Hayat Nedir? Ölüm Gerçek mi?: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
831 kelime 159 kel/dk

Video özeti: Hücreler, DNA, virüsler, mitokondriler ve AI, yaşamın cansızdan açıkça ayrılıp ayrılamayacağını sınar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “or is it?” — Söylem ve retorik: kısa soru kesinliği tersine çevirir ve tekrarsız, kuşkucu bir tartışma açar. 2. “blurs the line” — Mecazlı dil: fiziksel çizgiyi değil, belirsiz kategori sınırını anlatır. Ölü hücreleri kullanan virüsler living ile dead ayrımını zorlaştırır; başka belirsiz ayrımlarda da kullanın. 3. “as long as” — Dil bilgisi: süre değil, provided that gibi koşuldur. Değişim genetik koda yararlıysa cansız sonuç mümkündür; sonucu koşuluyla ilişkilendirin.

Bu derste

Life is fundamentally different from dead stuff,

0:00

Yaşam, temelde ölü maddeden farklıdır,

or is it? Anlatım akışı

0:03

yoksa değil midir?

Anlatım akışı

or is it? ile bir iddiayı hemen sorgulamak

Or is it? az önce söylenen ifadeye geri döner ve bunun gerçekten doğru olup olmadığını hemen sorgular. Burada yaşamın cansız maddeden temelde farklı olduğu iddiasına meydan okur; basit bir evet-hayır cevabı istemez. Bu ifade, kesinlikten şüpheye keskin bir geçiş yaratır. Yeniden kullanılabilen kalıp or + önceki cümleye uygun yardımcı fiil veya be + özne? şeklindedir: or are they?, or does it? gibi.

Alıştırma

Hangi cümle, iddianın kesinliğini sorgulamak için kısa bir takip sorusu kullanıyor?

  1. The answer is obvious—or is it?
  2. Is the answer obvious?
  3. The answer is obvious, isn't it?
Cevabı göster

The answer is obvious—or is it?

Physicist Erwin Schrödinger defined life this way.

0:04

Fizikçi Erwin Schrödinger yaşamı şöyle tanımlamıştı:

Living things avoid decay into disorder and equilibrium. Kelime

0:08

Canlılar, düzensizliğe ve denge haline doğru olan bozunmadan kaçınırlar.

Kelime

decay into disorder and equilibrium ifadesinin soyut anlamı

decay into ... yapısında decay, yapıyı, düzeni veya işlev görme yetisini yavaş yavaş kaybetmek anlamına gelen bir fiildir. into edatı ortaya çıkan durumu gösterir; dolayısıyla ifade yalnızca fiziksel çürümeyi değil, düzensizliğe ve dengeye doğru yavaş bir ilerlemeyi anlatır. Bu bilimsel bağlamda equilibrium, genel olarak net değişimin olmadığı bir durumdur. Sağlıklı veya istenen bir denge anlamına gelmez; cümlede canlı sistemlerin sürekli karşı koyduğu son durum olarak sunulur.

Alıştırma

Burada decay into disorder ne anlama geliyor: "Without maintenance, the system may decay into disorder."?

  1. Düzeni yavaş yavaş kaybedip düzensiz bir duruma gelmek
  2. Sağlıklı bir dengeye ulaşmak
  3. Aniden patlayıp ortadan kaybolmak
Cevabı göster

Düzeni yavaş yavaş kaybedip düzensiz bir duruma gelmek

What does this mean?

0:13

Bu ne anlama geliyor?

Let's pretend that your download folder is the universe. Anlatım akışı

0:14

İndirilenler klasörünüzün evren olduğunu varsayalım.

Anlatım akışı

Let's pretend that: ortak bir varsayım oluşturmak

Let's pretend that, dinleyiciyi kısa bir süreliğine hayalî bir durumu kabul etmeye davet eder. Burada indirme klasörünü evrenin basit bir modeli olarak sunar. Bu ifade açıklamayı düzenler: önce hayalî model üzerinde anlaşılır, sonra daha zor bir fikri anlamak için bu model kullanılır. Yeniden kullanılabilen kalıp Let's pretend that + tam cümlecik biçimindedir.

Alıştırma

Davet ifadesini Let's pretend that kullanarak tamamlayın: ____ the classroom is a tiny city.

Cevabı göster

Let's pretend that

It started orderly and got more and more chaotic over time. Dilbilgisi

0:17

Başlangıçta düzenliydi ve zaman geçtikçe daha da kaotik bir hal aldı.

Dilbilgisi

more and more chaotic: artan bir eğilimi anlatmak

More and more chaotic, kaos düzeyinin sürekli arttığı anlamına gelir. more and more + sıfat yapısı, iki ayrı şeyi karşılaştırmak yerine devam eden bir eğilimi gösterir. Cümledeki over time, bu kademeli değişimin gerçekleştiği zaman sürecini belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp get/become + more and more + sıfat biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi more and more + chaotic kullanarak tamamlayın: Without a plan, the schedule became ____.

Cevabı göster

more and more chaotic

By investing energy, Dilbilgisi

0:21

Enerji harcayarak,

you can create order and clean it up. Öbek fiiller

0:23

düzen yaratabilir ve orayı temizleyebilirsiniz.

Dilbilgisi

By investing energy: yöntemi gösteren by + -ing

By + -ing yapısı, ana cümledeki sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi tanıtır. Burada investing energy yöntem; creating order ve cleaning things up ise sonuçlardır. -ing eylemini yapan kişi genellikle ana cümlenin öznesidir: yani you hem enerjiyi harcar hem de düzen oluşturabilir. Bu yapıda by, “bir eylem yoluyla” anlamına gelir; “bir son tarihten önce” veya “birisi tarafından yapılmış” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi yöntem bildiren by + -ing yapısıyla tamamla: ____ checking the weather first, we can choose the right clothes.

Cevabı göster

By

Öbek fiiller

clean it up: ayrılabilen bir öbek fiilde zamirin yeri

Clean up, dağınık bir yeri veya şeyi temiz ve düzenli hâle getirmek anlamına gelen ayrılabilen bir öbek fiildir. Burada it, dağınık klasöre gönderme yapar. Nesne it veya them gibi bir zamirse clean ile up arasına yerleştirilir: clean it up. Nesne tam bir isim olduğunda clean the folder up ve clean up the folder yapılarının ikisi de mümkündür, ancak clean up it doğru değildir.

Alıştırma

clean up ifadesini it zamiriyle doğru sırada kullan: The counter is sticky, so please ____ before we cook.

Cevabı göster

clean it up

This is what living things do.

0:25

İşte canlıların yaptığı da budur.

But what is life?

0:28

Peki ama yaşam nedir?

Every living thing on this planet is made of cells.

0:36

Bu gezegendeki her canlı hücrelerden oluşur.

Basically, a cell is a protein-based robot too small to feel or experience anything. Dilbilgisi

0:39

Temelde hücre de herhangi bir şeyi hissedemeyecek veya deneyimleyemeyecek kadar küçük, protein tabanlı bir robottur.

Dilbilgisi

too small to feel or experience anything: hissedemeyecek veya deneyimleyemeyecek kadar küçük

Too + sıfat + to-infinitive, bir özelliğin sınırlayıcı bir dereceye ulaştığını ve bu yüzden to sonrasındaki eylemin gerçekleşemediğini anlatır. Burada hücrenin küçük olması, hiçbir şeyi hissedememesinin veya deneyimleyememesinin nedeni olarak sunulur. too small ifadesini yalnızca very small olarak anlamayın. Bu yapı derece ile sonucu birbirine bağlar: too small to feel, hissedemeyecek kadar küçük demektir.

Alıştırma

Cümleyi too, heavy ve carry kullanarak tamamlayın: The box is ____ upstairs safely.

Cevabı göster

too heavy to carry

It has the properties we just assigned to life.

0:45

Az önce yaşama atfettiğimiz özelliklere sahiptir.

It has a wall that separates it from the surroundings creating order. Kalıp ifadeler

0:48

Kendisini çevreden ayırarak düzen yaratan bir duvarı vardır.

Kalıp ifadeler

separates it from the surroundings: onu çevresinden ayırır

Separate A from B, A'yı B'den ayrı tutmak veya ikisi arasında bir sınır oluşturmak demektir. Yapı iki tarafı da adlandırır: A, separate fiilinden sonraki nesnedir; B ise from sonrasında gelir. Bu cümlede it hücreyi, the surroundings ise hücrenin dışındaki her şeyi ifade eder. Sınırı duvar oluşturur; cümle, duvarın kendisinin çevreden uzaklaştığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Separate A from B kalıbının gerektirdiği edatla cümleyi tamamlayın: This filter separates dust ____ the air.

Cevabı göster

from

It regulates itself and maintains a constant state. Kalıp ifadeler

0:52

Kendini düzenler ve sabit bir durumu korur.

Kalıp ifadeler

maintains a constant state: sabit bir durumu korumak

Bu cümlede maintains a constant state, “durumunu zaman içinde sabit tutar” anlamına gelir. Maintain fiilinden sonra sabit tutulan şey gelir: maintain + a state, condition, level veya temperature. Burada ekipmanı onarmak değil, devamlı bir kararlılık sağlamak anlatılır. Bu kalıp, hem kararlılığı koruma eylemini hem de korunan durumu belirttiği için bilimsel açıklamalarda kullanışlıdır.

Alıştırma

maintain a constant temperature ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Even on a cold night, the greenhouse ____.

Cevabı göster

maintains a constant temperature

It eats stuff to stay alive.

0:56

Hayatta kalmak için bir şeyler tüketir.

It grows and develops.

0:58

Büyür ve gelişir.

It reacts to the environment and it's subject to evolution. Kalıp ifadeler

1:00

Çevresine tepki verir ve evrime tabidir.

Kalıp ifadeler

it's subject to evolution: evrimin etkisine tabi olmak

it's subject to evolution ifadesinde be subject to, “bir şeyin etkisi veya yönetimi altında olmak” anlamına gelir. Cümle, evrimsel süreçlerin hücre için de geçerli olduğunu söyler; subject burada okul dersi veya konu anlamında değildir. Yapı be subject to + isim ya da isim öbeğidir. Burada to bir edattır; evolution onun nesnesidir ve mastar yapısının başlangıcı değildir.

Alıştırma

Duyuruyu be subject to yapısının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The schedule ____ change without notice.

Cevabı göster

is subject to

And it makes more of itself.

1:04

Ve kendisinden daha fazlasını üretir.

But of all the stuff that makes up a cell, Öbek fiiller

1:06

Ancak bir hücreyi oluşturan tüm bu maddeler içinde,

no part is alive.

1:09

hiçbir parça canlı değildir.

Öbek fiiller

makes up: parçalar bir bütünü oluşturur

Burada makes up, “oluşturur” ya da “meydana getirir” anlamındadır. that makes up a cell ilgi cümleciğindeki that, stuff sözcüğüne gönderme yapar; yani maddeler hücreyi oluşturan parçalardır. Kalıp “parçalar bir bütünü oluşturur” şeklindedir: A makes up B. Yön önemlidir; parçalar özne, bütün ise nesnedir.

Alıştırma

Cümleyi “oluşturmak” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Many small fibers ____ this rope.

Cevabı göster

make up

Stuff reacts chemically with other stuff forming reactions that start other reactions which start other reactions.

1:11

Maddeler başka maddelerle kimyasal olarak tepkimeye girerek, başka tepkimeleri başlatan başka tepkimeleri başlatır.

In a single cell every second,

1:18

Tek bir hücrede her saniye,

several million chemical reactions take place forming a complex orchestra. Notlar

1:20

karmaşık bir orkestra oluşturan milyonlarca kimyasal reaksiyon gerçekleşir.

Kalıp ifadeler

take place: bir olayın gerçekleştiğini söylemek

Take place, “olmak” veya “gerçekleşmek” anlamına gelir. Burada several million chemical reactions isim öbeği öznedir ve ifade bu tepkimelerin her saniye gerçekleştiğini söyler. Bu ifade geçişsiz bir fiil öbeği olarak kullanılır: olay veya süreç take place ifadesinden önce gelir ve ardından doğrudan nesne gelmez. Place burada alınan bir konum anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi “gerçekleşmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The school science fair will ____ in the gym on Friday.

Cevabı göster

take place

Deyimler

bilimsel bir metafor olarak a complex orchestra

Burada a complex orchestra, bir hücrenin içinde birlikte çalışan çok sayıdaki kimyasal reaksiyonu anlatan bir metafordur. Bir orkestradaki farklı enstrümanlar gibi reaksiyonlar da tek bir düzenli sistemin ayrı ama birbiriyle uyumlu parçalarıdır. Bu ifade, gerçek bir orkestra olduğu ya da reaksiyonların müzik çıkardığı anlamına gelmez. Bu görüntü, doğrudan görülemeyecek kadar küçük ve karmaşık bir süreçteki düzeni ve iş birliğini zihinde canlandırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümlede a complex orchestra ne anlama geliyor?

  1. Kimyasal reaksiyonların duyulabilir müzik oluşturması
  2. Çok sayıda kimyasal reaksiyonun düzenli biçimde birlikte çalışması
  3. Hücrenin içinde çalan gerçek bir müzisyen grubu
Cevabı göster

Çok sayıda kimyasal reaksiyonun düzenli biçimde birlikte çalışması

A cell can build several thousand types of protein.

1:25

Bir hücre birkaç bin farklı türde protein üretebilir.

Some very simple, some complex micromachines.

1:28

Bazıları çok basit, bazıları ise karmaşık mikro makinelerdir.

Imagine driving a car at 100 km/h while constantly rebuilding every single part of it Anlatım akışı

1:32

Saatte 100 km hızla araba kullanırken, bir yandan da sokaktan topladığınız şeylerle

with stuff you collect from the street.

1:38

arabanın her bir parçasını sürekli olarak yeniden inşa ettiğinizi düşünün.

Anlatım akışı

benzetme kalıbı olarak Imagine ... while ...

Imagine, açıklama devam etmeden önce dinleyiciden zihninde bir görüntü oluşturmasını ister. Araba sahnesi özellikle uç bir örnektir: görünmeyen bir hücre sürecini tanıdık ve gözde canlandırması kolay bir duruma dönüştürür. Imagine doing X while doing Y kalıbı, devam eden iki eylemi aynı zihinsel sahneye yerleştirir. Burada while, hareket etme ile yeniden yapmanın aynı anda gerçekleştiğini gösterir; benzetmenin temel noktası budur.

Alıştırma

Onarım sırasında çalışmaya devam etmesi gereken bir sistemi açıklamak için aynı benzetme kalıbını en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. Imagine a plane with a bright blue tail.
  2. The plane's engine needed repairs after the flight.
  3. Imagine repairing a plane's engine while the plane is flying.
Cevabı göster

Imagine repairing a plane's engine while the plane is flying.

That is what cells do.

1:40

İşte hücrelerin yaptığı tam olarak budur.

But no part of the cell is alive.

1:43

Ancak hücrenin hiçbir parçası canlı değildir.

Everything is dead matter moved by the laws of the universe.

1:45

Her şey evrenin yasaları tarafından hareket ettirilen ölü maddelerdir.

So, is life the aggregate of all these reaction processes that are taking place? Kelime

1:49

Öyleyse yaşam, gerçekleşmekte olan tüm bu tepkime süreçlerinin toplamı mıdır?

Kelime

The aggregate of ...: parçaları tek bir bütün olarak ele almak

Bu soruda the aggregate of all these reaction processes, bütün süreçlerin birlikte tek bir bütün olarak ele alınması anlamına gelir. Tek bir tepkimeyi göstermez. Aggregate ismi, bir açıklamada birçok ayrı parça tek bir toplam sistem veya sonuç olarak ele alındığında kullanışlıdır. Dolayısıyla soru, yaşamın yalnızca bu süreçlerin birleşmiş bütünü olarak anlaşılıp anlaşılamayacağını sorar.

Alıştırma

Sorudaki “the aggregate of all these reaction processes” ne anlama geliyor?

  1. Gruptan seçilen tek bir tepkime süreci
  2. Bütün tepkime süreçlerinin birlikte tek bir bütün olarak ele alınması
  3. Tepkimelerin gerçekleşme hızı
Cevabı göster

Bütün tepkime süreçlerinin birlikte tek bir bütün olarak ele alınması

Eventually, every living thing will die.

1:55

Eninde sonunda her canlı ölecektir.

The goal of the whole process is to prevent this by producing new entities.

1:58

Tüm sürecin amacı, yeni varlıklar üreterek bunu önlemektir.

And by this, we mean DNA. Anlatım akışı

2:03

Ve bununla, DNA'yı kastediyoruz.

Anlatım akışı

Açıklama yapmak için By this, we mean ...

By this, we mean DNA, daha önce geçen this sözcüğünün veya düşüncesinin neyi gösterdiğini açıklar. İfade, genel veya belirsiz olabilecek bir göndermeden kesin terim olan DNA'ya geçer. Buradaki by, “this ifadesini kullandığımızda” anlamındadır; “bunun aracılığıyla” anlamında değildir. By X, we mean Y kalıbı, bir açıklama sırasında X'i tanımlamak veya netleştirmek için yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Açıklama kalıbını dersteki sözcüklerle tamamlayın: ____, we mean a review of every answer.

Cevabı göster

By the final check

Life is, in a way, just a lot of stuff that carries genetic information around. Ton ve niyet

2:05

Yaşam, bir bakıma, genetik bilgiyi taşıyan bir sürü maddeden ibarettir.

Ton ve niyet

Bakış açısını sınırlayan in a way,

Burada in a way, “bir açıdan” veya “bir ölçüde” anlamına gelir. Ardından gelen açıklamanın yaşamı anlamanın yararlı bir yolu olduğunu, ancak eksiksiz ve kelimesi kelimesine bir tanım olmadığını gösterir. Life is ifadesinden sonra kullanıldığında çok geniş bir iddiayı yumuşatır. Konuşmacı, “Bu yararlı bir basitleştirme, gerçeğin tamamı değil,” demektedir.

Alıştırma

Bu cümlede in a way ne işe yarıyor?

  1. Genetik bilginin izlediği fiziksel rotayı açıklar.
  2. Yeni ve ilgisiz bir konu başlatır.
  3. İddiayı eksiksiz bir tanım yerine olası bir bakış açısı olarak sunar.
Cevabı göster

İddiayı eksiksiz bir tanım yerine olası bir bakış açısı olarak sunar.

Every living thing is subject to evolution and

2:10

Her canlı evrime tabidir ve

the DNA that develops the best living thing around it will stay in the game. Deyimler

2:13

etrafındaki en iyi canlıyı geliştiren DNA oyunda kalmaya devam edecektir.

Deyimler

Hayatta kalma metaforu olarak stay in the game

Burada stay in the game, elenmek yerine evrim sürecinde varlığını sürdürmek anlamına gelir. Game, doğal seçilimin yarattığı sürekli rekabetin bir metaforudur; ortada gerçek bir maç yoktur ve DNA bilinçli bir plan yapmaz. Daha genel olarak stay in the game, zorluklara rağmen sürece dâhil, rekabetçi veya ilgili kalmak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede stay in the game, rekabet etmeye devam etmek veya geçerliliğini korumak anlamında kullanılmıştır?

  1. A small shop must adapt to stay in the game.
  2. The team won the game by two points.
  3. The children stayed inside during the game.
Cevabı göster

A small shop must adapt to stay in the game.

So, is DNA life then?

2:18

O zaman DNA yaşam mıdır?

If you take DNA out of its hull,

2:20

DNA'yı kabuğundan çıkarırsanız,

it certainly is a very complex molecule,

2:23

kesinlikle çok karmaşık bir moleküldür,

but it can't do anything by itself.

2:25

ama tek başına hiçbir şey yapamaz.

This is where viruses make everything more complicated. Anlatım akışı

2:28

İşte virüsler her şeyi bu noktada daha karmaşık hale getirir.

Anlatım akışı

This is where: bir açıklamada dönüm noktasını belirtmek

Burada This is where fiziksel bir yeri göstermez. Açıklamanın ilerleyip yeni bir sorunun ortaya çıktığı aşamayı gösterir: virüsler önceki fikri daha karmaşık hâle getirir. “This is where + cümle” yapısı, bir sonucu, zorluğu veya önemli değişikliği işaret ederek açıklamanın akışını düzenler. Bu nokta, bir süreç ya da düşünce zincirindeki soyut bir aşama olabilir.

Alıştırma

“The team can build a prototype quickly. This is where the cost becomes difficult.” açıklamasında This is where ne işe yarıyor?

  1. ekibin neden hızlıca prototip oluşturabildiğini açıklar
  2. süreçte bir sorunun ortaya çıktığı noktayı belirtir
  3. ekibin fiziksel konumunu sorar
  4. sorunların sayısını verir
Cevabı göster

süreçte bir sorunun ortaya çıktığı noktayı belirtir

They are basically strings of RNA or DNA in a small hull and need cells to do something.

2:32

Onlar temel olarak küçük bir kabuğun içindeki RNA veya DNA dizileridir ve bir şeyler yapabilmek için hücrelere ihtiyaç duyarlar.

We're not sure if they count as living or dead. Kelime

2:38

Onları canlı ya da ölü olarak sayıp sayamayacağımızdan emin değiliz.

Kelime

count as living or dead: tartışmalı bir kategoriyi sınıflandırmak

Burada count as, “sayısını hesaplamak” değil, “bir kategoriye dâhil edilmek” veya “bir kategoriye ait kabul edilmek” anlamına gelir. living or dead iki olası kategoriyi belirtir. Konuşan kişi sınıflandırmadan emin değildir: virüslerin canlı varlıklar mı yoksa ölü maddeler mi sayılacağı açık değildir. Bir şeyin belirli bir kategoriye veya statüye uyup uymadığı tartışmalı olduğunda da bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Bir antrenör soruyor: Does a five-minute warm-up count as exercise? Burada count as ne anlama geliyor?

  1. başka bir antrenmanla karşılaştırılır
  2. fiziksel olarak tek tek sayılır
  3. egzersiz olarak sınıflandırılır
  4. sayısal bir toplama eklenir
Cevabı göster

egzersiz olarak sınıflandırılır

And still, there are 225 million cubic meters of viruses on Earth.

2:41

Buna rağmen, Dünya'da 225 milyon metreküp virüs bulunuyor.

They don't seem to care what we think of them.

2:47

Onlar hakkında ne düşündüğümüz umurlarında bile değil gibi görünüyor.

There are even viruses that invade dead cells and reanimate them so they can be a host for them,

2:49

Ölü hücreleri işgal edip onları kendilerine konakçı yapmak için canlandıran virüsler bile var,

which blurs the line even more. Deyimler

2:55

ki bu da çizgiyi daha da bulanıklaştırıyor.

Deyimler

blurs the line ifadesinin mecaz anlamı

Bu cümlede blurs the line, “iki kategori arasındaki sınırı daha az belirgin hâle getirir” anlamındadır. Bu sıra dışı virüsler, canlı ile ölüyü net biçimde ayırmayı zorlaştırır. Buradaki line, gözle görülen bir çizgi değil, soyut bir ayrımdır. İki fikir, rol veya kategori birbirine karışmaya başladığında bu mecaz kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede blurs the line ne anlama gelir? “Working from home can blur the line between work and private life.”

  1. iki alan arasına katı bir sınır koymak
  2. herkesin kabul ettiği bir kuralı çiğnemek
  3. iki alan arasındaki sınırı daha az belirgin hâle getirmek
Cevabı göster

iki alan arasındaki sınırı daha az belirgin hâle getirmek

Or mitochondria.

2:58

Veya mitokondriler.

They are the power plants of most complex cells and were previously free-living bacteria Deyimler

3:00

Karmaşık hücrelerin çoğunun enerji santralleridirler ve daha önce serbest yaşayan, sonradan daha büyük hücrelerle

that entered a partnership with bigger cells. Deyimler

3:05

ortaklık kuran bakterilerdi.

Deyimler

the power plants of most complex cells ifadesinin mecaz kullanımı

Bu ifade, mitokondriler besinlerden gelen enerjiyi hücrelerin kullanabileceği bir biçim olan ATP’ye dönüştürmeye yardımcı olduğu için onları the power plants of most complex cells olarak adlandırır. Enerji üreten tanıdık bir tesis ile enerjiyle ilgili görevi olan bir hücre yapısı arasında bağlantı kurar. Burada plants, “enerji üreten tesisler” anlamındaki power plants birleşik isminin parçasıdır. Canlı bitkiler anlamına gelmez; bu karşılaştırma gerçek bir tanım değil, açıklayıcı bir mecazdır.

Alıştırma

“Mitochondria are the power plants of the cell,” ifadesindeki mecaz neyi vurgular?

  1. enerjiyi kullanılabilir bir biçime dönüştürme görevleri
  2. hücredeki tüm faaliyetleri kontrol etme yetenekleri
  3. ağaçlara ve çiçeklere benzemeleri
Cevabı göster

enerjiyi kullanılabilir bir biçime dönüştürme görevleri

Deyimler

Biyolojik bir mecaz olarak entered a partnership with

Burada entered a partnership with, önceden serbest yaşayan bakterilerin daha büyük hücrelerle uzun süreli ve iş birliğine dayalı bir ilişki kurmaya başladığını anlatır. Partnership, ticari bir anlaşma değil, biyolojik iş birliğini anlatan bir mecazdır. Bu ifade, bakterilerin bilinçli bir karar verdiğini veya pazarlık yaptığını ima etmez. Karmaşık bir evrim sürecini tanıdık bir dille anlatır: iki farklı yaşam biçimi birlikte yaşamaya ve işlev görmeye başladı.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada bacteria entered a partnership with bigger cells ne anlama gelir?

  1. Uzun süreli ve iş birliğine dayalı biyolojik bir ilişki kurdular.
  2. Hukuken geçerli bir ticari sözleşme imzaladılar.
  3. Hemen aynı tür organizmaya dönüştüler.
Cevabı göster

Uzun süreli ve iş birliğine dayalı biyolojik bir ilişki kurdular.

They still have their own DNA and can multiply on their own, Kalıp ifadeler

3:08

Hala kendi DNA'larına sahipler ve kendi başlarına çoğalabiliyorlar,

Kalıp ifadeler

Bağımsız çoğalmak anlamındaki multiply on their own

multiply on their own ifadesinde on their own, bağımsız olarak veya dışarıdan yardım almadan anlamına gelen bir zarf öbeğidir. Mitokondrilerin nasıl çoğaldığını anlatır; onların sahip olduğu bir şeyi tarif etmez. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I do it on my own, she does it on her own ve they do it on their own.

Alıştırma

Cümleyi yardım almadan anlamındaki on ... own yapısıyla tamamlayın: The two robots can recharge ____.

Cevabı göster

on their own

but they are not alive anymore.

3:12

ama artık canlı değiller.

They are dead.

3:15

Ölüler.

So, they traded their own life for the survival of their DNA, Deyimler

3:16

Yani, kendi yaşamlarını DNA'larının hayatta kalması için takas ettiler,

which means living things can evolve into dead things as long as it's beneficial to their genetic code. Dilbilgisi

3:21

bu da genetik kodlarına faydalı olduğu sürece canlıların ölü şeylere evrimleşebileceği anlamına gelir.

Deyimler

trade A for B: B karşılığında A'dan vazgeçmek

trade A for B kalıbı, A'yı vazgeçilen şey; B'yi ise elde edilen, korunan veya mümkün kılınan şey olarak gösterir. Bu cümlede bağımsız yaşamın kaybedilmesi bedel, DNA'nın hayatta kalması ise kazançtır. Bu, bir değiş tokuş benzetmesidir; mitokondrilerin bilinçli biçimde anlaşma yaptığı anlamına gelmez. Kimse bunu bilerek seçmese bile bu kalıp bir sonucu veya evrimsel maliyet-kazanç dengesini anlatabilir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: "The design traded speed for accuracy." Değiş tokuş benzetmesi ne anlama geliyor?

  1. Tasarım, doğruluk kazanmak için hızın bir kısmından vazgeçti.
  2. Tasarım, Accuracy adlı biriyle hız değiş tokuşu yaptı.
  3. Tasarım, hız kazanmak için doğruluktan vazgeçti.
Cevabı göster

Tasarım, doğruluk kazanmak için hızın bir kısmından vazgeçti.

Dilbilgisi

as long as ifadesinin koşul anlamı

Bu cümlede as long as, önceki iddianın geçerli olduğu koşulu belirtir. provided that, yani “şu koşulla” anlamına gelir: anlatılan evrim, genetik koda yarar sağlıyorsa gerçekleşebilir. Bu ifade bir sonucu bir gerekliliğe bağlar; değişimin ne kadar sürdüğünü anlatmaz. Anlamak için sonraki yan cümlenin bir koşul mu yoksa zaman süresi mi belirttiğine bakın.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: "You can borrow the bike as long as you return it by six." Burada as long as ne ifade ediyor?

  1. Bir süre: bisiklet tam altı saat ödünç alınır.
  2. Bir karşılaştırma: bisiklet başka bir nesne kadar uzundur.
  3. Bir koşul: bisikleti altıya kadar geri getirmek gerekir.
Cevabı göster

Bir koşul: bisikleti altıya kadar geri getirmek gerekir.

So, maybe life is information that manages to ensure its continued existence. Dilbilgisi

3:27

Dolayısıyla, belki de yaşam, varlığının devamını sağlamayı başaran bilgidir.

Dilbilgisi

manages to: zorluğa rağmen başarmak

Manages to, genellikle çaba gerektiren, zor olan veya sonucu kesin olmayan bir şeyi başarıyla yapmak demektir. Yapı manage + to + fiilin yalın hâlidir. Burada information, hareket edebilen bir şeymiş gibi anlatılır: varlığını sürdürmeyi sağlamayı başarır. Bu ifade, varlığın devamını yalnızca bir yetenek olarak değil, elde edilmiş bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi manage to ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After three attempts, Maya ____ unlock the door.

Cevabı göster

managed to

But, what about AI, artificial intelligence?

3:33

Peki ya yapay zeka (AI)?

By our most common definitions, Anlatım akışı

3:37

En yaygın tanımlarımıza göre,

we are very close to creating artificial life in computers.

3:39

bilgisayarlarda yapay yaşam yaratmaya çok yakınız.

Anlatım akışı

By our most common definitions: iddianın dayanağını çerçevelemek

By our most common definitions, dinleyiciye sonraki iddianın hangi ölçütlere dayandığını bildiren, cümle başına getirilmiş bir çerçeve ifadesidir. Burada by, bir son tarihten önce anlamına değil, bir şeye göre veya onu ölçüt alarak değerlendirildiğinde anlamına gelir. İfadenin başa getirilmesi sonucun kapsamını sınırlar: iddia, koşulsuz bir gerçek olarak değil, yaygın yaşam tanımları altında doğru olarak sunulur. Virgül çerçevenin bittiğini gösterir ve dinleyicinin sonuçtan önce dayanağı işlemesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümledeki giriş çerçevesi ne anlama geliyor? By the school's definition of participation, asking a question counts.

  1. İddiadaki eylemi gerçekleştiren okulun kendisidir.
  2. İddia, okul bir son tarih belirlemeden önce doğru hâle gelmelidir.
  3. İddia, okulun tanımı kullanılarak değerlendiriliyor.
Cevabı göster

İddia, okulun tanımı kullanılarak değerlendiriliyor.

It's just a question of time before the technology we build gets there. Kalıp ifadeler

3:43

Geliştirdiğimiz teknolojinin o noktaya gelmesi sadece bir zaman meselesi.

Kalıp ifadeler

just a question of time before: kaçınılmaz bir sonuç

Just a question of time before, ardından gelen olayın gerçekleşmesinin beklendiğini ve tek belirsizliğin bunun ne zaman olacağını anlatır. Burada teknolojinin o aşamaya ulaşması yalnızca bir olasılık değil, kaçınılmaz bir sonuç olarak sunulur. Bu kullanımda question gerçek bir soru anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp It's (just) a question of time before + cümlecik biçimindedir; just, geriye kalan tek konunun zamanlama olduğunu vurgular.

Alıştırma

"It's just a question of time before the team wins a match" cümlesine en uygun durum hangisidir?

  1. Takımın nasıl oynadığına dair hiç kimsenin elinde kanıt yok.
  2. Takımın herhangi bir maçı kazanma şansı yok.
  3. Takım düzenli biçimde gelişti ve artık bir galibiyet kaçınılmaz görünüyor.
Cevabı göster

Takım düzenli biçimde gelişti ve artık bir galibiyet kaçınılmaz görünüyor.

And this is not science fiction either. Dilbilgisi

3:47

Üstelik bu bilim kurgu falan da değil.

Dilbilgisi

not ... either: ikinci bir olumsuz nokta eklemek

Olumsuz bir cümleciğin sonunda either, önceki bir olumsuz noktaya bir olumsuzluk daha ekleyerek “bu da değil” anlamı verir. Konuşan kişi, bunun da bilim kurgu olmadığı yönündeki olumsuz yargıyı önceki olumsuz noktaya ekler. Bu, either sözcüğünün ekleme işlevidir; either A or B yapısındaki seçim anlamı değildir. Kullanışlı kalıp özne + olumsuz fiil + ... + either biçimindedir.

Alıştırma

İkinci bir olumsuz bilgiyi ekleyen standart cümle sonu sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: The hotel isn't close to the station, and it isn't cheap ____.

Cevabı göster

either

There are a lot of smart people actively working on this.

3:50

Bu konu üzerinde aktif olarak çalışan pek çok zeki insan var.

You could already argue that computer viruses are alive. Ton ve niyet

3:53

Bilgisayar virüslerinin canlı olduğunu bile iddia edebilirsiniz.

Ton ve niyet

could already argue that: savunulabilir ama ihtiyatlı bir iddia

Bu cümlede could argue that, “... olduğunu makul gerekçelerle savunmak mümkün” anlamına gelir. Could iddiayı yumuşatır ve farklı görüşlere yer bırakır; geçmişte tartışma yeteneğine sahip olmayı anlatmaz. Already, bu noktada yeterli dayanağın mevcut olduğunu, belki de bunun beklenenden erken gerçekleştiğini vurgular. could already argue that + yan cümle yapısı, tartışmalı bir sonucu kesinleşmiş bir gerçek gibi sunmadan dile getirir.

Alıştırma

Hangi cümle, tartışmalı bir düşünceyi kesin olduğunu söylemeden mevcut kanıtlarla savunulabilir olarak sunar?

  1. You could already argue that the machine shows a simple form of learning.
  2. You already argued that the machine shows a simple form of learning.
  3. The machine certainly shows a simple form of learning.
Cevabı göster

You could already argue that the machine shows a simple form of learning.

Hmm. Okay.

3:56

Hmm. Peki.

So, what is life then?

3:57

O zaman yaşam nedir?

Things, processes, DNA, information?

4:00

Şeyler mi, süreçler mi, DNA mı, bilgi mi?

This got confusing very fast.

4:05

Bu konu çok çabuk kafa karıştırıcı bir hal aldı.

One thing is for sure, Anlatım akışı

4:08

Kesin olan bir şey var ki,

Anlatım akışı

One thing is for sure: kesin bir sonucu belirtmek

One thing is for sure, birden fazla açık soru veya belirsiz olasılıktan konuşmacının son derece kesin gördüğü tek bir sonuca geçildiğini gösterir. Bir sonraki ifadeye işaret eder; yalnızca bir şeyin var olduğu anlamına gelmez. Bu geçiş ifadesi, belirsizliğini koruyan bilgiler ile konuşmacının dinleyicinin hatırlamasını istediği kesin noktayı ayırarak bilgileri düzenler.

Alıştırma

Bir grubun yanıtlanmamış birkaç sorusu vardır, ancak herkes son tarihin değiştirilemeyeceği konusunda hemfikirdir. Bu ortak sonucu en iyi hangi cümle tanıtır?

  1. For one thing, the deadline cannot move.
  2. One thing might be true: the deadline cannot move.
  3. One thing is for sure: the deadline cannot move.
Cevabı göster

One thing is for sure: the deadline cannot move.

the idea that life is fundamentally different from non-living things

4:09

yaşamın canlı olmayan şeylerden temelde farklı olduğu fikri;

because they contain some non-physical element

4:13

fiziksel olmayan bir unsur içerdikleri

or are governed by different principles than inanimate objects Kelime

4:16

veya cansız nesnelerden farklı ilkeler tarafından yönetildikleri düşüncesi

turns out to be wrong. Öbek fiiller

4:19

yanlış çıkıyor.

Kelime

Be governed by: bir sistemin nasıl işlediğini belirleyen ilkeler

be governed by ifadesinde govern, “bir şeyin nasıl işlediğini belirlemek veya kontrol etmek” anlamındadır; yalnızca “bir ülkeyi yönetmek” değildir. Edilgen yapı, etkilenen sistemi önce getirir ve belirleyici kuralı by sonrasında belirtir. Buradaki different principles, farklı temel yasalar veya kurallar demektir. Cümle, canlıların cansız nesnelerden farklı yasalara göre işlediği yönündeki reddedilmiş düşünceden söz eder.

Alıştırma

Cümleyi hedef edilgen ifadeyle tamamlayın: The motion of the planets is ____ the laws of physics.

Cevabı göster

governed by

Öbek fiiller

Turns out to be wrong: sonradan keşfedilen bir sonuç

Turn out to be + tamamlayıcı, bir şeyin belirli bir kimliğe veya niteliğe sahip olduğunun sonradan keşfedildiğini ya da gösterildiğini anlatır. Genellikle önceki bir inancı veya beklentiyi düzeltir. turns out to be wrong ifadesinde wrong, nihai bulguyu açıklayan tamamlayıcıdır: düşüncenin sonunda yanlış olduğu gösterilir. Buradaki turn out, fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi sonradan yapılan bir keşfi anlatan ifadeyle tamamlayın: The old painting ____ a valuable original.

Cevabı göster

turned out to be

Before Charles Darwin,

4:21

Charles Darwin'den önce,

humans drew a line between themselves and the rest of living things. Deyimler

4:23

insanlar kendileriyle diğer tüm canlılar arasına bir çizgi çekerlerdi.

Deyimler

Drew a line between A and B: A ile B arasına sınır çizmek

draw a line between A and B ifadesi, A ve B'yi açıkça ayrı kategoriler veya gruplar olarak ele almak anlamına gelir. Bu cümlede insanlar kendilerini diğer tüm canlılardan ayrı görüyordu; fiziksel bir çizgi çizilmemişti. Bu kalıp, ayrımın iki tarafını between sözcüğünden sonra belirtir ve bunlar genellikle and ile bağlanır: draw a line between A and B.

Alıştırma

Hedef ifadeyi tamamlayın: The policy draws ____ paid work and volunteering.

Cevabı göster

a line between

There was something magical about us that made us special.

4:27

İçimizde bizi özel kılan sihirli bir şeyler vardı.

Once we had to accept we are like every living being,

4:31

Her canlı gibi bizim de,

a product of evolution,

4:34

evrimin bir ürünü olduğumuzu kabul etmek zorunda kaldığımızda,

we drew a different line.

4:36

farklı bir çizgi çektik.

But the more we learn about what computers can do and how life works, Dilbilgisi

4:38

Ancak bilgisayarların neler yapabileceği ve yaşamın nasıl işlediği hakkında daha fazla şey öğrendikçe,

the closer we get to creating the first machine that fits our description of life, Kalıp ifadeler

4:41

yaşam tanımımıza uyan ilk makineyi yaratmaya daha çok yaklaştıkça,

Kalıp ifadeler

fits our description of life: soyut bir ölçüte uyma

Burada fits, “eşleşir” ya da “karşılar” anlamındadır; “doğru boyuttadır” anlamında değildir. Makine, yaşam tanımımızda yer alan özellikler bütününe sahiptir. fit + a description, definition, or profile kalıbı bir şeyi soyut bir ölçütle karşılaştırır. Canlıların yanı sıra insanlar, ürünler ve fikirler için de kullanılabilir.

Alıştırma

“This robot fits our definition of a helper.” cümlesinde fits ne anlama gelir?

  1. belirtilen özelliklerle eşleşir
  2. bir şeye takılmaktadır
  3. fiziksel olarak doğru boyuttadır
Cevabı göster

belirtilen özelliklerle eşleşir

the more our image of ourselves is in danger again.

4:46

kendimizle ilgili imajımız bir kez daha tehlikeye giriyor.

Dilbilgisi

The more ..., the closer ..., the more ...: ne kadar çok..., o kadar yakın..., o kadar...

Tekrarlanan the + comparative kalıbı değişimleri birbirine bağlar: bir miktar veya derece değiştiğinde diğeri de onunla birlikte değişir. Burada daha çok şey öğrenmek, önce yaşam tanımına uyan bir makine yaratmaya yaklaşmakla, ardından insanlığın kendine ilişkin imajının daha büyük bir tehditle karşılaşmasıyla ilişkilendirilir. Her the bir comparative yan cümlesini başlatır; dolayısıyla buradaki the sözcükleri sıradan belirli tanımlık değildir. Üçüncü bir yan cümle kalıba bağlantılı başka bir sonuç ekleyebilir: the more X, the closer Y, the more Z.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri kullanarak bağlantılı karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ you listen, ____ the instructions become, and ____ mistakes you make. (carefully / clear / few)

Cevabı göster

The more carefully · the clearer · the fewer

And this will happen sooner or later. Deyimler

4:49

Ve bu er ya da geç olacak.

Deyimler

sooner or later: sonuç kesin, zaman belirsiz

Sooner or later, “gelecekte zamanı bilinmeyen bir noktada” anlamına gelir. Sonucu beklenen veya kaçınılmaz bir şey olarak sunar, ancak zamanını açık bırakır. Bu iki sözcük, iki tarih arasında seçim sunmaz. Birlikte, genellikle gerçekleşecek olayı niteleyen sabit bir zarf ifadesi oluştururlar.

Alıştırma

Bir onarımın gerekeceği kesin, ancak kimse tam olarak ne zaman gerekeceğini bilmiyor. Bu düşünceyi hangi cümle ifade eder?

  1. We need to repair the roof sooner rather than later.
  2. Sooner or later, we will need to repair the roof.
  3. From time to time, we repair the roof.
Cevabı göster

Sooner or later, we will need to repair the roof.

And here's another question for you.

4:52

Ve işte size bir soru daha.

If everything in the universe is made of the same stuff,

4:54

Eğer evrendeki her şey aynı maddeden yapılmışsa,

does this mean everything in the universe is dead Dilbilgisi

4:58

bu evrendeki her şeyin ölü olduğu anlamına mı gelir,

or that everything in the universe is alive?

5:01

yoksa evrendeki her şeyin canlı olduğu anlamına mı?

Dilbilgisi

Does this mean ... or that ...?: iki alternatif yorum

Does this mean X or that Y? kalıbı, aynı olgudan birbirine karşıt iki sonuçtan hangisinin çıktığını sorar. This daha önce sözü edilen düşünceye gönderme yapar; mean ise olası yorumları başlatır. X ve Y, mean fiilinin nesnesi görevindeki iki yan cümledir. İlk yan cümlede that düşürülmüştür; ikinci that diğer yan cümleyi başlatır ve işaret sözcüğü değildir. That sözcüğünü korumak, does this mean ifadesini tekrarlamadan seçenekleri paralel hâle getirir.

Alıştırma

Hangi soru, mean fiilini yalnızca bir kez kullanarak yan cümle biçimindeki iki alternatif yorumu açıkça sunar?

  1. Does this mean the package is late, and that it was sent to the wrong address?
  2. Does this mean the package is late, or does that it was sent to the wrong address?
  3. Does this mean the package is late, or that it was sent to the wrong address?
Cevabı göster

Does this mean the package is late, or that it was sent to the wrong address?

That it's just a question of complexity?

5:03

Yoksa bunun sadece bir karmaşıklık meselesi olduğu mu?

Does this mean we can never die

5:06

Bu, en başından beri zaten hiç canlı olmadığımız için

because we were never alive in the first place? Deyimler

5:08

hiçbir zaman ölemeyeceğimiz anlamına mı gelir?

Deyimler

in the first place: en başından beri

Burada in the first place, 'en başından beri' veya 'her şeyden önce' anlamındadır. İfade başlangıçtaki varsayıma döner: Eğer en başta hiç canlı olmadıysak, ölme düşüncesinin kendisi sorgulanır. Daha genel olarak bu ifade, sonradan olanların dayandığı öncülü sorgulamak için özgün bir nedene, koşula veya duruma geri döner. Fiziksel bir yeri belirtmez ve listedeki ilk maddeyi başlatmaz.

Alıştırma

'En başından beri' anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: I never wanted to enter the contest ____.

Cevabı göster

in the first place

Is life and death an irrelevant question and we haven't noticed it yet?

5:11

Yaşam ve ölüm yersiz bir sorudur da biz henüz farkına mı varmadık?

Is it possible we are much more part of the universe around us Dilbilgisi

5:15

Etrafımızdaki evrenin bir parçası olma ihtimalimiz

than we thought? Dilbilgisi

5:18

düşündüğümüzden çok daha yüksek olabilir mi?

Dilbilgisi

Is it possible + yan cümle

Is it possible ifadesinin ardından doğrudan tam bir yan cümle gelebilir: Is it possible (that) we are ...? Buradaki that sözcüğü isteğe bağlıdır ve özellikle konuşmada sıkça atılır. Bu soru, yan cümledeki düşünceyi bir gerçek olarak değil, değerlendirilmeye değer belirsiz bir olasılık olarak sunar. Bu nedenle bir açıklamayı araştırmak veya insanların önceki varsayımlarını nazikçe sorgulamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, tam bir iddiayı gerçek olarak ileri sürmeden en doğal biçimde olasılık olarak sunar?

  1. The map is definitely outdated.
  2. Is it possible to update the map?
  3. Is it possible that the map is outdated?
Cevabı göster

Is it possible that the map is outdated?

Dilbilgisi

than we thought ile önceki düşünceyi karşılaştırmak

Than we thought, much more ile başlayan karşılaştırmayı tamamlar. Önceki düşüncemizi ölçüt alır ve şu anda değerlendirilen derecenin o zamanki tahminden daha yüksek olduğunu belirtir. Thought sonrasında tekrarlanacak fikir, karşılaştırmadan anlaşılabildiği için söylenmez: than we thought we were. Thought, şu anda devam eden bir düşünmeyi değil, geçmişteki bir yargıyı ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi than + we + think fiilinin geçmiş zamanı ile tamamla: The repair took longer ____.

Cevabı göster

than we thought

Don't look at us. Ton ve niyet

5:20

Bize bakmayın.

Ton ve niyet

Don't look at us: cevabı bizden beklemeyin

Bu cümlede Don't look at us, birine gözlerini başka yöne çevirmesini söyleyen gerçek anlamlı bir emir değildir. Mizahi bir şekilde “cevabı bizim vermemizi beklemeyin” veya “bunu çözebilecek kişiler biz değiliz” anlamına gelir. Don't look at me/us kalıbı, başkaları bir açıklama, karar veya çözüm beklediğinde sorumluluğu konuşandan uzaklaştırabilir. Bağlam ve ses tonu, ifadenin şakacı, savunmacı veya kızgın duyulmasını belirler.

Alıştırma

Bir gruptan bir gizemi açıklaması isteniyor, ancak grubun cevabı yok. Hangi karşılık, cevabın kendilerinden beklenmemesini en doğal ve hafif biçimde anlatır?

  1. Don't see us.
  2. Don't watch us.
  3. Don't look at us.
Cevabı göster

Don't look at us.

We don't have any answers for you,

5:21

Size verecek herhangi bir cevabımız yok,

just questions for you to think about.

5:23

sadece üzerine düşünebileceğiniz sorularımız var.

After all, Anlatım akışı

5:25

Ne de olsa,

Anlatım akışı

After all: önceki görüşü destekleyen bir neden eklemek

After all burada bir söylem belirtecidir. Önceki iddiayı destekleyen bir gerçeği veya nedeni sunar ve dinleyiciye bu iddianın neden mantıklı olduğunu hatırlatır. Genellikle ana görüşten sonra gelir: konuşan kişi önce görüşünü belirtir, sonra “iddia + after all + destekleyici gerçek” yapısıyla gerekçesini ekler. Zamanda daha sonra ne olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Bu kısa konuşmada destekleyici nedeni en iyi hangi ifade sunar? “We should invite Lina. ___, she helped us plan the whole event.”

  1. In the end
  2. Finally
  3. After all
Cevabı göster

After all

it's thinking about questions like this that makes us feel alive Dilbilgisi

5:26

bize yaşadığımızı hissettiren

and gives us some comfort.

5:30

ve biraz da olsa teselli veren şey, böyle sorular üzerine düşünmektir.

Dilbilgisi

It's thinking about questions like this that makes us feel alive: it-cleft vurgu yapısı

Bu cümlede it is + vurgulanan öge + that + cümlenin geri kalanı biçimindeki it-cleft vurgu yapısı kullanılır. Burada thinking about questions like this vurgulanan ögedir. It belirli bir şeye gönderme yapmaz; vurgu kalıbını kurar. Vurgusuz biçim Thinking about questions like this makes us feel alive. olur. Bu yapı, söz konusu etkinliği kendimizi canlı hissetmemizin temel nedeni olarak öne çıkarır. -ing öbeğinin, yani gerund öbeğinin tamamı tek bir etkinliği adlandırır; bu yüzden that yan cümlesindeki fiil tekildir: makes kullanılır, make kullanılmaz.

Alıştırma

Etkinliği vurgulamak için şimdiki zamanlı it-cleft yapısını, kısaltılmamış iki sözcüklü başlangıçla tamamlayın: ____ thinking about big questions ____ makes us feel alive.

Cevabı göster

It is · that