Alcatraz'da Mahkum Olmak Nasıldı?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Video, Alcatraz'daki hapishane yaşamını Hollywood imgesiyle karşılaştırıyor; ardından kaçışları ve San Francisco Körfezi'ni geçme kanıtlarını inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. as many as — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: tarafsız bir üst sınır değil, şaşırtıcı derecede yüksek bir sayı anlatır; üç yüz mahkûm gibi miktarları öne çıkarır. 2. get around to trying — Phrasal verb'ler: ertelemeden sonra sonunda denemek demektir; geciken işleri fiziksel dolanma sanmadan anlatmayı sağlar. 3. make a break for it — Deyimler ve mecazlı ifadeler: ani bir kaçışı anlatır; deyimi takip, tehlike veya özgürlüğe doğru riskli atılım öykülerinde kullanmayı sağlar.
Bu derste
A secure lump of steel and concrete sat on an island surrounded by unforgiving currents,
0:00Çelik ve betondan oluşan güvenli bir yığın, acımasız akıntılarla çevrili bir adada yer alıyordu,
home to as many as 300 convicted felons. Notlar
0:05300 kadar hükümlü ağır suçluya ev sahipliği yapıyordu.
home to: Bir yerde nelerin bulunduğunu belirtme
Bu cümlede home to, az önce sözü edilen yeri, yani adadaki yüksek güvenlikli tesisi, hüküm giymiş ağır suçluların tutulduğu yer olarak tanımlar. Home, mahkûmların burayı rahat bir kişisel yuva olarak gördüğü anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı be home to + isim şeklindedir. Bir yeri insanların veya nesnelerin bulunduğu yer, yaşam alanı ya da merkez olarak tanımlar. Buradaki gibi virgülden sonra gelen ek açıklamada be kullanılmasa da home to önceki ismi tanımlamayı sürdürür.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeyin bulunduğu yer veya üs olarak hizmet eder” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The research center is ____ three international science teams.
Cevabı göster
home to
as many as: Sayılabilir büyük bir sayıyı vurgulama
as many as 300 convicted felons ifadesinde as many as, sayılabilir bir sayıyı vurgular: Konuşmacı 300'ü dikkat çekici derecede yüksek bir rakam olarak sunar. Daha geniş bağlam 300'ü azami kapasite olarak görse bile ifade, sayının şaşırtıcı biçimde 300'e ulaşabileceği anlamına gelir. Bu, sabit bir miktar yapısıdır; as + sıfat + as biçimindeki eşitlik karşılaştırması değildir. Çoğul ve sayılabilir insan ya da nesneleri belirten sayıların önünde as many as kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle 5,000 sayısının şaşırtıcı derecede yüksek, sayılabilir bir sayı olduğunu en iyi vurgular?
- The hall can seat as much as 5,000 people.
- The hall can seat as many as 5,000 people.
- The hall can seat up to 5,000 people.
Cevabı göster
The hall can seat as many as 5,000 people.
Alcatraz was coined the highest security prison in America.
0:08Alcatraz, Amerika'nın en yüksek güvenlikli hapishanesi olarak adlandırıldı.
Day-to-day, Alcatraz was also the most expensive prison,
0:11Günlük olarak Alcatraz, aynı zamanda en pahalı hapishaneydi,
and glamorized the inmates who withstood them.
0:22ve bunlara dayanan mahkumları göz alıcı kıldıkça.
Were the conditions at Alcatraz really any tougher Dilbilgisi
0:25Alcatraz'daki koşullar gerçekten de
than any of the other state prisons of the era?
0:28dönemin diğer eyalet hapishanelerinden daha mı zorluydu?
“any tougher than” içinde any + karşılaştırma sıfatı
Bir soruda karşılaştırma sıfatından önce gelen any, “az da olsa” veya “herhangi bir ölçüde” anlamına gelir. Buradaki any tougher, Alcatraz'daki koşulların en küçük bir ölçüde bile daha ağır olup olmadığını sorar. Bu yapı karşılaştırmaya çoğu zaman sorgulayıcı veya kuşkucu bir ton verir: konuşan kişi, öne sürülen farkın gerçekten var olup olmadığını sınar. Yaygın bir soru kalıbı şöyledir: be + özne + any + karşılaştırma sıfatı + than ...?
Alıştırma
Soruyu “az da olsa daha sessiz” anlamındaki İngilizce ifadeyle tamamlayın: After the mechanic's adjustment, is the engine ____ than before?
Cevabı göster
any quieter
Alcatraz'ın lakabı olarak “the Rock”
Bu cümlede the Rock, bir ada hapishanesi olan Alcatraz'ın lakabıdır. R harfinin büyük yazılması ve hapishaneden kaçış bağlamı, bunun sıradan bir kaya değil özel ad olarak kullanıldığını gösterir. Bu lakap, hapishanenin kayalık ada ortamını, tecrit edilmişliğini ve kaçmanın zorluğuna ilişkin ününü çağrıştırır. Mekânı tanımlar; mahkûmların gerçek anlamda bir taştan kaçmaya çalıştıkları anlamına gelmez.
Alıştırma
“Did those inmates who attempted to escape the Rock succeed?” cümlesinde “the Rock” neyi ifade eder?
- Sıradan bir taş
- Alcatraz hapishanesi
- Ünlü bir aktör
Cevabı göster
Alcatraz hapishanesi
one of the world's most infamous correctional facilities.
0:40dünyanın en kötü şöhretli infaz kurumlarından birinin.
Hapsedilmek nasıl bir deneyimdi?
What was it like to be jailed...? cümlesindeki what was it like, durumun nasıl hissettirdiğini ve onu yaşamanın nasıl olduğunu, yani kişinin gerçek deneyimini sorar. Kalıp What was it like to be + geçmiş zaman ortacıdır. To be jailed edilgen anlam taşır: kişi, birinin onu hapse koyması deneyimini yaşamıştır. Bu yapı röportajlarda, anılarda ve tarih tartışmalarında gerçek ya da varsayılan deneyimleri sormak için kullanılabilir.
Alıştırma
Gerçek bir deneyimle ilgili bu röportaj sorusunu What was it like to be + geçmiş zaman ortacı kalıbıyla tamamlayın: ____ in an elevator during the blackout?
Cevabı göster
What was it like to be trapped
Demir yumrukla
With an iron fist, itiraza veya direnişe çok az yer bırakan, çok katı ve denetleyici bir şekilde anlamına gelen bir deyimdir. Gerçek bir demir yumruktan söz edilmez. Ran the prison with an iron fist ifadesinde bu deyim, Johnston'ın hapishaneyi nasıl yönettiğini gösterir. Yalnızca yetkinlik veya verimlilik değil, otoriter güce yönelik eleştirel bir görüntü yaratır.
Alıştırma
Cümleyi sert ve denetleyici bir şekilde anlamına gelen deyimle tamamlayın: The director ruled the company ____.
Cevabı göster
with an iron fist
Prisoners weren't allowed to speak to one another at all, Dilbilgisi
0:53Mahkumların birbirleriyle konuşmalarına kesinlikle izin verilmiyordu,
weren't allowed to ... except for: istisnalı bir yasak
weren't allowed to + fiil kalıbı geçmişteki bir yasağı bildirir: bir yetkili veya kural, öznenin eylemi yapmasına izin vermemiştir. Burada speak, mahkûmların yapmasının yasak olduğu eylemdir; at all ise yasağın kesinliğini vurgular. Ardından gelen except for + isim öbeği, bu kuralın dışında kalan tek unsuru belirtir. Bu nedenle mola zamanlarındaki kısa konuşmalar, genel yasağı ortadan kaldıran bir durum değil, dar kapsamlı bir istisnadır. Bu kural ve istisna çerçevesi, politika ve kısıtlamaları kesin biçimde anlatmak için başka bağlamlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen geçmiş zaman edilgen yasak kalıbı ve isim öbeği istisna belirteciyle tamamlayın: Visitors ____ enter the archive, ____ members of guided tours.
Cevabı göster
weren't allowed to · except for
in a trip to the dungeon or an isolation cell.
1:01zindana veya hücre hapsine gitmekle sonuçlanıyordu.
resulted in: neden önce, sonuç sonra
Resulted in, result in kalıbının geçmiş zaman biçimidir ve bir şeyin başka bir sonuca neden olduğunu anlatır. Neden bu ifadeden önce, sonuç ise in sözcüğünden sonra gelir. Burada Speaking aloud nedendir; zindana veya tecrit hücresine gönderilmek ise bunun ardından gelen cezadır. a trip to isim öbeği hafif bir ifade gibi görünür, ancak bu bağlamda ceza olarak oraya götürülmeyi anlatır. Bu ifade biçimi neden-sonuç yapısını değiştirmez.
Alıştırma
Yazılım hatasının iki saatlik gecikmeye neden olduğunu hangi cümle doğru biçimde ifade ediyor?
- The two-hour delay resulted in the software error.
- The software error resulted from a two-hour delay.
- The software error resulted in a two-hour delay.
Cevabı göster
The software error resulted in a two-hour delay.
so they began to relax and speak en masse. Kelime
1:09bu yüzden rahatlamaya ve topluca konuşmaya başladılar.
en masse: Tek Bir Büyük Grup Olarak Hareket Etmek
Bu cümlede en masse, “kalabalık bir grup hâlinde” veya “hep birlikte” demektir. Birçok kişinin tek tek hareket etmek yerine topluca aynı şeyi yapmaya başladığını gösterir. Fransızcadan alınmış bu kalıplaşmış ifade, bir eylemin nasıl gerçekleştiğini anlatan zarf işlevli bir söz öbeğidir. Burada began to relax and speak ifadesini niteler; “yüksek sesle” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Tek bir büyük grup hâlinde” anlamındaki Fransızca kökenli resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: When the concert ended, the crowd moved toward the exits ____.
Cevabı göster
en masse
This eventually resulted in a relaxation of the talking ban.
1:12Bu da sonunda konuşma yasağının esnemesine neden oldu.
Magazines and newspapers were banned
1:15Mahkumların seks veya suç hakkında okumalarına izin verilmediği için
Contrary to popular belief: Yaygın Bir Yanlış İnanışı Düzeltmek
Contrary to popular belief başlangıcı, yaygın olarak kabul edilen bir düşüncenin yanlış olduğunu ve ana cümlenin bu düşünceyi düzelteceğini dinleyiciye bildirir. Burada weren't all hardened criminals bölümünü yaygın bir kalıp yargıya karşı çıkan gerçek olarak sunar. Bilgiyi “inanışa karşı gerçek” düzenine yerleştirir: Contrary to popular belief, + tam ana cümle. Başlangıçtaki ifade hatalı toplumsal görüşe işaret eder; virgülden sonraki cümle ise konuşanın asıl iddiasını taşır.
Alıştırma
Cümlenin yaygın bir yanlış inanışı düzelttiğini en iyi gösteren başlangıç hangisidir?
- Because bats are active at night, they use echolocation.
- Contrary to popular belief, bats are not blind.
- Although bats are not blind, they still use echolocation.
Cevabı göster
Contrary to popular belief, bats are not blind.
hardened criminals: suça alışmış ve ıslahı zor suçlular
Burada hardened mecaz anlamdadır. A hardened criminal, suç alışkanlıkları çoğunlukla uzun deneyim sonucunda kökleşmiş ve değişmesi ya da ıslah edilmesi zor görülen kişidir. Bu ifade, kişinin yerleşmiş davranış biçimi ve tutumu hakkındaki bir değerlendirmedir; resmî bir hukuk kategorisi değildir. weren't all, her mahkûmun bu tür kökleşmiş bir suçlu olduğu yönündeki kalıp yargıyı reddeder.
Alıştırma
“The novel portrays him as a hardened criminal.” cümlesinde hardened criminal en güçlü biçimde neyi ifade eder?
- Suç alışkanlıkları kökleşmiş ve ıslah edilmesi zor görülen bir suçlu
- Herhangi bir suçtan ilk kez hüküm giyen biri
- Davası federal hukuk kapsamında ele alınan herhangi biri
Cevabı göster
Suç alışkanlıkları kökleşmiş ve ıslah edilmesi zor görülen bir suçlu
federal offense: suçun ağırlığı değil, hukuki yetki alanı
ABD hukukunda federal offense, federal hükümet tarafından çıkarılan bir yasayı ihlal eden ve federal mahkeme ve cezaevi sisteminde ele alınabilen bir eylemdir. Federal, hangi hükümet düzeyinin yetkili olduğunu belirtir; eylemin ne kadar şiddet içerdiğini veya ağır olduğunu tek başına göstermez. Alcatraz federal bir cezaeviydi; bu yüzden federal yetki alanı, kimlerin oraya gönderilebileceğini açıklamaya yardımcı olur. Federal bir suçun felony olması şart değildir ve bir felony federal hukukta da eyalet hukukunda da tanımlanabilir.
Alıştırma
“The report concerns a federal offense.” cümlesindeki federal offense ifadesini hangi seçenek doğru açıklar?
- Bir eyaletin sınırları içinde gerçekleşen herhangi bir suç
- Federal hukuku ihlal eden bir suç
- Mutlaka şiddet içeren ve felony olarak sınıflandırılan bir suç
Cevabı göster
Federal hukuku ihlal eden bir suç
and folks who had carried alcohol across state lines. Kültür
1:33ve eyalet sınırlarından içki taşımış olan kişiler de vardı.
across state lines: ABD’de eyalet sınırlarını aşmak
Bu cümlede across state lines, ABD’de bir eyaletten diğerine geçmek demektir. State lines, eyaletler arasındaki hukuki sınırlardır; ülke sınırları ya da insan kuyrukları değildir. Bu ifade önemlidir çünkü bir eyalet sınırını geçmek federal veya eyaletler arası yetki alanı sorununa yol açabilir. Burada, alkol taşımanın yalnızca kişinin nereye gittiğini belirtmekten öte neden federal bir suç sayılabildiğini açıklar.
Alıştırma
“ABD’de bir eyaletten diğerine” anlamına gelen, dersteki üç kelimelik ifadeyi tam olarak yazın: The company ships wine ____, so it must check the laws in each state.
Cevabı göster
across state lines
5 ft deep by 9 ft wide: iki boyutu birbirine bağlamak
Sayı + birim + boyut sıfatı + by + sayı + birim + boyut sıfatı kalıbı, iki ölçüyü söylendiği sırayla verir. Burada 5 ft deep önden arkaya derinliği, 9 ft wide ise bir yandan diğer yana genişliği belirtir. By iki boyutu birbirine bağlar; “birinin eylemiyle” anlamına gelmez ve son tarih belirtmez. Sıfatlar her sayının hangi boyutu ölçtüğünü gösterir, bu yüzden doğru sayılarla birlikte tutulmalıdır.
Alıştırma
Yönlere uyan boyut sıfatlarını yazın: The box extends 3 ft from front to back and 8 ft from side to side. It is 3 ft ____ by 8 ft ____.
Cevabı göster
deep · wide
which is something you might get around to trying Öbek fiiller
1:55ki bu, orada bir yıl veya daha fazla hapis yatarsanız
get around to trying: erteledikten sonra sonunda denemek
Bu cümlede get around to trying, bir şeyi bir süre yapmadıktan sonra sonunda onu denemek için zaman veya istek bulmak anlamına gelir. Bir yerin etrafından dolaşmayı değil, gecikmeden sonra yapılan eylemi anlatır. Kalıp get around to + isim veya -ing biçimidir. Burada to bir edattır; bu yüzden trying doğrudur, get around to try değildir.
Alıştırma
Cümleyi “gecikmeden sonra sonunda zaman bulmak” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: After weeks of postponing it, I finally ____ organizing my photos.
Cevabı göster
got around to
means that there is less chance of being sexually assaulted Dilbilgisi
2:01diğer hapishanelere kıyasla
compared with other prisons,
2:04cinsel saldırıya uğrama ihtimalinin daha az olduğu anlamına geliyordu
and many prisoners found the privacy beneficial.
2:05ve birçok mahkum bu mahremiyeti faydalı buluyordu.
less chance of being ... compared with ...: edilgen bir riski karşılaştırmak
Less chance of being + geçmiş zaman ortacı, bir kişinin bir eyleme maruz kalma olasılığının daha düşük olduğunu anlatır. being sexually assaulted ifadesinde being edilgen yapıyı kurar: mahkûmlar saldırıyı yapan değil, saldırıdan etkilenen kişilerdir. Compared with, daha düşük olasılığın karşılaştırıldığı ölçütü tanıtır. Burada özel hücredeki risk, diğer cezaevlerindeki riskle karşılaştırılır. Bu olasılık anlamında less chance, chance sözcüğünü ayrı ayrı fırsatların sayısı olarak değil, bir olasılık derecesi olarak ele alır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki tam risk karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: There is ____ injured with the new safety guard ____ the old one.
Cevabı göster
less chance of being · compared with
Conversations were via intercom and usually monitored.
2:15Konuşmalar dahili hat üzerinden yapılırdı ve genellikle dinlenirdi.
was better than any other prison he'd been at.
2:25bulunduğu diğer tüm hapishanelerden daha iyi olduğunu söylediği kayıtlara geçmiştir.
Belgelenmiş ve kişiye atfedilebilir bir söz için on record saying
Burada is on record saying, Willie Radkay'in sözlerinin doğrulanabilecek ve kendisine atfedilebilecek bir biçimde kayda geçmiş olduğu anlamına gelir. İddia, anonim bir söylenti olarak değil, kaynağı belli bir kanıt olarak sunulur. be on record saying that + yan cümle kalıbı, bir kişinin belgelenmiş görüşü veya sözü aktarılırken yaygındır. On record, sözün kamuya açık ya da doğrulanabilir bir kaydı olduğunu belirtir; yalnızca bir kayıt cihazının çalıştığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, kamuya açık biçimde belgelenmiş ve bir kişiye atfedilebilir anlamındaki ifadeyle tamamlayın: In a published interview, the CEO is ____ that the company will not sell customer data.
Cevabı göster
on record saying
Alcatraz may not have been the brutal hell hole Dilbilgisi
2:27Alcatraz, birçok Hollywood filminin resmettiği gibi
Sınırlı karşıtlık için may not have been ... but it was ...
may not have been X, but it was Y biçimindeki ikili yapı, konuşanın geçmişteki bir duruma ilişkin bir tanımı yumuşatmasını veya reddetmesini ve ardından karşıt bir değerlendirme sunmasını sağlar. May not have been, geçmişe ilişkin temkinli ve kesin olmayan bir değerlendirme belirtir; yasak ifade etmez. Bu cümlede ilk yan cümle brutal hell hole şeklindeki aşırı nitelemeyi sorgularken but it was no picnic either daha ılımlı fakat yine de olumsuz bir sonuç ekler. Yapı, en uç anlamda korkunç olmak ile kolay veya hoş olmak arasındaki yanlış ikili seçimi önler.
Alıştırma
Dersin ikili kalıbını kullanarak geçmişteki bir çalışma durumu hakkındaki sınırlı karşıtlığı tamamlayın: The overnight shift ____ dangerous, ____ exhausting.
Cevabı göster
may not have been · but it was
many a + tekil isim
Many a + tekil sayılabilen isim, “çok sayıda” veya “birçok” anlamına gelir. Bu cümlede many a Hollywood movie birçok Hollywood filmini ifade eder, ancak movie tekil kalır. Bu kalıp büyük bir grubun üyelerini tek tek ele alır; bu nedenle ardından gelen fiil de normalde tekil olur: Many a viewer has believed the story.
Alıştırma
Cümleyi “birçok” anlamındaki daha az yaygın, edebî kalıpla tamamlayın: Over the years, ____ traveler has stopped at this inn.
Cevabı göster
many a
no picnic: zor veya tatsız
No picnic, bir şeyin zor, tatsız veya yorucu olduğunu belirten gündelik bir deyimdir; gerçek anlamda piknik yapılmadığını anlatmaz. Burada değerlendirmeyi hafifletmek için ölçülü bir ifade kullanılır: Alcatraz filmlerin öne sürdüğü kadar korkunç olmayabilir, ancak oradaki hayat yine de hiç kolay değildi. Yaygın kalıp be no picnic biçimindedir; örneğin The job was no picnic.
Alıştırma
“The overnight bus ride was no picnic,” cümlesinde no picnic ne anlama gelir?
- Yolculuk zor veya tatsızdı.
- Yolcuların dışarıda yemek yemesine izin verilmiyordu.
- Yolculuk rahat ve keyifliydi.
Cevabı göster
Yolculuk zor veya tatsızdı.
where guards supervised seating and serving,
2:49burada gardiyanlar oturma düzenini ve servisi denetler,
modeling, gardening, and other labor details.
2:58modelleme, bahçıvanlık ve diğer iş detaylarına ayrılmıştı.
Atanmış görev anlamındaki Work detail ve labor details
Bu kurumsal hapishane bağlamında detail, küçük bir bilgi parçası anlamına gelmez. Atanmış bir görev ya da o görevi yerine getirmek üzere görevlendirilen grup anlamındadır. Work detail cezaevindeki düzenli iş görevlendirmesini, labor details ise ardından sıralanan ayrı iş görevlerini veya ekiplerini belirtir. Bu kullanım askerî ve diğer kurumsal anlatılarda da görülür.
Alıştırma
Örnekte Work detail ve labor details neyi ifade ediyor?
- Atanmış iş görevleri veya ekipleri
- İşlerle ilgili küçük bilgi parçaları
- Uzmanlık gerektiren meslekler için profesyonel yeterlilikler
Cevabı göster
Atanmış iş görevleri veya ekipleri
At 9:30, there was a rest period
3:009:30'da, mahkumların izin verilen alanlarda sigara içmelerine izin verilen,
in which inmates were allowed to smoke in permitted areas,
3:02ancak bir araya toplanmalarına izin verilmeyen
Işıkları söndürmek anlamındaki put out
Burada put out, söndürmek veya kapatmak anlamındadır. Lights nesnesi, birden fazla anlamı olan bu deyimsel fiilin hangi anlamda kullanıldığını belirler; ışıkların dışarıya yerleştirildiği anlamına gelmez. Were put out edilgen yapıdadır: program, eylemi yapan kişiye değil, ışıklara ve resmî olarak uygulanan eyleme odaklanır. Kurumsal bir rutinde sabit ışıkları söndürme saatini belirtir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz sürümü seçin. Put sözcüğünden sonraki sözcüğün ünlüsüne ve son ünsüzüne odaklanın.
- The lights were put on at nine thirty.
- The lights were put out at nine thirty.
- The lights were put up at nine thirty.
Cevabı göster
The lights were put out at nine thirty.
and other walkways were named Park Avenue and Michigan Avenue.
3:31ve diğer yollara Park Avenue ve Michigan Avenue adları verildi.
Hapishane lakapları olarak Broadway, Park Avenue, Michigan Avenue ve Times Square
Burada Broadway, Park Avenue, Michigan Avenue ve Times Square, mahkûmların hapishanenin farklı bölümlerine verdiği gayriresmî adlardır. Bunlar Alcatraz'ın içinde gerçekten bulunan caddeler veya meydanlar değildir. Broadway, Park Avenue ve Times Square New York'taki ünlü yerleri çağrıştırırken Michigan Avenue, Chicago'nun önemli caddelerinden biridir. Görkemli ve hareketli şehir yerlerinin adlarını kapalı hapishane koridorlarına vermek ironik bir mizah yaratır. Bu adlar aynı zamanda ortak bir iç harita oluşturur: mahkûmlar hapishane içindeki alanları tanıdık şehir etiketleriyle belirtebilir.
Alıştırma
Bu cümledeki yer adları büyük olasılıkla neyi ifade ediyor?
- Hapishane binalarının gerçekten bu caddelerde bulunduğunu gösterirler.
- Bunlar hapishane alanlarını ünlü şehir yerleriyle karşılaştıran gayriresmî lakaplardır.
- Bunlar New York Belediyesi tarafından belirlenen resmî mimari adlardır.
Cevabı göster
Bunlar hapishane alanlarını ünlü şehir yerleriyle karşılaştıran gayriresmî lakaplardır.
had a clear shot at the cell blocks. Kalıp ifadeler
3:45hücre bloklarına net bir atış imkanına sahiplerdi.
from that vantage point: açık bir görüş avantajı sağlayan konum
From that vantage point, “gözlem için yararlı veya avantajlı olan o konumdan” anlamına gelir. From konumu belirtir; that ise gardiyanların bulunduğu, parmaklıklarla korunan silahlı nöbetçi galerisi geçidine gönderme yapar. Vantage point sıradan bir konumdan fazlasıdır: kişiye daha net bir görüş veya başka bir pratik avantaj sağlar. Burada gardiyanların korunaklı konumu, hücre bloklarını görmelerini ve engelsiz bir atış hattına sahip olmalarını sağlar. İfade, bir rolün veya deneyimin bir durumu anlamayı kolaylaştırdığı soyut durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede vantage point, yararlı bir görüş sağlayan fiziksel konumu vurgular?
- At that point, the parade had already ended.
- From her point of view, the parade should have started earlier.
- From that vantage point, the photographer could see the whole parade.
Cevabı göster
From that vantage point, the photographer could see the whole parade.
Had a clear shot at: engelsiz bir atış hattına sahip olmak
Bu cümlede had a clear shot at gerçek anlamıyla kullanılmıştır: gardiyanların hücre bloklarına doğru önünde engel bulunmayan bir atış hattı vardı; bu nedenle geçitten nişan alıp ateş edebiliyorlardı. Yakındaki gun gallery ve armed guards ifadeleri silahla ilgili anlamı açıkça gösterir. Aktarılabilir kalıp have/had a clear shot at + hedef şeklindedir. Bağlama göre shot ateş etmeyi ya da mecazi olarak önünde engel bulunmayan bir fırsatı ifade edebilir; at ise atışın veya fırsatın yöneldiği hedefi getirir.
Alıştırma
Örnek cümlede had a clear shot at the cell blocks ne anlama geliyor?
- Gardiyanların hücre bloklarına girme olasılığı yüksekti.
- Gardiyanlar hücre bloklarının fotoğraflarını görebiliyordu.
- Gardiyanlar hiçbir engel olmadan hücre bloklarına doğru ateş edebiliyordu.
Cevabı göster
Gardiyanlar hiçbir engel olmadan hücre bloklarına doğru ateş edebiliyordu.
A prisoner named Bernard Coy decided to break that routine
3:47Bernard Coy adlı bir mahkum bu rutini bozmaya karar verdi
and attempted one of the most brutal attempts to escape the prison
3:50ve hapishaneden kaçmak için en acımasız girişimlerden birini denedi,
Battle of Alcatraz: 1946'daki cezaevi çatışması
Battle of Alcatraz, Mayıs 1946'da Alcatraz Federal Cezaevi'nin içinde gerçekleşen silahlı çatışmanın yerleşik adıdır. Başarısız bir kaçış girişiminden doğmuştur; Battle sözcüğü olayın özel adının bir parçası olduğu için büyük harfle yazılır. Burada Battle, ülkeler arasındaki bir savaş anlamına gelmez. Bu ad, daha sonra değinilen ölümlerin, yaralanmaların ve cezaevi denetiminin yeniden sağlanmasının aynı tarihî olayın parçaları olarak anlaşılmasını sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede Battle of Alcatraz ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Bir kaçış girişiminden doğan ve 1946'da cezaevi içinde gerçekleşen, özel adı olan silahlı çatışma.
- Alcatraz ziyaretçileri arasındaki sıradan bir tartışma.
- 1946'da Amerika Birleşik Devletleri ile başka bir ülke arasındaki savaş.
Cevabı göster
Bir kaçış girişiminden doğan ve 1946'da cezaevi içinde gerçekleşen, özel adı olan silahlı çatışma.
dreamed up: Bir Fikir veya Plan Tasarlamak
Burada dreamed up, kaçış planını icat etmek veya tasarlamak anlamına gelir. Mahkûmlar planı düşünerek ve hayal güçlerini kullanarak oluşturdular; planı uykularında gördükleri bir rüyada görmediler. Kalıp dream up + fikir, plan, açıklama, mazeret veya zihinde oluşturulan başka bir şey biçimindedir. Sonucun özgün, ayrıntılı veya yaratıcı olduğunu sıklıkla ima eder.
Alıştırma
Cümleyi dream up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The writers ____ a surprising ending during their meeting.
Cevabı göster
dreamed up
He used some tools crudely fashioned in the prison workshop
4:13Hapishane atölyesinde kabaca yapılmış bazı aletleri kullanarak
which due to Coy's partial starvation of himself,
4:19ki Coy'un kendini kısmen aç bırakması nedeniyle
took on: Bir Rakiple Yüzleşmek
Took on the first guard ifadesinde took on, gardiyanla karşı karşıya gelmek veya ona karşı dövüşmek anlamındadır. İnsan belirten first guard nesnesi ve çevredeki fiziksel mücadele, karşı koyma anlamını etkinleştirir. Take on birden fazla anlama sahiptir. Bir meydan okuma bağlamında kişi, takım veya rakiple kullanıldığında çoğunlukla o kişi ya da grupla rakip olarak yüzleşmek anlamına gelir; kastedilen anlamı nesne ve çevredeki olaylar belirler.
Alıştırma
Hangi cümlede take on bir rakiple yüzleşmek veya yarışmak anlamındadır?
- The old hall began to take on a festive look.
- Leila decided to take on an extra project.
- The champion agreed to take on a younger challenger.
Cevabı göster
The champion agreed to take on a younger challenger.
and with brute strength knocked him to the ground Kalıp ifadeler
4:26ve kaba kuvvetle onu yere serdi,
knocked him to the ground: eylem ve sonuç
Bu cümlede knocked him to the ground, Coy'un muhafıza vurduğu veya ona kuvvet uygulayarak düşüp yerde kalmasına neden olduğu anlamına gelir. Him nesnedir; to the ground ise sonucu belirtir. Knock + someone + to the ground kalıbı, eylem ile sonucunu birleştirir. Yalnızca bir yön göstermez; knock eyleminin düşmeye neden olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi knock someone to the ground ifadesinin tam geçmiş zaman biçimiyle ve him kullanarak tamamlayın: The charging dog ____.
Cevabı göster
knocked him to the ground
before strangling him unconscious with his necktie. Dilbilgisi
4:28kravatıyla onu bayıltana kadar boğmadan önce.
strangling him unconscious: sıfatla kurulan sonuç tamamlayıcısı
Strangling him unconscious ifadesinde him, strangling fiilinin nesnesidir; unconscious ise bu eylemin ortaya çıkardığı durumu anlatan bir sıfattır. Yani muhafız, boğazı sıkıldığı için bilincini kaybeder. Bu, fiil + nesne + sıfat biçimindeki sonuç yapısıdır. Sıfat, nesnenin eylem sonucunda aldığı yeni durumu belirtir; muhafızın eylem başlamadan önce zaten bilinçsiz olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, boğma eyleminin muhafızın bilincini kaybetmesine neden olduğunu anlatır?
- The attacker strangled the guard unconscious.
- The attacker strangled the unconscious guard.
- The attacker found the guard unconscious.
Cevabı göster
The attacker strangled the guard unconscious.
who swiftly took nine unarmed guards hostage. Kalıp ifadeler
4:35ve onlar silahsız dokuz gardiyanı hızla rehin aldı.
took ... hostage: ayrık fiil kalıbı
took nine unarmed guards hostage ifadesindeki took, insanları rehin olarak kullanmak üzere ele geçirme veya alıkoyma eylemini belirtir. Eylemi yapanlar suç ortaklarıdır; yakalanan kişiler ise dokuz gardiyandır. Tekrar kullanılabilen kalıp take + kişi + hostage şeklindedir. Zamana göre take fiilini değiştirin, ancak kişiyi take ile hostage arasına yerleştirin: take her hostage, took the guards hostage, have taken them hostage.
Alıştırma
Cümleyi take ... hostage kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The gunmen ____ Maya ____ during the robbery.
Cevabı göster
took · hostage
Three other inmates were released from their cells,
4:46Diğer üç mahkum hücrelerinden serbest bırakıldı,
San Francisco Coast Guard and Marines were alerted,
4:53San Francisco Sahil Güvenliği ve Deniz Piyadeleri uyarıldı
before the guards took back control of the prison. Kalıp ifadeler
5:03gardiyanlar hapishanenin kontrolünü geri almadan önce.
took back control of: kaybedilen kontrolü geri almak
took back control of the prison ifadesindeki back, gardiyanların daha önce kontrole sahip olduğunu, bu kontrolü kaybettiğini ve sonra geri aldığını gösterir. Control of, yeniden kontrol altına alınan yeri veya durumu belirtir. Tekrar kullanılabilen kalıp take back control of + isim şeklindedir. Zamana göre take fiilini değiştirin: take back control of the project, took back control of the building.
Alıştırma
Cümleyi take back control of ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After isolating the malware, the engineers ____ the network.
Cevabı göster
took back control of
Joseph Bowers was shot and killed climbing a fence in 1936.
5:07Joseph Bowers 1936'da bir çite tırmanırken vurularak öldürüldü.
but it is generally understood that they died crossing the water, Anlatım akışı
5:13ancak cesetleri hiçbir zaman bulunamamış olsa da
although their bodies were never discovered.
5:17suyu geçerken öldükleri genel olarak kabul ediliyor.
it is generally understood that: uzlaşıyı kişisiz biçimde bildirme
Bu cümlede it belirli bir şeyi göstermez. it is generally understood that + yan cümle biçimindeki kişisiz edilgen yapıyı başlatır. Burada understood, anlaşılmış değil, ortak görüş olarak kabul edilmiş demektir. Bu yapı, görüşü kimin taşıdığını belirtmez ve ardından gelen iddiayı geniş ölçüde kabul gören bir sonuç olarak sunar. Temkinli bir tondadır: ölümler olağan sonuç olarak ele alınır, ancak ifade doğrudan kanıt bulunduğunu söylemez.
Alıştırma
Bir sonucu doğrudan kanıt bulunduğunu ileri sürmeden geniş ölçüde kabul edilmiş olarak en iyi hangi yapı sunar?
- it is generally understood that — kaynak belirtmeden geniş ölçüde kabul edilen bir görüş sunar
- it is known that — iddiayı yerleşmiş bir olgu olarak sunar
- one witness said that — iddiayı belirli bir kişiye dayandırır
Cevabı göster
it is generally understood that — kaynak belirtmeden geniş ölçüde kabul edilen bir görüş sunar
and Frank Morris, probably the most famous escapees,
5:22ve muhtemelen en ünlü kaçaklar olan Frank Morris,
chipped away with spoons at the concrete Öbek fiiller
5:26hücrelerindeki havalandırma ızgaralarının etrafındaki betonu
chip away ... at: aracı belirten ifade araya girerken kademeli olarak çıkarma
Chip away at something, tekrarlanan hareketlerle bir şeyden küçük parçaları azar azar çıkarmak demektir. Hareket kademelidir; nesnenin tamamını tek darbede kırmak anlamına gelmez. Olağan yapı chip away at + hedef biçimindedir. Burada aracı belirten with spoons, away sözcüğünden sonra eklenmiştir; at ise hâlâ hedef olan concrete sözcüğünü getirir. İfade mecaz olarak da kullanılabilir: tekrarlanan küçük çabalar chip away at a debt, a lead, or someone's confidence anlamını verebilir.
Alıştırma
Küçük miktarları kademeli olarak çıkarmak anlamındaki öbek fiili tamamlayın: The workers used small tools to chip ____ the damaged concrete.
Cevabı göster
away at
and made a raft with life jackets and raincoats.
5:32ve can yelekleri ve yağmurluklardan bir sal yaptılar.
They avoided being detected in the nightly head count Dilbilgisi
5:34Yataklarına kağıt hamurundan yapılmış kafalar bırakarak
avoided being detected: avoid + edilgen ulaç
Avoided sözcüğünden sonra mastar değil, being detected ulaç yapısı gelir. Being + geçmiş zaman ortacı edilgen bir ulaç oluşturur: üçlü, tespit etme eylemini yapan değil, bu eyleme maruz kalan taraftır. Özne istenmeyen bir eylemin kendisine yapılmasını önlemeye çalıştığında avoid + being + geçmiş zaman ortacı kullanılır. Burada gardiyanların gittiklerini fark etmemesi için bir düzen kurdular.
Alıştırma
Recognize fiilini avoid sonrasında edilgen ulaç olarak kullanın: To protect her identity, she avoided ____ in the photograph.
Cevabı göster
being recognized
Film adı olarak Escape from Alcatraz
Büyük harflerle yazılan Escape from Alcatraz, Clint Eastwood'un başrolünde olduğu 1979 yapımı bir Hollywood filminin adıdır. Film, üç mahkûmun 1962'de Alcatraz'dan kaçma girişimini dramatize eder. Altyazı, üçlünün nasıl geniş çapta tanındığını açıklamak için filmden söz eder. Bir film bir hikâyeyi popülerleştirebilir, ancak gerçek kişilerin hayatta kaldığını veya güvenli bir yere ulaştığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Altyazıda Escape from Alcatraz neyi ifade ediyor?
- Kaçışla ilgili bir Hollywood filminin adı
- Birine Alcatraz'dan ayrılmasını söyleyen bir emir
- Üç adamın kaçıştan sağ çıktığının kanıtı
Cevabı göster
Kaçışla ilgili bir Hollywood filminin adı
Television show MythBusters tested a raft across the same stretch of water
5:48Televizyon programı MythBusters aynı su yolunda bir salı test etti
and found that the escape was technically possible. Kelime
5:52ve kaçışın teknik olarak mümkün olduğunu buldu.
technically possible ifadesindeki sınırlı iddia
Technically possible ifadesinde technically, possible ile yapılan iddianın kapsamını daraltır. Eylemin ilgili teknik veya fiziksel koşullarda yapılabileceğini belirtir; kolay, güvenli, güvenilir veya muhtemel olduğunu söylemez. Burada test yalnızca yapılabilirlik iddiasını destekler. Tarihî kaçışın gerçekten başarılı olduğunu kanıtlamaz veya kaçaklara ne olduğunu belirlemez.
Alıştırma
Mühendisler “The rescue plan is technically possible.” diyor. Bu söz büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Ucuzdur ve uygulanması kolaydır.
- Teknik veya fiziksel koşullarda uygulanabilir, ancak pratikte yine de zor olabilir veya başarı olasılığı düşük olabilir.
- Başarılı olması neredeyse kesindir.
Cevabı göster
Teknik veya fiziksel koşullarda uygulanabilir, ancak pratikte yine de zor olabilir veya başarı olasılığı düşük olabilir.
And for those who think swimming the distance to the mainland undoable, Anlatım akışı
5:55Anakaraya kadar olan mesafeyi yüzmenin imkansız olduğunu düşünenler için,
or the easier 1.25 mi from the island to the mainland.
6:06yıllık bir Alcatraz yüzme gezisi vardır.
Dinleyici grubuna yönelen bir kalıp olarak For those who think ...
For those who think ... cümlenin başına belirli bir dinleyici grubunu, yani belirtilen görüşü taşıyan kişileri yerleştirir. Burada for, “amacıyla” değil, “yönelik” veya “ilgili” anlamındadır. Bu kalıp okuyucuyu veya dinleyiciyi söz konusu görüşe yönelik bir yanıta hazırlar. Bu yanıt çoğu zaman kanıt, düzeltme, güvence ya da karşı örnektir. Ardından gelen bilgiyi tanınabilir bir itiraza verilmiş cevap olarak düzenler.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dinleyici grubuna yönelen dört kelimelik kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ the software is too complicated, there is a five-minute setup guide.
Cevabı göster
For those who think
open to all: bir etkinliğin ilgili gruba açık olduğunu belirtmek
open to all ifadesinde open, insanların bir şeye katılabileceği veya onu kullanabileceği anlamına gelir; fiziksel olarak açıkta ya da açık havada olmak anlamına gelmez. Bu ifade, bir etkinliğin yalnızca üyelere veya davetlilere değil, geniş bir gruba açık olduğunu belirtir. Buradaki all, sonraki açıklama olan open water swimmers willing to tackle the route ile sınırlandırılır. Yani ifade kelimenin tam anlamıyla herkesi değil, ilgili gruba dahil olan ve belirtilen koşulu karşılayan bütün yüzücüleri anlatır.
Alıştırma
Toplum atölyesi, temel güvenlik şartını karşılayan herkesin katılımına açıktır. Geniş erişimi anlatmak için cümleyi hangi seçenek en iyi tamamlar? The workshop is ______ anyone who meets the basic safety requirement.
- limited to members
- open to all
- closed to the public
Cevabı göster
open to all
willing to tackle: zor bir mücadeleyi üstlenmeye hazır olmayı belirtmek
Burada tackle, zor bir görevi, sorunu veya mücadeleyi üstlenmek ve onunla aktif biçimde ilgilenmek anlamına gelen bir fiildir. Willing to tackle, çaba göstermeye ve bunu üstlenmeye istekli olmayı anlatır; kişinin görevi zaten tamamladığını söylemez. Bu cümlede yüzme parkuru ciddi bir mücadele olarak görülür. Yüzücüler bunu denemeye hazırdır; tackle burada mecazi anlamdadır, sporda birini yere indirmek anlamında değildir.
Alıştırma
Bir kişinin zor bir görevi üstlenmeye hazır olduğunu, ancak görevi zaten tamamladığını söylemeyen cümleyi seçin.
- After reviewing the plan, Nina is unable to tackle the difficult repair.
- After reviewing the plan, Nina has tackled the difficult repair.
- After reviewing the plan, Nina is willing to tackle the difficult repair.
Cevabı göster
After reviewing the plan, Nina is willing to tackle the difficult repair.
Would you be able to handle conditions in a state prison?
6:11Bir eyalet hapishanesinin koşullarıyla başa çıkabilir miydiniz?
make a break for it: fırsatını bulup aniden kaçmaya çalışmak
Make a break for it, genellikle bir fırsat çıktığında hızla harekete geçip aniden kaçmaya çalışmak demektir. Burada hapishaneden kaçıp ana karaya ulaşmaya çalışma durumu hayal ediliyor. Bu kalıplaşmış deyimde it belirli bir şeyi göstermez. make, break, for ve it sözcüklerini tek tek çevirmek yerine tüm ifadeyi tek bir kalıp olarak öğrenin.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki deyimin aynısıyla tamamlayın: When the security door opened, the suspect decided to ____ before anyone could stop him.
Cevabı göster
make a break for it
Please enter your comments in the comments section below
6:19Lütfen yorumlarınızı aşağıdaki yorumlar bölümüne girin
Also, be sure to watch our other video called
6:23Ayrıca, Kleopatra ve diğer firavunlar ne kadar zengindi