Saf OKB (Pure OCD) Nedir?: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video tanıtımı: Video, saf OKB ile ilişkilendirilen istemsiz düşünceleri anlatıyor; psikiyatri, BDT ve psikoterapi yaklaşımlarını karşılaştırıyor ve bu düşüncelerin altında utanç ile kendine güvensizlik bulunduğu görüşünü sunuyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. Dil Bilgisi ve Cümle Kalıplarında So burdened are they by these thoughts, so + sıfat sonrasındaki vurgulu devrik yapıyı ve yoğun sıkıntının sonuçlara bağlanmasını gösterir. 2. Deyimler ve Mecazlı İfadelerde what is actually at stake, görünür konu veya korkunun altındaki gerçek meseleyi belirtir. 3. Deyimler ve Mecazlı İfadelerde casts a generous and sympathetic eye on them, birine yalnızca bakmayı değil, onu sürekli olarak cömertlik ve empatiyle değerlendirmeyi anlatır.
Bu derste
Few mental afflictions are as humbling or as terrifying as what is known as pure OCD or more colloquially intrusive thoughts. Notlar
0:00Saf OKB veya daha günlük tabirle istilacı düşünceler olarak bilinen durum kadar insanı aciz bırakan veya dehşete düşüren çok az zihinsel rahatsızlık vardır.
as humbling or as terrifying as: iki niteliği karşılaştırma
as A or as B as yapısı, iki sıfatı aynı karşılaştırmada paralel biçimde kullanır. İlk as A'nın, ikinci as B'nin önüne gelir; sondaki as ise karşılaştırılan şeyi tanıtır. Buradaki or, iki nitelikten herhangi birinin karşılaştırmadaki dereceye ulaşmasının yeterli olduğunu gösterir. Few ise bu düzeye ulaşan ruhsal sıkıntıların çok az olduğunu belirtir.
Alıştırma
Bir özneyi iki olası nitelikle karşılaştırmak için as A or as B as yapısını kullanan cümleyi seç.
- Few life changes are as stressful and confusing as starting at a new school.
- Few life changes are as stressful or as confusing as starting at a new school.
Cevabı göster
Few life changes are as stressful or as confusing as starting at a new school.
what is known as: bir ad tanıtmak
What is known as + bir isim, bir şeyin hangi adla tanındığını veya anıldığını tanıtır. Burada what, daha önce söz edilen ruhsal sıkıntıya gönderme yapar ve ifade pure OCD'yi onun adı olarak sunar; bu bir soru değildir. Known as, “adı verilen” veya “olarak bilinen” anlamına gelir. Teknik bir terimi, açıklayıcı bir adı ya da cümlenin devamında olduğu gibi daha günlük bir adlandırmayı tanıtırken kullanılır.
Alıştırma
Resmin adını tanıtacak şekilde cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seç: The painting is _____.
- what is known as a triptych
- what is familiar with a triptych
- known what as a triptych
Cevabı göster
what is known as a triptych
more colloquially: Daha günlük bir adlandırmayı tanıtmak
more colloquially, kendisinden önce gelen terimden daha günlük konuşmaya ait veya daha az teknik bir adlandırmayı tanıtır. Burada intrusive thoughts ifadesini daha tanıdık bir açıklama olarak sunar; bunun tıbben daha kesin bir terim ya da kusursuz bir eşdeğer olduğunu söylemez. Bu ifade aynı konuyu adlandırmanın farklı yollarını karşılaştırır: ilk adlandırma resmî veya uzmanlık diline, sonraki ise gündelik konuşmaya daha yakındır. Konuşmacının neden terim değiştirdiğini açıklar.
Alıştırma
Teknik bir terimden sonra tanıdık ve günlük bir adlandırmayı tanıtmak için hangi ifade en uygundur?
- more colloquially
- more precisely
- more confidentially
Cevabı göster
more colloquially
an often counterproductive or fruitless action with manic intensity. Kelime
0:15genellikle geri tepen veya sonuçsuz kalan bir eylemi manik bir yoğunlukla.
haunted by: Sürekli sıkıntıyı anlatan mecaz
Haunted by, bir düşünce, korku, anı veya başka bir duygu tarafından sürekli rahatsız edilmek anlamına gelir. Bu, mecazlı bir edilgen yapıdır: rahatsız edici deneyim, bir hayalet gibi tekrar tekrar geri dönüyormuş gibi anlatılır. Bu nedenle haunted by, basitçe bothered by demekten çok daha güçlü ve canlıdır. Bu cümledeki endişe doğaüstü bir olay değildir. Endişe kişinin zihnine tekrar tekrar girer ve yaptığı eylem yararlı olmasa bile onu bu eyleme yöneltir.
Alıştırma
Acı verici bir anının güçlü biçimde geri dönmesi anlamını vermek için cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: Even after ten years, Leo was ___ the sound of the alarm.
- bothered by
- haunted by
- proud of
Cevabı göster
haunted by
compels them to repeat: compel + nesne + to'lu mastar
Compel someone to do something, güçlü bir kuvvetin, kuralın, duygunun veya durumun kişiye gerçek anlamda çok az seçim hakkı bırakması demektir. Bu cümlede kaygı, kişinin eylemi tekrarlamasına yol açacak kadar güçlü bir dürtü oluşturur. Kalıp compel + nesne + to'lu mastardır: compels them to repeat. Them, önceki tekil ve cinsiyet açısından tarafsız a person ifadesine gönderme yapar; to atılamaz.
Alıştırma
Cümleyi compel fiilinin doğru biçimi ve gerekli zamirle tamamlayın: Leo knows the door is locked, but a powerful urge ____ check it again.
Cevabı göster
compels him to
counterproductive or fruitless: zararlı ters etki ile sonuçsuzluk
Counterproductive ve fruitless, bir eylemi olumsuz değerlendirir ancak farklı başarısızlık türlerini anlatır. Counterproductive, eylemin kendi amacına karşı işlemesi ve sorunu daha kötü hâle getirebilmesi demektir; fruitless ise hiçbir yararlı sonuç üretmemesi demektir. counterproductive or fruitless ifadesinde or, tekrarlanan eylemin iki olası sonucunu sunar: eylem ters tepebilir ya da yalnızca hiçbir şey başaramayabilir.
Alıştırma
Bir okul o kadar çok ödev verir ki öğrenciler iyi öğrenemeyecek kadar yorulur. Bu politikayı en iyi hangi sıfat tanımlar?
- fruitless
- counterproductive
- inefficient
Cevabı göster
counterproductive
Hand-washing, turning off gas pipes, checking their pulse and so on.
0:20El yıkamak, gaz borularını kapatmak, nabzını kontrol etmek ve benzeri şeyler.
hence the name: adın nedenini kısaca açıklama
Ara söz niteliğindeki “hence the name”, bir olguyu bir adın verilme nedenine bağlar. Burada sorunun bütünüyle zihinde gerçekleşmesi, bağlamda söz edilen adın nedeni olarak sunulur. Buradaki “hence”, “bu nedenle” ya da “bundan dolayı” anlamına gelir. Bu ifade, cümlenin ana betimlemesini sürdürmesine izin verirken adın nedenini kısaca açıklar.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “bu olgu adı açıklıyor” anlamına gelen üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Our running club meets before sunrise—____, Dawn Runners.
Cevabı göster
hence the name
if anything: daha güçlü bir yargıya doğru düzeltme
“If anything”, parantez niteliğinde bir söylem belirtecidir; gerçek anlamlı bir koşul değildir. “Az önce öne sürülenden bir fark varsa” anlamına gelir. Beklenen bir sonucu düzeltir ve daha güçlü ya da karşıt bir sonuca yöneltir. Burada dışarıdan görülen davranışların olmaması, durumun daha az sıkıntı verici olduğu anlamına gelmez; konuşmacı onu daha da sıkıntı verici olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede “if anything”, bir varsayımı daha güçlü bir iddiayla düzelten söylem belirteci olarak kullanılmıştır?
- The delay did not make the trip easier; if anything, it made the trip more tiring.
- Please tell me if anything changes before noon.
- There were few, if any, empty seats.
Cevabı göster
The delay did not make the trip easier; if anything, it made the trip more tiring.
The pure OCD sufferer is tortured by thoughts that they want to do or have done Dilbilgisi
0:37Saf OKB hastası, yapmak istediği ya da yapmış olduğu düşünceleriyle işkence görür
some of the most censored and abhorred acts in our societies,
0:42toplumlarımızda en çok kınanan ve nefret edilen eylemlerden bazılarını,
acts that they themselves despise and fear at an intellectual level. Kalıp ifadeler
0:46entelektüel düzeyde kendilerinin de küçümsediği ve korktuğu eylemler.
want to do or have done: basit mastar ve tamamlanmış mastar
want fiilinden sonra to, eşgüdümlü iki fiil biçimini başlatır: do ve have done. want to [do or have done] yapısında to iki öğe tarafından paylaşılır; bu nedenle ikinci öğede to tekrarlanmasa da anlam to have done olur. Basit mastar do, eylemi isteme anına göre şimdiki ya da hâlâ mümkün bir eylem olarak sunar. Tamamlanmış mastar have done ise eylemi ilgili bakış noktasından önce bitmiş olarak sunar. Buradaki iki olasılık da rahatsız edici düşüncelerin kişiye dayattığı içeriklerdir; gerçek isteklerin veya gerçek eylemlerin doğrulanması değildir.
Alıştırma
Cümleyi submit fiilinin tamamlanmış mastar biçimiyle tamamlayın: Nora appears ____ the form already.
Cevabı göster
to have submitted
at an intellectual level: zekâ değil, akılcı kavrayış
At an intellectual level, bilinçli ve akılcı kavrayış açısından demektir. Burada kişinin bu eylemleri akıl yoluyla iğrenç ve korkutucu olarak gördüğünü anlatır. Bu ifade, birinin mantıksal olarak bildiği veya değerlendirdiği şeyleri duygusal ya da içgüdüsel olarak hissedebileceklerinden ayırır. Kişinin ne kadar zeki olduğunu değerlendirmez.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Şu cümleyi değerlendirin: "At an intellectual level, I know the bridge is safe, but I still feel afraid." İfade, konuşanın zekâsından ziyade akılcı kavrayışını anlatır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
that they may become or have already shown signs that they are
1:00şunlara dönüşebilecekleri veya halihazırda dönüştüklerine dair işaretler gösterdikleri
shut out: Bir Düşünceyi Bilincin Dışında Tutmak
Shut out, bir şeyin dikkate ya da bilince girmesini bilinçli olarak engellemek demektir. Bu cümlede korkutucu bir düşünceyi zihinlerinden uzak tutmaya çalışırlar ancak başaramazlar; cannot bu başarısızlığı açıkça gösterir. Bu, ayrılabilen geçişli bir öbek fiildir: shut something out veya shut out something. Nesne bir düşünce, anı, gürültü, ışık, dikkat dağıtıcı unsur ya da kişi olabilir; dışlamanın tam türünü bağlam belirler.
Alıştırma
“She tried to shut out the painful memory,” cümlesinde shut out ne anlama gelir?
- Anının kesinlikle doğru olduğunu kabul etmek
- Anıyı bilinçli olarak farkındalığının dışında tutmak
- Anıyı ayrıntılı biçimde anlatmak
Cevabı göster
Anıyı bilinçli olarak farkındalığının dışında tutmak
looking for evidence to confirm their dreadful apprehension. Kalıp ifadeler
1:08bu korkunç endişelerini doğrulayacak kanıtlar arayarak.
looking for evidence to confirm: Destekleyici Kanıt Aramak
Looking for evidence to confirm X, X’in doğru olduğunu destekleyecek bilgi aramak demektir. Burada X onların korkunç kaygısıdır; dolayısıyla ifade aramanın amacını belirtir, böyle bir kanıtı bulduklarını söylemez. -ing yan cümlesi looking for..., zihinlerini tararken ne yaptıklarını açıklar. Daha genel olarak bu yapı, ana eylemin yöntemini veya amacını gösteren eş zamanlı bir eylem ekler.
Alıştırma
“The analyst looked for evidence to confirm her theory” bize ne anlatır?
- Teorinin doğru olduğunu zaten kanıtlamıştı.
- Theory sözcüğünün tanımını istiyordu.
- Teoriyi destekleyecek bilgi aradı.
Cevabı göster
Teoriyi destekleyecek bilgi aradı.
So burdened are they by these thoughts, Dilbilgisi
1:13Bu düşüncelerin o kadar yükü altındadırlar ki,
they may not be able to go anywhere near children Kalıp ifadeler
1:15çocukların yanına bile yaklaşamayabilirler
or may take fright at the sight of a knife in a drawer. Kalıp ifadeler
1:17ya da çekmecede bir bıçak gördüklerinde korkuya kapılabilirler.
So burdened are they: öne alınmış so + sıfat yapısında devriklik
Burada so, “bu derece” anlamındadır; “bu nedenle” anlamına gelmez. Geçmiş zaman ortacı burdened sıfat gibi görev yapar: bu düşünceler onlara ağır bir zihinsel yük bindirir. So burdened başa alındığında devriklik oluşur: are, özne they'den önce gelir. Normal sıra They are so burdened by these thoughts. şeklindedir. Bu bir soru değil, bildirme cümlesidir. Başa alınan derece öbeği zihinsel yükü güçlü biçimde vurgular ve cümlenin geri kalanındaki sonucu hazırlar: yük o kadar büyüktür ki çocuklardan veya bıçaklardan kaçınabilirler.
Alıştırma
Resmî So + sıfat devriklik yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ that she could not say a word.
Cevabı göster
So nervous was she
go anywhere near: olumsuzluk altında güçlü kaçınma
may not be able to go anywhere near ifadesinde olumsuz anlam tüm öbeği kapsar. Anywhere, near sözcüğünü güçlendirir: çocuklara en küçük bir ölçüde bile yaklaşamayabilirler. Bu, güçlü bir kaçınma ifadesidir. Herhangi bir yeri seçmek anlamına gelmez; olumsuz cümlelerde ve uyarılarda anywhere near, ardından gelen kişi, yer, nesne veya duruma herhangi bir ölçüde yakın olmak, yani hiç yaklaşmak anlamındadır.
Alıştırma
Tamamen uzak durma anlamını vermek için vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Because the wires are exposed, I will not ____ them.
Cevabı göster
go anywhere near
take fright at the sight of: bir şeyi görünce aniden korkuya kapılmak
Bu cümlede take fright at the sight of, “bir şeyi görür görmez aniden korkmak” anlamına gelir. İfadenin tamamı görsel bir tetikleyiciyi anlatır: bıçağı görmek anlık bir korku tepkisine yol açar. Take fright bir deyimdir; “korkuyu taşımak” anlamına gelmez. At the sight of, “görünce” ya da “görür görmez” demektir. Bu nedenle kalıp take fright at the sight of + isim şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “take fright at the sight of” ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The hikers ____ the snake on the path.
Cevabı göster
took fright at the sight of
flooded with anxiety: yoğun kaygı altında ezilmek
Burada flooded with anxiety, duygunun kişinin başa çıkabileceğinden daha hızlı akın etmesi gibi, aniden ve yoğun biçimde kaygıyla dolmak anlamına gelir. Bu mecazi bir anlatımdır; gerçek bir sel değildir. be flooded with + isim kalıbı, bunaltıcı bir miktar ya da yoğunluk anlatır. Bu cümlede with anxiety, flooded ifadesini tamamlar; daha sonraki with the feeling ise ayrı bir öbek başlatır.
Alıştırma
“Lena was flooded with anxiety before the exam” cümlesi ne anlama gelir?
- Küçük bir endişe fark etti ama tamamen sakin kaldı.
- Birdenbire bunaltıcı derecede yoğun bir kaygı hissetti.
- Sınav salonuna su girdi ve bu onu kaygılandırdı.
Cevabı göster
Birdenbire bunaltıcı derecede yoğun bir kaygı hissetti.
Having to think of oneself in these terms
1:33Kişinin kendisini bu şekilde düşünmek zorunda kalması
drains life of any of its pleasure: drain X of Y kalıbı
Bu cümlede drains life of any of its pleasure, bu düşünme biçiminin hayattaki bütün zevki giderek ortadan kaldırdığı anlamına gelir. Zevk, bir kaptan boşaltılabilen bir şey gibi gösterilir; bu nedenle drains kaybın bütünüyle ve yıpratıcı biçimde gerçekleştiğini hissettirir. Kalıp drain X of Y şeklindedir. X, bir şeyden yoksun kalan kişi veya şeydir; Y ise elinden alınan şeydir. Burada X life, Y ise any of its pleasure ifadesidir.
Alıştırma
Cümleyi drain fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve drain X of Y kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: Last season, repeated setbacks ____ the team ____ its confidence.
Cevabı göster
drained · of
certain that they are one of the worst people ever to have walked on the planet.
1:41bu gezegende yürümüş en kötü insanlardan biri olduğundan emin olarak.
as yet: şu ana kadar anlamındaki resmî zaman belirteci
As yet, 'şu ana kadar' anlamına gelir. there is not ile birlikte kullanıldığında şu anda kesin sonuç veren bir tedavinin bulunmadığını, ancak ileride bulunabileceğini ifade eder. Burada ara söz niteliğinde bir zaman belirtecidir: virgüller ifadeyi ayırır, fakat olumsuz yargıyı yine de mevcut aşamayla sınırlar ve kalıcı bir tahminde bulunmaz.
Alıştırma
'Şu ana kadar' anlamındaki, derste öğrenilen iki kelimelik resmî ifadeyle durum güncellemesini tamamlayın: No final date has been announced ____.
Cevabı göster
as yet
But discussions of how to approach it reveal large differences
1:51Ancak buna nasıl yaklaşılacağına dair tartışmalar,
in assessments of how the mind operates.
1:54zihnin nasıl işlediğine dair değerlendirmelerde büyük farklılıklar olduğunu ortaya koyuyor.
Psychiatrists tend to prescribe antidepressants
1:58Psikiyatristler antidepresan yazma eğilimindedir
in order to lift the general mood of sufferers Dilbilgisi
2:00hastaların genel ruh halini iyileştirmek
and thereby lessen the tendency to ruminate to the point of exhaustion. Notlar
2:03ve böylece tükenme noktasına kadar düşünme eğilimini azaltmak için.
in order to + yalın fiil: amacı açıkça belirtme
in order to bir eylemin amacını belirtir. Bu cümlede psikiyatristler, acı çeken kişilerin genel ruh hâlini yükseltmek amacıyla antidepresan yazar; in order to ifadesinden sonra fiilin yalın hâli olan lift gelir. Bu ifade, uzun bir cümlede amaç ilişkisini özellikle açık hâle getirir. Buradaki order emir ya da sıra anlamında değildir; amaç bildiren kalıp yapının bir parçasıdır.
Alıştırma
Amacı açıkça belirten ve boşluğa gelebilecek ifadeyi seçin: The clinic changed its schedule ___ give patients more time.
- in order to
- although
- because
Cevabı göster
in order to
thereby lessen: bir aracı sonucuna bağlamak
Thereby “bunu yaparak” veya “bu eylemin sonucunda” anlamına gelir. Bu cümlede hastaların genel ruh hâlini yükseltmek bir araç olarak sunulur; thereby lessen ise bunun sonucu olan, aynı şeyleri düşünüp durma eğiliminin azalmasını getirir. Lessen, in order to yapısı altında lift ile paralel olduğu için yalın hâldedir. Bu ifade neden-sonuç zincirini tek bir cümlede sıkıştırır. Sadece “sonra” anlamına gelmez; önceki eylemin sonraki sonucu ortaya çıkardığını vurgular.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: “The school added shaded areas, thereby making outdoor breaks more comfortable” cümlesinde thereby, daha rahat açık hava molalarını gölgelik eklemenin sonucu olarak gösterir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
Derece bildiren to the point of exhaustion yapısı
To the point of + isim veya -ing biçimi, bir eylem ya da durumun ulaştığı aşırı sonucu veya sınırı belirtir. Burada sonuç exhaustion durumudur: Hastalar o kadar çok düşünüp durabilir ki sonunda tükenebilirler. Buradaki point bir görüşü ya da fiziksel konumu değil, derece bakımından bir eşiği veya sınırı ifade eder. Bu yapı, varılan sonucu adlandırdığı için very sözcüğünden daha belirgindir.
Alıştırma
“Tükenene kadar” anlamını vermek için cümleyi to the point of + isim hedef yapısıyla tamamlayın: After answering emails for hours, Maya kept working ____.
Cevabı göster
to the point of exhaustion
CBT psychologists will try to argue closely with the intrusive thoughts,
2:07BDT psikologları istilacı düşüncelerle yakından tartışmaya çalışacaklardır,
so that eventually sufferers can logically acknowledge
2:12böylece nihayetinde hastalar mantıklı bir şekilde şunları kabul edebilir
that they truly have no intention of harming anyone Kalıp ifadeler
2:15gerçekten kimseye zarar verme niyetinde olmadıklarını
have no intention of harming: bir planı reddetmek
Have no intention of + -ing, bir kişinin söz konusu eylemi yapmayı planlamadığı veya amaçlamadığı anlamına gelir. Bilinçli bir planı kesin ve açık biçimde reddeden bir ifadedir. Bu cümlede have no intention of harming, rahatsız edici düşüncelerin hastaların gerçek niyetleri olmadığını belirtir. Intention isminden sonra of ve ardından bir gerund kullanılır: harming. Anyone, harming fiilinin nesnesidir; doing anything obscene ise ona paralel bir -ing grubudur.
Alıştırma
Lena'nın kesinlikle istifa etmeyi planlamadığını göstermek için cümleyi have no intention of + -ing yapısının uygun biçimiyle tamamlayın: Lena ____ before the project is finished.
Cevabı göster
has no intention of resigning
who have what is perhaps the most imaginative and unexpected solution.
2:22belki de en yaratıcı ve beklenmedik çözüme sahip olanlardır.
Vurgu yapısı it is psychotherapists who ...
Bu bir it-cleft, yani it ile kurulan bölünmüş vurgu yapısıdır: It is + odaklanan kişi veya grup + who + cümlenin geri kalanı. Baştaki it yapısal bir sözcüktür; herhangi bir şeye gönderme yapmaz. Normal söz diziminde temel cümle Psychotherapists have what is perhaps the most imaginative and unexpected solution olurdu. Bu yapı psychotherapists ögesini karşıtsal odağa yerleştirir. But ile birlikte, çözümün diğer gruplarda değil psikoterapistlerde olduğunu özellikle öne çıkarır; yalnızca onların neye sahip olduğunu bildirmekle kalmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, sorunu çözen kişiyi vurgulamak için bir it-cleft yapısı kullanır?
- The problem that Lena solved was difficult.
- It was Lena who solved the problem.
- Lena solved the problem.
Cevabı göster
It was Lena who solved the problem.
They don't try to reassure people logically
2:31İnsanları mantıklı bir şekilde rahatlatmaya çalışmazlar
that they're not about to murder a loved one or harm a child
2:33sevdikleri birini öldürmek ya da bir çocuğa zarar vermek üzere olmadıkları konusunda
only legitimates a pattern of thinking that has no basis in reality. Kalıp ifadeler
2:43sadece gerçeklikte hiçbir temeli olmayan bir düşünce kalıbını meşrulaştırdığını düşünüyorlar.
what is actually at stake deyimi
What is at stake, bir durumdan etkilenebilecek asıl mesele, çıkar, değer veya olası sonuç anlamına gelir. Burada what, 'the thing that' anlamındadır; actually ise yalnızca görünürdeki konuyu değil, konuşanın gerçek mesele olarak gördüğü şeyi vurgular. Bu cümlede psikoterapistler, hakkında güvence verilen noktaların altta yatan asıl sorun olmadığına karar verir. İfade, dikkati yüzeydeki kaygıdan düşünme biçiminde gerçekten önemli olan şeye yöneltir.
Alıştırma
'Before we vote, we need to understand what is at stake,' cümlesinde what is at stake ne anlama gelir?
- Daha önce oy vermiş kişiler
- En son bahsedilen konu
- Oylamanın etkileyebileceği önemli çıkarlar veya sonuçlar
Cevabı göster
Oylamanın etkileyebileceği önemli çıkarlar veya sonuçlar
has no basis in reality: gerçeklikte dayanağı olmamak
Has no basis in reality, bir şeyin gerçek dünyadaki olgular veya kanıtlarla desteklenmediği anlamına gelir. Basis burada fiziksel bir tabanı değil, bir şeye inanmak için gereken nedeni veya dayanağı ifade eder. Fiil özneyle uyum sağlar: a claim has no basis in reality, fakat claims have no basis in reality. Bu cümlede özne a pattern of thinking ifadesidir. Kalıp, bu düşünme biçiminin olgusal dayanağını reddeder; kişinin sıkıntısının veya duygularının gerçek olmadığını söylemez.
Alıştırma
“Gerçek dünyadaki olgularla desteklenmiyor” anlamındaki beş kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The investigators found that the rumor was invented. The rumor ____.
Cevabı göster
has no basis in reality
They locate the origin of the problem somewhere quite different.
2:48Sorunun kaynağını çok farklı bir yerde buluyorlar.
The sufferer of pure OCD has first and foremost Anlatım akışı
2:52Saf OKB hastasının her şeyden önce
first and foremost: her şeyden önce
First and foremost, bir noktayı hem ilk dikkate alınacak konu hem de en önemli konu olarak işaretler. Burada öz saygı ve utanca, konuşanın analizindeki en yüksek önceliği verir. First and foremost ifadesini iki ayrı adım olarak değil, tek bir kalıplaşmış söylem belirteci olarak ele alın. Bir yan cümleyi başlatabilir veya buradaki gibi yan cümlenin içinde yer alarak bir tanımı diğerlerinden daha üst sıraya koyabilir.
Alıştırma
“İlk ve en önemli öncelik olarak” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, we need to keep everyone safe.
Cevabı göster
First and foremost
beyond the pale: kabul edilebilir sınırların dışında
Beyond the pale, özellikle ahlaki davranışlar açısından toplumun veya bir grubun kabul edilebilir saydığı şeylerin tamamen dışında olmak anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Buradaki pale, açık renk anlamına değil, tarihsel olarak “sınır” anlamına gelir. Bu cümlede kişinin kendi içinde duyduğu utancı anlatır: kişi kendisini son derece iğrenç ve topluluğun ahlaki sınırlarının dışında hisseder. Cümle bu öz yargıyı aktarır; anlatıcının nesnel bir hüküm verdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir iş arkadaşı güvenlik verilerini bilerek değiştirdi. Hangi cümle, eylemin kabul edilebilir sınırların dışında olduğunu belirten güçlü bir ahlaki yargı ifade eder?
- That was beyond the deadline.
- That was beyond the pale.
- That made the data look pale.
Cevabı göster
That was beyond the pale.
normally as a result of very traumatic and degrading childhood relationships,
3:11genellikle çok travmatik ve onur kırıcı çocukluk ilişkilerinin bir sonucu olarak,
Their current thoughts are not plans for the future.
3:21Mevcut düşünceleri gelecek için planlar değildir.
They are a move to bring about a form of dreadful inner equilibrium, Öbek fiiller
3:33Korkunç bir içsel denge biçimi meydana getirme hamlesidir,
falls in line with the judgment of the self. Deyimler
3:40benliğin yargısıyla aynı çizgiye gelmesini sağlarlar.
bring about: bir sonuç doğurmak
Bring about, bir şeyin olmasına neden olmak veya bir sonucun ortaya çıkmasını sağlamak demektir. Geçişli bir öbek fiildir ve nesnesi genellikle bir değişimi, etkiyi, durumu ya da başka bir sonucu adlandırır. Burada amaçlanan sonuç korkunç bir iç dengedir: dünyanın yargısı kişinin kendisi hakkındaki yargısıyla eşleşir. Bring about, bu dengeyi söz konusu hamlenin yaratmayı amaçladığı sonuç olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi “gerçekleşmesine neden olmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The campaign could ____ lasting change.
Cevabı göster
bring about
falls in line with: bir ölçütle uyumlu hâle gelmek
Bu cümlede falls in line with, bir ölçütle, yargıyla veya beklentiyle uyumlu hâle gelmek demektir. Dünyanın yargısının kişinin kendi yargısıyla aynı hizaya getirilmesi anlatılıyor; burada gerçek bir insan sırası söz konusu değildir. Bu ifade, uyumu zaten bir referans noktası olarak kabul edilen bir şeye aynı hizaya gelmenin sonucu olarak sunar. Buradaki temel fikir yargıların birbirine uymasıdır; ifade mutlaka bir emre itaat edildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
‘Uyumlu hâle gelmek’ anlamını veren ve cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The updated timetable [expression] the school calendar.
- falls out of line with
- falls behind
- falls in line with
Cevabı göster
falls in line with
just after sufferers have achieved something rather positive in the eyes of others. Deyimler
3:46hastaların başkalarının gözünde oldukça olumlu bir şey başarmasından hemen sonra teşhis edilir.
in the eyes of others: başkalarının değerlendirmesine göre
Bu cümlede in the eyes of others, başkalarının bir şeyi nasıl değerlendirdiğine veya ona ne değer verdiğine göre demektir. Bir şey başkalarının gözünde olumlu olabilir; ancak bunu başaran kişinin de aynı şekilde hissettiği anlamına gelmez. Bu ifade, cümleyi dışarıdan bir bakış açısıyla çerçeveler. Olayın gerçek gözlerle görüldüğü anlamına gelmez ve bu değerlendirmenin nesnel olarak doğru olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
In the eyes of the review panel bu cümlede ne anlama geliyor? In the eyes of the review panel, the quiet design was the most convincing.
- İnceleme kurulu tasarımı fiziksel olarak gördü, fakat hiçbir değerlendirme yapmadı.
- İnceleme kurulu sade tasarımı en ikna edici tasarım olarak değerlendirdi.
- Tasarımcı tasarımı kişisel olarak en ikna edici tasarım olarak değerlendirdi.
Cevabı göster
İnceleme kurulu sade tasarımı en ikna edici tasarım olarak değerlendirdi.
They have been promoted or begun a fulfilling relationship
3:51Terfi etmişler, tatmin edici bir ilişkiye başlamışlar
a cause for celebration: kutlamak için bir neden
A cause for celebration, bir olayı kutlamak için açık bir neden olarak sunan isim öbeğidir. Bu cümlede It, konuşanın duygusunu doğrudan anlatmaktan çok, nesnel olarak kutlamayı haklı çıkaracak bir şey olarak değerlendirilir. Should be, beklentiye veya mantığa göre olması gereken durumu anlatır. Ancak but, nesnel olarak kutlama nedeni bulunmasına rağmen konuşana mutluluğun haklı görünmediğini belirterek bir karşıtlık kurar.
Alıştırma
Bu cümleyi dersteki hangi ifade en iyi tamamlar? The successful launch was ___, so the team held a small party.
- a cause for celebration
- an excuse to cancel the celebration
- a cause for concern
Cevabı göster
a cause for celebration
By latching onto thoughts of complete illegality, Öbek fiiller
4:00Tamamen yasadışı düşüncelere tutunarak,
latching onto: bir düşünceye sıkıca tutunmak
Latching onto, bir düşünceye, ayrıntıya veya bilgiye sıkıca tutunup onu bırakmamaya devam etmek demektir. Canlı bir mecazdır: Zihin, bir şeye mandallanmış gibi davranır. Bu cümlede latching onto thoughts of complete illegality, “tamamen yasa dışı” düşüncesine saplanıp kalmak ve onu bırakmamak anlamına gelir. By + -ing yapısı, bu tutunmayı özsaygıyı en düşük düzeyde tutan yöntem olarak sunar. İfade, anlık fark etmeyi değil, süreklilik gösteren ve muhtemelen yararsız bir odaklanmayı anlatır.
Alıştırma
Maya'nın küçük bir hataya takılıp kalmaya devam ettiğini göstermek için cümleyi hangi ifade en iyi tamamlar? Maya keeps ___ one small mistake and ignoring the rest.
- glancing at
- noticing
- latching onto
Cevabı göster
latching onto
At rock bottom: mümkün olan en düşük seviyede
At rock bottom, mümkün olan en düşük seviyede olmak demektir. Burada kişinin öz saygısının son derece düşük kalmasını anlatır; rock bottom gerçek bir yer değil, mecazi bir dip noktadır. Yaygın yapı be, remain veya stay at rock bottom şeklindedir. Özgüven, moral, fiyatlar, güven ya da bir ilişkinin durumu için kullanılabilir ve very low ifadesinden daha güçlüdür.
Alıştırma
Yatırımcı güveninin mümkün olan en düşük seviyede olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- After months of losses, investor confidence was on rock bottom.
- After months of losses, investor confidence was at a rock bottom.
- After months of losses, investor confidence was at rock bottom.
Cevabı göster
After months of losses, investor confidence was at rock bottom.
Interestingly, in societies that find religious transgression particularly abhorrent,
4:08İlginçtir ki, dini ihlalleri özellikle iğrenç bulan toplumlarda,
pure OCD sufferers will be haunted by feelings
4:13saf OKB hastalarına şu hisler musallat olacaktır
and are about to be outed as sinners. Öbek fiiller
4:18ve günahkar olarak ifşa edilmek üzere oldukları.
Be outed as sinners: istenmeyen biçimde kamuya ifşa edilmek
be outed as sinners ifadesinde out, gizli veya özel bir kimliği ya da etiketi kamuya açıklamak anlamında kullanılan bir fiildir. Edilgen be outed yapısı odağı ifşa edilen kişilere verir; as ise onlara atfedilen kimliği veya kategoriyi getirir. Burada rahatsızlığı yaşayan kişiler, başkalarının kendilerini kamuya günahkâr olarak tanıtmasından korkar. Cümle bu korkuyu bildirir; onların gerçekten günahkâr olduğunu söylemez. Daha genel olarak be outed as X, açıklamanın kişinin rızası olmadan yapıldığını sıkça ima eder.
Alıştırma
Hangi cümle, Maya'nın gizli kimliğinin muhtemelen rızası olmadan başka biri tarafından kamuya açıklandığı anlamına gelir?
- Maya was introduced as the anonymous author.
- Maya was outed as the anonymous author.
- Maya came out as the anonymous author.
Cevabı göster
Maya was outed as the anonymous author.
It isn't about this or that condemned act. Kalıp ifadeler
4:26O veya bu kınanan eylemle ilgili değildir.
“It isn't about this or that condemned act.” cümlesinde “this or that” kullanımı
“this or that”, tam olarak hangisi olduğu önemli olmadan belirli bir örneği veya başka bir örneği gevşek biçimde belirtir. Bu cümlede, kınanması gereken eylemleri tek tek belirtmek yerine onları ayrı ayrı örnekler olarak bir araya getirir. Burada bilinen iki seçenek arasında gerçek bir seçim yapılmıyor. İfade, odağı belirli örneklerden tartışılan daha genel meseleye taşır.
Alıştırma
“The policy is not about this or that isolated mistake” cümlesinde “this or that” ne işe yarar?
- Dinleyenden adı verilen iki hatadan birini seçmesini ister
- İki hatanın da aynı derecede ciddi olduğunu söyler
- Tek tek örnekleri gevşek biçimde belirtir ve gerçek bir seçim sunmaz
Cevabı göster
Tek tek örnekleri gevşek biçimde belirtir ve gerçek bir seçim sunmaz
so too will the manifest content of the intrusive thoughts.
4:32istilacı düşüncelerin açık içeriği de değişecektir.
“As ... so too will ...” yapısının “And as the definition of awful changes, so too will the manifest content of the intrusive thoughts.” cümlesindeki kullanımı
“as A changes, so too will B” yapısı, B'nin A ile birlikte ya da A'ya paralel olarak değişeceğini anlatır. Buradaki as, değişimin zamanını veya koşulunu başlatır: korkunç olanın tanımı değiştiğinde, düşüncelerin içeriği de buna karşılık değişir. Buradaki as, bir rolü ya da kimliği belirten as değildir; yapı tek başına doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi de kurmaz. İkinci bölümde resmî bir devrik yapı vardır. “So too will B”, normal söz dizimiyle “B will change too” demektir. So too “aynı şekilde” veya “o da” anlamını ekler; bölüm so too ile başladığı için will özneden önce gelir ve change fiili ilk bölümden anlaşılır.
Alıştırma
İki gelişmenin birlikte ilerlediğini göstermek için “as A changes, so too will B” yapısını kullanan cümle hangisidir?
- Because the city grows, the demand for public transport will rise.
- As the city grows, the demand for public transport will stay the same.
- As the city grows, so too will the demand for public transport.
Cevabı göster
As the city grows, so too will the demand for public transport.
Be anchored in: derin ve sağlam bir temel
be anchored in ifadesindeki çapa imgesi mecazidir: Bir şey derin ve sağlam bir temele sıkıca bağlıdır. Burada self-loathing, hastalığın altta yatan kaynağı olarak sunulur; not in ifadesinden sonraki unsurların ise gerçek temel olmadığı belirtilir. in sonrasındaki nesne bir yeri değil, temeli belirtir. Bu yapı bir düşüncenin, kimliğin, kurumun, kararın veya sorunun neye derinden dayandığını açıklamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi anchored in ile tamamlayın: Her confidence is ____ years of careful practice.
Cevabı göster
anchored in
Open the way to: sonraki bir adımı mümkün kılmak
opens the way to ifadesindeki way, mecazi bir yoldur. Analiz bir engeli ortadan kaldırır veya tedaviyi mümkün kılan koşulları oluşturur. Bu ifade tamamlanmayı ya da kesinliği değil, bir şeyi mümkün kılmayı belirtir: Tedavi daha sonra gelebilir, ancak cümle tedavinin çoktan gerçekleştiğini veya kesinlikle başarılı olacağını söylemez. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği ya da -ing biçimi gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, yeni kanıtın yeniden yargılamayı mümkün kıldığını; ancak bunun gerçekleşeceğini ya da çoktan bittiğini söylemediğini belirtir?
- The new evidence opens the way to a retrial.
- The new evidence shows that the retrial is over.
- The new evidence will lead to a retrial.
Cevabı göster
The new evidence opens the way to a retrial.
is to begin to repair their self-loathing and shame.
4:49kendinden nefret etme ve utanç duygularını onarmaya başlamaktır.
En yüksek önceliği gösteren above all else
Above all else, diğer her şeyden daha önemli anlamına gelen bir öncelik belirtecidir. İlgili ihtiyacın veya eylemin en yüksek önceliğe sahip olduğunu gösterir. Bu cümlede, kişinin kendinden nefret etme ve utanç duygularını onarmaya başlamasına özel vurgu yapar. Above burada fiziksel bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan öncelik belirteciyle tamamlayın: ____, make sure everyone leaves the building safely.
Cevabı göster
above all else
through repeated encounters with an outsider
4:54bir dış kapının mandalıyla tekrar eden karşılaşmalar yoluyla
that they're not the worthless being they take themselves for. Kalıp ifadeler
4:59kendilerini zannettikleri gibi değersiz bir varlık olmadıklarını.
casts a generous and sympathetic eye on them: memandang dengan murah hati dan penuh simpati
cast a/an + sıfat + eye on someone yapısı, birine sıfatın belirttiği tutumla bakmak veya onu değerlendirmek anlamına gelir. A generous and sympathetic eye, nazik ve anlayışlı bir bakış açısıdır. Burada casts mecazidir: dışarıdan gelen kişi hiçbir şey fırlatmaz ve ifade, birine bir kez hızlıca bakmayı değil, onu tekrar tekrar belli bir biçimde görmeyi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle cast an ... eye on yapısını gözetim veya hızlı inceleme yerine bir kişinin değerlendirici tutumunu anlatmak için kullanıyor?
- The editor cast a patient and encouraging eye on the young writer's draft.
- The coach kept an eye on the injured player during practice.
- She cast an eye over the report before lunch.
Cevabı göster
The editor cast a patient and encouraging eye on the young writer's draft.
Öne alınmış tümleçle take themselves for X
Take someone for X, birini X olarak tanımak ya da değerlendirmek demektir ve çoğu zaman bu yargı yanlıştır. themselves kullanıldığında yargıyı verenlerle yargılananlar aynı kişilerdir. Buradaki tam ilişki they take themselves for the worthless being şeklindedir. the worthless being [they take themselves for] yapısında tümleç ilgi cümlesinden önce gelirken for cümlenin sonunda kalır. Bu kalıp, bir ismin ardından gelen cümleyle birinin o kişiye yüklediği kimliği veya özelliği açıklamayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi take someone for X yapısının üç sözcüklü geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Because of his uniform, I ____ a police officer.
Cevabı göster
took him for
and needs to be healed by a loving act of witnessing.
5:06ve sevgi dolu bir tanıklık eylemiyle iyileştirilmesi gerekir.
start to lift: hafiflemeye veya dağılmaya başlamak
Burada lift geçişsizdir; herhangi bir şey kaldırılmıyor. Belirtiler, sis, gerginlik, kasvet veya karanlık bir ruh hâli lift olduğunda güçleri azalır ya da kaybolmaya başlar. These sözcüğü symptoms ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla start to lift, belirtilerin hafiflemeye başlayacağı anlamına gelir. Start to + fiil, iyileşmenin tamamlanmasını değil, başlangıcını vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede lift, “şiddeti azalmak veya kaybolmaya başlamak” anlamında kullanılmıştır?
- She lifted the suitcase onto the table.
- The elevator carried us to the tenth floor.
- The tension began to lift after the apology.
Cevabı göster
The tension began to lift after the apology.
being a friend to oneself: kendine dost olmak
Bu cümlede being a friend to oneself, önceki en önemli sanat ifadesinin ne olduğunu açıklar. İyi bir dosta göstereceğiniz sabrı, desteği ve adaleti kendinize de göstermek, kendinize düşman gibi davranmamak anlamına gelir. Oneself, belirli bir kişi adlandırılmadığında kullanılan resmî ve genel dönüşlü biçimdir. Doğrudan bir cümlede dönüşlü zamiri özneye uydurun: I need to be a friend to myself; Be a friend to yourself.
Alıştırma
Cümleyi, kişinin kendisine dostça destek vermesi anlamına gelen dersteki tam ifadeyle tamamlayın: The first step in self-compassion is ____.
Cevabı göster
being a friend to oneself
tells us exactly what going through therapy is like Öbek fiiller
5:32terapi görmenin tam olarak nasıl bir şey olduğunu
going through therapy: terapi sürecinden geçmek
Burada going through therapy, terapinin aşamalarını, gerektirdiği çabayı ve değişimleri içeren bir süreci bizzat yaşamak anlamına gelir. Bir yerin içinden fiziksel olarak geçmeyi anlatmaz. -ing yapısındaki going through therapy, what ... is like içinde özne görevi görür: kitap bu deneyimin nasıl hissettirdiğini açıklar. Aktarılabilir kalıp go through + süreç veya dönem biçimindedir; go through training ve go through a difficult time buna örnektir.
Alıştırma
Hangi cümlede going through, bir süreci bizzat yaşamak anlamında kullanılmıştır?
- We went through the side door because the front door was locked.
- I went through the report and corrected three dates.
- Going through the training program taught Mina how to lead a team.
Cevabı göster
Going through the training program taught Mina how to lead a team.