Sihirli Kuşkonmaz | Tam Bölüm | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bluey akşam yemeğinde sihirli bir kuşkonmazla ailesini hayvanlara dönüştürür ve artık hiç kimse için kural olmadığını ilan eder. Ortaya çıkan kargaşa, ona hayvanlara görgü kurallarını öğretmeye ve herkesi eski hâline döndürmeye çalıştırır; hikâye bilerek abartılmış bir nezaket gösterisiyle biter. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Elbows off the table, thanks, — Konuşma Edimbilimi ve Tutum. Aile sofrasında kullanılan, fiili atılmış kısa bir yönergeyi tanımayı ve thanks sözcüğünün bu yönergeyi soruya çevirmeden otoriter tonunu nasıl yumuşattığını öğrenin; böylece doğrudan fakat toplumsal açıdan inceltilmiş uyarıları doğru yorumlayabilirsiniz. 2. let my guard down. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler. Bunun bir muhafızı gerçekten aşağı indirmek değil, tedbiri veya dikkati azaltmak anlamına geldiğini kavrayın ve gevşemeniz yüzünden önlenebilir bir sorun çıktığını kabul ederken kullanın. 3. Pip pip. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı. Bu sözü, bilerek seçkin ya da eski moda bir kişiliği çağrıştıran, artık eskimiş bir Britanya vedası olarak tanıyın; böylece sıradan aile konuşmasının ardından aniden söylenmesinin aşırı resmî nezaket üzerinden nasıl mizah yarattığını anlayabilirsiniz.
Bu derste
with your mouth full: with + isim öbeği + sıfat
With your mouth full ifadesindeki with, biriyle birlikte anlamına gelmez. İfade, ana eylem gerçekleşirken var olan durumu anlatmak için with + isim öbeği + sıfat yapısını kullanır: kişi konuşurken ağzı doludur. Bu yapı, with the door open veya with your eyes closed örneklerinde olduğu gibi birçok eyleme eş zamanlı bir durum ekleyebilir.
Alıştırma
Ana eylem sırasında var olan bir durumu anlatmak için with + isim öbeği + sıfat yapısını doğru kullanan ifadeyi seçin: Nina listened to music ____.
- with her eyes closed
- with closing her eyes
- with her eyes close
Cevabı göster
with her eyes closed
sit up straight: otururken dik durmak
Sit up straight, otururken vücudu dik konuma getirmeyi isteyen doğal bir yönergedir. Sit up, kambur veya geriye yaslanmış bir konumdan üst gövdeyi kaldırmayı; straight ise ortaya çıkan dik duruşu anlatır.
Alıştırma
Oturma duruşunu dikleştirmek anlamındaki üç sözcüklü kalıp ifadeyle yönergeyi tamamlayın: Please ____ for the photo.
Cevabı göster
sit up straight
bad manners: kaba davranış
Burada bad manners, kaba ve kabul edilen nezaket kurallarına aykırı davranış demektir. Manners, kibar sosyal davranış veya görgü anlamındaki çoğul bir isimdir; “yöntemler” anlamına gelmez. It's bad manners yapısında konuşan kişi, sözü edilen davranışı değerlendirir; birinin bir işi yapma tekniğini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “kaba davranış” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Interrupting someone is ____.
Cevabı göster
bad manners
have to have manners: have sözcüğünün iki farklı görevi
have to have manners ifadesindeki iki have farklı görevler üstlenir. İlki zorunluluk bildiren have to yapısının parçasıdır; ikincisi have manners içindeki asıl fiildir ve görgülü olmayı ya da kibar davranış göstermeyi anlatır. Yapıyı have to + have manners şeklinde ayırın. Have to'dan sonra fiilin yalın hâli have gelir; bu yüzden sözcüğün tekrarı dil bilgisine uygundur, hata değildir.
Alıştırma
Cümleyi “sahip olmak zorundalar” anlamındaki have tekrarlı yapıyla tamamlayın: Campers ____ warm clothes for the trip.
Cevabı göster
have to have
I'm happy as long as you eat your veggies. Dilbilgisi
0:44Sebzelerinizi yediğiniz sürece ben mutluyum.
as long as: kabul için bir koşul koymak
Bu cümlede as long as, konuşanın mutlu olmasını veya durumu kabul etmesini sağlayan koşulu belirtir: karşıdaki kişinin sebzelerini yemesi gerekir. Buradaki anlamı “yeter ki” veya “şu koşulla”dır; süre uzunluğu karşılaştırılmaz. Yapı, sonuç + as long as + koşul cümleciği biçimindedir. Genellikle bir şartı sonucun geçerli olması için yeterli bir gereklilik olarak sunar: o şart yerine getirilirse konuşan durumu kabul eder.
Alıştırma
Bu derste geçen ve “şu koşulla” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyi kullanın: You can borrow my camera ____ you keep it in its case.
Cevabı göster
as long as
Elbows off the table, thanks: yumuşatılmış kısa bir yönerge
Elbows off the table, fiilin söylenmediği kısa bir yönergedir. Yemek masası bağlamı yapılması gereken hareketi açıkça gösterir: dirsekleri masadan çekmek veya masaya koymamak. Bu, dirseklerin nerede olduğunu anlatan basit bir betimleme değildir. Buradaki thanks, daha önce yapılmış bir şeye teşekkür etmek yerine dinleyicinin iş birliği yapacağını önceden varsayar. Emri daha az sert yapar, ancak cümle yine de bir yönerge işlevi görür.
Alıştırma
Konuşan kişi “Elbows off the table, thanks” diyerek ne yapıyor?
- Birinin dirseklerinin nerede olduğunu anlatıyor
- Masayı temizlediği için birine teşekkür ediyor
- Kısa bir yönerge verip thanks ile yumuşatıyor
Cevabı göster
Kısa bir yönerge verip thanks ile yumuşatıyor
Can you believe that?: şaşkınlık tepkisi
Burada Can you believe that? evet ya da hayır ile cevaplanabilecek bir soru biçimindedir; ancak asıl işlevi şaşkınlık veya inanamama duygusu ifade etmektir. Konuşan kişi genellikle çocukların neye inandığına ilişkin gerçek bir bilgi istemez. Aynı zamanda dinleyenleri bu tepkiyi paylaşmaya çağırır; yaklaşık olarak “İnanması zor, değil mi?” demektir. Tepkinin hoş bir şaşkınlık mı, şok mu yoksa rahatsızlık mı olduğu olaydan ve konuşanın ses tonundan anlaşılır.
Alıştırma
Burada gösterilen tepki kullanımında Can you believe that? temel olarak ne yapar?
- Dinleyenden haberin doğru olup olmadığını doğrulamasını ister.
- Dinleyenden olayın neden gerçekleştiğini açıklamasını ister.
- Şaşkınlık ifade eder ve dinleyeni bu tepkiyi paylaşmaya çağırır.
Cevabı göster
Şaşkınlık ifade eder ve dinleyeni bu tepkiyi paylaşmaya çağırır.
It turns people into any animal you want. Öbek fiiller
0:58İnsanları istediğin herhangi bir hayvana dönüştürüyor.
turns people into: turn A into B yapısı
turns people into, turn + nesne + into + sonuç yapısını kullanır. people değiştirilen nesnedir; any animal you want ise ortaya çıkan biçimi belirtir. Bir kişi ya da şey A'yı B'ye dönüştürdüğünde turn A into B kullanılır. Değişim gerçek veya hayalî olabileceği gibi, turning an idea into a plan (“bir fikri plana dönüştürmek”) örneğindeki gibi mecazi de olabilir.
Alıştırma
Cümleyi turn A into B yapısının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: This machine ____ food waste ____ fuel.
Cevabı göster
turns · into
For real life?: çocukça bir “Gerçekten mi?” sorusu
Bu replikte For real life?, heyecanlı ve çocuksu bir onay isteme sorusudur. Yaklaşık olarak “Gerçekten mi?” veya “Bu gerçekten gerçek hayatta oluyor mu?” anlamına gelir. Konuşan kişi şaşırtıcı bir şeyin gerçekten doğru ya da mümkün olup olmadığını kontrol eder. Burada for real life, skills for real life örneğindeki gibi amaç bildiren bir söz öbeği değildir. Bu soru, karaktere özgü eğlenceli bir söyleyiştir; genel kullanıma uygun standart bir ifade değildir.
Alıştırma
Yetişkinler arasındaki sıradan bir konuşmada, şaşırtıcı bir haberin doğru olup olmadığını samimi biçimde sormanın yaygın yolu hangisidir?
- For real?
- In real life?
- For real life?
Cevabı göster
For real?
play with your food: yemeği yemek yerine onunla oynamak
Play with your food, yemeği yemek yerine eğlenmek için ona dokunmak, onu itmek, düzenlemek veya başka biçimlerde kurcalamak demektir. Yiyecek, oynanan nesnedir; ifade yiyecekle birlikte bir oyun oynamak anlamına gelmez. Don't play with your food cümlesindeki olumsuz emir, yemek sırasında bir çocuğa bu davranışı bırakmasını söyleyen yaygın bir uyarıdır.
Alıştırma
Yemek sırasında kullanılan bu yaygın uyarıyı burada öğrendiğiniz ifadeyle tamamlayın: Don't ____, Leo. Eat your dinner.
Cevabı göster
play with your food
that's taken care of: konu halledildi
Burada that's taken care of, konunun ele alındığı veya çözüldüğü anlamına gelir. Take care of burada “ilgilenip halletmek” anlamındadır, “bakımını üstlenmek” anlamında değildir; edilgen yapı, işi kimin yaptığından çok tamamlanmış sonuca odaklanır. Now that's taken care of mevcut konuyu kapatır ve bir sonraki işe geçileceğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle rezervasyonun zaten halledildiğini söylüyor?
- The booking takes care of the guests.
- The booking has been taken care of.
- I'll take care of the booking.
Cevabı göster
The booking has been taken care of.
I need you to do a little something for me. Ton ve niyet
1:25benim için küçük bir şey yapmanı istiyorum.
do a little something for me: belirsiz ve küçümsenen bir istek
Do a little something for me ifadesi, görevin tam olarak ne olduğunu söylemeden bir istekte bulunmaya başlar. Something görevi belirsiz bırakır, little ise küçük veya kolay görünmesini sağlar. Görev gerçekten küçük olabilir ya da konuşan kişi daha büyük bir görevi küçük gösteriyor olabilir. I need you to hâlâ doğrudan bir ifadedir; dolayısıyla cümle isteğin kendisinden çok görevin büyüklüğünü yumuşatır.
Alıştırma
Konuşan kişi do a little something for me diyerek ne yapıyor?
- Küçük bir görevin zaten tamamlandığını bildirir.
- Dinleyiciden herhangi bir yardım istemeyi reddeder.
- Belirtilmemiş bir isteği ortaya atar ve küçük görünmesini sağlar.
Cevabı göster
Belirtilmemiş bir isteği ortaya atar ve küçük görünmesini sağlar.
Eeny, meeny, miny, moe: seçim yapmak için kullanılan çocuk tekerlemesi
“Eeny, meeny, miny, moe”, seçim yapmak için kullanılan İngilizce bir çocuk sayışmacasının başlangıcıdır. Söyleyen kişi her vuruşta sırayla farklı insanları veya seçenekleri gösterir; son vuruşta işaret edilen kişi ya da şey seçilir. Bu sözcükler, tek tek normal sözlük anlamları gerektiren bir cümleden çok geleneksel bir ritim kalıbıdır. Bu cümlede eğlenceli ve görünüşte rastgele bir seçimi belirtir.
Alıştırma
Eeny, meeny, miny, moe genellikle ne yapmak için kullanılır?
- Tam olarak dört sayı saymak
- Dört kişiyi kibarca selamlamak
- Bir gruptan bir kişiyi veya şeyi eğlenceli biçimde seçmek
Cevabı göster
Bir gruptan bir kişiyi veya şeyi eğlenceli biçimde seçmek
No more + isim: No more rules for anyone
no more + isim kalıbı, bir miktarın, etkinliğin veya durumun sona erdiğini ya da artık mevcut olmayacağını belirtir. Burada No more rules, kuralların artık var olmayacağı veya uygulanmayacağı anlamına gelir. For anyone, bu ifadeyi bütün insanları kapsayacak şekilde genişletir. Cümle, fiilin atıldığı kısa ve vurgulu bir duyurudur; tam biçimi There will be no more rules for anyone. olabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede no more doğrudan bir ismin önünde doğal biçimde kullanılmıştır?
- There no more are meetings today.
- There are no more meetings today.
- There are no anymore meetings today.
Cevabı göster
There are no more meetings today.
make a mess: kirletmek veya dağıtmak
Make a mess, bir yeri ya da şeyi kirletmek, dağıtmak veya düzensiz hâle getirmek için kullanılan doğal ve kalıplaşmış ifadedir. Bu cümledeki you're making, dağınıklığın şu anda oluştuğunu gösterir. Aradaki a sözcüğünü atmayın; make a mess denir. Fiil zamana göre made a mess örneğindeki gibi değişebilir, ancak a mess isim grubu birlikte kalır.
Alıştırma
Uyarıyı, kirletmek veya dağıtmak anlamındaki doğal kalıpla tamamlayın: Paint is getting everywhere. You are ____.
Cevabı göster
making a mess
Put me down: aşağı indirilmeyi istemek
Bu cümlede Put me down, «beni aşağı indir ve artık tutmayı ya da taşımayı bırak» anlamına gelir. Bu, ayakları yerde olmayan veya bedeni desteklenen birinin doğrudan isteğidir. Fiziksel hareket için yapı put + kişi + down şeklindedir. Put me down aynı zamanda «beni eleştirmek veya küçümsemek» anlamına gelebilir; bu yüzden anlamı seçmek için çevredeki harekete ya da konuşmaya bakın.
Alıştırma
Hangi cümlede put me down fiziksel olarak «beni aşağı indir» anlamına gelir?
- Please put my name down on the waiting list.
- Put me down, please; I can walk from here.
- Don't put me down in front of my friends.
Cevabı göster
Put me down, please; I can walk from here.
Dogs just grab people and swing them around. Öbek fiiller
2:03Köpekler sadece insanları yakalar ve etrafta sallar.
swing them around: swing + nesne + around
swing them around ifadesinde swing, insanları tutarken yay çizerek hareket ettirmek veya döndürmek anlamına gelir. Around, farklı yönlere doğru hareket etme anlamı katar; bu nedenle ifadenin tamamı onları oradan oraya hareket ettirmeyi veya genişçe döndürmeyi anlatır. Yapı swing + nesne + around şeklindedir. Nesne bir zamirse fiil ile around arasına gelir: swing them around veya swing it around.
Alıştırma
Cümleyi swing, it zamiri ve around sözcüklerini doğal sıraya koyarak tamamlayın: Hold the ribbon firmly and ____.
Cevabı göster
swing it around
It's not nice: bir davranışı yumuşakça eleştirme
Burada It's not nice, az önce sözü edilen davranışı, yani başkasının oyuncağını çiğnemeyi değerlendirir. Nice burada güzel görünmek değil, nazik veya toplum içinde uygun olmak anlamındadır. Cümle, bu davranışın yanlış veya kaba olduğunu yumuşak bir şekilde söyler. it zamiri önceki davranışın tamamına gönderme yapar. Böylece konuşan kişi, kişiye kötü demek yerine onun yaptığı şeyi eleştirir.
Alıştırma
Bu bağlamda It's not nice ne anlama gelir?
- Konuşan kişi oyuncağın ne olduğunu anlayamıyor.
- Oyuncak güzel görünmüyor.
- Davranış kaba veya uygunsuz.
Cevabı göster
Davranış kaba veya uygunsuz.
hard work: zor ve emek isteyen iş
Hard work, çok çaba, enerji veya sabır gerektiren iş ya da görev anlamına gelir. Burada hard, “zor veya zahmetli” demektir; dokununca “sert” olmak anlamına gelmez. Work genel olarak iş, emek veya çaba anlamında kullanıldığında sayılamaz. Hard work denir, a hard work denmez. Sayılabilen belirli bir görev için a hard job kullanılabilir.
Alıştırma
“Zor ve emek isteyen iş” anlamındaki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: Cleaning the whole house is ____.
Cevabı göster
hard work
Maybe I'll turn you into slightly calmer animals.
2:27Belki de sizi biraz daha sakin hayvanlara dönüştürmeliyim.
a bit better: küçük bir iyileşme
A bit better, “biraz daha iyi” anlamına gelir. Better mevcut sonucu önceki veya daha kötü bir durumla karşılaştırır; a bit ise iyileşmenin küçük olduğunu gösterir. Bu ifade çoğu zaman coşkulu değil, ölçülü bir değerlendirme gibi duyulur: durum iyileşmiştir, ancak hâlâ ideal olmayabilir.
Alıştırma
“Biraz daha iyi” anlamındaki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: After resting for an hour, I feel ____.
Cevabı göster
a bit better
mind your manners: kibar olmayı hatırlatan sert bir uyarı
Mind your manners, “davranışlarına dikkat et ve kibar ol” anlamına gelen kalıplaşmış bir emir ifadesidir. Burada mind “dikkat etmek”, manners ise toplum içindeki kibar davranışlar anlamındadır. Bu cümlede doğrudan bir düzeltme yapılır: konuşan kişi, karşısındakinin az önce kötü davrandığını ima eder. Be polite ifadesine göre, kendisini otorite konumunda gören birinin azarlaması gibi duyulma olasılığı daha yüksektir.
Alıştırma
Bu sert uyarıyı kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: ____ at the table; say please and thank you.
Cevabı göster
Mind your manners
Mr. show-off: başkalarını etkilemeye çalışan biri için alaycı bir etiket
Show-off, hayranlık uyandırmak için yeteneklerini, eşyalarını veya başarılarını bilerek sergileyen birini anlatan sayılabilir bir isimdir. Genellikle övgüden çok eleştiri ya da alay anlamı taşır. Mr. show-off ifadesindeki Mr. gerçek bir saygı unvanı değil, alaycı bir unvandır. Konuşan kişi karşısındakini bu rahatsız edici özelliğiyle adlandırır. İsim olarak show-off genellikle kısa çizgiyle yazılır; çoğulu show-offs biçimindedir.
Alıştırma
Başkalarını etkilemeye çalışan birini anlatan isimle cümleyi tamamlayın: Leo mentions every award he has won; he's such a ____.
Cevabı göster
show-off
you asked for it: sonucu kendi başına getirmek
Burada you asked for it deyimsel bir ifadedir. Kişinin gerçekten bir nesne istediği anlamına gelmez. Kendi kışkırtması, bir uyarıya kulak asmaması ya da riskli seçimi yüzünden hoş olmayan tepkiyi veya sonucu başına getirdiği anlamına gelir. Konuşan kişi bu sonucu hak edilmiş gibi sunar. Bu söz, şakacı ya da düşmanca bir karşılık vermeden hemen önce veya kötü sonuç gerçekleştikten sonra söylenebilir.
Alıştırma
You asked for it hangi durumda kişinin bir sonucu kendi başına getirdiğini anlatan deyimsel anlamıyla doğal olur?
- Garsondan su istiyorsun ve garson suyu kibarca getiriyor.
- Beklenmedik bir fırtına yüzünden trenin iptal ediliyor.
- Uyarıya rağmen bir arkadaşınla alay etmeyi sürdürüyorsun ve arkadaşın da sana aynı şekilde karşılık vermek üzere.
Cevabı göster
Uyarıya rağmen bir arkadaşınla alay etmeyi sürdürüyorsun ve arkadaşın da sana aynı şekilde karşılık vermek üzere.
That will teach you to...: bir davranışı tekrarlamamayı öğrenmek
Bu azarlama kalıbında That, az önce gerçekleşen tatsız sonucu belirtir. That will teach you to show off, bu sonucun kişiye bir daha gösteriş yapmamayı öğreteceği anlamına gelir; birinin ona gösteriş yapma becerisini öğreteceği anlamına gelmez. That will teach you to... kalıbından sonraki fiil, cezalandırılan davranışı adlandırır. Kötü sonuç ve sitemli ton anlamı açık hâle getirdiği için İngilizcede olumsuz fikir çoğu zaman açıkça söylenmez.
Alıştırma
That will teach you to show off cümlesinde konuşan kişi ne demek istiyor?
- Kişiye gösteriş yapma becerisi öğretilecektir.
- Kötü sonuç, kişinin bir daha gösteriş yapmasını engelleyebilir.
- Konuşan kişi onun daha sık gösteriş yapmasını istiyor.
Cevabı göster
Kötü sonuç, kişinin bir daha gösteriş yapmasını engelleyebilir.
There you are: birini bulduğunuzda verilen tepki
There you are, aradığınız kişiyi gördüğünüzde veya sonunda bulduğunuzda verilen doğal bir tepkidir. Buradaki there, kişinin artık görülebildiği yeri gösterir; bu nedenle tüm ifade “Seni buldum” veya “Demek buradaydın” anlamına gelir. Bu, kişinin nerede olduğunu soran bir soru değil, onu bulunca verilen bir tepkidir. Ses tonuna ve aramanın ne kadar sürdüğüne bağlı olarak rahatlama, sıcaklık veya hafif bir rahatsızlık ifade edebilir.
Alıştırma
Uzun süredir aradığınız arkadaşınızı sonunda görüyorsunuz. Tepkiyi tamamlayın: “____! I've been looking for you everywhere.”
Cevabı göster
There you are
I don't know about this: kuşkuyu temkinli biçimde ifade etmek
Bu cümlede I don't know about this, esas olarak konuşanın bilgi sahibi olmadığı anlamına gelmez. Mevcut bir fikir veya duruma karşı temkinli bir tepkidir; tereddüt, endişe veya hafif bir anlaşmazlık gösterir. This, önerilen veya o anda gerçekleşen şeyi ifade eder. Bu ifade doğrudan hayır demek yerine konuşmaya yer bırakır; konuşanın şüphesinin özel nedeni bağlam ve ses tonundan anlaşılır.
Alıştırma
Konuşmayı okuyun. İkinci konuşmacı büyük olasılıkla ne demek istiyor? “Let's cross the old bridge.” “I don't know about this. It doesn't look safe.”
- Karşıya geçmekten endişe ediyor ve tereddüt ediyor.
- Karşıya geçmeyi kesinlikle onaylıyor.
- Köprü kelimesini daha önce hiç duymamış.
Cevabı göster
Karşıya geçmekten endişe ediyor ve tereddüt ediyor.
Get back in the house, you two: iki kişiye yönelik doğrudan emir
Get back in the house, birine evin içine geri dönmesini söyleyen doğrudan bir emir cümlesidir. Back, ilk kez içeri girmeyi değil, daha önce bulunulan bir yere dönmeyi anlatır. Sondaki you two doğrudan hitaptır ve emrin tam olarak iki kişiye verildiğini açıklar. Emir cümlelerinde özne olan you genellikle söylenmez; bu nedenle you two muhatapları belirtir ve get fiilinin nesnesi değildir.
Alıştırma
Konuşan kişi bu cümleyle ne yapıyor?
- Konuşan kişi iki kişiye hangi evin onlara ait olduğunu soruyor.
- Konuşan kişi iki kişiyi ilk kez içeri girmeye davet ediyor.
- Konuşan kişi iki kişiye içeri dönmelerini emrediyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi iki kişiye içeri dönmelerini emrediyor.
let my guard down: daha az tedbirli olmak
let my guard down, daha az dikkatli veya tedbirli hâle gelerek incinmeye, kandırılmaya ya da gafil avlanmaya daha açık olmak anlamına gelen bir deyimdir. Guard burada bir kişiyi değil, korunma ve tedbir hâlini ifade eder. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: let your guard down, let her guard down ve let their guard down. Tam cümledeki shouldn't have, geçmişteki bir seçimden duyulan pişmanlığı gösterir; yani konuşan kişi tedbiri bırakmanın hata olduğunu düşünür.
Alıştırma
Cümleyi let one's guard down ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: I trusted the friendly stranger too quickly, so I ____.
Cevabı göster
let my guard down
Bir gruba yönelik samimi Britanya İngilizcesi hitabı olarak you lot
you lot, özellikle Britanya İngilizcesinde bir grup insandan söz etmenin veya o gruba doğrudan seslenmenin samimi bir yoludur. Burada emirden sonra hitap sözü olarak gelir: virgül, konuşanın bütün grubu çağırdığını ve you lot ifadesinin get fiilinin nesnesi olmadığını gösterir. Bu sözcükler tek başlarına konuşanın tavrını belirlemez. Sıcak bir tonla söylendiğinde samimi veya şakacı gelebilir; sert bir emirden sonra ise sabırsızlık ya da azarlama hissi verebilir.
Alıştırma
you lot hangi durumda doğal kullanılmıştır?
- Bir avukatın mahkemeye resmî açılış konuşmasında söylediği söz: You lot need to listen carefully.
- Bir ebeveynin üç çocuğa söylediği söz: Come inside, you lot; dinner is ready.
- Bir çalışanın tek bir müşteriye söylediği söz: You lot need to sign here.
Cevabı göster
Bir ebeveynin üç çocuğa söylediği söz: Come inside, you lot; dinner is ready.
“Yeter; bu şimdi sona eriyor” anlamında That's it
Bu bağlamda That's it, “Yeter” ya da “Bu iş şimdi bitti” anlamına gelen kararlı bir işarettir. Konuşanın sabrının tükendiği ve önceki uyarının artık net bir sınıra veya eyleme dönüştüğü anı belirtir. Bu kalıbın başka anlamları da vardır; bu yüzden duruma ve ardından gelen sözlere bakın. Sert bir ton, çatışma veya arkasından gelen bir emir, “yeter” anlamını destekler. Burada bir nesne tanımlanmamaktadır.
Alıştırma
Hangi cümlede That's it, “Yeter; bu şimdi sona eriyor” anlamındadır?
- That's it. We have completed the last step.
- That's it—the book I wanted.
- That's it. Stop kicking the seat.
Cevabı göster
That's it. Stop kicking the seat.
First is don't speak when someone's speaking. Anlatım akışı
4:05Birincisi, birisi konuşurken araya girilmez.
First is ...: listedeki ilk maddeyi tanıtmak
Burada First, bu ifadenin bir kurallar listesindeki ilk madde olduğunu gösterir. Bilgiyi düzenler ve başka maddelerin gelebileceğine işaret eder; “ilk kez” anlamına gelmez. Bu cümledeki First is ... gevşek bir konuşma kalıbıdır. Daha özenli konuşmada veya yazıda First, don't speak when someone is speaking. ya da The first rule is: don't speak when someone is speaking. kullanılır.
Alıştırma
İki talimatı düzenlemek için sıralama ifadelerini en doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The first is wash your hands. The second is put on your apron.
- First, wash your hands. Second, put on your apron.
- At first, wash your hands. At second, put on your apron.
Cevabı göster
First, wash your hands. Second, put on your apron.
No running away from ...: bir eylemi No + V-ing ile yasaklamak
No + V-ing bir eylemi adlandırır ve bu eylemin yasak olduğunu belirtir. Burada No running away from manners lessons, bu derslerden kaçmaya veya dersleri geçiştirmeye izin verilmediği anlamına gelir. Bu, tam bir yan cümle değil, eksiltili bir kural ifadesidir. Tam ve doğrudan biçimi Don't run away from manners lessons. olurdu.
Alıştırma
Koridorda koşmayı yasaklamak için No + V-ing yapısını doğru kullanan kural hangisidir?
- No run in the corridor.
- No to run in the corridor.
- No running in the corridor.
Cevabı göster
No running in the corridor.
next-door neighbors: isimden önce kullanılan bileşik sıfat
next-door neighbors ifadesinde next-door, 'hemen yanındaki evde veya dairede yaşayan' anlamına gelir. neighbors sözcüğünü niteleyen bileşik bir sıfat olarak kullanılır; bu nedenle ifadenin tamamı hemen yanınızda yaşayan kişileri anlatır. Bir isimden önce geldiğinde sıfatın iki parçası kısa çizgiyle birleştirilir: a next-door neighbor. Kısa çizgi, next ve door sözcüklerinin tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle, sondaki noktayı eklemeden tamamlayın: The people who live in the house beside ours are our ____.
Cevabı göster
next-door neighbors
Fourth manners is don't go to the toilet on the rug. Kelime
4:33Dördüncü kural, halının üzerine tuvaletini yapmamaktır.
go to the toilet: Britanya İngilizcesinde günlük bir ifade
Bu cümlede go to the toilet, yalnızca tuvalete doğru yürümek değil, idrar veya dışkı yapmak için tuvaleti kullanmak anlamına gelir. İfade, bu etkinliğin tamamını anlatır. Bu, Britanya İngilizcesinde yaygın bir günlük ifadedir. Amerikan İngilizcesinde aynı ihtiyacı anlatmak için go to the bathroom veya use the restroom genellikle daha doğal gelir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: Excuse me, I need to ____.
Cevabı göster
go to the toilet
You big grub: hakaret olarak grub
You big grub ifadesinde grub, pis, iğrenç ya da hijyensiz görülen bir kişiye yönelik aşağılayıcı bir hitaptır. Burada yemek veya böcek larvası anlamına gelmez. big sözü hakareti güçlendirir; kişinin fiziksel olarak büyük olduğunu belirtmek zorunda değildir. Cümlenin tamamı, birine “pis yaratık” demeye benzeyen kısa ve doğrudan bir azarlamadır.
Alıştırma
You big grub bu cümlede ne anlama geliyor?
- Konuşan kişi birini pis veya iğrenç olmakla suçluyor.
- Konuşan kişi birine büyük bir öğün ikram ediyor.
- Konuşan kişi bir böcek larvasının büyüklüğünü anlatıyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi birini pis veya iğrenç olmakla suçluyor.
turn you all back into dogs: turn ... back into ... ile önceki duruma döndürmek
turn + object + into + noun yapısı, “birini veya bir şeyi farklı bir biçime ya da duruma dönüştürmek” anlamına gelir. back eklendiğinde turn + object + back into + noun yapısı oluşur ve önceki bir biçimi veya durumu geri kazandırmayı anlatır. turn you all back into dogs ifadesinde you all nesnedir, dogs ise geri döndürülen biçimdir. back onların daha önce köpek olduğunu gösterir; back olmadan cümle yalnızca köpeğe dönüşeceklerini söyler.
Alıştırma
Hedef yapıyı tamamlayın. Milo başlangıçta bir köpekti, ancak bir büyü onu kediye dönüştürdü: The wizard turned Milo ____ into a dog.
Cevabı göster
back
stuck like this forever: mevcut durumdan çıkamamak
Bu cümlede stuck, devam eden bir durumu anlatır: Bir şey beklendiği gibi hareket edemez, çalışamaz veya değişemez. Fiziksel olarak sıkışmayı anlatabilir, ancak buradaki daha genel kalıp be stuck ifadesinden sonra istenmeyen durumun açıklanmasıdır. Like this, görülebilen veya konuşmada zaten bilinen duruma işaret eder. Forever bu durumun hiç bitmeyeceğini söyler; günlük konuşmada ise “çok uzun süre” anlamına gelen duygusal bir abartı da olabilir.
Alıştırma
“The display is stuck like this” ne anlama gelir?
- Ekran mevcut durumundan değişemiyor.
- Ekran bir çubuğun yanına yerleştirilmiş.
- Ekran yeniden normal şekilde çalışıyor.
Cevabı göster
Ekran mevcut durumundan değişemiyor.
I've got an idea: konuşmada yeni bir fikir belirtmek
I've got an idea, “bir fikrim var” anlamına gelir. Burada have got şimdiki zamandaki sahipliği ifade eder: Konuşanın şu anda bir düşüncesi veya olası bir planı vardır. Temel anlam, kişinin geçmişte bir şey almış ya da elde etmiş olması değildir. Bu ifade konuşmada bir işlev de görür: Genellikle kişi bir çözümü açıklamadan veya mevcut planı değiştirmeden hemen önce yeni bir önerisi olduğunu bildirir.
Alıştırma
Cümleyi have got ifadesinin kısaltılmış biçimi ve idea ile tamamlayın: Wait, ____. Let's try a different route.
Cevabı göster
I've got an idea
Too late to change that: konuşmada It is ifadesinin düşürülmesi
Bu konuşma parçasında Too late to change that, It is too late to change that cümlesinin kısaltılmış biçimidir. It is sözleri bağlamdan anlaşılır. too + sıfat + to + fiil yapısı, derecenin veya zamanlamanın eylemi engellediğini anlatır. Burada bunu değiştirme fırsatı geçmiştir; too yalnızca “çok” anlamına gelmez.
Alıştırma
Öznesiz kısa sözlü yanıtı tamamlayın. too late to yapısını ve recover fiilini kullanın: The only backup was overwritten. ____ the old files now.
Cevabı göster
Too late to recover
if you say doggy ... everyone will turn back: gerçekçi bir gelecek koşulu
if you say doggy şeklindeki if yan cümlesi olası bir koşul verir. everyone will turn back to doggies şeklindeki ana cümle ise bu koşul gerçekleşirse ortaya çıkacak sonucu tahmin eder. Gerçekçi bir gelecek olasılığı için yaygın yapı if + geniş zaman, ardından will + fiilin yalın hâlidir. Anlam geleceğe yönelik olsa da sıradan bir if yan cümlesinde will say değil, say kullanılır.
Alıştırma
Birinci koşul cümlesini stop ve go fiilleriyle tamamlayın: If the rain ____, we ____ outside.
Cevabı göster
stops · will go
Tekrar ettirme yönlendirmesi olarak Can you say ...?
Buradaki Can you say ...?, dinleyicinin konuşup konuşamadığını soran bir yetenek sorusu değildir. Ardından gelen sözleri tekrarlamaya yönelik nazik bir yönlendirmedir; kabaca “Şunu söyle: ...” anlamına gelir. Tekrar kullanılabilen kalıp Can you say + tekrarlanacak kelime veya cümle? şeklindedir. Bu örnekte Polly want a doggy, konuşanın dinleyiciye tekrarlatmak istediği cümledir.
Alıştırma
Bu cümlede Can you say ...? ne işlev görüyor?
- Dinleyicinin bir köpek isteyip istemediğini sorar.
- Dinleyicinin bir ses duyup duymadığını kontrol eder.
- Dinleyiciyi ardından gelen sözleri nazikçe tekrarlamaya yönlendirir.
Cevabı göster
Dinleyiciyi ardından gelen sözleri nazikçe tekrarlamaya yönlendirir.
Daha güçlü ve şakacı bir rica için Pretty please?
Pretty please?, please sözcüğünü güçlendiren kalıplaşmış ve şakacı bir ifadedir. İsteği daha hevesli, ikna edici, sevimli veya bilerek abartılı gösterir; buradaki pretty “güzel” anlamına gelmez. Genellikle ilk isteğin ardından, özellikle de karşıdaki kişi henüz kabul etmemişse kullanılır. Kısa bir ek rica olarak yaklaşık “Lütfen, hadi, evet de” anlamına gelir.
Alıştırma
Pretty please? burada nasıl bir ton ekliyor?
- Bir şeyin güzel olduğuna dair iltifat
- Şakacı veya ikna edici ek bir yalvarış
- Bir isteğin resmî olarak onaylanması
Cevabı göster
Şakacı veya ikna edici ek bir yalvarış
Polly want a doggy: papağan konuşmasındaki standart dışı dil bilgisi
Polly want a doggy, medyada sık rastlanan Polly want a cracker papağan repliğini çağrıştırır. Polly, papağanlar için geleneksel olarak kullanılan bir addır. Kısa ve basitleştirilmiş ifade, kuşun insan konuşmasını mekanik biçimde taklit ettiği izlenimini verir ve espriyi oluşturur. Bu papağan konuşması kalıbında üçüncü tekil şahıs eki olan -s'nin eksik olması kasıtlıdır. Normal standart İngilizcede cümle Polly wants a doggy olurdu.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Normal standart İngilizcede Polly'nin bir köpekçik istediğini söylemek için Polly want a doggy kullanmak doğrudur.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
You have to see it yourself, Daddy Walrus. Ton ve niyet
5:32Bunu kendi gözlerinizle görmelisiniz Baba Mors.
You have to see it yourself: birini bizzat bakmaya teşvik etmek
Bu cümlede You have to see it yourself, anlatılanların yeterli olmadığı ve dinleyenin anlamak ya da inanmak için bizzat görmesi gerektiği anlamına gelir. Yourself vurgu yapar ve bizzat sen demektir; tek başına anlamına gelmez. Buradaki have to, gerçekten görmelisin ifadesine benzer güçlü bir teşvik verir. Mutlaka bir kuralı veya emri anlatmaz.
Alıştırma
Dinleyenin bizzat bakması gerektiği anlamına gelen bu dersteki beş sözcüklü ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The mural is incredible. You ____.
Cevabı göster
have to see it yourself
Come on: birini cesaretlendirmek veya harekete geçmeye teşvik etmek
Bu cümlede Come on, Bird Bingo’ya yöneltilen sözlü bir teşviktir: konuşan kişi kuşun başlamasını, devam etmesini ya da denemesini ister. Duruma göre ‘Hadi’, ‘Çabuk’ veya ‘Yapabilirsin’ anlamına gelebilir. Burada come on, come fiiliyle on edatının sözlük anlamları ayrı ayrı düşünülerek değil, tek bir etkileşim kalıbı olarak anlaşılır. Teşvik edilen eylemin ne olduğunu bağlam belirler.
Alıştırma
Come on hangi durumda dostça bir teşvik olarak kullanılır?
- Arkadaşınız atlamadan önce gergindir ve ona 'Come on, you can do it!' dersiniz.
- Bir kitabın masanın üzerinde olduğunu açıklıyorsunuz.
- Bir müşteriye resmî bir istek yazıyorsunuz.
Cevabı göster
Arkadaşınız atlamadan önce gergindir ve ona 'Come on, you can do it!' dersiniz.
It's hard to get a walrus to sit at the dinner table. Dilbilgisi
5:45Bir morsu yemek masasına oturtmak zordur.
It's hard to get X to do Y: X’in Y’yi yapmasını sağlamak zordur
It's hard to get X to do Y kalıbı, X’in Y’yi yapmasını sağlamanın ya da X’i buna ikna etmenin çaba gerektirdiğini anlatır. Bu cümlede X a walrus, Y ise sit at the dinner table eylemidir. It's hard içindeki it biçimsel öznedir; zor olan eylem daha sonra to mastarıyla gelir. Bu eylemin içinde get + X + to + fiilin yalın hâli kullanılır. Get çoğunlukla basit bir emirden ziyade ikna, eğitim, düzenleme veya başka bir çaba gerektiğini düşündürür.
Alıştırma
Eksik sözcüğü yazarak hedef kalıbı tamamlayın: It's hard to get the twins ____ put on their coats before leaving.
Cevabı göster
to
you did it: başarıyı kutlamak
Bu cümlede you did it, “başardın” veya “hedefine ulaştın” anlamına gelir. Hooray sözü, bunun bir övgü ve kutlama olduğunu açıkça gösterir. Geçmiş zaman biçimi did, başarının tamamlanmış olduğunu gösterir. it, iki kişinin de bildiği görevi veya hedefi ifade eder; bu nedenle görevin yeniden söylenmesi gerekmez.
Alıştırma
Lena az önce zor bir yapbozu tamamladı. Hangi karşılık onun başarısını en iyi şekilde kutlar?
- Did you do it?
- You did it!
- You can do it!
Cevabı göster
You did it!
What's going on?: mevcut durumu sormak
Bu cümlede What's going on?, şu anda ne olduğuna dair bir açıklama ister. Konuşan kişi sıra dışı veya kafa karıştırıcı bir şey fark ettiği için bu soru genellikle şaşkınlık, endişe ya da tetikte olma hissi taşır. Burada go on, “olmak” veya “devam etmekte olmak” anlamına gelir. Soru, genellikle olanlara değil mevcut duruma odaklanır.
Alıştırma
Alarmın çaldığı ve herkesin telaşla koşturduğu bir mutfağa giriyorsunuz. En doğal soru hangisidir?
- What's going on?
- What usually happens here?
- What happened?
Cevabı göster
What's going on?
Oh, uh, we're just eating dinner, remember? Ton ve niyet
6:19Oh, uh, sadece akşam yemeği yiyoruz, hatırladın mı?
'we're just eating dinner, remember?': durumu önemsizleştirmek ve kabul ettirmeye çalışmak
we're just eating dinner ifadesindeki just, durumu sıradan ve yalnızca o eylemle sınırlı gösterir: daha olağan dışı bir şey olmuyordur. Burada yalnızca nesnel bilgi vermek yerine durumu olduğundan daha önemsiz gösterir. Cümle sonundaki remember?, açıklamayı dinleyicinin zaten bildiği bir bilgi gibi sunar ve onu kabul etmeye yönlendirir. Bu iki unsur birlikte bağlama göre güven verici, savunmacı veya aceleyle uydurulmuş bir bahane gibi duyulabilir.
Alıştırma
Bu cümlede just ve remember? ifadelerinin temel etkisi nedir?
- Akşam yemeğiyle ilgili yeni bir kuralı resmen duyururlar.
- Dinleyicinin akşam yemeğini bitirip bitirmediğini sorarlar.
- Durumu sıradan gösterir ve dinleyiciyi ortak bir açıklamayı kabul etmeye yönlendirirler.
Cevabı göster
Durumu sıradan gösterir ve dinleyiciyi ortak bir açıklamayı kabul etmeye yönlendirirler.
Resmî bir doğrudan hitap olarak Father
Father burada yalnızca bir ebeveyni anlatan isim değil, babaya doğrudan hitap biçimidir. Günümüzde İngilizce konuşan birçok ailede Dad daha doğal ve samimi bir hitapken Father belirgin biçimde resmî, eski moda, mesafeli veya özellikle ağırbaşlı duyulur. Sıradan bir ifadenin ardından birden bu resmiyete geçmek, aşırı kibar bir karşıtlık yaratır ve sözü komik hâle getirebilir. Bu etki farklı bir aile ilişkisinden değil, dilin kullanım düzeyinden kaynaklanır.
Alıştırma
Bir çocuk sıradan ve modern bir aile konuşmasında babasıyla rahat ve sevgi dolu bir biçimde konuşuyor. Hangi cümle bu kullanım düzeyine en uygundur?
- Dad, I've finished my vegetables.
- Sir, I've finished my vegetables.
- Father, I've finished my vegetables.
Cevabı göster
Dad, I've finished my vegetables.
I shall now excuse myself to go tidy the kitchen. Kelime
6:30Şimdi mutfağı toparlamak için müsaadenizi istiyorum.
I shall now excuse myself to...: bilinçli olarak resmî bir ayrılış
I shall now excuse myself to..., konuşanın mevcut etkinlikten ayrılıp to sonrasında belirtilen işi yapacağını resmî bir biçimde duyurmasıdır. Buradaki excuse myself, kendini affetmek değil, kibarca izin isteyip ayrılmak anlamına gelir. shall, now ve excuse myself birleşimi, I’m going to... ifadesinden çok daha törensel duyulur. Sıradan bir ev ortamında bu aşırı resmiyet, eğlenceli ve teatral bir karşıtlık yaratabilir.
Alıştırma
Sıradan bir ev konuşmasında I shall now excuse myself to... kalıbının tamamı genellikle neyi hissettirir?
- Konuşanın ayrıldığını bilinçli olarak görkemli ve resmî biçimde duyurması
- Başka birinin ayrılmasını tarafsız biçimde istemesi
- Konuşanın bir hata yaptığını kabul etmesi
Cevabı göster
Konuşanın ayrıldığını bilinçli olarak görkemli ve resmî biçimde duyurması
Pip pip: eski moda bir İngiliz vedalaşması
Pip pip, neşeli bir vedalaşma sözü olarak kullanılabilen eski moda bir İngiliz ünlemidir. Sıradan modern konuşmadan çok, abartılı bir üst sınıf ya da nostaljik İngiliz konuşma tarzını çağrıştırır. Bugün çoğunlukla eski eserlerde, eğlenceli taklitlerde veya parodilerde görülür. Alışılmadık derecede resmî bir ayrılış cümlesinin ardından gelerek bilinçli biçimde eski moda olan komik etkiyi güçlendirir.
Alıştırma
Pip pip modern bir diyalogda büyük olasılıkla nasıl bir etki yaratır?
- Eski moda bir İngiliz vedalaşmasının eğlenceli taklidi
- Herkesin sessiz olmasını isteyen bir rica
- İş e-postasının standart resmî kapanışı
Cevabı göster
Eski moda bir İngiliz vedalaşmasının eğlenceli taklidi
That's more like it: gelişmeyi onaylama
That's more like it, bir sonucu değerlendiren kalıplaşmış bir ifadedir. Burada ‘Şimdi istediğime daha yakın’ ya da ‘Bu çok daha iyi’ anlamına gelir. Yalnızca konuşmacının bir şeyi sevdiğini değil, bir gelişmeye tepki verdiğini anlatır. İfade, yeni sonucu överken önceki sonucun yetersiz olduğunu da ima eder. Bunu bir bütün olarak öğrenin: like burada ‘sevmek’ anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir antrenör çok daha iyi olan ikinci denemeyi görüyor ve artık beklentiyi karşıladığını söylemek istiyor. En doğal karşılık hangisidir?
- I've liked it before.
- That's the last of it.
- That's more like it.
Cevabı göster
That's more like it.
For the last time: sabırsız bir son uyarı
For the last time, konuşmacının daha önce söylediği ya da istediği bir şeyi tekrar dile getirmeden önce kullanılır. Bu parçada ‘Bunu son bir kez söylüyorum’ mesajını, sabırsızlık ve uyarı gücüyle verir. Genellikle tekrarlanan talimat veya düzeltmeden önce bir söylem belirleyicisi olarak kullanılır. The last time I visited ifadesindeki tarafsız zaman anlamıyla aynı değildir. Konuşmacı bunu bir daha asla tekrarlamayacağını gerçekten garanti etmeyebilir, ancak dinleyenin soru sormayı ya da söz dinlememeyi bırakmasını ister.
Alıştırma
'For the last time, the meeting starts at nine, not ten.' cümlesinde for the last time neyi ima eder?
- Konuşmacı en son yapılan toplantıyı anlatıyor.
- Konuşmacı bunu daha önce düzeltti ve artık sabrını kaybediyor.
- Bu, ilk dostça hatırlatmadır.
Cevabı göster
Konuşmacı bunu daha önce düzeltti ve artık sabrını kaybediyor.