Yüksek Hız Eğlencesi ve Patlama Dalgasına Tepki Veren Bir Sinek | Smarter Every Day 55: İngilizce çalışma notları
SmarterEveryDay
Video özeti: Atıştırmalıklarla yapılan hızlı çekim, patlama dalgasından sonra yeniden yönelen bir sineğin analizine dönüşüyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what the common theme was was destroying snack foods — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iki was farklı yan cümlelerdedir; öznesi what yan cümlesi olan odaklı cümle kurun. 2. get our hands on — Deyimler ve mecazlı ifadeler: elle dokunmak değil, elde etmek veya erişmek demektir; malzeme ve kaynaklar için kullanın. 3. center of gravity ve center of pressure — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: sineğin kontrolü kazanmasını izlemek için kütle denge noktasıyla aerodinamik kuvvetin etki noktasını ayırın.
Bu derste
So, I'm in the middle of the California desert Kalıp ifadeler
0:02Şu an Kaliforniya çölünün tam ortasındayım
in the middle of: Kaliforniya çölünün ortasında
in the middle of, birinin veya bir şeyin geniş bir alanın içinde bulunduğunu ve çoğu zaman o alan tarafından çevrelendiğini gösterir. Bu cümlede konuşmacıyı geniş Kaliforniya çölünün içinde konumlandırır; çölün tam geometrik merkezinde olduğunu söylemez. Aynı ifade bir dönemin veya etkinliğin ortasında olmayı da anlatabilir; örneğin in the middle of a meeting. of'tan sonra gelen isim, ifadenin yer, zaman dilimi veya devam eden bir durumla mı ilgili olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The hikers were ____ the forest when night fell.
Cevabı göster
in the middle of
while I set this video up for you. Öbek fiiller
0:08sizin sadece bu manzarayı izlemenize izin vereceğim.
set this video up: videonun girişini izleyici için hazırlamak
set this video up ayrılabilen bir öbek fiildir: set + nesne + up. Bu cümlede, izleyicinin devamında göreceği videoyu bir giriş veya arka plan vererek hazırlamak ve izleyicinin içeriği anlamasına yardımcı olmak demektir. For you bu hazırlığın izleyici için yapıldığını gösterir. Set up ekipman, etkinlik veya sistem kurmak anlamına da gelebilir. Buradaki bağlam, videoyu yüklemek ya da yalnızca oynatmayı başlatmak değil, izleyici için bir giriş hazırlama anlamını seçer.
Alıştırma
Hedef öbek fiili kullanarak cümleyi tamamlayın. Her boşluğa bir kelime yazın: I'll ____ the presentation ____ before the guests arrive.
Cevabı göster
set · up
“X is German for Y” kalıbı
“X is German for Y”, X’in Almanca bir sözcük ya da ifade olduğunu ve İngilizce anlamının Y olduğunu belirtir. Bu cümlede which, daha önce geçen ada gönderme yapar; bat ise adın İngilizce anlamını verir. “X is [language] for Y” kalıbı başka dil adlarıyla da kullanılabilir. Buradaki for, bir ifadeyi çevirisiyle ilişkilendirir; amaç bildirmez.
Alıştırma
Bir sözcüğün Almancada ne anlama geldiğini belirten üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Danke ____ thank you.
Cevabı göster
is German for
Anyway, he asked me if I would participate Notlar
0:17Her neyse, bana katılıp katılmayacağımı sordu
asked me if I would participate: aktarılmış bir evet-hayır sorusu
ask someone if + yan cümle kalıbı, evet ya da hayır cevabı verilen bir soruyu aktarır. Burada, onun katılmaya istekli olup olmadığımı sorduğu anlamına gelir. Bu kullanımda if, whether anlamındadır; koşul bildirmez. asked aktarımı geçmişe yerleştirdiği için would, olası katılımı o geçmiş zaman açısından sunar ve isteklilik de gösterebilir. Dolaylı soru düz cümle sırasını korur: I would participate denir, would I participate denmez.
Alıştırma
Hangi cümle Leo’nun katılma isteğiyle ilgili bir evet-hayır sorusunu doğru biçimde aktarır?
- Maya asked Leo to if he would participate.
- Maya asked Leo if he would participate.
- Maya asked Leo if would he participate.
Cevabı göster
Maya asked Leo if he would participate.
in an international high-speed video collaboration
0:19uluslararası bir yüksek hızlı video işbirliğine,
Participate in + bir etkinlik
Participate in; bir etkinliğe, projeye, araştırmaya veya iş birliğine katılmak anlamına gelir. Bu cümlede konuşmacıdan uluslararası bir video iş birliğine katılması ve katkıda bulunması isteniyor. participate in + etkinlik kalıbını kullanın. Bu anlamda participate, etkinliği doğrudan nesne olarak almaz; in edatı kalıbın bir parçasıdır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: Maya wants to ____ the science fair.
Cevabı göster
participate in
in an effort to promote a lot of smaller channels Kalıp ifadeler
0:21nesneleri yüksek hızlı video kameralarla inceleyen
In an effort to + fiilin yalın hâli
In an effort to + fiilin yalın hâli, bir eylemi bir hedefe ulaşma girişimi olarak sunar. Burada küçük kanalları tanıtmak, iş birliğinin hedefidir. Bu ifade bilinçli çabayı vurgular, ancak sonucun garanti edildiğini belirtmez. Girişim anlamını, amaç bildiren basit bir to mastarından daha açık şekilde gösterir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî amaç ifadesiyle tamamlayın: The museum added evening hours ____ attract more visitors.
Cevabı göster
in an effort to
So, what the common theme was was destroying snack foods Dilbilgisi
0:30Ortak tema abur cuburları yok etmekti
what the common theme was was ...: was sözcüğünün iki dil bilgisel görevi
Burada what the common theme was ifadesinin tamamı cümlenin öznesidir. Bu özne yan cümlesinin içindeki ilk was, the common theme ile onun gerçekte ne olduğunu birbirine bağlar. İkinci was, ana cümlenin bağ fiilidir. Tamamlayıcısı olan destroying snack foods, temanın ne olduğunu belirtir. Kalıp What X was + was + Y şeklindedir; bu nedenle yan yana gelen was was iki ayrı dil bilgisi katmanına aittir ve yanlışlıkla yapılmış bir tekrar değildir.
Alıştırma
Aynı iki katmanlı yapıyı tamamlayın: What the hardest part was ____ staying calm under pressure.
Cevabı göster
was
because we could all get our hands on snack foods Deyimler
0:33çünkü hepimiz abur cuburlara kolayca ulaşabilirdik
get our hands on: bir şeyi elde etmeyi başarmak
Get our hands on, bir şeyi elde etmeyi başarmak veya ona erişmek anlamına gelir. Bu cümlede herkesin atıştırmalık yiyecekleri elde edebildiğini anlatır; elleri fiziksel olarak onların üzerine koymak anlamında değildir. İyelik sözcüğü özneye göre get my, your, our veya their hands on biçiminde değişir; elde edilen şey on sözcüğünden sonra gelir. İfade çoğunlukla nesnenin istendiğini, yararlı ya da kıt olduğunu veya onu bulmanın çaba gerektirdiğini düşündürür. Ancak burada could, nesnenin herkesçe elde edilebilir olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hedef deyimi you ile uyumlu iyelik sözcüğüyle tamamlayın: If you can ____ a copy of the report, please send it to me.
Cevabı göster
get your hands on
going in ile başlangıç beklentisini anlatmak
Burada going in, bir deneyimin en başında, olaylar gelişmeden önce sahip olduğunuz beklenti veya tutum anlamına gelir. Bir yere girme hareketini anlatmaz. Konuşan kişi başlangıçta ne düşündüğünü geriye dönüp anlatıyor: çekim gerçekten başlamadan önce her şeyin kolay ve eğlenceli olacağını düşünüyordu. Bu ifade, başlangıç noktasını gösterip daha sonra olanlarla bir karşıtlık kurmak için sık kullanılır.
Alıştırma
İngilizce Going in, I thought the interview would last ten minutes cümlesinde going in neyi gösterir?
- Mülakattan erken ayrıldığımı söyler.
- Mülakat odasına girdiğimi söyler.
- Daha sonra bir plan değişikliği olduğunu anlatır.
- İlk beklentimi gösterir.
Cevabı göster
İlk beklentimi gösterir.
don't have to ile yükümlülük olmadığını anlatmak
Don't have to, bir eylemin zorunlu veya gerekli olmadığı anlamına gelir. Kişi bu eylemi yine de yapabilir; bu ifade eylemi yasaklamaz. Bu cümlede konuşan kişi, başkalarına bir şey öğretme veya bir şey öğrenme sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalmayacağını düşünüyordu. Bu yapı yükümlülüğü anlatır, yetersizliği değil.
Alıştırma
İngilizce You don't have to bring a printed ticket; the code on your phone is enough cümlesinde don't have to ne anlama gelir?
- Eylem isteğe bağlıdır.
- Eylem imkânsızdır.
- Eylem zorunludur.
- Eylem yasaktır.
Cevabı göster
Eylem isteğe bağlıdır.
I'm gonna show you the video that me and Trevor, my neighbor, made Dilbilgisi
0:48Komşum Trevor'la birlikte yaptığımız videoyu size göstereceğim,
Gündelik birleşik özne olarak me and Trevor
"that me and Trevor, my neighbor, made" ilgi yan cümlesinde me and Trevor, made fiilinin birleşik öznesidir. Videoyu kimin yaptığını belirtir; buradaki me nesne değildir. Gündelik konuşmada insanlar birleşik özne içinde sık sık me kullanır ve kendilerini ilk sıraya koyabilir. Resmî ve düzenlenmiş İngilizcede standart biçim "that Trevor and I made" olur.
Alıştırma
Hangi cümlede resmî yazılı İngilizceye uygun standart özne biçimi kullanılmıştır?
- Trevor and I made the video.
- Me and Trevor made the video.
- Trevor and me made the video.
Cevabı göster
Trevor and I made the video.
just goofing off trying to destroy snack foods Öbek fiiller
0:51sadece aptallık edip abur cuburları yok etmeye çalıştığımız,
goofing off: çalışmak yerine oyalanmak
Goof off, oyun oynayarak, saçmalayarak veya ciddi bir işten kaçınarak zaman geçirmek anlamına gelen gündelik bir öbek fiildir. goofing off biçiminde -ing, sürmekte olan bir etkinliği gösterir ve off fiilin bir parçasıdır. Buradaki just, anlatımı hafifletir: ciddi bir yanlış yapmakla suçlanmıyorlar, yalnızca eğlenmek için oyalanıyorlardı.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için goof off ifadesini doğru biçimde kullanın: We were ____ instead of cleaning the garage.
Cevabı göster
goofing off
all of a sudden: hikâyede beklenmedik bir dönüşü belirtmek
all of a sudden bir hikâyede aniden ve beklenmedik şekilde ortaya çıkan bir değişikliği belirtir. Burada konuşanın deneyiminin oyalanmaktan beklenmedik bir keşfe döndüğü anı başlatır; ardından gelen “bam” bu dönüşü anlık ve canlı hissettirir. İfade, olayın hiç beklenmedik bir anda gerçekleşmesine odaklanır; yalnızca hızlı gerçekleştiğini anlatmaz. Bir hikâyede veya konuşmada şaşırtıcı yeni bir olayı belirtmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle beklenmedik bir değişikliği göstermek için all of a sudden kullanıyor?
- I finished the report right away. (Raporu hemen bitirdim.)
- The train will arrive soon. (Tren yakında gelecek.)
- All of a sudden, the lights went out. (Birdenbire ışıklar söndü.)
Cevabı göster
All of a sudden, the lights went out. (Birdenbire ışıklar söndü.)
let you watch: let + kişi + fiilin yalın hâli
“let you watch” ifadesinde let, izin veya izleme fırsatı verilen kişi olan you ile ve ardından watch fiilinin yalın hâliyle kullanılır. Konuşan kişi devamını dinleyiciye bırakır: daha fazla açıklamak yerine onun doğrudan izlemesine izin verir. let fiilinden sonra to kullanılmaz: “let you watch” denir, “let you to watch” denmez. Buradaki let izin veya sunulan bir fırsatı anlatır, zorlama anlamı taşımaz.
Alıştırma
İzin vermek için let + kişi + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Please let me borrow your charger. (Lütfen şarj aletini ödünç almama izin ver.)
- Please let me to borrow your charger. (Lütfen şarj aletini ödünç almama izin ver.)
- Please let me borrowing your charger. (Lütfen şarj aletini ödünç alıyor olmama izin ver.)
Cevabı göster
Please let me borrow your charger. (Lütfen şarj aletini ödünç almama izin ver.)
Check this out. ile samimi biçimde dikkat çekmek
Check this out, birinin dikkatini çekmek ve konuşanın ilginç bulduğu bir şeye bakmasını, onu izlemesini ya da fark etmesini istemenin gündelik bir yoludur. Bir bütün olarak check this out, sırada ne olduğunu haber verir ve öneri ya da beklenti hissi katar. Bir nesneye, videoya, fikre veya bilgiye işaret edebilir.
Alıştırma
‘Bu ilginç şeye bak veya dikkat et’ anlamını veren parçacıkla gündelik dikkat çekme ifadesini tamamlayın: Check this ____.
Cevabı göster
out
a Zebco 33: ABD'de bilinen bir olta makinesi modeli
Zebco 33, iyi bilinen kapalı gövdeli bir spincast olta makinesi modelidir. Kullanımı kolaydır ve ABD'de çoğu zaman balık tutmayı öğrenme deneyimiyle ilişkilendirilir. Konuşan kişi bu adı, ABD'nin güneyinde balıkçılıkla iç içe büyüyen birçok kişinin paylaştığı kültürel bir referans olarak kullanır. Buradaki vurgu tanıma ve nostalji üzerindedir; güneyde büyüyen herkesin bunu bilmek zorunda olduğu söylenmez. 33 model adının bir parçasıdır, bir deyim değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Zebco 33 neyi ifade ediyor?
- Birinin hızla büyüdüğü anlamına gelen bir Amerikan deyimi
- Yüksek hızlı çekim için tasarlanmış bir kamera modeli
- İyi bilinen kapalı gövdeli bir spincast olta makinesi modeli
Cevabı göster
İyi bilinen kapalı gövdeli bir spincast olta makinesi modeli
get it sitting perfectly: get + nesne + -ing yapısı
get + nesne + -ing yapısında get, “bir şeyi bir duruma getirmek” veya “o duruma gelecek şekilde ayarlamak” anlamındadır. Buradaki get it sitting, donut istenen konumda sabit durana kadar onu ayarlamak demektir. Sitting, bir insanın oturmasını değil, nesnenin ayarlama sonucundaki yerleşimini anlatır. Perfectly ise konumun veya hizanın tam olarak doğru olduğunu belirtir.
Alıştırma
Çekimden önce bir kamerayı ayarlıyorsunuz. Hangi cümle kamerayı tripod üzerinde yatay duracak hâle getireceğinizi doğal biçimde ifade eder?
- I'll get the camera sitting level on the tripod.
- I'll find the camera sitting level on the tripod.
- I'll keep the camera sitting level on the tripod.
Cevabı göster
I'll get the camera sitting level on the tripod.
By the way, we also have another camera here Anlatım akışı
1:30Bu arada, burada bir kameramız daha var
By the way: kısa bir yan bilgiyi eklemek
By the way, ana anlatım çizgisinden kısa süreliğine ayrılıp yararlı bir bilgi ekleyen bir söylem belirtecidir. Burada ek kamera bilgisinin mevcut durumla ilgili olduğunu, ancak konuşanın ana noktası olmadığını gösterir. Cümle başında genellikle ardından virgül gelen bağımsız bir giriş parçası oluşturur. Dinleyiciye kısa bir yan bilgi geleceğini bildirir; gerçek bir yol veya konum anlatmaz.
Alıştırma
Bir gezi planını anlatmayı bitirdiniz ve yararlı ama ikincil bir ayrıntıyı hatırladınız. Hangi cümle bu ayrıntıyı kısa bir yan bilgi olarak en açık biçimde sunar?
- By the way, the museum closes at five.
- By then, the museum closes at five.
- Anyway, the museum closes at five.
Cevabı göster
By the way, the museum closes at five.
Cocked, locked, ready to rock ile esprili bir başlama sinyali
“Cocked”, yayın ya da mekanizmanın gerilip çalışma konumuna getirildiğini; “locked” ise yerine sağlamca sabitlendiğini düşündürür. Özne ile yinelenen be biçimleri atıldığı için ifade tam bir cümleden çok hızla söylenen bir kontrol dizisi gibi duyulur. “Ready to rock” esprili kapanıştır: rock burada rock müzik çalmak değil, enerjik biçimde işe koyulmak demektir. Kafiye ve üç güçlü vuruştan oluşan ilerleyiş, “her şey hazır, başlayalım” düşüncesini heyecanlı hale getirir.
Alıştırma
“Cocked, locked, ready to rock” ifadesinde “ready to rock” bu bağlamda ne anlama gelir?
- Bir nesne sallanmaya başlıyor.
- Birisi rock müzik çalmak üzere.
- Her şey hazır ve başlama zamanı geldi.
Cevabı göster
Her şey hazır ve başlama zamanı geldi.
If Trevor would quit ... ile tek başına kullanılan bir yakınma
Bu, tek başına kullanılan bir if yan cümlesidir; beklenen ana cümle söylenmeden bırakılmıştır. Dinleyenler durumdan “then we could continue” gibi bir sonucu tamamlar. Konuşma İngilizcesinde sonuç zaten açıksa bu bölüm sıkça atılır. “Would quit”, bırakmayı Trevor'ın seçebileceği bir değişiklik olarak sunar ve sabırsızlık ya da takılma tonu ekler: konuşan kişi onun bırakmasını istiyordur. Bu nedenle parça tarafsız bir koşul değildir; şakacı bir yakınma ve dürtme işlevi görür.
Alıştırma
Tek başına kullanılan “If Trevor would quit eating the donuts” parçası büyük olasılıkla ne anlatır?
- Trevor'ın yemesinin sonraki adımı engellediğinden şakayla karışık yakınır.
- Trevor'ın donut isteyip istemediğini sorar.
- Trevor'ın daha sonra donut yiyebileceğini tarafsız biçimde bildirir.
Cevabı göster
Trevor'ın yemesinin sonraki adımı engellediğinden şakayla karışık yakınır.
Well, this one's gonna be mountain spew. Deyimler
2:23Şey, bunun adı Mountain Spew (Dağ Kusmuğu) olacak.
Şakacı yeniden adlandırma: “mountain spew”
“Mountain spew”, Mountain Dew marka adından o an için üretilmiş bir şakadır. Konuşan kişi, içecek etrafa püskürdüğü için Dew yerine spew kullanır; spew, bir sıvıyı güçlü ve dağınık biçimde dışarı püskürtmek anlamına gelebilir. Mizah, adın tanıdık biçimini ve kafiyesini korurken ikinci sözcüğün başlangıç seslerini değiştirmekten doğar. Görsel medya diyaloglarında bu tür şakacı adlandırmalar, yeni üretilen sözcüğü tanıdık bir adla ve ekranda yaşanan olayla ilişkilendirmeniz gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede “mountain spew” ne işe yarıyor?
- Mountain Dew’in resmî bir aromasını adlandırır.
- Mountain Dew adını, içeceğin püskürmesine uyacak şekilde şakacı biçimde değiştirir.
- Bir dağdaki gerçek bir patlamayı anlatır.
Cevabı göster
Mountain Dew adını, içeceğin püskürmesine uyacak şekilde şakacı biçimde değiştirir.
Sonradan eklenen karşıtlık için cümle sonu “though”
Though cümlenin sonunda kullanıldığında “ancak” veya “bununla birlikte” anlamına gelir. İkinci ifadeyi sonradan eklenen bir karşıtlık olarak işaretler: konuşan kişi önce yiyeceğin ziyan edilmediğini söyleyerek dinleyiciyi rahatlatır, ardından içinde kurşun bulunduğu gibi önemli bir sorunu ekler. Bu sondaki though, though ile başlayan bir yan cümle kurmaz. Önceki fikre dönüp onun yeniden değerlendirilmesi veya sınırlandırılması gerektiğini gösterir; konuşma dilinde çoğu zaman kuru ya da hafif alaycı bir etki de yaratır.
Alıştırma
Sonradan bir karşıtlık ekleyen, konuşma diline özgü cümle sonu sözcüğüyle boşluğu tamamlayın: The café is expensive. The coffee is excellent, ____.
Cevabı göster
though
Okay, so now's the part where I learn something. Anlatım akışı
2:59Tamam, şimdi bir şey öğrendiğim kısma geldik.
Now's the part where... ile yeni bir aşamayı belirtmek
Now's the part where... dinleyiciye yeni bir aşamanın başladığını bildirir. Burada konuşmacı yalnızca eğlenceli bir şey göstermekten, ondan bir şey öğrenmeye veya onu açıklamaya geçer. Bu kalıpta where, o kısım sırasında ne olduğunu açıklar: the part where I learn something. Part fiziksel bir yeri değil, bir etkinliğin aşamasını anlatsa da where sözcüğü part ifadesini niteler. Yeniden kullanılabilecek kalıp Now's the part where + yan cümledir.
Alıştırma
"Now's the part where the chef explains the sauce," cümlesinde where neyi açıklar?
- Mutfağın fiziksel konumu
- Bu kısımda gerçekleşen eylem
- Şefin sosu yapma nedeni
Cevabı göster
Bu kısımda gerçekleşen eylem
Right before I fired this P22 pistol at this donut,
3:01Bu P22 tabancasıyla bu donuta ateş etmeden hemen önce,
if I waited until he was at the correct depth of field Kelime
3:08eğer doğru alan derinliğine gelene kadar beklesem
It'd be cool if I waited: varsayımsal bir fikir
It'd, it would anlamına gelir. It'd be cool, hayal edilen bir eylemi gerçekten gerçekleşmiş bir olay olarak değil; ilginç, yararlı veya çekici bir olasılık olarak sunar. If yan cümlesi, varsayımsal bir mesafe oluşturmak için waited basit geçmiş biçimini kullanır: it'd be cool if I waited. Burada waited, bekleme eyleminin daha önce gerçekleştiği anlamına gelmez; kalıbın tamamı olası bir plana daha dolaylı ve çekingen bir bakışla yaklaşır.
Alıştırma
Yalnızca olası bir planı hayal ediyorsunuz; fotoğrafın zaten çekildiğini söylemiyorsunuz. Hangi cümle en uygundur?
- It'll be cool when I take a photo from the roof.
- It'd be cool if I took a photo from the roof.
- It was cool that I took a photo from the roof.
Cevabı göster
It'd be cool if I took a photo from the roof.
depth of field: net görünen mesafe aralığı
Fotoğrafçılıkta depth of field (alan derinliği), bir sahnede kabul edilebilir ölçüde net görünen mesafeler aralığıdır. Tam odak mesafesinin önüne ve arkasına uzanan bir bölgedir; bir çekim yeri veya açık alandaki tarla anlamına gelmez. Burada at the correct depth of field, kameranın özneyi net kaydedebilmesi için önceden belirlenmiş netlik bölgesinin içinde olmak demektir. Genel olarak daha büyük alan derinliği daha geniş bir mesafe aralığını net tutarken, sığ alan derinliği yalnızca dar bir aralığı net tutar.
Alıştırma
Kamera ayarıyla ilgili cümleyi teknik terimle tamamlayın: For this landscape shot, a smaller aperture will give us a greater ____, so more of the scene looks sharp.
Cevabı göster
depth of field
and I would fire and let the blast wave propagate over his wings Kelime
3:11ve ateş edip şok dalgasının kanatları üzerinden yayılmasına izin versem
blast wave: patlamadan yayılan basınç bozulması
Blast wave (patlama dalgası), bir patlama veya silah ateşi gibi güçlü bir boşalmanın oluşturduğu, ani bir basınç değişimiyle havada ya da başka bir ortamda hızla ilerleyen bozulmadır. Burada propagate, bu basınç bozulmasının kanatların üzerinden ilerlemesi anlamına gelir. Cümle, dalganın kanatların üzerinden geçmesini anlatır; merminin kanatlara çarpmasını değil. Bu teknik kullanımda wave, ilerleyen bir basınç değişimidir; el sallama hareketi veya sıradan bir su dalgası değildir.
Alıştırma
Bu cümledeki olayı en iyi adlandıran terimi seçin: After the controlled detonation, instruments measured a rapid pressure disturbance moving outward through the air.
- bullet trajectory
- muzzle flash
- blast wave
Cevabı göster
blast wave
propagate over: bir alanı geçen dalga
Burada propagate, şok dalgasının çevredeki havanın içinden dışarı doğru yayılması anlamına gelir. Dalga, sinyal, bozulma veya etkinin hareketini anlatan resmî ve teknik bir fiildir; “üremek” anlamına gelmez. propagate over + bir yüzey ya da alan yapısı, dalganın katettiği yolu anlatır. Bu yüzden over his wings, dalganın kanatlarının bulunduğu alanın üzerinden geçmesi demektir; bir canlının kanatların üzerine bilerek bir şey taşıması demek değildir.
Alıştırma
Bir yüzey boyunca yayılan teknik bir dalga veya bozulmayı anlatmak için hangi ifade en uygundur?
- handle it
- propagate through
- propagate over
- move over
Cevabı göster
propagate over
and see how he handles it in his flight. Kelime
3:14ve uçuşu sırasında bununla nasıl başa çıktığını görsem.
handles it: zor bir durumu yönetmek
Burada handles it, şok dalgasıyla başarılı bir şekilde başa çıkmak veya onu yönetmek anlamına gelir. Zor bir olay karşısındaki tepkiyi anlatır; fiziksel olarak bir nesneyi tutmak anlamına gelmez. it zamiri, patlama dalgasının neden olduğu bozulmayı ifade eder. Cümlenin tamamında handles it in his flight, uçmaya devam ederken bu bozulmayı yönettiği anlamını taşır.
Alıştırma
Hangi cümlede handles it, zor bir durumla başa çıkmak anlamında kullanılmıştır?
- The technician passes it over the system.
- The control system handles it well when the pressure suddenly rises.
- The technician holds it carefully in one hand.
- The pressure rises and handles it well.
Cevabı göster
The control system handles it well when the pressure suddenly rises.
So, what he did is the blast wave came over his wings
3:18Yaptığı şey şuydu, şok dalgası kanatlarının üzerinden geldi
and it tucked and rolled him just a little bit. Kalıp ifadeler
3:20ve onu hafifçe kıvırıp yuvarladı.
tucked and rolled him: kuvvetin neden olduğu iki bağlantılı hareket
“tucked and rolled him” ifadesinde and ile bağlanan iki geçişli geçmiş zaman fiili vardır. The blast wave özne, him ise nesnedir: patlama dalgası sineğin büzülmesine ve yuvarlanmasına neden oldu. İfade, hareketleri sineğin bilinçli olarak seçtiği eylemler olarak değil, kuvvetin oluşturduğu tek bir kısa hareket dizisi olarak sunar. Bir kişi, kuvvet veya olay bir nesnenin bağlantılı iki hareket yapmasına neden olduğunda bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Hedef cümlede tucked and rolled him burada ne anlama geliyor?
- Patlama dalgası onun büzülmesine ve yuvarlanmasına neden oldu.
- Durduktan sonra büzülüp yuvarlanmayı kendisi seçti.
- Ona büzülüp yuvarlanması söyleniyordu.
Cevabı göster
Patlama dalgası onun büzülmesine ve yuvarlanmasına neden oldu.
instead of trying to compensate: farklı bir eylem seçmek
Instead of + -ing seçilmeyen bir eylemi tanıtır ve onu ardından gelen eylemle karşılaştırır. Burada instead of trying to compensate, yaşanan sapmayı telafi etmeye çalışmadığı; bunun yerine durup beklemeyi seçtiği anlamına gelir. Bu yapı, trying eyleminin zaman bakımından önce gerçekleştiğini göstermez. trying, instead of sonrasındaki alternatif eylemi adlandırdığı için -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Haritaya bakmanın rotayı tahmin etmenin yerine geçtiğini göstermek için instead of + -ing yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- He checked the map before trying to guess the route.
- He checked the map instead of trying to guess the route.
- He checked the map instead of try to guess the route.
Cevabı göster
He checked the map instead of trying to guess the route.
ağırlık merkezi ... basınç merkezi
center of gravity, bir cismin ağırlığının tek bir noktada toplanmış gibi düşünülebileceği denge noktasıdır. center of pressure ise hava basıncının oluşturduğu net aerodinamik kuvvetin cisim üzerinde etkidiği konumu belirtir. Bunlar aynı merkezin iki adı değil, farklı referans noktalarıdır. Bu cümlede konuşan kişi yerçekiminin etkisini hava akımıyla karşılaştırıyor: Sinek aktif olarak düzeltme yapmayınca, ağırlığından kaynaklanan hareketin basınç merkezi çevresindeki aerodinamik etkiye baskın gelmesine izin veriyor. Terimler yönelimdeki değişikliği açıklar; buradaki pressure duygusal ya da sosyal baskı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir cismin ağırlığıyla belirlenen noktayı anlatan terimi doğru kullanan cümle hangisidir?
- Teknisyen drone'un center of gravity değerini değiştirmek için pili hareket ettirdi.
- Teknisyen drone'un center of pressure değerini değiştirmek için pili hareket ettirdi.
- Teknisyen drone'un air pressure değerini değiştirmek için pili hareket ettirdi.
Cevabı göster
Teknisyen drone'un center of gravity değerini değiştirmek için pili hareket ettirdi.
and then he paddles to the side just a little bit. Kelime
3:33ve sonra hafifçe yana doğru kürek çekiyor.
paddles to the side: yana doğru hafifçe kürek çeker gibi hareket etmek
paddles to the side ifadesinde paddles, mecaz olarak kullanılan bir fiildir. Sineğin küçük kanat hareketlerini kürek çekmeye benzetir; to the side ise ayarlamanın yönünü belirtir. Bu ifade, su üzerinde gerçek bir hareketi veya bir alet kullanmayı değil, yana doğru yapılan küçük bir düzeltmeyi anlatır. Hareketin küçük, kontrollü ve gözlemlenmesi kolay görünmesini sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede paddles to the side ne anlama gelir? The tiny robot paddles to the side to avoid the moving arm.
- Bir kürek alıp suda ilerler.
- Hareket etmeyi bırakıp bekler.
- Bir yana doğru küçük bir hareket yapar.
Cevabı göster
Bir yana doğru küçük bir hareket yapar.
uçuş sistemlerinde regains control authority
Uçuş ve kontrol sistemi dilinde control authority, bir kontrol yüzeyinin, aktüatörün veya hareketin, hareketi değiştirmeye ya da düzeltmeye yetecek kuvveti veya tepkiyi oluşturabilme kapasitesidir. Burada regains, geçici olarak kaybedilen bu etkili kapasitenin yeniden kazanıldığını belirtir. Bu nedenle regains control authority, resmî izin almak veya başka insanlar üzerinde yetki sahibi olmak anlamına gelmez. Sineğin yeniden etkili düzeltme hareketleri yapabildiği anlamına gelir.
Alıştırma
'And once he does that, he regains control authority,' cümlesindeki vurgulanan ifade ne anlama gelir?
- Yeniden etkili düzeltme hareketleri yapabilir hâle gelir.
- Emir verme konusunda resmî hak kazanır.
- Hareketlerinin hâlâ etkisi olmadığı hâlde kendine daha çok güvenir.
Cevabı göster
Yeniden etkili düzeltme hareketleri yapabilir hâle gelir.
takes back off: yeniden havalanmak
Take back off ifadesinde temel phrasal verb take off'tur ve yerden ayrılıp uçmaya başlamak anlamına gelir. Back, önceki bir faaliyete veya duruma dönme anlamı taşıyan bir zarf olarak araya girer. İfadenin tamamı, öznenin kısa bir kesintiden sonra yeniden uçmaya veya ayrılmaya başladığını belirtir. Takes back off ifadesini takes + back + off olarak çözümleyin, ancak anlam birimi olarak take off'u koruyun. Back geriye doğru hareket etmek anlamına gelmez ve ifade, ayrı bir phrasal verb olan back off değildir.
Alıştırma
Cümleyi, “yeniden uçmaya başlar” anlamını veren vurgulanmış ifadenin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: After a short rest on the roof, the bird ____.
Cevabı göster
takes back off
in an instant: son derece kısa bir sürede
in an instant “son derece kısa bir sürede” anlamına gelir. Bu cümlede bütün değişikliklerin normal hızda neredeyse görülemeyecek kadar hızlı gerçekleştiğini anlatır; yavaş çekim görüntü onları sadece görünür hâle getirir. Bu ifade bir eylemin ne zaman başladığını değil, olayın ne kadar kısa sürdüğünü anlatır. Ani bir değişiklik veya çok hızlı bir sonuç için kullanılabilir.
Alıştırma
Bir değişikliğin son derece kısa bir sürede gerçekleştiğini en iyi hangi ifade anlatır?
- right away
- little by little
- in an instant
Cevabı göster
in an instant
after you see ... I will: gelecek zaman yan cümlesi ve ana cümle
after you see the footage, after ile başlayan bir zaman yan cümlesinde geniş zamanı kullanır; görüntüleri görme işi gelecekte gerçekleşecek olsa da bu yapı değişmez. Ana cümle olan I will put the link to the playlist ise gelecek zaman belirteci will’i taşır. Cümle birlikte bir sıra kurar: önce görüntüleri görürsün, sonra konuşan kişi bağlantıyı ekler. Aynı kalıp when, before ve once ile başlayan gelecek zaman yan cümlelerinde de kullanılır.
Alıştırma
Standart İngilizcede gelecekteki bir sırayı doğru anlatan cümle hangisidir?
- After you saw the footage, I will put the link to the playlist.
- After you will see the footage, I will put the link to the playlist.
- After you see the footage, I will put the link to the playlist.
Cevabı göster
After you see the footage, I will put the link to the playlist.
Kapanışta “I learned something.” cümlesine geri dönmek
Burada “I learned something.” yalnızca bir sonucu bildirmez. Aynı cümle hikâyenin dönüm noktasında daha önce de kullanıldığı için, son cümle olarak tekrarlanması izleyiciyi o ana geri götürür ve beklenmedik bir ders çıkarma fikrini öne çıkarır. Bu, önceki bir ifadeye bilinçli biçimde geri dönmektir: konuşmacı, kapanış oluşturmak ve ana temayı güçlendirmek için daha önce kullandığı kısa ve akılda kalıcı bir cümleyi sonda tekrarlar. Tekrarlanan cümle sözlü bir çerçeve oluşturur; böylece anlatı aniden kesilmek yerine önceki bölüme bağlanarak biter.
Alıştırma
Bir videoda “I learned something.” cümlesi dönüm noktasında geçiyor ve son cümle olarak tekrar ediliyor. Bu tekrarın temel etkisi nedir?
- Videoyu bitiren ve ana temasını güçlendiren bir geri dönüş oluşturur.
- Önceki cümlenin dil bilgisini düzeltir.
- Konuşmacının bu cümleyi daha önce söylediğini unuttuğunu gösterir.
- Daha önce hiç söz edilmemiş tamamen yeni bir konu açar.
Cevabı göster
Videoyu bitiren ve ana temasını güçlendiren bir geri dönüş oluşturur.