Sandığınız Yerde Değilsiniz: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Dünya'dan Samanyolu'na, konum, yukarı ve aşağı referans çerçevesine bağlıdır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it turns out that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: sezgisel varsayımı tersine çeviren sonucu tanıyın ve dinleyiciyi yeni sonuca götürün. 2. far from it. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: “doğru ya da tamamlanmış olmaktan çok uzak” diye anlayın, fiziksel mesafeyle karıştırmayın ve devamı belirtin. 3. where the best up and down is is hard. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: ilk is öğesini where yan cümlesine, ikincisini ana cümleye bağlayın ve karmaşık cümleyi hata sanmayın.
Bu derste
on a continent, on a planet orbiting a star in a galaxy among billions.
0:08bir kıtada, milyarlarca galaksi içindeki bir galakside bir yıldızın yörüngesinde dönen bir gezegende.
it turns out that the concept of an absolute position is something humans made up. Anlatım akışı
0:18mutlak konum kavramının insanların uydurduğu bir şey olduğu ortaya çıkıyor.
It turns out that: beklenmedik bir sonucu açıklamak
It turns out that, kontrol etme, düşünme veya bir açıklamayı dinleme sonrasında netleşen bir gerçeği ya da sonucu tanıtır. Bu cümlede, kesin bir konum arayışından mutlak konumun insanlar tarafından oluşturulmuş bir fikir olduğu sonucuna geçişi gösterir. Buradaki it belirli bir şeyi göstermez. it turns out that + yan cümle kalıbının tamamı bilgiyi düzenler: önce bir soru veya beklenti vardır, ardından konuşmacı gerçekte doğru olanı açıklar.
Alıştırma
Maya her yeri aradıktan sonra kayıp anahtarı sırt çantasında buluyor. Doğrulanmış ve biraz şaşırtıcı olan bu sonucu en iyi hangi cümle tanıtır?
- It turns out that the key was in her backpack.
- It seems that the key is in her backpack.
- Maya guesses that the key is in her backpack.
Cevabı göster
It turns out that the key was in her backpack.
In a nutshell: ana fikri kısaca vermek
In a nutshell, birkaç kelimeyle veya yalnızca ana fikri vererek anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki nutshell gerçek anlamda bir kabuğu ifade etmez. Bir ifadenin başında kullanılıp ardından virgül geldiğinde, dinleyiciye kısa bir özetin geleceğini bildirir. Burada sonraki açıklamayı fikrin en basit hâli olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi “çok az kelimeyle” anlamındaki deyimle tamamlayın: ____, our class needs more time to finish the project.
Cevabı göster
In a nutshell
the universe is a big bag of space that has things in it.
0:24evren, içinde bir şeyler olan büyük bir uzay torbasıdır.
the stars and planets and black holes and dust,
0:30yıldızları, gezegenleri, kara delikleri ve tozları çıkarsaydı,
In empty space, the concept of having a position loses all meaning. Kalıp ifadeler
0:35Boş uzayda, bir konuma sahip olma kavramı tüm anlamını yitirir.
loses all meaning. — Bir kavramın tüm anlamını yitirmesi
“loses all meaning” ifadesindeki lose, bir nesneyi kaybetmek değil, soyut bir niteliğe artık sahip olmamak anlamına gelir. Özne “the concept of having a position” olduğu için cümle, belirtilen durumda bu kavramın artık işe yarar bir yorumunun kalmadığını söyler. “All” sonucun tamamen gerçekleştiğini vurgular: kavram yalnızca daha zayıf ya da daha az kullanışlı hâle gelmez. Gerekli koşullar ortadan kalktığında bir düşüncenin, kuralın, ayrımın veya açıklamanın artık uygulanamaması da bu yapıyla anlatılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede “loses all meaning” ne anlama gelir?
- Artık anlamlı bir referans noktası yoktur.
- Kavram fiziksel olarak kaybedilmiştir.
- Açıklanması zorlaşır ama anlamı aynı kalır.
Cevabı göster
Artık anlamlı bir referans noktası yoktur.
The space we occupy is not like a stage under our feet. Deyimler
0:43İşgal ettiğimiz alan ayaklarımızın altındaki bir sahne gibi değildir.
like a stage under our feet. — Sabit bir platform metaforunu reddetmek
“like a stage under our feet” ifadesinde like, “a stage under our feet” isim öbeğinden önce gelerek bir benzetme başlatır. Sahne, insanları taşıyan sabit bir yüzeyi düşündürdüğü için bu ifade uzayı sabit bir platform gibi görmenin tanıdık bir resmini verir. Cümlede “is not like” dendiği için bu resim reddedilir. Vurgulanan bölüm, gerçekten ayaklarımızın altında bir sahne olduğunu söylemez; konuşmacının düzelttiği düşünce modelini adlandırır.
Alıştırma
Bu cümlede “like a stage under our feet” ne işe yarar?
- Gerçek bir sahnenin fiziksel olarak ayaklarımızın altında olduğunu söyler.
- Konuşmacının sahnelerde ayakta durmaktan hoşlanmadığını söyler.
- Konuşmacının uzay modeli olarak reddettiği tanıdık bir karşılaştırma sunar.
Cevabı göster
Konuşmacının uzay modeli olarak reddettiği tanıdık bir karşılaştırma sunar.
We can't mark specific points or staple something to space-time as an anchor. Deyimler
0:47Belirli noktaları işaretleyemez veya uzay-zamana bir çapa gibi bir şey zımbalayamayız.
Bir şeyi çıpa olarak uzay-zamana zımbalamak
Burada staple something to space-time as an anchor, kasıtlı olarak fiziksel bir eylem görüntüsü kullanan bir mecazdır. Bir işareti hareket edemeyecek biçimde uzay-zamana tutturduğunuzu hayal ettirir. Cümle bunun yapılamayacağını söylüyor. Uzay-zaman mutlak ve sabit bir nokta sağlamaz; konumlar başka bir şeye göre tarif edilmelidir. Bu nedenle anchor, gerçek bir gemi çıpasını değil, sabit bir referans noktasını ifade eder.
Alıştırma
Cümlede staple something to space-time as an anchor ne anlama geliyor?
- Uzaydaki fiziksel bir nesneye gerçek bir metal zımba takmak
- Mesafe ölçmek için gemi çıpası kullanmak
- Uzay-zamanda mutlak ve sabit bir referans noktası oluşturmak
Cevabı göster
Uzay-zamanda mutlak ve sabit bir referans noktası oluşturmak
We are really ever only at a position in relation to something else,
0:55Biz aslında her zaman sadece başka bir şeye göre bir konumdayız,
like up and down are actually relative too.
1:02aşağı ve yukarı gibi, aslında göreceli olduğu anlamına gelir.
take for granted: bir şeyi sorgulamadan kesin kabul etmek
Take something for granted, bir şeyi sorgulamadan normal, kesin veya her zaman mevcut kabul etmek anlamına gelir. Burada insanlar yukarı ve aşağı yönlerini açık ve mutlak yönlermiş gibi ele alıyor. Başka bağlamlarda aynı yapı, çok tanıdık olduğu için bir insanın veya şeyin değerini fark etmemek ya da takdir etmemek anlamına gelebilir. İki kullanımın ortak noktası, bir şeyi sorgulamadan kabul etmektir.
Alıştırma
Cümleyi ‘onun yardımının değerini bilmedi’ anlamındaki deyimle tamamlayın: Lena took his help ____ and never thanked him.
Cevabı göster
for granted
Okay, let's fill the universe up with things again
1:06Tamam, evreni tekrar bir şeylerle dolduralım
find out: önceden bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek
Bu cümlede find out, “henüz bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak” anlamına gelir. Konuşmacı, diğer her şeye göre konumunuzu belirlemek istiyor. Find out iki sözcüklü bir öbek fiildir. Burada out bir hareket yönünü anlatmaz. Nesnesi bir bilgi ya da yan cümle olabilir: find out the answer ve find out where you are örneklerinde olduğu gibi.
Alıştırma
Hangi cümlede find out, “daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek” anlamında kullanılmıştır?
- We need to find the key under the sofa.
- We need to find out why the door will not open.
- We need to put the key outside.
Cevabı göster
We need to find out why the door will not open.
Let's start this video at a familiar place Anlatım akışı
1:24Bu videoya tanıdık bir yerde başlayalım
Let's start ... and then ...: anlatım yol haritasını önceden göstermek
Bu cümle, açıklama başlamadan önce dinleyicilere bir yol haritası verir. Let's start ... ilk aşamayı belirler, and then ise sonraki aşamayı işaret eder; böylece dinleyiciler fikirlerin sırasını bilir. Bu yol, tanıdık bir yerden increasingly weird hâle gelen içeriğe ilerler. Burada increasingly “giderek daha fazla” demektir; weird ise yabancı veya sezgilere aykırı gelecek fikirleri hafif ve rahat bir tonla anlatır.
Alıştırma
Bir sunumun başında “Let's start with a familiar example and then move into the stranger cases” cümlesi ne yapar?
- Tanıdık içerikten daha az tanıdık içeriğe doğru ilerleyişi önceden gösterir.
- Bir yol haritası vermeden sunumu bitirir.
- Her örneğin tanıdık olacağını söyler.
Cevabı göster
Tanıdık içerikten daha az tanıdık içeriğe doğru ilerleyişi önceden gösterir.
the world is seemingly flat and you can move in three dimensions.
1:29dünya görünüşte düzdür ve üç boyutta hareket edebilirsiniz.
It's what physicists call a frame of reference, Kelime
1:33Fizikçilerin referans çerçevesi dediği şey budur,
frame of reference: hareketi açıklamak için kullanılan sistem
Burada frame of reference, bir şeyin nerede olduğunu ve nasıl hareket ettiğini açıklamak için kullanılan sistem veya bakış açısı demektir. Fizikte gözlemcinin konumu ve hareketi de bu referans sisteminin parçasıdır; bu nedenle aynı hareket farklı referans çerçevelerinden farklı anlatılabilir. Bu ifade mecaz olarak bir fikri anlamak için kullanılan arka plan varsayımlarını veya bakış açısını da anlatabilir. Buradaki frame bir resmin fiziksel çerçevesi değil, gözlemi düzenleyen yapıdır.
Alıştırma
'The speed of the car depends on your frame of reference' cümlesinde frame of reference ne anlama gelir? En uygun açıklamayı seçin.
- Arabanın hareketini açıklamak veya ölçmek için kullanılan sistem ya da bakış açısı
- Bütün gözlemcilerin aynı hızı ölçmesini sağlayan bir kural
- Arabanın fotoğrafını çevreleyen fiziksel kenar
Cevabı göster
Arabanın hareketini açıklamak veya ölçmek için kullanılan sistem ya da bakış açısı
and how you see things moving around you,
1:38ve etrafınızdaki şeylerin nasıl hareket ettiğini nasıl gördüğünüz,
the ground noticeably curves away from you.
1:52zemin fark edilebilir şekilde sizden uzağa doğru kavislenir.
If you could see ... you'd see: gerçek dışı bir sonucu hayal etmek
“If you could see” gerçekmiş gibi sunulan bir olguyu değil, hayal edilen bir koşulu başlatır. Burada could, “-ebilmek” anlamındadır ve geçmiş zamanı göstermez; “you'd see”, you would see ifadesinin kısaltmasıdır ve hayal edilen sonucu anlatır. Bu iki bölüm birlikte, gerçek dışı veya gerçekleşme ihtimali düşük bir koşulda ne olacağını düşünmeyi sağlar. Bu cümlede konuşan kişi yapıyı bir düşünce deneyi olarak kullanır: Yerin içini görebilmek, insanları alışılmadık bir açıdan görmeyi sağlayacaktı. Aynı yapı başka uzak ihtimalleri anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
If + could ... you'd ... yapısıyla hayal edilen bir şimdiki durumu doğru anlatan cümle hangisidir?
- If you could breathe underwater, you'll explore the reef.
- If you can breathe underwater, you'd explore the reef.
- If you could breathe underwater, you'd explore the reef.
Cevabı göster
If you could breathe underwater, you'd explore the reef.
because within our frame of reference, that just makes sense,
2:13çünkü bizim referans çerçevemiz içinde bu mantıklıdır,
which is also why we think that the planet itself has an up and down,
2:17gezegenin kendisinin de bir aşağı ve yukarısı olduğunu düşünmemizin,
But an observer looking at the solar system might disagree.
2:24Ancak güneş sistemine bakan bir gözlemci aynı fikirde olmayabilir.
Our maps make sense to us because we're used to them, Dilbilgisi
2:29Haritalarımız bize mantıklı geliyor çünkü onlara alıştık,
because A, not because B: nedeni düzeltmek
because A, not because B kalıbı A’yı gerçek neden olarak gösterir ve B’yi açıklama olarak reddeder. Bu cümlede haritaların anlamlı görünmesinin nedeni onlara aşina olmamızdır; doğru olmaları bu izlenimin nedeni değildir. Not because yalnızca B nedenini reddeder. Haritaların bize anlamlı geldiği gerçeğini inkâr etmez ve bu kalıp tek başına B’nin yanlış olduğunu mutlaka kanıtlamaz. Muhtemel görünen fakat hatalı bir açıklamayı düzeltmek için kullanılır.
Alıştırma
because A, not because B neden düzeltme kalıbını tamamlayın: The trail seems easy ____ I have walked it before, ____ it is short.
Cevabı göster
because · not because
be used to + isim veya -ing: alışkın olmak
Be used to, “alışkın olmak” veya “bir şeyi tanıdık bulmak” anlamına gelir. we're used to them ifadesinde we're, we are demektir; used sıfat gibi çalışır ve to bir edattır. them ise to’nun nesnesidir. Be used to sonrasında isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır: She is used to the noise; He is used to waking early. Be biçimini özneye ve zamana göre değiştirin: I am used to it; they were used to it.
Alıştırma
Şimdiki zamanda yerleşmiş bir durumu anlatan ifadeyi seçin: Nina has lived beside the train line for five years and no longer notices the noise. She ___ it.
- is used to
- is getting used to
- used to
Cevabı göster
is used to
Your position on what feels like a flat surface,
2:36Düz bir yüzey gibi hissettiren bir yerdeki konumunuz,
While we usually imagine this as pretty orderly,
2:49Bunu genellikle oldukça düzenli bir şey olarak hayal etsek de,
someone looking at us from the outside would see something pretty messy.
2:52bize dışarıdan bakan biri oldukça dağınık bir şey görürdü.
not to scale: ölçeğe uygun değil
This is not to scale cümlesindeki not to scale, görseldeki boyutların, mesafelerin veya oranların gerçek ilişkilerine göre gösterilmediğini ve değiştirildiğini belirten bir uyarıdır. Burada scale, bir gösterim ile gerçek hayat arasındaki oran anlamına gelir. Görselde nesnelerin nasıl göründüğüne bakarak gerçek dünyadaki kesin oranları belirlemeyin.
Alıştırma
Bir şemanın üzerinde not to scale yazıyor. Bundan ne anlamalısınız?
- Şemayı daha anlaşılır kılmak için oranlar değiştirilmiş olabilir.
- Şema gerçek hayattaki kesin oranları gösterir.
- Şema bir tartıyla ölçülmüştür.
Cevabı göster
Şemayı daha anlaşılır kılmak için oranlar değiştirilmiş olabilir.
so we spend half the year sinking a little bit closer to the sun, Dilbilgisi
3:04bu yüzden yılın yarısını güneşe biraz daha yaklaşarak,
and half the year rising up a bit and slowing down.
3:07ve yılın diğer yarısını biraz yükselip yavaşlayarak geçiriyoruz.
spend half the year sinking: spend + süre + doing yapısı
spend + bir süre + doing yapısı, o süre boyunca devam eden bir etkinliği veya süreci anlatır. spend half the year sinking ifadesinde half the year zaman ifadesidir; sinking ise devam eden süreci adlandıran -ing biçimidir. Burada sinking, görsel açıklamada Güneş'e yavaş yavaş yaklaşmak anlamına gelir. Para harcamak veya gerçekten bir maddenin içine batmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi spend fiilinin geçmiş zamanı ve finish fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya ____ the afternoon ____ her science project.
Cevabı göster
spent · finishing
And the ellipse itself changes its shape every 100,000 years too.
3:11Ve elipsin kendisi de her 100.000 yılda bir şeklini değiştirir.
that looks like a wobbly circle with wavy edges.
3:25dalgalı kenarları olan sallantılı bir daireye benzeyen.
as the moon now starts to mess things up too. Öbek fiiller
3:29çünkü ay artık işleri bozmaya başlıyor.
“mess things up”: Bir durumu kötüleştirmek veya karıştırmak
Burada mess things up, “durumu daha karmaşık, düzensiz ya da açıklaması daha zor hâle getirmek” demektir. Bu, Ay'ın hata yaptığını söylemez; Ay'ın etkisi basit bir modeli daha az düzenli hâle getirir. Mess up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse up'tan önce veya sonra gelebilir: mess the plan up ya da mess up the plan. Nesne bir zamirse ortaya gelir: mess it up; mess up it denmez.
Alıştırma
“Durumu karışık veya daha kötü hâle getirmek” anlamındaki bu dersin öne çıkan öbek fiiliyle cümleyi tamamlayın: Changing the labels again could ____ for everyone.
Cevabı göster
mess things up
Both objects orbit their common center of gravity
3:36Her iki cisim de ortak ağırlık merkezlerinin etrafında dönerler
that lies around 4,700 km off to the side of Earth's core.
3:39ki bu da Dünya'nın çekirdeğinin yan tarafında yaklaşık 4.700 km uzaklıktadır.
In practice, this means that as the moon orbits Earth, Anlatım akışı
3:44Pratikte bu, ay Dünya'nın etrafında dönerken,
it's jerking Earth around a bit, Öbek fiiller
3:47Dünya'yı biraz sağa sola çekiştirdiği anlamına gelir,
jerking Earth around: Dünya'yı ani ve tekrarlanan biçimde hareket ettirmek
Bu cümlede jerking Earth around, dış bir kuvvetin Dünya'yı hafifçe ve düzensiz biçimde hareket ettirmesi demektir. Jerk ani ve sert bir hareketi, around ise tek ve düzgün bir yol yerine yönün değişmesini anlatır. Burada jerk something around kalıbının fiziksel anlamı kullanılır. Nesne Earth olduğu için ifade hareketi anlatır; birine haksız davranmak veya onu yönlendirip oyalamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi jerk ... around ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Every bump was ____, so the video looked shaky.
Cevabı göster
jerking the camera around
“In practice, this means that”: Bir düşünceden gerçek sonucuna geçiş
Burada In practice, this means that, açıklamayı soyut bir mekanizmadan somut ve gözlemlenebilir bir sonuca taşır. Ardından gelen yan cümle, önceki düşüncenin gerçekte nasıl göründüğünü gösterir: Dünya biraz oraya buraya çekilir ve sallanır. Burada In practice, “gerçek etkisi bakımından” demektir; “bir alıştırma sırasında” anlamına gelmez. This means that önceki açıklamaya gönderme yapar ve dinleyiciye sonraki yan cümlenin bunun sonucunu veya pratik anlamını verdiğini bildirir.
Alıştırma
Every online order must be checked by one person. Bu kuralın pratik sonucunu açıkça belirten devam cümlesi hangisidir?
- In other words, a person checks every order.
- In practice, this means that customers may wait an extra day.
- For example, some customers place large orders.
Cevabı göster
In practice, this means that customers may wait an extra day.
Okay, so you're standing on the surface of a rotating planet
3:50Tamam, yani dönen bir gezegenin yüzeyinde duruyorsunuz
that is jiggling around the sun in an elliptical orbit
3:54güneşin etrafında eliptik bir yörüngede sarsılarak ilerleyen
who's to say: kesinliği sorgulamak
Who's to say ...?, bir yargıdan emin olmak için hiç kimsenin yeterli dayanağa sahip olmadığını anlatan retorik bir sorudur. Burada konuşan kişi, gerçekten kimin konuşma izni olduğunu sormaz; bir varsayımı sorgular ve görünürdeki kesinliğin yeterince temellendirilmediğini gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen Who's to say + yan cümle? yapısı, bir şey kesin biçimde bilinemediğinde veya kararlaştırılamadığında kullanılır.
Alıştırma
"Who's to say this plan will fail?" cümlesinde konuşan kişi ne yapıyor?
- Planın kesinlikle başarılı olacağını söylemek.
- Başarısızlığı hangi kişinin duyurduğunu sormak.
- Birinin başarısızlığı kesin biçimde tahmin edip edemeyeceğini sorgulamak.
Cevabı göster
Birinin başarısızlığı kesin biçimde tahmin edip edemeyeceğini sorgulamak.
It's defined as the plane the Earth orbits in Kalıp ifadeler
4:06Dünya'nın yörüngesinde döndüğü düzlem olarak tanımlanır
defined as: kesin bir tanım verme
“It’s defined as the plane ...” ifadesinde defined as, bir terime veya kategoriye verilen kesin anlamı tanıtır. Yapı X + be + defined as + Y şeklindedir ve Y tanımı belirtir. Bu ifade, doğal ya da tek doğru sınır yerine pratik bir uzlaşmayı gösterebilir. Burada referans düzlemi kolaylık sağladığı için seçilir; dolayısıyla defined as, terimin üzerinde anlaşılmış bir yöntemle belirlendiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi kesin bir tanım tanıtan resmî ifadeyle tamamlayın: In this glossary, a peninsula is ____ land almost surrounded by water.
Cevabı göster
defined as
In reality, the other planets are just a little bit inclined
4:11Gerçekte, diğer gezegenler sadece biraz eğimlidir
with respect to: referans noktası belirtme
Bir yön, konum veya ölçüm seçilmiş bir referans noktasından anlatıldığında with respect to, “-e göre” veya “-e kıyasla konumlanmış” anlamına gelir. Burada our plane, diğer gezegenlerin ne kadar eğimli olduğunu belirtmek için kullanılan referanstır. Yapı with respect to + isim öbeği şeklindedir. Başka bağlamlarda “hakkında” anlamına gelebilir; ancak bu cümledeki ölçüm dili referans noktası anlamını seçer.
Alıştırma
Zemini ölçüm referansı yapan ifadeyi seçin: The camera is tilted five degrees ... the floor.
- with respect to
- because of
- on behalf of
Cevabı göster
with respect to
From their point of view: bakış açısını değiştirmek
From their point of view, sonraki ifadenin konuşanın alışılmış bakış açısından değil, “onların” konumundan veya bakış açısından anlaşılması gerektiğini belirtir. Burada their, başka gezegenlerde olduğu varsayılan gözlemcileri anlatır; dolayısıyla ifade görsel referans noktasını değiştirir. Bu giriş, bilgiyi düzenler: bakış açısına bağlı bir gözlemin mutlak bir gerçek gibi duyulmasını önler. Aynı yapı, başka bir kişinin ne düşündüğünü, bildiğini, gördüğünü veya deneyimlediğini de çerçeveleyebilir.
Alıştırma
Bir uzay istasyonundaki gözlemciler Dünya'yı altlarında görüyor. Sonraki ifadenin onların gözlem konumuna bağlı olduğunu hangi giriş açıkça gösterir?
- From their point of view,
- In their opinion,
- Without a doubt,
Cevabı göster
From their point of view,
Far from it: bir fikri güçlü biçimde reddetmek
Far from it, hemen önce sözü edilen fikri güçlü biçimde reddeden kalıplaşmış bir deyimdir. “This isn't it, far from it,” cümlesinde “kesinlikle hepsi bu değil” anlamına gelir ve açıklamanın bitmesine daha çok olduğunu belirtir. it zamiri önceki iddia veya olasılığa gönderme yapar. Far, bu iddia ile gerçek arasında büyük bir fark olduğunu anlatır; fiziksel mesafeyi belirtmez.
Alıştırma
Önceki fikri güçlü biçimde reddeden üç sözcüklü deyimle yanıtı tamamlayın: “Finished? ____. We still have weeks of work.”
Cevabı göster
Far from it
is orbiting the center of the Milky Way galaxy.
4:24Samanyolu galaksisinin merkezinin etrafında dönüyor.
as a whole: tüm parçaları tek bir birim olarak ele almak
As a whole, “bütün parçaları bir arada, tek ve eksiksiz bir birim olarak düşünmek” anlamına gelir. Bu cümlede the solar system ifadesine bağlıdır: Güneş, gezegenler ve diğer parçalar tek bir sistem olarak ele alınır. Bu ifade, her bir parçanın aynı olduğunu söylemeden grubun veya sistemin tamamı hakkında bir açıklama yapmayı sağlar.
Alıştırma
Bütün üyeleri tek bir birim olarak gösteren, dersteki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The orchestra ____ sounded excellent, although one instrument came in late.
Cevabı göster
as a whole
we can clearly make out a galactic plane Öbek fiiller
4:28güneş sisteminin her 230 milyon yılda bir merkez etrafında döndüğü
make out: belirsiz bir şeyi ayırt etmek
Make out, algılanması zor olan bir şeyi görmek, duymak veya ayırt etmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada Samanyolu’nun karmaşık görünümü içinde galaktik bir düzlemin şekli ayırt edilebiliyor. out parçacığı fiilin bir parçasıdır; make tek başına bu anlama gelmez. Make out başka bağlamlarda farklı anlamlara da sahip olduğundan, anlamı çevresindeki kelimeler belirler.
Alıştırma
Hangi cümlede make out, “görülmesi veya duyulması zor bir şeyi ayırt etmek” anlamında kullanılmıştır?
- We found out when the train leaves.
- I finally figured out the puzzle.
- Through the fog, I could just make out the lighthouse.
Cevabı göster
Through the fog, I could just make out the lighthouse.
in which the solar system orbits the center every 230 million years.
4:31bir galaktik düzlemi açıkça görebiliriz.
just like the planets in the solar system orbit the sun on their own planes, Dilbilgisi
4:44tıpkı güneş sistemindeki gezegenlerin kendi düzlemlerinde güneşin etrafında dönmesi gibi,
so do all the stars orbiting the galactic center.
4:48galaktik merkezin etrafında dönen tüm yıldızlar da öyle yapar.
just like A, so do B paralel karşılaştırması
Just like, ilk durumu karşılaştırmaya model olarak sunar. Burada A, gezegenlerin Güneş’in çevresinde dönmesidir. So do all the stars, yıldızların da aynı eylemi yaptığını belirtmek için yardımcı fiil ile öznenin yerini değiştiren devrik yapıyı kullanır. Do, önceki orbit fiilinin yerine geçer; bu bir soru değildir. Yeniden kullanılabilecek kalıp just like A + fiil, so do/does/did B şeklindedir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı just like A, so do/does B kalıbıyla tamamlayın: Just like Earth orbits the Sun, ____ Mars.
Cevabı göster
so does
The solar system as a whole is tilted about 60 degrees towards the galactic plane,
4:51Güneş sistemi bir bütün olarak galaktik düzleme doğru yaklaşık 60 derece eğiktir,
speeding through space at almost a million kilometers per hour.
4:56uzayda saatte neredeyse bir milyon kilometre hızla ilerlemektedir.
would see the orbits of the planets moving through space in a helix shape,
5:02gezegenlerin yörüngelerinin uzayda bir sarmal şeklinde hareket ettiğini görürdü,
which you can imagine as a corkscrew motion on the tilted plane of the solar system Anlatım akışı
5:05bunu, güneş sisteminin eğik düzlemindeki tirbuşon hareketi olarak düşünebilirsiniz
Which you can imagine as: zihinsel bir görüntü sunma
Which, önceki fikre gönderme yapar: Gezegenlerin yörüngeleri uzayda sarmal biçimde hareket ediyor gibi görünür. Which you can imagine as... yan cümlesi, dinleyiciye bu soyut açıklamayı tanıdık bir zihinsel görüntüye nasıl dönüştürebileceğini gösterir. Imagine X as Y, Y’yi X’i anlamaya yardımcı bir model olarak sunar; X’in kelimenin tam anlamıyla Y olduğunu söylemez. Bu yapı, benzetmeyi açıkladığı fikrin hemen arkasına getirerek açıklamadaki bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Cümledeki which you can imagine as a corkscrew motion ifadesinin işlevi nedir?
- Yörüngenin kelimenin tam anlamıyla fiziksel bir tirbuşon olduğunu söyler.
- Yörüngeyle ilgisiz, ayrı bir olay sunar.
- Sarmal biçimli hareket için tanıdık bir zihinsel görüntü verir.
Cevabı göster
Sarmal biçimli hareket için tanıdık bir zihinsel görüntü verir.
Yaklaşıklık bildiren yumuşatıcı sort of
Burada sort of, in front of the sun ifadesini yumuşatır. Betimlemenin kesin bir geometrik iddia değil, yalnızca yaklaşık bir anlatım olduğunu gösterir. Konuşmada kullanılan bir yumuşatıcı olarak sort of, konuşan kişi fazla kesin görünmek istemediğinde bir sıfatın, fiil öbeğinin veya başka bir betimlemenin önüne gelebilir. Bu cümlede yaklaşık olarak veya bir bakıma anlamındadır; bir tür anlamına gelmez.
Alıştırma
İddiayı bilinçli olarak yaklaşık hâle getiren ifadeyi seçin: “The two shapes are ___ the same.”
- sort of
- a sort of
- completely
Cevabı göster
sort of
There is a strange and eerie beauty
5:21Gezegenlerimizin ve güneşin uzayda nasıl hareket ettiğine dair
we're diving down and shooting up hundreds of light-years
5:38her yörüngede 10 kez galaktik düzlemin içinden yüzlerce ışık yılı
We haven't mapped this motion out completely Öbek fiiller
5:47Bu hareketin haritasını henüz tam olarak çıkaramadık
map something out: tüm ayrıntıları belirlemek
Mapped this motion out, hareketin zaman içinde nasıl geliştiği de dâhil olmak üzere tam bir örüntü şeklinde çözümlenip betimlenmesi anlamına gelir. Bu, haritada tek bir noktayı işaretlemekten daha fazlasıdır. Map something out, bir rotanın, sürecin, sistemin veya planın ayrıntılarını dikkatlice belirlemeyi anlatabilen, ayrılabilir bir öbek fiildir. Burada mapped, haven't sonrasında kullanılan geçmiş zaman ortacıdır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için map out ifadesini doğru biçimde kullanın: “Before writing the report, we need to ____ its main sections.”
Cevabı göster
map out
as it takes the solar system tens of millions of years to go up and back once,
5:49çünkü güneş sisteminin bir kez yukarı ve geri dönmesi on milyonlarca yıl sürer,
in a solar system tilted towards the galactic plane,
6:03galaktik düzleme doğru eğik bir güneş sisteminde,
the frame of reference becomes a bit arbitrary and pointless
6:15referans çerçevesi biraz keyfi ve anlamsız hale gelir
that appears to be part of greater structures
6:23ki o da daha büyük yapıların parçası gibi görünmektedir
which itself is part of the gigantic Pisces-Cetus supercluster complex,
6:27ki bu da devasa Balık-Balina süperküme kompleksinin bir parçasıdır,
and finally a galactic filament that spans hundreds of millions of light-years
6:31ve son olarak yüz milyonlarca ışık yılı boyunca uzanan bir galaktik iplikçik
Just like with empty space, when everything looks the same,
6:48Tıpkı boş uzayda olduğu gibi, her şey aynı göründüğünde,
who's to say anyone's view is better than anyone else's?
6:51kimin görüşünün başkasınınkinden daha iyi olduğunu kim söyleyebilir?
We've reached the end of our little exercise in cosmic humility. Deyimler
6:55Kozmik tevazu konusundaki küçük egzersizimizin sonuna geldik.
exercise in cosmic humility: kozmik ölçekte alçakgönüllülük dersi
Burada exercise, fiziksel egzersiz değil, bir şey öğreten veya gösteren etkinlik ya da deneyim anlamındadır. an exercise in + soyut isim kalıbı, bütün yolculuğu cosmic humility üzerine bir ders gibi sunar. Cosmic humility, insan ölçeğinin ve bakış açısının sınırlı olduğunu ve benzersiz bir ayrıcalığa sahip olmadığını kabul etmektir. Kendinden nefret etmek değildir; ifade, izleyicinin kazandığı bakış açısını adlandırarak anlatımı kısa ve etkili biçimde tamamlar.
Alıştırma
Hangi cümlede exercise in özgün cümledekiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?
- We did a stretching exercise before the race.
- The astronomy lesson was an exercise in humility.
- The mayor defended the exercise of emergency powers.
Cevabı göster
The astronomy lesson was an exercise in humility.
from the indescribably large to the really large
7:01tarif edilemez derecede büyük olandan gerçekten büyük olana
and finally back to you right now watching this video.
7:12ve son olarak şu an bu videoyu izleyen sana geri dönelim.
a bit much: biraz fazla
Bu cümlede a bit much, bir şeyin rahat hissettirecek düzeyden daha yoğun, karmaşık, zorlayıcı veya aşırı olduğunu belirten deyimsel bir değerlendirmedir. Yalnızca sayılabilen bir miktarı değil, önceki bilgilerin toplam etkisini anlatır. A bit, yargıyı yumuşatır; böylece konuşan kişi sert görünmeden olası bir zihinsel yükü kabul eder. Yine de ifade, bir kişinin davranışını veya talebini anlatırken gerçek bir eleştiri taşıyabilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve rahat hissettirecek düzeyden fazlası anlamına gelen üç sözcüklü deyimle tamamlayın: Finishing six chapters tonight is ____.
Cevabı göster
a bit much
Teselli ifadesi olarak don't feel bad
Burada “don't feel bad” bir teselli ifadesidir: Konuşan kişi, dinleyene verdiği tepki yüzünden kendini suçlamaması; utanmış, suçlu veya morali bozuk hissetmemesi gerektiğini söyler. “Fiziksel olarak hasta hissetme” anlamına gelmez. Birisi hata yaptığında, hayal kırıklığına uğradığında ya da daha iyi anlaması veya davranması gerektiğini düşündüğünde kullanılabilir. Bu ifade kişinin duygusuna karşılık verir ve destek sunar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I got the answer wrong, and I feel embarrassed.” diyor. Hangi yanıt, dersteki ifadeyi destekleyici bir teselli olarak kullanır?
- You should feel bad. That question was difficult.
- Don't get sick. That question was difficult.
- Don't feel bad. That question was difficult.
Cevabı göster
Don't feel bad. That question was difficult.
and trying to keep track of how everything is oriented Kalıp ifadeler
7:23ve her şeyin nasıl yönlendirildiğini takip etmeye çalışmak
or decide where the best up and down is is hard. Dilbilgisi
7:25ya da en iyi yukarının ve aşağının neresi olduğuna karar vermek zordur.
Değişen bilgileri takip etmek için keep track of
“Keep track of”, zaman içinde değişen bir şeyi sürekli bilmek, izlemek veya kaydetmek anlamına gelir. Bu cümlede birçok şeyin yönünü anlamayı kaybetmemek için gösterilen çabayı anlatır. Yapı keep track of + isim veya -ing biçimidir. Sürekli dikkat gerektirdiği için yalnızca tek bir gerçeği hatırlamaktan daha güçlü bir anlam taşır.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “izlemeye devam etmek” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I use a spreadsheet to ____ my monthly expenses.
Cevabı göster
keep track of
where the best up and down is is hard: is fiilinin iki görevi
where the best up and down is ifadesinde where, daha büyük bir cümlenin içine yerleşmiş dolaylı bir soru yan tümcesini başlatır. Bu yan tümce bir bildirme cümlesinin içinde olduğu için bildirme cümlesi dizilişini kullanır: the best up and down öznesi ilk is fiilinden önce gelir. İlk is bu dolaylı soru yan tümcesini bitirir. İkinci is dıştaki ana cümleye aittir: ana cümlenin tam öznesi uzun trying to keep track ... or decide ... bölümüdür ve ikinci is bu özneyi hard ile bağlar. Daha açık, basitleştirilmiş bir biçim It is hard to decide where the best up and down is şeklindedir. Bu nedenle yan yana gelen is is dil bilgisine uygundur; yanlışlıkla yapılmış bir tekrar değildir.
Alıştırma
Hangi tam cümle, where ile başlayan gömülü yan tümceyi özne olarak doğru biçimde kullanır?
- Where the nearest exit is is not obvious.
- Where the nearest exit is not obvious.
- Where is the nearest exit is not obvious.
Cevabı göster
Where the nearest exit is is not obvious.
right here, right now: tam yer ve tam zaman
Right hem here hem de now sözcüğünü güçlendirir. Here tam olarak bu yeri, now ise tam olarak bu anı belirtir; right burada 'doğru' anlamına gelmez ve bir yön göstermez. Tekrarlanan right + yer, right + zaman kalıbı güçlü ve dengeli bir vurgu oluşturur. Dikkati doğrudan mevcut duruma döndürür ve aciliyet katabilir: bu yere ve bu ana odaklanın.
Alıştırma
Hangi cümle hem tam yeri hem de şimdiki anı en güçlü biçimde vurgular?
- We acted here a long time ago.
- We need to act somewhere, someday.
- We need to act right here, right now.
Cevabı göster
We need to act right here, right now.
Kişisel bakış açısı mecazı olarak right at the center of your own little universe
Burada right, “tam olarak” anlamına gelir; bu yüzden right at the center, tam merkezde olma fikrini güçlendirir. Center burada bir mecazdır: uzayın ortasındaki gerçek bir noktayı değil, dünyayı deneyimleyip anlatırken bulunduğun bakış noktasını ifade eder. Your own little universe, “referans noktası” fikrini sıcak ve kişisel bir imgeye dönüştürür. Evrenin mutlak bir merkezi olmayabilir; yine de kendi konumunu gözlemlediğin şeylerin merkezi olarak kullanabilirsin. Bu, diğer insanlardan daha önemli olduğun anlamına gelmez.
Alıştırma
“When I look through the telescope, I feel right at the center of my own little universe,” cümlesindeki ifade esas olarak ne anlatır?
- Konuşanın diğer herkesin önemsiz olduğuna inandığını
- Konuşanın kendi bakış açısını kişisel bir merkez olarak kullandığını
- Konuşanın uzayın fiziksel merkezini bulduğunu
Cevabı göster
Konuşanın kendi bakış açısını kişisel bir merkez olarak kullandığını