Karanlık Madde ve Karanlık Enerji Nedir?: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Galaksilerin oluşumu ve hızlanan genişleme karanlık madde ile karanlık enerjiyi destekliyor, ancak doğaları belirsizliğini koruyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “high concentration of” — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: bir alandaki büyük miktarı anlatın ve kalıbı bilimsel ya da veriye dayalı açıklamalarda kullanın. 2. “not so much.” — Konuşma edimbilimi ve tutum: eksiltili bir yanıtın iddiayı tekrarlamadan nasıl sınırladığını anlayın ve ölçülü karşılaştırmalar yapın. 3. “On the one hand, / On the other hand,” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: aynı belirsizliğe verilen iki tepkiyi ayırın, hayal kırıklığıyla heyecanı karşılaştırın ve argümanı dengede tutun.
Bu derste
This matter accounts for less than 5% of the known universe. Öbek fiiller
0:08Bu madde bilinen evrenin %5'inden daha azını oluşturur.
accounts for: belirli bir oranı oluşturmak
Burada accounts for, bir bütünün bir payını “oluşturur” veya “meydana getirir” anlamındadır. Özne olan this matter parçadır; less than 5% of the known universe ise bu parçanın bütün içindeki payıdır. Bu anlamda account for şu kalıpta kullanılır: X accounts for + sayı/yüzde/pay + of Y. Fiil X ile uyum gösterir: tek bir şey için accounts for, birden fazla şey için account for kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede account for “bir bütünün belirli bir oranını oluşturmak” anlamındadır?
- Remember to account for traffic when planning the trip.
- Small businesses account for half of the town's jobs.
- How do you account for the missing key?
Cevabı göster
Small businesses account for half of the town's jobs.
About 25% is dark matter and 70% is dark energy,
0:12Yaklaşık %25'i karanlık madde ve %70'i karanlık enerjidir,
both of which: iki öncül hakkında bilgi eklemek
Both of which, daha önce geçen iki şey hakkında aynı ek bilgiyi veren sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Both, yorumun iki öğeye de uygulandığını gösterir; which ise yalnızca en yakın isim olan dark energy’ye değil, dark matter ve dark energy’ye birlikte gönderme yapar. Virgül, bunun ek bilgi olduğunu gösterir. Kalıp two things, both of which + çoğul fiil şeklindedir; burada both of which are invisible kullanılmıştır.
Alıştırma
İki yer hakkında sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatan, both ile başlayan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The library and the museum offer free tours, ____ are open on Sundays.
Cevabı göster
both of which
is really only a tiny fraction of reality. Kalıp ifadeler
0:25aslında gerçekliğin sadece küçücük bir kısmı olduğunu gösteriyor.
a tiny fraction of: bütünün çok küçük bir bölümü
Bu cümlede a tiny fraction of reality, var olan her şeyin çok küçük bir parçası anlamına gelir. Buradaki fraction, yalnızca yazılı bir matematiksel kesri değil, bir bütünün herhangi bir bölümünü veya oranını ifade eder. a tiny fraction of + isim yapısı, bütün ile söz konusu bölüm arasındaki büyük farkı vurgular. Bir miktar daha büyük bir toplamın payı olarak anlatılabildiğinde kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “bütünün çok küçük bir parçası” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The telescope detects only ____ the light from this region.
Cevabı göster
a tiny fraction of
it gets worse: olumsuz durumun ağırlaştığını bildiren geçiş
Burada it gets worse bir geçiş ifadesidir: Konuşmacı, sıradaki bilginin durumu daha da kaygı verici göstereceğini haber verir. Açıklamayı olumsuz bir noktadan daha ağır bir noktaya taşır. it zamiri belirli bir nesneyi değil, genel olarak mevcut durumu veya sorunu ifade eder. Bu yapı, dinleyenin sıradaki bilginin hangi yönde ilerleyeceğini tahmin etmesini sağlar.
Alıştırma
Sıradaki bilginin daha da kaygı verici olduğunu haber veren geçişi tamamlayın: The hotel lost our reservation. And ____—there are no rooms left anywhere nearby.
Cevabı göster
it gets worse
We really have no clue what dark matter and energy are, Kalıp ifadeler
0:29Karanlık madde ve enerjinin ne olduğu
have no clue: hiçbir şey bilmediğini söylemek
Have no clue, “hiç bilmemek” anlamına gelir. Bu cümlede insanların karanlık madde ile karanlık enerjinin ne olduğunu ve nasıl işlediğini hâlâ bilmediğini anlatır. Clue sözcüğü kelime anlamıyla bir şeyi çözmeye yardımcı olan bilgi veya “ipucu” demektir; ancak have no clue bir bütün hâlinde kullanılan bir ifadedir. Yalnızca do not know demekten daha güçlü ve daha konuşma diline özgüdür.
Alıştırma
Cümleyi have no clue ile tamamlayın: I ____ where my glasses are.
Cevabı göster
have no clue
Hafif bir karşıtlık için cümle sonunda though
Though cümlenin sonunda kullanıldığında “ancak” veya “yine de” anlamına gelir. Önceki bir düşünceye gönderme yapıp karşıtlık ekler: karanlık madde ile karanlık enerjinin ne olduğu bilinmese de bunların var olduğundan oldukça emin olunur. Cümle sonundaki bu kullanım yeni bir yan cümle başlatmaz. Ana düşünce söylendikten sonra eklenen hafif ve konuşma diline özgü bir karşıtlık görevi görür; böylece karşıtlık daha az resmî ve daha yumuşak gelir.
Alıştırma
İkinci cümleyi derste öğrendiğiniz, cümle sonunda kullanılan gündelik karşıtlık sözcüğüyle tamamlayın: Sam had never cooked before. The meal tasted good, ____.
Cevabı göster
though
So, what do we know? ile bilinen olgulara geçiş
Burada So, what do we know?, açıklamayı düzenleyen retorik bir sorudur. So, bir sonraki adıma geçildiğini gösterir; soru da artık doğrulanabilen olguların anlatılacağı bölümü açar. Konuşmacı belirli bir dinleyiciden bilgi istemez. Bir açıklamada bu kalıp, belirsizlikten veya bir sorundan o anda mevcut olan kanıtlara geçiş yapabilir.
Alıştırma
So, what do we know? bu cümlede ne işe yarıyor?
- Konuşmacı bilinen olguları sıralamadan önce açıklamayı düzenler.
- Belirli bir dinleyiciden eksik bilgiyi vermesini ister.
- Konuşmacının konuyu bitirdiğini gösterir.
Cevabı göster
Konuşmacı bilinen olguları sıralamadan önce açıklamayı düzenler.
Dark matter is the stuff that makes it possible Dilbilgisi
0:46Karanlık madde, galaksilerin var olmasını
makes it possible for ... to ... kalıbı
makes it possible for galaxies to exist ifadesinde make it possible, “bir şeyin gerçekleşmesini sağlayan koşulları oluşturmak” anlamına gelir. Cümle, karanlık maddeyi galaksilerin var olmasına imkân veren bir koşulu sağlayan unsur olarak sunar. Kalıp make + it + possible + for + isim veya kişi + to + fiil şeklindedir. It, nesne konumunu dolduran bir sözcüktür ve karanlık maddeye gönderme yapmaz. For galaxies, sonraki eylemi veya durumu gerçekleştiren ya da yaşayan öğeyi belirtir; to exist ise mümkün kılınan sonucu ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi make it possible for ... to kalıbıyla ve doğru fiil biçimiyle tamamlayın: The new ramp ____ wheelchair users ____ enter the building easily.
Cevabı göster
makes it possible for · to
When we calculated why the universe is structured the way it is, Dilbilgisi
0:51Evrenin neden bu şekilde yapılandığını hesapladığımızda,
the way it is: mevcut duruma gönderme yapmak
Burada the way it is, “bir şeyin şu anda sahip olduğu belirli durum veya biçim” anlamına gelir. it is yan cümlesi way sözcüğünün anlamını tamamlar; böylece bütün ifade evrenin nasıl yapılandığını anlatır. Bu yapı, tüm ayrıntıları tekrarlamadan önceden bilinen bir duruma gönderme yapmayı sağlar. the way + özne + fiil yapısında özne ve fiil gereklidir; it is gereksiz bir tekrar değildir.
Alıştırma
Cümleyi “mevcut durumunda” anlamına gelen dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Please leave the model ____.
Cevabı göster
the way it is
it quickly became clear that there's just not enough normal matter. Kalıp ifadeler
0:54yeterince normal madde olmadığı hemen anlaşıldı.
became clear that: kanıta dayalı bir sonucu bildirmek
Bu cümlede became clear that, “... olduğu anlaşılır veya açık hâle geldi” anlamındadır. Became bir değişimi gösterir: sonuç başlangıçta kesin değildi, ancak hesaplama onu açık hâle getirdi. That yan cümlesi sonucu, yani yeterli normal madde bulunmadığını belirtir. Bu ifade, bunu kimin fark ettiğini söylemeden kanıt veya analiz sonucunu bildirmek için kullanışlıdır. Herhangi bir şeyin saydamlaştığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir araştırmanın sonucunu üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: After we checked the map twice, it ____ we were on the wrong road.
Cevabı göster
became clear that
is not strong enough to form galaxies and complex structures. Dilbilgisi
1:00galaksiler ve karmaşık yapılar oluşturacak kadar güçlü değil.
not strong enough to + fiil: yetersiz derece
not + sıfat + enough + to-infinitive kalıbı, bir niteliğin bir eylem veya sonuç için gereken düzeye ulaşmadığını belirtir. Enough sıfattan sonra gelir: not strong enough to form. Bu cümlede kütle çekimi, galaksilerin ve karmaşık yapıların oluşması için gereken gücün altında kalır. Kalıp, yetersiz düzeyi doğrudan bunun sonucuna bağlar.
Alıştırma
strong ve not ... enough to kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The rope is ____ hold the heavy box.
Cevabı göster
not strong enough to
more likely: olasılıkları karşılaştırma
More likely, likely sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. Bir sonucun diğerinden daha yüksek olasılığa sahip olduğunu söyler, ancak o sonucun kesin olduğunu belirtmez. Burada would varsayımsal bir sonucu sunar; more likely ise yıldızların dağılmasıyla galaksiler oluşturmasını karşılaştırır. Diğer seçenek than ile açıkça söylenebilir veya bağlam yeterince açıksa belirtilmeyebilir.
Alıştırma
Cümleyi likely sözcüğünün iki kelimelik karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: Because the road is closed, we are ____ to take the train than to drive.
Cevabı göster
more likely
scattered all over the place: yıldızların her yere dağılması
Bu cümlede scattered, yıldızların bir arada durmak yerine ayrı konumlara yayılması demektir. all over the place görüntüyü tüm alana yayar: yıldızlar her yerdedir ve belirgin bir küme oluşturmaz. Bu nedenle bütün ifade geniş ve düzensiz bir mekânsal dağılımı anlatır. Burada all over the place kelimesi kelimesine konum bildirir; birinin düşüncelerinin veya işlerinin dağınık olduğu anlamında kullanılmaz.
Alıştırma
Geniş ve düzensiz biçimde dağılmış anlamındaki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: After the parade, bits of paper were ____.
Cevabı göster
scattered all over the place
So, we know there is something else inside and around them.
1:09Bu yüzden, onların içinde ve etrafında başka bir şey olduğunu biliyoruz.
Something that doesn't emit or reflect light. Anlatım akışı
1:13Işık yaymayan veya yansıtmayan bir şey.
Something that doesn't emit or reflect light. Something dark.: açıklamadan etikete
İlk parça, tam bir cümle kurmak yerine bir özelliği adlandırır: bir şey ne ışık üretir ne de ışığı geri gönderir. that doesn't emit or reflect light ilgi cümleciği, henüz adı belirtilmeyen şeyi tanımlar. İkinci parça olan Something dark, bu açıklamayı kısa bir etikete ve son anahtar kelimeye indirger. Something sözcüğünün tekrarı, sözlü açıklama veya anlatımda etkili olan adım adım bir ritim oluşturur; bu eksik cümleler kasıtlıdır ve resmî düzyazı için örnek değildir.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı: Resmî bir araştırma makalesinde kısa ve özenli bir cümle elde etmek için Something that doesn't emit or reflect light. Something dark. parça dizisini olduğu gibi bırakmak genellikle en iyisidir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
But besides being able to calculate the existence of dark matter, Dilbilgisi
1:18Ancak karanlık maddenin varlığını hesaplayabilmenin yanı sıra,
besides being able to: başka bir nokta eklemek
Besides + -ing, daha önce sözü edilen bir olguya, nedene veya yeteneğe bir başkasını ekler. Burada being able to calculate the existence of dark matter ilk kanıt türünü belirtir; we can see it yan cümlesi ise ikinci bir kanıt ekler. besides sonrasında bir isim veya -ing biçimi kullanılır. Being able to + fiil, bir şeyi yapma yeteneğine sahip olmak demektir. Bu nedenle besides being able to calculate, “hesaplayabilmenin yanı sıra” anlamına gelir; “bu yetenek dışında” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi besides being able to yapısıyla tamamlayın: ____ edit photos, this app can also make short videos.
Cevabı göster
Besides being able to
Cümle sonundaki kind of: bir iddiayı yumuşatmak
Cümlenin sonundaki kind of, geriye dönüp we can see it ifadesini yumuşatır. Konuşmacı “sınırlı veya yaklaşık bir anlamda” demektedir: Karanlık maddenin kendisini doğrudan görmeyiz; yalnızca etkilerini gözlemlememizi sağlayan bir şeyi görürüz. Cümle sonundaki bu kullanım, konuşmada sonradan eklenen bir düzeltmedir. Fazla güçlü duyulan bir iddiayı düzeltir; bu yüzden can see it tamamen gerçek veya kesin anlamıyla anlaşılmamalıdır.
Alıştırma
Leo yeni bir atıştırmalığı tattıktan sonra “It tastes good, kind of.” diyor. kind of neyi gösterir?
- Bu, iyi yiyeceklerin belirli bir türüdür.
- Tadı kesinlikle mükemmeldir.
- Tadı bir ölçüde iyi, ancak konuşmacı güçlü bir iddiada bulunmuyor.
Cevabı göster
Tadı bir ölçüde iyi, ancak konuşmacı güçlü bir iddiada bulunmuyor.
Places with a high concentration of dark matter Kalıp ifadeler
1:24Karanlık maddenin yoğun olarak bulunduğu yerler,
high concentration of: bir alandaki yüksek miktar
Bu cümlede a high concentration of dark matter, belirli bir alanda çok miktarda karanlık madde bulunduğu anlamına gelir. Buradaki concentration, bir insanın odaklanma becerisini değil, bir alanda bir şeyden ne kadar bulunduğunu anlatır. Yeniden kullanılabilir kalıp a high concentration of + isim şeklindedir. Tuz veya kirlilik gibi sayılamayan bir maddeyi ya da mağazalar ve insanlar gibi bir yerde çok sayıda bulunan sayılabilen varlıkları anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “belirli bir alanda toplanmış büyük miktar” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The sample contained a ____ salt.
Cevabı göster
high concentration of
So, we know there's something there that interacts with gravity.
1:29Yani, orada kütleçekimi ile etkileşime giren bir şey olduğunu biliyoruz.
Right now, we have more ideas about what dark energy is not Dilbilgisi
1:33Şu anda, karanlık enerjinin ne olduğu hakkında olduğundan
ne olduğundan çok ne olmadığına dair fikirler
Bu cümle iki bilgi miktarını karşılaştırır: karanlık enerjinin ne olmadığına dair fikirler ve ne olduğuna dair fikirler. More ... than ilk grubun daha büyük olduğunu söyler; yani olası açıklamaları eleme konusunda, gerçek yapıyı belirlemeye göre daha fazla ilerleme vardır. What dark energy is not ve what it is, about sözcüğünden sonraki iki konuyu adlandıran tam yan cümlelerdir. Daha kısa olan ikinci bölümde ideas about ifadesi anlaşılır ancak tekrarlanmaz; tam anlam more ideas about A than ideas about B şeklindedir. Bu kalıp, bilgi iki soru veya konu arasında eşit dağılmadığında kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, elenmiş nedenlerin gerçek nedenden daha iyi anlaşıldığını söyler?
- We have more evidence about what caused the failure than about what did not cause it.
- We have equal evidence about what caused the failure and what did not cause it.
- We have more evidence about what did not cause the failure than about what caused it.
Cevabı göster
We have more evidence about what did not cause the failure than about what caused it.
because it would emit particles we could detect.
1:43çünkü tespit edebileceğimiz parçacıklar yayardı.
because antimatter produces unique gamma rays when it reacts with normal matter.
1:48çünkü antimadde normal maddeyle reaksiyona girdiğinde benzersiz gama ışınları üretir.
Dark matter is also not made up of black holes, Öbek fiiller
1:53Karanlık madde, kara deliklerden de oluşmaz,
be made up of: bir bütünün yapısını anlatmak
Burada is not made up of, kara deliklerin karanlık maddeyi oluşturan bileşenler olmadığı anlamına gelir. Bu ifade bir bütünün nelerden oluştuğunu anlatır; nasıl yaratıldığını anlatmaz. Şu kalıbı kullanın: bütün + be + made up of + bileşenler: The team is made up of five players.
Alıştırma
Cümleyi bir bütünün parçalarını anlatan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The committee is ____ twelve volunteers.
Cevabı göster
made up of
very compact objects that violently affect their surroundings,
1:57yani çevrelerini şiddetli bir şekilde etkileyen çok yoğun nesnelerden;
while dark matter seems to be scattered all over the place. Dilbilgisi
2:01oysa karanlık madde her yere dağılmış gibi görünüyor.
İki yan cümleyi karşılaştıran while
Burada while, iki olayın aynı anda gerçekleştiği anlamına gelmez. İki açıklamayı karşı karşıya getirir: kara delikler yoğun nesnelerdir ve yakınlarındaki uzayı güçlü biçimde etkiler, ancak karanlık madde geniş bir alana dağılmış görünür. Karşıtlık bildiren while iki yan cümleyi bağlar ve bir gerçek doğruyken farklı ya da karşıt başka bir gerçeğin de doğru olduğunu gösterir. Bu kullanım kanıtları, özellikleri veya görüşleri karşılaştırırken yaygındır.
Alıştırma
"Maya likes working early, while Leo is most productive at night," cümlesinde while ne işlev görür?
- Leo'nun neden geceleri çalıştığını açıklar.
- Maya'nın tercihiyle Leo'nun tercihini karşılaştırır.
- Maya ile Leo'nun aynı anda çalıştığını söyler.
Cevabı göster
Maya'nın tercihiyle Leo'nun tercihini karşılaştırır.
Basically, we only know three things for sure. Anlatım akışı
2:05Temel olarak, kesin olarak bildiğimiz sadece üç şey var.
Basically ... three things for sure: özetleme ve listeyi haber verme
Basically, konuşmacının karmaşık bir tartışmayı ana sonucuna indirgediğini dinleyiciye gösterir. Burada bir özetleme işaretidir; gerçeklerin yaklaşık ya da önemsiz olduğu anlamına gelmez. We only know three things for sure, iddiayı kesin olan üç gerçekle sınırlar ve dinleyiciyi numaralı bir listeye hazırlar. Cümle bir bütün olarak önceki akıl yürütmeyi kapatır ve sonraki bölüme açık bir yapı verir.
Alıştırma
Bu cümle bir açıklamada ne işe yarar? “Basically, we only know three things for sure.”
- Konuşmacının kontrol etmediği üç tahmini sunar.
- Sonraki üç maddenin yaklaşık ve önemsiz olduğunu söyler.
- Tartışmayı özetler ve kesin olan üç maddelik bir listeyi haber verir.
Cevabı göster
Tartışmayı özetler ve kesin olan üç maddelik bir listeyi haber verir.
Something is out there: kimliği belirsiz bir şey var
Something is out there, konuşmacının şu anda göremediği veya ne olduğunu belirleyemediği bir yerde, kimliği belirsiz bir şeyin gerçekten var olduğu anlamına gelir. Cümle bir şeyin varlığını ileri sürer, ancak onun ne olduğunu bildiğini ileri sürmez. Out there, daha geniş ya da görünmeyen bir alanı belirsiz biçimde gösterir. Bu bağlamda sadece dışarıyı değil, uzayda bir yeri anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “kimliği belirsiz bir şey görüş alanımızın ötesinde bir yerde var” anlamındaki dört sözcüklük İngilizce ifadeyle tamamlayın: We cannot see it yet, but ____.
Cevabı göster
something is out there
Dark matter is probably made up of a complicated exotic particle
2:16Karanlık madde muhtemelen, ışık ve maddeyle beklediğimiz şekilde
that doesn't interact with light and matter in a way we expect. Dilbilgisi
2:20etkileşime girmeyen karmaşık ve egzotik bir parçacıktan oluşuyor.
in a way we expect: beklenen bir biçimi anlatmak
In a way, parçacığın ışık ve maddeyle nasıl etkileşime girdiğini belirtir. Olumsuzluk, bu biçimin insanların beklediği gibi olmadığını söyler; tek başına hiçbir etkileşim olmadığını söylemez. We expect, way sözcüğünü niteleyen bir yan cümledir. Daha açık hâli “the way that we expect it to interact” şeklindedir ve tekrarlanan sözcükler söylenmemiştir. Bir biçimi kimin ölçütünün veya beklentisinin belirlediğini göstermek için in a way + yan cümle kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi in a way + yan cümle yapısıyla ve the engineers expected sözlerini kullanarak tamamlayın: The robot did not move ____.
Cevabı göster
in a way the engineers expected
Dark energy is even more strange and mysterious.
2:26Karanlık enerji ise çok daha garip ve gizemli.
We can't ..., we can't ..., and we can't ...: paralel tekrar
Her yan cümle aynı kalıbı kullanır: We can't + fiil + it. Kalıbın tekrarlanması detect, measure ve taste sözcüklerini aynı düzeye koyar; listeyi açık ve ritmik yapar. And son ögeyi bildirir. Taste burada normal bir bilimsel test değildir. Onu sona bırakmak, paralel dil bilgisini korurken komik bir sürpriz yaratır.
Alıştırma
Hangi cümle üç paralel yan cümle kullanır ve bilerek şaşırtıcı bir ögeyi sona bırakır?
- I can't open the file, I can't rename the file, and I can't bribe it with a cookie.
- I can't open the file, renaming it is difficult, and the password is missing.
- The file is locked, the password is missing, and I tried again.
Cevabı göster
I can't open the file, I can't rename the file, and I can't bribe it with a cookie.
But we do see its effects very clearly. Dilbilgisi
2:34Ancak etkilerini çok net bir şekilde görebiliyoruz.
do see ifadesindeki vurgulu do
Olumlu we do see cümlesinde do, vurgu yardımcı fiilidir. see fiilini güçlendirir: Konuşmacı, özellikle önceki durum bunun tersini düşündürebiliyorsa, etkilerin gerçekten gözlemlenebildiğini kesin biçimde doğrular. Burada see, nesnenin kendisini kelimenin tam anlamıyla görmek değil, “gözlemlemek veya tespit etmek” demektir. do/does/did + fiilin yalın hâli yapısı, bir ifadenin doğru olduğunu vurgulayabilir.
Alıştırma
Şimdiki zamandaki bir gerçeği güçlü biçimde doğrulayan vurgu yardımcı fiiliyle cümleyi tamamlayın: We ____ understand your concern.
Cevabı göster
do
shifts towards the red end of the electromagnetic spectrum as it travels through space.
2:43uzayda ilerlerken elektromanyetik spektrumun kırmızı ucuna nasıl kaydığını inceledi.
Edwin Hubble ve büyük ölçüde kırmızıya kayma
Edwin Hubble, gözlemleriyle bir galaksinin uzaklığı ile ışığındaki kayma arasında bağlantı kuran bir astronomdu. Kırmızıya kayma, bize ulaşan ışıktaki ayırt edilebilir özelliklerin daha uzun dalga boylarında, yani tayfın kırmızı ucuna doğru görünmesi demektir. Bu bölümde daha sönük ve daha uzak galaksiler daha büyük kırmızıya kayma gösteriyordu. Uzaklık ile kırmızıya kayma arasındaki bu örüntü, uzak galaksilerin bizden uzaklaştığına ve evrenin genişlediğine dair kanıt oluşturdu; görüntülerin yalnızca kırmızıya boyandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bölümde redshift neyi anlatır?
- Galaksinin ışık yaymayı bırakması.
- Bir galaksiden gelen ışığın, tayfın kırmızı ucuna doğru kaymış dalga boylarında alınması.
- Birinin galaksi görüntüsüne kırmızı bir ton eklemesi.
Cevabı göster
Bir galaksiden gelen ışığın, tayfın kırmızı ucuna doğru kaymış dalga boylarında alınması.
not so much: kısa ve eksiltili bir karşıtlık
Bu kısa parçada not so much, “bu durum daha yakın galaksiler için daha az geçerlidir” anlamına gelir. Daha uzun biçimiyle, yakın galaksilerin bu kadar yüksek derecede kırmızıya kayma göstermediğini anlatır. Bu bir eksiltidir: konuşan kişi, önceki cümleden anlaşılabilen sözcükleri söylemez. Much, önceki açıklamanın ne ölçüde geçerli olduğunu belirtir; yakın galaksilerin sayısını belirtmez.
Alıştırma
“The first printer was reliable. The second one, not so much,” cümlesinde not so much ne anlama gelir?
- İkinci tür yazıcılardan fazla yoktu.
- İkinci yazıcı daha az mürekkep kullanıyordu.
- İkinci yazıcı daha az güvenilirdi.
Cevabı göster
İkinci yazıcı daha az güvenilirdi.
Hubble determined that this was because the universe itself is expanding.
2:57Hubble bunun nedeninin evrenin kendisinin genişlemesi olduğunu belirledi.
The redshift occurs because the wavelengths of light
3:01Kırmızıya kayma meydana gelir çünkü ışığın dalga boyları
as the universe expands: birlikte gelişen değişimler
Burada as bir zaman yan cümlesi başlatır: evren genişleme sürecindedir ve bu süreç sırasında dalga boyları gerilir. Dinleyicinin iki değişimin birlikte ilerlediğini düşünmesini sağlar. Genişleme, gerilmeyi de açıklar; ancak as bu bağlantıyı basit bir because ilişkisi olarak sunmaz. Odak noktası, süreç ilerlerken ne olduğudur.
Alıştırma
Hangi cümle iki kademeli değişimi birlikte gelişiyor gibi en iyi biçimde sunar?
- After the air cools, the balloon gets smaller.
- As the air cools, the balloon gets smaller.
- Because the air cools, the balloon gets smaller.
Cevabı göster
As the air cools, the balloon gets smaller.
the expansion of the universe is accelerating.
3:10evrenin genişlemesinin hızlandığını göstermiştir.
More recent discoveries have shown that: birikmiş kanıtları bildirme
More recent discoveries have shown that, konuşanın kişisel tahminini değil, araştırma kanıtlarıyla desteklenen bir sonucu tanıtır. Burada shown, sergilenmiş değil, kanıtlanmış veya ortaya konmuş anlamındadır. Present perfect yapıdaki have shown, geçmişte yapılan keşifleri bugün kabul edilen bilgiyle ilişkilendirir. Ardından gelen that yan cümlesi, birikmiş kanıtların desteklediği sonucu belirtir.
Alıştırma
Birikmiş araştırma kanıtlarının bugün hâlâ geçerli bir sonucu desteklediğini en iyi hangi cümle anlatır?
- I think regular sleep probably improves memory.
- Recent studies have shown that regular sleep improves memory.
- One study in 2018 showed that regular sleep improved memory.
Cevabı göster
Recent studies have shown that regular sleep improves memory.
Before that, it was thought that the pull of gravity would cause the expansion to either slow down Dilbilgisi
3:13Ondan önce, kütleçekiminin çekim kuvvetinin genişlemeyi yavaşlatacağı
or even retract and collapse in on itself at some point. Öbek fiiller
3:18veya bir noktada geri çekilip kendi içine çökeceği düşünülüyordu.
It was thought that: geçmişteki genel bir inancı bildirme
it was thought that yapısında it boş öznedir; evrene, yer çekimine veya başka bir isme gönderme yapmaz. İnsanların inandığı düşünceyi that yan cümlesi taşır. Edilgen was thought, bu düşünceye sahip kişileri belirtmez ve inancı geçmişte genel olarak kabul edilen bir görüş şeklinde sunar. Yeni kanıtları vermeden önce eski bir açıklamayı gözden geçirirken kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi think fiilinin geçmiş zamandaki kişisiz edilgen biçimiyle tamamlayın: Before modern research, ____ ulcers were caused mainly by stress.
Cevabı göster
it was thought that
either A or even B: daha uç bir ikinci sonuç
either A or even B yapısında either ... or iki olası sonucu birbirine bağlar. Burada A slow down, B ise retract and collapse in on itself ifadesidir. Eş görevli iki bölüm de genişlemenin ne yapabileceğini anlatan fiil öbekleridir. Even, B seçeneğini daha güçlü ya da daha uç bir olasılık olarak gösterir. Bu kalıp, önce olası bir sonuç sunup ardından daha çarpıcı bir alternatifle düzeyi yükseltir.
Alıştırma
İkinci ve daha uç bir olasılık sunan iki sözcüklük bağlantıyla cümleyi tamamlayın: The storm could either weaken ____ destroy the bridge.
Cevabı göster
or even
collapse in on itself: kendi içine çökmek
Collapse in on itself, bir bütünün kendi merkezine doğru katlanması, küçülmesi ya da içe çökmesi anlamına gelir. Bu cümlede, genişlemenin tersine dönerek tüm evrenin içe doğru büzülmesi düşüncesini anlatır; bir yapının yalnızca aşağı doğru yıkılmasını anlatmaz. Bu ifade, kendi parçaları artık onu destekleyemediği için içeriden çöken bir sistem veya kuruluş için de kullanılabilir. Temel fikir içe doğru ya da içeriden gerçekleşen çöküştür.
Alıştırma
Aynı yapının içine doğru hareketi gösteren sözcüklerle hedef ifadeyi tamamlayın: Without internal supports, the shell began to collapse ____.
Cevabı göster
in on itself
Galaxies are tight-bound clusters of stuff held together by gravity, Öbek fiiller
3:30Galaksiler kütleçekimi ile bir arada tutulan sıkı bağlara sahip madde kümeleridir,
so we don't experience this expansion in our daily lives.
3:35bu yüzden günlük yaşantımızda bu genişlemeyi hissetmeyiz.
held together by: bir şey sayesinde bir arada tutulmak
be held together by ifadesinde held, hold fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve ifade edilgen bir yapıdadır. Ayrı parçaların by sonrasında belirtilen güç, malzeme veya destek sayesinde birleşik kalması ya da bir bütünün kararlılığını koruması anlamına gelir. Burada kütleçekimi, galaksideki maddeyi bir arada tutar; held, “elde taşınmak” anlamına gelmez. Aynı kalıp hem fiziksel nesneleri hem de soyut grupları anlatabilir: be + held together + by + neden veya destek. Özne, birliği sağlayan şey değil, bir arada tutulan bütündür.
Alıştırma
Cümleyi “bir şey sayesinde tek parça hâlinde tutulan” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The raft is ____ strong ropes.
Cevabı göster
held together by
Wherever there is: bir şeyin bulunduğu her yerde
Wherever there is, yer bildiren bir koşul yan cümlesi başlatır. “Bir şeyin var olduğu veya gerçekleştiği her yerde” anlamına gelir ve koşulu karşılayan bütün yerler için geçerli genel bir kuralı ifade eder; belirli bir yerin nerede olduğunu soran bir soru değildir. Kalıp wherever there is + tekil ya da sayılamayan isim öbeğidir. Çoğul bir isimle wherever there are kullanılır. Wherever yan cümlesi ana cümleden önce veya sonra gelebilir. Altyazıdaki more, more empty space anlamındadır; dolayısıyla fikir, boş uzayın bulunduğu her yer için geçerlidir.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeyin bulunduğu her yerde” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ enough sunlight, these flowers grow well.
Cevabı göster
Wherever there is
seems to be some kind of: geçici bir sınıflandırma belirtmek
Seems to be, ifadenin doğrulanmış bir gerçek değil, mevcut kanıtlara dayanan bir çıkarım olduğunu gösterir. Ardından gelen some kind of, karanlık enerjiyi geniş bir kategoriye yerleştirir ancak onun tam doğasının bilindiğini ileri sürmez. Bu iki temkinli ifade birlikte iki sınırı aktarır: sonuç geçicidir ve sınıflandırma yaklaşık bir sınıflandırmadır. Kanıtlar bir yöne işaret ettiği hâlde kesin ve nihai bir tanımlama için yeterli olmadığında bu yapı yararlıdır.
Alıştırma
Kanıtlar eksikken geçici ve yaklaşık bir sınıflandırmayı en iyi hangi cümle ifade eder?
- The signal seems to be some kind of background interference.
- The signal cannot be classified.
- The signal is background interference.
Cevabı göster
The signal seems to be some kind of background interference.
intrinsic to: doğasında bulunan bir özelliği anlatmak
Intrinsic to, bir niteliğin doğal olarak bir şeye ait veya onun yapısına yerleşik olduğunu belirtir. Burada önerilen enerjinin uzaya dışarıdan eklenen bir şey değil, boş uzayın kendi özelliği olduğu söylenir. Intrinsic sıfatı, bu yerleşik özelliğe sahip olan şeyden önce normalde to alır: X is intrinsic to Y.
Alıştırma
Cümleyi sabit edatla tamamlayın: Uncertainty is intrinsic ____ scientific discovery.
Cevabı göster
to
and that keeps getting stronger as time passes by. Dilbilgisi
3:52ve zaman geçtikçe güçlenmeye devam eden bir enerji.
keeps getting stronger ile sürekli artış
Keep + -ing biçimi, bir eylemin veya değişimin devam ettiğini gösterir. Burada keeps, tekil özne Energy ile uyumludur; getting stronger ise “daha güçlü hâle gelmek” anlamına gelir. Birlikte keeps getting stronger, gücün zaman geçtikçe artmaya devam ettiğini anlatır. Getting bir durum değişimini gösterir; daha güçlü bir şeyi “elde etmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi geniş zamanda keep getting + strong sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The wind ____ as the storm moves closer.
Cevabı göster
keeps getting stronger
than everything else in the universe combined.
3:58her şeyin toplamından daha fazla enerjiye sahiptir.
We have multiple ideas about what dark energy might be.
4:02Karanlık enerjinin ne olabileceğine dair birçok fikrimiz var.
One idea is that dark energy is not a thing, Dilbilgisi
4:06Bir fikir, karanlık enerjinin bir şey olmadığı,
not a thing, but just a property ile düzeltme
not A, but just B kalıbı, doğru tanım olarak A’yı reddeder ve yerine B’yi koyar. Bu cümlede karanlık enerji bağımsız bir varlık olarak değil, uzayın kendisine ait bir özellik olarak sunulur. Burada just, “yalnızca” veya “sadece” anlamına gelir. Yerine konan tanımı sınırlar ve biraz küçümser gibi gösterir; “adil” veya “az önce” anlamına gelmez.
Alıştırma
Açıklamayı not A, but just B ile tamamlayın: This mark is ____ a crack, ____ a scratch on the paint.
Cevabı göster
not · but just
is not nothing: vurgulu bir çift olumsuzluk
is not nothing ifadesindeki iki olumsuzluk, doğrudan nothing anlamına gelmez. İlk not, nothing ile anlatılan “hiçbir şey yok” düşüncesini reddeder; bu nedenle ifade, boş uzayın özelliklerden veya içerikten tamamen yoksun olmadığını anlatır. Bu, temkinli ve vurgulu bir olumlu iddiadır: boş uzayda anlamlı bir şey bulunduğunu söyler, fakat onun sıradan maddeyle dolu olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Empty space is not nothing. bu bağlamda ne anlama gelir?
- Boş uzayın her yerinde sıradan madde vardır.
- Boş uzay, özelliklerden veya içerikten tamamen yoksun değildir.
- Boş uzay tam anlamıyla mutlak hiçliktir.
Cevabı göster
Boş uzay, özelliklerden veya içerikten tamamen yoksun değildir.
It can generate more space and is quite active.
4:15Daha fazla uzay üretebilir ve oldukça aktiftir.
just more and more space appears to fill the gaps, Dilbilgisi
4:21gittikçe daha fazla uzay ortaya çıkıyor olabilir,
more and more + sayılamayan isim
Sayılamayan "space" isminin önündeki "more and more", süreç devam ettikçe uzay miktarının sürekli arttığını belirtir. İki sabit miktarı karşılaştırmaz; gelişmekte olan bir artış eğilimini anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp "more and more + sayılamayan isim" şeklindedir: "more and more water", "more and more time" ve "more and more information".
Alıştırma
Miktarın sürekli arttığını belirten hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: As the rain continued, ____ water flowed into the street.
Cevabı göster
more and more
and this leads to a faster expanding universe. Kalıp ifadeler
4:24ve bu da evrenin daha hızlı genişlemesine yol açar.
it could be that: olası bir açıklama sunmak
it could be that ifadesinde it, belirli bir şeye gönderme yapmayan biçimsel öznedir. Öne sürülen asıl fikir, that ile başlayan yan cümlede bulunur. Could, açıklamanın doğrulanmış değil, mümkün olduğunu gösterir. Burada geçmişteki bir yeteneği değil, belirsizliği ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi, olası bir açıklamayı başlatan dersteki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the sensor needs more time to update.
Cevabı göster
It could be that
leads to: neden ile sonucu bağlamak
Bu cümlede "leads to", bir nedeni sonucuna bağlar: "this" ile belirtilen süreç, "a faster expanding universe" sonucunu doğurur. Birini bir yere götürme eylemini anlatmaz. "lead to + isim öbeği veya -ing biçimi" kalıbını kullanın. Burada "to" bir edattır; bu nedenle "lead to delays" ve "lead to losing time" doğal devam örnekleridir.
Alıştırma
Cümleyi hedef neden-sonuç ifadesiyle tamamlayın: Ignoring the warning can ____ serious damage.
Cevabı göster
lead to
cosmological constant: Einstein'ın 1917 tarihli terimi
Kozmolojik sabit, Einstein'ın 1917'de genel görelilik denklemlerine eklediği bir terimdir. Bu cümlede konuşmacı, bu eski bilimsel fikri karanlık enerji hakkındaki modern tartışmayla ilişkilendiriyor. Cümle basitleştirilmiş bir anlatım sunuyor: bu terim, büyük ölçekte kütleçekimsel çekime karşı işleyen bir etkiyle bağlantılıdır. Burada constant, yerleşik bir bilimsel adın parçasıdır; yalnızca bir şeyin 'aynı kaldığı' anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede cosmological constant neyi ifade ediyor?
- Evrenin her parçasının daima değişmeden kaldığını söyleyen bir ifade
- Yer çekiminin ne kadar hızlı güçlendiğini ölçen bir sayı
- Burada yer çekimine karşı işleyen bir etkiyle bağlantılı eski bir kozmoloji terimi
Cevabı göster
Burada yer çekimine karşı işleyen bir etkiyle bağlantılı eski bir kozmoloji terimi
The only problem is that: temel bir engeli belirtmek
The only problem is that + yan cümle kalıbı, işe yarar görünen bir fikirden o fikrin önündeki temel engele geçiş yapar. that sonrasındaki yan cümle engeli açıklar; böylece dinleyici yön değişikliğini kolayca takip eder. Dil bilgisi açısından only, problem sözcüğünü niteler: konuşmacı sonraki noktayı tek sorun veya en azından şu anda odaklanılan sorun olarak sunar. Bu, başka hiçbir yerde başka bir sorun bulunmadığına dair kesin bir iddia olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Maliyeti odaktaki tek sorun olarak sunan bu dersteki beş sözcüklük kalıpla geçişi tamamlayın: The plan sounds good. ____ it costs too much.
Cevabı göster
The only problem is that
when we tried to calculate the amount of this energy,
4:39bu enerjinin miktarını hesaplamaya çalıştığımızda,
the result was so wrong and weird that it only added to the confusion. Dilbilgisi
4:42sonuç o kadar yanlış ve tuhaftı ki sadece kafa karışıklığını artırdı.
so wrong and weird that ... added to the confusion: derece ve sonuç
so + sıfat + that + sonuç kalıbı, aşırı bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada wrong and weird, sonucun ne kadar olağandışı olduğunu anlatır; that ise bu derece yüzünden ne olduğunu, yani kafa karışıklığının arttığını belirtir. Buradaki that bir sonuç işaretidir, ilgi zamiri değildir. So yalnızca very anlamına gelmez; dinleyiciyi that yan cümlesinde açıklanacak sonuca da hazırlar.
Alıştırma
so + sıfat + that sonuç kalıbını difficult kullanarak tamamlayın: The puzzle was ____ nobody in the group could solve it.
Cevabı göster
so difficult that
Another idea is that empty space is actually full of temporary virtual particles
4:47Başka bir fikir, boş uzayın aslında geçici sanal parçacıklarla dolu olduğu,
that spontaneously and continually form from nothing Anlatım akışı
4:52bunların hiçlikten kendiliğinden ve sürekli olarak oluştuğu
form from nothing ... disappear into nothing again: köken ve zıt yöndeki son nokta
İki ifade, açıklamayı birbirine karşılık gelen bir çift olarak düzenler. Form from nothing geriye, bir kökene işaret ederken disappear into nothing ileriye, bir son noktaya yönelir. Zıt yönleri gösteren from ve into edatları iki aşamanın kolayca izlenmesini sağlar. Then sıralamayı verir, again ise tekrarlanan bir döngüyü düşündürür. Bu hipotezde ifadeler, geçici sanal parçacıkların ortaya çıkıp kaybolmasını anlatır; sıradan nesnelerin de bunu yaptığına dair genel bir iddia değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kökeni ve ardından zıt yöndeki bir son noktayı içeren süreci en açık biçimde anlatır?
- Mist forms from moisture near the ground and then disappears into the morning air.
- Mist appears in the morning because the air is cool.
- Mist is light, cool, and common near the ground.
Cevabı göster
Mist forms from moisture near the ground and then disappears into the morning air.
The energy from those particles could be dark energy.
4:58Bu parçacıklardan gelen enerji karanlık enerji olabilir.
is an unknown kind of dynamic energy fluid or field,
5:03bilinmeyen bir tür dinamik enerji akışkanı veya alanıdır,
but somehow has the opposite effect on the universe Kalıp ifadeler
5:09ancak bir şekilde evren üzerinde normal enerji ve maddeden
has the opposite effect on: üzerinde ters etki yaratmak
X has the opposite effect on Y kalıbında X, Y üzerinde başka bir etkinin ya da beklenen sonucun ters yönünde bir sonuç doğurur. Bu cümlede bilinmeyen enerjinin evren üzerinde normal enerji ve maddeden farklı olarak ters yönde etki gösterdiği söyleniyor. Effect bir isimdir; on ise etkiden etkilenen şeyi belirtir. than normal energy and matter gibi bir karşılaştırma ifadesi, etkinin neyle karşılaştırıldığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle ters bir sonucu anlatmak için effect ismini doğru kullanıyor?
- Too much pressure has the opposite effect on performance.
- Too much pressure has the opposite affect on performance.
- Too much pressure affects on performance in the opposite way.
Cevabı göster
Too much pressure has the opposite effect on performance.
Bağlı dolaylı sorular: how and where ... how we could detect it
we don't know sonrasında how ve where, ayrı doğrudan sorular sormak yerine eksik olan bilgileri belirtir. Bu iki soru sözcüğü bağlanmıştır ve bağlamdan yaklaşık olarak ‘nasıl var olduğu’ ve ‘nerede var olduğu’ anlaşılabildiği için kısaltılmıştır. Son bölüm olan or how we could detect it ise başka bir bilinmeyeni ekler. how we could detect it, bir bildirme cümlesinin içindeki dolaylı soru olduğu için öznenin kiplik fiilden önce geldiği we could sırasını korur. Doğrudan bir soruda devrik sıra kullanılır: How could we detect it?
Alıştırma
Hangi cümle don't know sonrasında dolaylı soruyu doğru kullanıyor?
- We don't know how could we detect the leak.
- We don't know how could detect we the leak.
- We don't know how we could detect the leak.
Cevabı göster
We don't know how we could detect the leak.
So, there are still a lot of questions to answer.
5:19Yani, cevaplanması gereken hâlâ bir sürü soru var.
Our theories about dark matter and dark energy are still just that, Ton ve niyet
5:22Karanlık madde ve karanlık enerji hakkındaki teorilerimiz hâlâ sadece bundan ibaret:
still just that, theories: iddiayı “hâlâ yalnızca teori” olarak sınırlamak
Burada that, cümlenin başında geçen theories sözcüğüne gönderme yapar. Virgülden sonra theories isminin tekrarlanması, göndermeyi açık ve vurgulu hâle getirir. be still just that, + isim kalıbı, bir şeyin o ismin tanımladığı durumla sınırlı kaldığını ve daha güçlü bir konuma ulaşmadığını belirtir. Bu cümlede dinleyiciyi teorileri doğrulanmış gerçekler gibi görmemesi için uyarır.
Alıştırma
Haber doğrulanmadı. Durumunu sınırlı tutan ifadeyle cümleyi tamamlayın: “The rumor is ____, a rumor.”
Cevabı göster
still just that
On the other hand, this is frontier science,
5:30Diğer yandan, bu, bilimsel bilginin sınırlarının araştırıldığı bir alandır,
On the one hand ... On the other hand: iki yönü sunmak
On the one hand karşılaştırmanın ilk yönünü sunar; On the other hand ise onunla karşıtlık oluşturan ikinci yönü belirtir. Bu ikili, dinleyicinin iki değerlendirmeyi ayrı ayrı takip etmesini sağlar. Burada iki yön de aynı durumu anlatır: Belirsizlik can sıkıcıdır, ancak bilimin sınırında çalışmak da heyecan vericidir. İkinci yön ilkini geçersiz kılmaz; eşit derecede geçerli başka bir bakış açısı ekler.
Alıştırma
Örnekte On the one hand ... On the other hand ne yapıyor?
- Her ikisi de geçerli olabilen karşıt iki bakış açısını birbirinden ayırır.
- Aralarında karşıtlık bulunmayan iki destekleyici nokta sıralar.
- İlk bakış açısının yanlış olduğunu söyler ve onun yerine ikincisini koyar.
Cevabı göster
Her ikisi de geçerli olabilen karşıt iki bakış açısını birbirinden ayırır.
making it very exciting: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Bu cümlede making it very exciting, sonucu belirten ek bir yapıdır. “Virgül + -ing yan cümlesi”, virgülden önceki düşüncenin tamamından hangi sonucun doğduğunu gösterir: bunun öncü bir bilimsel çalışma olması, durumu çok heyecan verici kılar. making sözcüğünün örtük öznesi önceki durumun tamamıdır; science sözcüğü, gerçek anlamda bir şey üreten kişi ya da varlık değildir. Bu kalıp, and this makes ... yapısını sık sık kısaltarak bir gerçek ile sonucunu daha özlü biçimde bağlar.
Alıştırma
İlk yan cümlenin tamamının etkisini göstermek için -ing sonuç ifadesini doğru kullanan tamamlama hangisidir? The city added more buses, ____
- makes the commute easier.
- to making the commute easier.
- making the commute easier.
Cevabı göster
making the commute easier.
It shows us that no matter how much we feel we're on top of things, Notlar
5:34Bize her şeyi kontrol altında hissetsek bile,
no matter how much: dereceye rağmen ödünleme
No matter how much bir ödünleme anlamı başlatır: derece çok yüksek olsa bile ana sonuç değişmez. Burada how much, feel we're on top of things ile ifade edilen duygunun ne kadar güçlü olduğunu ölçer; sayılabilen şeylerin sayısını belirtmez. Yeniden kullanılabilen kalıp no matter how much + özne + fiil biçimindedir ve ardından ana cümle gelir. “Derecesi ne kadar olursa olsun” anlamına gelir ve yoğunluktaki değişimin sonucu değiştirmediğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi no matter ile başlayan dört sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: ____ I want to stay, I have to leave by ten.
Cevabı göster
No matter how much
Be on top of things: durumu anlayıp yönetmek
Be on top of things, neler olduğunu anlamak ve ilgili görevleri ya da sorunları etkili biçimde yönetmek anlamına gelen bir deyimdir. Burada insanlığın bilgiye ve olaylara hâkim olduğu hissini anlatır; fiziksel olarak bir şeylerin üzerinde bulunmak anlamına gelmez. Feel we're on top of things ifadesindeki feel, bir inancı ya da izlenimi aktarır. Daha geniş no matter how much... yapısı, kontrol hissi ne kadar güçlü olursa olsun konuşmacının ardından söyleyeceği noktayı değiştirmediğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “her şeyi anlamaya ve iyi yönetmeye devam etmek” anlamındaki dört sözcüklü deyimle tamamlayın: Even during the busy week, Maya stayed ____.
Cevabı göster
on top of things
Uzaydaki küçük ve kırılgan bir adada akıllı telefonlu insansı maymunlar
Apes with smartphones, insanları yoğunlaştırılmış bir imgeyle anlatan bir metafordur: Biyolojik olarak evrimleşmiş primatlarız, ancak aynı zamanda gelişmiş teknolojiler taşıyoruz. Eski içgüdüler ve sınırlamalarla modern araçlar arasında keskin bir karşıtlık kurar; başka insansı maymunların gerçekten telefon sahibi olduğu iddiası ya da bir gruba yöneltilmiş hakaret değildir. A tiny fragile island in space, Dünya'yı uçsuz bucaksız evrende küçük, yalnız ve savunmasız bir yer olarak metaforik biçimde sunar. İki imge birlikte alçakgönüllü bir bakış oluşturur: Teknolojik ilerleme insanlığı her şeyi bilen veya tamamen güvende olan bir türe dönüştürmemiştir.
Alıştırma
"apes with smartphones on a tiny fragile island in space" metaforu ne anlatıyor?
- İnsanların gelişmiş teknolojisi vardır, ancak küçük ve savunmasız bir gezegende yaşayan sınırlı canlılar olmaya devam ederler.
- Uzak adalarda akıllı telefonları güvenli biçimde yalnızca insansı maymunlar kullanabilir.
- Dünya, teknolojinin bütün sorunları çözdüğü büyük ve korunaklı bir yerdir.
Cevabı göster
İnsanların gelişmiş teknolojisi vardır, ancak küçük ve savunmasız bir gezegende yaşayan sınırlı canlılar olmaya devam ederler.
wondering how our universe works.
5:43elinde akıllı telefonlar olan maymunlar olduğumuzu gösteriyor.
gökyüzüne bakıp evrenimizin nasıl işlediğini merak etmek
Looking into the sky ve wondering how our universe works, paralel kullanılan iki -ing öbeğidir. İkisinin de anlamca öznesi önceki cümlecikteki we sözcüğüdür: Hem bakan hem de merak eden biziz. İlk öbek bir eylemi, ikincisi ise onunla birlikte gerçekleşen düşünceyi anlatır. İki öbeği paralel kullanmak, we are ifadesini tekrarlamadan akıcı bir betimleme oluşturur. wondering sonrasındaki how our universe works bir dolaylı sorudur; bu yüzden özne + fiil şeklindeki bildirme cümlesi dizilişini kullanır.
Alıştırma
Hangi cümle, aynı anlamca özneye sahip paralel -ing öbeklerini ve doğru dolaylı soru dizilişini kullanır?
- Maya stood on the hill, watching the stars and wondering how they formed.
- The stars shone above Maya, watching the sky and wondering how they formed.
- Maya stood on the hill, watching the stars and wondering how did they form.
Cevabı göster
Maya stood on the hill, watching the stars and wondering how they formed.
öğrenilecek çok şey kalması
so much left to learn ifadesindeki left, leave fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve kalan anlamına gelir; right sözcüğünün karşıtı olan yönü belirtmez. To learn, hâlâ tamamlanması gereken eylemi açıklar: Büyük miktarda bilgi henüz öğrenilmemiştir. Yeniden kullanılabilir kalıp miktar veya isim + left to + fiil şeklindedir: three pages left to read, very little time left to decide. there is/are ile birlikte bu yapı tamamlanmamış işleri, kalan kaynakları veya gidilecek mesafeyi doğal biçimde özetler.
Alıştırma
İngilizce cümleyi left to ve parantezdeki fiille tamamlayın: Before the trip, there are still two bags ____. (pack)
Cevabı göster
left to pack
This video is supported by the Australian Academy of Science,
5:52Bu video, bilimde mükemmelliği teşvik eden ve destekleyen
which promotes and supports excellence in science.
5:55Avustralya Bilim Akademisi tarafından desteklenmektedir.
Learn more about this topic and others like it at nova.org.au.
5:59Bu ve benzeri konular hakkında daha fazla bilgiyi nova.org.au adresinden edinebilirsiniz.
a blast to work with them: onlarla çalışmak çok keyifliydi
Burada a blast, çok keyifli ve heyecan verici bir deneyim demektir. Konuşan kişi, grupla çalışmanın çok eğlenceli olduğunu sıcak ve coşkulu bir biçimde söylüyor; bu cümlede blast patlama anlamına gelmez. It was a blast to + fiil kalıbı, geçmişteki bir etkinliği olumlu biçimde anmanın samimi ve gayriresmî bir yoludur. to ile başlayan bölüm, hangi etkinliğin keyifli olduğunu belirtir.
Alıştırma
Konuşan kişi "It was a blast to work with them" derken neyi kastediyor?
- Onlarla çalışmak sıkıcıydı ama gerekliydi.
- Bir patlama nedeniyle onlarla çalışmak tehlikeliydi.
- Onlarla çalışmak çok keyifliydi.
Cevabı göster
Onlarla çalışmak çok keyifliydi.
Our videos are also made possible by your support on patreon.com.
6:06Videolarımız ayrıca patreon.com adresindeki desteklerinizle de mümkün oluyor.
If you want to support us and become part of the Kurzgesagt bird army,
6:11Eğer bizi desteklemek ve Kurzgesagt kuş ordusunun bir parçası olmak isterseniz,