Sihirli Kuşkonmaz | Tam Bölüm | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
576 kelime 163 kel/dk

Video özeti: Bluey akşam yemeğinde sihirli bir kuşkonmazla ailesini hayvanlara dönüştürür ve artık hiç kimse için kural olmadığını ilan eder. Ortaya çıkan kargaşa, ona hayvanlara görgü kurallarını öğretmeye ve herkesi eski hâline döndürmeye çalıştırır; hikâye bilerek abartılmış bir nezaket gösterisiyle biter. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Elbows off the table, thanks, — Konuşma Edimbilimi ve Tutum. Aile sofrasında kullanılan, fiili atılmış kısa bir yönergeyi tanımayı ve thanks sözcüğünün bu yönergeyi soruya çevirmeden otoriter tonunu nasıl yumuşattığını öğrenin; böylece doğrudan fakat toplumsal açıdan inceltilmiş uyarıları doğru yorumlayabilirsiniz. 2. let my guard down. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler. Bunun bir muhafızı gerçekten aşağı indirmek değil, tedbiri veya dikkati azaltmak anlamına geldiğini kavrayın ve gevşemeniz yüzünden önlenebilir bir sorun çıktığını kabul ederken kullanın. 3. Pip pip. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı. Bu sözü, bilerek seçkin ya da eski moda bir kişiliği çağrıştıran, artık eskimiş bir Britanya vedası olarak tanıyın; böylece sıradan aile konuşmasının ardından aniden söylenmesinin aşırı resmî nezaket üzerinden nasıl mizah yarattığını anlayabilirsiniz.

Bu derste

Mum!

0:06

Anne!

Dad.

0:11

Baba.

Bingo.

0:17

Bingo.

Bluey.

0:22

Bluey.

Ow.

0:26

Ah.

Bluey, don't talk with your mouth full. Dilbilgisi

0:30

Bluey, ağzın doluyken konuşma.

Dilbilgisi

with your mouth full: with + isim öbeği + sıfat

With your mouth full ifadesindeki with, biriyle birlikte anlamına gelmez. İfade, ana eylem gerçekleşirken var olan durumu anlatmak için with + isim öbeği + sıfat yapısını kullanır: kişi konuşurken ağzı doludur. Bu yapı, with the door open veya with your eyes closed örneklerinde olduğu gibi birçok eyleme eş zamanlı bir durum ekleyebilir.

Alıştırma

Ana eylem sırasında var olan bir durumu anlatmak için with + isim öbeği + sıfat yapısını doğru kullanan ifadeyi seçin: Nina listened to music ____.

  1. with her eyes closed
  2. with closing her eyes
  3. with her eyes close
Cevabı göster

with her eyes closed

And sit up straight. Kalıp ifadeler

0:32

Ve dik otur.

Kalıp ifadeler

sit up straight: otururken dik durmak

Sit up straight, otururken vücudu dik konuma getirmeyi isteyen doğal bir yönergedir. Sit up, kambur veya geriye yaslanmış bir konumdan üst gövdeyi kaldırmayı; straight ise ortaya çıkan dik duruşu anlatır.

Alıştırma

Oturma duruşunu dikleştirmek anlamındaki üç sözcüklü kalıp ifadeyle yönergeyi tamamlayın: Please ____ for the photo.

Cevabı göster

sit up straight

Don't slouch.

0:33

Kambur durma.

It's bad manners. Kelime

0:33

Bu kötü bir davranıştır.

Kelime

bad manners: kaba davranış

Burada bad manners, kaba ve kabul edilen nezaket kurallarına aykırı davranış demektir. Manners, kibar sosyal davranış veya görgü anlamındaki çoğul bir isimdir; “yöntemler” anlamına gelmez. It's bad manners yapısında konuşan kişi, sözü edilen davranışı değerlendirir; birinin bir işi yapma tekniğini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “kaba davranış” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Interrupting someone is ____.

Cevabı göster

bad manners

Is this bad manners?

0:35

Bu kötü bir davranış mı?

Baa.

0:36

Mee.

Bingo.

0:37

Bingo.

Mum, why do we have to have manners? Dilbilgisi

0:39

Anne, neden kurallara uymak zorundayız?

Dilbilgisi

have to have manners: have sözcüğünün iki farklı görevi

have to have manners ifadesindeki iki have farklı görevler üstlenir. İlki zorunluluk bildiren have to yapısının parçasıdır; ikincisi have manners içindeki asıl fiildir ve görgülü olmayı ya da kibar davranış göstermeyi anlatır. Yapıyı have to + have manners şeklinde ayırın. Have to'dan sonra fiilin yalın hâli have gelir; bu yüzden sözcüğün tekrarı dil bilgisine uygundur, hata değildir.

Alıştırma

Cümleyi “sahip olmak zorundalar” anlamındaki have tekrarlı yapıyla tamamlayın: Campers ____ warm clothes for the trip.

Cevabı göster

have to have

Because we're not animals.

0:42

Çünkü biz hayvan değiliz.

I'm happy as long as you eat your veggies. Dilbilgisi

0:44

Sebzelerinizi yediğiniz sürece ben mutluyum.

Dilbilgisi

as long as: kabul için bir koşul koymak

Bu cümlede as long as, konuşanın mutlu olmasını veya durumu kabul etmesini sağlayan koşulu belirtir: karşıdaki kişinin sebzelerini yemesi gerekir. Buradaki anlamı “yeter ki” veya “şu koşulla”dır; süre uzunluğu karşılaştırılmaz. Yapı, sonuç + as long as + koşul cümleciği biçimindedir. Genellikle bir şartı sonucun geçerli olması için yeterli bir gereklilik olarak sunar: o şart yerine getirilirse konuşan durumu kabul eder.

Alıştırma

Bu derste geçen ve “şu koşulla” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyi kullanın: You can borrow my camera ____ you keep it in its case.

Cevabı göster

as long as

Hey, hey, hey.

0:46

Hey, hey, hey.

Elbows off the table, thanks, Mum. Ton ve niyet

0:47

Dirsekler masadan insin, teşekkürler, Anne.

Ton ve niyet

Elbows off the table, thanks: yumuşatılmış kısa bir yönerge

Elbows off the table, fiilin söylenmediği kısa bir yönergedir. Yemek masası bağlamı yapılması gereken hareketi açıkça gösterir: dirsekleri masadan çekmek veya masaya koymamak. Bu, dirseklerin nerede olduğunu anlatan basit bir betimleme değildir. Buradaki thanks, daha önce yapılmış bir şeye teşekkür etmek yerine dinleyicinin iş birliği yapacağını önceden varsayar. Emri daha az sert yapar, ancak cümle yine de bir yönerge işlevi görür.

Alıştırma

Konuşan kişi “Elbows off the table, thanks” diyerek ne yapıyor?

  1. Birinin dirseklerinin nerede olduğunu anlatıyor
  2. Masayı temizlediği için birine teşekkür ediyor
  3. Kısa bir yönerge verip thanks ile yumuşatıyor
Cevabı göster

Kısa bir yönerge verip thanks ile yumuşatıyor

Can you believe that, kids? Ton ve niyet

0:50

Buna inanabiliyor musunuz çocuklar?

Ton ve niyet

Can you believe that?: şaşkınlık tepkisi

Burada Can you believe that? evet ya da hayır ile cevaplanabilecek bir soru biçimindedir; ancak asıl işlevi şaşkınlık veya inanamama duygusu ifade etmektir. Konuşan kişi genellikle çocukların neye inandığına ilişkin gerçek bir bilgi istemez. Aynı zamanda dinleyenleri bu tepkiyi paylaşmaya çağırır; yaklaşık olarak “İnanması zor, değil mi?” demektir. Tepkinin hoş bir şaşkınlık mı, şok mu yoksa rahatsızlık mı olduğu olaydan ve konuşanın ses tonundan anlaşılır.

Alıştırma

Burada gösterilen tepki kullanımında Can you believe that? temel olarak ne yapar?

  1. Dinleyenden haberin doğru olup olmadığını doğrulamasını ister.
  2. Dinleyenden olayın neden gerçekleştiğini açıklamasını ister.
  3. Şaşkınlık ifade eder ve dinleyeni bu tepkiyi paylaşmaya çağırır.
Cevabı göster

Şaşkınlık ifade eder ve dinleyeni bu tepkiyi paylaşmaya çağırır.

Psst, Bluey, take this.

0:53

Pişt, Bluey, al bunu.

It's a magic asparagus.

0:55

Bu sihirli bir kuşkonmaz.

What does it do?

0:57

Ne işe yarıyor?

It turns people into any animal you want. Öbek fiiller

0:58

İnsanları istediğin herhangi bir hayvana dönüştürüyor.

Öbek fiiller

turns people into: turn A into B yapısı

turns people into, turn + nesne + into + sonuç yapısını kullanır. people değiştirilen nesnedir; any animal you want ise ortaya çıkan biçimi belirtir. Bir kişi ya da şey A'yı B'ye dönüştürdüğünde turn A into B kullanılır. Değişim gerçek veya hayalî olabileceği gibi, turning an idea into a plan (“bir fikri plana dönüştürmek”) örneğindeki gibi mecazi de olabilir.

Alıştırma

Cümleyi turn A into B yapısının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: This machine ____ food waste ____ fuel.

Cevabı göster

turns · into

For real life? Kelime

1:01

Gerçekten mi?

For real life.

1:02

Gerçekten.

Kelime

For real life?: çocukça bir “Gerçekten mi?” sorusu

Bu replikte For real life?, heyecanlı ve çocuksu bir onay isteme sorusudur. Yaklaşık olarak “Gerçekten mi?” veya “Bu gerçekten gerçek hayatta oluyor mu?” anlamına gelir. Konuşan kişi şaşırtıcı bir şeyin gerçekten doğru ya da mümkün olup olmadığını kontrol eder. Burada for real life, skills for real life örneğindeki gibi amaç bildiren bir söz öbeği değildir. Bu soru, karaktere özgü eğlenceli bir söyleyiştir; genel kullanıma uygun standart bir ifade değildir.

Alıştırma

Yetişkinler arasındaki sıradan bir konuşmada, şaşırtıcı bir haberin doğru olup olmadığını samimi biçimde sormanın yaygın yolu hangisidir?

  1. For real?
  2. In real life?
  3. For real life?
Cevabı göster

For real?

Ooh.

1:03

Ooh.

Don't play with your food, Bluey. Kalıp ifadeler

1:06

Yemeğinle oynama, Bluey.

Kalıp ifadeler

play with your food: yemeği yemek yerine onunla oynamak

Play with your food, yemeği yemek yerine eğlenmek için ona dokunmak, onu itmek, düzenlemek veya başka biçimlerde kurcalamak demektir. Yiyecek, oynanan nesnedir; ifade yiyecekle birlikte bir oyun oynamak anlamına gelmez. Don't play with your food cümlesindeki olumsuz emir, yemek sırasında bir çocuğa bu davranışı bırakmasını söyleyen yaygın bir uyarıdır.

Alıştırma

Yemek sırasında kullanılan bu yaygın uyarıyı burada öğrendiğiniz ifadeyle tamamlayın: Don't ____, Leo. Eat your dinner.

Cevabı göster

play with your food

Donkey.

1:08

Eşek.

Meow.

1:09

Miyav.

It worked.

1:11

İşe yaradı.

Meow.

1:12

Miyav.

Meow.

1:12

Miyav.

Daddy.

1:13

Babacığım.

Okay.

1:14

Tamam.

Dog.

1:16

Köpek.

No, no.

1:16

Hayır, hayır.

I want to be a piglet.

1:17

Ben yavru domuz olmak istiyorum.

Piglet.

1:18

Yavru domuz.

Now that's taken care of, Kalıp ifadeler

1:23

Bu halledildiğine göre,

Kalıp ifadeler

that's taken care of: konu halledildi

Burada that's taken care of, konunun ele alındığı veya çözüldüğü anlamına gelir. Take care of burada “ilgilenip halletmek” anlamındadır, “bakımını üstlenmek” anlamında değildir; edilgen yapı, işi kimin yaptığından çok tamamlanmış sonuca odaklanır. Now that's taken care of mevcut konuyu kapatır ve bir sonraki işe geçileceğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle rezervasyonun zaten halledildiğini söylüyor?

  1. The booking takes care of the guests.
  2. The booking has been taken care of.
  3. I'll take care of the booking.
Cevabı göster

The booking has been taken care of.

I need you to do a little something for me. Ton ve niyet

1:25

benim için küçük bir şey yapmanı istiyorum.

Ton ve niyet

do a little something for me: belirsiz ve küçümsenen bir istek

Do a little something for me ifadesi, görevin tam olarak ne olduğunu söylemeden bir istekte bulunmaya başlar. Something görevi belirsiz bırakır, little ise küçük veya kolay görünmesini sağlar. Görev gerçekten küçük olabilir ya da konuşan kişi daha büyük bir görevi küçük gösteriyor olabilir. I need you to hâlâ doğrudan bir ifadedir; dolayısıyla cümle isteğin kendisinden çok görevin büyüklüğünü yumuşatır.

Alıştırma

Konuşan kişi do a little something for me diyerek ne yapıyor?

  1. Küçük bir görevin zaten tamamlandığını bildirir.
  2. Dinleyiciden herhangi bir yardım istemeyi reddeder.
  3. Belirtilmemiş bir isteği ortaya atar ve küçük görünmesini sağlar.
Cevabı göster

Belirtilmemiş bir isteği ortaya atar ve küçük görünmesini sağlar.

Chicken.

1:28

Tavuk.

This episode of Bluey is called Asparagus.

1:30

Bluey'nin bu bölümünün adı Kuşkonmaz.

Meow.

1:33

Miyav.

Elephant.

1:36

Fil.

I love this.

1:39

Buna bayıldım.

Meow.

1:40

Miyav.

Meow.

1:40

Miyav.

Eeny, meeny, miny, moe. Kültür

1:41

O piti piti.

Kültür

Eeny, meeny, miny, moe: seçim yapmak için kullanılan çocuk tekerlemesi

“Eeny, meeny, miny, moe”, seçim yapmak için kullanılan İngilizce bir çocuk sayışmacasının başlangıcıdır. Söyleyen kişi her vuruşta sırayla farklı insanları veya seçenekleri gösterir; son vuruşta işaret edilen kişi ya da şey seçilir. Bu sözcükler, tek tek normal sözlük anlamları gerektiren bir cümleden çok geleneksel bir ritim kalıbıdır. Bu cümlede eğlenceli ve görünüşte rastgele bir seçimi belirtir.

Alıştırma

Eeny, meeny, miny, moe genellikle ne yapmak için kullanılır?

  1. Tam olarak dört sayı saymak
  2. Dört kişiyi kibarca selamlamak
  3. Bir gruptan bir kişiyi veya şeyi eğlenceli biçimde seçmek
Cevabı göster

Bir gruptan bir kişiyi veya şeyi eğlenceli biçimde seçmek

Goat.

1:44

Keçi.

Now, be free, my animal friends.

1:47

Şimdi, özgür olun hayvan dostlarım.

No more rules for anyone. Dilbilgisi

1:49

Artık kimse için kurallar yok.

Dilbilgisi

No more + isim: No more rules for anyone

no more + isim kalıbı, bir miktarın, etkinliğin veya durumun sona erdiğini ya da artık mevcut olmayacağını belirtir. Burada No more rules, kuralların artık var olmayacağı veya uygulanmayacağı anlamına gelir. For anyone, bu ifadeyi bütün insanları kapsayacak şekilde genişletir. Cümle, fiilin atıldığı kısa ve vurgulu bir duyurudur; tam biçimi There will be no more rules for anyone. olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede no more doğrudan bir ismin önünde doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. There no more are meetings today.
  2. There are no more meetings today.
  3. There are no anymore meetings today.
Cevabı göster

There are no more meetings today.

Pig Bingo, you're making a mess. Kalıp ifadeler

1:53

Domuz Bingo, ortalığı dağıtıyorsun.

Kalıp ifadeler

make a mess: kirletmek veya dağıtmak

Make a mess, bir yeri ya da şeyi kirletmek, dağıtmak veya düzensiz hâle getirmek için kullanılan doğal ve kalıplaşmış ifadedir. Bu cümledeki you're making, dağınıklığın şu anda oluştuğunu gösterir. Aradaki a sözcüğünü atmayın; make a mess denir. Fiil zamana göre made a mess örneğindeki gibi değişebilir, ancak a mess isim grubu birlikte kalır.

Alıştırma

Uyarıyı, kirletmek veya dağıtmak anlamındaki doğal kalıpla tamamlayın: Paint is getting everywhere. You are ____.

Cevabı göster

making a mess

Let me hear you wiggle, little

1:55

Kıvırmanı duyayım, küçük

Put me down. Öbek fiiller

1:58

İndir beni.

Öbek fiiller

Put me down: aşağı indirilmeyi istemek

Bu cümlede Put me down, «beni aşağı indir ve artık tutmayı ya da taşımayı bırak» anlamına gelir. Bu, ayakları yerde olmayan veya bedeni desteklenen birinin doğrudan isteğidir. Fiziksel hareket için yapı put + kişi + down şeklindedir. Put me down aynı zamanda «beni eleştirmek veya küçümsemek» anlamına gelebilir; bu yüzden anlamı seçmek için çevredeki harekete ya da konuşmaya bakın.

Alıştırma

Hangi cümlede put me down fiziksel olarak «beni aşağı indir» anlamına gelir?

  1. Please put my name down on the waiting list.
  2. Put me down, please; I can walk from here.
  3. Don't put me down in front of my friends.
Cevabı göster

Put me down, please; I can walk from here.

Uh.

2:00

Uh.

Be a cat.

2:01

Bir kedi ol.

Dogs just grab people and swing them around. Öbek fiiller

2:03

Köpekler sadece insanları yakalar ve etrafta sallar.

Öbek fiiller

swing them around: swing + nesne + around

swing them around ifadesinde swing, insanları tutarken yay çizerek hareket ettirmek veya döndürmek anlamına gelir. Around, farklı yönlere doğru hareket etme anlamı katar; bu nedenle ifadenin tamamı onları oradan oraya hareket ettirmeyi veya genişçe döndürmeyi anlatır. Yapı swing + nesne + around şeklindedir. Nesne bir zamirse fiil ile around arasına gelir: swing them around veya swing it around.

Alıştırma

Cümleyi swing, it zamiri ve around sözcüklerini doğal sıraya koyarak tamamlayın: Hold the ribbon firmly and ____.

Cevabı göster

swing it around

Hey, hey.

2:06

Hey, hey.

Pull the puppy.

2:10

Yavru köpeği çek.

Mouse.

2:12

Fare.

You can't chew people's toys.

2:14

İnsanların oyuncaklarını çiğneyemezsin.

It's not nice. Ton ve niyet

2:16

Bu hiç hoş değil.

Ton ve niyet

It's not nice: bir davranışı yumuşakça eleştirme

Burada It's not nice, az önce sözü edilen davranışı, yani başkasının oyuncağını çiğnemeyi değerlendirir. Nice burada güzel görünmek değil, nazik veya toplum içinde uygun olmak anlamındadır. Cümle, bu davranışın yanlış veya kaba olduğunu yumuşak bir şekilde söyler. it zamiri önceki davranışın tamamına gönderme yapar. Böylece konuşan kişi, kişiye kötü demek yerine onun yaptığı şeyi eleştirir.

Alıştırma

Bu bağlamda It's not nice ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi oyuncağın ne olduğunu anlayamıyor.
  2. Oyuncak güzel görünmüyor.
  3. Davranış kaba veya uygunsuz.
Cevabı göster

Davranış kaba veya uygunsuz.

Penguin.

2:20

Penguen.

This is hard work. Kalıp ifadeler

2:23

Bu zor bir iş.

Kalıp ifadeler

hard work: zor ve emek isteyen iş

Hard work, çok çaba, enerji veya sabır gerektiren iş ya da görev anlamına gelir. Burada hard, “zor veya zahmetli” demektir; dokununca “sert” olmak anlamına gelmez. Work genel olarak iş, emek veya çaba anlamında kullanıldığında sayılamaz. Hard work denir, a hard work denmez. Sayılabilen belirli bir görev için a hard job kullanılabilir.

Alıştırma

“Zor ve emek isteyen iş” anlamındaki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: Cleaning the whole house is ____.

Cevabı göster

hard work

Maybe I'll turn you into slightly calmer animals.

2:27

Belki de sizi biraz daha sakin hayvanlara dönüştürmeliyim.

Peacock.

2:32

Tavus kuşu.

Uh.

2:35

Uh.

That's a bit better. Kalıp ifadeler

2:35

Böyle biraz daha iyi oldu.

Kalıp ifadeler

a bit better: küçük bir iyileşme

A bit better, “biraz daha iyi” anlamına gelir. Better mevcut sonucu önceki veya daha kötü bir durumla karşılaştırır; a bit ise iyileşmenin küçük olduğunu gösterir. Bu ifade çoğu zaman coşkulu değil, ölçülü bir değerlendirme gibi duyulur: durum iyileşmiştir, ancak hâlâ ideal olmayabilir.

Alıştırma

“Biraz daha iyi” anlamındaki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: After resting for an hour, I feel ____.

Cevabı göster

a bit better

Hey, mind your manners, Mr. show-off. Notlar

2:41

Hey, terbiyeni takın bay gösterişçi.

Kalıp ifadeler

mind your manners: kibar olmayı hatırlatan sert bir uyarı

Mind your manners, “davranışlarına dikkat et ve kibar ol” anlamına gelen kalıplaşmış bir emir ifadesidir. Burada mind “dikkat etmek”, manners ise toplum içindeki kibar davranışlar anlamındadır. Bu cümlede doğrudan bir düzeltme yapılır: konuşan kişi, karşısındakinin az önce kötü davrandığını ima eder. Be polite ifadesine göre, kendisini otorite konumunda gören birinin azarlaması gibi duyulma olasılığı daha yüksektir.

Alıştırma

Bu sert uyarıyı kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: ____ at the table; say please and thank you.

Cevabı göster

Mind your manners

Kelime

Mr. show-off: başkalarını etkilemeye çalışan biri için alaycı bir etiket

Show-off, hayranlık uyandırmak için yeteneklerini, eşyalarını veya başarılarını bilerek sergileyen birini anlatan sayılabilir bir isimdir. Genellikle övgüden çok eleştiri ya da alay anlamı taşır. Mr. show-off ifadesindeki Mr. gerçek bir saygı unvanı değil, alaycı bir unvandır. Konuşan kişi karşısındakini bu rahatsız edici özelliğiyle adlandırır. İsim olarak show-off genellikle kısa çizgiyle yazılır; çoğulu show-offs biçimindedir.

Alıştırma

Başkalarını etkilemeye çalışan birini anlatan isimle cümleyi tamamlayın: Leo mentions every award he has won; he's such a ____.

Cevabı göster

show-off

Okay, you asked for it. Deyimler

2:47

Tamam, bunu sen istedin.

Deyimler

you asked for it: sonucu kendi başına getirmek

Burada you asked for it deyimsel bir ifadedir. Kişinin gerçekten bir nesne istediği anlamına gelmez. Kendi kışkırtması, bir uyarıya kulak asmaması ya da riskli seçimi yüzünden hoş olmayan tepkiyi veya sonucu başına getirdiği anlamına gelir. Konuşan kişi bu sonucu hak edilmiş gibi sunar. Bu söz, şakacı ya da düşmanca bir karşılık vermeden hemen önce veya kötü sonuç gerçekleştikten sonra söylenebilir.

Alıştırma

You asked for it hangi durumda kişinin bir sonucu kendi başına getirdiğini anlatan deyimsel anlamıyla doğal olur?

  1. Garsondan su istiyorsun ve garson suyu kibarca getiriyor.
  2. Beklenmedik bir fırtına yüzünden trenin iptal ediliyor.
  3. Uyarıya rağmen bir arkadaşınla alay etmeyi sürdürüyorsun ve arkadaşın da sana aynı şekilde karşılık vermek üzere.
Cevabı göster

Uyarıya rağmen bir arkadaşınla alay etmeyi sürdürüyorsun ve arkadaşın da sana aynı şekilde karşılık vermek üzere.

Lion.

2:49

Aslan.

That will teach you to show off. Ton ve niyet

2:53

Bu sana gösteriş yapmamayı öğretecektir.

Ton ve niyet

That will teach you to...: bir davranışı tekrarlamamayı öğrenmek

Bu azarlama kalıbında That, az önce gerçekleşen tatsız sonucu belirtir. That will teach you to show off, bu sonucun kişiye bir daha gösteriş yapmamayı öğreteceği anlamına gelir; birinin ona gösteriş yapma becerisini öğreteceği anlamına gelmez. That will teach you to... kalıbından sonraki fiil, cezalandırılan davranışı adlandırır. Kötü sonuç ve sitemli ton anlamı açık hâle getirdiği için İngilizcede olumsuz fikir çoğu zaman açıkça söylenmez.

Alıştırma

That will teach you to show off cümlesinde konuşan kişi ne demek istiyor?

  1. Kişiye gösteriş yapma becerisi öğretilecektir.
  2. Kötü sonuç, kişinin bir daha gösteriş yapmasını engelleyebilir.
  3. Konuşan kişi onun daha sık gösteriş yapmasını istiyor.
Cevabı göster

Kötü sonuç, kişinin bir daha gösteriş yapmasını engelleyebilir.

No.

2:58

Hayır.

Don't go outside.

2:58

Dışarı çıkmayın.

Where did they go?

3:01

Nereye gittiler?

There you are. Ton ve niyet

3:03

İşte buradasınız.

Ton ve niyet

There you are: birini bulduğunuzda verilen tepki

There you are, aradığınız kişiyi gördüğünüzde veya sonunda bulduğunuzda verilen doğal bir tepkidir. Buradaki there, kişinin artık görülebildiği yeri gösterir; bu nedenle tüm ifade “Seni buldum” veya “Demek buradaydın” anlamına gelir. Bu, kişinin nerede olduğunu soran bir soru değil, onu bulunca verilen bir tepkidir. Ses tonuna ve aramanın ne kadar sürdüğüne bağlı olarak rahatlama, sıcaklık veya hafif bir rahatsızlık ifade edebilir.

Alıştırma

Uzun süredir aradığınız arkadaşınızı sonunda görüyorsunuz. Tepkiyi tamamlayın: “____! I've been looking for you everywhere.”

Cevabı göster

There you are

Walrus.

3:05

Mors.

Now, where are those lions?

3:08

Şimdi, o aslanlar nerede?

One Sunday morning,

3:11

Bir Pazar sabahı,

as I went walking by Brisbane waters,

3:13

Brisbane sularında yürüyüşe çıktığımda,

I chanced to

3:17

şans eseri

What was that?

3:19

O neydi?

Is that you, Lucky?

3:25

Sen misin, Lucky?

Oh, well, I guess it's

3:28

Oh, peki, sanırım bu

No,

3:29

Hayır,

Oh, Mrs. Walrus.

3:34

Oh, Bayan Mors.

I don't know about this. Ton ve niyet

3:36

Bundan emin değilim.

Ton ve niyet

I don't know about this: kuşkuyu temkinli biçimde ifade etmek

Bu cümlede I don't know about this, esas olarak konuşanın bilgi sahibi olmadığı anlamına gelmez. Mevcut bir fikir veya duruma karşı temkinli bir tepkidir; tereddüt, endişe veya hafif bir anlaşmazlık gösterir. This, önerilen veya o anda gerçekleşen şeyi ifade eder. Bu ifade doğrudan hayır demek yerine konuşmaya yer bırakır; konuşanın şüphesinin özel nedeni bağlam ve ses tonundan anlaşılır.

Alıştırma

Konuşmayı okuyun. İkinci konuşmacı büyük olasılıkla ne demek istiyor? “Let's cross the old bridge.” “I don't know about this. It doesn't look safe.”

  1. Karşıya geçmekten endişe ediyor ve tereddüt ediyor.
  2. Karşıya geçmeyi kesinlikle onaylıyor.
  3. Köprü kelimesini daha önce hiç duymamış.
Cevabı göster

Karşıya geçmekten endişe ediyor ve tereddüt ediyor.

I'm sorry.

3:38

Özür dilerim.

Bunny.

3:39

Tavşan.

Want to want a cracker?

3:41

Kraker istemek ister misin?

Get back in the house, you two. Ton ve niyet

3:42

Siz ikiniz, eve geri dönün.

Ton ve niyet

Get back in the house, you two: iki kişiye yönelik doğrudan emir

Get back in the house, birine evin içine geri dönmesini söyleyen doğrudan bir emir cümlesidir. Back, ilk kez içeri girmeyi değil, daha önce bulunulan bir yere dönmeyi anlatır. Sondaki you two doğrudan hitaptır ve emrin tam olarak iki kişiye verildiğini açıklar. Emir cümlelerinde özne olan you genellikle söylenmez; bu nedenle you two muhatapları belirtir ve get fiilinin nesnesi değildir.

Alıştırma

Konuşan kişi bu cümleyle ne yapıyor?

  1. Konuşan kişi iki kişiye hangi evin onlara ait olduğunu soruyor.
  2. Konuşan kişi iki kişiyi ilk kez içeri girmeye davet ediyor.
  3. Konuşan kişi iki kişiye içeri dönmelerini emrediyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi iki kişiye içeri dönmelerini emrediyor.

Sorry, Lucky's dad.

3:45

Özür dilerim Lucky'nin babası.

Don't worry, Bluey.

3:46

Endişelenme Bluey.

I shouldn't have let my guard down. Deyimler

3:48

Gevşememeliydim.

Deyimler

let my guard down: daha az tedbirli olmak

let my guard down, daha az dikkatli veya tedbirli hâle gelerek incinmeye, kandırılmaya ya da gafil avlanmaya daha açık olmak anlamına gelen bir deyimdir. Guard burada bir kişiyi değil, korunma ve tedbir hâlini ifade eder. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: let your guard down, let her guard down ve let their guard down. Tam cümledeki shouldn't have, geçmişteki bir seçimden duyulan pişmanlığı gösterir; yani konuşan kişi tedbiri bırakmanın hata olduğunu düşünür.

Alıştırma

Cümleyi let one's guard down ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: I trusted the friendly stranger too quickly, so I ____.

Cevabı göster

let my guard down

Guard?

3:50

Gevşemek mi?

Get in here, you lot. Kelime

3:51

Buraya gelin siz.

Kelime

Bir gruba yönelik samimi Britanya İngilizcesi hitabı olarak you lot

you lot, özellikle Britanya İngilizcesinde bir grup insandan söz etmenin veya o gruba doğrudan seslenmenin samimi bir yoludur. Burada emirden sonra hitap sözü olarak gelir: virgül, konuşanın bütün grubu çağırdığını ve you lot ifadesinin get fiilinin nesnesi olmadığını gösterir. Bu sözcükler tek başlarına konuşanın tavrını belirlemez. Sıcak bir tonla söylendiğinde samimi veya şakacı gelebilir; sert bir emirden sonra ise sabırsızlık ya da azarlama hissi verebilir.

Alıştırma

you lot hangi durumda doğal kullanılmıştır?

  1. Bir avukatın mahkemeye resmî açılış konuşmasında söylediği söz: You lot need to listen carefully.
  2. Bir ebeveynin üç çocuğa söylediği söz: Come inside, you lot; dinner is ready.
  3. Bir çalışanın tek bir müşteriye söylediği söz: You lot need to sign here.
Cevabı göster

Bir ebeveynin üç çocuğa söylediği söz: Come inside, you lot; dinner is ready.

That's it. Ton ve niyet

3:54

İşte bu.

Ton ve niyet

“Yeter; bu şimdi sona eriyor” anlamında That's it

Bu bağlamda That's it, “Yeter” ya da “Bu iş şimdi bitti” anlamına gelen kararlı bir işarettir. Konuşanın sabrının tükendiği ve önceki uyarının artık net bir sınıra veya eyleme dönüştüğü anı belirtir. Bu kalıbın başka anlamları da vardır; bu yüzden duruma ve ardından gelen sözlere bakın. Sert bir ton, çatışma veya arkasından gelen bir emir, “yeter” anlamını destekler. Burada bir nesne tanımlanmamaktadır.

Alıştırma

Hangi cümlede That's it, “Yeter; bu şimdi sona eriyor” anlamındadır?

  1. That's it. We have completed the last step.
  2. That's it—the book I wanted.
  3. That's it. Stop kicking the seat.
Cevabı göster

That's it. Stop kicking the seat.

You animals need to learn some manners.

3:55

Siz hayvanların biraz görgü kuralı öğrenmesi gerek.

Daddy Walrus.

3:58

Baba Mors.

Daddy stop doing that thing.

3:59

Baba o yaptığın şeyi bırak.

First manners is

4:02

İlk kural

Want to want a cracker?

4:04

Kraker istemek ister misin?

First is don't speak when someone's speaking. Anlatım akışı

4:05

Birincisi, birisi konuşurken araya girilmez.

Anlatım akışı

First is ...: listedeki ilk maddeyi tanıtmak

Burada First, bu ifadenin bir kurallar listesindeki ilk madde olduğunu gösterir. Bilgiyi düzenler ve başka maddelerin gelebileceğine işaret eder; “ilk kez” anlamına gelmez. Bu cümledeki First is ... gevşek bir konuşma kalıbıdır. Daha özenli konuşmada veya yazıda First, don't speak when someone is speaking. ya da The first rule is: don't speak when someone is speaking. kullanılır.

Alıştırma

İki talimatı düzenlemek için sıralama ifadelerini en doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The first is wash your hands. The second is put on your apron.
  2. First, wash your hands. Second, put on your apron.
  3. At first, wash your hands. At second, put on your apron.
Cevabı göster

First, wash your hands. Second, put on your apron.

Squawk.

4:08

Gak.

Second manners is

4:09

İkinci kural

Hey.

4:12

Hey.

What?

4:14

Ne?

No running away from manners lessons. Dilbilgisi

4:16

Görgü kuralları dersinden kaçmak yok.

Dilbilgisi

No running away from ...: bir eylemi No + V-ing ile yasaklamak

No + V-ing bir eylemi adlandırır ve bu eylemin yasak olduğunu belirtir. Burada No running away from manners lessons, bu derslerden kaçmaya veya dersleri geçiştirmeye izin verilmediği anlamına gelir. Bu, tam bir yan cümle değil, eksiltili bir kural ifadesidir. Tam ve doğrudan biçimi Don't run away from manners lessons. olurdu.

Alıştırma

Koridorda koşmayı yasaklamak için No + V-ing yapısını doğru kullanan kural hangisidir?

  1. No run in the corridor.
  2. No to run in the corridor.
  3. No running in the corridor.
Cevabı göster

No running in the corridor.

Now,

4:18

Şimdi,

third one is don't eat the next-door neighbors. Kelime

4:19

üçüncüsü komşularınızı yemeyeceksiniz.

Kelime

next-door neighbors: isimden önce kullanılan bileşik sıfat

next-door neighbors ifadesinde next-door, 'hemen yanındaki evde veya dairede yaşayan' anlamına gelir. neighbors sözcüğünü niteleyen bileşik bir sıfat olarak kullanılır; bu nedenle ifadenin tamamı hemen yanınızda yaşayan kişileri anlatır. Bir isimden önce geldiğinde sıfatın iki parçası kısa çizgiyle birleştirilir: a next-door neighbor. Kısa çizgi, next ve door sözcüklerinin tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle, sondaki noktayı eklemeden tamamlayın: The people who live in the house beside ours are our ____.

Cevabı göster

next-door neighbors

That's a really important one.

4:23

Bu gerçekten önemli bir kural.

Hey, where's Daddy Walrus?

4:25

Hey, Baba Mors nerede?

No.

4:29

Hayır.

Squawk.

4:32

Gak.

Fourth manners is don't go to the toilet on the rug. Kelime

4:33

Dördüncü kural, halının üzerine tuvaletini yapmamaktır.

Kelime

go to the toilet: Britanya İngilizcesinde günlük bir ifade

Bu cümlede go to the toilet, yalnızca tuvalete doğru yürümek değil, idrar veya dışkı yapmak için tuvaleti kullanmak anlamına gelir. İfade, bu etkinliğin tamamını anlatır. Bu, Britanya İngilizcesinde yaygın bir günlük ifadedir. Amerikan İngilizcesinde aynı ihtiyacı anlatmak için go to the bathroom veya use the restroom genellikle daha doğal gelir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: Excuse me, I need to ____.

Cevabı göster

go to the toilet

You big grub. Kelime

4:40

Seni koca pasaklı.

Kelime

You big grub: hakaret olarak grub

You big grub ifadesinde grub, pis, iğrenç ya da hijyensiz görülen bir kişiye yönelik aşağılayıcı bir hitaptır. Burada yemek veya böcek larvası anlamına gelmez. big sözü hakareti güçlendirir; kişinin fiziksel olarak büyük olduğunu belirtmek zorunda değildir. Cümlenin tamamı, birine “pis yaratık” demeye benzeyen kısa ve doğrudan bir azarlamadır.

Alıştırma

You big grub bu cümlede ne anlama geliyor?

  1. Konuşan kişi birini pis veya iğrenç olmakla suçluyor.
  2. Konuşan kişi birine büyük bir öğün ikram ediyor.
  3. Konuşan kişi bir böcek larvasının büyüklüğünü anlatıyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi birini pis veya iğrenç olmakla suçluyor.

This is hopeless.

4:43

Bu umutsuz bir vaka.

I'm going to turn you all back into dogs. Öbek fiiller

4:44

Hepinizi tekrar köpeğe dönüştüreceğim.

Öbek fiiller

turn you all back into dogs: turn ... back into ... ile önceki duruma döndürmek

turn + object + into + noun yapısı, “birini veya bir şeyi farklı bir biçime ya da duruma dönüştürmek” anlamına gelir. back eklendiğinde turn + object + back into + noun yapısı oluşur ve önceki bir biçimi veya durumu geri kazandırmayı anlatır. turn you all back into dogs ifadesinde you all nesnedir, dogs ise geri döndürülen biçimdir. back onların daha önce köpek olduğunu gösterir; back olmadan cümle yalnızca köpeğe dönüşeceklerini söyler.

Alıştırma

Hedef yapıyı tamamlayın. Milo başlangıçta bir köpekti, ancak bir büyü onu kediye dönüştürdü: The wizard turned Milo ____ into a dog.

Cevabı göster

back

Where's my asparagus?

4:46

Benim kuşkonmazım nerede?

Want to want a cracker?

4:48

Kraker istemek ister misin?

No.

4:51

Hayır.

Oh, no.

4:55

Oh, hayır.

It's stuck like this forever. Kalıp ifadeler

4:56

Sonsuza dek böyle kalacak.

Kalıp ifadeler

stuck like this forever: mevcut durumdan çıkamamak

Bu cümlede stuck, devam eden bir durumu anlatır: Bir şey beklendiği gibi hareket edemez, çalışamaz veya değişemez. Fiziksel olarak sıkışmayı anlatabilir, ancak buradaki daha genel kalıp be stuck ifadesinden sonra istenmeyen durumun açıklanmasıdır. Like this, görülebilen veya konuşmada zaten bilinen duruma işaret eder. Forever bu durumun hiç bitmeyeceğini söyler; günlük konuşmada ise “çok uzun süre” anlamına gelen duygusal bir abartı da olabilir.

Alıştırma

“The display is stuck like this” ne anlama gelir?

  1. Ekran mevcut durumundan değişemiyor.
  2. Ekran bir çubuğun yanına yerleştirilmiş.
  3. Ekran yeniden normal şekilde çalışıyor.
Cevabı göster

Ekran mevcut durumundan değişemiyor.

Squawk.

5:01

Gak.

Where is more asparagus?

5:03

Başka nerede kuşkonmaz var?

Wait, I've got an idea. Kalıp ifadeler

5:04

Bekle, bir fikrim var.

Kalıp ifadeler

I've got an idea: konuşmada yeni bir fikir belirtmek

I've got an idea, “bir fikrim var” anlamına gelir. Burada have got şimdiki zamandaki sahipliği ifade eder: Konuşanın şu anda bir düşüncesi veya olası bir planı vardır. Temel anlam, kişinin geçmişte bir şey almış ya da elde etmiş olması değildir. Bu ifade konuşmada bir işlev de görür: Genellikle kişi bir çözümü açıklamadan veya mevcut planı değiştirmeden hemen önce yeni bir önerisi olduğunu bildirir.

Alıştırma

Cümleyi have got ifadesinin kısaltılmış biçimi ve idea ile tamamlayın: Wait, ____. Let's try a different route.

Cevabı göster

I've got an idea

Squawk.

5:07

Gak.

Okay, Bird Bingo.

5:09

Tamam, Kuş Bingo.

You've eaten the magic asparagus.

5:10

Sihirli kuşkonmazı yedin.

Too late to change that, Dilbilgisi

5:13

Bunu değiştirmek için artık çok geç,

Dilbilgisi

Too late to change that: konuşmada It is ifadesinin düşürülmesi

Bu konuşma parçasında Too late to change that, It is too late to change that cümlesinin kısaltılmış biçimidir. It is sözleri bağlamdan anlaşılır. too + sıfat + to + fiil yapısı, derecenin veya zamanlamanın eylemi engellediğini anlatır. Burada bunu değiştirme fırsatı geçmiştir; too yalnızca “çok” anlamına gelmez.

Alıştırma

Öznesiz kısa sözlü yanıtı tamamlayın. too late to yapısını ve recover fiilini kullanın: The only backup was overwritten. ____ the old files now.

Cevabı göster

Too late to recover

but I think if you say doggy, Dilbilgisi

5:14

ama sanırım köpek dersen,

everyone will turn back to doggies.

5:17

herkes tekrar köpeğe dönüşecek.

Dilbilgisi

if you say doggy ... everyone will turn back: gerçekçi bir gelecek koşulu

if you say doggy şeklindeki if yan cümlesi olası bir koşul verir. everyone will turn back to doggies şeklindeki ana cümle ise bu koşul gerçekleşirse ortaya çıkacak sonucu tahmin eder. Gerçekçi bir gelecek olasılığı için yaygın yapı if + geniş zaman, ardından will + fiilin yalın hâlidir. Anlam geleceğe yönelik olsa da sıradan bir if yan cümlesinde will say değil, say kullanılır.

Alıştırma

Birinci koşul cümlesini stop ve go fiilleriyle tamamlayın: If the rain ____, we ____ outside.

Cevabı göster

stops · will go

Squawk.

5:20

Gak.

Can you say Polly want a doggy? Ton ve niyet

5:21

Polly bir köpek istiyor diyebilir misin?

Ton ve niyet

Tekrar ettirme yönlendirmesi olarak Can you say ...?

Buradaki Can you say ...?, dinleyicinin konuşup konuşamadığını soran bir yetenek sorusu değildir. Ardından gelen sözleri tekrarlamaya yönelik nazik bir yönlendirmedir; kabaca “Şunu söyle: ...” anlamına gelir. Tekrar kullanılabilen kalıp Can you say + tekrarlanacak kelime veya cümle? şeklindedir. Bu örnekte Polly want a doggy, konuşanın dinleyiciye tekrarlatmak istediği cümledir.

Alıştırma

Bu cümlede Can you say ...? ne işlev görüyor?

  1. Dinleyicinin bir köpek isteyip istemediğini sorar.
  2. Dinleyicinin bir ses duyup duymadığını kontrol eder.
  3. Dinleyiciyi ardından gelen sözleri nazikçe tekrarlamaya yönlendirir.
Cevabı göster

Dinleyiciyi ardından gelen sözleri nazikçe tekrarlamaya yönlendirir.

Pretty please? Ton ve niyet

5:24

Lütfen?

Ton ve niyet

Daha güçlü ve şakacı bir rica için Pretty please?

Pretty please?, please sözcüğünü güçlendiren kalıplaşmış ve şakacı bir ifadedir. İsteği daha hevesli, ikna edici, sevimli veya bilerek abartılı gösterir; buradaki pretty “güzel” anlamına gelmez. Genellikle ilk isteğin ardından, özellikle de karşıdaki kişi henüz kabul etmemişse kullanılır. Kısa bir ek rica olarak yaklaşık “Lütfen, hadi, evet de” anlamına gelir.

Alıştırma

Pretty please? burada nasıl bir ton ekliyor?

  1. Bir şeyin güzel olduğuna dair iltifat
  2. Şakacı veya ikna edici ek bir yalvarış
  3. Bir isteğin resmî olarak onaylanması
Cevabı göster

Şakacı veya ikna edici ek bir yalvarış

Want to want a cracker?

5:28

Kraker istemek ister misin?

Uh.

5:29

Uh.

No, Polly want a doggy. Kültür

5:30

Hayır, Polly köpek istiyor.

Kültür

Polly want a doggy: papağan konuşmasındaki standart dışı dil bilgisi

Polly want a doggy, medyada sık rastlanan Polly want a cracker papağan repliğini çağrıştırır. Polly, papağanlar için geleneksel olarak kullanılan bir addır. Kısa ve basitleştirilmiş ifade, kuşun insan konuşmasını mekanik biçimde taklit ettiği izlenimini verir ve espriyi oluşturur. Bu papağan konuşması kalıbında üçüncü tekil şahıs eki olan -s'nin eksik olması kasıtlıdır. Normal standart İngilizcede cümle Polly wants a doggy olurdu.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Normal standart İngilizcede Polly'nin bir köpekçik istediğini söylemek için Polly want a doggy kullanmak doğrudur.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

You have to see it yourself, Daddy Walrus. Ton ve niyet

5:32

Bunu kendi gözlerinizle görmelisiniz Baba Mors.

Ton ve niyet

You have to see it yourself: birini bizzat bakmaya teşvik etmek

Bu cümlede You have to see it yourself, anlatılanların yeterli olmadığı ve dinleyenin anlamak ya da inanmak için bizzat görmesi gerektiği anlamına gelir. Yourself vurgu yapar ve bizzat sen demektir; tek başına anlamına gelmez. Buradaki have to, gerçekten görmelisin ifadesine benzer güçlü bir teşvik verir. Mutlaka bir kuralı veya emri anlatmaz.

Alıştırma

Dinleyenin bizzat bakması gerektiği anlamına gelen bu dersteki beş sözcüklü ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The mural is incredible. You ____.

Cevabı göster

have to see it yourself

Come on, Bird Bingo. Ton ve niyet

5:35

Hadi Kuş Bingo.

Ton ve niyet

Come on: birini cesaretlendirmek veya harekete geçmeye teşvik etmek

Bu cümlede Come on, Bird Bingo’ya yöneltilen sözlü bir teşviktir: konuşan kişi kuşun başlamasını, devam etmesini ya da denemesini ister. Duruma göre ‘Hadi’, ‘Çabuk’ veya ‘Yapabilirsin’ anlamına gelebilir. Burada come on, come fiiliyle on edatının sözlük anlamları ayrı ayrı düşünülerek değil, tek bir etkileşim kalıbı olarak anlaşılır. Teşvik edilen eylemin ne olduğunu bağlam belirler.

Alıştırma

Come on hangi durumda dostça bir teşvik olarak kullanılır?

  1. Arkadaşınız atlamadan önce gergindir ve ona 'Come on, you can do it!' dersiniz.
  2. Bir kitabın masanın üzerinde olduğunu açıklıyorsunuz.
  3. Bir müşteriye resmî bir istek yazıyorsunuz.
Cevabı göster

Arkadaşınız atlamadan önce gergindir ve ona 'Come on, you can do it!' dersiniz.

Polly want a doggy.

5:36

Polly köpek istiyor.

Ooh.

5:39

Ooh.

Ooh.

5:41

Ooh.

Squawk.

5:42

Gak.

Come on, Bird Bingo.

5:44

Hadi Kuş Bingo.

It's hard to get a walrus to sit at the dinner table. Dilbilgisi

5:45

Bir morsu yemek masasına oturtmak zordur.

Dilbilgisi

It's hard to get X to do Y: X’in Y’yi yapmasını sağlamak zordur

It's hard to get X to do Y kalıbı, X’in Y’yi yapmasını sağlamanın ya da X’i buna ikna etmenin çaba gerektirdiğini anlatır. Bu cümlede X a walrus, Y ise sit at the dinner table eylemidir. It's hard içindeki it biçimsel öznedir; zor olan eylem daha sonra to mastarıyla gelir. Bu eylemin içinde get + X + to + fiilin yalın hâli kullanılır. Get çoğunlukla basit bir emirden ziyade ikna, eğitim, düzenleme veya başka bir çaba gerektiğini düşündürür.

Alıştırma

Eksik sözcüğü yazarak hedef kalıbı tamamlayın: It's hard to get the twins ____ put on their coats before leaving.

Cevabı göster

to

Polly want a two two yeah yeah dinosaur.

5:50

Polly iki iki evet evet dinozor istiyor.

Bird Bingo, no.

5:56

Kuş Bingo, hayır.

Doggy.

5:59

Köpekçik.

Doggy.

6:00

Köpekçik.

No eating your manners teacher.

6:02

Görgü kuralları öğretmenini yemek yok.

Polly want a

6:07

Polly istiyor

Polly want a doggy.

6:09

Polly köpek istiyor.

Huh?

6:12

Ha?

Hooray, you did it, Bird Bingo. Ton ve niyet

6:12

Yaşasın, başardın Kuş Bingo.

Ton ve niyet

you did it: başarıyı kutlamak

Bu cümlede you did it, “başardın” veya “hedefine ulaştın” anlamına gelir. Hooray sözü, bunun bir övgü ve kutlama olduğunu açıkça gösterir. Geçmiş zaman biçimi did, başarının tamamlanmış olduğunu gösterir. it, iki kişinin de bildiği görevi veya hedefi ifade eder; bu nedenle görevin yeniden söylenmesi gerekmez.

Alıştırma

Lena az önce zor bir yapbozu tamamladı. Hangi karşılık onun başarısını en iyi şekilde kutlar?

  1. Did you do it?
  2. You did it!
  3. You can do it!
Cevabı göster

You did it!

Squawk.

6:15

Gak.

What's going on? Ton ve niyet

6:16

Neler oluyor?

Ton ve niyet

What's going on?: mevcut durumu sormak

Bu cümlede What's going on?, şu anda ne olduğuna dair bir açıklama ister. Konuşan kişi sıra dışı veya kafa karıştırıcı bir şey fark ettiği için bu soru genellikle şaşkınlık, endişe ya da tetikte olma hissi taşır. Burada go on, “olmak” veya “devam etmekte olmak” anlamına gelir. Soru, genellikle olanlara değil mevcut duruma odaklanır.

Alıştırma

Alarmın çaldığı ve herkesin telaşla koşturduğu bir mutfağa giriyorsunuz. En doğal soru hangisidir?

  1. What's going on?
  2. What usually happens here?
  3. What happened?
Cevabı göster

What's going on?

Uh.

6:18

Uh.

Oh, uh, we're just eating dinner, remember? Ton ve niyet

6:19

Oh, uh, sadece akşam yemeği yiyoruz, hatırladın mı?

Ton ve niyet

'we're just eating dinner, remember?': durumu önemsizleştirmek ve kabul ettirmeye çalışmak

we're just eating dinner ifadesindeki just, durumu sıradan ve yalnızca o eylemle sınırlı gösterir: daha olağan dışı bir şey olmuyordur. Burada yalnızca nesnel bilgi vermek yerine durumu olduğundan daha önemsiz gösterir. Cümle sonundaki remember?, açıklamayı dinleyicinin zaten bildiği bir bilgi gibi sunar ve onu kabul etmeye yönlendirir. Bu iki unsur birlikte bağlama göre güven verici, savunmacı veya aceleyle uydurulmuş bir bahane gibi duyulabilir.

Alıştırma

Bu cümlede just ve remember? ifadelerinin temel etkisi nedir?

  1. Akşam yemeğiyle ilgili yeni bir kuralı resmen duyururlar.
  2. Dinleyicinin akşam yemeğini bitirip bitirmediğini sorarlar.
  3. Durumu sıradan gösterir ve dinleyiciyi ortak bir açıklamayı kabul etmeye yönlendirirler.
Cevabı göster

Durumu sıradan gösterir ve dinleyiciyi ortak bir açıklamayı kabul etmeye yönlendirirler.

Oh, yeah, dinner.

6:23

Oh, evet, akşam yemeği.

Okay, well,

6:26

Tamam, peki,

make sure you

6:27

emin olun ki

I've finished my vegetables, Father. Kelime

6:28

Sebzelerimi bitirdim baba.

Kelime

Resmî bir doğrudan hitap olarak Father

Father burada yalnızca bir ebeveyni anlatan isim değil, babaya doğrudan hitap biçimidir. Günümüzde İngilizce konuşan birçok ailede Dad daha doğal ve samimi bir hitapken Father belirgin biçimde resmî, eski moda, mesafeli veya özellikle ağırbaşlı duyulur. Sıradan bir ifadenin ardından birden bu resmiyete geçmek, aşırı kibar bir karşıtlık yaratır ve sözü komik hâle getirebilir. Bu etki farklı bir aile ilişkisinden değil, dilin kullanım düzeyinden kaynaklanır.

Alıştırma

Bir çocuk sıradan ve modern bir aile konuşmasında babasıyla rahat ve sevgi dolu bir biçimde konuşuyor. Hangi cümle bu kullanım düzeyine en uygundur?

  1. Dad, I've finished my vegetables.
  2. Sir, I've finished my vegetables.
  3. Father, I've finished my vegetables.
Cevabı göster

Dad, I've finished my vegetables.

I shall now excuse myself to go tidy the kitchen. Kelime

6:30

Şimdi mutfağı toparlamak için müsaadenizi istiyorum.

Kelime

I shall now excuse myself to...: bilinçli olarak resmî bir ayrılış

I shall now excuse myself to..., konuşanın mevcut etkinlikten ayrılıp to sonrasında belirtilen işi yapacağını resmî bir biçimde duyurmasıdır. Buradaki excuse myself, kendini affetmek değil, kibarca izin isteyip ayrılmak anlamına gelir. shall, now ve excuse myself birleşimi, I’m going to... ifadesinden çok daha törensel duyulur. Sıradan bir ev ortamında bu aşırı resmiyet, eğlenceli ve teatral bir karşıtlık yaratabilir.

Alıştırma

Sıradan bir ev konuşmasında I shall now excuse myself to... kalıbının tamamı genellikle neyi hissettirir?

  1. Konuşanın ayrıldığını bilinçli olarak görkemli ve resmî biçimde duyurması
  2. Başka birinin ayrılmasını tarafsız biçimde istemesi
  3. Konuşanın bir hata yaptığını kabul etmesi
Cevabı göster

Konuşanın ayrıldığını bilinçli olarak görkemli ve resmî biçimde duyurması

Pip pip. Kültür

6:34

Görüşürüz.

Kültür

Pip pip: eski moda bir İngiliz vedalaşması

Pip pip, neşeli bir vedalaşma sözü olarak kullanılabilen eski moda bir İngiliz ünlemidir. Sıradan modern konuşmadan çok, abartılı bir üst sınıf ya da nostaljik İngiliz konuşma tarzını çağrıştırır. Bugün çoğunlukla eski eserlerde, eğlenceli taklitlerde veya parodilerde görülür. Alışılmadık derecede resmî bir ayrılış cümlesinin ardından gelerek bilinçli biçimde eski moda olan komik etkiyi güçlendirir.

Alıştırma

Pip pip modern bir diyalogda büyük olasılıkla nasıl bir etki yaratır?

  1. Eski moda bir İngiliz vedalaşmasının eğlenceli taklidi
  2. Herkesin sessiz olmasını isteyen bir rica
  3. İş e-postasının standart resmî kapanışı
Cevabı göster

Eski moda bir İngiliz vedalaşmasının eğlenceli taklidi

Well. that's more like it. Deyimler

6:36

Pekâlâ. Bu çok daha iyi.

Deyimler

That's more like it: gelişmeyi onaylama

That's more like it, bir sonucu değerlendiren kalıplaşmış bir ifadedir. Burada ‘Şimdi istediğime daha yakın’ ya da ‘Bu çok daha iyi’ anlamına gelir. Yalnızca konuşmacının bir şeyi sevdiğini değil, bir gelişmeye tepki verdiğini anlatır. İfade, yeni sonucu överken önceki sonucun yetersiz olduğunu da ima eder. Bunu bir bütün olarak öğrenin: like burada ‘sevmek’ anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir antrenör çok daha iyi olan ikinci denemeyi görüyor ve artık beklentiyi karşıladığını söylemek istiyor. En doğal karşılık hangisidir?

  1. I've liked it before.
  2. That's the last of it.
  3. That's more like it.
Cevabı göster

That's more like it.

Bingo, for the last time, Ton ve niyet

6:40

Bingo, son kez söylüyorum,

Ton ve niyet

For the last time: sabırsız bir son uyarı

For the last time, konuşmacının daha önce söylediği ya da istediği bir şeyi tekrar dile getirmeden önce kullanılır. Bu parçada ‘Bunu son bir kez söylüyorum’ mesajını, sabırsızlık ve uyarı gücüyle verir. Genellikle tekrarlanan talimat veya düzeltmeden önce bir söylem belirleyicisi olarak kullanılır. The last time I visited ifadesindeki tarafsız zaman anlamıyla aynı değildir. Konuşmacı bunu bir daha asla tekrarlamayacağını gerçekten garanti etmeyebilir, ancak dinleyenin soru sormayı ya da söz dinlememeyi bırakmasını ister.

Alıştırma

'For the last time, the meeting starts at nine, not ten.' cümlesinde for the last time neyi ima eder?

  1. Konuşmacı en son yapılan toplantıyı anlatıyor.
  2. Konuşmacı bunu daha önce düzeltti ve artık sabrını kaybediyor.
  3. Bu, ilk dostça hatırlatmadır.
Cevabı göster

Konuşmacı bunu daha önce düzeltti ve artık sabrını kaybediyor.

use a knife and... Chicken.

6:42

bıçak kullan ve... Tavuk.