Okyanus ne kadar büyüktür? - Scott Gass: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
663 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Video; yüzey alanı, su hacmi, biyosferdeki payı ve olağanüstü su altı jeolojisi üzerinden okyanusun gezegen ölçeğindeki büyüklüğünü anlatıyor. Ardından bu enginlikten, dünyanın her yerindeki insanların okyanusun sağlığını etkileyebileceğini gösteren kanıtlara geçiyor ve insanlığın da okyanusu şekillendirdiği sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Imagine yourself standing — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: imagine + nesne + şimdiki zaman ortacı yapısının dinleyiciyi gelişmekte olan bir sahnenin içine nasıl yerleştirdiğini öğrenin. Bu yapıyı yalnızca bir yerin adını söylemek yerine canlı bir zihinsel görüntüyle sunuma veya hikâyeye başlarken kullanabilirsiniz. 2. hiding in plain sight. — Deyimler ve mecazi ifadeler: Bu deyimin gerçekten saklanan bir şeyi değil, görünür olduğu hâlde genellikle gözden kaçan bir şeyi anlattığını kavrayın. Burada Mauna Kea hakkındaki şaşırtıcı bilgiyi akılda kalıcı kılar; fark edilmeyen olguları, nesneleri veya sorunları anlatırken de kullanılabilir. 3. but in a very real sense, we define the ocean. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Konuşmacının, okyanusun Dünya’yı tanımladığı yönündeki önceki düşünceyi tersine çevirerek insan davranışlarının da okyanusu şekillendirdiği sonucuna nasıl ulaştığını görün. Böylece önceki bir iddiayı yankılayan, yönünü değiştiren ve sorumluluk yükleyen bir kapanış kurabilirsiniz.

Bu derste

Imagine yourself standing on a beach, Dilbilgisi

0:14

Kendinizi bir plajda dururken,

looking out over the ocean.

0:17

okyanusa doğru bakarken hayal edin.

Dilbilgisi

Imagine yourself standing: imagine + nesne + -ing yapısı

imagine + nesne + -ing yapısı, bir kişiyi bir eylemi yaparken zihinde canlandırmayı ister. Burada yourself, imagine fiilinin nesnesidir; standing ise hayal edilen sahnede ne yaptığınızı anlatır. Yourself, kişinin kendisine yönelik bir eylem yaptığını göstermez. Sizi doğrudan görüntünün içine yerleştirir; bu nedenle Imagine yourself standing, yalnızca Imagine a beach demekten daha sürükleyicidir.

Alıştırma

Cümleyi yourself ve stand fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Imagine ____ on a quiet beach at sunrise.

Cevabı göster

yourself standing

Waves crashing against the shore,

0:19

Dalgalar kıyıya vuruyor,

blue as far as your eyes can see. Dilbilgisi

0:21

gözünüzün alabildiği kadar mavi.

Dilbilgisi

as far as your eyes can see: görülebilen mesafenin tamamı

As far as your eyes can see ifadesi, bulunduğunuz yerden görülebilen alanın tamamını anlatır. Far, görüşünüzün sınırını belirtir; gözlerin gerçekten bir yere hareket ettiği anlamına gelmez. Bu ifade genellikle bir manzara betimlemesinin ardından gelir ve ufka kadar uzanan mavi bir okyanus gibi görüntünün çok geniş ya da sonsuzmuş gibi hissedilmesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi your eyes ve can see içeren ifadeyle tamamlayın: From the tower, city lights spread ____.

Cevabı göster

as far as your eyes can see

Let it really sink in, Öbek fiiller

0:24

İyice bir idrak edin,

the sheer scope and size of it all. Kalıp ifadeler

0:26

tüm bunların muazzam kapsamını ve boyutunu.

Öbek fiiller

Let it really sink in: bir gerçeği sindirmek için durup düşünmek

Let it sink in, “onu tamamen anlamak veya sindirmek için kendine zaman ver” anlamına gelir. Buradaki it, virgülden sonra belirtilen gerçeğe, yani her şeyin olağanüstü kapsamına ve büyüklüğüne işaret eder. Sink mecazidir; hiçbir şey fiziksel olarak aşağı batmıyordur. Really ifadeyi güçlendirir. Konuşan kişi, dinleyiciden yalnızca sözleri duymasını değil, durup bu gerçeğin ne kadar çarpıcı olduğunu hissetmesini ister.

Alıştırma

Cümleyi let something sink in ifadesini kullanarak tamamlayın: After hearing the result, Maya sat quietly and let the news ____.

Cevabı göster

sink in

Kalıp ifadeler

sheer scope and size: çarpıcı genel ölçeği vurgulamak

Sheer burada scope ve size isimlerinden önce gelen bir pekiştiricidir. Kapsamın ve büyüklüğün yalnızca bu kadar fazla olmaları nedeniyle çarpıcı olduğunu belirtir; burada şeffaf veya dik anlamına gelmez. Scope bir şeyin ne kadar geniş bir alana yayıldığını veya neleri içerdiğini, size ise genel olarak ne kadar büyük olduğunu anlatır. İkisini birleştirmek, tek başına birini kullanmaktan daha kapsamlı bir ölçek duygusu verir. the sheer + isim kalıbı, çoğu zaman şaşkınlık veya hayranlıkla, o özelliğin tek başına etkileyici olduğunu vurgular.

Alıştırma

Projenin hem ne kadar geniş bir alana yayıldığını hem de ne kadar büyük olduğunu vurgulayan tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The ____ of the project surprised the whole team.

Cevabı göster

sheer scope and size

Now, ask yourself,

0:29

Şimdi kendinize sorun,

how big is it?

0:30

ne kadar büyük?

How big is the ocean?

0:32

Okyanus ne kadar büyük?

First thing, we need to understand that there really is only one ocean, Notlar

0:35

İlk olarak, gerçekten sadece tek bir okyanus olduğunu anlamamız gerekiyor,

Anlatım akışı

İlk noktayı First thing, ile tanıtmak

Burada First thing, “ilk nokta veya adım” anlamına gelen, konuşmayı düzenleyen sözlü bir ifadedir. Konuşmacının, açıklamanın geri kalanını anlamak için gereken başlangıç fikrini vereceğini gösterir. Buradaki thing somut bir nesne değildir. Ele alınacak bir nokta, görev veya konuyu temsil eder.

Alıştırma

İlk adımı tanıtmak için dersteki iki kelimelik sözlü düzenleyiciyi kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, make sure everyone has a map.

Cevabı göster

First thing

Dilbilgisi

Ortak bir öncül kurmak için we need to understand that + cümle kullanmak

we need to understand that + cümle, ardından gelen ifadeyi herkesin paylaşması gereken önemli bir öncül olarak sunar. Dinleyicilere “Devam etmeden önce bu gerçeği aklınızda tutun” mesajını verir. That sözcüğünden sonra, anlaşılması gereken içeriği veren tam bir bildirme cümlesi gelir. Burada need, acil bir kişisel ihtiyacı değil, fikrin açıklamanın devamını izlemek için gerekli olduğunu belirtir. We, konuşmacı ile dinleyicileri aynı anlama sürecine katar; bu yüzden genellikle You need to understand that ifadesinden daha iş birliğine açık duyulur.

Alıştırma

Ortak bir öncül oluşturan, dersteki yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ the schedule may change.

Cevabı göster

We need to understand that

Dilbilgisi

there really is only one ocean: gerçekten yalnızca bir tane olduğunu vurgulamak

There is, bir şeyin varlığını veya sayısını bildirir. there really is only one ocean ifadesinde really, iddianın gerçekten doğru olduğunu vurgularken only sayıyı birle sınırlar. there really is only one + tekil isim kalıbı, birbirinden ayrı birkaç şey olduğu izlenimini düzeltmek için kullanılabilir. Burada adlandırılmış beş okyanus, tek bir küresel okyanusun birbirine bağlı parçaları olarak ele alınıyor.

Alıştırma

Şaşırtıcı bir miktarı vurgulayan tam kalıpla cümleyi tamamlayın: Although the building looks large, ____ public entrance.

Cevabı göster

there really is only one

consisting of five component basins that we call the Pacific, Dilbilgisi

0:39

Pasifik olarak adlandırdığımız beş bileşenli havzadan oluşan,

the Atlantic,

0:43

Atlantik,

the Indian,

0:44

Hint,

the Arctic,

0:44

Kuzey Buz,

and the Southern.

0:45

ve Güney.

Dilbilgisi

consisting of five component basins: bileşim ayrıntıları eklemek

Consisting of five component basins, hemen önce geçen one ocean hakkında bilgi ekleyen -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Bütünün beş havzadan oluştuğunu söyler; consisting burada yeni bir ana fiil değildir. Bu düşünce which consists of five component basins biçiminde genişletilebilir. Bu kısaltılmış yapı, bileşim bilgilerini bir isme kısa ve öz biçimde bağladığı için coğrafya, bilim ve diğer açıklayıcı metinlerde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi consist of yapısının -ing biçimiyle tamamlayın: The school orchestra, ____ thirty young musicians, will perform tonight.

Cevabı göster

consisting of

Each of these five,

0:46

Bu beşinin her biri,

while generally referred to as oceans in and of themselves, Notlar

0:47

kendi başlarına genellikle okyanus olarak adlandırılsalar da,

are really and truly a part of a single massive body of water,

0:51

gerçekten ve tam anlamıyla devasa tek bir su kütlesinin parçasıdır,

Dilbilgisi

while generally referred to as oceans: bir adı kabul edip ardından düzeltmek

Burada while, zaman bildiren “-iken” değil, “-se de” anlamındadır. İfade önce oceans şeklindeki yaygın adı kabul eder, ardından ana cümle beş su kütlesini anlamanın daha doğru bir yolunu verir. Bu, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Anlaşılan özne Each of these five ifadesinden gelir; tam biçimi “while each is generally referred to as an ocean” olabilir. Refer to A as B, “A’yı B olarak adlandırmak veya tanımlamak” demektir.

Alıştırma

Kısaltılmış karşıtlık yan cümlesini refer to A as B yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: While often ____ a nut, a peanut is actually a legume.

Cevabı göster

referred to as

Deyimler

in and of themselves: birden fazla şeyi ayrı ayrı değerlendirmek

In and of themselves, “ayrı ayrı ele alındıklarında” veya “kendi başlarına” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada yaygın adlandırmanın kapsamını sınırlar: Beş su kütlesinin her biri ayrı bir okyanus olarak görülebilir, ancak beşi de birbirine bağlı tek bir su kütlesine aittir. Dönüşlülük zamiri, ele alınan şeyin sayısıyla uyumlu olmalıdır: Bir şey için in and of itself, birden fazla şey için in and of themselves kullanılır. in and of sözcüklerini tek tek yorumlamak yerine tüm ifadeyi kalıp olarak öğrenin.

Alıştırma

Cümleyi in and of ve çoğul özneyle uyumlu dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: The numbers are not especially meaningful ____, but together they reveal a pattern.

Cevabı göster

in and of themselves

one ocean,

0:54

tek bir okyanusun,

which defines the very face of planet Earth. Deyimler

0:55

ki bu da Dünya gezegeninin çehresini belirler.

Deyimler

defines the very face of planet Earth: Dünya’nın temel görünüşünü şekillendirir

Bu ilgi cümleciğinde defines, “sözlük tanımı verir” değil, “belirler ya da şekillendirir” anlamındadır. Face mecazidir: Dünya'nın genel dış görünüşünü, özellikle de gezegenin uzaydan nasıl göründüğünü anlatır. The very face vurguyu artırır: bir isimden önceki very, “tam da o” veya “özündeki” anlamına gelebilir. İfade bütünü, tek küresel okyanusu Dünya'nın en ayırt edici görünüşünü şekillendiren bir güç olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede define the face of, örnektekiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. Canals and bridges define the face of Venice.
  2. The guide defined the word face for the visitors.
  3. The artist painted a face on the city wall.
Cevabı göster

Canals and bridges define the face of Venice.

The ocean covers roughly 71% of our planet's surface, Kalıp ifadeler

0:59

Okyanus, gezegenimizin yüzeyinin kabaca %71'ini kaplar,

Kalıp ifadeler

covers roughly 71%: yaklaşık %71’lik kaplama oranı

Covers fiili, bir şeyin toplam alanın ne kadarını kapladığını anlatır. Roughly “yaklaşık olarak” anlamına gelir; bu nedenle %71 kesin bir sayı değil, gerçek değere yakın bir tahmin olarak sunulur. Yeniden kullanılabilen yapı özne + cover + roughly + yüzde + of + toplam alan şeklindedir. Burada roughly sayıyı niteler; okyanusun yüzeyi nasıl kapladığını anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle yaklaşık bir kaplama oranını doğal biçimde ifade eder?

  1. Forests roughly cover with 30% of Pine County's land area.
  2. Forests cover roughly 30% of Pine County's land area.
  3. Forests cover rough 30% from Pine County's land area.
Cevabı göster

Forests cover roughly 30% of Pine County's land area.

some 360 million square kilometers,

1:02

yaklaşık 360 milyon kilometrekarelik bir alan,

an area in excess of the size of 36 USAs. Kalıp ifadeler

1:05

36 ABD'nin boyutunu aşan bir alan.

Kalıp ifadeler

an area in excess of: “-den fazla” demenin resmî bir yolu

In excess of; bir sayı, miktar, sınır veya ölçülebilir başka bir ölçütün önünde kullanıldığında “-den fazla” anlamına gelir. an area in excess of the size of 36 USAs ifadesinin tamamı, alanın bu karşılaştırma ölçütünden daha büyük olduğunu belirtir; excess burada fazladan bir toprak parçasını adlandırmaz. An area isim öbeğini in excess of + karşılaştırma ölçütü izler. Bu resmî kalıp, bilgilendirici metinlerde bir ölçümün bir eşiği geçtiğini, ne kadar geçtiğini tam olarak belirtmeden anlatmayı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi “-den fazla” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The repairs will cost ____ two million dollars.

Cevabı göster

in excess of

With such a vast spread, Anlatım akışı

1:09

Böylesine geniş bir yayılımla,

Anlatım akışı

With such a vast spread: ardından gelen bilgiye arka plan hazırlamak

With such a vast spread, cümlenin başında arka plan sunan bir öbektir. Buradaki with, “birlikte” değil, “bu durum göz önüne alındığında” veya “böyle bir durumda” anlamına gelir. Such, daha önce anlatılan olağanüstü genişliği işaret eder; spread ise bir şeyin yayıldığı alanı veya kapsamı belirtir. Bu öbek ana cümleden önce kullanıldığında, bilinen bilgiyi sonraki gözlem ya da sonucun arka planı hâline getirir. With such a/an + sıfat + isim, ... kalıbı, kurulmuş bir koşuldan ardından gelen bilgiye kısa ve doğal bir geçiş sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, bilinen bir koşulu sonucun arka planı yapmak için cümle başındaki with öbeğini doğru kullanıyor?

  1. With such a large audience and the announcement spread quickly.
  2. With such a large audience, the announcement spread quickly.
  3. With a such large audience, the announcement spread quickly.
Cevabı göster

With such a large audience, the announcement spread quickly.

when viewed from space, Dilbilgisi

1:11

uzaydan bakıldığında,

the ocean is,

1:12

okyanus,

by far, Kalıp ifadeler

1:13

açık ara,

the dominant feature of our planet. Kelime

1:14

gezegenimizin en baskın özelliğidir.

Dilbilgisi

when viewed from space: bakış açısı bildiren kısaltılmış edilgen yan cümle

‘When viewed from space’, zaman ya da koşul bildiren kısaltılmış edilgen bir yan cümledir. Tam biçimi ‘when it is viewed from space’tir. ‘Viewed’ sözcüğünün örtük öznesi ana cümlede anlatılan ‘the ocean’dır. Yani gören kişi değil, görülen şeydir. ‘When + past participle’ kalıbı, ‘when viewed from above’ ve ‘when measured carefully’ örneklerinde olduğu gibi bakış açısını veya koşulu kısa biçimde verir. Ana cümlenin öznesi eyleme maruz kaldığında kullanılır.

Alıştırma

Duvar resminin yukarıdan görülen şey olduğunu doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. When it viewed from above, the mural looks complete.
  2. When viewing from above, the mural looks complete.
  3. When viewed from above, the mural looks complete.
Cevabı göster

When viewed from above, the mural looks complete.

Kalıp ifadeler

by far: çok büyük bir farkı vurgulamak

‘By far’, alternatiflerle karşılaştırıldığında ‘çok büyük bir farkla’ anlamı veren bir derece pekiştiricisidir. Bu cümlede okyanusun yalnızca baskın özellik olmadığını, baskınlığının gezegenin diğer tüm özelliklerinden çok daha belirgin olduğunu anlatır. ‘By far the largest’, ‘by far the best’ ve ‘by far the dominant feature’ örneklerinde olduğu gibi üstünlük derecelerini ve açık üstünlük bildiren başka ifadeleri sıkça güçlendirir. Fiziksel mesafeyi değil, farkın büyüklüğünü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi ‘çok büyük bir farkla’ anlamına gelen iki sözcüklü pekiştiriciyle tamamlayın: Of all the routes, this is ____ the safest.

Cevabı göster

by far

Kelime

dominant feature: en çok öne çıkan özellik

Bu cümlede dominant feature, en çok öne çıkan ve genel görünümü belirleyen özellik anlamına gelir. Uzaydan bakıldığında okyanus, Dünya’nın diğer bütün bölümlerinden görsel olarak daha belirgindir. Buradaki dominant, insanları yönetmek değil, “en belirgin veya en etkili olmak” anlamındadır. Feature, bir yerin ya da şeyin gözlemlenebilir bir parçası veya özelliğidir; bu coğrafi betimlemede bir yazılım aracını ifade etmez.

Alıştırma

Kulenin şehir silüetinin görsel olarak en belirgin bölümü olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The tower serves the main function of the city skyline.
  2. The tower is the dominant feature of the city skyline.
  3. The tower controls the city skyline.
Cevabı göster

The tower is the dominant feature of the city skyline.

Speaking of space, Anlatım akışı

1:16

Uzaydan bahsetmişken,

the ocean currently holds over 1.3 billion,

1:18

okyanus şu anda 1,3 milyarın üzerinde,

that's billion with a B, Ton ve niyet

1:22

milyon değil milyar,

cubic kilometers of water.

1:23

kilometreküp su barındırıyor.

Anlatım akışı

Speaking of space: bağlantılı bir konuya geçiş

Speaking of space, konuşmada kullanılan bir geçiş ifadesidir. Yakın bağlamdaki space konusunu yeniden ele alır ve bu ortak konuyu bir sonraki bilgiye geçiş için köprü olarak kullanır. Kalıp Speaking of + isim veya isim öbeği biçimindedir ve ardından ana cümle gelir. Burada speaking, konuşma eylemini bildirmez; ifadenin tamamı, bu konunun konuşmacıya bağlantılı bir noktayı hatırlattığını gösterir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız yaklaşan bir tatilden az önce söz etti. Bağlantılı bir konuyu tanıtan iki sözcüklü geçişi tamamlayın: ____ travel, have you renewed your passport?

Cevabı göster

Speaking of

Ton ve niyet

that's billion with a B: ilk harfle sayı ölçeğini netleştirmek

'That's billion with a B', sayıdan sonra eklenen sözlü bir açıklamadır. Konuşmacı, sayı ölçeğini kesinleştirmek için billion sözcüğünün ilk harfini söyler: Kastedilen 1.3 billion, yani 1,3 milyardır; 1.3 million gibi çok daha küçük bir sayı değildir. Başka durumlara da uygulanabilen 'word with a letter' kalıbı, yanlış duyulabilecek bir sözcüğü yazımındaki harfle tanımlar. Buradaki amaç yazım öğretmek değil, önemli bir sayının yanlış anlaşılmasını önlemektir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyip duyduğunuz seçeneği seçin. Billion veya million sözcüğünün ilk sesine ve with a sonrasındaki harf adına odaklanın.

  1. The budget is three billion dollars, and that's billion with a B.
  2. The budget is three million dollars, and that's million with an M.
Cevabı göster

The budget is three billion dollars, and that's billion with a B.

Put another way, Anlatım akışı

1:25

Başka bir deyişle,

that's enough water to immerse the entire United States Dilbilgisi

1:26

bu, tüm Amerika Birleşik Devletleri'ni

under a body of saltwater over 132 km tall, Kalıp ifadeler

1:30

132 km'den daha yüksek bir tuzlu su kütlesinin altına batırmaya yetecek kadar sudur,

Anlatım akışı

Put another way: aynı bilgiyi başka biçimde ifade etmek

'Put another way', yeniden ifade etmeyi bildiren bir geçiş sözüdür. Dinleyiciye, sonraki ifadenin ilgisiz yeni bir bilgi eklemek yerine aynı temel bilgiyi farklı bir biçimde sunduğunu anlatır. Bu cümlede, kilometreküp cinsinden soyut bir hacmi gözde canlandırılabilen bir karşılaştırmaya dönüştürür. Burada put, 'ifade etmek' veya 'söze dökmek' anlamındadır; bu nedenle kalıp daha açık bir açıklama, benzetme ya da tanıdık bir birim sunabilir.

Alıştırma

Az önce “The battery lasts 168 hours.” dediniz. Hangi sonraki cümle bu gerçeği yeniden ifade etmek için Put another way kalıbını doğru kullanır?

  1. Put another way, the company designed a new charger.
  2. Put another way, the battery comes in three colors.
  3. Put another way, the battery lasts a full week.
Cevabı göster

Put another way, the battery lasts a full week.

Dilbilgisi

enough water to immerse: enough + isim + to'lu mastar yapısı

Enough + isim + to + fiil yapısında enough ismi niteler, to'lu mastar ise bu miktarın mümkün kıldığı sonucu belirtir. Burada enough water to immerse, su miktarının Amerika Birleşik Devletleri'nin tamamını su altında bırakmaya yeteceği anlamına gelir. Immerse, bir şeyi tamamen sıvının içine sokmak veya sıvıyla çevrelemek demektir. Bir şeyi yalnızca ıslatmaktan daha güçlü ve kapsamlı bir anlam taşır.

Alıştırma

Water ve immerse sözcüklerini kullanarak cümleyi enough + isim + to + fiil yapısıyla tamamlayın: The pool contains ____ the sculpture completely.

Cevabı göster

enough water to immerse

Kalıp ifadeler

under a body of saltwater: su kütlesi anlamındaki body

Body of water; göl, deniz veya okyanus gibi belirli bir su alanını ya da su kütlesini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki body anatomik beden anlamına gelmez. Body of saltwater aynı yapıyı korur ve suyun tuzlu olduğunu belirtir. Under a body of saltwater, bir şeyi bu su kütlesinin altına yerleştirir; dolayısıyla bu cümlede Amerika Birleşik Devletleri'nin tamamının tamamen kaplandığını anlatır. Bu ifade gerçek coğrafi betimlemelerde ve hayalî sel ya da su altında kalma sahnelerinde kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir yerin tuzlu su kütlesiyle kaplandığını anlatır?

  1. The experiment needs a small amount of saltwater.
  2. The old road lies under a body of saltwater.
  3. The boat carries a sealed container of saltwater.
Cevabı göster

The old road lies under a body of saltwater.

a height well beyond the reach of the highest clouds Kalıp ifadeler

1:34

ki bu, en yüksek bulutların erişiminin çok ötesinde

and extending deep into the upper atmosphere. Kalıp ifadeler

1:37

ve üst atmosfere kadar derinlere uzanan bir yüksekliktir.

Kalıp ifadeler

well beyond the reach of: erişilebilir bir sınırın çok ötesinde

well beyond the reach of ifadesinde beyond the reach of, bir kişi ya da şeyin fiziksel olarak erişebileceği, elde edebileceği, karşılayabileceği veya etkileyebileceği sınırın dışında olmayı anlatır. Buradaki well bir derece zarfıdır: beyond sözcüğünü “çok ötesinde” anlamına gelecek şekilde güçlendirir; “iyi bir biçimde” anlamına gelmez. Bu ifade net bir sınır belirler ve öznenin bu sınırın çok ötesinde olduğunu söyler. Bu cümlede en yüksek bulutlar referans sınırını oluşturur ve söz konusu yükseklik bu sınırın çok üzerindedir.

Alıştırma

Cümleyi “insanların karşılayabileceği düzeyin çok dışında” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: At that price, the laptop is ____ many families.

Cevabı göster

well beyond the reach of

Kalıp ifadeler

extending deep into the upper atmosphere: bir bölgenin içlerine doğru uzanmak

Extending deep into, bir yerin ya da alanın kenarında durmak yerine onun içlerine doğru uzun bir mesafe boyunca uzanmak demektir. Extending yayılmayı veya erişimi, deep ise o alanın ne kadar içine girildiğini gösterir. Deep into tek başına aşağı yönü anlatmaz; yönü bağlam belirler. Burada konu yükseklik olduğu için ifade, üst atmosferin içlerine doğru yukarı uzanmayı anlatır. Aynı kalıp başka fiziksel veya soyut alanları da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “iç kısımlara doğru uzun süre devam eden” anlamındaki hedef -ing ifadesiyle tamamlayın: The tree has a network of roots ____ the soil.

Cevabı göster

extending deep into

With all that volume,

1:41

Tüm bu hacimle,

the ocean represents 97% of Earth's total water content. Kelime

1:42

okyanus, Dünya'nın toplam su içeriğinin %97'sini temsil eder.

Kelime

represents 97% of: bir bütün içindeki payı belirtmek

Veri ve istatistik bağlamında represent, bir bütünün belirli bir bölümünü “oluşturmak” veya o bölüme “karşılık gelmek” anlamına gelebilir. Burada the ocean represents 97% of Earth's total water content, okyanus suyunun Dünya’daki tüm suyun %97’sini oluşturduğu anlamına gelir; okyanusun su adına hareket ettiği veya konuştuğu anlamına gelmez. Kullanışlı kalıp A + represent(s) + yüzde + of + bütün şeklindedir. Tekil özne the ocean ile represents kullanılır.

Alıştırma

%40’lık bir payı represent ile ifade edin: In this report, the online channel ____ the company's total sales.

Cevabı göster

represents 40 percent of

On top of all that, Anlatım akışı

1:48

Tüm bunların üstüne,

the ocean contains upwards of 99% of the world's biosphere, Kelime

1:49

okyanus, dünya biyosferinin %99'undan fazlasını içerir,

Anlatım akışı

On top of all that: önceki bilgilere daha fazla ağırlık katmak

On top of all that, cümlenin başında kullanılan ve “az önce sözü edilen her şeye ek olarak” anlamına gelen bir bağlayıcıdır. all that sözleri daha önce belirtilen gerçeklere gönderme yapar. Zaten etkileyici olan bir listenin ardından güçlü bir gerçek daha ekleyerek bilgiyi düzenler ve savı güçlendirir. Burada on top of fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

“Sözü edilen her şeye ek olarak” anlamındaki derste geçen bağlayıcıyı kullanarak tamamlayın: The library is quiet and open late. ____, membership is free.

Cevabı göster

On top of all that

Kelime

upwards of 99%: yaklaşık bir alt eşik

upwards of + bir sayı, miktarın o sayının üzerinde olduğunu veya kabaca o sayıdan az olmadığını belirtir. Burada upwards of 99%, %99'u yaklaşık bir alt eşik olarak sunar: belirtilen oran bu düzey civarındadır ve daha yüksek olabilir. Buradaki upwards fiziksel olarak yukarı doğru hareketi anlatmaz. Olası miktar aralığının daha büyük değerlere doğru uzandığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle onarımın 500 dolardan fazla ya da kabaca en az 500 dolar tutabileceğini söyler?

  1. The repair could cost approximately $500.
  2. The repair could cost upwards of $500.
  3. The repair could cost up to $500.
Cevabı göster

The repair could cost upwards of $500.

that is, Anlatım akışı

1:54

yani,

the spaces and places where life exists. Kelime

1:55

yaşamın var olduğu alanları ve yerleri.

Anlatım akışı

that is: hemen ardından gelen yeniden açıklama

That is, hemen önceki düşünceyi yeniden ifade eden veya daha kesin biçimde açıklayan bir bölüm başlatır. Bu cümlede teknik terim biosphere, daha açık bir açıklamaya dönüştürülür: the spaces and places where life exists. Bilgiyi iki adımda düzenler: önce bir terim, ardından onunla aynı anlama gelen bir açıklama gelir. Buradaki that is bir söylem belirtecidir; That is my bag gibi bir cümledeki işaret öznesi ve fiil değildir. Bu kullanımda ardından genellikle virgül gelir.

Alıştırma

İkinci cümlenin ilk cümleyi tam olarak yeniden ifade ettiğini gösteren bağlayıcıyı seçin: The sign is bilingual; ___, it uses two languages.

  1. however
  2. that is
  3. for example
Cevabı göster

that is

Kelime

spaces and places where life exists: biyosferin sade bir tanımı

Bu ifade biosphere, yani biyosfer için sade bir tanım verir: Dünya'nın yaşamın var olduğu tüm bölümleri. Bilimsel bir terimi günlük ve anlaşılır bir açıklamaya dönüştürür. Where life exists, spaces and places ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Hangi alan ve yerlerin kastedildiğini açıklar; bu iki isim, kesin olarak ayrılmış iki bilimsel kategori değil, anlaşılması kolay ve geniş kapsamlı bir ikilidir.

Alıştırma

Vurgulanan biyosfer tanımına en uygun anlam hangisidir?

  1. Dünya'nın yaşamın var olduğu bölümleri
  2. Dünya'nın ötesindeki boş bölgeler
  3. Yalnızca insanların yaşadığı şehirler
Cevabı göster

Dünya'nın yaşamın var olduğu bölümleri

Now, let that sink in for a second.

1:58

Şimdi, bir saniyeliğine bunu iyice düşünün.

The immediate world as we know it, Deyimler

2:00

Bildiğimiz anlamda yakın dünya,

Deyimler

as we know it: bize tanıdık gelen biçim

Bir isimden sonra kullanılan as we know it, “şu anda bize tanıdık gelen hâliyle” anlamına gelir. Burada world sözcüğünü, insanların normalde deneyimlediği ve anladığı dünya ile sınırlar. Bu ifade çoğu zaman söz konusu tanıdık biçimin değişebileceğini düşündürür. Yalnızca “bildiğimiz kadarıyla” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle büyük bir buluşun yaşamın bize tanıdık gelen biçimini değiştirebileceği anlamına gelir?

  1. A major invention could change life as we know it.
  2. As far as we know, a major invention could change life.
  3. A major invention could change only the life forms we know about.
Cevabı göster

A major invention could change life as we know it.

indeed, Anlatım akışı

2:02

gerçekten de,

Anlatım akışı

Indeed: önceki noktayı doğrulayıp güçlendirmek

Burada indeed önceki ifadeyi doğrular ve ardından gelen bilginin onu destekleyeceğini veya daha da güçlendireceğini gösterir. Bir söylem belirteci olarak, az önce söylenenin doğru olduğunu ve buna daha güçlü bir nokta eklenebileceğini belirtir. Indeed yeni bir yan cümlenin veya cümlenin başında olduğunda, onu yalnızca evet anlamına gelen bağımsız bir yanıt gibi okumayın. Ardından kanıt, ayrıntı veya daha güçlü bir vurgu gelip gelmediğine bakın.

Alıştırma

Hangi cümlede indeed önceki noktayı doğrulayıp güçlendirir?

  1. The task is difficult. Indeed, it may take several years.
  2. The task is difficult. However, we finished it quickly.
  3. Is the task difficult? Indeed.
Cevabı göster

The task is difficult. Indeed, it may take several years.

the totality of all the living space encompassed by the continents themselves, Kelime

2:03

kıtaların kendisi tarafından kapsanan tüm yaşam alanlarının bütünü,

Kelime

The totality of: tüm parçaları tek bir bütün olarak sunmak

The totality of, bir şeyin bütün miktarı veya eksiksiz kapsamı anlamına gelir. Birçok parçayı tek ve eksiksiz bir bütün olarak ele alır. Burada kıtaların kapsadığı tüm yaşam alanlarını tek bir bütün hâlinde toplar. All veya all of ifadelerinden daha resmî ve soyuttur. The totality of all ... dizisi vurguludur ve bir ölçüde tekrarlıdır; çünkü hem totality hem de all eksiksizliği ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi tam hedef ifade olan the totality of ile tamamlayın: The report examines ____ the available evidence.

Cevabı göster

the totality of

Kelime

encompassed by: bir kapsamın içinde yer alan

living space encompassed by the continents ifadesinde encompassed by, living space'i niteleyen indirgenmiş edilgen bir ilgi tümcesini başlatır. Tam biçimi living space that is encompassed by the continents şeklindedir. Burada encompass, uzamsal bir sınırın veya alanın içinde bulundurmak anlamına gelir. Kıtalar daha büyük alandır ve yaşam alanı onların içinde yer alır; ifade fiziksel olarak sarılmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi encompass fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The wetlands are ____ the national park.

Cevabı göster

encompassed by

all of that represents only 1% of the biosphere. Anlatım akışı

2:07

tüm bunlar biyosferin sadece %1'ini temsil eder.

Anlatım akışı

all of that represents only 1%: önceki bilgileri tek bir fikir olarak toplamak

All of that, önceki açıklamanın tamamına—kıtalardaki yaşam alanına—gönderme yapar ve bunu tek bir bilgi birimi olarak toplar. Bu birim tekil kabul edildiği için fiil represent değil, represents olur. Represents only 1%, “yalnızca %1'ini oluşturur” anlamına gelir. Önceki büyük görünen açıklamayla onun biyosfer içindeki çok küçük payı arasında karşıtlık kurar. Bu yapı, karmaşık önceki bilgileri özetleyip daha büyük bir bütün içinde ne kadar küçük kaldığını hemen göstermeyi sağlar.

Alıştırma

Konuşmacı az önce birkaç değişikliği sıraladı. Hangi cümle listenin tamamını tek bir fikir olarak ele alıp payının küçük olduğunu vurgular?

  1. All of those represent only a small part of the final result.
  2. All of that represents only a small part of the final result.
  3. All of that represents the entire final result.
Cevabı göster

All of that represents only a small part of the final result.

1%

2:12

%1

the ocean is everything else.

2:13

okyanus ise geri kalan her şeydir.

So, the ocean is physically massive.

2:16

Yani, okyanus fiziksel olarak devasadır.

It's importance to life is practically unparalleled. Kelime

2:20

Yaşam için önemi neredeyse eşsizdir.

Kelime

practically unparalleled: neredeyse eşsiz

Unparalleled, “dengi veya benzeri olmayan” demektir. Bu cümlede practically, “neredeyse” veya “gerçekçi açıdan bakıldığında” anlamına gelir. Bu nedenle practically unparalleled çok güçlü bir değerlendirme yapar, ancak ifadeyi tamamen mutlak bir iddiaya dönüştürmez. Bu ifade karşılaştırmaya odaklanır: önemi o kadar büyüktür ki neredeyse hiçbir şey onunla boy ölçüşemez. Buradaki practically, “uygulamalı ya da pratik bir biçimde” demek değildir.

Alıştırma

Bir rehber bölgeyi neredeyse herkesten daha iyi tanıyor. Bu güçlü ve resmî değerlendirmeyi hangi cümle ifade eder?

  1. Her knowledge of the region is practically unparalleled.
  2. Her knowledge of the region is fairly ordinary.
  3. Her knowledge of the region is useful in practice.
Cevabı göster

Her knowledge of the region is practically unparalleled.

It also happens to hold the greatest geological features of our planet. Kalıp ifadeler

2:24

Ayrıca gezegenimizin en büyük jeolojik özelliklerini de barındırır.

Kalıp ifadeler

also happens to hold: ek bir bilgiyi hafifçe eklemek

Happen to + fiilin yalın hâli, bir şeyi genellikle tesadüf, biraz şaşırtıcı bir durum veya o anda konuyla bağlantılı hâle gelen bir bilgi olarak sunar. Buradaki also happens to hold, “aynı zamanda içerdiği veya barındırdığı ortaya çıkıyor” anlamındadır; “barındırma” adlı bir olayın gerçekleştiği anlamına gelmez. Also ile birlikte bu ifade başka bir bilgiyi gündelik ve biraz hafife alan bir tonla ekler. Bilginin kendisi önemli olabilir; happens to yalnızca onu çarpıcı bir duyuru yerine doğal biçimde eklenen başka bir nokta gibi gösterir.

Alıştırma

Bir kitapçıda tiyatro var ve konuşmacı bunu biraz şaşırtıcı ek bir bilgi olarak belirtmek istiyor. Hangi cümle doğaldır?

  1. The quiet bookstore also happens to have a small theater upstairs.
  2. The quiet bookstore also happens having a small theater upstairs.
  3. The quiet bookstore also happens to has a small theater upstairs.
Cevabı göster

The quiet bookstore also happens to have a small theater upstairs.

Quickly, here are four of the most notable. Anlatım akışı

2:32

Kısaca, işte en dikkat çekici dört tanesi.

Anlatım akışı

Quickly, here are four of the most notable: seçilmiş bir listeyi haber vermek

Bu cümle, konuşmacı ayrıntıları vermeden önce kısa bir listeyi haber verir. Quickly anlatımın hızlı olacağını belirtir; here are ise maddelerin hemen ardından geleceğini dinleyiciye bildirir. four of the most notable ifadesinde, konu sayesinde anlaşılabildiği için features gibi çoğul bir isim söylenmemiştir. “Sayı + of the most + sıfat” kalıbı, daha büyük bir dikkat çekici öğeler grubundan belirtilen sayıda öğe seçer; dikkat çekici öğelerin toplamda yalnızca dört tane olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, seçilmiş üç yaygın nedeni bunların kesin olarak ilk üç olduğunu iddia etmeden doğal biçimde haber verir?

  1. Here are three of the most common causes.
  2. These are the three most common causes.
  3. Here is three of the most common causes.
Cevabı göster

Here are three of the most common causes.

The ocean contains the world's largest mountain range, Kalıp ifadeler

2:35

Okyanus, dünyanın en büyük sıradağını içerir,

the Mid-Ocean Ridge.

2:38

Okyanus Ortası Sırtı'nı.

Kalıp ifadeler

the world's largest mountain range: üstünlük sıfatı ve kategori ismi

Bu ifade “the world's + üstünlük bildiren sıfat + kategori ismi” kalıbını izler. Bir şeyi dünya çapında kendi kategorisinin en büyük üyesi olarak tanımlar. Burada largest, birbiriyle bağlantılı dağlardan oluşan mountain range birleşik isminin tamamını niteler; tek bir mountain sözcüğünü nitelemez. Virgülden sonraki The Mid-Ocean Ridge bir açıklayıcı eş görevli ifadedir: az önce tanımlanan sıradağların adını verir. Önce kategori etiketini, sonra adı veren bu yapı bir gerçeği tanıtıp söz konusu şeyi belirtmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “dünyanın en büyük robotu” anlamındaki tam İngilizce ifadeyle tamamlayın: In the story, Atlas is ____.

Cevabı göster

the world's largest robot

At roughly 65,000 km long,

2:40

Kabaca 65.000 km uzunluğundaki

this underwater range is some 10 times longer Dilbilgisi

2:43

bu su altı sıradağı yaklaşık 10 kat daha uzundur,

than the longest mountain chain found purely on dry land, Kelime

2:46

tamamen kuru karada bulunan en uzun dağ silsilesinden,

Kelime

found purely on dry land: konum bildiren bir ifade

Burada found, bir şeyi keşfetme eylemini vurgulamaz. Coğrafya veya doğa betimlemelerinde be found + yer ifadesi, bir şeyin “o yerde var olması, görülmesi veya bulunması” anlamına gelebilir. Found purely on dry land, mountain chain ifadesini niteleyen kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir. Tam biçimi a mountain chain that is found purely on dry land olur. Purely, “yalnızca” veya “tamamen” demektir; bu nedenle ifade kısmen su altında bulunan sıradağları kapsam dışı bırakır.

Alıştırma

Hangi cümlede found, bir şeyin nerede var olduğunu veya görüldüğünü anlatır?

  1. The researcher found the mineral yesterday.
  2. This mineral is found only in deep caves.
  3. They found the cave after sunset.
Cevabı göster

This mineral is found only in deep caves.

the Andes.

2:49

And Dağları'ndan.

Dilbilgisi

some 10 times longer than: yaklaşık bir katlı karşılaştırma

Burada some bir sayıdan önce gelir ve “belirsiz sayıda şey” değil, “yaklaşık” anlamındadır. Bu nedenle some 10 times, “yaklaşık on kat” demektir. number + times + comparative adjective + than kalıbı bir ölçüyü başka bir ölçüyle karşılaştırır. Bu cümlede some 10 times longer than genellikle su altı sıradağlarının And Dağları'nın yaklaşık on katı uzunluğunda olduğunu anlatmak için kullanılmıştır.

Alıştırma

Günlük betimleyici İngilizcede “The cable is some four times longer than the rope” cümlesiyle anlatılmak istenen nedir?

  1. Birden fazla kablo vardır ve her biri ipten daha uzundur.
  2. Kablo, ipten tam olarak dört metre daha uzundur.
  3. Kablo, ipin yaklaşık dört katı uzunluğundadır.
Cevabı göster

Kablo, ipin yaklaşık dört katı uzunluğundadır.

Beneath the Denmark Strait, Dilbilgisi

2:50

Danimarka Boğazı'nın altında,

exists the world's largest waterfall.

2:52

dünyanın en büyük şelalesi bulunur.

Dilbilgisi

Beneath the Denmark Strait, exists...: öne alınmış yer ifadesiyle devrik yapı

Cümle, yer bildiren Beneath the Denmark Strait ifadesiyle başlar ve ardından exists fiilini the world's largest waterfall öznesinden önce getirir. Bu, yer ifadesinin öne alınmasından sonra kullanılan tam devrik yapıdır. Normal özne–fiil sırasıyla cümle şöyledir: The world's largest waterfall exists beneath the Denmark Strait. Bu devrik yapı, yeri bilginin başlangıç noktası yapar ve şelaleyi yeni bilgi olarak sunar. Resmî betimlemelerde önce ortamı kurup sonra orada ne olduğunu söylemek için sık kullanılır.

Alıştırma

Örneği nötr özne–fiil sırasıyla yeniden ifade eden cümle hangisidir?

  1. The world's largest waterfall exists beneath the Denmark Strait.
  2. The world's largest waterfall beneath exists the Denmark Strait.
  3. Exists the world's largest waterfall beneath the Denmark Strait.
Cevabı göster

The world's largest waterfall exists beneath the Denmark Strait.

This massive cataract carries roughly 116 times more water per second Notlar

2:59

Bu devasa çağlayan saniyede kabaca 116 kat daha fazla su taşır

over its edge than the Congo River's Inga Falls,

3:05

kenarından, Kongo Nehri'nin Inga Şelaleleri'nin taşıdığından,

Dilbilgisi

116 times more water per second ... than: katlı miktar karşılaştırması

X times more + sayılamayan isim + than iki miktarı karşılaştırır. more ... than karşılaştırmayı kurar, X times farkın ölçeğini belirtir ve roughly sayının yaklaşık olduğunu gösterir. Burada karşılaştırılan ölçü water per second, yani saniyedeki su miktarıdır. Bu popüler bilim cümlesinde anlatılmak istenen, ilk şelalenin saniyede Inga Şelaleleri'nin yaklaşık 116 katı kadar su taşıdığıdır. more ile than sözcüklerini tek bir karşılaştırmanın parçaları olarak okuyun; than sonrasındaki ifade karşılaştırma temelidir.

Alıştırma

Günlük ve teknik olmayan kullanımda şu cümlenin en olası anlamını seçin: The new turbine produces roughly five times more power than the old one.

  1. Yeni türbin tam olarak beş watt ek güç üretir.
  2. Yeni türbinin toplam çıkışı her bağlamda eski türbininkinin kesinlikle tam altı katıdır.
  3. Yeni türbinin güç çıkışı eski türbininkinin yaklaşık beş katıdır.
Cevabı göster

Yeni türbinin güç çıkışı eski türbininkinin yaklaşık beş katıdır.

the largest waterfall by volume on land. Kelime

3:08

karadaki hacimce en büyük şelaleden.

Kelime

cataract: coğrafyada büyük bir şelale

Burada cataract, büyük ve güçlü bir şelaleyi ya da şiddetle akan suyu belirten bir coğrafya terimidir. massive, water, edge ve Falls sözcükleri, cümlenin hareket eden suyu anlattığını gösterir. Tıp bağlamında cataract, göz merceğinin bulanıklaşması, yani katarakt anlamına gelir. Yazılışı ve söylenişi aynıdır; bu nedenle hangi anlamın kastedildiğini çevredeki konu gösterir.

Alıştırma

"After heavy rain, the river thundered over the cataract," cümlesinde cataract ne anlama gelir?

  1. Büyük ve güçlü bir şelale
  2. Dar bir deniz geçidi
  3. Bir göz rahatsızlığı
Cevabı göster

Büyük ve güçlü bir şelale

Kelime

by volume: sıralama ölçütü

by + bir ölçü, karşılaştırma veya sıralamada kullanılan ölçütü belirtir. Burada by volume, largest sözcüğünün neye göre belirlendiğini açıklar: şelalenin yüksekliğine veya genişliğine değil, akan su miktarına göre. Bu yapı by area, by population veya by revenue gibi başka ölçütlerle de kullanılabilir. Bu kullanımda by, “-e göre” veya “kullanılarak ölçüldüğünde” anlamındadır; “yanında” anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi by ve parantezdeki ölçütün tam ifadesiyle tamamlayın (surface area): Among the Great Lakes, Lake Superior is the largest ____.

Cevabı göster

by surface area

The world's tallest mountain is actually found in the ocean, Dilbilgisi

3:12

Dünyanın en yüksek dağı aslında okyanusta bulunur,

hiding in plain sight. Deyimler

3:14

göz önünde saklanarak.

Dilbilgisi

is actually found in: konumla ilgili bir beklentiyi düzeltmek

be found in + yer kalıbında found, bir şeyin nerede var olduğunu, görüldüğünü veya bulunduğunu anlatmak için be ile kullanılır. Buradaki is found in, “bir yerde bulunur” veya “bir yerde yer alır” anlamındadır; odak, birinin dağı keşfetmesi değil, dağın konumudur. Actually, beklenen bir düşünmenin düzeltildiğini gösterir. Dinleyen kişi en yüksek dağın karada olmasını bekleyebilir, ancak cümle gerçek konumunun okyanusta olduğunu söyler. be actually found in + yer kalıbı, şaşırtıcı bir konumu veya dağılımı belirtmek için sıkça kullanılabilir.

Alıştırma

Birçok kişi vanilyanın bir ağaçtan geldiğini düşünür. Şaşırtıcı gerçek konumu belirten dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Natural vanilla ____ the fruit of an orchid.

Cevabı göster

is actually found in

Deyimler

hiding in plain sight: görünür olduğu hâlde fark edilmemek

Hiding in plain sight, bir şeyin görünür veya açık bir yerde olmasına rağmen insanların onu fark etmemesini, tanımamasını ya da anlamamasını anlatan bir deyimdir. Hiding mecaz anlamda kullanılabilir; bu nedenle öznenin bilerek saklanmaya çalışması gerekmez. Burada dağ kişileştirilir. Bir kısmı okyanusun üzerinde görünür, ancak dağın büyük bölümü yüzeyin altında olduğu için tam yüksekliği kolayca gözden kaçar. İfade, var olan şey ile insanların fark ettiği şey arasındaki farkı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “açıkça görünür olduğu hâlde fark edilmeyen” anlamındaki deyimle tamamlayın: The missing key was ____ on the desk.

Cevabı göster

hiding in plain sight

While 4,200 m of Hawaii's Mauna Kea sit above sea level, Notlar

3:16

Hawaii'deki Mauna Kea'nın 4.200 metresi deniz seviyesinin üzerinde yer alırken,

Dilbilgisi

While A, B ile ödünleme ve karşıtlık kurma

Burada While, “-dığı sırada” değil, “-e rağmen” veya “-se de” anlamındadır. Bu yan cümle Mauna Kea'nın 4.200 metresinin deniz seviyesinin üzerinde olduğunu kabul eder ve ardından gelen ana cümledeki karşıtlığa zemin hazırlar. Aktarılabilir kalıp While A, B şeklindedir: A doğru ama sınırlı bir bilgiyi verir; B ise karşıtlık oluşturan ana noktayı sunar. Cümle başındaki while yan cümlesi bağımlıdır, bu nedenle cümleyi tamamlamak için B gerekir.

Alıştırma

Bu cümlede While hangi ilişkiyi gösteriyor?

  1. Karşıtlık oluşturan ana noktadan önce bir gerçek kabul edilir.
  2. İlk gerçek ikinciye neden olur.
  3. İki olay aynı anda gerçekleşir.
Cevabı göster

Karşıtlık oluşturan ana noktadan önce bir gerçek kabul edilir.

its sides plummet beneath the waves for another 5,800 m. Kalıp ifadeler

3:20

yamaçları dalgaların altında 5.800 metre daha aşağıya düşer.

Kelime

above sea level: yükseklik için deniz seviyesi referansı

Above sea level, “deniz seviyesinin üzerinde” demektir: ortalama deniz yüzeyi, yüksekliğin ölçüldüğü referans düzlem olarak kullanılır. Bu cümlede 4.200 m, Mauna Kea'nın bu referans yüzeyinin üzerinde kalan bölümüdür. Sea level ifadesindeki level, derece, puan veya aşama değil, yatay bir referans yüzey anlamındadır. Bu anlam; dağların, yerleşimlerin ve diğer konumların yükseklik ölçülerini tutarlı biçimde yorumlamayı sağlar.

Alıştırma

Standart coğrafya ifadesini tamamlayın: The village is 1,500 meters ____.

Cevabı göster

above sea level

Kalıp ifadeler

plummet beneath the waves: deniz yüzeyinin altına dik biçimde inmek

Bu cümlede plummet, dağın şeklini anlatmak için mecazi olarak kullanılır. Dağın yamaçları hareket etmez; dağ okyanus yüzeyinin altında devam ederken yamaçlar çok dik biçimde aşağı iner. Beneath the waves, “deniz yüzeyinin altında” anlamına gelir ve anlatıma canlı, biraz da edebî bir hava katar. İfade bütünüyle büyük derinliği ve keskin bir aşağı eğimi vurgular.

Alıştırma

Bu bağlamda plummet beneath the waves ifadesini en doğru biçimde açıklayan cümle hangisidir?

  1. Dağ, denizin yüzeyinde yavaşça sürüklenir.
  2. Dağın yamaçları bulutların üzerine doğru hafifçe yükselir.
  3. Dağın yamaçları deniz yüzeyinin altında dik biçimde aşağı iner.
Cevabı göster

Dağın yamaçları deniz yüzeyinin altında dik biçimde aşağı iner.

From its snow-covered top to its silt-covered bottom, then, Dilbilgisi

3:25

Karlı zirvesinden alüvyonla kaplı dibine kadar,

this Hawaiian mountain is roughly 10,000 m in height,

3:28

bu Hawaii dağı yaklaşık 10.000 metre yüksekliğindedir,

Dilbilgisi

From its ... top to its ... bottom: tam kapsamı belirlemek

From A to B, bir aralığın iki uç noktasını belirtir. Burada from its snow-covered top to its silt-covered bottom, dağın yüksekliğini ölçerken kullanılan dikey alanın tamamını tanımlar. Bu yapı mutlaka hareket anlatmaz. From floor to ceiling veya from beginning to end örneklerinde olduğu gibi mekân, zaman ya da bir sıralamadaki tam kapsamı göstererek bilgiyi düzenleyebilir.

Alıştırma

Rafların tüm dikey alanı kapladığını anlatan bir from A to B ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The shelves run ____.

Cevabı göster

from floor to ceiling

dwarfing tiny Everest's paltry peak by well over a kilometer. Notlar

3:31

minik Everest'in önemsiz zirvesini bir kilometreden fazla gölgede bırakır.

Kelime

dwarfing tiny Everest's paltry peak: onu küçük göstermek

Burada dwarfing, dwarf fiilinin -ing biçimidir. A dwarfs B yapısında A; büyüklük, derece veya etkileyicilik açısından o kadar üstündür ki B onun yanında küçük görünür. Bu yapı, A'nın B'yi bir cüceye dönüştürdüğü anlamına gelmez. tiny ve paltry karşılaştırmaya açık bir değerlendirme katar. Everest'e tiny denmesi mizahi bir abartıdır; paltry ise zirveyi etkileyici olmayan veya önemsiz bir şey gibi gösterir. Bu sözcükler tarafsız bir ölçümden çok, şakacı ve küçümseyici bir ton oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümlede dwarf, bir şeyin başka bir şeyi küçük göstermesi anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The enormous cruise ship becomes a dwarf beside the fishing boats.
  2. The enormous cruise ship dwarfs the fishing boats beside it.
  3. The enormous cruise ship draws the fishing boats beside it.
Cevabı göster

The enormous cruise ship dwarfs the fishing boats beside it.

Kalıp ifadeler

by well over a kilometer: çok daha büyük bir farkı göstermek

Bir karşılaştırmada by + miktar, farkın ne kadar olduğunu gösterir. by well over a kilometer, bir yüksekliğin diğerini bir kilometreden çok daha büyük bir farkla aştığını anlatır. well, over sözcüğünü güçlendirir: over a kilometer yalnızca farkın bir kilometreden fazla olduğunu söylerken well over, fazlalığın önemli ölçüde büyük olduğunu belirtir. Burada by farkı ölçer; bir yerin ötesine geçme hareketini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “çok daha fazla bir farkla” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The express train is faster than the local train ____ 20 minutes.

Cevabı göster

by well over

And since we're picking on poor Everest, Deyimler

3:36

Ve madem zavallı Everest'e yükleniyoruz,

Deyimler

since we're picking on poor Everest: şakacı insanlaştırma

Burada pick on, “seçmek” değil, “birini tekrar tekrar eleştiri ya da alay hedefi yapmak” demektir. Konuşmacı Everest'i insanlaştırır ve onu olumsuz karşılaştırmaların hedefi hâline getirdiklerini şakayla anlatır. Poor, “parasız” demek değildir; şakacı bir acıma duygusu katar. Since burada “-dığı için” veya “-dığına göre” anlamındadır. Önceki takılmaları zaten bilinen bir durum olarak sunar ve bunu Everest'le ilgili başka bir karşılaştırmaya doğal biçimde geçmek için kullanır.

Alıştırma

Bu cümlede since we're picking on poor Everest ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Everest'i seçtiğimiz zamandan beri
  2. Everest'te bir şeyler topladığımız için
  3. Everest'i olumsuz karşılaştırmalarla şakacı biçimde hedef aldığımız için
Cevabı göster

Everest'i olumsuz karşılaştırmalarla şakacı biçimde hedef aldığımız için

let's consider the world's deepest canyon, Anlatım akışı

3:38

dünyanın en derin kanyonunu düşünelim,

the Challenger Deep.

3:41

Challenger Çukuru'nu.

Anlatım akışı

let's consider...: bir sonraki örneğe geçiş ifadesi

Let's consider..., dinleyiciyi bir sonraki örneğe taşıyan bir geçiş işaretidir. Burada karşılaştırmanın devam edebilmesi için dikkati dünyanın en derin kanyonuna yöneltir. Bu kullanımda consider, “bakıp üzerinde düşünmek” demektir; “hakkında resmî bir karar vermek” anlamına gelmez. Let's, konuşmacıyla dinleyiciyi bir sonraki adıma birlikte katarak geçişe işbirlikçi bir ton verir.

Alıştırma

Vurgulanan geçiş ifadesini kullanarak bu sunum cümlesini tamamlayın: Now, ____ a different example.

Cevabı göster

let's consider

Existing 11 km below the ocean's surface, Dilbilgisi

3:42

Okyanus yüzeyinin 11 km altında yer alarak,

some six times deeper than the Grand Canyon, Dilbilgisi

3:45

Büyük Kanyon'dan yaklaşık altı kat daha derin olan bu çukur,

Dilbilgisi

Existing 11 km below...: cümle başında ortaçlı yan cümlecik

Existing 11 km below the ocean's surface, cümle başında kullanılan şimdiki zaman ortaçlı bir yan cümleciktir. Challenger Deep'in konumunu arka plan bilgisi olarak verir; Existing ne emir kipidir ne de cümlenin çekimli ana fiilidir. Bu yan cümleciğin açıkça belirtilmiş kendi öznesi yoktur. Bu nedenle anlaşılan öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Fikir, “The Challenger Deep exists 11 km below the ocean's surface, and ...” şeklinde açılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede baştaki ortaçlı yan cümlecik ana cümlenin öznesini açıkça niteler?

  1. Existing only in this valley, protection is important for the rare flower.
  2. Existing only in this valley, the rare flower is protected by law.
  3. Existing only in this valley, scientists protect the rare flower.
Cevabı göster

Existing only in this valley, the rare flower is protected by law.

Dilbilgisi

some six times deeper than: yaklaşık bir kat karşılaştırması

some six times deeper than ifadesinde some doğrudan six sayısını niteler ve yaklaşık anlamına gelir. Belirsiz miktarda “altı kat” anlamına gelmez. number + times + comparative adjective + than kalıbı, kat üzerinden bir karşılaştırma yapar. Bu cümlede some six times deeper than the Grand Canyon, derinliğin Büyük Kanyon'un yaklaşık altı katı olduğu anlamında kullanılmıştır.

Alıştırma

some six times deeper than the Grand Canyon burada ne anlama geliyor?

  1. Büyük Kanyon'un birkaç bölümünde daha derin
  2. Büyük Kanyon'dan tam olarak altı kilometre daha derin
  3. Büyük Kanyon'un yaklaşık altı katı derinlikte
Cevabı göster

Büyük Kanyon'un yaklaşık altı katı derinlikte

that's deep enough to sink Mount Everest into Dilbilgisi

3:47

Everest Dağı'nı içine batıracak kadar derindir

and still have over 2.1 km of water

3:50

ve hala 2,1 km'den fazla suya sahiptir

sitting atop its newly submerged peak. Kalıp ifadeler

3:54

yeni batmış zirvesinin üzerinde duran.

Dilbilgisi

deep enough to sink Mount Everest into: sıfat + enough + to

Sıfat + enough + to + fiil yapısında enough sıfattan sonra gelir ve bir derecenin sonraki sonucu mümkün kılacak düzeye ulaştığını gösterir. Burada deep enough to sink Mount Everest into, o yerin Everest Dağı'nı içine koyup suya gömecek kadar derin olduğu anlamına gelir. Bu, derinliği anlatan hayalî bir karşılaştırmadır; dağın kendi kendine battığı anlamına gelmez. Sondaki into, sink Mount Everest into that place anlamını tamamlar. Yer, that's içindeki that ile zaten belirtilmiştir; bu nedenle İngilizcede edat sonda kalabilir. Burada sink geçişli bir fiildir ve bir şeyi suyun altına batırmak anlamına gelir.

Alıştırma

Bir derecenin bir sonuç için yeterli olduğunu göstermek üzere sıfat + enough + to + fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The cave is wide enough driving a truck into.
  2. The cave is wide enough to drive a truck into.
  3. The cave is enough wide to drive a truck into.
Cevabı göster

The cave is wide enough to drive a truck into.

Kalıp ifadeler

sitting atop its newly submerged peak: konum bildiren atop

Burada sitting, bir insanın oturma biçimini değil, sabit bir konumu anlatır. Suyun sitting atop the peak olması, dağın zirvesinin üzerinde bir su katmanının kalması demektir. Atop, on top of anlamına gelir ve hemen ardından bir isim öbeği alır. Its, Mount Everest'i gösterir; newly submerged ise bu hayalî karşılaştırmada zirvenin henüz suyun altına yerleştirildiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede atop doğal ve doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. A small observatory stands atop the hill.
  2. A small observatory atop stands the hill.
  3. A small observatory stands atop of the hill.
Cevabı göster

A small observatory stands atop the hill.

Put another way,

3:56

Başka bir deyişle,

the depth of the Challenger Deep is roughly the same height that commercial airliners travel. Dilbilgisi

3:57

Challenger Çukuru'nun derinliği kabaca ticari uçakların seyahat ettiği yükseklikle aynıdır.

Dilbilgisi

roughly the same height that commercial airliners travel: ölçeği tanıdık bir referansla canlandırmak

Roughly, iki ölçümün tam olarak eşit olmadığını ancak birbirine yakın olduğunu belirtir. Konuşmacı Challenger Deep'in derinliğini ticari bir yolcu uçağının seyir irtifasıyla karşılaştırarak gözde canlandırması zor bir mesafeyi tanıdık bir görüntüye dönüştürür. Yükseklik ve derinlik zıt yönleri gösterir, ancak dikey mesafelerin büyüklükleri yine de karşılaştırılabilir. That commercial airliners travel, ilgili uçuş seviyesini belirtir. Burada travel, uçağın havada hareket etmesini anlatır; dolayısıyla bu bölüm ticari yolcu uçaklarının uçtuğu yükseklik anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, uçurumun yüksekliğini canlandırmaya yardımcı olmak için tanıdık bir referansı doğal biçimde kullanır?

  1. The cliff roughly travels the height of the Eiffel Tower.
  2. The cliff is roughly the same height as the Eiffel Tower.
  3. The cliff is roughly the same height than the Eiffel Tower.
Cevabı göster

The cliff is roughly the same height as the Eiffel Tower.

So, pretty much however you choose to slice it, Deyimler

4:02

Yani, konuyu nereden ele alırsanız alın,

Deyimler

pretty much however you choose to slice it: genel bir sonuç

Pretty much however you choose to slice it, konuyu neredeyse her makul inceleme biçimiyle ele alsanız da demektir. Slice it mecazdır: Bir şeyi fiziksel olarak kesmek değil, bilgiyi bölmek, ölçmek veya analiz etmek anlamına gelir. Bu ifade, birkaç bakış açısını veya ölçümü tek bir genel sonuçta toplar. Pretty much, iddiayı geniş kapsamlı ama mutlak olmayan bir hâle getirir; So ise konuşmacının önceki kanıtları özetlediğini gösterir.

Alıştırma

Bu özet cümlesindeki deyimi tamamlayın: Pretty much however you choose to ____, the evidence points to the same conclusion.

Cevabı göster

slice it

the ocean is capital B, Ton ve niyet

4:05

okyanus büyük D,

capital I,

4:07

büyük E,

capital G, big.

4:07

büyük V, yani DEV'dir.

Ton ve niyet

capital B, capital I, capital G, big: güçlü vurgu için harf harf söylemek

Konuşmacı B, I ve G harflerinin adlarını tek tek söyler ve ardından big kelimesini tekrarlar. Bu sıradan bir heceleme dersi değildir; “çok, çok büyük” ya da “şaşırtıcı derecede büyük” demenin etkileyici bir yoludur. Her harf için capital denmesi, BIG kelimesinin büyük harflerle yazılmış görüntüsünü canlandırır. Yavaş ilerleyen bu söyleyiş big kelimesine güçlü bir vurgu yapar ve eğlenceli, mizahi bir ton katar.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlatıyor?

  1. Konuşmacı okyanusun adının resmî yazılışını öğretiyor.
  2. Okyanus son derece büyüktür.
  3. big kelimesi her zaman büyük harflerle yazılmalıdır.
Cevabı göster

Okyanus son derece büyüktür.

It defines our planet,

4:10

Gezegenimizi o tanımlar,

home to the greatest geological features, Kalıp ifadeler

4:12

en büyük jeolojik özelliklere ev sahipliği yapar,

Kalıp ifadeler

home to the greatest geological features: bir yerde nelerin bulunduğunu anlatmak

Home to, bir yerin birinin veya bir şeyin yaşadığı, bulunduğu ya da var olduğu yer olduğunu belirtir. Buradaki home bir ev anlamına gelmez; ifade, en etkileyici jeolojik oluşumların gezegenimizde bulunduğunu söyler. Farklı durumlarda kullanılabilen kalıp be home to + isimdir. Altyazıda home to the greatest geological features, our planet ifadesini virgülden sonra açıklayan ve our planet, which is home to the greatest geological features yapısının kısaltılmış hâli olan bir betimlemedir. It zamiri hâlâ okyanusu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi be home to kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: The wetland ____ more than two hundred bird species.

Cevabı göster

is home to

comprises the largest living space, Kelime

4:14

en geniş yaşam alanını oluşturur,

Kelime

comprises the largest living space: doğrudan nesne alan yapı

Burada comprises, “oluşturur” veya “meydana getirir” anlamındadır. Okyanus, Dünya’daki en büyük yaşam alanını oluşturan unsur olarak sunulur. Comprise geçişli bir fiildir, bu nedenle nesnesini doğrudan alır: X comprises Y. comprise fiilinden sonra of eklemeyin.

Alıştırma

Cümleyi comprise fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The course ____ six short modules.

Cevabı göster

comprises

and accordingly, Anlatım akışı

4:17

ve buna bağlı olarak,

is home to the greatest numbers and forms of life on Earth.

4:18

Dünya'daki en büyük sayı ve biçimde canlının yuvasıdır.

Anlatım akışı

accordingly: sonucu resmî biçimde belirtme

Burada accordingly, “bu nedenle” anlamındadır. Okyanusun geniş yaşam alanını neden olarak geriye işaret eder ve yaşamın bolluğu ile çeşitliliğini bunun sonucu olarak sunar. Bağlayıcı bir zarf olan accordingly, düşüncenin akışını düzenler: sonraki fikir yalnızca ek bilgi değildir; önceki bilgiden çıkarılan bir sonuçtur.

Alıştırma

Resmî neden-sonuç bağlantısını en iyi tamamlayan bağlayıcıyı seçin: The river was rising quickly. ____, the town closed the bridge.

  1. Otherwise
  2. Accordingly
  3. Meanwhile
Cevabı göster

Accordingly

It is practically incomprehensible in scope. Kelime

4:22

Kapsamı pratik olarak akıl almazdır.

Kelime

incomprehensible in scope: kapsamı neredeyse kavranamayacak kadar büyük

Practically burada “neredeyse” veya “fiilen” anlamına gelir; incomprehensible ise son derece zor anlaşılır demektir. In scope, bu değerlendirmenin şeyin genel kapsamı ya da ölçeğiyle sınırlı olduğunu gösterir: o kadar geniştir ki bütünü zihinde kavramak neredeyse imkânsızdır. Burada scope, optik bir alet değil, bir şeyin kapsadığı alan demektir. Daha genel olarak adjective + in scope yapısı, sıfatın özellikle kapsamı veya ölçeği nitelediğini gösterir.

Alıştırma

Bir raporda “The rebuilding effort was almost incomprehensible in scope.” deniyor. Bu ne anlama gelir?

  1. Yalnızca teleskopla bakıldığında anlaşılabilirdi.
  2. Genel ölçeği, kavranması neredeyse imkânsız olacak kadar büyüktü.
  3. Yalnızca küçük bir ayrıntısı kafa karıştırıcıydı.
Cevabı göster

Genel ölçeği, kavranması neredeyse imkânsız olacak kadar büyüktü.

But,

4:25

Ancak,

it is not so big, Dilbilgisi

4:26

o kadar büyük,

so vast,

4:28

o kadar geniş,

so extraordinary,

4:30

o kadar olağanüstü değildir ki,

as to be untouchable.

4:31

dokunulmaz olsun.

Dilbilgisi

not so ... as to be ...: belirli bir sonucu doğuracak kadar değil

not so + adjective + as to + verb kalıbı, “belirtilen sonucun gerçekleşeceği dereceye kadar değil” anlamına gelir. Big, vast ve extraordinary sözcüklerinden önce so sözcüğünün tekrarlanması dereceyi aşamalı olarak yükseltir; as to be untouchable ise reddedilen sonucu belirtir. Cümle, okyanusun devasa ve olağanüstü olduğunu yine de kabul eder. Yalnızca büyüklüğünün onu insanların erişiminin veya etkisinin tamamen dışına çıkardığı şeklindeki daha güçlü sonucu reddeder. Burada untouchable, yalnızca dokunulması yasak olan değil, etkilenemeyen anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi not so ... as to ... kalıbıyla tamamlayın: Bavul ağırdır, ancak bir kişi onu hâlâ kaldırabilir. It is ____ heavy ____ be impossible for one person to lift.

Cevabı göster

not so · as to

In fact, Anlatım akışı

4:33

Aslında,

Anlatım akışı

In fact: daha güçlü destekleyici kanıt sunmak

In fact, cümleler arasındaki ilişkiyi gösteren bir söylem işaretidir. Burada, ardından gelen nüfus ve kıyıya uzaklık istatistiğinin ek bir yorum olmadığını, önceki iddiayı somut biçimde desteklediğini belirtir. In fact ifadesini duyduğunda, sonraki bilgiyi önceki düşünceyle ilişkilendir. Yeni bilgi genellikle az önce söyleneni doğrular, güçlendirir veya bazen düzeltir.

Alıştırma

İkinci cümlenin ilk düşünceyi somut bir gerçekle düzelttiğini gösteren bağlayıcıyı seç: Some people think only a few residents cycle to work. ____, a recent survey found that 62 percent do so.

  1. In fact
  2. For example
  3. Meanwhile
Cevabı göster

In fact

with roughly 50% of the world's population living within 100 km of a coastline, Dilbilgisi

4:34

dünya nüfusunun yaklaşık %50'sinin bir kıyı şeridinin 100 km yakınında yaşadığı,

Dilbilgisi

with roughly 50% ... living: with + isim + V-ing arka plan yapısı

Bu, with + isim öbeği + V-ing biçiminde bir arka plan yapısıdır: with + roughly 50% of the world's population + living. İsim öbeği, living sözcüğünün anlamca öznesidir; bu nedenle living, o nüfusun yaptığı şeyi veya içinde bulunduğu durumu anlatır. Tüm öbek, tam bir arka plan yan cümlesini kısaltır ve ana cümle için bir durum ya da neden verir. Burada with, “yanında taşıyarak” anlamına gelmez; düşünce because, or given that, roughly half of the world's population lives within 100 km of a coastline biçiminde açılabilir.

Alıştırma

Parantezdeki fiili doğru biçime getirerek with + isim + V-ing arka plan yapısını tamamla: With the rain ____ harder, the game was delayed. (fall)

Cevabı göster

falling

and with most of the remainder living close enough to lakes, rivers, or swamps,

4:40

ve geri kalanının çoğunun göllere, nehirlere veya bataklıklara yeterince yakın yaşadığı,

all of which ultimately lead to the ocean, Dilbilgisi

4:44

ki bunların hepsinin eninde sonunda okyanusa çıktığı düşünülürse,

Dilbilgisi

all of which ultimately lead: listenin tamamı hakkında bilgi eklemek

All of which, önceki listenin tamamına—lakes, rivers, or swamps—gönderme yapar ve eklenen bilginin listedeki her unsur için geçerli olduğunu belirtir. Dil bilgisi bakımından tanımlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesi başlatır: which yan cümleyi listeye bağlar, all ise grubun tamamını kapsar. Burada lead to, birine yol göstermek değil, sonunda bir yere bağlanmak veya akmak anlamındadır. Yan cümle belirli su kütlelerini seçmek yerine ek bilgi verir. Gönderme yapılan grup çoğul olduğu için fiil leads değil lead olur.

Alıştırma

Tanımlayıcı olmayan ilgi yan cümlesini “onların hepsi” anlamına gelen üç İngilizce kelimeyle tamamlayın: The library has four study rooms, ____ are open today.

Cevabı göster

all of which

virtually every single person on the planet Kalıp ifadeler

4:47

gezegendeki neredeyse her bir kişi

has the opportunity to influence the general health and nature of the world ocean. Kalıp ifadeler

4:49

dünya okyanusunun genel sağlığını ve doğasını etkileme fırsatına sahiptir.

Kalıp ifadeler

virtually every single person: neredeyse tam kapsamı vurgulamak

Burada virtually, sanal teknoloji yoluyla değil, neredeyse veya pratikte anlamına gelir. Every bütün üyeleri tek tek gösterir, single ise her bir kişiye yönelik vurguyu güçlendirir. Virtually every single person bir bütün olarak, çok az sayıda istisna olasılığıyla birlikte neredeyse her insan demektir. İfade, tamamen kesin bir iddiada bulunmadan kapsamın çok geniş olduğunu güçlü biçimde vurgular.

Alıştırma

Hangi yorum virtually every single person ifadesine en uygundur?

  1. Hiçbir istisna olasılığı olmadan herkes dahildir.
  2. Yalnızca sanal teknoloji kullanan kişiler dahildir.
  3. Birkaç istisna mümkün olsa da neredeyse her birey dahildir.
Cevabı göster

Birkaç istisna mümkün olsa da neredeyse her birey dahildir.

Kalıp ifadeler

has the opportunity to influence: etki yaratma fırsatını ifade etmek

have/has the opportunity to + fiilin yalın biçimi kalıbı, bir kişi ya da şeyin bir eylemi gerçekleştirmek için gerçek bir fırsatı olduğunu belirtir. Bu cümlede has, üçüncü tekil şahıs özneyle uyumludur; influence ise to’dan sonra gelen fiilin yalın biçimidir. Burada opportunity yalnızca bir iş olanağını değil, harekete geçme imkânını anlatır. Bu kalıpta influence geçişli bir fiildir; bu yüzden etkilenen şeyi doğrudan nesne olarak alır: influence the general health and nature of the world ocean.

Alıştırma

Vurgulanan kalıbı ve have fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Every community ____ influence local policy.

Cevabı göster

has the opportunity to

Evidence of human influence is seen in every part of the ocean, Dilbilgisi

4:55

İnsan etkisinin kanıtları okyanusun her yerinde görülür,

Dilbilgisi

Evidence of ... is seen: gözlemlenebilir kanıtı öne çıkarmak

Evidence of human influence, özne görevindeki isim öbeğidir. Of human influence, kanıtın neye işaret ettiğini belirtir; is seen ise edilgen bir fiil öbeğidir ve gözlemi yapan kişi belirtilmez. Burada seen, yalnızca gözle görmek değil, ölçüm ve araştırmalar yoluyla “gözlemlenmek, tespit edilmek veya fark edilmek” anlamına gelir. Evidence sözcüğünü başa koymak, cümlenin odağını bulguları keşfeden kişilerden çok bu işaretlerin yaygın varlığına taşır.

Alıştırma

Resmî Evidence of ... is seen kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Evidence of climate change see across the region.
  2. An evidence of climate change are seen across the region.
  3. Evidence of climate change is seen across the region.
Cevabı göster

Evidence of climate change is seen across the region.

no matter how deep, Dilbilgisi

4:59

ne kadar derin olursa olsun,

no matter how distant.

5:00

ne kadar uzak olursa olsun.

Dilbilgisi

no matter how deep, no matter how distant: derece ne olursa olsun ödünleme

no matter how + sıfat, o özelliğin derecesi ne olursa olsun ana sonucun değişmediğini anlatır. Burada deep ve distant iki olası uç koşulu belirtir; bunlar ölçü sorusu değil, ödünleme koşullarıdır. no matter how ifadesinin tekrarı paralel bir yapı kurar ve derinlik ya da uzaklık bakımından hiçbir istisna olmadığını vurgular. Tam bir cümlede bu ödünleme ifadeleri, geçerliliğini koruyan bir sonuca bağlanır: No matter how tired you are, keep going.

Alıştırma

Cümleyi tekrarlanan no matter how yapısıyla tamamlayın: The guides will keep searching, ____ dark it gets, ____ cold the night becomes.

Cevabı göster

no matter how · no matter how

The ocean defines our planet,

5:02

Okyanus gezegenimizi tanımlar,

but in a very real sense, Anlatım akışı

5:05

ama çok gerçek bir anlamda,

we define the ocean.

5:07

biz okyanusu tanımlarız.

Anlatım akışı

but in a very real sense, we define the ocean: paralel tersine çevirme

but, ilk iddiayı tersine çeviren geçişi başlatır. İlk bölümde The ocean özne, our planet nesnedir; sonra we özne, the ocean ise nesne olur. Roller ters çevrilirken define fiilinin tekrarlanması dengeli bir kapanış yaratır ve iki yönlü ilişkiyi akılda kalıcı kılar. İkinci bölümde define, 'sözlük tanımı vermek' değil, 'şekillendirmek ya da güçlü biçimde etkilemek' demektir. in a very real sense, bu tersine çevirmenin yalnızca bir söz oyunu olmadığını, insan eylemlerinin okyanus üzerinde somut etkileri bulunduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle iki yönlü etkiyi göstermek için aynı tür paralel tersine çevirmeyi kullanıyor?

  1. Technology shapes our choices because the word technology has several meanings.
  2. Technology shapes our choices, but in a very real sense, our choices shape technology.
  3. Technology shapes our choices, but many people use it every day.
Cevabı göster

Technology shapes our choices, but in a very real sense, our choices shape technology.