Nispi Temsil: Neden İşe Yarıyor: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Hayali bir seçim çoğunluk sistemiyle MMP'yi karşılaştırır ve iki oyun temsili nasıl biçimlendirdiğini gösterir. Temel İngilizce noktaları: 1. “first past the post,” — Gerçek yaşam bağlamı: çoğulcu sistemi tanıyın ve yerel zaferlerin genel desteğe neden ağır basabildiğini anlayın. 2. “While this may be a disadvantage of MMP, there are a number of other benefits” — Söylem ve retorik: dengeli karşılaştırma için faydalara geçmeden önce bir dezavantajı kabul edin. 3. “The more votes a party gets, the more representatives it has on the council.” — Dil bilgisi: birlikte değişen iki miktarı bağlamak için the more..., the more... yapısını kullanın.
Bu derste
Queen Lion of the animal kingdom is looking to improve her democracy.
0:01Hayvanlar krallığının Kraliçe Aslan'ı demokrasisini geliştirmek istiyor.
She recently allowed citizens to elect representatives to the jungle council, Kalıp ifadeler
0:04Yakın zamanda vatandaşların orman konseyine temsilci seçmelerine izin verdi,
Elect representatives: oyla temsilci seçmek
elect representatives ifadesinde elect, “insanları oy vererek seçmek” anlamına gelir. Representatives ise daha büyük bir grup adına konuşmak veya hareket etmek için seçilen kişilerdir. Burada vatandaşlar konsey üyelerini oyla seçer; tek bir kişinin özel olarak yaptığı sıradan bir seçim söz konusu değildir. Yapı elect + kişi veya görev şeklindedir: elect representatives, elect a president, elect a committee chair.
Alıştırma
Kulüp üyeleri, kendileri adına konuşacak iki kişiyi oyla seçecek. Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “They will ___ to the club council.”
- nominate representatives
- elect representatives
- appoint representatives
Cevabı göster
elect representatives
she recognizes that her citizens are not happy with the voting system.
0:10vatandaşlarının oylama sisteminden memnun olmadığının farkında.
Let's watch an election on one of the small islands of her kingdom to see why.
0:13Bunun nedenini görmek için krallığındaki küçük adalardan birindeki bir seçimi izleyelim.
the citizens each cast one vote for a local candidate they want to represent the range they live in. Kalıp ifadeler
0:24vatandaşların her biri, yaşadıkları bölgeyi temsil etmesini istedikleri yerel bir aday için bir oy kullanır.
Cast one vote for a local candidate: yerel bir adaya bir oy vermek
cast one vote for a local candidate ifadesinde cast a vote, “bir oyu resmî olarak kaydetmek veya kullanmak” anlamına gelir; for ise desteklenen kişiyi tanıtır. One her vatandaşın kaç oyu olduğunu belirtir, local da candidate sözcüğünü niteler. Yeniden kullanılabilen kalıp cast a vote for + aday veya seçenek şeklindedir. Burada cast, fiziksel olarak bir şey fırlatmak anlamına gelmez. Bu ifade, vote for someone demenin daha resmî bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümle resmî cast a vote for kalıbını doğru kullanıyor?
- Each voter may cast one vote to a candidate.
- Each voter may cast one vote for a candidate.
- Each voter may cast one vote at a candidate.
Cevabı göster
Each voter may cast one vote for a candidate.
as follows: sırada gelen bilgiyi tanıtmak
As follows, “birazdan belirtileceği şekilde” veya “aşağıda listelendiği gibi” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada seçim sonuçlarının bu cümlenin hemen ardından geleceğini bildirir. Bir listeyi, adımları veya sonuçları vermeden önce bilgiyi düzenlemek için X is/are as follows kalıbını kullanabilirsiniz. Buradaki follows, birinin başka birinin arkasından yürümesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Listeyi resmî biçimde tanıtan bu cümleyi kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The three steps are ____: open the app, choose a file, and press Upload.
Cevabı göster
as follows
with the average across the island that Tuatara gets 49%,
0:31ada genelindeki ortalamaya göre Tuatara %49,
first past the post: seçim sisteminin işleyişi
First past the post (FPTP), bir seçim sistemidir. Her seçim bölgesinde diğer tüm adaylardan daha fazla oy alan aday, o bölgedeki tek sandalyeyi kazanır. Kazananın yalnızca en yüksek oy sayısına ulaşması gerekir; oyların yüzde 50’sini geçmesi şart değildir. İfade, yarış imgesinden gelir ancak siyasette gerçek bir yarışı değil, oy verme sistemini adlandırır.
Alıştırma
Hangi açıklama first past the post sistemini doğru biçimde anlatır?
- Her parti, ülke genelindeki oy oranıyla tam orantılı sayıda sandalye alır.
- Bir aday ancak oyların yarısından fazlasını aldıktan sonra kazanır.
- Her seçim bölgesinde en çok oyu alan aday, oyların yarısından fazlasını almasa bile kazanır.
Cevabı göster
Her seçim bölgesinde en çok oyu alan aday, oyların yarısından fazlasını almasa bile kazanır.
meaning that the candidate with the most votes wins. Anlatım akışı
0:39bu da en çok oyu alan adayın kazanması anlamına gelir.
meaning that: önceki düşünceyi açıklama
Meaning that, önceki ifadenin ne anlama geldiğini veya ondan hangi sonucun çıktığını açıklayan bir yan cümle başlatır. Burada sonraki yan cümle, oy verme sisteminin uygulamadaki kuralını açıklar. Yeni yan cümleyi ayrı bir sonuç olarak sunmak yerine önceki düşünceye bağlı tutar. Bir gerçeğin, terimin veya kuralın ardından onun sonucunu daha açık hâle getirmek için bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede meaning that ne işe yarıyor? The pass is valid on weekdays, meaning that you cannot use it on Sunday.
- İlgisiz ve yeni bir konu başlatır.
- Önceki gerçeğin bir sonucunu açıklar.
- Konuşanın tahminde bulunduğunu gösterir.
Cevabı göster
Önceki gerçeğin bir sonucunu açıklar.
they get to control 100% of the seats on the council. Dilbilgisi
0:44konseydeki sandalyelerin %100'ünü kontrol etme hakkı kazanırlar.
get to control: harekete geçme fırsatı veya yetkisi kazanma
Get to + fiilin yalın hâli, koşulların bir kişiye bir şey yapma fırsatı, becerisi, izni veya konumu verdiğini gösterir. Burada seçim sonucu, onları konseydeki bütün koltukları kontrol edebilecek bir konuma getirir. Bu yapı, eyleme ulaşma fırsatına veya yetkisine odaklanır; o eyleme doğru fiziksel bir hareketi anlatmaz. Fırsat istenen bir şeyse olumlu duyulabilir, ancak bu cümlede tarafsız da olabilir: yalnızca sonucun ne yapmalarına izin verdiğini açıklar.
Alıştırma
“After winning the election, Maya gets to lead the committee,” cümlesindeki gets to lead ne anlama gelir?
- Sonuç, Maya'ya liderlik etme fırsatı veya yetkisi verir.
- Maya komiteyi liderlik etmeye zorlar.
- Maya liderlik etmek için bir yere gider.
Cevabı göster
Sonuç, Maya'ya liderlik etme fırsatı veya yetkisi verir.
get no representation on the council at all. Kalıp ifadeler
0:53konseyde hiçbir temsil hakkı elde edemez.
Olumsuz bir ifadeden sonra at all
Bu cümlede at all, no sözcüğünün zaten oluşturduğu olumsuz anlamı güçlendirir. Kapsamı mutlak hâle getirir: en küçük bir temsil hakkı bile yoktur. Burada at all tek başına olumsuzluk oluşturmaz. no, not, never veya başka bir olumsuz ifadeyle birlikte, çoğunlukla yan cümlenin sonuna yakın kullanılır ve “hiçbir şekilde” ya da “hiçbir ölçüde” anlamı verir.
Alıştırma
Olumsuzluğu güçlendirmek için at ve all sözcüklerini doğru sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: The new rule did not help us ____.
Cevabı göster
at all
The citizens like having local representatives and don't want to change the range boundaries.
0:59Vatandaşlar yerel temsilcilere sahip olmayı seviyor ve bölge sınırlarını değiştirmek istemiyorlar.
has a suggestion for Queen Lion on how she can make the system better
1:06Kraliçe Aslan'a sistemi nasıl daha iyi hale getirebileceği konusunda bir öneriye sahip
while keeping local representation and leaving the ranges as they are. Dilbilgisi
1:09yerel temsili koruyarak ve bölgeleri olduğu gibi bırakarak.
Paralel while keeping ... and leaving ... yapısı
Burada while, indirgenmiş bir -ing yan cümlesi başlatır. Belirli bir zamanı göstermek yerine “aynı anda” anlamı verir ve başka bir değişiklik yapılırken korunan koşulları sunar. keeping ve leaving eylemlerinin örtük öznesi, çevredeki ana cümlenin öznesiyle aynıdır. keeping ... ve leaving ..., and ile bağlanan paralel -ing biçimleridir. Bu dengeli yapı, yerinde kalan iki şeyi sıralar. leave + nesne + as + özne + be kalıbı, o nesneyi mevcut durumundan değiştirmemek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir değişiklik sırasında korunan iki koşulu göstermek için while ile iki paralel -ing biçimi kullanır?
- We can update the app while keeping the layout simple and leaving the login process unchanged.
- We can update the app while keeping the layout simple and to leave the login process unchanged.
- We can update the app while keep the layout simple and leaving the login process unchanged.
Cevabı göster
We can update the app while keeping the layout simple and leaving the login process unchanged.
mixed member proportional, yani MMP
Mixed member proportional, yani karma üyeli orantılı temsil, yerel bölgelerden seçilen temsilcileri, genel sonucun partilere verilen desteği daha orantılı yansıtması için dağıtılan ek sandalyelerle birleştiren bir seçim sistemidir. Buradaki mixed, üyelerin kendisini değil, sistemdeki iki temsil yönteminin birleşmesini anlatır. MMP, mixed member proportional ifadesinin yaygın İngilizce baş harf kısaltmasıdır. or MMP ifadesi, daha sonra kullanılabilecek kısa adı tanıtır.
Alıştırma
Bir seçim haberinde MMP neyi ifade eder?
- Yerel temsilcileri partiler için daha orantılı bir sonuçla birleştiren seçim sistemi
- Tek bir parlamento üyesi
- Üyeleri farklı geçmişlerden gelen bir grup
Cevabı göster
Yerel temsilcileri partiler için daha orantılı bir sonuçla birleştiren seçim sistemi
Here's how it works.: İşleyişi şöyle
Here's, here is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Bu cümlede here fiziksel bir yeri değil, sunulmak üzere olan açıklamayı gösterir. İleriye işaret eder: açıklama birazdan gelir. It, daha önce tanıtılan fikir, sistem veya sürece gönderme yapar. How it works, mekanizma veya adımlar demektir; bu nedenle cümlenin tamamı dinleyiciyi girişten süreç açıklamasına açıkça geçirir.
Alıştırma
Bir sunumcu yeni bir geri dönüşüm sisteminin adını söyledi ve şimdi adımlarını açıklayacak. Mekanizmanın açıklanacağını en iyi hangi geçiş bildirir?
- Here's how it works.
- Here's why it matters.
- Here's where it happened.
Cevabı göster
Here's how it works.
election day for Kiwi is just the same as before.
1:24Kiwi için seçim günü eskisiyle tamamen aynıdır.
He gets a list of candidates running to represent his local range on the council. Kelime
1:27Kendi yerel bölgesini konseyde temsil etmek için yarışan adayların bir listesini alır.
Seçimlerde running to represent
Bu cümlede running, hızlı hareket etmek değil, bir seçimde aday olarak yarışmak anlamına gelir. Adaylar seçimle gelinen bir görevi kazanmaya çalışmaktadır. running to represent his local range, candidates sözcüğünü niteleyen bir -ing grubudur. Bu, candidates who are running to represent his local range ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. To represent amacı belirtir: seçilirlerse mecliste o bölge adına konuşup hareket edeceklerdir.
Alıştırma
“Several candidates are running to represent the district,” cümlesinde running to represent ne anlama gelir?
- bölgeyi temsil edebilmek için bir seçimde yarışmak
- meclis binasına koşarak ulaşmak
- meclis ofisinin günlük işlerini yönetmek
Cevabı göster
bölgeyi temsil edebilmek için bir seçimde yarışmak
Kiwi picks one and the winner will be the candidate with the most votes.
1:31Kiwi birini seçer ve kazanan, en çok oyu alan aday olacaktır.
and still more than half of the citizens don't have any representation.
1:38ve vatandaşların hala yarısından fazlasının hiçbir temsili yoktur.
But here's how Kiwi's second vote and those extra seats on the council fix this.
1:42Ancak Kiwi'nin ikinci oyunun ve konseydeki o fazladan sandalyelerin bunu nasıl düzelttiği işte burada.
Kiwi uses his second vote to pick his favorite political party.
1:46Kiwi ikinci oyunu en sevdiği siyasi partiyi seçmek için kullanır.
Tallied up: sayılıp toplamı çıkarılmış
Tally up, ayrı ayrı öğeleri sayıp bunları nihai bir toplamda birleştirmek anlamına gelir. Buradaki öğeler ikinci oylardır; dolayısıyla ifade seçimin sayım aşamasını anlatır. Are tallied up edilgen yapıdadır: sayımı seçim görevlileri yapar, ancak cümle odağı oyların üzerinde tutar. Up, öbek fiilin bir parçasıdır ve yukarı doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “sayılıp bir toplamda birleştirildi” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: After the survey closed, all the responses were ____.
Cevabı göster
tallied up
and show the percentage of support that each of the political parties has among the citizens as a whole Kalıp ifadeler
1:51ve siyasi partilerin her birinin bir bütün olarak vatandaşlar arasında sahip olduğu destek yüzdesini gösterir
as a whole: bir grubu tek bir birim olarak ele almak
Bu cümlede as a whole, ifadenin kapsamını belirler: destek yüzdesi yalnızca seçilmiş birkaç kişi veya alt grup arasında değil, tüm vatandaşlar birlikte ele alınarak ölçülür. Bir grubun, kuruluşun, sistemin veya eserin tamamından tek bir birim olarak söz etmek istediğinizde isim ya da isim grubundan sonra as a whole kullanın. Bu ifade, her bir üyenin aynı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi ifade cümleyi “tüm okul topluluğu birlikte ele alındığında” anlamıyla tamamlar? The new schedule works well for the school ____.
- as a whole
- on the whole
- one at a time
Cevabı göster
as a whole
and reveals how imbalanced the council is so far.
1:55ve konseyin şu ana kadar ne kadar dengesiz olduğunu ortaya çıkarır.
members of the political parties are added one at a time Kalıp ifadeler
2:00siyasi partilerin üyeleri birer birer eklenerek
one at a time: her sırayı bir kişi veya nesneyle sınırlamak
One at a time, her adımda yalnızca bir üyenin eklendiği anlamına gelir. Kontrollü bir sırayı anlatır: süreç, birkaç üyeyi aynı anda eklemeden ilerler. İfade genellikle enter one at a time örneğinde olduğu gibi sınırladığı eylemden sonra gelir. Ayrı ayrı ele alınan insanları, nesneleri, soruları veya başka birimleri anlatabilir.
Alıştırma
Her sırada yalnızca bir ziyaretçi girebiliyorsa yönergeyi en iyi hangi ifade tamamlar? Please enter the gallery ____.
- all at once
- one time
- one at a time
Cevabı göster
one at a time
to make the council more proportional: make + nesne + karşılaştırma sıfatı
to make the council more proportional mastar ifadesi bir eylemin amacını belirtir: Eylem, konseyi değiştirerek daha orantılı hâle getirmeyi amaçlar. Burada proportional, sandalye dağılımının vatandaşların destek oranlarıyla daha iyi eşleşmesi anlamındadır. make + nesne + sıfat yapısında nesne değişen şeyi, sıfat ise değişimden sonraki durumu anlatır. More proportional karşılaştırma bildiren bir sıfat grubudur; bu nedenle make, “bir konsey oluşturmak” değil, “konseyi daha orantılı hâle getirmek” demektir.
Alıştırma
Bir amacı belirtmek için to make + nesne + karşılaştırma sıfatı yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- We revised the rules to make fairer.
- We revised the rules to make the process fairness.
- We revised the rules to make the process fairer.
Cevabı göster
We revised the rules to make the process fairer.
Tuatara is the most overrepresented and Kea the most underrepresented,
2:04Tuatara en çok aşırı temsil edilen ve Kea en az temsil edilen partidir,
until both Tuatara and Kea are overrepresented
2:12hem Tuatara hem de Kea aşırı temsil edilene kadar devam eder
Now the jungle council represents as close as possible the actual preferences of the citizens, Dilbilgisi
2:18Artık orman konseyi vatandaşların gerçek tercihlerini mümkün olduğunca yakın temsil ediyor,
as close as possible: ulaşılabilir en yüksek derece
Bu cümlede as close as possible, “gerçekçi olarak ulaşılabilecek en yüksek yakınlık derecesinde” anlamına gelir. Close, konseyin temsil biçiminin vatandaşların gerçek tercihleriyle ne kadar iyi eşleştiğini anlatır; fiziksel uzaklığı anlatmaz. as + sıfat/zarf + as possible kalıbı, uygulamada ulaşılabilecek en yüksek dereceyi belirtir. İdeal sonuca kusursuz biçimde ulaşılamasa bile koşulların izin verdiği kadar yaklaşma hedefini ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi, “ulaşılabilir en yüksek benzerlik derecesinde” anlamına gelen dersteki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Keep your summary ____ to the source text.
Cevabı göster
as close as possible
which is a huge improvement over the old first past the post method. Kalıp ifadeler
2:23ki bu eski çoğunluk yöntemine göre çok büyük bir gelişmedir.
a huge improvement over: karşılaştırma ölçütünü belirtmek
An improvement over X, bir şeyin X'ten daha iyi olduğu anlamına gelir. Burada over, eski yöntemi karşılaştırma ölçütü olarak gösterir; onun üstünde bir konumu anlatmaz. Kalıp a/an + derece sözcüğü + improvement over + karşılaştırma ölçütü şeklindedir. Huge değerlendirmeyi güçlendirir: konuşan kişi değişimi küçük değil, büyük görür.
Alıştırma
Karşılaştırmayı dersteki dört sözcüklük ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: The redesigned app is faster, safer, and easier to use, so it is ____ the old version.
Cevabı göster
a huge improvement over
one interesting question that should arise at this point.
2:28bu noktada ortaya çıkması gereken ilginç bir soru.
There is, however, one ... question: sonraki konuya geçmek
Bu cümle, olumlu bir açıklamaya kısa bir ara verip sonraki konuyu açarak savı düzenler. There is yeni bir konu sunarken one interesting question dinleyicilere sırada ne tür bir konu olduğunu bildirir. However, parantez işlevindeki bir karşıtlık belirtecidir: konuşmacının daha önce ele alınan yararlardan çözülmemiş bir konuya geçtiğini gösterir. Virgüller bu araya girişi belirtir. That should arise at this point, sorunun şimdi, akıl yürütmenin bu aşamasında doğal olarak önem kazanması demektir. Arise burada ortaya çıkmak anlamındadır; ayağa kalkmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümle söylemde hangi işi yapıyor? There is, however, one interesting question that should arise at this point.
- Birinin soru sormak için fiziksel olarak ayağa kalktığını bildirir.
- Önceki olumlu bir noktadan, şimdi ele alınması gereken çözülmemiş bir soruya geçer.
- Kesin bir cevap verir ve tartışmayı bitirir.
Cevabı göster
Önceki olumlu bir noktadan, şimdi ele alınması gereken çözülmemiş bir soruya geçer.
Exactly who decides which members of the party get those extra seats?
2:30O fazladan sandalyeleri partinin hangi üyelerinin alacağına tam olarak kim karar veriyor?
The way it works is that before the election, Dilbilgisi
2:35İşleyiş şekli şöyledir; seçimden önce,
the political parties make a list of their favorite candidates
2:37siyasi partiler, konseye girmelerini istedikleri sıraya göre
in the order they want them to get on the council.
2:39en sevdikleri adayların bir listesini yaparlar.
The way it works is that ile bir işleyişi açıklamak
The way it works is that kalıbı bir sistemin, kuralın veya sürecin açıklamasını başlatır. The way it works öznedir; is ise bunu asıl işleyişi açıklayan that yan cümlesine bağlar. Bu cümlede that yan cümlesi, partilerin seçimden önce ne yaptığını açıklar. Ayrıntıları vermeden önce bir sürecin nasıl işlediğini açıklayacağınızı belirtmek istediğinizde bu kalıbı yeniden kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Yeni açıklamayı dersteki kalıpla tamamlayın: ____ each player draws a card and follows the instruction on it.
Cevabı göster
The way it works is that
So if there's only one extra seat for their party,
2:41Yani partileri için yalnızca bir ekstra sandalye varsa,
Açık bir düzeni and so on ile sürdürmek
And so on, daha önce verilen örneklerin ardından aynı düzenin devam ettiğini anlatır. Atlanan ögelerin önceki bilgilerden kolayca çıkarılabilmesi gerekir. Burada iki sandalye için listedeki ilk iki kişinin seçildiği söylendikten sonra, üç sandalye için ilk üçünün, dört sandalye için ilk dördünün seçileceğini ve aynı düzenin süreceğini belirtir. Böylece her durumun tekrar edilmesi gerekmez.
Alıştırma
Sayı düzeninin devam ettiğini göstermek için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: Count by fives: 5, 10, 15, ____.
Cevabı göster
and so on
This makes MMP a bit different from other voting methods Dilbilgisi
2:49Bu, MMP'yi diğer oylama yöntemlerinden biraz farklı kılıyor
in that it makes political parties an official part of the way the election works.
2:51siyasi partileri seçimin işleyiş biçiminin resmi bir parçası yapması bakımından.
a bit different from ... in that: karşılaştırıp farkı açıklamak
a bit different from X in that Y kalıbı, “Y doğru olduğu için X'ten özellikle bu bakımdan biraz farklı” anlamına gelir. İlk bölüm karşılaştırmayı kurar; in that ile başlayan yan cümle ise farkın tam olarak ne olduğunu belirtir. Burada a bit, iddiayı yumuşatır ve farkı daha küçük ya da daha az kesin gösterir. In that, “şu bakımdan ki” anlamına yakın şekilde cümleleri bağlayan bir ifadedir; in edatı ile işaret sözcüğü that'in ayrı ayrı kullanılması değildir.
Alıştırma
Cümleyi nottaki iki parçalı kalıbı aynen kullanarak tamamlayın: The premium plan is ____ the basic plan ____ it includes phone support.
Cevabı göster
a bit different from · in that
This may give the party leaders greater control over their members Kalıp ifadeler
2:56Bu, parti liderlerine üyeleri üzerinde daha fazla kontrol sağlayabilir
greater control over: daha fazla yetki veya etki
Greater control over X, X'i yönlendirme, yönetme veya etkileme konusunda daha fazla güç ya da etki anlamına gelir. Greater, kontrolün derecesini önceki bir durumla veya başka bir kişi ya da grupla karşılaştırır. X bu yetkiden etkilenen kişi, kaynak veya süreç olduğunda control over sık kullanılan bir isim-edat kalıbıdır. Bu cümlede their members, liderlerin artan etkisinin yöneldiği hedeftir.
Alıştırma
Cümleyi “üzerinde daha fazla yetki” anlamına gelen üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The new schedule gives managers ____ daily staffing decisions.
Cevabı göster
greater control over
because they can reward or punish their actions
2:58çünkü onların hareketlerini ödüllendirebilir veya cezalandırabilirler
by changing their placement on the party list. Dilbilgisi
3:00parti listesindeki yerlerini değiştirerek.
by changing: by + -ing ile yöntem belirtme
By changing, üyelerin eylemlerini ödüllendirmek veya cezalandırmak için kullanılan yöntemi belirtir. Parti listesindeki yerlerini değiştirmek, liderlerin bu ödül veya cezayı uygulama yoludur. Yapı by + fiilin -ing biçimidir ve “Bu nasıl yapılır?” sorusuna cevap verir. Buradaki by, “bu yöntemle” anlamındadır; “bir son tarihten önce” veya “yanında” anlamında değildir.
Alıştırma
Yöntemi göstermek için cümleyi by + lower fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We cut the price ____ the delivery fee.
Cevabı göster
by lowering
While this may be a disadvantage of MMP, Anlatım akışı
3:03Bu, MMP'nin bir dezavantajı olabilse de,
there are a number of other benefits that Queen Lion in particular likes.
3:05Kraliçe Aslan'ın özellikle beğendiği bir dizi başka faydası var.
While this may be a disadvantage ..., there are ... benefits: kekuranganı kabul edip yararları vurgulama
Baştaki while yan cümlesi olası bir dezavantajı kısaca kabul eder. Ana cümle daha sonra dikkati daha güçlü noktaya, yani başka yararların bulunduğuna çevirir. Önce ödün veren bu sıralama, yararları odakta tutarken savı dengeli gösterir. Burada while, “-mesine rağmen” anlamındadır; “olduğu sırada” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilecek kalıp While X may be a disadvantage, there are other benefits. şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle, ana yararı sunmadan önce bir dezavantajı kabul etmek için while kullanıyor?
- The new library is smaller, and it closes at five.
- While the new library is smaller, it offers longer opening hours.
- While the new library was closing, we returned our books.
Cevabı göster
While the new library is smaller, it offers longer opening hours.
it mostly eliminates gerrymandering and prevents minority rule. Kültür
3:10seçim bölgesi sınırlarıyla oynanmasını çoğunlukla ortadan kaldırır ve azınlık yönetimini engeller.
Gerrymandering: siyasi avantaj için seçim bölgesi sınırlarını değiştirme
Gerrymandering, bir siyasi partiye veya gruba haksız avantaj sağlamak amacıyla seçim bölgesi sınırlarının kasıtlı olarak çizilmesi ya da değiştirilmesidir. Seçmenlerin bölgelere nasıl dağıtıldığıyla ilgilidir; seçimlerdeki her türlü dürüst olmayan davranışın genel adı değildir. Bu cümlede gerrymandering uygulamasını ortadan kaldırmak, sınır tasarımının oyların sandalyelere dönüşme biçimini çarpıtma ihtimalini azaltmak demektir.
Alıştırma
İktidardaki bir parti, destekçilerini daha fazla sandalye kazanmasına yardım edecek biçimde bölgelere dağıtmak için seçim bölgesi sınırlarını yeniden çiziyor. Bu uygulamayı en iyi hangi terim açıklar?
- electoral fraud
- redistricting
- gerrymandering
Cevabı göster
gerrymandering
Minority Rule: seçmenlerin yarısından azının desteklediği tarafın siyasi gücü kontrol etmesi
Minority rule, seçmenlerin veya nüfusun yarısından azının desteklediği bir parti ya da grubun yine de siyasi gücün büyük kısmını kontrol ettiği durumu anlatır. Seçimlerde azınlıktaki oyların sandalye çoğunluğu üretmesiyle ortaya çıkabilir. Buradaki minority, seçim desteğinin daha küçük payını ifade eder; mutlaka etnik, dinî veya başka bir toplumsal azınlık anlamına gelmez. İfade, halk desteği ile yönetme gücü arasındaki uyumsuzluğu eleştirir.
Alıştırma
Bir parti ülke genelindeki oyların %40'ını alıyor ancak sandalyelerin %55'ini kazanarak yasama faaliyetini kontrol ediyor. Bu demokratik sorunu en iyi hangi ifade anlatır?
- minority rights
- a minority government
- minority rule
Cevabı göster
minority rule
It also gives more choice to the citizens by encouraging political diversity.
3:14Ayrıca siyasi çeşitliliği teşvik ederek vatandaşlara daha fazla seçenek sunar.
worth expanding on: daha ayrıntılı açıklamaya değer
be worth + -ing yapısında worth, bir eylemin gerektirdiği zaman veya çabaya değdiğini anlatır. Burada This point is worth expanding on. cümlesi, bu noktanın daha kapsamlı bir açıklamayı hak ettiğini söyler. expand on a point, bir şeyi fiziksel olarak büyütmek değil; bir konu hakkında daha fazla ayrıntı, neden veya örnek vermektir. Bu ifade, kısa bir değinmeden daha derin bir açıklamaya geçildiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi ‘daha kapsamlı bir açıklamayı hak ediyor’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: This point is ____.
Cevabı göster
worth expanding on
the percentage of votes for the local representatives
3:21yerel temsilcilere verilen oyların yüzdesinin
Notice how ...: dikkati bir örüntüye yöneltmek
Burada Notice emir biçimindedir: konuşmacı bunu dinleyicinin dikkatini ardından gelen karşılaştırmaya yöneltmek için kullanır. Cümle yalnızca iki yüzdeyi bildirmez; dinleyiciye hangi örüntüyü incelemesi gerektiğini de söyler. How, gözlemlenen biçimi veya örüntüyü tanıtır; burada iki yüzdenin aynı olmaması buna örnektir. Bir yöntemi sormaz. Notice how + cümlecik, kanıt veya gösterim sırasında dinleyiciye neyi izlemesi gerektiğini göstermek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Konuşmacı bu cümlede Notice how ile dinleyicilerden ne yapmalarını istiyor?
- Karşılaştırmayı görmezden gelip yalnızca yerel temsilcilere odaklanmak.
- MMP'yi oluşturmak için kullanılan yöntemi açıklamak.
- Ardından gelen örüntüye dikkat etmek.
Cevabı göster
Ardından gelen örüntüye dikkat etmek.
citizens have to vote strategically. Kelime
3:27vatandaşların stratejik olarak oy kullanmak zorunda kalmasıdır.
vote strategically: beklenen sonucu düşünerek oy vermek
Seçim bağlamında vote strategically, yalnızca en sevilen seçeneğe oy vermek yerine oyun nihai sonucu nasıl etkileyebileceğini düşünerek bir aday veya parti seçmek demektir. Bu cümlede vatandaşlar, bazı adayların kazanma olasılığı daha yüksek olduğu için tercihlerini değiştirir. Strategically sonuç odaklı bir seçimi anlatır; yalnızca dikkatli veya iyice düşünerek oy vermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir seçmen küçük bir partinin adayını tercih ediyor, ancak nihai sonucu etkilemek için kazanma olasılığı daha yüksek olan bir adayı seçiyor. Bu durumu en iyi hangi cümle açıklar?
- They vote randomly.
- They vote for their favorite candidate regardless of the likely result.
- They vote strategically.
Cevabı göster
They vote strategically.
they know that their candidate doesn't have a chance of winning the local election, Kalıp ifadeler
3:36adaylarının yerel seçimi kazanma şansı olmadığını biliyorlar,
doesn't have a chance of winning: chance of + -ing yapısı
Have a chance of + bir isim veya -ing biçimi, bir şeyin mümkün olduğunu belirtir. Olumsuz biçim doesn't have a chance of winning, kazanmanın gerçekçi bir olasılık olmadığı anlamına gelir. Of bir edat olduğu için burada ardından -ing biçimindeki winning gelir. Have a chance to win de doğru bir yapıdır; iki yapıyı birbirinden ayrı tutun.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için have a chance of + -ing yapısının kısaltılmış olumsuz biçimini kullanın: After being eliminated from the tournament, the team ____ the championship.
Cevabı göster
doesn't have a chance of winning
so it's really a race between the two big parties. Deyimler
3:40yani aslında bu iki büyük parti arasında bir yarış.
a race between the two big parties: aynı sonuç için rekabet
Bu cümlede a race, gerçek bir koşu değil, seçim yarışını anlatan bir metafordur. İki büyük parti, aynı sonuç için yarışan ve gerçekçi kazanma şansına sahip rakiplerdir. a race between A and B kalıbı, iki tarafı bir şeyi diğerinden önce başarmaya veya kazanmaya çalışan rakipler olarak gösterir. Seçim, iş dünyası ve teknoloji haberlerinde yaygındır.
Alıştırma
Bu cümlede a race between the two big parties ne anlama geliyor?
- Partiler birlikte bir koşu yarışı düzenliyor.
- İki büyük parti seçim sonucu için yarışan başlıca rakiplerdir.
- Her parti farklı bir seçimi zaten kazanmıştır.
Cevabı göster
İki büyük parti seçim sonucu için yarışan başlıca rakiplerdir.
many of the Kakapo will vote Kea in the hope that he might win Dilbilgisi
3:43Kakapoların birçoğu kazanabileceği umuduyla Kea'ya oy verecek
in the hope that he might win: umulan ancak belirsiz olan bir sonuç
in the hope that ifadesi, bir kişinin bir eylemi gerçekleştirirken istediği sonucu belirtir. Burada insanlar Kea'nın kazanmasını istedikleri için ona oy verir, ancak kazanıp kazanmayacağını bilmezler. That sözcüğünden sonra, umulan sonucu açıklayan tam bir yan cümle gelir. Might, kazanmanın yalnızca bir olasılık olduğunu gösterir; burada geçmiş zamanı ifade etmez.
Alıştırma
Nora'nın belirsiz bir sonucu istediğini gösteren dersteki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: Nora entered the contest ____ she might win a prize.
Cevabı göster
in the hope that
when it comes to voting for their favorite political party, Kalıp ifadeler
3:48konu en sevdikleri siyasi partiye oy vermeye geldiğinde,
when it comes to: tek bir konuya odaklanmak
When it comes to, sonraki ifadenin geçerli olduğu belirli konuyu tanıtır. Burada tartışma, favori bir siyasi partiye oy verme konusuna geçer; bu nedenle sonraki ifade oy verme sisteminin yalnızca bu bölümüyle sınırlıdır. Kalıp when it comes to + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir. Bu ifadede comes hareket bildirmez; ifadenin tamamı söz konusu olduğunda veya konusunda anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi konuya odaklanan ifadeyle tamamlayın: ____ choosing a password, security matters more than convenience.
Cevabı göster
When it comes to
The more ..., the more ...: birbirine bağlı iki değişim
The more ..., the more ... değişen iki miktarı birbirine bağlar. Bir miktar arttıkça diğerinin de arttığını belirtir. Burada daha çok oy ile mecliste daha çok temsilci arasında bir bağlantı vardır. Her bölüm the + karşılaştırma ifadesiyle başlar ve ardından bir yan cümle gelir: the more votes + a party gets; the more representatives + it has. İki the de eşleşen karşılaştırma yapısını gösterir; bunlar sıradan belirli tanımlıklar değildir.
Alıştırma
Eşleşen karşılaştırmanın iki bölümünü de tamamlayın: ____ books Mia reads, ____ words she learns.
Cevabı göster
The more · the more
So citizens are free to vote for smaller parties they like, Dilbilgisi
3:55Bu nedenle vatandaşlar, beğendikleri küçük partilere özgürce oy verebilirler,
are free to + fiilin yalın hâli
are free to vote ifadesinde be free to + fiilin yalın hâli, öznenin eylemi yapmasını engelleyen bir kural veya kısıtlama olmadığını belirtir. Vatandaşlar daha büyük bir partiye yönelmek zorunda kalmadan daha küçük bir partiyi seçebilir. Burada free, hareket özgürlüğünü anlatır; “ücretsiz” anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp özne + be + free to + fiilin yalın hâli şeklindedir.
Alıştırma
Bir okul kuralı, öğrencilerin kütüphanedeki herhangi bir kitabı seçmesine izin veriyor. Hangi cümle bu özgürlüğü doğru biçimde anlatır?
- Pupils receive every library book for free.
- Pupils have finished choosing their library books.
- Pupils are free to choose any library book.
Cevabı göster
Pupils are free to choose any library book.
every vote counts: her oy önemlidir
Every vote counts birbiriyle yakından bağlantılı iki anlam taşır. Kelime anlamıyla, sonuç hesaplanırken her oy pusulası hesaba katılır. Daha geniş ve yaygın olan ikna edici anlamında count, “önemli olmak” veya “etki yaratmak” demektir. Burada ifade, daha küçük bir partiyi desteklemenin boşa giden bir seçim olmadığı konusunda seçmenlere güven verir; her oy sonucu etkileyebilir. Bu ifade, seçimler dışında da her kişinin katkısının önemli olduğunu söylemek için kullanılır.
Alıştırma
Bir toplum örgütleyicisi, tek bir oy pusulasının fark yaratamayacağını düşünen kişileri teşvik etmek istiyor. Hangi cümle bu mesajı en iyi verir?
- The total number of votes is large.
- Every vote is counted at 8 p.m.
- Every vote counts.
Cevabı göster
Every vote counts.
the jungle council is a true reflection of what her citizens want. Deyimler
4:05orman konseyi vatandaşlarının ne istediğinin gerçek bir yansımasıdır.
a true reflection of: …nın gerçek bir yansıması
Burada a true reflection of, “bir şeyin doğru ve sadık bir temsili ya da göstergesi” anlamına gelir. Cümle, konseyin vatandaşların gerçekte ne istediğini doğru biçimde yansıttığını söyler; reflection burada mecazidir, aynadaki görüntü ya da dikkatlice düşünme eylemi değildir. Tekrar kullanılabilecek kalıp a true reflection of + isim veya isim öbeği şeklindedir. True, temsilin arkasındaki gerçekle sadık biçimde örtüştüğünü belirterek reflection sözcüğünü güçlendirir.
Alıştırma
Dersin “bir şeyin doğru bir temsili” anlamına gelen dört sözcüklü İngilizce ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The survey results are ____ what local families need.
Cevabı göster
a true reflection of