Neden Ağlarız?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video tanıtımı: İnsanlar neden ağlar? Bu video sosyal sinyal ve stres boşaltma teorilerini karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “start the waterworks” — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: “ağlamaya başlamak” anlamındaki bu mizahi sözü öğrenin ve su tesisatı imgesini gerçek anlam sanmayın. 2. “are thought to strengthen” — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: önerilen bir etkiyi kanıtlanmış gerçek gibi değil, ihtiyatla aktaran edilgen yapıyı kullanın. 3. “some say” + “the research here is limited and not yet conclusive.” — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: bu kanıt sınırlamasının stres teorisini nasıl daralttığını görün ve makul bir mekanizmayı yerleşmiş sonuçtan ayırın.
Bu derste
Whether it's during a sad movie you swore you would never tear up in Notlar
0:00İster hiç gözyaşı dökmeyeceğine yemin ettiğin hüzünlü bir filmi izlerken
Tear up: ağlamaya başlamak
Bu cümlede tear up, kişinin gözlerinin dolması veya duygulandığı için ağlamaya başlaması anlamına gelir. Genellikle ağlamanın ilk görünen aşamasını anlatır; bu nedenle açıkça ağlamak ya da hıçkırarak ağlamaktan daha hafif olabilir. Burada nesne almaz: bir kişi tears up. Hüzünlü film bağlamı, duygusal anlamın kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi aynen seçin. tear sözcüğündeki ünlüye ve hemen ardından up gelip gelmediğine dikkat edin.
- The old photograph always makes me tear up.
- The old photograph always makes me tear it up.
Cevabı göster
The old photograph always makes me tear up.
or a heart-wrenching breakup following your first love, Deyimler
0:03ister ilk aşkının ardından gelen yürek parçalayıcı bir ayrılıkta,
heart-wrenching sıfatı
Heart-wrenching, “son derece güçlü bir üzüntüye veya duygusal acıya yol açan” anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Örnekte breakup sözcüğünü niteler ve ilk aşkın bitişinin ne kadar acı verici olabileceğini vurgular. Bu görüntü mecazidir: wrench, kalp acıyla bükülüyormuş gibi kuvvetle burma veya çekme fikrini çağrıştırır. Kalbin fiziksel olarak yaralanmasını değil, duygusal bir etkiyi anlatır.
Alıştırma
“The film includes a heart-wrenching farewell,” cümlesinde heart-wrenching ne anlama gelir?
- Neşeli ve rahat bir his yaratmak
- Kalpteki fiziksel hasarı anlatmak
- Yoğun duygusal acı veya üzüntüye yol açmak
Cevabı göster
Yoğun duygusal acı veya üzüntüye yol açmak
crying may seem like a strange physical response to your emotional turmoil.
0:05ağlamak, duygusal çalkantına verilen tuhaf bir fiziksel tepki gibi görünebilir.
Whether ... or ...: aynı sonuca bağlanan seçenekler
Whether ... or ... iki alternatif durumu birlikte sunar. Burada biri hüzünlü bir film sırasında ağlamak, diğeri ise yürek parçalayıcı bir ayrılıktan sonra ağlamaktır. Ana ifade olan crying may seem like a strange physical response iki durum için de geçerlidir. Bu kalıpta whether, evet ya da hayır sorusu sormaz; kalıbın bütünü, hangi alternatif gerçekleşirse gerçekleşsin sonucun aynı kaldığını anlatır.
Alıştırma
Sonucun değişmediğini gösteren iki parçalı kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ we travel by train ____ by bus, we'll arrive before noon.
Cevabı göster
Whether · or
Why do we start the waterworks when we feel really sad? Deyimler
0:09Çok üzüldüğümüzde neden gözyaşlarına boğuluruz?
start the waterworks deyimi
Start the waterworks, “ağlamaya başlamak” veya “gözyaşı dökmeye başlamak” anlamına gelen şakacı bir deyimdir. Burada start başlangıcı belirtirken the waterworks gözyaşlarını bir sistemden akan su gibi mizahi biçimde hayal eder. Bu mecaz, sorunun hafif ve sohbet havasında duyulmasını sağlar. İnsanların çok üzgün olduklarında neden ağlamaya başladığını sorar; gerçek bir su şebekesinden söz etmez.
Alıştırma
Konuşan kişi “I started the waterworks during the sad movie” sözüyle ne demek istiyor?
- Bir binanın su sistemini açtım.
- Sıkıldığım için izlemeyi bıraktım.
- Ağlamaya başladım.
Cevabı göster
Ağlamaya başladım.
Is there a biological advantage or purpose other than washing your face or streaking your mascara? Kalıp ifadeler
0:12Yüzünü yıkamak ya da maskaranı akıtmak dışında bunun biyolojik bir avantajı veya amacı var mı?
other than: bir olasılığı dışarıda bırakıp diğerlerini sormak
Bu soruda other than, önceden bilinen yüzü yıkama veya maskarayı akıtma olasılıklarını belirtip onları bir kenara ayırır. Konuşan kişi, gözyaşlarının bunların dışında biyolojik bir yararı ya da amacı olup olmadığını sorar. X other than Y kalıbı, Y’yi bir gruptan hariç tutabilir veya Y’nin dışındaki olasılıkları sorabilir. Burada Is there ...? ifadesinden sonra geldiği için karşılaştırma değil, “Y dışında” veya “Y’ye ek olarak” anlamını taşır.
Alıştırma
Soruyu “dışında” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: Is there any reason ____ cost to choose this plan?
Cevabı göster
other than
Well, crying doesn't only happen when you're emotional. Dilbilgisi
0:17Aslında yalnızca duygulandığımızda ağlamayız.
doesn't only happen when: ‘yalnızca … olduğunda’ varsayımını düzeltmek
doesn't only happen when, only sözcüğünü olumsuzlayarak fazla dar bir koşulu düzeltir. Cümle, bir kişinin duygulandığında ağlayabileceğini hâlâ kabul eder; duygusal anların ağlamanın gerçekleştiği tek durum olmadığını söyler. Yeniden kullanılabilecek kalıp X doesn't/don't only happen when Y biçimindedir. Dinleyiciyi başka bir koşula hazırlar; devamında genellikle also, can veya başka bir örnek gelir.
Alıştırma
Hataların nedenlerinden birinin yorgunluk olduğunu ancak bunun tek neden olmadığını hangi cümle anlatır?
- Mistakes don't happen when you're tired.
- Mistakes only happen when you're tired.
- Mistakes don't only happen when you're tired.
Cevabı göster
Mistakes don't only happen when you're tired.
keeping them from drying out: keep + nesne + from + -ing
keeping them from drying out şeklindeki -ing yan cümlesi önceki eylemin sonucunu gösterir: sürekli kayganlaştırma gözlerin kurumasını önler. Them, your eyes ifadesine gönderme yapar. Yeniden kullanılabilen kalıp keep + nesne + from + -ing şeklindedir. Nesnenin bir şeyi yapmasını veya yaşamasını engellemek anlamına gelir. From sonrasında dry fiilinin yalın hâli değil, from drying örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi keep fiilinin -ing biçimi ve ardından it ile from kullanarak tamamlayın: The tight lid protects the soup, ____ spilling on the way home.
Cevabı göster
keeping it from
while reflex tears act in response to an irritant like onions or dust. Kalıp ifadeler
0:25refleks gözyaşlarıysa soğan veya toz gibi tahriş edici maddelere tepki olarak oluşur.
Basal tears ile reflex tears arasındaki fark
Basal tears, gözleri kayganlaştıran ve yüzeyde sürekli bulunan ince nem tabakasını oluşturur. Burada basal, duygudan kaynaklanan gözyaşı değil, temel ve sürekli mevcut olan anlamındadır. Reflex tears, toz veya soğan gibi tahriş edici bir şey göze ulaştığında gözlerin otomatik olarak ürettiği ek gözyaşlarıdır. Reflex, otomatik bir koruma tepkisini belirtir. Bunlar güçlü duyguların yol açtığı emotional tears türünden farklıdır.
Alıştırma
Mia'nın gözüne toz kaçar ve gözü aniden yaşarır. Bu gözyaşlarını en iyi hangi terim adlandırır?
- Emotional tears
- Reflex tears
- Basal tears
Cevabı göster
Reflex tears
act in response to + bir tetikleyici
Bu cümlede act in response to, “belirli bir uyarıcı veya olay meydana geldiği için bir şey yapmak ya da tepki vermek” anlamına gelir. Refleks gözyaşları, tahriş edici bir maddenin neden olduğu bir tepki olarak sunulmaktadır. Kalıp, özne + act in response to + isim veya isim öbeği şeklindedir. Buradaki to bir edattır ve tepkiyi tetikleyen şeyi belirtir: soğan veya toz gibi tahriş edici bir madde.
Alıştırma
Cümleyi “bir şey nedeniyle tepki vermek” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Some safety systems ____ sudden changes in pressure.
Cevabı göster
act in response to
which then trigger a tear response from the glands in the eyelids.
0:32bu hormonlar da göz kapaklarındaki bezlerin gözyaşı üretmesini tetikler.
begin a chain reaction: zincirleme reaksiyon başlatmak
Begin a chain reaction, “bir olayın başka bir olaya, onun da bir sonraki olaya neden olduğu bir diziyi başlatmak” anlamına gelir. Bu ifade kimyasal süreçleri anlatabilir, ancak burada birbirine bağlı biyolojik olaylar dizisi için daha geniş anlamda kullanılmıştır. Ardından gelen -ing yan cümlesi releasing hormones from the brain ve which yan cümlesi, zincirin sonraki halkalarını açıklar. Bu yapı, konuşanın önce tüm neden-sonuç sürecini adlandırmasını, ardından sürecin nasıl geliştiğini göstermesini sağlar.
Alıştırma
Bir olayın, her olayın bir sonrakine neden olduğu bir diziyi başlattığını göstermek için cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? One false alarm can ____, with each alert triggering another alert.
- have no further effect
- begin a chain reaction
- produce several unrelated events
Cevabı göster
begin a chain reaction
And these tears help to get rid of the irritant. Kalıp ifadeler
0:35Bu gözyaşları tahriş edici maddeyi uzaklaştırmaya yardımcı olur.
get rid of: kaldırmak veya kurtulmak
get rid of içindeki üç sözcük, “istenmeyen bir şeyi kaldırmak, ortadan kaldırmak veya ondan kurtulmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil öbeği oluşturur. Bu cümlede gözyaşları tahriş edici maddeyi gözden uzaklaştırır; get burada “elde etmek” anlamına gelmez. Yaygın yapı get rid of + isim veya zamirdir. Nesne, eski kutular gibi somut ya da bir sorun veya kötü alışkanlık gibi soyut olabilir. Of zorunludur.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “kaldırmak veya atmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The broken chair is unsafe, so let's ____ it.
Cevabı göster
get rid of
Strangely, this leaky face phenomenon is exclusive to humans Kalıp ifadeler
0:39İşin tuhafı, yüzümüzün su sızdırdığı bu olay yalnızca insanlara özgüdür
exclusive to humans: yalnızca insanlara özgü
Burada is exclusive to humans, “yalnızca insanlarda bulunur” anlamına gelir. Exclusive to bir sınır koyar: Olgu yalnızca bir gruba aittir, o grupta görülür veya o gruba sunulur; diğerlerinde görülmez ya da onlara sunulmaz. Aktarılabilir yapı be exclusive to + grup, yer, kuruluş veya sistemdir. Bağlama göre “yalnızca orada bulunan” anlamında bilimsel bir kısıtlamayı ya da “yalnızca onlara sunulan” anlamında erişim kısıtlamasını anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “yalnızca ... için kullanılabilir” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This lounge is ____ hotel guests.
Cevabı göster
exclusive to
with a couple different theories as to why. Kalıp ifadeler
0:43ve nedenine dair birkaç farklı teori vardır.
as to why: neden sorusunu ortaya koymak
Bu cümlede as to why, teorilerin açıklamaya çalıştığı belirli soruyu ortaya koyar: duygusal gözyaşlarının neden oluştuğu. As to, “... konusunda” veya “... sorusuna ilişkin” anlamındadır; dolayısıyla tek başına bir neden vermez. Aktarılabilir kalıp isim veya ifade + as to + soru sözcüğü ya da whether yan cümlesidir: theories as to why..., uncertainty as to how..., disagreement as to whether.... Çözülmemiş bir meseleyi kısa biçimde çerçeveler.
Alıştırma
“Neden sorusuna ilişkin” anlamındaki orta derecede resmî ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The researchers offered three theories ____ the birds migrate at night.
Cevabı göster
as to why
And one is strikingly similar to the reason we blush, Kalıp ifadeler
0:45Bunlardan biri, yüzümüzün kızarma nedenine çarpıcı biçimde benzer;
strikingly similar to: çarpıcı biçimde benzer
Strikingly similar to, benzerliğin hemen fark edilecek kadar güçlü ve çoğu zaman şaşırtıcı olduğu anlamına gelir. Burada strikingly, similar sözcüğünü niteler; fiziksel olarak bir şeye vurmakla ilgili değildir. Yapı strikingly similar to + isim veya zamirdir. Similar normalde to ile kullanılır; bu nedenle ifade bir teoriyi insanların yüzünün kızarma nedeniyle karşılaştırır ve belirgin bir paralelliği vurgular.
Alıştırma
Açık ve dikkat çekici bir benzerlik belirten ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Although they were made decades apart, the two chairs are ____ each other.
Cevabı göster
strikingly similar to
emotional tears are able to act as a signal to others of our genuine sadness or distress. Kalıp ifadeler
0:51duygusal gözyaşları, gerçekten üzgün veya sıkıntılı olduğumuzu başkalarına gösteren bir sinyal olabilir.
In many cases: bir genellemenin kapsamını sınırlamak
In many cases, cümlenin başında kullanılan bir kapsam belirtecidir. İddianın çok sayıda durumda doğru olduğunu söylerken bilinçli olarak istisnalara yer bırakır. Ana iddiadan önce gelerek dinleyiciye sonraki her şeyin ne kadar geniş bir kapsamda yorumlanması gerektiğini bildirir. Genellemeyi all ya da always kullanılan mutlak bir ifadeden daha temkinli hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi “çok sayıda durumda, ancak hepsinde değil” anlamındaki kapsam belirteciyle tamamlayın: ____, reading the instructions first helps students avoid mistakes.
Cevabı göster
In many cases
act as a signal to others: bir işlevi ifade etmek
Burada act as, rol yapmak veya numara yapmak değil, bir şey olarak hizmet etmek ya da işlev görmek anlamına gelir. Gözyaşları bilinçli olarak bir eylemde bulunmaz; bir işaret işlevi görür. act as + rol veya işlev yapısı, bir şeyin ne işe yaradığını belirtir. a signal to others ifadesinde to others, bilgiyi alan kişileri gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “işlevini görmek” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: A blanket can ____ a tent during an indoor game.
Cevabı göster
act as
“not always easy to fake” ifadesinde kısmi olumsuzluk
not always easy to fake ifadesinde not sözcüğünün kapsamı always üzerindedir. İfade, sinyali taklit etmenin her durumda kolay olmadığı anlamına gelir; bazı durumlarda bunun mümkün, hatta kolay olabileceğine yer bırakır. Bu, yumuşatılmış ve mutlak olmayan bir değerlendirmedir. Gerçek bir zorluğa işaret eder ancak taklit etmenin her zaman imkânsız olduğunu söylemez.
Alıştırma
“That's not always easy to fake.” cümlesi burada ne anlama geliyor?
- Her seferinde taklit etmek kolaydır.
- Her durumda taklit etmek imkânsızdır.
- Taklit etmek zor olabilir, ancak cümle istisnalara izin verir.
Cevabı göster
Taklit etmek zor olabilir, ancak cümle istisnalara izin verir.
essentially handicapping any aggressive or defensive actions, Kelime
0:59saldırı veya savunma amaçlı hareketleri fiilen engelleyerek
Ciddi biçimde kısıtlamak anlamındaki handicapping fiili
Burada handicapping, handicap fiilinin -ing biçimidir. Birinin hareket etme yeteneğini ciddi biçimde kısıtlamak veya engellemek anlamına gelir: bulanık görüş, saldırı ya da savunma hareketlerini daha az etkili hâle getirir. Kullanım mecazidir; bir teşhis veya engelliliğin kelimesi kelimesine açıklaması değildir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp handicap someone or something olup önemli bir yeteneği veya avantajı azaltarak birini ya da bir şeyi kısıtlamayı anlatır.
Alıştırma
“Your tears blur your vision, essentially handicapping any aggressive or defensive actions,” cümlesinde handicapping ne anlama geliyor?
- Bu hareketleri daha saldırgan hâle getirmek
- Bu hareketlere resmî bir kategori vermek
- Bu hareketlerin ne kadar etkili olabileceğini ciddi biçimde kısıtlamak
Cevabı göster
Bu hareketlerin ne kadar etkili olabileceğini ciddi biçimde kısıtlamak
sending those nearby a signal of need, appeasement, or attachment.
1:03yakındakilere yardıma ihtiyaç duyduğunu, uzlaşmak ya da bağ kurmak istediğini gösterir.
this increases communication with those close to you
1:09bu, yakınındaki kişilerle iletişimi artırır
From an evolutionary perspective: analiz açısını belirtmek
Baştaki ifade, açıklamanın hangi bakış açısıyla yapılacağını gösterir. Burada evolutionary, bir davranışın zaman içinde iletişime ve hayatta kalmaya nasıl yardımcı olabileceğini sorgulamak demektir. Bu nedenle cümlenin geri kalanı, hayatta kalmaya sağlayabileceği bir yarar olarak sunulur. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı From a/an + adjective + perspective biçimindedir ve ardından virgül gelir. Analiz açısını belirterek bilgiyi düzenler; perspective burada bir yer ya da bakılan yön anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlenin başındaki “From an evolutionary perspective” ne işe yarar?
- Olayın ne zaman gerçekleştiğini söyler.
- Konuşanın fiziksel olarak nereden baktığını söyler.
- Evrimi ve hayatta kalmayı analiz açısı olarak belirler.
Cevabı göster
Evrimi ve hayatta kalmayı analiz açısı olarak belirler.
Some experiments have even taken photos of people crying
1:14Bazı deneylerde ağlayan insanların fotoğrafları bile çekildi
and made copies with the tears digitally removed. Dilbilgisi
1:16ve gözyaşları dijital olarak silinmiş kopyaları oluşturuldu.
with the tears digitally removed: with + nesne + geçmiş zaman ortacı
Bu ifade with + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır: with + the tears + digitally removed. Düzenlemeden sonra kopyaların içinde bulunduğu durumu anlatır: Görüntüdeki gözyaşlarına kaldırma işlemi uygulanmıştır ve artık görünmezler. Removed, experiments ya da photos için kullanılan başka bir ana fiil değildir. Nesne olan the tears ifadesini tanımlayan bir geçmiş zaman ortacıdır. Bu kısa yapı, eylemi kimin yaptığından çok ortaya çıkan durum önemli olduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi with + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısındaki bir ifadeyle tamamlayın. glare, digitally ve removed sözcüklerini kullanın: The editor returned the portrait ____.
Cevabı göster
with the glare digitally removed
people rated the pictures with tears to be more sad,
1:20insanlar gözyaşlı fotoğrafları daha üzgün bulurken,
while the ones without were often confused with puzzlement, awe, or other expressions. Notlar
1:23gözyaşı olmayan fotoğraflardaki duyguyu sık sık kafa karışıklığı, hayranlık veya başka bir ifade olarak yorumladılar.
while the ones without: karşıtlık ve eksiltme
Bu cümlede while iki sonucu karşılaştırır: gözyaşları olan resimler daha üzgün bulunurken gözyaşları olmayan resimler başka ifadeler olarak yorumlanmıştır. The ones, çoğul ve sayılabilen pictures isminin yerine geçer. Without sözcüğünün belirtilmiş bir nesnesi yoktur; çünkü tears, önceki pictures with tears ifadesinden anlaşılabilir. Tam düşünce while the pictures without tears şeklindedir, ancak İngilizce pictures ve tears sözcüklerini tekrar etmez. Bu kalıp, gereksiz tekrardan kaçınırken karşılaştırılan iki grubu açık tutmak için while, bir isim yerine geçen ifade ve bağlamdan anlaşılabilen bir eksiltme kullanır.
Alıştırma
While ve the ones kullanarak tamamlayın ve tekrarlanan hoods sözcüğünü without sonrasında söylemeyin: The jackets with hoods sold first, ____ were discounted.
Cevabı göster
while the ones without
were confused with puzzlement: belirsizlik değil, yanlış tanımlama
Burada were confused with edilgen bir yapıdır ve “... sanıldı” ya da “... olarak yanlış tanımlandı” anlamına gelir. İnsanlar gözyaşları olmayan resimleri şaşkınlık, hayranlık veya başka bir ifade gösteriyor olarak yorumlamıştır. Kalıp A is/was confused with B şeklindedir: A'nın yanlışlıkla B olduğu düşünülür. A'nın kendisini kafası karışmış hissettiği anlamına gelmez. Puzzlement, izleyicinin duygusal durumu değil, resme verilen ifade adıdır.
Alıştırma
“The blue cable was confused with the black cable” cümlesi ne anlama gelir?
- Biri mavi kabloyu siyah kablo sandı.
- Biri iki kabloyu nasıl kullanacağından emin değildi.
- Mavi kablo siyah kabloyu anlamadı.
Cevabı göster
Biri mavi kabloyu siyah kablo sandı.
tears of happiness may still be used as social signals for how we feel
1:32mutluluk gözyaşları da nasıl hissettiğimizi gösteren sosyal sinyaller olarak kullanılabilir
Destekleyici bir neden sunan After all,
Burada After all, önceki iddiayı destekleyen bir gerçeği sunar. Dinleyiciye, az önce söylenen şeyi değerlendirirken bu ilgili nedeni hatırlamasını bildirir. Bu bir söylem bağlayıcısıdır, zaman ifadesi değildir. Yaygın kalıp şöyledir: iddia. After all, iddiayı destekleyen neden.
Alıştırma
Bu bağlamda önceki cümleyi destekleyen nedeni en iyi hangi seçenek sunar? You should bring a jacket. ___, it gets cold after sunset.
- Although
- Finally
- After all
Cevabı göster
After all
and are thought to strengthen bonds between people. Notlar
1:35ve insanlar arasındaki bağları güçlendirdiği düşünülür.
are thought to strengthen: temkinli edilgen aktarma
are thought to strengthen ifadesinde are thought edilgen bir aktarma biçimidir; to strengthen ise özne olan tears of happiness ile ilişkilendirilen eylemdir. Yapı subject + be + thought + to-infinitive şeklindedir. Bu yapı, görüşü kimin savunduğunu belirtmeden genel bir görüşü veya araştırmaya dayalı bir yorumu aktarır ve iddiayı kanıtlanmış bir gerçek yerine bir değerlendirme olarak sunar. Buradaki anlam, mutluluk gözyaşlarının insanlar arasındaki bağları güçlendirdiğine inanılmasıdır.
Alıştırma
İddiayı genel ancak tamamen kesin olmayan bir görüş olarak sunan üç sözcüklü edilgen aktarma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Regular walks ____ improve sleep quality.
Cevabı göster
are thought to
strengthen bonds between people: ilişkileri yakınlaştırmak
Burada “strengthen bonds between people”, insanların duygusal veya sosyal bağlarını daha yakın ve sağlam hâle getirmek anlamına gelir. “Bonds” fiziksel bağlar veya finansal tahviller değil, soyut insan ilişkileridir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp strengthen bonds between/among + people or groups şeklindedir. “Strengthen”, bir bağın zaten var olduğunu ve daha güçlü hâle geldiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “mevcut ilişkileri daha güçlü hâle getirmek” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Working through problems together can ____ between teammates.
Cevabı göster
strengthen bonds
both emotions see activity in similar regions of the brain, Kelime
1:38her iki duyguda da beynin benzer bölgelerinde etkinlik görülür,
both emotions see activity: see fiilinin görsel olmayan kullanımı
“both emotions see activity” ifadesindeki see, görsel bir anlam taşımaz. Her iki duygu durumunun da beynin benzer bölgelerindeki etkinlikle ilişkili olduğu veya bu bölgelerde etkinlik gösterdiği anlamına gelir. Bu resmî raporlama kalıbında bir konu, dönem, yer veya olgu see fiilinin öznesi olabilir: X sees an increase, change, or activity. Özne kelimenin gerçek anlamıyla hiçbir şeye bakmaz.
Alıştırma
“The coastal town saw rapid growth over the decade,” cümlesinde saw ne anlama gelir?
- Kasaba bu değişimi yaşadı.
- Kasaba bu değişimi engelledi.
- Kasaba gözleriyle bir şeye baktı.
Cevabı göster
Kasaba bu değişimi yaşadı.
which just happen to be connected to your tear glands. Kalıp ifadeler
1:44üstelik bu bölgeler gözyaşı bezlerine bağlıdır.
just happen to be connected to: tesadüfen bağlantılı olmak
Burada happen to + fiilin yalın biçimi, bir olayın birinin başına gelmesi değil, bir şeyin tesadüfen doğru olması veya gerçekleşmesi anlamına gelir. Just tesadüf duygusunu güçlendirir: Bu beyin bölgeleri gözyaşı bezlerine tesadüfen bağlıdır. Yapı, just happen to be + tamamlayıcı biçimindedir. Bu cümlede connected to fiziksel veya işlevsel ilişkiyi belirtir. Bu kalıp, ilgili bir gerçeği dikkat çekici bir tesadüf olarak sunmayı sağlar.
Alıştırma
“The two neighbors just happen to work at the same hospital” cümlesindeki “just happen to work” ne anlama gelir?
- Onlar çalışırken başlarına bir olay geldi.
- Orada tesadüfen çalışıyorlar.
- Orada çalışmaya zorlandılar.
Cevabı göster
Orada tesadüfen çalışıyorlar.
Another theory suggests that crying is one of your body's mechanisms Anlatım akışı
1:47Başka bir teori, ağlamanın vücudunun kullandığı mekanizmalardan biri olduğunu
to literally shed your stress. Deyimler
1:50ve stresi kelimenin tam anlamıyla dışarı atmaya yaradığını öne sürer.
Another theory suggests that: başka bir teori şunu öne sürüyor
Another theory, daha önce sözü edilen açıklamanın yanına yeni bir açıklama yolu getirir. Konuşanın ilk açıklamaya yalnızca yeni bir ayrıntı eklemek yerine önceki görüşten farklı bir olasılığa geçtiğini gösterir. Suggests that, teorinin iddiasını sınırlı bir kesinlikle aktarır. Ardından gelen kısmı doğrulanmış bir gerçek değil, makul bir açıklama olarak sunar. Bu kalıp, birbiriyle yarışan açıklamaları kesinlik düzeylerini açık tutarak düzenlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Olası fakat kanıtlanmamış ikinci bir açıklamayı en iyi hangi başlangıç sunar?
- The first explanation states that
- Another theory suggests that
- Evidence shows that
Cevabı göster
Another theory suggests that
Bir rahatlama metaforu olarak shed your stress
Bu cümlede shed your stress, stresi bedenin üzerinden atabileceği fiziksel bir şey gibi gösterir. Ayrıca shed tears ifadesini çağrıştırır: ağlamak, stres adlı ölçülebilir bir maddeyi gerçekten boşaltmak değil, duygusal bir yükü bırakmanın yolu olarak sunulur. Daha genel olarak shed, fiziksel bir örtünün ya da maddenin dökülmesi anlamından kilo, maliyet veya eski bir imaj gibi istenmeyen bir şeyden kurtulma anlamına genişleyebilir. Buradaki aktarılabilir fikir, bir yükten kurtulmaktır.
Alıştırma
Bu cümlede shed your stress ne anlama gelir?
- Stres sıvıya dönüştüğü için gözyaşı üretmek
- Kimsenin fark etmemesi için stresi saklamak
- Duygusal gerginliğin bir kısmını yük bırakır gibi bırakmak
Cevabı göster
Duygusal gerginliğin bir kısmını yük bırakır gibi bırakmak
reflex tears and emotional tears have very different compositions.
1:53refleks gözyaşlarıyla duygusal gözyaşlarının bileşimleri birbirinden çok farklıdır.
Emotional tears have much higher levels of proteins, Kalıp ifadeler
1:56Duygusal gözyaşları çok daha fazla protein içerir,
much higher levels of: büyük bir karşılaştırma farkını vurgulamak
Levels of, ölçülen protein miktarlarını veya yoğunluklarını ifade eder. Higher başka bir gözyaşı türüyle karşılaştırma yapıldığını gösterir; much ise karşılaştırma derecesini güçlendirir. Böylece cümle farkın büyük olduğunu anlatır. Yeniden kullanılabilir kalıp much + comparative adjective + levels of + noun şeklindedir. Much doğrudan levels sözcüğünü değil, karşılaştırma sıfatını niteler. İngilizcede karşılaştırmayı güçlendirmek için much, far veya a lot kullanılır; very higher standart değildir.
Alıştırma
Ölçülen protein miktarının eski örneğe göre çok daha fazla olduğunu gösteren doğal ifadeyi seçin: The new sample contains ____ protein than the older one.
- much high levels of
- very higher levels of
- much higher levels of
Cevabı göster
much higher levels of
in particular some called adrenocorticotropic hormones, Dilbilgisi
1:59bunların arasında adrenokortikotropik hormonlar denen bazı proteinler de vardır
some called ...: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
some called adrenocorticotropic hormones ifadesinde some, daha önce sözü edilen proteins grubunun bir kısmına gönderme yapar. called adrenocorticotropic hormones bu alt grubun adını ekler; called cümlenin ana fiili değildir ve birinin telefon ettiği anlamına gelmez. Bu ifade kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: some that are called adrenocorticotropic hormones, some called adrenocorticotropic hormones biçimine dönüşür. Bilimsel ve açıklayıcı metinlerde bir isme veya zamire kısa bir tanımlayıcı bilgi eklemek için bu yapı sıkça kullanılır.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The garden contains several flowers, some called daisies. some called daisies ne anlama gelir?
- daisies olarak adlandırılan çiçeklerin bazıları
- telefon görüşmesi yapmak için kullanılan bazı çiçekler
- bazı insanların çiçeklere daisies adını vermesi
Cevabı göster
daisies olarak adlandırılan çiçeklerin bazıları
which are linked to high stress levels. Kalıp ifadeler
2:02ve bunlar yüksek stres seviyeleriyle bağlantılıdır.
are linked to: ilişki var, kanıtlanmış neden yok
are linked to, iki şeyin birbiriyle ilişkili veya bağlantılı olduğunu belirtir. Burada which, adrenocorticotropic hormones ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla yan cümle, bu hormonlarla yüksek stres düzeyleri arasında gözlemlenen bir ilişki olduğunu söyler. Bu ifade özellikle temkinlidir: bir bağlantı, tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu göstermez. Bilimsel metinlerde ve haberlerde be linked to, kanıtlanmış bir neden ileri sürmeden ilişki bildirmeyi sağlar.
Alıştırma
Bir araştırma iki şeyin birlikte gerçekleştiğini buluyor ancak nedenselliği kanıtlamıyor. Sonucu hangi cümle doğru biçimde bildirir?
- Poor sleep is identical to difficulty concentrating.
- Poor sleep causes difficulty concentrating.
- Poor sleep is linked to difficulty concentrating.
Cevabı göster
Poor sleep is linked to difficulty concentrating.
to release these stress chemicals from the body.
2:06stresle bağlantılı bu kimyasalları vücuttan atmaya yardımcı olduğunu söylüyor.
But the research here is limited and not yet conclusive.
2:08Ancak bu konudaki araştırmalar sınırlı ve henüz kesin bir sonuca varılmış değil.
some say ... the research here is limited and not yet conclusive
Burada some say, bir iddiayı kaynağını belirtmeden ve yerleşmiş bir gerçek gibi sunmadan, insanların söylediği veya inandığı bir görüş olarak aktarır. Böylece yazar iddiayla arasına mesafe koyar. Ardından But, odağı iddianın kendisinden kanıtların niteliğine çevirir. The research here is limited, bu belirli fikirle ilgili mevcut kanıtların az veya kapsamının dar olduğunu; not yet conclusive ise şu anda kesin bir yanıtı destekleyemediğini belirtir. Fikir doğrulanmamıştır, ancak bu ifade onun çürütüldüğü anlamına da gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir iddiayı yerleşmiş bir gerçek gibi sunmadan aktarır ve ardından kanıtın kesinlik derecesini açıkça sınırlar?
- The supplement cannot improve memory because no study has proved that it does.
- Some say the supplement improves memory, but the research is limited and not yet conclusive.
- Research proves that the supplement improves memory, although some people disagree.
Cevabı göster
Some say the supplement improves memory, but the research is limited and not yet conclusive.
Harekete geçmeye teşvik eden go on,
Burada go on, dinleyiciyi ardından gelen eylemi, yani have a good cry eylemini yapmaya teşvik eden veya buna izin veren konuşma diline ait bir yönlendirmedir. “Hadi, yap” ya da “devam et, yapabilirsin” ifadelerine yakındır. Bu anlam, ifadenin yeni bir emir cümlesinden önce gelmesinden kaynaklanır. Fiziksel olarak ileri gitmek anlamına gelmez ve başlamış bir eylemi yalnızca sürdürme talimatı değildir.
Alıştırma
Arkadaşınız bir hediyeyi açmakta tereddüt ediyor. Dersteki iki sözcüklü ifadeyle teşvik cümlesini tamamlayın: “____, open it!”
Cevabı göster
Go on
have a good cry: doya doya ağlayıp rahatlamak
Kalıplaşmış have a good cry ifadesi, çoğu zaman kişi duygularının boşaldığını hissedene kadar bir süre özgürce ve doya doya ağlamak anlamına gelir. Buradaki good, ağlamanın tatmin edici ya da rahatlatıcı olduğunu belirtir; ahlaken doğru veya neşeli olduğu anlamına gelmez. Bu ifadede cry, tek bir ağlama olayını anlatan sayılabilir bir isimdir. Cümlede bu ifade, duyguyu içinde tutmak yerine gözyaşlarına izin vermeye yönelik nazik bir teşviktir.
Alıştırma
“Duygusal olarak rahatlamak için özgürce ağlamak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the difficult week, Maya went home to ____.
Cevabı göster
have a good cry
let out that stress: birikmiş stresi dışarı atmak
let out that stress ifadesinde let out, içeride birikmiş bir şeyi serbest bırakmak anlamına gelir. Stress, bedenden veya zihinden çıkabilen bir baskı gibi mecazi biçimde ele alınır; ifade, stresi açık havaya koymak anlamına gelmez. Burada let out, ayrılabilir ve geçişli bir öbek fiildir. let out that stress örneğinde olduğu gibi isim olan nesne öbek fiilden sonra gelebilir; ancak zamir iki parçanın arasına girer: let it out denir, let out it denmez. Nesne anlamı da belirler: let the dog out, köpeğin dışarı çıkmasına izin vermek demektir; bir duyguyu serbest bırakmak değildir.
Alıştırma
“Serbest bırakmak veya dışa vurmak” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Talking to a friend helped Leo ____ the anger he had been holding in.
Cevabı göster
let out
burning question: cevabı çok merak edilen soru
Bu cümlede a burning question, özellikle önemli, acil ya da çok merak uyandırıcı görünen ve kişinin cevabını gerçekten öğrenmek istediği bir sorudur. Burning mecazidir: Gerçekte yanan bir şey yoktur ve ifade mutlaka tehlike anlamına gelmez. Burada bu ifade, soru sorma davetini daha canlı ve ilgi çekici hâle getirir. Günlük konuşmalarda, röportajlarda, soru-cevap etkinliklerinde ve medya izleyicisine yönelik çağrılarda sık görülür.
Alıştırma
Bu dersteki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: “I have a ____ about the ending.”
Cevabı göster
burning question
question you want answered içindeki want + nesne + geçmiş zaman ortacı
Question you want answered ifadesinde that sözcüğünün atıldığı bir ilgi cümleciği bulunur: question (that) you want answered. Question hem nitelenen isimdir hem de cevaplama eylemine maruz kalan şeydir. want + nesne + geçmiş zaman ortacı kalıbı, nesnenin bir eyleme maruz kalmasının veya tamamlanmış bir duruma ulaşmasının istendiğini anlatır: you want the question to be answered. Eylemi gerçekleştiren kişi belirtilmez ve bu kişinin you olması gerekmez.
Alıştırma
Eylemi başka bir kişinin yapması gerektiğini göstermek için check fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: “I want this form ____ before I submit it.”
Cevabı göster
checked
and Twitter and subscribe for more weekly science videos.
2:21ve Twitter'da da paylaş; her hafta yeni bilim videoları için abone ol.