Bal arıları neden altıgenleri sever? - Zack Patterson ve Andy Peterson: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, bal arılarının peteklerini neden birbirine sıkıca oturan altıgen gözlerden yaptığını açıklıyor. Arıların, üretmesi zahmetli olan balmumunu en az miktarda kullanırken bal depolama alanını en üst düzeye çıkarma sorununu izliyor; geometrik karşılaştırma ile evrimin bu verimli tasarımı nasıl açıkladığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. not only the bees' home, but doubles as — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: not only ... but ... yapısının iki işlevi tek ve özlü bir cümlede nasıl sunduğunu anlayın; bir nesnenin ya da yerin ikinci bir amaçla da kullanıldığını anlatmak için doubles as ifadesini kullanın. 2. and taking matters into their own hands, — Deyimler ve mecazi ifadeler: Bu ifadenin başkasını beklemek yerine bir sorunu kendi başına çözmek anlamına geldiğini fark edin ve mevcut çözüm yetersiz kaldığında gösterilen girişimi anlatmak için kullanın. 3. calculated the areas of the triangle, the square, and the hexagon, and found that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir hesaplama yöntemini ulaşılan sonuca bağlamayı öğrenerek matematiksel akıl yürütmeyi, deneyleri veya veri analizini açık ve mantıklı bir sırayla aktarın.
Bu derste
Honeybees are fascinating creatures for a number of reasons: Anlatım akışı
0:07Bal arıları birkaç nedenden dolayı büyüleyici yaratıklardır:
for a number of reasons: nedenler listesini başlatmak
Bu cümlede for a number of reasons, bal arılarının büyüleyici olduğu görüşünü destekleyen birden fazla neden bulunduğunu belirtir. İki nokta, bu nedenlerin hemen ardından geleceğini gösterir. Bu kullanım açık bir bilgi düzeni oluşturur: önce genel bir görüş söylenir, birden fazla neden olduğu haber verilir ve ardından nedenler sıralanır. İfade, dinleyicinin veya okuyucunun açıklamayı takip etmesini kolaylaştırır.
Alıştırma
Birden fazla nedenin geleceğini belirten beş kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The community garden is popular ____: fresh food, shared tools, and friendly neighbors.
Cevabı göster
for a number of reasons
incredible work ethic: çalışkan iş alışkanlıklarını övmek
Work ethic, bir kişinin veya grubun çalışmaya yönelik alışkanlık ve tutumunu, özellikle de çalışkanlık, öz disiplin ve güvenilirliği anlatır. Burada resmî bir etik kurallar bütünü anlamına gelmez. Incredible övgüyü güçlendirir ve gösterilen çabanın olağanüstü olduğunu belirtir. Bu ifade genellikle insanlar için kullanılır. Bal arıları için kullanıldığında kişileştirme yapılır ve arıların sürekli faaliyeti övgüye değer bir insan özelliğiymiş gibi sunulur.
Alıştırma
Hangi açıklama Maya has a strong work ethic ifadesini en iyi gösterir?
- Maya bütün güvenlik kurallarını bilir ama çoğu zaman görevlerinden kaçar.
- Maya meslekler hakkında konuşmayı sever ama kendi işini nadiren bitirir.
- Maya çok çalışır, verdiği sözleri tutar ve kimse onu izlemediğinde de odaklanmayı sürdürür.
Cevabı göster
Maya çok çalışır, verdiği sözleri tutar ve kimse onu izlemediğinde de odaklanmayı sürdürür.
intricate social structure: karmaşık ve bağlantılı bir grup sistemi
Intricate social structure, birbiriyle bağlantılı birçok rol, kural ve ilişkiden oluşan grup düzenini anlatır. Intricate, ayrıntıların karmaşık ve özenle düzenlenmiş biçimde birbirine uyduğu anlamını da katar; yalnızca grubun “çok sosyal” olduğu anlamına gelmez. Burada social structure, bir grubun üyelerinin nasıl organize olduğunu ve etkileşim kurduğunu belirtir. Bu ifade hayvan topluluklarının yanı sıra insan gruplarını veya kurumları da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “grup rolleri ve ilişkilerinden oluşan ayrıntılı, karmaşık bir sistem” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The colony has an ____.
Cevabı göster
intricate social structure
But another reason is that: yeni bir açıklama eklemek
But another reason is that, en az bir neden veya açıklama daha önce belirtilmişken kullanılan bir söylem işaretidir. Dinleyiciye, konuşanın şimdi farklı bir neden eklediğini bildirir. But, geçişe karşıtlık veya biraz beklenmedik olma hissi katar. Kalıp another reason + is + that yan cümlesi biçimindedir ve that sonrasındaki tam yan cümle nedeni açıklar.
Alıştırma
Önceki bir açıklamadan sonra karşıtlık içeren yeni bir nedeni doğru biçimde ekleyen cümle hangisidir?
- But another reason is that the route is safer at night.
- But another reason is the route safer at night.
- But another reason because the route is safer at night.
Cevabı göster
But another reason is that the route is safer at night.
in fact: şaşırtıcı veya düzeltici bir gerçeği belirtmek
In fact, «gerçekte» ya da «aslında» anlamına gelen ara söz niteliğinde bir ifadedir. Burada bal arılarının mükemmel matematikçiler olduğu iddiasını doğru ve özellikle dikkate değer bir bilgi olarak sunar; çünkü bu, dinleyenin beklentisine ters düşebilir. Bu ifade çıkarıldığında cümle yine dil bilgisi açısından tamamdır. In fact eklendiğinde, dinleyene iddiayı önceki fikirle nasıl ilişkilendireceği gösterilir: kanıt, açıklama ya da olası bir izlenimi düzeltme olarak.
Alıştırma
Hangi cümlede in fact, bir beklentiyi gerçekle düzeltmek için kullanılmıştır?
- The test begins at nine. In fact, please bring a pencil.
- I enjoy drawing. In fact, my backpack is blue.
- Many people think the test is easy. In fact, most students find it difficult.
Cevabı göster
Many people think the test is easy. In fact, most students find it difficult.
Scientists claim the tiny insects can calculate angles
0:22Bilim insanları bu minik böceklerin açıları hesaplayabildiklerini
and can even comprehend the roundness of the Earth. Anlatım akışı
0:25ve hatta Dünya'nın yuvarlaklığını kavrayabildiklerini iddia ediyorlar.
can even comprehend: daha şaşırtıcı bir yeteneği öne çıkarmak
Can even comprehend ifadesinde can yeteneği belirtirken even, comprehend eylemini listedeki daha şaşırtıcı unsur olarak gösterir. Yazar önce böceklerin açıları hesaplayabildiğini söyler, ardından ikinci yetenekle şaşkınlık düzeyini yükseltir. Yeniden kullanılabilir kalıp can A and can even B şeklindedir. B, konuşanın daha beklenmedik, daha ileri veya daha dikkat çekici bulduğu yetenek olmalıdır; even yalnızca başka bir yetenek eklemek yerine bilgiyi aşamalı biçimde düzenler.
Alıştırma
İkinci yeteneği daha şaşırtıcı olarak gösteren iki sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: This watch can tell the time and ____ measure your heart rate.
Cevabı göster
can even
But there's a particular mathematical bee genius
0:28Ancak bal arısı yaşamının en önemli yönünün arkasında
behind the most important aspect ...: temel bir neden veya işleyiş
Burada behind fiziksel bir konumu anlatmaz. “Arıların matematik dehasının” kovanın oluşmasını sağlayan temel zekâ veya işleyiş olduğu anlamına gelir. X is behind Y yapısı, X'i Y'nin önemli bir nedeni, itici gücü, fikri veya düzenleyicisi olarak sunar. Bu cümlede the hive, “the most important aspect of honeybee life” ifadesinin ne olduğunu açıklar; dolayısıyla Y kovandır.
Alıştırma
Hangi cümlede behind, temel bir nedeni veya itici gücü belirtmek için kullanılmıştır?
- Careful planning is behind the school fair's success.
- The music room is behind the school office.
- Nina stood behind her friend in line.
Cevabı göster
Careful planning is behind the school fair's success.
bees need food and shelter to stay alive.
0:36arıların da hayatta kalmak için yiyecek ve barınağa ihtiyacı vardır.
Just like humans: tanıdık bir karşılaştırmayla yeni bilgiyi sunmak
Just like humans, cümlenin başında kullanılan bir karşılaştırma çerçevesidir. Önce dinleyiciye tanıdık bir başvuru noktası verir, ardından ana cümle ortak özelliği belirtir: Hem insanlar hem de arılar yiyeceğe ve barınağa ihtiyaç duyar. Yeniden kullanılabilen yapı Just like + isim veya zamir, özne + fiil şeklindedir. Bilgiyi tanıdık olandan yeni olana doğru düzenler. Buradaki just benzerliği güçlendirir; “yalnızca” veya “az önce” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle Just like + isim yapısıyla başlayarak iki grubun ortak bir özelliğini sunar?
- Unlike humans, dolphins can stay underwater for several minutes.
- After watching the dolphins, the humans left.
- Just like humans, dolphins need air to breathe.
Cevabı göster
Just like humans, dolphins need air to breathe.
but doubles as a place to store their honey.
0:41aynı zamanda ballarını depolayacakları bir yer olarak da işlev görür.
not only ... but doubles as: tek şeyde iki işlev
not only X, but doubles as Y kalıbı, tek bir şeyin iki işlevi olduğunu anlatır. Burada kovan arıların evidir ve aynı zamanda bal depolanan bir yer olarak kullanılır. Double as, ikinci bir amaca hizmet etmek veya başka bir rol üstlenmek demektir. But eklenen rolü tanıtır; doubles as ikinci işlevi zaten açıkça belirttiği için also gerekli değildir.
Alıştırma
Tek bir nesnenin iki işlevini anlatan kalıbı tamamlayın: The bench is ____ a seat, but ____ a storage box.
Cevabı göster
not only · doubles as
Since it's so central to survival, Kalıp ifadeler
0:44Hayatta kalmak için bu kadar hayati olduğundan,
honeybees have to perfect the hive's architectural design. Kelime
0:46bal arıları kovanın mimari tasarımını mükemmelleştirmek zorundadır.
so central to survival: hayatta kalmak için son derece önemli olmak
Central to survival, hayatta kalmak için vazgeçilmez derecede önemli olmak demektir; fiziksel olarak merkezde bulunmak anlamına gelmez. Central sıfatından sonra to ve ardından bir isim ya da -ing biçimi gelir; böylece bir şeyin ne için çok önemli olduğu belirtilir. So, central sözcüğünün derecesini güçlendirir. Since bu düşünceyi ana cümlenin nedeni olarak sunar: kovanın hayatta kalmak için önemi, tasarımını kusursuzlaştırmayı gerekli kılar.
Alıştırma
“Clean water is central to public health,” cümlesinde central to ne anlama gelir?
- Halk sağlığıyla hiçbir bağlantısı yoktur.
- Halk sağlığı için son derece önemlidir.
- Fiziksel olarak halk sağlığının ortasındadır.
Cevabı göster
Halk sağlığı için son derece önemlidir.
perfect the hive's architectural design: fiil olarak perfect
perfect the hive's architectural design ifadesinde perfect, “bir şeyi olabildiğince etkili ve kusursuz hâle gelene kadar geliştirmek” anlamında kullanılan bir fiildir. Arıların tasarımı iyileştirmesi gerekir; cümle tasarımın zaten kusursuz olduğunu söylemez. Dil bilgisi de fiil kullanımını doğrular: have to'dan sonra fiilin yalın hâli gelir ve perfect, the hive's architectural design doğrudan nesnesini alır. Bu kullanım yöntem, beceri, tarif veya sistem gibi zaman içinde geliştirilebilen şeyler için de uygundur.
Alıştırma
Hangi cümlede perfect, “olabildiğince iyi duruma gelene kadar geliştirmek” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- The developers presented a perfect safety system.
- The developers said the safety system was perfect.
- The developers ran hundreds of tests to perfect the safety system.
Cevabı göster
The developers ran hundreds of tests to perfect the safety system.
you'll see that it's constructed from tightly packed hexagonal or six-sided cells. Notlar
0:52sıkıca paketlenmiş altıgen veya altı kenarlı hücrelerden inşa edildiğini göreceksiniz.
If you examine ..., you'll see ...: gözlem-sonuç kalıbı
If you examine ..., you'll see ... kalıbı, gözlemlenebilir bir sonucu keşfetmenin koşulu olarak bir eylem sunar. If yan cümlesi dinleyiciye neyi incelemesi gerektiğini, ana cümle ise bu incelemenin neyi ortaya çıkaracağını söyler. Gerçek ve gerçekleşmesi muhtemel bu koşul için if yan cümlesinde geniş zaman examine kullanılır, will examine kullanılmaz; sonuç cümlesinde ise will veya 'll kullanılır (you'll see). Examine, sadece göz atmak yerine dikkatlice bakma anlamını da taşır.
Alıştırma
If you examine ..., you'll see ... gözlem-sonuç kalıbını tam olarak tamamlayın: If you ____ the shell closely, ____ a spiral pattern.
Cevabı göster
examine · you'll see
is constructed from tightly packed ...: sıkı bir yapıyı tarif etme
Burada is constructed from, bir bütünün from’dan sonra belirtilen parçalardan oluştuğunu anlatır. Edilgen yapı, dikkati onu yapan kişiye değil yapının kendisine verir. tightly packed bu parçaların nasıl dizildiğini belirtir: Parçalar birbirine çok yakındır ve aralarında neredeyse hiç boşluk yoktur. Başka bağlamlara aktarılabilecek kalıp “bütün + be constructed from + tightly packed + parçalar veya malzeme” şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi, bileşimi ve sıkı dizilişi anlatan vurgulanmış kalıpla tamamlayın: The wall ____ stones.
Cevabı göster
is constructed from tightly packed
hexagonal or six-sided: sade bir açıklama sunan or
Burada hexagonal ve six-sided aynı şekli anlatır. hexagonal daha teknik bir terimdir; six-sided ise anlamını hemen daha sade sözcüklerle verir. “terim + or + daha basit açıklama” kalıbında or, farklı hücre türleri arasında bir seçim değil, aynı anlamın başka sözlerle anlatımını başlatır. Konuşan kişi bilinmeyen bir sözcüğü konuşma sırasında açıklarken bu kullanım yaygındır.
Alıştırma
Sade bir yeniden anlatımı başlatmak için tek bir sözcük yazın: The cells are spherical, ____ ball-shaped.
Cevabı göster
or
Of all the possible designs: alternatifler arasındaki seçimi çerçevelemek
Of all the possible designs önce karşılaştırma alanını belirler: tek bir seçenek ele alınmadan önce kullanılabilecek tüm tasarımları kapsar. Bu giriş, dinleyiciye alternatifleri karşılaştırması gerektiğini gösterir. Bu nedenle ardından gelen why do honeybees choose this one? sorusu, bu tasarımın neden diğerleri yerine seçildiğini sorar. Daha genel olarak Of all + çoğul bir ad öbeği, daha büyük bir seçenek grubu içinden yapılan tek bir seçimle ilgili soruya çerçeve oluşturabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, soruyu doğal biçimde birkaç alternatif arasından yapılan bir seçim olarak çerçeveler?
- All the routes lead to the same place.
- Why is this route available to everyone?
- Of all the available routes, why did they choose this one?
Cevabı göster
Of all the available routes, why did they choose this one?
To understand ... think like a bee: bakış açısını değiştirmek
To understand amacı belirtir: dinleyiciye soruyu anlamak için nasıl düşünmesi gerektiğini söyler. Tam olarak neyin anlaşılması gerektiği, çevresindeki konuşmadan çıkarılır. Think like a bee, dinleyiciden geçici olarak bir arının bakış açısını, yani ihtiyaçlarını, sınırlarını ve hedeflerini dikkate almasını ister. Bu bakış açısı değişikliği açıklamanın sonraki bölümüne hazırlık yapar; sözün gerçek anlamıyla verilmiş bir talimat değildir.
Alıştırma
think like + kişi kalıbını tamamlayın: To make the website easier for beginners, think ____ a first-time user.
Cevabı göster
like
Bees need a secure place for their entire colony to live.
1:04Arıların tüm kolonilerinin yaşaması için güvenli bir yere ihtiyacı vardır.
there needs to be a place where: nesnel bir alan gereksinimini belirtmek
there needs to be ... kalıbı, bir durumun, sistemin ya da sürecin bir şeyin var olmasını gerektirdiğini belirtir. Odak, belirli bir kişinin ihtiyacı değil, nesnel bir gerekliliktir. a place where ... yapısında where, o yerde ne yapılabileceğini açıklayan yan cümleyi başlatır. Tam kalıp hem gerekli alanı hem de bu alanın amacını belirtir.
Alıştırma
Nesnel bir alan gereksinimini tamamlamak için there needs to be ... where kalıbını kullanın: There ____ a safe room ____ chemicals can be stored.
Cevabı göster
needs to be · where
stored and ripened suitably: eş görevli edilgen eylemler
Stored ve ripened, can be yapısından sonra gelen eş görevli iki geçmiş zaman ortacıdır. Her iki eylem de nektara uygulanır: nektar depolanabilir ve olgunlaştırılabilir. Suitably, sürecin uygun biçimde veya uygun koşullarda gerçekleştiğini belirtir. Ripen yalnızca meyveler için kullanılmaz. Bir gıdanın ya da başka bir maddenin zamanla olgun veya hazır duruma gelmesini de anlatabilir. Burada nektar, bala dönüşmeden önce bu süreçten geçer.
Alıştırma
Store ve ripen fiillerinin edilgen biçimlerini kullanın: Before sale, the cheese must be ____ and ____ under controlled conditions.
Cevabı göster
stored · ripened
until it turns into honey: bala dönüşene kadar
Bu cümlede until, devam eden bir sürecin bitiş noktasını gösterir: nektar, dönüşüm tamamlanana kadar saklanır ve olgunlaştırılır. turn into + isim, “bir durumdan, biçimden veya kimlikten başka birine dönüşmek” demektir. Burada it, nektarı ifade eder; turns into honey ise sonucu belirtir. Her iki aşamayı da söylemek için turn from A into B kalıbını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi until + turn into kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: Leave the mixture to cool ____ a solid.
Cevabı göster
until it turns into
That means there's a need for some serious space efficiency. Kelime
1:15Bu da ciddi bir alan verimliliğine ihtiyaç olduğu anlamına gelir.
there's a need for some serious space efficiency: alanın son derece verimli kullanılması gerekiyor
There's a need for ..., bir şeyi gereklilik olarak sunar. Burada space efficiency, sınırlı alanı iyi kullanmak ve boşa harcanan alanı en aza indirmek demektir. Cümle, pratik bir sorunu tasarım hedefi olarak özetler. some serious space efficiency ifadesinde serious, “çok yüksek” veya “kayda değer” anlamına gelen, resmî olmayan bir pekiştiricidir. Verimliliğin derecesini vurgular; ciddi veya ağırbaşlı bir tutumu anlatmaz.
Alıştırma
Burada some serious space efficiency ne anlama geliyor? A tiny workshop needs some serious space efficiency.
- Ciddi toplantıların yapılabileceği büyük bir odaya ihtiyacı vardır.
- Çalışanların alanı ciddi yüz ifadeleriyle tartışması gerekir.
- Sınırlı alanını son derece iyi kullanması gerekir.
Cevabı göster
Sınırlı alanını son derece iyi kullanması gerekir.
A good solution is to build little storage units or cells Kelime
1:18İyi bir çözüm, küçük depolama birimleri veya hücreler inşa etmektir,
storage units or cells: or teknik bir terim sunar
Buradaki or iki seçenek sunmaz. storage units ifadesini daha teknik olan cells terimiyle yeniden adlandırır; dolayısıyla iki ifade de aynı küçük yapıları anlatır. “Basit açıklama + or + teknik terim” kalıbı, fikri kolay anlaşılır tutarken uzmanlık alanına ait bir sözcüğü tanıtmaya yardımcı olur.
Alıştırma
storage units or cells ifadesindeki or ne işe yarar?
- cells terimini storage units için daha teknik bir ad olarak sunar.
- Aralarında seçim yapılması gereken iki farklı tasarım sunar.
- Bu yapıların bir şey depolayıp depolayamayacağı konusunda belirsizlik gösterir.
Cevabı göster
cells terimini storage units için daha teknik bir ad olarak sunar.
just big enough for a bee to fit into: yeterli büyüklüğü ifade etmek
Just big enough, amaç için tam gerektiği kadar büyük ve gereken en düşük ölçüye yakın demektir; “çok büyük” anlamına gelmez. For a bee to fit into, neyin “yeterli” sayıldığını gösterir: Bir arı anlatılan alana girebilir. Yeniden kullanılabilen kalıp “sıfat + enough + for + isim veya zamir + to + fiil” şeklindedir. Sondaki into, daha önce sözü edilen storage unit veya cell ifadesine döner; edatın sonda kalması burada doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için just, big ve enough sözcüklerini doğru sıraya koyun: The cabinet is ____ for the printer to fit into.
Cevabı göster
just big enough
in which nectar is stored: resmî edat + ilgi zamiri yapısı
“In which nectar is stored”, “containers” sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. “In” edatı ilişkiyi gösterir: nektar bu kapların içinde depolanır; “which” ise “containers” sözcüğüne gönderme yapar. Edatı “which” sözcüğünün önüne getirmek, yan cümleye bilimsel metinlerde ve diğer yazılı açıklamalarda sık görülen resmî ve özlü bir üslup verir. Edilgen “is stored” yapısı, kimin depoladığına değil nektara ve depolandığı yere odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi “in” + bir ilgi zamirinden oluşan iki sözcüklü resmî ilgi yapısıyla tamamlayın: This is the cabinet ____ the samples are stored.
Cevabı göster
in which
very own honey jars: aidiyeti vurgulayan bir benzetme
“Honey jars”, petek gözleri için kullanılan bir benzetmedir: Petek gözleri, kavanozlar gibi balı içinde tutar. Bu ifade, arıların insanlar tarafından yapılmış cam kavanozları kullandığı anlamına gelmez. “Very own”, sahip olma anlamını güçlü biçimde vurgular: Petek gözleri, arıların kendilerine ait özel kavanozlar gibi gösterilir. Bu anlatım bilimsel açıklamayı daha canlı ve eğlenceli kılar.
Alıştırma
Bu bağlamda “The bees' very own honey jars” ne anlama geliyor?
- Arılar başka bir hayvandan bal kavanozları alıyor.
- Petek gözleri, arılara ait özel bal kavanozları gibi gösteriliyor.
- Arılar bal depolamak için insanların yaptığı cam kavanozları kullanıyor.
Cevabı göster
Petek gözleri, arılara ait özel bal kavanozları gibi gösteriliyor.
The next thing is to decide what the little cells should be made out of. Öbek fiiller
1:30Bir sonraki şey, küçük hücrelerin neyden yapılacağına karar vermektir.
be made out of: malzemeyi belirtmek
Be made out of, “belirli bir malzeme kullanılarak yapılmış olmak” anlamına gelir. Yapı be + made out of + malzeme şeklindedir: The cells should be made out of wax. what the little cells should be made out of ifadesinde what, malzemeyi sorar. İngilizcede bu dolaylı sorudaki what başa getirilir, bu nedenle of sonda kalır. Bu bitiş eksiksiz ve doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi made out of ifadesiyle tamamlayın: The model is ____ cardboard.
Cevabı göster
made out of
Bees don't have beaks or arms to pick up things, Öbek fiiller
1:34Arıların bir şeyleri almak için gagaları veya kolları yoktur,
pick up things: nesneleri kaldırmak
Burada pick up things, “nesneleri bulundukları yerden kaldırmak veya almak” anlamına gelir. Gaga ve kollardan söz edilmesi, pick up ifadesinin birini gidip almak gibi başka bir anlamı değil, fiziksel bir hareketi anlattığını gösterir. Pick up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse hem pick up the box hem de pick the box up doğaldır. Nesne bir zamirse iki parçanın arasına gelir: pick it up denir, pick up it denmez.
Alıştırma
pick up ifadesini geçmiş zamanda kullanın ve zamiri doğru yere yerleştirin: The coin was on the floor, so Ava ____.
Cevabı göster
picked it up
be capable of producing: of + -ing ile resmî biçimde yetenek anlatımı
are capable of producing, “üretme yeteneğine veya kapasitesine sahip olmak” demektir. Yeniden kullanılabilen kalıp be capable of + isim veya fiilin -ing biçimidir. Burada of bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: capable of producing. capable of produce veya capable to produce kullanılmaz.
Alıştırma
Resmî capable yapısını ve analyze fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: This tool is ____ complex data.
Cevabı göster
capable of analyzing
The thing is, ...: temel sorunu belirtmek
The thing is, konuşmada kullanılan bir yönlendirme ifadesidir. Dinleyiciye, sonraki cümlenin dikkate alınması gereken temel gerçeği, sorunu veya sınırlamayı içerdiğini bildirir. Bu cümlede dikkati mümkün olan şeyden gereken emeğe çevirir. İfade, kelime anlamıyla bir “şeye” gönderme yapmaz; bağlama göre “asıl nokta şu” veya “sorun şu” gibi işlev görür.
Alıştırma
Bir arkadaşınız cumartesi günü doğa yürüyüşü öneriyor, ancak temel sorunu belirtmeniz gerekiyor. Hangi yanıt doğal konuşma yönlendirmesini kullanıyor?
- I'd like to go. In the same way, I have to work on Saturday.
- I'd like to go. The thing is, I have to work on Saturday.
- I'd like to go. For example, I have to work on Saturday.
Cevabı göster
I'd like to go. The thing is, I have to work on Saturday.
consume 8 oz ... to produce just 1 oz: girdi ile çıktıyı karşılaştırmak
consume 8 oz ... to produce just 1 oz ... kalıbı, girdiyi elde edilen çıktıyla yan yana karşılaştırır. Sayılar, bal mumu üretmek için ortaya çıkan bal mumu miktarından çok daha fazla bal gerektiğini gösterir; böylece sürecin kaynak maliyetinin yüksek olduğu vurgulanır. Burada to produce, balın ne amaçla tüketildiğini belirtir ve karşılaştırmanın çıktı kısmını tanıtır. Just, “yalnızca” anlamına gelir ve çıktının ne kadar az olduğunu vurgular; “az önce” anlamında değildir. Oz, ounce sözcüğünün yazılı kısaltmasıdır.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan karşılaştırma neyi öne çıkarıyor?
- Arılar bal mumu üretmeye az önce başladı.
- Bal mumu üretmek için, üretilen bal mumu miktarından çok daha fazla bal kullanılır.
- Bir ons baldan sekiz ons bal mumu üretilir.
Cevabı göster
Bal mumu üretmek için, üretilen bal mumu miktarından çok daha fazla bal kullanılır.
they need a design that allows them Dilbilgisi
1:50onlara izin verecek bir tasarıma ihtiyaçları var
to store the largest possible amount of honey Dilbilgisi
1:52mümkün olan en fazla miktarda balı depolamalarını
a design that allows them to store: bir tasarımın işlevini anlatmak
That allows them to store, design sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. That, design sözcüğünü karşılar ve allows fiilinin öznesidir; bu nedenle cümlecik tasarımın neyi mümkün kıldığını açıklar. Allow + kişi veya şey + to + fiil kalıbı yalnızca izin değil, işlev de anlatabilir. Burada tasarım, arıların bal depolayabilmesi için gerekli koşulları oluşturur; kimse arılara izin vermemektedir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için allow, us ve store sözcüklerini doğru kalıba yerleştirin: We need an app that ____ photos safely.
Cevabı göster
allows us to store
the largest possible amount ... using the least amount: bir optimizasyon kalıbı
The largest possible amount of honey, tasarımın gerçek sınırları içinde depolanabilecek en yüksek bal miktarını anlatır. Possible, üstünlük anlamını sınırlar: sınırsız bir miktarı değil, gerçekten ulaşılabilecek en yüksek miktarı belirtir. Using the least amount of wax, hedefe ulaşırken en aza indirilmesi gereken kaynağı gösterir. İki bölüm birlikte bir optimizasyon kalıbı oluşturur: sonucu en üst düzeye çıkarırken kullanılan malzeme, zaman, enerji veya parayı en aza indirmek.
Alıştırma
Vurgulanan kalıpla optimizasyon hedefini tamamlayın: The purifier should clean ____ water using ____ electricity.
Cevabı göster
the largest possible amount of · the least amount of
What shape does that?: that ile önceki hedefe gönderme yapmak
Bu soruda What shape öznedir; does, gerçekleştirir veya sağlar anlamında asıl fiildir; that ise az önce anlatılan hedefin tamamına gönderme yapar. Cümlenin tam anlamı “Bu sonucu hangi şekil sağlar?”dır. Bu kısa soru, önceki uzun açıklamayı that ile tek bir bütün hâline getirir ve dikkati eksik bilgiye, yani şekle yöneltir. Böylece hedefin tamamını tekrarlamadan açıklama ilerletilir.
Alıştırma
Konuşmacı, bir şeklin oluşturması gereken etkiyi az önce anlattı. Ardından gelen What shape does that? sorusu neyi sorar?
- Belirtilen etkiyi hangi şekil oluşturur?
- Belirli bir nesnenin şekli nedir?
- Gösterilen şeklin adı nedir?
Cevabı göster
Belirtilen etkiyi hangi şekil oluşturur?
that all bees had to attend architecture academy
2:00tüm arıların bir mimarlık akademisine gitmesi gerektiğini
Imagining for a minute: varsayımsal bir sahne açmak
“Imagining for a minute”, açıklamanın uydurma bir sahne içinde devam edebilmesi için dinleyiciden gerçek olmayan bir durumu geçici olarak gözünde canlandırmasını ister. Burada arıların okula gitmesi gerçek arılarla ilgili bir iddia değil, bir düşünce deneyidir. “For a minute”, “kısaca” veya “bu fikri bir süreliğine kabul ederek” anlamına gelir; tam olarak altmış saniye gerektirmez. -ing yapısı konuşmada açıklamanın sonraki bölümüne geçiş sağlayan bir giriş görevi görür.
Alıştırma
Bu cümlede Imagining for a minute ifadesinin temel işlevi nedir?
- Dinleyiciden tam olarak altmış saniye hayal kurmasını ister.
- Arıların gerçekten bir mimarlık okuluna gittiğini bildirir.
- Açıklama için geçici olarak hayalî bir durum oluşturur.
Cevabı göster
Açıklama için geçici olarak hayalî bir durum oluşturur.
Let's say they asked their geometry teacher, Anlatım akışı
2:04Diyelim ki geometri öğretmenlerine şunu sordular:
Let's say: bir varsayım kurmak
“Let's say”, örnek vermek veya neler olabileceği üzerine düşünmek için herkesin geçici olarak doğru kabul edebileceği bir durum ortaya koyar. Burada geometri öğretmenine sormak, hayal edilen arı sahnesinin bir parçasıdır; gerçek bir olayın aktarımı değildir. Bu ifade açıklamayı düzenler: önce bir koşul belirler, ardından konuşan kişi bu koşula dayalı bir soruyu veya sonucu inceleyebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede Let's say bir varsayım ortaya koymak için kullanılmıştır?
- Let's say 'good morning' together.
- Let's say the words more loudly.
- Let's say the bus is late. How will we get home?
Cevabı göster
Let's say the bus is late. How will we get home?
"What shape would give us the most space to store our honey, Dilbilgisi
2:06"Hangi şekil bize balımızı depolamak için en çok alanı verir,
Fayda ve maliyeti karşılaştırmak için would give us ... but require ...
Bu soruda would, varsayımsal bir şeklin seçilmesi durumunda beklenen sonucu anlatır. Bir şeklin zaten seçildiğini söylemez; olası şekillerden hangisinin bu etkileri sağlayacağını sorar. Give ve require fiillerinin ortak öznesi what shape ifadesidir. But, fayda ile maliyeti karşı karşıya getirir: en geniş depolama alanı ve en az balmumu. Which option would give/provide the most X but require/use the least Y? kalıbı, seçenekleri iki ölçüte göre karşılaştırmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Varsayımsal karşılaştırmayı tamamlayın. provide ve require ile would sözcüğünü yalnızca bir kez kullanın: Which playground design ____ the most shade but ____ the least material?
Cevabı göster
would provide · require
shape that you're seeking: bir isimden sonra gelen ilgi cümleciği
That you're seeking, shape isminden sonra gelen bir ilgi cümleciğidir. Konuşanın hangi şekli kastettiğini belirtir: herhangi bir şekli değil, aradığın şekli. Bu cümlecikte you özne, seeking fiil, that ise seeking fiilinin nesnesidir. Yeniden kullanılabilecek kalıp noun + that + subject + verb biçimindedir. That nesne olduğunda çoğu zaman atılabilir: The shape you're seeking is the circle.
Alıştırma
Belirli bir ceketi tanımlamak için ilgi cümleciğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The jacket that you're seek is by the door.
- The jacket what you're seeking is by the door.
- The jacket that you're seeking is by the door.
Cevabı göster
The jacket that you're seeking is by the door.
Leaving the bees to return to their trial construction site Dilbilgisi
2:16Arıları deneme inşaat alanlarına geri dönmeleri
and begin building their honeycomb using circular cells.
2:19ve dairesel hücreler kullanarak peteklerini inşa etmeye başlamaları için bıraktı.
Leaving the bees to return ... and begin building: sonucu bağlayan -ing yapısı
Baştaki -ing yan cümlesi, anlatının bu bölümünü önceki cümleye bağlar ve önceki olayın yol açtığı ya da mümkün kıldığı durumu gösterir. Burada leaving, “arıları bir şeyi yapabilecek durumda bırakmak” anlamındadır; “oradan ayrılmak” anlamına gelmez. Bir emir değildir ve leaving burada tek başına tamamlanmış çekimli bir fiil değildir. The bees, leaving fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda to return ile (to) begin building şeklindeki iki paralel eylemin örtük öznesidir. İki mastar and ile bağlandığında ikinci to genellikle kullanılmaz.
Alıştırma
Bu anlatıda Leaving the bees to return ... yapısının dil bilgisel görevi nedir?
- Öznesi the bees olan, geçmiş zamanda tamamlanmış bir yan cümledir.
- Arılara hemen oradan ayrılmalarını söyleyen bir emirdir.
- Sonucu bağlayan bir -ing yan cümlesidir; arılar geri dönüp inşaata başlayacaktır.
Cevabı göster
Sonucu bağlayan bir -ing yan cümlesidir; arılar geri dönüp inşaata başlayacaktır.
some of them might have noticed a problem with their design. Dilbilgisi
2:24bazıları tasarımlarında bir sorun fark etmiş olabilir.
might have noticed: geçmişteki kesin olmayan bir olasılık
Might have noticed, geçmişteki bir olay hakkında temkinli bir tahmin ifade eder. Konuşan kişi bazı arıların sorunu daha önce fark etmiş olabileceğini düşünür, ancak bunu kesin bir gerçek olarak sunmaz. Yapı might + have + past participle şeklindedir. Burada noticed, notice fiilinin past participle biçimidir; have ise modal fiilden sonra yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Geçmiş hakkında tahminde bulunmak için might ve miss kullanarak cümleyi açık biçimle tamamlayın: Nina arrived late. She ____ the earlier bus.
Cevabı göster
might have missed
can't even fit in there: even en temel beklentinin bile karşılanmadığını gösterir
Burada fit in there, fiziksel olarak o alana girecek ya da sığacak boyutta olmak demektir. Bir gruba sosyal olarak uyum sağlamak anlamına gelmez. can't even fit in there ifadesinde even, içeri sığmayı en temel beklenti olarak sunar ve bu beklentinin bile karşılanmadığını vurgular. Konuşan kişi şaşkın ve rahatsızdır: alan o kadar kullanışsızdır ki oraya hiç giremezler.
Alıştırma
Hangi cümlede fit fiziksel bir alana sığmayı anlatıyor ve even en temel beklentinin bile karşılanmadığını vurguluyor?
- Leo is new and cannot yet fit in with his teammates.
- The suitcase is so large that it can't even fit in the trunk.
- The suitcase can fit in the trunk with room to spare.
Cevabı göster
The suitcase is so large that it can't even fit in the trunk.
ignoring the geometry lesson and taking matters into their own hands, Deyimler
2:34geometri dersini görmezden gelerek ve ipleri kendi ellerine alarak,
taking matters into their own hands: başkalarını beklemeden harekete geçmek
Take matters into one's own hands, başkasının bir sorunla ilgilenmesini beklemeyi bırakıp durumu kontrol etmek veya çözmek için bizzat harekete geçmek anlamına gelen bir deyimdir. Hands sözcüğü gerçek anlamda kullanılmaz. Bu cümlede taking, ignoring ile paralel yapıdadır ve their çoğul bir özneyle uyumludur. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I take matters into my own hands; she takes matters into her own hands.
Alıştırma
take matters into one's own hands deyimini kullanın ve iyelik sözcüğünü Maya'ya uyacak şekilde değiştirin: After three unanswered requests, Maya decided to ____ and arrange the repair herself.
Cevabı göster
take matters into her own hands
went back to the drawing board: başarısız bir planı yeniden düşünmek
Go back to the drawing board, başarısız olmuş bir planı bırakmak veya ciddi biçimde yeniden düşünmek ve tekrar planlamaya başlamak anlamına gelen bir deyimdir. Went back to the drawing board ifadesinde went geçmiş zamanı gösterir. İfade gerçek anlamlı değildir; ortada gerçek bir çizim tahtası olması gerekmez. Burada arıların kovan tasarımını baştan ele aldığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi go back to the drawing board deyiminin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Our first science-fair plan did not work, so we ____.
Cevabı göster
went back to the drawing board
piped up: bir konuşmaya aniden katılmak
Bu cümlede pipe up, sessiz kaldıktan sonra birden konuşmak veya bir grup konuşmasına katılıp söz almak anlamına gelir. Piped up geçmiş zaman biçimidir. Bu ifade, birinin konuşmaya başladığı ana odaklanır. Bazı bağlamlarda araya girmeyi düşündürebilir, ancak konuşanın mutlaka kaba olduğu anlamına gelmez. Burada üçüncü arı bir yorumla konuşmaya katılır.
Alıştırma
Cümleyi pipe up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After staying quiet through most of the meeting, Omar finally ____ with an idea.
Cevabı göster
piped up
don't seem to work, but hexagons do: fiil öbeğinin yerine kullanılan do
Cümlenin sonundaki do, seem to work fiil öbeğinin yerine geçer. Bu nedenle but hexagons do, but hexagons seem to work anlamına gelir. Böylece aynı sözcükler tekrarlanmaz. İlk yan cümle olumsuz, ikincisi olumludur; but bu karşıtlığı vurgular. Bu ikame biçimi özneye ve zamana göre değişir: hexagons do, one hexagon does ve geçmiş zamanda did.
Alıştırma
Hangi cümlede work well ifadesini tekrarlamamak için do/does doğru kullanılmıştır?
- These headphones don't work well, but the larger pair has.
- These headphones don't work well, but the larger pair does.
- These headphones don't work well, but the larger pair is.
Cevabı göster
These headphones don't work well, but the larger pair does.
We want the one that will use the least amount of wax Dilbilgisi
2:55En az balmumu miktarını kullanacak olanı istiyoruz
and be able to store the most amount of honey."
2:58ve en çok bal miktarını depolayabilecek olanı."
will use ... and be able to: will'i paylaşan iki fiil öbeği
that ile başlayan yan cümle, seçilen seçenekten beklenen iki sonucu verir. will, birbirine bağlanan iki fiil öbeği için de geçerlidir: use the least amount of wax ve be able to store the most amount of honey. İki fiil öbeği will'i paylaştığı için be able to öncesinde will'i tekrarlamak gerekmez. Yapı will use ... and be able to store ... şeklindedir; will'den sonra hem use hem de be yalın halde kalır. Bu yapı, bir tasarım ya da plandan beklenen iki işlevi düzenli biçimde bağlar.
Alıştırma
Will'in birbirine bağlanan iki bölüm için de geçerli olması amacıyla cümleyi be able to ile tamamlayın: The new scanner will save time and ____ detect small defects.
Cevabı göster
be able to
"It looks more like the circle than the others. Dilbilgisi
3:04"Diğerlerinden çok daireye benziyor.
more like the circle than the others: benzerlik derecesini karşılaştırmak
more like A than B yapısı, bir şeyin B’ye benzediğinden daha çok A’ya benzediğini anlatır. Burada like “benzer” anlamındadır ve the others diğer şekil seçeneklerini belirtir: diğer şekillere kıyasla daireye daha çok benziyor. Bu karşılaştırma yalnızca boyut gibi ölçülebilir özelliklerde değil; şekil, tarz, davranış, ses veya genel izlenim için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “bir kaleye daha çok benziyor” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The old library looks ____ a castle than a school.
Cevabı göster
more like
How do we know for sure?: kanıt ve kesinlik istemek
How do we know for sure? bir iddiadan emin olmayı sağlayacak güvenilir kanıtın veya kontrol yönteminin ne olduğunu sorar. For sure, yalnızca “muhtemelen” değil, “kesin olarak” anlamına gelir. Bu soru, bir iddianın yanlış olduğunu doğrudan söylemek yerine tartışmayı doğrulama aşamasına taşır: hangi gerçekler, testler veya hesaplamalar bunu doğrulayabilir?
Alıştırma
Soruyu “kesin olarak” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Maya thinks the key is in the drawer, but how do we know ____?
Cevabı göster
for sure
To find out: sorudan doğrulamaya geçiş
To find out amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Cümlenin başında, sonraki eylemin neden yapıldığını gösterir: bir cevap elde etmek ya da henüz bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek için. Neyin öğrenileceği önceki sorudan anlaşılıyorsa bu bilgi açıkça söylenmeyebilir. Burada ifade, daha önce sorulan soru ile cevabı sınayacak deney, hesaplama ya da araştırma arasında köprü kurar. Virgül, bu eylemi anlatan ana cümlenin geleceğini gösterir. Find out, yalnızca bir nesneyi bulmak değil, kontrol ederek öğrenmek demektir.
Alıştırma
“Which design is strongest?” sorusundan sonra hangi cümle cevabı kontrol etme aşamasına en iyi geçişi yapar?
- To clean up, the team put the designs on a shelf.
- To find out, the team tested all three designs.
- Already knowing the answer, the team skipped every test.
Cevabı göster
To find out, the team tested all three designs.
the industrious insect architects: çalışkan yapıcılar olarak arılar
Bu ifade, arılar için kullanılan mecazlı bir addır. Industrious “çalışkan” demektir; insect architects ise kovan yapan arıları bina tasarlayan insanlara benzetir. Architect burada gerçek bir meslek anlamında kullanılmaz. İnsanlara ait bir mesleğe dayanan bu benzetme, bilimsel bir konuyu canlı karakterlere dönüştürür ve kovanın ne kadar özenle yapılandırılmış göründüğünü vurgular. Daha genel olarak bir yazar, benzer bir yeteneği öne çıkarmak için hayvanlara insanlara ait bir meslek adı verebilir.
Alıştırma
Burada the industrious insect architects ifadesi ne anlama gelir?
- İfade, arıları mecazlı biçimde çalışkan ve becerikli yapıcılar olarak sunar.
- Bu böceklerin resmî bilimsel tür adıdır.
- Arıların bir insan mesleğinde resmî lisansa sahip olduğunu söyler.
Cevabı göster
İfade, arıları mecazlı biçimde çalışkan ve becerikli yapıcılar olarak sunar.
the shape that gave them the most storage space.
3:17onlara en çok depolama alanı veren şekil olduğunu buldular.
calculated ... and found that: yöntemden sonuca
calculated ... and found that dizisi, akıl yürütmenin iki adımını düzenler. Calculated, yöntemi ve neyin ölçüldüğünü belirtir; found that ise ardından sonucu tam bir cümleyle sunar. Her iki fiil de geçmiş zamandadır. and bağlacı, sonucu hesaplamanın ürünü olarak gösterir. Bu kalıp matematik, deney veya veri analizi açıklarken kullanılabilir: calculate something and find that + özne + fiil.
Alıştırma
Yöntemden sonuca giden yapıyı calculate ve find fiillerinin geçmiş zaman biçimleriyle tamamlayın: We ____ the average travel time and ____ that the train was faster.
Cevabı göster
calculated · found
They agreed on an ideal size and returned to work. Kalıp ifadeler
3:20İdeal bir boyut üzerinde anlaştılar ve işe geri döndüler.
agreed on an ideal size: sonucu birlikte belirlemek
Agree on something, iki veya daha fazla kişinin bir konuyu değerlendirdikten sonra o konuda aynı karara varması demektir. Bu cümlede an ideal size, birlikte seçtikleri sonuçtur. people agree on + konu veya seçilen sonuç yapısını kullanın; ardından tarih, fiyat, plan veya boyut gelebilir. On, anlaşmanın ne hakkında olduğunu gösterir; desteklenen kişiyi veya görüşü göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle, ekibin son boyutu birlikte seçtiği anlamına gelir?
- After comparing the designs, the team agreed with the lead designer.
- After comparing the designs, the team agreed to use the lead designer's size.
- After comparing the designs, the team agreed on a final size.
Cevabı göster
After comparing the designs, the team agreed on a final size.
is probably the result of this trial and error, Kalıp ifadeler
3:26muhtemelen bu deneme yanılma sürecinin bir sonucudur,
but over long periods of evolutionary history. Kelime
3:28ancak evrimsel tarihin uzun dönemleri boyunca.
a bee's trademark today: tanınabilir bir özellik
Burada trademark mecaz anlamda kullanılmıştır. a bee's trademark today, bugün arılarla güçlü biçimde ilişkilendirilen ayırt edici bir özellik demektir; arıların yasal olarak sahip olduğu ticari bir simge anlamına gelmez. Ana isim comb sözcüğüdür. space-efficient peteği tanımlar, that is a bee's trademark today ilgi cümleciği ise bu petek türünün arıların karakteristik bir özelliği olduğunu ekler. Aynı yapı, kolayca tanınan bir alışkanlığı, görünümü, sesi veya tarzı someone's or something's trademark olarak sunabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede trademark, yasal olarak korunan bir işaret yerine tanınabilir bir özellik anlamında kullanılmıştır?
- Her quick sketches have become her trademark.
- The company registered its new logo as a trademark.
- The lawyer checked whether the trademark was protected.
Cevabı göster
Her quick sketches have become her trademark.
the result of this trial and error: tekrarlanan denemelerin sonucu
the result of this trial and error, peteğin tekrarlanan denemeler, başarısız sonuçlar ve düzeltmeler sonucunda geliştiği anlamına gelir. the result of X yapısı, X'i bir şeyi ortaya çıkaran süreç veya neden olarak gösterir. trial and error kalıplaşmış bir ifadedir. Burada trial, mahkeme davası değil, “deneme” anlamına gelir. İfade; farklı olasılıkları deneyerek, neyin başarısız olduğunu fark ederek ve sonraki denemeyi değiştirerek öğrenmeyi ya da sorun çözmeyi anlatır. Bu evrim bağlamında trial and error mecazdır. Tek tek arıların peteklerini bilinçli olarak planlayıp yeniden tasarladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Tekrarlanan denemelerin sonucu ortaya çıkardığını anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The final design was the ____.
Cevabı göster
result of trial and error
over long periods of evolutionary history: uzun evrimsel dönemler boyunca
over long periods of evolutionary history ifadesi, bir değişimi veya gelişimi evrimsel zamanın çok geniş dönemlerine yerleştirir. Buradaki over, “üstünde” değil, “boyunca ve süresince” anlamındadır. Tek ve kısa bir olaydan çok aşamalı bir süreci anlatır. Baştaki but, bu zaman çerçevesini önceki karşıt düşünceye bağlar: daha önce söylenenler evrimsel bir zaman ölçeğinde anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümle gelişimi uzun bir evrimsel zaman ölçeğine yerleştiriyor?
- These traits developed during one brief experiment yesterday.
- These traits stayed exactly the same for millions of years.
- These traits developed over long periods of evolutionary history.
Cevabı göster
These traits developed over long periods of evolutionary history.
it paid off: çaba iyi bir sonuç verdi
it paid off ifadesindeki pay off, emek, zaman veya riskin ardından “iyi bir sonuç vermek” anlamına gelen ve nesne almadan kullanılan bir öbek fiildir. it zamiri, daha önce söz edilmiş bir eyleme, plana veya sürece gönderme yapar. However bir karşıtlık bildirir: önceki süreç zor, yavaş veya belirsiz olmuş olabilir, fakat son sonuç bu çabaya değdiğini göstermiştir. Burada pay, “para borcunu geri ödemek” anlamında değildir.
Alıştırma
Çabanın iyi bir sonuç verdiğini göstermek için cümleyi pay off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Months of careful practice finally ____.
Cevabı göster
paid off
with your protective goggles and netting on, Ton ve niyet
3:34koruyucu gözlükleriniz ve ağınız üzerinizdeyken,
Peek into any hive: dikkati yönlendiren bir emir cümlesi
Peek into any hive bir emir cümlesidir: peek fiilinin yalın hâliyle başlar ve you öznesi söylenmez. Burada sert bir emir değil, bakmaya yönelik samimi bir davettir. Bu yönerge, dikkati açıklamadan gözlemlenebilir bir örneğe çevirir. peek into “içine kısaca bakmak”, any hive ise sıradan herhangi bir kovanın ana fikri görmeye yetmesi demektir.
Alıştırma
Bilimsel bir açıklamada “Peek into any hive” yönergesinin temel işlevi nedir?
- Dinleyiciyi gözlemlenebilir bir örneğe yönlendirir.
- Bir kovanın içine bakmanın gereksiz olduğunu söyler.
- Her kovanı incelemek için katı bir emir verir.
Cevabı göster
Dinleyiciyi gözlemlenebilir bir örneğe yönlendirir.
with your protective goggles and netting on, of course: beklenen bir güvenlik koşulu
With your protective goggles and netting on, ana eyleme eşlik eden durumu anlatmak için with + isim öbeği + on kalıbını kullanır: siz bakarken güvenlik ekipmanı zaten takılıdır. Of course bir ara sözdür. Korunmayı beklenen ve açık bir önlem olarak gösterir; böylece hatırlatma hafif ve konuşma diline uygun duyulur. Cümlenin ana mesajını taşımaz.
Alıştırma
Güvenlik hatırlatmasını “kaskın takılıyken” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: You can ride the bike, ____, of course.
Cevabı göster
with your helmet on
that any architect would have been proud to design. Dilbilgisi
3:41herhangi bir mimarın tasarlamaktan gurur duyacağı türden.
that any architect would have been proud to design: varsayımsal övgü
that any architect would have been proud to design ilgi cümleciği honeycomb sözcüğünü niteler. Cümlecik içinde that, bal peteğinin yerini tutar ve design fiilinin nesnesidir. would have been proud to design, tamamlanmış varsayımsal bir durumu hayal eder: Bir mimar bu sonucu tasarlamış olsaydı bununla gurur duyardı. Yeniden kullanılabilen kalıp would have been + sıfat + to-infinitive biçimindedir. Burada gerçek bir mimar belirtilmez; bal peteğinin tasarım kalitesi güçlü biçimde övülür.
Alıştırma
Hangi cümle, tamamlanmış bir köprüyü tasarımcısının nasıl hissedeceğini hayal ederek övüyor?
- The engineer was proud to design the bridge.
- Any engineer would be proud to design a bridge like this someday.
- The bridge was so elegant that any engineer would have been proud to design it.
Cevabı göster
The bridge was so elegant that any engineer would have been proud to design it.