Taş Kağıt Makas'ta Seni Yeneceğim: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: önceden kaydedilmiş video, çok düşük olasılıklı taş-kâğıt-makas serisini zamanın ötesinde bir olasılık görevine dönüştürüyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “all but inevitable,” kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimdir: all but “neredeyse” demektir; abartılı iddiayı ve all but impossible gibi kalıpları açıklar. 2. “set in stone.” deyimdir: anlatıcı seçiminize tepki veremez; bunu artık değiştirilemeyen karar, kural veya planlar için kullanabilirsiniz. 3. “This isn't a game. This is a quest through the improbable,” söylem, hikâye anlatımı ve retoriktir: This isn't X. This is Y. sıradan etiketi reddeder ve daha güçlü bir yorum sunar.
Bu derste
Ortak bir öneri için Shall we + fiilin yalın hâli
Shall we + fiilin yalın hâli...? konuşanın ve dinleyenin bir şeyi birlikte yapmasını önerir. Bu cümlede play yalın hâlde kalır ve soru, emir vermek yerine karşı taraftan yanıt bekler. Burada shall yalnızca gelecek zamanı göstermez. Kalıbın tamamı bir öneri sunar; karşı taraf kabul edebilir, reddedebilir veya başka bir şey önerebilir.
Alıştırma
Kibar öneriyi Shall we + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: "____ check the map first?"
Cevabı göster
Shall we
Perhaps the greatest strategy game yet devised. Dilbilgisi
0:01Belki de şimdiye kadar tasarlanmış en büyük strateji oyunu.
the greatest strategy game yet devised: bugüne kadarki üstünlük
the greatest strategy game yet devised ifadesinde yet, “şimdiye kadar” anlamına gelir. İfade, oyunu bugüne kadar tasarlanmış bütün strateji oyunlarıyla karşılaştırır ve bu grubun en iyisi olduğunu söyler. Devised, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğindeki geçmiş zaman ortacıdır: the game yet devised, the game that has been devised so far anlamına gelir. Altyazı dramatik bir cümle parçasıdır; tam biçimi Perhaps it is the greatest strategy game yet devised. olabilir.
Alıştırma
İddiayı tamamlamak için yet ve develop fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: "This is the safest design ____."
Cevabı göster
yet developed
On these three through human history have hung so many critical moments, Dilbilgisi
0:07İnsanlık tarihi boyunca pek çok kritik an bu üçlüye bağlı kalmıştır,
On these three ... have hung: başa alınmış edat öbeğiyle devrik yapı
Cümle başındaki On these three edat öbeği vurgu için öne alınmıştır. Ardından have hung, gerçek özne olan so many critical moments ifadesinden önce gelir. Nötr söz dizimi şöyledir: So many critical moments have hung on these three through human history. Bu belirgin devrik yapı cümleye resmî ve dramatik bir ritim verir. Yer veya ilişki bildiren bir öbek başa geldiğinde fiilden sonraki isim öbeğine bakın; gerçek özne orada olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede have hung ifadesinin dilbilgisel öznesi hangi sözcüklerdir?
- human history
- so many critical moments
- these three
Cevabı göster
so many critical moments
their outcome determined by rock defeating scissors, Dilbilgisi
0:12sonuçları taşın makası yenmesi,
their outcome determined by: bağımsız yapı
their outcome determined by... ifadesi bir bağımsız yapıdır: their outcome isim öbeğini determined geçmiş zaman ortacı izler. Başka bir çekimli tam yan cümle kullanmadan kritik anlarla ilgili arka plan bilgisi ekler. Bu sıkıştırılmış biçimde being kullanılmaz. Yapı, their outcome being determined by... şeklinde genişletilebilir veya tam bir yan cümle olan their outcome was determined by... biçiminde anlaşılabilir. Their, critical moments ifadesine döner; outcome eylemi yapan değil, belirlenen şeydir.
Alıştırma
Cümleyi its, outcome ve determine sözcüklerinden oluşturulan üç sözcüklü bağımsız yapıyla tamamlayın: The contest ended, ____ by a final vote.
Cevabı göster
its outcome determined
This being the most critical for you will test your skill against me
0:19Senin için en kritik olan bu oyun bana karşı becerilerini test edecek
and might have the luckiest day of your life
0:23ve hayatının en şanslı gününü yaşamana neden olabilir;
by winning not just on the first round on the first try, Dilbilgisi
0:26sadece ilk denemede ilk turda kazanarak değil,
but also then the second, the third, again and again,
0:30ardından ikinci, üçüncü turda da, tekrar tekrar kazanarak,
not just ... but also: daha güçlü bir nokta eklemek
Not just ... but also birbiriyle ilgili iki noktayı bağlar ve ikincisini daha güçlü bir ek bilgi olarak vurgular. Burada kazanmanın ilk turdaki ilk denemeyle sınırlı olmadığı, ikinci ve üçüncü turda da sürdüğü anlatılır. But also sonrasında daha önce söylenen winning on sözleri anlaşılır, bu yüzden konuşan kişi bütün ifadeyi tekrarlamadan the second, the third diyebilir. Not just kazanmayı reddetmez; ilk galibiyetin sonucun yalnızca bir parçası olduğunu söyler.
Alıştırma
Her iki avantajı da vurgulayan iki parçalı ifadeyle cümleyi tamamla: The library is ____ quiet, ____ open late.
Cevabı göster
not just · but also
win after win stacking nerve-racking odds Kalıp ifadeler
0:34sinir bozucu ihtimalleri üst üste yığarak zafer üstüne zafer kazanıp
until you achieve a one in a million winning streak. Kalıp ifadeler
0:38milyonda bir görülen bir galibiyet serisine ulaşana kadar.
win after win içindeki yinelenen isim kalıbı
Win after win ifadesinde aynı tekil isim after sözcüğünün iki yanında tekrarlanır. İfade, bir galibiyeti başka bir galibiyetin izlemesi anlamına gelir; belirli iki galibiyetin ayrıntılı sırasından çok tekrar ve birikimi vurgular. Noun after noun kalıbı day after day, question after question ve mistake after mistake gibi ifadelerde de kullanılabilir. Tekrarlanan isim normalde tanımlık almaz ve tekil kalır.
Alıştırma
Yinelenen isim kalıbını tamamla: The goalkeeper made save ____ save.
Cevabı göster
after
one in a million: kesin olasılık mı, olağanüstü nadirlik mi
Burada one in a million, galibiyet serisinin gerçekleşme ihtimalini anlatır: bir milyon olasılık içinde yalnızca böyle bir sonucun ortaya çıkması beklenir. Bu kullanım bir iltifattan çok gerçek bir sayıya yakındır. Başka bağlamlarda aynı ifade kesin bir hesap vermeden “son derece nadir” veya “çok özel” anlamına gelebilir. İfadenin neyi anlattığına ve bağlamda gerçek sayılardan söz edilip edilmediğine bakın.
Alıştırma
Dört sözcüklük hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: There is one winning ticket among 1,000,000 tickets, so the chance of winning is ____.
Cevabı göster
one in a million
Impossible, you say? ile dinleyicinin hayalî itirazını sunmak
Impossible, anlatıcının dinleyiciden beklediği tepkidir. you say? eklendiğinde bu hayalî tepki, dinleyiciyle yapılan kısa bir konuşma gibi duyulur. Anlatıcı, gerçekten birinin konuşup konuşmadığını kontrol etmez. Bu söz sanatı, hemen ardından cevaplayabilmek için önce bir itirazı ortaya koyar ve çoğu zaman meydan okuyan veya şakacı bir ton taşır.
Alıştırma
Konuşmacı bu yeni örnekte ne yapıyor: “Too expensive, you say? Let me show you the budget plan.”?
- Fiyatın düşürülemeyeceğini kabul etmek.
- Birinin gerçekten söylediği sözleri tam olarak kontrol etmek.
- Beklenen bir itirazı cevaplamadan önce ortaya koymak.
Cevabı göster
Beklenen bir itirazı cevaplamadan önce ortaya koymak.
Well, I've got the spreadsheets to prove it's all but inevitable, Kalıp ifadeler
0:42Şey, bunun neredeyse kaçınılmaz olduğunu kanıtlayacak elektronik tablolarım var,
all but inevitable, “neredeyse kaçınılmaz” demektir
all but inevitable ifadesinde all but, “neredeyse” anlamına gelir; yani sonucun kaçınılmasının neredeyse imkânsız olduğu söylenir. “inevitable dışındaki her şey” anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp all but + sıfat veya geçmiş zaman ortacıdır: all but impossible “neredeyse imkânsız”, all but finished ise “neredeyse bitmiş” demektir.
Alıştırma
“The delay is all but inevitable.” cümlesi ne anlama gelir?
- Biri dışındaki bütün gecikmeler kaçınılmazdır.
- Gecikmenin gerçekleşmesi neredeyse kesindir.
- Gecikmenin gerçekleşmesi tamamen imkânsızdır.
Cevabı göster
Gecikmenin gerçekleşmesi neredeyse kesindir.
at least for someone iddianın kimler için geçerli olduğunu sınırlar
At least for someone, güçlü bir iddiadan sonra gelerek iddianın kimler için geçerli olduğunu sınırlar. İddia her izleyici veya belirli bir izleyici hakkında değildir; büyük gruptaki bir ya da daha fazla kişi için doğru olması yeterlidir. Virgülden sonra eklenen bir ifade, fazla geniş görünen bir iddiayı, hâlâ geçerli olduğu kişiyi veya durumu belirterek düzeltebilir: It was easy—at least for Maya.
Alıştırma
Bir antrenör, “Winning a prize is likely—at least for someone on this large team.” diyor. Eklenen ifade ne yapıyor?
- likely sözcüğünü impossible anlamına getirir.
- Her takım üyesinin kazanma olasılığının eşit olduğunu söyler.
- İddiayı her üyeye değil, takımın bir veya daha fazla üyesine sınırlar.
Cevabı göster
İddiayı her üyeye değil, takımın bir veya daha fazla üyesine sınırlar.
See, you have just joined a group of the nearest million viewers of this video
0:47Bak, az önce bu videonun izleyicilerinden sana
All now players prepping, getting ready to rock with rock, Deyimler
0:53Hepsi şimdi oyuncu olarak hazırlanıyor, taş ile vurmaya,
ready to rock ... with rock: deyimsel anlamdan gerçek anlama geçen kelime oyunu
ready to rock ifadesinde rock, enerjik ve kendinden emin biçimde başlamaya hazır olmak anlamındaki samimi bir deyimin parçasıdır. Burada rock müziği çalmak anlamına gelmez. Ardından gelen with rock, rock sözcüğünü taş-kâğıt-makas oyunundaki gerçek seçeneğe geçirir: oyuncu başlamaya hazırdır ve taşı seçmiştir. Aynı sözcüğün iki anlamda tekrarlanması şakayı oluşturur. Başka kelime oyunlarında, çevredeki sözcüklerin tekrarlanan bir sözcüğün anlamını değiştirip değiştirmediğine bakın.
Alıştırma
ready to rock with rock içindeki iki rock kullanımını hangi seçenek doğru açıklar?
- İki kullanım da rock müziğini anlatır.
- İlk kullanımda rock oyundaki seçimdir; ikincisinde rock müziğini anlatır.
- İki kullanım da oyundaki seçimi belirtir.
- İlk kullanımda rock enerjik biçimde başlamak anlamındadır; ikincisinde oyundaki seçimdir.
Cevabı göster
İlk kullanımda rock enerjik biçimde başlamak anlamındadır; ikincisinde oyundaki seçimdir.
Your million cohort stands strong at the start, Kelime
0:59Senin bir milyonluk grubun başlangıçta güçlü duruyor,
cohort: resmî olarak tanımlanmış bir grup
Cohort, ortak bir özellik veya başlangıç noktasıyla birbirine bağlanan insan topluluğudur; özellikle de bu kişiler tek bir nüfus olarak gözlemlendiğinde veya ele alındığında kullanılır. Araştırma, istatistik, eğitim, tıp ve veri analizinde yaygındır. Buradaki your million cohort, mücadeleye birlikte başladığı düşünülen yaklaşık bir milyon izleyiciyi anlatır. Temel fikir yalnızca büyük bir kalabalık değil, aynı aşamada bulunan, tanımlanmış tek bir gruptur.
Alıştırma
Aynı giriş yılıyla tanımlanan bir grup için kullanılan resmî terimi yazın: Researchers followed the 2020 entry ____ for five years.
Cevabı göster
cohort
but after each round only the winners shall remain. Kelime
1:02ama her turdan sonra sadece kazananlar kalacak.
Resmî bir bildiri olarak shall remain
Burada shall remain, her turun ardından kalmasına izin verilen kişilerin kazananlar olduğu anlamına gelir. Shall, sonucu yalnızca geleceğe dair bir tahmin olarak değil, resmî bir kural ya da ciddi bir ilan olarak sunar. Bu yüzden ifade yarışmaya görkemli ve törensel bir hava verir: anlatıcı kimin devam etmeye hak kazandığını ilan eder.
Alıştırma
“the winners shall remain” ifadesinde shall esas olarak ne katar?
- Kazananlara yönelik dostça bir öneri
- Resmî ve otoriter bir ilan
- Gelecekle ilgili belirsiz bir tahmin
Cevabı göster
Resmî ve otoriter bir ilan
Repeat and repeat until there will be but one, Kelime
1:05Tekrar et ve tekrar et ta ki sadece bir kişi kalana kadar,
There will be but one: yalnızca anlamındaki but
there will be but one ifadesinde but, only yani “yalnızca” anlamına gelir. Sayıyı doğrudan birle sınırlar; dolayısıyla cümle yalnızca bir kişinin kalacağını söyler. Bu, but sözcüğünün edebî veya ciddi bir kullanımıdır. Burada karşıt iki düşünceyi birbirine bağlamaz ve except anlamına gelmez.
Alıştırma
“Yalnızca” anlamındaki hedef sözcükle edebî üsluptaki cümleyi tamamlayın: At sunset, there will be ____ one boat left.
Cevabı göster
but
one who will feel like a surreal god of this game.
1:12bu oyunun sürreal bir tanrısı gibi hissedecek tek kişi.
Now, a note. ile önemli bir açıklama sunmak
Now burada konuşmanın düzeninde bir değişiklik olduğunu gösterir. A note, konuşanın ana akışı kısa süreliğine durdurup önemli bir bilgi ekleyeceğini dinleyicilere bildirir. Buradaki note, dikkat edilmesi gereken bir nokta veya açıklama demektir; kâğıda yazılmış bir mesaj ya da alınmış ders notları değildir. Bu cümle, dinleyicileri sıradaki bilgiyi sonraki bölümü anlamak için kullanmaya hazırlar.
Alıştırma
Bir konuşmacı ana planı açıkladı. Konuşmayı kısa süre durdurup önemli bir koşulu tanıtmak için en uygun cümle hangisidir?
- Now, write a note.
- Now, read the note.
- Now, a note.
Cevabı göster
Now, a note.
Of course, we aren't really playing live in a hall. Anlatım akışı
1:19Tabii ki, gerçekten bir salonda canlı oynamıyoruz.
Of course, ile bir gerçeği açık olarak sunmak
Of course, ardından gelen ifadeyi konuşanın herkesin fark etmesini beklediği bir gerçek olarak sunar. Buradaki açık nokta, oyunun gerçekte tek bir salonda canlı olarak oynanmadığıdır. Bu kullanım nazik bir düzeltmeyi düzenlemeye yardımcı olur: Konuşan önce ortak gerçeği kabul eder, ardından düzenin gerçekte nasıl işlediğini açıklayabilir. Of course başka durumlarda istekli bir evet cevabı da verebilir; ancak burada ortak olduğu varsayılan bilgiyi belirtir.
Alıştırma
“Of course, the online meeting is not taking place in one room,” cümlesinde Of course ne işe yarar?
- Tamamen yeni bir bilgi karşısında şaşkınlık gösterir.
- Durumu açıklamadan önce gerçeği ortak veya açık bir bilgi olarak sunar.
- Durumu değiştirmek için izin ister.
Cevabı göster
Durumu açıklamadan önce gerçeği ortak veya açık bir bilgi olarak sunar.
You are watching this video that I wrote in your past
1:22Senin geçmişinde, seninle zamanı aşarak oynamak için
set in stone: kesinleşmiş ve artık değiştirilemez
Bu cümlede set in stone, bir şeyin değiştirilemeyecek kadar kesin biçimde belirlenmiş olması demektir. Konuşmacı, izleyicinin bakış açısından önceden kaydedilmiş hareketlerinin zaten belirlenmiş olduğunu söylüyor. Bu ifade mecazidir; hiçbir şey gerçekten taşa oyulmuş değildir. Kesinleşmiş kabul edilen kararları, planları, kuralları veya tarihleri anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “sabit ve değiştirilemez” anlamındaki üç kelimelik İngilizce deyimle tamamlayın: The deadline is final; it is ____.
Cevabı göster
set in stone
taş-kâğıt-makasta throw: hamleni göstermek
Burada throw, bir taş-kâğıt-makas turunda bir el işaretini seçip göstermek anlamına gelir. what you throw, oynadığın hamlenin taş, kâğıt veya makastan hangisi olduğunu belirtir. Havaya herhangi bir nesne fırlatılmaz. Throw sözcüğüne bu özel anlamı oyun bağlamı verir.
Alıştırma
Bir taş-kâğıt-makas oyununda, birinin hangi el işaretini yaptığını soran soru hangisidir?
- What did you throw away?
- What did you catch?
- What did you throw?
Cevabı göster
What did you throw?
I can only reveal the paths onward through this maze of probability
1:31Yalnızca bu olasılık labirentinde ileriye giden yolları gösterebilirim
get only one shot at this game: yalnızca bir deneme hakkı
Burada get only one shot at, “denemek için yalnızca bir fırsata sahip olmak” demektir. Only sınırı açıkça belirtir: deneme bittiğinde ikinci bir deneme hakkı yoktur. Buradaki shot mecazidir. Silahla ateş etmek, fotoğraf çekmek veya küçük bir kadeh içki değil, bir deneme ya da fırsat anlamına gelir. Başka durumlarda kullanılabilen kalıp get/have one shot at + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
“You get only one shot at the audition,” cümlesinde “one shot” ne anlama gelir?
- Denemek için yalnızca bir fırsatın var.
- İstediğin kadar deneyebilirsin.
- Bir fotoğraf çekmelisin.
Cevabı göster
Denemek için yalnızca bir fırsatın var.
I beg you to be honest: güçlü bir yalvarış
I beg you to be honest, dürüst olunmasını isteyen çok güçlü ve duygusal bir ricadır. Burada beg yalvarmak veya içtenlikle rica etmek demektir: konuşan kişi bu isteği acil ve son derece önemli görür. I beg you to + fiil kalıbı, birinden bir şey yapmasını güçlü biçimde ister. Sıradan bir ricaya please eklemekten çok daha güçlüdür ve mutlaka para dilenmek ya da bir dilenci gibi davranmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Yargılayın: Bir sınıf arkadaşından kalem uzatmasını istemek gibi küçük bir günlük ricada, “I beg you to pass me the pencil” normalde uygun derecede hafif bir seçimdir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
for I am trapped here in time: because anlamındaki edebî for
Buradaki for, because yani «çünkü» anlamındadır. Anlatıcının önceki isteğinin gerekçesini sunar: anlatıcı kaydedilmiş ana sıkışmıştır ve izleyicinin ne yaptığını kontrol edemez. Bu for ifadesinden sonra I am trapped here in time gibi tam bir neden yan cümlesi gelir. Resmî veya öyküleyici İngilizcede açıklamayı because gibi ilerletebilir.
Alıştırma
'I cannot help you, for I am locked outside,' cümlesinde for ne işe yarar?
- Nedeni sunar.
- Konuşanın ne kadar beklediğini söyler.
- Yardımı alan kişiyi belirtir.
Cevabı göster
Nedeni sunar.
a sphinx suffered to sever successful streaks of wins, Notlar
1:48başarılı galibiyet serilerini kesmekle lanetlenmiş bir sfenks olarak,
a sphinx: bilmece bekçisi mecazı
Sfenks, antik mitlerde yer alan ve genellikle aslan gövdeli, insan başlı olarak gösterilen bir yaratıktır. Ünlü bir hikâyede sfenks, bir yolu korumak ve tehlikeli bir bilmece sormakla ilişkilendirilir. Burada a sphinx anlatıcı için kullanılan bir mecazdır. Anlatıcı, bilmece sunan ve kazananlarla kaybedenleri ayıran gizemli bir kapı bekçisi gibi davranır; cümle gerçek bir mitolojik yaratığın ortaya çıktığını söylemez.
Alıştırma
Bir bilmece anlatıcısı 'I am a sphinx who guards the next challenge.' diyor. Buradaki sphinx neyi çağrıştırır?
- Anlatıcı, insanları bilmeceyle sınayan gizemli bir kapı bekçisi gibi davranır.
- Anlatıcı gerçekten mitolojik bir yaratığa dönüşmüştür.
- Anlatıcı sıradan bir ev kedisine ad vermektedir.
Cevabı göster
Anlatıcı, insanları bilmeceyle sınayan gizemli bir kapı bekçisi gibi davranır.
sphinx suffered to sever successful streaks ifadesindeki aliterasyon
Bu ifadede aliterasyon kullanılır: temel sözcüklerin çoğu /s/ sesiyle başlar. Sözcükler kendi anlamlarını ve normal dil bilgisi görevlerini korur; tekrarlanan ses ise onları ritmik bir bütün hâlinde birbirine bağlar. Bu ses düzeni, galibiyet serilerini sona erdirmeye ilişkin sade bir anlatımı daha dramatik ve bilmeceyi andıran bir ifadeye dönüştürür. Aliterasyon bir ifadeyi öne çıkarabilir, ritmini güçlendirebilir ve hatırlanmasını kolaylaştırabilir.
Alıştırma
“sphinx suffered to sever successful streaks” ifadesinde /s/ sesinin tekrarlanmasının temel etkisi nedir?
- İfadeyi bir soruya dönüştürür.
- Bütün sözcüklerin aynı anlama geldiğini gösterir.
- Sözcükleri dramatik ve akılda kalıcı bir ritimle birbirine bağlar.
Cevabı göster
Sözcükleri dramatik ve akılda kalıcı bir ritimle birbirine bağlar.
having to eject untold hordes of players from this maze Kalıp ifadeler
1:52sayısız oyuncu sürüsünü bu labirentten atmak zorunda kalarak
Untold hordes of players: abartılı biçimde ifade edilen çok büyük bir sayı
untold hordes of players ifadesinde untold, yalnızca “hiç anlatılmamış” değil, sayılamayacak veya bütünüyle anlatılamayacak kadar çok anlamına gelir. Hordes çok büyük kalabalıklar veya gruplar demektir; bu nedenle iki sözcük ezici bir çokluk fikrini güçlendirir. untold hordes of + çoğul isim kalıbı bilinçli bir abartıdır. Kesin bir sayı vermek yerine grubun çok büyük ve dramatik görünmesini sağlar.
Alıştırma
“Untold hordes of insects covered the field,” cümlesinde untold hordes of ne anlama gelir?
- dikkatle sayılmış toplam sayıda
- kimsenin söz etmediği bir grup
- son derece büyük sayıda
Cevabı göster
son derece büyük sayıda
for decades to come: geleceğe uzanan bir süre
For decades to come, “gelecekte onlarca yıl boyunca” anlamına gelir. Bu dönem şimdiden başlayıp ileriye uzanır; dolayısıyla geçmişi değil, geleceği gösterir. To come, days to come veya years to come örneklerinde olduğu gibi bir zaman adından sonra gelir ve o dönemin henüz gelmediğini belirtir. Buradaki for, gelecekteki dönemin tamamını eylemin süresi olarak sunar.
Alıştırma
“Gelecekte onlarca yıl boyunca” anlamına gelen tam ifadeyle tahmini tamamlayın: This bridge will serve the city ____.
Cevabı göster
for decades to come
But I want nothing more than for the first honest player to win, Notlar
1:59Ama ilk dürüst oyuncunun kazanmasından başka hiçbir şey istemiyorum,
I want nothing more than for ... to ...: birinin bir şeyi yapmasını her şeyden çok istemek
Want nothing more than ..., “…den daha güçlü başka bir isteği olmamak”, yani “en çok … olmasını istemek” anlamına gelir. Bu cümlede konuşanın en büyük isteği ilk dürüst oyuncunun kazanmasıdır. Konuşanın hiçbir şey istemediği anlamına gelmez. İstenen eylemi başka biri yapacaksa o kişiden önce for, ardından to + fiilin yalın hâli kullanılır: I want nothing more than for the first honest player to win. Bu, for + isim öbeği + to-mastar yapısıdır; for, win eylemini yapacak kişiyi tanıtır.
Alıştırma
Başka birinin eylemiyle ilgili en güçlü isteği anlatan beş kelimelik tam yapıyla cümleyi tamamlayın: I ____ my little brother to enjoy his first day at school.
Cevabı göster
want nothing more than for
for some lucky hero to defeat me at every junction,
2:03şanslı bir kahramanın beni her yol ayrımında yenmesini,
for ... to win ... to defeat me ... to pass to the end ilerleyişi
Cümle, istenen tek bir sonucu birbirine bağlı üç to + fiil grubuyla, yani mastar birimiyle açar: for the first honest player to win; for some lucky hero to defeat me at every junction; ve to pass to the end. Tekrarlanan yapı, dinleyicinin takip edebileceği açık bir sıra oluşturur. Her grup başarıyı daha somut ve heyecanlı hâle getirir: önce oyuncu kazanır, sonra kahraman konuşanı tekrar tekrar yener ve sonunda en son noktaya ulaşır. Bunlar birbiriyle ilgisiz üç dilek değil, zafere giden tek bir yoldur.
Alıştırma
Üç bölümlü bu dizinin temel işlevi nedir?
- honest kelimesinin anlamını düzeltir.
- Farklı kişiler hakkında birbiriyle ilgisiz üç dilek sıralar.
- İstenen tek bir zaferi giderek daha belirgin aşamalarla geliştirir.
Cevabı göster
İstenen tek bir zaferi giderek daha belirgin aşamalarla geliştirir.
This isn't a game. This is a quest: X'i Y ile değiştirmek
This isn't X. This is Y kalıbı önce sıradan bir tanımın yeterli olmadığını söyler, ardından daha güçlü bir tanım verir. Burada game yerine quest kullanılarak aynı etkinlik kahramanca, zor ve önemli gösterilir. Konuşan kişi, etkinliğin hiçbir oyun kuralı olmadığını gerçek anlamda söylemiyor. Bu karşıtlık, dinleyiciyi etkinliği sıradan bir eğlence olarak değil, gerçekleşme ihtimali çok düşük görünen şeylerden geçen ciddi bir yolculuk olarak görmeye yönlendirir.
Alıştırma
Vurgulu yeniden tanımlamayı tamamlamak için This isn't X. This is Y kalıbını kullanın: ____ a rehearsal. ____ the real performance.
Cevabı göster
This isn't · This is
for you, for us all: bir kişiden herkese genişleme
Tekrarlanan for + kişi kalıbı önce tek bir dinleyiciyi gösterir: for you. Ardından for us all ile kapsam genişler; konuşan kişi, dinleyici ve diğer herkes aynı gruba alınır. Bu paralel yapı, mesajı kişisel olandan ortak olana doğru bir adım büyütür. İkinci ifade yeni bir amaç vermez; kimlerin kapsandığını genişletir ve sona daha güçlü bir birlik duygusu katar.
Alıştırma
Cümlede for you ifadesinden for us all ifadesine geçiş ne yapar?
- Bir şeyi yapmak için birbiriyle ilgisiz iki neden verir.
- Konuşan kişinin artık dinleyiciye seslenmediğini söyler.
- Mesajı tek bir dinleyiciden herkese genişleterek kapsayıcı bir son oluşturur.
Cevabı göster
Mesajı tek bir dinleyiciden herkese genişleterek kapsayıcı bir son oluşturur.
weird foreshadowing: daha sonra olabileceklere dair tuhaf bir ipucu
Foreshadowing bir anlatım tekniğidir: Hikâyenin başındaki bir ayrıntı ya da söz, daha sonra olabilecek bir şey hakkında ipucu verir. Genellikle dolaylıdır; bu yüzden sıradaki olayı açıkça duyurmakla aynı şey değildir. Burada weird, konuşan kişinin kendi uğursuz ipuçlarını tuhaf ya da gereğinden fazla dramatik olarak tanımlamasıdır. Enough artık bunu bırakalım anlamına gelir; dolayısıyla tüm ifade, konuşan kişinin gerilim oluşturma biçimiyle ilgili hafif ve kendinin farkında olan bir şakadır.
Alıştırma
Hangi durum foreshadowing için en açık örnektir?
- Hikâyenin başında bir karakter köprünün korkuluğunun gevşek olduğunu fark eder; daha sonra köprü yıkılır.
- Bir program sonraki bölümün ne zaman başlayacağını listeler.
- Bir fragman filmin son sahnesini doğrudan gösterir.
Cevabı göster
Hikâyenin başında bir karakter köprünün korkuluğunun gevşek olduğunu fark eder; daha sonra köprü yıkılır.
Good luck to everyone in this group of a million.
2:18Bu bir milyonluk gruptaki herkese iyi şanslar.
Get your mind in the game: odaklan ve hazırlan
Get your mind in the game, “yaptığın işe tamamen odaklan ve harekete hazır ol” demektir. Zihni gerçek anlamda bir oyunun içine koymak anlamına gelmez. Bu ifade spor, ders, iş veya dikkat gerektiren herhangi bir görev için kullanılabilir. Burada get, “kendini bir duruma sokmak”; in the game ise zihinsel olarak etkinliğe dâhil olmak anlamındadır.
Alıştırma
Bir arkadaşınıza odaklanmasını söylemek için bu dersteki ifadeyi kullanın: ____ before the quiz begins.
Cevabı göster
Get your mind in the game
We're about to play: be about to + fiilin yalın hâli
We're about to play, “çok yakında oynamaya başlayacağız” demektir. be about to + fiilin yalın hâli kalıbı, neredeyse hemen gerçekleşmesi beklenen bir olayı anlatır. be fiilinin biçimi özneyle uyumlu olur: we are, we're şeklinde kısalır. to sonrasında plays veya playing değil, fiilin yalın hâli olan play kullanılır.
Alıştırma
Filmin birazdan başlayacağını göstermek için be about to kullanın: The movie ____ start, so sit down.
Cevabı göster
is about to
go rock: go + seçilen seçenek
go rock ifadesinde go “seçmek” anlamına gelir; rock ise taş-kâğıt-makas oyununda seçilen el işaretidir. Bir yere gitmeyi anlatmaz. I'm going to go rock cümlesinde be going to geleceğe yönelik planı gösterirken ikinci go seçimi belirtir: I plan to choose rock. Seçenekler zaten belliyse aynı günlük kalıp I'll go blue veya I'll go pizza şeklinde de kullanılabilir.
Alıştırma
Günlük go + seçenek kalıbıyla paper seçin: For this round, I'll ____.
Cevabı göster
go paper
or am I?: iddiayı şakacı biçimde tersine çevirme
Konuşan kişi I'm going to go rock dedikten sonra bu iddianın kesinliğini geri çekmek için or am I? ifadesini ekler. Başka birinden bilgi istemez; dinleyenlerin rock seçiminin gerçekten plan olup olmadığından şüphe etmesini sağlar. Bu kalıp takılma, merak veya blöf etkisi yaratabilir: önce kendinden emin bir cümle kurulur, ardından or + cümleye uygun yardımcı fiil + özne soru sırasıyla eklenir. I am sonrasında uygun biçim or am I? olur; örneğin He's ready—or is he?
Alıştırma
“I'm choosing the blue card—or am I?” cümlesinde “or am I?” ne yapar?
- Konuşanın kesinlikle mavi kartı seçeceğini doğrular.
- Konuşanın seçimini şakacı biçimde belirsiz gösterir.
- Dinleyene konuşanın hangi kartı seçmesi gerektiğini sorar.
Cevabı göster
Konuşanın seçimini şakacı biçimde belirsiz gösterir.
mind game: bulmaca değil, psikolojik strateji
Bu cümlede mind game, tahmin, blöf veya psikolojik baskıyla başka bir kişinin ne düşündüğünü ya da neyi seçtiğini etkileme girişimidir. Yalnızca zekâ gerektiren bir oyun değildir. Bu ifade tek bir taktiği veya insanların birbirini anlamaya ve etkilemeye çalıştığı bütün bir durumu anlatabilir.
Alıştırma
“She paused before answering as a mind game.” cümlesinde mind game ne anlama gelir?
- Yalnızca birinin hayalinde oynanan bir video oyunu
- Hafıza ve mantığı geliştiren bir bulmaca
- Başka bir kişinin düşüncesini etkilemeyi amaçlayan bir taktik
Cevabı göster
Başka bir kişinin düşüncesini etkilemeyi amaçlayan bir taktik
Cümle sonundaki you know?: ortak onay istemek
Bu yorumun sonundaki you know?, dinleyicinin bir gerçeği bilip bilmediğini sormaz. Dinleyiciyi konuşanın görüşünü anlamaya veya kabul etmeye davet eder. Bu söylem belirteci yorumu daha sohbet havasında yapar ve dinleyiciyi konuşmaya katar. Gerçek bir evet ya da hayır cevabı istemeden çoğu zaman “ne demek istediğimi anlıyorsun, değil mi?” anlamını taşır.
Alıştırma
“Long trips can feel tiring, you know?” cümlesinde you know? ne işlev görür?
- Dinleyicinin yolculuğun uzunluğunu bilip bilmediğini sormak
- Dinleyiciyi konuşanın görüşünü paylaşmaya davet etmek
- Yolculuk için yön tarifi istemek
Cevabı göster
Dinleyiciyi konuşanın görüşünü paylaşmaya davet etmek
Either way: iki olasılık için de aynı sonuç
Either way, “olasılıklardan hangisi doğru olursa olsun” demektir. Bu cümlede konuşan kişi birbirine zıt iki olasılığı düşünmüştür, ancak ardından gelen sonuç değişmez. Bu ifade iki ayrı düşünce kolunu kapatır ve mesajı tek bir ana sonuca döndürür. Kimseden olasılıklar arasında seçim yapmasını istemez.
Alıştırma
Her iki durumda da aynı sonucun geçerli olduğunu gösteren iki sözcüklü İngilizce bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: Maybe the shop is closed; maybe it is open. ____, we can check online.
Cevabı göster
Either way
for real: gerçek, ciddi ve artık alıştırma değil
For real, “gerçek, ciddi veya gerçekten gerçekleşen” anlamına gelen gayriresmî bir ifadedir. Burada This is for real, hazırlık ya da oyundan artık gerçekten geçerli olan bir eyleme geçildiğini gösterir. Bu ifade kelimesi kelimesine “gerçeklik için” demek değildir. This is for real örneğindeki gibi be ile kullanıldığında, durumun rol ya da oyun değil gerçek olduğunu anlatır.
Alıştırma
“Gerçek, rol değil” anlamındaki iki sözcüklü gayriresmî İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The practice round is over. This one is ____.
Cevabı göster
for real
Taş, kâğıt, makasta eli gösterme işareti olarak “and shoot”
Bu taş, kâğıt, makas sayışmasında shoot, herkesin aynı anda bir el şekli göstermesi için verilen işarettir. Silahla ateş etmek anlamına gelmez. Bu ifade oyunun ritmini düzenler: and son vuruşa bağlanır, shoot ise elin gösterildiği vuruştur.
Alıştırma
Oyun sayışmasının bu biçiminde shoot ne işe yarar?
- Oyundaki dördüncü el şeklini adlandırır.
- Herkesin bir el şekli gösterdiği vuruşu belirtir.
- Herkese silahla ateş etme taklidi yapmasını söyler.
Cevabı göster
Herkesin bir el şekli gösterdiği vuruşu belirtir.