Taylor Swift ile İngilizce Öğrenin! - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
650 kelime 160 kel/dk

Video açıklaması: Taylor Swift’in kamuoyundaki itibarı ve basınla ilişkisi hakkındaki şarkı sözlerini inceleyen bu anlatım, küçük dil bilgisi tercihlerinin, mecazların ve gündelik dilin suçlama, eleştiri ve dedikodulara verdiği karşılıkları nasıl biçimlendirdiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Look what you made me do — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu suçlayıcı kalıbın basit bir neden-sonuç ilişkisinden fazlasını anlattığını öğrenin. İstenmeyen bir eylemi başka birinin zorladığı veya kışkırttığı bir sonuç gibi sunar; dolayısıyla suçlama, kendini haklı çıkarma ya da meydan okuma iletebilir. Böylece ifadeyi gerçek bir tartışmada kullanmadan önce konuşanın tutumunu ve sözün sertliğini değerlendirebilirsiniz. 2. read you like a magazine. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu benzetmeyi, gerçek anlamda okuma değil, birinin düşünce veya duygularını kolayca çözebilme anlamındaki esprili bir anlatım olarak kavrayın. read fiilinin bir insanı anlama yönündeki genişletilmiş anlamını derginin medya imgesiyle ilişkilendirerek şarkılarda ve konuşmalarda benzer karşılaştırmaları tanıyabilirsiniz. 3. Ain't it funny, — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: Ain't biçimini, burada retorik bir soruda isn't gibi kullanılan gündelik ve standart dışı bir form olarak tanıyın. Şarkı sözlerinde ve lehçesel konuşmada taşıdığı sözlü ve müzikal havayı anlayabilir, ayrıca resmî yazıda standart olumsuz biçimlerin yerine neden gelişigüzel kullanılmaması gerektiğini ayırt edebilirsiniz.

Bu derste

Taylor Swift's Eras Tour was one of the most successful of all time. Notlar

0:00

Taylor Swift'in Eras Tour'u tüm zamanların en başarılı turnelerinden biriydi.

Kültür

Eras Tour: Taylor Swift'in farklı müzik dönemlerini kapsayan turnesi

Eras Tour, Taylor Swift'in konser turnesinin resmî adıdır. Addaki eras, onun müzik kariyerindeki farklı dönemleri, genellikle farklı albüm ve tarzlarla bağlantılı aşamaları anlatır. Eras Tour ifadesini tek bir özel ad olarak okuyun. Burada eras yalnızca dünya tarihindeki çağlar anlamına gelmez; tour ise farklı yerlerde verilen bir konser dizisini ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede Eras Tour neyi ifade ediyor?

  1. Taylor Swift'in müzik kariyerindeki farklı dönemler üzerine kurulan turnesi.
  2. Yalnızca tek bir döneme ait şarkıları içeren bir albüm.
  3. Tarihsel çağları konu alan bir televizyon dizisi.
Cevabı göster

Taylor Swift'in müzik kariyerindeki farklı dönemler üzerine kurulan turnesi.

Dilbilgisi

one of the most successful of all time: tüm zamanların en iyileri arasında

One of the most successful of all time, turnenin başarı düzeyi en yüksek gruba ait olduğunu söyler. Tek başına birinci olduğunu söylemez. Yeniden kullanılabilen yapı one of the + üstünlük derecesi + çoğul sayılabilir isim biçimindedir; one of the best films buna örnektir. Altyazıda successful sonrasındaki tours önceki ifadeden anlaşıldığı için kullanılmamıştır. Of all time, karşılaştırmayı geçmişten bugüne kadar bütün dönemleri kapsayacak şekilde genişletir.

Alıştırma

one of the + üstünlük derecesi + çoğul isim yapısını ve popular ile film kelimelerini kullanarak cümleyi tamamlayın: This is ____ of all time.

Cevabı göster

one of the most popular films

There's no doubt that our Queen Tay Tay is on top of the world. Notlar

0:04

Kraliçemiz Tay Tay'in dünyanın zirvesinde olduğuna hiç şüphe yok.

Kalıp ifadeler

There's no doubt that: kesin bir yargıyı ifade etmek

There's no doubt that... “... olduğundan kesinlikle şüphe yok” anlamına gelir. no doubt belirsizliği ortadan kaldırır; gerçek bir şüphe ortaya atmaz. that ile başlayan yan cümle, konuşanın güçlü biçimde desteklediği yargıyı belirtir. Bu giriş, yalnızca I think demek yerine sonraki düşünceyi açık veya tartışmasız bir gerçek gibi sunar.

Alıştırma

“Tamamen kesin” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ regular sleep helps children learn.

Cevabı göster

There's no doubt that

Kültür

our Queen Tay Tay: samimi bir hayran lakabı

our Queen Tay Tay, hayranların Taylor Swift için kullandığı samimi ve coşkulu bir hitaptır. Queen, popüler kültürde hayranlık duyulan bir kişiye yönelik abartılı bir övgüdür; gerçek bir kraliyet unvanı değildir. Tay Tay ise Taylor adından oluşturulmuş eğlenceli bir lakaptır. our kelimesi konuşanı hayran topluluğunun içine yerleştirir ve ortak bir sevgi olduğunu düşündürür. İfade bir bütün olarak sıcak, kutlayıcı ve bilerek abartılıdır.

Alıştırma

our Queen Tay Tay bu cümlede ne anlatıyor?

  1. Ortak hayranlığı gösteren samimi bir hayran lakabı.
  2. Taylor Swift'in resmî kraliyet unvanı.
  3. Albümlerinden birinin tam adı.
Cevabı göster

Ortak hayranlığı gösteren samimi bir hayran lakabı.

Deyimler

on top of the world: başarının zirvesinde olmak

On top of the world, çok başarılı veya çok iyi bir konumda olmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede Taylor Swift'in kariyerinin ve gördüğü ilginin zirvede olduğunu anlatır. İfadeyi bütünüyle tek bir kalıp olarak anlamak gerekir. Birinin fiziksel olarak dünyanın tepesinde bulunduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede on top of the world büyük başarıyı anlatmak için kullanılmıştır?

  1. After releasing her third hit album, Nia was on top of the world.
  2. After releasing her third hit album, Nia put it on the highest shelf.
  3. After releasing her third hit album, Nia bought a map of the world.
Cevabı göster

After releasing her third hit album, Nia was on top of the world.

Even if you don't listen to her songs, Dilbilgisi

0:09

Şarkılarını dinlemeseniz bile,

you've definitely heard them.

0:11

onları kesinlikle duymuşsunuzdur.

Dilbilgisi

Even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul

Even if, “... olsa bile” anlamında bir koşul getirir. Koşul gerçekleşebilir veya doğru olabilir, ancak ana cümledeki sonucu değiştirmez. Burada, onun şarkılarını özellikle dinlememek, bu şarkıları daha önce duymuş olduğunuz iddiasını değiştirmez. İfade cümleyi “Even if X, Y yine de geçerlidir” şeklinde düzenler; Y'nin nedenini vermez.

Alıştırma

Antrenör yağmur yağıp yağmayacağını bilmiyor, ancak takım her iki durumda da içeride antrenman yapacak. Bunu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Even if it rains, the team will practise indoors.
  2. Because it will rain, the team will practise indoors.
  3. Even though it is raining, the team will practise indoors.
Cevabı göster

Even if it rains, the team will practise indoors.

Even if you think you haven't,

0:13

Duymadığınızı düşünseniz bile,

you have. Dilbilgisi

0:14

aslında duydunuz.

Dilbilgisi

you have: düzeltmede yardımcı fiil eksiltmesi

you have içindeki have, present perfect yapıdaki have heard them ifadesinin yardımcı fiilidir. heard them daha önceki cümleden anlaşıldığı için tekrarlanmaz; tam anlam you have heard them şeklindedir. Bu kısa bölüm, you think you haven't ifadesini doğrudan düzeltir. Buradaki have, “sahip olmak” anlamına gelmez; önceki fiil grubunun yerini alır ve olumsuz düşünceyi olumluya çevirir.

Alıştırma

Düzeltmeyi present perfect yardımcı fiiliyle tamamlayın: "Mia thinks she hasn't seen this film, but she ____."

Cevabı göster

has

Look, we all know our Queen writes great songs about boys and heartbreak.

0:22

Bakın, hepimiz Kraliçemizin erkekler ve kalp kırıklıkları hakkında harika şarkılar yazdığını biliyoruz.

But she also writes great songs about her relationship with the media

0:28

Ama aynı zamanda medya ile ilişkisi

and her reputation, Kültür

0:33

ve itibarı hakkında da harika şarkılar yazıyor,

which coincidentally is the name of the album

0:35

ki bu tesadüfen bugünkü ilk şarkımızın

our first song today comes from.

0:39

yer aldığı albümün de adıdır.

Kültür

her reputation: kamuoyu imajı ve Reputation albümü

Burada reputation önce normal anlamıyla kullanılır: insanların ve medyanın onun hakkında sahip olduğu genel görüş, yani itibarı veya kamuoyu önündeki imajı. Devamındaki sözler, Reputation ifadesinin ilk şarkının yer aldığı albümün adı da olduğunu söyler. Konuşmacı aynı kelimeyle onun kamuoyu önündeki imajını albüm adına bağlar. Albüm adı olarak Reputation büyük harfle başlar.

Alıştırma

Bu cümlede reputation neden iki anlam katmanına sahiptir?

  1. Yalnızca kaç albüm sattığını ifade eder.
  2. Birlikte çalıştığı medya şirketinin adıdır.
  3. Onun kamuoyu önündeki imajını ifade eder ve aynı zamanda Reputation albümünün adına gönderme yapar.
Cevabı göster

Onun kamuoyu önündeki imajını ifade eder ve aynı zamanda Reputation albümünün adına gönderme yapar.

I'm going to explain some of my favorite Taylor Swift lyrics

0:41

Taylor Swift'in itibarı ve basınla ilişkisi hakkındaki

that are about her reputation and her relationship with the press. Kelime

0:44

en sevdiğim sözlerinden bazılarını açıklayacağım.

Kelime

the press: haber kuruluşları ve gazeteciler

Bu cümlede the press, haber kuruluşlarını ve haber yapan gazetecileri topluca anlatır. Her relationship with the press, onun haber dünyasıyla nasıl ilişki kurduğunu ve bu dünyanın onun hakkında nasıl haber yaptığını ifade eder. Buradaki press, gazetecilikle ilgili bir isimdir; “bastırmak” anlamındaki press fiili değildir. the sözcüğü, basının bir bütün olarak kastedildiğini göstermeye yardımcı olur.

Alıştırma

'The mayor answered questions from the press,' cümlesinde the press ne anlama gelir?

  1. haber kuruluşları ve gazeteciler
  2. bir şeyi bastırma eylemi
  3. baskı yapmak için kullanılan bir makine
Cevabı göster

haber kuruluşları ve gazeteciler

Lyric number one today is

0:48

Bugünkü bir numaralı sözümüz,

Look What You Made Me Do,

0:50

Look What You Made Me Do (Bana Ne Yaptırdığına Bak),

Look What You Made Me Do,

0:52

Look What You Made Me Do,

Look What You Made Me.

0:54

Look What You Made Me (Beni Ne Hale Getirdiğine Bak).

The lyrics seem quite simple,

0:55

Şarkı sözleri oldukça basit görünüyor,

but they're not.

0:57

ama değiller.

Look what you made me do Ton ve niyet

0:59

Look what you made me do,

implies that she did something

1:01

onun istemediği bir şeyi

she didn't want to.

1:03

yaptığı anlamına geliyor.

Ton ve niyet

Look what you made me do: dramatik bir suçlama

Look what you made me do, Look what... ifadesiyle make + kişi + fiilin yalın hâli yapısını birleştirir. Made me do, birinin konuşan kişinin bir şey yapmasına neden olduğu veya onu buna zorladığı anlamına gelir; do, made sözcüğünden sonra yalın hâlde kalır. Cümlenin bütünü, bir sonuca dikkat çeker ve bu sonuca neden olduğu için karşıdaki kişiyi suçlar. Çoğu zaman “Bunu yapmak istemedim ama senin davranışların beni buna itti” anlamını sezdirir; bu yüzden sorumluluğu karşı tarafa atmak gibi de duyulabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef suçlama ifadesiyle tamamlayın: You startled me, and I dropped the box. ____!

Cevabı göster

Look what you made me do

Look what you made me shows that Dilbilgisi

1:04

Look what you made me ise,

she turned into something else, Öbek fiiller

1:07

başka bir şeye dönüştüğünü gösteriyor,

Öbek fiiller

turned into something: yeni bir duruma dönüşmek

Turn into, “dönüşmek” veya “hâline gelmek” demektir: özne bir durumdan, biçimden ya da kimlikten başka birine geçer. Into’dan sonraki kelime veya ifade sonucu belirtir. Burada turned geçmiş zamandadır ve something else farklı türde bir kişi veya durum anlamına gelir. Bu ifade, onun nasıl biri olduğundaki değişimi anlatır; fiziksel olarak dönmesini veya yön değiştirmesini değil.

Alıştırma

Cümleyi turn into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The caterpillar ____ a butterfly.

Cevabı göster

turned into

like she stopped trusting people as much. Dilbilgisi

1:09

mesela insanlara eskisi kadar güvenmeyi bırakması gibi.

Dilbilgisi

Look what you made me: eylem değil, sonuç

Burada what, made me ifadesinden sonraki sonucu, yani “beni nasıl birine dönüştürdüğünü” sorar. Ardından gelen she turned into something else sözleri bu sonuç yorumunu açıkça destekler. do olmadığı için ifade bir eylemi anlatmaz. Konuşanın değişmiş kimliğine veya durumuna işaret eder. Dil bilgisi açısından what, make + kişi + sonuç yapısındaki sonuç yerini doldurur.

Alıştırma

she turned into something else ipucuna göre Look what you made me neye odaklanıyor?

  1. Birinin konuşan için yaptığı bir nesne.
  2. Konuşanın dönüştürüldüğü kişi türü veya durum.
  3. Konuşanın yapmaya zorlandığı eylem.
Cevabı göster

Konuşanın dönüştürüldüğü kişi türü veya durum.

Dilbilgisi

stopped trusting people as much: güvenin azalması

Stop + -ing yapısı, -ing biçiminin anlattığı eylem veya durumun değiştiğini ya da sona erdiğini gösterir. stopped trusting people as much ifadesinde değişen şey, onun insanlara ne kadar güvendiğidir. Buradaki as much dereceyi karşılaştırır. Söylenmeyen karşılaştırma as much as before, yani “eskisi kadar”dır. Bu nedenle ifade, insanlara daha az güvenmeye başladığını anlatır; herkese güvenmeyi tamamen bıraktığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“After the betrayal, Nina stopped trusting people as much” cümlesinin en açık anlamı nedir?

  1. İnsanlara eskisinden daha az güveniyordu.
  2. İnsanlara güvenebilmek için başka bir eyleme ara verdi.
  3. Herkese tamamen güvenmeye başladı.
Cevabı göster

İnsanlara eskisinden daha az güveniyordu.

The simple addition of omitting or adding

1:12

Sadece o tek "do" kelimesini

just that one word do

1:15

çıkarmak veya eklemek,

changes the meaning of the sentence completely.

1:17

cümlenin anlamını tamamen değiştiriyor.

The play on words is brilliant Deyimler

1:20

Bu kelime oyunu dahice

and so very catchy.

1:22

ve çok akılda kalıcı.

Deyimler

The play on words: kelime oyunu

A play on words, bir sözcüğün sesini, yazımını, biçimini veya birden fazla anlamını akıllıca kullanarak ek bir anlam ya da şaka oluşturmayı ifade eder. Burada made me do ile made me arasındaki küçük değişikliğin yarattığı yeni anlamı anlatır. Konuşan kişi bu ifade biçimini zekice ve akılda kalıcı bulmaktadır; play burada fiziksel bir oyun anlamına gelmez.

Alıştırma

“The slogan contains a play on words” cümlesindeki a play on words ne anlama gelir?

  1. Her sözcüğün yavaşça söylenmesini gerektiren bir kural.
  2. Seslere, biçimlere veya birden fazla anlama dayanan zekice bir dil etkisi.
  3. Üzerinde sözcükler bulunan kartlarla oynanan fiziksel bir oyun.
Cevabı göster

Seslere, biçimlere veya birden fazla anlama dayanan zekice bir dil etkisi.

Of course.

1:24

Tabii ki.

Lyric number two,

1:25

İki numaralı sözümüz,

You need to calm down. Öbek fiiller

1:26

You need to calm down (Sakinleşmen lazım).

Öbek fiiller

calm down: sakinleşmek ve ses tonuna dikkat etmek

Calm down, “daha az öfkeli, korkmuş veya heyecanlı hâle gelmek”, yani sakinleşmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Buradaki down fiziksel olarak aşağı doğru hareket etmeyi anlatmaz; calm down duygunun şiddetinin azalmasını belirten tek bir birim olarak çalışır. You need to calm down cümlesinde konuşan kişi, karşısındakine bu duyguları kontrol etmesini söyler. Need to, cümleyi tarafsız bir betimleme olmaktan çıkarıp karşıdaki kişinin ne yapması gerektiğine dair doğrudan bir yargıya dönüştürür.

Alıştırma

calm down kullanımıyla ilgili hangi ifade doğrudur?

  1. Çok üzgün veya öfkeli birine doğrudan Calm down demek küçümseyici ya da buyurgan duyulabilir.
  2. Calm down her zaman birini teselli etmenin nazik ve kibar bir yoludur.
Cevabı göster

Çok üzgün veya öfkeli birine doğrudan Calm down demek küçümseyici ya da buyurgan duyulabilir.

You're being too loud. Dilbilgisi

1:28

You're being too loud (Çok gürültü yapıyorsun / Abartıyorsun).

Dilbilgisi

You're being too loud: şu anki davranışa odaklanmak

You're being too loud, şu anda gösterilen davranışa odaklanmak için be + being + sıfat yapısını kullanır. Being gereksiz değildir; yüksek sesli olmayı kişinin her zamanki özelliği olarak değil, şu anki davranışı olarak sunar. Too loud, sesin kabul edilebilir düzeyin üzerinde olduğu anlamına gelir. Bu yüzden cümlenin tamamı kişinin o anda yaptığı şeyi eleştirir.

Alıştırma

Bugün gerçekleşen bir davranışa odaklanmak için be + being + sıfat yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. You're being unusually quiet today.
  2. You're be unusually quiet today.
  3. You're being unusually quietly today.
Cevabı göster

You're being unusually quiet today.

This song was written about the fight she had with the rapper

1:31

Bu şarkı, rapçi Kanye West

Kanye West and his ex-wife Kim Kardashian.

1:34

ve eski eşi Kim Kardashian ile yaşadığı kavga hakkında yazıldı.

When the media responded to how she talked about that

1:38

Medya onun bu konu hakkında konuşma şekline tepki gösterdiğinde

and said that she was being too much, Kelime

1:41

ve onun çok ileri gittiğini,

Kelime

was being too much: aşırı bulunan davranış

Was being too much, konuşanın onun o andaki davranışını aşırı bulduğu anlamına gelir. Davranışları fazla yoğun, dramatik, talepkâr veya dikkat çekici olabilir. Burada too much bir miktarı değil, davranışı değerlendirir. Geçmişte devam eden yapı was being, eleştirinin mutlaka kalıcı bir kişilik özelliğine değil, o andaki davranışına yöneldiğini gösterir. Yine de bu, öznel ve olumsuz bir yargıdır.

Alıştırma

Bu cümlede she was being too much en büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Beklenenden daha fazla insan geldi.
  2. Bir şeyden çok büyük miktarda vardı.
  3. Davranışı aşırı veya başa çıkılması zor geliyordu.
Cevabı göster

Davranışı aşırı veya başa çıkılması zor geliyordu.

she was being too loud

1:43

çok gürültü yaptığını söylediğinde,

and they told her to calm down.

1:44

ve ona sakinleşmesini söylediklerinde.

Calm down means to relax

1:46

Calm down, rahatlamak

or be less angry about the situation.

1:48

veya durum hakkında daha az öfkeli olmak anlamına gelir.

The being too loud part could be taken figuratively or literally. Kelime

1:51

Being too loud kısmı mecazi veya kelime anlamıyla alınabilir.

Kelime

taken figuratively or literally: sözcükleri yorumlamanın iki yolu

Could be taken figuratively or literally ifadesindeki taken, fiziksel olarak götürülmek değil, anlaşılmak veya yorumlanmak demektir. Bu ifade iki olası okuma sunar. Mecazi okuma genişletilmiş bir anlam ararken, gerçek anlamlı okuma sözcüklerin doğrudan anlamını korur. Burada being too loud gerçekten yüksek ses düzeyi anlamına gelebilir ya da mecazi olarak cesur ve çok dikkat çekici davranmayı anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi hem mecazi hem de gerçek anlamlı okumayı belirten ders ifadesiyle tamamlayın: Depending on the context, the line could be ____.

Cevabı göster

taken figuratively or literally

Literally, you're being too loud,

1:55

Kelime anlamıyla, çok gürültü yapıyorsun,

you're making too much noise

1:58

çok fazla ses çıkarıyorsun,

or figuratively, like I said before,

1:59

veya mecazi olarak, daha önce dediğim gibi,

you're being too much, too extra. Kelime

2:01

çok ileri gidiyorsun, abartıyorsun.

Kelime

too much, too extra: Bir davranışı aşırı bulmak

Bu cümlede too much ve too extra, birinin davranışını aşırı bulmak için kullanılıyor. You're being too much, kişinin davranışının konuşanın kabul edebileceği sınırı aştığını belirtir; too extra ise davranışı aşırı dramatik, gösterişli veya fazla zorlanmış olarak niteleyip eleştiriyi güçlendirir. Buradaki extra, “ilave” anlamında değil, davranışı değerlendiren samimi bir sıfattır. be extra kalıbı bir kişinin tavrını veya davranışını anlatırken You're being ... kişinin o anda nasıl davrandığına odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümlede extra, “aşırı dramatik veya gösterişli” anlamında kullanılmıştır?

  1. She packed an extra shirt for the trip.
  2. His entrance was so extra, with fireworks and a ten-minute speech.
  3. The café charged an extra pound for oat milk.
Cevabı göster

His entrance was so extra, with fireworks and a ten-minute speech.

Too loud is often used against members of the LGBTQ+ community Ton ve niyet

2:03

Too loud genellikle LGBTQ+ topluluğu üyelerine karşı kullanılır

Ton ve niyet

Görünür LGBTQ+ öz ifadesine yönelik eleştiri olarak Too loud

Burada Too loud bir ifade olarak ele alınıyor; loud her zaman ses düzeyinin yüksek olduğu anlamına gelmez. Bu toplumsal bağlamda LGBTQ+ kişileri ya da onların kendilerini ifade etme biçimlerini fazla görünür, açık, cesur veya dikkat çekici diye mecazen etiketleyebilir. Bir topluluğa karşı bu şekilde kullanıldığında, insanları kimliklerini gizlemeye veya kamusal ifadelerini daha az görünür hâle getirmeye zorlayabilir. Bu yüzden görünüşte davranış biçimiyle ilgili olan bir yorum, dışlama ya da susturma işlevi görebilir.

Alıştırma

Bu bağlamda Too loud hakkında hangi ifade doğrudur?

  1. Too loud yalnızca fiziksel ses düzeyi yüksek olan bir sesi anlatabilir.
  2. Bu bağlamda Too loud, gerçek ses düzeyi yerine görünür bir öz ifadeyi eleştirebilir.
Cevabı göster

Bu bağlamda Too loud, gerçek ses düzeyi yerine görünür bir öz ifadeyi eleştirebilir.

and, in fact,

2:09

ve aslında,

Taylor references GLAAD, Kültür

2:11

Taylor bu şarkıda LGBTQ+ hakları için savaşan bir dernek olan

a society that fights for LGBTQ+ rights

2:13

GLAAD'a atıfta bulunuyor

Kültür

GLAAD: LGBTQ+ medya haklarını savunan bir kuruluş

GLAAD, kâr amacı gütmeyen bir savunuculuk kuruluşunun adıdır. Medyada LGBTQ+ kişilerin adil ve doğru biçimde temsil edilmesi ve toplumda daha fazla kabul görmesi için çalışır. Bu cümlede GLAAD'den söz edilmesi, Taylor'ın çalışmalarını LGBTQ+ haklarını destekleme ve ayrımcılığa karşı çıkma bağlamına yerleştirir. GLAAD büyük harflerle yazılan özel bir addır; İngilizcede “mutlu” anlamına gelen sıradan glad sıfatı değildir. Adı ilk olarak bir kısaltmadan doğmuştur, ancak kuruluş artık GLAAD'i resmî adı olarak kullanır.

Alıştırma

Bu cümlede GLAAD neyi ifade ediyor?

  1. Taylor'ın mutlu olduğunu belirten bir sıfat
  2. LGBTQ+ haklarını ve medyada adil temsili savunan bir kuruluşun adı
  3. Resmî bir ulusal şarkının adı
Cevabı göster

LGBTQ+ haklarını ve medyada adil temsili savunan bir kuruluşun adı

in this song

2:16

bu şarkıda

and she has the cast of Queer Eye in the video.

2:17

ve videoda Queer Eye kadrosuna yer veriyor.

So, this song became somewhat of an anti-hate anthem. Kelime

2:21

Böylece, bu şarkı bir nevi nefret karşıtı bir marş haline geldi.

Kelime

anti-hate anthem: ortak bir davayı temsil eden şarkı

Anti-hate anthem, nefrete karşı ortak bir mesajı temsil eder hâle gelen ve insanları bu mesaj etrafında bir araya getirebilen bir şarkıdır. Anti-hate, anthem sözcüğünü niteler ve şarkının neyi temsil ettiğini gösterir. Popüler kültürde anthem yalnızca resmî bir ulusal marş değil, bir grup, hareket veya tutumla bağlantılı, geniş kitlelerce bilinen bir şarkı anlamına da gelebilir. Bu şarkıya anti-hate anthem denmesi, onun simgesel ve insanları harekete geçirici önemini vurgular.

Alıştırma

Burada anti-hate anthem ne anlama geliyor?

  1. Nefreti teşvik eden bir şarkı
  2. Anti-Hate adlı bir ülkenin resmî ulusal marşı
  3. Nefret karşıtı bir mesajı temsil eden ve insanları bu mesaj etrafında birleştiren bir şarkı
Cevabı göster

Nefret karşıtı bir mesajı temsil eden ve insanları bu mesaj etrafında birleştiren bir şarkı

What an icon! Dilbilgisi

2:25

Ne ikon ama!

Dilbilgisi

What an icon!: What an... ile güçlü övgü

What an icon!, What + a/an + tekil sayılabilen isim ünlem kalıbını kullanır. What an icon she is! cümlesinin, özne ve be fiilinin atıldığı kısa biçimidir. Burada icon, bilgisayar simgesi değil; çok beğenilen, etkili veya temsil gücü yüksek bir kişidir. Konuşan kişi güçlü bir övgüde bulunur.

Alıştırma

Ünlemi What a/an + icon ile tamamlayın: That singer changed pop music. ____!

Cevabı göster

What an icon

Lyric number three is one of the first songs that made me pay attention to Taylor.

2:27

Üç numaralı söz, Taylor'a dikkat etmemi sağlayan ilk şarkılardan birinden.

Shake it off, Öbek fiiller

2:31

Shake it off (Boşver gitsin),

shake it off.

2:32

shake it off.

Öbek fiiller

shake it off: olumsuz bir duyguyu geride bırakmak

Burada shake it off, eleştirinin, hayal kırıklığının veya başka hoş olmayan bir deneyimin sizi rahatsız etmesine artık izin vermemek anlamına gelir. Shake gerçek bir beden hareketini anlatmaz; ifadenin tamamı, etkinin üstesinden gelmek şeklinde mecaz bir anlam taşır. Bu bir emir cümlesidir, dolayısıyla teşvik veya tavsiye gibi duyulur. Nesne bir zamirse shake ile off arasına gelir: shake it off veya shake them off denir, shake off it denmez.

Alıştırma

‘Artık seni rahatsız etmesine izin vermemek’ anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: One rude comment doesn't have to ruin your day—____ and keep going.

Cevabı göster

shake it off

Here again,

2:34

Burada yine,

she's talking about her relationship with the media

2:35

medyayla olan ilişkisinden

and about how the media loves to criticize her,

2:37

ve medyanın onu eleştirmeyi ne kadar sevdiğinden bahsediyor,

but she's not going to let it bother her. Dilbilgisi

2:40

ama bunun onu rahatsız etmesine izin vermeyecek.

Dilbilgisi

let it bother: let + nesne + fiilin yalın hâli

let it bother her ifadesinde let + nesne + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır. Burada it eleştirileri belirtir, bother “üzmek veya endişelendirmek” anlamına gelir ve her etkilenen kişiyi gösterir. let sonrasında to bother değil, bother kullanılır. Olumsuz biçimi olan not let something bother someone, olumsuz bir yorumun veya olayın kişinin duygularını etkilemesine izin vermemeyi seçmek demektir. Rahatsız eden şeyi ve etkilenen kişiyi değiştirerek bu yapıyı başka durumlarda da kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi let it bother me ile tamamlayın: I won't ____.

Cevabı göster

let it bother me

She's going to forget about it and continue with her life.

2:42

Bunu unutup hayatına devam edecek.

The final lyric we'll talk about today is

2:45

Bugün hakkında konuşacağımız son söz ise,

New money, Kelime

2:50

New money (Sonradan görme),

Kelime

new money: yakın zamanda zengin olmuş kişiler veya aileler

New money, nispeten yakın zamanda zengin olmuş kişileri, aileleri veya grupları belirten bir toplumsal sınıf ifadesidir. Bu cümlede bir kişi ya da sosyal grup türünü etiketler; yeni basılmış para anlamına gelmez. Bu ifade olumsuz bir yargı taşıyabilir. Kişilerin zengin oldukları hâlde köklü bir toplumsal konuma veya geleneksel zevke sahip olmadıklarını ima edebilir. Bu yargı, konuşanın tonuna ve bağlama göre değişir.

Alıştırma

Toplumsal sınıfla ilgili bir konuşmada new money ne anlama gelir?

  1. Yeni basılmış banknotlar
  2. Serveti birçok nesildir miras kalan aileler
  3. Nispeten yakın zamanda zengin olmuş kişiler veya aileler
Cevabı göster

Nispeten yakın zamanda zengin olmuş kişiler veya aileler

suit and tie, Deyimler

2:51

suit and tie (takım elbise ve kravat),

Deyimler

suit and tie ile ifade edilen özenli ve resmî iş dünyası imajı

Suit and tie düz anlamıyla iki giyim unsurunu, yani takım elbise ile kravatı adlandırır. Burada ise bu giysiler özenli, resmî ve iş dünyasına ait bir imajı; statü ve saygınlık çağrıştırabilen dış görünüşü temsil eder. Bu bir metonimidir: ilişkili bir nesne, daha geniş bir kişiyi ya da fikri temsil eder. Diğer zenginlik göstergeleriyle birlikte kullanıldığında, yalnızca birinin ne giydiğini anlatmak yerine dış görünüşe dikkat çeker.

Alıştırma

Bu dizede suit and tie, giysilerin kendisi dışında neyi düşündürüyor?

  1. Giysilerin rahatsız olduğuna dair bir şikâyet
  2. İki giysinin nasıl giyileceğine ilişkin talimatlar
  3. Özenli ve resmî bir iş dünyası imajı
Cevabı göster

Özenli ve resmî bir iş dünyası imajı

I can read you like a magazine. Deyimler

2:53

I can read you like a magazine (Seni bir dergi gibi okuyabilirim).

Deyimler

read you like a magazine: birini kolayca çözmek

Read fiili, birinin yüzü, sesi veya davranışı gibi ipuçlarından ne düşündüğünü ya da hissettiğini anlamak anlamına gelebilir. Burada read you, “seni çözmek” demektir; “sana yüksek sesle bir şeyler okumak” anlamına gelmez. Like a magazine benzetmesi, karşıdaki kişinin düşüncelerinin bir sayfadaki sözcükler kadar kolay taranabildiğini düşündürür. Konuşan kişi, karşısındakini kolayca çözebildiğinden çok emin görünür.

Alıştırma

Burada I can read you like a magazine ne anlama geliyor?

  1. Konuşan kişi, dergideki sözcükleri anlamanın imkânsız olduğunu düşünür.
  2. Konuşan kişi, karşısındakine yüksek sesle bir dergi okuyacaktır.
  3. Konuşan kişi, karşısındakinin ne düşündüğünü veya hissettiğini kolayca anlayabilir.
Cevabı göster

Konuşan kişi, karşısındakinin ne düşündüğünü veya hissettiğini kolayca anlayabilir.

Ain't it funny, Kelime

2:55

Ain't it funny (Komik değil mi),

Kelime

Ain't it funny: samimi biçimde Isn't it funny

Bu dizede Ain't it funny?, Isn't it funny? anlamına gelir. Soru, dinleyicinin bir şeyin şaşırtıcı, tuhaf veya ironik olduğunu fark etmesini sağlar; funny her zaman kahkaha attıracak kadar komik demek değildir. Ain't gerçekten kullanılan standart dışı bir olumsuz biçimdir. Burada isn't yerine geçer ve cümleye son derece samimi, konuşma diline özgü bir hava verir.

Alıştırma

Hangi ifade ain't kullanımının sınırlarına uygundur?

  1. Resmî bir okul yazısında Ain't it funny? yerine Isn't it funny? kullanılmalıdır.
  2. Ain't it funny? her resmî ve gayriresmî durumda uygundur.
Cevabı göster

Resmî bir okul yazısında Ain't it funny? yerine Isn't it funny? kullanılmalıdır.

rumors fly, Kalıp ifadeler

2:56

rumors fly (dedikodular hızla yayılır),

Kalıp ifadeler

rumors fly: söylentiler hızla yayılır

Rumors fly, doğrulanmamış hikâyelerin kişiden kişiye çok hızlı yayıldığı anlamına gelir. Fly burada mecazidir; söylentiler kuşlar gibi gerçekten havada uçmaz. Bu ifade, hikâyeleri kimin aktardığını çoğu zaman belirtmeden hızlı ve kontrol edilmesi zor yayılmaya odaklanır.

Alıştırma

Doğrulanmamış hikâyelerin hızla yayıldığını anlatan, dersteki iki kelimelik tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: When nobody explains the change, ____.

Cevabı göster

rumors fly

and I know you heard about me.

2:57

and I know you heard about me (ve benim hakkımda bir şeyler duyduğunu biliyorum).

Sing with me.

3:02

Benimle söyleyin.

New money, suit and tie refers to superficial material things Kalıp ifadeler

3:03

New money, suit and tie yüzeysel maddi şeyleri ifade ediyor

Kalıp ifadeler

refers to: bir ifadenin anlamını açıklamak

X refers to Y kalıbında X bir kelime, ifade, işaret ya da fikir; Y ise onun anlamı veya işaret ettiği şeydir. Burada refers to, alıntılanan sözlerin anlamını açıklar: bu sözlerin yüzeysel ve maddi şeyleri temsil ettiği söylenir. Refer özneyle uyumlu biçim alır: tekil özneyle refers, çoğul özneyle refer kullanılır. Burada önceki sözler tek bir alıntı ifade olarak ele alındığı için tekil biçim olan refers kullanılmıştır.

Alıştırma

Tanımı refer to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The word 'habitat' ____ the natural home of a plant or animal.

Cevabı göster

refers to

because the press say that her relationships have no depth. Deyimler

3:08

çünkü basın onun ilişkilerinin hiçbir derinliği olmadığını söylüyor.

They're just superficial.

3:12

Onlar sadece yüzeysel.

Deyimler

have no depth: karmaşıklık veya anlamdan yoksun olmak

Have no depth, fiziksel derinliği bir benzetme olarak kullanır. Burada ilişkilerde gerçek duygu, karmaşıklık veya anlamlı içerik bulunmadığını anlatır; sonraki They're just superficial cümlesi de bu anlamı doğrular. Aynı fikir ilişkileri, konuşmaları, karakterleri veya düşünceleri tanımlayabilir. Biçim özneye göre değişir: tekil özneyle it has no depth, çoğul özneyle they have no depth kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi okuyun ve have no depth ifadesinin anlamını seçin: The characters have no depth, so it is hard to care about them.

  1. Karakterler beklenenden daha kısadır.
  2. Karakterler karmaşık değildir veya yeterince geliştirilmemiştir.
  3. Karakterler sığ suda durmaktadır.
Cevabı göster

Karakterler karmaşık değildir veya yeterince geliştirilmemiştir.

So, she's responding to that

3:13

Yani, buna cevap veriyor

when she says,

3:16

şöyle dediğinde,

I can read you like a magazine,

3:17

I can read you like a magazine,

she's directly referring to a form of media here,

3:19

burada doğrudan bir medya formatına atıfta bulunuyor,

which is clever.

3:22

ki bu akıllıca.

But she's also talking about the fact that

3:24

Ama aynı zamanda,

she can read her potential lover.

3:26

potansiyel sevgilisini okuyabileceği gerçeğinden de bahsediyor.

Like, she can just look at that person

3:29

Yani, sadece o kişiye bakıp

and know what they're thinking

3:32

ne düşündüklerini

or know how they're feeling.

3:33

veya nasıl hissettiklerini bilebilir.

Ain't it funny,

3:35

Ain't it funny,

rumors fly.

3:36

rumors fly.

Ain't here is like a spoken word of isn't Kültür

3:37

Buradaki ain't, isn't kelimesinin konuşma dili versiyonu gibi

and it comes from AAVE,

3:40

ve AAVE'den geliyor,

African American Vernacular English.

3:43

Afrika kökenli Amerikalıların İngilizcesi.

Kültür

Ain't ve AAVE: Afro-Amerikan Yerel İngilizcesi

AAVE, African American Vernacular English ifadesinin kısaltmasıdır. Afro-Amerikan topluluklarıyla ilişkili, kendi tutarlı örüntüleri olan ve kurallarla işleyen bir İngilizce varyetesidir; yalnızca “yanlış İngilizce” değildir. Cümle ain't biçimini AAVE ile ilişkilendiriyor. Ain't gerçekten AAVE'de ve Afro-Amerikan müzik geleneklerinden etkilenmiş müziklerde kullanılır. Ancak “AAVE'den gelir” demek aşırı bir basitleştirmedir: ain't daha geniş bir geçmişe sahiptir ve İngilizcenin başka bölgesel ve toplumsal varyetelerinde de görülür. Tek bir sözcük, konuşanın dil varyetesini veya kimliğini belirlemez.

Alıştırma

AAVE ve ain't hakkında hangi ifade doğrudur?

  1. Her Afro-Amerikalı her durumda AAVE'nin tamamen aynı biçimini kullanır.
  2. AAVE, kurallarla işleyen bir İngilizce varyetesidir ve ain't yalnızca ona özgü değildir.
  3. AAVE rastgele hatalardan oluşur ve her ain't kullanımı konuşanın AAVE kullandığını kanıtlar.
Cevabı göster

AAVE, kurallarla işleyen bir İngilizce varyetesidir ve ain't yalnızca ona özgü değildir.

And it's in a lot of songs

3:45

Ve birçok şarkıda geçiyor,

and Taylor's are no exception. Kalıp ifadeler

3:47

ve Taylor'ınkiler de bir istisna değil.

Kalıp ifadeler

be no exception: aynı genel örüntüye uymak

Be no exception, bir kişi ya da şeyin az önce söylenen genel örüntüye onun da uyduğunu, yani istisna olmadığını belirtir. Cümle önce ain't biçiminin birçok şarkıda yer aldığını söyler, sonra Taylor'ın şarkılarının da aynı durumda olduğunu ekler. Yaygın yapı, tekil özneyle X is no exception ve çoğul özneyle X are no exception biçimindedir. Burada Taylor's, Taylor's songs yerine kullanılır; bu nedenle are, anlaşılmakla birlikte yazılmayan çoğul songs ismiyle uyumludur. Bu ifade, genel bir açıklamadan belirli bir örneğe geçmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Most children need encouragement, and Mia is ____.

Cevabı göster

no exception

Rumors fly is a strong collocation

3:48

Rumors fly güçlü bir kelime birleşimidir

about how news, especially gossip or rumors,

3:51

haberlerin, özellikle dedikodu veya söylentilerin,

get told again and again. Dilbilgisi

3:54

nasıl tekrar tekrar anlatıldığı hakkında.

Dilbilgisi

get told again and again: tekrarlanan, konuşma diline özgü edilgen yapı

Burada get told, “anlatılmak” veya “sözle aktarılmak” anlamına gelir. get + geçmiş zaman ortacı kalıbı konuşma diline özgü bir edilgen yapı kurar; bu nedenle odak, haberi, dedikoduyu ya da söylentiyi kimin anlattığı değil, bunlara ne olduğudur. Again and again, “tekrar tekrar” demektir. İfade bir bütün olarak aynı bilginin birçok kez aktarıldığını gösterir.

Alıştırma

İnsanların hikâyeyi tekrar tekrar anlattığını konuşma diline özgü bir edilgen yapıyla belirten cümle hangisidir?

  1. The story gets people to tell it again and again.
  2. The story gets told again and again.
  3. People tell the story again and again.
Cevabı göster

The story gets told again and again.

And that's why she says,

3:56

Ve bu yüzden diyor ki,

I know you've heard about me Kalıp ifadeler

3:58

I know you've heard about me,

Kalıp ifadeler

you've heard about me: biri hakkında bilgi edinmek

You've, you have ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Present perfect yapıdaki you've heard, daha önce bilgi edinme deneyimini şu anda bildiklerinizle ilişkilendirir. Hear about someone, o kişiyle ilgili haber, bilgi veya söylenti edinmek demektir. Kişinin sesini doğrudan duymak anlamına gelmez.

Alıştırma

Maya'nın sesini duyduğunuzu değil, onun hakkında bazı haberler bildiğinizi söyleyen cümle hangisidir?

  1. I've heard about Maya.
  2. I've heard Maya.
  3. I've heard Maya sing.
Cevabı göster

I've heard about Maya.

because Taylor is often the topic of gossip columns. Kelime

3:59

çünkü Taylor sık sık dedikodu köşelerinin konusudur.

Kelime

the topic of gossip columns: magazin köşelerinin konusu

the topic of gossip columns ifadesi, ünlülerle ilgili dedikodu köşelerinin tekrar tekrar konuştuğu kişi veya konu anlamına gelir. Burada bu köşelerin hakkında yazdığı kişi Taylor'dır. Buradaki column, bir binayı taşıyan sütun değil; gazete, dergi veya internet sitesindeki düzenli bir köşedir. Gossip columns çoğunlukla ünlülerin özel hayatına, ilişkilerine ve onlar hakkındaki söylentilere odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümlede gossip columns örnekteki medya anlamıyla kullanılmıştır?

  1. The actor became the topic of gossip columns after the surprise wedding.
  2. The museum replaced two damaged stone columns near the entrance.
  3. The scientist organized figures into columns in a spreadsheet.
Cevabı göster

The actor became the topic of gossip columns after the surprise wedding.

Many Swifties believe that because Travis Kelce is her 13th boyfriend, Kültür

4:03

Birçok Swiftie, Travis Kelce onun 13. erkek arkadaşı olduğu için,

Kültür

Swifties: Taylor Swift hayranlarının adı

Swifties, Taylor Swift hayranları için kullanılan çoğul addır; tekili Swiftie'dir. Cümlede Many Swifties, bu hayran topluluğunun birçok üyesi anlamına gelir. Bu, Swift soyadından oluşturulmuş bir popüler kültür adıdır; hızlı anlamındaki sıradan swift sıfatı değildir. Eğlence haberlerinde ve sosyal medyada bu tür hayran adları ortak bir grup kimliğini ifade eder.

Alıştırma

Kime doğru biçimde Swiftie denebilir?

  1. Çok hızlı hareket eden herhangi bir kişi.
  2. Ünlülerle ilgili her haberi yazan bir muhabir.
  3. Taylor Swift'in müziğini yakından takip eden bir hayran.
Cevabı göster

Taylor Swift'in müziğini yakından takip eden bir hayran.

there are no more blank spaces. Kültür

4:08

artık boşluk (blank spaces) kalmadığına inanıyor.

Kültür

no more blank spaces: boş yerler ile Blank Space başlığı arasındaki kelime oyunu

blank spaces ifadesinin normal anlamı, daha fazla ismin yazılabileceği boş yerlerdir. Burada Blank Space aynı zamanda Taylor Swift'in şarkısının adını çağrıştırır; böylece aynı sözler hem gerçek anlamlı bir görüntü hem de bir eser adına gönderme olarak işlev görür. Yakındaki “yazılacak başka isim yok” düşüncesiyle birlikte cümle, başka bir erkek arkadaşın adını yazacak yer kalmadığı şakasını yapar. Bu, mevcut partnerin son kişi olabileceğini öne süren eğlenceli bir hayran yorumudur; resmî bir duyurunun kanıtı değildir.

Alıştırma

no more blank spaces ifadesi burada neden iki anlam taşır?

  1. Daha fazla isim için boş yer düşüncesini Blank Space şarkı adına yapılan göndermeyle birleştirir.
  2. Taylor Swift'in son ilişkisini resmen açıkladığını doğrular.
  3. Yalnızca basılı bir formda yer kalmadığını bildirir.
Cevabı göster

Daha fazla isim için boş yer düşüncesini Blank Space şarkı adına yapılan göndermeyle birleştirir.

So, she'd have no more names to write

4:10

Yani, yazacak başka bir ismi kalmazdı,

as in he's endgame Notlar

4:13

sanki o son kişi (endgame) imiş gibi.

Kalıp ifadeler

as in: kesin bir açıklama eklemek

as in, konuşmada kullanılan bir açıklama işaretidir. Dinleyiciye “Kastettiğim özel anlam budur” mesajını verir ve “yani” ya da “başka bir deyişle” şeklinde anlaşılabilir. Burada he's endgame, daha önceki “yazılacak başka isim yok” düşüncesini açıklar: konuşan kişi onun son partner olabileceğini kasteder. as in ifadesinden sonra bir sözcük, bir söz öbeği veya tam bir yan cümle gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü açıklama ifadesiyle tamamlayın: The room is cool—____, slightly cold, not fashionable.

Cevabı göster

as in

Kelime

he's endgame: romantik ilişkideki nihai partner

Bu romantik bağlamda he's endgame, onun uzun vadede birlikte kalacağı düşünülen veya umulan kişinin bu erkek olduğu anlamına gelir. Endgame, bir oyunun son aşamasını değil, ilişkinin hayal edilen nihai sonucunu anlatır. Bu ifade, ilişkinin geleceğiyle ilgili bir tahmin veya yorum sunar. Tek başına nişan, evlilik ya da kalıcı bir bağlılığı doğrulamaz.

Alıştırma

Bir çift hakkında konuşurken 'Leo is her endgame' ne anlama gelir?

  1. Leo'nun konuşmalarını bitirmeye karar verdiğine inanıyor.
  2. Leo'nun sonunda birlikte kalacağı kişi olduğuna inanıyor.
  3. Leo'nun bir oyunun son bölümünü oynadığına inanıyor.
Cevabı göster

Leo'nun sonunda birlikte kalacağı kişi olduğuna inanıyor.

So, did I leave out any of your favorite Taylor lyrics? Öbek fiiller

4:15

Peki, en sevdiğiniz Taylor sözlerinden herhangi birini dışarıda bıraktım mı?

Öbek fiiller

leave out: atlamak veya dâhil etmemek

Burada leave out, atlamak veya dâhil etmemek anlamına gelir. Konuşan kişi, ele aldığı içerikte dinleyicilerin sevdiği şarkı sözlerinden herhangi birinin eksik kalıp kalmadığını sorar. Bu öbek fiil nesnenin iki yanına ayrılabilir: leave out a detail veya leave a detail out. Nesne bir zamirse ortaya koyun: leave it out denir, leave out it denmez.

Alıştırma

Bu nottaki iki sözcüklü öbek fiili 'dâhil etmemek' anlamında kullanın: I checked the guest list twice, but did I ____ anyone?

Cevabı göster

leave out

Write them in the comments Kalıp ifadeler

4:19

Onları yorumlara yazın

Kalıp ifadeler

Write them in the comments: çevrim içi yanıt verme yönergesi

Write them in the comments, izleyicilere ilgili öğeleri bir videonun veya gönderinin altındaki yorum bölümünde paylaşmalarını söyleyen doğrudan bir yönergedir. Buradaki the comments, genel anlamdaki görüşleri değil, çevrim içi yorum alanını belirtir. Them, daha önce sözü edilen birden fazla öğeye gönderme yapar. Tek bir öğe için it kullanılır: Write it in the comments. Başka durumlara aktarılabilen kalıp Write + object + in the comments biçimindedir.

Alıştırma

Bir video sunucusu, izleyicilerin üç cevabı videonun altında paylaşmasını istiyor. Hangi yönerge uygundur?

  1. Write them in the comments.
  2. Write them in your notebook.
  3. Write it in the comments.
Cevabı göster

Write them in the comments.

and we'll have a sing-along later on. Kalıp ifadeler

4:20

ve daha sonra hep birlikte şarkı söyleyelim.

Kalıp ifadeler

have a sing-along: toplu şarkı söyleme etkinliği yapmak

Have a sing-along, herkesin birlikte şarkı söylediği bir etkinlik düzenlemek veya bu etkinliğe katılmak demektir. Burada have, “sahip olmak” değil, “bir etkinlik yapmak veya düzenlemek” anlamındadır. Sing-along, a sözcüğünden sonra gelen sayılabilir bir isimdir. Genellikle tek bir kişinin şarkı söylemesini değil, insanların tanıdık müziğe katılarak birlikte şarkı söylemesini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede sing-along, toplu şarkı söyleme etkinliğini anlatan bir isim olarak kullanılmıştır?

  1. We had a sing-along after dinner.
  2. We sang along after dinner.
  3. We listened to a solo after dinner.
Cevabı göster

We had a sing-along after dinner.