Peynirin kısa tarihi - Paul Kindstedt: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
668 kelime 136 kel/dk

Video özeti: Video, Neolitik çiftçilerin sütü tesadüfen pıhtılaştırmasından başlayarak peynirin saklanabilir bir besin kaynağına, ticari mala, farklı kültürlerce yerelleştirilen bir yiyeceğe, manastır zanaatına ve sonunda yerel çiftliklerde hâlâ elle üretilen küresel bir sanayi ürününe dönüşmesini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Before empires and royalty, before pottery and writing, before metal tools and weapons, there was cheese. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: before ile başlayan üç paralel yan cümlenin geniş bir tarihsel zaman çizgisi kurup beklenti yarattığını, ardından kısa bir ana cümlenin konuyu açıkladığını öğrenin. Bu kalıbı, odağı güçlü ve belgesel üslubunda bir giriş hazırlamak için kullanabilirsiniz. 2. though some conservative food cultures rejected the dairy delicacy, many more embraced — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: though sözcüğünün ödünleme bildirdiğini; rejected ile embraced fiillerinin azınlığın direnciyle daha geniş kabul arasındaki karşıtlığı keskinleştirdiğini fark edin. Böylece ana savı kaybetmeden zıt toplumsal tepkileri sunabilirsiniz. 3. took production out of the monastery and into machinery. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu mekânsal mecazı, manastır temelli el işçiliğinden makineleşmiş sanayi üretimine geçiş olarak anlayın. take X out of A and into B çerçevesini teknoloji, kurum veya çalışma yöntemlerindeki büyük dönüşümleri anlatmak için uyarlayabilirsiniz.

Bu derste

Before empires and royalty, Anlatım akışı

0:07

İmparatorluklar ve kraliyetlerden önce,

before pottery and writing,

0:09

çömlekçilik ve yazıdan önce,

before metal tools and weapons,

0:11

metal aletler ve silahlardan önce,

there was cheese.

0:14

peynir vardı.

Anlatım akışı

Before ..., before ..., there was ...: hazırlığın ardından konuyu açıklamak

Birbirine paralel üç before öbeği, tek bir hazırlık bölümü olarak birlikte çalışır. İmparatorlukları, çömlekçiliği, yazıyı ve metal teknolojisini aynı eski zaman çizgisine yerleştirir; birbiriyle ilgisiz üç ayrı olgu sunmaz. Kısa ana cümle there was cheese, bu hazırlığın ardından konuyu açıklar. Before sözcüğünün tekrarı ritim ve beklenti yaratır; ardından there was ... son fikri daha güçlü biçimde vurgular. Bu kalıp, bilinen çeşitli gelişmelerden daha önce var olan bir kişiyi, nesneyi veya düşünceyi tanıtmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle aynı bilgi düzenini kullanıyor: tekrarlanan before öbekleri ve ardından ana konu?

  1. The river flowed past roads, maps, and cities.
  2. There was a river before the city built new roads.
  3. Before roads, before maps, before cities, there was the river.
Cevabı göster

Before roads, before maps, before cities, there was the river.

As early as 8000 BCE, Kalıp ifadeler

0:16

MÖ 8000 kadar erken bir tarihte,

Kalıp ifadeler

As early as + bir tarih: bir şeyin ne kadar eskiye uzandığını vurgulamak

As early as + bir tarih, bir şeyin o çok eski zamanda zaten gerçekleştiği veya en az o zamana kadar uzandığı anlamına gelir. Olayın ya da kanıtın dinleyenin bekleyebileceğinden daha eski olduğunu vurgular. Burada MÖ 8000, zaman çizgisinde etkileyici ölçüde erken bir nokta olarak sunulur. Bu zaman ifadesindeki as early as, “aynı derecede erken” anlamına gelen sıradan bir karşılaştırma değildir. Tarih, arkeoloji, bilim ve haber metinlerinde yaygın olarak kullanılan bir zaman çerçevesidir.

Alıştırma

Hangi cümle yerleşim kanıtlarının şaşırtıcı derecede eski bir tarihe uzandığını vurguluyor?

  1. People lived in this valley as early as 5000 BCE.
  2. People lived in this valley by 5000 BCE.
  3. People lived in this valley in 5000 BCE.
Cevabı göster

People lived in this valley as early as 5000 BCE.

the earliest Neolithic farmers living in the Fertile Crescent Kültür

0:18

Bereketli Hilal'de yaşayan ilk Neolitik çağ çiftçileri,

began a legacy of cheese making Kalıp ifadeler

0:23

neredeyse medeniyetin kendisi kadar eski

almost as old as civilization itself.

0:25

bir peynir yapımı mirasını başlattılar.

Kültür

Neolithic farmers living in the Fertile Crescent: Bereketli Hilal'de yaşayan Neolitik çiftçiler

Neolithic farmers, tarımın ve yerleşik toplulukların gelişmekte olduğu Yeni Taş Çağı'nda çiftçilik yapan insanları ifade eder. Burada Neolithic zaman dilimini belirtir; modern bir çiftçi türünü anlatmaz. The Fertile Crescent, bazı erken tarım topluluklarının geliştiği Batı Asya'daki yay biçimli bir bölgenin yerleşmiş adıdır. İfade bir bütün olarak çiftçileri belirli bir tarih öncesi döneme ve bölgeye yerleştirir.

Alıştırma

Neolithic farmers living in the Fertile Crescent hangi arka plan bilgisini verir?

  1. Orta Çağ'daki bir Avrupa şehrinin metal işçileri
  2. Batı Asya'daki erken bir tarım bölgesinde yaşayan Yeni Taş Çağı çiftçileri
  3. Hilal biçimli bir tarlada çalışan modern çiftçiler
Cevabı göster

Batı Asya'daki erken bir tarım bölgesinde yaşayan Yeni Taş Çağı çiftçileri

Kalıp ifadeler

began a legacy of cheese making: kalıcı bir peynir yapımı geleneği başlatmak

Bu cümlede began a legacy of cheese making, etkisi uzun süre devam eden bir peynir yapımı uygulamasını başlatmak anlamına gelir. Burada legacy, bir mirasçıya bırakılan mal değil, kalıcı bir gelenek veya etkidir. Cheese making, bir etkinliği adlandıran isim öbeğidir: cheese neyin yapıldığını, making ise etkinliği belirtir. Çiftçilerin anlatılan anda peynir yapmakta oldukları anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi began a legacy of + etkinlik yapısıyla tamamlayın: The workshop ____ that continued for generations.

Cevabı göster

began a legacy of violin making

The rise of agriculture led to domesticated sheep and goats, Anlatım akışı

0:29

Tarımın yükselişi koyun ve keçilerin evcilleştirilmesini sağladı,

which ancient farmers harvested for milk. Kelime

0:33

böylece antik çiftçiler onların sütünü sağdılar.

Anlatım akışı

The rise of ... led to ...: neden-sonuç kalıbı

The rise of agriculture led to ... cümleyi bir neden-sonuç zinciri olarak düzenler. The rise of agriculture, tarihsel değişimi adlandıran bir isim öbeğidir; led to ise bu değişimin sonucunu tanıtır. Burada domesticated sheep and goats, led to ifadesinden sonra gelen sonuç isim öbeğidir. Bu kalıp başka açıklamalara da kolayca aktarılabilir: the rise of X led to Y.

Alıştırma

Hangi cümle, bir nedeni isim öbeği biçimindeki bir sonuca bağlamak için led to ifadesini doğru kullanıyor?

  1. The new irrigation system led farmers higher crop yields.
  2. The new irrigation system led to higher crop yields.
  3. The new irrigation system led to farmers improve crop yields.
Cevabı göster

The new irrigation system led to higher crop yields.

Kelime

which ... harvested for milk: harvest sözcüğünün geniş kaynak anlamı

Which, önceki domesticated sheep and goats ifadesine gönderme yapar ve yan cümlede harvested fiilinin nesnesidir. Bu bağlamda harvest, ekinleri hasat etme anlamının ötesine genişletilerek yönetilen bir kaynaktan yararlı bir ürün elde etme anlamında kullanılmıştır; for milk amacı belirtir. Anlatılmak istenen, çiftçilerin hayvanlardan süt elde etmesidir; hayvanları ekin gibi kesmeleri değildir. Daha sıradan İngilizcede bu fikir genellikle milked the sheep and goats veya kept them for milk şeklinde ifade edilir.

Alıştırma

Özgün cümlede which ancient farmers harvested for milk ne anlama geliyor?

  1. Çiftçiler hayvanları ekinmiş gibi kesti.
  2. Çiftçiler koyun ve keçilerden süt elde etti.
  3. Çiftçiler koyun ve keçilere süt verdi.
Cevabı göster

Çiftçiler koyun ve keçilerden süt elde etti.

But when left in warm conditions for several hours, Dilbilgisi

0:36

Fakat sıcak ortamlarda birkaç saat bekletildiğinde

that fresh milk began to sour. Kelime

0:39

o taze süt ekşimeye başlıyordu.

Dilbilgisi

when left in ...: when ile kısaltılmış edilgen yan cümle

Bu cümlede when left in warm conditions for several hours, “when it was left in warm conditions for several hours” anlamına gelir. Atlanan özne it, that fresh milk ifadesini gösterir; left burada “bir yere bırakılmış veya bir yerde tutulmuş” demektir, “ayrıldı” demek değildir. Edilgen bir zaman yan cümlesinin anlamca öznesi ana cümlenin öznesiyle aynıysa yan cümle kısaltılabilir: when + özne + be + geçmiş zaman ortacı, when + geçmiş zaman ortacı biçimine dönüşür. Kısa biçim koşul ve zaman ilişkisini korurken süreç açıklamasını daha özlü yapar.

Alıştırma

“when it is stored in a cool place” ifadesini kısaltarak cümleyi tamamlayın: ____, the medicine remains stable.

Cevabı göster

When stored in a cool place

Kelime

began to sour: durum değişimi fiili olarak sour

Burada sour, “ekşimek” anlamına gelen bir fiildir. Began to sour, sütün tadının ve durumunun değişmeye başladığını söyler; bir kişinin ekşi bir tat almaya başladığını anlatmaz. began sözcüğünden sonra gelen to sour bir mastardır. Değişimi yaşayan özne milk olduğundan, begin to + fiil bu sürecin başladığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi sour fiiliyle tamamlayın: If the cream stays warm all afternoon, it may ____.

Cevabı göster

sour

Its lactic acids caused proteins to coagulate, Dilbilgisi

0:42

İçindeki laktik asitler proteinlerin pıhtılaşmasına yol açarak,

Dilbilgisi

caused proteins to coagulate: cause + nesne + to-infinitive yapısı

cause + nesne + to-infinitive kalıbı, bir şeyin bir olayın ya da değişimin gerçekleşmesine yol açtığını anlatır. Burada lactic acids neden, proteins etkilenen nesne, to coagulate ise proteinlere ne olduğunu gösterir. to-infinitive, caused fiilinden sonra nesne tamamlayıcısıdır. in order to coagulate gibi bir amaç değil, neden olunan sonucu anlatır. Bilimsel açıklamalarda neden ile süreci bağlamak için bu kalıp sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi cause fiilinin geçmiş hâli ve freeze fiilinin to-infinitive biçimiyle tamamlayın: Yesterday, the sudden cold ____ the water ____.

Cevabı göster

caused · to freeze

binding into soft clumps. Dilbilgisi

0:45

onların yumuşak topaklar halinde birleşmesine neden oluyordu.

Dilbilgisi

binding into soft clumps: sonucu ekleyen bir -ing öbeği

Binding into soft clumps, ek bilgi veren bir -ing öbeğidir. Proteinler pıhtılaşırken ne olduğunu anlatır: proteinler birbirine bağlanıp yumuşak topaklar oluşturmuştur. Bu, ikinci bir tam cümle değildir. binding eyleminin anlaşılan öznesi proteins sözcüğüdür ve öbek, bağlanmayı pıhtılaşmayla bağlantılı bir süreç ve sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, ilk yan cümlenin sonucunu eklemek için virgül + -ing öbeği kullanır?

  1. The steam cooled because tiny drops of water formed.
  2. The steam cooled, forming tiny drops of water.
  3. The steam cooled before tiny drops of water formed.
Cevabı göster

The steam cooled, forming tiny drops of water.

Upon discovering this strange transformation, Dilbilgisi

0:47

Çiftçiler bu tuhaf dönüşümü keşfettiklerinde,

the farmers drained the remaining liquid,

0:50

sonradan peynir altı suyu olarak adlandırılacak olan

Dilbilgisi

Upon discovering this strange ...: resmî upon + -ing zaman yan cümlesi

Upon discovering this strange transformation, “çiftçiler bu garip dönüşümü fark ettiğinde veya fark ettikten sonra” anlamına gelir. Burada upon fiziksel bir konumu değil, zamanı belirtir; discovering ise edattan sonra kullanılan -ing biçimidir. upon + -ing yan cümlesi, keşfetme eylemini ana eylemden önce kısa ve öz biçimde verir. Örtük öznesi normalde ana cümlenin öznesidir: değişimi fark eden de sıvıyı süzen de the farmers olur. Bu yapı çoğu zaman ikinci eylemi ilkine verilen hemen gerçekleşen bir tepki olarak sunar.

Alıştırma

Resmî cümleyi upon ve discover fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ the leak, the engineer shut down the pump.

Cevabı göster

Upon discovering

later named whey, Kelime

0:53

kalan sıvıyı süzdüler

and found the yellowish globs could be eaten fresh as a soft spreadable meal. Dilbilgisi

0:54

ve sarımsı pıhtıların sürülebilir yumuşak bir yiyecek olarak taze taze yenebileceğini fark ettiler.

Kelime

later named whey: parantez işlevindeki geçmiş zaman ortacı öbeği

later named whey, hemen öncesindeki the remaining liquid ifadesini niteleyen, parantez işlevindeki bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Sıvıya daha sonra whey adının verildiğini anlatır; çiftçilere veya süzme eylemine bu adın verildiğini anlatmaz. Öbek, “the remaining liquid, which was later named whey.” şeklinde genişletilebilir. Bu kısa yapı, açıklayıcı bir metinde önce bir şeyi tarif edip sonra adını eklemeyi sağlar. Whey, peynir yapımı sırasında pıhtıdan ayrılan sıvıdır; Türkçede peynir altı suyu denir.

Alıştırma

Cümlede later named whey hangi bölümü niteler?

  1. the remaining liquid
  2. the farmers
  3. the act of draining
Cevabı göster

the remaining liquid

Dilbilgisi

could be eaten fresh as ...: kiplik edilgen yapı ve rol belirten as ifadesi

Could be eaten, could + be + past participle dizilişini izleyen kiplik bir edilgen yapıdır. Topaklar insanların yiyebildiği şeydir; yeme eylemini yapan değildir. Fresh, yenme anındaki durumu, yani daha fazla olgunlaştırma veya işleme yapılmadan önceki hâli anlatır. As a soft spreadable meal, hangi işlevde kullanılabileceklerini belirtir. modal + be + past participle + durum + as + rol/kullanım kalıbı; bir yiyeceğin, malzemenin veya ürünün hangi durumda ve hangi amaçla tüketilebileceğini ya da kullanılabileceğini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle, bir yiyeceğin nasıl sunulabileceğini anlatmak için kiplik edilgen yapıyı, bir durum sözcüğünü ve as ifadesini doğru kullanır?

  1. The chickpeas can be eaten warm as a quick lunch.
  2. The chickpeas can eat warm as a quick lunch.
  3. The chickpeas can be eaten warmly like a quick lunch.
Cevabı göster

The chickpeas can be eaten warm as a quick lunch.

These clumps or curds became the building blocks of cheese, Deyimler

1:01

Bu topaklar veya telemeler peynirin yapı taşları haline geldi,

Deyimler

became the building blocks of ...: temel parçaları anlatan bir benzetme

Building blocks sözcük anlamıyla daha büyük bir yapı kurmak için kullanılan basit parçalardır. Burada ifade mecazidir: telemeler, peynirin gelişebileceği temel malzeme hâline gelmiştir. The building blocks of X kalıbı, X’i oluşturan veya X’in dayandığı temel parçaları ya da fikirleri adlandırır. Became, bu temel role doğru bir değişimi gösterir; telemelerin oyuncak bloklara dönüştüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle building blocks ifadesini temel dayanaklar anlamında mecaz olarak kullanır?

  1. The office stands between two concrete blocks.
  2. The children put their building blocks in a box.
  3. Trust and clear communication are building blocks of a strong team.
Cevabı göster

Trust and clear communication are building blocks of a strong team.

which would eventually be aged, pressed, ripened, Dilbilgisi

1:06

ki bu sonradan yıllandırılacak, preslenecek, olgunlaştırılacak

and whizzed into a diverse cornucopia of dairy delights. Deyimler

1:09

ve çırpılarak süt ürünleri lezzetlerinin zengin bir hazinesine dönüştürülecekti.

Dilbilgisi

which would eventually be aged, pressed, ripened: geçmişten bakılan sonraki bir sonuç

İlgi zamiri which, daha önce sözü edilen pıhtıları belirtir. Geçmiş zamanda ilerleyen bir anlatıda would eventually; yıllandırma, presleme ve olgunlaştırma işlemlerini, o geçmiş noktadan bakıldığında gelecekte olan fakat anlatının devamında gerçekten gerçekleşen olaylar olarak sunar. would eventually be + geçmiş zaman ortacı yapısı, geçmişten bakılan geleceği edilgen yapıyla birleştirir: pıhtılar bu işlemlere maruz kalır. Buradaki would kibar bir rica belirtmez ve gerçek dışı bir koşul kurmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede would eventually, geçmişten bakıldığında daha sonra gerçekleşen gerçek bir sonucu gösterir?

  1. Would you open the window, please?
  2. If the company had more money, it would open another office.
  3. Founded in a garage in 1985, the company would eventually become a global brand.
Cevabı göster

Founded in a garage in 1985, the company would eventually become a global brand.

Deyimler

a diverse cornucopia of dairy delights: bolluğun canlı bir imgesi

Cornucopia aslında bolluğu simgeleyen bereket boynuzudur. a cornucopia of + isim yapısında mecazi olarak bol ve çok çeşitli bir kaynak anlamına gelir. Burada üretilen çok sayıdaki farklı süt ürünü türünü vurgular. Diverse çeşitliliği güçlendirirken delights sözcüğü coşkulu ve takdir eden bir ton katar. İfade canlı ve biraz abartılıdır; yiyeceklerin gerçekten bir kabın içinde olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede cornucopia zengin bir çeşitlilik anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The scale measured a cornucopia of exactly 2.4 grams.
  2. The festival offered a cornucopia of music, food, and art.
  3. The form asked us to select one cornucopia from the list.
Cevabı göster

The festival offered a cornucopia of music, food, and art.

The discovery of cheese gave Neolithic people an enormous survival advantage. Kalıp ifadeler

1:15

Peynirin keşfi Neolitik insanlara hayatta kalma konusunda muazzam bir avantaj sağladı.

Kalıp ifadeler

gave Neolithic people an enormous survival advantage: Neolitik insanlara çok büyük bir hayatta kalma avantajı sağladı

Burada gave Neolithic people an enormous survival advantage, keşfin bu insanları hayatta kalma açısından çok daha iyi bir konuma getirdiği anlamına gelir. Gave, bir nesneyi fiziksel olarak vermeyi değil, birinin bir faydaya sahip olmasını sağlamayı anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp give + kişi veya grup + an advantage şeklindedir. advantage önündeki bir sözcük avantajın büyüklüğünü veya türünü gösterebilir: enormous çok büyük olduğunu, survival ise avantajın hayatta kalmayla ilgili olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi give + grup + an advantage kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın; grup the rescue team olsun: Better information ____ during the emergency.

Cevabı göster

gave the rescue team an advantage

Milk was rich with essential proteins, fats, and minerals, Kalıp ifadeler

1:19

Süt temel proteinler, yağlar ve mineraller açısından zengindi,

Kalıp ifadeler

rich with essential proteins, fats, and minerals: temel proteinler, yağlar ve mineraller açısından zengin

Bu cümlede was rich with, ‘bol miktarda içeriyordu’ anlamına gelir. Rich, sütteki proteinlerin, yağların ve minerallerin bolluğunu anlatır; ‘varlıklı’ anlamında değildir. Kalıp be rich with + isim şeklindedir. Özne, adı verilen içerikten bol miktarda barındıran bir şey olarak sunulur.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Sıradan bir beslenme açıklamasında ‘Beans are rich with protein’, genellikle ‘Beans are rich in protein.’ ifadesinden daha gelenekseldir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

but it also contained high quantities of lactose, Kalıp ifadeler

1:24

ancak aynı zamanda birçok antik ve modern mide için sindirimi zor bir şeker olan

a sugar which is difficult to process for many ancient and modern stomachs. Dilbilgisi

1:28

laktozu da yüksek miktarlarda içeriyordu.

Kalıp ifadeler

high quantities of lactose: resmî bir miktar ifadesi

High quantities of lactose, çok miktarda laktoz anlamına gelir. High, quantities sözcüğünü niteler; of ise miktar ifadesini lactose sözcüğüne bağlar. Lactose sayılamayan bir isimdir, ancak quantity sözcüğü sayılabilir: one quantity, several quantities. Bu isim grubu, a lot of lactose ifadesinden daha resmî ve rapor diline daha yakın gelir. Burada laktozu yüksek miktarda bulunan bir bileşen olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede resmî high quantities of ifadesi doğru kullanılmıştır?

  1. The report recorded high quantities of lactose across the samples.
  2. The report recorded high quantities lactose across the samples.
  3. The report recorded a high quantities of lactose across the samples.
Cevabı göster

The report recorded high quantities of lactose across the samples.

Dilbilgisi

is difficult to process: öznenin anlamca nesne olması

which is difficult to process ilgi yan tümcesinde which, a sugar ifadesine, yani lactose sözcüğüne gönderme yapar. Yan tümce be + difficult + to-mastar yapısını kullanır. Lactose, açıklanan özne olmasının yanı sıra process fiilinin anlamca nesnesidir: many digestive systems find it difficult to process lactose. Bu nedenle İngilizcede process fiilinden sonra bir nesne tekrarlanmaz. for many ancient and modern stomachs, zorluğu kimin yaşadığını belirtir. Yiyecek ve vücutla ilgili bu bağlamda process, sindirmek veya biyolojik olarak işlemek anlamına gelir; stomachs ise insanların sindirim sistemlerini temsil eder.

Alıştırma

“It is difficult to read this label” cümlesini this label özne olacak şekilde yeniden yazın. Cümleyi tamamlayın: This label ____.

Cevabı göster

is difficult to read

Cheese, however, Anlatım akışı

1:33

Bununla birlikte peynir,

could provide all of milk's advantages with much less lactose.

1:34

sütün tüm avantajlarını çok daha az laktozla sunabiliyordu.

Anlatım akışı

Cheese, however, ile cümle içinde karşıtlık belirtme

Cheese, however, could provide ... ifadesinde however, okuyucuya önceki noktadan onunla karşıtlık oluşturan yeni bir noktaya geçildiğini gösterir: sütle ilgili bir sorundan sonra cümle, peynirin bir avantajını sunar. Burada however, özne olan Cheese sözcüğünden sonra eklenmiş bir bağlayıcı zarftır. İki virgül, bunun cümlenin zorunlu bir parçası değil, ara söz niteliğinde bir bağlayıcı olduğunu gösterir. Açıklayıcı metinlerde yaygın olan bu yerleşim, Cheese sözcüğünü konu olarak önde tutarken düşüncenin yön değiştirdiğini belirtir.

Alıştırma

Cümle içi karşıtlık belirteci olarak however kullanıp cümleyi tamamlayın: The tablet is light. Its battery, ____, does not last all day.

Cevabı göster

however

And since it could be preserved and stockpiled, Dilbilgisi

1:39

Ayrıca korunabildiği ve depolanabildiği için,

these essential nutrients could be eaten throughout scarce famines and long winters. Kalıp ifadeler

1:42

bu temel besin maddeleri kıtlığın yaşandığı dönemlerde ve uzun kışlarda tüketilebiliyordu.

Dilbilgisi

since it could be preserved and stockpiled: neden bildiren since

Bu cümlede since, because anlamına gelir ve nedeni belirtir. It could be preserved and stockpiled, zor zamanlarda besinlerin neden erişilebilir kaldığını açıklar; it zamiri peyniri ifade eder. Since bir zaman diliminin başlangıcını da gösterebilir, ancak bu yorum için since 2020 örneğindeki gibi bir zaman noktası veya dönemi gerekir. Buradaki since yan cümlesi “neden” sorusunu yanıtladığı için zamanı değil, sebebi bildirir.

Alıştırma

Bu cümlede since ne anlama geliyor? Since the library is closed, we'll study at home.

  1. “Ondan sonra” anlamına gelir.
  2. Bir neden verir.
  3. Bir zaman başlangıcını gösterir.
Cevabı göster

Bir neden verir.

Kalıp ifadeler

throughout ... famines and long winters: dönemin tamamını kapsamak

Throughout + bir zaman dilimi veya olay, o sürenin tamamı boyunca ya da başından sonuna kadar demektir. Burada kıtlıkları ve uzun kışları birer bütün zorlu dönem olarak sunar; depolanan besinler bu dönemlerin tamamında kullanılabilir durumdadır. Bu yapı, devam eden bir durumu veya bir dönemin tümüne yayılan bir etkinliği anlatabilir: throughout the winter, throughout the year veya throughout the festival.

Alıştırma

Tüm dönemi vurgulamak için cümleyi throughout ile tamamlayın: The emergency shelter stayed open ____ the winter.

Cevabı göster

throughout

Some 7th millennium BCE pottery fragments found in Turkey

1:48

Türkiye'de bulunan MÖ 7. binyıla ait bazı çömlek parçaları,

still contain telltale residues of the cheese and butter they held. Kelime

1:52

içerdikleri peynir ve tereyağının belirgin kalıntılarını hala taşımaktadır.

Kelime

telltale residues: kanıtı ortaya çıkaran kalıntılar

Telltale residues ifadesinde residues, bir maddeden geride kalan küçük miktarlardır. Telltale ise bu kalıntıların yararlı bir kanıtı ortaya çıkardığını belirtir; burada çömleğin geçmişte ne içerdiğini gösterirler. Telltale, signs, marks, traces veya symptoms gibi sözcüklerden önce sıkça kullanılır. Hikâye anlatan anlamına gelmez; aksi hâlde gizli kalabilecek bir şeyi ortaya çıkaran anlamına gelir.

Alıştırma

Cümledeki telltale residues ne anlama geliyor?

  1. Çömleğin içine bilerek konmuş atıklar
  2. Çömleğin geçmişte ne içerdiğini ortaya çıkaran kalıntılar
  3. Kurgusal bir hikâye anlatan süslemeler
Cevabı göster

Çömleğin geçmişte ne içerdiğini ortaya çıkaran kalıntılar

By the end of the Bronze Age, Kalıp ifadeler

1:57

Tunç Çağı'nın sonuna gelindiğinde

cheese was a standard commodity in maritime trade throughout the eastern Mediterranean. Kelime

1:59

peynir, doğu Akdeniz genelindeki deniz ticaretinde standart bir mal halini almıştı.

Kalıp ifadeler

Zaman sınırı olarak By the end of the Bronze Age

By the end of the Bronze Age, Tunç Çağı'nın sonunu bir zaman sınırı olarak belirler. Bu ifade, en geç o noktaya gelindiğinde peynirin zaten düzenli olarak ticareti yapılan bir mala dönüştüğünü anlatır. by the end of + dönem yapısı, bir son tarihten veya tarihsel dönüm noktasından önce ulaşılmış bir sonucu ya da durumu anlatmak için kullanılır. By yalnızca bir olayı son ana yerleştirmez.

Alıştırma

Sonucun en geç o noktaya kadar gerçekleştiğini göstermek için bu derste öğrendiğiniz dört kelimelik zaman sınırı yapısıyla cümleyi tamamlayın: ____ the century, the city had doubled in size.

Cevabı göster

By the end of

Kelime

a standard commodity in maritime trade: deniz ticaretinde yaygın bir mal

Bu ifade peynire ekonomik bir rol verir: peynir, deniz yoluyla yapılan ticarette düzenli olarak alınıp satılan ve taşınan bir maldı. Commodity ticareti yapılabilen mal, maritime trade ise deniz yoluyla yapılan ticaret demektir. Burada standard, yerleşik veya düzenli biçimde ticareti yapılan anlamındadır. Her peynir parçasının tek bir resmî teknik standarda uyduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Ticaret tarihiyle ilgili bir metinde a standard commodity in maritime trade ne anlama gelir?

  1. yalnızca gemiler limana girdiğinde ödenen bir ücret
  2. resmî olarak belirlenmiş tek bir boyutta üretilen bir ürün
  3. deniz ticaretinde düzenli olarak alınıp satılan ve taşınan bir mal
Cevabı göster

deniz ticaretinde düzenli olarak alınıp satılan ve taşınan bir mal

In the densely populated city-states of Mesopotamia,

2:04

Mezopotamya'nın yoğun nüfuslu şehir devletlerinde

cheese became a staple of culinary and religious life. Kalıp ifadeler

2:07

peynir mutfak ve dini yaşamın temel bir unsuru oldu.

Kalıp ifadeler

a staple of culinary and religious life: mutfak ve dinî yaşamın temel bir unsuru

a staple of ifadesi, bir alanın ya da etkinliğin temel, yerleşik ve önemli bir parçası hâline gelmiş bir şeyi anlatır. Burada peynirin yalnızca yemek ve mutfakta değil, dinî uygulamalarda da merkezi bir yeri olduğu söyleniyor. Staple isim olarak temel gıda anlamına gelebilir; ancak a staple of + yaşam alanı yapısında çoğu zaman gerçek anlamda bir temel gıdayı değil, uzun süredir var olan temel bir unsuru anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede staple, bir yaşam alanının düzenli ve önemli bir parçası anlamında kullanılmıştır?

  1. The weekly market is a stapler of village life.
  2. The weekly market is a staple of village life.
  3. The weekly market is a staple at village life.
Cevabı göster

The weekly market is a staple of village life.

Some of the earliest known writing includes administrative records of cheese quotas, Kültür

2:11

Bilinen en eski yazıların bazıları, peynir kotalarının idari kayıtlarını içeriyor

listing a variety of cheeses for different rituals and populations across Mesopotamia. Dilbilgisi

2:16

ve Mezopotamya genelinde farklı ritüeller ve halklar için çeşitli peynirleri listeliyordu.

Kültür

administrative records of cheese quotas: peynir kotalarına ilişkin idari kayıtlar

Administrative records, kaynakları yönetmek, saymak veya dağıtmak için tutulan belgelerdir. Burada records of cheese quotas, tahsis edilen ya da izin verilen peynir miktarlarının yazılı kayıtları anlamına gelir. Bu ifade, bazı erken dönem yazılarının uygulamaya dönük idari bir amacı olduğunu gösterir: farklı ritüeller ve gruplar için peynir miktarları takip ediliyordu. Quotas, peynir türlerini değil, belirlenmiş miktarları anlatır.

Alıştırma

administrative records of cheese quotas ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Farklı peynirlere ad veren hikâyeler
  2. Peynir tatlarını anlatan özel tarifler
  3. Görevlilerin tahsis edilen peynir miktarlarını takip etmek için kullandığı kayıtlar
Cevabı göster

Görevlilerin tahsis edilen peynir miktarlarını takip etmek için kullandığı kayıtlar

Dilbilgisi

listing a variety of cheeses ...: ayrıntı ekleyen bir -ing öbeği

Burada listing a variety of cheeses ... şimdiki zaman ortacı, yani -ing biçimli bir öbektir ve önceki administrative records ad öbeğine bilgi ekler. Bu, kayıtların Mezopotamya genelindeki farklı ritüeller ve topluluklar için çeşitli peynir türlerini sıraladığı anlamına gelir. Listing yeni bir ana fiil değildir. Açıklayıcı metinlerde “ad + -ing öbeği”, adın ne yaptığını veya ne içerdiğini kısa biçimde eklemek için sıkça kullanılır; administrative records listing ... yapısı administrative records that list ... şeklinde açılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir addan sonra -ing öbeği kullanarak o adın ne içerdiğini belirtir?

  1. The guide includes three maps because each trail has a different difficulty.
  2. The guide lists the difficulty of each trail on three maps.
  3. The guide includes three maps listing the difficulty of each trail.
Cevabı göster

The guide includes three maps listing the difficulty of each trail.

Records from nearby civilizations in Turkey also reference rennet. Kelime

2:22

Türkiye'deki çevre medeniyetlerden elde edilen kayıtlar ayrıca peynir mayasından da (rennet) bahsetmektedir.

Kelime

reference rennet: “söz etmek” anlamında fiil olan reference

Reference rennet ifadesinde reference, “söz etmek” veya “değinmek” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Rennet bu fiilin doğrudan nesnesidir; yani kayıtlarda peynir mayasından söz edilmektedir. Reference burada “kaynak” veya “referans” anlamındaki ad değildir. Rennet, yani peynir mayası, peynir yapımında sütün pıhtılaşmasını sağlayan bir enzim karışımıdır. Bu temel anlam, peynirle ilgili tarihî kayıtlarda neden ondan söz edildiğini açıklar.

Alıştırma

Hangi cümlede reference, “söz etmek” anlamında bir fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The report has a useful reference section.
  2. The report is a reference for new researchers.
  3. The report references two earlier experiments.
Cevabı göster

The report references two earlier experiments.

This animal byproduct produced in the stomachs of certain mammals Dilbilgisi

2:27

Belirli memelilerin midelerinde üretilen bu hayvansal yan ürün,

can accelerate and control coagulation. Kalıp ifadeler

2:31

pıhtılaşmayı hızlandırıp kontrol edebilir.

Dilbilgisi

This animal byproduct produced in ...: isimden sonra gelen geçmiş zaman ortacı

This animal byproduct produced in the stomachs of certain mammals yapısında produced in the stomachs of certain mammals, byproduct sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Edilgen biçimde ayırt edici bilgi verir: yan ürün bu midelerde üretilir. which is produced in the stomachs of certain mammals biçiminde genişletilebilir. This animal byproduct produced in the stomachs of certain mammals isim öbeğinin tamamı cümlenin öznesidir. Produced ana fiil değildir; ana fiil öbeği can accelerate and control ile başlar. Bu kısaltılmış yapı bilimsel tanımlarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir isimden sonra geçmiş zaman ortacı öbeğini doğru biçimde kullanırken ayrı bir ana fiili de korur?

  1. The enzyme produced by the bacteria breaking down sugar.
  2. The enzyme produced by the bacteria breaks down sugar.
  3. The enzyme is produced by the bacteria breaks down sugar.
Cevabı göster

The enzyme produced by the bacteria breaks down sugar.

Kalıp ifadeler

can accelerate and control coagulation: can sonrasında paralel fiiller

Can hem accelerate hem de control fiillerini etkiler. Yalın hâldeki iki fiil and ile bağlanır ve coagulation sözcüğünü ortak nesne olarak alır. Bu yan cümle, maddenin hem bu süreci hızlandırabildiğini hem de sürecin nasıl gerçekleştiğini düzenleyebildiğini söyler. Yeniden kullanılabilen kalıp can + fiil A + and + fiil B + ortak nesne biçimindedir. Bilimsel ve teknik açıklamalar, iki işlevi kısa biçimde sıralamak için bu kalıbı sık kullanır.

Alıştırma

Önce monitor, ardından control kullanarak cümleyi tamamlayın: The device can ____ temperature.

Cevabı göster

monitor and control

Eventually,

2:35

Zamanla

this sophisticated cheese-making tool spread around the globe,

2:35

bu gelişmiş peynir yapım aracı tüm dünyaya yayıldı

giving way to a wide variety of new harder cheeses. Öbek fiiller

2:40

ve çok çeşitli yeni, daha sert peynirlere zemin hazırladı.

Öbek fiiller

giving way to: amaçlanan sonuç ve standart yer değiştirme anlamı

Bu cümlede giving way to, aracın yayılmasıyla bunun sonucunda birçok yeni ve daha sert peynirin ortaya çıkmasını birbirine bağlamak amacıyla kullanılmıştır. -ing yan cümlesi, önceki gelişmenin sonucu olarak ne olduğunu ekler; fiziksel olarak yol vermeyi anlatmaz. Ancak standart İngilizcede give way to genellikle “yerini başka bir şeye bırakmak” veya “başka bir şey tarafından değiştirilmek” anlamına gelir. Bu nedenle ifade, aracın yerini peynirlerin aldığı izlenimini verebilir. Amaçlanan neden-sonuç anlamı için giving rise to veya leading to daha açık olurdu.

Alıştırma

Özgün cümlede giving way to neyi göstermek amacıyla kullanılmıştır?

  1. Peynirler aracı fiziksel olarak yoldan çekti.
  2. Peynirler aracın yerini aldı ve araç artık kullanılmadı.
  3. Aracın yayılması birçok yeni sert peynirin ortaya çıkmasına yol açtı.
Cevabı göster

Aracın yayılması birçok yeni sert peynirin ortaya çıkmasına yol açtı.

And though some conservative food cultures rejected the dairy delicacy, Dilbilgisi

2:44

Bazı muhafazakar yemek kültürleri bu süt lezzetini reddetse de,

many more embraced cheese and quickly added their own local flavors. Kalıp ifadeler

2:48

birçoğu peyniri benimsedi ve hızla kendi yerel tatlarını ekledi.

Dilbilgisi

though ... rejected ..., many more embraced ...: ödünleme ve ana fikir

Though bir ödünleme bildirir: Bazı muhafazakâr yemek kültürlerinin peyniri reddettiğini kabul eder. Ana cümle ise anlatıcının asıl vurgusunu verir: Çok daha fazla kültür peyniri benimsemiştir. Tekrar kullanılabilecek yapı ‘though + karşıt bir gerçek, ana cümle’ biçimindedir. Burada some ile many more miktar bakımından, rejected ile embraced ise tutum bakımından karşıtlık oluşturur. Though yan cümlenin başındaysa ana cümlenin önüne ayrıca but eklenmez.

Alıştırma

Önce bir görüşü kabul edip ardından daha büyük bir grubun karşıt görüşte olduğunu belirtmek için though sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Though some neighbors opposing the plan, many more supported it.
  2. Though some neighbors opposed the plan, many more supported it.
  3. Though some neighbors opposed the plan, but many more supported it.
Cevabı göster

Though some neighbors opposed the plan, many more supported it.

Kalıp ifadeler

embraced cheese ... added their own local flavors: benimseme ve yerel uyarlama

Burada embraced cheese, peynire fiziksel olarak sarılmak anlamına gelmez. Peyniri olumlu karşılayıp bir yiyecek olarak benimsemek anlamına gelir. Embrace, etkin ve olumlu bir kabulü anlatır. Added their own local flavors, insanların daha sonra yiyeceği yerel tatlar, malzemeler veya yöntemlerle uyarladığını gösterir. And bağlacı kültürel yayılmanın iki adımını birbirine bağlar: benimseme ve yerel uyarlama.

Alıştırma

Hangi cümle hem yeni bir yiyeceği benimsemeyi hem de onu yerel damak tadına uyarlamayı doğal biçimde anlatır?

  1. Local cooks sampled the dish but kept the recipe exactly the same.
  2. Local cooks rejected the dish because its spices were unfamiliar.
  3. Local cooks embraced the dish and added their own regional spices.
Cevabı göster

Local cooks embraced the dish and added their own regional spices.

Nomadic Mongolians used yaks' milk to create hard sun-dried wedges of Byaslag. Kültür

2:54

Göçebe Moğollar, sert ve güneşte kurutulmuş üçgen Byaslag yapmak için yak sütü kullandılar.

Kültür

yaks' milk ... wedges of Byaslag: çoğul iyelik ve yerel bir peynir

Byaslag, geleneksel bir Moğol peyniridir. Cümle bu yerel peynir türünü malzemesini, güneşte kurutulma yöntemini ve sert dokusunu, dilim şeklini ve yiyeceğin özel adını belirterek anlatır. yaks' milk ifadesinde yaks çoğuldur ve s'den sonraki kesme işareti iyelik bildirir: birden fazla yaktan gelen süt. wedges of Byaslag ifadesindeki of, parçaları Byaslag adlı peynire bağlar.

Alıştırma

'milk from several goats' ifadesini çoğul iyelikle yeniden yazın: The farmer used ____ milk to make cheese.

Cevabı göster

goats'

Egyptians enjoyed goats' milk cottage cheese,

3:00

Mısırlılar peynir altı suyunu kamış hasırlarla süzerek,

straining the whey with reed mats. Dilbilgisi

3:03

keçi sütünden yapılan çökeleğin tadını çıkardılar.

Dilbilgisi

straining the whey with reed mats: -ing öbeğiyle bir hazırlama adımı eklemek

Virgülden sonraki -ing öbeği, peynirin hazırlanmasıyla ilgili bir adım ekler: Mısırlılar peynir altı suyunu kamış hasırlarla süzmüştür. Gıda hazırlamada strain, sıvıyı katılardan ayırmak için bir karışımı süzgeç görevi gören bir şeyden geçirmek demektir; burada “gergin hâle getirmek” anlamına gelmez. Straining eyleminin örtük yapanı, ana cümlenin öznesi olan Egyptians sözcüğüdür. Bu yapı tariflerde ve süreç açıklamalarında başka bir çekimli fiil eklemeden yöntem ya da eşlik eden bir adım belirtmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi strain fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: The cook removed the seeds, ____ the sauce through a fine sieve.

Cevabı göster

straining

In South Asia,

3:07

Güney Asya'da

milk was coagulated with a variety of food acids, Kelime

3:08

süt; limon suyu, sirke veya yoğurt gibi

such as lemon juice, vinegar, or yogurt,

3:11

çeşitli gıda asitleriyle pıhtılaştırıldı

and then hung to dry into loaves of paneer. Notlar

3:14

ve ardından asılarak kurutulup paneer blokları haline getirildi.

Kelime

milk was coagulated with ...: bir malzeme kullanılan edilgen süreç

Edilgen milk was coagulated ifadesi, işlem gören unsur olan milk sözcüğünü odağa alır. Burada coagulate, süt proteinlerinin bir araya toplanıp pıhtı oluşturmasını sağlamak demektir. with a variety of food acids ifadesindeki with, bir eşlikçiyi değil, bu değişimi oluşturmak için kullanılan malzemeyi veya yöntemi belirtir. Cümledeki örnekler lemon juice, vinegar ve yogurt sözcükleridir. Başka süreçlerde de kullanılabilen kalıp şudur: şey + be + geçmiş zaman ortacı + with + malzeme.

Alıştırma

Süreç cümlesini coagulate fiilinin edilgen biçimi ve malzemeyi belirten edatla tamamlayın: The warm milk was ____ lemon juice.

Cevabı göster

coagulated with

Kalıp ifadeler

hung to dry: kuruması için asılmış

Burada hung, hang fiilinin past participle biçimidir ve “asılmış” anlamına gelir; “asılarak idam edilmiş” demek değildir. Yiyeceğin yapım sürecini edilgen yapıyla anlatmaya devam eder. to dry mastarı amacı gösterir: malzeme, nemini kaybetmesi için asılmıştır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp hang + nesne + to dry; edilgen biçimi ise be hung + to dry şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi hang fiilinin geçmiş zaman biçimi ve amaç bildiren to dry ifadesiyle tamamlayın: After washing the wet towels, Mia ____ on the line.

Cevabı göster

hung them to dry

Kelime

into loaves of paneer: ortaya çıkan biçim

Into, sürecin sonucunu gösterir: paneer kuruduktan sonra ayrı ve belirli biçimleri olan parçalara dönüşmüştür. Loaf çoğunlukla biçim verilmiş bir ekmek kütlesini anlatır; ancak benzer şekilde uzun ya da yuvarlak bir blok hâline getirilmiş başka katı yiyecekler için de kullanılabilir. Paneer, Güney Asya’ya özgü taze bir peynirdir. Bu nedenle loaves of paneer, içinde paneer bulunan ekmek değil, somun biçimi verilmiş bütünlüklü paneer parçaları demektir.

Alıştırma

into loaves of paneer, sürecin sonucu hakkında ne anlatır?

  1. Paneer, ekmek somunlarının içine karıştırılır.
  2. Paneer, bütünlüklü ve somun biçimli parçalara dönüşür.
  3. Paneer, dağınık ve biçimsiz kırıntılar olarak kalır.
Cevabı göster

Paneer, bütünlüklü ve somun biçimli parçalara dönüşür.

This soft mild cheese could be added to curries and sauces Dilbilgisi

3:18

Bu yumuşak ve hafif peynir köri ile soslara eklenebilir

or simply fried as a quick vegetarian dish.

3:22

veya hızlı bir vejetaryen yemeği olarak basitçe kızartılabilirdi.

Dilbilgisi

could be added ... or simply fried: tek bir kiplik edilgen yapı, iki seçenek

Burada could be + past participle, peynirin kullanılabileceği veya hazırlanabileceği olası yolları gösterir. Could be added kiplik bir edilgen yapıdır: eylem peynire uygulanır ve yapan kişinin belirtilmesi gerekmez. Bu bağlamda could geçmişteki bir yeteneği değil, bir seçeneği anlatır. or sözcüğünden sonra gelen simply fried, önceki could be yapısını paylaşır. İfade could be added ... or (could be) simply fried şeklinde okunur. Added ve fried geçmiş zaman ortaçları, could be tekrarlanmadan iki kullanım biçimini paralel olarak sıralar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi could ve add fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: For a quick lunch, the beans ____ to soup or served over rice.

Cevabı göster

could be added

The Greeks produced bricks of salty brined feta cheese, Kelime

3:25

Yunanlılar salamurada bekletilmiş tuzlu beyaz peynir blokları (feta) ile

Kelime

bricks of salty brined feta cheese: biçim, tat ve işleme yöntemi

Bricks of burada yapı malzemesi anlamına gelmez. Brick, peynirin yoğun ve yaklaşık dikdörtgen bloklar ya da porsiyonlar hâlindeki şeklini anlatan bir sözcük olarak kullanılır. of ile kurulan bölümde salty tadı, brined işleme yöntemini, yani tuzlu suda olgunlaştırılmayı veya saklanmayı, feta cheese ise yiyeceğin adını belirtir. İfade biçim, tat, işlem ve tür bilgilerini birleştirerek kesin bir yiyecek tanımı kurar.

Alıştırma

bricks of salty brined feta cheese ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. tuz kullanılmadan kurutulmuş küçük tatlı feta kırıntıları
  2. feta peyniri ve tuzla kaplanmış inşaat tuğlaları
  3. tuzlu suda olgunlaştırılmış veya saklanmış, blok biçimli tuzlu feta peyniri porsiyonları
Cevabı göster

tuzlu suda olgunlaştırılmış veya saklanmış, blok biçimli tuzlu feta peyniri porsiyonları

alongside a harder variety similar to today's Pecorino Romano. Kalıp ifadeler

3:29

bugünkü Pecorino Romano'ya benzeyen daha sert bir tür ürettiler.

Kalıp ifadeler

alongside a harder variety: paralel bir kategori eklemek

Burada alongside, daha önce sözü edilen türle birlikte var olan veya onunla birlikte anlatılan başka bir peynir türünü ekler. “Birlikte” ya da “buna ek olarak” anlamına gelir; mutlaka fiziksel olarak “yanında” demek değildir. Eklenen ad öbeği a harder variety ifadesidir. Ardından gelen similar to today's Pecorino Romano, bu çeşidin nasıl olduğunu açıklar. Bu yapı, bir açıklamada iki türü, özelliği veya gelişmeyi paralel biçimde sunmaya yarar.

Alıştırma

Hangi cümlede alongside, ilk kategoriyle birlikte bulunan ikinci bir kategoriyi eklemek için kullanılmıştır?

  1. The library offers printed maps because of a free navigation app.
  2. The library offers printed maps instead of a free navigation app.
  3. The library offers printed maps alongside a free navigation app.
Cevabı göster

The library offers printed maps alongside a free navigation app.

This grating cheese was produced in Sicily Kelime

3:34

Bu rendelik peynir Sicilya'da üretildi

and used in dishes all across the Mediterranean.

3:37

ve Akdeniz'in dört bir yanındaki yemeklerde kullanıldı.

Kelime

This grating cheese: amaç bildiren -ing biçimi

This grating cheese ifadesinde grating, cheese adından önce gelen ve peyniri amacına göre sınıflandıran bir -ing biçimidir. Grating cheese, yemeğin üzerine rendelenmeye uygun bir peynir türüdür; hâlâ bütün bir parça olabilir. Bu ifade, peynirin bir eylemi kendisinin yaptığı anlamına gelmez. walking shoes veya a washing machine gibi amaç bildiren adlarda -ing sözcüğü nesnenin ne için kullanıldığını belirtir; grating de burada aynı işlevdedir.

Alıştırma

Daha sonra rendelemek için bütün ve sert bir peynir alıyorsunuz. En doğru cümle hangisidir?

  1. I need a cheese grater for the recipe.
  2. I need some grated cheese for the recipe.
  3. I need a firm grating cheese for the recipe.
Cevabı göster

I need a firm grating cheese for the recipe.

Under Roman rule, Kalıp ifadeler

3:41

Roma yönetimi altında,

dry cheese or caseus aridus Kültür

3:42

kuru peynir veya caseus aridus,

became an essential ration for the nearly 500,000 soldiers Kelime

3:45

Roma İmparatorluğu'nun uçsuz bucaksız sınırlarını koruyan yaklaşık 500.000 asker için

guarding the vast borders of the Roman Empire.

3:50

temel bir erzak haline geldi.

Kalıp ifadeler

Under Roman rule: yönetim bildiren under

Under Roman rule ifadesindeki under, “Roma yönetimine tabi” veya “Roma yönetimi döneminde” anlamına gelir. Bir şeyin fiziksel olarak altında bulunmayı değil, bir otorite ilişkisini anlatır. under + yönetim, liderlik, idare veya sistem bildiren isim yapısı, sonraki olayın hangi yönetim ya da sistem altında gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede under, “yönetimi veya idaresi altında” anlamında kullanılmıştır?

  1. The keys are under the newspaper.
  2. The hikers rested under a bridge.
  3. The school improved under new leadership.
Cevabı göster

The school improved under new leadership.

Kültür

dry cheese or caseus aridus: başka bir ad tanıtan or

Burada caseus aridus, dry cheese için verilen Latince addır. or sözcüğü aynı yiyeceğin iki adını birbirine bağlar; “ikisinden birini seç” değil, yaklaşık olarak “diğer adıyla” veya “yani” anlamına gelir. Bilgilendirici metinlerde yaygın ad + or + özel ad yapısı, tanıdık bir terimi bilimsel, tarihsel veya teknik bir adla ilişkilendirmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede or aynı şeyin başka bir adını tanıtır?

  1. Vitamin C, or ascorbic acid, is found in many fruits.
  2. We can leave now or wait until noon.
  3. Would you like tea or coffee?
Cevabı göster

Vitamin C, or ascorbic acid, is found in many fruits.

Kelime

became an essential ration for ... soldiers: askerler için temel bir erzak payı hâline gelmek

Burada ration, özellikle orduda veya kıtlık sırasında her kişiye belirli miktarda verilen yiyecek ya da malzeme payıdır. An essential ration, bunun genel anlamda herhangi bir yiyecek değil, askerlerin düzenli olarak aldığı erzakın gerekli bir parçası olduğunu belirtir. become a ration for + grup yapısı, bir şeyin o gruba tahsis edilen bir malzeme olarak kullanılmaya başladığını gösterir. Ration, miktarın kontrol edilmesini ve dağıtımı öne çıkarır.

Alıştırma

“Her kişiye verilen belirli miktarda yiyecek” anlamındaki isimle cümleyi tamamlayın: During the storm, each family received a daily ____ of rice and water.

Cevabı göster

ration

And when the Western Roman Empire collapsed,

3:53

Batı Roma İmparatorluğu çöktüğünde,

cheese-making continued to evolve in the manors that dotted the medieval European countryside. Deyimler

3:56

peynir yapımı ortaçağ Avrupa kırsalına serpilmiş malikanelerde evrilmeye devam etti.

Deyimler

manors that dotted the medieval European countryside: Orta Çağ Avrupa kırsalına dağılmış malikâneler

Burada dotted, “bir alana dağılmıştı” veya “birçok ayrı yerde bulunuyordu” anlamına gelir. Malikâneler kırsala yayılmış küçük noktalar gibi canlandırılır; hiç kimse gerçek anlamda bir yere nokta koymamaktadır. that dotted the medieval European countryside ilgi cümleciği manors sözcüğünü niteler. Etken places or objects dot an area kalıbını kullanır. Buna karşılık gelen edilgen kalıp an area is dotted with places or objects şeklindedir.

Alıştırma

Birden fazla yerin bir alana dağılmış olduğunu anlatmak için dot fiilinin geçmiş zamanını kullanın: Small fishing villages ____ the coastline.

Cevabı göster

dotted

In the hundreds of Benedictine monasteries scattered across Europe, Kültür

4:02

Avrupa'ya dağılmış yüzlerce Benediktin manastırında

medieval monks experimented endlessly with different types of milk, Kalıp ifadeler

4:06

Ortaçağ keşişleri farklı süt türleri,

cheese-making practices, and aging processes that led to many of today's popular cheeses. Kalıp ifadeler

4:10

peynir yapım teknikleri ve yaşlandırma süreçleriyle durmaksızın deneyler yaptılar ve günümüzün birçok popüler peynirini ortaya çıkardılar.

Kültür

Benedictine monasteries scattered across Europe: Avrupa'ya yayılmış Benediktin manastırları

Benediktin manastırları, Aziz Benedikt'in kuralını izleyen keşişlerin yaşadığı ve çalıştığı topluluklardı. Bu cümleyi anlamak için önemli olan, uzun süre varlığını koruyan bu kurumların pratik bilgileri saklayabilmesi ve gıda üretim becerilerini zamanla geliştirebilmesidir. Scattered across Europe, “Avrupa'nın birçok farklı bölgesinde bulunan” anlamına gelir. Burada scattered geniş bir alana yayılmış olmayı anlatır; manastırların dağınık veya hasarlı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede Benedictine monasteries scattered across Europe ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Avrupa'nın birçok bölgesinde bulunan Benediktin keşiş toplulukları.
  2. Bir Avrupa ülkesinden diğerine gezen peynir satıcısı grupları.
  3. Avrupalıların parçalara ayırdığı manastırlar.
Cevabı göster

Avrupa'nın birçok bölgesinde bulunan Benediktin keşiş toplulukları.

Kalıp ifadeler

experimented endlessly with different types of milk: farklı süt türleriyle durmaksızın denemeler yaptı

Experiment with + isim, bir malzemeyi, yöntemi veya fikri farklı şekillerde deneyip ne olacağını görmek anlamına gelir. Yalnızca resmî bir laboratuvar deneyini değil, uygulamalı deneme yanılma sürecini de anlatabilir. Bu cümlede endlessly, hiç ara vermeden anlamına gelmez; tekrar tekrar ve çok uzun süre boyunca demektir. Tek bir with edatı üç eş görevli nesnenin tamamını bağlar: different types of milk, cheese-making practices ve aging processes.

Alıştırma

Experiment fiilini ve doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: The chef likes to ____ unusual spices to create new flavors.

Cevabı göster

experiment with

Kalıp ifadeler

that led to many of today's popular cheeses: geçmiş süreçleri sonuçlara bağlamak

Led to, bir şeyin bir sonuca neden olduğu veya o sonucun ortaya çıkmasına yardım ettiği anlamına gelir. Led, lead fiilinin geçmiş zaman biçimidir; bu nedenle ifade, daha önceki süt seçimlerini, peynir yapım uygulamalarını ve olgunlaştırma süreçlerini sonraki bir sonuca bağlar. That ile başlayan ilgi cümleciği, önceki bu etkenleri açıklar. Today's popular cheeses, belirli bir günde yapılmış peynirleri değil, günümüzde popüler olan peynir türlerini ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi lead to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Years of testing ____ a safer helmet design.

Cevabı göster

led to

Parmesan, Roquefort, Munster and several Swiss types

4:17

Parmesan, Roquefort, Munster ve birkaç İsviçre çeşidi,

were all refined and perfected by these cheese-making clergymen. Dilbilgisi

4:20

hepsi bu peynir yapan din adamları tarafından rafine edildi ve mükemmelleştirildi.

Dilbilgisi

were all refined and perfected by these cheese-making clergymen: geçmiş zamanda edilgen yapıyla sonuca odaklanmak

Were refined and perfected, basit geçmiş zamanda edilgen bir yapıdır: were + iki geçmiş zaman ortacı. Değiştirilen şeyleri, yani peynirleri merkeze alır ve bunların geliştirilmesini önemli tarihsel sonuç olarak sunar. All, listelenen her peynir türünün buna dâhil olduğunu gösterir. By these cheese-making clergymen, işi yapan kişileri belirtir. Buradaki refined, yöntem veya kalite açısından geliştirilmiş demektir; bir kişinin görgülü ya da zarif olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, geliştirilen şey olarak tarifi öne çıkarmak için basit geçmiş zamanda edilgen yapıyı doğru kullanır?

  1. The recipe was refined and perfected by generations of bakers.
  2. The recipe refined and perfected by generations of bakers.
  3. The recipe was refine and perfect by generations of bakers.
Cevabı göster

The recipe was refined and perfected by generations of bakers.

In the Alps,

4:26

Alpler'de

Swiss cheese-making was particularly successful,

4:26

İsviçre peynir yapımı özellikle başarılıydı,

producing a myriad of cow's milk cheeses. Kalıp ifadeler

4:29

sayısız inek sütü peyniri üretti.

Kalıp ifadeler

producing a myriad of ...: sonuç eklemek ve çeşitliliği vurgulamak

Virgülden sonra gelen producing ... bir -ing sıfat-fiil yan cümlesi oluşturur. Burada başarılı peynir yapımının sonucunu ekler: bu başarı çok sayıda peynirin üretilmesini sağlamıştır. producing ifadesinin örtük öznesi, ana cümlede anlatılan Swiss cheese-making ifadesidir. A myriad of, “çok büyük sayıda veya çok çeşitli” anlamına gelir. Kesin bir sayı vermez; burada inek sütünden yapılan peynirlerin çeşitliliğini vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle, bir gelişmenin çok sayıda ve çeşitli sonuç ürettiğini göstermek için -ing sonuç yan cümlesini ve a myriad of ifadesini doğru kullanır?

  1. The discovery opened a new field, created a myriad of research opportunities.
  2. The discovery opened a new field, creating a myriad of research opportunities.
  3. The discovery opening a new field, a myriad of research opportunities.
Cevabı göster

The discovery opened a new field, creating a myriad of research opportunities.

By the end of the 14th century,

4:32

14. yüzyılın sonlarına gelindiğinde,

Alpine cheese from the Gruyère region of Switzerland

4:34

İsviçre'nin Gruyère bölgesinden gelen Alp peyniri

had become so profitable that a neighboring state Dilbilgisi

4:38

o kadar karlı hale gelmişti ki komşu bir devlet,

invaded the Gruyère highlands to take control of the growing cheese trade. Kalıp ifadeler

4:40

büyüyen peynir ticaretinin kontrolünü ele geçirmek için Gruyère yaylalarını işgal etti.

Dilbilgisi

had become so profitable that: sonuca yol açan geçmişte oluşmuş bir durum

Had become past perfect zamanındadır. by içeren ifade geçmişte bir son nokta belirler; past perfect ise kârlılık durumunun bu noktaya kadar gelişmiş olduğunu ve daha sonra anlatılan işgalden önce oluştuğunu gösterir. So profitable that ... bir derece-sonuç yapısıdır: so + sıfat + that yan cümlesi. Profitable yüksek dereceyi belirtir, that yan cümlesi ise bu derecenin yol açtığı veya tetiklediği sonucu verir.

Alıştırma

Cümleyi become fiilinin past perfect biçimiyle ve so ... that sonuç yapısıyla tamamlayın: By 2015, the app ____ popular ____ the company needed more servers.

Cevabı göster

had become so · that

Kalıp ifadeler

Amaç bildiren to take control of ... mastarı

take control of, bir şeyi yönlendirme, yönetme veya idare etme gücünü ya da yetkisini elde etmek demektir. Fiziksel olarak “kontrolü” alıp götürmek anlamına gelmez. Buradaki nesne the growing cheese trade olduğundan ifade, bu ticaret ve kazançları üzerinde güç elde etmeyi anlatır. to take control of ... mastar öbeği amaç bildirir; işgalin neden gerçekleştiğini açıklar. Bu yapı, bir eylemin ardından gelerek o eylemin amacının kontrolü ele geçirmek olduğunu gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi “kontrol etmeye başlamak” anlamındaki hedef amaç ifadesiyle tamamlayın: The rescue coordinator stepped forward ____ the response.

Cevabı göster

to take control of

Cheese remained popular through the Renaissance, Kalıp ifadeler

4:46

Peynir Rönesans boyunca popülerliğini korudu

Kalıp ifadeler

remained popular through the Renaissance: devam eden bir durum

remained, ardından popular sıfatı gelen bir bağ fiilidir. remained popular birlikte, popüler olma durumunun değişmek yerine devam ettiğini anlatır. through the Renaissance bir zaman öbeğidir. Burada through, bir yerin içinden geçmeyi değil, tüm dönem boyunca devam etmeyi ifade eder. remain + sıfat + through + zaman dilimi kalıbı, zaman içinde süren bir durumu anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle kütüphanenin bütün yaz boyunca açık kaldığını doğru biçimde anlatır?

  1. The library was remain open through the summer.
  2. The library remained open through the summer.
  3. The library remained opening through the summer.
Cevabı göster

The library remained open through the summer.

and the Industrial Revolution took production out of the monastery and into machinery. Deyimler

4:49

ve Sanayi Devrimi üretimi manastırdan çıkarıp makinelere taşıdı.

Deyimler

take X out of A and into B: bir dönüşümü anlatmak

take X out of A and into B kalıbı, eski bir ortamdan veya yöntemden yenisine geçişi bir yer değiştirme gibi anlatır. Bu cümlede X production, A the monastery ve B machinery'dir. Buradaki hareket mecazidir: Sanayi Devrimi, üretimi manastır merkezli geleneksel çalışmadan makineleşmiş üretime dönüştürdü. Bu kalıp, bir işin yapılma biçimindeki soyut değişimi somutlaştırır.

Alıştırma

take X out of A and into B kalıbını tamamlayın: The new portal took the permit process ____ government offices ____ a fully online system.

Cevabı göster

out of · and into

Today,

4:54

Bugün

the world produces roughly 22 billion kilograms of cheese a year, Kalıp ifadeler

4:54

dünya yılda yaklaşık 22 milyar kilogram peynir üretiyor,

shipped and consumed around the globe. Dilbilgisi

4:59

ve bunlar dünyanın dört bir yanına gönderilip tüketiliyor.

Kalıp ifadeler

produces roughly ... a year: yıllık üretimi bildirmek

özne + produces + roughly + miktar + ürün + a year kalıbı, yaklaşık yıllık üretim miktarını bildirir. Burada the world, dünya genelindeki üreticileri ifade eder; 22 billion kilograms ise peynir miktarıdır. Roughly, sayının kesin bir değer değil tahmin olduğunu gösterir. A year, “her yıl” veya “yılda” anlamına gelir; belirli bir takvim yılını değil, raporlama dönemini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle yaklaşık ve tekrarlanan yıllık üretim miktarını bildirir?

  1. The factory can produce up to two million batteries.
  2. The factory produced two million batteries in 2022.
  3. The factory produces roughly two million batteries a year.
Cevabı göster

The factory produces roughly two million batteries a year.

Dilbilgisi

shipped and consumed around the globe: kısaltılmış edilgen bir betimleme

Eş görevli geçmiş zaman ortaçları shipped ve consumed, önceki cümlecikte sözü edilen peynir hakkında edilgen bilgi ekler: peynir dünyanın farklı yerlerine gönderilir ve oralarda tüketilir. Peynir iki eylemden de etkilenen varlıktır. Bu parça, çekimli fiil içeren yeni bir cümlecik başlatmaz. “cheese, which is shipped and consumed around the globe” gibi daha tam bir ilgi cümleciğini kısaltır; bilgilendirici metinlerde yeni bir tam cümle kurmadan ayrıntı eklemek için bu yapı sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, kaseler hakkında edilgen bilgi eklemek için eş görevli geçmiş zaman ortaçlarını doğru kullanır?

  1. The museum displays handmade bowls, painted by local artists and sold to visitors.
  2. The museum displays handmade bowls, painted by local artists and selling to visitors.
  3. The museum displays handmade bowls, paint by local artists and sold to visitors.
Cevabı göster

The museum displays handmade bowls, painted by local artists and sold to visitors.

But 10,000 years after its invention,

5:02

Ancak icadından 10.000 yıl sonra bile

local farms are still following in the footsteps of their Neolithic ancestors, Deyimler

5:05

yerel çiftlikler hala Neolitik atalarının ayak izlerini takip ediyor

handcrafting one of humanity's oldest and favorite foods. Anlatım akışı

5:10

ve insanlığın en eski ve favori yiyeceklerinden birini elleriyle üretiyor.

Deyimler

following in the footsteps of their Neolithic ancestors: Neolitik atalarının izinden gitmek

Follow in someone's footsteps, başka biriyle benzer bir yol seçmek ya da o kişinin işini, yöntemlerini veya geleneğini sürdürmek anlamına gelen bir deyimdir. Birinin ayak izlerine gerçekten basarak yürümek anlamına gelmez. Burada yerel çiftlikler, Neolitik atalarıyla ilişkilendirilen peynir yapma geleneğini sürdürüyor. Still, 10.000 yıl sonra bile bu devamlılığın korunduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için follow in someone's footsteps ifadesini doğru biçimde kullanın: Lina's mother was a teacher, and Lina became one too, ____.

Cevabı göster

following in her mother's footsteps

Anlatım akışı

handcrafting...: Nasıl yapıldığını cümle sonundaki -ing öbeğiyle açıklamak

Virgül, cümle sonundaki handcrafting one of humanity's oldest and favorite foods -ing öbeğini başlatır. Bu öbek ayrı bir ana cümle başlatmaz; örtük eyleyeni ana cümlenin öznesi olan local farms ifadesidir. Çiftliklerin atalarının izinden nasıl gittiklerini açıklar: bunu, yiyeceği elle üretmeyi sürdürerek yaparlar. Bu somut eylemi sona yerleştirmek, ataların izinden gitme şeklindeki soyut düşünceyi gözle görülür hâle getirir. Ayrıca günümüzde yapılan işi uzun bir insanlık geleneğine bağlayarak cümleyi tamamlar.

Alıştırma

Hangi cümle, ana cümlenin öznesinin bir geleneği nasıl yaşattığını cümle sonundaki -ing öbeğiyle gösterir ve eyleyeni açıkça belli eder?

  1. The potters keep their village tradition alive, shaping every bowl by hand.
  2. Shaping every bowl by hand, the pottery tradition remains important to the potters.
  3. The potters keep their village tradition alive, every bowl is shaped by hand.
Cevabı göster

The potters keep their village tradition alive, shaping every bowl by hand.

Find out how Swiss cheese gets its holes by watching this episode

5:15

İsviçre peynirinin deliklerini nasıl aldığını bu bölümü izleyerek öğrenin

or trace the fascinating and often cruel history of chocolate with this episode.

5:19

veya çikolatanın büyüleyici ve çoğu zaman acımasız tarihinin izini bu bölümle sürün.