Hayat Nedir? Ölüm Gerçek mi?: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Hücreler, DNA, virüsler, mitokondriler ve AI, yaşamın cansızdan açıkça ayrılıp ayrılamayacağını sınar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “or is it?” — Söylem ve retorik: kısa soru kesinliği tersine çevirir ve tekrarsız, kuşkucu bir tartışma açar. 2. “blurs the line” — Mecazlı dil: fiziksel çizgiyi değil, belirsiz kategori sınırını anlatır. Ölü hücreleri kullanan virüsler living ile dead ayrımını zorlaştırır; başka belirsiz ayrımlarda da kullanın. 3. “as long as” — Dil bilgisi: süre değil, provided that gibi koşuldur. Değişim genetik koda yararlıysa cansız sonuç mümkündür; sonucu koşuluyla ilişkilendirin.
Bu derste
or is it? ile bir iddiayı hemen sorgulamak
Or is it? az önce söylenen ifadeye geri döner ve bunun gerçekten doğru olup olmadığını hemen sorgular. Burada yaşamın cansız maddeden temelde farklı olduğu iddiasına meydan okur; basit bir evet-hayır cevabı istemez. Bu ifade, kesinlikten şüpheye keskin bir geçiş yaratır. Yeniden kullanılabilen kalıp or + önceki cümleye uygun yardımcı fiil veya be + özne? şeklindedir: or are they?, or does it? gibi.
Alıştırma
Hangi cümle, iddianın kesinliğini sorgulamak için kısa bir takip sorusu kullanıyor?
- The answer is obvious—or is it?
- Is the answer obvious?
- The answer is obvious, isn't it?
Cevabı göster
The answer is obvious—or is it?
Physicist Erwin Schrödinger defined life this way.
0:04Fizikçi Erwin Schrödinger yaşamı şöyle tanımlamıştı:
Living things avoid decay into disorder and equilibrium. Kelime
0:08Canlılar, düzensizliğe ve denge haline doğru olan bozunmadan kaçınırlar.
decay into disorder and equilibrium ifadesinin soyut anlamı
decay into ... yapısında decay, yapıyı, düzeni veya işlev görme yetisini yavaş yavaş kaybetmek anlamına gelen bir fiildir. into edatı ortaya çıkan durumu gösterir; dolayısıyla ifade yalnızca fiziksel çürümeyi değil, düzensizliğe ve dengeye doğru yavaş bir ilerlemeyi anlatır. Bu bilimsel bağlamda equilibrium, genel olarak net değişimin olmadığı bir durumdur. Sağlıklı veya istenen bir denge anlamına gelmez; cümlede canlı sistemlerin sürekli karşı koyduğu son durum olarak sunulur.
Alıştırma
Burada decay into disorder ne anlama geliyor: "Without maintenance, the system may decay into disorder."?
- Düzeni yavaş yavaş kaybedip düzensiz bir duruma gelmek
- Sağlıklı bir dengeye ulaşmak
- Aniden patlayıp ortadan kaybolmak
Cevabı göster
Düzeni yavaş yavaş kaybedip düzensiz bir duruma gelmek
Let's pretend that your download folder is the universe. Anlatım akışı
0:14İndirilenler klasörünüzün evren olduğunu varsayalım.
Let's pretend that: ortak bir varsayım oluşturmak
Let's pretend that, dinleyiciyi kısa bir süreliğine hayalî bir durumu kabul etmeye davet eder. Burada indirme klasörünü evrenin basit bir modeli olarak sunar. Bu ifade açıklamayı düzenler: önce hayalî model üzerinde anlaşılır, sonra daha zor bir fikri anlamak için bu model kullanılır. Yeniden kullanılabilen kalıp Let's pretend that + tam cümlecik biçimindedir.
Alıştırma
Davet ifadesini Let's pretend that kullanarak tamamlayın: ____ the classroom is a tiny city.
Cevabı göster
Let's pretend that
It started orderly and got more and more chaotic over time. Dilbilgisi
0:17Başlangıçta düzenliydi ve zaman geçtikçe daha da kaotik bir hal aldı.
more and more chaotic: artan bir eğilimi anlatmak
More and more chaotic, kaos düzeyinin sürekli arttığı anlamına gelir. more and more + sıfat yapısı, iki ayrı şeyi karşılaştırmak yerine devam eden bir eğilimi gösterir. Cümledeki over time, bu kademeli değişimin gerçekleştiği zaman sürecini belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp get/become + more and more + sıfat biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi more and more + chaotic kullanarak tamamlayın: Without a plan, the schedule became ____.
Cevabı göster
more and more chaotic
you can create order and clean it up. Öbek fiiller
0:23düzen yaratabilir ve orayı temizleyebilirsiniz.
By investing energy: yöntemi gösteren by + -ing
By + -ing yapısı, ana cümledeki sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi tanıtır. Burada investing energy yöntem; creating order ve cleaning things up ise sonuçlardır. -ing eylemini yapan kişi genellikle ana cümlenin öznesidir: yani you hem enerjiyi harcar hem de düzen oluşturabilir. Bu yapıda by, “bir eylem yoluyla” anlamına gelir; “bir son tarihten önce” veya “birisi tarafından yapılmış” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi yöntem bildiren by + -ing yapısıyla tamamla: ____ checking the weather first, we can choose the right clothes.
Cevabı göster
By
clean it up: ayrılabilen bir öbek fiilde zamirin yeri
Clean up, dağınık bir yeri veya şeyi temiz ve düzenli hâle getirmek anlamına gelen ayrılabilen bir öbek fiildir. Burada it, dağınık klasöre gönderme yapar. Nesne it veya them gibi bir zamirse clean ile up arasına yerleştirilir: clean it up. Nesne tam bir isim olduğunda clean the folder up ve clean up the folder yapılarının ikisi de mümkündür, ancak clean up it doğru değildir.
Alıştırma
clean up ifadesini it zamiriyle doğru sırada kullan: The counter is sticky, so please ____ before we cook.
Cevabı göster
clean it up
Every living thing on this planet is made of cells.
0:36Bu gezegendeki her canlı hücrelerden oluşur.
Basically, a cell is a protein-based robot too small to feel or experience anything. Dilbilgisi
0:39Temelde hücre de herhangi bir şeyi hissedemeyecek veya deneyimleyemeyecek kadar küçük, protein tabanlı bir robottur.
too small to feel or experience anything: hissedemeyecek veya deneyimleyemeyecek kadar küçük
Too + sıfat + to-infinitive, bir özelliğin sınırlayıcı bir dereceye ulaştığını ve bu yüzden to sonrasındaki eylemin gerçekleşemediğini anlatır. Burada hücrenin küçük olması, hiçbir şeyi hissedememesinin veya deneyimleyememesinin nedeni olarak sunulur. too small ifadesini yalnızca very small olarak anlamayın. Bu yapı derece ile sonucu birbirine bağlar: too small to feel, hissedemeyecek kadar küçük demektir.
Alıştırma
Cümleyi too, heavy ve carry kullanarak tamamlayın: The box is ____ upstairs safely.
Cevabı göster
too heavy to carry
It has the properties we just assigned to life.
0:45Az önce yaşama atfettiğimiz özelliklere sahiptir.
It has a wall that separates it from the surroundings creating order. Kalıp ifadeler
0:48Kendisini çevreden ayırarak düzen yaratan bir duvarı vardır.
separates it from the surroundings: onu çevresinden ayırır
Separate A from B, A'yı B'den ayrı tutmak veya ikisi arasında bir sınır oluşturmak demektir. Yapı iki tarafı da adlandırır: A, separate fiilinden sonraki nesnedir; B ise from sonrasında gelir. Bu cümlede it hücreyi, the surroundings ise hücrenin dışındaki her şeyi ifade eder. Sınırı duvar oluşturur; cümle, duvarın kendisinin çevreden uzaklaştığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Separate A from B kalıbının gerektirdiği edatla cümleyi tamamlayın: This filter separates dust ____ the air.
Cevabı göster
from
It regulates itself and maintains a constant state. Kalıp ifadeler
0:52Kendini düzenler ve sabit bir durumu korur.
maintains a constant state: sabit bir durumu korumak
Bu cümlede maintains a constant state, “durumunu zaman içinde sabit tutar” anlamına gelir. Maintain fiilinden sonra sabit tutulan şey gelir: maintain + a state, condition, level veya temperature. Burada ekipmanı onarmak değil, devamlı bir kararlılık sağlamak anlatılır. Bu kalıp, hem kararlılığı koruma eylemini hem de korunan durumu belirttiği için bilimsel açıklamalarda kullanışlıdır.
Alıştırma
maintain a constant temperature ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Even on a cold night, the greenhouse ____.
Cevabı göster
maintains a constant temperature
It reacts to the environment and it's subject to evolution. Kalıp ifadeler
1:00Çevresine tepki verir ve evrime tabidir.
it's subject to evolution: evrimin etkisine tabi olmak
it's subject to evolution ifadesinde be subject to, “bir şeyin etkisi veya yönetimi altında olmak” anlamına gelir. Cümle, evrimsel süreçlerin hücre için de geçerli olduğunu söyler; subject burada okul dersi veya konu anlamında değildir. Yapı be subject to + isim ya da isim öbeğidir. Burada to bir edattır; evolution onun nesnesidir ve mastar yapısının başlangıcı değildir.
Alıştırma
Duyuruyu be subject to yapısının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The schedule ____ change without notice.
Cevabı göster
is subject to
But of all the stuff that makes up a cell, Öbek fiiller
1:06Ancak bir hücreyi oluşturan tüm bu maddeler içinde,
makes up: parçalar bir bütünü oluşturur
Burada makes up, “oluşturur” ya da “meydana getirir” anlamındadır. that makes up a cell ilgi cümleciğindeki that, stuff sözcüğüne gönderme yapar; yani maddeler hücreyi oluşturan parçalardır. Kalıp “parçalar bir bütünü oluşturur” şeklindedir: A makes up B. Yön önemlidir; parçalar özne, bütün ise nesnedir.
Alıştırma
Cümleyi “oluşturmak” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Many small fibers ____ this rope.
Cevabı göster
make up
Stuff reacts chemically with other stuff forming reactions that start other reactions which start other reactions.
1:11Maddeler başka maddelerle kimyasal olarak tepkimeye girerek, başka tepkimeleri başlatan başka tepkimeleri başlatır.
several million chemical reactions take place forming a complex orchestra. Notlar
1:20karmaşık bir orkestra oluşturan milyonlarca kimyasal reaksiyon gerçekleşir.
take place: bir olayın gerçekleştiğini söylemek
Take place, “olmak” veya “gerçekleşmek” anlamına gelir. Burada several million chemical reactions isim öbeği öznedir ve ifade bu tepkimelerin her saniye gerçekleştiğini söyler. Bu ifade geçişsiz bir fiil öbeği olarak kullanılır: olay veya süreç take place ifadesinden önce gelir ve ardından doğrudan nesne gelmez. Place burada alınan bir konum anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi “gerçekleşmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The school science fair will ____ in the gym on Friday.
Cevabı göster
take place
bilimsel bir metafor olarak a complex orchestra
Burada a complex orchestra, bir hücrenin içinde birlikte çalışan çok sayıdaki kimyasal reaksiyonu anlatan bir metafordur. Bir orkestradaki farklı enstrümanlar gibi reaksiyonlar da tek bir düzenli sistemin ayrı ama birbiriyle uyumlu parçalarıdır. Bu ifade, gerçek bir orkestra olduğu ya da reaksiyonların müzik çıkardığı anlamına gelmez. Bu görüntü, doğrudan görülemeyecek kadar küçük ve karmaşık bir süreçteki düzeni ve iş birliğini zihinde canlandırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümlede a complex orchestra ne anlama geliyor?
- Kimyasal reaksiyonların duyulabilir müzik oluşturması
- Çok sayıda kimyasal reaksiyonun düzenli biçimde birlikte çalışması
- Hücrenin içinde çalan gerçek bir müzisyen grubu
Cevabı göster
Çok sayıda kimyasal reaksiyonun düzenli biçimde birlikte çalışması
A cell can build several thousand types of protein.
1:25Bir hücre birkaç bin farklı türde protein üretebilir.
Some very simple, some complex micromachines.
1:28Bazıları çok basit, bazıları ise karmaşık mikro makinelerdir.
Imagine driving a car at 100 km/h while constantly rebuilding every single part of it Anlatım akışı
1:32Saatte 100 km hızla araba kullanırken, bir yandan da sokaktan topladığınız şeylerle
with stuff you collect from the street.
1:38arabanın her bir parçasını sürekli olarak yeniden inşa ettiğinizi düşünün.
benzetme kalıbı olarak Imagine ... while ...
Imagine, açıklama devam etmeden önce dinleyiciden zihninde bir görüntü oluşturmasını ister. Araba sahnesi özellikle uç bir örnektir: görünmeyen bir hücre sürecini tanıdık ve gözde canlandırması kolay bir duruma dönüştürür. Imagine doing X while doing Y kalıbı, devam eden iki eylemi aynı zihinsel sahneye yerleştirir. Burada while, hareket etme ile yeniden yapmanın aynı anda gerçekleştiğini gösterir; benzetmenin temel noktası budur.
Alıştırma
Onarım sırasında çalışmaya devam etmesi gereken bir sistemi açıklamak için aynı benzetme kalıbını en iyi kullanan cümle hangisidir?
- Imagine a plane with a bright blue tail.
- The plane's engine needed repairs after the flight.
- Imagine repairing a plane's engine while the plane is flying.
Cevabı göster
Imagine repairing a plane's engine while the plane is flying.
Everything is dead matter moved by the laws of the universe.
1:45Her şey evrenin yasaları tarafından hareket ettirilen ölü maddelerdir.
So, is life the aggregate of all these reaction processes that are taking place? Kelime
1:49Öyleyse yaşam, gerçekleşmekte olan tüm bu tepkime süreçlerinin toplamı mıdır?
The aggregate of ...: parçaları tek bir bütün olarak ele almak
Bu soruda the aggregate of all these reaction processes, bütün süreçlerin birlikte tek bir bütün olarak ele alınması anlamına gelir. Tek bir tepkimeyi göstermez. Aggregate ismi, bir açıklamada birçok ayrı parça tek bir toplam sistem veya sonuç olarak ele alındığında kullanışlıdır. Dolayısıyla soru, yaşamın yalnızca bu süreçlerin birleşmiş bütünü olarak anlaşılıp anlaşılamayacağını sorar.
Alıştırma
Sorudaki “the aggregate of all these reaction processes” ne anlama geliyor?
- Gruptan seçilen tek bir tepkime süreci
- Bütün tepkime süreçlerinin birlikte tek bir bütün olarak ele alınması
- Tepkimelerin gerçekleşme hızı
Cevabı göster
Bütün tepkime süreçlerinin birlikte tek bir bütün olarak ele alınması
The goal of the whole process is to prevent this by producing new entities.
1:58Tüm sürecin amacı, yeni varlıklar üreterek bunu önlemektir.
Açıklama yapmak için By this, we mean ...
By this, we mean DNA, daha önce geçen this sözcüğünün veya düşüncesinin neyi gösterdiğini açıklar. İfade, genel veya belirsiz olabilecek bir göndermeden kesin terim olan DNA'ya geçer. Buradaki by, “this ifadesini kullandığımızda” anlamındadır; “bunun aracılığıyla” anlamında değildir. By X, we mean Y kalıbı, bir açıklama sırasında X'i tanımlamak veya netleştirmek için yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Açıklama kalıbını dersteki sözcüklerle tamamlayın: ____, we mean a review of every answer.
Cevabı göster
By the final check
Life is, in a way, just a lot of stuff that carries genetic information around. Ton ve niyet
2:05Yaşam, bir bakıma, genetik bilgiyi taşıyan bir sürü maddeden ibarettir.
Bakış açısını sınırlayan in a way,
Burada in a way, “bir açıdan” veya “bir ölçüde” anlamına gelir. Ardından gelen açıklamanın yaşamı anlamanın yararlı bir yolu olduğunu, ancak eksiksiz ve kelimesi kelimesine bir tanım olmadığını gösterir. Life is ifadesinden sonra kullanıldığında çok geniş bir iddiayı yumuşatır. Konuşmacı, “Bu yararlı bir basitleştirme, gerçeğin tamamı değil,” demektedir.
Alıştırma
Bu cümlede in a way ne işe yarıyor?
- Genetik bilginin izlediği fiziksel rotayı açıklar.
- Yeni ve ilgisiz bir konu başlatır.
- İddiayı eksiksiz bir tanım yerine olası bir bakış açısı olarak sunar.
Cevabı göster
İddiayı eksiksiz bir tanım yerine olası bir bakış açısı olarak sunar.
the DNA that develops the best living thing around it will stay in the game. Deyimler
2:13etrafındaki en iyi canlıyı geliştiren DNA oyunda kalmaya devam edecektir.
Hayatta kalma metaforu olarak stay in the game
Burada stay in the game, elenmek yerine evrim sürecinde varlığını sürdürmek anlamına gelir. Game, doğal seçilimin yarattığı sürekli rekabetin bir metaforudur; ortada gerçek bir maç yoktur ve DNA bilinçli bir plan yapmaz. Daha genel olarak stay in the game, zorluklara rağmen sürece dâhil, rekabetçi veya ilgili kalmak anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede stay in the game, rekabet etmeye devam etmek veya geçerliliğini korumak anlamında kullanılmıştır?
- A small shop must adapt to stay in the game.
- The team won the game by two points.
- The children stayed inside during the game.
Cevabı göster
A small shop must adapt to stay in the game.
This is where viruses make everything more complicated. Anlatım akışı
2:28İşte virüsler her şeyi bu noktada daha karmaşık hale getirir.
This is where: bir açıklamada dönüm noktasını belirtmek
Burada This is where fiziksel bir yeri göstermez. Açıklamanın ilerleyip yeni bir sorunun ortaya çıktığı aşamayı gösterir: virüsler önceki fikri daha karmaşık hâle getirir. “This is where + cümle” yapısı, bir sonucu, zorluğu veya önemli değişikliği işaret ederek açıklamanın akışını düzenler. Bu nokta, bir süreç ya da düşünce zincirindeki soyut bir aşama olabilir.
Alıştırma
“The team can build a prototype quickly. This is where the cost becomes difficult.” açıklamasında This is where ne işe yarıyor?
- ekibin neden hızlıca prototip oluşturabildiğini açıklar
- süreçte bir sorunun ortaya çıktığı noktayı belirtir
- ekibin fiziksel konumunu sorar
- sorunların sayısını verir
Cevabı göster
süreçte bir sorunun ortaya çıktığı noktayı belirtir
They are basically strings of RNA or DNA in a small hull and need cells to do something.
2:32Onlar temel olarak küçük bir kabuğun içindeki RNA veya DNA dizileridir ve bir şeyler yapabilmek için hücrelere ihtiyaç duyarlar.
We're not sure if they count as living or dead. Kelime
2:38Onları canlı ya da ölü olarak sayıp sayamayacağımızdan emin değiliz.
count as living or dead: tartışmalı bir kategoriyi sınıflandırmak
Burada count as, “sayısını hesaplamak” değil, “bir kategoriye dâhil edilmek” veya “bir kategoriye ait kabul edilmek” anlamına gelir. living or dead iki olası kategoriyi belirtir. Konuşan kişi sınıflandırmadan emin değildir: virüslerin canlı varlıklar mı yoksa ölü maddeler mi sayılacağı açık değildir. Bir şeyin belirli bir kategoriye veya statüye uyup uymadığı tartışmalı olduğunda da bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Bir antrenör soruyor: Does a five-minute warm-up count as exercise? Burada count as ne anlama geliyor?
- başka bir antrenmanla karşılaştırılır
- fiziksel olarak tek tek sayılır
- egzersiz olarak sınıflandırılır
- sayısal bir toplama eklenir
Cevabı göster
egzersiz olarak sınıflandırılır
And still, there are 225 million cubic meters of viruses on Earth.
2:41Buna rağmen, Dünya'da 225 milyon metreküp virüs bulunuyor.
They don't seem to care what we think of them.
2:47Onlar hakkında ne düşündüğümüz umurlarında bile değil gibi görünüyor.
There are even viruses that invade dead cells and reanimate them so they can be a host for them,
2:49Ölü hücreleri işgal edip onları kendilerine konakçı yapmak için canlandıran virüsler bile var,
blurs the line ifadesinin mecaz anlamı
Bu cümlede blurs the line, “iki kategori arasındaki sınırı daha az belirgin hâle getirir” anlamındadır. Bu sıra dışı virüsler, canlı ile ölüyü net biçimde ayırmayı zorlaştırır. Buradaki line, gözle görülen bir çizgi değil, soyut bir ayrımdır. İki fikir, rol veya kategori birbirine karışmaya başladığında bu mecaz kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede blurs the line ne anlama gelir? “Working from home can blur the line between work and private life.”
- iki alan arasına katı bir sınır koymak
- herkesin kabul ettiği bir kuralı çiğnemek
- iki alan arasındaki sınırı daha az belirgin hâle getirmek
Cevabı göster
iki alan arasındaki sınırı daha az belirgin hâle getirmek
the power plants of most complex cells ifadesinin mecaz kullanımı
Bu ifade, mitokondriler besinlerden gelen enerjiyi hücrelerin kullanabileceği bir biçim olan ATP’ye dönüştürmeye yardımcı olduğu için onları the power plants of most complex cells olarak adlandırır. Enerji üreten tanıdık bir tesis ile enerjiyle ilgili görevi olan bir hücre yapısı arasında bağlantı kurar. Burada plants, “enerji üreten tesisler” anlamındaki power plants birleşik isminin parçasıdır. Canlı bitkiler anlamına gelmez; bu karşılaştırma gerçek bir tanım değil, açıklayıcı bir mecazdır.
Alıştırma
“Mitochondria are the power plants of the cell,” ifadesindeki mecaz neyi vurgular?
- enerjiyi kullanılabilir bir biçime dönüştürme görevleri
- hücredeki tüm faaliyetleri kontrol etme yetenekleri
- ağaçlara ve çiçeklere benzemeleri
Cevabı göster
enerjiyi kullanılabilir bir biçime dönüştürme görevleri
Biyolojik bir mecaz olarak entered a partnership with
Burada entered a partnership with, önceden serbest yaşayan bakterilerin daha büyük hücrelerle uzun süreli ve iş birliğine dayalı bir ilişki kurmaya başladığını anlatır. Partnership, ticari bir anlaşma değil, biyolojik iş birliğini anlatan bir mecazdır. Bu ifade, bakterilerin bilinçli bir karar verdiğini veya pazarlık yaptığını ima etmez. Karmaşık bir evrim sürecini tanıdık bir dille anlatır: iki farklı yaşam biçimi birlikte yaşamaya ve işlev görmeye başladı.
Alıştırma
Bilimsel bir açıklamada bacteria entered a partnership with bigger cells ne anlama gelir?
- Uzun süreli ve iş birliğine dayalı biyolojik bir ilişki kurdular.
- Hukuken geçerli bir ticari sözleşme imzaladılar.
- Hemen aynı tür organizmaya dönüştüler.
Cevabı göster
Uzun süreli ve iş birliğine dayalı biyolojik bir ilişki kurdular.
They still have their own DNA and can multiply on their own, Kalıp ifadeler
3:08Hala kendi DNA'larına sahipler ve kendi başlarına çoğalabiliyorlar,
Bağımsız çoğalmak anlamındaki multiply on their own
multiply on their own ifadesinde on their own, bağımsız olarak veya dışarıdan yardım almadan anlamına gelen bir zarf öbeğidir. Mitokondrilerin nasıl çoğaldığını anlatır; onların sahip olduğu bir şeyi tarif etmez. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I do it on my own, she does it on her own ve they do it on their own.
Alıştırma
Cümleyi yardım almadan anlamındaki on ... own yapısıyla tamamlayın: The two robots can recharge ____.
Cevabı göster
on their own
which means living things can evolve into dead things as long as it's beneficial to their genetic code. Dilbilgisi
3:21bu da genetik kodlarına faydalı olduğu sürece canlıların ölü şeylere evrimleşebileceği anlamına gelir.
trade A for B: B karşılığında A'dan vazgeçmek
trade A for B kalıbı, A'yı vazgeçilen şey; B'yi ise elde edilen, korunan veya mümkün kılınan şey olarak gösterir. Bu cümlede bağımsız yaşamın kaybedilmesi bedel, DNA'nın hayatta kalması ise kazançtır. Bu, bir değiş tokuş benzetmesidir; mitokondrilerin bilinçli biçimde anlaşma yaptığı anlamına gelmez. Kimse bunu bilerek seçmese bile bu kalıp bir sonucu veya evrimsel maliyet-kazanç dengesini anlatabilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: "The design traded speed for accuracy." Değiş tokuş benzetmesi ne anlama geliyor?
- Tasarım, doğruluk kazanmak için hızın bir kısmından vazgeçti.
- Tasarım, Accuracy adlı biriyle hız değiş tokuşu yaptı.
- Tasarım, hız kazanmak için doğruluktan vazgeçti.
Cevabı göster
Tasarım, doğruluk kazanmak için hızın bir kısmından vazgeçti.
as long as ifadesinin koşul anlamı
Bu cümlede as long as, önceki iddianın geçerli olduğu koşulu belirtir. provided that, yani “şu koşulla” anlamına gelir: anlatılan evrim, genetik koda yarar sağlıyorsa gerçekleşebilir. Bu ifade bir sonucu bir gerekliliğe bağlar; değişimin ne kadar sürdüğünü anlatmaz. Anlamak için sonraki yan cümlenin bir koşul mu yoksa zaman süresi mi belirttiğine bakın.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: "You can borrow the bike as long as you return it by six." Burada as long as ne ifade ediyor?
- Bir süre: bisiklet tam altı saat ödünç alınır.
- Bir karşılaştırma: bisiklet başka bir nesne kadar uzundur.
- Bir koşul: bisikleti altıya kadar geri getirmek gerekir.
Cevabı göster
Bir koşul: bisikleti altıya kadar geri getirmek gerekir.
So, maybe life is information that manages to ensure its continued existence. Dilbilgisi
3:27Dolayısıyla, belki de yaşam, varlığının devamını sağlamayı başaran bilgidir.
manages to: zorluğa rağmen başarmak
Manages to, genellikle çaba gerektiren, zor olan veya sonucu kesin olmayan bir şeyi başarıyla yapmak demektir. Yapı manage + to + fiilin yalın hâlidir. Burada information, hareket edebilen bir şeymiş gibi anlatılır: varlığını sürdürmeyi sağlamayı başarır. Bu ifade, varlığın devamını yalnızca bir yetenek olarak değil, elde edilmiş bir sonuç olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi manage to ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After three attempts, Maya ____ unlock the door.
Cevabı göster
managed to
we are very close to creating artificial life in computers.
3:39bilgisayarlarda yapay yaşam yaratmaya çok yakınız.
By our most common definitions: iddianın dayanağını çerçevelemek
By our most common definitions, dinleyiciye sonraki iddianın hangi ölçütlere dayandığını bildiren, cümle başına getirilmiş bir çerçeve ifadesidir. Burada by, bir son tarihten önce anlamına değil, bir şeye göre veya onu ölçüt alarak değerlendirildiğinde anlamına gelir. İfadenin başa getirilmesi sonucun kapsamını sınırlar: iddia, koşulsuz bir gerçek olarak değil, yaygın yaşam tanımları altında doğru olarak sunulur. Virgül çerçevenin bittiğini gösterir ve dinleyicinin sonuçtan önce dayanağı işlemesine yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümledeki giriş çerçevesi ne anlama geliyor? By the school's definition of participation, asking a question counts.
- İddiadaki eylemi gerçekleştiren okulun kendisidir.
- İddia, okul bir son tarih belirlemeden önce doğru hâle gelmelidir.
- İddia, okulun tanımı kullanılarak değerlendiriliyor.
Cevabı göster
İddia, okulun tanımı kullanılarak değerlendiriliyor.
It's just a question of time before the technology we build gets there. Kalıp ifadeler
3:43Geliştirdiğimiz teknolojinin o noktaya gelmesi sadece bir zaman meselesi.
just a question of time before: kaçınılmaz bir sonuç
Just a question of time before, ardından gelen olayın gerçekleşmesinin beklendiğini ve tek belirsizliğin bunun ne zaman olacağını anlatır. Burada teknolojinin o aşamaya ulaşması yalnızca bir olasılık değil, kaçınılmaz bir sonuç olarak sunulur. Bu kullanımda question gerçek bir soru anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp It's (just) a question of time before + cümlecik biçimindedir; just, geriye kalan tek konunun zamanlama olduğunu vurgular.
Alıştırma
"It's just a question of time before the team wins a match" cümlesine en uygun durum hangisidir?
- Takımın nasıl oynadığına dair hiç kimsenin elinde kanıt yok.
- Takımın herhangi bir maçı kazanma şansı yok.
- Takım düzenli biçimde gelişti ve artık bir galibiyet kaçınılmaz görünüyor.
Cevabı göster
Takım düzenli biçimde gelişti ve artık bir galibiyet kaçınılmaz görünüyor.
not ... either: ikinci bir olumsuz nokta eklemek
Olumsuz bir cümleciğin sonunda either, önceki bir olumsuz noktaya bir olumsuzluk daha ekleyerek “bu da değil” anlamı verir. Konuşan kişi, bunun da bilim kurgu olmadığı yönündeki olumsuz yargıyı önceki olumsuz noktaya ekler. Bu, either sözcüğünün ekleme işlevidir; either A or B yapısındaki seçim anlamı değildir. Kullanışlı kalıp özne + olumsuz fiil + ... + either biçimindedir.
Alıştırma
İkinci bir olumsuz bilgiyi ekleyen standart cümle sonu sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: The hotel isn't close to the station, and it isn't cheap ____.
Cevabı göster
either
There are a lot of smart people actively working on this.
3:50Bu konu üzerinde aktif olarak çalışan pek çok zeki insan var.
You could already argue that computer viruses are alive. Ton ve niyet
3:53Bilgisayar virüslerinin canlı olduğunu bile iddia edebilirsiniz.
could already argue that: savunulabilir ama ihtiyatlı bir iddia
Bu cümlede could argue that, “... olduğunu makul gerekçelerle savunmak mümkün” anlamına gelir. Could iddiayı yumuşatır ve farklı görüşlere yer bırakır; geçmişte tartışma yeteneğine sahip olmayı anlatmaz. Already, bu noktada yeterli dayanağın mevcut olduğunu, belki de bunun beklenenden erken gerçekleştiğini vurgular. could already argue that + yan cümle yapısı, tartışmalı bir sonucu kesinleşmiş bir gerçek gibi sunmadan dile getirir.
Alıştırma
Hangi cümle, tartışmalı bir düşünceyi kesin olduğunu söylemeden mevcut kanıtlarla savunulabilir olarak sunar?
- You could already argue that the machine shows a simple form of learning.
- You already argued that the machine shows a simple form of learning.
- The machine certainly shows a simple form of learning.
Cevabı göster
You could already argue that the machine shows a simple form of learning.
One thing is for sure: kesin bir sonucu belirtmek
One thing is for sure, birden fazla açık soru veya belirsiz olasılıktan konuşmacının son derece kesin gördüğü tek bir sonuca geçildiğini gösterir. Bir sonraki ifadeye işaret eder; yalnızca bir şeyin var olduğu anlamına gelmez. Bu geçiş ifadesi, belirsizliğini koruyan bilgiler ile konuşmacının dinleyicinin hatırlamasını istediği kesin noktayı ayırarak bilgileri düzenler.
Alıştırma
Bir grubun yanıtlanmamış birkaç sorusu vardır, ancak herkes son tarihin değiştirilemeyeceği konusunda hemfikirdir. Bu ortak sonucu en iyi hangi cümle tanıtır?
- For one thing, the deadline cannot move.
- One thing might be true: the deadline cannot move.
- One thing is for sure: the deadline cannot move.
Cevabı göster
One thing is for sure: the deadline cannot move.
the idea that life is fundamentally different from non-living things
4:09yaşamın canlı olmayan şeylerden temelde farklı olduğu fikri;
Be governed by: bir sistemin nasıl işlediğini belirleyen ilkeler
be governed by ifadesinde govern, “bir şeyin nasıl işlediğini belirlemek veya kontrol etmek” anlamındadır; yalnızca “bir ülkeyi yönetmek” değildir. Edilgen yapı, etkilenen sistemi önce getirir ve belirleyici kuralı by sonrasında belirtir. Buradaki different principles, farklı temel yasalar veya kurallar demektir. Cümle, canlıların cansız nesnelerden farklı yasalara göre işlediği yönündeki reddedilmiş düşünceden söz eder.
Alıştırma
Cümleyi hedef edilgen ifadeyle tamamlayın: The motion of the planets is ____ the laws of physics.
Cevabı göster
governed by
Turns out to be wrong: sonradan keşfedilen bir sonuç
Turn out to be + tamamlayıcı, bir şeyin belirli bir kimliğe veya niteliğe sahip olduğunun sonradan keşfedildiğini ya da gösterildiğini anlatır. Genellikle önceki bir inancı veya beklentiyi düzeltir. turns out to be wrong ifadesinde wrong, nihai bulguyu açıklayan tamamlayıcıdır: düşüncenin sonunda yanlış olduğu gösterilir. Buradaki turn out, fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi sonradan yapılan bir keşfi anlatan ifadeyle tamamlayın: The old painting ____ a valuable original.
Cevabı göster
turned out to be
humans drew a line between themselves and the rest of living things. Deyimler
4:23insanlar kendileriyle diğer tüm canlılar arasına bir çizgi çekerlerdi.
Drew a line between A and B: A ile B arasına sınır çizmek
draw a line between A and B ifadesi, A ve B'yi açıkça ayrı kategoriler veya gruplar olarak ele almak anlamına gelir. Bu cümlede insanlar kendilerini diğer tüm canlılardan ayrı görüyordu; fiziksel bir çizgi çizilmemişti. Bu kalıp, ayrımın iki tarafını between sözcüğünden sonra belirtir ve bunlar genellikle and ile bağlanır: draw a line between A and B.
Alıştırma
Hedef ifadeyi tamamlayın: The policy draws ____ paid work and volunteering.
Cevabı göster
a line between
There was something magical about us that made us special.
4:27İçimizde bizi özel kılan sihirli bir şeyler vardı.
But the more we learn about what computers can do and how life works, Dilbilgisi
4:38Ancak bilgisayarların neler yapabileceği ve yaşamın nasıl işlediği hakkında daha fazla şey öğrendikçe,
the closer we get to creating the first machine that fits our description of life, Kalıp ifadeler
4:41yaşam tanımımıza uyan ilk makineyi yaratmaya daha çok yaklaştıkça,
fits our description of life: soyut bir ölçüte uyma
Burada fits, “eşleşir” ya da “karşılar” anlamındadır; “doğru boyuttadır” anlamında değildir. Makine, yaşam tanımımızda yer alan özellikler bütününe sahiptir. fit + a description, definition, or profile kalıbı bir şeyi soyut bir ölçütle karşılaştırır. Canlıların yanı sıra insanlar, ürünler ve fikirler için de kullanılabilir.
Alıştırma
“This robot fits our definition of a helper.” cümlesinde fits ne anlama gelir?
- belirtilen özelliklerle eşleşir
- bir şeye takılmaktadır
- fiziksel olarak doğru boyuttadır
Cevabı göster
belirtilen özelliklerle eşleşir
the more our image of ourselves is in danger again.
4:46kendimizle ilgili imajımız bir kez daha tehlikeye giriyor.
The more ..., the closer ..., the more ...: ne kadar çok..., o kadar yakın..., o kadar...
Tekrarlanan the + comparative kalıbı değişimleri birbirine bağlar: bir miktar veya derece değiştiğinde diğeri de onunla birlikte değişir. Burada daha çok şey öğrenmek, önce yaşam tanımına uyan bir makine yaratmaya yaklaşmakla, ardından insanlığın kendine ilişkin imajının daha büyük bir tehditle karşılaşmasıyla ilişkilendirilir. Her the bir comparative yan cümlesini başlatır; dolayısıyla buradaki the sözcükleri sıradan belirli tanımlık değildir. Üçüncü bir yan cümle kalıba bağlantılı başka bir sonuç ekleyebilir: the more X, the closer Y, the more Z.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri kullanarak bağlantılı karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ you listen, ____ the instructions become, and ____ mistakes you make. (carefully / clear / few)
Cevabı göster
The more carefully · the clearer · the fewer
sooner or later: sonuç kesin, zaman belirsiz
Sooner or later, “gelecekte zamanı bilinmeyen bir noktada” anlamına gelir. Sonucu beklenen veya kaçınılmaz bir şey olarak sunar, ancak zamanını açık bırakır. Bu iki sözcük, iki tarih arasında seçim sunmaz. Birlikte, genellikle gerçekleşecek olayı niteleyen sabit bir zarf ifadesi oluştururlar.
Alıştırma
Bir onarımın gerekeceği kesin, ancak kimse tam olarak ne zaman gerekeceğini bilmiyor. Bu düşünceyi hangi cümle ifade eder?
- We need to repair the roof sooner rather than later.
- Sooner or later, we will need to repair the roof.
- From time to time, we repair the roof.
Cevabı göster
Sooner or later, we will need to repair the roof.
If everything in the universe is made of the same stuff,
4:54Eğer evrendeki her şey aynı maddeden yapılmışsa,
does this mean everything in the universe is dead Dilbilgisi
4:58bu evrendeki her şeyin ölü olduğu anlamına mı gelir,
or that everything in the universe is alive?
5:01yoksa evrendeki her şeyin canlı olduğu anlamına mı?
Does this mean ... or that ...?: iki alternatif yorum
Does this mean X or that Y? kalıbı, aynı olgudan birbirine karşıt iki sonuçtan hangisinin çıktığını sorar. This daha önce sözü edilen düşünceye gönderme yapar; mean ise olası yorumları başlatır. X ve Y, mean fiilinin nesnesi görevindeki iki yan cümledir. İlk yan cümlede that düşürülmüştür; ikinci that diğer yan cümleyi başlatır ve işaret sözcüğü değildir. That sözcüğünü korumak, does this mean ifadesini tekrarlamadan seçenekleri paralel hâle getirir.
Alıştırma
Hangi soru, mean fiilini yalnızca bir kez kullanarak yan cümle biçimindeki iki alternatif yorumu açıkça sunar?
- Does this mean the package is late, and that it was sent to the wrong address?
- Does this mean the package is late, or does that it was sent to the wrong address?
- Does this mean the package is late, or that it was sent to the wrong address?
Cevabı göster
Does this mean the package is late, or that it was sent to the wrong address?
That it's just a question of complexity?
5:03Yoksa bunun sadece bir karmaşıklık meselesi olduğu mu?
because we were never alive in the first place? Deyimler
5:08hiçbir zaman ölemeyeceğimiz anlamına mı gelir?
in the first place: en başından beri
Burada in the first place, 'en başından beri' veya 'her şeyden önce' anlamındadır. İfade başlangıçtaki varsayıma döner: Eğer en başta hiç canlı olmadıysak, ölme düşüncesinin kendisi sorgulanır. Daha genel olarak bu ifade, sonradan olanların dayandığı öncülü sorgulamak için özgün bir nedene, koşula veya duruma geri döner. Fiziksel bir yeri belirtmez ve listedeki ilk maddeyi başlatmaz.
Alıştırma
'En başından beri' anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: I never wanted to enter the contest ____.
Cevabı göster
in the first place
Is life and death an irrelevant question and we haven't noticed it yet?
5:11Yaşam ve ölüm yersiz bir sorudur da biz henüz farkına mı varmadık?
Is it possible we are much more part of the universe around us Dilbilgisi
5:15Etrafımızdaki evrenin bir parçası olma ihtimalimiz
Is it possible + yan cümle
Is it possible ifadesinin ardından doğrudan tam bir yan cümle gelebilir: Is it possible (that) we are ...? Buradaki that sözcüğü isteğe bağlıdır ve özellikle konuşmada sıkça atılır. Bu soru, yan cümledeki düşünceyi bir gerçek olarak değil, değerlendirilmeye değer belirsiz bir olasılık olarak sunar. Bu nedenle bir açıklamayı araştırmak veya insanların önceki varsayımlarını nazikçe sorgulamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, tam bir iddiayı gerçek olarak ileri sürmeden en doğal biçimde olasılık olarak sunar?
- The map is definitely outdated.
- Is it possible to update the map?
- Is it possible that the map is outdated?
Cevabı göster
Is it possible that the map is outdated?
than we thought ile önceki düşünceyi karşılaştırmak
Than we thought, much more ile başlayan karşılaştırmayı tamamlar. Önceki düşüncemizi ölçüt alır ve şu anda değerlendirilen derecenin o zamanki tahminden daha yüksek olduğunu belirtir. Thought sonrasında tekrarlanacak fikir, karşılaştırmadan anlaşılabildiği için söylenmez: than we thought we were. Thought, şu anda devam eden bir düşünmeyi değil, geçmişteki bir yargıyı ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi than + we + think fiilinin geçmiş zamanı ile tamamla: The repair took longer ____.
Cevabı göster
than we thought
Don't look at us: cevabı bizden beklemeyin
Bu cümlede Don't look at us, birine gözlerini başka yöne çevirmesini söyleyen gerçek anlamlı bir emir değildir. Mizahi bir şekilde “cevabı bizim vermemizi beklemeyin” veya “bunu çözebilecek kişiler biz değiliz” anlamına gelir. Don't look at me/us kalıbı, başkaları bir açıklama, karar veya çözüm beklediğinde sorumluluğu konuşandan uzaklaştırabilir. Bağlam ve ses tonu, ifadenin şakacı, savunmacı veya kızgın duyulmasını belirler.
Alıştırma
Bir gruptan bir gizemi açıklaması isteniyor, ancak grubun cevabı yok. Hangi karşılık, cevabın kendilerinden beklenmemesini en doğal ve hafif biçimde anlatır?
- Don't see us.
- Don't watch us.
- Don't look at us.
Cevabı göster
Don't look at us.
After all: önceki görüşü destekleyen bir neden eklemek
After all burada bir söylem belirtecidir. Önceki iddiayı destekleyen bir gerçeği veya nedeni sunar ve dinleyiciye bu iddianın neden mantıklı olduğunu hatırlatır. Genellikle ana görüşten sonra gelir: konuşan kişi önce görüşünü belirtir, sonra “iddia + after all + destekleyici gerçek” yapısıyla gerekçesini ekler. Zamanda daha sonra ne olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Bu kısa konuşmada destekleyici nedeni en iyi hangi ifade sunar? “We should invite Lina. ___, she helped us plan the whole event.”
- In the end
- Finally
- After all
Cevabı göster
After all
it's thinking about questions like this that makes us feel alive Dilbilgisi
5:26bize yaşadığımızı hissettiren
and gives us some comfort.
5:30ve biraz da olsa teselli veren şey, böyle sorular üzerine düşünmektir.
It's thinking about questions like this that makes us feel alive: it-cleft vurgu yapısı
Bu cümlede it is + vurgulanan öge + that + cümlenin geri kalanı biçimindeki it-cleft vurgu yapısı kullanılır. Burada thinking about questions like this vurgulanan ögedir. It belirli bir şeye gönderme yapmaz; vurgu kalıbını kurar. Vurgusuz biçim Thinking about questions like this makes us feel alive. olur. Bu yapı, söz konusu etkinliği kendimizi canlı hissetmemizin temel nedeni olarak öne çıkarır. -ing öbeğinin, yani gerund öbeğinin tamamı tek bir etkinliği adlandırır; bu yüzden that yan cümlesindeki fiil tekildir: makes kullanılır, make kullanılmaz.
Alıştırma
Etkinliği vurgulamak için şimdiki zamanlı it-cleft yapısını, kısaltılmamış iki sözcüklü başlangıçla tamamlayın: ____ thinking about big questions ____ makes us feel alive.
Cevabı göster
It is · that