Neden "Hamlet" okumalısınız? - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu inceleme, Hamlet’i ani şiddet ya da yoğun bir aşktan çok, düşünce ile eylem arasında sıkışıp kalan bir prensin yön verdiği trajedi olarak ele alıyor. Şüphe, aldatma, sürekli ertelenen intikam ve sonuçları görememe hâlinin Danimarka sarayına nasıl yıkım yaydığını gösterirken Hamlet’in gerçek kimliğini ve akıl sağlığını çözümsüz bırakıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "Who's there?" — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Çok kısa bir açılış sorusunun anında gerilim yarattığını, kimliğe ilişkin belirsizliği gündeme getirdiğini ve edebî incelemenin tamamında yeniden ele alınabilecek merkezi bir mesele kurduğunu anlayın. 2. left in his wake. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bir geminin ardında bıraktığı izi, bir kişinin geride bıraktığı zararların ya da sonuçların mecazı olarak tanıyın. Bu ifadeyi, birinin seçimleri başkalarını da etkileyen bir kargaşa ve hasar zinciri oluşturduğunda kullanın. 3. These moments leave us with the uncomfortable knowledge that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir yorumcunun birden fazla anlatı örneğinden daha geniş ve rahatsız edici bir sonuca nasıl geçtiğini öğrenin. Biriken kanıtların, dinleyiciyi kaçınmayı tercih edebileceği bir çıkarımla yüzleşmeye zorladığını göstermek için bu yapıyı kullanın.
Bu derste
Kimlik sorusuyla açılış yapan "Who's there?"
"Who's there?" kelimesi kelimesine, görünmeyen bir kişiden kimliğini açıklamasını ister. Hamlet'in açılışında bu çok kısa ve doğrudan soru aynı zamanda hemen bir belirsizlik yaratır. En başa yerleştirildiğinde tematik bir çerçeveye dönüşür: izleyici, Hamlet'in gerçekte kim olduğunu ve insanların davranışlarının arkasında ne bulunduğunu sormaya devam eder. Kısa bir açılış sorusu, açıklama veya hikâye gelişmeden önce temel meseleyi ortaya koyabilir.
Alıştırma
Hamlet analizine "Who's there?" ile başlamak ne sağlar?
- Analiz başlamadan önce Hamlet'in kimliğini açıklar.
- Kimliği sorar ve kimlik konusunu analizin geri kalanı için temel bir soru hâline getirir.
- Kaybolmuş birine yol tarif eder.
Cevabı göster
Kimliği sorar ve kimlik konusunu analizin geri kalanı için temel bir soru hâline getirir.
Cümle başındaki past participle öbeği: "Whispered in the dark,"
"Whispered in the dark", ana cümleden önce yer alan bir past participle, yani geçmiş zaman ortacı öbeğidir. "This question" ifadesini eylemden etkilenen unsur olarak tanımlar: soruyu birisi fısıldar. Ana cümle "this question begins" ile başladığı için "Whispered" çekimli fiil değildir. Öbeği başa almak, edilgen arka plan bilgisini kısaltır ve ana olaydan önce sesi ve ortamı sunar. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: past participle öbeği, özne + ana fiil.
Alıştırma
warning ögesinin eylemden etkilendiğini göstermek için whisper fiilinin doğru biçimini kullanın: ____ in the hallway, the warning made everyone uneasy.
Cevabı göster
Whispered
komplo, aldatma ve ahlaki belirsizlik üzerine bir hikâye
a tale of + isim yapısı, bir hikâyeyi şekillendiren temaları veya güçleri tanıtır. Burada eş görevli üç soyut isim, eseri komplo, aldatma ve kesin olmayan ahlaki yargıların yön verdiği bir hikâye olarak özetler. Moral ambiguity, seçimlerin veya karakterlerin basitçe doğru ya da yanlış diye sınıflandırılamaması demektir. Yalnızca ahlaka aykırı davranış anlamına gelmez.
Alıştırma
tale sözcüğünü ve hedef yapıyı kullanarak inceleme cümlesini tamamlayın: The novel is ____ ambition, betrayal, and second chances.
Cevabı göster
a tale of
And in a play where everyone has something to hide, Dilbilgisi
0:15Ve herkesin saklayacak bir şeyinin olduğu bir oyunda,
herkesin saklayacak bir şeyi olduğu bir oyun
where everyone has something to hide yan cümlesi a play ifadesini niteleyen bir ilgi cümlesidir. Burada where, “oyunun sunduğu dünya veya durum içinde” anlamına gelir; bir yer sorusu sormaz. Bir yer, kurum, durum veya kurgusal dünyada olan ya da genellikle doğru olan şeyi anlatmak için isim + where + tam cümle yapısını kullanın. Yan cümlede everyone öznedir, has something to hide ise yüklem bölümüdür; where bu tam düşünceyi sözü edilen ortama bağlar.
Alıştırma
İlgi cümlesini “o ortam içinde” anlamına gelen tek sözcükle tamamlayın: She works in an office ____ everyone shares ideas freely.
Cevabı göster
where
is far from simple: güçlü olumsuzlama
Be far from + sıfat veya isim yapısı, bir şeyin ardından gelen tanıma hiç uymadığını belirtir. Bu cümlede is far from simple, cevabın basit olmadığını, aksine oldukça karmaşık olduğunu ifade eder. Buradaki far fiziksel mesafeyi değil, dereceyi gösterir. Bu yapı, yalnızca not kullanmaktan daha güçlüdür ve simple tanımının doğru olduğu düşüncesini açıkça reddeder.
Alıştırma
The solution is far from simple ne anlama gelir?
- Çözüm basittir ama fiziksel olarak uzaktadır.
- Çözüm beklenenden yalnızca biraz daha az basittir.
- Çözüm aslında oldukça karmaşıktır.
Cevabı göster
Çözüm aslında oldukça karmaşıktır.
Written by William Shakespeare between 1599 and 1601, Dilbilgisi
0:201599 ile 1601 yılları arasında William Shakespeare tarafından yazılan
but immobilized by the future.
0:28ancak geleceğin karşısında çaresiz kalan aynı adlı karakteri tasvir eder.
Written by William Shakespeare...: cümle başındaki geçmiş zaman sıfat-fiil öbeği
Written by William Shakespeare between 1599 and 1601, Hamlet'i açıklayan ve cümlenin başında yer alan bir geçmiş zaman sıfat-fiil öbeğidir. Hamlet was written by William Shakespeare between 1599 and 1601 edilgen yan cümlesini kısaltır ve ana cümleden önce arka plan bilgisi verir. Written sözcüğünün örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesi Hamlet olmalıdır. Bu öbek tek başına tam bir cümle değildir; ana ifade Hamlet depicts... ile başlar.
Alıştırma
Başlangıçtaki sıfat-fiil öbeğinin virgülden sonraki özneyi doğru biçimde tanımladığı cümleyi seçin.
- Written by a local journalist, the article explains the housing shortage.
- Writing by a local journalist, the article explains the housing shortage.
- Written by a local journalist, many readers shared the article.
Cevabı göster
Written by a local journalist, the article explains the housing shortage.
its titular character: başlığın işaret ettiği karakter
Bu cümlede its titular character, eserin başlığının işaret ettiği karakter olan Hamlet'i ifade eder. Hamlet hem oyunun başlığı hem de karakterin adıdır. Edebiyat ve ekran yapımları eleştirisinde titular, bir başlık ile o başlığın adlandırdığı kişi veya şey arasındaki bağı anlatır. Karakterin resmî bir unvan taşıdığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Jane'in başlıkla ilişkisini özellikle anlatan ifade hangisidir? The novel is called Jane Eyre, and Jane is its ____.
- official title
- titular character
- main character
Cevabı göster
titular character
haunted by the past but immobilized by the future: paralel psikolojik mecazlar
Bu cümlede haunted by the past mecazidir: Geçmişteki olaylar ve anılar karakteri rahatsız etmeyi sürdürür. Immobilized by the future ise ileride olacakları düşünmenin onu karar veremez veya harekete geçemez hâle getirdiğini anlatır. Birbirine paralel iki “geçmiş zaman ortacı + by” yapısı but ile bağlanır. Bu yapılar zıt zaman yönlerine işaret eder: Geçmiş onu bırakmazken gelecek ilerlemesine izin vermez. Bu dengeli imgeler, karakterin psikolojik çatışmasını tek cümlede yoğunlaştırır.
Alıştırma
haunted by the past but immobilized by the future betimlemesi temel olarak ne anlatır?
- Geçmişteki olaylar karakteri rahatsız etmeyi sürdürürken ileride olacaklarla ilgili kaygı harekete geçmesini engelliyor.
- Geçmişten gelen hayaletler karakteri fiziksel olarak bağlamış.
- Karakter geçmişi unutmuş ve bundan sonrasını kendine güvenerek planlıyor.
Cevabı göster
Geçmişteki olaylar karakteri rahatsız etmeyi sürdürürken ileride olacaklarla ilgili kaygı harekete geçmesini engelliyor.
Mere months after the sudden death of his father, Kalıp ifadeler
0:30Babasının ani ölümünden sadece aylar sonra,
Hamlet returns from school a stranger to his own home Deyimler
0:33Hamlet okuldan kendi evine bir yabancı olarak döner
Mere months after ...: şaşırtıcı derecede kısa bir aralık
Mere, zaman miktarını belirten months sözcüğünü niteler ve “yalnızca” ya da “bundan fazla değil” anlamına gelir. Mere months after... Hamlet’in dönüşünü babasının ölümünden çok kısa bir süre sonrasına yerleştirerek bu kısa aralığı çarpıcı hâle getirir. Bu kullanımda mere, kimliği tanımlayan “saf” anlamında değildir. Aktarılabilir kalıp mere + miktar veya zaman ismi biçimindedir ve çoğunlukla bir miktarı şaşırtıcı derecede az gösterir.
Alıştırma
“Yalnızca birkaç ay” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyi mere kullanarak tamamlayın: ____ after starting her new job, she was promoted.
Cevabı göster
Mere months
and deeply unsure of what might be lurking in the shadows. Deyimler
0:37ve gölgelerde nelerin gizlenmiş olabileceği konusunda büyük bir güvensizlik içindedir.
a stranger to his own home: tanıdık bir yerde yabancılaşma
Burada a stranger to his own home mecazidir. Hamlet orada gerçekten kimsenin tanımadığı biri değildir; tanıdık ve güvenli olması gereken bir yerden kopmuş hisseder. a stranger to + yer veya şey kalıbı, yabancılık ya da uzaklaşma duygusunu anlatabilir. stranger ile own home arasındaki karşıtlık, aidiyet kaybını özellikle güçlü kılar.
Alıştırma
“After years away, Lina felt like a stranger to her hometown” ne anlama gelir?
- Tanıdık gelmesi gereken bir yerden kopmuş hissediyordu.
- Kasabayı haritada bulamıyordu.
- Kasabada onu daha önce gören hiç kimse yoktu.
Cevabı göster
Tanıdık gelmesi gereken bir yerden kopmuş hissediyordu.
Lurking in the Shadows: gizli ve olası bir tehdit
Lurk, izlerken, beklerken veya harekete geçmeye hazırlanırken gizli kalmak anlamına gelir ve çoğu zaman gizemli, şüpheli ya da tehditkâr bir his verir. Bu cümlede lurking in the shadows, kimliği bilinmeyen bir kişinin, tehlikenin veya sırrın yakında gizleniyor olabileceğini düşündürür. Shadows gerçek bir karanlık alanı anlatabilir ya da henüz ortaya çıkmamış bir şeyin mecazı olabilir. Might ile birlikte kullanıldığında ifade gerilim yaratır: konuşan kişi tehdidin ne olduğundan emin değildir ve bir şeyin fiziksel olarak bir gölgede durduğunu kesin biçimde söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede lurking in the shadows neyi düşündürür?
- Birisi yalnızca ışığı kapatmaktadır.
- Olası bir tehlike gizlidir ve henüz ortaya çıkmamıştır.
- Konuşan kişi orada ne olduğunu ve nerede bulunduğunu kesin olarak bilmektedir.
Cevabı göster
Olası bir tehlike gizlidir ve henüz ortaya çıkmamıştır.
But his brooding takes a turn when he's visited by a ghost that bears his father's face. Notlar
0:41Ancak kara kara düşünmesi, babasının yüzünü taşıyan bir hayalet tarafından ziyaret edildiğinde değişir.
His Brooding Takes a Turn: kasvetli düşüncelerin yeni bir aşamaya geçmesi
Brooding, genellikle rahatsız edici bir konu üzerinde uzun süre kasvetli biçimde düşünmektir. Burada takes a turn kalıbının öznesi his brooding ifadesidir: hayalet ortaya çıktığında düşünceleri farklı bir yönde gelişmeye başlar. Take a turn, bir durumun, olayın veya hâlin yeni bir aşamaya geçtiğini anlatan bir öyküleme kalıbıdır. Turn burada fiziksel bir köşe veya dönüş değildir ve ifade tek başına değişimin iyi mi kötü mü olduğunu söylemez; yönü bağlam ya da dark, serious veya unexpected gibi bir sıfat belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede take a turn, bir durumun yeni bir yönde geliştiğini anlatır?
- The debate took a tense turn after the accusation.
- Please take the next turn on the left.
- The two hosts took turns asking questions.
Cevabı göster
The debate took a tense turn after the accusation.
bears his father's face: bir özelliğe sahip olmak veya onu sergilemek anlamındaki bear
Burada bears, görünür bir özelliğe sahip olmak, onu taşımak veya sergilemek anlamına gelir. bears his father's face ifadesindeki hayalet, babasının tanınabilir yüzüne veya görünüşüne sahiptir. Bu geçişli kullanım, bear + özellik veya ayırt edici işaret yapısını izler; bear a scar, bear a name ve bear a seal buna örnektir. Bu, bear fiilinin resmî ya da edebî bir anlamıdır; hayvan adı olan bear veya katlanmak anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede bears, bears his father's face ifadesindekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- The zoo houses two brown bears.
- He bears the pain without complaint.
- The old coin bears the image of an eagle.
Cevabı göster
The old coin bears the image of an eagle.
The phantom claims to be the victim of a murder most foul Kelime
0:46Hayalet, en iğrenç bir cinayetin kurbanı olduğunu iddia eder
a murder most foul: son konumlu sıfatla edebî vurgu
a murder most foul ifadesinde most foul, son derece kötü veya ahlaken korkunç anlamına gelir. Burada most, foul sözcüğünü güçlendirir; bu cinayeti başka cinayetlerden oluşan bir grup içinde sıralamak zorunda değildir. Sıfat öbeği most foul, modern İngilizcedeki olağan isim öncesi konum yerine murder sözcüğünden sonra gelir. Bu son konumlu sıra ifadeye eski, edebî ve teatral bir hava verir ve dramatik bir kınama ekler.
Alıştırma
a murder most foul bu cümlede ne anlatır?
- Cinayetin bir spor maçındaki faul olduğunu söyler.
- Bu tür cinayetlerin diğer cinayetlerden daha sık gerçekleştiğini söyler.
- Cinayeti son derece kötü olarak niteleyen edebî ve dramatik bir söyleyiştir.
Cevabı göster
Cinayeti son derece kötü olarak niteleyen edebî ve dramatik bir söyleyiştir.
usurped the throne and stole Queen Gertrude's heart. Notlar
0:54tahtı gasp ettiğine ve Kraliçe Gertrude'un kalbini çaldığına ikna eder.
“usurped the throne”: tahtı gayrimeşru biçimde ele geçirmek
To usurp a throne, meşru bir hak veya yasal yetki olmadan yönetme hakkını ele geçirmek demektir. Bu cümlede usurped, Claudius'un yükselişini normal bir veraset değil, haksız bir iktidar gaspı olarak gösterir. usurp + power, authority, office veya position yapısı, aslında başkasına ait olan bir yetki ya da makamı ele geçirmeyi anlatabilir. Fiilin kendisi, bu ele geçirmenin yetkisiz olduğu yargısını taşır.
Alıştırma
Hangi cümle usurped the throne yapan birini doğru biçimde anlatır?
- Hükümdar yokken geçici olarak görev yaptı.
- Yasal veraset sırasıyla hükümdar oldu.
- Meşru yönetme hakkı olmadığı hâlde kraliyet iktidarını ele geçirdi.
Cevabı göster
Meşru yönetme hakkı olmadığı hâlde kraliyet iktidarını ele geçirdi.
“stole Queen Gertrude's heart”: onun sevgisini kazandı
Steal someone's heart, bir kişiyi kendinize âşık etmek veya size karşı derin bir sevgi hissetmesini sağlamak anlamındaki bir mecazdır. Burada stole Queen Gertrude's heart, Claudius'un onun sevgisini kazandığını söyler; gerçek bir kalp çalınmamıştır. stole seçimi, bir şeyi başkasından alma fikrini de çağrıştırır. usurped the throne ile yan yana kullanıldığında, hem siyasette hem aşkta elde ettiklerini alma ve ele geçirme diliyle sunar.
Alıştırma
Cümleyi steal someone's heart deyiminin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Her warmth ____, and I soon fell in love with her.
Cevabı göster
stole my heart
and he begins to plot his revenge on the new king and his court of conspirators. Notlar
1:01ve yeni kral ile onun komplocu sarayına karşı intikamını planlamaya başlar.
prince's mourning turns to rage: A turns to B kalıbı
Bu cümlede mourning, prensin bir ölümden sonra yaşadığı yas ve kederi anlatır. Kederi yalnızca devam etmez; turns to rage, yani bir duygu çok daha güçlü ve öfkeli başka bir duyguya dönüşür. A turns to B kalıbı, A'nın B hâline geldiğini gösterir. Duygusal veya durumsal bir değişimi açıkça işaretlediği için özellikle anlatılarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Duygu değişimini tamamlamak için turn to ifadesini geçmiş zamanda kullanın: When she heard the accusation, her surprise ____ anger.
Cevabı göster
turned to
plot his revenge on: gizlice intikam planlamak
Burada plot, genellikle zararlı veya dürüst olmayan bir amaç için gizli ve özenle düzenlenmiş bir plan yapmak anlamına gelen bir fiildir. Plot his revenge on the new king and his court, bu hedeflerden intikam almayı gizlice planlamak demektir. Buradaki plot, bir hikâyedeki olayları anlatan isim değildir. Kalıp plot + iyelik sözcüğü + revenge + on + hedef şeklindedir. Plot planlama aşamasını anlatır; intikamın çoktan alındığını söylemez.
Alıştırma
plot one's revenge on kalıbını kullanın ve iyelik sözcüğünü Maya ile uyumlu hâle getirin: Maya began to ____ the rival who had betrayed her.
Cevabı göster
plot her revenge on
his court of conspirators: kraliyet çevresi anlamındaki court
Bir kralı konu alan hikâyede court, kraliyet hanesini ve hükümdarın çevresindeki soylular, danışmanlar ve görevliler gibi kişileri ifade eder. Burada his court of conspirators, yeni kralın siyasi çevresini bir komploya karışmış insanlardan oluşan bir grup olarak gösterir. Bu nedenle intikam yalnızca yeni krala değil, onun çevresindeki güçlü gruba da yöneliktir.
Alıştırma
“The diplomat was welcomed at the queen's court.” cümlesinde court ne anlama gelir?
- Spor yapmak için kullanılan alan.
- Bir yargıcın davalara baktığı yer.
- Kraliçenin çevresindeki soylular, danışmanlar ve görevliler.
Cevabı göster
Kraliçenin çevresindeki soylular, danışmanlar ve görevliler.
lacking either the abrupt brutality Dilbilgisi
1:08Shakespeare'in bu türdeki diğer eserlerini karakterize eden ya ani vahşetten
or all-consuming romance that characterized Shakespeare's other work in the genre. Kelime
1:11ya da her şeyi tüketen aşktan yoksundur.
an odd sort of tragedy: sınıflandırma ismi olarak sort
Burada sort, tür veya çeşit anlamına gelen bir isimdir. a/an + sıfat + sort of + isim kalıbı, bir şeyi sınıflandırırken türünün özelliğini de açıklar: an odd sort of tragedy, alışılmadık bir trajedi türü demektir. Bu ifade tragedy sınıflandırmasını kabul eder, ancak oyunun alışılmış kalıba tam olarak uymadığını gösterir. Yalnızca an odd tragedy demekten daha çözümleyici ve ihtiyatlıdır.
Alıştırma
‘Tür’ anlamındaki sort ismini kullanan iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: It is an unusual ____ comedy.
Cevabı göster
sort of
lacking either A or B: iki özellik de mevcut değil
lacking sıfat-fiili “sahip olmamak, yoksun olmak” anlamına gelir. Burada the play ifadesini niteler ve either A or B bağlantısının tamamını tümleç olarak alır. Olumsuz anlamı listelenen iki niteliği de kapsar: oyunda ne abrupt brutality ne de all-consuming romance vardır. Bu kalıp, olası iki özelliğin de bulunmadığı durumları analiz ederken kullanışlıdır. either...or... yapısını tek başına olumlu bir seçim gibi okumayın; buradaki yorum, yapının lacking sözcüğünün kapsamı altında olmasından kaynaklanır.
Alıştırma
Örnekte lacking either A or B, A ve B hakkında ne söyler?
- İki özellik de mevcuttur.
- İki özellik de mevcut değildir.
- İki özellikten tam olarak biri mevcuttur.
Cevabı göster
İki özellik de mevcut değildir.
all-consuming romance: diğer her şeyi gölgede bırakan aşk
All-consuming, bir duygu, hedef veya etkinliğin kişinin dikkatinin, zamanının ya da enerjisinin neredeyse tamamını kaplayacak kadar güçlü olduğunu anlatır. Burada all-consuming romance, başka pek az şeyin önemli göründüğü kadar ezici bir aşk demektir; consuming mecazidir ve bir şeyi kelimenin gerçek anlamıyla tüketmekten söz etmez. Bu birleşik sıfat passion, ambition, fear veya project sözcüklerini de niteleyebilir. Bir şeyin yalnızca güçlü olduğunu değil, kişiye ne kadar bütünüyle hâkim olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi all + consuming ile oluşturulan hedef birleşik sıfatla tamamlayın: Her ____ ambition left no time for anything else.
Cevabı göster
all-consuming
plumbs the depths of: en derin yönleri incelemek
Bu cümlede plumbs the depths of, “bir şeyin en derin ve en karmaşık yönlerini incelemek” demektir. İfade, bir şeyin ne kadar derin olduğunu ölçme imgesinden gelir; boru tamirinden söz etmez. Bu kalıp, incelemenin kısa veya yüzeysel değil, kapsamlı olduğunu gösterir. Bir kişinin duyguları ve güdüleri ya da toplumsal bir sorun gibi zor konular için sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi plumb the depths of kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: The essay ____ the fear of failure.
Cevabı göster
plumbs the depths of
the tragic consequences thereof: bundan doğan trajik sonuçlar
Burada thereof, başkahramanın daha önce belirtilen indecisiveness durumuna, yani kararsızlığına gönderme yapar. the tragic consequences thereof, “bu kararsızlığın trajik sonuçları” veya “bundan doğan trajik sonuçlar” demektir. thereof, of that veya of it anlamına gelen resmî bir kelimedir. consequences gibi bir ismi daha önce belirtilen bir şeye bağlar; yer bildiren bir kelime değildir.
Alıştırma
The report describes the policy and the risks thereof cümlesinde thereof ne anlama gelir?
- bu nedenle rapor riskleri açıklıyor
- o yerdeki riskler
- o politikanın riskleri
Cevabı göster
o politikanın riskleri
The ghost's revelation draws Hamlet into multiple dilemmas. Kalıp ifadeler
1:24Hayaletin ifşası Hamlet'i birden fazla çıkmaza sürükler.
draws Hamlet into multiple dilemmas: Hamlet'i ikilemlerin içine çekmek
draw someone into something yapısında draw, “resim çizmek” değil, “birinin bir duruma karışmasına neden olmak veya onu o duruma çekmek” anlamına gelir. Bu cümlede revelation neden, Hamlet etkilenen kişi, multiple dilemmas ise onun yüzleşmek zorunda kaldığı zor durumlardır. Bu yapı bir tartışmaya, çatışmaya, soruna, görüşmeye veya başka bir duruma karışmayı anlatabilir. Çoğu zaman kişinin buna kendi isteğiyle katılmayı planlamadığını ima eder.
Alıştırma
Amir ve draw fiilinin geçmiş zamanını kullanarak draw someone into something yapısını tamamlayın: The online debate ____ a conflict he wanted to avoid.
Cevabı göster
drew Amir into
And what role might he play in the course of justice? Notlar
1:30Ve adalet arayışında nasıl bir rol oynayabilir?
what role might he play: olası bir işlevi sormak
Play a role, bir olay veya süreçte “bir işleve, sorumluluğa ya da etkiye sahip olmak” anlamına gelir. what role might he play yapısında what role doğrudan sorunun başına gelir; ardından kip belirteci might, özne he ve fiilin yalın hâli play kullanılır. Might soruya olasılık araştıran bir ton verir: konuşmacı rolünün zaten bilindiğini söylemez, onun olası katkısını sorar. Başka durumlarda kullanılabilecek yapı What role might + özne + play in + isim veya -ing biçimi? şeklindedir.
Alıştırma
technology sözcüğünü kullanarak What role might + subject + play in ... doğrudan soru yapısını tamamlayın: What role ____ in improving public safety?
Cevabı göster
might technology play
the course of justice: zaman içinde ilerleyen bir süreç
Bu cümlede course, bir okul dersi değil, bir sürecin zaman içinde gelişme biçimi anlamına gelir. The course of justice, adaletin arandığı veya uygulandığı sırada ilerleyen süreçtir. The course of + soyut isim kalıbı, o ismi belirli bir yol boyunca gelişen bir şey olarak sunar. the course of history ve the course of events ifadeleri de bu kullanıma örnektir.
Alıştırma
Bu cümlede the course of justice ne anlama geliyor?
- Adliyeye giden bir yol
- İnsanlara adaleti öğreten bir ders
- Adaletin arandığı ve uygulandığı süreç
Cevabı göster
Adaletin arandığı ve uygulandığı süreç
family, court counselors, and love interests,
1:40aile, saray danışmanları ve sevgililer arasında müzakere etmeye zorlar;
negotiate friends: karmaşık ilişkiler içinde yol almak
Burada negotiate, karmaşık bir insan ve ilişki ağı içinde uygulanabilir bir yol bulmak anlamına gelir. Hamlet arkadaşlarıyla koşullar üzerine pazarlık etmiyor; talepleri çatışabilecek arkadaşlarına, ailesine, danışmanlara ve aşk ilişkilerine nasıl yaklaşacağını belirlemek zorunda kalıyor. Bu, negotiate fiilinin genişletilmiş geçişli kullanımıdır: Bir kişi zor bir rotayı, karmaşık bir sistemi veya birbiriyle yarışan baskıları negotiate edebilir. negotiate friends örneğinde olduğu gibi insanlar doğrudan nesne olduğunda ifade sıkıştırılmıştır ve ilişkileri dikkatle aşılması gereken zor bir arazi gibi gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede negotiate örnekteki genişletilmiş anlamıyla kullanılmıştır?
- As team leader, Maya had to negotiate competing loyalties among her colleagues.
- Maya introduced her colleagues at the meeting.
- Maya negotiated a lower fee with the supplier.
Cevabı göster
As team leader, Maya had to negotiate competing loyalties among her colleagues.
complicated by a tangled web of characters: karmaşık bir karakter ağı nedeniyle zorlaşmak
A tangled web, birbirine dolanmış ve ayrılması zor çok sayıda bağlantıyı karmaşık bir ağa benzeten bir mecazdır. Burada a tangled web of characters, karakterlerin ilişkilerinin, bağlılıklarının ve amaçlarının soruları çözmeyi zorlaştıracak biçimde iç içe geçtiğini anlatır. Complicated by, bu ağı ek zorluğun kaynağı olarak gösterir. Bu imge yalnızca karakter sayısının çokluğunu değil, karakterlerin birbirine bağlı olmasını vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle birbirine bağlı karmaşık sorunları a tangled web ile anlatıyor?
- The librarian arranged ten unrelated books in alphabetical order.
- The investigation uncovered a tangled web of fake charities, secret accounts, and political favors.
- The painter covered the wall with one smooth coat of paint.
Cevabı göster
The investigation uncovered a tangled web of fake charities, secret accounts, and political favors.
many of whom: insanlar hakkında ek bilgi vermek
Many of whom, daha önce kim olduğu belirlenmiş çoğul bir insan grubu hakkında ek bilgi veren sınırlayıcı olmayan bir ilgi tümcesi başlatır. Burada whom; arkadaşlara, aile üyelerine, saray danışmanlarına ve aşk ilişkilerindeki kişilere geri gönderme yapar. Dolayısıyla ifade, o gruptaki birçok kişi anlamına gelir. Kalıp çoğul insanlar + virgül + many of whom + fiil şeklindedir. Whom, of edatının nesnesidir; many of whom ifadesinin tamamı possess fiilinin öznesidir. Virgül, tümcenin hangi kişilerin kastedildiğini belirlemek yerine ek bilgi verdiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “o insanların birçoğu” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The theater hired fifteen actors, ____ had professional training.
Cevabı göster
many of whom
The prince constantly delays and dithers over how to relate to others Kalıp ifadeler
1:46Prens, başkalarıyla nasıl ilişki kuracağı
relate to others: başkalarıyla etkileşim ve bağ kurmak
How to relate to others ifadesinde relate to, insanlarla etkileşim kurmak ve sosyal ya da duygusal bağlar oluşturmak anlamına gelir. İfade, prensin diğer insanlara nasıl davranıp karşılık verdiğini sorgular. Nesne ve yapı anlamı belirler. How to relate to others kişiler arası davranışa işaret eder; relate to başka bağlamlarda farklı anlamlara gelebildiği için burada başkalarına bir şey anlatmak anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede relate to, insanlarla etkileşim veya sosyal bağ kurmak anlamında kullanılmıştır?
- New team members need time to learn how to relate to one another.
- This paragraph relates to climate policy.
- She related the incident to the police.
Cevabı göster
New team members need time to learn how to relate to one another.
and how he should carry out revenge. Öbek fiiller
1:50ve intikamını nasıl alacağı konusunda sürekli erteler ve tereddüt eder.
delays and dithers over: ertelemek ve kararsız kalmak
Delay, eylemi sonraya bırakmaya odaklanırken dither karar veremediği için tereddüt etmek anlamına gelir. Bu cümlede prens hem harekete geçmeyi erteliyor hem de nasıl davranacağı konusunda kararsız kalıyor; over, çözüme bağlayamadığı soruyu getiriyor. Anlamları yakın ve ikisi de d sesiyle başlayan bu fiillerin birlikte kullanılması vurguyu artırır ve anlatımı daha eleştirel hâle getirir: Bu, tek seferlik dikkatli bir duraklama değil, tekrarlanan bir kararsızlık örüntüsüdür.
Alıştırma
Hangi cümle hem ertelemeyi hem de kararsızlığı eleştirel biçimde anlatıyor?
- The committee postponed the vote because the chair was absent.
- The committee delayed and dithered over which plan to choose.
- The committee carefully compared the evidence and reached a decision.
Cevabı göster
The committee delayed and dithered over which plan to choose.
carry out revenge: intikamı eyleme dökmek
carry out revenge ifadesinde carry out, “uygulamak” veya “eyleme dökmek” anlamına gelir. Konuşmacı, Hamlet'in intikam alma niyetini nasıl gerçek eylemlere dönüştürmesi gerektiğini sorar; bir şeyi fiziksel olarak dışarı taşımaktan söz etmez. Bir öbek fiil olarak carry out; bir eylemi, planı, emri, soruşturmayı veya başka bir görevi nesne olarak alır. Kararlaştırılmış bir şeyi yapmaya ya da tamamlamaya odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümlede carry out “gerçekleştirmek veya uygulamak” anlamındadır?
- The researchers carried out the experiment according to the protocol.
- The researchers talked about the experiment but did not perform it.
- The researchers carried the equipment out of the laboratory.
Cevabı göster
The researchers carried out the experiment according to the protocol.
This can make Hamlet more than a little exasperating, Kalıp ifadeler
1:52Bu durum Hamlet'i biraz sinir bozucu yapsa da,
more than a little exasperating: ölçülü ama güçlü bir değerlendirme
More than a little, ölçülü biçimde ifade edilen bir yoğunlaştırıcıdır. Burada more than a little exasperating, yalnızca biraz sinir bozucu değil, “oldukça” veya “çok sinir bozucu” anlamına gelir. Konuşmacı sözcükleri yumuşatırken yine de güçlü bir eleştiri yapar. Bu ölçülü ifade, bağlama göre kuru, nükteli veya hafif ironik duyulabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede more than a little, ölçülü bir şekilde “oldukça” veya “çok” anlamında kullanılmıştır?
- The repeated delays were more than a little frustrating.
- The short delay was only a little frustrating.
- The delay was not frustrating at all.
Cevabı göster
The repeated delays were more than a little frustrating.
but it also makes him one of the most human characters Shakespeare ever created. Dilbilgisi
1:56aynı zamanda onu Shakespeare'in şimdiye kadar yarattığı en insani karakterlerden biri yapar.
one of the most human characters Shakespeare ever created: Shakespeare'in yarattığı en insani karakterlerden biri
one of the most + sıfat + çoğul isim yapısı, birinin ya da bir şeyin karşılaştırmada en üst düzeyde bulunan küçük bir grubun üyesi olduğunu anlatır. One of the most human characters, onun Shakespeare'in en gerçek anlamda insani görünen karakterleri arasında bulunduğunu söyler; tek ve en insani karakter olduğunu iddia etmez. Characters, one of ifadesinden sonra çoğul kullanılır. Shakespeare ever created, nesne görevindeki that ilgi zamirinin düşürüldüğü bir ilgi cümleciğidir ve karşılaştırmayı Shakespeare'in yarattığı tüm karakterlerle sınırlar.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için one of the most ifadesini kullanın ve moving book sözlerini doğru biçime getirin: This is ____ I have ever read.
Cevabı göster
one of the most moving books
Hamlet becomes consumed with the awful machinations of thinking itself. Notlar
2:03Hamlet düşünmenin kendi korkunç entrikaları tarafından tüketilir.
Rather than rushing into things: düşünmeden bir şeylere atılmak yerine
Cümle başındaki Rather than + -ing yapısı, öznenin seçmediği eylemi belirtir; ana cümle de bununla karşıt olan eylemi veya sonucu verir. Rushing fiilinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan Hamlet'tir. Rush into things, yeterince düşünmeden harekete geçmek veya bir şeye başlamak anlamına gelen bir deyimdir. Rather than bir alternatif ya da karşıtlık belirtir; zaman sırası belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için hedef yapı Rather than + -ing ile rush into ifadesini kullanın: ____ a decision, Maya checked the facts first.
Cevabı göster
Rather than rushing into
becomes consumed with: zihnini tamamen kaplamaya başlamak
Become consumed with, bir düşüncenin, duygunun veya amacın kişinin dikkatinin neredeyse tamamını kapladığı bir duruma girmeyi anlatır. Bu cümlede becomes bu duruma geçişi, consumed with ise ortaya çıkan durumu belirtir. Buradaki imge mecazidir; Hamlet gerçekten yenilip yutulmaz. Bu ifade interested in yapısından çok daha güçlüdür ve çoğu zaman bu yoğunlaşmanın sağlıksız, sıkıntı verici veya kurtulması zor olduğunu düşündürür.
Alıştırma
“Tamamen … duygusuna kapıldı” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the false accusation, Maya became ____ anger.
Cevabı göster
consumed with
awful machinations of thinking itself: entrika kuran bir mekanizma olarak düşünce
Machinations genellikle manipüle etmek veya zarar vermek amacıyla kurulan gizli ve karmaşık planlar anlamına gelir. awful machinations of thinking itself ifadesinde güçlü çağrışımları olan bu sözcük düşünmeye mecazen uygulanır; sanki düşünce kendi başına plan kurup işleyebilirmiş gibi gösterilir. Bu anlatım soyut bir süreci hem kişileştirir hem de mekanik bir işleyiş gibi sunar. Awful korku duygusu eklerken itself, eziyeti yaratanın dışarıdaki bir düşman değil düşüncenin kendisi olduğunu vurgular.
Alıştırma
awful machinations of thinking itself ifadesinin etkisini en iyi hangi yorum açıklar?
- Düşünmenin tarafsız ve şeffaf bir süreç olduğunu söyler.
- Hamlet’in tamir ettiği gerçek bir makineyi anlatır.
- Düşünmeyi kendi başına entrika kurup işleyen karanlık bir güç olarak gösterir.
Cevabı göster
Düşünmeyi kendi başına entrika kurup işleyen karanlık bir güç olarak gösterir.
his endless questions come to echo throughout our own racing minds. Notlar
2:09bitmek bilmeyen soruları kendi hızla çalışan zihinlerimizde yankılanmaya başlar.
over the course of the play: oyun boyunca
Over the course of the play, oyunun geliştiği bütün süre boyunca demektir. Oyunu ilerleyen bir süreç olarak sunar; dolayısıyla soruların etkisi tek bir anda ortaya çıkmak yerine yavaş yavaş büyür. Aktarılabilir kalıp over the course of + süre, etkinlik ya da belli bir zaman alan olay şeklindedir: over the course of a year, the project veya the investigation. Burada course, ders değil, zaman içindeki ilerleyiş anlamındadır.
Alıştırma
Tüm dönem boyunca anlamına gelen kalıbı tamamlayın: ____ the semester, Maya's essays became clearer.
Cevabı göster
Over the course of
come to echo throughout: zamanla her yerde yankı bulmak
Come to + fiilin yalın hâli, bir eylem ya da durumu bir sürecin sonunda ortaya çıkan sonuç olarak sunar. Burada come to echo, oyun ilerledikçe soruların seyircide yavaş yavaş yankı bulmaya başlaması demektir. Echo throughout burada mecazidir. Sorular fiziksel bir ses çıkarmaz; yoğun düşüncelerimizde tekrar tekrar belirir ve etkisini sürdürür. Aynı yapı, geniş ve kalıcı bir yankı uyandıran bir fikir, uyarı ya da mesajı da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir uyarının zamanla kuruluşun tamamında geniş bir etki kazandığını anlatır?
- Her warning came to echo throughout the organization.
- Her warning briefly echoed in one empty office.
- Her warning was repeated once at the meeting.
Cevabı göster
Her warning came to echo throughout the organization.
our own racing minds: hızla işleyen kendi zihinlerimiz
Racing minds ifadesinde racing mecazidir: düşünceler çok hızlı hareket eder ve onları yavaşlatmak zordur. Bu ifade gerçek bir yarışı değil, çoğunlukla kaygıyı, baskıyı veya durmak bilmeyen huzursuz düşünceleri anlatır. Our own, izleyiciyi ya da okuyucuyu da bu etkinin içine katar. Onun soruları, izleyen veya okuyan kişilerin hızla işleyen düşüncelerinde de yankılanıyormuş gibi sunulur.
Alıştırma
Hangi cümlede racing, sakinleşemeyecek kadar hızlı akan düşünceleri anlatır?
- The racing team practiced at the track.
- My mind was racing before the interview.
- The racing bicycle has narrow tires.
Cevabı göster
My mind was racing before the interview.
To accomplish this: hedeften yönteme geçiş
To accomplish this, “az önce belirtilen hedefi ya da etkiyi gerçekleştirmek için” anlamına gelir. This daha önceki hedefe gönderme yapar; yeni bir nesne veya görev sunmaz. Cümlenin başındaki bu amaç ifadesi, açıklamayı hedeften yönteme taşır. Önceki bağlam hedefi verir, Shakespeare employs... ise yöntemin açıklamasını başlatır.
Alıştırma
Hangi seçenek, belirtilen hedeften bu hedefe ulaşmak için kullanılan yönteme açıkça geçer?
- We wanted to reduce waste. To accomplish this, we redesigned the packaging.
- We wanted to reduce waste. In contrast, we redesigned the packaging.
- We wanted to reduce waste. For example, we redesigned the packaging.
Cevabı göster
We wanted to reduce waste. To accomplish this, we redesigned the packaging.
from the usurping king's blazing contemplation of heaven and hell Notlar
2:18gaspçı kralın cennet ve cehennem üzerine ateşli düşüncesinden
usurping king's: -ing niteleyicisi ve iyelik yapısı
usurping king ifadesinde usurping, bir ismin önünde niteleyici olarak kullanılan -ing biçimli bir ortaçtır. Kralın, üzerinde meşru hakkı olmayan bir tahtı ele geçirmiş biri olduğunu belirtir; devam eden zaman yüklemi değildir. king's içindeki iyelik eki, tüm isim grubunu contemplation sözcüğüne bağlar: bu düşünüş tahtı gasp eden krala aittir veya onun tarafından gerçekleştirilir.
Alıştırma
usurping king's yapısının doğru çözümlemesi hangisidir?
- usurping, king sözcüğünü niteler ve king's iyelik bildirir.
- usurping, contemplation sözcüğünü niteler ve king's, king is ifadesinin kısaltmasıdır.
- usurping temel devam eden zaman fiilidir ve king's birden fazla kral anlamına gelir.
Cevabı göster
usurping, king sözcüğünü niteler ve king's iyelik bildirir.
to the prince's own cackling meditation on mortality. Kelime
2:22prensin kendi ölümlülük üzerine alaycı meditasyonuna kadar.
from ... to ...: bir aralığın iki ucunu belirtmek
Burada from A to B fiziksel bir hareketi anlatmaz. Bir aralığın iki ucunu verir: kralın bir tür düşünüşü ve prensin başka bir tür düşünüşü. Bu kalıp, Shakespeare'in içe dönük dilinin iki örneği ve aralarındaki kapsamı içine aldığını gösterir. Aralığın kolay anlaşılması için A ve B dil bilgisi bakımından paralel yapılarda olmalıdır.
Alıştırma
Aralığın iki ucunu belirtmek için cümleyi from ... to ... ile tamamlayın: The course covers topics ____ basic grammar ____ academic writing.
Cevabı göster
from · to
cackling meditation on mortality: yaşamın sonluluğu üzerine ürpertici bir düşünce
A meditation on mortality, ölüm ve insan yaşamının bir gün sona ermek zorunda olduğu gerçeği üzerine uzun uzun düşünmektir. Burada meditation yalnızca resmî bir dinî meditasyon veya rahatlama uygulaması değil, derin düşünme anlamındadır; mortality ise belirli bir ölümü değil, ölümlü olmanın ortak koşulunu adlandırır. Cackling bu soyut düşünceye sert, ürpertici ve tiz bir kahkahayı andıran bir nitelik verir. Böylece prensin düşüncesi sakin ve dingin değil, rahatsız edici veya kara mizah yüklü görünür.
Alıştırma
Edebiyat yorumunda a meditation on mortality en doğal olarak ne anlama gelir?
- Bir kişiyi sonsuza kadar yaşatmayı amaçlayan bir rahatlama egzersizi
- İnsan yaşamının sona ermek zorunda olduğu gerçeğini derinlemesine inceleme
- Bir karakterin tıbbi tedavisi hakkında olgusal bir rapor
Cevabı göster
İnsan yaşamının sona ermek zorunda olduğu gerçeğini derinlemesine inceleme
Shakespeare uses melancholic monologues to breathtaking effect. Kalıp ifadeler
2:26Shakespeare, nefes kesici bir etki yaratmak için melankolik monologlar kullanır.
to breathtaking effect: şaşırtıcı bir sanatsal sonuç
To breathtaking effect, “şaşırtıcı derecede güçlü bir sonuç yaratacak şekilde” anlamına gelir. use or do something to + adjective + effect kalıbı, bir tekniğin ortaya çıkardığı sonucu değerlendirir; burada Shakespeare'in melankolik monologları kullanması, sanatsal etkisi nedeniyle güçlü biçimde övülür. Breathtaking mecazidir: sonuç izleyeni hayranlıktan nefessiz bırakacak kadar etkileyicidir; gerçek bir solunum güçlüğü anlatılmaz.
Alıştırma
“Şaşırtıcı derecede güçlü bir sonuç yaratacak şekilde” anlamındaki hedef ifadeyle eleştiri cümlesini tamamlayın: The photographer used shadow ____.
Cevabı göster
to breathtaking effect
This is perhaps best exemplified in Hamlet's most famous declaration of angst. Notlar
2:30Bu, belki de en iyi şekilde Hamlet'in en ünlü ıstırap ilanında örneklendirilir.
best exemplified in: en açık örneği sunmak
Edilgen be best exemplified in + isim kalıbı, bir niteliğin, fikrin veya örüntünün belirli bir örnekte en açık biçimde görüldüğünü belirtir. Burada This daha önceki bir iddiaya gönderme yapar; Hamlet'in sözleri de bu iddianın en güçlü örneği olarak sunulur. Bu ifade, genel bir açıklamadan onu destekleyen temsilî bir kanıta geçiş sağlar. Perhaps iddiayı yumuşatır: konuşan kişi tam bir kesinlik belirtmek yerine bunun en iyi örnek olabileceğini düşünmektedir.
Alıştırma
Hedef ifade be best exemplified in kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The principle is ____ this experiment.
Cevabı göster
best exemplified in
declaration of angst: derin içsel sıkıntıyı ifade etmek
Declaration of angst, derin kaygının veya içsel sıkıntının açık ve güçlü biçimde ifade edilmesidir. Declaration, duygunun önemli bir söz olarak dile getirildiğini vurgular; angst ise sıradan bir worry sözcüğünden daha ağır ve soyuttur. Edebiyat eleştirisinde bu ifade genellikle kimlik, anlam, ölümlülük veya çözülememiş iç çatışmalarla ilgili bir konuşmayı ya da bölümü tanımlar. Burada Hamlet'in ünlü sözlerini resmî bir duyuru olarak değil, böyle bir ifade olarak nitelendirir.
Alıştırma
Declaration of angst ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- tüm kaygının sona erdiğini bildiren resmî bir açıklama
- derin içsel kaygının güçlü bir ifadesi
- rutin bir işle ilgili kısa bir hatırlatma
Cevabı göster
derin içsel kaygının güçlü bir ifadesi
“To be or not to be”: Hamlet’in ölüm-kalım ikilemi
“To be or not to be”, Hamlet’in ünlü tiradının başlangıcıdır. Buradaki be, yalnızca “var olmak” anlamını gösteren bir dil bilgisi örneği değildir. Bağlamda Hamlet, yaşamaya devam etmek ile ölmek arasında düşünmektedir. to be ... not to be biçimindeki dengeli yapı, birbirine zıt iki olasılığı yan yana koyar. Aşırı yalınlığı bu seçimi temel ve kaçınılmaz gösterir; bu nedenle söz çok iyi bilinir ve ona sık sık gönderme yapılır.
Alıştırma
Hamlet’in tiradında “To be or not to be” neyi ifade eder?
- Yaşamaya devam etmek ile ölmek arasında bir seçim.
- Bir şeyin var olup olmadığına ilişkin tarafsız bir soru.
- Konuşmak ile sessiz kalmak arasında bir seçim.
Cevabı göster
Yaşamaya devam etmek ile ölmek arasında bir seçim.
“that is the question”: ana meseleyi belirtmek
Bu cümlede that, yakındaki tek bir isme değil, “To be or not to be” seçeneğinin tamamına gönderme yapar. “that is the question”, önceki ikilemi henüz çözülmemiş tek bir ana meselede toplar. Düşünceyi güçlü biçimde bitirir ve dinleyiciye “Asıl önemli nokta budur” mesajını verir.
Alıştırma
Önceki belirsizliği ana mesele olarak gösteren bilinen kapanış ifadesini tamamlayın: We know the schedule, but can we finish on time? ____.
Cevabı göster
That is the question
the slings and arrows of outrageous fortune: acı ve zorluk metaforu
Bu ifade, acıyı sapan taşları ve oklarla saldırıya uğrama görüntüsüne dönüştürür. Bu bağlamda to suffer the slings and arrows, gerçek silahlarla karşılaşmak değil, kaderin getirdiği acı darbeler ve zorluklara katlanmak demektir. Burada fortune kader anlamındadır; outrageous ise şiddetle adaletsiz veya katlanılmaz demektir. Şaşırtıcı ya da şanslı anlamına gelmez. Bu imge, kontrol edilemeyen zorlukları art arda gelen saldırılar gibi hissettirir.
Alıştırma
Bu parçada the slings and arrows of outrageous fortune ne anlama geliyor?
- Zalim kaderin getirdiği acı darbeler ve zorluklar
- Büyük miktarda parayla satın alınmış gerçek silahlar
- Bir çatışmayı sona erdiren beklenmedik iyi şans
Cevabı göster
Zalim kaderin getirdiği acı darbeler ve zorluklar
Whether 'tis nobler ... or ...: iki seçeneği tartmak
Whether, iki seçenekli bir sorunun ilk tarafını tanıtır: katlanmak daha mı soyludur...? İkinci seçenek or to take arms... ile başlar. Bu, tek başına bir evet-hayır sorusu değildir; üzerinde düşünülmesi gereken bir seçim ortaya koyar. Tam kalıp whether A or B şeklindedir. Burada seçenekler paralel mastarlar olan to suffer ve to take arms etrafında kurulmuştur. 'Tis, it is ifadesinin eski ve şiirsel bir kısaltmasıdır; bu nedenle modern İngilizcede başlangıç whether it is nobler... olurdu.
Alıştırma
Hangi cümle whether...or... yapısını dil bilgisi bakımından paralel iki seçenek sunmak için doğru kullanıyor?
- The committee must decide whether to delay the launch or to proceed as planned.
- The committee must decide whether delaying the launch or to proceed as planned.
- The committee must decide whether the launch because it was delayed.
Cevabı göster
The committee must decide whether to delay the launch or to proceed as planned.
to take arms against a sea of troubles: katmanlı metaforlar
Bu ifade iki metaforu üst üste bindirir. take arms against savaşmaya veya direnmeye başlamak anlamına gelirken a sea of troubles zorlukları engin, sayısız ve ezici bir deniz gibi gösterir. İfade bir bütün olarak pasif biçimde acı çekmek yerine aktif olarak direnmeyi seçmek anlamına gelir. Bu karma imge bilerek şiirsel kurulmuştur; silahlarla gerçek bir okyanusa saldırma talimatı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede to take arms against a sea of troubles ne anlama gelir?
- Tehlikeli bir okyanusu geçerken silah taşımak
- Harekete geçmeyi reddederek her zorluktan kaçmak
- Çok büyük ve ezici bir zorluklar bütününe aktif olarak direnmek
Cevabı göster
Çok büyük ve ezici bir zorluklar bütününe aktif olarak direnmek
by opposing end them: by + -ing yöntemi gösterir
by opposing ifadesinde by + fiil-ing, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir: direnç yoluyla veya direnerek. Opposing, by edatından sonra kullanılan -ing biçimidir; sıfat değildir. Burada end them, opposing yoluyla ulaşılan sonuçtur; them ise troubles sözcüğüne gönderme yapar. Yeniden kullanılabilen kalıp achieve a result by doing something biçimindedir.
Alıştırma
Yöntemi göstermek için oppose fiilini by + -ing kalıbında kullanın: They hoped to end the unfair rule by ____ it.
Cevabı göster
opposing
personifies Hamlet's existential dilemma: personify fiilinin “somutlaştırmak” anlamı
Bu cümlede personifies, “açık ve somut bir biçim kazandırmak” ya da “canlı bir örneği olmak” anlamına gelir. Monolog, Hamlet'in soyut varoluşsal ikilemini belirgin hâle getirir. Personify, insan olmayan bir şeye insana özgü nitelikler verme söz sanatını da adlandırabilir; ancak burada o anlamda değildir. Analitik yorumlarda bir kişi, karakter, eylem veya eser soyut bir niteliği, düşünceyi ya da çatışmayı personify edebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede personifies, “soyut bir niteliği açıkça temsil etmek” anlamında kullanılmıştır?
- The poem personifies the wind as a singer.
- The coach defines patience and fairness.
- The coach personifies patience and fairness.
Cevabı göster
The coach personifies patience and fairness.
being torn between thought and action: be torn between A and B kalıbı
Be torn between A and B, iki taraftan birini seçmek zor olduğu için iki farklı yöne çekildiğini hissetmek demektir. Buradaki “yırtılma” görüntüsü fiziksel değil, mecazidir. Burada being torn between thought and action, ikilemi açıklayan bir ortaç öbeğidir: Hamlet düşünmeye devam etmek ile harekete geçmek arasında kalmıştır. Between sonrasındaki A ve B biçim bakımından paralel olmalıdır.
Alıştırma
Zor bir seçimi anlatan sabit ifadeyi tamamlayın: Maya is ____ staying in her hometown ____ moving abroad.
Cevabı göster
torn between · and
unable to choose between life and death: yaşam ile ölüm arasında seçim yapamamak
Unable to choose, “seçim yapamamak” anlamına gelir. be unable to + fiilin yalın biçimi yapısı yetenek eksikliğini anlatabilir; ancak burada karar vermeyi engelleyen psikolojik bir çatışmayı ifade eder. Between life and death iki seçeneği belirtir. between A and B yapısında A ile B dilbilgisel açıdan paralel olmalıdır; burada ikisi de isim öbeğidir.
Alıştırma
Hangi cümlede be unable to choose between A and B yapısı doğru kullanılmıştır?
- She was unable to choose between staying and leaving.
- She was unable choosing between stay and leaving.
- She unable to chose between staying or leave.
Cevabı göster
She was unable to choose between staying and leaving.
But his endless questioning raises yet another anxiety.
3:10Ancak bitmek bilmeyen sorgulaması başka bir kaygıyı daha ortaya çıkarır.
Is Hamlet's madness part of a performance to confuse his enemies? Kelime
3:14Hamlet'in deliliği, düşmanlarının kafasını karıştırmak için yaptığı bir performansın parçası mı?
part of a performance to confuse his enemies: düşmanlarını şaşırtmaya yönelik bir oyunun parçası
Burada performance resmî bir gösteri anlamına gelmez. Başkalarına göstermek amacıyla sergilenen kasıtlı bir davranışı ifade eder; dolayısıyla soru, Hamlet'in görünürdeki deliliğinin stratejik bir oyunun parçası olup olmadığını sorar. To confuse his enemies amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Hamlet'in bu oyunu neden sergileyebileceğini açıklar: düşmanlarının onun gerçek niyetlerinden emin olmasını engellemek için.
Alıştırma
Hangi cümlede performance resmî bir gösteri veya bir şeyin çalışma düzeyi yerine kasıtlı olarak sergilenen davranış anlamındadır?
- His calmness was a performance designed to hide his fear.
- The phone's performance improved after the update.
- The orchestra gave a performance on Friday.
Cevabı göster
His calmness was a performance designed to hide his fear.
Or are we watching a character on the brink of insanity? Kalıp ifadeler
3:18Yoksa deliliğin eşiğinde bir karakteri mi izliyoruz?
on the brink of insanity: tehlikeli bir dönüm noktasının eşiğinde
Burada on the brink of insanity, zihinsel kontrolünü kaybetmeye son derece yaklaşmış ancak bu eşiği mutlaka geçmiş olmamak anlamına gelir. Brink burada bir nesnenin gerçek kenarı değil, mecazi bir sınırdır. Aktarılabilir kalıp on the brink of + isim veya fiilin -ing biçimidir. Büyük bir değişikliği gerçekleşmek üzereymiş gibi gösterir ve çoğunlukla tehlike, kriz ya da gerilim hissi yaratır.
Alıştırma
Sabit ifadeyi brink ile tamamlayın: After weeks without rain, the region was on the ____ of a water crisis.
Cevabı göster
brink
These questions weigh heavily on Hamlet's interactions with every character. Kalıp ifadeler
3:22Bu sorular Hamlet'in her karakterle olan etkileşimine ağır bir şekilde yansır.
weigh heavily on: ciddi baskı veya etki yaratmak
Burada weigh heavily on, bir şey üzerinde güçlü ve rahatsız edici bir etki yaratmak anlamına gelir. Sorular fiziksel ağırlıklar değildir; Hamlet'in her karakterle etkileşimini ciddi ve sürekli bir biçimde şekillendirir. Bu kalıpta özne çoğunlukla bir sorun, sorumluluk, anı veya karardır. On sözcüğünden sonraki nesne bir kişi olabileceği gibi, buradaki gibi güçlü biçimde etkilenen bir faaliyet, ilişki veya karar da olabilir.
Alıştırma
Cümleyi weigh sözcüğünün geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The responsibility ____ heavily on him throughout the project.
Cevabı göster
weighed
he often fails to see the destruction left in his wake. Deyimler
3:28ardında bıraktığı yıkımı çoğu zaman göremez.
since he spends much of the play facing inward yapısında neden bildiren since
Burada since, ana cümledeki sonucun nedenini açıklar: dikkati kendi iç dünyasında kaldığı için ardında bıraktığı zararı çoğu zaman fark etmez. Since ile başlayan yan cümle bir şeyin neden olduğunu açıklıyorsa since “çünkü” veya “-dığı için” anlamına gelebilir. Burada bir başlangıç zamanı belirtmez.
Alıştırma
Özgün cümlede since hangi ilişkiyi ifade ediyor?
- Ana cümleyle karşıtlık
- Ana cümledeki sonucun nedeni
- Devam eden bir eylemin başlangıç zamanı
Cevabı göster
Ana cümledeki sonucun nedeni
İçe odaklanma metaforu olarak facing inward
Facing inward burada mekânsal bir metafordur. Bir yerin içine doğru fiziksel olarak bakmak değil, dikkati kişinin kendi düşüncelerine, duygularına ve iç çatışmalarına yöneltmek anlamına gelir. Bu cümlede iç dünyaya odaklanma, onun çevresindeki zararı neden gözden kaçırdığını açıklamaya yardımcı olur. İfade, dış dünya yerine içsel deneyimlerine dalmış bir kişiyi ya da karakteri anlatabilir.
Alıştırma
Özgün cümlede facing inward ne anlama geliyor?
- Bedeni bir odanın içine dönük şekilde ayakta durmak
- Kendi düşünce ve duygularına dalmış olmak
- Çevresindeki insanları çok dikkatli izlemek
Cevabı göster
Kendi düşünce ve duygularına dalmış olmak
left in his wake: eylemlerinin ardında bıraktığı sonuçlar
Wake, hareket eden bir teknenin arkasında oluşan çalkantılı su izidir. Mecazi leave something in someone's wake kalıbında bu isim, bir kişi harekete geçtikten veya bir yerden geçtikten sonra kalan etkileri anlatır. destruction left in his wake ifadesindeki left, “arkada bırakılmış” anlamında bir geçmiş zaman ortacıdır. İfadenin tamamı, onun davranışlarının yol açtığı ve başkalarının yaşamak zorunda kaldığı zararı anlatır; wake burada “uyanmak” anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak in its wake ifadesiyle tamamlayın: The hurricane left shattered windows ____.
Cevabı göster
in its wake
his doomed love interest who is brought to madness by the prince's erratic behavior. Notlar
3:35prensin dengesiz davranışları yüzünden deliliğe sürüklenen kadersiz sevgilisine.
doomed love interest: trajik sona mahkûm romantik karakter
Hikâye ve film yorumlarında love interest, başka bir karakterle romantik ilişkisi bulunan veya böyle bir ilişki geliştirebilecek karakterdir. Bu iki sözcüklü rol etiketinde interest “hobi” anlamına gelmez. Doomed, karakterin, ilişkinin ya da her ikisinin başarısızlığa, ölüme veya başka bir trajik sonuca doğru gittiğini belirtir. Bu nedenle ifade hem Ophelia'nın romantik rolünü tanımlar hem de yaklaşan trajediyi haber verir.
Alıştırma
Cümleyi edebiyat incelemelerinde kullanılan tam doomed love interest etiketiyle tamamlayın: In the novel, Elena is the hero's ____.
Cevabı göster
doomed love interest
brought to madness: birini bir duruma getirmek
Bu cümlede is brought to madness, birinin zihinsel dengesini yitirecek duruma sürüklenmesi anlamına gelir. Brought fiziksel bir hareketi anlatmaz; prensin davranışlarının yol açtığı bir sonuç durumuna geçişi belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp bring + someone + to + durum veya sonuç biçimindedir. Edilgen yapıda etkilenen kişi özne olur: someone is brought to + durum. Bring someone to tears ve bring a country to ruin yaygın örneklerdir.
Alıştırma
Hangi cümle bring someone to + durum veya sonuç kalıbını doğru kullanıyor?
- The relentless criticism brought her to tears.
- The relentless criticism brought her into tears.
- The relentless criticism brought to her tears.
Cevabı göster
The relentless criticism brought her to tears.
Her fate is one example of how tragedy could have been easily avoided Dilbilgisi
3:40Onun kaderi, trajedinin ne kadar kolay önlenebileceğinin bir örneğidir
could have been easily avoided: gerçekleşmemiş geçmiş olasılığı
Could have been avoided, could + have been + geçmiş zaman ortacı yapısından oluşur. Modal perfect kullanılan edilgen bir yapıdır: olaya geriye dönük bakar ve sorumlu kişinin kim olduğunu söylemek yerine birinin olayı önleyip önleyemeyeceğine odaklanır. Burada trajedi gerçekten yaşanmıştır. Bu nedenle could have been easily avoided, trajediyi önlemenin mümkün ve kolay olduğunu, fakat bu olasılığın gerçekleşmediğini belirtir. Kötü bir sonucu geriye dönük değerlendirirken bu yapı çoğu zaman pişmanlık veya eleştiri taşır.
Alıştırma
Önlenebilir bir veri kaybı zaten gerçekleşti. Hangi cümle en uygun geriye dönük değerlendirmeyi yapıyor?
- With a proper backup, the data loss could have been avoided.
- With a proper backup, the data loss could be avoided.
- With a proper backup, the data loss can be avoided.
Cevabı göster
With a proper backup, the data loss could have been avoided.
and shows the ripple effect of Hamlet's toxic mind games. Notlar
3:44ve Hamlet'in zehirli akıl oyunlarının dalgalanma etkisini gösterir.
ripple effect: dışa doğru yayılan sonuçlar
Ripple effect ifadesinin gerçek anlamdaki görüntüsü, su üzerindeki dalgaların dışa doğru yayılmasıdır. Burada ifade, tek bir eylem ya da olayın yol açtığı bir dizi dolaylı sonuç için kullanılan bir benzetmedir. Bu cümlede Hamlet'in manipülatif davranışı tek bir etkileşimle sınırlı kalmaz; sonuçları başka insanlara ve sonraki olaylara yayılır. İfade, etkilerin ilk doğrudan sonucun ötesine nasıl geçtiğini vurgular.
Alıştırma
Dışa doğru yayılan sonuçları anlatan ifadeyi tamamlayın: The school closure had a ripple ____ on nearby businesses.
Cevabı göster
effect
toxic mind games: zararlı psikolojik manipülasyon
Mind games, birini şaşırtmak, kendisinden şüphe etmesini sağlamak veya duygularını ve seçimlerini etkilemek için kullanılan psikolojik taktiklerdir. Burada bulmaca ya da beyin egzersizi anlamına gelmez. Toxic, bu taktiklerin zararlı ve sağlıksız olduğu değerlendirmesini ekler. Toxic mind games bir bütün olarak zarar verici duygusal veya psikolojik manipülasyonu anlatır. Bu cümlede isim öbeği, Hamlet'in manipülatif davranışını daha geniş zararlı sonuçların kaynağı olarak gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede toxic mind games ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- hafızayı geliştirmek için tasarlanmış zorlayıcı bulmacalar
- zararlı psikolojik manipülasyon
- zor duygular hakkında dürüst bir konuşma
Cevabı göster
zararlı psikolojik manipülasyon
Similar warning signs of tragedy are constantly overlooked throughout the play. Notlar
3:49Benzer trajedi uyarı işaretleri oyun boyunca sürekli olarak gözden kaçırılır.
warning signs: olası bir sorunun geliştiğini gösteren belirtiler
Warning signs, bir sorunun, tehlikenin veya kötü bir sonucun gelişmekte olabileceğini düşündüren belirtilerdir. Bunlar semptomlar, davranışlar, olaylar veya verilerdeki değişiklikler olabilir; yalnızca üzerinde uyarı bulunan fiziksel levhalar değildir. Bu cümlede warning signs of tragedy, trajik bir sona işaret eden önceki olayları anlatır. Yaygın kalıplar warning signs of + isim ve warning signs that + cümlecik biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi, olası bir tehlikenin geliştiğini gösteren belirtiler anlamındaki iki sözcüklü ders ifadesiyle tamamlayın: Repeated unexplained charges can be ____ of fraud.
Cevabı göster
warning signs
are constantly overlooked: edilgen yapıyla tekrar tekrar göz ardı edilme
Are overlooked, be fiilinin uygun biçimi ile geçmiş zaman ortacından oluşan geniş zaman edilgen yapıdır. Warning signs ifadesini eylemden etkilenen unsur olarak sunar; böylece cümle, onları görmezden gelen kişileri belirtmeden bu işaretlerin tekrar tekrar fark edilmemesine odaklanır. Constantly, bu ihmalin tekrar tekrar yaşandığını gösterir. Burada overlook “fark etmemek veya dikkate almamak” anlamındadır; “bir şeye yukarıdan bakmak” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “tekrar tekrar göz ardı edilir” anlamına gelen edilgen ifadeyle tamamlayın: In hurried meetings, important details ____.
Cevabı göster
are constantly overlooked
Sometimes these oversights occur because of willful blindness Kelime
3:54Bazen bu gözden kaçırmalar kasıtlı körlük nedeniyle meydana gelir;
willful blindness: açık gerçeklerden kasıtlı olarak kaçınmak
Willful blindness, makul ölçüde açık olan gerçeklerden kasıtlı olarak kaçınmak veya onları kabul etmeyi reddetmek demektir. Bu cümlede, bir konunun yalnızca fark edilmeden atlanması değil, sorunu görmemeyi seçme sonucunda da gözden kaçırılabileceği anlatılır. Buradaki blindness mecazidir. Kişinin uyarı işaretleri veya gerçeği öğrenme fırsatı olduğu hâlde gerçekle yüzleşmemeyi seçmesi nedeniyle bu ifade ona sorumluluk yükler.
Alıştırma
Hangi durum willful blindness ifadesinin en açık örneğidir?
- Bir yönetici, uzun bir belgeyi dikkatle incelemesine rağmen bir yazım hatasını gözden kaçırır.
- Bir yönetici, rapor hiç gönderilmediği için sorunu değerlendiremez.
- Bir yönetici, kabul etmek işine gelmeyeceği için açık kanıtları görmezden gelir.
Cevabı göster
Bir yönetici, kabul etmek işine gelmeyeceği için açık kanıtları görmezden gelir.
such as when Ophelia's father dismisses Hamlet's alarming actions as mere lovesickness Kalıp ifadeler
3:57örneğin Ophelia'nın babasının Hamlet'in endişe verici davranışlarını sadece kara sevda olarak değerlendirmesi gibi.
dismisses A as mere B: A'yı B diye niteleyerek küçümsemek
dismiss A as B kalıbı, A'yı B olarak nitelendirip reddetmek veya artık ciddiye almamak anlamına gelir. Burada Ophelia'nın babası, Hamlet'in kaygı verici davranışlarını aşk acısından başka bir şey değilmiş gibi görür ve böylece bunların ciddiyetini küçümser. Mere yalnızca anlamına gelir ve küçümseyen tonu güçlendirir. Bu kalıpta dismiss birini işten çıkarmak değil; bir fikri, uyarıyı, davranışı veya kaygıyı ciddi ilgiyi hak etmeyen bir şey olarak reddetmek demektir.
Alıştırma
Cümleyi dismiss A as B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The editor ____ the concern ____ a minor typo.
Cevabı göster
dismissed · as
tragedy stems from deliberate duplicity Kalıp ifadeler
4:04trajedi kasıtlı ikiyüzlülükten kaynaklanır;
At other points, ile başka bir duruma geçiş
At other points, tartışmayı aynı konu içindeki farklı zamanlara veya durumlara taşıyan bir geçiş ifadesidir. Burada konuşmacının önceki durumu sürdürmek yerine trajedinin ortaya çıkabileceği başka bir yolu eklediğini gösterir. Bu ifadede points, puanları değil, olaylar dizisindeki veya bir incelemedeki zamanları ya da konumları belirtir. Çoğul other points, birbirine paralel birkaç durumu düzenlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
At other points bu cümlede hangi işlevi görüyor?
- Sav için bir puan verir.
- Önceki tartışmanın yanlış olduğunu söyler.
- Aynı tartışma içindeki başka zamanlara veya durumlara geçer.
Cevabı göster
Aynı tartışma içindeki başka zamanlara veya durumlara geçer.
as when a case of mistaken identity leads to yet more bloodshed. Kalıp ifadeler
4:07yanlış teşhis vakasının daha fazla kan dökülmesine yol açması gibi.
tragedy stems from deliberate duplicity: nedeni belirtmek
tragedy stems from deliberate duplicity ifadesinde stems from, “kaynağını ...den almak” veya “...den kaynaklanmak” anlamına gelir. Sonuç olan tragedy, stems from ifadesinden önce; neden olan deliberate duplicity ise sonra gelir. Deliberate duplicity, kasıtlı aldatma veya ikiyüzlü davranış anlamına gelir. Burada stem, bir bitkinin ana gövdesini belirten isim değil, fiildir; bu ifade analitik veya nispeten resmî dilde yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle, belirsiz beklentilerin birçok iletişim sorununun nedeni olduğu anlamına gelir?
- Unclear expectations stem from many communication problems.
- Many communication problems stem unclear expectations.
- Many communication problems stem from unclear expectations.
Cevabı göster
Many communication problems stem from unclear expectations.
a case of mistaken identity: bir olayı adlandırmak ve sınıflandırmak
Mistaken identity, bir kişinin yanlışlıkla başka biri sanılması demektir. A case of mistaken identity bu hatayı belirli bir olay olarak sunar ve öyküdeki bir olayı ya da gerçek hayattaki bir kişi karışıklığını anlatmak için sıkça kullanılır. Burada case, mutlaka hukuki bir dava değil, bir örnek veya durum anlamına gelir. a case of + isim öbeği kalıbı, bir olayın ya da sorunun hangi türe ait olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede a case of mistaken identity doğru kullanılmıştır?
- Someone stole Maya's password and opened an account; it was a case of mistaken identity.
- Officers detained Maya because they thought she was another person; it was a case of mistaken identity.
- Maya left her identity card at home; it was a case of mistaken identity.
Cevabı göster
Officers detained Maya because they thought she was another person; it was a case of mistaken identity.
leads to yet more bloodshed: neden ve daha fazla tırmanma
Lead to + isim öbeği, bir sonuca neden olmak anlamına gelir. Bu yan cümlede kimlik karışıklığı vakası neden, bloodshed ise sonuçtur. Bloodshed yalnızca görünür biçimde kan olması değil, insanların yaralandığı veya öldürüldüğü şiddet için kullanılan geniş kapsamlı bir sözcüktür. Yet more, zaten var olan bir miktarın üzerine daha fazlasının eklenmesi demektir. Genellikle istenmeyen bir sonucun devam ettiğini veya kötüleştiğini belirtir; bu nedenle ifade şiddetin daha da tırmandığını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, kaçırılan bir teslim tarihinin daha önce başlamış olan şikâyetleri artırdığını doğal biçimde ifade eder?
- One missed deadline led yet more complaints to.
- One missed deadline led from yet more complaints.
- One missed deadline led to yet more complaints.
Cevabı göster
One missed deadline led to yet more complaints.
These moments leave us with the uncomfortable knowledge that tragedy evolves from human error Notlar
4:13Bu anlar bizi, trajedi insan hatasından evrildiği yönündeki rahatsız edici bilgiyle baş başa bırakır;
leave us with the uncomfortable knowledge that...: örneklerden sonuca geçmek
Burada leave us with, fiziksel bir nesnenin geride kalması anlamına gelmez. Bu anların sonunda zihnimizde bir farkındalık bırakması anlamına gelir. Uncomfortable knowledge, rahatsız edici ama görmezden gelmesi zor bir sonucu ifade eder. Bilgiyi düzenleme açısından These moments daha önceki örneklere gönderme yaparken that yan cümlesi bu örneklerin ortaya koyduğu daha geniş sonucu belirtir. Bu yapı, dinleyiciyi belirli olaylardan yorum içeren bir iddiaya taşır.
Alıştırma
"These moments leave us with the uncomfortable knowledge that..." cümlede hangi söylem işlevini yerine getiriyor?
- Sonuç çıkarmadan ilgisiz bir olay tanıtır.
- Birinin fiziksel olarak bir nesneyi geride bıraktığını söyler.
- Önceki örnekleri daha geniş ve rahatsız edici bir sonuca dönüştürür.
Cevabı göster
Önceki örnekleri daha geniş ve rahatsız edici bir sonuca dönüştürür.
tragedy evolves from human error: bir sonucun kaynağından aşamalı olarak gelişmesi
Tragedy evolves from human error ifadesinde evolve from, "bir şeyden aşamalı olarak gelişmek" anlamına gelir. Tragedy öznesi daha sonra ortaya çıkan sonuç, human error ise başlangıç kaynağıdır. Bu ifade, tek seferlik basit bir nedenden çok, hataların büyüdüğü, birleştiği veya adım adım trajediye yol açtığı bir süreci anlatır. Evolve, biyolojik evrimin yanı sıra fikirlerin, planların, ilişkilerin, çatışmaların ve kurumların aşamalı değişimini de anlatabilir.
Alıştırma
Evolve fiilinin geçmiş zamanını kullanarak cümleyi "bir şeyden aşamalı olarak gelişti" anlamına gelecek şekilde tamamlayın: The annual science fair ____ a small classroom project.
Cevabı göster
evolved from
even if our mistake is to leave things undecided. Dilbilgisi
4:19hatamız işleri kararsız bırakmak olsa bile.
even if: sonucu değiştirmeyen ödünleyici koşul
Even if ödünleyici bir koşul sunar: koşul doğru olabilir, ancak ana iddiayı geçersiz kılmaz. Burada konuşmacı, hatamızın karar vermemek olabileceğini kabul ederken daha genel iddianın yine de geçerli olduğunu belirtir. our mistake is to leave things undecided yapısında to-infinitive, hatanın ne olduğunu açıklar. Leave things undecided, meseleleri çözüme kavuşturmamak veya bir seçim yapmamak anlamına gelir.
Alıştırma
Yağmuru olası bir koşul olarak sunan, ancak sonucu değiştirmeyen ve even ile başlayan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The picnic will continue ____ it rains.
Cevabı göster
even if
perhaps the one thing we never doubt is Hamlet's humanity. Dilbilgisi
4:24belki de asla şüphe duymadığımız tek şey Hamlet'in insanlığıdır.
For all these reasons: önceki nedenleri toplayarak bir sonuç sunmak
For all these reasons bir sonuç işaretleyicisidir. These, daha önce verilmiş birkaç nedene gönderme yapar ve ifade bu nedenleri, ardından gelen iddiaya destek olarak bir araya getirir. Bu cümlede, önceki tartışmadan Hamlet'in insanlığı hakkındaki sonuca geçişi belirtir. Burada for, nedeniyle veya temelinde anlamına gelir; böylece ifade önce nedenleri, ardından bunların sonucunu düzenler.
Alıştırma
Sonuçtan önce üç nedeni de bir araya getiren dört kelimelik geçiş ifadesini tamamlayın: The route is shorter, safer, and cheaper. ____, it is our best choice.
Cevabı göster
For all these reasons
the one thing we never doubt is ...: tek bir kesin noktaya odaklanmak
The one thing we never doubt, cümlenin öznesi olan bir isim öbeğidir. Bu öbeğin içindeki we never doubt, thing sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir ve ilgi sözcüğü that düşürülmüştür. Ardından bağ fiili is, bu kesin noktanın içeriğini verir: Hamlet's humanity. Buradaki one, yalnızca katı biçimde sayı belirtmez; tartışmanın odağını tek bir noktada toplar. Belirsizlik ya da tartışmanın ardından the one thing + yan cümle + is + sonuç kalıbı, özellikle kesin görülen bir yargıyı öne çıkarır ve tartışmayı açık bir odağa taşır.
Alıştırma
the one thing we never doubt is ... kalıbı cümlede ne yapıyor?
- Bir sonucu kesin olarak öne çıkarır ve is sonrasında bu sonucu açıklar.
- Henüz çözülmemiş başka bir soru ortaya atar.
- Yalnızca tek bir konunun tartışılmasına izin verildiğini söyler.
Cevabı göster
Bir sonucu kesin olarak öne çıkarır ve is sonrasında bu sonucu açıklar.
But we must constantly grapple with who the real Hamlet might be. Kalıp ifadeler
4:29Ancak gerçek Hamlet'in kim olabileceğiyle sürekli boğuşmak zorundayız.
must constantly grapple with: kaçınılmaz ve sürekli bir zorlukla uğraşmak
Burada grapple with, zor bir şeyi anlamak ya da ele almak için ciddi ve uzun süreli çaba göstermek demektir. Nesnesi who the real Hamlet might be dolaylı sorusudur; dolayısıyla mücadele fiziksel değil, zihinseldir. Must görevin gerekli olduğunu, constantly ise tekrar tekrar gündeme geldiğini gösterir. Birlikte must constantly grapple with, soruyu kaçınılmaz, zor ve süreklilik taşıyan bir mesele olarak sunar.
Alıştırma
grapple sözcüğünü doğru ifadeyle kullanarak cümleyi tamamlayın: City leaders must ____ the housing shortage.
Cevabı göster
grapple with
Is he a noble son avenging his father? Kalıp ifadeler
4:35Babasının intikamını alan asil bir oğul mu?
a noble son avenging his father: isimden sonra gelen -ing öbeği
“Avenging his father”, “a noble son” ifadesinden sonra gelen bir -ing'li ortaç öbeğidir. İsim öbeğini niteler ve “a noble son who is avenging his father” biçiminde açılabilir. Bu kısa isim + -ing yapısı, karakteri ve o karakterin rolünü tanımlayan eylemi aynı anda sunar. Burada “avenge his father”, babasını ağır biçimde yaralayan veya öldüren sorumlu kişiyi cezalandırmak anlamına gelir. Yalnızca öfkeli olmak demek değildir. Baba, intikamın hedefi değil, uğruna intikam alınan kişidir.
Alıştırma
avenge fiilinin -ing biçimini ve ardından her father ifadesini kullanarak kısa karakter tanımını tamamlayın: The film follows a daughter ____.
Cevabı göster
avenging her father
courtly chaos: courtly sözcüğünün kraliyet sarayı anlamı
“Creating courtly chaos”, “a mad prince” ile ilişkili eylemi ekleyen bir -ing öbeğidir. Bu öbekte “courtly”, “chaos” sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Karakter bir prens olduğu için “courtly” burada saray hayatı, soylular ve siyaset dâhil olmak üzere kraliyet sarayıyla ilgili anlamına gelir. Dolayısıyla “courtly chaos”, kibar bir karmaşa değil, bu kraliyet ortamındaki düzensizlik demektir.
Alıştırma
Hangi cümle bir kralın sarayındaki entrikayı doğal biçimde anlatır?
- The historical novel is full of courteous intrigue.
- The historical novel is full of courtroom intrigue.
- The historical novel is full of courtly intrigue.
Cevabı göster
The historical novel is full of courtly intrigue.
Should he act or observe? Doubt or trust? — Çatışmayı özetleyen paralel ikili sorular
Bu iki kısa soru, meseleyi iki eşleştirilmiş seçeneğe sıkıştırır: act ile observe ve doubt ile trust. Bunlar birbiriyle ilgisiz dört konu değildir; birlikte, eyleme geçmek ile kesinlik olmadığı için geri durmak arasındaki aynı temel gerilimi yeniden ifade eder. “Doubt or trust?” cümlesinde tekrarlanan “Should he” kalıbı söylenmez ama “Should he doubt or trust?” şeklinde anlaşılır. Bu eksilti ritmi hızlandırır ve kapanışı kısa, yoğun ve güçlü kılar. Paralel “A or B?” sorularından oluşan bir dizi de karmaşık bir tartışmayı akılda kalıcı karşıtlıklarda toplayabilir.
Alıştırma
Bu iki kısa sorunun bilgiyi düzenleme bakımından temel etkisi nedir?
- Birbiriyle ilgisiz dört konu sunarlar.
- Temel çatışmayı iki paralel ikili seçeneğe sıkıştırırlar.
- Hepsine uyulması gereken dört talimat verirler.
Cevabı göster
Temel çatışmayı iki paralel ikili seçeneğe sıkıştırırlar.
And who's out there waiting in the dark? — Başlangıca gönderme yapan bir kapanış sorusu
Kapanışta bu soru daha önceki iki unsuru tekrarlar: kimliği soran “Who's there?” sorusunu ve “in the dark” imgesini. Önceki sözleri veya imgeleri bu şekilde yeniden kullanmaya callback, yani bilinçli geri gönderme denir. Bu, sonu başlangıca bağlar ve parçaya döngüsel bir biçim verir. Soru hâlâ gerçek anlamıyla okunabilir, ancak temel yapısal görevi yeni bir gizem başlatmak değildir. Kimlik ve hakikat hakkındaki daha geniş belirsizliği yeniden canlandırır; “And” ise bu son soruyu önceki özete bağlar ve belirsizliği çözümsüz bırakır.
Alıştırma
Bu kapanış sorusunun temel yapısal etkisi nedir?
- Önceki sözleri ve imgeleri hatırlatarak sonu başlangıca bağlar.
- Önceki temayı bırakıp ilgisiz bir gizem başlatır.
- Dışarıda kimin bulunduğuna dair kesin ve olgusal bir cevap verir.
Cevabı göster
Önceki sözleri ve imgeleri hatırlatarak sonu başlangıca bağlar.
Do you prefer Shakespeare's comedies or his tragedies?
4:54Shakespeare'in komedilerini mi yoksa trajedilerini mi tercih edersiniz?
Register your vote by clicking one of these videos.
4:57Bu videolardan birine tıklayarak oyunuzu kaydedin.