Güzel / Yakışıklı İnsanlar Pislik midir?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
554 kelime 198 kel/dk

Video tanıtımı: Flört ve yiyecek grafikleri, göz ardı edilen seçeneklerin yanlılık yarattığını gösterir: çekici insanlar daha kaba, sağlıklı yiyecekler daha tatsız görünebilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. pool of potential mates — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: pool seçenekler kümesini, mates olası romantik eşleri anlatır; ifadeyi düz okumayın. 2. why it seems that — Dilbilgisi ve Cümle Kalıpları: wonder sonrasındaki dolaylı why yan tümcesinde düz cümle dizilişini koruyup izlenimi olgudan ayırın. 3. pay attention to — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: dikkate alınanı belirtmek için bu fiil-edat birleşimini kullanın; göz ardı edilen seçenekleri de anlayın.

Bu derste

While browsing the latest dating app,

0:00

En yeni flört uygulamasında gezinirken,

have you ever stopped and wondered why are so many of the good-looking people jerks? Anlatım akışı

0:01

hiç durup da neden bu kadar çok çekici insanın tam bir pislik olduğunu merak ettiniz mi?

Anlatım akışı

Have you ever stopped and wondered ...? ile düşündüren bir giriş

Have you ever stopped and wondered ...? dinleyicinin ilgisini çekmek için kullanılan retorik bir sorudur. Present perfect yapısındaki Have you ever, dinleyicileri bugüne kadarki deneyimlerini düşünmeye çağırır. Burada stop zihinsel olarak bir an durmak anlamındadır; wondered ise ardından gelen soruyu tanıtır. stopped and wondered birlikte bilinçli ve dikkatli bir düşünme hissi verir. Merak etme eyleminin sona erdiğini anlatmaz. Bu giriş, konuşmacı ile dinleyici arasında ortak bir merak oluşturur ve gelecek açıklamaya zemin hazırlar. Ardından sıkça why, how veya whether gelir.

Alıştırma

Soruyu dersteki altı sözcüklük düşündürücü girişle tamamlayın: ____ why some leaves change color in autumn?

Cevabı göster

Have you ever stopped and wondered

Well, it turns out there's a simple explanation for this phenomenon. Kalıp ifadeler

0:06

Aslında bu olgunun basit bir açıklaması var.

Kalıp ifadeler

It turns out (that) ... ile sonradan anlaşılan sonucu belirtmek

It turns out, bir şeyi kontrol ettikten, gözlemledikten veya olayların nasıl geliştiğini gördükten sonra öğrenilen bilgiyi tanıtır. Burada, olgunun bir açıklaması olduğunu ve konuşmacının şimdi bu açıklamayı sunacağını belirtir. Boş özne it belirli bir nesneye gönderme yapmaz. Kullanışlı kalıp It turns out (that) + cümlecik biçimindedir; konuşmada that atılabilir. İfade genellikle hafif bir keşif hissi veya beklenenden farklı bir sonuç taşır.

Alıştırma

Hangi cümle bilgiyi yalnızca bir izlenim olarak değil, keşfedilmiş ve kesinleşmiş bir sonuç olarak sunuyor?

  1. The cheaper route might be faster.
  2. It turns out that the cheaper route is faster.
  3. It seems that the cheaper route is faster.
Cevabı göster

It turns out that the cheaper route is faster.

If we make a little graph of niceness versus good looks, Anlatım akışı

0:10

İyi kalplilik ile çekiciliği karşılaştıran küçük bir grafik çizersek,

Anlatım akışı

niceness versus good looks: grafiğin iki boyutunu adlandırma

Grafikteki niceness versus good looks ifadesinde versus, iki niteliği karşılaştırılacak değişkenler olarak sunar. Dinleyiciye grafiğin ikisini ayrı ayrı ele almak yerine birinin diğeriyle nasıl ilişkili olduğunu inceleyeceğini gösterir. Grafik başlıklarında ve sunumlarda X versus Y, iki ölçüt ya da seçenek arasındaki karşılaştırmayı gösterebilir. Burada kavga ya da düşmanca karşıtlık anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi grafik başlığı iki değişkeni açıkça karşılaştırma olarak sunar?

  1. Energy use caused by room temperature
  2. Energy use and room temperature
  3. Energy use versus room temperature
Cevabı göster

Energy use versus room temperature

we can start to get an answer.

0:13

cevabı bulmaya başlayabiliriz.

First, we have to assume that people are equally spread across this chart,

0:15

Öncelikle insanların bu grafiğe eşit şekilde dağıldığını varsaymalıyız;

meaning some people are mean and ugly,

0:19

yani bazıları kötü ve çirkindir,

some people are ugly and nice,

0:21

bazıları çirkin ve iyi kalplidir,

some are good-looking and mean,

0:23

bazıları çekici ve kötüdür,

and some are good-looking and nice.

0:25

bazılarıysa çekici ve iyi kalplidir.

Of course, this is based on your subjective taste and what you find beautiful and nice. Notlar

0:28

Elbette bunların hepsi, kişisel zevkinize ve kimleri güzel ve iyi kalpli bulduğunuza bağlıdır.

Kalıp ifadeler

is based on: bir değerlendirmenin dayanağını belirtme

Is based on, base A on B yapısının edilgen biçimidir. Öznenin dayanağını, başlangıç noktasını veya kanıtını on sözcüğünden sonra gelen bölümden aldığını belirtir. Burada değerlendirme, izleyicinin kendi zevkine ve neyi güzel ve hoş bulduğuna bağlıdır. Dayanağı belirtmek için be based on ifadesini bir isim öbeği, zamir, -ing biçimi veya isim görevi gören bir cümlecikten önce kullanın: The plan is based on data. The choice is based on what we learned. On, bu ifadenin bir parçasıdır ve korunmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz üç sözcüklük hedef ifadeyle, geniş zamanda tamamlayın: The report ____ the latest survey results.

Cevabı göster

is based on

Dilbilgisi

İsim görevli bir yan cümle olarak what you find beautiful and nice

Bu cümlede what you find beautiful and nice, “güzel ve hoş bulduğun şeyler” anlamına gelir. What, “the things” anlamını that sözcüğünün bağlayıcı göreviyle birleştirir. Bu nedenle yan cümlenin tamamı isim gibi çalışır ve based on sonrasında your subjective taste ile eş görevli olur. Yan cümlenin içinde you öznedir; find, “olarak görmek” veya “değerlendirmek” anlamına gelir; what ise değerlendirilen nesnedir. Beautiful ve nice, what sözcüğünü betimleyen nesne tamamlayıcılarıdır. Bu bir doğrudan soru değildir, bu yüzden what do you find değil, what you find biçimindeki bildirme cümlesi dizilişini kullanır.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak what + you + find + peaceful and beautiful yapısını kullanarak tamamlayın: Your ideal garden should reflect ____.

Cevabı göster

what you find peaceful and beautiful

Now, if you think about it,

0:33

Şimdi bir düşünürseniz,

you probably have zero interest in people who you find mean and ugly, Kalıp ifadeler

0:34

muhtemelen kötü ve çirkin bulduğunuz insanlarla hiç ilgilenmezsiniz,

Kalıp ifadeler

have zero interest in: hiç ilgi duymamak

Have zero interest in, “birine ya da bir şeye hiç ilgi duymamak” demektir. Burada, kişinin tarif edilen insanları olası partnerler olarak düşünmeyeceğini belirtir. Have little interest in demekten daha güçlü ve kesindir. Yapı have/has zero interest in + isim, zamir veya -ing biçimidir: have zero interest in politics, in them ya da in joining. Interest bu kalıpta in edatını alır. Merak, dikkat veya katılma isteğinin bulunmadığını anlatır; mutlaka aktif bir hoşnutsuzluk bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi have zero interest in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya does not want to join the chess club at all. She ____ competitive chess.

Cevabı göster

has zero interest in

meaning your pool of potential mates gets a bit smaller. Kelime

0:38

bu da potansiyel partner havuzunuzu biraz küçültür.

Kelime

pool of potential mates: flört seçeneklerini anlatan mecazi bir grup

Burada pool, yüzme havuzu değil, değerlendirilebilecek kişilerin tamamından oluşan gruptur. Bu ifade, olası partnerleri içinden seçim yapılabilecek bir grup olarak ele alır. Potential mates, gelecekte romantik partner olabilecek kişilerdir. Bu kişiler mutlaka arkadaş, mevcut partner veya eş değildir. Dolayısıyla a smaller pool of potential mates, olası flört seçenekleri olarak daha az kişinin kaldığı anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede pool of potential mates ne anlama geliyor?

  1. Çiftlerin yüzmeye gittiği gerçek bir yer
  2. Romantik partner olabilecek kişilerden oluşan bir grup
  3. Zaten evli olan kişilerin listesi
  4. Birbirini zaten tanıyan yakın arkadaşlardan oluşan bir grup
Cevabı göster

Romantik partner olabilecek kişilerden oluşan bir grup

And truthfully, you probably prefer a certain combination of niceness and good looks.

0:42

Doğrusu, muhtemelen iyi kalplilik ve çekiciliğin belli bir bileşimini tercih edersiniz.

Ultimately, we're left with a triangle of people you find acceptable and give attention to in the first place. Kalıp ifadeler

0:47

Sonuçta elimizde, daha en başta kabul edilebilir bulup ilgi gösterdiğiniz insanlardan oluşan bir üçgen kalır.

Kalıp ifadeler

we're left with: geriye kalan sonuç

Be left with + isim, bir süreç diğer olasılıkları kaldırdıktan, değiştirdikten veya kullandıktan sonra geriye ne kaldığını belirtir. we're left with a triangle ifadesinde triangle, eleme sürecinin nihai sonucudur; başka birinin bakmamız için bize bıraktığı bir şey değildir. Bu yapı bir sonucu özetlemek için kullanışlıdır: önceki adımlardan sonra hâlâ kalan veya artık ilgilenmemiz gereken şeyi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi be left with yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After removing the duplicate entries, we ____ only three valid records.

Cevabı göster

were left with

But now, 100% of the people left in your pool who aren't that attractive to you are nice. Dilbilgisi

0:52

Ancak artık havuzunuzda kalan ve size o kadar da çekici gelmeyen insanların %100'ü iyi kalplidir.

Dilbilgisi

aren't that attractive to you: not that + sıfat

Olumsuz aren't that attractive to you ifadesinde that, attractive sıfatını niteleyen bir derece zarfıdır. “O derece” veya “bağlamın ima ettiği kadar” anlamına gelir; dolayısıyla ifade, bu insanları pek çekici bulmadığınızı söyler. Bu kullanım, onların çekici olmadığını kesin biçimde ileri sürmek yerine çekicilik derecesini düşürür. To you, değerlendirmenin nesnel bir sıralama değil, dinleyicinin kişisel tepkisi olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, ceketin yüksek düzeyde rahat olmadığını yumuşak biçimde ifade eder?

  1. The jacket isn't that comfort.
  2. The jacket isn't that comfortable.
  3. The jacket isn't comfortable at all.
Cevabı göster

The jacket isn't that comfortable.

They have to be, Dilbilgisi

0:57

İyi kalpli olmak zorundalar,

Dilbilgisi

They have to be: mantıksal zorunluluk ve eksiltilen nice

Burada have to, insanlara yüklenmiş bir zorunluluğu değil, eleme sürecinin mantığından çıkan kaçınılmaz sonucu ifade eder. Konuşmacı, havuzda kimlerin kalabileceğine ilişkin koşullar düşünüldüğünde bu insanların nazik olmak zorunda olduğu sonucuna varır. be sonrasındaki sıfat söylenmez, çünkü nice hemen önce kullanılmıştır ve kolayca anlaşılır: They have to be, They have to be nice anlamına gelir. Eksik bilgi hemen anlaşılıyorsa bu tür tümleç eksiltmesi doğaldır.

Alıştırma

Son cümleyi mantıksal çıkarım bildiren have to yapısıyla tamamlayın; safe sözcüğü be sonrasında anlaşılmaktadır: We were wondering whether these parts are safe. They passed every safety test, so they ____.

Cevabı göster

have to be

otherwise you wouldn't paid them any attention.

0:58

yoksa onlara zaten hiç ilgi göstermezdiniz.

After all, if somebody is nice, Anlatım akışı

1:00

Ne de olsa biri iyi kalpliyse,

you're less likely to be critical of their appearance,

1:02

dış görünüşüne eleştirel yaklaşma olasılığınız daha düşüktür,

which brings down the average of nice people's looks. Öbek fiiller

1:04

bu da iyi kalpli insanların ortalama çekiciliğini düşürür.

Anlatım akışı

Destekleyici bir gerekçe sunmak için After all,

After all, önceki ifadenin mantıklı veya kabul edilmesi daha kolay görünmesini sağlayan bir gerekçe sunar. Burada, ardından gelen bölümün ortalamanın neden düşebileceğini açıkladığını gösterir. Daha önce ele alınan bir düşünceye geri döner ve dinleyicinin de kabul edebileceği bir olguyu dayanak gösterir. Zamansal bir sıralama belirtmez.

Alıştırma

After all ifadesinin önceki noktayı destekleyen bir gerekçeyi doğru biçimde sunduğu cümleyi seçin.

  1. It started raining. After all, the streets became wet.
  2. First we packed our bags. After all, we drove to the airport.
  3. We can trust Leo with the key. After all, he has looked after the house before.
  4. The red jacket is bright. After all, the blue jacket is dark.
Cevabı göster

We can trust Leo with the key. After all, he has looked after the house before.

Öbek fiiller

brings down: bir sayıyı veya seviyeyi düşürmek

Bu cümlede brings down, azaltır veya daha düşük hâle getirir anlamındadır. Nesnesi the average olduğu için ifade, fiziksel bir nesnenin aşağı taşınmasını değil, sayısal bir seviyenin düşmesini anlatır.

Alıştırma

Bring down ifadesinin azaltmak anlamına geldiği ve zamirin doğal konumda bulunduğu cümleyi seçin.

  1. The discount should bring down it to thirty dollars.
  2. They will bring the old sign down from the roof.
  3. The report could bring down the mayor.
  4. The discount should bring it down to thirty dollars.
Cevabı göster

The discount should bring it down to thirty dollars.

To the same token,

1:07

Aynı mantıkla,

almost half of the people that are beautiful to you are mean.

1:08

size güzel gelen insanların neredeyse yarısı kötüdür.

Again, if somebody is mean,

1:12

Yine aynı şekilde, biri kötüyse,

you likely require that they be really attractive for you to give them any attention, Dilbilgisi

1:13

ona ilgi göstermeniz için muhtemelen gerçekten çok çekici olmasını beklersiniz,

Dilbilgisi

require that they be: zorunluluk bildiren subjunctive yapı

Require bir şeyi koşul olarak belirlemek anlamına geldiğinde, that yan cümlesinde zorunluluk bildiren subjunctive yapı kullanılabilir: require that + özne + fiilin yalın hâli. Özne ne olursa olsun be değişmeden kalır; bu nedenle they be eksiksiz ve dil bilgisine uygundur, are sözcüğü eksik değildir. Bu cümlede require that they be really attractive, çekici olmayı ilgi görmenin bir koşulu olarak sunar. Yapı bir şartı belirtir; bu kişilerin gerçekten çekici olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Cümleyi be fiilinin zorunluluk bildiren subjunctive biçimiyle tamamlayın: The safety rule requires that every passenger ____ seated during takeoff.

Cevabı göster

be

which makes it seem like more attractive people are jerks. Dilbilgisi

1:18

bu da çekici insanların pislik olma ihtimalinin daha yüksek olduğu izlenimini yaratır.

Dilbilgisi

makes it seem like: bir izlenim yaratmak

Make + it + seem like + yan cümle kalıbı, ardından gelen düşüncenin doğruymuş gibi görünmesine neden olmak anlamına gelir. Make fiilinden sonra seem, to almayan yalın fiildir; it ise like sonrasındaki içeriğe ileriden gönderme yapan bir zamirdir. Bu ifade bir izlenimi anlatır, onun gerçek olduğunu söylemez. Bu cümlede önceki durum, daha çekici insanların kaba olduğu izlenimini yaratır. Konuşan kişi bu izlenimin nasıl oluştuğunu açıklamakta, genellemenin doğru olduğunu onaylamamaktadır.

Alıştırma

Düzenlenmiş bir grafik birkaç yılı dışarıda bırakıyor. Hangi cümle, bu izlenimin doğru olduğunu ileri sürmeden grafiğin bir izlenim yarattığını söylüyor?

  1. The edited chart proves that sales rose every year.
  2. The edited chart makes it seem like sales rose every year.
  3. The edited chart means that sales rose every year.
Cevabı göster

The edited chart makes it seem like sales rose every year.

If we take this a step further, Anlatım akışı

1:21

Bunu bir adım daha ileri götürürsek,

Anlatım akışı

Akıl yürütmeyi ilerleten bir geçiş olarak take this a step further

Burada take this a step further, hâlihazırda tartışılan düşünceyi geliştiren bir geçiş ifadesidir. Step, fiziksel bir hareketi değil, akıl yürütmenin yeni bir aşamasını anlatır. Bu ifade, konuşmacının sırada başka bir varsayım veya çıkarım ekleyeceğini dinleyiciye bildirir. Yeniden kullanılabilen yapı take + something + a step further biçimindedir; something mevcut düşünceye veya analize gönderme yapar.

Alıştırma

Mevcut düşünceyi bir aşama daha geliştirmek anlamındaki hedef ifadeyle geçiş cümlesini tamamlayın: If we ____, we can also estimate the long-term cost.

Cevabı göster

take this a step further

we can assume that people who are both hot and nice are the best catches Kelime

1:23

hem çok çekici hem de iyi kalpli insanların en iyi kısmetler olduğunu

and get swept off the market more quickly, Deyimler

1:27

ve daha çabuk eş bulup flört piyasasından çıktıklarını varsayabiliriz;

Kelime

Çok çekici partner adaylarını anlatan the best catches

Flört hakkında konuşurken a catch, romantik partner olarak özellikle çekici ve arzu edilir görülen kişiyi anlatır. Bu nedenle the best catches, mevcut grupta en çok beğenilen potansiyel partnerler demektir. Bu, bir şeyi yakalama eylemi değil, insanı değerlendiren bir isim kullanımıdır. Cümlede çekici ve iyi olmak, bu kişileri en gözde flört adayları yapan özellikler olarak sunulur.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Her friends say she is one of the best catches in town. one of the best catches ne anlama gelir?

  1. Uyumluluğu en yüksek çiftlerden biri
  2. En çekici potansiyel partnerlerden biri
  3. Bir şeyleri yakalamakta en becerikli kişilerden biri
Cevabı göster

En çekici potansiyel partnerlerden biri

Deyimler

Flört bağlamında off the market ifadesinin anlamı

Flört dilinde off the market, birinin zaten romantik bir partneri olduğu ya da başka bir nedenle artık flört etmeye açık olmadığı anlamına gelir. Bu cümlede arzu edilen kişilerin hızla seçildiği ve böylece olası partnerler grubundan çıktığı anlatılıyor. İfade bir piyasa mecazı kullanır: ilişkiye açık bir kişi hâlâ piyasada sunulan biri gibi, ilişkisi olan bir kişi ise o piyasadan çıkarılmış biri gibi düşünülür. Anlamı bağlam belirler; burada people ve catches sözcükleri gerçek ticareti değil, flörtü işaret eder.

Alıştırma

“Artık flört etmeye açık değil” anlamındaki piyasa mecazlı deyimle cümleyi tamamlayın: Since Jordan got engaged, Jordan is ____.

Cevabı göster

off the market

further increasing your perception and bias.

1:29

bu da algınızı ve önyargınızı daha da güçlendirir.

We can see a similar thing happen with food. Dilbilgisi

1:31

Yemeklerde de benzer bir durum görebiliriz.

Dilbilgisi

see a similar thing happen içindeki see + nesne + fiilin yalın hâli

see a similar thing happen dizisi see + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler: see [a similar thing] [happen]. see bir olayı gözlemlemek veya fark etmek anlamına geldiğinde nesneden sonraki fiil to almayan mastar biçiminde olabilir; bu nedenle happen öncesinde to yoktur. Bu yapı çoğu zaman olayı bir bütün olarak sunar. Burada aynı tür olgunun yeni bir alanda, yani yemek konusunda, meydana geldiğine dikkat çekerek karşılaştırmayı düzenler.

Alıştırma

Cümleyi see + nesne + fiilin yalın hâli yapısında happen kullanarak tamamlayın: We can see the same change ____ in other cities.

Cevabı göster

happen

Do you ever wonder why it seems that healthy foods just don't taste as good? Dilbilgisi

1:33

Sağlıklı yiyeceklerin neden diğerleri kadar lezzetli değilmiş gibi geldiğini hiç merak ettiniz mi?

Dilbilgisi

dolaylı soruda why it seems that

wonder sözcüğünden sonra why bir dolaylı soru yan cümlesi başlatır: Konuşan kişi bir görünüşün ya da izlenimin arkasındaki nedeni sorar. it seems that, doğruymuş gibi görünen durumu tanıtır. Soru, Do you ever wonder ...? yapısının içine yerleştirildiği için düz cümle sözcük dizilişini korur: why it seems that ... kullanılır, why does it seem that ... kullanılmaz. Dış cümle soru yapısını zaten taşıyorsa bu kalıbı kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle wonder sonrasında why ile başlayan dolaylı soruyu doğru kullanıyor?

  1. I wonder why does it seem that this app drains the battery so quickly.
  2. Why I wonder it seems that this app drains the battery so quickly.
  3. I wonder why it seems that this app drains the battery so quickly.
Cevabı göster

I wonder why it seems that this app drains the battery so quickly.

Well, let's use our chart,

1:37

Öyleyse grafiğimizi kullanalım:

yumminess versus healthiness. Kelime

1:39

lezzet ile sağlıklılık.

Kelime

yumminess: yummy + -ness

Yumminess, yummy + -ness birleşiminden yapılmış gündelik bir isimdir. -ness eki, bir sıfatı bir özelliği veya dereceyi belirten isme dönüştürür; bu nedenle yumminess, bir şeyin ne kadar lezzetli olduğunu ifade eder. Burada healthiness ile karşılaştırılan bir grafik ölçeğinin adıdır. Bu eğlenceli türetme, etiketi kolay ve konuşma diline yakın hâle getirir; ancak tat kalitesini belirten teknik bir terim değildir.

Alıştırma

yummy sözcüğüne -ness ekleyerek eğlenceli grafik etiketini tamamlayın: Crunchiness versus ____.

Cevabı göster

yumminess

Of course, in reality,

1:41

Elbette gerçekte,

this chart probably isn't evenly distributed Kelime

1:42

bu grafik muhtemelen eşit bir dağılım göstermez,

Kelime

Grafik açıklamalarında evenly distributed

Bu grafik açıklamasında evenly distributed, bir şeyin kategoriler veya alanlar arasında yaklaşık olarak eşit oranlarda dağılmış olması demektir. Evenly dağılım biçimini açıklar; her bir öğenin tamamen aynı olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, hiçbir bölümde belirgin bir yoğunlaşma ya da eksiklik olmadığını gösterir. Buradaki isn't evenly distributed, grafiğin bazı bölümlerinde diğerlerine göre daha fazla yiyecek bulunduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “yaklaşık eşit oranlarda dağılmış” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The survey responses were ____ across the five age groups.

Cevabı göster

evenly distributed

because food is often created to specifically taste good,

1:45

çünkü yiyecekler çoğu zaman özellikle lezzetli olacak şekilde üretilir,

so the right-hand side of the graph is likely more dense.

1:48

dolayısıyla grafiğin sağ tarafı muhtemelen daha yoğundur.

Regardless, Anlatım akışı

1:51

Yine de,

we can take out all the foods that don't taste good Öbek fiiller

1:51

tadı güzel olmayan

and aren't even good for you

1:54

ve sağlığa da yararlı olmayan bütün yiyecekleri eleyebiliriz,

Öbek fiiller

take out: bir kümeden öğeleri çıkarmak

Burada take out, ele alınan gruptan bazı öğeleri çıkarmak veya dışlamak anlamına gelir. Konuşmacı, istenmeyen koşullara uyan yiyecekleri eleyerek bir yiyecek çizelgesini sadeleştiriyor; herhangi bir şeyi dışarı taşımıyor veya restorandan paket yemek sipariş etmiyor. Bu kullanım bir listeyi, veri kümesini, planı veya seçenek grubunu düzenlerken yaygındır: take X out, X'i mevcut gruba artık dâhil etmemek demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede take out, bir küme veya listeden öğeleri çıkarmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Let's take Maya out for dinner after the game.
  2. Let's take out the duplicate names before we publish the list.
  3. Let's get takeout from the café tonight.
Cevabı göster

Let's take out the duplicate names before we publish the list.

because why would you bother eating them? Ton ve niyet

1:56

çünkü onları yemekle neden uğraşasınız ki?

Anlatım akışı

Bağımsız geçiş ifadesi olarak Regardless,

Regardless, önceki kaygının veya sınırlamanın tamamına gönderme yapan, tek başına kullanılan bir geçiş ifadesidir. Burada grafik eşit olmayabilir, ancak bu sorun bir sonraki eleme adımını değiştirmez. Cümle başında ve ardından virgülle kullanıldığında “yine de” veya “bunu bir kenara bırakırsak” anlamına gelir. Bir itirazı kapatıp hâlâ geçerli olan sonuca ilerleyerek savı düzenler; dikkatsizce davranmak anlamına gelmez.

Alıştırma

İlk gerçeğin sonraki kararı değiştirmediğini gösteren geçiş ifadesini seçin: “The final cost is still uncertain. ____, we need to reserve the venue today.”

  1. Because of
  2. For example
  3. Regardless
Cevabı göster

Regardless

Ton ve niyet

Why would you bother eating them? ile retorik soru

Why would you bother eating them? retorik bir sorudur. Konuşmacı gerçekten bir neden sormaz; beklenen cevap, iyi bir neden olmadığıdır. Dolayısıyla onları yemek gösterilecek çabaya değmez. why would you bother doing something? yapısında bother, çaba göstermek veya zahmete girmek demektir. Soru, eylemin değerini sorgular ve çoğu zaman olumsuz bir değerlendirme taşır.

Alıştırma

Konuşmacı "Why would you bother waiting for a taxi when the train is faster?" diyerek ne ima ediyor?

  1. Konuşmacı taksi beklemeyi öneriyor.
  2. Taksi beklemek muhtemelen gösterilecek çabaya değmez.
  3. Konuşmacının dinleyenin nedenini gerçekten bilmesi gerekiyor.
Cevabı göster

Taksi beklemek muhtemelen gösterilecek çabaya değmez.

But of the foods left over that you do eat, Kelime

1:58

Ama geriye kalan ve gerçekten yediğiniz yiyecekler arasında,

now 100% of the foods that don't taste good are good for you. Kelime

2:00

artık tadı güzel olmayan yiyeceklerin %100'ü sağlıklıdır.

Kelime

left over: seçimden sonra geriye kalan

foods left over ifadesinde left over, foods isim öbeğinden sonra gelir ve diğer seçenekler elendikten sonra hâlâ kalan anlamına gelir. foods sözcüğünü, grupta kalmaya devam eden yiyeceklerle sınırlar. Burada önceki bir öğünden kalan yenmemiş yemek anlamında değildir. İsim + left over ve be left over kalıpları; kullanım, seçim veya eleme gibi bir süreçten sonra geriye kalan insanları, nesneleri ya da seçenekleri anlatır.

Alıştırma

Cümleyi ilk incelemeden sonra kalan anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Of the designs ____ after the first review, only one met the budget.

Cevabı göster

left over

Kelime

good for you: sağlığın için faydalı

Özne foods olduğu için are good for you, sağlığın veya bedenin için faydalı anlamına gelir. İfade yiyeceklerin tadını değil, vücut üzerindeki etkisini değerlendirir. Aktarılabilir kalıp şey veya etkinlik + be good for + kişi veya amaç biçimindedir. Bu fayda anlamını konuşma tepkisi olan Good for you! ifadesinden bağlam ayırır.

Alıştırma

Bu cümlede good for you ne anlama gelir? Regular sleep is good for you.

  1. Yaptığın şeyin nazik olduğunu söyler.
  2. Bir başarından dolayı seni kutlar.
  3. Sağlığına veya genel iyilik hâline fayda sağlar.
Cevabı göster

Sağlığına veya genel iyilik hâline fayda sağlar.

Just like the dating graph,

2:05

Tıpkı flört grafiğinde olduğu gibi,

it's because of the people or the foods that you don't pay attention to Notlar

2:06

dikkate almadığınız insanlar ya da yiyecekler yüzünden

that your perception becomes skewed. Kelime

2:09

algınız çarpık hâle gelir.

Dilbilgisi

It's because of X that Y: nedeni vurgulama

It's because of X that Y kalıbı, Y'nin nedeni olarak X'e özel vurgu yapan bölünmüş bir cümle yapısıdır. Burada X, the people or the foods that you don't pay attention to; Y ise your perception becomes skewed bölümüdür. İlk that, that you don't pay attention to ilgi yan cümlesini başlatır ve people or foods ifadesini açıklar. İkinci that, ana bölünmüş cümle kalıbına geri dönerek sonucu başlatır. Ortadaki bölüm uzunsa cümlenin ana yapısını bulmak için It's because of ... that ... kalıbını belirleyin.

Alıştırma

İsim öbeğiyle belirtilen bir nedeni vurgulamak için It's because of X that Y yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. It's because the road closure that the bus is late.
  2. It's because of the road closure that the bus is late.
  3. It's because of the bus is late that the road closure.
Cevabı göster

It's because of the road closure that the bus is late.

Kalıp ifadeler

Pay attention to: dikkatin nesnesini belirtme

Pay attention to, farkındalığı veya düşünceyi bir kişiye ya da şeye yöneltmek anlamına gelen sabit bir fiil-edat birleşimidir. Bu cümlede, bu odak alanının dışında kalan insanlar veya yiyecekler yine de konuşanın algısını etkiler. Dikkatin nesnesini belirtirken to sözcüğünü koruyun: pay attention to + isim, zamir, -ing biçimi veya isim görevindeki wh yan cümlesi. Buradaki to ifadenin bir parçasıdır; mastar işareti değildir.

Alıştırma

Cümleyi, dikkati bir şeye yöneltmek anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: When the alarm sounds, ____ the instructions on the screen.

Cevabı göster

pay attention to

Kelime

Perception Becomes Skewed: sistemli çarpılma

Burada perception, bir kişinin gözlemlediği şeyi anlama biçimidir. Becomes skewed yapısında becomes bağlayıcı fiil, skewed ise sıfattır: kişi dengesiz bir insan veya yiyecek grubuna dikkat ettiği için anlayışı sistemli biçimde çarpılmış bir hâle gelir. Skewed yalnızca yanlış demek değildir. Yargının belirli bir yöne eğildiğini, bu nedenle bir örüntüyü olduğundan fazla gösterebileceğini ve daha geniş gerçeği gözden kaçırabileceğini anlatır.

Alıştırma

“After seeing only complaints online, his perception became skewed,” İngilizce cümlesinde “became skewed” ne anlama gelir?

  1. Sınırlı veya dengesiz bir bakış yüzünden çarpılmıştır.
  2. Unutulmuştur.
  3. Tamamen doğru hâle gelmiştir.
Cevabı göster

Sınırlı veya dengesiz bir bakış yüzünden çarpılmıştır.

Back to dating, and it's true.

2:11

Flört konusuna dönersek, evet, bu doğru.

From your perspective, Anlatım akışı

2:13

Sizin bakış açınızdan,

good-looking people are more likely to be jerks, Dilbilgisi

2:14

çekici insanların pislik olma olasılığı daha yüksektir,

Anlatım akışı

From Your Perspective ile bakış açısı çerçevesi kurma

Cümle başındaki From your perspective ifadesi, ardından gelen her şey için bir bakış açısı çerçevesi oluşturur. Dinleyiciye, iddiayı nesnel bir gerçek olarak değil, kendi konumu veya deneyimi açısından doğru görünen bir düşünce olarak yorumlamasını söyler. İfadeyi başa koymak, yargıyı sunmadan önce yargının kaynağını belirterek bilgiyi düzenler. Konuşmacı iddiayı bir kişinin bakış açısıyla sınırladığı için anlaşmazlığın daha az kesin duyulmasını da sağlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve bakış açısını belirten tam ifadeyle tamamlayın: “____, the delay may seem unreasonable.”

Cevabı göster

From your perspective

Dilbilgisi

more likely to be: daha yüksek göreli olasılık

More, likely sözcüğüne karşılaştırma anlamı katar. more likely to be + tamamlayıcı yapısı, bir kişinin veya şeyin belirli bir niteliğe sahip olma ya da bir duruma girme ihtimalinin bir karşılaştırma grubuna veya ölçüte göre daha yüksek olduğunu belirtir. Burada konuşmacı, pislik olmayı dikkat edilen kişiler arasında göreli bir eğilim olarak sunar; iyi görünen herkes hakkında kesin bir iddiada bulunmaz. Karşılaştırma ölçütü bağlamdan anlaşılır ve more likely yine de definitely anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi olasılıkları karşılaştıran dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Students who review their notes are ____ prepared for the quiz than students who do not.

Cevabı göster

more likely to be

but it's because of who you're paying attention to in the first place. Kalıp ifadeler

2:17

ama bunun nedeni en başta kimlere ilgi gösterdiğinizdir.

Kalıp ifadeler

in the first place: ilk nedene geri dönmek

In the first place, 'durumun başlangıcında' veya 'ilk neden olarak' anlamına gelir. Burada izleyicinin ilk başta kime dikkat edeceğine ilişkin seçimine dönerek, bu seçimi daha sonra oluşan izlenimin kaynağı olarak gösterir. Bu ifade çoğu zaman bir sorunun nasıl başladığını açıklamaya veya bir eylemin ardındaki ön kabulü sorgulamaya yardımcı olur. Zaman ve neden bildiren deyimsel bir ifadedir; fiziksel olarak ilk yer ya da bir listedeki ilk öğenin göstergesi değildir.

Alıştırma

'Why did we agree to this in the first place?' cümlesinde in the first place ne işe yarar?

  1. Kabul etmenin ilk nedenine geri döner.
  2. Anlaşmanın fiziksel olarak ilk konumda bulunduğunu söyler.
  3. Sıralı bir listedeki ilk öğeyi tanıtır.
Cevabı göster

Kabul etmenin ilk nedenine geri döner.

You simply ignore the ugly jerks.

2:20

Çirkin pislikleriyse görmezden gelirsiniz.

Special thanks to Blue Apron for supporting this episode

2:23

Bu bölümü desteklediği için Blue Apron'a özel olarak teşekkür ederiz;

and giving the first 300 people who sign up with our link Öbek fiiller

2:26

ayrıca bağlantımız üzerinden kaydolan ilk 300 kişiye

three free meals on their first order.

2:29

ilk siparişlerinde üç ücretsiz öğün hediye ediyor.

Öbek fiiller

Sign up: bir hizmete kaydolmak veya hesap oluşturmak

Sign up, bir hizmete, etkinliğe ya da kursa kaydolmak veya hesap oluşturmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada şirketin bağlantısı üzerinden yeni müşteri olmak anlamındadır. Kaydolunan şey çoğunlukla for’dan sonra gelir: sign up for a course. sign up with this link ifadesinde with, kayıt için kullanılan yöntemi belirtir.

Alıştırma

“Yeni bir hesap oluşturmak” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: To use the app, ____ with your email address.

Cevabı göster

sign up

Blue Apron allows you to create delicious chef-designed recipes

2:31

Blue Apron, şeflerin tasarladığı nefis tarifleri hazırlamanızı sağlar;

by delivering fresh farm ingredients to your doorstep

2:34

çiftlikten gelen taze malzemeleri kapınıza kadar teslim eder,

in the exact right proportions for cooking.

2:37

hem de yemek pişirmek için tam gereken miktarlarda.

It's a fun and simple way to try new recipes every week,

2:39

Her hafta yeni tarifler denemenin eğlenceli ve kolay bir yoludur;

which take less than 40 minutes to make

2:42

üstelik bu tarifleri hazırlamak 40 dakikadan kısa sürer,

instead of doing the same old thing. Deyimler

2:44

böylece hep aynı şeyleri yapmak zorunda kalmazsınız.

Deyimler

The same old thing: sıkıcı hâle gelen tekrarlı bir rutin

The same old thing, sürekli tekrarlanan ve sıkıcı hâle gelen bir rutin, fikir veya etkinliği anlatan günlük bir ifadedir. Bu cümlede alışılmış rutini değiştirmeye değer bir şey olarak sunar. Buradaki old bir değerlendirme bildirir: yaş olarak eski olmayı değil, tekrardan dolayı tanıdık ve bayatlamış olmayı ifade eder.

Alıştırma

“I’m tired of the same old thing,” cümlesinde “the same old thing” ne anlama gelir?

  1. ilk kez denenen bir etkinlik
  2. uzun yıllardır var olan bir nesne
  3. sıkıcı hâle gelmiş tanıdık bir rutin
Cevabı göster

sıkıcı hâle gelmiş tanıdık bir rutin

You can get cooking by using the link in our description. Deyimler

2:46

Açıklamamızdaki bağlantıyı kullanarak yemek yapmaya başlayabilirsiniz.

Deyimler

“Get cooking”: başlamaya yönelik samimi bir çağrı

Burada get cooking, “yemek yapmaya başlamak” anlamına gelir. Sponsor malzemeleri sağladığı için ifade gerçek anlamdaki etkinliği belirtir; aynı zamanda hemen harekete geçmeye yönelik enerjik bir çağrı işlevi görür. get + -ing yapısı, özellikle canlı konuşma dilinde birini bir etkinliğe başlamaya teşvik edebilir: get moving, get going, get working. Buradaki get, “elde etmek” anlamına gelmez; hareketsizlikten eyleme başlamaya geçişi belirtmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “yemek yapmaya başlamak” anlamına gelen iki sözcüklü samimi ifadeyle tamamlayın: The ingredients are ready, so tie on your apron and ____.

Cevabı göster

get cooking

And subscribe for more weekly science videos.

2:49

Ayrıca her hafta daha fazla bilim videosu için kanalımıza abone olun.