Sandığınız Yerde Değilsiniz: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
1.291 kelime 187 kel/dk

Video özeti: Dünya'dan Samanyolu'na, konum, yukarı ve aşağı referans çerçevesine bağlıdır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it turns out that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: sezgisel varsayımı tersine çeviren sonucu tanıyın ve dinleyiciyi yeni sonuca götürün. 2. far from it. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: “doğru ya da tamamlanmış olmaktan çok uzak” diye anlayın, fiziksel mesafeyle karıştırmayın ve devamı belirtin. 3. where the best up and down is is hard. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: ilk is öğesini where yan cümlesine, ikincisini ana cümleye bağlayın ve karmaşık cümleyi hata sanmayın.

Bu derste

Look around you.

0:00

Etrafınıza bir bakın.

Where are you?

0:02

Neredesiniz?

Where is this place you're occupying?

0:03

İşgal ettiğiniz bu yer neresi?

Somewhere in a room, maybe in a city,

0:06

Bir odada bir yer, belki bir şehirde,

on a continent, on a planet orbiting a star in a galaxy among billions.

0:08

bir kıtada, milyarlarca galaksi içindeki bir galakside bir yıldızın yörüngesinde dönen bir gezegende.

But where is all of that?

0:13

Peki tüm bunlar nerede?

While this may feel like a daft question,

0:16

Bu aptalca bir soru gibi gelse de,

it turns out that the concept of an absolute position is something humans made up. Anlatım akışı

0:18

mutlak konum kavramının insanların uydurduğu bir şey olduğu ortaya çıkıyor.

Anlatım akışı

It turns out that: beklenmedik bir sonucu açıklamak

It turns out that, kontrol etme, düşünme veya bir açıklamayı dinleme sonrasında netleşen bir gerçeği ya da sonucu tanıtır. Bu cümlede, kesin bir konum arayışından mutlak konumun insanlar tarafından oluşturulmuş bir fikir olduğu sonucuna geçişi gösterir. Buradaki it belirli bir şeyi göstermez. it turns out that + yan cümle kalıbının tamamı bilgiyi düzenler: önce bir soru veya beklenti vardır, ardından konuşmacı gerçekte doğru olanı açıklar.

Alıştırma

Maya her yeri aradıktan sonra kayıp anahtarı sırt çantasında buluyor. Doğrulanmış ve biraz şaşırtıcı olan bu sonucu en iyi hangi cümle tanıtır?

  1. It turns out that the key was in her backpack.
  2. It seems that the key is in her backpack.
  3. Maya guesses that the key is in her backpack.
Cevabı göster

It turns out that the key was in her backpack.

In a nutshell, Deyimler

0:24

Özetle,

Deyimler

In a nutshell: ana fikri kısaca vermek

In a nutshell, birkaç kelimeyle veya yalnızca ana fikri vererek anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki nutshell gerçek anlamda bir kabuğu ifade etmez. Bir ifadenin başında kullanılıp ardından virgül geldiğinde, dinleyiciye kısa bir özetin geleceğini bildirir. Burada sonraki açıklamayı fikrin en basit hâli olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi “çok az kelimeyle” anlamındaki deyimle tamamlayın: ____, our class needs more time to finish the project.

Cevabı göster

In a nutshell

the universe is a big bag of space that has things in it.

0:24

evren, içinde bir şeyler olan büyük bir uzay torbasıdır.

If someone removed all these things,

0:28

Eğer birisi tüm bu şeyleri,

the stars and planets and black holes and dust,

0:30

yıldızları, gezegenleri, kara delikleri ve tozları çıkarsaydı,

there would just be empty space left.

0:33

geriye sadece boş uzay kalırdı.

In empty space, the concept of having a position loses all meaning. Kalıp ifadeler

0:35

Boş uzayda, bir konuma sahip olma kavramı tüm anlamını yitirir.

Kalıp ifadeler

loses all meaning. — Bir kavramın tüm anlamını yitirmesi

“loses all meaning” ifadesindeki lose, bir nesneyi kaybetmek değil, soyut bir niteliğe artık sahip olmamak anlamına gelir. Özne “the concept of having a position” olduğu için cümle, belirtilen durumda bu kavramın artık işe yarar bir yorumunun kalmadığını söyler. “All” sonucun tamamen gerçekleştiğini vurgular: kavram yalnızca daha zayıf ya da daha az kullanışlı hâle gelmez. Gerekli koşullar ortadan kalktığında bir düşüncenin, kuralın, ayrımın veya açıklamanın artık uygulanamaması da bu yapıyla anlatılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede “loses all meaning” ne anlama gelir?

  1. Artık anlamlı bir referans noktası yoktur.
  2. Kavram fiziksel olarak kaybedilmiştir.
  3. Açıklanması zorlaşır ama anlamı aynı kalır.
Cevabı göster

Artık anlamlı bir referans noktası yoktur.

Empty space is uniform, the same everywhere.

0:39

Boş uzay tekdüzedir, her yerde aynıdır.

The space we occupy is not like a stage under our feet. Deyimler

0:43

İşgal ettiğimiz alan ayaklarımızın altındaki bir sahne gibi değildir.

Deyimler

like a stage under our feet. — Sabit bir platform metaforunu reddetmek

“like a stage under our feet” ifadesinde like, “a stage under our feet” isim öbeğinden önce gelerek bir benzetme başlatır. Sahne, insanları taşıyan sabit bir yüzeyi düşündürdüğü için bu ifade uzayı sabit bir platform gibi görmenin tanıdık bir resmini verir. Cümlede “is not like” dendiği için bu resim reddedilir. Vurgulanan bölüm, gerçekten ayaklarımızın altında bir sahne olduğunu söylemez; konuşmacının düzelttiği düşünce modelini adlandırır.

Alıştırma

Bu cümlede “like a stage under our feet” ne işe yarar?

  1. Gerçek bir sahnenin fiziksel olarak ayaklarımızın altında olduğunu söyler.
  2. Konuşmacının sahnelerde ayakta durmaktan hoşlanmadığını söyler.
  3. Konuşmacının uzay modeli olarak reddettiği tanıdık bir karşılaştırma sunar.
Cevabı göster

Konuşmacının uzay modeli olarak reddettiği tanıdık bir karşılaştırma sunar.

We can't mark specific points or staple something to space-time as an anchor. Deyimler

0:47

Belirli noktaları işaretleyemez veya uzay-zamana bir çapa gibi bir şey zımbalayamayız.

Deyimler

Bir şeyi çıpa olarak uzay-zamana zımbalamak

Burada staple something to space-time as an anchor, kasıtlı olarak fiziksel bir eylem görüntüsü kullanan bir mecazdır. Bir işareti hareket edemeyecek biçimde uzay-zamana tutturduğunuzu hayal ettirir. Cümle bunun yapılamayacağını söylüyor. Uzay-zaman mutlak ve sabit bir nokta sağlamaz; konumlar başka bir şeye göre tarif edilmelidir. Bu nedenle anchor, gerçek bir gemi çıpasını değil, sabit bir referans noktasını ifade eder.

Alıştırma

Cümlede staple something to space-time as an anchor ne anlama geliyor?

  1. Uzaydaki fiziksel bir nesneye gerçek bir metal zımba takmak
  2. Mesafe ölçmek için gemi çıpası kullanmak
  3. Uzay-zamanda mutlak ve sabit bir referans noktası oluşturmak
Cevabı göster

Uzay-zamanda mutlak ve sabit bir referans noktası oluşturmak

Without things, there is no position.

0:52

Eşyalar olmadan konum da yoktur.

We are really ever only at a position in relation to something else,

0:55

Biz aslında her zaman sadece başka bir şeye göre bir konumdayız,

which also means that things we take for granted Deyimler

1:00

bu da kanıksadığımız şeylerin,

like up and down are actually relative too.

1:02

aşağı ve yukarı gibi, aslında göreceli olduğu anlamına gelir.

Deyimler

take for granted: bir şeyi sorgulamadan kesin kabul etmek

Take something for granted, bir şeyi sorgulamadan normal, kesin veya her zaman mevcut kabul etmek anlamına gelir. Burada insanlar yukarı ve aşağı yönlerini açık ve mutlak yönlermiş gibi ele alıyor. Başka bağlamlarda aynı yapı, çok tanıdık olduğu için bir insanın veya şeyin değerini fark etmemek ya da takdir etmemek anlamına gelebilir. İki kullanımın ortak noktası, bir şeyi sorgulamadan kabul etmektir.

Alıştırma

Cümleyi ‘onun yardımının değerini bilmedi’ anlamındaki deyimle tamamlayın: Lena took his help ____ and never thanked him.

Cevabı göster

for granted

Okay, let's fill the universe up with things again

1:06

Tamam, evreni tekrar bir şeylerle dolduralım

and try to find out where you are right now Öbek fiiller

1:08

ve şu anda diğer her şeye göre

relative to everything else.

1:11

nerede olduğunuzu bulmaya çalışalım.

Öbek fiiller

find out: önceden bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek

Bu cümlede find out, “henüz bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak” anlamına gelir. Konuşmacı, diğer her şeye göre konumunuzu belirlemek istiyor. Find out iki sözcüklü bir öbek fiildir. Burada out bir hareket yönünü anlatmaz. Nesnesi bir bilgi ya da yan cümle olabilir: find out the answer ve find out where you are örneklerinde olduğu gibi.

Alıştırma

Hangi cümlede find out, “daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. We need to find the key under the sofa.
  2. We need to find out why the door will not open.
  3. We need to put the key outside.
Cevabı göster

We need to find out why the door will not open.

Let's start this video at a familiar place Anlatım akışı

1:24

Bu videoya tanıdık bir yerde başlayalım

and then get increasingly weird.

1:26

ve sonra giderek tuhaflaşalım.

Anlatım akışı

Let's start ... and then ...: anlatım yol haritasını önceden göstermek

Bu cümle, açıklama başlamadan önce dinleyicilere bir yol haritası verir. Let's start ... ilk aşamayı belirler, and then ise sonraki aşamayı işaret eder; böylece dinleyiciler fikirlerin sırasını bilir. Bu yol, tanıdık bir yerden increasingly weird hâle gelen içeriğe ilerler. Burada increasingly “giderek daha fazla” demektir; weird ise yabancı veya sezgilere aykırı gelecek fikirleri hafif ve rahat bir tonla anlatır.

Alıştırma

Bir sunumun başında “Let's start with a familiar example and then move into the stranger cases” cümlesi ne yapar?

  1. Tanıdık içerikten daha az tanıdık içeriğe doğru ilerleyişi önceden gösterir.
  2. Bir yol haritası vermeden sunumu bitirir.
  3. Her örneğin tanıdık olacağını söyler.
Cevabı göster

Tanıdık içerikten daha az tanıdık içeriğe doğru ilerleyişi önceden gösterir.

From your perspective,

1:29

Sizin bakış açınıza göre,

the world is seemingly flat and you can move in three dimensions.

1:29

dünya görünüşte düzdür ve üç boyutta hareket edebilirsiniz.

It's what physicists call a frame of reference, Kelime

1:33

Fizikçilerin referans çerçevesi dediği şey budur,

Kelime

frame of reference: hareketi açıklamak için kullanılan sistem

Burada frame of reference, bir şeyin nerede olduğunu ve nasıl hareket ettiğini açıklamak için kullanılan sistem veya bakış açısı demektir. Fizikte gözlemcinin konumu ve hareketi de bu referans sisteminin parçasıdır; bu nedenle aynı hareket farklı referans çerçevelerinden farklı anlatılabilir. Bu ifade mecaz olarak bir fikri anlamak için kullanılan arka plan varsayımlarını veya bakış açısını da anlatabilir. Buradaki frame bir resmin fiziksel çerçevesi değil, gözlemi düzenleyen yapıdır.

Alıştırma

'The speed of the car depends on your frame of reference' cümlesinde frame of reference ne anlama gelir? En uygun açıklamayı seçin.

  1. Arabanın hareketini açıklamak veya ölçmek için kullanılan sistem ya da bakış açısı
  2. Bütün gözlemcilerin aynı hızı ölçmesini sağlayan bir kural
  3. Arabanın fotoğrafını çevreleyen fiziksel kenar
Cevabı göster

Arabanın hareketini açıklamak veya ölçmek için kullanılan sistem ya da bakış açısı

the perspective you have of the universe

1:36

evrene olan bakış açınız

and how you see things moving around you,

1:38

ve etrafınızdaki şeylerin nasıl hareket ettiğini nasıl gördüğünüz,

where your up and down is.

1:40

yukarınızın ve aşağınızın neresi olduğu.

Your frame of reference is correct for you,

1:42

Referans çerçeveniz sizin için doğrudur,

but not for the rest of the universe.

1:46

ama evrenin geri kalanı için değil.

Around 5 km from you,

1:49

Sizden yaklaşık 5 km uzakta,

where the horizon begins,

1:50

ufkun başladığı yerde,

the ground noticeably curves away from you.

1:52

zemin fark edilebilir şekilde sizden uzağa doğru kavislenir.

If you could see through the ground, Dilbilgisi

1:55

Eğer yerin içini görebilseydiniz,

you'd see people from below or sideways.

1:56

insanları aşağıdan veya yanlardan görürdünüz.

Dilbilgisi

If you could see ... you'd see: gerçek dışı bir sonucu hayal etmek

“If you could see” gerçekmiş gibi sunulan bir olguyu değil, hayal edilen bir koşulu başlatır. Burada could, “-ebilmek” anlamındadır ve geçmiş zamanı göstermez; “you'd see”, you would see ifadesinin kısaltmasıdır ve hayal edilen sonucu anlatır. Bu iki bölüm birlikte, gerçek dışı veya gerçekleşme ihtimali düşük bir koşulda ne olacağını düşünmeyi sağlar. Bu cümlede konuşan kişi yapıyı bir düşünce deneyi olarak kullanır: Yerin içini görebilmek, insanları alışılmadık bir açıdan görmeyi sağlayacaktı. Aynı yapı başka uzak ihtimalleri anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

If + could ... you'd ... yapısıyla hayal edilen bir şimdiki durumu doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. If you could breathe underwater, you'll explore the reef.
  2. If you can breathe underwater, you'd explore the reef.
  3. If you could breathe underwater, you'd explore the reef.
Cevabı göster

If you could breathe underwater, you'd explore the reef.

But they don't fall down off the planet

1:59

Ama gezegenden aşağı düşmezler

because gravity doesn't actually pull them down.

2:01

çünkü yerçekimi aslında onları aşağı çekmez.

Down is an illusion of your reference frame.

2:04

Aşağı, referans çerçevenizin bir illüzyonudur.

To Earth's reference frame,

2:07

Dünya'nın referans çerçevesine göre,

gravity just pulls in.

2:09

yerçekimi sadece içeri çeker.

But for humans, there is an up and down

2:11

Ancak insanlar için bir aşağı ve yukarı vardır

because within our frame of reference, that just makes sense,

2:13

çünkü bizim referans çerçevemiz içinde bu mantıklıdır,

which is also why we think that the planet itself has an up and down,

2:17

gezegenin kendisinin de bir aşağı ve yukarısı olduğunu düşünmemizin,

north and south,

2:20

kuzey ve güneyinin olduğunu düşünmemizin nedeni budur,

and we made our maps accordingly.

2:22

ve haritalarımızı buna göre yaptık.

But an observer looking at the solar system might disagree.

2:24

Ancak güneş sistemine bakan bir gözlemci aynı fikirde olmayabilir.

Our maps make sense to us because we're used to them, Dilbilgisi

2:29

Haritalarımız bize mantıklı geliyor çünkü onlara alıştık,

not because they are correct.

2:31

doğru oldukları için değil.

Dilbilgisi

because A, not because B: nedeni düzeltmek

because A, not because B kalıbı A’yı gerçek neden olarak gösterir ve B’yi açıklama olarak reddeder. Bu cümlede haritaların anlamlı görünmesinin nedeni onlara aşina olmamızdır; doğru olmaları bu izlenimin nedeni değildir. Not because yalnızca B nedenini reddeder. Haritaların bize anlamlı geldiği gerçeğini inkâr etmez ve bu kalıp tek başına B’nin yanlış olduğunu mutlaka kanıtlamaz. Muhtemel görünen fakat hatalı bir açıklamayı düzeltmek için kullanılır.

Alıştırma

because A, not because B neden düzeltme kalıbını tamamlayın: The trail seems easy ____ I have walked it before, ____ it is short.

Cevabı göster

because · not because

Dilbilgisi

be used to + isim veya -ing: alışkın olmak

Be used to, “alışkın olmak” veya “bir şeyi tanıdık bulmak” anlamına gelir. we're used to them ifadesinde we're, we are demektir; used sıfat gibi çalışır ve to bir edattır. them ise to’nun nesnesidir. Be used to sonrasında isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır: She is used to the noise; He is used to waking early. Be biçimini özneye ve zamana göre değiştirin: I am used to it; they were used to it.

Alıştırma

Şimdiki zamanda yerleşmiş bir durumu anlatan ifadeyi seçin: Nina has lived beside the train line for five years and no longer notices the noise. She ___ it.

  1. is used to
  2. is getting used to
  3. used to
Cevabı göster

is used to

Okay, so this is step one.

2:34

Tamam, bu birinci adımdı.

Your position on what feels like a flat surface,

2:36

Düz bir yüzey gibi hissettiren bir yerdeki konumunuz,

but is actually a sphere.

2:39

ama aslında bir küre.

But this sphere is always moving,

2:41

Fakat bu küre her zaman hareket halindedir,

never staying in one position.

2:43

asla tek bir konumda kalmaz.

Earth is orbiting a star,

2:45

Dünya bir yıldızın yörüngesinde döner,

the sun at the center of the solar system.

2:46

güneş sisteminin merkezindeki güneşin.

While we usually imagine this as pretty orderly,

2:49

Bunu genellikle oldukça düzenli bir şey olarak hayal etsek de,

someone looking at us from the outside would see something pretty messy.

2:52

bize dışarıdan bakan biri oldukça dağınık bir şey görürdü.

To see this more clearly,

2:56

Bunu daha net görebilmek için,

we'll exaggerate all these movements.

2:57

tüm bu hareketleri abartacağız.

This is not to scale. Kalıp ifadeler

2:59

Bu ölçekli değil.

Kalıp ifadeler

not to scale: ölçeğe uygun değil

This is not to scale cümlesindeki not to scale, görseldeki boyutların, mesafelerin veya oranların gerçek ilişkilerine göre gösterilmediğini ve değiştirildiğini belirten bir uyarıdır. Burada scale, bir gösterim ile gerçek hayat arasındaki oran anlamına gelir. Görselde nesnelerin nasıl göründüğüne bakarak gerçek dünyadaki kesin oranları belirlemeyin.

Alıştırma

Bir şemanın üzerinde not to scale yazıyor. Bundan ne anlamalısınız?

  1. Şemayı daha anlaşılır kılmak için oranlar değiştirilmiş olabilir.
  2. Şema gerçek hayattaki kesin oranları gösterir.
  3. Şema bir tartıyla ölçülmüştür.
Cevabı göster

Şemayı daha anlaşılır kılmak için oranlar değiştirilmiş olabilir.

First of all, our orbit really is an ellipse,

3:01

Öncelikle yörüngemiz gerçekten bir elipstir,

so we spend half the year sinking a little bit closer to the sun, Dilbilgisi

3:04

bu yüzden yılın yarısını güneşe biraz daha yaklaşarak,

speeding up,

3:06

hızlanarak,

and half the year rising up a bit and slowing down.

3:07

ve yılın diğer yarısını biraz yükselip yavaşlayarak geçiriyoruz.

Dilbilgisi

spend half the year sinking: spend + süre + doing yapısı

spend + bir süre + doing yapısı, o süre boyunca devam eden bir etkinliği veya süreci anlatır. spend half the year sinking ifadesinde half the year zaman ifadesidir; sinking ise devam eden süreci adlandıran -ing biçimidir. Burada sinking, görsel açıklamada Güneş'e yavaş yavaş yaklaşmak anlamına gelir. Para harcamak veya gerçekten bir maddenin içine batmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi spend fiilinin geçmiş zamanı ve finish fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya ____ the afternoon ____ her science project.

Cevabı göster

spent · finishing

And the ellipse itself changes its shape every 100,000 years too.

3:11

Ve elipsin kendisi de her 100.000 yılda bir şeklini değiştirir.

And in another cycle of 112,000 years,

3:15

Ve 112.000 yıllık başka bir döngüde,

the ellipse itself is drifting,

3:18

elipsin kendisi sürükleniyor,

which at least creates a beautiful shape.

3:21

ki bu en azından güzel bir şekil oluşturuyor.

In the end, we get an orbital path

3:24

Sonuç olarak bir yörünge yolu elde ediyoruz

that looks like a wobbly circle with wavy edges.

3:25

dalgalı kenarları olan sallantılı bir daireye benzeyen.

And it gets worse

3:28

Ve işler daha da kötüye gidiyor

as the moon now starts to mess things up too. Öbek fiiller

3:29

çünkü ay artık işleri bozmaya başlıyor.

Öbek fiiller

“mess things up”: Bir durumu kötüleştirmek veya karıştırmak

Burada mess things up, “durumu daha karmaşık, düzensiz ya da açıklaması daha zor hâle getirmek” demektir. Bu, Ay'ın hata yaptığını söylemez; Ay'ın etkisi basit bir modeli daha az düzenli hâle getirir. Mess up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse up'tan önce veya sonra gelebilir: mess the plan up ya da mess up the plan. Nesne bir zamirse ortaya gelir: mess it up; mess up it denmez.

Alıştırma

“Durumu karışık veya daha kötü hâle getirmek” anlamındaki bu dersin öne çıkan öbek fiiliyle cümleyi tamamlayın: Changing the labels again could ____ for everyone.

Cevabı göster

mess things up

As the moon is a pretty massive thing,

3:33

Ay oldukça kütleli bir şey olduğu için,

it pulls on Earth.

3:35

Dünya'yı çeker.

Both objects orbit their common center of gravity

3:36

Her iki cisim de ortak ağırlık merkezlerinin etrafında dönerler

that lies around 4,700 km off to the side of Earth's core.

3:39

ki bu da Dünya'nın çekirdeğinin yan tarafında yaklaşık 4.700 km uzaklıktadır.

In practice, this means that as the moon orbits Earth, Anlatım akışı

3:44

Pratikte bu, ay Dünya'nın etrafında dönerken,

it's jerking Earth around a bit, Öbek fiiller

3:47

Dünya'yı biraz sağa sola çekiştirdiği anlamına gelir,

Öbek fiiller

jerking Earth around: Dünya'yı ani ve tekrarlanan biçimde hareket ettirmek

Bu cümlede jerking Earth around, dış bir kuvvetin Dünya'yı hafifçe ve düzensiz biçimde hareket ettirmesi demektir. Jerk ani ve sert bir hareketi, around ise tek ve düzgün bir yol yerine yönün değişmesini anlatır. Burada jerk something around kalıbının fiziksel anlamı kullanılır. Nesne Earth olduğu için ifade hareketi anlatır; birine haksız davranmak veya onu yönlendirip oyalamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi jerk ... around ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Every bump was ____, so the video looked shaky.

Cevabı göster

jerking the camera around

enough to make it jiggle.

3:48

onu sarsmaya yetecek kadar.

Anlatım akışı

“In practice, this means that”: Bir düşünceden gerçek sonucuna geçiş

Burada In practice, this means that, açıklamayı soyut bir mekanizmadan somut ve gözlemlenebilir bir sonuca taşır. Ardından gelen yan cümle, önceki düşüncenin gerçekte nasıl göründüğünü gösterir: Dünya biraz oraya buraya çekilir ve sallanır. Burada In practice, “gerçek etkisi bakımından” demektir; “bir alıştırma sırasında” anlamına gelmez. This means that önceki açıklamaya gönderme yapar ve dinleyiciye sonraki yan cümlenin bunun sonucunu veya pratik anlamını verdiğini bildirir.

Alıştırma

Every online order must be checked by one person. Bu kuralın pratik sonucunu açıkça belirten devam cümlesi hangisidir?

  1. In other words, a person checks every order.
  2. In practice, this means that customers may wait an extra day.
  3. For example, some customers place large orders.
Cevabı göster

In practice, this means that customers may wait an extra day.

Okay, so you're standing on the surface of a rotating planet

3:50

Tamam, yani dönen bir gezegenin yüzeyinde duruyorsunuz

that is jiggling around the sun in an elliptical orbit

3:54

güneşin etrafında eliptik bir yörüngede sarsılarak ilerleyen

that changes a bit every year.

3:57

her yıl biraz değişen bir yörüngede.

But who's to say the Earth is right? Deyimler

3:59

Ama Dünya'nın haklı olduğunu kim söyleyebilir?

Deyimler

who's to say: kesinliği sorgulamak

Who's to say ...?, bir yargıdan emin olmak için hiç kimsenin yeterli dayanağa sahip olmadığını anlatan retorik bir sorudur. Burada konuşan kişi, gerçekten kimin konuşma izni olduğunu sormaz; bir varsayımı sorgular ve görünürdeki kesinliğin yeterince temellendirilmediğini gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen Who's to say + yan cümle? yapısı, bir şey kesin biçimde bilinemediğinde veya kararlaştırılamadığında kullanılır.

Alıştırma

"Who's to say this plan will fail?" cümlesinde konuşan kişi ne yapıyor?

  1. Planın kesinlikle başarılı olacağını söylemek.
  2. Başarısızlığı hangi kişinin duyurduğunu sormak.
  3. Birinin başarısızlığı kesin biçimde tahmin edip edemeyeceğini sorgulamak.
Cevabı göster

Birinin başarısızlığı kesin biçimde tahmin edip edemeyeceğini sorgulamak.

From the perspective of the sun,

4:01

Güneş'in bakış açısına göre,

the plane of the solar system is arbitrary.

4:03

güneş sisteminin düzlemi keyfidir.

It's defined as the plane the Earth orbits in Kalıp ifadeler

4:06

Dünya'nın yörüngesinde döndüğü düzlem olarak tanımlanır

because that is convenient for us.

4:08

çünkü bu bizim için uygundur.

Kalıp ifadeler

defined as: kesin bir tanım verme

“It’s defined as the plane ...” ifadesinde defined as, bir terime veya kategoriye verilen kesin anlamı tanıtır. Yapı X + be + defined as + Y şeklindedir ve Y tanımı belirtir. Bu ifade, doğal ya da tek doğru sınır yerine pratik bir uzlaşmayı gösterebilir. Burada referans düzlemi kolaylık sağladığı için seçilir; dolayısıyla defined as, terimin üzerinde anlaşılmış bir yöntemle belirlendiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi kesin bir tanım tanıtan resmî ifadeyle tamamlayın: In this glossary, a peninsula is ____ land almost surrounded by water.

Cevabı göster

defined as

In reality, the other planets are just a little bit inclined

4:11

Gerçekte, diğer gezegenler sadece biraz eğimlidir

with respect to our plane. Kalıp ifadeler

4:14

bizim düzlemimize göre.

Kalıp ifadeler

with respect to: referans noktası belirtme

Bir yön, konum veya ölçüm seçilmiş bir referans noktasından anlatıldığında with respect to, “-e göre” veya “-e kıyasla konumlanmış” anlamına gelir. Burada our plane, diğer gezegenlerin ne kadar eğimli olduğunu belirtmek için kullanılan referanstır. Yapı with respect to + isim öbeği şeklindedir. Başka bağlamlarda “hakkında” anlamına gelebilir; ancak bu cümledeki ölçüm dili referans noktası anlamını seçer.

Alıştırma

Zemini ölçüm referansı yapan ifadeyi seçin: The camera is tilted five degrees ... the floor.

  1. with respect to
  2. because of
  3. on behalf of
Cevabı göster

with respect to

From their point of view, Anlatım akışı

4:15

Onların bakış açısına göre,

Anlatım akışı

From their point of view: bakış açısını değiştirmek

From their point of view, sonraki ifadenin konuşanın alışılmış bakış açısından değil, “onların” konumundan veya bakış açısından anlaşılması gerektiğini belirtir. Burada their, başka gezegenlerde olduğu varsayılan gözlemcileri anlatır; dolayısıyla ifade görsel referans noktasını değiştirir. Bu giriş, bilgiyi düzenler: bakış açısına bağlı bir gözlemin mutlak bir gerçek gibi duyulmasını önler. Aynı yapı, başka bir kişinin ne düşündüğünü, bildiğini, gördüğünü veya deneyimlediğini de çerçeveleyebilir.

Alıştırma

Bir uzay istasyonundaki gözlemciler Dünya'yı altlarında görüyor. Sonraki ifadenin onların gözlem konumuna bağlı olduğunu hangi giriş açıkça gösterir?

  1. From their point of view,
  2. In their opinion,
  3. Without a doubt,
Cevabı göster

From their point of view,

we're the ones with a slightly bent orbit.

4:17

hafif bükük yörüngesi olan biziz.

But this isn't it, far from it. Deyimler

4:20

Ancak hepsi bu değil, hem de hiç değil.

Deyimler

Far from it: bir fikri güçlü biçimde reddetmek

Far from it, hemen önce sözü edilen fikri güçlü biçimde reddeden kalıplaşmış bir deyimdir. “This isn't it, far from it,” cümlesinde “kesinlikle hepsi bu değil” anlamına gelir ve açıklamanın bitmesine daha çok olduğunu belirtir. it zamiri önceki iddia veya olasılığa gönderme yapar. Far, bu iddia ile gerçek arasında büyük bir fark olduğunu anlatır; fiziksel mesafeyi belirtmez.

Alıştırma

Önceki fikri güçlü biçimde reddeden üç sözcüklü deyimle yanıtı tamamlayın: “Finished? ____. We still have weeks of work.”

Cevabı göster

Far from it

The solar system as a whole Kalıp ifadeler

4:22

Güneş sistemi bir bütün olarak

is orbiting the center of the Milky Way galaxy.

4:24

Samanyolu galaksisinin merkezinin etrafında dönüyor.

Kalıp ifadeler

as a whole: tüm parçaları tek bir birim olarak ele almak

As a whole, “bütün parçaları bir arada, tek ve eksiksiz bir birim olarak düşünmek” anlamına gelir. Bu cümlede the solar system ifadesine bağlıdır: Güneş, gezegenler ve diğer parçalar tek bir sistem olarak ele alınır. Bu ifade, her bir parçanın aynı olduğunu söylemeden grubun veya sistemin tamamı hakkında bir açıklama yapmayı sağlar.

Alıştırma

Bütün üyeleri tek bir birim olarak gösteren, dersteki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The orchestra ____ sounded excellent, although one instrument came in late.

Cevabı göster

as a whole

If we look at the Milky Way,

4:27

Samanyolu'na bakarsak,

we can clearly make out a galactic plane Öbek fiiller

4:28

güneş sisteminin her 230 milyon yılda bir merkez etrafında döndüğü

Öbek fiiller

make out: belirsiz bir şeyi ayırt etmek

Make out, algılanması zor olan bir şeyi görmek, duymak veya ayırt etmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada Samanyolu’nun karmaşık görünümü içinde galaktik bir düzlemin şekli ayırt edilebiliyor. out parçacığı fiilin bir parçasıdır; make tek başına bu anlama gelmez. Make out başka bağlamlarda farklı anlamlara da sahip olduğundan, anlamı çevresindeki kelimeler belirler.

Alıştırma

Hangi cümlede make out, “görülmesi veya duyulması zor bir şeyi ayırt etmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. We found out when the train leaves.
  2. I finally figured out the puzzle.
  3. Through the fog, I could just make out the lighthouse.
Cevabı göster

Through the fog, I could just make out the lighthouse.

in which the solar system orbits the center every 230 million years.

4:31

bir galaktik düzlemi açıkça görebiliriz.

But of course, it's not that simple.

4:35

Ama tabii ki o kadar basit değil.

First of all, the plane of the solar system

4:38

İlk olarak, güneş sisteminin düzlemi

is not aligned with the plane of the galaxy.

4:40

galaksinin düzlemiyle hizalanmamıştır.

Nothing really is,

4:43

Hiçbir şey gerçekten hizalı değil,

just like the planets in the solar system orbit the sun on their own planes, Dilbilgisi

4:44

tıpkı güneş sistemindeki gezegenlerin kendi düzlemlerinde güneşin etrafında dönmesi gibi,

so do all the stars orbiting the galactic center.

4:48

galaktik merkezin etrafında dönen tüm yıldızlar da öyle yapar.

Dilbilgisi

just like A, so do B paralel karşılaştırması

Just like, ilk durumu karşılaştırmaya model olarak sunar. Burada A, gezegenlerin Güneş’in çevresinde dönmesidir. So do all the stars, yıldızların da aynı eylemi yaptığını belirtmek için yardımcı fiil ile öznenin yerini değiştiren devrik yapıyı kullanır. Do, önceki orbit fiilinin yerine geçer; bu bir soru değildir. Yeniden kullanılabilecek kalıp just like A + fiil, so do/does/did B şeklindedir.

Alıştırma

Karşılaştırmayı just like A, so do/does B kalıbıyla tamamlayın: Just like Earth orbits the Sun, ____ Mars.

Cevabı göster

so does

The solar system as a whole is tilted about 60 degrees towards the galactic plane,

4:51

Güneş sistemi bir bütün olarak galaktik düzleme doğru yaklaşık 60 derece eğiktir,

speeding through space at almost a million kilometers per hour.

4:56

uzayda saatte neredeyse bir milyon kilometre hızla ilerlemektedir.

Someone in the center of the galaxy

5:00

Galaksinin merkezindeki biri

would see the orbits of the planets moving through space in a helix shape,

5:02

gezegenlerin yörüngelerinin uzayda bir sarmal şeklinde hareket ettiğini görürdü,

which you can imagine as a corkscrew motion on the tilted plane of the solar system Anlatım akışı

5:05

bunu, güneş sisteminin eğik düzlemindeki tirbuşon hareketi olarak düşünebilirsiniz

relative to the plane of the galaxy.

5:09

galaksinin düzlemine göre.

Anlatım akışı

Which you can imagine as: zihinsel bir görüntü sunma

Which, önceki fikre gönderme yapar: Gezegenlerin yörüngeleri uzayda sarmal biçimde hareket ediyor gibi görünür. Which you can imagine as... yan cümlesi, dinleyiciye bu soyut açıklamayı tanıdık bir zihinsel görüntüye nasıl dönüştürebileceğini gösterir. Imagine X as Y, Y’yi X’i anlamaya yardımcı bir model olarak sunar; X’in kelimenin tam anlamıyla Y olduğunu söylemez. Bu yapı, benzetmeyi açıkladığı fikrin hemen arkasına getirerek açıklamadaki bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Cümledeki which you can imagine as a corkscrew motion ifadesinin işlevi nedir?

  1. Yörüngenin kelimenin tam anlamıyla fiziksel bir tirbuşon olduğunu söyler.
  2. Yörüngeyle ilgisiz, ayrı bir olay sunar.
  3. Sarmal biçimli hareket için tanıdık bir zihinsel görüntü verir.
Cevabı göster

Sarmal biçimli hareket için tanıdık bir zihinsel görüntü verir.

This orientation in space means that sometimes

5:12

Uzaydaki bu yönelim şu anlama gelir, bazen

the planets are sort of in front of the sun Ton ve niyet

5:14

gezegenler güneşin bir nevi önündedir

as it orbits around the galactic core.

5:16

güneş galaktik çekirdeğin etrafında dönerken.

Ton ve niyet

Yaklaşıklık bildiren yumuşatıcı sort of

Burada sort of, in front of the sun ifadesini yumuşatır. Betimlemenin kesin bir geometrik iddia değil, yalnızca yaklaşık bir anlatım olduğunu gösterir. Konuşmada kullanılan bir yumuşatıcı olarak sort of, konuşan kişi fazla kesin görünmek istemediğinde bir sıfatın, fiil öbeğinin veya başka bir betimlemenin önüne gelebilir. Bu cümlede yaklaşık olarak veya bir bakıma anlamındadır; bir tür anlamına gelmez.

Alıştırma

İddiayı bilinçli olarak yaklaşık hâle getiren ifadeyi seçin: “The two shapes are ___ the same.”

  1. sort of
  2. a sort of
  3. completely
Cevabı göster

sort of

Let's just look at this for a moment.

5:19

Buna bir anlığına bakalım.

There is a strange and eerie beauty

5:21

Gezegenlerimizin ve güneşin uzayda nasıl hareket ettiğine dair

about how our planets and the sun move through space.

5:23

tuhaf ve ürkütücü bir güzellik var.

Do you feel a bit dizzy?

5:26

Biraz başınız döndü mü?

It gets worse.

5:28

Daha da kötüleşiyor.

This is still not the whole story

5:30

Bu hala hikayenin tamamı değil

because the mass of the galactic disc

5:32

çünkü galaktik diskin kütlesi

is constantly pulling on the solar system too.

5:34

güneş sistemini de sürekli çekiyor.

Like a drunk dolphin,

5:37

Sarhoş bir yunus balığı gibi,

we're diving down and shooting up hundreds of light-years

5:38

her yörüngede 10 kez galaktik düzlemin içinden yüzlerce ışık yılı

through the galactic plane 10 times every orbit

5:41

aşağı dalıyor ve yukarı fırlıyoruz

along arcs thousands of light-years long.

5:44

binlerce ışık yılı uzunluğundaki yaylar boyunca.

We haven't mapped this motion out completely Öbek fiiller

5:47

Bu hareketin haritasını henüz tam olarak çıkaramadık

Öbek fiiller

map something out: tüm ayrıntıları belirlemek

Mapped this motion out, hareketin zaman içinde nasıl geliştiği de dâhil olmak üzere tam bir örüntü şeklinde çözümlenip betimlenmesi anlamına gelir. Bu, haritada tek bir noktayı işaretlemekten daha fazlasıdır. Map something out, bir rotanın, sürecin, sistemin veya planın ayrıntılarını dikkatlice belirlemeyi anlatabilen, ayrılabilir bir öbek fiildir. Burada mapped, haven't sonrasında kullanılan geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için map out ifadesini doğru biçimde kullanın: “Before writing the report, we need to ____ its main sections.”

Cevabı göster

map out

as it takes the solar system tens of millions of years to go up and back once,

5:49

çünkü güneş sisteminin bir kez yukarı ve geri dönmesi on milyonlarca yıl sürer,

and well, humanity is not that old.

5:54

ve insanlık o kadar yaşlı değil.

Let's look at your relative position again,

5:57

Göreceli konumunuza tekrar bakalım,

on a planet tilted towards the sun,

5:59

güneşe doğru eğik bir gezegende,

jiggled around by the moon,

6:02

ay tarafından sarsılan,

in a solar system tilted towards the galactic plane,

6:03

galaktik düzleme doğru eğik bir güneş sisteminde,

moving forward in a helical shape,

6:06

sarmal bir şekilde ilerleyen,

diving up and down through the plane.

6:08

düzlemin içinden yukarı ve aşağı dalan.

Hmm, but where is up in a galaxy?

6:11

Hmm, peki bir galakside yukarı neresi?

At this point,

6:14

Bu noktada,

the frame of reference becomes a bit arbitrary and pointless

6:15

referans çerçevesi biraz keyfi ve anlamsız hale gelir

because of the nature of the universe at this scale.

6:18

evrenin bu ölçekteki doğası gereği.

The Milky Way is part of a galaxy group

6:21

Samanyolu bir galaksi grubunun parçasıdır

that appears to be part of greater structures

6:23

ki o da daha büyük yapıların parçası gibi görünmektedir

like the Laniakea supercluster,

6:25

Laniakea süperkümesi gibi,

which itself is part of the gigantic Pisces-Cetus supercluster complex,

6:27

ki bu da devasa Balık-Balina süperküme kompleksinin bir parçasıdır,

and finally a galactic filament that spans hundreds of millions of light-years

6:31

ve son olarak yüz milyonlarca ışık yılı boyunca uzanan bir galaktik iplikçik

in all directions and orientations.

6:36

her yöne ve doğrultuya doğru.

Someone looking right at us from that far away

6:39

O kadar uzaktan bize doğru bakan biri

will only see the end of greatness.

6:42

sadece ihtişamın sonunu (End of Greatness) görecektir.

All stuff appears homogeneous, the same everywhere.

6:45

Her şey homojen, her yerde aynı görünür.

Just like with empty space, when everything looks the same,

6:48

Tıpkı boş uzayda olduğu gibi, her şey aynı göründüğünde,

who's to say anyone's view is better than anyone else's?

6:51

kimin görüşünün başkasınınkinden daha iyi olduğunu kim söyleyebilir?

We've reached the end of our little exercise in cosmic humility. Deyimler

6:55

Kozmik tevazu konusundaki küçük egzersizimizin sonuna geldik.

Deyimler

exercise in cosmic humility: kozmik ölçekte alçakgönüllülük dersi

Burada exercise, fiziksel egzersiz değil, bir şey öğreten veya gösteren etkinlik ya da deneyim anlamındadır. an exercise in + soyut isim kalıbı, bütün yolculuğu cosmic humility üzerine bir ders gibi sunar. Cosmic humility, insan ölçeğinin ve bakış açısının sınırlı olduğunu ve benzersiz bir ayrıcalığa sahip olmadığını kabul etmektir. Kendinden nefret etmek değildir; ifade, izleyicinin kazandığı bakış açısını adlandırarak anlatımı kısa ve etkili biçimde tamamlar.

Alıştırma

Hangi cümlede exercise in özgün cümledekiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. We did a stretching exercise before the race.
  2. The astronomy lesson was an exercise in humility.
  3. The mayor defended the exercise of emergency powers.
Cevabı göster

The astronomy lesson was an exercise in humility.

Let's make the journey backwards again,

7:00

Yolculuğu tekrar geriye doğru yapalım,

from the indescribably large to the really large

7:01

tarif edilemez derecede büyük olandan gerçekten büyük olana

to our galactic home,

7:04

galaktik evimize,

to our galaxy,

7:06

galaksimize,

to the solar system

7:07

güneş sistemine

diving up and down through the Milky Way,

7:08

Samanyolu'nun içinden yukarı aşağı dalmaya,

to the jiggle of existence,

7:10

varoluşun sarsıntısına,

and finally back to you right now watching this video.

7:12

ve son olarak şu an bu videoyu izleyen sana geri dönelim.

If this is all a bit much, Deyimler

7:17

Eğer tüm bunlar biraz fazla geldiyse,

don't feel bad. Ton ve niyet

7:19

kötü hissetmeyin.

Deyimler

a bit much: biraz fazla

Bu cümlede a bit much, bir şeyin rahat hissettirecek düzeyden daha yoğun, karmaşık, zorlayıcı veya aşırı olduğunu belirten deyimsel bir değerlendirmedir. Yalnızca sayılabilen bir miktarı değil, önceki bilgilerin toplam etkisini anlatır. A bit, yargıyı yumuşatır; böylece konuşan kişi sert görünmeden olası bir zihinsel yükü kabul eder. Yine de ifade, bir kişinin davranışını veya talebini anlatırken gerçek bir eleştiri taşıyabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve rahat hissettirecek düzeyden fazlası anlamına gelen üç sözcüklü deyimle tamamlayın: Finishing six chapters tonight is ____.

Cevabı göster

a bit much

Ton ve niyet

Teselli ifadesi olarak don't feel bad

Burada “don't feel bad” bir teselli ifadesidir: Konuşan kişi, dinleyene verdiği tepki yüzünden kendini suçlamaması; utanmış, suçlu veya morali bozuk hissetmemesi gerektiğini söyler. “Fiziksel olarak hasta hissetme” anlamına gelmez. Birisi hata yaptığında, hayal kırıklığına uğradığında ya da daha iyi anlaması veya davranması gerektiğini düşündüğünde kullanılabilir. Bu ifade kişinin duygusuna karşılık verir ve destek sunar.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “I got the answer wrong, and I feel embarrassed.” diyor. Hangi yanıt, dersteki ifadeyi destekleyici bir teselli olarak kullanır?

  1. You should feel bad. That question was difficult.
  2. Don't get sick. That question was difficult.
  3. Don't feel bad. That question was difficult.
Cevabı göster

Don't feel bad. That question was difficult.

The scale of the universe is brain-crushing

7:20

Evrenin ölçeği beyin ezici boyuttadır

and trying to keep track of how everything is oriented Kalıp ifadeler

7:23

ve her şeyin nasıl yönlendirildiğini takip etmeye çalışmak

or decide where the best up and down is is hard. Dilbilgisi

7:25

ya da en iyi yukarının ve aşağının neresi olduğuna karar vermek zordur.

Kalıp ifadeler

Değişen bilgileri takip etmek için keep track of

“Keep track of”, zaman içinde değişen bir şeyi sürekli bilmek, izlemek veya kaydetmek anlamına gelir. Bu cümlede birçok şeyin yönünü anlamayı kaybetmemek için gösterilen çabayı anlatır. Yapı keep track of + isim veya -ing biçimidir. Sürekli dikkat gerektirdiği için yalnızca tek bir gerçeği hatırlamaktan daha güçlü bir anlam taşır.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “izlemeye devam etmek” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I use a spreadsheet to ____ my monthly expenses.

Cevabı göster

keep track of

Dilbilgisi

where the best up and down is is hard: is fiilinin iki görevi

where the best up and down is ifadesinde where, daha büyük bir cümlenin içine yerleşmiş dolaylı bir soru yan tümcesini başlatır. Bu yan tümce bir bildirme cümlesinin içinde olduğu için bildirme cümlesi dizilişini kullanır: the best up and down öznesi ilk is fiilinden önce gelir. İlk is bu dolaylı soru yan tümcesini bitirir. İkinci is dıştaki ana cümleye aittir: ana cümlenin tam öznesi uzun trying to keep track ... or decide ... bölümüdür ve ikinci is bu özneyi hard ile bağlar. Daha açık, basitleştirilmiş bir biçim It is hard to decide where the best up and down is şeklindedir. Bu nedenle yan yana gelen is is dil bilgisine uygundur; yanlışlıkla yapılmış bir tekrar değildir.

Alıştırma

Hangi tam cümle, where ile başlayan gömülü yan tümceyi özne olarak doğru biçimde kullanır?

  1. Where the nearest exit is is not obvious.
  2. Where the nearest exit is not obvious.
  3. Where is the nearest exit is not obvious.
Cevabı göster

Where the nearest exit is is not obvious.

But it doesn't really matter

7:28

Ama bunun pek bir önemi yok

because it doesn't change where you are.

7:30

çünkü bu nerede olduğunuzu değiştirmez.

You're already in the best spot you possibly could be,

7:32

Zaten olabileceğiniz en iyi yerdesiniz,

right here, right now. Kalıp ifadeler

7:35

tam burada, tam şu anda.

Kalıp ifadeler

right here, right now: tam yer ve tam zaman

Right hem here hem de now sözcüğünü güçlendirir. Here tam olarak bu yeri, now ise tam olarak bu anı belirtir; right burada 'doğru' anlamına gelmez ve bir yön göstermez. Tekrarlanan right + yer, right + zaman kalıbı güçlü ve dengeli bir vurgu oluşturur. Dikkati doğrudan mevcut duruma döndürür ve aciliyet katabilir: bu yere ve bu ana odaklanın.

Alıştırma

Hangi cümle hem tam yeri hem de şimdiki anı en güçlü biçimde vurgular?

  1. We acted here a long time ago.
  2. We need to act somewhere, someday.
  3. We need to act right here, right now.
Cevabı göster

We need to act right here, right now.

For all you care,

7:37

Senin umurunda olmasa da,

nothing can stop you from being right at the center Deyimler

7:38

hiçbir şey senin tam merkezde olmanı engelleyemez

of your own little universe.

7:41

kendi küçük evreninin.

Deyimler

Kişisel bakış açısı mecazı olarak right at the center of your own little universe

Burada right, “tam olarak” anlamına gelir; bu yüzden right at the center, tam merkezde olma fikrini güçlendirir. Center burada bir mecazdır: uzayın ortasındaki gerçek bir noktayı değil, dünyayı deneyimleyip anlatırken bulunduğun bakış noktasını ifade eder. Your own little universe, “referans noktası” fikrini sıcak ve kişisel bir imgeye dönüştürür. Evrenin mutlak bir merkezi olmayabilir; yine de kendi konumunu gözlemlediğin şeylerin merkezi olarak kullanabilirsin. Bu, diğer insanlardan daha önemli olduğun anlamına gelmez.

Alıştırma

“When I look through the telescope, I feel right at the center of my own little universe,” cümlesindeki ifade esas olarak ne anlatır?

  1. Konuşanın diğer herkesin önemsiz olduğuna inandığını
  2. Konuşanın kendi bakış açısını kişisel bir merkez olarak kullandığını
  3. Konuşanın uzayın fiziksel merkezini bulduğunu
Cevabı göster

Konuşanın kendi bakış açısını kişisel bir merkez olarak kullandığını