3D Baskı Her Şeyi Değiştirecek mi?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
598 kelime 203 kel/dk

Video özeti: 3D baskıyı malzeme katmanlarından özel ürünlere, ilaçlara, insan dokusuna ve olası organlara kadar izler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. whether it be: Dil bilgisi ve cümle kalıbı. Birkaç durum sıralanırken yalın kalan resmi ve kalıplaşmış be kullanımını tanıyın, sonra genel ifadeye doğal seçenekler ekleyin. 2. paves the way for: Deyim ve mecazlı ifade. Bir gelişmenin yol döşemeden sonraki olasılığı açtığını anlayın ve ilerleme ile sonuçları bağlamak için kullanın. 3. while it may be a while before: Dil bilgisi ve cümle kalıbı. Ödünleme bildiren while ile süre anlatan a while adını ayırın; gecikmeyi kabul edip güvenli bir gelecek öngörüsüne geçmek için before kullanın.

Bu derste

We've all heard the buzz surrounding 3D printing.

0:00

3D baskıyla ilgili tüm bu heyecanı hepimiz duymuşuzdur.

Some call it the third or 3D Industrial Revolution.

0:02

Bazıları buna üçüncü Sanayi Devrimi ya da 3D Sanayi Devrimi diyor.

But what exactly is 3D printing and how big of an impact will it have on our future? Dilbilgisi

0:05

Peki 3D baskı tam olarak nedir ve geleceğimiz üzerinde ne kadar büyük bir etkisi olacak?

Dilbilgisi

How big of an impact: etkinin derecesini sormak

How big of an impact, etkinin derecesini veya büyüklüğünü sorar. Amerikan İngilizcesinde yaygın olan how + adjective + of a/an + singular countable noun konuşma kalıbında how dereceyi sorar, big impact sözcüğünü niteler ve cümlenin geri kalanı will it have...? biçimindeki soru sırasını oluşturur. Buradaki of, konuşma kalıbının bir parçasıdır; aitlik bildirmez. Of kullanılmayan how big an impact daha tarafsız bir biçimdir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız geciken bir uçuş hakkında gündelik biçimde konuşuyor. Hangi soru how big of an impact ile aynı kalıbı kullanır?

  1. How of big a problem will the delay be?
  2. How big a problem of will the delay be?
  3. How big of a problem will the delay be?
Cevabı göster

How big of a problem will the delay be?

The concept is quite simple.

0:10

Mantığı oldukça basit.

Much like your printer prints ink on a page, Anlatım akışı

0:12

Normal yazıcınızın bir sayfaya mürekkep basması gibi,

3D printers spit out material, Öbek fiiller

0:14

3D yazıcılar da malzeme püskürtür;

Anlatım akışı

Much like: bir benzetmeyle başlamak

Much like, ana cümleden önce bir karşılaştırma çerçevesi kurar. Ardından gelen tanıdık süreç, yani sıradan bir yazıcının sayfaya mürekkep basması, dinleyicilere daha sonra anlatılan daha az bilinen süreci anlamaları için bir model sunar. Burada like, benzer bir şekilde anlamına gelir; sevmek anlamındaki fiil değildir. Much benzerliği güçlendirir, virgül ise başlangıçtaki benzetmeden ana açıklamaya geçişi gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede başlangıç ifadesi ne işe yarar: Much like a compass helps a hiker, a checklist helps a new employee?

  1. Kontrol listesini karşılaştırmanın bir istisnası olarak gösterir.
  2. Ana düşünceyi açıklayan tanıdık bir karşılaştırma sunar.
  3. Konuşmacının pusulaları ve kontrol listelerini sevdiğini söyler.
Cevabı göster

Ana düşünceyi açıklayan tanıdık bir karşılaştırma sunar.

Öbek fiiller

Bir makinenin hızlı çıktı vermesini anlatan spit out

Burada spit out, bir şeyi hızla dışarı itmek, çıkarmak veya üretmek anlamına gelen canlı bir öbek fiildir. Özne bir makine olduğu için gerçek anlamda tükürmekten söz edilmez. Makineler veya yazılımlar için kullanıldığında çıktı çoğu zaman hızlı, otomatik ve biraz kuvvetli görünür. Başka durumlara aktarılabilecek anlam, bir cihazın ya da sistemin bir sonucu hızla dışarı vermesidir.

Alıştırma

The ticket machine spits out a pass in seconds. cümlesinde spits out ne anlama gelir?

  1. Onu yutup içinde tutar
  2. Onu eliyle çok yavaş hareket ettirir
  3. Onu hızla üretip dışarı çıkarır
Cevabı göster

Onu hızla üretip dışarı çıkarır

whether it be plastic, metal, or even concrete, Dilbilgisi

0:16

bu malzeme plastik, metal, hatta beton olabilir

Dilbilgisi

Olasılıkları resmî biçimde sıralayan whether it be

Whether it be, olası durumları tanıtmak için kullanılan sabit ve resmî bir kalıptır: whether it be X, Y, or Z. Buradaki be, dilek kipinin yalın biçimidir; bu yüzden it sözcüğünden sonra gelse bile is biçimine dönüşmez. Bu kalıp, sıralanan durumlardan hangisi geçerli olursa olsun ana cümlenin doğru kalacağını belirtir. Ayrıca ucu açık bir listeyi başlatabilir; dolayısıyla son madde geriye kalan tek olasılık olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi sabit resmî kalıpla tamamlayın: The rule applies to every vehicle, ____ a bicycle, a car, or a bus.

Cevabı göster

whether it be

to form a three-dimensional object.

0:18

ve üç boyutlu bir nesne oluşturur.

But instead of printing one layer as ink from a normal printer does, Dilbilgisi

0:20

Ancak normal bir yazıcı gibi tek bir mürekkep katmanı basmak yerine,

multiple layers are stacked upon each other to create complex 3D structures. Kalıp ifadeler

0:23

karmaşık 3D yapılar oluşturmak için birden çok katmanı üst üste dizerler.

Dilbilgisi

instead of printing: instead of + -ing yapısı

Instead of, kullanılmayan bir seçeneği belirtir ve ardından gelen alternatif için karşılaştırma kurar. Burada cümle, çok katmanlı yöntemi açıklamadan önce tek bir mürekkep katmanı basma yöntemini eler. Buradaki of bir edat olduğu için instead of sonrasında bir eylem gelirse fiil normalde -ing biçimini alır: instead of printing. Printing bir isim-fiildir; sürekli zamanın parçası değildir.

Alıştırma

Cümleyi instead of ve call fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We sent a message ____ everyone.

Cevabı göster

instead of calling

Kalıp ifadeler

stacked upon each other: üst üste yerleştirilmiş katmanlar

Are stacked edilgen yapıdadır: katmanlar eylemi yapan değil, eylemden etkilenen unsurlardır. Stacked upon each other, katmanların biri diğerinin üzerinde olacak biçimde dikey bir yığın oluşturduğunu anlatır. Each other, katmanların birbiriyle olan konum ilişkisini açıklar. Katmanların birbirini etkin biçimde yığdığı anlamına gelmez. Bu ifade, üst üste kurulmuş katmanlı bir düzeni anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir kule oluşturmak için üst üste konan birkaç kutuyu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The boxes are spread around the room.
  2. The boxes are lined up side by side.
  3. The boxes are stacked upon each other.
Cevabı göster

The boxes are stacked upon each other.

Think of it like making sliced bread, Anlatım akışı

0:28

Bunu dilimlenmiş ekmek yapmak gibi düşünün,

but in reverse.

0:29

ama tam tersinden.

Anlatım akışı

Think of it like ... but in reverse benzetme kalıbı

“Think of it like”, dinleyiciden daha zor bir süreci anlamak için tanıdık bir süreci zihninde canlandırmasını ister. “but in reverse” temel düzeltmeyi ekler: genel süreç benzerdir ama sırası ters yönde ilerler. Dilimlenmiş ekmek yaparken bütün bir ekmek dilimlere ayrılır; burada açıklanan süreç ise katmanlardan bir bütün oluşturur. İki ifade birlikte kullanılarak benzetme açık ve doğru hâle getirilir.

Alıştırma

Benzetme kalıbının iki bölümünü kullanarak açıklamayı tamamlayın: To understand how we build the tower, think ____ taking it apart, ____.

Cevabı göster

of it like · but in reverse

After putting one layer down,

0:30

Bir katman serildikten sonra,

another is built on top of that,

0:32

üzerine bir katman daha eklenir

and so on, until the whole loaf of bread is put together. Öbek fiiller

0:33

ve ekmek somununun tamamı oluşana kadar böyle devam eder.

Öbek fiiller

Put together: parçaları bir bütün hâline getirmek

“Put together”, ayrı parçaları birleştirerek veya monte ederek tamamlanmış tek bir şey oluşturmak anlamına gelir. Bu cümlede katmanlar bütün ekmeği oluşturur. İfade, parçaları yalnızca birbirine yakın yerleştirmeyi değil, bir bütün oluşturmayı vurgular. Bir plan veya açıklama hazırlamak gibi fiziksel olmayan şeyler için de kullanılabilir.

Alıştırma

“The kit came in many pieces, so Lina put together the model plane after lunch,” cümlesinde “put together the model plane” ne anlama gelir?

  1. Parçaları başka bir odaya taşıdı.
  2. Parçaları birleştirerek tamamlanmış bir model uçak yaptı.
  3. Bütün parçaları birbirine yakın yerleştirdi.
Cevabı göster

Parçaları birleştirerek tamamlanmış bir model uçak yaptı.

Lost or broke something that you can no longer buy? Dilbilgisi

0:36

Artık satın alamayacağınız bir şeyi kaybettiniz ya da kırdınız mı?

Dilbilgisi

Lost or broke something ...?: reklam tarzı eksiltili soru

Reklam tarzındaki bu soruda özne ve yardımcı fiil atılmıştır. Kastedilen tam soru şudur: Have you lost or broken something that you can no longer buy? Bu kısa giriş, dinleyiciyi hemen yaşadığı bir sorunu düşünmeye yöneltir. Tam present perfect yapısı geri getirildiğinde lost ve broken geçmiş zaman ortacı biçimleri kullanılır. Altyazıda broke geçer, ancak Have you ... broke standart İngilizce değildir.

Alıştırma

Reklam tarzındaki cümleye en iyi karşılık gelen tam ve standart soru hangisidir?

  1. Have you lose or break something that you can no longer buy?
  2. Have you lost or broken something that you can no longer buy?
  3. Did you lost or broke something that you can no longer buy?
Cevabı göster

Have you lost or broken something that you can no longer buy?

Simple.

0:38

Kolay.

Create or download the design online and 3D print it out. Öbek fiiller

0:39

Tasarımı çevrim içi oluşturun veya indirin, sonra da 3D yazıcıda basın.

Öbek fiiller

print it out: zamirle kullanılan ayrılabilen print out

Burada print out, çevrimiçi tasarımı bir yazıcı kullanarak fiziksel bir ürüne dönüştürmek anlamına gelir. Kullanılan cihaz bir 3D yazıcı olduğu için sonuç bir kâğıt sayfası değil, bir nesnedir. It zamiri the design ifadesine gönderme yapar. Print out ayrılabilen bir öbek fiildir; bu nedenle zamir olan nesne print ile out arasına gelmelidir. Bu yüzden gerekli sıralama print it out biçimindedir.

Alıştırma

Print out ve it zamirini doğal sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: The file is ready, so please ____.

Cevabı göster

print it out

Have a specific or personal holiday present idea and can't find it?

0:42

Özel günler için özgün ya da kişisel bir hediye fikriniz var ama aradığınızı bulamıyor musunuz?

Print it.

0:46

Baskısını alın.

In fact,

0:46

Hatta,

GE's Tumblr 3dprintmygift.tumblr.com is doing exactly this for the holiday season.

0:47

GE'nin 3dprintmygift.tumblr.com adresindeki Tumblr sayfası bu tatil döneminde tam da bunu yapıyor.

We'll put a link in the description.

0:52

Açıklama kısmına bağlantıyı ekleyeceğiz.

And if you require moving parts in your design,

0:54

Tasarımınızda hareketli parçalar gerekiyorsa,

the printer simply leaves gaps in the right spots

0:56

yazıcı doğru yerlerde boşluklar bırakır

or uses a special gel that can be dissolved or rinsed off afterwards. Öbek fiiller

0:58

ya da sonradan çözünebilen veya durulanarak çıkarılabilen özel bir jel kullanır.

Öbek fiiller

Rinsed off: Yüzeydeki bir maddeyi suyla akıtıp çıkarmak

Rinsed off, rinse off öbek fiilinin edilgen biçimidir. Suyun bir yüzeyden geçerek oraya tutunmuş bir maddeyi çıkarması anlamına gelir. Burada jel, basılı nesneyi destekleme görevini tamamladıktan sonra çıkarılır. Off, sonucu vurgular: jel yüzeyden ayrılır. Nesne bir isimse hem rinse the gel off hem de rinse off the gel kullanılabilir; zamir ise rinse it off örneğindeki gibi ortaya gelmelidir. Altyazıdaki can be rinsed off edilgen yapıdadır ve gel sözcüğünü eylemden etkilenen şey olarak gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle suyun kaplamayı bir yüzeyden çıkardığını en açık biçimde belirtir?

  1. The coating can be dried with water.
  2. The coating can be rinsed off with water.
  3. The coating can be rinsed with water.
Cevabı göster

The coating can be rinsed off with water.

Speaking of design, Anlatım akışı

1:01

Tasarımdan söz etmişken,

Anlatım akışı

Speaking of design: Daha önce anılan bir konuya bağlanmak

Speaking of design, konular arasında geçiş sağlayan bir ifadedir. Daha önce sözü edilen design konusunu yeniden ele alır ve konuşmacının bir sonraki noktasına geçiş için köprü olarak kullanır. Kalıp Speaking of + konu biçimindedir; genellikle cümlenin başında yer alır ve ardından virgül gelir. Konuşma eylemini gerçek anlamıyla anlatmaz; bu konu açılmışken ya da bu konuyla bağlantılı olarak anlamına gelir. Böylece geçiş ani değil, bağlantılı görünür.

Alıştırma

Geçişi Speaking ile başlayan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We were discussing travel. ____ trains, did you book your ticket?

Cevabı göster

Speaking of

3D printing paves the way for incredibly customized objects made on demand to fit your requirements. Notlar

1:02

3D baskı, ihtiyaçlarınıza göre sipariş üzerine üretilen ve inanılmaz ölçüde kişiselleştirilen nesnelerin önünü açıyor.

Deyimler

paves the way for: sonraki gelişmenin koşullarını oluşturmak

Burada paves the way for yol metaforudur ve “koşulları oluşturur” ya da “daha sonraki bir gelişmeyi mümkün kılar” anlamına gelir. 3D baskı gerçek anlamda yol yapmaz; son derece özelleştirilmiş nesnelerin ihtiyaç olduğunda üretilmesini mümkün kılar. Yapı X paves the way for Y şeklindedir ve Y genellikle bir isim öbeği ya da -ing biçiminde bir öbektir. Hazırlık yapmayı veya imkân sağlamayı vurgular; bu yüzden Y henüz gerçekleşmemiş olabilir ve kesin bir sonuç olarak sunulmaz.

Alıştırma

“Daha sonraki bir gelişme için koşulları oluşturur” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Better internet access ____ online classes in remote communities.

Cevabı göster

paves the way for

Kalıp ifadeler

made on demand: yalnızca ihtiyaç olduğunda üretilen

Made on demand, bir ürünün önceden üretilip stokta tutulması yerine bir istek veya ihtiyaç ortaya çıktıktan sonra üretilmesi demektir. Cümlede nesneler, müşteri belirli gereksinimleri bildirdiğinde üretilebilir. Made, objects sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacıdır; on demand ise üretim düzenini anlatan bir zarf öbeğidir. İfade üretimin ne zaman gerçekleştiğiyle ilgilidir ve tek başına ürünün kişiye özel olduğunu garanti etmez.

Alıştırma

“Yalnızca istendikten sonra üretilen” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: We store the design file, but each spare part is ____.

Cevabı göster

made on demand

Not only does this mean furniture, shoes, and appliances built to fit your lifestyle, Dilbilgisi

1:08

Bu, yalnızca yaşam tarzınıza uygun mobilya, ayakkabı ve ev aletlerinin üretilmesi anlamına gelmiyor;

but things like prosthetic limbs can have completely customized user designs

1:12

protez uzuvlar gibi ürünler de kullanıcıya tamamen özel biçimde tasarlanabiliyor,

Dilbilgisi

Cümle başında Not only does ... but

Not only bir yan tümcenin başına gelip ifadenin tamamını kapsadığında İngilizcede özne ile yardımcı fiilin yeri değişir. Burada does, this sözcüğünden önce gelir ve ana fiil mean yalın hâlde kalır: Not only does this mean .... Daha sonra gelen but, ek ve daha güçlü bir noktayı sunar. Bu kalıpta but sıradan bir karşıtlık belirtmek yerine bilgi ekler. but sonrasında also kullanılabilir, ancak özgün cümlede olduğu gibi kullanılması zorunlu değildir.

Alıştırma

Cümleyi Not only does ... but ile tamamlayın: ____ the new design fit small rooms, ____ it also works outdoors.

Cevabı göster

Not only does · but

as opposed to generic mass-produced products. Kalıp ifadeler

1:16

standart seri üretim ürünlerden farklı olarak.

Kalıp ifadeler

Alternatifleri karşılaştırmak için As opposed to

As opposed to, hemen önce belirtilen seçim veya özellikle karşılaştırılan alternatifi sunar. Burada tamamen kişiselleştirilmiş tasarımları genel ve seri üretim ürünlerle karşılaştırdığı için yaklaşık olarak “yerine” veya “aksine” anlamına gelir; onaylamama anlamında “karşı” demek değildir. İfade, bir edat olan to ile biter; bu nedenle ardından bir isim öbeği, zamir veya -ing biçimi gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, ekibin ortak çalışma alanı yerine özel bir çalışma alanı seçtiği anlamına gelir?

  1. The team was opposed to choosing a private workspace.
  2. The team chose a private workspace, as opposed to a shared one.
  3. The team compared a private workspace to a shared one.
Cevabı göster

The team chose a private workspace, as opposed to a shared one.

Need something small and intricate?

1:19

Küçük ve ince işçilik gerektiren bir şeye mi ihtiyacınız var?

Typical 3D printers create layers approximately 100 micrometers thick,

1:20

Tipik 3D yazıcılar yaklaşık 100 mikrometre kalınlığında katmanlar oluşturur,

but some high-end machines can print as small as 16 micrometers. Dilbilgisi

1:24

ancak bazı üst düzey makineler 16 mikrometre kadar küçük ölçekte baskı yapabilir.

Dilbilgisi

Uç bir sınır için as small as + ölçü

Burada as small as, makinelerin ulaşabildiği en küçük ölçeği, yani 16 mikrometreyi belirtir. Small, makinenin fiziksel boyutunu değil, basılan ayrıntıyı veya katmanı niteler. as + sıfat + as + ölçü kalıbı, yalnızca adı geçen iki şeyin eşit olduğunu söylemez; etkileyici bir sınırı da vurgulayabilir. Bu kullanımda as small as, bu boyuta kadar küçük veya yalnızca anlamına gelir.

Alıştırma

Ulaşılabilir çok küçük bir sınırı anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The sensor can detect particles ____ 5 micrometers.

Cevabı göster

as small as

To put this in perspective, Anlatım akışı

1:28

Bunu daha iyi gözünüzde canlandırmak için,

Anlatım akışı

Çerçeveleme ifadesi olarak To put this in perspective

To put this in perspective bir çerçeveleme ifadesidir: Dinleyiciye, sıradaki bilginin az önce sözü edilen gerçek veya sayı için tanıdık bir referans sağlayacağını bildirir. Açıklamayı iki adımda düzenler: önce soyut sayı verilir, ardından bu sayının pratikte ne ifade ettiğini gösteren bir karşılaştırma gelir. Burada perspective, çizimdeki görsel perspektifi değil, ölçeği anlamaya yarayan bir bakış açısını ifade eder.

Alıştırma

Geçişi hedef ifadeyle tamamlayın: The dinosaur was 12 meters long. ____, that is about as long as a city bus.

Cevabı göster

To put this in perspective

a typical bacteria cell has a width of between 1 to 10 micrometers. Dilbilgisi

1:29

tipik bir bakteri hücresinin genişliği 1 ila 10 mikrometre arasındadır.

Dilbilgisi

between 1 to 10 micrometers: between ... and kullanımı

Vurgulanan bölüm, aralık belirtmenin iki standart kalıbını birbirine karıştırıyor. Standart İngilizcede between 1 to 10 micrometers değil, between 1 and 10 micrometers kullanılır. Her kalıbı bütün olarak koruyun: between ... and ... veya from ... to .... İkisi de alt ve üst sınırı belirtir, ancak bağlayıcı sözcükleri birbirine karıştırılamaz.

Alıştırma

Standart aralık kalıbını tamamlayın: The package weighs between 1 ____ 3 kilograms.

Cevabı göster

and

This has opened the door to using molecules for ink Deyimler

1:33

Bu, moleküllerin mürekkep olarak kullanılmasının önünü açtı

Deyimler

opened the door to + isim veya -ing biçimi

Opened the door to, bir şeyin yeni bir olasılığı mümkün hâle getirdiğini anlatan bir mecazdır. Burada önceki gelişme, moleküllerin mürekkep olarak kullanılmasını mümkün kılmıştır; bu kullanımın kesin olduğunu veya zaten yaygınlaştığını söylemez. Bu ifadede to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir. Dolayısıyla opened the door to using molecules içinde doğru biçim using sözcüğüdür.

Alıştırma

Hangi cümle, sonucun garanti edildiğini söylemeden yeni bir olasılığın ortaya çıktığını anlatmak için opened the door to ifadesini doğru kullanıyor?

  1. The discovery opened the door to developing a cheaper battery.
  2. The discovery opened the door to develop a cheaper battery.
  3. The discovery guaranteed that a cheaper battery was developed.
Cevabı göster

The discovery opened the door to developing a cheaper battery.

and has led to successful 3D printed pharmaceutical drugs such as ibuprofen.

1:36

ve ibuprofen gibi ilaçların 3D yazıcıyla başarıyla üretilmesini sağladı.

The tiny molecules are organized perfectly to create the desired drug effect.

1:40

Minik moleküller, istenen ilaç etkisini yaratacak şekilde kusursuzca düzenlenir.

Hungry?

1:44

Acıktınız mı?

In the future,

1:45

Gelecekte,

you might be able to ask Siri to 3D print a meal perfected for your palate. Notlar

1:46

Siri'den damak zevkinize kusursuzca uyan bir öğünü 3D olarak basmasını isteyebilirsiniz.

Dilbilgisi

belirsiz gelecekteki yetenek için might be able to

Burada might belirsizliği, be able to ise yetenek ya da fırsatı ifade eder. Birlikte might be able to, birinin bir şeyi yapma yeteneğine veya fırsatına sahip olmasının mümkün olduğu anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi, gelecekte kişiye özel bir yemek istemenin mümkün olacağına dair temkinli bir tahminde bulunuyor. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + might + be able to + fiilin yalın hâlidir. İngilizcede might ve can normalde art arda kullanılmaz; bu yüzden might sonrasında yetenek anlamını be able to taşır.

Alıştırma

Belirsiz olasılık ile yeteneği birleştiren dört sözcüklü ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Next year, this app ____ translate street signs instantly.

Cevabı göster

might be able to

Kelime

kişinin yemek zevkini anlatan palate

Yemekle ilgili bağlamlarda palate, bir kişinin tat alma duyusunu veya tat tercihlerini ifade edebilir. Perfected for your palate, yemeğin o kişinin tatmayı sevdiği şeylere uyacak şekilde ayarlandığı anlamına gelir. Palate aynı zamanda ağzın üst kısmındaki damağı da adlandırabilir; ancak burada bu anatomik anlam kastedilmez. Yemekler, tadım, menüler veya tatlarla ilgili bağlam sözcükleri genellikle tat ve tercih anlamına işaret eder.

Alıştırma

İngilizce cümleyi tamamlayan doğru sözcüğü seçin: The chef balanced sweet and sour flavors to please every ____.

  1. palette
  2. pallet
  3. palate
Cevabı göster

palate

But perhaps the most significant application is creating 3D structures out of living cells or bio-ink. Notlar

1:50

Ama belki de en önemli uygulama, canlı hücrelerden veya biyomürekkepten 3D yapılar oluşturmaktır.

Anlatım akışı

Perhaps the most significant application: temkinli bir en üst sıra değerlendirmesi

perhaps the most significant application ifadesinde perhaps, the most significant değerlendirmesinin tamamını etkiler. Konuşmacı uygulamanın var olup olmadığını sorgulamaz; belirsizlik, onun en üst sırayı hak edip etmediğiyle ilgilidir. Bu ifade anlatımı da düzenler: But bir geçişi gösterir ve yumuşatılmış üstünlük derecesi, sıradaki uygulamayı mutlak kesinlik iddia etmeden olası ana nokta olarak sunar. Bu yapı, başka değerlendirmelere yer bırakırken bir fikri öncelikli göstermeyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi en üst sırayı temkinli biçimde bildiren tam ifadeyle tamamlayın: “Of all the proposed uses, ____ is in emergency medicine.”

Cevabı göster

perhaps the most significant application

Kelime

Bio-ink: basılabilir biyolojik malzeme

Bio-ink, doku benzeri 3B yapılar oluşturmak için kullanılan, basılabilir biyolojik malzemeyi ifade eden bir biyobaskı terimidir. Formülüne göre canlı hücreler, destekleyici biyomalzemeler veya her ikisini de içerebilir. Burada plastik veya metal gibi sıradan malzemelerle karşıtlık oluşturur. Ink mecazi anlamdadır: malzeme bir yazıcı tarafından katmanlar hâlinde bırakılır, ancak sıradan yazı ya da yazıcı mürekkebi değildir; ayrıca bu terim belirli bir hücre türünü adlandırmaz.

Alıştırma

Bu cümlede “bio-ink” neyi ifade eder?

  1. Laboratuvar numunelerini etiketlemek için kullanılan sıradan renkli mürekkep
  2. 3B yazıcıya hangi şekli oluşturacağını bildiren dijital bir dosya
  3. Doku benzeri yapılar oluşturmak için kullanılan, basılabilir biyolojik bir malzeme
  4. Belirli bir canlı hücre türü
Cevabı göster

Doku benzeri yapılar oluşturmak için kullanılan, basılabilir biyolojik bir malzeme

Instead of using plastic or metal,

1:56

Plastik ya da metal kullanmak yerine,

imagine 3D printing tissue to replace damaged skin or to reproduce entire organs from scratch. Notlar

1:58

hasarlı derinin yerine geçecek dokuları 3D yazıcıyla üretmeyi ya da organların tamamını sıfırdan oluşturmayı hayal edin.

Dilbilgisi

imagine 3D printing: imagine + -ing yapısı

Bu cümlede imagine fiilinden hemen sonra 3D printing tissue ulaç öbeği gelir. -ing öbeği zihinde canlandırılan etkinliği adlandırır; yani konuşmacı dinleyiciden henüz gerçek olmayan bir süreci gözünde canlandırmasını ister. Bir eylem veya deneyim imagine fiilinin nesnesiyse imagine + -ing kullanılır; imagine + to-infinitive kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi imagine ve design sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Can you ____ a house that changes shape with the seasons?

Cevabı göster

imagine designing

Deyimler

from scratch: en baştan başlamak

Bu cümlede from scratch, mevcut organları onarmak, uyarlamak veya yeniden kullanmak yerine bütün organları en baştan oluşturmak anlamına gelir. Buradaki scratch fiziksel bir çizik değildir. Bu ifade temel bir başlangıç noktasını anlatır; yine de ham madde, araç, bilgi veya plan kullanılabilir. Yeniden kullanılabilir kalıp make, build, design, write veya create something from scratch biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi mevcut bir sürümden değil en baştan anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The template was unusable, so Maya built the website ____.

Cevabı göster

from scratch

Instead of needing an organ donor,

2:04

Bir organ bağışçısına ihtiyaç duymak yerine,

you just print one based off of your genetics. Kelime

2:05

genetik yapınıza uygun bir organ basmanız yeterli olur.

Kelime

based off of: based on ifadesinin konuşma dilindeki alternatifi

Bu cümlede based off of, “bir şeyi temel veya kaynak olarak kullanmak” anlamına gelir. Yazdırılan organ hastanın genetik bilgilerine göre tasarlanır; off fiziksel bir ayrılmayı anlatmaz. be based off of + isim öbeği yapısı, bir şeyin geliştirilmesinde temel alınan bilgiyi, modeli veya kanıtı belirtir. Buradaki temel ilişki be based on ile aynıdır.

Alıştırma

Resmî bir bilimsel rapor için en güvenli cümle hangisidir?

  1. The model is based on the patient's genetic data.
  2. The model is based off of the patient's genetic data.
  3. The model is based in the patient's genetic data.
Cevabı göster

The model is based on the patient's genetic data.

Amazingly,

2:08

Şaşırtıcı biçimde,

this technology is already being developed.

2:08

bu teknoloji şimdiden geliştiriliyor.

For burns or scrapes,

2:10

Yanıklar veya sıyrıklar söz konusu olduğunda,

a scanner is used on a patient's wound and a personalized skin map is created. Dilbilgisi

2:12

hastanın yarası taranır ve kişiye özel bir deri haritası oluşturulur.

Dilbilgisi

is used ... is created: paralel edilgen süreç adımları

İki yan cümlede de geniş zamanın edilgen yapısı kullanılır: is used ve is created. Eylemden etkilenen her unsur özne olur; ilk adımda bir tarayıcı, ikinci adımda ise kişiselleştirilmiş bir cilt haritası. Eylemleri yapan ancak belirtilmeyen kişiler veya sistem cümle dışında bırakılır. Bu yapı cümleyi bir süreç olarak düzenler: önce araç ve uygulama yeri, ardından sonuç gelir. Adımı veya sonucu kimin yaptığı bilgisinden daha önemli olduğunda be + past participle kullanın; is used on the wound, tarayıcının o bölgeye uygulandığını anlatır, hastanın tarayıcıyı kullandığını değil.

Alıştırma

Süreç açıklamasını test ve create fiillerinin geniş zaman edilgen biçimleriyle tamamlayın: First, the sample ____ in the lab, and then a report ____ automatically.

Cevabı göster

is tested · is created

After this,

2:16

Ardından,

the printer lays down cells one layer at a time until the area is covered. Notlar

2:17

yazıcı, bölge tamamen kapanana kadar hücreleri katman katman yerleştirir.

Öbek fiiller

lays down: bir yüzeye malzeme biriktirmek

Bu üretim cümlesinde lays down, malzemeyi bir yüzeye biriktirmek veya yerleştirmek anlamına gelir. Yazıcı, yeni bir katman oluşturmak için hücreleri uygun konuma yerleştirir. Lay down doğrudan nesne alır; burada nesne cells sözcüğüdür. Özne olan the printer tekil olduğu için lay, -s alarak lays olur.

Alıştırma

Hangi cümlede lay down, bir yüzeye malzeme biriktirmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The tired dog lies down beside the door.
  2. The machine lies down a thin coat of glue.
  3. The machine lays down a thin coat of glue.
Cevabı göster

The machine lays down a thin coat of glue.

Kalıp ifadeler

one layer at a time: her adımda bir birim

One layer at a time, yazıcının her adımda yalnızca bir katman ekleyip ardından sonraki katmana geçmesi demektir. Belirli bir saati değil, kontrollü ve adım adım ilerleyen bir süreci anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp one + tekil sayılabilen isim + at a time şeklindedir: one page at a time, one child at a time. Her turda kaç birimin ele alınacağını sınırlar.

Alıştırma

Cümleyi one ... at a time kalıbını ve box sözcüğünü kullanarak tamamlayın: Carry ____ up the stairs so you can see your steps.

Cevabı göster

one box at a time

Organs are much more complex due to their large size,

2:21

Organlar, büyük boyutları,

vascular networks, and interactions with the body. Kelime

2:23

damar ağları ve vücutla etkileşimleri nedeniyle çok daha karmaşıktır.

Kelime

vascular networks: birbirine bağlı kan damarı sistemleri

Bu cümlede vascular networks, birbirine bağlı kan damarı sistemleri anlamına gelir. Bu sistemler kanı organın içinde dolaştırarak oksijen ve besin taşır, atıkları da uzaklaştırır. Bu ifade, organların üretilmesini zorlaştıran ayrı bir neden olarak büyük boyut ve vücutla etkileşimle birlikte sıralanır: büyük bir organın yalnızca doğru dış şekle değil, içeride kan sağlayan bir ağa da ihtiyacı vardır.

Alıştırma

'The graft needs a vascular network to survive,' cümlesinde vascular network ne anlama gelir?

  1. Birbirine bağlı kan damarı sistemi
  2. Bir grup elektrik kablosu
  3. Bir su borusu sistemi
Cevabı göster

Birbirine bağlı kan damarı sistemi

A scanner takes X-ray images of, say, Anlatım akışı

2:26

Bir tarayıcı, örneğin,

a patient's kidney as cross-sections with incredibly intricate detail. Kelime

2:28

hastanın böbreğinin son derece ayrıntılı kesitsel röntgen görüntülerini çeker.

Anlatım akışı

say, ile hızlıca bir örnek vermek

Burada say, örneğin veya birini seçelim anlamına gelen parantez içi bir örnek verme işaretidir. Ana cümleyi kısa süreliğine keser ve tarayıcının görüntüleyebileceği olası organlardan biri olarak hastanın böbreğini sunar. Virgüller, say sözcüğünün bilgiyi nasıl düzenlediğini gösterir: say ve iki yanındaki virgüller çıkarıldığında ana dil bilgisi yapısı hâlâ çalışır. Bu kullanımda say, tarayıcının yaptığı bir eylem veya konuşma emri değildir.

Alıştırma

'We need a quiet place—say, the library—to finish the project,' cümlesinde konuşmacı say ile ne yapıyor?

  1. Kütüphanenin söylediği şeyi aktarmak
  2. Birine 'the library' demesini emretmek
  3. Olası bir örnek vermek
Cevabı göster

Olası bir örnek vermek

Kelime

Tıbbi görüntülemede cross-sections

Bu cümlede cross-sections, böbrek belirli seviyelerden enlemesine kesilmiş gibi içini gösteren X ışını kesit görüntüleridir. Her görüntü yalnızca dış yüzeyi değil, belirli bir seviyedeki iç ayrıntıları gösterir. Tıbbi görüntüleme ve 3D yeniden oluşturma işlemlerinde çok sayıda cross-sections birleştirilerek organın tamamının ayrıntılı bir modeli yapılabilir. Burada sözcük, bir belgenin bölümlerini veya bir insan örneklemini değil, uzamsal kesitleri ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede cross-sections uzamsal kesit görüntüleri anlamındadır?

  1. The article has three sections about kidney health.
  2. The scan combines cross-sections to build a three-dimensional model.
  3. The survey studies a cross-section of patients from several regions.
Cevabı göster

The scan combines cross-sections to build a three-dimensional model.

And just like any other object,

2:31

Tıpkı diğer tüm nesneler gibi,

these organs are reproduced layer by layer,

2:33

bu organlar da katman katman yeniden oluşturulur

specifically designed for each individual.

2:36

ve her bireye özel olarak tasarlanır.

Though these are years away from being functional, Kalıp ifadeler

2:38

İşlevsel hâle gelmeleri için daha yıllar gerekse de,

it will certainly have a huge impact on the medical community. Kalıp ifadeler

2:40

bu teknoloji tıp dünyasında kesinlikle büyük bir etki yaratacak.

Kalıp ifadeler

years away from being functional: işlevsel olmasına yıllar var

Years away from being functional, basılmış organların gerçekten çalışabilmesi için birkaç yıl daha gerektiği anlamına gelir. Burada away from fiziksel mesafeyi değil, gelecekteki bir duruma ulaşmaya kalan zamanı ifade eder. Yeniden kullanılabilir kalıp be + zaman süresi + away from + isim veya -ing biçimidir. Burada being functional henüz ulaşılmamış durumu adlandırır; functional yalnızca bir prototip olarak var olmayı değil, amaçlanan işi yapabilmeyi ifade eder.

Alıştırma

Sabit zaman mesafesi kalıbını tamamlayın: The prototype still needs extensive testing, so it is years ____ being ready for patients.

Cevabı göster

away from

Kalıp ifadeler

have a huge impact on: …üzerinde çok büyük bir etki yaratmak

Have a huge impact on, impact sözcüğünün isim olduğu bir eşdizimdir ve on sonrasında gelen kişi, grup, alan veya durum üzerinde çok büyük bir değişim ya da etki yaratmak anlamına gelir. Kalıp have + a huge impact + on + etkilenen hedeftir. Bu cümlede ifade, teknolojinin tıp camiasını büyük ölçüde değiştireceğini öngörür. Aynı kalıp bilim, toplum veya iş dünyasındaki sonuçları açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi güçlü biçimde etkilemek anlamındaki hedef isim eşdizimiyle tamamlayın: The new policy could ____ small businesses.

Cevabı göster

have a huge impact on

So,

2:43

Yani,

while it may be a while before you end up with a 3D printer in your home, Notlar

2:44

evinize bir 3D yazıcı gelmesi biraz zaman alacak olsa da,

Öbek fiiller

end up with + isim

End up with + isim, bir süreç sonunda o şeye veya duruma sahip olmak anlamına gelir. Sonuç genellikle hemen ortaya çıkmaz ve doğrudan planlanmamış olabilir. Burada, gelecekte bir gün evinizde bir 3D yazıcı bulunabileceği anlatılıyor; hemen ve bilinçli olarak bir tane satın alacağınız söylenmiyor.

Alıştırma

Cümleyi end up with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After everyone traded cards, Leo ____ the rare blue card.

Cevabı göster

ended up with

you can be sure that by the time it happens, Dilbilgisi

2:47

bu gerçekleştiğinde emin olabilirsiniz ki

the world will be a different place.

2:49

dünya bambaşka bir yer olacak.

Dilbilgisi

while it may be a while before: while ve a while işlevleri

Cümlenin başındaki while, although anlamına gelen bir bağlaçtır ve sonucun gecikebileceğini kabul eden bir ödünleme bildirir. Bu yan cümlenin içindeki a while, bir zaman dilimi anlamındaki isim öbeğidir; before ise bekleyişten sonra gerçekleşecek olayı başlatır. While it may be a while before X, Y kalıbı bir bütün olarak X’in yakında olmayacağını kabul eder, ardından Y’yi yine de geçerli veya öngörülebilir bir bilgi olarak sunar. İki while farklı dil bilgisel görevler üstlenir. May be burada iki sözcüktür: modal may ve be. Yazıda perhaps anlamındaki tek sözcüklü zarf maybe ile değiştirilemez.

Alıştırma

İlk boşluk ödünleme başlatsın, ikinci boşluk ise bir zaman dilimi anlamına gelsin: ____ it may be ____ before the new bridge opens, local businesses are already preparing for more visitors.

Cevabı göster

While · a while

Dilbilgisi

by the time + geniş zamanlı cümlecik

By the time bir zaman referans noktası getirir ve bir şey gerçekleştiğinde en geç o ana kadar anlamını taşır. Ana cümle, o noktada neyin zaten doğru veya tamamlanmış olacağını söyler. Gelecekteki bir referans için İngilizcede bu zaman cümleciğinde normalde geniş zaman kullanılır: it happens denir, it will happen denmez. Burada, olay gerçekleşmeden önce veya en geç gerçekleştiği anda dünyanın değişmiş olacağı anlatılır.

Alıştırma

Gelecekteki bir referans noktası için by the time ifadesini doğal biçimde kullanan cümleyi seçin.

  1. By the time the movie started, we will be in our seats.
  2. By the time the movie will start, we will be in our seats.
  3. By the time the movie starts, we will be in our seats.
Cevabı göster

By the time the movie starts, we will be in our seats.

But if you can't wait that long, Ton ve niyet

2:51

Ama o kadar bekleyemiyorsanız,

Ton ve niyet

can't wait that long: o kadar uzun süre bekleyememek

Bu cümlede can't wait that long, birinin o kadar uzun süren bir bekleyişe dayanamadığını veya dayanmak istemediğini anlatır. that long, ev tipi 3D yazıcıların yaygınlaşmasına kadar geçecek uzun süreye gönderme yapar. Burada gerçek bekleme süresi söz konusudur; can't wait ifadesinin “sabırsızlıkla beklemek” şeklindeki deyimsel anlamı kullanılmaz. if yan cümlesi dinleyicinin sabırsızlığını önceden hesaba katar ve anlatımı uzak bir tahminden daha erken erişilebilecek bir şeye geçirir. But if you can't wait that long, ... başka bağlamlarda da benzer bir tanıtım geçişi oluşturabilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın. can't kullanın ve altı haftalık gecikmeye gönderme yapın: Standard delivery takes six weeks. If you ____, choose express shipping.

Cevabı göster

can't wait that long

GE is giving 3D printing its own holiday this December 3rd.

2:52

GE, 3 Aralık'ta 3D baskıya özel bir gün armağan ediyor.

It's D3 for 3D. Kültür

2:56

3D için D3.

Kültür

D3 for 3D: harf ve rakamı ters çeviren slogan

Burada D3, December kelimesinin D harfi ile ayın üçüncü gününü gösteren 3 rakamından oluşturulmuş ve 3 Aralık tarihine gönderme yapan bir kampanya adıdır. Bu etkinliğe özel olarak üretilmiştir; 3D baskı alanında yerleşmiş bir terim değildir. D3 ile 3D yan yana getirildiğinde aynı harf ve rakamın sırası tersine döner: D-three, three-D olur. Bu, etkinlik adını akılda kalıcı hâle getirirken for, oluşturulan tarih etiketini kutladığı konu olan 3D baskıyla bağlar.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz harf-rakam sırasına sahip seçeneği belirleyin. for sözcüğünden önce ve sonra ne geldiğine odaklanın.

  1. The event is called D3 for 3D.
  2. The event is called 3D for D3.
  3. The event is called D3 for D3.
Cevabı göster

The event is called D3 for 3D.

To celebrate they're 3D printers printing and giving away customized gifts for their fans all day.

2:57

Kutlamak için GE'nin 3D yazıcıları gün boyu hayranlarına özel hediyeler basıp dağıtıyor.

All you have to do is visit 3dprintmygift.tumblr.com to choose one of the prototypes Dilbilgisi

3:02

Tek yapmanız gereken 3dprintmygift.tumblr.com adresine girip prototiplerden birini seçmek

Dilbilgisi

All you have to do is + fiilin yalın hâli

All you have to do is, ardından gelen eylemi veya eylemleri bir hedefe ulaşmak için gereken koşulların tamamı olarak sunar. Burada katılım yönergelerinin ilk eylemi olan visit sözcüğünü getirir ve süreci kolay gösterir. Konuşma İngilizcesinde is sözcüğünden sonra genellikle doğrudan fiilin yalın hâli kullanılır: All you have to do is visit. Bazı üsluplarda to-infinitive de mümkündür ancak is to visiting kullanılamaz. Bu kalıptan sonra birden fazla eylem bağlanabilir; bu nedenle all, kelimesi kelimesine “her şey” değil, “gerekenlerin tamamı” anlamındadır.

Alıştırma

Yüklemenin tek gereklilik olduğunu gösteren kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: “All you ____ upload the form.”

Cevabı göster

have to do is

and tweet for a chance to get one printed and shipped to your home in time for the holidays. Dilbilgisi

3:06

ve seçtiğiniz ürünün basılıp tatil dönemine kadar evinize gönderilme şansı için tweet atmak.

Dilbilgisi

get one printed and shipped: get + nesne + geçmiş ortaçlar

Get + nesne + geçmiş ortaç, nesneye bir işlemin yapılmasını ayarlamak, sağlamak veya bu sonucu başarıyla gerçekleştirmek anlamına gelir. Burada one bir prototipi ifade eder; onu basıp gönderecek olan prototipin kendisi değil, organizatörler, matbaa veya teslimat hizmetidir. Printed ve shipped, aynı nesneyi, yani one sözcüğünü paylaşan bağlı geçmiş ortaçlardır. Bu kalıp get something repaired, delivered veya checked gibi başka hizmet ve sonuçlar için de kullanılabilir.

Alıştırma

It ve repaired sözcüklerini kullanarak cümleyi get + nesne + geçmiş ortaç yapısıyla tamamlayın: “My laptop is broken, so I need to get ____ before Monday.”

Cevabı göster

it repaired

Go check it out and subscribe for more weekly science videos.

3:10

Siteye göz atın ve her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.