Bir İnsanın Deneyimleyebileceği En Acı Verici Şeyler: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Araştırma ve anlatımlar ağır acıları karşılaştırırken dayanıklılığın ve bedensel tepkilerin değiştiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. was thought to be — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: kaynağı verilmeden eski bir inancı aktaran edilgen yapıyı tanıyın ve anlatıcının görüşünden ayırın. 2. put together — Phrasal verb'ler: NHS bir liste oluştururken “bir araya getirip derlemek” anlamını kavrayın; rapor ve planlarda kullanın. 3. what doesn't kill you might not necessarily make you stronger. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bilinen bir sözün kasıtlı biçimde değiştirildiğini fark edin; not necessarily beklenen sonucu zayıflatır ve kuşkucu bir geçiş yaratır.
Bu derste
Have you ever wondered how much pain you could endure? Dilbilgisi
0:00Ne kadar acıya dayanabileceğinizi hiç merak ettiniz mi?
Have you ever wondered how much ...? ile düşündürücü bir giriş
Have you ever wondered ...? yapısı, bir düşüncenin kişinin deneyiminde herhangi bir zamanda aklına gelip gelmediğini sormak için present perfect kullanır. Açılışta kullanıldığında ana konuyu sunmadan önce dinleyiciyi düşünmeye davet eder ve doğrudan bir sorudan daha aşamalı bir giriş sağlar. wondered sözcüğünden sonra how much bir dolaylı soru cümleciği başlatır. Bu cümlecik düz cümle sırasını korur: how much pain you could endure denir; how much pain could you endure denmez.
Alıştırma
Düşündürücü açılışı hedef yapıyla tamamlayın: “____ time we spend waiting each year?”
Cevabı göster
Have you ever wondered how much
It's not such a merry subject to muse upon, Kelime
0:02Üzerinde düşünmesi pek de keyifli bir konu değil,
muse upon: edebî bir üslupla derinlemesine düşünmek
To muse upon something, bir şey üzerinde yavaşça ve derinlemesine düşünmek anlamına gelir. Burada muse bir fiildir ve upon düşünmenin konusunu belirtir; a subject to muse upon ifadesinde subject, üzerinde düşünülecek şeydir. Bu ifade think about sözünden daha edebî ve yüksek bir üsluba sahiptir. not such a merry subject ile bir araya gelmesi, acı hakkındaki konuşmaya ince alaylı ve kara mizah içeren bir ton verir.
Alıştırma
Altyazıdaki muse upon ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Bir şeyden yüksek sesle şikâyet etmek anlamına gelir ve gündelik duyulur.
- Sanatsal ilham kaynağını adlandırır ve isim olarak görev yapar.
- Bir şey üzerinde derinlemesine düşünmek anlamına gelir ve edebî duyulur.
Cevabı göster
Bir şey üzerinde derinlemesine düşünmek anlamına gelir ve edebî duyulur.
but you can be sure whatever kinds of physical distress you have imagined,
0:04ama emin olabilirsiniz ki hayal ettiğiniz her türlü fiziksel acıyı,
someone somewhere on the planet at one point in time had to suffer it.
0:07gezegenin bir yerinde, bir zamanlar birileri mutlaka çekmek zorunda kalmıştır.
The grim fiction of Hollywood films depicting ad hoc tooth extraction Kelime
0:14Gelişigüzel diş çekimini
ad hoc: belirli ve anlık bir amaç için
Bu cümlede ad hoc, diş çekiminin düzenli bir sistemin parçası olarak değil, anlık ve belirli bir durum için gerçekleştirildiğini anlatır. Temel anlamı “belirli bir amaç için oluşturulmuş veya düzenlenmiş”tir ve bu düzenleme çoğunlukla geçicidir. Ad hoc, İngilizcede kullanılan Latince bir ifadedir. Genellikle an ad hoc solution, an ad hoc meeting veya an ad hoc committee örneklerinde olduğu gibi isimden önce gelir; the arrangement was ad hoc örneğindeki gibi bağlayıcı fiilden sonra da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede ad hoc yaygın anlamıyla doğru kullanılmıştır?
- The hospital created an ad hoc team to handle the sudden equipment failure.
- The hospital made an ad hoc choice by picking a room number with no plan or purpose.
- The hospital called its permanent department ad hoc because it had existed for twenty years.
Cevabı göster
The hospital created an ad hoc team to handle the sudden equipment failure.
or the fingernails being ripped from their rightful place.
0:17ya da tırnakların yerlerinden sökülmesini tasvir eden Hollywood filmlerinin o acımasız kurgusu.
We might also cast our minds back to ancient and medieval history when humans were burnt at the stake, Notlar
0:19İnsanların kazıkta yakıldığı,
cast our minds back to: geçmişi bilinçli olarak hatırlamak
Cast our minds back to, “önceki bir zamanı bilinçli olarak hatırlamak veya düşünmek” anlamına gelen mecazlı bir ifadedir. Burada konuşmayı güncel konudan antik ve Orta Çağ tarihine taşır; cast bir şeyi fırlatmak veya oyuncu seçmek anlamında değildir. İyelik sözcüğü ile mind veya minds normalde özneyle uyumlu olur: I cast my mind back, she cast her mind back ve we cast our minds back. Back to, hatırlanan geçmiş zamanı, olayı veya durumu tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki geçmişi hatırlatma ifadesiyle tamamlayın: Let's ____ the day our town opened its first library.
Cevabı göster
cast our minds back to
burnt at the stake: kazığa bağlanıp yakılarak idam edilmek
Burnt at the stake, bir kişinin tahta bir kazığa bağlanıp ateşe verilerek idam edilmesi demektir. Buradaki stake, kişiyi sabit tutmak için kullanılan kazıktır. Bu kalıplaşmış tarihî ifade, özellikle zulüm veya ceza anlatılarında bir idam yöntemini belirtir. Yalnızca birinin ateşte yandığı veya yaralandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Tarihî bir anlatıda "They were burnt at the stake" ne anlama gelir?
- Bir kazığa bağlanıp ateşe verilerek idam edildiler.
- Tahta bir kazığın yanında hafifçe yandılar.
- Değerli bir şeyi kaybetme riski altındaydılar.
Cevabı göster
Bir kazığa bağlanıp ateşe verilerek idam edildiler.
had their limbs ripped off, or their hearts ripped out.
0:24uzuvlarının söküldüğü veya kalplerinin yerinden çıkarıldığı antik ve orta çağ tarihine de göz atabiliriz.
Today we will focus not so much on those macabre aspects of human nature, Dilbilgisi
0:26Bugün insan doğasının bu tüyler ürpertici yönlerine değil,
but on pains any one of us could suffer today.
0:30bugün herhangi birimizin çekebileceği acılara odaklanacağız.
not so much A, but B: odağı A’dan B’ye kaydırmak
not so much A, but B yapısında konuşan kişi A’yı tamamen reddetmez. Yapı, ana odağı A’dan B’ye kaydırır: A kısmen doğru veya ilgili olabilir, ancak B daha iyi bir tanım ya da daha önemli noktadır. Burada konuşan kişi insan doğasının ürkütücü yönünü kısaca kabul eder, ardından günümüzde yaşanabilecek acıları ana konu yapar. Bu, miktar karşılaştırması değil, odak düzeltmesidir.
Alıştırma
Dersin iki parçalı odak kaydırma yapısıyla cümleyi tamamlayın: The problem was ____ the new software, ____ the lack of training.
Cevabı göster
not so much · but
Join us on this excruciating tour of how much we can hurt.
0:32Ne kadar canımızın yanabileceğine dair bu ıstırap verici turda bize katılın.
The Most Painful Things a Human Can Experience.
0:37Bir İnsanın Yaşayabileceği En Acı Verici Şeyler.
Don't forget to subscribe and click the bell button so that you can be part of our notification squad.
0:40Abone olmayı ve zil düğmesine tıklamayı unutmayın, böylece bildirim ekibimizin bir parçası olabilirsiniz.
First of all, we should talk a little about pain itself.
0:45Öncelikle, acının kendisi hakkında biraz konuşmalıyız.
While some studies show men seem to tolerate it better.
0:48Bazı çalışmalar erkeklerin acıya daha iyi dayandığını gösterse de,
For a long time it was thought to be the opposite as women's bodies and minds are equipped to deal with childbirth. Notlar
0:50kadınların bedeni ve zihni doğumla başa çıkacak donanıma sahip olduğu için uzun bir süre bunun tersi düşünülüyordu.
was thought to be: geçmişteki bir inancı aktarmak
Was thought to be, it + was thought + to be + tümleç biçimindeki edilgen bir aktarım yapısıdır. Geçmişte insanların genel olarak bir şeye inandığını, bu görüşü kimin taşıdığını belirtmeden anlatır. Bu cümlede aktarılan görüş, gerçeğin “the opposite” olduğudur. For a long time bu inancı geçmişteki bir döneme yerleştirir; dolayısıyla ifade, konuşanın şu anda doğruladığı bir gerçek yerine eski bir görüşü aktarır.
Alıştırma
“it was thought to be the opposite” ne anlatır?
- Geçmişte insanlar genel olarak bu inancı taşıyordu, ancak cümle bunu kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmuyor.
- Konuşan, tam tersinin doğru olduğunu bizzat kanıtladı.
- Hâlâ herkes tam tersinin doğru olduğu konusunda hemfikir.
Cevabı göster
Geçmişte insanlar genel olarak bu inancı taşıyordu, ancak cümle bunu kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmuyor.
are equipped to deal with: başa çıkma kapasitesine sahip olmak
Be equipped to deal with something, bir durumla başa çıkmak için gereken yeteneklere, özelliklere veya hazırlığa sahip olmak demektir. Burada equipped mecazidir: beden ve zihnin başa çıkma kapasitesine sahip olduğu anlatılır, fiziksel ekipman taşıdığı değil. Kalıp be equipped to + fiil şeklindedir; buradaki eylem to deal with childbirth ifadesidir. can deal with ile karşılaştırıldığında hazırlığı veya doğuştan gelen kapasiteyi vurgular ve biraz daha resmî duyulur.
Alıştırma
Be equipped to deal with yapısını kullanarak ve be fiilini özneye uydurarak cümleyi tamamlayın: After months of training, the rescue team ____ unexpected emergencies.
Cevabı göster
is equipped to deal with
The outcome of the studies was also said to be the result of men tolerating more pain
0:55Araştırmaların sonucunun, erkeklerin acıya daha çok dayanmasının nedeninin,
because of prescribed social notions of masculinity and not necessarily having a natural endowment to tolerate more pain. Kelime
0:59toplumun erkekliğe biçtiği rollerin bir sonucu olduğu ve acıya katlanmak için doğal bir yeteneğe sahip olmalarından kaynaklanmadığı söylendi.
“prescribed social notions of masculinity” ifadesinin anlamı
Bu ifadede prescribed, “bir doktor tarafından reçete edilmiş” değil, “toplumsal beklentilerce belirlenmiş, zorunlu tutulmuş veya dayatılmış” anlamına gelir. Notions ise geçici bir kişisel düşünceyi değil, paylaşılan fikirleri veya inançları ifade eder. Prescribed social notions of masculinity ifadesi bir bütün olarak, erkeklerin nasıl davranması gerektiği konusunda toplumun onayladığı anlayışları belirtir. Bu ifade, söz konusu anlayışları doğal gerçekler olarak değil, insanların uyma baskısı hissedebileceği normlar olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede prescribed social notions of masculinity ne anlama geliyor?
- Erkeklerdeki ağrıyı tedavi etmeye yönelik tıbbi talimatlar
- Erkeklerin nasıl davranması gerektiğini belirleyen toplumsal beklentiler
- Bir erkeğin tesadüfen aklına gelen kişisel ve geçici düşünceler
Cevabı göster
Erkeklerin nasıl davranması gerektiğini belirleyen toplumsal beklentiler
How do we even find subjects to test pain limits so we can quantify pain?
1:04Acıyı ölçebilmek için acı sınırlarını test edecek denekleri nasıl buluyoruz?
Subjects at Cornell University did just that in the 1940s
1:08Cornell Üniversitesi'ndeki denekler 1940'larda tam da bunu yaptılar
Childbirth was measured against burning with a pregnant woman being burned as she was giving birth. Kalıp ifadeler
1:15Doğum acısı yanıkla karşılaştırılarak ölçüldü; hamile bir kadın doğum yaparken yakıldı.
Bir ölçütle “measure X against Y” kullanımı
Burada measure X against Y, “Y'yi referans noktası olarak kullanıp X'i karşılaştırmak veya değerlendirmek” anlamına gelir. Edilgen X is measured against Y kalıbında against, ölçütü belirtir; karşıtlık ifade etmez. Dolayısıyla cümle, doğumun acısının yanma acısıyla karşılaştırılarak değerlendirildiğini söyler. Bu kullanım fiziksel boyutları ölçmekle değil, bir karşılaştırma standardıyla ilgilidir.
Alıştırma
Cümleyi iki parçalı measure ... against kalıbıyla tamamlayın; gerekirse fiilin biçimini değiştirin: “The judges will ____ each design ____ the same safety standards.”
Cevabı göster
measure · against
the subject helped establish a value of pain intensity in childbirth.
1:23denek, doğumdaki acı yoğunluğunun bir değerini belirlemeye yardımcı oldu.
The problem was, in other studies on pain,
1:26Sorun şuydu ki, acı üzerine yapılan diğer araştırmalarda,
people just couldn't take the level of pain further and so it couldn't be measured.
1:29insanlar daha yüksek seviyedeki acılara dayanamadıkları için acı ölçülemiyordu.
some people might pass out quicker than others due to excessive pain. Öbek fiiller
1:36bazı insanlar aşırı acı nedeniyle diğerlerinden daha hızlı bayılabilir.
pass out: bilincini kaybetmek
Bu cümlede pass out, “bilincini kaybetmek” veya “bayılmak” anlamındadır. Aşırı ağrı neden olarak gösterilir; quicker ise bunun bazı insanlarda daha erken gerçekleşebileceğini belirtir. Burada pass out nesne almaz: bilincini kaybeden kişi cümlenin öznesidir. Bu geçişsiz kullanım sıcaklık, ağrı, korku veya hastalıkla ilgili günlük anlatımlarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede pass out “bilincini kaybetmek” anlamında kullanılmıştır?
- Please pass out the worksheets before class.
- Jordan passed the bakery on the way home.
- The heat made Jordan pass out during the hike.
Cevabı göster
The heat made Jordan pass out during the hike.
This happens when the stress on the body affects the blood flow to the brain.
1:39Bu, vücuttaki stresin beyne giden kan akışını etkilediğinde meydana gelir.
You pass out and your body gives you a well deserved break.
1:42Bayılırsınız ve vücudunuz size hak ettiğiniz bir mola verir.
your brain starts releasing serotonin and endorphins,
1:45beyniniz serotonin ve endorfin salgılamaya başlar,
Going into shock: tıbbi şok durumuna girmek
Bu cümlede go into shock, “tıbbi şok yaşamaya başlamak” anlamındadır. Tıbbi şok, vücudun organlarının yeterli kan akışı alamadığı tehlikeli bir fiziksel durumdur. Yalnızca “çok şaşırmak” anlamına gelmez. Going into shock, olayı adlandıran bir -ing yan cümlesidir ve bu yapının tamamı is quite common ifadesinin öznesidir. Daha genel olarak go into + durum, yeni bir durumun başlangıcını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle tıbbi bir durumun başlangıcını anlatır?
- After severe blood loss, the patient went into shock.
- The patient went into the office for an appointment.
- The patient was shocked by the unexpected bill.
Cevabı göster
After severe blood loss, the patient went into shock.
So if you've ever been unfortunate enough to see anyone lose a limb or limbs, Dilbilgisi
1:51Bu yüzden, eğer birinin uzvunu veya uzuvlarını kaybettiğini görecek kadar şanssızsanız,
Be unfortunate enough to do something: bir şeyi yaşama talihsizliğine uğramak
Bu cümlede be unfortunate enough to + fiil, bir şeyi yapma ya da yaşama talihsizliğine uğramak demektir. Enough, olumsuz olayın gerçekten gerçekleştiği noktaya gelindiğini belirtir; yetenek, hazırlık veya arzu edilen bir fırsat anlamı taşımaz. Bu kalıp, sarsıcı bir deneyimi dolaylı ve anlayışlı bir tonla anlatmayı sağlar. Özne, kötü talihin etkilediği kişidir; mastar ise hoş olmayan olayı belirtir.
Alıştırma
Burada “you've been unfortunate enough to see someone lose a limb” ne anlama geliyor?
- Bunu görmek için özellikle fırsat aradınız.
- Bunu görecek kadar yakın değildiniz.
- Bunu anlayacak kadar yetenekliydiniz.
- Buna tanık olma talihsizliğini yaşadınız.
Cevabı göster
Buna tanık olma talihsizliğini yaşadınız.
The brain has its own painkiller system when you are in dire need of it. Kalıp ifadeler
1:56Ciddi bir şekilde ihtiyacınız olduğunda, beynin kendine ait bir ağrı kesici sistemi vardır.
In dire need of: bir şeye son derece acil ihtiyaç duymak
In dire need of + isim, durum ciddi veya tehlikeli olduğu için bir şeye son derece acil ihtiyaç duymak demektir. Dire, need sözcüğünün şiddetini artırır; of sonrasındaki tamamlayıcı ise neye ihtiyaç duyulduğunu belirtir. Burada ifade, vücut bu rahatlamaya acilen ihtiyaç duyduğunda beynin ağrı kesici sisteminin önem kazandığını anlatır. Yönle ilgili değildir ve dire sıradan bir ihtiyaçtan çok daha güçlüdür.
Alıştırma
Bir hastanenin oksijen kaynağı neredeyse tükenmiş durumda. Hangi cümle ihtiyacın hem ciddi hem de acil olduğunu en iyi ifade eder?
- The hospital is in dire need of oxygen.
- The hospital has a dire need about oxygen.
- The hospital is in need of oxygen.
- The hospital is directing its need toward oxygen.
Cevabı göster
The hospital is in dire need of oxygen.
we do tend to agree on what are the worst kinds of pain. Dilbilgisi
2:01en kötü acı türlerinin neler olduğu konusunda hemfikir olma eğilimindeyiz.
do tend to agree on yapısında vurgu ve ihtiyat
Do bu olumlu cümlede vurgu işlevi görür: iddiayı güçlendirir ve “az önce belirtilen belirsizliğe rağmen bu kadarı gerçekten doğru” anlamını verebilir. Ardından yalın hâlde tend fiili gelir. Tend to, iddiayı temkinli tutar: uzlaşma genel bir eğilimdir, istisnasız bir kural değildir. Agree on, insanların ortak görüş taşıdığı konuyu belirtir. Birlikte kullanıldığında do tend to agree on, “gerçekten de genel olarak … konusunda hemfikir olma eğiliminde olmak” anlamına gelir ve vurguyla ihtiyatı birleştirir.
Alıştırma
Gerçek ama mutlak olmayan bir eğilimi vurgulayan beş sözcüklük kalıpla cümleyi tamamlayın: “Most reviewers ____ the main strengths of the plan.”
Cevabı göster
do tend to agree on
especially the specter of being engulfed in flames. Kalıp ifadeler
2:06özellikle de alevler içinde kalma korkusu.
engulfed in flames: ateşle tamamen çevrelenmiş
Engulfed in flames, engulf fiilinin edilgen biçimidir. Ateşin kişiyi veya nesneyi yutmuş gibi tamamen çevrelemesi ve kaplaması anlamına gelir. Bu cümlede yalnızca küçük bir bölgenin yanmasını değil, ateşin kurbanın tamamının çevresine yayılmasını anlatan canlı bir görüntü oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi “ateşle tamamen çevrelenmiş ve kaplanmış” anlamındaki kalıpla tamamlayın: “By the time firefighters arrived, the empty warehouse was ____.”
Cevabı göster
engulfed in flames
and perhaps some good news is that the worse the burn, Dilbilgisi
2:10ve belki de iyi haber şudur ki, yanık ne kadar kötüyse,
the lesser pain you might have due to damage to your nerve endings.
2:13sinir uçlarınıza verilen hasardan dolayı hissedebileceğiniz acı o kadar az olabilir.
the worse..., the less...: bağlantılı karşılaştırmalar ve pain önünde less
the + comparative..., the + comparative... kalıbı iki değişimi birbirine bağlar: biri değiştikçe diğeri de onunla birlikte değişir. Burada, daha ağır bir yanığın daha az ağrıyla birlikte görülebileceği anlamına gelir. Sayılamayan pain isminden önce standart İngilizcede lesser değil, less kullanılır. Doğal biçim the worse the burn, the less pain you might have şeklindedir. Lesser genellikle önem, konum veya derece bakımından daha düşük anlamına gelir ve pain önünde miktar belirten normal sözcük değildir.
Alıştırma
Standart bağlantılı karşılaştırma cümlesini tamamlayın: Because damaged nerves send fewer signals, the worse the injury, ____ pain a person may feel.
Cevabı göster
the less
So fourth degree burns that have basically barbecued you and sent you into shock
2:15Yani sizi adeta mangalda kızartan ve şoka sokan dördüncü derece yanıklar
may not be as painful as third or even second degree burns. Dilbilgisi
2:19üçüncü, hatta ikinci derece yanıklar kadar acı verici olmayabilir.
may not be as painful as: temkinli bir karşılaştırma
May not be as + adjective + as, belirsizliği bir karşılaştırmayla birleştirir. Not as painful as, öznenin ağrı bakımından karşılaştırma noktasının altında olduğunu belirtirken may bunun doğrulanmış bir gerçek değil, yalnızca bir olasılık olduğunu gösterir. Bu bağlamda konuşan kişi temkinli bir iddiada bulunur: yanık, ikinci veya üçüncü derece yanıklardan daha az ağrılı olabilir, ancak bu ifade sonucun kesinlikle böyle olacağını garanti etmez.
Alıştırma
Hangi cümle kesin bir iddia yerine temkinli ve belirsiz bir karşılaştırma yapar?
- The new treatment may not be as effective as the standard one.
- The new treatment is not as effective as the standard one.
- The new treatment is as effective as the standard one.
Cevabı göster
The new treatment may not be as effective as the standard one.
Most pain victims will tell you the worst part is the treatment.
2:22Çoğu acı kurbanı size en kötü kısmın tedavi olduğunu söyleyecektir.
One of the worst realizations is that the pain only gets worse when the fire is out,
2:24En kötü farkındalıklardan biri, ateş söndüğünde acının daha da kötüleşmesidir,
said one man on a Reddit thread discussing burns.
2:28dedi yanıkların tartışıldığı bir Reddit başlığında bir adam.
Another agreed, the really excruciating part is the treatment.
2:30Bir başkası da buna katıldı, asıl ıstırap verici kısım tedavidir.
the bullet ant delivers the worst of the worst. Deyimler
2:38mermi karıncası en kötüsünün de kötüsünü yaşatır.
the worst of the worst: güçlü biçimde vurgulanan uç nokta
the worst of the worst kalıbı yalnızca worst sözcüğünü tekrarlamaz. Bir şeyi, zaten çok kötü veya ağır kabul edilen bir grubun en uç noktasına yerleştirir. Burada kurşun karıncasının sokmasını, çok acı veren böcek sokmaları arasında en acı vereni olarak sunar. İfade oldukça vurgulu ve çoğu zaman retoriktir. Uç bir sıralama aktarır ancak tek başına bu sıralamanın kesin bir bilimsel gerçek olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle bir durumu, zaten korkunç olan bir grubun en uç üyesi olarak sunar?
- This storm was one of the worst.
- This storm was not the worst.
- This storm was the worst of the worst.
Cevabı göster
This storm was the worst of the worst.
put the bullet ant at the top: A’yı en üst sıraya koymak
put the bullet ant at the top ifadesinde put, bir şeyin sıralamada bir konuma gelmesini sağlamak; at the top ise en yüksek konum anlamına gelir. Yapı put + nesne + at the top şeklindedir ve liste veya ölçek bağlamdan anlaşılır. Bu ifade karıncayı fiziksel olarak bir yüzeyin üstüne taşımayı değil, sıralama veya öncelik verme eylemini anlatır. Put eyleminin öznesi, yüksek konumu atayan kişi, sistem, kanıt veya sonuç olabilir.
Alıştırma
Cümleyi put ... at the top kullanarak tamamlayın: Based on the final scores, the judges ____ Maya ____.
Cevabı göster
put · at the top
stating that being stung feels like fire walking over flaming charcoal with a 3-inch rusty nail in your heel. Anlatım akışı
2:45ve sokulmanın, topuğunuzda 7,5 santimlik paslı bir çivi varken yanan kömürler üzerinde yürümek gibi hissettirdiğini belirtti.
feels like ...: acıyı duyusal bir imgeye dönüştürmek
Burada feels like, kapsamlı bir duyusal karşılaştırma başlatır: ölçülmesi zor, içsel bir acıyı dinleyicinin hayal edebileceği somut bir sahneyle eşleştirir. like sonrasındaki sözler, giderek güçlenen tek bir imge oluşturur. Fire walking, sıcak korların üzerinde yürüme etkinliğidir; ateşin gerçekten yürüdüğü anlamına gelmez. Alevli kömür ve paslı çivi karşılaştırmayı daha da yoğunlaştırır. Bu nedenle ifade, gerçekten yaşanmış olayların anlatımı değil, etkileyici bir betimlemedir.
Alıştırma
Vurgulanan sözler cümlede ne yapıyor?
- Yoğun ve ölçülmesi zor bir acıyı canlı bir duyusal karşılaştırmaya dönüştürmek
- Sokmanın bilimsel nedenini adım adım açıklamak
- Kişinin topuğunda bir çiviyle gerçekten ateşin içinden yürüdüğünü bildirmek
Cevabı göster
Yoğun ve ölçülmesi zor bir acıyı canlı bir duyusal karşılaştırmaya dönüştürmek
A Brazilian tribal initiation asks tribe members to put their hand into a bullet ant glove.
2:50Brezilya'daki bir kabile inisiyasyon töreninde kabile üyelerinden ellerini mermi karıncalarıyla dolu bir eldivene sokmaları istenir.
See for yourself online how one gutsy Westerner deals with it, Kalıp ifadeler
2:55Cesur bir Batılının bununla nasıl başa çıktığını internette kendi gözlerinizle görün,
See for yourself: bir şeyi bizzat doğrulamak
Bu emir cümlesinde See for yourself, mevcut kanıtları bizzat incelemek veya bir şeyi doğrudan deneyimlemek ve ardından kendi kararını vermek anlamına gelir. for yourself, kişisel doğrulama fikrini ekler: yalnızca başkasının söylediklerine güvenmeyin. Burada online, kontrolün nerede yapılacağını belirtir. İfade, “yalnızca kendi yararın için gör” ya da “yalnızken gör” anlamına gelmez; yourself, iddiayı doğrulaması gereken kişiyi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “kanıtı bizzat kontrol etmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Don't just take my word for it—open the photos and ____.
Cevabı göster
see for yourself
What looks even worse is a cluster headache. Dilbilgisi
2:59Daha da kötü görünen ise küme tipi baş ağrısıdır.
What looks even worse is ... odak yapısı
Burada What doğrudan bir soru başlatmaz. What looks even worse, “daha da kötü görünen şey” anlamına gelen kaynaşık bir ilgi yan cümlesidir ve yan cümlenin tamamı is fiilinin öznesi olarak işlev görür. Bu what yan cümlesi + be kalıbı, temel tanımlama bilgisini be sonrasına erteler: a cluster headache. Konuşmacının önceki bir karşılaştırmaya bağlanmasını, odak oluşturmasını ve yeni sonucu cümlenin sonunda sunmasını sağlar.
Alıştırma
Cümledeki What looks even worse is yapısını en iyi hangi açıklama anlatır?
- Bu, küme baş ağrısının ne zaman başladığını açıklayan bir zaman yan cümlesidir.
- Bu, özne görevi gören ve ardından be gelen bir what yan cümlesidir; odaklanan yeni bilgi be sonrasında yer alır.
- Bu, dinleyenden daha kötü bir şeyi belirlemesini isteyen doğrudan bir sorudur.
Cevabı göster
Bu, özne görevi gören ve ardından be gelen bir what yan cümlesidir; odaklanan yeni bilgi be sonrasında yer alır.
Women who have experienced childbirth have said they are the worst pain imaginable.
3:01Doğum yapmış kadınlar bunun hayal edilebilecek en kötü acı olduğunu söylemişlerdir.
They happen on one side of the head and can last up to 3 hours.
3:04Başın tek bir tarafında meydana gelirler ve 3 saate kadar sürebilirler.
Many television shows have illustrated the absolute agony people can go through, Öbek fiiller
3:07Birçok televizyon programı, insanların yaşayabileceği bu mutlak ıstırabı,
Yaşamak veya katlanmak anlamındaki go through
Burada go through, özellikle acı verici veya zor bir şeyi “yaşamak ve ona katlanmak” anlamına gelir. Nesnesi the absolute agony ifadesidir: people can go through that agony; bir yerin içinden fiziksel olarak geçme anlamı yoktur. the absolute agony people can go through grubunda people can go through, nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürüldüğü bir ilgi yan cümlesidir: the agony (that) people can go through. Bu eksik bağlantıyı fark etmek, neyin yaşandığını belirlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “yaşamak ve katlanmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: After the flood, the family had to ____ months of uncertainty.
Cevabı göster
go through
filming sufferers screaming and rolling around on the floor.
3:11hastaların çığlıklar atıp yerde yuvarlanmasını filme alarak göstermiştir.
they only affect about one or two out of every 1,000 people, Dilbilgisi
3:15her 1000 kişiden sadece bir veya ikisini etkiliyor,
one or two out of every 1,000 people: her 1.000 kişiden bir veya ikisi
One or two out of every 1,000 people bir oran bildirir: 1.000 kişilik bir grupta yalnızca bir veya iki kişi etkilenir. Buradaki out of, bir toplamın içindeki kısmı gösterir; bir yerden ayrılmak veya bir şeyi tüketmek anlamına gelmez. About sayının yaklaşık olduğunu, one or two ise tek bir kesin sayı yerine küçük bir aralık verildiğini gösterir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp “sayı + out of every + toplam + çoğul grup adı”dır; örneğin 3 out of every 100 households.
Alıştırma
Hangi cümle, her 500 katılımcıdan yaklaşık ikisi oranını out of every ile doğru biçimde bildirir?
- About 500 out of every two participants reported this side effect.
- Exactly two out of every 500 participants reported this side effect.
- About two out of every 500 participants reported this side effect.
Cevabı göster
About two out of every 500 participants reported this side effect.
but the bad news is that they are thought to be incurable.
3:18ama kötü haber şu ki, tedavi edilemez olduğu düşünülüyor.
Victims won't die or even suffer anything other than the pain itself.
3:20Kurbanlar ölmez ya da acının kendisinden başka bir şey çekmezler.
a sufferer of these headaches said heroin, morphine,
3:25bu baş ağrılarından muzdarip biri, eroin, morfin
Writing on one treatment forum: cümle başındaki -ing öbeğinin öznesi
Writing on one treatment forum, cümlenin başında kullanılan bir şimdiki zaman ortacı (-ing) öbeğidir. Ana ifadeye arka plan ekler: kişi bu açıklamayı forumda yazarken yapmıştır. writing eyleminin örtük öznesi, hemen ardından gelen a sufferer of these headaches öznesi olmalıdır. Bu nedenle öbek forum sözcüğünü tanımlamaz. Walking home, Maya called her brother gibi başka durumlarda da kullanılabilen bir cümlede yürüyen kişi Maya'dır.
Alıştırma
Hangi cümlede ana cümlenin öznesi, baştaki -ing eylemini yapan kişiyle doğru biçimde aynıdır?
- Walking to school, Maya's backpack felt unusually heavy.
- Walking to school, the rain began.
- Walking to school, Maya saw a rainbow.
Cevabı göster
Walking to school, Maya saw a rainbow.
Some progress has been made using alternative and mostly illegal treatments
3:30Alternatif ve çoğunlukla yasadışı tedavilerle bir miktar ilerleme kaydedildi,
LSD's discoverer Albert Hofmann was actually looking for a way to treat headaches and migraines.
3:36LSD'yi bulan Albert Hofmann, aslında baş ağrısı ve migreni tedavi etmenin bir yolunu arıyordu.
Britain's National Health Service has done us all a favor Kalıp ifadeler
3:41İngiltere'nin Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) hepimize bir iyilik yaptı
hepimize bir iyilik yaptı
Do someone a favor, biri için yararlı bir şey yapmak demektir. Burada done, has sonrasında kullanılan do fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; us all ise yardımdan yararlanan kişileri, yani konuşanın grubundaki ya da izleyici kitlesindeki herkesi gösterir. Kalıp do + someone + a favor şeklindedir. Yardımı alan kişi do ile a favor arasına gelir. Bu nedenle done us all a favor, “hepimize yardım etti” demektir; “bizi kayırdı” demek değildir.
Alıştırma
Do someone a favor kalıbını kullanarak, do fiilini geçmiş zamana çevirip us all ifadesini ekleyerek cümleyi tamamlayın: The neighbors ____ by moving the fallen branch.
Cevabı göster
did us all a favor
and put together a list of what it says are the world's worst conditions in terms of pain. Notlar
3:44ve acı açısından dünyanın en kötü durumları olduğunu söylediği şeylerin bir listesini bir araya getirdi.
bir liste hazırlamak
Put together burada bilgileri toplayıp düzenleyerek tamamlanmış bir sonuç oluşturmak demektir. Nesnesi a list olduğunda, fiziksel nesneleri yalnızca yan yana koymak değil, “bir liste derlemek veya hazırlamak” anlamına gelir. Bu öbeksi fiil ayrılabilir: put together a list ve put a list together kullanımlarının ikisi de doğaldır. Zamir kullanıldığında onu ortaya yerleştirin: put it together; put together it demeyin.
Alıştırma
“Derledi” anlamına gelen dersteki öbeksi fiille cümleyi tamamlayın: From three interviews, Lena ____ a clear summary for the team.
Cevabı göster
put together
in terms of: değerlendirmeyi tek bir ölçütle sınırlamak
In terms of, bir yargı veya karşılaştırmada kullanılan ölçütü belirtir. Burada listedeki rahatsızlıklara dünyanın en kötüleri denmesi yalnızca ağrı ölçütüne dayanır. Bu ifade iddianın kapsamını daraltır: bu rahatsızlıkların ölüm oranı, tedavi zorluğu veya genel ciddiyet açısından da en kötü olduğunu söylemez. X is better/worse in terms of Y ifadesini, “Y ölçüt alındığında X daha iyi/daha kötü” şeklinde anlayın.
Alıştırma
Hangi cümle bir ürünün yalnızca pil ömrü ölçütüne göre daha iyi olduğunu açıkça söyler?
- The first phone is better in every important way.
- According to the battery test, the first phone is better.
- The first phone is better in terms of battery life.
Cevabı göster
The first phone is better in terms of battery life.
You might be surprised to hear that above cluster headaches or cancer, Anlatım akışı
3:48Küme tipi baş ağrılarının veya kanserin,
You might be surprised to hear that: beklenmedik bir gerçeğe hazırlık yapmak
Bu kalıp, sıradaki bilginin dinleyicinin beklentilerine ters düşebileceğini önceden bildirir. Gerçeği açıklamadan önce beklentiyle kısa bir karşıtlık oluşturarak mesajı düzenler. Buradaki might, konuşanın dinleyicinin tepkisi hakkındaki tahminini yumuşatır. Sonraki iddianın belirsiz olduğu anlamına gelmez; belirsiz olan, dinleyicinin şaşırıp şaşırmayacağıdır.
Alıştırma
Hangi başlangıç, gerçeğin kendisinin şüpheli olduğunu düşündürmeden dinleyicileri beklenmedik olabilecek doğru bir bilgiye en iyi şekilde hazırlar?
- You might be surprised to hear that the school garden produces food all winter.
- The school garden might produce food all winter, but nobody knows.
- You must be surprised to hear that the school garden produces food all winter.
Cevabı göster
You might be surprised to hear that the school garden produces food all winter.
Shingles occurs when the virus that caused the itchy nightmare of chickenpox reactivates,
3:54Zona, suçiçeği gibi kaşıntılı bir kabusa neden olan virüsün,
like a Hollywood horror movie sequel.
3:58sanki bir Hollywood korku filminin devamıymış gibi yeniden aktifleşmesiyle ortaya çıkar.
A more common painful condition is kidney stones.
4:02Daha yaygın olan acı verici bir durum böbrek taşlarıdır.
A Reddit thread asked people to state what the most painful thing they had ever experienced was Dilbilgisi
4:04Bir Reddit başlığında insanlara şimdiye kadar yaşadıkları en acı verici şeyin ne olduğu soruldu
what ... was yapısında dolaylı soru dizilişi
state fiilinden sonra gelen what ... was bölümü, state fiilinin nesnesi olarak görev yapan bir dolaylı soru yan cümlesidir. Soru doğrudan sorulmayıp başka bir cümlenin içine yerleştirildiği için düz cümle dizilişini kullanır: uzun özne the most painful thing they had ever experienced, was sözcüğünden önce gelir ve was yan cümlenin sonunda kalır. Bu isim öbeğindeki had ever experienced, past perfect yapısındadır. İnsanların geçmişte cevap verdiği andan önceki deneyimlere bakar; ever zaman aralığını o ana kadarki tüm yaşamlarına genişletir.
Alıştırma
Bu cümleyi doğru tamamlayan seçeneği seçin: The interviewer asked the athlete ____.
- what the biggest challenge she had ever faced was
- what was the biggest challenge she had ever faced
- what the biggest challenge had she ever faced was
Cevabı göster
what the biggest challenge she had ever faced was
The stones form when calcium and other substances in your urine build up. Öbek fiiller
4:10Taşlar, idrarınızdaki kalsiyum ve diğer maddeler biriktiğinde oluşur.
Zamanla birikme anlamında build up
Burada build up, zamanla birikmek anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Kalsiyum ve diğer maddeler zaman içinde daha yoğun hâle gelir veya toplanır; sonunda taş oluşmasına yetecek miktarda madde bulunur. Bu kullanım, maddelerin bilinçli olarak bir şey inşa ettiği anlamına gelmez. Özne, biriken maddeyi belirtir ve build up sonrasında doğrudan nesne gelmez. Bu kalıp kir, baskı, trafik, borç ve azar azar artan benzer şeyler için de doğal biçimde kullanılabilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, derste geçen ve zamanla birikmek anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Without regular cleaning, mineral deposits can ____ inside the pipe.
Cevabı göster
build up
it can cause intense pain as you try to pass them through the urinary tract.
4:16bunları idrar yolundan atmaya çalışırken şiddetli ağrıya neden olabilirler.
break up: fiziksel olarak daha küçük parçalara ayrılmak
Bu cümlede they, böbrek taşlarını ifade eder. Taşlar break up olursa daha küçük parçalara ayrılır. Buradaki öbek fiil geçişsizdir: değişime uğrayan taşlardır ve break up sonrasında doğrudan nesne yoktur. Anlamı özne ve bağlam belirler. break up ifadesinin öznesi taş gibi fiziksel bir nesne olduğunda, ifade bir ilişkinin veya grubun sona ermesini değil fiziksel parçalanmayı anlatabilir.
Alıştırma
“The tablet may break up in water,” cümlesinde “break up” ne anlama gelir?
- daha küçük parçalara ayrılmak
- araya girerek bir kavgayı durdurmak
- romantik bir ilişkiyi bitirmek
Cevabı göster
daha küçük parçalara ayrılmak
it can be blasted into smaller pieces using shockwave therapy.
4:20şok dalgası tedavisi kullanılarak daha küçük parçalara ayrılabilirler.
You might be too fit or young for kidney stones,
4:26Böbrek taşı için çok formda veya genç olabilirsiniz,
We've all seen sportsmen with flapping limbs looking more stunned than in pain. Dilbilgisi
4:30Hepimiz uzuvları sallanan ve acıdan çok sersemlemiş görünen sporcular görmüşüzdür.
more X than Y: görünürdeki iki durumu karşılaştırmak
More X than Y, X’in Y’den daha güçlü, daha belirgin veya daha doğru bir betimleme olduğunu söyler. Burada sporcular acı çekiyor görünmekten daha çok şaşkın görünür; bu, hiç acı hissetmedikleri anlamına gelmez. X ve Y aynı öznenin anlam bakımından karşılaştırılabilir betimlemeleri olmalıdır, ancak dil bilgisel biçimlerinin aynı olması gerekmez. Stunned bir sıfattır, in pain ise bir edat öbeğidir; looking sporcuları iki betimlemeye de bağlar.
Alıştırma
Cümleyi more X than Y karşılaştırmasını oluşturan iki sözcükle tamamlayın: She looked ____ confused ____ angry.
Cevabı göster
more · than
A broken fibula might only hurt for a few days,
4:35Kırık bir fibula (baldır kemiği) sadece birkaç gün ağrıyabilir,
but a broken rib could cause weeks of nagging pain and sleepless nights. Kalıp ifadeler
4:38ancak kırık bir kaburga haftalarca süren rahatsız edici ağrılara ve uykusuz gecelere neden olabilir.
Nagging pain: dinmeyen ve rahatsız eden ağrı
Bu cümlede nagging pain, bir süre boyunca devam eden veya tekrar tekrar ortaya çıkarak kişiyi rahatsız eden ağrı anlamına gelir. Nagging, rahatsızlığın kalıcı ve görmezden gelinmesi zor niteliğini anlatır; ağrının mutlaka aşırı şiddetli olduğunu belirtmez. Sıfat, bir şeyin insanı sürekli rahatsız etmesi fikrinden gelir. Burada pain sözcüğünü niteler; bir kişinin tekrar tekrar söylenmesi veya eleştirmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Birini birkaç hafta boyunca rahatsız etmeyi sürdüren düşük düzeyli ağrıyı en iyi hangi ifade anlatır?
- a brief pain
- nagging pain
- a sharp pain
Cevabı göster
nagging pain
According to American football players and forums detailing the pain of broken bones,
4:41Amerikan futbolu oyuncularına ve kemik kırıklarının acısını detaylandıran forumlara göre,
the second worst break you can have is a ruptured Achilles. Kelime
4:45yaşayabileceğiniz en kötü ikinci kırık aşil tendonunun kopmasıdır.
Ruptured Achilles: Aşil tendonu kopmasının kısa ifadesi
Spor ve tıp bağlamlarında a ruptured Achilles, a ruptured Achilles tendon ifadesinin kısa hâlidir: baldır kaslarını topuk kemiğine bağlayan güçlü tendon yırtılmıştır. Burada Achilles bir kişiyi değil tendonu adlandırır ve söylenmeyen tendon sözcüğü bağlamdan anlaşılır. Ruptured, yırtılmış yumuşak doku için kullanılır. Kemik kırığını anlatmaz; bu nedenle altyazıdaki break teknik tanıyı değil, genel olarak ciddi bir sakatlığı ifade eder.
Alıştırma
Bir spor sakatlığı haberinde a ruptured Achilles ne anlama gelir?
- Aşil tendonunun ciddi biçimde yırtılması
- Topuk kemiğinin kırılması
- Achilles adlı bir kişinin yaralanması
Cevabı göster
Aşil tendonunun ciddi biçimde yırtılması
Former Oakland football star Ronald Curry described the pain as instantly excruciating
4:47Eski Oakland futbol yıldızı Ronald Curry bu acıyı anında ıstırap verici olarak tanımladı
Stubbing your toe on a rusty nail could also be disastrous. Kalıp ifadeler
4:58Ayak parmağınızı paslı bir çiviye çarpmak da felaket olabilir.
Stubbing your toe: ayak parmağını kazara ve acı verecek şekilde çarpmak
To stub your toe, ayak parmağının önünü veya ucunu genellikle kazara sert bir nesneye aniden çarpmak demektir. Bu ifade hafifçe dokunmayı değil, keskin ve acı veren bir çarpışmayı düşündürür. Burada stubbing bir ulaç grubunun merkezidir; grubun tamamı could also be disastrous ifadesinin öznesi, your toe ise stubbing fiilinin nesnesidir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp stub + iyelik belirleyicisi + toe şeklindedir ve ardından çoğunlukla on veya against + çarpılan nesne gelir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi ayak parmağını kazara çarpmak için kullanılan olağan ifadeyle tamamlayın. stub fiilini geçmiş zamanda kullanın: I ____ on the bed frame in the dark.
Cevabı göster
stubbed my toe
There's a good reason we keep our tetanus vaccinations up to date. Kalıp ifadeler
5:00Tetanos aşılarımızı güncel tutmamızın iyi bir nedeni var.
Keep our tetanus vaccinations up to date: tetanoz aşılarımızı güncel tutmak
Keep our tetanus vaccinations up to date, şu anda önerilen dozları almış ve en son programa uygun durumda olmak için aşı durumumuzu sürekli yönetmek demektir. Up to date sözü kelimesi kelimesine bugünden önce anlamına gelmez; ilgili bilgi veya gerekliliklere göre güncel olmayı ifade eder. Kalıp keep + nesne + sıfat tamamlayıcısı şeklindedir: keep [our tetanus vaccinations] [up to date]. Güncelliği zaman içinde korunan bir durum olarak sunar; bu yüzden aynı yapı kayıtlar, yazılımlar, lisanslar ve yeterliliklerle de doğal biçimde kullanılır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi keep + zamir + up to date yapısıyla tamamlayın: Our clinic reviews the patient records every month to ____.
Cevabı göster
keep them up to date
The CDC reports that hardly anyone dies of tetanus due to the shots we have, Dilbilgisi
5:03CDC, sahip olduğumuz aşılar sayesinde neredeyse hiç kimsenin tetanostan ölmediğini,
hardly anyone: son derece az sayıda insan
Hardly anyone, “neredeyse hiç kimse” demektir: insan sayısı son derece azdır, ancak tam olarak sıfır olmak zorunda değildir. Hardly ifadeye zaten olumsuz bir anlam katar. Hardly, hard ile bağlantılı görünse de burada “büyük çabayla” anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, aşılama sayesinde tetanosa bağlı ölümlerin artık çok nadir olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “neredeyse hiç kimse” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ at the picnic knew first aid.
Cevabı göster
Hardly anyone
but sporadic cases do happen from time to time.
5:07ancak zaman zaman sporadik vakaların görüldüğünü bildiriyor.
and then soon your whole body is suffering from spasms and locking up. Öbek fiiller
5:10ve ardından çok geçmeden tüm vücudunuz spazmlar geçirir ve kilitlenir.
locking up: sertleşmek veya hareket edememek
Burada locking up, sertleşip normal şekilde hareket edemez hâle gelmek demektir. Değişimi yaşayan vücudun kendisidir; bu nedenle lock up bu kullanımda geçişsizdir. İfade, hareketi veya çalışması engellenen bir vücut bölümünü, makineyi ya da bilgisayar sistemini anlatabilir. Bu cümlede hapsetmek veya bir şeyi anahtarla kilitlemek anlamına gelmez.
Alıştırma
“My knee locked up during the run,” İngilizce cümlesinde locked up ne anlama gelir?
- Birisi onu anahtarla kilitledi.
- Sertleşti ve normal şekilde hareket edemedi.
- Birisi onu hapishaneye koydu.
Cevabı göster
Sertleşti ve normal şekilde hareket edemedi.
hundreds of cases happen each year around the world.
5:15dünya çapında her yıl yüzlerce vaka meydana gelmektedir.
tetanus will kill between 10 and 20% of its victims.
5:18tetanos kurbanlarının yüzde 10 ila 20'sini öldürür.
If not treated early: kısaltılmış edilgen if cümleciği
“If not treated early”, edilgen bir koşul cümleciğinin kısaltılmış hâlidir. Buradaki tam biçimi “if tetanus is not treated early” şeklindedir: “tetanus” öznesi ile “be” fiilinin “is” biçimi atılırken “treated” edilgen anlamını korur. Bu yapıda if + geçmiş zaman ortacı, ana cümledeki sonucun hangi koşulda geçerli olduğunu belirtir. Eyleme kimin veya neyin maruz kaldığını yorumlamadan önce atılan özneyi ana cümleden tamamlayın.
Alıştırma
Uyarıyı “if the battery is not installed correctly” ifadesinin kısaltılmış edilgen biçimiyle tamamlayın: “If ____, the battery may overheat.”
Cevabı göster
not installed correctly
And what doesn't kill you might not necessarily make you stronger. Deyimler
5:21Ve sizi öldürmeyen şey illa ki sizi daha güçlü yapmayabilir.
What doesn't kill you might not necessarily make you stronger: bilinen bir sözü sorgulamak
Bu cümle, zorluklardan sağ çıkmanın insanı güçlendirdiğini öne süren tanınmış “What doesn’t kill you makes you stronger” sözünü bilinçli olarak değiştirir. Başlangıcın korunması dinleyicinin atasözünün devamını beklemesine yol açar; ancak “might not necessarily” bu beklenen sonu keserek sözün iyimserliğini sorgular. “Might” olasılık belirtir; “not necessarily” ise “her durumda değil” veya “otomatik olarak değil” anlamına gelir. Konuşmacı, sağ kalmanın bir insanı asla güçlendiremeyeceğini söylemez; yalnızca sağ kalmanın bu sonucu garanti etmediğini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede “might not necessarily make you stronger” ne anlama gelir?
- Zorluklardan sağ çıkmak insanı her zaman daha güçlü yapar.
- Zorluklardan sağ çıkmak insanı otomatik olarak daha güçlü yapmaz.
- Zorluklardan sağ çıkmak insanı hiçbir zaman daha güçlü yapamaz.
Cevabı göster
Zorluklardan sağ çıkmak insanı otomatik olarak daha güçlü yapmaz.
Many people on pain forums state that tooth abscesses are the worst,
5:24Ağrı forumlarındaki pek çok kişi diş apselerinin en kötüsü olduğunu belirtiyor,
although one condition apparently tops it. Kelime
5:27her ne kadar bir rahatsızlık görünüşte bunun da önüne geçse de.
tops it: “aşmak” anlamında fiil olarak top
Buradaki tops, “aşar” veya “daha üst sırada yer alır” anlamına gelen bir fiildir. it zamiri daha önce bahsedilen diş apsesine gönderme yapar; dolayısıyla bir rahatsızlığın daha da ağrılı olduğu belirtilir. X tops Y; sıralamaları, puanları, miktarları veya şiddeti kısa biçimde karşılaştırır. Y'nin üzerine kapak ya da üst katman koymak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “aşmak” anlamındaki top fiilinin doğru üçüncü tekil şahıs biçimiyle tamamlayın: In the latest survey, reliability ____ price as buyers' main concern.
Cevabı göster
tops
a disease that affects around one in every 15 to 20,000 people
5:3115.000 ila 20.000 kişiden yaklaşık birini etkileyen bir hastalıktır
and has been dubbed the suicide disease as that's what it will make you want to do. Kelime
5:34ve bunu yapmak istemenize neden olacağı için intihar hastalığı olarak adlandırılmıştır.
has been dubbed the suicide disease: dub + etiket
Burada has been dubbed, “bu ad veya lakap verilmiştir” anlamına gelir. Edilgen kalıp subject + be dubbed + label şeklindedir: Rahatsızlık başka bir şeyi adlandırmaz, etiketi alan taraf olur. Bu etiket, ağrının şiddetini ve onunla ilişkili intihar riskini aktarır. Duygusal açıdan yüklüdür ve tarafsız bir tıbbi tanı değildir. Ayrıca dub burada bir filmin konuşmalarını başka bir dille değiştirmekle ilgili değildir.
Alıştırma
Cümleyi dub fiilinin edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın: Over the years, the island ____ the Grey Isle by local sailors.
Cevabı göster
has been dubbed
People have said it's like lightning striking you in the face, Deyimler
5:37İnsanlar bunu yüzünüze yıldırım düşmesi gibi olduğunu söylemişlerdir,
it's like lightning striking you in the face: canlı bir benzetme
It's like bir benzetme başlatır: konuşan kişi acıyı yüze yıldırım çarpmasına benzetir. Ortak özellikler ani bir darbe, keskinlik ve aşırı şiddettir. Bu görüntü mecazidir. Acının nasıl hissedildiğini anlatır; gerçekten yıldırım çarptığını söylemez ve tıbbi mekanizmayı açıklamaz.
Alıştırma
Yeni cümleyi dersteki iki sözcüklü benzetme kalıbıyla tamamlayın: The pain hits without warning; ____ lightning striking my hand.
Cevabı göster
it's like
describing the shock attacks when the skull's largest nerve is distressed.
5:40kafatasındaki en büyük sinir zarar gördüğündeki şok ataklarını böyle tarif ediyorlar.
A 63-year-old woman from Wales said in an interview,
5:43Galler'den 63 yaşındaki bir kadın bir röportajda,
known to man: known to humanity için geleneksel ifade
Known to man, “insanlığın bildiği” veya “insan bilgisinin sınırları içinde olan” anlamına gelir. Burada pain sözcüğünden sonra gelir ve onu insanların bildiği ya da deneyimlediği bir acı olarak tanımlar. Bu geleneksel ifadede man genel anlamda insanlığı belirtir ve belirli bir erkeği kastetmez. the worst ile birlikte kullanıldığında nesnel bir sıralamayı kanıtlamak yerine güçlü ve çoğu zaman abartılı bir yargı oluşturur.
Alıştırma
Modern bir halk sağlığı raporunda kapsayıcı ve tarafsız bir anlatım isteniyor. Bu amaca en uygun son ifade hangisidir? Migraine is one of the oldest conditions...
- known to humanity.
- known to man.
- known to one man.
Cevabı göster
known to humanity.
stating that neither treatment nor pain drugs have done anything to help her with this lifelong disease. Dilbilgisi
5:47ne tedavinin ne de ağrı kesici ilaçların bu ömür boyu süren hastalıkta ona yardımcı olmak için hiçbir şey yapmadığını belirtti.
neither treatment nor pain drugs: neither A nor B yapısı
Neither A nor B iki alternatifi birbirine bağlar ve ikisini de olumsuzlar. Burada bu ifade, tedavinin de ağrı kesicilerin de ona yardımcı olmadığını anlatır. neither treatment nor pain drugs ifadesinin tamamı have done fiil grubunun birleşik öznesidir. Bu ikili yapıda özenli kullanımda fiil genellikle kendisine daha yakın olan özneyle uyum gösterir; pain drugs çoğul olduğu için have doğaldır.
Alıştırma
İkili olumsuz yapıyı tamamlayın: ____ the printer ____ the scanner is working.
Cevabı göster
Neither · nor
adding it's only later that I realized that it was me that was screaming out in pain. Dilbilgisi
5:54ve acı içinde çığlık atanın kendim olduğunu ancak sonradan anladığımı ekledi.
It's only later that I realized: kesadaran yang terlambat sebagai fokus
it is only later that ... kalıbı bir it-cleft, yani it ile kurulan yarık cümledir ve only later zaman ifadesini odağa yerleştirir. Bu cümlede kişi, acı veren olay sırasında değil, olaydan sonra bunun farkına varmıştır. Only sözcüğü realized fiilini değil, later sözcüğünü sınırlar. Başka bağlamlara aktarılabilecek anlamı “ancak daha sonraki bir noktada fark ettim”dir ve gecikmiş bir farkındalığı anlatıda bir keşif anı gibi sunmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Farkına varmanın daha sonra gerçekleştiğini en açık biçimde hangi cümle vurgular?
- It was only later that I realized the key was missing.
- I later realized that only the key was missing.
- Only I realized later that the key was missing.
Cevabı göster
It was only later that I realized the key was missing.
It was me that was screaming: kimliği öne çıkaran it-cleft vurgulama yapısı
Bu, it + be + odaklanan öge + that yan cümlesi yapısında bir it-cleft vurgulama yapısıdır. Odaklanan öge me’dir; that yan cümlesi de o kişiyle bağlantılı eylemi verir. Buradaki it yapısal bir yer tutucudur ve belirli bir nesneye gönderme yapmaz. Düz ifade I was screaming olur. Vurgulama yapısı bilginin odağını değiştirir: kişinin kimliğiyle ilgili yanlış anlamayı düzeltir ve çığlık atan kişinin başkası değil, konuşanın kendisi olduğunu vurgular.
Alıştırma
Herkes kapıyı Nina’nın açtığını düşünüyor. Kapıyı açan kişinin konuşan kişi olduğunu doğru biçimde belirten cümle hangisidir?
- It was me that opened the gate.
- It was Nina that opened the gate.
- It was me that closed the gate.
Cevabı göster
It was me that opened the gate.
The Trigeminal Neuralgia Association in the UK called it the most painful condition in the world.
5:58İngiltere'deki Trigeminal Nevralji Derneği bunu dünyadaki en acı verici rahatsızlık olarak nitelendirdi.
the Daily Mail reported that 27% of sufferers kill themselves.
6:03Daily Mail hastaların %27'sinin intihar ettiğini bildirdi.
While a few of the pains above are said to be worse than childbirth,
6:06Yukarıdaki acıların bazılarının doğumdan daha kötü olduğu söylense de,
it comes very high on the pain scale. Kalıp ifadeler
6:09doğum acı ölçeğinde çok yüksek bir yere sahiptir.
Comes very high on the pain scale: come ile yüksek sıra belirtmek
Come high on a scale/list yapısında come, bir yere doğru hareket etmek değil, “bir konuma yerleşmek” veya “sıralanmak” anlamına gelir. High, ölçüm çerçevesinin üst kısmına yakın bir konumu anlatır. Burada ölçüt pain scale olduğu için comes very high, “son derece acı verici olarak değerlendirilir” anlamındadır. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + come(s) + high/low + on + scale/list biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi, come ve very kullanan ve “üst sıralarda yer alır” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Safety ____ our list of priorities.
Cevabı göster
comes very high on
a 49-year-old woman said the final push is not the worst part. Kelime
6:1449 yaşındaki bir kadın son ıkınmanın en kötü kısmı olmadığını söyledi.
doğum bağlamında the final push
Doğum bağlamında the final push, bebeğin dünyaya gelmesinden hemen önceki son etkin ıkınma aşamasını ifade eder. Burada push bir isimdir: bir nesneyi hareket ettirmeyi değil, doğum yapan kişinin fiziksel ıkınma çabasını anlatır. Aynı ifade, herhangi bir hedefe ulaşmadan önceki son yoğun çaba anlamında da kullanılabilir. Bu nedenle bu cümledeki doğum bağlamı gerçek anlamı belirler.
Alıştırma
Bir doğum öyküsünde the final push en doğal olarak neyi ifade eder?
- Bebek doğmadan önceki son etkin ıkınma aşaması
- Birinin anneyi fiziksel olarak hareket ettirmesi
- Etkin bir çaba içermeyen son rahim kasılması
Cevabı göster
Bebek doğmadan önceki son etkin ıkınma aşaması
is like something squeezing the crap out of your guts on a timer for what seems like eternity Notlar
6:18sanki bir şeyin içinizdeki pisliği bir zamanlayıcıya bağlı olarak sonsuzluk gibi görünen bir süre boyunca sıkıp çıkarması gibi olduğunu,
squeezing the crap out of your guts içinde güçlendirici olarak the crap out of
squeezing the crap out of your guts ifadesinde fiil + the crap out of + nesne kalıbı fiili güçlendirir: bir şeyi son derece sert veya şiddetli biçimde sıkmak anlamına gelir. Vücuttan gerçekten dışkı çıktığını anlatmaz. Burada guts, iç organlar veya karın bölgesi için kullanılan gündelik bir sözcüktür. İfadenin bütünü, kasılmaların ezici baskısını ve ağrısını abartılı bir görüntüyle anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede squeezing the crap out of your guts ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Kaba bir abartıyla bir şeyin vücudun içini son derece sert sıktığını anlatır
- Gerçek anlamda vücuttan dışkı çıkarıldığını söyler
- Midenin dış kısmına hafif bir baskı uygulandığını anlatır
Cevabı göster
Kaba bir abartıyla bir şeyin vücudun içini son derece sert sıktığını anlatır
for what seems like eternity: öznel olarak sonsuzmuş gibi gelen süre
for what seems like eternity ifadesinde what seems like, sürenin nesnel bir ölçüm değil, konuşanın algısı olduğunu gösterir. Eternity bilinçli bir abartıdır: deneyim gerçekte sonsuz olmasa da hiç bitmeyecekmiş gibi gelir. Bekleme, ağrı ya da baskı zamanı olağandışı derecede yavaş hissettirdiğinde for what seems/seemed like + süre bildiren ifade kalıbını kullanın. Şimdiki bakış açısı için seems, geçmiş bakış açısı için seemed seçilir.
Alıştırma
Hangi ifade uzun bir bekleyişin gerçek ya da kesin bir süre değil, öznel bir his olduğunu açıkça gösterir?
- for eternity
- for what seems like eternity
- for exactly thirty minutes
Cevabı göster
for what seems like eternity
until you're delirious with exhaustion. Kalıp ifadeler
6:23ta ki yorgunluktan sayıklayana kadar devam ettiğini belirtti.
delirious with exhaustion: aşırı yorgunluğun neden olduğu bilinç bulanıklığı
Delirious with exhaustion, kişinin kafası karışacak, yön duygusunu yitirecek ya da net düşünemeyecek kadar aşırı yorgun olması demektir. Delirious durumu, with exhaustion ise bu durumun nedenini belirtir. Bu ifade very tired ifadesinden çok daha güçlüdür. Bu cümlede heyecandan kendinden geçme anlamındaki gündelik delirious kullanımını değil, yorgunluk nedeniyle bilincin ve farkındalığın bozulmasını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “aşırı yorgunluk nedeniyle zihni karışmış” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: After being awake for nearly two days, Maya was ____.
Cevabı göster
delirious with exhaustion
Others have described it as similar to pooping a watermelon or bowling ball.
6:25Diğerleri bunu karpuz veya bovling topu sıçmaya benzetmiştir.
it's probably the most common and natural of intense pains.
6:29bunun muhtemelen şiddetli acıların en yaygın ve doğal olanı olmasıdır.
Also, be sure to check out our other video called Surprisingly High Paying Jobs.
6:35Ayrıca, Şaşırtıcı Derecede Yüksek Ücretli İşler adlı diğer videomuza da göz atmayı unutmayın.
Thanks for watching and as always, don't forget to like, share, and subscribe.
6:38İzlediğiniz için teşekkürler ve her zaman olduğu gibi beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.