil, “düzlem” anlamındaki geometri terimidir. Bu iki boyutlu görünüm daha sonra tam üç boyutlu yapıyla karşılaştırılabilir.
Alıştırma
“The four points all lie on one plane,” cümlesinde plane ne anlama gelir?
- üç boyutlu katı bir nesne
- düz ve iki boyutlu bir yüzey
- uçak
Cevabı göster
düz ve iki boyutlu bir yüzey
these hexagons are composed of many interlocking pyramids
2:23bu altıgenler, bir silikon ve dört oksijen atomundan oluşan,
In three dimensions: üç boyutlu uzamsal çerçeveyi belirlemek
Cümlenin başındaki In three dimensions, ardından gelen betimleme için uzamsal çerçeveyi belirler. Yapıyı düz bir desen olarak değil, uzunluğu, genişliği ve yüksekliği olan bir biçim olarak düşünmeniz gerektiğini gösterir. Burada dimensions, uzaydaki birbirinden bağımsız yönler demektir. Bir nesnenin boyut ölçülerinin sayısal değerleri anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, 'uzunluğu, genişliği ve yüksekliği olan' anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ders ifadesiyle tamamlayın: The scan shows the object ____.
Cevabı göster
in three dimensions
made up of one silicon atom and four oxygen atoms. Kalıp ifadeler
2:27birbirine kenetlenmiş birçok piramitten meydana gelir.
made up of: bir bütünün parçalarını sıralamak
Made up of, “...den oluşan” anlamına gelir. Burada pyramids sözcüğünü açıklayan kısaltılmış bir ilgi yapısıdır: pyramids made up of atoms, pyramids that are made up of atoms ile aynı anlama gelir. Tam yapıyı kullanırken bütünü be made up of ifadesinden önce, parçaları ise of sözcüğünden sonra koyun: The system is made up of several parts. Burada of sözcüğü zorunludur. Of olmadan made-up, uydurulmuş bir şeyi niteleyebilir; ancak made up of bu anlama gelmez.
Alıştırma
Bir bütünün parçalardan oluştuğunu belirten üç sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: A byte is ____ eight bits.
Cevabı göster
made up of
six-sided column with pointed tips: sivri uçlu altı yüzlü sütun
Six-sided, column sözcüğünden önce kullanılan birleşik bir sıfattır. Altı yüzü olan anlamına gelir: birleşik yapı içinde side tekil kalır ve yapı isimden önce geldiğinde sözcükler kısa çizgiyle birleştirilir. Column ana şekli adlandırır, with pointed tips ise uçların özelliğini ekler. Yeniden kullanılabilecek kalıp [sayı]-sided + şekil adı + with + görünür özellik biçimindedir.
Alıştırma
Sekiz yüzü ve düz bir tepesi olan kuleyi hangi ifade doğru biçimde tanımlar?
- an eight-sided tower with a flat top
- an eight-sides tower with a flat top
- an eight-sided with tower a flat top
Cevabı göster
an eight-sided tower with a flat top
most crystals have the potential to form multiple geometric shapes. Kalıp ifadeler
2:41çoğu kristalin birden fazla geometrik şekil oluşturma potansiyeli vardır.
Depending on environmental conditions: çevre koşullarına bağlı olarak
Depending on environmental conditions, bir koşul belirleyen kısa bir -ing ifadesidir. Sonrasında olacak şeyin çevreye göre değişebileceğini gösterir; ardından gelen ana cümle olası sonucu verir. Depending on ifadesinden sonra bir isim ya da isim öbeği gelir; burada bu öbek environmental conditions ifadesidir. Bu ifade tek başına tam bir cümle değildir. Ana cümleden sonra da gelebilir: Most crystals can form different shapes depending on environmental conditions.
Alıştırma
Sonucun hava durumuna göre değişebileceğini göstermek için Depending on ifadesini hangi cümle doğru kullanır?
- Depending on the weather.
- Depending on the weather, the class may eat outside.
- Depending the weather, the class may eat outside.
Cevabı göster
Depending on the weather, the class may eat outside.
have the potential to form: henüz gerçekleşmemiş bir olasılık
Have the potential to form, “oluşturma kapasitesine sahip olmak veya uygun koşullarda oluşturabilmek” anlamına gelir. Yapı have/has the potential to + fiilin yalın hâlidir; burada to mastar yapısını başlattığı için form yalın hâlde kalır. Potential, mümkün olan veya henüz gerçekleşmemiş bir sonuca işaret eder. Her kristalin gerçekten birden fazla şekil oluşturduğunu ya da sonucun kesin olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi have the potential to yapısının doğru biçimi ve reduce fiiliyle tamamlayın: This new coating ____ heat loss.
Cevabı göster
has the potential to reduce
For example, diamonds, which form deep in the Earth's mantle, Dilbilgisi
2:46Örneğin Dünya'nın mantosunun derinliklerinde oluşan elmaslar
which form deep in the Earth's mantle: ek bilgi veren sınırlayıcı olmayan ilgi cümleciği
Which form deep in the Earth's mantle, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Hangi diamonds grubunun kastedildiğini belirlemek yerine diamonds hakkında ek bilgi verir; virgüller bu ek bilgiyi ayırır. Which, çoğul diamonds ismine gönderme yapar ve form ilgi cümleciğinin içindeki fiildir; bu nedenle çoğul özneyle uyumludur. Daha büyük cümle yapısını bulmak için virgüller arasındaki cümleciği zihninizde atlayın ve diamonds ile bağlantılı ana fiili aramaya devam edin.
Alıştırma
Hangi cümlede, zaten belirlenmiş bir isim hakkında ek bilgi vermek için sınırlayıcı olmayan bir which cümleciği kullanılmıştır?
- The library, which closes at six, is across from the park.
- Which closes at six, the library is across from the park.
- The library which closes at six is across from the park.
Cevabı göster
The library, which closes at six, is across from the park.
and can grow into either cubes or octahedrons. Dilbilgisi
2:52ve küp veya oktahedron şeklinde büyüyebilirler.
either cubes or octahedrons: iki alternatifi bağlama
Either ... or ... iki alternatifi tek bir yapı içinde sunar. Buradaki olası şekiller küpler ve sekizyüzlülerdir. either ve or sözcüklerinden sonra gelen ögeler dil bilgisi açısından paralel olmalıdır. Bu cümlede her ikisi de çoğul isimdir: cubes ve octahedrons.
Alıştırma
Cümleyi either ... or ile tamamlayın: We can meet ____ on Saturday ____ on Sunday.
Cevabı göster
either · or
Which shape a particular diamond grows into Dilbilgisi
2:56Belirli bir elmasın hangi şekilde büyüyeceği,
depends on the conditions where it grows, Kalıp ifadeler
2:58basınç, sıcaklık ve kimyasal ortam dahil olmak üzere
Which shape a particular diamond grows into: özne olan yerleştirilmiş soru yan cümlesi
Which shape a particular diamond grows into, cümle içine yerleştirilmiş bir soru yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı depends on ifadesinin öznesidir. Elmasın son şekliyle ilgili soruyu daha büyük bir açıklama cümlesinin parçası hâline getirir. Yerleştirilmiş bir soru yan cümlesinde düz cümle söz dizimi kullanılır: a particular diamond grows. does a particular diamond grow kullanılmaz. Grow into “belirli bir biçime dönüşmek” anlamına geldiği için into sonda kalır.
Alıştırma
Yerleştirilmiş bir soru yan cümlesinin doğru biçimde özne olduğu cümleyi seçin.
- Which route we take depends on the weather.
- Do we take which route depends on the weather.
- Which route do we take depends on the weather.
Cevabı göster
Which route we take depends on the weather.
depends on the conditions where it grows: büyüme koşullarına bağlı olmak
Bu cümlede depends on, “tarafından belirlenmek veya etkilenmek” anlamına gelir. Belirli bir elmasın büyüme koşulları değiştiğinde söz konusu sonuç da değişebilir. where it grows, conditions sözcüğünü niteler ve hangi koşulların kastedildiğini belirtir. Ayrı bir soru başlatmaz; elmasın büyüdüğü ortamı anlatır ve it o belirli elması ifade eder.
Alıştırma
Büyüme koşullarının bir sonucu belirlediğini anlatmak için depend on ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The plant's size depends the conditions where it grows.
- The plant's size depends on the conditions where it grows.
- The plant's size depends from the conditions where it grows.
Cevabı göster
The plant's size depends on the conditions where it grows.
including pressure, temperature, and chemical environment. Anlatım akışı
3:01büyüdüğü koşullara bağlıdır.
including pressure, temperature, and chemical environment: belirli koşulları örnek olarak sıralamak
Including, hemen önce sözü edilen daha geniş kapsamlı conditions için belirli örnekler verir. Pressure, temperature ve chemical environment bu daha büyük kategorinin üyeleri olarak sunulur. including ile başlayan ifade, yeni ve tam bir cümle kurmak yerine önceki anlatıma destekleyici ayrıntı ekler. Including genellikle listenin örnekler sunduğunu ve tüm olasılıkları içermeyebileceğini gösterir.
Alıştırma
Daha geniş bir gruba örnekler eklemek için including sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- The safety check covers several risks, include heat, pressure, and toxic gases.
- Including heat, pressure, and toxic gases.
- The safety check covers several risks, including heat, pressure, and toxic gases.
Cevabı göster
The safety check covers several risks, including heat, pressure, and toxic gases.
While we can't directly observe growth conditions in the mantle, Anlatım akışı
3:05Mantodaki büyüme koşullarını doğrudan gözlemleyemesek de
that diamonds tend to grow into cubes at lower temperatures Dilbilgisi
3:11elmasların düşük sıcaklıklarda küp şeklinde,
experiments have shown some evidence that: deneysel desteği temkinli biçimde aktarmak
experiments sözcüğü, desteğin nereden geldiğini gösterir: Kanıtın kaynağı deneylerdir. that ile başlayan yan cümle, araştırmanın desteklediği iddiayı verir. have shown, present perfect yapısındadır ve tamamlanmış deneyleri bugün bilinenlerle ilişkilendirir. some evidence ifadeyi temkinli hâle getirir: Bir miktar destek olduğunu, ancak kesin kanıt bulunmadığını belirtir. Evidence bu anlamda genellikle sayılamayan bir isimdir; bu nedenle an evidence veya evidences değil, some evidence ya da a piece of evidence kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi kanıtları temkinli biçimde aktaran hedef ifadeyle tamamlayın: Several controlled trials ____ regular sleep may improve memory.
Cevabı göster
have shown some evidence that
and octahedrons at higher temperatures.
3:15yüksek sıcaklıklarda ise oktahedron şeklinde büyüme eğiliminde olduğuna dair bazı kanıtlar sunmuştur.
While we can't directly observe: kanıt sunmadan önce bir sınırlamayı kabul etmek
Burada While, “bir şey olurken” değil, “-mesine rağmen” anlamındadır. İlk yan cümle bir sınırlamayı kabul eder: mantodaki büyüme koşulları doğrudan gözlemlenememektedir. Ana cümle daha sonra bu sınırlamaya rağmen laboratuvar kanıtlarını sunar. Bu “While + sınırlama, ana iddia veya kanıt” yapısı, önce belirsiz olan noktayı kabul edip ardından yine de neyin desteklenebildiğini belirterek düşünceyi düzenler.
Alıştırma
Bu cümlede baştaki While we can't directly observe ifadesi ne işe yarıyor?
- Gözlem ile deneylerin aynı anda gerçekleştiğini söyler.
- Önce bir sınırlamayı kabul eder, sonra yine de bir iddiayı destekleyen deneysel kanıtlara zemin hazırlar.
- Doğrudan gözlemin laboratuvar deneylerine neden olduğunu söyler.
Cevabı göster
Önce bir sınırlamayı kabul eder, sonra yine de bir iddiayı destekleyen deneysel kanıtlara zemin hazırlar.
at lower temperatures ... at higher temperatures: paralel koşullar
Bu parça, cubes at lower temperatures ile octahedrons at higher temperatures arasındaki karşılaştırmayı tamamlar. İki at öbeği, her şekli farklı bir sıcaklık koşuluyla eşleştirir. İkinci at, yapıyı dengeli tutar: sonuç A + at + koşul A ve sonuç B + at + koşul B. Benzer açıklamalarda edatı tekrarlamak, her sonucu doğru koşulla eşleştirmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Eksik edatı yazarak paralel karşılaştırmayı tamamlayın: The crystals are cubic at lower temperatures and octahedral ____ higher temperatures.
Cevabı göster
at
or magnesium might also influence a diamond's shape. Dilbilgisi
3:22veya magnezyum da bir elmasın şeklini etkileyebilir.
Trace amounts of: eser miktarda
Trace amounts of, “son derece küçük miktarlarda” anlamına gelir. Burada trace, amounts sözcüğünü niteler; bir şeyi takip etme veya izleme eylemini anlatmaz. Yapı trace amounts of + bir ya da daha fazla madde şeklindedir; örneğin trace amounts of water. Bilimsel ölçüm veya testlerde çok küçük miktarlar bildirilirken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle son derece küçük miktarda kurşun tespit edildiğini doğal biçimde bildirir?
- The lab detected trace amounts of lead in the water.
- The lab tracked changes in the amount of lead in the water.
- The lab detected a large amount of lead in the water.
Cevabı göster
The lab detected trace amounts of lead in the water.
might also influence: başka bir etkeni temkinli biçimde eklemek
Burada might influence, bir şeyin etkisi olabileceğini ifade eder. Eser miktardaki maddeleri kanıtlanmış veya kesin nedenler olarak değil, olası etkenler olarak sunar. Bilimsel kanıtlar daha güçlü bir iddiayı desteklemediğinde bu tür temkinli ifadeler yaygındır. Also, bu maddeleri daha önce ele alınan bir etkenin yanına ek bir etken olarak koyar. might also influence diziliminde also, kiplik fiil might'tan sonra ve ana fiil influence'tan önce gelir.
Alıştırma
Bu yorumu değerlendirin: Örnekteki might also influence, eser miktardaki maddelerin bir elmasın şeklini kesinlikle etkilediği anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
never naturally grow into the shapes found in jewelry: doğal büyüme ve mücevher kesimi
never naturally grow into ifadesi, kristalin doğal büyümesinin mücevherlerde görülen kesilmiş ve parlatılmış son biçimleri oluşturmadığını belirtir. Naturally, iddiayı insan eliyle şekillendirme olmadan gerçekleşen büyümeyle sınırlar ve doğal oluşumu daha sonraki kesme ve parlatma işlemleriyle karşılaştırır. the shapes found in jewelry ifadesinde found in jewelry, shapes sözcüğünü niteleyen ve “mücevherlerde görülen” anlamına gelen kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir. Cümle ham elmasların hiçbir şekli olmadığını değil, doğal kristal biçimlerinin tamamlanmış mücevher kesimlerinden farklı olduğunu söyler.
Alıştırma
Örnek, bir elmasın şekli hakkında ne söylüyor?
- Doğal elmasların insanlar onları mücevhere dönüştürene kadar hiçbir şekli yoktur.
- Mücevherlerdeki parlatılmış şekiller doğal büyümeyle değil, daha sonra yapılan kesimle oluşturulur.
- Elmaslar mücevherlerde görülen parlatılmış şekillerle doğal olarak büyür.
Cevabı göster
Mücevherlerdeki parlatılmış şekiller doğal büyümeyle değil, daha sonra yapılan kesimle oluşturulur.
to showcase sparkle and clarity. Kalıp ifadeler
3:33parlaklık ve berraklıklarını göstermek için kesilmişlerdir.
have been cut to showcase: edilgen present perfect + amaç mastarı
Have been cut, have/has been + geçmiş zaman ortacı yapısındaki edilgen present perfect biçimidir. Elmaslar eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. Bu yüzden cümle, onları kimin kestiğine değil, kesim işleminin tamamlanmış olmasına ve bugünkü sonucuna odaklanır. To showcase amaç bildiren bir mastar yapısıdır ve elmasların neden kesildiğini açıklar. Aktarılabilir kalıp özne + have/has been + geçmiş zaman ortacı + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: Bir sonuca ulaşmak için bir şey önceden yapılmıştır.
Alıştırma
Cümleyi design fiilinin edilgen present perfect biçimiyle ve improve içeren amaç mastarıyla tamamlayın: The rooms ____ airflow.
Cevabı göster
have been designed to improve
showcase sparkle and clarity: fiil olarak showcase
Showcase burada bir fiildir; cam vitrin anlamındaki isim değildir. Showcase sparkle and clarity, insanların bu özellikleri fark edip beğenmesi için onları belirgin biçimde sunmak demektir. showcase + nitelik, beceri, özellik veya sonuç kalıbı çoğunlukla güçlü bir yönü vurgular. Yaygın örnekler arasında showcase talent, showcase new features ve showcase the results bulunur.
Alıştırma
Hangi cümlede showcase, insanların fark etmesi için güçlü bir yönü sunmak anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- The portfolio stores Maya's strongest illustrations.
- The portfolio showcases Maya's strongest illustrations.
- The portfolio hides Maya's strongest illustrations.
Cevabı göster
The portfolio showcases Maya's strongest illustrations.
Environmental conditions can also influence whether crystals form at all. Dilbilgisi
3:36Çevresel koşullar kristallerin oluşup oluşmayacağını bile etkileyebilir.
whether crystals form at all: bir şeyin gerçekleşip gerçekleşmediğini sormak
Whether crystals form at all, influence fiilinin nesnesi olan bir isim yan cümlesidir. Kristal oluşumunu cevabı henüz belli olmayan bir evet-hayır sorusu olarak sunar: kristaller oluşabilir ya da oluşmayabilir. At all, olayın temel olarak gerçekleşip gerçekleşmediğine yapılan vurguyu güçlendirir. Cümle kristallerin sayısı, şekli veya kalitesiyle değil, herhangi bir kristalin oluşup oluşmadığıyla ilgilidir.
Alıştırma
Hıza veya sayıya değil, herhangi bir tohumun filizlenip filizlenmediğine odaklanan cümle hangisidir?
- The amount of light may determine how many seeds sprout.
- The amount of light may determine how quickly the seeds sprout.
- The amount of light may determine whether the seeds sprout at all.
Cevabı göster
The amount of light may determine whether the seeds sprout at all.
is made of melted quartz sand: malzemeyi belirtmek
Be made of + malzeme, bir şeyi yapmak için kullanılan malzemeyi belirtir. is made of içinde is, sayılamayan glass öznesiyle kullanılan be biçimidir; made ise edilgen yapıdaki geçmiş zaman ortacıdır. Burada melted quartz sand malzemeyi belirten söz öbeğidir. Melted, kumun sıvı hâle gelene kadar ısıtıldıktan sonraki durumunu anlatır; söz öbeğinin tamamı of sonrasında gelir.
Alıştırma
Cümleyi be made of yapısının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: This bowl ____ recycled glass.
Cevabı göster
is made of
That's because glass cools relatively quickly Anlatım akışı
3:45Bunun nedeni, camın nispeten hızlı soğuması
That's because: belirtilen bir sonucun nedenini açıklama
That's because... az önce belirtilen bir olguya ya da sonuca geri gönderme yapar. Burada That, camın kristal yapıda olmaması olgusunu gösterir; because ile başlayan bölüm ise nedeni verir: cam nispeten hızlı soğur. Bu bağlayıcı bilgiyi sonuçtan nedene doğru düzenler: önce neyin doğru olduğu söylenir, sonra bunun nedeni açıklanır.
Alıştırma
That's because ifadesini sonuçtan nedene doğru doğru sırayla kullanan cümleyi seçin.
- The road is wet. That's why it rained overnight.
- The road is wet. That's because it rained overnight.
- It rained overnight. That's because the road is wet.
Cevabı göster
The road is wet. That's because it rained overnight.
and the atoms do not have time to arrange themselves Dilbilgisi
3:48ve atomların kendilerini bir kuvars kristalinin düzenli yapısına
do not have time to arrange themselves: kendi kendine dizilmek için yeterli zamanın olmaması
Do not have time to arrange themselves, atomların dizilme sürecini tamamlayamayacak kadar hızlı soğuduğunu anlatır. have time to + fiilin yalın hâli kalıbı, «bir şeyi yapmak için yeterli zamanı olmak» anlamına gelir; olumsuz biçimi gerekli zamanın bulunmadığını gösterir. Themselves, çoğul özne the atoms'a geri döner. Arrange themselves into..., atomları başka bir şeyin doğrudan dizmesi yerine atomların kendi kendilerine düzenli bir yapı oluşturması anlamına gelir.
Alıştırma
not have time to arrange oneself ifadesinin geçmiş zaman biçimini ve doğru çoğul dönüşlülük zamirini kullanın: The molecules cooled so quickly that they ____ into a stable pattern.
Cevabı göster
did not have time to arrange themselves
Instead, the random arrangement of the atoms in the melted glass
3:54Bunun yerine, erimiş camdaki atomların rastgele dizilişi
is locked in upon cooling: soğurken sabitlenmek
Burada is locked in, “kalıcı bir durum olarak sabitlenir” anlamına gelen edilgen bir yapıdır. Atomların rastgele diziliminin artık yeniden düzenlenemediğini anlatır; atomların fiziksel olarak bir yere kapatıldığı anlamına gelmez. Upon cooling, “cam soğuduğunda” veya “soğurken” anlamına gelen kısa ve resmî bir zaman ifadesidir. İfade bir bütün olarak, soğumayı rastgele dizilimin sabitlendiği aşama olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: The candle's shape ____.
Cevabı göster
is locked in upon cooling
Many crystals don't form geometric shapes
4:00Birçok kristalin geometrik şekiller oluşturmamasının nedeni,
because they grow in extremely close quarters with other crystals. Deyimler
4:03diğer kristallerle son derece dar alanlarda büyümeleridir.
in extremely close quarters with other crystals: diğer kristallerle son derece dar bir alanda
In close quarters, insanların ya da nesnelerin dar bir alanda birbirine çok yakın olduğu anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Extremely sıkışıklık anlamını güçlendirir; with other crystals ise her kristalin çevresinde sıkışık durumda bulunan şeylerin diğer kristaller olduğunu belirtir. Burada kristaller birbirine o kadar yakın büyür ki belirgin geometrik dış hatlar geliştirecek yer bulamaz. Bu ifadede quarters, üç aylık dönem ya da dörtte bir anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle mürettebatın dar bir alanda sıkışık biçimde uyuduğunu anlatır?
- The crew slept nearby below deck.
- The crew slept in close quarters below deck.
- The crew slept in separate cabins below deck.
Cevabı göster
The crew slept in close quarters below deck.
Rocks like granite are full of crystals, Anlatım akışı
4:08Granit gibi kayaçlar kristallerle doludur
are full of crystals, but none have recognizable shapes ifadesindeki karşıtlık
İlk yan cümle, granit gibi kayaçların çok sayıda kristal içerdiğini söyler. Bu bilgi, belirgin kristal biçimlerinin görülebileceği beklentisini yaratabilir. But ise şaşırtıcı düzeltmeyi getirir: bu kristallerin hiçbirinin açıkça tanınabilir bir şekli yoktur. None, çoğul crystals adının yerine geçer ve onların tek bir tanesinin bile söz konusu özelliğe sahip olmadığını belirtir. Gerçek A + but + beklenmedik gerçek B yapısı, açıklayıcı bir metnin kolayca kurulabilen fakat yanlış bir varsayımı düzeltmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle aynı yapıyı kullanır: büyük miktarda bir şey vardır, ancak beklenen sonuç hiç görülmez?
- The tray is full of seeds, but none have sprouted.
- The tray is full of seeds, and every seed has sprouted.
- The tray has no seeds, so none have sprouted.
Cevabı göster
The tray is full of seeds, but none have sprouted.
many minerals within it crystallize at the same time
4:15içindeki birçok mineral aynı anda kristalleşir
quickly run out of space: kullanılabilir yerin hızla tükenmesi
Run out of space, kullanılabilir alanın tamamının kullanıldığı ve artık yer kalmadığı noktaya gelmek demektir. Buradaki run gerçek anlamda hareket etmeyi anlatmaz; run out of tek bir çok sözcüklü ifade olarak çalışır. Yapı özne + run out of + sınırlı kaynak biçimindedir. Bu cümlede many minerals öznedir, space kaynaktır ve quickly alanın kısa sürede kullanılamaz duruma geldiğini gösterir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: If we keep every video, the phone may quickly ____.
Cevabı göster
run out of space
any discernible geometric shape: ayırt edilebilir herhangi bir geometrik şekil
Discernible, tanınabilecek veya ayırt edilebilecek kadar net demektir. don't ile olumsuzlanan any discernible geometric shape ifadesi, açıkça tanımlanabilen hiçbir geometrik biçimin gelişmediğini anlatır. Kristalin kendisi yine de görülebilir. Buradaki nokta, dış biçiminin tanınabilir bir geometrik şekil olarak ayırt edilememesidir.
Alıştırma
“A faint but discernible pattern appeared in the enlarged image,” cümlesinde discernible ne anlama gelir?
- Resmî olarak kararlaştırılmış
- Tamamen görünmez
- Tanınabilecek kadar net
Cevabı göster
Tanınabilecek kadar net
even given adequate space. Dilbilgisi
4:28fark edilebilir hiçbir geometrik şekil alarak büyümezler.
even given adequate space: yeterli alan sağlansa bile
Given + isim öbeği, varsayılan veya sağlanan bir koşulu sunabilir. Burada given adequate space, “kristallerin yeterli alanı varsa” demektir. Even, koşula ödünleyici bir anlam katar: bu elverişli koşula rağmen önceki olumsuz sonuç geçerliliğini korur. Bu öbek, önceki ana cümleye bir koşul ekler; tek başına tam bir cümle değildir.
Alıştırma
Cümleyi even given + adequate space kullanarak tamamlayın: The plant remained small, ____.
Cevabı göster
even given adequate space
Every crystal's atomic structure has unique properties,
4:31Her kristalin atom yapısı benzersiz özelliklere sahiptir
and while these properties may not have any bearing on human emotional needs, Deyimler
4:34ve bu özellikler insanlığın duygusal ihtiyaçlarıyla hiçbir bağlantı taşımasa da
have any bearing on human emotional needs: insanların duygusal ihtiyaçlarıyla ilgili olmak veya onları etkilemek
Have a bearing on, “ilgili olmak” ya da “etkilemek” anlamına gelir. may not have any bearing on yapısındaki not ... any güçlü bir olumsuzluk oluşturur: Bu özelliklerin insanların duygusal ihtiyaçlarıyla hiçbir bağlantısı olmayabilir. Burada ifade, hafif mizahi bir ödünleme oluşturur. Konuşmacı, pratik uygulamalardan söz etmeden önce duygusal rahatlık ile bilimsel faydayı birbirinden ayırır.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki “ilgili olmak veya etkilemek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The color of the test paper does not ____ your final score.
Cevabı göster
have any bearing on
they do have: vurgulayıcı do
they do have ifadesindeki do, “yapmak” anlamındaki ana fiil değil, vurgu yapan bir yardımcı fiildir. Olumlu ifadeyi güçlendirir: Bu özelliklerin gerçekten önemli uygulamaları vardır. Bu vurgu, önceki ödünlemenin oluşturabileceği olumsuz beklentiye yanıt verir. Yapı do/does/did + fiilin yalın hâlidir; bu nedenle have yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Cümleyi have fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: These gloves look thin, but they ____ a warm lining.
Cevabı göster
do have
in materials science and medicine: uygulama alanlarını belirtmek
Burada in materials science and medicine ifadesi, kristal özellikleriyle ilgili bilginin pratik olarak kullanılabileceği iki alanı belirtir. Bu alan adları uygulama alanlarını gösterir; yalnızca birinin ilgilendiği iki konuyu sıralamaz. Bu kullanımda in, “... alanında” anlamına gelir. İngilizcede applications veya useful gibi sözcüklerden sonra sıkça in + alan yapısı kullanılır. applications in medicine ve useful in engineering buna örnektir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şeyin uygulanabileceği alanları belirtmek için in materials science and medicine ifadesini kullanıyor?
- This discovery may have applications in materials science and medicine.
- The history of materials science and medicine is fascinating.
- She reads about materials science and medicine every weekend.
Cevabı göster
This discovery may have applications in materials science and medicine.
Have you ever wondered why you can see through glass, Anlatım akışı
4:45Camın arkasını neden görebildiğinizi
Have you ever wondered why ...: merak uyandıran bir soru
Have you ever wondered why ... ifadesi, kelime anlamıyla dinleyicinin bir şeyin nedenini daha önce düşünüp düşünmediğini sorar. Bu cümledeki asıl görevi ise retoriktir: günlük bir gözlemi soruya dönüştürür, merak uyandırır ve dinleyiciyi sonraki açıklamaya yönlendirir. wondered why ifadesinden sonra dolaylı soru dizilişi kullanılır: why you can see örneğinde olduğu gibi özne fiilden önce gelir; why can you see denmez. Bu yapı bir videoda, konuşmada, derste veya yazıda yeni bir soru ortaya atabilir.
Alıştırma
Bu bilim videosunun girişini dersteki beş sözcüklü merak uyandıran ifadeyle tamamlayın: ____ some birds migrate at night?
Cevabı göster
Have you ever wondered why
what fire is made of: dolaylı soruda düz cümle dizilişi
Burada what fire is made of, birinin neyi merak ettiğini belirten dolaylı bir soru yan cümlesidir. Soru sözcüğü what yan cümleyi başlatır; fire özne, is made of ise yüklem öbeğidir. Dolaylı sorularda düz cümle dizilişi kullanılır. Bu nedenle wonder, know veya ask gibi fiillerden sonra what fire is made of denir. Doğrudan soru What is fire made of? şeklindedir; ancak daha büyük bir cümlenin parçası olduğunda devrik soru dizilişi ortadan kalkar.
Alıştırma
What is fire made of? doğrudan sorusunu dolaylı soruya dönüştürerek cümleyi tamamlayın: I've often wondered ____.
Cevabı göster
what fire is made of
Did you know gold doesn't originally come from our planet? Anlatım akışı
4:50Altının aslen gezegenimizden gelmediğini biliyor muydunuz?
Did you know ...?: şaşırtıcı bir bilgiyi sunan giriş kalıbı
Burada Did you know ...? esas olarak dikkat çekici bir bilgi girişi işlevi görür. Konuşmacı, dikkati çekmek ve bilginin şaşırtıcı olabileceğini göstermek için sonraki ifadeyi soru biçiminde sunar, ardından açıklamaya geçer. Soruya gerçek anlamıyla yanıt vermek hâlâ mümkündür; ancak bilim videolarında, derslerde, konuşmalarda ve popüler medyada asıl görevi çoğu zaman mesajı düzenlemektir: önce merak uyandırır, sonra yeni bilgiyi sunar.
Alıştırma
Hangi cümle Did you know ...? kalıbını şaşırtıcı bir gerçeğin önünde dikkat çekici bir giriş olarak en iyi şekilde kullanıyor?
- Did you know that octopuses have three hearts?
- Do you know where I left my keys?
- Could you tell me when the museum closes?
Cevabı göster
Did you know that octopuses have three hearts?
Find out more about the fascinating makeup of our environment
4:53Çevremizin büyüleyici yapısı hakkında daha fazlasını