Organik Gıda Sizin İçin Daha Mı Kötü?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: İnceleme organik etiketleri, doğal pestisitleri, verimi, beslenmeyi ve gıda geri çağırmalarını karşılaştırıyor. Etkilerin tek etikete değil, tarım yöntemleri ve yaşam tarzına bağlı olduğu sonucuna varıyor. Temel İngilizce noktaları: 1. Only when a label says 100% organic does it contain purely organic ingredients. (Dil bilgisi ve cümle kalıpları) Only when sonrasındaki devrik yapıyla gerekli koşulu vurgulayın. 2. orders of magnitude lower (Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi) Bunu “daha düşük” değil, onluk kuvvetlere yayılan bir fark olarak anlayın. 3. the be-all and end-all. (Deyimler ve mecazlı ifadeler) Organik gıdanın yararları olsa da tek belirleyici cevap olmadığını anlayın.
Bu derste
Many people buy organic food hoping to feel healthier Dilbilgisi
0:00Birçok insan kendini daha sağlıklı hissetme umuduyla organik gıda satın alıyor
and potentially have a positive impact on the environment. Kalıp ifadeler
0:03ve bunun çevre üzerinde olumlu bir etki yaratabileceğini düşünüyor.
hoping to feel healthier: aynı özneyle umut belirtme
Bu cümlede hoping to feel healthier, Many people buy organic food ifadesinin nedenini açıklar: Bu kişiler kendilerini daha sağlıklı hissetmeyi umar. Hoping'in örtük öznesi ana cümlenin öznesi olan Many people'dır; organic food değildir. -ing yapısı ana cümleden sonra gelerek motivasyonu kısa ve öz biçimde ekler. Gerçekleşmiş bir sonucu değil, beklenen bir sonucu anlatır.
Alıştırma
Maya'nın umudunu gösteren ve ana cümleyle aynı özneye sahip bir ifade ekleyin: Maya joined the club ____ new friends.
Cevabı göster
hoping to make
have a positive impact on: yararlı bir etkiyi ifade etmek
Have a positive impact on, bir şeyi yararlı bir şekilde etkilemek anlamına gelir. Bu cümlede insanlar, yiyecek seçimlerinin çevreye fayda sağlayabileceğini umuyor; potentially bu sonucun mümkün olduğunu ama kesin olmadığını gösterir. Burada impact bir isimdir; bu nedenle have a ... impact yapısında kullanılır. Etkilenen kişi veya şey on ile belirtilir: have a positive impact on the environment.
Alıştırma
Bir şeyi yararlı biçimde etkilemek anlamındaki sabit ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The clean-water project could ____ local families.
Cevabı göster
have a positive impact on
in the first place?: başlangıçtaki varsayımı sorgulamak
Bu soruda in the first place, organik gıdaların daha iyi olduğu şeklindeki başlangıç fikrine geri döner. Bu fikre dayanan başka şeyleri tartışmadan önce, fikrin gerçekten doğru olup olmadığını sorar. Bu tür bir sorunun sonunda ifade genellikle “gerçekten” veya “en başta” anlamına gelir. Bir listedeki ilk maddeyi tanıtmaz.
Alıştırma
“Why did we agree to this plan in the first place?” cümlesinde in the first place ne anlama gelir?
- Anlaşmanın beklenenden daha erken yapıldığını söyler.
- Planın en başta neden kabul edildiğini sorgular.
- Planın ilk adımını tanıtır.
Cevabı göster
Planın en başta neden kabul edildiğini sorgular.
without the use of synthetic fertilizers or pesticides, Kalıp ifadeler
0:14sentetik gübre veya tarım ilacı kullanılmadan yetiştirildiği anlamına gelir,
Gıda ve tarım etiketlerinde the term organic
Burada the term organic ifadesi, organic sözcüğünün tarımda ve gıda etiketlerinde belirli bir anlamı olduğunu gösterir; yalnızca “doğal” sözcüğünün belirsiz bir eş anlamlısı değildir. Bu temel tanımda sentetik gübre veya pestisit kullanılmadan yetiştirilen bitkileri anlatır. Organik tarımda onaylı doğal pestisitlere veya mantar ilaçlarına yine de izin verilebilir. Bu nedenle organic, pesticide-free ile aynı şey değildir ve etiket tek başına bir gıdanın daha güvenli veya sağlıklı olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir havuç poşetinde organic etiketi var. Bu etiket hangi sonucu destekler?
- Hiçbir tür pestisit kullanılmadı.
- İlgili organik tarım standartlarına göre üretildiler.
- Organik olmayan bütün havuçlardan otomatik olarak daha sağlıklılar.
Cevabı göster
İlgili organik tarım standartlarına göre üretildiler.
without the use of + isim
Without the use of, “kullanmadan” anlamına gelir ve without using ile aynı temel anlamı taşır. Kullanılmayan şeyi veya yöntemi belirtir; burada synthetic fertilizers or pesticides kullanılmamıştır. Bu yapıda use bir isimdir. Kalıp without the use of + isim şeklindedir. Bu nedenle use sözcüğünden önce the, kullanılmayan şeyden önce de of gelir.
Alıştırma
Hangi cümle without the use of + isim biçimindeki resmî kalıbı doğru kullanıyor?
- The sample was cleaned without use the harsh chemicals.
- The sample was cleaned without the use of harsh chemicals.
- The sample was cleaned without the use harsh chemicals.
Cevabı göster
The sample was cleaned without the use of harsh chemicals.
a little bit misleading ile yumuşatılmış bir düzeltme
A little bit misleading ifadesinde a little bit, olumsuz sıfat misleading’in sertliğini azaltır. Konuşan kişi basit tanımın yanlış bir izlenim verebileceğini belirtir, ancak düzeltmesini daha az keskin biçimde sunar. Bu ifade çoğu zaman bir yumuşatıcıdır: hatanın büyüklüğünü tam olarak ölçmekten çok tonu düzenler. Sorunun gerçekten küçük olduğu anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
“That explanation is a little bit misleading” cümlesindeki a little bit ifadesinin en olası amacı nedir?
- Açıklamanın yanlış bir izlenim verebileceğini söylerken düzeltmeyi yumuşatmak
- Konuşmacıyı kasıtlı olarak yalan söylemekle suçlamak
- Açıklamayla tamamen aynı fikirde olunduğunu göstermek
- Açıklamada tam olarak bir küçük olgusal hata olduğunu kanıtlamak
Cevabı göster
Açıklamanın yanlış bir izlenim verebileceğini söylerken düzeltmeyi yumuşatmak
altogether: tamamen; all together değil
to avoid pesticides altogether ifadesinde altogether, “tamamen” veya “bütünüyle” anlamına gelir. avoid fiilini güçlendirir: tüketiciler tarım ilaçlarıyla hiç temas etmemeyi umar. Burada altogether tek kelimedir ve tarım ilaçlarından kaçınma düşüncesinin tamamını niteler. Genellikle güçlendirdiği fiil grubundan sonra gelir.
Alıştırma
Doğru biçimi seçin: Because of her allergy, Nina stopped eating peanuts ____.
- all together
- altogether
Cevabı göster
altogether
to prevent insects from destroying their crops. Dilbilgisi
0:27ve böylece böceklerin ürünlerini mahvetmesini önleyebilir.
the truth is: bir düşünceyi düzeltmeye giriş
The truth is, konuşanın daha önceki bir düşünceyi veya beklentiyi düzeltmek üzere olduğunu gösterir. Burada ifade, tüketicilerin varsayabileceği bir düşünceden organik çiftçilerin belirli tarım ve mantar ilaçlarını hâlâ kullanabileceği gerçeğine geçiş yapar. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak dinleyiciye “Şimdi durumu değiştiren gerçeğe odaklan” mesajını verir. Asıl yeni bilgi bu ifadeden sonra gelir.
Alıştırma
Dersinizdeki üç kelimelik ifadeyle düzeltmeyi tamamlayın: Many people think this job takes one day. ____, it usually takes a full week.
Cevabı göster
The truth is
prevent insects from destroying: prevent + nesne + from + -ing
Prevent + nesne + from + -ing, bir eylemin gerçekleşmesini engellemek demektir. Burada insects, prevent fiilinden sonraki nesnedir; destroying ise from sonrasındaki -ing biçimidir. Zarar gören şey -ing fiilinden sonra gelir: destroying their crops. Bu kalıpla bir kuralın, aracın veya eylemin birinin ya da bir şeyin ne yapmasını engellediğini anlatabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi enter fiiliyle ve tam prevent + nesne + from + -ing kalıbıyla tamamla: The screen prevents flies ____ the room.
Cevabı göster
from entering
They just can't be synthetically made.
0:30Bunların yalnızca sentetik yollardan üretilmemesi gerekir.
There are over 20 chemicals approved for organic use in the US
0:32ABD'de organik tarımda kullanımı onaylanmış 20'den fazla kimyasal vardır
derived from natural sources like plants, Kalıp ifadeler
0:36ve bunlar bitkiler gibi doğal kaynaklardan elde edilir,
Kısaltılmış niteleyici olarak derived from natural sources
Derived from natural sources, chemicals sözcüğünü niteler. That are derived from natural sources yapısının kısaltılmış hâlidir; bu yüzden derived ana fiil değil, geçmiş zaman ortacıdır. Be derived from, bir kaynaktan gelmek veya elde edilmek anlamına gelir. Yalnızca kökeni belirtir; bir şeyin güvenli ya da zararsız olduğu anlamına tek başına gelmez.
Alıştırma
İsim niteleyicisini derive fiilinin doğru biçimi ve kaynak bildiren from ile tamamla: We sell soap ____ coconut oil.
Cevabı göster
derived from
but studies have shown that some natural pesticides Anlatım akışı
0:38ancak araştırmalar, bazı doğal tarım ilaçlarının
are actually a more serious health and environmental risk Dilbilgisi
0:40sağlık ve çevre açısından aslında
studies have shown that: Bir İddiayı Araştırmalara Dayandırma
Studies have shown that, bir iddianın kaynağı olarak konuşanı değil araştırmaları gösterir. Okuyucuya, that ile başlayan yan cümlenin bir araştırma bulgusu sunduğunu bildirir. Have shown biçimindeki present perfect, daha önce yapılmış çalışmaları bugün önemli olan bir sonuçla ilişkilendirir. Bu kalıp kanıtın kaynağını bildirir; ancak tek başına çalışmaların ne kadar güçlü olduğunu veya sonucun her durumda geçerli olduğunu göstermez.
Alıştırma
Bulguyu araştırmalara dayandıran dört sözcüklük kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ regular sleep helps children concentrate.
Cevabı göster
Studies have shown that
a more serious ... risk than ... ones: Karşılaştırma ve İsim Yerine Kullanım
A more serious health and environmental risk than man-made ones ifadesinde more serious riskin derecesini karşılaştırır; risk sayısının daha fazla olduğunu anlatmaz. İsim öbeği a + more + sıfat + isim öbeği + than yapısını izler; health and environmental ise zararın görülebileceği iki alanı belirtir. Ones, daha önce sözü edilen çoğul sayılabilen isim pesticides yerine geçer; dolayısıyla man-made ones, man-made pesticides demektir. İsim bağlamdan kolayca anlaşılabiliyorsa sayılabilen ismi tekrarlamamak için one veya ones kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle more + sıfat + isim + than yapısını doğru kullanır ve tekrarlanan çoğul isim helmets yerine ones getirir?
- These bike helmets are a more reliable choice than the old them.
- These bike helmets are a more reliable choice than the old ones.
- These bike helmets are more a reliable choice than the old ones.
Cevabı göster
These bike helmets are a more reliable choice than the old ones.
doesn't always mean better for you or the environment. Dilbilgisi
0:48sizin veya çevre için her zaman daha iyi olmadığını gösterir.
Not to say... ile iddianın kapsamını sınırlamak
Not to say they're all bad, eksiltili bir çekince ifadesidir. Konuşanın, hepsinin kötü olduğunu ileri sürmediği anlamına gelir. Burada, ardından gelen eleştirinin doğal böcek ilaçlarını tümüyle reddetme olarak anlaşılmasını önler. Not to say X, but Y kalıbı, konuşanın asıl noktasını vermeden önce iddianın kapsamını daraltır. Bu, söylemi açan bir ifadedir; birinin X sözünü kelimesi kelimesine söyleyip söylemediğini bildiren tam bir cümle değildir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki çekince başlangıcıyla tamamlayın: ____ the plan is perfect, but it is the best option we have.
Cevabı göster
Not to say
doesn't always mean: mutlak değil, sınırlı olumsuzluk
doesn't always mean ifadesinde not sözcüğünün kapsamına always girer. İddia, bağlantının her durumda doğru olmadığını söyler; dolayısıyla bazı durumlarda yine de doğru olabilir. Cümlede doğal olmak bazen daha iyi olabilir, ancak natural etiketi bir garanti değildir. X doesn't always mean Y yapısını, karşıt iddiayı mutlaklaştırmadan aşırı genellemeye itiraz etmek için kullanın. X never means Y ifadesinden daha zayıf ve daha temkinlidir.
Alıştırma
Temkinli sonucu bu dersteki yapıyla tamamlayın: A high price ____ better quality.
Cevabı göster
doesn't always mean
not all organic foods are even completely organic.
0:51her organik gıda tamamen organik bile değildir.
Başka bir nokta eklemek için On top of this,
On top of this, daha önce verilen bilgiye başka bir nokta ekleyen bir bağlantı ifadesidir. Buradaki this, önceki savı gösterir ve ifade, durumu daha karmaşık hâle getiren bir neden daha sunar. Burada fiziksel bir konumu anlatmaz. “Buna ek olarak” şeklinde anlaşılabilir ve çoğu zaman eklenen noktanın bir sorunu büyüttüğü ya da savı güçlendirdiği hissini verir.
Alıştırma
Dersin dört sözcüklü bağlantı ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, the repair will take another week.
Cevabı göster
On top of this
it only has to contain 95% organic ingredients. Dilbilgisi
0:57ürünün sadece %95 oranında organik bileşen içermesi yeterlidir.
only has to contain: asgari koşulu karşılamak yeterlidir
only has to contain 95% organic ingredients ifadesinde only, has to yapısını niteler. Sınırlanan şey gerekliliktir: %95 koşulunu karşılamak etiket için yeterlidir ve bu kural daha yüksek bir oran gerektirmez. Burada %95 bir üst sınır değil, eşiktir. only sözcüğünü 95% ifadesinin yanına taşımak kapsamını değiştirir ve miktarın %95 ile sınırlı olduğunu düşündürebilir.
Alıştırma
Hangi cümle sekiz puanın yeterli olduğunu, ancak daha fazla puan alınabileceğini anlatır?
- The player has to score only eight points.
- The player only has to score eight points.
- The player only scores eight points.
Cevabı göster
The player only has to score eight points.
The label made with organic ingredients
1:00Ekmek gibi ürünlerdeki “organik bileşenlerle üretilmiştir” etiketi
on items like bread may only contain 70%,
1:02ürünün yalnızca %70 organik olabileceği anlamına gelirken,
organic, made with organic ingredients ve containing organic ingredients eşikleri
Bu üç etiket ifadesi eş anlamlı değildir. Videoda anlatılan etiketleme kurallarına göre organic, %95 organik içerik eşiğine; made with organic ingredients %70'e; containing organic ingredients ise %50'ye karşılık gelir. Yalnızca organic sözcüğünü değil, ifadenin tamamını okuyun. Bu üç ifadenin hiçbiri her içeriğin organik olduğu anlamına otomatik olarak gelmez. Ayrıca bu oranlar her ülke için geçerli bir kural değil, bu videonun arka plan bilgisidir.
Alıştırma
Derste açıklanan etiket oranlarına göre hangi ifade %70 organik içerik eşiğine karşılık gelir?
- containing organic ingredients
- organic
- made with organic ingredients
Cevabı göster
made with organic ingredients
Only when a label says 100% organic Dilbilgisi
1:10Bir ürün ancak etiketinde “%100 organik” yazıyorsa
Only when ... does it ...: başa alınan koşuldan sonra devriklik
Only when a label says 100% organic, bu koşulu sonucun gerçekleşmesi için gerekli bir koşul olarak sunar. only when yan cümlesini başa almak koşulu güçlü biçimde vurgular. Başa alınmış only when yan cümlesinden sonra ana cümlede özne ile yardımcı fiilin yeri değişir: does it contain. when yan cümlesinde normal söz dizimi korunur: a label says. Koşulun başa alınmadığı biçim It contains purely organic ingredients only when a label says 100% organic. şeklindedir.
Alıştırma
may, the students ve leave ögelerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: Only when the bell rings ____.
Cevabı göster
may the students leave
“For what it's worth” ile temkinli bir ekleme yapmak
Burada for what it's worth, konuşanın dinleyiciye yardımcı olabileceğini düşündüğü ek bir bilgiyi sunar. “İşine yararsa bu bilgiyi kullan” demek gibidir. Bu ifade, eklenen görüşü daha az kesin gösterir. Konuşan, bunun bütün tartışmayı sonuçlandırdığını iddia etmeden bilgiyi sunar. Buradaki worth fiyatı değil, yararlılığı veya önemi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, dinleyicinin kabul etmesinde ısrar etmeden tavsiye sunuyor?
- The earlier bus is the only good choice.
- You have to take the earlier bus.
- For what it's worth, the earlier bus is usually quieter.
Cevabı göster
For what it's worth, the earlier bus is usually quieter.
Bir gıda etiketinde “free range” neyi garanti eder?
“Free range”, hayvancılıkta ve gıda etiketlerinde kullanılan bir terimdir. Genel olarak hayvanların açık bir alana bir ölçüde erişebildiği anlamına gelir; hayvanların zamanlarının çoğunu dışarıda serbestçe dolaşarak geçirdiğini doğrudan garanti etmez. Bu cümlede konuşan, etiketin anlamının ne kadar sınırlı olabileceğini vurgular: belirtilen gereklilik, günde en az beş dakika dışarıya erişim olduğuna dair kanıttır. Kesin yasal veya sertifika standardı yere ve ürüne göre değişebilir. Bu nedenle etiket tek başına geniş alanları, uzun süre dışarıda kalmayı veya diğer bütün hayvan refahı koşullarını garanti etmez.
Alıştırma
Bir yumurta kutusunda “free-range eggs” yazıyor. Free range sözcükleri tek başına hangi bilgiyi destekleyebilir?
- Tavukların ilgili etiketleme standardına göre bir ölçüde dışarıya erişimi vardı.
- Yumurtalar otomatik olarak organikti.
- Tavuklar bütün günü geniş bir tarlada geçirdi.
Cevabı göster
Tavukların ilgili etiketleme standardına göre bir ölçüde dışarıya erişimi vardı.
meta-analysis: birden fazla araştırmanın sonuçlarını birleştirme
Meta-analysis, aynı soruyla ilgili birden fazla araştırmanın sayısal sonuçlarını toplayıp genel bir eğilim hesaplamak için bunları istatistiksel olarak birleştiren bir araştırma yöntemidir. Tek bir deney değildir. Burada conducted in 2012, meta-analizin ne zaman yapıldığını belirtir; found that ise birleştirilmiş sonucunu sunar. Bu terimi tanımak, iddianın bir araştırmalar bütününe dayandığını gösterir. Bununla birlikte sonucun gücü, dâhil edilen araştırmalara ve kullanılan yöntemlere bağlıdır.
Alıştırma
Hangi kaynak doğru biçimde meta-analysis olarak tanımlanabilir?
- Araştırmaların nasıl analiz edildiğine ilişkin gündelik bir yorum
- Birbirinden ayrı 18 araştırmanın sonuçlarını istatistiksel olarak birleştiren bir makale
- 18 katılımcının yer aldığı tek bir deneyin raporu
Cevabı göster
Birbirinden ayrı 18 araştırmanın sonuçlarını istatistiksel olarak birleştiren bir makale
crop yields: üretilen ürün miktarları
Crop yields ifadesinde yield, genellikle belirli bir alan veya mevsimde üretilen ya da hasat edilen ürün miktarını anlatan, tarımla ilgili sayılabilen bir isimdir. Çoğul yields, farklı ürünlerin, yerlerin veya tarım yöntemlerinin üretim düzeylerini belirtebilir. Bu cümlede organic crop yields ile conventional ones karşılaştırılır; ones, crop yields ifadesinin yerini tutar. Buradaki yield “boyun eğmek” anlamına gelmez ve finansal getiri oranı da değildir.
Alıştırma
"Drought reduced crop yields," cümlesinde crop yields ne anlama gelir?
- bir çiftlik yatırımının yüzde getirisi
- çiftçilerin boyun eğme kararı
- hasat edilen ürün miktarları
Cevabı göster
hasat edilen ürün miktarları
though differences vary greatly between types of crops. Anlatım akışı
1:33ancak farklar mahsul türüne göre büyük ölçüde değişiyordu.
Though: genel bir sonucu sınırlandırma
Burada though bir ödünleme ilişkisi kurar: çalışma önce ortalama bir sonuç verir, ardından bu ortalamanın ne kadar geniş biçimde uygulanabileceğini sınırlayan bir bilgi ekler. Ürünler arasındaki farklar %25'lik ortalama sonucu geçersiz kılmaz. Her ürün için aynı %25'lik farkın beklenmemesi gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede though ne işe yarıyor?
- Organik ürün verimlerinin neden daha düşük olduğunu açıklar.
- %25'lik ortalamanın tamamen yanlış olduğunu söyler.
- Farkın büyüklüğünün ürüne göre değiştiğini belirterek ortalama hakkındaki sonucu sınırlar.
Cevabı göster
Farkın büyüklüğünün ürüne göre değiştiğini belirterek ortalama hakkındaki sonucu sınırlar.
organic vegetable yields are typically 33% lower
1:36organik sebzelerin verimi genellikle %33 daha düşüktür.
putting a greater strain on the natural environment Kalıp ifadeler
1:41Bu da doğal çevre üzerindeki baskıyı artırır
Putting a greater strain on: daha fazla baskı oluşturmak
Putting a greater strain on, bir şeye daha ağır bir yük veya daha fazla baskı bindirmek anlamına gelir. Burada düşük verim daha fazla arazi gerektirir, bu nedenle doğal çevre daha büyük bir yük taşır. Putting a greater strain on... biçimindeki -ing yan cümlesi, önceki durumun sonucunu gösterir. Greater, bu yükü daha küçük bir yükle karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: Compared with last year, the heavier workload is ____ the small team.
Cevabı göster
putting a greater strain on
Neden bildiren as: as more farmland is required
Buradaki as, ana cümledeki sonucun nedenini verir ve because anlamındadır: daha fazla tarım arazisi gerekir ve bu ihtiyaç doğal çevre üzerindeki baskıyı artırır. Anlamı, bağlamdaki neden-sonuç ilişkisi belirler. Yalnızca iki olayın aynı anda gerçekleştiğini anlatmaz.
Alıştırma
"The game was canceled as the field was flooded." cümlesinde as ne anlatır?
- Yalnızca zaman ilişkisi: iki olay sadece birlikte gerçekleşir.
- Maç ile saha arasında bir karşılaştırma.
- Bir neden: sahanın su altında kalması maçın neden iptal edildiğini açıklar.
Cevabı göster
Bir neden: sahanın su altında kalması maçın neden iptal edildiğini açıklar.
organic legume yields are only 5% lower
1:46organik baklagillerin verimi yalnızca %5 daha düşüktür,
as they're more efficient at absorbing nitrogen Kalıp ifadeler
1:48çünkü organik gübrelerdeki azotu emme konusunda
more efficient at absorbing: efficient at + -ing kalıbı
Kalıp, be efficient at + bir isim veya -ing biçimidir. Bir kişinin ya da şeyin bir işi iyi ve verimli yaptığını, genellikle az kaynak harcadığını veya girdiden yüksek yararlı sonuç aldığını anlatır. Burada absorbing yapılan etkinliği adlandırır. More karşılaştırma belirtir: baklagiller, bağlamda ima edilen karşılaştırma grubuna göre azotu daha verimli emer. at sözcüğünden sonra absorbing gibi bir -ing biçimi kullanın; to absorbing kullanmayın.
Alıştırma
efficient sözcüğünün karşılaştırma biçimini ve bu kalıptaki edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: This filter is ____ removing dust than the old one.
Cevabı göster
more efficient at
and mixed planting as opposed to using monocultures Kalıp ifadeler
1:56ve monokültür yerine karışık ekim yapmak
Dengeleyici bir ödün ifadesi olarak Of course,
Bu cümlede “Of course,” bir ödün verme işlevi görür: konuşmacı, birçok organik tarım uygulamasının toprağa ve çevreye yararlı olduğunu açıkça kabul eder. Bu kabul, çevresindeki eleştirinin tek taraflı değil, dengeli görünmesini sağlar. Bir tartışmanın başında “Of course,”, konuşmacının daha geniş iddiayı sınırlamadan önce zaten makul veya ortak kabul edilmiş saydığı bir noktayı işaretleyebilir. Burada anlamı “bu olumlu nokta kabul edilmelidir” şeklindedir; “bunu sormana sinirlendim” demek değildir.
Alıştırma
Örneğin başındaki “Of course,” hangi işlevi görüyor?
- Her organik tarım uygulamasının çevre için daha iyi olduğunu iddia eder.
- Daha geniş tartışma devam etmeden önce olumlu bir gerçeği kabul eder.
- Konuşmacının tekrarlanan bir sorudan rahatsız olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Daha geniş tartışma devam etmeden önce olumlu bir gerçeği kabul eder.
crop rotations, mixed planting ve monocultures
Bu terimler farklı tarımsal düzenlemeleri birbirinden ayırır. “crop rotations”, mevsimler veya yıllar boyunca aynı toprakta planlı bir sırayla farklı ürünlerin yetiştirilmesidir. “mixed planting”, aynı alanda birden fazla ürün türünün birlikte yetiştirilmesi demektir. “monocultures” ise çoğunlukla geniş bir alanda tek bir ürünün hâkim olduğu sistemlerdir. Cümle, crop rotations ve mixed planting yöntemlerini monocultures karşısında alternatifler olarak gruplandırır ve ilk iki uygulama türünün toprak ve çevre için daha iyi olduğunu söyler. Buradaki karşılaştırma belirli yöntemler arasındadır; organik etiketi taşıyan her şey ile geleneksel etiketi taşıyan her şey arasında genel bir karşılaştırma değildir.
Alıştırma
Vurgulanan üç terimin tamamıyla doğru eşleşen açıklama hangisidir?
- crop rotations ürünleri zaman içinde değiştirir; mixed planting aynı alanda ürünleri birleştirir; monocultures tek bir ürüne odaklanır.
- crop rotations ürünleri aynı anda birleştirir; mixed planting ürünleri her yıl değiştirir; monocultures ürün ekmekten kaçınır.
- crop rotations ve mixed planting tek bir ürün yetiştirmek anlamına gelirken monocultures birçok ürün yetiştirmek anlamına gelir.
Cevabı göster
crop rotations ürünleri zaman içinde değiştirir; mixed planting aynı alanda ürünleri birleştirir; monocultures tek bir ürüne odaklanır.
as opposed to: açık bir alternatifi belirtmek
Bu cümlede “as opposed to”, “yerine” veya “aksine” anlamına gelir. Ekim nöbeti ve karışık ekimi, yalnızca tek tür ürün yetiştirme seçeneğiyle karşılaştırır. Buradaki “to” bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: “as opposed to using”. Seçimi veya karşıtlığı açıkça göstermek için bu kalıbı kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi, as ile başlayan ve ikinci yöntemi alternatif olarak gösteren üç sözcüklü ifadeyle tamamla: The city planted many kinds of trees ____ using only one kind.
Cevabı göster
as opposed to
are no more nutritious than conventionally grown food. Dilbilgisi
2:07geleneksel yöntemlerle yetiştirilen gıdalardan daha besleyici olmadığı sonucuna vardı.
After analyzing 237 studies: önceki eylemi sonuca bağlamak
“After analyzing 237 studies”, araştırmacıların sonuca ulaşmadan önce ne yaptığını anlatır. “after they analyzed 237 studies” anlamına gelen kısaltılmış bir zaman ifadesidir. Açıkça söylenmese de analyzing eylemini yapan kişi, ana cümlenin öznesi olan researchers ile aynı olmalıdır. Böylece cümle açık kalır ve başlangıçtaki ifade yanlış şeyi anlatıyor gibi görünmez.
Alıştırma
Aynı kişinin iki eylemi de yaptığı, cümle başındaki After + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- After checked the map, Nina chose the shortest route.
- After checking the map, the shortest route was clear to Nina.
- After checking the map, Nina chose the shortest route.
Cevabı göster
After checking the map, Nina chose the shortest route.
no more nutritious than: daha besleyici değil
no more + adjective + than kalıbı iki şeyi karşılaştırır ve birincinin söz konusu özelliğe ikinciden daha yüksek derecede sahip olmadığını söyler. Burada organik meyve ve sebzelerin geleneksel yöntemlerle yetiştirilen gıdalardan daha besleyici olduğu ileri sürülmüyor. Bu ifade, ilk grubun ikinci grupla aynı derecede ya da ondan daha az besleyici olmasına izin verir. Tek başına, gıdaların her besin ölçütünde tamamen aynı olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Örnekteki no more nutritious than ifadesinin anlamına hangi cümle uygundur?
- Organik meyve ve sebzeler, geleneksel yöntemlerle yetiştirilen gıdalardan daha besleyicidir.
- Organik meyve ve sebzeler, geleneksel yöntemlerle yetiştirilen gıdalardan daha besleyici değildir.
- Organik meyve ve sebzeler her besin ölçütünde geleneksel yöntemlerle yetiştirilen gıdalarla tamamen aynıdır.
Cevabı göster
Organik meyve ve sebzeler, geleneksel yöntemlerle yetiştirilen gıdalardan daha besleyici değildir.
long-term studies of purely organic diets are difficult
2:11tamamen organik beslenme düzenleri üzerine uzun vadeli çalışmalar yapmak zordur,
Those on short-term organic diets Dilbilgisi
2:18Kısa süreli organik beslenme düzeni uygulayanlarda
Those on short-term organic diets: kısa süreli organik diyet uygulayan kişiler
Burada Those, those people yani “o insanlar” anlamına gelir. on short-term organic diets edat öbeği, anlamı bu diyetleri uygulayan kişilerle sınırlar. İfadenin tamamı do show fiilinin öznesidir. on a diet içindeki on, fiziksel olarak bir şeyin üstünde bulunmak değil, bir beslenme planını uygulamak ya da ona katılmak anlamına gelir.
Alıştırma
"Those on the school trip need packed lunches," cümlesinde Those kimleri belirtir?
- Okuldaki herkes.
- Okul gezisine katılan insanlar.
- Gezi için paketlenen öğle yemekleri.
Cevabı göster
Okul gezisine katılan insanlar.
do show yapısındaki vurgulu do
Burada do, olumlu bir cümlede kullanılan vurgu yardımcı fiilidir. Those ... do show, çevredeki anlatımda sınırlamalar veya kuşkular dile getirilmiş olsa da daha yüksek düzeylerin gerçekten gözlemlendiği anlamına gelir. Yapı özne + do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Zamanı ve özne uyumunu yardımcı fiil taşıdığı için show yalın hâlde kalır. Do ayrı bir eylem anlatmaz ve cümleyi soru cümlesine dönüştürmez.
Alıştırma
Cümleyi show fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: The sample is small, but the results ____ a consistent pattern.
Cevabı göster
do show
But the differences are clinically insignificant. Kelime
2:30Ancak bu farklar klinik açıdan anlamlı değildir.
clinically insignificant ifadesinin tıbbi anlamı
Clinically insignificant, gözlemlenen bir farkın sağlık, belirtiler, hasta sonuçları veya tedavi kararları üzerinde anlamlı sonuçlar doğurmayacak kadar küçük olduğu anlamına gelir. Bu cümlede ölçümler farklı olabilir, ancak bu fark pratikte önemli bir tıbbi yarar veya zarar oluşturmaz. Bu ifade, yalnızca sayısal bir farkın saptanıp saptanamayacağını değil, gerçek hayattaki tıbbi önemini değerlendirir.
Alıştırma
Bir tedavi laboratuvar değerini çok az değiştiriyor, ancak bu değişiklik belirtileri veya tedavi kararlarını etkilemiyor. Hangi açıklama en uygundur?
- The difference is clinically significant.
- The difference is statistically insignificant.
- The difference is clinically insignificant.
Cevabı göster
The difference is clinically insignificant.
have lower levels of organophosphates in their urine,
2:36idrarındaki organofosfat düzeyleri daha düşüktür.
Children placed on organic diets: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
Children placed on organic diets ifadesinde placed on organic diets, Children sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Children who were placed on organic diets edilgen ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Öbek edilgen olduğu için eylem çocuklara uygulanır; belirtilmeyen bir kişi veya araştırma ekibi beslenme programlarını belirler. Ana fiil placed değil, have fiilidir.
Alıştırma
Örnekte Children placed on organic diets ne anlama gelir?
- Çocuklar organik beslenme programlarına alındı.
- Çocuklar diyetleri belirli bir yere koydu.
- Çocuklar başka kişilere organik beslenme programları uyguladı.
Cevabı göster
Çocuklar organik beslenme programlarına alındı.
place someone on a diet kullanımı
Place someone on a diet, bir kişinin belirli bir beslenme planını izlemesini sağlamak veya ona bunu yapmasını söylemek anlamına gelir. Edilgen placed on organic diets ifadesinde çocuklar, planın uygulandığı kişilerdir. Tekrar kullanılabilen kalıp place + kişi + on + diyet, ilaç veya başka bir tedavi planıdır. Buradaki on, kişinin fiziksel bir konumda olduğunu değil, planı izlediğini veya tedaviyi aldığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için place fiilinin geçmiş zamanını ve gerekli edatı kullanın: For the study, researchers ____ the volunteers ____ a low-sodium diet.
Cevabı göster
placed · on
which in higher concentrations are associated with neurological problems, Kalıp ifadeler
2:38Bu maddeler yüksek konsantrasyonlarda nörolojik sorunlarla ilişkilidir,
are associated with: neden iddiasında bulunmadan bağlantı bildirmek
Bu cümlede are associated with, daha yüksek organofosfat konsantrasyonlarının ve nörolojik sorunların birlikte gözlemlendiğini veya istatistiksel bir ilişki gösterdiğini anlatır. Temkinli edilgen yapı be associated with + isim öbeği şeklindedir. Bu ifade, organofosfatların söz konusu sorunlara yol açtığının kanıtlandığını söylemez. Bir araştırmayı okurken association ifadesini bağlantı olduğuna dair kanıt olarak değerlendirin; nedensellik için daha güçlü kanıt gerekir.
Alıştırma
Altyazıdaki are associated with ne anlama gelir?
- Organofosfatların her konsantrasyonda nörolojik sorunlara yol açtığını kanıtlar.
- Bir ilişki bildirir, ancak tek başına nedenselliği kanıtlamaz.
- Nörolojik sorunların her zaman daha yüksek konsantrasyonlara yol açtığını söyler.
Cevabı göster
Bir ilişki bildirir, ancak tek başına nedenselliği kanıtlamaz.
orders of magnitude lower: çok büyük bir ölçek farkı
Orders of magnitude lower, yalnızca biraz daha düşük değil, on sayısının birden fazla kuvveti kadar daha düşük demektir. Bir büyüklük mertebesi yaklaşık 10 katı, iki mertebe yaklaşık 100 katı, üç mertebe ise yaklaşık 1.000 katı ifade eder. Burada ölçülen iki düzey de klinik zarara yol açmak için gereken miktarın çok altındadır. Çoğul orders çok büyük bir farkı gösterir; ancak gerçek sayılar verilmediğinde ifade kesin bir çarpan belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki bilimsel ölçek ifadesiyle tamamlayın: The impurity level is ____ than the safety limit—about one millionth as high.
Cevabı göster
orders of magnitude lower
Bir şeyin organik olması onu daha iyi yapmaz
Bu cümlede just because, doğru olabilecek bir gerçeği veya etiketi tanıtır: bir şey organiktir. Cümle bu gerçeği inkâr etmez. Yalnızca bu gerçeğe bakarak o şeyin daha iyi olduğu sonucuna varılmasını reddeder. Yapı Just because A doesn't make X Y şeklindedir: A doğru olabilir, ancak A tek başına X'i Y yapmaz veya X'in Y olduğunu kanıtlamaz. Buradaki make, 'üretmek' değil, 'bir duruma getirmek' ya da 'öyle olduğunu göstermek' anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapıdaki kısaltma içeren iki sözcükle tamamlayın: Just because a game is difficult ____ it bad.
Cevabı göster
doesn't make
Çok az besin değeri
very little nutritional value ifadesinde little miktarı anlatır ve value sayılamayan bir isim olarak kullanılır. Very, little sözcüğünü güçlendirdiği için ifade 'neredeyse hiç besin değeri yok' anlamına gelir ve olumsuz bir değerlendirme taşır. Başka durumlarda da kullanılabilen biçim very little + sayılamayan isimdir; örneğin very little time veya very little information.
Alıştırma
Hangi cümlede very little sayılamayan bir isimle doğru kullanılmıştır?
- The report gives very few useful information.
- The report gives very little useful information.
- The report gives very little useful informations.
Cevabı göster
The report gives very little useful information.
Most surprising is that organic food has a higher incidence Anlatım akışı
2:57En şaşırtıcı olan ise organik gıdaların tehlikeli çıkma oranının
Most surprising is that: beklenmedik bir bulguyu öne çıkarmak
Most surprising is that, Most surprising değerlendirmesini içerik cümleciğinin önüne yerleştirir. that ile başlayan cümlecik, şaşırtıcı olarak değerlendirilen olgunun tamamını verir; Most surprising bir öznenin gerçekleştirdiği eylemi anlatmaz. Bu sıralama, dinleyiciye sıradaki iddianın açıklama veya savdaki en beklenmedik dönüş olduğunu bildirir ve dikkati bu bilgiye yöneltir.
Alıştırma
“Most surprising is that the smallest team finished first,” cümlesinde başlangıçtaki ifade ne yapar?
- Ardından gelen olguyu en beklenmedik bulgu olarak işaretler.
- Takımın neden birinci olduğunu açıklar.
- En küçük takımın şaşırmış olduğunu söyler.
Cevabı göster
Ardından gelen olguyu en beklenmedik bulgu olarak işaretler.
Though organic foods account for only 1% of agricultural acreage or space, Öbek fiiller
3:02Organik gıdalar tarım arazilerinin yalnızca %1'ini kaplasa da
they account for 7% of recalled food units in 2015.
3:062015'te geri çağrılan gıda ürünlerinin %7'sini oluşturdu.
account for: bir toplam içindeki payı ifade etmek
Burada account for, “bir bütünün bir bölümünü oluşturmak veya temsil etmek” anlamına gelir. “Özne + account for + yüzde + of + bütün” kalıbının tekrarlanması %1 ve %7 sayılarını paralel biçimde sunar. Her yüzde kendi belirtilen bütünü üzerinden okunmalıdır: %1 için tarım alanı, %7 için geri çağrılan gıda birimleri. Tekrar karşıtlık yaratır, ancak iki yüzdenin aynı paydayı kullandığını söylemez.
Alıştırma
account for ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Rent ____ 30% of our monthly budget.
Cevabı göster
accounts for
this year several flavors of Clif Bars were recalled from stores Kelime
3:12bu yıl Clif Bar'ın çeşitli aromaları mağazalardan geri çağrıldı
were recalled from stores: ürünlerin resmî olarak geri çağrılması
Burada were recalled, ürünlerin olası bir güvenlik veya kalite sorunu nedeniyle resmî olarak satıştan çekildiği anlamına gelir. “Hatırlandı” anlamına gelmez. be + recalled edilgen yapısı, etkilenen ürünlere odaklanır; kararı veren şirket veya kurum belirtilmeyebilir. From stores, ürünlerin mağazalardan çıkarıldığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi recall fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The toy had a dangerous loose part, so it ____ from stores.
Cevabı göster
was recalled
due to organic sunflower kernels that were potentially contaminated with listeria, Kalıp ifadeler
3:15Listeria ile kirlenmiş olabilecek organik ayçiçeği çekirdekleri nedeniyle.
potentially contaminated with: olası, ancak doğrulanmamış
Potentially contaminated with, bir şeyin zararlı bir madde veya organizma içerebileceği ya da buna maruz kalmış olabileceği anlamına gelir. Potentially, doğrulanmış bir gerçeği değil olasılığı belirtir. Yapı be + potentially contaminated with + kirletici şeklindedir. Burada with, olası kirletici olarak listeria sözcüğünü getirir.
Alıştırma
Uyarıyı, kirliliğin olası ancak doğrulanmamış olduğunu belirten üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Tests are still under way, so the water is ____ harmful bacteria.
Cevabı göster
potentially contaminated with
a bacterium which kills hundreds in the US each year.
3:20Listeria, ABD'de her yıl yüzlerce kişinin ölümüne yol açan bir bakteridir.
organic produce: gıda ismi olarak produce
organic produce ifadesinde produce, satış veya tüketim için yetiştirilen taze meyve ve sebzeleri belirten sayılamayan bir isimdir. Organic, bu gıdaların nasıl yetiştirildiğini açıklar. Buradaki produce, üretmek veya imal etmek anlamındaki fiil değildir ve genel olarak her tür endüstriyel ürünü de ifade etmez. Gıdayla ilgili bu anlam süpermarketlerde, tarımda ve gıda güvenliği haberlerinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi taze meyve ve sebzeler anlamındaki hedef isimle tamamlayın: This market sells locally grown ____.
Cevabı göster
produce
and in some ways better for the environment, Ton ve niyet
3:31ve bazı açılardan çevre için de daha iyi olabilir,
in some ways: karşılaştırmanın kapsamını sınırlamak
In some ways, better for the environment iddiasını belirli açılarla sınırlar. Konuşan kişi organik gıdaların çevresel avantajları olabileceğini kabul eder, ancak bunların her açıdan daha iyi olduğunu ileri sürmez. Buradaki ways, yöntemler değil açılar veya yönler anlamına gelir. Bu niteleyici, bir değerlendirme kısmen doğru olduğunda ancak açıkça sınırlandırılması gerektiğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi belirli açılardan anlamındaki üç sözcüklü hedef niteleyiciyle tamamlayın: The update is ____ easier to use, but it still has major problems.
Cevabı göster
in some ways
not the be-all and end-all: tek ve kesin çözüm olmamak
Bu cümlede not the be-all and end-all, ‘en önemli ve belirleyici şey ya da eksiksiz çözüm olmamak’ anlamına gelir. Konuşan kişi önce organik gıdaların yararlı olabileceğini kabul eder, ardından iddiayı sınırlar: yararlıdırlar ama her şeyi çözmezler. Bu kalıplaşmış deyim genellikle be fiilinin bir biçiminden sonra gelir: X is not the be-all and end-all. X’in değersiz olduğunu söylemeden, X’i aşırı önemli gösteren bir düşünceye karşı çıkmayı sağlar.
Alıştırma
‘Eksiksiz çözüm olmamak’ anlamındaki deyimi tamamlayın: Organic food can help, but it is not ____.
Cevabı göster
the be-all and end-all
Production methods vary greatly for both organic and conventional foods
3:36Organik ve geleneksel gıdaların üretim yöntemleri büyük farklılık gösterir:
bir çiftlikten diğerine... yerel çiftliklerden endüstriyel çiftliklere
Vurgulanan iki bölüm de eşleşen from X to Y kalıbını kullanır. Bu kalıp burada üretim yöntemlerinin farklılaştığı aralığı gösterir; bir yerden başka bir yere gitmeyi anlatmaz. Biçimleri aynı olan bu iki yapı paraleldir. İlki tek tek çiftlikleri karşılaştırır, ikincisi ise çiftlik türleri arasında daha somut bir karşılaştırma ekler. Aynı kalıbın tekrarlanması, ek bilgiyi takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Her iki aralık kalıbını from ve to ile tamamlayın: Weather can change ____ one day ____ the next and ____ the coast ____ the mountains.
Cevabı göster
from · to · from · to
Organic and conventional foods can coexist
3:49Organik ve geleneksel gıdalar bir arada var olabilir
and don't have to be at odds with one another. Deyimler
3:52ve birbirleriyle çatışmak zorunda değildir.
be at odds with one another: birbirleriyle çatışmak
Burada be at odds with one another, “birbirleriyle çatışmak veya bağdaşmamak” anlamına gelir. One another ilişkiyi karşılıklı hâle getirir: her iki taraf da diğerinin karşısındadır. Cümle, iki yaklaşımın farklı olabileceğini kabul ederken bunların birbirini dışlayan seçenekler olarak rekabet etmek zorunda olduğu fikrini reddeder. Bu kalıp insanlar, hedefler, politikalar, iddialar veya sistemler arasındaki çatışmayı anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “çatışma içinde olmak” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The two plans can be different without having to ____.
Cevabı göster
be at odds with one another
that one way is fully better than the other
3:56bir yöntemin diğerinden her açıdan daha iyi olduğunu söylüyorsa,
with 100% certainty: %100 kesinlikle
With 100% certainty, “hiçbir şüphe olmadan” anlamına gelir. with certainty edat öbeği tells eyleminin nasıl ya da ne kadar güvenle yapıldığını anlatır; 100% ise kesinliği mutlak bir iddiaya dönüştürecek kadar güçlendirir. Bu cümlede söz konusu mutlak ifade eleştirel biçimde sunulur: konuşmacı, kanıtların bir yöntemin her bakımdan tamamen daha iyi olduğunu söylemeyi haklı çıkarmadığını savunur. Yüzde ifadesi retorik bir vurgudur; bildirilmiş istatistiksel bir güven düzeyi değildir.
Alıştırma
Hangi ifade bir sonucu hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde sunar?
- probably
- with 100% certainty
- with a high degree of confidence
Cevabı göster
with 100% certainty
When it comes to + bir konu
When it comes to, sonraki ifadenin ele alacağı konuyu veya alanı tanıtır. Burada, ilgili etkenler açıklanmadan önce konu kişinin kendi sağlığıyla sınırlandırılıyor. When it comes to + isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır. “…… söz konusu olduğunda” anlamına gelir; bir yere doğru fiziksel hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğin konu tanıtma ifadesiyle tamamla: ____ planning a trip, checking the weather early can prevent problems.
Cevabı göster
When it comes to
Here's a playlist of our latest videos
4:09İşte en yeni videolarımızdan oluşan bir oynatma listesi;
binge-watch: kısa sürede çok sayıda video izlemek
Binge-watch, oldukça kısa bir süre içinde birçok bölümü veya videoyu art arda izlemek demektir. Bu cümlede oynatma listesi, izleyicilerin durmadan izlemeye devam edebileceği bir içerik olarak sunuluyor. Binge-, kısa sürede bir şeyi çok miktarda yapma anlamını ekler. Sözcük yalnızca televizyon dizileri için kullanılmaz; bir grup çevrim içi videoyu art arda izlemek de binge-watch olarak ifade edilebilir.
Alıştırma
Cümleyi “birkaç bölümü art arda izlemek” anlamındaki gündelik fiille tamamla: We stayed home and ____ the whole series on Saturday.
Cevabı göster
binge-watched
simply go to our channel on your device's YouTube app
4:13cihazınızdaki YouTube uygulamasından kanalımıza gidin
which turns on notifications for our videos. Öbek fiiller
4:17Böylece videolarımız için bildirimleri açmış olursunuz.
Hit the little bell: gündelik bir arayüz talimatı
Burada hit, “dokunmak, tıklamak veya basmak” anlamına gelir; the little bell ise zil şeklindeki bildirim simgesidir. Bu talimat gerçek bir zile vurmanızı değil, o simgeyi etkinleştirmenizi ister. Gündelik arayüz talimatlarında hit, “bu kontrolü seçerek çalıştırmak” anlamında kullanılabilir. Tam olarak yapılacak fiziksel hareket cihaza bağlıdır: ekrana parmakla dokunmak, fareyle tıklamak veya bir düğmeye basmak.
Alıştırma
Gündelik bir uygulama eğitiminde “hit the little bell” ne yapmanızı ister?
- Zil simgesine dokunmak veya tıklamak.
- Gerçek bir zile vurmak.
- Cihazın sesini kısmak.
Cevabı göster
Zil simgesine dokunmak veya tıklamak.
Turns on notifications: bir özelliği etkinleştirme
Turns on notifications, “bildirimleri etkinleştirir” anlamına gelir; böylece uyarılar görünmeye başlayabilir. Turn on bir cihazı, ayarı veya özelliği etkinleştirmeyi anlatır; burada hiçbir şey fiziksel olarak döndürülmez. Turn on ayrılabilen bir phrasal verb'dür. Bir isim bütün fiilden sonra gelebilir (turn on notifications) veya ortaya yerleşebilir (turn notifications on). Bu anlamda bir zamir ortaya gelmelidir: turn them on denir, turn on them denmez. Asıl cümlede which, zil simgesine dokunma eylemine gönderme yapar. Tek bir eylem turns on notifications ifadesinin öznesi olduğu için fiil -s alır.
Alıştırma
Talimatı “bildirimleri etkinleştirmek” anlamına gelecek şekilde tamamlayın: To get weather alerts, turn ____ notifications.
Cevabı göster
on
And subscribe for more weekly science videos.
4:22Her hafta daha fazla bilim videosu için kanalımıza abone olun.