Bir denizanası nasıl sokar? - Neosha S Kashef: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
537 kelime 153 kel/dk

Video özeti: Video, denizanalarının yakıcı hücrelerinin zehri olağanüstü bir hızla nasıl enjekte ettiğini, tatlı suyun ve bazı halk yöntemlerinin sokmayı neden kötüleştirebildiğini, başka hayvanların bu savunmayı nasıl aştığını ve aynı mekanizmanın gelecekte ilaç iletimine nasıl uyarlanabileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. This forces a microscopic barbed harpoon to shoot out, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: force + nesne + to’lu mastar yapısının fiziksel bir nedeni, onun ortaya çıkardığı eyleme nasıl bağladığını öğrenin. Bu kalıpla basıncın veya başka bir kuvvetin bir nesneyi nasıl hareket ettirdiğini ya da bir süreci nasıl başlattığını kesin biçimde anlatabilirsiniz. 2. That's why — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu bağlayıcının daha önce açıklanan nedene dönerek pratik bir sonuç sunduğunu fark edin. Tatlı suyun kalan yakıcı hücreleri neden etkinleştirebildiğini ve sokulan yere idrar yapmanın neden zararlı olabileceğini açıklarken güvenlik bilgilerini mantıklı biçimde düzenlemenizi sağlar. 3. might benefit from the sting of a jellyfish — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: might sözcüğünün belirsiz bir gelecek olasılığı, benefit from ifadesinin ise olası yararın kaynağını belirttiğini anlayın. Zararlı bir biyolojik mekanizmayı ilaç iletim yöntemine dönüştürebilecek araştırmaları anlatırken bu ikisini birlikte kullanabilirsiniz.

Bu derste

You're swimming in the ocean when something brushes your leg. Notlar

0:06

Okyanusta yüzerken bacağınıza bir şey sürtünür.

Anlatım akışı

when something brushes your leg: sahneye yeni bir olay getirmek

You're swimming, zaten devam etmekte olan bir etkinliği kurar. Ardından when ile başlayan yan cümle, sahneye giren veya sahneyi değiştiren yeni bir olayı getirir: bir şey bacağına temas eder. “Devam eden arka plan etkinliği + when + yeni olay” kalıbı, bilgiyi hikâyedeki sıraya göre düzenler. Burada dinleyiciyi hayal edilen bir şimdiki anın içine yerleştirir; geçmişte geçen bir hikâyede aynı kalıp çoğunlukla I was doing ... when something happened biçiminde görülür.

Alıştırma

Hangi cümle devam eden bir etkinliği arka plan olarak kullanıp when ile yeni bir olay getiriyor?

  1. I was walking home when I heard a strange noise.
  2. I heard a strange noise before I walked home.
  3. I walked home because I heard a strange noise.
Cevabı göster

I was walking home when I heard a strange noise.

Kelime

brushes your leg: hafif ve kısa süreli temas

Brush burada, bir şeyin yanından geçerken ona hafifçe ve kısa süreli olarak temas etmek anlamına gelen bir fiildir. Görünmeyen şey yalnızca bacağını sıyırır; fırça kullanmaz veya bacağını temizlemez. brush + someone or a body part yapısında kişi veya vücut bölümü doğrudan nesne olabilir: a branch brushed my arm. brush against de yaygındır; bu durumda temas edilen yüzey against sözcüğünden sonra gelir: my sleeve brushed against the wall.

Alıştırma

Hangi cümlede brush, “yanından geçerken hafif ve kısa süreli temas etmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. She brushed the mud off her boots.
  2. A curtain brushed my shoulder as I walked by.
  3. He hit his knee on the table.
Cevabı göster

A curtain brushed my shoulder as I walked by.

When the tingling sets in, Öbek fiiller

0:10

Karıncalanma hissi başladığında,

you realize you've been stung by a jellyfish. Dilbilgisi

0:12

sizi bir denizanasının soktuğunu fark edersiniz.

Öbek fiiller

sets in: bir durum başlayıp sürdüğünde

Sets in, set in öbek fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. Burada karıncalanmanın fark edilir hâle gelmeye başladığını ve bir süre devam etmesinin beklendiğini anlatır; in yer bildirmez, fiilin bir parçasıdır. Set in, bir durum ya da değişiklik etkisini göstermeye başladığında, özellikle de kısa ve tek bir eylem olmak yerine geliştiğinde veya sürdüğünde kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi hedef öbek fiille tamamlayın: As the storm dragged on, a sense of panic ____.

Cevabı göster

set in

Dilbilgisi

you've been stung: edilgen present perfect

You've been stung, you have been stung biçiminin kısaltmasıdır. have/has + been + past participle yapısı present perfect'in edilgen biçimidir: you eylemden etkilenir ve eylemi yapan kişi ya da şey by sonrasında belirtilebilir. Bu cümlede sokulma, fark etmeden önce gerçekleşmiştir; ancak sonucu şimdi önemlidir ve karıncalanma bunu ortaya çıkarır. Bu biçim, şu anda sonucu bulunan tamamlanmış bir olayı anlatır; hâlâ süren bir eylemi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi sting fiilinin edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın: Your arm is swelling; you ____ by an insect.

Cevabı göster

have been stung

How do these beautiful gelatinous creatures

0:15

Bu güzel, jelatinimsi canlılar nasıl olur da

pack such a painful punch? Deyimler

0:17

böylesine acı verici bir yumruk atabilirler?

Deyimler

pack such a painful punch: gerçek bir yumruk değil, güçlü bir etki

Pack a punch, güçlü bir etki veya büyük bir güç yaratmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu soruda söz konusu etki şiddetli acıdır; canlılar gerçekten yumruk atmıyor. Such a painful, bu etkinin türünü ve şiddetini belirtir. İfade, canlıların yumuşak ve güzel görünüşüyle verebildikleri büyük acı arasındaki karşıtlığı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi pack a punch deyiminin doğru biçimiyle tamamlayın: This tiny speaker really ____.

Cevabı göster

packs a punch

Jellyfish are soft because they are 95% water

0:20

Denizanaları yumuşaktır çünkü %95'i sudan oluşur

and are mostly made of a translucent gel-like substance called mesoglea. Kalıp ifadeler

0:24

ve çoğunlukla mezoglea adı verilen yarı saydam, jel benzeri bir maddeden yapılırlar.

Kalıp ifadeler

made of ... called ...: malzemeyi ve adını belirtmek

Be made of, bir şeyi oluşturan malzemeyi veya maddeyi tanıtır. Burada denizanalarının çoğunlukla yarı saydam, jel benzeri bir maddeden oluştuğunu belirtir. Called mesoglea, substance sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve that is called mesoglea anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen be made of + material + called + name kalıbı hem bir şeyin neden oluştuğunu hem de malzemenin adını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi be made of ve called ifadelerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The helmet ____ a strong plastic ____ polycarbonate.

Cevabı göster

is made of · called

With such delicate bodies, Dilbilgisi

0:29

Böylesine hassas bedenlerle,

they rely on thousands of venom-containing stinging cells called cnidocytes Notlar

0:30

korunmak ve av yakalamak için knidosit adı verilen zehir içeren binlerce sokucu hücreye

for protection and prey capture.

0:35

güvenirler.

Dilbilgisi

With such delicate bodies: nedene yakın bir arka plan kurmak

Cümlenin başındaki With such delicate bodies, ana ifadenin geçerli olduğu arka plan durumunu kurar. Burada vücutların narin olması, bu hayvanların neden yakıcı hücrelere güvendiğini açıklamaya yardımcı olur. Bu nedenle ifade, “vücutları çok narin olduğu için” şeklinde nedene yakın bir anlam taşır. with + ad öbeği yapısı, ana cümleden önce bir durum, koşul veya özellik sunabilir. Her zaman birinin bir şeyi taşıdığı ya da sahip olduğu anlamına gelmez; ilişkiyi ana cümleye bakarak belirlemek gerekir.

Alıştırma

Başındaki with öbeğinin ana cümleyi açıklayan bir arka plan koşulu verdiği cümleyi seçin.

  1. With no streetlights, the path was hard to see.
  2. The backpack with blue straps is mine.
  3. She opened the box with a small key.
Cevabı göster

With no streetlights, the path was hard to see.

Kalıp ifadeler

rely on A for B: kaynağı ve kullanım amacını belirtmek

rely on A for B kalıbı, “B'yi elde etmek veya gerçekleştirmek için A'ya güvenmek” anlamına gelir. A, güvenilen kaynağı ya da desteği; for B ise bu kaynağın karşıladığı ihtiyacı, işlevi veya amacı belirtir. Burada A, thousands of venom-containing stinging cells called cnidocytes; B ise protection and prey capture bölümüdür. for öbeği hücrelerin ne için kullanıldığını açıklar; yarar sağlayan bir kişiyi belirtmez.

Alıştırma

rely on A for B kalıbını tamamlayın: Many desert towns ____ underground wells ____ their water supply.

Cevabı göster

rely on · for

Kelime

venom-containing stinging cells called cnidocytes: birleşik betimleme ve bilimsel adlandırma

venom-containing birleşik bir sıfattır: venom hücrelerin içerdiği şeyi belirtir, containing ise bu fikri bir betimlemeye dönüştürür. venom-containing ve stinging birlikte cells sözcüğünü niteler; hücrelerin zehir içerdiğini ve sokabildiğini anlatır. called cnidocytes, “cnidocytes olarak adlandırılan” anlamına gelen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Hücrelerin bilimsel adını verir; called burada ses çıkarmayı değil, adlandırmayı anlatır.

Alıştırma

venom-containing stinging cells called cnidocytes ifadesini doğru biçimde açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Sokarken cnidocytes'a bağıran hücreler
  2. cnidocytes adlı bir ismin içinde tutulan zehir
  3. Zehir içeren, sokabilen ve cnidocytes olarak adlandırılan hücreler
Cevabı göster

Zehir içeren, sokabilen ve cnidocytes olarak adlandırılan hücreler

Even baby jellyfish,

0:37

Yavru denizanaları bile,

the size of a pencil eraser, Kalıp ifadeler

0:39

bir kurşun kalem silgisi büyüklüğünde olsalar da,

have the ability to sting. Kalıp ifadeler

0:41

sokma yeteneğine sahiptir.

Kalıp ifadeler

the size of a pencil eraser: büyüklüğü tanıdık bir nesneyle karşılaştırma

the size of a pencil eraser, “yaklaşık bir kurşun kalem silgisi büyüklüğünde” demektir. Okuyucunun yavru denizanalarının ne kadar küçük olduğunu gözünde canlandırabilmesi için tanıdık bir nesne ölçü olarak kullanılır. İki virgül arasında bulunan ifade, yavru denizanaları hakkında ek bilgi verir. Yalnızca büyüklüğü karşılaştırır; denizanasının bir silgi olduğunu veya aynı şekle sahip olduğunu söylemez.

Alıştırma

Derste öğrendiğiniz ifadeyle büyüklük karşılaştırmasını tamamlayın: This sensor is ____ a grain of rice.

Cevabı göster

the size of

Kalıp ifadeler

have the ability to: kapasiteyi resmî biçimde vurgulama

have the ability to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapabilecek kapasitede olmak” anlamına gelir. Bu cümlede çok küçük denizanalarının bile sokabildiğini belirtir; o anda bir sokma eyleminin gerçekleştiğini söylemez. Ability ismi, odağı kapasitenin kendisine taşır. Bu nedenle ifade, daha kısa olan can kip fiiline göre daha açıklayıcı duyulur.

Alıştırma

Öğrenilen dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Some bats ____ find insects in complete darkness.

Cevabı göster

have the ability to

Larval jellyfish, Kelime

0:43

Larva halindeki denizanaları,

ephyrae,

0:45

yani efiralar,

look like tiny flowers pulsating in the sea. Deyimler

0:46

denizde nabız gibi atan minik çiçeklere benzerler.

Kelime

Larval jellyfish, ephyrae,: appozitif yapıyla teknik ad verme

Larval jellyfish, ephyrae, yapısında ephyrae ismi bir appozitif, yani açıklayıcı ad öbeğidir: larval jellyfish için kullanılan teknik adı verir. İki ad öbeği farklı iki gruba değil, aynı hayvanlara gönderme yapar. Virgüller, ephyrae sözcüğünün ek bir adlandırma bilgisi olduğunu gösterir. Bilimsel metinler, daha tanıdık bir açıklamanın ardından uzmanlık terimi tanıtmak için bu kalıbı sıkça kullanır.

Alıştırma

Özgün cümledeki virgüllü yapı neyi gösteriyor?

  1. ephyrae, larval jellyfish için kullanılan teknik addır.
  2. ephyrae, larval jellyfish türünden farklı bir hayvanı adlandırır.
  3. ephyrae, minik çiçekleri betimler.
Cevabı göster

ephyrae, larval jellyfish için kullanılan teknik addır.

Deyimler

look like tiny flowers: görünüşü görsel olarak karşılaştırma

Burada look like tiny flowers, “minik çiçeklere benzer bir görünüme sahip olmak” anlamına gelir. Bu tanıdık görüntü, ephyra adı verilen larvaların şeklini ve ritmik hareketini gözümüzde canlandırmamıza yardımcı olur. look like + isim grubu yapısı görünüşü karşılaştırır. İki şeyin gerçekte aynı türden olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede görünüşü karşılaştırmak için look like kullanılmıştır?

  1. From above, the island looks like a green leaf.
  2. From above, the island becomes a green leaf.
  3. From above, the island grows on a green leaf.
Cevabı göster

From above, the island looks like a green leaf.

As they grow, Dilbilgisi

0:49

Büyüdükçe,

they become umbrella-shaped Kelime

0:50

şemsiye şeklini alırlar;

with a bell at the top Kelime

0:51

üst kısımlarında bir çan

and descending tentacles around the margin.

0:52

ve kenarları etrafından aşağı inen dokunaçlar bulunur.

Dilbilgisi

As they grow: zaman içinde gerçekleşen değişim

As they grow ifadesinde as, “devam eden bir süreç ilerledikçe” anlamındadır: denizanaları büyür ve bu gelişim sırasında biçimleri değişir. As + özne + değişim fiili, ana cümle yapısı birlikte gelişen iki değişimi birbirine bağlar. Burada as nedeni değil, zaman ilişkisini düzenler; “büyüdükçe” anlamına gelir, “büyüdükleri için” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede as, birlikte gelişen iki değişimi gösterir?

  1. As the road was closed, we had to take another route.
  2. As the team captain, Maya spoke first.
  3. As the days grew shorter, the evenings became colder.
Cevabı göster

As the days grew shorter, the evenings became colder.

Kelime

umbrella-shaped: -shaped ile biçim anlatmak

umbrella-shaped ifadesinde umbrella ismi, hangi şeklin hayal edilmesi gerektiğini gösterir; -shaped ise bu ismi “şemsiye biçiminde” anlamına gelen birleşik bir sıfata dönüştürür. Burada become fiilinden sonra gelir ve hayvanın yeni biçimini anlatır. Aynı yapı star-shaped, heart-shaped ve tube-shaped örneklerinde olduğu gibi başka isimlerle de kullanılabilir. Buradaki shaped, sıfatın bir parçasıdır; geçmişte yapılmış bir eylemi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “yıldız biçiminde” anlamına gelen birleşik sıfatla tamamlayın: The lantern has a ____ opening.

Cevabı göster

star-shaped

Kelime

bell at the top: denizanasının ana gövdesi

Denizanası anatomisinde bell, üstte bulunan kubbemsi ve şemsiyeyi andıran ana gövdeyi ifade eder. Bu ad, gövdenin çan dış hatlarına benzemesinden gelir; çalan bir nesne anlamına gelmez. at the top ifadesi bu gövdeyi dokunaçların üstüne yerleştirir. tentacles ve margin gibi yakındaki sözcükler, bell kelimesinin anatomik anlamda kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede bell ne anlama geliyor? The jellyfish contracts its bell to move through the water.

  1. denizanasının taşıdığı küçük bir canlı
  2. denizanasının kubbemsi ana gövdesi
  3. çınlama sesi çıkaran metal bir nesne
Cevabı göster

denizanasının kubbemsi ana gövdesi

The largest species of jellyfish,

0:55

En büyük denizanası türü olan

the lion's mane, Kültür

0:57

aslan yelesi denizanasının

Kültür

bir denizanası adı olarak the lion's mane

Bu bilimsel bağlamda the lion's mane, bir denizanası türünün yaygın adı olan lion's mane jellyfish ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Ad, aslan yelesine benzeyen çok sayıdaki uzun dokunaçtan gelir. Burada ifade denizanasını adlandırır; gerçek bir aslanın başının çevresindeki tüyleri anlatmaz. Hangi anlamın kastedildiğini çevredeki konu gösterir.

Alıştırma

Denizanalarıyla ilgili bu bölümde the lion's mane neyi ifade eder?

  1. Gerçek bir aslanın başının çevresindeki tüyler.
  2. Tüm denizanası türleri.
  3. Bir denizanası türü.
Cevabı göster

Bir denizanası türü.

has tentacles that can extend more than 100 ft, Kalıp ifadeler

0:58

100 fitten fazla uzayabilen dokunaçları vardır,

longer than a blue whale. Dilbilgisi

1:02

ki bu bir mavi balinadan daha uzundur.

Kalıp ifadeler

can extend more than 100 ft: uzanma mesafesini anlatmak

Can extend more than 100 ft, dokunaçların 100 fitten daha fazla bir uzunluğa ulaşabileceği anlamına gelir. More than bir alt sınır koyar: olası uzunluk 100 fitin üzerindedir. Burada extend geçişsizdir: dokunaçlar kendileri dışa doğru uzanır. Birinin onları daha uzun hâle getirdiği anlamına gelmez. X can extend more than + mesafe veya uzunluk kalıbı bilimsel ve teknik anlatımlarda yaygındır.

Alıştırma

Hedef ifadeyle bu teknik açıklamayı tamamlayın: This rescue ladder ____ twelve feet.

Cevabı göster

can extend more than

Dilbilgisi

longer than a blue whale: uzunluğu tanıdık bir referansla karşılaştırmak

longer than + referans biçimindeki karşılaştırma yapısı, ilk varlığın referans alınan varlıktan daha uzun olduğunu belirtir. Burada mavi balina, more than 100 ft şeklindeki soyut sayıyı somut bir görüntüye dönüştürür: dokunaçlar, mavi balinanın başından kuyruğuna kadar olan gövdesinden daha uzundur. Yalnızca uzunluk karşılaştırılır. Bu, denizanasının tamamının hacim veya ağırlık bakımından mavi balinadan büyük olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir uzunluğu gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için tanıdık bir nesneyi doğal biçimde referans olarak kullanır?

  1. The bridge is longer than three football fields laid end to end.
  2. Three football fields are longer because of the bridge.
  3. The bridge is heavier than three football fields laid end to end.
Cevabı göster

The bridge is longer than three football fields laid end to end.

These tentacles contain most of the stinging cells,

1:04

Bu dokunaçlar sokucu hücrelerin çoğunu barındırır,

although some species have them on their bells, too. Dilbilgisi

1:07

ancak bazı türlerde bu hücreler çan kısımlarında da bulunur.

Dilbilgisi

although some species: ana eğilime bir sınırlama eklemek

Although, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır: ana cümleyle karşıtlık oluşturan bilgi ekler ama ana cümleyi geçersiz kılmaz. Ana cümle, yakıcı hücrelerin çoğunun dokunaçlarda bulunduğunu söyler; although yan cümlesi ise bazı türlerin çan kısmında da bu hücrelerin bulunduğunu ekleyerek genel tabloyu sınırlar. Bu yapı bilgiyi ana eğilim + although + istisna veya sınırlama biçiminde düzenler. İkinci bölüm genel tablonun sınırını gösterir; ilk bölümün yanlış olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, genel bir eğilime istisna veya sınırlama eklemek için although sözcüğünü doğru kullanır?

  1. Although most of the trail is easy, but some sections are steep.
  2. Most of the trail is easy, although some sections are steep.
  3. Most of the trail is easy, although but some sections are steep.
Cevabı göster

Most of the trail is easy, although some sections are steep.

Venom is ejected via a nematocyst, Kelime

1:10

Zehir, nematokist adı verilen

a whip-like hollow tubule, Kelime

1:14

kırbaç benzeri içi boş bir tüp aracılığıyla püskürtülür;

which lies coiled under high osmotic pressure. Kelime

1:16

bu tüp yüksek ozmotik basınç altında sarmal şekilde durur.

Kelime

is ejected via a nematocyst: bir yolu veya mekanizmayı belirten via

is ejected ifadesindeki edilgen yapı, venom sözcüğünü konu olarak tutar ve olayı bir süreç olarak sunar. Via a nematocyst ise bu sürecin hangi yapı üzerinden gerçekleştiğini belirtir. Burada via, “üzerinden” veya “yoluyla” anlamına gelir. Bir yol, kanal ya da mekanizma bildirir; neden bildirmez. Bu kısa kullanım bilimsel ve teknik açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede via, iletim için kullanılan kanalı belirtir?

  1. The report was stored beside a secure server.
  2. The report was sent via a secure server.
  3. The report was delayed because of a server failure.
Cevabı göster

The report was sent via a secure server.

Kelime

whip-like hollow tubule: ismin önünde art arda gelen niteleyiciler

Bu isim grubunda ana isim tubule sözcüğüdür: söz konusu nesne küçük bir tüptür. Hollow içinin boş olduğunu, whip-like ise şeklini veya görünüşünü anlatır. İngilizcede birden fazla niteleyici, birkaç özelliği kısa biçimde vermek için ismin önünde art arda kullanılabilir. -like son eki “benzeyen” anlamına gelir. Whip-like bir karşılaştırma yapar; tüpçüğün gerçekten bir kırbaç olduğu veya kırbaçtan yapıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

a whip-like hollow tubule neyi betimler?

  1. Kırbaçtan yapılmış katı bir çubuk
  2. Kırbaç şeklinde, küçük ve içi boş bir tüp
  3. İçinde kırbaç bulunan bir kap
Cevabı göster

Kırbaç şeklinde, küçük ve içi boş bir tüp

Kelime

under high osmotic pressure: bilimsel bir fiziksel basınç koşulu

Ozmotik basınç, suyun bir zardan geçerek daha fazla çözünmüş parçacık bulunan tarafa doğru hareket etme eğilimiyle ilişkili basınçtır. Bu cümlede under high osmotic pressure, kıvrılmış yapının bu ozmotik etkinin oluşturduğu güçlü bir fiziksel basınç koşulunda olduğunu belirtir. Burada under, “aşağısında” değil, “bir koşula maruz” anlamına gelir; pressure ise duygusal baskıyı değil, bilimsel anlamdaki fiziksel basıncı ifade eder.

Alıştırma

Hangi durum under high osmotic pressure ifadesiyle doğru biçimde anlatılabilir?

  1. Bir kitap ağır bir kutunun altında durur.
  2. Bir öğrenci önemli bir sınavdan önce gergin hisseder.
  3. Su, bir zardan geçerek daha fazla çözünmüş parçacık içeren çözeltiye doğru hareket etme eğilimindedir ve güçlü bir basınç koşulu oluşur.
Cevabı göster

Su, bir zardan geçerek daha fazla çözünmüş parçacık içeren çözeltiye doğru hareket etme eğilimindedir ve güçlü bir basınç koşulu oluşur.

When mechanical or chemical stimuli activate an external trigger, Notlar

1:20

Mekanik veya kimyasal uyaranlar harici bir tetiği etkinleştirdiğinde,

Kelime

mechanical or chemical stimuli: stimulus sözcüğünün çoğulu stimuli

Stimuli, bir hücrenin, organizmanın veya sistemin tepki vermesine neden olan etken anlamındaki stimulus sözcüğünün düzensiz çoğuludur. Mechanical stimuli dokunma veya basınç gibi fiziksel temas ya da kuvvetten; chemical stimuli ise maddelerden veya kimyasal sinyallerden kaynaklanır. Bu when yan cümlesinde mechanical or chemical stimuli çoğul bir öznedir; bu nedenle activates değil, activate kullanılır. Or, iki olası uyaran türünü birbirine bağlar; çoğul stimuli adını tekile dönüştürmez.

Alıştırma

Cümleyi stimulus sözcüğünün çoğuluyla tamamlayın: These chemical ____ activate the sensor.

Cevabı göster

stimuli

the lid of the cell pops open and seawater rushes in. Öbek fiiller

1:25

hücrenin kapağı aniden açılır ve deniz suyu içeri dolar.

Kalıp ifadeler

activate an external trigger: dış bir tetikleyiciyi etkinleştirmek

Burada activate, “bir şeyi çalışmaya başlatmak” anlamına gelir. Mekanik veya kimyasal uyaranlar dış tetikleyicinin tepki vermesini sağlar ve böylece hücresel sürecin sonraki adımı başlar. Bilimsel ve teknik açıklamalarda trigger, başka bir eylemi başlatan yapı, sinyal veya mekanizma olabilir. Burada hücrenin mekanizmasının bir parçasıdır; özellikle bir silahın tetiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi activate a trigger ifadesindeki fiille tamamlayın: A sudden rise in heat can ____ a safety trigger inside the device.

Cevabı göster

activate

Öbek fiiller

pops open: birden açılmak

Pops open, bir şeyin aniden ve hızla açılması demektir. Kapak, tek ve keskin bir hareketle kapalı durumdan açık duruma geçerek deniz suyunun içeri girmesini sağlar. Pop, harekete hızlı ve güçlü bir his katar. Bir anda açılan kapaklar, kapılar, kaplar, şemsiyeler veya pencereler için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi pop open ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the spring was released, the toy box ____.

Cevabı göster

popped open

Öbek fiiller

rushes in: dışarıdan içeriye hızlı hareket

“Seawater rushes in” ifadesinde rushes in, “dışarıdan içeriye hızla hareket eder veya akar” anlamına gelir. Rushes hız ve kuvvet katar; in burada yalnızca sabit bir konumu değil, içeriye doğru yönü gösterir. Aynı kalıp suyun, havanın, dumanın veya insanların bir yere hızla girmesini anlatabilir. Hedef yer zaten belliyse rush in, o yer belirtilmeden kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi rush in ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: When the doors opened, the crowd ____.

Cevabı göster

rushed in

This forces a microscopic barbed harpoon to shoot out, Notlar

1:29

Bu, mikroskobik dikenli bir zıpkının dışarı fırlamasını,

Deyimler

Bilimsel bir benzetme olarak microscopic barbed harpoon

Bu cümlede microscopic barbed harpoon, çok küçük bir biyolojik yapı için kullanılan canlı bir benzetmedir. Microscopic yapının son derece küçük olduğunu, barbed geriye dönük kancalara sahip olduğunu anlatır; harpoon ise dışarı fırlayıp bir hedefi delen bir şeyi düşündürür. Bu gerçek bir balıkçılık silahı değildir. Bu ifade, yapının hem biçimini hem de hareketini gözünüzde canlandırmanıza yardımcı olur: yapı, küçük ve kancalı bir zıpkın gibi davranır.

Alıştırma

Bu cümlede microscopic barbed harpoon ne anlama gelir?

  1. Kancalı bir zıpkın gibi fırlayıp deldiği anlatılan çok küçük bir biyolojik yapı.
  2. Hayvanın içinde saklı, gerçek boyutlu bir balıkçılık silahı.
  3. Yalnızca zehir depolamak için kullanılan zararsız bir tüp.
Cevabı göster

Kancalı bir zıpkın gibi fırlayıp deldiği anlatılan çok küçük bir biyolojik yapı.

penetrate,

1:32

hedefine nüfuz etmesini

and inject venom into its victim. Kalıp ifadeler

1:33

ve kurbanına zehir enjekte etmesini sağlar.

Dilbilgisi

forces ... to shoot out: force + nesne + to-infinitive

“This forces a microscopic barbed harpoon to shoot out” cümlesindeki yapı force + nesne + to-infinitive biçimindedir. Nesne a microscopic barbed harpoon, kuvvetin yol açtığı hareket ise to shoot out ifadesidir. Buradaki This, deniz suyunun içeri girmesinin yol açtığı fiziksel değişimi belirtir. Force için öznenin insan olması gerekmez: basınç, ısı veya başka bir koşul da bir şeyin hareket etmesini ya da değişmesini zorlayabilir.

Alıştırma

Open sözcüğünü force sonrasında gereken biçime getirerek cümleyi tamamlayın: The pressure forces the valve ____.

Cevabı göster

to open

Kalıp ifadeler

inject venom into its victim: inject A into B kalıbı

inject A into B kalıbı, A maddesini B kişisinin, vücut bölümünün, kabının veya sisteminin içine sokmak anlamına gelir. Burada A venom, B ise its victim olduğundan zehir kurbanın vücuduna girer. Into, enjekte edilen maddenin gideceği yeri belirtir; yalnızca bir yüzeye temas etmeyi anlatmaz. İlaç, boya veya gaz gibi bir şey başka bir şeyin içine bilinçli olarak verildiğinde de aynı kalıp kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi inject A into B kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: The technician injected blue dye ____ the pipe.

Cevabı göster

into

Nematocyst discharge can occur in less than a millionth of a second, Kalıp ifadeler

1:37

Nematokist boşalması saniyenin milyonda birinden daha kısa bir sürede gerçekleşebilir,

Kalıp ifadeler

in less than a millionth of a second: saniyenin milyonda birinden daha kısa sürede

in less than + bir zaman aralığı yapısı, bir olayın belirtilen süre geçmeden gerçekleştiğini veya tamamlandığını anlatır. Burada boşalmanın ne kadar hızlı gerçekleştiğini ölçer; bu nedenle yalnızca very fast demekten daha kesindir. A millionth of a second, bir saniyenin bir milyon eşit parçaya bölünmesiyle elde edilen parçalardan biri, yani saniyenin milyonda biri demektir. Bir milyon saniye demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi in less than + time yapısıyla tamamlayın: The door unlocks ____ one second.

Cevabı göster

in less than

making it one of nature's fastest biomechanical processes. Dilbilgisi

1:41

bu da onu doğadaki en hızlı biyomekanik süreçlerden biri yapar.

Dilbilgisi

making it one of ...: -ing yan cümlesiyle sonuç belirtme

making it ... biçimindeki -ing yan cümlesi, önceki cümlede belirtilen durumun sonucunu anlatır. and this makes it ... şeklinde genişletilebilir; dolayısıyla making burada birinin fiziksel olarak bir şey ürettiği anlamına gelmez. it zamiri nematokist boşalmasını belirtir. make + object + noun phrase yapısında isim öbeği, nesnenin neye dönüştüğünü veya ne olarak değerlendirildiğini belirtir. One of + superlative + plural noun, en üst gruptaki üyelerden biri anlamına gelir; bu yüzden processes çoğuldur.

Alıştırma

Sonuç yan cümlesini hedeflenen iki kelimelik yapıyla tamamlayın: The redesigned app now loads instantly, ____ one of the quickest tools in its class.

Cevabı göster

making it

Nematocysts can continue to fire even after a jellyfish has died, Kalıp ifadeler

1:45

Nematokistler denizanası öldükten sonra bile ateş etmeye devam edebilir,

Kalıp ifadeler

continue to fire: boşalma hâlâ gerçekleşebilir

Continue to + fiilin yalın hâli, bir eylemin sürmesini veya hâlâ gerçekleşebilmesini anlatır. Burada continue to fire, denizanası öldükten sonra bile nematokistlerin boşalmasının hâlâ mümkün olduğunu belirtir. Burada fire, “boşalmak/ateşlenmek” anlamındadır: bir nematokist yakıcı ipliğini aniden dışarı çıkarır. “Yanmak” anlamına gelmez. Bu mekanizma anlamı, ölü bir denizanasının bile hâlâ sokabileceği konusunda uyarır.

Alıştırma

Bu cümlede continue to fire ne anlama geliyor?

  1. Nematokistler yakıcı ipliklerini hâlâ dışarı çıkarabilir.
  2. Denizanası öldükten sonra nematokistler yanmaya başlar.
  3. Nematokistler bütün etkinliklerini hemen durdurur.
Cevabı göster

Nematokistler yakıcı ipliklerini hâlâ dışarı çıkarabilir.

so it's important to remove lingering tentacles stuck to the skin. Dilbilgisi

1:49

bu yüzden cilde yapışan kalıntı dokunaçları temizlemek önemlidir.

Dilbilgisi

it's important to remove: gerekli bir eylemi belirtmek

It's important to + fiilin yalın hâli, bir eylemin önemli veya gerekli olduğunu belirtir. it's important to remove ifadesinde it yer tutucu öznedir; to remove lingering tentacles mastar öbeği ise önemli sayılan asıl eylemi adlandırır. Baştaki so, bu öneriyi az önce açıklanan tehlikeye bağlar. Cümle, daha doğrudan bir emir olan Remove the tentacles ifadesini kullanmadan açık bir güvenlik tavsiyesi verir.

Alıştırma

Güvenlik hatırlatmasını tamamlamak için It's important / to / wash sözcüklerini doğru sıraya koyun: ____ your hands before touching the wound.

Cevabı göster

It's important to wash

Dilbilgisi

tentacles stuck to the skin: isimden sonra durum bildirme

Temel isim tentacles'tır. Lingering ismin önünde yer alır ve dokunaçların hâlâ orada kaldığını belirtir; stuck to the skin ise isimden sonra gelip hangi dokunaçlardan söz edildiğini açıklar: cilde yapışık olanlardan. Stuck, kısaltılmış bir ilgi cümleciğindeki geçmiş zaman ortacıdır. Burada ayrı bir geçmiş olayı değil, dokunaçların şu anki durumunu anlatır; tentacles stuck to the skin, tentacles that are stuck to the skin anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi ifade “şişeye yapışık olan etiket” anlamını doğal biçimde verir?

  1. the label stuck to the bottle
  2. the label stuck the bottle
  3. the stuck to the bottle label
Cevabı göster

the label stuck to the bottle

Rinsing with vinegar will usually render undischarged nematocysts inactive. Notlar

1:53

Sirke ile durulamak, genellikle boşalmamış nematokistleri etkisiz hale getirir.

Dilbilgisi

Rinsing with vinegar: özne olarak kullanılan gerund öbeği

Rinsing with vinegar bir gerund öbeğidir. Öbeğin tamamı bir eylemi adlandırır ve will usually render yapısının öznesi olur; with vinegar durulamada ne kullanıldığını belirtir. Bu yapı, bir etkinliği etkisi veya yararı hakkında konuşulabilecek bir şey olarak sunar. Bu şekilde kullanılan gerund öbeği normalde tekil fiil alır. Bu bir emir cümlesi değildir; Rinse with vinegar doğrudan bir talimat olurdu.

Alıştırma

Hangi cümlede -ing ile ifade edilen etkinlik özne olarak doğru kullanılmış ve özne-yüklem uyumu sağlanmıştır?

  1. Cleaning the filter every week prevents dirt from building up.
  2. Clean the filter every week prevents dirt from building up.
  3. Cleaning the filter every week prevent dirt from building up.
Cevabı göster

Cleaning the filter every week prevents dirt from building up.

Kalıp ifadeler

render ... inactive: render + nesne + sıfat

Burada render, “bir şeyin belirli bir duruma gelmesine neden olmak” anlamındadır. Kalıp render + nesne + sıfat şeklindedir: undischarged nematocysts isim grubu nesnedir; inactive ise ortaya çıkan durumu bildiren sıfattır. Bu kalıp bir durum değişikliğini anlatır. inactive sözcüğünü vinegar'ın bir özelliği olarak değil, nematosistlerde oluşan sonuç olarak yorumlayın.

Alıştırma

Hangi cümlede render + nesne + sıfat kalıbı doğru kullanılmıştır?

  1. The update rendered the old software to incompatible.
  2. The update rendered the old software incompatible.
  3. The update rendered incompatible to the old software.
Cevabı göster

The update rendered the old software incompatible.

Seawater can also help remove residual nematocysts,

1:58

Deniz suyu da kalan nematokistlerin temizlenmesine yardımcı olabilir,

but don't use freshwater Ton ve niyet

2:02

ancak kesinlikle tatlı su kullanmayın;

because any change in salt balance Kalıp ifadeler

2:04

çünkü tuz dengesindeki herhangi bir değişiklik

Kalıp ifadeler

any change in salt balance: change in + isim yapısı

change in + isim yapısında in, farklılaşan ölçüyü, durumu veya alanı belirtir. Burada salt balance değişen durumdur; in bir konumu göstermez. Any, ifadenin kapsamını genişletir: bu dengede meydana gelebilecek küçük değişiklikler de dâhil olmak üzere her türlü değişikliği kapsar. Bu yapı bilimsel anlatımda change in temperature, change in pressure ve change in concentration gibi ifadelerde sık kullanılır.

Alıştırma

Ölçülen koşulu belirten edatla birlikte change kullanarak cümleyi tamamlayın: The sensor detected a sudden ____ air pressure.

Cevabı göster

change in

alters the osmotic pressure outside of the cnidocyte Kalıp ifadeler

2:06

knidositin dışındaki ozmotik basıncı değiştirir

Kalıp ifadeler

alters the osmotic pressure: alter + nesne

Alter geçişli bir fiildir; bu nedenle değiştirilen şey, arada edat olmadan doğrudan fiilden sonra gelir. alters the osmotic pressure ifadesinde the osmotic pressure nesnedir ve değişen koşulu belirtir. Ozmotik basınç, suyun bir zardan geçişiyle ilgili basınçtır. Outside of the cnidocyte bu basıncın nerede olduğunu belirtir; alters fiilinin başka bir nesnesi değildir.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada alter fiilini geçişli olarak doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Heating the liquid alters to its chemical properties.
  2. Heating the liquid alters with its chemical properties.
  3. Heating the liquid alters its chemical properties.
Cevabı göster

Heating the liquid alters its chemical properties.

and will trigger the nematocyst to fire. Kalıp ifadeler

2:09

ve nematokistin ateşlenmesini tetikler.

Ton ve niyet

don't use freshwater because ...: yasak ve ardından gelen neden

Don't use freshwater doğrudan bir olumsuz emir cümlesidir: dinleyiciye bu eylemi yapmamasını söyler. Because nedeni açıklar; bu cümlede tatlı su, tuz dengesini değiştirip bir nematosistin ateşlenmesini tetikleyebilir. Don't + fiilin yalın hâli + because ... kalıbı, bir yasağı gerekçesiyle birlikte verir. Burada kişisel bir tercihi değil, bir güvenlik uyarısını ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle açık bir güvenlik yasağı verip ardından bununla doğrudan ilgili bir neden sunar?

  1. Don't enter the room because the floor is being repaired.
  2. You entered the room because the floor is being repaired.
  3. I don't enter the room because the floor is being repaired.
Cevabı göster

Don't enter the room because the floor is being repaired.

Kalıp ifadeler

trigger the nematocyst to fire: bir tepkiyi tetiklemek

Burada trigger + nesne + to + fiil yapısı, bir olayın bir şeyin tepki vermesine neden olduğunu anlatır. Nesne the nematocyst, to fire ise tetiklenen tepkiyi belirtir. Bu biyolojik bağlamda fire, “ateş almak” değil, “yakıcı ipliği fırlatmak” anlamındadır. Bu yapı, bir koşulun mekanik, biyolojik veya kimyasal bir hareketi nasıl başlattığını açıklarken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi trigger, the sensor ve send kullanarak tamamlayın: A sudden temperature change can ____ an alert.

Cevabı göster

trigger the sensor to send

That's why urinating on the affected area, Anlatım akışı

2:12

Bu nedenle etkilenen bölgeye idrar yapmak

a common folk remedy, Kültür

2:14

gibi yaygın bir halk ilacı,

Kültür

a common folk remedy: yaygın bir halk tedavisi

a common folk remedy ifadesinde remedy, bir sağlık sorununu hafifletmeyi amaçlayan yöntemi anlatır; folk ise bunun standart tıbbi tedaviden çok geleneksel veya toplum içinde aktarılan bir uygulama olduğunu gösterir. Common yalnızca uygulamanın iyi bilindiğini veya sık kullanıldığını söyler. Bilimsel olarak test edildiğini, işe yaradığını ya da güvenli olduğunu kanıtlamaz. Burada ifade, denizanasının soktuğu yere idrar yapma fikrini tıbben doğrulanmış bir tedavi değil, yaygın bir inanış olarak sunar.

Alıştırma

Sağlık bilgilerinde a common folk remedy en doğru biçimde neyi anlatır?

  1. İşe yarayacağı garanti edilen reçeteli bir ilaç
  2. Geleneksel veya yaygın biçimde aktarılan, ancak bilimsel olarak kanıtlanmamış olabilecek bir uygulama
  3. Bütün doktorların resmen önerdiği bir tedavi
Cevabı göster

Geleneksel veya yaygın biçimde aktarılan, ancak bilimsel olarak kanıtlanmamış olabilecek bir uygulama

may do more harm than good Deyimler

2:16

idrarın bileşimine bağlı olarak

Anlatım akışı

That's why: önceki bir nedeni sonucuna bağlamak

That's why, daha önce belirtilmiş bir neden veya mekanizmaya gönderme yapar ve onun sonucunu ya da varılan yargıyı sunar. Bu cümlede That önceki açıklamaya gönderme yaparken why'dan sonraki yan cümle pratik sonucu verir. Bilgiyi şu sırayla düzenlemek için kullanılır: önce neden, sonra sonuç. Temel kalıp şöyledir: neden. That's why + sonuç.

Alıştırma

Hangi kısa açıklama önce nedeni verir, ardından sonucu belirtmek için That's why kullanır?

  1. The school is closed. That's why the roads are icy.
  2. The school is closed. That's because the roads are icy.
  3. The roads are icy. That's why the school is closed.
Cevabı göster

The roads are icy. That's why the school is closed.

Deyimler

do more harm than good: yarardan çok zarar vermek

Do more harm than good, bir eylemin sağladığı yarardan daha fazla olumsuz etkiye yol açtığını anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. May do more harm than good içindeki may, zararın kesin olduğunu söylemez; olası bir sonuç hakkında uyarı yapar. Bu ifadeyi yardım amacı taşıyan bir tavsiye, kural veya tedavinin aslında durumu daha kötü hâle getirebileceğini değerlendirirken kullanabilirsin. Buradaki harm ve good, genel olarak zararlı ve yararlı etkileri anlatır; ayrı ayrı zarar verme eylemlerini saymaz.

Alıştırma

Olumsuz etkilerin yararlardan daha ağır bastığını anlatan kalıplaşmış ifadeyi tamamla: Ignoring the warning may do more ____ than ____.

Cevabı göster

harm · good

depending on the composition of the urine. Dilbilgisi

2:18

yarardan çok zarar getirebilir.

Dilbilgisi

depending on ...: sonucu değiştiren koşulu eklemek

Depending on + bir isim öbeği, sonucun o koşula göre değiştiğini belirtir. Buradaki koşul idrarın bileşimidir; dolayısıyla bu bileşim değiştiğinde sonuç da değişebilir. Bu -ing öbeği, tamamlanmış bir ifadeye koşul ekler; tek başına normalde cümlenin ana yüklemi olarak kullanılamaz. Sonucu her zaman aynıymış gibi sunmak yerine ifadeyi daha kesin hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi depending on ve belirtilen koşul the weather ile tamamlayın: The game will be indoors or outdoors, ____.

Cevabı göster

depending on the weather

Most jellyfish stings are a painful nuisance, Kelime

2:21

Çoğu denizanası sokması acı verici ve sinir bozucudur,

but some can be deadly. Anlatım akışı

2:24

ancak bazıları ölümcül olabilir.

Kelime

a painful nuisance: acı veren ve sıkıntılı, ancak genellikle büyük bir tehlike olmayan şey

Nuisance, insanları rahatsız eden veya sıkıntıya yol açan fakat genellikle başa çıkılabilir bir kişi, şey ya da durumu ifade eder. Painful ile birlikte a painful nuisance, acı veren ve sorun yaratan ancak otomatik olarak ciddi bir tehlike sayılmayan bir şeyi anlatır. Bu cümlede ifade, çoğu sokmayı ölümcül olabilenlere göre daha düşük bir risk düzeyine yerleştirir. Nuisance, zararsız demek değildir; konuşanın bir şeyi ağır bir tehditten çok, hoş olmayan bir sorun olarak sunduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede nuisance kelimesi olağan anlamıyla kullanılmıştır?

  1. The deadly gas leak is only a minor nuisance.
  2. The word nuisance means a life-threatening emergency.
  3. The constant buzzing is an annoying nuisance.
Cevabı göster

The constant buzzing is an annoying nuisance.

Anlatım akışı

but some can be deadly: önemli bir istisna sunmak

but, çoğu denizanası sokması hakkındaki genel ifadeden önemli bir istisnaya geçiş yapar. some, bu sokmaların veya vakaların daha küçük bir bölümünü temsil eder; can be deadly ise bu grubun ölüme yol açma ihtimali bulunduğunu söyler. Most ..., but some ... kalıbı, önce olağan durumu verip ardından bir istisnayla bu genellemeyi sınırlar. Bu yapı, gerçeklere veya risklere ilişkin bilgileri düzenlemek için kullanılır.

Alıştırma

Most ..., but some ... kalıbıyla karşıtlığı tamamlayın: Most neighborhood dogs are friendly, ____ may bark at strangers.

Cevabı göster

but some

An Indo-Pacific box jelly, Kültür

2:26

Hint-Pasifik kutu denizanası,

also called a sea wasp, Kalıp ifadeler

2:28

namıdiğer deniz yaban arısı,

Kültür

Indo-Pacific box jelly: bölge ve hayvan türü

Indo-Pacific, Hint ve Pasifik okyanuslarını kapsayan geniş bölgenin adıdır. box jelly, kutu biçimli bir çana sahip bir denizanası türü olan box jellyfish anlamına gelir. Bu nedenle Indo-Pacific box jelly, o bölgeyle ilişkili bir kutu denizanasını belirtir. Buradaki jelly, bir deniz hayvanı adında jellyfish kelimesinin kısaltılmış biçimidir. Tatlı yiyecek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir deniz biyolojisi metninde Indo-Pacific box jelly ne anlama gelir?

  1. Hint-Pasifik bölgesiyle ilişkili bir kutu denizanası
  2. Hint Okyanusu'nda yaşayan bir yaban arısı
  3. Pasifik üzerinden gönderilmiş bir kutu meyve jölesi
Cevabı göster

Hint-Pasifik bölgesiyle ilişkili bir kutu denizanası

Kalıp ifadeler

also called a sea wasp: başka bir adı tanıtmak

Also called + ad yapısı, aynı kişi, yer, nesne veya türün başka bir adını tanıtır. Burada sea wasp, anlatılan kutu denizanasının yaygın adıdır; hayvanın gerçekten bir yaban arısı olduğu anlamına gelmez. Virgüllerle ayrılan bu ifadede called, kısaltılmış edilgen bir yan cümlede kullanılan geçmiş zaman ortacıdır: which is also called a sea wasp. Önceki isim hakkında zorunlu olmayan ek bir tanımlama bilgisi verir.

Alıştırma

the northern lights adını kullanarak diğer adı belirten ifadeyi tamamlayın: The aurora borealis, ____, is visible tonight.

Cevabı göster

also called the northern lights

releases venom which can cause contraction of the heart muscles Kalıp ifadeler

2:30

kalp kaslarının kasılmasına neden olabilen bir zehir salgılar

and rapid death in large doses. Kalıp ifadeler

2:33

ve büyük dozlarda hızlı ölüme yol açabilir.

Kalıp ifadeler

can cause contraction of the heart muscles: resmî cause + isim anlatımı

Can cause + isim öbeği, olası bir sonucu kısa ve resmî bir biçimde sunar. Burada venom neden, contraction sonuçtur; of the heart muscles ise neyin kasıldığını belirtir. Bu tıbbi bağlamda contraction, bir kasın gerilmesi veya kısalması anlamına gelir; dil bilgisindeki kısaltılmış biçim anlamında değildir. Fiille kurulan daha doğrudan biçim can cause the heart muscles to contract yapısıdır.

Alıştırma

Hangi cümle resmî cause + isim yapısını doğru kullanıyor?

  1. The toxin can cause the heart muscles contraction.
  2. The toxin can cause to contract the heart muscles.
  3. The toxin can cause contraction of the heart muscles.
Cevabı göster

The toxin can cause contraction of the heart muscles.

Kalıp ifadeler

in large doses: miktara bağlı bir koşul belirtme

In large doses, “alınan, içe alınan veya emilen miktar büyük olduğunda” anlamına gelir. Bu cümlede rapid death için bir koşul belirtir: Zehir miktarı büyük olduğunda bu ciddi sonuç ortaya çıkabilir. Her miktarın aynı etkiye sahip olduğunu söylemez. Dose, vücudu etkileyen bir şeyin ölçülen veya alınan miktarıdır. Yalnızca ilaçlar için değil; zehir, toksik madde, radyasyon ve benzer maruz kalma türleri için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “alınan, içe alınan veya emilen miktar çok yüksek olduğunda” anlamına gelen dersteki ifadeyle tamamlayın: This substance can be harmful ____.

Cevabı göster

in large doses

There's an antivenom, Anlatım akışı

2:35

Bir panzehri vardır

but the venom is fast acting, Kelime

2:36

ancak zehir hızlı etki eder,

Anlatım akışı

There's an antivenom, but ...: önemli bir sınırlama getirmek

There's an antivenom önce rahatlatıcı bir bilgi verir: Bir tedavi vardır. Ancak but hemen bir sınırlama getirir; bu nedenle dinleyen kişi yalnızca iyi habere odaklanmamalıdır. Önemli uyarı but sözcüğünden sonra gelir: Zehir hızlı etki eder. There's X, but Y kalıbı, bir avantajı veya olası çözümü kabul ettikten sonra bunun neden yeterli olmadığını açıklayarak bilgiyi düzenler. Bu kullanımda Y, konuşanın asıl mesajını taşır.

Alıştırma

Hangi cümle önce rahatlatıcı bir bilgi verip ardından sorunun neden devam ettiğini göstermek için but kullanıyor?

  1. There's a backup battery, and it is fully charged.
  2. There's a backup battery, but it only lasts ten minutes.
  3. There's no backup battery, so the power will stop immediately.
Cevabı göster

There's a backup battery, but it only lasts ten minutes.

so you'd need immediate medical intervention. Kelime

2:38

bu nedenle acil tıbbi müdahaleye ihtiyacınız olur.

Kelime

venom is fast acting: etki hızla başlar

venom is fast acting ifadesinde fast acting, is fiilinden sonra gelen birleşik bir sıfattır. Zehrin vücut üzerindeki etkisinin çok kısa sürede başladığını anlatır. X is fast acting yapısı, temas veya kullanımdan etkinin başlamasına kadar geçen sürenin kısa olduğunu belirtir. Bu nedenle cümle hemen ardından acil tedavi gerektiğini söyler.

Alıştırma

Bir isimden önce gelen birleşik sıfatın standart yazımını kullanarak cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The rescue team carries a ____ antidote.

Cevabı göster

fast-acting

Kelime

immediate medical intervention: acil profesyonel tıbbi bakım

Immediate medical intervention, eğitimli sağlık uzmanlarının kişiyi gecikmeden değerlendirmesi veya tedavi etmesi gerektiği anlamına gelir. Medical intervention, genel bir yardımdan daha resmî ve belirgindir; bir sağlık sorununu değiştirmek veya yönetmek için yapılan tıbbi işlemi anlatır. Burada intervention, bir konuşmanın sözünü kesmek anlamına gelmez. Tehlikeli bir sağlık durumuna profesyonel bakım sağlamak üzere müdahale etmek anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle, ciddi bir sağlık sorununun gecikmeden profesyonel müdahale gerektirdiğini en açık şekilde anlatır?

  1. The patient would like some general health information.
  2. The patient requires immediate medical intervention.
  3. The patient has a routine appointment next month.
Cevabı göster

The patient requires immediate medical intervention.

Despite the impressive power in their tentacles, Dilbilgisi

2:41

Dokunaçlarındaki etkileyici güce rağmen,

jellies aren't invincible. Kelime

2:44

denizanaları yenilmez değildir.

Dilbilgisi

Karşıt beklenti için Despite + isim öbeği

Despite, belli bir sonucu beklemenize yol açabilecek bir gerçeği öne çıkarır; ardından ana cümle farklı veya daha sınırlı bir sonuç verir. Burada dokunaçlar güçlüdür, ancak bu güç denizanalarını yenilmesi imkânsız hâle getirmez. Despite sözcüğünden sonra isim, zamir veya -ing öbeği kullanılır. Despite the impressive power ifadesinde despite sonrasındaki sözcükler bir isim öbeğidir; kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle değildir.

Alıştırma

Karşıt beklenti bildirmek için cümleyi despite ile tamamlayın: ____ the heavy rain, the game continued.

Cevabı göster

Despite

Their stinging cells are no match for the armor of thick-skinned predators Notlar

2:46

Sokucu hücreleri, deri sırtlı deniz kaplumbağası ve ay balığı gibi

Kelime

jellies aren't invincible: güçlü ama yenilebilir

Invincible; yenilmesi, aşılması veya ciddi biçimde zarar görmesi imkânsız anlamına gelir. Olumsuz aren't invincible ifadesi bu mutlak düşünceyi ortadan kaldırır: denizanaları güçlü olabilir, ancak başka bir şey onları yine de yenebilir veya onlara zarar verebilir. Bu deniz canlıları bağlamında jellies, jellyfish sözcüğünün kısaltılmış çoğul biçimidir; jelly adlı yiyecek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle "The champions aren't invincible" ifadesinin anlamına en uygundur?

  1. Yarışamayacak kadar zayıflar.
  2. Çok güçlüler, ancak yine de yenilebilirler.
  3. Hiç yenilmediler ve asla yenilemezler.
Cevabı göster

Çok güçlüler, ancak yine de yenilebilirler.

like the leatherback turtle and ocean sunfish.

2:51

kalın derili yırtıcıların zırhlarına karşı koyamaz.

Deyimler

are no match for: çok daha zayıf veya daha etkisiz olmak

Be no match for, bir tarafın diğerinden güç, beceri veya etki bakımından çok daha zayıf olduğunu belirtir. Özne daha zayıf tarafı, for sonrasındaki isim öbeği ise onun rekabet edemediği veya yenemediği şeyi gösterir. Bu cümlede yakıcı hücreler, yırtıcıların koruyucu zırhına karşı etkisizdir. Bu kalıpta match, eşit güçte bir rakip anlamına gelir; cümle resmî bir yarışmadan söz etmez.

Alıştırma

Be no match for kalıbını doğru biçimde kullanın: This tiny fan ____ the summer heat.

Cevabı göster

is no match for

Kelime

thick-skinned predators: gerçek anlamda fiziksel koruma

Thick-skinned predators ifadesinde thick-skinned, predators sözcüğünü niteleyen, kısa çizgiyle yazılmış birleşik bir sıfattır. Burada sözcüğün fiziksel ve gerçek anlamı kullanılır: Bu hayvanların korunmalarına yardımcı olan kalın bir derisi vardır. Aynı sıfat, eleştirilerden kolayca incinmeyen bir kişiyi de anlatabilir; ancak bu mecaz anlam biyolojik bağlama uymaz. Yakındaki armor ve predators sözcükleri ile hayvan adları gerçek anlamı işaret eder.

Alıştırma

Bu cümlede thick-skinned ne anlama gelir? The thick-skinned melon was difficult to peel.

  1. Eleştiriler yüzünden incinmiyordu.
  2. Gerçekten kalın bir dış kabuğu vardı.
  3. Başka insanlara kaba davranıyordu.
Cevabı göster

Gerçekten kalın bir dış kabuğu vardı.

These predators both have adaptations that prevent slippery jellyfish from escaping Dilbilgisi

2:54

Bu yırtıcıların her ikisi de kaygan denizanalarının kaçmasını önleyen adaptasyonlara sahiptir

Dilbilgisi

prevent slippery jellyfish from escaping: prevent + nesne + from + fiilin -ing hâli yapısı

prevent + nesne + from + fiilin -ing hâli yapısı, nesnenin bir eylemi yapmasını engellemek veya o eylemin gerçekleşmesini önlemek anlamına gelir. Burada slippery jellyfish nesnedir; escaping ise yırtıcıların uyum özelliklerinin engellediği eylemdir. Fiilin -ing hâlinden önce from kullanılır: prevent slippery jellyfish from escaping. Standart Amerikan İngilizcesinde bu anlam için prevent + nesne + to + fiil veya prevent + nesne + fiilin yalın hâli kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi dersteki prevent ... from ... yapısıyla tamamlayın: A tight lid can ____ water ____ spilling out.

Cevabı göster

prevent · from

after they are engulfed. Kelime

2:59

yutulduklarından sonra.

Kelime

they are engulfed: tamamen çevrelenmeyi anlatan edilgen yapı

Engulf, bir şeyi genellikle güçlü veya ani bir biçimde tamamen çevrelemek ya da kaplamak anlamına gelir. They are engulfed edilgen yapıdadır: denizanaları eyleme maruz kalır ve yırtıcılar onları içine aldığında tamamen çevrelenir. Engulf, tamamen çevrelenmeye odaklandığı için eat fiilinden daha güçlü bir görüntü oluşturur. Aynı sözcük; ateş, sel suyu, duman veya karanlığın bir yeri tamamen çevrelemesini ya da kaplamasını da anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede engulf, bir şeyin tamamen çevrelendiğini veya kaplandığını göstermek için kullanılmıştır?

  1. The rising floodwater engulfed the small bridge.
  2. The rising floodwater flowed beside the small bridge.
  3. The rising floodwater reached the edge of the small bridge.
Cevabı göster

The rising floodwater engulfed the small bridge.

Backwards-pointing spines in the turtle's mouth and esophagus Kelime

3:01

Kaplumbağanın ağzında ve yemek borusunda geriye doğru bakan dikenler

and recurved teeth behind the sunfish's cheeks, Kelime

3:05

ve ay balığının yanaklarının arkasındaki geriye kıvrık dişler buna örnektir.

Kelime

Backwards-pointing spines: geriye dönük dikenler

Backwards-pointing birleşik bir sıfattır: backwards yönü verir, pointing ise bakış yönünü belirtir. Backwards-pointing spines, uçları arkaya bakan dikenlerdir; dikenlerin geriye doğru hareket ettiği anlamına gelmez. Yön sözcüğü + -ing biçimi kalıbı, inward-facing teeth veya upward-pointing arrows örneklerinde olduğu gibi, bir isimden önce vücut bölümlerinin ya da nesnelerin yönelimini anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi ‘arkaya bakan’ anlamındaki kısa çizgili birleşik ifadeyle tamamlayın: The trap has ____ hooks that keep the catch from escaping.

Cevabı göster

backwards-pointing

Kelime

Recurved teeth: geriye kıvrık dişler

Recurved, geriye doğru kıvrılmış anlamına gelir ve çoğu zaman ucun geriye bükülmesini anlatır. Bu nedenle recurved teeth ifadesi, dişlerin yalnızca yanakların arkasındaki konumunu değil, biçimini ve kıvrılma yönünü anlatır. Bu cümlede geriye doğru kıvrım, dişlerin kaygan yiyeceği nasıl yakalayıp tutabildiğini açıklamaya yardımcı olur. Recurved, hayvan yapılarını anlatırken sık kullanılan, biçimi kesin olarak belirten bir sözcüktür.

Alıştırma

Hangi cümle recurved teeth ifadesini doğru biçimde açıklar?

  1. Dişler kavislidir, ancak kıvrımın yönü bilinmemektedir.
  2. Dişler geriye doğru kıvrılır.
  3. Dişler düzdür, ancak arkada bulunur.
Cevabı göster

Dişler geriye doğru kıvrılır.

even tiny slipper lobster larvae can cling to the bell of a jellyfish Notlar

3:08

Hatta minik terlik ıstakoz larvaları bile bir denizanasının çanına tutunabilir

Kültür

slipper lobster larvae: terlik ıstakozu larvaları

Slipper lobster, bir deniz kabuklusunun yaygın adıdır. Bu adın içindeki slipper, hayvan adının bir parçasıdır; ayakkabı anlamına gelmez. Larvae, larva sözcüğünün çoğuludur ve yetişkin biçimden önceki genç gelişim evresini belirtir. Bu nedenle slipper lobster larvae, bir küçük balık türünü değil, terlik ıstakozlarının olgunlaşmamış biçimlerini anlatır.

Alıştırma

tiny slipper lobster larvae ifadesinde slipper lobster larvae ne anlama gelir?

  1. ayakkabıya benzeyen ıstakozlar
  2. terlik ıstakozlarının olgunlaşmamış biçimleri
  3. minik yetişkin balıklar
Cevabı göster

terlik ıstakozlarının olgunlaşmamış biçimleri

and hitch a ride, Deyimler

3:12

ve otostop çekerek,

Kalıp ifadeler

cling to the bell of a jellyfish: denizanasının çanına sıkıca tutunmak

Cling to + isim, bir şeyi sıkıca tutmak veya ona sağlam biçimde yapışık kalmak anlamına gelir. Burada larvalar düşüp ayrılmamak için denizanasının bell bölümüne yapışır. Denizanasının bell bölümü, ses çıkaran bir çan değil, kubbe biçimindeki ana gövdesidir. Aynı yapı mecaz anlamda da kullanılabilir: cling to an idea or hope, bir fikri ya da umudu bırakmamak demektir ve çoğu zaman bırakmanın zor veya daha doğru olduğu durumları anlatır.

Alıştırma

Cümleyi cling ve doğru edatla tamamlayın: Wet leaves can ____ the window after rain.

Cevabı göster

cling to

Deyimler

hitch a ride: başka bir insanı veya şeyi kullanarak hareket etmek

Hitch a ride, birinden araçla götürmesini istemek ya da zaten bir yere gitmekte olan bir insanı veya nesneyi kullanarak hareket etmek demektir. Bu cümlede larvalar bir denizanasına tutunup onunla birlikte yolculuk eder. Buradaki kullanım mecazidir: denizanasının onları taşımayı seçmesi gerekmez. Ana fikir, tüm yolu kendi başına gitmek yerine başka bir taşıyıcının hareketinden yararlanmaktır.

Alıştırma

Cümleyi hitch a ride ifadesinin geçmiş hâliyle tamamlayın: After the game, we ____ home with our coach.

Cevabı göster

hitched a ride

snacking on the jelly Kalıp ifadeler

3:13

denizanasını atıştırıp

while they preserve their own energy for growth. Kalıp ifadeler

3:15

kendi büyümeleri için gereken enerjiyi koruyabilirler.

Kalıp ifadeler

snacking on the jelly: denizanasını azar azar yemek

Snack on + yiyecek, bir yiyeceği genellikle rahat bir şekilde veya azar azar yemek demektir. Tarafsız eat fiiline göre daha hafif ve canlı bir görüntü oluşturur. Burada larvalar enerjilerini korurken denizanasının vücudundan bir miktar yer. Bu bağlamda jelly, tatlı jöleyi değil denizanasını anlatır. On, snack on something kalıbındaki edattır ve yenilen şeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi snack on ifadesinin geçmiş hâliyle tamamlayın: During the break, we ____ apple slices.

Cevabı göster

snacked on

Kalıp ifadeler

preserve their own energy for growth: bir kaynağı belirli bir amaç için korumak

Preserve their own energy for growth ifadesinde preserve, “bir şeyin kullanılıp tükenmesini önlemek” anlamına gelir. Their own energy korunan kaynaktır; for growth ise amacı belirtir. Burada bilgisayar dosyası kaydetmekten değil, fiziksel enerjiden söz edilir. Aktarılabilir kalıp preserve + kaynak + for + amaç şeklindedir. Bir kaynağın daha sonraki bir ihtiyaç veya hedef için kullanılabilir durumda tutulduğunu anlatır.

Alıştırma

Vurgulanan preserve ... for kalıbındaki fiil ve amaç bildiren sözcükle cümleyi tamamlayın: The runner slowed down to ____ her energy ____ the final lap.

Cevabı göster

preserve · for

Small agile fish use the jellies as moving reefs for protection, Deyimler

3:18

Küçük ve çevik balıklar, denizanalarını korunmak için hareketli resifler olarak kullanır,

Deyimler

use the jellies as moving reefs: use X as Y kalıbı ve işleve dayalı bir metafor

Use X as Y, “X’i Y’nin rolünü veya işlevini yerine getirecek biçimde kullanmak” demektir. X’in gerçekten Y’ye dönüştüğü anlamına gelmez. Burada jellies, jellyfish anlamındadır ve balıklar korunmak için denizanalarını resif rolünde kullanır. Moving reefs işleve dayalı bir metafordur. Denizanaları gerçek mercan resifleri değildir; ancak hareket eder ve resif benzeri bir siper sağlayabilir. Bu ifade, sağladıkları korumayı gözünüzde canlandırmanıza yardımcı olur.

Alıştırma

Geçmiş zamandaki cümleyi use X as Y kalıbıyla tamamlayın: Yesterday, the hikers ____ a fallen tree ____ a bridge.

Cevabı göster

used · as

darting between tentacles without ever touching them. Dilbilgisi

3:22

dokunaçların arasına hiç dokunmadan girip çıkarlar.

Dilbilgisi

without ever touching them: hiçbir anda temas etmemek

Without ever touching them, without + -ing yapısıdır. Without, ana eylem gerçekleşirken olmayan bir eylemi belirtir ve ardından touching gibi -ing biçimi gelir. Ever olumsuz anlamı güçlendirir: hareketin hiçbir anında temas yoktur, bir kez bile. Bu ifade, darting hareketinin nasıl gerçekleştiğini anlatır. Balık dokunaçların arasında hızla hareket eder ama tüm hareket boyunca onlardan kaçınır. Buradaki ever olumsuz anlamın kapsamındadır; olumlu cümledeki “daha önce herhangi bir zamanda” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için without ever ve touch fiilinin -ing biçimini kullanın: The waiter moved through the crowd ____ anyone.

Cevabı göster

without ever touching

Nudibranchs,

3:26

Nudibranşlar,

which are sea slugs, Dilbilgisi

3:27

yani deniz sümüklüböcekleri,

Dilbilgisi

which are sea slugs: sınırlayıcı olmayan bir açıklama

Which are sea slugs, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Which, çoğul Nudibranchs adına gönderme yaptığı için fiil are olur. Cümlecik, nudibranchların ne olduğunu kısaca açıklar. Virgüller, cümleciğin ek bilgi verdiğini gösterir. Belirli bir nudibranch grubunu seçmez; açıklama, adı zaten belirtilmiş olan grubun tamamına ilişkindir. Bilimsel metinlerde bilinmeyen bir terim tanıtılırken “ad, which is/are ..., ” kalıbı yaygındır.

Alıştırma

Ek bilgi cümleciğini tamamlamak için which ve be fiilinin doğru biçimini kullanın: Koalas, ____ Australian marsupials, sleep for many hours.

Cevabı göster

which are

covered in protective slime, Dilbilgisi

3:28

koruyucu bir sümüksü tabakayla kaplıdır

Dilbilgisi

covered in protective slime: kaplanmış bir yüzeyi anlatmak

Covered in protective slime, bir durumu anlatan geçmiş zaman ortacı öbeğidir: koruyucu mukus hayvanın yüzeyini kaplar. Covered burada edilgen anlamdadır; hayvanın üzerinde mukus vardır, hayvan başka bir şeyi etkin biçimde örtmüyordur. be covered in + madde kalıbı, bir maddenin yüzeyin büyük bölümüne yayılmış olduğunu anlatmak için kullanılabilir. Protective, mukusun işlevini belirtir: hayvanı korumaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi covered ve derste öğrendiğiniz edatla tamamlayın: After the storm, the windows were ____ sand.

Cevabı göster

covered in

can actually steal the jelly's defenses Deyimler

3:30

ve aslında denizanasının savunmasını çalabilirler;

Deyimler

steal the jelly's defenses: savunmayı alıp yeniden kullanmak

Steal the jelly's defenses, biyolojik bir olayı insan davranışı gibi gösteren canlı bir kişileştirmedir. Burada jelly, jellyfish sözcüğünün kısa ve gündelik biçimidir. İfade, hayvanın denizanasından savunma yapılarını alıp kendini korumak için yeniden kullandığını anlatır; insanlara özgü bir hırsızlığı anlatmaz. Bilimi geniş kitlelere anlatan içerikler, alışılmadık bir biyolojik süreci gözde canlandırması kolay bir eyleme dönüştürmek için sık sık steal gibi gündelik fiiller kullanır. İyelik biçimi jelly's, savunmanın asıl kaynağının denizanası olduğunu gösterirken steal bunun başka bir canlıya aktarılmasını vurgular.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda steal the jelly's defenses ne anlama gelir?

  1. Hayvan, denizanasını tehlikeden korur.
  2. Hayvan, denizanasının savunma hücrelerini alır ve bunları kendini korumak için kullanır.
  3. Hayvan, denizanasına karşı insanlara özgü bir mülkiyet suçu işler.
Cevabı göster

Hayvan, denizanasının savunma hücrelerini alır ve bunları kendini korumak için kullanır.

by eating the cnidocytes Dilbilgisi

3:32

bunu knidositleri yiyerek

and transferring them to specialized sacs for later use Kalıp ifadeler

3:34

ve daha sonra kullanmak üzere özel keselere aktararak yaparlar

Dilbilgisi

by eating ... and transferring ...: yöntemi açıklamak

By + -ing biçimi, bir eylemin ya da sonucun hangi yöntemle gerçekleştiğini açıklar. Bu ifadede eating ve transferring, and ile bağlanan paralel iki -ing biçimidir ve ikisi de by ile başlayan yapının parçasıdır. Them, yenip taşınan hücreleri belirten cnidocytes sözcüğüne gönderme yapar. Buradaki by bir araç veya yöntem belirtir; edilgen bir fiilde eylemi yapan kişiyi tanıtmaz.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için yalnızca by sözcüğünü ve ardından watch ile practice fiillerinin -ing biçimlerini bu sırayla kullanın: Nina learned the dance ____.

Cevabı göster

by watching and practicing

as weapons against their own predators.

3:37

ki bunları kendi yırtıcılarına karşı silah olarak kullanırlar.

Kalıp ifadeler

for later use as weapons: gelecekteki işlevi belirtmek

For later use, “daha sonra kullanılmak üzere” anlamına gelir. Burada use, for sözcüğünden sonra gelen bir addır; fiil değildir. As weapons, saklanan knidositlerin daha sonra hangi işlevi göreceğini, yani silah olarak kullanılacağını belirtir. Tekrar kullanılabilen kalıp for later use as + ad öbeğidir. Bir şeyin şimdi saklandığını ve gelecekte belirli bir işlev göreceğini kısa biçimde anlatır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade olan for later use as ile tamamlayın: The clean jars were saved ____ plant pots.

Cevabı göster

for later use as

Even humans might benefit from the sting of a jellyfish one day. Kalıp ifadeler

3:40

Hatta bir gün insanlar bile denizanasının sokmasından faydalanabilir.

Kalıp ifadeler

might benefit from ...: gelecekte ortaya çıkabilecek bir yarar

Benefit from something, bir şey sayesinde avantaj ya da yararlı bir sonuç elde etmek demektir. Burada bu yararı elde edebilecek olan humans, yararın kaynağı ise the sting of a jellyfish ifadesidir. Might kesinlik değil, olasılık bildirir. One day ile birlikte bu olası yararın gelecekte ortaya çıkabileceğini anlatır; cümle denizanası sokmalarının şu anda insanlar için iyi olduğunu söylemez.

Alıştırma

Gelecekte ortaya çıkabilecek bir yararı anlatmak için cümleyi might ve benefit from ile tamamlayın: Some patients ____ the new treatment.

Cevabı göster

might benefit from

Scientists are working on manipulating cnidocytes to deliver medicine Notlar

3:43

Bilim insanları, ilaç vermek amacıyla knidositleri manipüle etmek için çalışıyorlar,

Öbek fiiller

working on manipulating cnidocytes: süren bir çabayı anlatan work on + -ing

Work on + bir isim ya da -ing biçimi, bir şeyi araştırmak, geliştirmek veya tamamlamak için zaman ve çaba harcamak demektir. Burada manipulating, on edatından sonra gelen -ing biçimidir; bu nedenle ifade bilim insanlarının knidositleri nasıl kontrol edebileceklerini etkin biçimde araştırdığını anlatır. Bu ifade çalışmanın hâlâ sürdüğünü gösterir. Bilim insanlarının şimdiden başarıya ulaştığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi work on yapısının şimdiki zamanın süreklilik biçimi ve develop fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The team is ____ a safer battery.

Cevabı göster

working on developing

with nematocysts rarely 3% of the size of a typical syringe needle. Kalıp ifadeler

3:48

nematokistlerin boyutu tipik bir şırınga iğnesinin nadiren %3'ü kadardır.

Kalıp ifadeler

to deliver medicine: ilacı hedef bölgeye ulaştırmak

Tıp ve biyoteknoloji bağlamında deliver medicine, ilacı taşıyarak veya salarak deri, doku ya da kan dolaşımı gibi vücuttaki hedef bir bölgeye ulaşmasını sağlamak demektir. İlaç iletimini anlatır; mutlaka bir ilaç paketini birinin evine götürmek anlamına gelmez. Burada to deliver medicine amaç bildiren to-infinitive yapısıdır. Bu küçük yapıların ilacı hedeflenen bölgeye taşımak için kullanılacağını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede deliver medicine, bir ilacı vücudun içine iletmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The pharmacy can deliver medicine to my home this afternoon.
  2. The doctor can prescribe medicine after the examination.
  3. The patch can deliver medicine slowly through the skin.
Cevabı göster

The patch can deliver medicine slowly through the skin.

Kalıp ifadeler

3% of the size of...: boyut oranını yüzdeyle ifade etmek

X is N% of the size of Y kalıbı, X'in toplam boyutunun Y'nin boyutunun yüzde N'si olduğunu belirtir. Bu nedenle 3% of the size of a typical syringe needle, referans boyutun 0,03 katı olan çok küçük bir boyutu anlatır. Yalnızca %3 daha küçük olduğu anlamına gelmez. Tam cümlede küçüklüğü vurgulayan bağlam ile rarely birlikte, %3 seviyesine ulaşmanın bile nadir olduğunu gösterir. Dolayısıyla nesneler her zaman tam %3 olmak yerine genellikle bu oranın altındadır. Belirli bir ölçüyü karşılaştırırken size yerine length, weight, cost veya ölçülebilen başka bir isim kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, modelin gerçek uçağın onda biri büyüklüğünde olduğu anlamına gelir?

  1. The model is 10% larger than the real aircraft.
  2. The model is 10% of the size of the real aircraft.
  3. The model is 10% smaller than the real aircraft.
Cevabı göster

The model is 10% of the size of the real aircraft.

So, the next time you're out in the ocean, Dilbilgisi

3:53

O yüzden, bir dahaki sefere okyanusta olduğunuzda

Dilbilgisi

the next time you're out in the ocean: bir sonraki durumu kurmak

the next time + özne + fiil, bir şeyin bir sonraki gerçekleşeceği zamanı belirtir. Yan cümlenin tamamı zaman ifadesi olarak çalışır ve ardından gelecek tavsiye ya da eylem için durumu hazırlar. Burada the next time you're out in the ocean gelecekteki bir durumu kurar. the next time, you're out in the ocean yan cümlesini doğrudan başlatır; bu yüzden when eklenmez. Şimdiki zaman biçimi you're da gelecekteki bu durumu anlatabilir.

Alıştırma

“Bir sonraki seferde” anlamındaki üç kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ you use this app, check the privacy settings first.

Cevabı göster

The next time

be careful,

3:55

dikkatli olun,

but also take a second to marvel at its wonders. Kalıp ifadeler

3:56

ama aynı zamanda onun harikalarına hayran kalmak için kendinize bir saniye ayırın.

Kalıp ifadeler

take a second to marvel at its wonders: bir an durup harikalarına hayran kalmak

Take a second to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapmak için kısa bir an ayırmak” demektir. Buradaki a second tam anlamıyla bir saniye değildir. Marvel at something, “bir şey karşısında hayranlık veya şaşkınlık duymak ve bunu göstermek” demektir. Bu cümlede its, ocean sözcüğüne gönderme yapar. İfade, dinleyiciyi dikkatli olmaya devam ederken kısa süre durup okyanusun şaşırtıcı güzelliklerini takdir etmeye çağırır.

Alıştırma

“Kısa süre durup bir şeye hayranlık duymak” anlamındaki altı kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before we leave, ____ the view.

Cevabı göster

take a second to marvel at