Okyanus ne kadar büyüktür? - Scott Gass: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video; yüzey alanı, su hacmi, biyosferdeki payı ve olağanüstü su altı jeolojisi üzerinden okyanusun gezegen ölçeğindeki büyüklüğünü anlatıyor. Ardından bu enginlikten, dünyanın her yerindeki insanların okyanusun sağlığını etkileyebileceğini gösteren kanıtlara geçiyor ve insanlığın da okyanusu şekillendirdiği sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Imagine yourself standing — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: imagine + nesne + şimdiki zaman ortacı yapısının dinleyiciyi gelişmekte olan bir sahnenin içine nasıl yerleştirdiğini öğrenin. Bu yapıyı yalnızca bir yerin adını söylemek yerine canlı bir zihinsel görüntüyle sunuma veya hikâyeye başlarken kullanabilirsiniz. 2. hiding in plain sight. — Deyimler ve mecazi ifadeler: Bu deyimin gerçekten saklanan bir şeyi değil, görünür olduğu hâlde genellikle gözden kaçan bir şeyi anlattığını kavrayın. Burada Mauna Kea hakkındaki şaşırtıcı bilgiyi akılda kalıcı kılar; fark edilmeyen olguları, nesneleri veya sorunları anlatırken de kullanılabilir. 3. but in a very real sense, we define the ocean. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Konuşmacının, okyanusun Dünya’yı tanımladığı yönündeki önceki düşünceyi tersine çevirerek insan davranışlarının da okyanusu şekillendirdiği sonucuna nasıl ulaştığını görün. Böylece önceki bir iddiayı yankılayan, yönünü değiştiren ve sorumluluk yükleyen bir kapanış kurabilirsiniz.
Bu derste
Imagine yourself standing: imagine + nesne + -ing yapısı
imagine + nesne + -ing yapısı, bir kişiyi bir eylemi yaparken zihinde canlandırmayı ister. Burada yourself, imagine fiilinin nesnesidir; standing ise hayal edilen sahnede ne yaptığınızı anlatır. Yourself, kişinin kendisine yönelik bir eylem yaptığını göstermez. Sizi doğrudan görüntünün içine yerleştirir; bu nedenle Imagine yourself standing, yalnızca Imagine a beach demekten daha sürükleyicidir.
Alıştırma
Cümleyi yourself ve stand fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Imagine ____ on a quiet beach at sunrise.
Cevabı göster
yourself standing
as far as your eyes can see: görülebilen mesafenin tamamı
As far as your eyes can see ifadesi, bulunduğunuz yerden görülebilen alanın tamamını anlatır. Far, görüşünüzün sınırını belirtir; gözlerin gerçekten bir yere hareket ettiği anlamına gelmez. Bu ifade genellikle bir manzara betimlemesinin ardından gelir ve ufka kadar uzanan mavi bir okyanus gibi görüntünün çok geniş ya da sonsuzmuş gibi hissedilmesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi your eyes ve can see içeren ifadeyle tamamlayın: From the tower, city lights spread ____.
Cevabı göster
as far as your eyes can see
Let it really sink in: bir gerçeği sindirmek için durup düşünmek
Let it sink in, “onu tamamen anlamak veya sindirmek için kendine zaman ver” anlamına gelir. Buradaki it, virgülden sonra belirtilen gerçeğe, yani her şeyin olağanüstü kapsamına ve büyüklüğüne işaret eder. Sink mecazidir; hiçbir şey fiziksel olarak aşağı batmıyordur. Really ifadeyi güçlendirir. Konuşan kişi, dinleyiciden yalnızca sözleri duymasını değil, durup bu gerçeğin ne kadar çarpıcı olduğunu hissetmesini ister.
Alıştırma
Cümleyi let something sink in ifadesini kullanarak tamamlayın: After hearing the result, Maya sat quietly and let the news ____.
Cevabı göster
sink in
sheer scope and size: çarpıcı genel ölçeği vurgulamak
Sheer burada scope ve size isimlerinden önce gelen bir pekiştiricidir. Kapsamın ve büyüklüğün yalnızca bu kadar fazla olmaları nedeniyle çarpıcı olduğunu belirtir; burada şeffaf veya dik anlamına gelmez. Scope bir şeyin ne kadar geniş bir alana yayıldığını veya neleri içerdiğini, size ise genel olarak ne kadar büyük olduğunu anlatır. İkisini birleştirmek, tek başına birini kullanmaktan daha kapsamlı bir ölçek duygusu verir. the sheer + isim kalıbı, çoğu zaman şaşkınlık veya hayranlıkla, o özelliğin tek başına etkileyici olduğunu vurgular.
Alıştırma
Projenin hem ne kadar geniş bir alana yayıldığını hem de ne kadar büyük olduğunu vurgulayan tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The ____ of the project surprised the whole team.
Cevabı göster
sheer scope and size
First thing, we need to understand that there really is only one ocean, Notlar
0:35İlk olarak, gerçekten sadece tek bir okyanus olduğunu anlamamız gerekiyor,
İlk noktayı First thing, ile tanıtmak
Burada First thing, “ilk nokta veya adım” anlamına gelen, konuşmayı düzenleyen sözlü bir ifadedir. Konuşmacının, açıklamanın geri kalanını anlamak için gereken başlangıç fikrini vereceğini gösterir. Buradaki thing somut bir nesne değildir. Ele alınacak bir nokta, görev veya konuyu temsil eder.
Alıştırma
İlk adımı tanıtmak için dersteki iki kelimelik sözlü düzenleyiciyi kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, make sure everyone has a map.
Cevabı göster
First thing
Ortak bir öncül kurmak için we need to understand that + cümle kullanmak
we need to understand that + cümle, ardından gelen ifadeyi herkesin paylaşması gereken önemli bir öncül olarak sunar. Dinleyicilere “Devam etmeden önce bu gerçeği aklınızda tutun” mesajını verir. That sözcüğünden sonra, anlaşılması gereken içeriği veren tam bir bildirme cümlesi gelir. Burada need, acil bir kişisel ihtiyacı değil, fikrin açıklamanın devamını izlemek için gerekli olduğunu belirtir. We, konuşmacı ile dinleyicileri aynı anlama sürecine katar; bu yüzden genellikle You need to understand that ifadesinden daha iş birliğine açık duyulur.
Alıştırma
Ortak bir öncül oluşturan, dersteki yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ the schedule may change.
Cevabı göster
We need to understand that
there really is only one ocean: gerçekten yalnızca bir tane olduğunu vurgulamak
There is, bir şeyin varlığını veya sayısını bildirir. there really is only one ocean ifadesinde really, iddianın gerçekten doğru olduğunu vurgularken only sayıyı birle sınırlar. there really is only one + tekil isim kalıbı, birbirinden ayrı birkaç şey olduğu izlenimini düzeltmek için kullanılabilir. Burada adlandırılmış beş okyanus, tek bir küresel okyanusun birbirine bağlı parçaları olarak ele alınıyor.
Alıştırma
Şaşırtıcı bir miktarı vurgulayan tam kalıpla cümleyi tamamlayın: Although the building looks large, ____ public entrance.
Cevabı göster
there really is only one
consisting of five component basins that we call the Pacific, Dilbilgisi
0:39Pasifik olarak adlandırdığımız beş bileşenli havzadan oluşan,
consisting of five component basins: bileşim ayrıntıları eklemek
Consisting of five component basins, hemen önce geçen one ocean hakkında bilgi ekleyen -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Bütünün beş havzadan oluştuğunu söyler; consisting burada yeni bir ana fiil değildir. Bu düşünce which consists of five component basins biçiminde genişletilebilir. Bu kısaltılmış yapı, bileşim bilgilerini bir isme kısa ve öz biçimde bağladığı için coğrafya, bilim ve diğer açıklayıcı metinlerde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi consist of yapısının -ing biçimiyle tamamlayın: The school orchestra, ____ thirty young musicians, will perform tonight.
Cevabı göster
consisting of
are really and truly a part of a single massive body of water,
0:51gerçekten ve tam anlamıyla devasa tek bir su kütlesinin parçasıdır,
while generally referred to as oceans: bir adı kabul edip ardından düzeltmek
Burada while, zaman bildiren “-iken” değil, “-se de” anlamındadır. İfade önce oceans şeklindeki yaygın adı kabul eder, ardından ana cümle beş su kütlesini anlamanın daha doğru bir yolunu verir. Bu, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Anlaşılan özne Each of these five ifadesinden gelir; tam biçimi “while each is generally referred to as an ocean” olabilir. Refer to A as B, “A’yı B olarak adlandırmak veya tanımlamak” demektir.
Alıştırma
Kısaltılmış karşıtlık yan cümlesini refer to A as B yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: While often ____ a nut, a peanut is actually a legume.
Cevabı göster
referred to as
in and of themselves: birden fazla şeyi ayrı ayrı değerlendirmek
In and of themselves, “ayrı ayrı ele alındıklarında” veya “kendi başlarına” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada yaygın adlandırmanın kapsamını sınırlar: Beş su kütlesinin her biri ayrı bir okyanus olarak görülebilir, ancak beşi de birbirine bağlı tek bir su kütlesine aittir. Dönüşlülük zamiri, ele alınan şeyin sayısıyla uyumlu olmalıdır: Bir şey için in and of itself, birden fazla şey için in and of themselves kullanılır. in and of sözcüklerini tek tek yorumlamak yerine tüm ifadeyi kalıp olarak öğrenin.
Alıştırma
Cümleyi in and of ve çoğul özneyle uyumlu dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: The numbers are not especially meaningful ____, but together they reveal a pattern.
Cevabı göster
in and of themselves
which defines the very face of planet Earth. Deyimler
0:55ki bu da Dünya gezegeninin çehresini belirler.
defines the very face of planet Earth: Dünya’nın temel görünüşünü şekillendirir
Bu ilgi cümleciğinde defines, “sözlük tanımı verir” değil, “belirler ya da şekillendirir” anlamındadır. Face mecazidir: Dünya'nın genel dış görünüşünü, özellikle de gezegenin uzaydan nasıl göründüğünü anlatır. The very face vurguyu artırır: bir isimden önceki very, “tam da o” veya “özündeki” anlamına gelebilir. İfade bütünü, tek küresel okyanusu Dünya'nın en ayırt edici görünüşünü şekillendiren bir güç olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede define the face of, örnektekiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?
- Canals and bridges define the face of Venice.
- The guide defined the word face for the visitors.
- The artist painted a face on the city wall.
Cevabı göster
Canals and bridges define the face of Venice.
The ocean covers roughly 71% of our planet's surface, Kalıp ifadeler
0:59Okyanus, gezegenimizin yüzeyinin kabaca %71'ini kaplar,
covers roughly 71%: yaklaşık %71’lik kaplama oranı
Covers fiili, bir şeyin toplam alanın ne kadarını kapladığını anlatır. Roughly “yaklaşık olarak” anlamına gelir; bu nedenle %71 kesin bir sayı değil, gerçek değere yakın bir tahmin olarak sunulur. Yeniden kullanılabilen yapı özne + cover + roughly + yüzde + of + toplam alan şeklindedir. Burada roughly sayıyı niteler; okyanusun yüzeyi nasıl kapladığını anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle yaklaşık bir kaplama oranını doğal biçimde ifade eder?
- Forests roughly cover with 30% of Pine County's land area.
- Forests cover roughly 30% of Pine County's land area.
- Forests cover rough 30% from Pine County's land area.
Cevabı göster
Forests cover roughly 30% of Pine County's land area.
an area in excess of: “-den fazla” demenin resmî bir yolu
In excess of; bir sayı, miktar, sınır veya ölçülebilir başka bir ölçütün önünde kullanıldığında “-den fazla” anlamına gelir. an area in excess of the size of 36 USAs ifadesinin tamamı, alanın bu karşılaştırma ölçütünden daha büyük olduğunu belirtir; excess burada fazladan bir toprak parçasını adlandırmaz. An area isim öbeğini in excess of + karşılaştırma ölçütü izler. Bu resmî kalıp, bilgilendirici metinlerde bir ölçümün bir eşiği geçtiğini, ne kadar geçtiğini tam olarak belirtmeden anlatmayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi “-den fazla” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The repairs will cost ____ two million dollars.
Cevabı göster
in excess of
With such a vast spread: ardından gelen bilgiye arka plan hazırlamak
With such a vast spread, cümlenin başında arka plan sunan bir öbektir. Buradaki with, “birlikte” değil, “bu durum göz önüne alındığında” veya “böyle bir durumda” anlamına gelir. Such, daha önce anlatılan olağanüstü genişliği işaret eder; spread ise bir şeyin yayıldığı alanı veya kapsamı belirtir. Bu öbek ana cümleden önce kullanıldığında, bilinen bilgiyi sonraki gözlem ya da sonucun arka planı hâline getirir. With such a/an + sıfat + isim, ... kalıbı, kurulmuş bir koşuldan ardından gelen bilgiye kısa ve doğal bir geçiş sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, bilinen bir koşulu sonucun arka planı yapmak için cümle başındaki with öbeğini doğru kullanıyor?
- With such a large audience and the announcement spread quickly.
- With such a large audience, the announcement spread quickly.
- With a such large audience, the announcement spread quickly.
Cevabı göster
With such a large audience, the announcement spread quickly.
when viewed from space: bakış açısı bildiren kısaltılmış edilgen yan cümle
‘When viewed from space’, zaman ya da koşul bildiren kısaltılmış edilgen bir yan cümledir. Tam biçimi ‘when it is viewed from space’tir. ‘Viewed’ sözcüğünün örtük öznesi ana cümlede anlatılan ‘the ocean’dır. Yani gören kişi değil, görülen şeydir. ‘When + past participle’ kalıbı, ‘when viewed from above’ ve ‘when measured carefully’ örneklerinde olduğu gibi bakış açısını veya koşulu kısa biçimde verir. Ana cümlenin öznesi eyleme maruz kaldığında kullanılır.
Alıştırma
Duvar resminin yukarıdan görülen şey olduğunu doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- When it viewed from above, the mural looks complete.
- When viewing from above, the mural looks complete.
- When viewed from above, the mural looks complete.
Cevabı göster
When viewed from above, the mural looks complete.
by far: çok büyük bir farkı vurgulamak
‘By far’, alternatiflerle karşılaştırıldığında ‘çok büyük bir farkla’ anlamı veren bir derece pekiştiricisidir. Bu cümlede okyanusun yalnızca baskın özellik olmadığını, baskınlığının gezegenin diğer tüm özelliklerinden çok daha belirgin olduğunu anlatır. ‘By far the largest’, ‘by far the best’ ve ‘by far the dominant feature’ örneklerinde olduğu gibi üstünlük derecelerini ve açık üstünlük bildiren başka ifadeleri sıkça güçlendirir. Fiziksel mesafeyi değil, farkın büyüklüğünü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi ‘çok büyük bir farkla’ anlamına gelen iki sözcüklü pekiştiriciyle tamamlayın: Of all the routes, this is ____ the safest.
Cevabı göster
by far
dominant feature: en çok öne çıkan özellik
Bu cümlede dominant feature, en çok öne çıkan ve genel görünümü belirleyen özellik anlamına gelir. Uzaydan bakıldığında okyanus, Dünya’nın diğer bütün bölümlerinden görsel olarak daha belirgindir. Buradaki dominant, insanları yönetmek değil, “en belirgin veya en etkili olmak” anlamındadır. Feature, bir yerin ya da şeyin gözlemlenebilir bir parçası veya özelliğidir; bu coğrafi betimlemede bir yazılım aracını ifade etmez.
Alıştırma
Kulenin şehir silüetinin görsel olarak en belirgin bölümü olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The tower serves the main function of the city skyline.
- The tower is the dominant feature of the city skyline.
- The tower controls the city skyline.
Cevabı göster
The tower is the dominant feature of the city skyline.
Speaking of space: bağlantılı bir konuya geçiş
Speaking of space, konuşmada kullanılan bir geçiş ifadesidir. Yakın bağlamdaki space konusunu yeniden ele alır ve bu ortak konuyu bir sonraki bilgiye geçiş için köprü olarak kullanır. Kalıp Speaking of + isim veya isim öbeği biçimindedir ve ardından ana cümle gelir. Burada speaking, konuşma eylemini bildirmez; ifadenin tamamı, bu konunun konuşmacıya bağlantılı bir noktayı hatırlattığını gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız yaklaşan bir tatilden az önce söz etti. Bağlantılı bir konuyu tanıtan iki sözcüklü geçişi tamamlayın: ____ travel, have you renewed your passport?
Cevabı göster
Speaking of
that's billion with a B: ilk harfle sayı ölçeğini netleştirmek
'That's billion with a B', sayıdan sonra eklenen sözlü bir açıklamadır. Konuşmacı, sayı ölçeğini kesinleştirmek için billion sözcüğünün ilk harfini söyler: Kastedilen 1.3 billion, yani 1,3 milyardır; 1.3 million gibi çok daha küçük bir sayı değildir. Başka durumlara da uygulanabilen 'word with a letter' kalıbı, yanlış duyulabilecek bir sözcüğü yazımındaki harfle tanımlar. Buradaki amaç yazım öğretmek değil, önemli bir sayının yanlış anlaşılmasını önlemektir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyip duyduğunuz seçeneği seçin. Billion veya million sözcüğünün ilk sesine ve with a sonrasındaki harf adına odaklanın.
- The budget is three billion dollars, and that's billion with a B.
- The budget is three million dollars, and that's million with an M.
Cevabı göster
The budget is three billion dollars, and that's billion with a B.
that's enough water to immerse the entire United States Dilbilgisi
1:26bu, tüm Amerika Birleşik Devletleri'ni
under a body of saltwater over 132 km tall, Kalıp ifadeler
1:30132 km'den daha yüksek bir tuzlu su kütlesinin altına batırmaya yetecek kadar sudur,
Put another way: aynı bilgiyi başka biçimde ifade etmek
'Put another way', yeniden ifade etmeyi bildiren bir geçiş sözüdür. Dinleyiciye, sonraki ifadenin ilgisiz yeni bir bilgi eklemek yerine aynı temel bilgiyi farklı bir biçimde sunduğunu anlatır. Bu cümlede, kilometreküp cinsinden soyut bir hacmi gözde canlandırılabilen bir karşılaştırmaya dönüştürür. Burada put, 'ifade etmek' veya 'söze dökmek' anlamındadır; bu nedenle kalıp daha açık bir açıklama, benzetme ya da tanıdık bir birim sunabilir.
Alıştırma
Az önce “The battery lasts 168 hours.” dediniz. Hangi sonraki cümle bu gerçeği yeniden ifade etmek için Put another way kalıbını doğru kullanır?
- Put another way, the company designed a new charger.
- Put another way, the battery comes in three colors.
- Put another way, the battery lasts a full week.
Cevabı göster
Put another way, the battery lasts a full week.
enough water to immerse: enough + isim + to'lu mastar yapısı
Enough + isim + to + fiil yapısında enough ismi niteler, to'lu mastar ise bu miktarın mümkün kıldığı sonucu belirtir. Burada enough water to immerse, su miktarının Amerika Birleşik Devletleri'nin tamamını su altında bırakmaya yeteceği anlamına gelir. Immerse, bir şeyi tamamen sıvının içine sokmak veya sıvıyla çevrelemek demektir. Bir şeyi yalnızca ıslatmaktan daha güçlü ve kapsamlı bir anlam taşır.
Alıştırma
Water ve immerse sözcüklerini kullanarak cümleyi enough + isim + to + fiil yapısıyla tamamlayın: The pool contains ____ the sculpture completely.
Cevabı göster
enough water to immerse
under a body of saltwater: su kütlesi anlamındaki body
Body of water; göl, deniz veya okyanus gibi belirli bir su alanını ya da su kütlesini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki body anatomik beden anlamına gelmez. Body of saltwater aynı yapıyı korur ve suyun tuzlu olduğunu belirtir. Under a body of saltwater, bir şeyi bu su kütlesinin altına yerleştirir; dolayısıyla bu cümlede Amerika Birleşik Devletleri'nin tamamının tamamen kaplandığını anlatır. Bu ifade gerçek coğrafi betimlemelerde ve hayalî sel ya da su altında kalma sahnelerinde kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir yerin tuzlu su kütlesiyle kaplandığını anlatır?
- The experiment needs a small amount of saltwater.
- The old road lies under a body of saltwater.
- The boat carries a sealed container of saltwater.
Cevabı göster
The old road lies under a body of saltwater.
a height well beyond the reach of the highest clouds Kalıp ifadeler
1:34ki bu, en yüksek bulutların erişiminin çok ötesinde
and extending deep into the upper atmosphere. Kalıp ifadeler
1:37ve üst atmosfere kadar derinlere uzanan bir yüksekliktir.
well beyond the reach of: erişilebilir bir sınırın çok ötesinde
well beyond the reach of ifadesinde beyond the reach of, bir kişi ya da şeyin fiziksel olarak erişebileceği, elde edebileceği, karşılayabileceği veya etkileyebileceği sınırın dışında olmayı anlatır. Buradaki well bir derece zarfıdır: beyond sözcüğünü “çok ötesinde” anlamına gelecek şekilde güçlendirir; “iyi bir biçimde” anlamına gelmez. Bu ifade net bir sınır belirler ve öznenin bu sınırın çok ötesinde olduğunu söyler. Bu cümlede en yüksek bulutlar referans sınırını oluşturur ve söz konusu yükseklik bu sınırın çok üzerindedir.
Alıştırma
Cümleyi “insanların karşılayabileceği düzeyin çok dışında” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: At that price, the laptop is ____ many families.
Cevabı göster
well beyond the reach of
extending deep into the upper atmosphere: bir bölgenin içlerine doğru uzanmak
Extending deep into, bir yerin ya da alanın kenarında durmak yerine onun içlerine doğru uzun bir mesafe boyunca uzanmak demektir. Extending yayılmayı veya erişimi, deep ise o alanın ne kadar içine girildiğini gösterir. Deep into tek başına aşağı yönü anlatmaz; yönü bağlam belirler. Burada konu yükseklik olduğu için ifade, üst atmosferin içlerine doğru yukarı uzanmayı anlatır. Aynı kalıp başka fiziksel veya soyut alanları da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “iç kısımlara doğru uzun süre devam eden” anlamındaki hedef -ing ifadesiyle tamamlayın: The tree has a network of roots ____ the soil.
Cevabı göster
extending deep into
the ocean represents 97% of Earth's total water content. Kelime
1:42okyanus, Dünya'nın toplam su içeriğinin %97'sini temsil eder.
represents 97% of: bir bütün içindeki payı belirtmek
Veri ve istatistik bağlamında represent, bir bütünün belirli bir bölümünü “oluşturmak” veya o bölüme “karşılık gelmek” anlamına gelebilir. Burada the ocean represents 97% of Earth's total water content, okyanus suyunun Dünya’daki tüm suyun %97’sini oluşturduğu anlamına gelir; okyanusun su adına hareket ettiği veya konuştuğu anlamına gelmez. Kullanışlı kalıp A + represent(s) + yüzde + of + bütün şeklindedir. Tekil özne the ocean ile represents kullanılır.
Alıştırma
%40’lık bir payı represent ile ifade edin: In this report, the online channel ____ the company's total sales.
Cevabı göster
represents 40 percent of
the ocean contains upwards of 99% of the world's biosphere, Kelime
1:49okyanus, dünya biyosferinin %99'undan fazlasını içerir,
On top of all that: önceki bilgilere daha fazla ağırlık katmak
On top of all that, cümlenin başında kullanılan ve “az önce sözü edilen her şeye ek olarak” anlamına gelen bir bağlayıcıdır. all that sözleri daha önce belirtilen gerçeklere gönderme yapar. Zaten etkileyici olan bir listenin ardından güçlü bir gerçek daha ekleyerek bilgiyi düzenler ve savı güçlendirir. Burada on top of fiziksel bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
“Sözü edilen her şeye ek olarak” anlamındaki derste geçen bağlayıcıyı kullanarak tamamlayın: The library is quiet and open late. ____, membership is free.
Cevabı göster
On top of all that
upwards of 99%: yaklaşık bir alt eşik
upwards of + bir sayı, miktarın o sayının üzerinde olduğunu veya kabaca o sayıdan az olmadığını belirtir. Burada upwards of 99%, %99'u yaklaşık bir alt eşik olarak sunar: belirtilen oran bu düzey civarındadır ve daha yüksek olabilir. Buradaki upwards fiziksel olarak yukarı doğru hareketi anlatmaz. Olası miktar aralığının daha büyük değerlere doğru uzandığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle onarımın 500 dolardan fazla ya da kabaca en az 500 dolar tutabileceğini söyler?
- The repair could cost approximately $500.
- The repair could cost upwards of $500.
- The repair could cost up to $500.
Cevabı göster
The repair could cost upwards of $500.
that is: hemen ardından gelen yeniden açıklama
That is, hemen önceki düşünceyi yeniden ifade eden veya daha kesin biçimde açıklayan bir bölüm başlatır. Bu cümlede teknik terim biosphere, daha açık bir açıklamaya dönüştürülür: the spaces and places where life exists. Bilgiyi iki adımda düzenler: önce bir terim, ardından onunla aynı anlama gelen bir açıklama gelir. Buradaki that is bir söylem belirtecidir; That is my bag gibi bir cümledeki işaret öznesi ve fiil değildir. Bu kullanımda ardından genellikle virgül gelir.
Alıştırma
İkinci cümlenin ilk cümleyi tam olarak yeniden ifade ettiğini gösteren bağlayıcıyı seçin: The sign is bilingual; ___, it uses two languages.
- however
- that is
- for example
Cevabı göster
that is
spaces and places where life exists: biyosferin sade bir tanımı
Bu ifade biosphere, yani biyosfer için sade bir tanım verir: Dünya'nın yaşamın var olduğu tüm bölümleri. Bilimsel bir terimi günlük ve anlaşılır bir açıklamaya dönüştürür. Where life exists, spaces and places ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Hangi alan ve yerlerin kastedildiğini açıklar; bu iki isim, kesin olarak ayrılmış iki bilimsel kategori değil, anlaşılması kolay ve geniş kapsamlı bir ikilidir.
Alıştırma
Vurgulanan biyosfer tanımına en uygun anlam hangisidir?
- Dünya'nın yaşamın var olduğu bölümleri
- Dünya'nın ötesindeki boş bölgeler
- Yalnızca insanların yaşadığı şehirler
Cevabı göster
Dünya'nın yaşamın var olduğu bölümleri
as we know it: bize tanıdık gelen biçim
Bir isimden sonra kullanılan as we know it, “şu anda bize tanıdık gelen hâliyle” anlamına gelir. Burada world sözcüğünü, insanların normalde deneyimlediği ve anladığı dünya ile sınırlar. Bu ifade çoğu zaman söz konusu tanıdık biçimin değişebileceğini düşündürür. Yalnızca “bildiğimiz kadarıyla” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle büyük bir buluşun yaşamın bize tanıdık gelen biçimini değiştirebileceği anlamına gelir?
- A major invention could change life as we know it.
- As far as we know, a major invention could change life.
- A major invention could change only the life forms we know about.
Cevabı göster
A major invention could change life as we know it.
Indeed: önceki noktayı doğrulayıp güçlendirmek
Burada indeed önceki ifadeyi doğrular ve ardından gelen bilginin onu destekleyeceğini veya daha da güçlendireceğini gösterir. Bir söylem belirteci olarak, az önce söylenenin doğru olduğunu ve buna daha güçlü bir nokta eklenebileceğini belirtir. Indeed yeni bir yan cümlenin veya cümlenin başında olduğunda, onu yalnızca evet anlamına gelen bağımsız bir yanıt gibi okumayın. Ardından kanıt, ayrıntı veya daha güçlü bir vurgu gelip gelmediğine bakın.
Alıştırma
Hangi cümlede indeed önceki noktayı doğrulayıp güçlendirir?
- The task is difficult. Indeed, it may take several years.
- The task is difficult. However, we finished it quickly.
- Is the task difficult? Indeed.
Cevabı göster
The task is difficult. Indeed, it may take several years.
the totality of all the living space encompassed by the continents themselves, Kelime
2:03kıtaların kendisi tarafından kapsanan tüm yaşam alanlarının bütünü,
The totality of: tüm parçaları tek bir bütün olarak sunmak
The totality of, bir şeyin bütün miktarı veya eksiksiz kapsamı anlamına gelir. Birçok parçayı tek ve eksiksiz bir bütün olarak ele alır. Burada kıtaların kapsadığı tüm yaşam alanlarını tek bir bütün hâlinde toplar. All veya all of ifadelerinden daha resmî ve soyuttur. The totality of all ... dizisi vurguludur ve bir ölçüde tekrarlıdır; çünkü hem totality hem de all eksiksizliği ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi tam hedef ifade olan the totality of ile tamamlayın: The report examines ____ the available evidence.
Cevabı göster
the totality of
encompassed by: bir kapsamın içinde yer alan
living space encompassed by the continents ifadesinde encompassed by, living space'i niteleyen indirgenmiş edilgen bir ilgi tümcesini başlatır. Tam biçimi living space that is encompassed by the continents şeklindedir. Burada encompass, uzamsal bir sınırın veya alanın içinde bulundurmak anlamına gelir. Kıtalar daha büyük alandır ve yaşam alanı onların içinde yer alır; ifade fiziksel olarak sarılmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi encompass fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The wetlands are ____ the national park.
Cevabı göster
encompassed by
all of that represents only 1% of the biosphere. Anlatım akışı
2:07tüm bunlar biyosferin sadece %1'ini temsil eder.
all of that represents only 1%: önceki bilgileri tek bir fikir olarak toplamak
All of that, önceki açıklamanın tamamına—kıtalardaki yaşam alanına—gönderme yapar ve bunu tek bir bilgi birimi olarak toplar. Bu birim tekil kabul edildiği için fiil represent değil, represents olur. Represents only 1%, “yalnızca %1'ini oluşturur” anlamına gelir. Önceki büyük görünen açıklamayla onun biyosfer içindeki çok küçük payı arasında karşıtlık kurar. Bu yapı, karmaşık önceki bilgileri özetleyip daha büyük bir bütün içinde ne kadar küçük kaldığını hemen göstermeyi sağlar.
Alıştırma
Konuşmacı az önce birkaç değişikliği sıraladı. Hangi cümle listenin tamamını tek bir fikir olarak ele alıp payının küçük olduğunu vurgular?
- All of those represent only a small part of the final result.
- All of that represents only a small part of the final result.
- All of that represents the entire final result.
Cevabı göster
All of that represents only a small part of the final result.
It's importance to life is practically unparalleled. Kelime
2:20Yaşam için önemi neredeyse eşsizdir.
practically unparalleled: neredeyse eşsiz
Unparalleled, “dengi veya benzeri olmayan” demektir. Bu cümlede practically, “neredeyse” veya “gerçekçi açıdan bakıldığında” anlamına gelir. Bu nedenle practically unparalleled çok güçlü bir değerlendirme yapar, ancak ifadeyi tamamen mutlak bir iddiaya dönüştürmez. Bu ifade karşılaştırmaya odaklanır: önemi o kadar büyüktür ki neredeyse hiçbir şey onunla boy ölçüşemez. Buradaki practically, “uygulamalı ya da pratik bir biçimde” demek değildir.
Alıştırma
Bir rehber bölgeyi neredeyse herkesten daha iyi tanıyor. Bu güçlü ve resmî değerlendirmeyi hangi cümle ifade eder?
- Her knowledge of the region is practically unparalleled.
- Her knowledge of the region is fairly ordinary.
- Her knowledge of the region is useful in practice.
Cevabı göster
Her knowledge of the region is practically unparalleled.
It also happens to hold the greatest geological features of our planet. Kalıp ifadeler
2:24Ayrıca gezegenimizin en büyük jeolojik özelliklerini de barındırır.
also happens to hold: ek bir bilgiyi hafifçe eklemek
Happen to + fiilin yalın hâli, bir şeyi genellikle tesadüf, biraz şaşırtıcı bir durum veya o anda konuyla bağlantılı hâle gelen bir bilgi olarak sunar. Buradaki also happens to hold, “aynı zamanda içerdiği veya barındırdığı ortaya çıkıyor” anlamındadır; “barındırma” adlı bir olayın gerçekleştiği anlamına gelmez. Also ile birlikte bu ifade başka bir bilgiyi gündelik ve biraz hafife alan bir tonla ekler. Bilginin kendisi önemli olabilir; happens to yalnızca onu çarpıcı bir duyuru yerine doğal biçimde eklenen başka bir nokta gibi gösterir.
Alıştırma
Bir kitapçıda tiyatro var ve konuşmacı bunu biraz şaşırtıcı ek bir bilgi olarak belirtmek istiyor. Hangi cümle doğaldır?
- The quiet bookstore also happens to have a small theater upstairs.
- The quiet bookstore also happens having a small theater upstairs.
- The quiet bookstore also happens to has a small theater upstairs.
Cevabı göster
The quiet bookstore also happens to have a small theater upstairs.
Quickly, here are four of the most notable. Anlatım akışı
2:32Kısaca, işte en dikkat çekici dört tanesi.
Quickly, here are four of the most notable: seçilmiş bir listeyi haber vermek
Bu cümle, konuşmacı ayrıntıları vermeden önce kısa bir listeyi haber verir. Quickly anlatımın hızlı olacağını belirtir; here are ise maddelerin hemen ardından geleceğini dinleyiciye bildirir. four of the most notable ifadesinde, konu sayesinde anlaşılabildiği için features gibi çoğul bir isim söylenmemiştir. “Sayı + of the most + sıfat” kalıbı, daha büyük bir dikkat çekici öğeler grubundan belirtilen sayıda öğe seçer; dikkat çekici öğelerin toplamda yalnızca dört tane olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, seçilmiş üç yaygın nedeni bunların kesin olarak ilk üç olduğunu iddia etmeden doğal biçimde haber verir?
- Here are three of the most common causes.
- These are the three most common causes.
- Here is three of the most common causes.
Cevabı göster
Here are three of the most common causes.
The ocean contains the world's largest mountain range, Kalıp ifadeler
2:35Okyanus, dünyanın en büyük sıradağını içerir,
the world's largest mountain range: üstünlük sıfatı ve kategori ismi
Bu ifade “the world's + üstünlük bildiren sıfat + kategori ismi” kalıbını izler. Bir şeyi dünya çapında kendi kategorisinin en büyük üyesi olarak tanımlar. Burada largest, birbiriyle bağlantılı dağlardan oluşan mountain range birleşik isminin tamamını niteler; tek bir mountain sözcüğünü nitelemez. Virgülden sonraki The Mid-Ocean Ridge bir açıklayıcı eş görevli ifadedir: az önce tanımlanan sıradağların adını verir. Önce kategori etiketini, sonra adı veren bu yapı bir gerçeği tanıtıp söz konusu şeyi belirtmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “dünyanın en büyük robotu” anlamındaki tam İngilizce ifadeyle tamamlayın: In the story, Atlas is ____.
Cevabı göster
the world's largest robot
this underwater range is some 10 times longer Dilbilgisi
2:43bu su altı sıradağı yaklaşık 10 kat daha uzundur,
than the longest mountain chain found purely on dry land, Kelime
2:46tamamen kuru karada bulunan en uzun dağ silsilesinden,
found purely on dry land: konum bildiren bir ifade
Burada found, bir şeyi keşfetme eylemini vurgulamaz. Coğrafya veya doğa betimlemelerinde be found + yer ifadesi, bir şeyin “o yerde var olması, görülmesi veya bulunması” anlamına gelebilir. Found purely on dry land, mountain chain ifadesini niteleyen kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir. Tam biçimi a mountain chain that is found purely on dry land olur. Purely, “yalnızca” veya “tamamen” demektir; bu nedenle ifade kısmen su altında bulunan sıradağları kapsam dışı bırakır.
Alıştırma
Hangi cümlede found, bir şeyin nerede var olduğunu veya görüldüğünü anlatır?
- The researcher found the mineral yesterday.
- This mineral is found only in deep caves.
- They found the cave after sunset.
Cevabı göster
This mineral is found only in deep caves.
some 10 times longer than: yaklaşık bir katlı karşılaştırma
Burada some bir sayıdan önce gelir ve “belirsiz sayıda şey” değil, “yaklaşık” anlamındadır. Bu nedenle some 10 times, “yaklaşık on kat” demektir. number + times + comparative adjective + than kalıbı bir ölçüyü başka bir ölçüyle karşılaştırır. Bu cümlede some 10 times longer than genellikle su altı sıradağlarının And Dağları'nın yaklaşık on katı uzunluğunda olduğunu anlatmak için kullanılmıştır.
Alıştırma
Günlük betimleyici İngilizcede “The cable is some four times longer than the rope” cümlesiyle anlatılmak istenen nedir?
- Birden fazla kablo vardır ve her biri ipten daha uzundur.
- Kablo, ipten tam olarak dört metre daha uzundur.
- Kablo, ipin yaklaşık dört katı uzunluğundadır.
Cevabı göster
Kablo, ipin yaklaşık dört katı uzunluğundadır.
Beneath the Denmark Strait, exists...: öne alınmış yer ifadesiyle devrik yapı
Cümle, yer bildiren Beneath the Denmark Strait ifadesiyle başlar ve ardından exists fiilini the world's largest waterfall öznesinden önce getirir. Bu, yer ifadesinin öne alınmasından sonra kullanılan tam devrik yapıdır. Normal özne–fiil sırasıyla cümle şöyledir: The world's largest waterfall exists beneath the Denmark Strait. Bu devrik yapı, yeri bilginin başlangıç noktası yapar ve şelaleyi yeni bilgi olarak sunar. Resmî betimlemelerde önce ortamı kurup sonra orada ne olduğunu söylemek için sık kullanılır.
Alıştırma
Örneği nötr özne–fiil sırasıyla yeniden ifade eden cümle hangisidir?
- The world's largest waterfall exists beneath the Denmark Strait.
- The world's largest waterfall beneath exists the Denmark Strait.
- Exists the world's largest waterfall beneath the Denmark Strait.
Cevabı göster
The world's largest waterfall exists beneath the Denmark Strait.
over its edge than the Congo River's Inga Falls,
3:05kenarından, Kongo Nehri'nin Inga Şelaleleri'nin taşıdığından,
116 times more water per second ... than: katlı miktar karşılaştırması
X times more + sayılamayan isim + than iki miktarı karşılaştırır. more ... than karşılaştırmayı kurar, X times farkın ölçeğini belirtir ve roughly sayının yaklaşık olduğunu gösterir. Burada karşılaştırılan ölçü water per second, yani saniyedeki su miktarıdır. Bu popüler bilim cümlesinde anlatılmak istenen, ilk şelalenin saniyede Inga Şelaleleri'nin yaklaşık 116 katı kadar su taşıdığıdır. more ile than sözcüklerini tek bir karşılaştırmanın parçaları olarak okuyun; than sonrasındaki ifade karşılaştırma temelidir.
Alıştırma
Günlük ve teknik olmayan kullanımda şu cümlenin en olası anlamını seçin: The new turbine produces roughly five times more power than the old one.
- Yeni türbin tam olarak beş watt ek güç üretir.
- Yeni türbinin toplam çıkışı her bağlamda eski türbininkinin kesinlikle tam altı katıdır.
- Yeni türbinin güç çıkışı eski türbininkinin yaklaşık beş katıdır.
Cevabı göster
Yeni türbinin güç çıkışı eski türbininkinin yaklaşık beş katıdır.
cataract: coğrafyada büyük bir şelale
Burada cataract, büyük ve güçlü bir şelaleyi ya da şiddetle akan suyu belirten bir coğrafya terimidir. massive, water, edge ve Falls sözcükleri, cümlenin hareket eden suyu anlattığını gösterir. Tıp bağlamında cataract, göz merceğinin bulanıklaşması, yani katarakt anlamına gelir. Yazılışı ve söylenişi aynıdır; bu nedenle hangi anlamın kastedildiğini çevredeki konu gösterir.
Alıştırma
"After heavy rain, the river thundered over the cataract," cümlesinde cataract ne anlama gelir?
- Büyük ve güçlü bir şelale
- Dar bir deniz geçidi
- Bir göz rahatsızlığı
Cevabı göster
Büyük ve güçlü bir şelale
by volume: sıralama ölçütü
by + bir ölçü, karşılaştırma veya sıralamada kullanılan ölçütü belirtir. Burada by volume, largest sözcüğünün neye göre belirlendiğini açıklar: şelalenin yüksekliğine veya genişliğine değil, akan su miktarına göre. Bu yapı by area, by population veya by revenue gibi başka ölçütlerle de kullanılabilir. Bu kullanımda by, “-e göre” veya “kullanılarak ölçüldüğünde” anlamındadır; “yanında” anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi by ve parantezdeki ölçütün tam ifadesiyle tamamlayın (surface area): Among the Great Lakes, Lake Superior is the largest ____.
Cevabı göster
by surface area
The world's tallest mountain is actually found in the ocean, Dilbilgisi
3:12Dünyanın en yüksek dağı aslında okyanusta bulunur,
is actually found in: konumla ilgili bir beklentiyi düzeltmek
be found in + yer kalıbında found, bir şeyin nerede var olduğunu, görüldüğünü veya bulunduğunu anlatmak için be ile kullanılır. Buradaki is found in, “bir yerde bulunur” veya “bir yerde yer alır” anlamındadır; odak, birinin dağı keşfetmesi değil, dağın konumudur. Actually, beklenen bir düşünmenin düzeltildiğini gösterir. Dinleyen kişi en yüksek dağın karada olmasını bekleyebilir, ancak cümle gerçek konumunun okyanusta olduğunu söyler. be actually found in + yer kalıbı, şaşırtıcı bir konumu veya dağılımı belirtmek için sıkça kullanılabilir.
Alıştırma
Birçok kişi vanilyanın bir ağaçtan geldiğini düşünür. Şaşırtıcı gerçek konumu belirten dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Natural vanilla ____ the fruit of an orchid.
Cevabı göster
is actually found in
hiding in plain sight: görünür olduğu hâlde fark edilmemek
Hiding in plain sight, bir şeyin görünür veya açık bir yerde olmasına rağmen insanların onu fark etmemesini, tanımamasını ya da anlamamasını anlatan bir deyimdir. Hiding mecaz anlamda kullanılabilir; bu nedenle öznenin bilerek saklanmaya çalışması gerekmez. Burada dağ kişileştirilir. Bir kısmı okyanusun üzerinde görünür, ancak dağın büyük bölümü yüzeyin altında olduğu için tam yüksekliği kolayca gözden kaçar. İfade, var olan şey ile insanların fark ettiği şey arasındaki farkı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “açıkça görünür olduğu hâlde fark edilmeyen” anlamındaki deyimle tamamlayın: The missing key was ____ on the desk.
Cevabı göster
hiding in plain sight
While 4,200 m of Hawaii's Mauna Kea sit above sea level, Notlar
3:16Hawaii'deki Mauna Kea'nın 4.200 metresi deniz seviyesinin üzerinde yer alırken,
While A, B ile ödünleme ve karşıtlık kurma
Burada While, “-dığı sırada” değil, “-e rağmen” veya “-se de” anlamındadır. Bu yan cümle Mauna Kea'nın 4.200 metresinin deniz seviyesinin üzerinde olduğunu kabul eder ve ardından gelen ana cümledeki karşıtlığa zemin hazırlar. Aktarılabilir kalıp While A, B şeklindedir: A doğru ama sınırlı bir bilgiyi verir; B ise karşıtlık oluşturan ana noktayı sunar. Cümle başındaki while yan cümlesi bağımlıdır, bu nedenle cümleyi tamamlamak için B gerekir.
Alıştırma
Bu cümlede While hangi ilişkiyi gösteriyor?
- Karşıtlık oluşturan ana noktadan önce bir gerçek kabul edilir.
- İlk gerçek ikinciye neden olur.
- İki olay aynı anda gerçekleşir.
Cevabı göster
Karşıtlık oluşturan ana noktadan önce bir gerçek kabul edilir.
its sides plummet beneath the waves for another 5,800 m. Kalıp ifadeler
3:20yamaçları dalgaların altında 5.800 metre daha aşağıya düşer.
above sea level: yükseklik için deniz seviyesi referansı
Above sea level, “deniz seviyesinin üzerinde” demektir: ortalama deniz yüzeyi, yüksekliğin ölçüldüğü referans düzlem olarak kullanılır. Bu cümlede 4.200 m, Mauna Kea'nın bu referans yüzeyinin üzerinde kalan bölümüdür. Sea level ifadesindeki level, derece, puan veya aşama değil, yatay bir referans yüzey anlamındadır. Bu anlam; dağların, yerleşimlerin ve diğer konumların yükseklik ölçülerini tutarlı biçimde yorumlamayı sağlar.
Alıştırma
Standart coğrafya ifadesini tamamlayın: The village is 1,500 meters ____.
Cevabı göster
above sea level
plummet beneath the waves: deniz yüzeyinin altına dik biçimde inmek
Bu cümlede plummet, dağın şeklini anlatmak için mecazi olarak kullanılır. Dağın yamaçları hareket etmez; dağ okyanus yüzeyinin altında devam ederken yamaçlar çok dik biçimde aşağı iner. Beneath the waves, “deniz yüzeyinin altında” anlamına gelir ve anlatıma canlı, biraz da edebî bir hava katar. İfade bütünüyle büyük derinliği ve keskin bir aşağı eğimi vurgular.
Alıştırma
Bu bağlamda plummet beneath the waves ifadesini en doğru biçimde açıklayan cümle hangisidir?
- Dağ, denizin yüzeyinde yavaşça sürüklenir.
- Dağın yamaçları bulutların üzerine doğru hafifçe yükselir.
- Dağın yamaçları deniz yüzeyinin altında dik biçimde aşağı iner.
Cevabı göster
Dağın yamaçları deniz yüzeyinin altında dik biçimde aşağı iner.
From its snow-covered top to its silt-covered bottom, then, Dilbilgisi
3:25Karlı zirvesinden alüvyonla kaplı dibine kadar,
this Hawaiian mountain is roughly 10,000 m in height,
3:28bu Hawaii dağı yaklaşık 10.000 metre yüksekliğindedir,
From its ... top to its ... bottom: tam kapsamı belirlemek
From A to B, bir aralığın iki uç noktasını belirtir. Burada from its snow-covered top to its silt-covered bottom, dağın yüksekliğini ölçerken kullanılan dikey alanın tamamını tanımlar. Bu yapı mutlaka hareket anlatmaz. From floor to ceiling veya from beginning to end örneklerinde olduğu gibi mekân, zaman ya da bir sıralamadaki tam kapsamı göstererek bilgiyi düzenleyebilir.
Alıştırma
Rafların tüm dikey alanı kapladığını anlatan bir from A to B ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The shelves run ____.
Cevabı göster
from floor to ceiling
dwarfing tiny Everest's paltry peak by well over a kilometer. Notlar
3:31minik Everest'in önemsiz zirvesini bir kilometreden fazla gölgede bırakır.
dwarfing tiny Everest's paltry peak: onu küçük göstermek
Burada dwarfing, dwarf fiilinin -ing biçimidir. A dwarfs B yapısında A; büyüklük, derece veya etkileyicilik açısından o kadar üstündür ki B onun yanında küçük görünür. Bu yapı, A'nın B'yi bir cüceye dönüştürdüğü anlamına gelmez. tiny ve paltry karşılaştırmaya açık bir değerlendirme katar. Everest'e tiny denmesi mizahi bir abartıdır; paltry ise zirveyi etkileyici olmayan veya önemsiz bir şey gibi gösterir. Bu sözcükler tarafsız bir ölçümden çok, şakacı ve küçümseyici bir ton oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümlede dwarf, bir şeyin başka bir şeyi küçük göstermesi anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- The enormous cruise ship becomes a dwarf beside the fishing boats.
- The enormous cruise ship dwarfs the fishing boats beside it.
- The enormous cruise ship draws the fishing boats beside it.
Cevabı göster
The enormous cruise ship dwarfs the fishing boats beside it.
by well over a kilometer: çok daha büyük bir farkı göstermek
Bir karşılaştırmada by + miktar, farkın ne kadar olduğunu gösterir. by well over a kilometer, bir yüksekliğin diğerini bir kilometreden çok daha büyük bir farkla aştığını anlatır. well, over sözcüğünü güçlendirir: over a kilometer yalnızca farkın bir kilometreden fazla olduğunu söylerken well over, fazlalığın önemli ölçüde büyük olduğunu belirtir. Burada by farkı ölçer; bir yerin ötesine geçme hareketini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “çok daha fazla bir farkla” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The express train is faster than the local train ____ 20 minutes.
Cevabı göster
by well over
since we're picking on poor Everest: şakacı insanlaştırma
Burada pick on, “seçmek” değil, “birini tekrar tekrar eleştiri ya da alay hedefi yapmak” demektir. Konuşmacı Everest'i insanlaştırır ve onu olumsuz karşılaştırmaların hedefi hâline getirdiklerini şakayla anlatır. Poor, “parasız” demek değildir; şakacı bir acıma duygusu katar. Since burada “-dığı için” veya “-dığına göre” anlamındadır. Önceki takılmaları zaten bilinen bir durum olarak sunar ve bunu Everest'le ilgili başka bir karşılaştırmaya doğal biçimde geçmek için kullanır.
Alıştırma
Bu cümlede since we're picking on poor Everest ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Everest'i seçtiğimiz zamandan beri
- Everest'te bir şeyler topladığımız için
- Everest'i olumsuz karşılaştırmalarla şakacı biçimde hedef aldığımız için
Cevabı göster
Everest'i olumsuz karşılaştırmalarla şakacı biçimde hedef aldığımız için
let's consider the world's deepest canyon, Anlatım akışı
3:38dünyanın en derin kanyonunu düşünelim,
let's consider...: bir sonraki örneğe geçiş ifadesi
Let's consider..., dinleyiciyi bir sonraki örneğe taşıyan bir geçiş işaretidir. Burada karşılaştırmanın devam edebilmesi için dikkati dünyanın en derin kanyonuna yöneltir. Bu kullanımda consider, “bakıp üzerinde düşünmek” demektir; “hakkında resmî bir karar vermek” anlamına gelmez. Let's, konuşmacıyla dinleyiciyi bir sonraki adıma birlikte katarak geçişe işbirlikçi bir ton verir.
Alıştırma
Vurgulanan geçiş ifadesini kullanarak bu sunum cümlesini tamamlayın: Now, ____ a different example.
Cevabı göster
let's consider
Existing 11 km below the ocean's surface, Dilbilgisi
3:42Okyanus yüzeyinin 11 km altında yer alarak,
some six times deeper than the Grand Canyon, Dilbilgisi
3:45Büyük Kanyon'dan yaklaşık altı kat daha derin olan bu çukur,
Existing 11 km below...: cümle başında ortaçlı yan cümlecik
Existing 11 km below the ocean's surface, cümle başında kullanılan şimdiki zaman ortaçlı bir yan cümleciktir. Challenger Deep'in konumunu arka plan bilgisi olarak verir; Existing ne emir kipidir ne de cümlenin çekimli ana fiilidir. Bu yan cümleciğin açıkça belirtilmiş kendi öznesi yoktur. Bu nedenle anlaşılan öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Fikir, “The Challenger Deep exists 11 km below the ocean's surface, and ...” şeklinde açılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede baştaki ortaçlı yan cümlecik ana cümlenin öznesini açıkça niteler?
- Existing only in this valley, protection is important for the rare flower.
- Existing only in this valley, the rare flower is protected by law.
- Existing only in this valley, scientists protect the rare flower.
Cevabı göster
Existing only in this valley, the rare flower is protected by law.
some six times deeper than: yaklaşık bir kat karşılaştırması
some six times deeper than ifadesinde some doğrudan six sayısını niteler ve yaklaşık anlamına gelir. Belirsiz miktarda “altı kat” anlamına gelmez. number + times + comparative adjective + than kalıbı, kat üzerinden bir karşılaştırma yapar. Bu cümlede some six times deeper than the Grand Canyon, derinliğin Büyük Kanyon'un yaklaşık altı katı olduğu anlamında kullanılmıştır.
Alıştırma
some six times deeper than the Grand Canyon burada ne anlama geliyor?
- Büyük Kanyon'un birkaç bölümünde daha derin
- Büyük Kanyon'dan tam olarak altı kilometre daha derin
- Büyük Kanyon'un yaklaşık altı katı derinlikte
Cevabı göster
Büyük Kanyon'un yaklaşık altı katı derinlikte
that's deep enough to sink Mount Everest into Dilbilgisi
3:47Everest Dağı'nı içine batıracak kadar derindir
deep enough to sink Mount Everest into: sıfat + enough + to
Sıfat + enough + to + fiil yapısında enough sıfattan sonra gelir ve bir derecenin sonraki sonucu mümkün kılacak düzeye ulaştığını gösterir. Burada deep enough to sink Mount Everest into, o yerin Everest Dağı'nı içine koyup suya gömecek kadar derin olduğu anlamına gelir. Bu, derinliği anlatan hayalî bir karşılaştırmadır; dağın kendi kendine battığı anlamına gelmez. Sondaki into, sink Mount Everest into that place anlamını tamamlar. Yer, that's içindeki that ile zaten belirtilmiştir; bu nedenle İngilizcede edat sonda kalabilir. Burada sink geçişli bir fiildir ve bir şeyi suyun altına batırmak anlamına gelir.
Alıştırma
Bir derecenin bir sonuç için yeterli olduğunu göstermek üzere sıfat + enough + to + fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The cave is wide enough driving a truck into.
- The cave is wide enough to drive a truck into.
- The cave is enough wide to drive a truck into.
Cevabı göster
The cave is wide enough to drive a truck into.
sitting atop its newly submerged peak: konum bildiren atop
Burada sitting, bir insanın oturma biçimini değil, sabit bir konumu anlatır. Suyun sitting atop the peak olması, dağın zirvesinin üzerinde bir su katmanının kalması demektir. Atop, on top of anlamına gelir ve hemen ardından bir isim öbeği alır. Its, Mount Everest'i gösterir; newly submerged ise bu hayalî karşılaştırmada zirvenin henüz suyun altına yerleştirildiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede atop doğal ve doğru biçimde kullanılmıştır?
- A small observatory stands atop the hill.
- A small observatory atop stands the hill.
- A small observatory stands atop of the hill.
Cevabı göster
A small observatory stands atop the hill.
the depth of the Challenger Deep is roughly the same height that commercial airliners travel. Dilbilgisi
3:57Challenger Çukuru'nun derinliği kabaca ticari uçakların seyahat ettiği yükseklikle aynıdır.
roughly the same height that commercial airliners travel: ölçeği tanıdık bir referansla canlandırmak
Roughly, iki ölçümün tam olarak eşit olmadığını ancak birbirine yakın olduğunu belirtir. Konuşmacı Challenger Deep'in derinliğini ticari bir yolcu uçağının seyir irtifasıyla karşılaştırarak gözde canlandırması zor bir mesafeyi tanıdık bir görüntüye dönüştürür. Yükseklik ve derinlik zıt yönleri gösterir, ancak dikey mesafelerin büyüklükleri yine de karşılaştırılabilir. That commercial airliners travel, ilgili uçuş seviyesini belirtir. Burada travel, uçağın havada hareket etmesini anlatır; dolayısıyla bu bölüm ticari yolcu uçaklarının uçtuğu yükseklik anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, uçurumun yüksekliğini canlandırmaya yardımcı olmak için tanıdık bir referansı doğal biçimde kullanır?
- The cliff roughly travels the height of the Eiffel Tower.
- The cliff is roughly the same height as the Eiffel Tower.
- The cliff is roughly the same height than the Eiffel Tower.
Cevabı göster
The cliff is roughly the same height as the Eiffel Tower.
So, pretty much however you choose to slice it, Deyimler
4:02Yani, konuyu nereden ele alırsanız alın,
pretty much however you choose to slice it: genel bir sonuç
Pretty much however you choose to slice it, konuyu neredeyse her makul inceleme biçimiyle ele alsanız da demektir. Slice it mecazdır: Bir şeyi fiziksel olarak kesmek değil, bilgiyi bölmek, ölçmek veya analiz etmek anlamına gelir. Bu ifade, birkaç bakış açısını veya ölçümü tek bir genel sonuçta toplar. Pretty much, iddiayı geniş kapsamlı ama mutlak olmayan bir hâle getirir; So ise konuşmacının önceki kanıtları özetlediğini gösterir.
Alıştırma
Bu özet cümlesindeki deyimi tamamlayın: Pretty much however you choose to ____, the evidence points to the same conclusion.
Cevabı göster
slice it
capital B, capital I, capital G, big: güçlü vurgu için harf harf söylemek
Konuşmacı B, I ve G harflerinin adlarını tek tek söyler ve ardından big kelimesini tekrarlar. Bu sıradan bir heceleme dersi değildir; “çok, çok büyük” ya da “şaşırtıcı derecede büyük” demenin etkileyici bir yoludur. Her harf için capital denmesi, BIG kelimesinin büyük harflerle yazılmış görüntüsünü canlandırır. Yavaş ilerleyen bu söyleyiş big kelimesine güçlü bir vurgu yapar ve eğlenceli, mizahi bir ton katar.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlatıyor?
- Konuşmacı okyanusun adının resmî yazılışını öğretiyor.
- Okyanus son derece büyüktür.
- big kelimesi her zaman büyük harflerle yazılmalıdır.
Cevabı göster
Okyanus son derece büyüktür.
home to the greatest geological features, Kalıp ifadeler
4:12en büyük jeolojik özelliklere ev sahipliği yapar,
home to the greatest geological features: bir yerde nelerin bulunduğunu anlatmak
Home to, bir yerin birinin veya bir şeyin yaşadığı, bulunduğu ya da var olduğu yer olduğunu belirtir. Buradaki home bir ev anlamına gelmez; ifade, en etkileyici jeolojik oluşumların gezegenimizde bulunduğunu söyler. Farklı durumlarda kullanılabilen kalıp be home to + isimdir. Altyazıda home to the greatest geological features, our planet ifadesini virgülden sonra açıklayan ve our planet, which is home to the greatest geological features yapısının kısaltılmış hâli olan bir betimlemedir. It zamiri hâlâ okyanusu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi be home to kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: The wetland ____ more than two hundred bird species.
Cevabı göster
is home to
comprises the largest living space: doğrudan nesne alan yapı
Burada comprises, “oluşturur” veya “meydana getirir” anlamındadır. Okyanus, Dünya’daki en büyük yaşam alanını oluşturan unsur olarak sunulur. Comprise geçişli bir fiildir, bu nedenle nesnesini doğrudan alır: X comprises Y. comprise fiilinden sonra of eklemeyin.
Alıştırma
Cümleyi comprise fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The course ____ six short modules.
Cevabı göster
comprises
is home to the greatest numbers and forms of life on Earth.
4:18Dünya'daki en büyük sayı ve biçimde canlının yuvasıdır.
accordingly: sonucu resmî biçimde belirtme
Burada accordingly, “bu nedenle” anlamındadır. Okyanusun geniş yaşam alanını neden olarak geriye işaret eder ve yaşamın bolluğu ile çeşitliliğini bunun sonucu olarak sunar. Bağlayıcı bir zarf olan accordingly, düşüncenin akışını düzenler: sonraki fikir yalnızca ek bilgi değildir; önceki bilgiden çıkarılan bir sonuçtur.
Alıştırma
Resmî neden-sonuç bağlantısını en iyi tamamlayan bağlayıcıyı seçin: The river was rising quickly. ____, the town closed the bridge.
- Otherwise
- Accordingly
- Meanwhile
Cevabı göster
Accordingly
incomprehensible in scope: kapsamı neredeyse kavranamayacak kadar büyük
Practically burada “neredeyse” veya “fiilen” anlamına gelir; incomprehensible ise son derece zor anlaşılır demektir. In scope, bu değerlendirmenin şeyin genel kapsamı ya da ölçeğiyle sınırlı olduğunu gösterir: o kadar geniştir ki bütünü zihinde kavramak neredeyse imkânsızdır. Burada scope, optik bir alet değil, bir şeyin kapsadığı alan demektir. Daha genel olarak adjective + in scope yapısı, sıfatın özellikle kapsamı veya ölçeği nitelediğini gösterir.
Alıştırma
Bir raporda “The rebuilding effort was almost incomprehensible in scope.” deniyor. Bu ne anlama gelir?
- Yalnızca teleskopla bakıldığında anlaşılabilirdi.
- Genel ölçeği, kavranması neredeyse imkânsız olacak kadar büyüktü.
- Yalnızca küçük bir ayrıntısı kafa karıştırıcıydı.
Cevabı göster
Genel ölçeği, kavranması neredeyse imkânsız olacak kadar büyüktü.
not so ... as to be ...: belirli bir sonucu doğuracak kadar değil
not so + adjective + as to + verb kalıbı, “belirtilen sonucun gerçekleşeceği dereceye kadar değil” anlamına gelir. Big, vast ve extraordinary sözcüklerinden önce so sözcüğünün tekrarlanması dereceyi aşamalı olarak yükseltir; as to be untouchable ise reddedilen sonucu belirtir. Cümle, okyanusun devasa ve olağanüstü olduğunu yine de kabul eder. Yalnızca büyüklüğünün onu insanların erişiminin veya etkisinin tamamen dışına çıkardığı şeklindeki daha güçlü sonucu reddeder. Burada untouchable, yalnızca dokunulması yasak olan değil, etkilenemeyen anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi not so ... as to ... kalıbıyla tamamlayın: Bavul ağırdır, ancak bir kişi onu hâlâ kaldırabilir. It is ____ heavy ____ be impossible for one person to lift.
Cevabı göster
not so · as to
In fact: daha güçlü destekleyici kanıt sunmak
In fact, cümleler arasındaki ilişkiyi gösteren bir söylem işaretidir. Burada, ardından gelen nüfus ve kıyıya uzaklık istatistiğinin ek bir yorum olmadığını, önceki iddiayı somut biçimde desteklediğini belirtir. In fact ifadesini duyduğunda, sonraki bilgiyi önceki düşünceyle ilişkilendir. Yeni bilgi genellikle az önce söyleneni doğrular, güçlendirir veya bazen düzeltir.
Alıştırma
İkinci cümlenin ilk düşünceyi somut bir gerçekle düzelttiğini gösteren bağlayıcıyı seç: Some people think only a few residents cycle to work. ____, a recent survey found that 62 percent do so.
- In fact
- For example
- Meanwhile
Cevabı göster
In fact
with roughly 50% of the world's population living within 100 km of a coastline, Dilbilgisi
4:34dünya nüfusunun yaklaşık %50'sinin bir kıyı şeridinin 100 km yakınında yaşadığı,
with roughly 50% ... living: with + isim + V-ing arka plan yapısı
Bu, with + isim öbeği + V-ing biçiminde bir arka plan yapısıdır: with + roughly 50% of the world's population + living. İsim öbeği, living sözcüğünün anlamca öznesidir; bu nedenle living, o nüfusun yaptığı şeyi veya içinde bulunduğu durumu anlatır. Tüm öbek, tam bir arka plan yan cümlesini kısaltır ve ana cümle için bir durum ya da neden verir. Burada with, “yanında taşıyarak” anlamına gelmez; düşünce because, or given that, roughly half of the world's population lives within 100 km of a coastline biçiminde açılabilir.
Alıştırma
Parantezdeki fiili doğru biçime getirerek with + isim + V-ing arka plan yapısını tamamla: With the rain ____ harder, the game was delayed. (fall)
Cevabı göster
falling
and with most of the remainder living close enough to lakes, rivers, or swamps,
4:40ve geri kalanının çoğunun göllere, nehirlere veya bataklıklara yeterince yakın yaşadığı,
all of which ultimately lead to the ocean, Dilbilgisi
4:44ki bunların hepsinin eninde sonunda okyanusa çıktığı düşünülürse,
all of which ultimately lead: listenin tamamı hakkında bilgi eklemek
All of which, önceki listenin tamamına—lakes, rivers, or swamps—gönderme yapar ve eklenen bilginin listedeki her unsur için geçerli olduğunu belirtir. Dil bilgisi bakımından tanımlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesi başlatır: which yan cümleyi listeye bağlar, all ise grubun tamamını kapsar. Burada lead to, birine yol göstermek değil, sonunda bir yere bağlanmak veya akmak anlamındadır. Yan cümle belirli su kütlelerini seçmek yerine ek bilgi verir. Gönderme yapılan grup çoğul olduğu için fiil leads değil lead olur.
Alıştırma
Tanımlayıcı olmayan ilgi yan cümlesini “onların hepsi” anlamına gelen üç İngilizce kelimeyle tamamlayın: The library has four study rooms, ____ are open today.
Cevabı göster
all of which
has the opportunity to influence the general health and nature of the world ocean. Kalıp ifadeler
4:49dünya okyanusunun genel sağlığını ve doğasını etkileme fırsatına sahiptir.
virtually every single person: neredeyse tam kapsamı vurgulamak
Burada virtually, sanal teknoloji yoluyla değil, neredeyse veya pratikte anlamına gelir. Every bütün üyeleri tek tek gösterir, single ise her bir kişiye yönelik vurguyu güçlendirir. Virtually every single person bir bütün olarak, çok az sayıda istisna olasılığıyla birlikte neredeyse her insan demektir. İfade, tamamen kesin bir iddiada bulunmadan kapsamın çok geniş olduğunu güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
Hangi yorum virtually every single person ifadesine en uygundur?
- Hiçbir istisna olasılığı olmadan herkes dahildir.
- Yalnızca sanal teknoloji kullanan kişiler dahildir.
- Birkaç istisna mümkün olsa da neredeyse her birey dahildir.
Cevabı göster
Birkaç istisna mümkün olsa da neredeyse her birey dahildir.
has the opportunity to influence: etki yaratma fırsatını ifade etmek
have/has the opportunity to + fiilin yalın biçimi kalıbı, bir kişi ya da şeyin bir eylemi gerçekleştirmek için gerçek bir fırsatı olduğunu belirtir. Bu cümlede has, üçüncü tekil şahıs özneyle uyumludur; influence ise to’dan sonra gelen fiilin yalın biçimidir. Burada opportunity yalnızca bir iş olanağını değil, harekete geçme imkânını anlatır. Bu kalıpta influence geçişli bir fiildir; bu yüzden etkilenen şeyi doğrudan nesne olarak alır: influence the general health and nature of the world ocean.
Alıştırma
Vurgulanan kalıbı ve have fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Every community ____ influence local policy.
Cevabı göster
has the opportunity to
Evidence of human influence is seen in every part of the ocean, Dilbilgisi
4:55İnsan etkisinin kanıtları okyanusun her yerinde görülür,
Evidence of ... is seen: gözlemlenebilir kanıtı öne çıkarmak
Evidence of human influence, özne görevindeki isim öbeğidir. Of human influence, kanıtın neye işaret ettiğini belirtir; is seen ise edilgen bir fiil öbeğidir ve gözlemi yapan kişi belirtilmez. Burada seen, yalnızca gözle görmek değil, ölçüm ve araştırmalar yoluyla “gözlemlenmek, tespit edilmek veya fark edilmek” anlamına gelir. Evidence sözcüğünü başa koymak, cümlenin odağını bulguları keşfeden kişilerden çok bu işaretlerin yaygın varlığına taşır.
Alıştırma
Resmî Evidence of ... is seen kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Evidence of climate change see across the region.
- An evidence of climate change are seen across the region.
- Evidence of climate change is seen across the region.
Cevabı göster
Evidence of climate change is seen across the region.
no matter how deep, no matter how distant: derece ne olursa olsun ödünleme
no matter how + sıfat, o özelliğin derecesi ne olursa olsun ana sonucun değişmediğini anlatır. Burada deep ve distant iki olası uç koşulu belirtir; bunlar ölçü sorusu değil, ödünleme koşullarıdır. no matter how ifadesinin tekrarı paralel bir yapı kurar ve derinlik ya da uzaklık bakımından hiçbir istisna olmadığını vurgular. Tam bir cümlede bu ödünleme ifadeleri, geçerliliğini koruyan bir sonuca bağlanır: No matter how tired you are, keep going.
Alıştırma
Cümleyi tekrarlanan no matter how yapısıyla tamamlayın: The guides will keep searching, ____ dark it gets, ____ cold the night becomes.
Cevabı göster
no matter how · no matter how
but in a very real sense, we define the ocean: paralel tersine çevirme
but, ilk iddiayı tersine çeviren geçişi başlatır. İlk bölümde The ocean özne, our planet nesnedir; sonra we özne, the ocean ise nesne olur. Roller ters çevrilirken define fiilinin tekrarlanması dengeli bir kapanış yaratır ve iki yönlü ilişkiyi akılda kalıcı kılar. İkinci bölümde define, 'sözlük tanımı vermek' değil, 'şekillendirmek ya da güçlü biçimde etkilemek' demektir. in a very real sense, bu tersine çevirmenin yalnızca bir söz oyunu olmadığını, insan eylemlerinin okyanus üzerinde somut etkileri bulunduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle iki yönlü etkiyi göstermek için aynı tür paralel tersine çevirmeyi kullanıyor?
- Technology shapes our choices because the word technology has several meanings.
- Technology shapes our choices, but in a very real sense, our choices shape technology.
- Technology shapes our choices, but many people use it every day.
Cevabı göster
Technology shapes our choices, but in a very real sense, our choices shape technology.