Bir pandemi ne zaman biter?: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, küresel bir solunum yolu pandemisinin sona erebileceği üç yolu karşılaştırıyor: kontrolsüz ve hızlı yayılma, aşılar geliştirilirken bulaşmayı yavaşlatma ve eş zamanlı, koordineli baskılama. Ardından geniş kapsamlı küresel koordinasyonla desteklenen aşılamanın neden genellikle en güvenilir strateji sayıldığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Let's reset the clock — Deyimler ve Mecazi İfadeler. Bu zaman metaforunun, açıklamanın önceki bir karar noktasına dönüp senaryoyu farklı varsayımlarla yeniden başlatacağını bildirdiğini anlayın. Sunumlarda veya anlatılarda bütün arka planı tekrarlamadan olayların alternatif bir seyrini karşılaştırmak için kullanabilirsiniz. 2. only to have a resurgence and return to physical distancing — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları. only to yapısının beklenmedik ve çoğunlukla olumsuz bir tersine dönüş sunduğunu kavrayın: şehirler salgını kontrol etmiş görünürken yeni bir yükseliş kısıtlamaları geri getirir. Bu kalıpla başlangıçtaki başarıyı veya niyeti, sonradan ortaya çıkan zıt sonuçla karşılaştırabilirsiniz. 3. That's why vaccination, assisted by as much global coordination as possible, is generally considered to be the winner. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik. Cümlenin önceki karşılaştırmayı açık bir sonuca dönüştürürken aşılamanın mümkün olduğunca fazla küresel koordinasyonla desteklenmesi gerektiği koşulunu koruduğuna dikkat edin. Bu retorik geçişi, yalnızca görüş bildirmek yerine kanıt ve muhakemeyi ölçülü bir öneriye bağlamak için kullanabilirsiniz.
Bu derste
Consider this unfortunately familiar scenario. Anlatım akışı
0:06Bu maalesef tanıdık senaryoyu bir düşünün.
Consider this ... scenario: analiz için bir durumu çerçevelemek
Burada Consider, “üzerinde düşünün” veya “hayal edin” anlamında bir emir kipidir; “bunu yapıp yapmamaya karar verin” anlamına gelmez. Dinleyiciyi önce durumu zihninde canlandırmaya yöneltir. Consider this ... scenario bilgiyi çerçeveleyen bir açılıştır: konuşmacı, sonraki açıklamada analiz etmek üzere önce bir durum sunar. Unfortunately familiar, durumun üzücü ama tanıdık olduğunu belirtirken scenario ele alınacak durumun tamamını ifade eder.
Alıştırma
Açılışı consider, this ve scenario sözcükleriyle tamamlayın: ____: the main bridge closes during rush hour.
Cevabı göster
Consider this scenario
respiratory virus infected humans for the first time.
0:13solunum yolu virüsü ilk defa insanlara bulaştı.
a highly infectious, sometimes deadly, respiratory virus: yoğunlaştırılmış niteleyiciler
Bu isim öbeğinde üç açıklama, temel isim olan virus sözcüğünden önce yoğunlaştırılmıştır. Highly infectious, virüsün enfeksiyonu kolayca yayabildiğini; sometimes deadly, her zaman değil ama bazı durumlarda ölüme yol açabildiğini; respiratory virus ise solunum sistemini etkileyen bir virüs olduğunu belirtir. Virgüller, sometimes deadly ifadesini araya eklenen bir açıklama olarak ayırır. Temel dil bilgisi birimi hâlâ a ... virus öbeğidir ve infected fiilinin öznesidir. Bu tür yoğunlaştırılmış nitelemeler bilim haberlerinde ve açıklayıcı yazılarda yaygındır.
Alıştırma
a highly infectious, sometimes deadly, respiratory virus ifadesinde hangi bilgiler yoğunlaştırılmıştır?
- Enfeksiyonu kolayca yayar, bazen ölüme yol açabilir ve solunum sistemini etkiler.
- Üç farklı virüs türünü ifade eder.
- Her zaman ölüme yol açar ve yalnızca solunum yoluyla yayılabilir.
Cevabı göster
Enfeksiyonu kolayca yayar, bazen ölüme yol açabilir ve solunum sistemini etkiler.
It then proliferated faster than public health measures could contain it. Notlar
0:18Ardından, halk sağlığı önlemlerinin kontrol altına alabileceğinden daha hızlı çoğaldı.
proliferated faster than ... could contain it: yayılma hızının kontrol kapasitesini aşması
Burada proliferated faster than ... could contain it, bir şeyin o kadar hızlı çoğaldığını veya yayıldığını ve müdahalenin buna yetişemediğini anlatır. Could, yalnızca geçmişteki bir olasılığı değil, halk sağlığı önlemlerinin yapabileceklerinin sınırını belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp A developed faster than B could respond şeklindedir. Değişen bir durumun hızını diğer tarafın onu yönetme kapasitesiyle karşılaştırır ve çoğu zaman durumun kontrol edilmesinin zorlaştığını ya da imkânsız hâle geldiğini ima eder.
Alıştırma
Orman yangınının ekiplerin kontrol kapasitesini aştığını belirten iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The wildfire spread ____ local crews could contain it.
Cevabı göster
faster than
public health measures: nüfus düzeyindeki halk sağlığı önlemleri
Bu cümlede public health measures, tüm nüfusun sağlığını korumayı ve bir sağlık tehdidini sınırlamayı amaçlayan düzenli eylemleri ifade eder. Hastalık takibi, test programları, aşılama kampanyaları, izolasyon veya karantina kuralları ve halka açık yerlerle ilgili düzenlemeler bunlara örnek olabilir. Burada measures, “ölçümler” değil, “alınan önlemler veya atılan adımlar” anlamındadır. İfade, kişisel sağlık tercihlerinden ziyade nüfus düzeyinde koordineli önleme ve kontrolü vurgular.
Alıştırma
Hangi durum en iyi public health measures olarak tanımlanır?
- Bir şehir ücretsiz aşılama merkezleri açar ve karantina kuralları koyar.
- Bir kişi egzersizden sonra daha fazla su içer.
- Bir hasta kırık kolu için ameliyat olur.
Cevabı göster
Bir şehir ücretsiz aşılama merkezleri açar ve karantina kuralları koyar.
meaning that it's spreading worldwide. Anlatım akışı
0:26bu da dünya çapında yayıldığı anlamına geliyor.
Dünya Sağlık Örgütü bir pandemi ilan etti
World Health Organization (Dünya Sağlık Örgütü, genellikle WHO olarak kısaltılır), cümlede adı geçen uluslararası halk sağlığı kuruluşudur. Burada has declared a pandemic, bu yetkili kurumun salgının pandemi düzeyine ulaştığını resmî olarak açıkladığı anlamına gelir. Declare burada yalnızca bir görüş belirtmek anlamına gelmez. Present perfect yapısındaki has declared, resmî açıklamanın zaten yapılmış olduğunu ve konuşulan mevcut durum açısından hâlâ önem taşıdığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede has declared a pandemic ne anlama geliyor?
- Yetkili bir sağlık kurumu, durumun pandemi olduğunu resmî olarak açıkladı.
- Kurum, bir hastalığın yayılabileceğine dair kişisel bir tahmin sundu.
- Kurum, bütün hastaların iyileştiğini açıkladı.
Cevabı göster
Yetkili bir sağlık kurumu, durumun pandemi olduğunu resmî olarak açıkladı.
Açıklayıcı bir ek olarak meaning that ...
Meaning that ... önceki ifadeye bağlanır ve bu ifadenin ne anlama geldiğini ya da neyi ima ettiğini açıklar. Burada pandemic etiketini daha açık bir bilgiye dönüştürür: hastalık dünya çapında yayılmaktadır. Dil bilgisi açısından meaning, önceki cümlenin tamamı hakkında açıklama yapan bir -ing sıfat-fiilidir. Bilgiyi önce ifade, sonra açıklama şeklinde düzenler; ayrı bir olay başlatmaz.
Alıştırma
Açıklamayı eklemek için meaning that kullanın: The museum is closed today, ____ we need to come back tomorrow.
Cevabı göster
meaning that
The death toll is starting to rise: ölü sayısı artmaya başlıyor
Death toll, belirli bir afet, çatışma, hastalık salgını veya başka bir ölümcül olay yüzünden hayatını kaybeden insanların sayısını belirten kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Buradaki toll, yol geçiş ücretini değil olayın insani bedelini ifade eder. Is starting to rise, yükseliş eğiliminin başlangıcını belirtir. Konuşmacı yalnızca bildirilen ölü sayısının zaten yüksek olduğunu değil, bu sayının şimdi artmaya başladığını söylüyor.
Alıştırma
Bu haber bağlamında "The death toll is starting to rise" ne anlama gelir?
- Ölü sayısı artmaya başlıyor.
- Yol geçiş ücretleri pahalanıyor.
- Yaralı sayısı azalmaya başlıyor.
Cevabı göster
Ölü sayısı artmaya başlıyor.
"everyone is asking the same question:" ile ana konuyu belirleyen bir çerçeve kurmak
Everyone is asking the same question kalıbı, yaygın bir kaygıyı ortak bir odakta toplar. Buradaki everyone, kapsamı genişleten retorik bir vurgudur; kelimesi kelimesine herkesin gerçekten bu soruyu sormuş olması gerekmez. İki nokta, asıl sorunun hemen ardından geleceğini bildirir: When will the pandemic end? Böylece dinleyici arka plan bilgilerinden konuşmacının ele alacağı temel meseleye yönelir.
Alıştırma
Bu cümlede "everyone is asking the same question:" ne işe yarar?
- Okuyucuları ortak bir soruya yönlendirir ve iki noktadan sonra asıl soruyu belirtir.
- Sorunun zaten yanıtlandığını gösterir.
- Bir odak seçmeden birbiriyle ilgisiz birkaç soruyu sıralar.
Cevabı göster
Okuyucuları ortak bir soruya yönlendirir ve iki noktadan sonra asıl soruyu belirtir.
The WHO will likely declare the pandemic over Kalıp ifadeler
0:37DSÖ büyük ihtimalle pandeminin bittiğini ilan edecek,
declare the pandemic over: pandeminin sona erdiğini resmen ilan etmek
declare the pandemic over ifadesinde declare, “resmî ve kamuya açık bir açıklama yapmak” anlamına gelir. Yapı declare + nesne + sıfat tümleci şeklindedir: the pandemic nesnedir; over ise resmen sona erdiği kabul edilen durumu belirtir. Will likely, cümleyi gelecekte yapılması muhtemel bir duyuruya ilişkin tahmin hâline getirir. DSÖ’nün bu duyuruyu zaten yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi declare + object + over yapısıyla tamamlayın: After the final inspection, the mayor declared the emergency ____.
Cevabı göster
over
once the infection is mostly contained Dilbilgisi
0:40enfeksiyon büyük ölçüde kontrol altına alındığında
and rates of transmission drop significantly throughout the world. Kelime
0:43ve bulaşma oranları dünya çapında önemli ölçüde düştüğünde.
once ... is contained and ... drop significantly: geleceğe yönelik iki koşul
Burada once, geleceğe yönelik bir zaman koşulu getirir. “Bu gerçekleştiğinde” veya “bu durum doğru olur olmaz” anlamına gelir; “bir kez” anlamında değildir. Ana cümledeki olayın, once yan cümlesindeki iki koşul da gerçekleştiğinde olması beklenir. Yan cümlede iki eş değer koşul bulunur: enfeksiyon büyük ölçüde kontrol altındadır ve bulaşma oranları önemli ölçüde düşer. Gelecek anlamı verirken İngilizcede once yan cümlesinde normalde geniş zaman (is, drop) kullanılır; ana cümlede ise will kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede once, gelecekteki bir sonuçtan önce karşılanması gereken koşulları doğal biçimde getirir?
- The bridge will reopen once for the repairs are complete and the safety checks pass.
- Once the repairs are complete and the safety checks pass, the bridge will reopen.
- Once the repairs will be complete and the safety checks will pass, the bridge will reopen.
Cevabı göster
Once the repairs are complete and the safety checks pass, the bridge will reopen.
rates of transmission drop significantly: bulaşma oranları önemli ölçüde düşer
“Rates of transmission”, bir hastalığın bir topluluk içinde ne kadar hızlı veya yaygın biçimde bulaştığını ölçen değerleri ifade eder. Burada “drop” geçişsiz bir fiildir; düşen şey oranların kendisidir. “Significantly”, küçük bir dalgalanmayı değil, büyük veya açıkça fark edilebilen bir düşüşü anlatır. Halk sağlığı raporlarında bu ifade, hastalığın yayılmasındaki değişimi anlatır. Tek başına kesin vaka sayısını belirtmez.
Alıştırma
Bir halk sağlığı raporunda “rates of transmission drop significantly” ne anlama gelir?
- Hastalığın adı her ülkede değiştirilir.
- Hastane sayısı biraz artar.
- Hastalığın yayılma oranları büyük ölçüde azalır.
Cevabı göster
Hastalığın yayılma oranları büyük ölçüde azalır.
depends on what global governments choose to do next.
0:49küresel hükümetlerin bundan sonra ne yapmayı seçeceğine bağlı.
Exactly when ... depends on what ...: tam olarak ne zaman olacağı neyin kararlaştırıldığına bağlıdır
“Exactly when that happens”, özne görevi gören gömülü bir wh yan cümlesidir. Belirsiz olan unsurun zamanlama olduğunu belirtir; “depends on” ise bu zamanlamanın başka bir etkene göre belirlendiğini anlatır. “What global governments choose to do next”, “on” edatının tamamlayıcısıdır. Bu da gömülü bir wh yan cümlesi olduğu için doğrudan soru dizilişi “what do governments choose?” yerine bildirme cümlesi dizilişi “what governments choose” kullanılır.
Alıştırma
Projenin bitiş zamanının ekibin kararına göre belirlendiğini hangi cümle doğru biçimde ifade eder?
- When the project ends depends on what the team decides.
- When does the project end depends on what the team decides.
- When the project ends depends on what does the team decide.
Cevabı göster
When the project ends depends on what the team decides.
They have three main options: ile gelecek listeyi haber verme
They have three main options: dinleyiciye sıradaki bilginin nasıl düzenleneceğini gösterir. Burada They farklı ülkelerin hükümetlerini ifade eder, three madde sayısını verir ve iki nokta, üç seçeneğin hemen ardından geleceğini belirtir. Bu “önce sayı ve kategori, sonra liste” kalıbı, ayrıntılardan önce dinleyiciye genel bir harita sunar. Main, konuşmacının en önemli seçenekleri grupladığını gösterir; başka hiçbir seçeneğin bulunmadığını kesin olarak ileri sürmez.
Alıştırma
Hangi cümle, ardından bir seçenekler listesi geleceğini en açık biçimde haber verir?
- The bridge has already been repaired.
- We have two practical options: repair the bridge or replace it.
- We considered the problem carefully.
Cevabı göster
We have two practical options: repair the bridge or replace it.
race through it: pandeminin hızla yayılmasına izin vermek
Bu strateji etiketinde race through it, hızı temel alan bir mecazdır. Yayılmayı etkin biçimde yavaşlatmak yerine hızla ilerlemesine izin vererek pandemiyi çabucak atlatmak anlamına gelir; it, pandemiyi veya onun yayılma sürecini anlatır. Gerçek anlamda bir yarıştan söz edilmez. Daha genel olarak race through something, zor bir süreci yüksek hızla aşılması gereken bir şey gibi sunabilir; bu hızın ne anlama geldiğini bağlam belirler.
Alıştırma
Bu strateji etiketinde race through it ne anlama gelir?
- Bir aşıyı mümkün olduğunca hızlı geliştirip dağıtmak.
- Pandemiyi etkin biçimde bastırmak yerine hızla yayılmasına izin vermek.
- Pandemi devam ederken gerçek bir yarış düzenlemek.
Cevabı göster
Pandemiyi etkin biçimde bastırmak yerine hızla yayılmasına izin vermek.
race through it ... delay and vaccinate ... coordinate and crush: paralel strateji etiketleri
Bu ifade üç stratejiyi üç paralel fiil öbeğiyle özetler: race through it; delay and vaccinate; ya da coordinate and crush. Her öbek tam bir açıklama değil, kısa bir etiket görevi görür; or ise son seçeneği belirtir. Paralel eylem fiilleri ritim yaratır ve dinleyiciye sonraki açıklama için üç bölümlü bir yol haritası sunar. Race through it ve crush burada canlı mecazlardır: gerçek bir yarışı ya da bir şeyi fiziksel olarak ezmeyi değil, bir salgına karşı yaklaşım biçimlerini adlandırırlar.
Alıştırma
Bu üç ifadenin temel düzenleme işlevi nedir?
- Bir kişinin altı eylemi aynı anda yapması gerektiğini söylerler.
- Daha sonra açıklanacak stratejiler için kısa ve paralel üç etiket sunarlar.
- Üç olayı gerçekleşme sırasına göre aktarırlar.
Cevabı göster
Daha sonra açıklanacak stratejiler için kısa ve paralel üç etiket sunarlar.
coordinate and crush: koordinasyon ve güçlü biçimde bastırma
Coordinate and crush, iki politika eylemini kısa bir strateji etiketinde birleştirir. Coordinate, hükümetlerin, kurumların veya toplulukların eylemlerini uyumlu hâle getirmesi demektir; crush ise bulaşmayı çok düşük bir düzeye indirmeyi güçlü bir mecazla anlatır. Crush fiilinden sonraki nesne, bağlamdan anlaşıldığı için düşürülmüştür: virüs, salgın veya onun yayılması. Crush, bir virüsü fiziksel olarak ezmek anlamına gelmez; bastırma eylemini kararlı ve güçlü gösterir.
Alıştırma
Coordinate and crush burada hangi stratejiyi anlatıyor?
- Her grubun iletişim kurmadan ayrı ayrı hareket etmesine izin vermek.
- Tıbbi ekipmanları fiziksel olarak yok etmek.
- Gruplar arasında birlikte hareket edip bulaşmayı güçlü biçimde bastırmak.
Cevabı göster
Gruplar arasında birlikte hareket edip bulaşmayı güçlü biçimde bastırmak.
and it may not be the one you think: cevabı açıklamayı ertelemek
The one, daha önce sözü edilen seçeneklerden birini ifade eder. you think ifadesinden sonra, bağlamdan anlaşılabilen bölüm söylenmez; tam anlam the one you think is best şeklindedir. May not, bunun böyle olmama ihtimalini belirtir; yani konuşmacı dinleyicinin kesinlikle yanıldığını söylemez. Bu yan cümle beklentiyi tersine çevirir ve cevabın açıklanmasını erteler. En iyi seçeneği henüz söylemeden dinleyicinin olası tahminini sorgular, önceki seçenek listesini sonraki açıklamaya bağlar ve dinlemeye devam etme isteği uyandırır.
Alıştırma
Bu cümlede and it may not be the one you think ifadesinin temel işlevi nedir?
- Dinleyicinin en iyi seçeneği zaten seçtiğini doğrulamak
- Dinleyicinin beklentisini sorgulamak ve cevabı açıklamayı ertelemek
- Konuşmacının mevcut seçenekleri hatırlayamadığını söylemek
Cevabı göster
Dinleyicinin beklentisini sorgulamak ve cevabı açıklamayı ertelemek
governments and communities do nothing to halt the spread Kalıp ifadeler
1:06hükümetler ve topluluklar yayılmayı durdurmak için hiçbir şey yapmazlar
do nothing to halt the spread: yayılmayı durdurmak için hiçbir şey yapmamak
do nothing to halt the spread ifadesinde halt the spread, “bir şeyin yayılmaya devam etmesini durdurmak” anlamına gelir. Halt oldukça resmî ve güçlü bir fiildir; the spread ise hastalık, yangın, söylenti veya benzer bir tehdidin daha fazla yere ya da insana ulaşma sürecini adlandıran bir isim öbeğidir. do nothing to + fiil kalıbı, bu hedef için hiçbir eylemde bulunulmadığını gösterir. Burada yayılmayı durduracak hiçbir önlem alınmadığı söylenir; önlemlerin denenip başarısız olduğu söylenmez.
Alıştırma
Cümleyi “daha fazla yayılmayı durdurmak” anlamındaki hedef resmî eşdizimle tamamlayın: Health officials acted quickly to ____ of the virus.
Cevabı göster
halt the spread
and instead allow people to be exposed as quickly as possible. Dilbilgisi
1:09ve bunun yerine insanların mümkün olan en kısa sürede maruz kalmasına izin verirler.
In the first: listelenmiş ilk seçeneğe gönderme
The first, option, strategy veya case gibi bir ismin bağlamdan anlaşıldığı bir isim öbeğidir. Numaralandırılmış seçenekler daha önce tanıtıldığı için burada In the first, In the first option anlamına gelir; ismin tekrarlanması gerekmez. Bu başlangıç, konuşmacının birinci maddeyi açıklamaya geçtiğini dinleyiciye bildirir. Önceki listeyi ardından gelen ayrıntılara bağlayarak bilgiyi düzenler.
Alıştırma
in the second ile paralel olan ve first içeren iki kelimelik ifadeyi yazın: The committee is considering two plans. In ____, costs fall immediately; in the second, they fall next year.
Cevabı göster
the first
allow people to be exposed as quickly as possible: insanların olabildiğince çabuk maruz kalmasına izin vermek
Allow people to be exposed, allow + nesne + to be + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. People maruz kalmayı yaşayan taraftır; bu nedenle to be exposed edilgen bir mastardır. Bu halk sağlığı bağlamında be exposed, “bir virüsle veya enfeksiyon riskiyle temas etmek” anlamına gelir; “kamuya ifşa edilmek” anlamına gelmez. As quickly as possible, maruz kalmanın hızını niteler ve “koşulların izin verdiği en yüksek hızla” anlamına gelir. İfadenin tamamı hızlı maruz kalmayı, insanların etkin biçimde yaptığı bir eylem olarak değil, bir politikanın izin verdiği veya insanları savunmasız bıraktığı bir durum olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi “temas etmek” anlamındaki edilgen mastar öbeğiyle tamamlayın: Poor ventilation can allow workers ____ harmful fumes.
Cevabı göster
to be exposed to
Without time to study...: gerekli bir koşulun eksikliği
Without time to study the virus, virüsü incelemek için kullanılabilecek zaman bulunmadığını anlatan bir edat öbeğidir. Without, time isim öbeğini alır; to study the virus ise bu zamanın ne için gerekli olduğunu açıklar. Ana cümleden önce kullanıldığında, eksik olan bu koşulu sonrasında anlatılan durumun nedeni veya arka planı olarak sunar. because the doctors had no time to study the virus gibi bir yan cümlenin daha kısa bir alternatifidir.
Alıştırma
Cümleyi, “ekibin donanımı test edecek zamanı olmadığı için” anlamına gelen tam without + time + mastar girişiyle tamamlayın: ____, the crew began the experiment anyway.
Cevabı göster
Without time to test the equipment
doctors know little about how to save their patients, Dilbilgisi
1:14doktorlar hastalarını nasıl kurtaracakları hakkında çok az şey bilir
know little about how to...: neredeyse hiç uygulama bilgisi olmaması
doctors know little about how to save their patients cümlesinde little olumsuz yönelimli bir miktar ifadesidir: doktorların yöntem hakkında neredeyse hiç bilgisi yoktur. Yalnızca bir şeyin “küçük” olduğunu anlatmaz ve bilgi miktarını tarafsız biçimde az olarak sunmaz. How to save their patients, how + mastar yapısında iç içe bir soru ifadesidir. Bilmedikleri yöntem veya işlemi adlandırır; bu nedenle know little about how to + fiilin yalın hâli kalıbı, nasıl hareket edileceğine dair yetersiz bilgiyi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle Maya’nın dosyaları nasıl geri yükleyeceği konusunda neredeyse hiç bilgisi olmadığını anlatır?
- Maya knows a little about how to restore the files.
- Maya knows little about how to restore the files.
- Maya knows a few ways to restore the files.
Cevabı göster
Maya knows little about how to restore the files.
and hospitals reach peak capacity almost immediately. Kalıp ifadeler
1:17ve hastaneler neredeyse anında tam kapasiteye ulaşır.
reach peak capacity: işlenebilir en yüksek kapasiteye ulaşmak
hospitals reach peak capacity ifadesinde reach bir düzeye ulaşmak, peak capacity ise hastanelerin o anda kabul edebileceği en yüksek hasta sayısı veya karşılayabileceği en yüksek talep miktarı demektir. Dolayısıyla ifade, hastanelerin tamamen dolduğunu anlatır; bir dağın zirvesine ulaşmaktan söz etmez. reach peak capacity kalıbı hastane, ağ, fabrika veya toplu taşıma gibi kapasitesi sınırlı herhangi bir sistemin talep karşısında işleyebileceği en yüksek yüke ulaşmasını anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi reach peak capacity ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the holiday rush, the hotel ____ and could not accept any more guests.
Cevabı göster
reached peak capacity
of millions to hundreds of millions of people die,
1:22yüz milyonlarca insan arasında bir yerde ölür,
somewhere in the range of X to Y: yaklaşık bir aralık vermek
Somewhere in the range of X to Y, alt ve üst sınırı olan bir tahmin sunar. Burada X milyonlar, Y ise yüz milyonlar olduğundan konuşmacı bilinçli olarak çok geniş ve belirsiz bir aralık verir. Bu kalıpta somewhere bir yeri belirtmez. Sayısal iddiayı yumuşatır: gerçek değerin belirtilen aralıkta olduğu düşünülür, ancak aralığın tam olarak neresinde olduğu bilinmez.
Alıştırma
Cümleyi yaklaşık bir aralığı belirten hedef ifadeyle tamamlayın: Attendance will be ____ two to three thousand people.
Cevabı göster
somewhere in the range of
either from the virus or the collapse of healthcare systems. Notlar
1:26ya virüsten ya da sağlık sistemlerinin çökmesinden.
either from A or B: iki olası kaynak veya neden
Either...or... iki alternatif sunar. Burada iki alternatif de olası kaynakları veya nedenleri gösterir: from the virus ve from the collapse of healthcare systems. from edatı yalnızca ilk isim öbeğinin önünde yazılır, ancak her iki öbeği de etkiler. Özellikle alternatifler uzunsa either from A or from B biçiminde from tekrar edilebilir; iki tarafın dil bilgisi yapısı paralel olmalıdır.
Alıştırma
from sözcüğünü yalnızca bir kez kullanarak either from A or B yapısını tamamlayın: The outage could result ____ a power failure ____ a software error.
Cevabı göster
either from · or
the collapse of healthcare systems: sistem çapında işlev kaybı
the collapse of healthcare systems ifadesinde collapse mecaz anlamdadır: sağlık hizmetleri ve kurumları, temel bakımı artık güvenilir biçimde sağlayamayacak kadar ağır şekilde işlevsiz kalır. Hastane binalarının fiziksel olarak yıkıldığı anlamına gelmez. Bu ifade geniş kapsamlıdır ve sistem düzeyindeki bir sorunu anlatır. Tek bir hastanenin kalabalık olmasından veya bir hizmetin kısa süreli kesintiye uğramasından çok daha güçlüdür.
Alıştırma
Hangi durum the collapse of a healthcare system ifadesine en iyi uyar?
- Bir hastane rutin bakım için bir girişini kapatıyor.
- Bir kliniğin bekleme salonu bir öğleden sonra boyunca kalabalık oluyor.
- Bir ülkenin hastaneleri, acil servisleri ve tıbbi malzeme ağları artık temel sağlık hizmeti sağlayamıyor.
Cevabı göster
Bir ülkenin hastaneleri, acil servisleri ve tıbbi malzeme ağları artık temel sağlık hizmeti sağlayamıyor.
the majority of people have been infected: grup oranı ve edilgen present perfect
The majority of people, “insanların yarısından fazlası” anlamına gelir. the majority of + çoğul sayılabilen isim yapısında fiil genellikle of'tan sonraki çoğul isimle uyum gösterir; bu nedenle people ile have kullanılır. Have been infected, edilgen present perfect yapısıdır: have + been + geçmiş zaman ortacı. Enfeksiyonu insanların başına gelen bir olay olarak sunar ve sonucu referans alınan zamana kadar birikmiş olarak gösterir; her kişinin tam olarak ne zaman enfekte olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümlede the majority of + çoğul isim ve edilgen present perfect yapısı doğru kullanılmıştır?
- The majority of residents are been vaccinated.
- The majority of residents have vaccinated.
- The majority of residents have been vaccinated.
Cevabı göster
The majority of residents have been vaccinated.
and either perished or survived by building up their immune responses. Dilbilgisi
1:32ve ya ölmüş ya da bağışıklık tepkilerini geliştirerek hayatta kalmıştır.
either perished or survived by...: alternatif sonuçlar ve hayatta kalma yöntemi
Either perished or survived, either...or... yapısıyla iki alternatif sonuç sunar. Birbirine bağlanan perished ve survived, paralel kullanılan geçmiş zaman fiilleridir. By building up their immune responses, survived fiilini niteler ve hayatta kalmanın nasıl gerçekleştiğini açıklar. By + -ing bir yöntemi belirtir; build up ise bir şeyi tek seferde değil, zamanla geliştirmek veya güçlendirmek anlamına gelir. Perished, died anlamına gelir. Burada iki olası sonuçtan birini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede iki sonuç için either...or... ve ikinci sonucu sağlayan yöntem için by + -ing doğru kullanılmıştır?
- The plants either perished or survived by growing deeper roots.
- The plants either perished and survived by growing deeper roots.
- The plants either perished or survived by grow deeper roots.
Cevabı göster
The plants either perished or survived by growing deeper roots.
herd immunity kicks in: toplum düzeyindeki koruma işlemeye başlar
Sürü bağışıklığı, yeterli sayıda insan bağışıklık kazandığında virüsün duyarlı bir kişiden diğerine geçmesinin çok daha zor hâle geldiği toplum düzeyindeki etkidir. Bulaşmayı azaltır ve bağışıklığı olmayan kişileri dolaylı olarak korur; herkesin bağışıklık kazandığı veya artık hiçbir enfeksiyonun meydana gelemeyeceği anlamına gelmez. kicks in ifadesindeki kick in, “çalışmaya veya etkisini göstermeye başlamak” anlamındadır. Burada, toplum düzeyindeki bu koruyucu etkinin belirli bir seviyede önem kazanmaya başladığı söylenir. Fiziksel olarak bir şeyi tekmelemekten söz edilmez.
Alıştırma
Cümleyi “etkisini göstermeye başlamak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The new safety rules will ____ next month.
Cevabı göster
kick in
can no longer find...: önceki bir yetenek artık yok
Can no longer + fiilin yalın hâli, önceden var olan bir yetenek veya olasılığın artık var olmadığını belirtir. No longer, yardımcı fiil can ile ana fiilin arasına gelir: can no longer find. Buradaki new hosts, virüsün enfekte edebileceği yeni canlıları veya insanları, yani yeni konakları ifade eder. Bu nedenle yan cümle, virüsün artık duyarlı konaklar bulmayı sürdüremediği bir duruma ulaştığını söyler; host burada etkinlik sunucusu veya misafir ağırlayan kişi anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi önceden var olan bir yeteneğin artık bulunmadığını gösteren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the update, this printer can ____ connect to the network.
Cevabı göster
no longer
so the pandemic fizzles out a short time after it began. Öbek fiiller
1:44böylece pandemi başladıktan kısa bir süre sonra sönümlenir.
the pandemic fizzles out: pandeminin giderek etkisini yitirmesi
Fizzle out, bir şeyin gücünü, etkinliğini veya ilgi çekiciliğini giderek kaybedip sonunda bitmesi demektir. Bu cümlede pandemi belirli bir anda aniden durmaz; yayılma gücü zayıflar ve sonra ortadan kalkar. Bu öbek fiil genellikle bir şeyin başlangıçta ivmesi olduğunu, ancak bunu sürdüremediğini anlatır. Bir salgın, kampanya, plan, konuşma veya heyecan için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi fizzle out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The online trend was popular for a week, then it ____.
Cevabı göster
fizzled out
to create herd immunity without such a high cost of life. Kalıp ifadeler
1:50sürü bağışıklığı yaratmanın başka bir yolu var.
without such a high cost of life: çok sayıda insanın ölümünü önlemek
Bu cümlede without, alternatif yolun kaçındığı zararlı sonucu belirtir. Such a high cost of life, insan ölümleriyle ödenen benzer derecede büyük bir bedel demektir; yani sürü bağışıklığının bu kadar çok insan ölmeden oluşturulabileceği söylenmektedir. Burada cost mecazidir: parasal bir fiyatı değil, fedakârlığı veya zararlı sonucu ifade eder. Such, daha önce belirtilmiş ya da bağlamdan anlaşılan yüksek bir düzeye işaret eder.
Alıştırma
Asıl cümlede “without such a high cost of life” ne anlama gelir?
- İnsanların yaşam süresini kısaltmadan
- Günlük yaşam giderlerini bu kadar yükseltmeden
- Bu kadar çok insanın ölümüne yol açmadan
Cevabı göster
Bu kadar çok insanın ölümüne yol açmadan
Let's reset the clock: zaman çizelgesinde daha önceki bir noktaya dönmek
Burada Let's reset the clock, zaman çizelgesine dayalı bir mecazdır. Konuşmacı, dinleyiciden tartışmayı belirli bir önceki ana götürmesini ve olayları o noktadan itibaren yeniden değerlendirmesini ister; gerçek bir saat ayarlanmamaktadır. Let's reset the clock to + zaman veya olay kalıbı, anlatı ya da analizde zaman çizelgesinin değiştiğini açıkça gösterir. Tarihi gözden geçirirken veya daha erken bir noktadan itibaren neler olabileceğini yeniden düşünürken kullanışlıdır.
Alıştırma
Bu cümlede Let's reset the clock dinleyiciden ne yapmasını istiyor?
- Geri sayımın sıfıra ulaşmasını beklemek.
- Gerçek bir saatin gösterdiği zamanı değiştirmek.
- Tartışmada daha önceki bir ana dönmek ve olayları o noktadan itibaren değerlendirmek.
Cevabı göster
Tartışmada daha önceki bir ana dönmek ve olayları o noktadan itibaren değerlendirmek.
slow the spread of the virus: bulaşma hızını azaltmak
Burada slow geçişli bir fiildir ve nesnesi the spread of the virus isim öbeğidir. İfade, virüsün kendisini fiziksel olarak daha yavaş hareket ettirmek değil, virüsün bulaşma hızını veya yayıldığı alanı azaltmak anlamına gelir. Aktarılabilir slow the spread of + isim kalıbı; hastalık, yangın, söylenti veya yanlış bilgi gibi bir nüfus ya da bölge içinde yayılan veya dolaşan şeylerle kullanılır.
Alıştırma
Bu bağlamda slow the spread of the virus ne anlama geliyor?
- Virüsün bulaşma hızını veya yayıldığı alanı azaltmak.
- Hiçbir bulaşma gerçekleşmeyeceğini garanti etmek.
- Her virüs parçacığının fiziksel olarak daha düşük hızla hareket etmesini sağlamak.
Cevabı göster
Virüsün bulaşma hızını veya yayıldığı alanı azaltmak.
to give research facilities time to produce a vaccine. Dilbilgisi
2:04araştırma tesislerine aşı üretmeleri için zaman kazandırmak amacıyla.
to give research facilities time to produce a vaccine: amaç ve give someone time to do kalıbı
to give research facilities time to produce a vaccine ile başlayan mastar yan cümlesi, yayılmayı yavaşlatmanın amacını belirtir; yani bu eylemle neyin başarılmak istendiğini açıklar. Kullanılabilir kalıp do something to give someone time to do something şeklindedir. Give burada zamanı fiziksel olarak birine vermek anlamına gelmez; kişi veya grubun sonraki eylemi tamamlaması için yeterli zamanı kullanılabilir hâle getirmek demektir.
Alıştırma
Hangi cümle amaç belirtmek için give someone time to do something kalıbını doğru kullanır?
- We moved the deadline for giving the team time review the report.
- We moved the deadline to give time the team review the report.
- We moved the deadline to give the team time to review the report.
Cevabı göster
We moved the deadline to give the team time to review the report.
that may include widespread testing to identify carriers, Kelime
2:10taşıyıcıları belirlemek için yaygın testler yapmak,
buy this crucial time: harekete geçmek için geçici süre kazanmak
Buy this crucial time ifadesinde buy mecaz anlamda kullanılır: taktikler değerli bir gecikme veya hareket alanı yaratır. Gerçekte para karşılığında zaman satın alınmaz. This crucial time, önceki düşüncede aşı araştırması için gereken zamanı ifade eder. Genel olarak buy time, bir sorunun, son tarihin veya tehlikenin hemen gündeme gelmesini geçici olarak engelleyerek birine hazırlanma ya da harekete geçme fırsatı vermek demektir.
Alıştırma
Hangi cümlede buy time, harekete geçmek için geçici bir zaman aralığı yaratma anlamında mecaz olarak kullanılmıştır?
- The emergency battery will buy us time until the generator starts.
- The express train will save us time on the journey.
- The office will buy a new clock for the meeting room.
Cevabı göster
The emergency battery will buy us time until the generator starts.
widespread testing to identify carriers: taşıyıcıları belirlemek için geniş çaplı testler
“Widespread testing”, geniş bir nüfus veya bölgede test yapılması anlamına gelir; mutlaka herkesin test edilmesi demek değildir. Amaç bildiren “to identify carriers” mastar yapısı, testlerin amacının patojeni taşıyan kişileri bulmak olduğunu gösterir. Bu halk sağlığı bağlamında “carriers”, hastalığa yol açan bir mikroorganizmayı taşıyan ve bunu yayabilecek kişileri ifade eder. Bu kişilerin belirtileri olabilir de olmayabilir de.
Alıştırma
Bu cümlede “widespread testing to identify carriers” ne anlama gelir?
- Kaç yolcu taşıdıklarını görmek için taşıma şirketlerini test etmek.
- Patojeni taşıyan kişileri bulmak için geniş bir nüfusa test yapmak.
- Yalnızca zaten belirgin belirtileri olan kişilere test yapmak.
Cevabı göster
Patojeni taşıyan kişileri bulmak için geniş bir nüfusa test yapmak.
quarantining the infected ... people they've interacted with: enfekte kişileri ve temaslılarını karantinaya almak
Bu -ing öbeği bir kontrol önlemini ifade eder: Enfekte kişileri ve onların temas ettiği kişileri diğer insanlardan ayırmak. Bu halk sağlığı bağlamında “interacted with”, bulaşma açısından önemli olabilecek bir temas yaşamak anlamına gelir. “The infected”, enfekte kişilerden oluşan bir grubu belirtmek için the + sıfat kalıbını kullanır. “People they've interacted with” ifadesinde they've, they have kısaltmasıdır; with sözcüğünün nesnesi olan whom/that ilgi zamiri düşürülmüştür, bu yüzden with doğal olarak sonda kalır.
Alıştırma
Bu bağlamda “quarantining the infected, and people they've interacted with” ne anlama gelir?
- Bulaşmayı azaltmak için enfekte kişileri ve ilgili temaslılarını ayırmak.
- Yalnızca enfekte kişilerle konuşan ulaşım çalışanlarını ayırmak.
- Patojeni çevrim içi etkileşim kuran kişilerden ayrı tutmak.
Cevabı göster
Bulaşmayı azaltmak için enfekte kişileri ve ilgili temaslılarını ayırmak.
physical distancing: duygusal değil, fiziksel mesafe
Physical distancing, enfeksiyonun yakın mesafeden yayılma olasılığını azaltmak için insanlar arasında yeterli fiziksel alan bırakmayı anlatan bir halk sağlığı terimidir. Buradaki physical, insanların birbirlerine karşı hislerini değil, bedenlerinin bulunduğu yeri anlatır. İnsanlar physical distancing uygularken konuşmaya, birbirlerini önemsemeye ve iletişimde kalmaya devam edebilir.
Alıştırma
Halk sağlığı bağlamında physical distancing ifadesinin doğru yorumu hangisidir?
- İnsanlar birbirlerini önemsemeyi bırakır.
- İnsanlar bedenleri arasında fiziksel mesafe bırakır ama sosyal bağlarını sürdürebilir.
- İnsanlar başkalarıyla tüm iletişimi keser.
Cevabı göster
İnsanlar bedenleri arasında fiziksel mesafe bırakır ama sosyal bağlarını sürdürebilir.
Even with ... in place: mevcut önlemlere rağmen gerçekleşen sonuç
Even with bir ödünleme ilişkisi kurar: bir sorunu önlemesi beklenebilecek bir koşulun varlığını kabul eder, ardından gelen ana cümledeki sonucun yine de gerçekleştiğini gösterir. these measures in place ifadesinde in place, önlemlerin zaten oluşturulduğu, uygulandığı veya işler durumda olduğu anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp Even with + noun phrase + in place, + beklenmeyen ya da bir sınırlama gösteren sonuç biçimindedir; bir şeyin fiziksel olarak belirli bir yerde bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi Even with + noun phrase + in place kalıbıyla tamamlayın: ____ strict safety rules ____, accidents can still happen.
Cevabı göster
Even with · in place
causing up to ...: sonuç ve üst sınır
causing... biçimindeki -ing yapısı, önceki olayın sonucunu ekler: virüs yayıldıkça bu yayılma ölümlere neden olur. Yapının örtük öznesi the virus’tür ve causing ayrı bir ana fiil değildir. Bir sayıdan önce kullanılan up to üst sınırı belirtir. Up to hundreds of thousands, sayının daha düşük olabileceği ancak yüz binlere ulaşabileceği anlamına gelir; en yüksek sayıya kesinlikle ulaşıldığını söylemez.
Alıştırma
“A software error slowed the network, causing up to two hours of disruption,” cümlesinin son kısmı neyi gösterir?
- Yavaşlamanın amacını verir ve sürenin tam iki saat olacağını garanti eder.
- Yavaşlamanın sonucunu verir ve olası azami süreyi belirtir.
- Daha önceki bir nedeni verir ve asgari süreyi belirtir.
Cevabı göster
Yavaşlamanın sonucunu verir ve olası azami süreyi belirtir.
Some cities get the outbreak under control Kalıp ifadeler
2:28Bazı şehirler salgını kontrol altına alır
get the outbreak under control: bir durumu kontrol altına almak
Get + nesne + under control, nesneyi yönetilebilir bir duruma getirmek anlamına gelir. Burada bazı şehirler etkili önlemler alarak salgının kontrolsüz biçimde yayılmasını durdurur. Under control fiziksel bir konumu değil, bir durumu anlatır. Bu yapı an outbreak, a fire, a leak, a situation veya costs gibi tehlikeli ya da yönetilmesi zor şeylerle doğal biçimde kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, tehlikeli bir durumdan kontrollü bir duruma başarılı geçişi en açık biçimde vurgular?
- The crew tried to control the leak after an hour.
- The crew had the leak under control throughout the inspection.
- The crew got the leak under control after an hour.
Cevabı göster
The crew got the leak under control after an hour.
go back to business as usual: olağan işleyişe dönmek
Go back to business as usual, bir kesinti veya olağan dışı dönemden sonra normal faaliyetlere ya da işleyişe dönmek demektir. Bu ifadede business, mutlaka ticaret değil, düzenli faaliyet veya olağan işleyiş anlamına gelir. Go back to sözleri önceki düzene dönüşü gösterir. Bu ifade bir şehrin, okulun, ofisin veya başka bir grubun olağan çalışma biçimine dönmesini anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, ekibin kesintiden sonra normal faaliyetlerine döndüğünü belirtir?
- After the network outage, the support team wrote a new business plan.
- After the network outage, the support team moved to a different office.
- After the network outage, the support team went back to business as usual.
Cevabı göster
After the network outage, the support team went back to business as usual.
and return to physical distancing when a new case passes through. Öbek fiiller
2:34ve fiziksel mesafeye geri dönerler.
only to have ... and return: beklenmedik bir sonuç
Only to + fiilin yalın hâli, önceki bir eylem veya durumun ardından gelir ve sonrasında olanları beklenmedik, çoğu zaman da hayal kırıklığı yaratan bir sonuç olarak sunar. Yalnızca bir amaç bildirmek yerine ama sonra anlamı taşır. Burada normal faaliyetler yeniden başladıktan sonra bir artış yaşanmış ve durum fiziksel mesafe uygulamasına geri dönmüştür. Yapı, artışı birinin amacı olarak göstermek yerine bu tersine dönüşü vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede only to beklenmedik ve hayal kırıklığı yaratan bir sonucu tanıtır?
- She rushed to the station, only to find that the last train had left.
- She rushed to the station because the last train was about to leave.
- She rushed to the station in order to catch the last train.
Cevabı göster
She rushed to the station, only to find that the last train had left.
case passes through: bir vakanın bölgeden geçmesi
Bu halk sağlığı bağlamında case, bildirilmiş bir enfeksiyon vakasıdır ve çoğu zaman enfekte kişiyi temsil eder. Passes through, bu kişinin söz konusu bölgeye girip bölgenin içinden geçtiğini, genellikle uzun süre kalmadığını anlatır. Buradaki pass hareket bildirir; “sınavı geçmek” anlamında değildir. Through, bir yere girip o yerin içinden geçme anlamını ekler.
Alıştırma
Vurgulanan fiil ifadesinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Every summer, thousands of hikers ____ the village on their way north.
Cevabı göster
pass through
become widely and hopefully freely available, Kalıp ifadeler
2:42dünya çapındaki bir çaba sayesinde
Within the next several years: gelecekteki bir zaman sınırı
Within the next several years, şu andan başlayıp önümüzdeki birkaç yıllık dönemin sonuna kadar herhangi bir zamanda demektir. Within üst zaman sınırını belirtir; bu nedenle olay daha erken gerçekleşebilir ve tam olarak birkaç yıl sonra anlamına gelmez. Cümlenin başındaki bu zaman ifadesi, bütün tahminin zaman çerçevesini belirler. Kesin tarih bilinmediğinde tahminlerde, planlarda ve takvimlerde yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Bir rapor, köprünün önümüzdeki beş yıllık dönem sona ermeden önce bir noktada tamamlanacağını öngörüyor. Hangi cümle bu anlamı verir?
- The bridge will be completed exactly five years from now.
- The bridge will be completed for the next five years.
- The bridge will be completed within the next five years.
Cevabı göster
The bridge will be completed within the next five years.
become widely and hopefully freely available: geniş çapta ve umarız ücretsiz olarak erişilebilir hâle gelmek
Become available, elde edilemeyen veya kullanılamayan bir şeyin elde edilebilir ya da kullanılabilir hâle gelmesini anlatır. Widely, kapsamın geniş olduğunu ekler: aşıları birçok kişi veya birçok yerdeki insanlar elde edebilir. Burada available erişilebilirliği anlatır; bir kişinin boş vakti olmasını değil. Hopefully konuşanın dileğini ifade eder. Özellikle freely available durumunu garanti edilmiş bir gerçek değil, gerçekleşmesi umulan bir sonuç olarak sunar. Bu bağlamda freely, ücretsiz veya önemli bir kısıtlama olmadan erişimi düşündürür; ancak ifade fiyat konusunda belirsiz kalabilir.
Alıştırma
Bu cümlede become widely and hopefully freely available ifadesi büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Aşılar nereye gideceklerine kendileri karar vermekte özgürdür.
- Aşılar birçok kişi tarafından elde edilebilir hâle gelir ve konuşan kişi erişimin ücretsiz veya kısıtlamasız olmasını umar.
- Aşıların her yerde kesinlikle ücretsiz olacağı zaten garanti edilmiştir.
Cevabı göster
Aşılar birçok kişi tarafından elde edilebilir hâle gelir ve konuşan kişi erişimin ücretsiz veya kısıtlamasız olmasını umar.
thanks to a worldwide effort. Kalıp ifadeler
2:46yaygın olarak ve umulur ki ücretsiz olarak bulunur hale gelir.
thanks to a worldwide effort: dünya çapındaki bir çaba sayesinde
Thanks to + isim öbeği, bir sonucun nedenini belirtirken genellikle o nedene paye verir. Bu nedenle a worldwide effort, önceki olumlu sonucu mümkün kılan etken olarak sunulur. Burada thanks to bir edat öbeğidir; birine teşekkür etmenin tam bir ifadesi değildir. “Ne sayesinde veya ne yüzünden?” sorusunu yanıtlar ve daha önce belirtilen sonuca bağlanır.
Alıştırma
Cümleyi “sonucunda ve payesini vererek” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The festival ran smoothly ____ the volunteers' careful planning.
Cevabı göster
thanks to
Once 40 to 90% of the population has received it, Dilbilgisi
2:48Nüfusun %40 ila %90'ı bunu aldığında,
Once ... has received it: tamamlanmış bir eşiği belirtmek
Once, zaman bildiren ve aynı zamanda koşul işlevi gören bir yan cümle başlatır: belirtilen aşılama düzeyine ulaşıldığında sonraki sonuç gerçekleşebilir. Yüzde, yalnızca bir tarih olarak değil, ulaşılması gereken bir eşik olarak sunulur. Has received, present perfect yapısındadır. Bu yapı, eşik noktasından geriye bakar ve o zamana kadar tamamlanan aşılamayı vurgular. Burada it aşıyı ifade eder; dolayısıyla has received it, kişinin aşıyı olmuş olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Sonuçtan önce tamamlanması gereken gelecekteki bir koşulu once ile doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Once enough households will have signed up, the service can launch.
- Once enough households signing up, the service can launch.
- Once enough households have signed up, the service can launch.
Cevabı göster
Once enough households have signed up, the service can launch.
the precise amount varying based on the virus, Dilbilgisi
2:52kesin miktar virüse göre değişmekle birlikte,
the precise amount varying based on the virus: bağımsız bir yapı
The precise amount varying based on the virus bağımsız bir yapıdır: the precise amount ad öbeği yapının kendi mantıksal öznesidir, varying ise present participle biçimidir. Eklenen bilgi, kesin yüzdenin virüse göre değiştiğini anlatır. Bu parça tamamlanmış bir yan cümle değildir ve varying ana fiil değildir. Daha açık biçimi and the precise amount varies based on the virus olurdu. Kısa yapı, çevresindeki ana cümleye arka plan bilgisi ekler.
Alıştırma
Bağımsız yapıyı vary fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The repair takes two to five days, the exact time ____ with the availability of parts.
Cevabı göster
varying
Let's rewind the clock one more time: açıklamanın zaman çizelgesini sıfırlamak
Bu cümlede Let's rewind the clock, zaman çizelgesinde daha önceki bir noktaya zihinsel olarak dönelim demektir. Konuşmacı düşünce deneyini yeniden başlatıyor; gerçek bir saati değiştirmiyor veya videoyu tersten oynatmıyor. one more time, bu yeniden başlatmanın daha önce de yapıldığını gösterir. İfade bir bütün olarak açıklamayı düzenler: son stratejiyi değerlendirebilmesi için dinleyiciyi aynı başlangıç noktasına geri götürür.
Alıştırma
Vurgulanan ifade bu açıklamada ne yapıyor?
- Dinleyiciden videoyu tersten oynatmasını ister.
- Dinleyiciyi zihinsel olarak daha önceki bir noktaya dönmeye ve son stratejiyi değerlendirmeye davet eder.
- Birinden gerçek bir saati daha erken bir zamana ayarlamasını ister.
Cevabı göster
Dinleyiciyi zihinsel olarak daha önceki bir noktaya dönmeye ve son stratejiyi değerlendirmeye davet eder.
The idea here is to simultaneously starve the virus everywhere Deyimler
3:07Buradaki fikir, karantina,
to simultaneously starve the virus everywhere: her yerde bulaşma fırsatlarını kesmek
Burada starve the virus bir metafordur. Virüs açlık hissetmez; starve, onun devam etmesini sağlayan şeyleri, yani yeni konak canlıları ve bulaşma fırsatlarını ortadan kaldırmak demektir. simultaneously ve everywhere stratejik noktayı ekler: bu fırsatlar ilgili tüm yerlerde aynı anda kesilmelidir. Yalnızca bir bölge harekete geçerse virüs başka yerlerde dolaşmaya devam edebilir.
Alıştırma
Bu cümlede starve the virus ne anlama geliyor?
- Enfekte kişilerden daha az yemelerini istemek demektir.
- Yeni konak canlılara ulaşma ve yayılmaya devam etme fırsatlarını ortadan kaldırmak demektir.
- Virüse daha az fiziksel yiyecek vermek demektir.
Cevabı göster
Yeni konak canlılara ulaşma ve yayılmaya devam etme fırsatlarını ortadan kaldırmak demektir.
through a combination of A, B, and C: A, B ve C'nin birleşimi yoluyla
through a combination of A, B, and C kalıbı, “A, B ve C'yi birlikte kullanarak” anlamına gelir. Through yöntemi gösterir; a combination of ise sonucun tek bir önlemden değil, birlikte işleyen birkaç önlemden doğduğunu vurgular. Listelenen ögeler cümlede paralel roller üstlenmelidir. Burada quarantine ve social distancing isim ya da isim öbeğidir; restricting travel ise başka bir önlemi adlandıran -ing öbeğidir. Üçü de yöntem olarak sıralanır.
Alıştırma
Cümleyi “birkaç yöntemi birlikte kullanarak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: We improved workplace safety ____ training, clearer signs, and regular inspections.
Cevabı göster
through a combination of
The critical factor is to synchronize responses. Anlatım akışı
3:16Kritik faktör, yanıtları senkronize etmektir.
The critical factor is to...: en önemli koşulu belirtmek
The critical factor is to... kalıbı, devamındaki bilgiyi başarı için en önemli koşul olarak etiketleyerek bilgiyi düzenler. The critical factor ana noktayı duyurur; to-infinitive ise en önemli eylemi belirtir. Burada synchronize responses, farklı yerlerin veya kurumların müdahalelerini aynı tempoda ilerleyecek biçimde koordine etmek demektir. Critical burada “belirleyici” ya da “son derece önemli” anlamındadır; “eleştiren” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi en önemli koşulu açıkça belirten hedef yapıyla tamamlayın: ____ keep the data accurate.
Cevabı göster
The critical factor is to
when one country is peaking, another...: aynı anda farklı aşamalar
when yan cümleciği ile ana cümle, iki ülkeyi aynı anda farklı aşamalarda gösterir: birinde vaka sayısı en yüksek düzeye ulaşırken diğeri vakaları henüz yeni kaydetmeye başlıyor olabilir. Burada peaking, vaka sayısının en yüksek noktasına ulaşmasını anlatır; dağ zirvesiyle ilgili değildir. when one..., another... kalıbı, aynı sürecin farklı yerlerde veya gruplarda eş zamanlı ilerlemediğini gösterebilir. is peaking ve may be getting, iki aşamayı o sırada gelişmekte olan durumlar olarak sunmak için ilerleyen zaman biçimini kullanır.
Alıştırma
Cümledeki karşıtlık temel olarak neyi gösteriyor?
- Bir ülke zirveye her ulaştığında başka bir ülkenin ilk vakalarına neden olur.
- Ülkeler aynı pandeminin farklı aşamalarında aynı anda bulunabilir.
- Her ülke, başka bir yerde yeni vakalar ortaya çıkmadan önce zirveye ulaşır.
Cevabı göster
Ülkeler aynı pandeminin farklı aşamalarında aynı anda bulunabilir.
Instead of every leader responding to what's happening in their jurisdiction, Notlar
3:26Her liderin kendi yargı alanında olanlara tepki vermesi yerine,
Instead of every leader responding: instead of + eylemi yapan + -ing
Instead of, kullanılmayacak eylemi veya yaklaşımı tanıtır. Burada ardından -ing yapısındaki every leader responding... gelir ve responding eylemini yapan öge every leader ifadesidir. Birlikte, her liderin kontrol ettiği alandaki olaylara ayrı ayrı tepki vermesi yerine anlamını taşır. Responding burada çekimli bir şimdiki zaman fiili değildir. Altyazı virgülden sonra bittiği için bu bölüm tam bir cümle değil, giriş ifadesidir. Alternatifi belirten bir ana cümle ardından gelmelidir. Bu yapı, başka bir yaklaşımı sunmadan önce bir yaklaşımı devre dışı bırakmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri ve instead of + eylemi yapan + -ing yapısını kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: ____, the two departments shared one plan. (each department / work alone)
Cevabı göster
Instead of each department working alone
in their jurisdiction: kendi yetki alanları içinde
In their jurisdiction, “her liderin yasal veya idari yetki ve sorumluluğa sahip olduğu alan içinde” anlamına gelir. Their, cümledeki her bir lideri ifade eder. Jurisdiction yalnızca fiziksel bir yer değildir. Bir bölgeyi ifade edebileceği gibi, bir makamın resmen ele alma yetkisine sahip olduğu dava veya mesele türünü de ifade edebilir.
Alıştırma
Bir mahkemenin yasal yetkiye sahip olduğu alanı belirten resmî sözcükle cümleyi tamamlayın: The court can hear only cases within its ____.
Cevabı göster
jurisdiction
as the giant interconnected system it is.
3:32olduğu gibi devasa, birbirine bağlı bir sistem olarak ele almalıdır.
treat the world as the giant interconnected system it is: dünyayı gerçekte olduğu dev ve bağlantılı sistem olarak ele almak
treat A as B yapısında A, ele alınan veya değerlendirilen kişi ya da şeydir; B ise A'ya uygulanan kimlik, rol veya düşünce çerçevesidir. Burada A, the world; B ise the giant interconnected system ifadesidir. the ... it is kalıbı, “gerçekte olduğu o ...” anlamına gelir. Açıklamayı geçici bir benzetme olarak değil, gerçek olarak sunar. Bu nedenle cümle, dünyayı gerçek bağlantılı yapısına göre anlamayı ve ele almayı söyler. Buradaki treat, “tıbbi olarak tedavi etmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi treat A as the B it is yapısıyla tamamlayın: We must ____ this outage ____ the serious warning it is.
Cevabı göster
treat · as
If coordinated properly: kısaltılmış edilgen bir if yan cümlesi
If coordinated properly, kısaltılmış bir koşul yan cümlesidir. Tam biçimi if it is coordinated properly şeklindedir: anlamdan çıkarılan özne ve is atılır; geriye geçmiş zaman ortacı coordinated ile zarf properly kalır. Burada coordinated edilgen anlamdadır; dolayısıyla anlamdan çıkarılan özne, yani bağlamda sözü edilen strateji, eylemden etkilenir. Bu sözcük basit geçmiş zaman fiili değildir. Ardından gelen ana cümle, bu koşul altında ne olabileceğini belirtir.
Alıştırma
Şu cümledeki ilişkiyi değerlendirin: “If handled carefully, the equipment will last for years.” Kısaltılmış if yan cümlesi the equipment sözcüğünü açıkça niteliyor mu?
- Hayır. Kısaltılmış yan cümle, belirtilmemiş bir kişiyi anlatır.
- Evet. Dikkatle kullanılması gereken şey ekipmandır.
Cevabı göster
Evet. Dikkatle kullanılması gereken şey ekipmandır.
in just a few months: bir sonuca kısa sürede ulaşmak
in just a few months ifadesi, olası sonuca ulaşmak için gereken süreyi belirtir: pandemiyi sona erdirmek yalnızca az sayıda ay sürecektir. end gibi tamamlanma bildiren bir fiille kullanıldığında in gereken süreyi gösterir; just ise bu sürenin şaşırtıcı derecede kısa olduğunu vurgular. A few, “birkaç tane var ama çok değil” anlamına gelir. “Çok” demek değildir ve genellikle “neredeyse hiç yok” veya “yeterli değil” izlenimi veren few sözcüğünden daha olumlu bir anlam taşır.
Alıştırma
Hangi cümle, projenin tamamlanmasının yalnızca birkaç ay sürdüğünü anlatır?
- The team applied for a permit in January and received approval after just a few months.
- The team completed the project in just a few months.
- The team worked on the project for just a few months before funding ended.
Cevabı göster
The team completed the project in just a few months.
But unless the virus is completely eradicated, Dilbilgisi
3:43Ancak virüs tamamen ortadan kaldırılmadıkça,
Unless the virus is completely eradicated: gerekli bir koşul
Unless, ana cümledeki sonucun önlenmesi için karşılanması gereken koşulu belirtir. Burada bu koşul virüsün tamamen ortadan kaldırılmasıdır: virüs tamamen ortadan kaldırılmazsa daha sonra sözü edilen risk devam edebilir. unless + cümlecik yapısı genellikle o cümlecikteki durum gerçekleşmezse anlamına gelir. Sıradan ve olumlu bir if koşulu değil, beklenen sonucun istisnasını sunar.
Alıştırma
Binanın güvenli biçimde açılabilmesi için önce her çıkışın açık olması gerektiğini hangi cümle anlatır?
- Unless every exit is clear, the building cannot open safely.
- If every exit is clear, the building cannot open safely.
- Even if every exit is clear, the building cannot open safely.
Cevabı göster
Unless every exit is clear, the building cannot open safely.
there will be risks of it escalating to pandemic levels once again. Kalıp ifadeler
3:48bir kez daha pandemi seviyelerine yükselme riskleri olacaktır.
Risks of it escalating to pandemic levels: kötüleşme olasılığı
there will be risks of + isim veya -ing cümleciği kalıbı, istenmeyen bir olasılığın var olacağını oldukça resmî bir şekilde belirtir. it escalating ifadesindeki it, bağlamdan anlaşılan virüse veya salgın durumuna gönderme yapar; escalating ise of sonrasında eylemi -ing biçiminde verir. Escalate to pandemic levels, yalnızca sayıca artmak değil, ciddiyetin pandemi düzeyine ulaşana kadar yükselmesi demektir. Once again bu gelişmenin bir kez daha yaşanabileceğini belirtir.
Alıştırma
Bir anlaşmazlığın şiddete dönüşme olasılığını doğal biçimde hangi cümle anlatır?
- There is a risk that the dispute escalating into violence.
- There is a risk of the dispute escalating into violence.
- There is a risk of the dispute escalate into violence.
Cevabı göster
There is a risk of the dispute escalating into violence.
and transmitting the virus might undermine our best efforts altogether. Kalıp ifadeler
3:55ve bulaştıran hayvanlar gibi faktörler, en iyi çabalarımızı tamamen boşa çıkarabilir.
might undermine our best efforts: en büyük çabalarımızın etkisini zayıflatabilir
Burada undermine, “bir şeyi daha az etkili hâle getirmek veya başarı olasılığını düşürmek” demektir. Our best efforts, gösterebileceğimiz en güçlü ve ciddi çabaları anlatır; dolayısıyla ifade, dış bir etkenin bu çabaların sonucunu zayıflatabileceğini söyler. Might bunun kesin değil, olası bir sonuç olduğunu gösterir. Undermine burada gerçek anlamda “altını kazmak” değildir; etkililiğe ya da başarı olasılığına zarar vermeyi anlatır.
Alıştırma
“Etkisini zayıflatmak” anlamına gelen dersin fiiliyle cümleyi tamamlayın: One careless leak could ____ our best efforts to protect the client's data.
Cevabı göster
undermine
which strategy is best for this deadly infectious respiratory virus?
4:00bu ölümcül bulaşıcı solunum yolu virüsü için en iyi strateji hangisidir?
So, which strategy is best...?: seçenekleri sıralamaktan değerlendirmeye geçiş
Bu sorunun başındaki So, daha önce ele alınan stratejilere veya kanıtlara gönderme yapar. Boş bir dolgu sözü değildir; “az önce değerlendirdiklerimizi göz önüne alırsak” anlamına gelir. Ardından gelen which strategy is best sorusu konuşmanın işlevini değiştirir: konuşmacı seçenekleri sıralamaktan onları değerlendirmeye geçer ve bir sonuç seçmeye ya da açıklamaya hazırlanır.
Alıştırma
Bu soru konuşmanın yapısında ne işe yarar?
- Konuşmacı bilgi sunmaktan seçenekleri değerlendirmeye geçer.
- Konuşmacı virüsün bilimsel adını düzeltir.
- Konuşmacı başka bir konuyla ilgili, bağlantısız bir hikâyeye başlar.
Cevabı göster
Konuşmacı bilgi sunmaktan seçenekleri değerlendirmeye geçer.
a quick fix: hızlı ama geçici olabilecek bir çözüm
Bu cümlede a quick fix, acil bir sorunu hızla ele alan ancak daha derindeki veya uzun vadeli sorunu çözmeyebilen bir çözüm anlamına gelir. Buradaki fix, “çözüm” anlamındaki sayılabilen bir isimdir; bir şeyi tamir etme eylemi değildir. Bir şeye a quick fix demek çoğu zaman kuşku veya hafif eleştiri ifade eder: hız kazanılır, fakat güvenilirlik ya da kalıcı sonuçlar kaybedilebilir.
Alıştırma
“Hızlı ama muhtemelen geçici bir çözüm” anlamındaki üç kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The software patch is only ____, not a long-term solution.
Cevabı göster
a quick fix
and may not work at all if people can be reinfected. Kalıp ifadeler
4:10ve insanlar yeniden enfekte olabiliyorsa hiç işe yaramayabilir.
may not work at all: hiç etkisi olmayabilir
may not work at all ifadesinde may olasılık belirtirken not work bir şeyin etkisiz olabileceğini söyler. At all olumsuzluğu güçlendirir ve hiçbir etkinin görülmeme olasılığını ortaya koyar. Bu ifade başarısızlığın kesin olduğunu söylemez. “Tamamen etkisiz olabilir” anlamına gelir; ardından gelen if yan cümlesi de bunun gerçekleşebileceği koşulu belirtir.
Alıştırma
“The method may not work at all” cümlesinin anlamını en iyi hangisi ifade eder?
- Yöntem tamamen etkisiz olabilir.
- Yöntem kesinlikle başarısız olacak.
- Yöntem işe yarayabilir, ancak yalnızca biraz.
Cevabı göster
Yöntem tamamen etkisiz olabilir.
but only reliable with true and nearly impossible global cooperation.
4:19ancak yalnızca gerçek ve neredeyse imkansız olan küresel işbirliği ile güvenilirdir.
is enticing for its speed, but only reliable with...: bir avantajı kabul edip ardından koşul eklemek
Bu bölüm önce planın bir avantajını kabul eder: plan, hızlı sonuç vadettiği için caziptir. Enticing, çekici veya cazip demektir; işe yaradığı kanıtlanmış demek değildir. Ardından but bu olumlu değerlendirmeyi sınırlar: plan ancak gerçek bir küresel iş birliğiyle güvenilirdir ve bu koşul neredeyse imkânsız olarak tanımlanır. Önce avantajı sunup ardından katı bir koşul getirmek, basit bir onay yerine dengeli bir değerlendirme oluşturur.
Alıştırma
Örnekteki dengeli değerlendirmeyi en iyi hangi yorum ifade eder?
- Öneri hızlı olduğu için cazip görünür, ancak yalnızca herkes iş birliği yaparsa güvenilirdir.
- Önerinin hızlı olduğu için iş birliği olmadan da çalışacağı kesindir.
- İş birliği öneriyi yavaşlatacağı için öneri cazip değildir.
Cevabı göster
Öneri hızlı olduğu için cazip görünür, ancak yalnızca herkes iş birliği yaparsa güvenilirdir.
assisted by as much global coordination as possible, Dilbilgisi
4:26mümkün olduğunca fazla küresel koordinasyonla desteklenerek,
as much global coordination as possible: mümkün olduğunca fazla küresel koordinasyon
as much global coordination as possible ifadesindeki kalıp as much + sayılamayan isim + as possible biçimindedir. Gerçekçi olarak ulaşılabilecek en yüksek miktarı anlatır. Coordination burada sayılamayan bir kavram olarak kullanıldığı için many değil, much seçilir. İki as tek bir çerçeve oluşturur: ilki miktar bölümünü başlatır, as possible ise pratikte mümkün olan üst sınırı belirler. Aynı kalıp support, time ve information gibi başka sayılamayan isimlerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi as much ... as possible kalıbıyla tamamlayın: The shelter needs ____ clean water ____.
Cevabı göster
as much · as possible
That's why ... is generally considered to be the winner: gerekçelerden sonuca geçmek
That's why daha önce verilen gerekçelere işaret eder ve bu akıl yürütmenin sonucunu sunar. Dinleyiciye sonraki ifadeyi yeni bir destekleyici gerekçe olarak değil, bir sonuç olarak anlaması gerektiğini gösterir. is generally considered to be edilgen yapısı, kesin bir kişisel iddia yerine genel bir yargı sunar. The winner burada mecazidir: gerçek bir yarışmanın galibini değil, en iyi seçenek olarak değerlendirilen stratejiyi ifade eder.
Alıştırma
Örnekte That's why ifadesinin temel söylem işlevi nedir?
- Gerçek bir yarışmanın sonucunu bildirir.
- Önceki analizle ilgisi olmayan yeni bir gerekçeye başlar.
- Önceki analizden çıkarılan bir sonucu sunar.
Cevabı göster
Önceki analizden çıkarılan bir sonucu sunar.
the slow, steady, and proven option in the race: yarıştaki yavaş, istikrarlı ve kanıtlanmış seçenek
Slow, steady ve proven, option ismini niteleyen üç paralel sıfattır. Seçeneği hız, istikrar ve kanıt açısından değerlendirirler. Steady ve proven, slow ile birlikte kullanıldığında slow yalnızca bir kusur gibi değil, güvenilirlik uğruna yapılmış bilinçli bir tercih gibi duyulur. In the race mecazidir. Karşılaştırılan yaklaşımları aynı hedefe ilerleyen rakipler olarak sunar. Böylece cümle, karşılaştırmayı bu seçeneği daha yavaş fakat güvenilir olarak konumlandırarak sonuçlandırır.
Alıştırma
Cümleye en uygun yorum hangisidir?
- Rekabet eden yaklaşımlar arasında daha yavaş fakat istikrarlı ve kanıtlarla desteklenen bir seçeneği anlatır.
- Temel avantajı hız olan yeni ve denenmemiş bir seçeneği anlatır.
- Yavaş ilerleyen ancak gerçek bir yarışı kesinlikle kazanacak olan bir sporcuyu anlatır.
Cevabı göster
Rekabet eden yaklaşımlar arasında daha yavaş fakat istikrarlı ve kanıtlarla desteklenen bir seçeneği anlatır.
Even if ... before ...: ödünleme ve zaman sırası
Even if, karşıtlık içeren bir koşul sunar: konuşan kişi pandeminin resmen sona erebileceğini kabul eder, ancak bunun ardından gelen ana cümlenin sonucunu geçersiz kılmayacağını belirtir. Tek başına if yalnızca bir koşul kurar; even if ise bu sonucun yine de ana yargıyı değiştirmediği anlamını ekler. Before a vaccine is ready, pandeminin olası bitişini aşının hazır olacağı zamandan daha önceye yerleştirir. Birlikte Even if X happens before Y, X Y’den önce gerçekleşse de ana sonucun geçerli kalması demektir.
Alıştırma
Hangi cümle, fırtınanın erken bitmesinin etkinliğin iptalini değiştirmeyeceği anlamına gelir?
- Because the storm ends before noon, the event will remain canceled.
- Even if the storm ends before noon, the event will remain canceled.
- If the storm ends before noon, the event will remain canceled.
Cevabı göster
Even if the storm ends before noon, the event will remain canceled.
may reappear seasonally: olasılık ve mevsimsel düzen
Reappear, bir süre görülmedikten veya daha az fark edilir olduktan sonra “yeniden ortaya çıkmak” anlamına gelir. Seasonally, bu geri dönüşün rastgele bir zamanda gerçekleşmek yerine mevsimlere bağlı bir düzeni izlediğini veya böyle bir düzenle ilişkili olduğunu belirtir. May olasılık bildirir. Bu nedenle may reappear seasonally, olası bir tekrarlama düzenine ilişkin temkinli bir tahmindir; virüsün kesinlikle her mevsim geri döneceğini söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, belirtilerin mevsimlerle bağlantılı bir düzene göre geri dönebileceğini anlatır?
- The symptoms will disappear permanently.
- The symptoms may reappear seasonally.
- The symptoms may reappear once at a random time.
Cevabı göster
The symptoms may reappear seasonally.
so vaccines will continue to protect people.
4:44bu nedenle aşılar insanları korumaya devam edecektir.
Although it may take years to create: bir zorluğu ödünlemeyle kabul etmek
Although, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır: bir zorluğu kabul eder, ancak bu zorluğu ana sonuç hâline getirmez. Burada konuşmacı, aşının geliştirilmesinin yıllar sürebileceğini kabul eder; ardından gelen ana cümle ise bu gecikmeye rağmen geçerli kalan noktayı verir. it zamiri aşıyı belirtir. Baştaki And, bu ödünlemeyi önceki konuşmaya bağlar; although yan cümlesinin düşünceyi tamamlaması içinse bir ana cümle gerekir.
Alıştırma
Bir zorluğu kabul ettikten sonra ana noktayı veren, although ile kurulmuş eksiksiz ve doğal cümleyi seçin.
- Although the treatment may take years to develop, the research remains valuable.
- Although the treatment may take years to develop, but the research remains valuable.
- Although the treatment may take years to develop.
Cevabı göster
Although the treatment may take years to develop, the research remains valuable.
disruptions to most people's lives won't necessarily last the full duration. Dilbilgisi
4:50çoğu insanın hayatındaki aksamalar tüm bu süre boyunca devam etmek zorunda değildir.
Won't necessarily last the full duration: temkinli bir olumsuz tahmin
Won't necessarily last, “süreceği kesin değil” demektir; “sürmeyeceği kesin” demek değildir. Cümle iki olasılığı da açık bırakır: aksaklıklar tüm dönem bitmeden sona erebilir veya dönem boyunca devam edebilir. The full duration, konuşulan dönemin tamamını, yani aşı geliştirme sürecinin alabileceği yılları belirtir. Won't necessarily yapısında olumsuzluk zorunluluk fikrine yönelir ve böylece tahmin daha az kesin olur.
Alıştırma
“The disruption won't necessarily last the full duration” ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Tüm dönem boyunca devam etmek zorundadır.
- Tüm dönem bitmeden sona erebilir, ancak bu garanti değildir.
- Tüm dönem bitmeden kesinlikle sona erecektir.
Cevabı göster
Tüm dönem bitmeden sona erebilir, ancak bu garanti değildir.
Breakthroughs in treatment and prevention of symptoms Kelime
4:55Tedavi ve semptomların önlenmesindeki atılımlar
Tedavi ve belirtilerin önlenmesi alanındaki büyük atılımlar
Breakthroughs, yalnızca küçük iyileştirmeleri değil, mümkün olanı değiştiren büyük ilerlemeleri anlatır. breakthroughs in + alan kalıbı, bu ilerlemelerin gerçekleştiği alanı belirtir. Burada iki alan bir araya getirilir: tedavi ve belirtilerin önlenmesi. prevention of symptoms, belirtilerin ortaya çıkmasını engellemek veya bu olasılığı azaltmak demektir; enfeksiyonun kendisini önlemek anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen breakthrough + edat kalıbıyla tamamlayın: Scientists announced a ____ malaria treatment.
Cevabı göster
breakthrough in
can make viruses much less dangerous Dilbilgisi
4:58virüsleri çok daha az tehlikeli hale getirebilir
and therefore require less extreme containment measures.
5:00ve bu nedenle daha az aşırı kontrol önlemleri gerektirir.
Virüsleri çok daha az tehlikeli hâle getirip daha az sert önlemleri yeterli kılmak
make + nesne + sıfat kalıbı, “nesneyi o duruma getirmek” anlamına gelir. Make viruses much less dangerous, virüsleri çok daha az tehlikeli hâle getirmek demektir. Much, karşılaştırma ifadesi less dangerous'ın derecesini güçlendirir. Therefore bu değişikliği sonucuna bağlar: virüsler daha az tehlikeli olduğunda daha az sert kontrol önlemleri gerekir. Bu sıkıştırılmış anlatımda require, ortaya çıkan durumun bütünü üzerinden anlaşılır; ilgisiz ikinci bir nokta değildir.
Alıştırma
Hangi cümle bir sonucu göstermek için make + nesne + sıfat ve therefore yapılarını doğru kullanır?
- Better insulation can make the room much warmly and therefore reduces the need for extra heaters.
- Better insulation can make the room much warmer and therefore reduce the need for extra heaters.
- Better insulation can make much warmer the room, therefore extra heaters.
Cevabı göster
Better insulation can make the room much warmer and therefore reduce the need for extra heaters.
Take heart: zor bir zamanda umudu korumak
Take heart, durum zor olduğunda birine cesaretini ve umudunu korumasını söyleyen bir deyimdir. Kalple ilgili gerçek anlamlı bir talimat değildir. Burada dinleyeni rahatlatan kısa bir emir ifadesi olarak kullanılır. Ardından gelen the pandemic will end ifadesi umutlu olmak için bir neden verir.
Alıştırma
Dersin deyimini kullanarak teşvik cümlesini tamamlayın: ____, because one setback does not decide your future.
Cevabı göster
Take heart
Its legacy will be long-lasting, but not all bad: dengeli bir sonuç
Bu cümlede its pandemiyi ifade eder; legacy ise miras alınan para veya mal değil, pandeminin geride bıraktığı etkiler anlamına gelir. will be long-lasting, temel tahmin olarak bu etkilerin süreceğini önce belirtir. Ardından but ile kurulan karşıtlık, bütünüyle olumsuz bir yorumu sınırlar. not all bad, bazı etkilerin kötü olabileceğini, ancak bazılarının kötü olmayıp olumlu olabileceğini anlatır. Böylece cümle daha dengeli bir değerlendirmeyle biter ve olumlu sonuçların ele alınmasına zemin hazırlar.
Alıştırma
Hangi ifade asıl cümlenin dengeli anlamını en iyi korur?
- Pandemi kalıcı etkiler bırakacak ve bunların bazıları nötr ya da olumlu olabilir.
- Pandemi sona erdikten sonra kalıcı hiçbir etki bırakmayacak.
- Pandeminin bütün kalıcı etkileri zararlı olacak.
Cevabı göster
Pandemi kalıcı etkiler bırakacak ve bunların bazıları nötr ya da olumlu olabilir.
and systems we develop can be used to the betterment of everyone. Kalıp ifadeler
5:13ve sistemler herkesin iyiliği için kullanılabilir.
can be used to the betterment of everyone: herkesin koşullarını iyileştirmek için kullanılabilir
Can be used, kiplik yardımcı fiil içeren edilgen bir yapıdır: yeniliklerin, hizmetlerin ve sistemlerin kim tarafından kullanılacağını belirtmeden olası bir kullanımını sunar. The betterment of everyone, herkesin koşullarının veya refahının iyileştirilmesi anlamına gelir. Betterment resmî bir isimdir; bu nedenle ifade, söz konusu kullanımı kamu yararına hizmet eden bir şey olarak sunar.
Alıştırma
Resmî cümleyi yerleşik edatla tamamlayın: The new fund can be used ____ the betterment of the whole community.
Cevabı göster
for
take inspiration from the successes and lessons from the failures: başarılardan ilham, başarısızlıklardan ders almak
Take inspiration from the successes, işe yarayan şeyleri fikir veya motivasyon kaynağı olarak kullanmak demektir. Lessons from the failures ise neyin yanlış gittiğini inceleyerek edinilen içgörülerdir; buradaki lessons okul dersleri anlamına gelmez. Take fiili eşleştirilmiş iki isim öbeği için kullanılır: take inspiration from the successes ve take lessons from the failures. İkinci take söylenmeden anlaşılır. Bu dengeli yapı, başarıyı ve başarısızlığı gelecekte daha iyi hareket etmek için farklı kaynaklar olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle başarıdan fikir, başarısızlıktan ise pratik bilgi edinmeyi doğal biçimde ifade eder?
- We can admire what succeeded and ignore what failed.
- We can take inspiration from what succeeded and learn lessons from what failed.
- We can repeat every success and hide every failure.
Cevabı göster
We can take inspiration from what succeeded and learn lessons from what failed.
we can keep the next potential pandemic so contained Dilbilgisi
5:22bir sonraki potansiyel pandemiyi o kadar kontrol altında tutabiliriz ki
that our children's children won't even know its name. Deyimler
5:26çocuklarımızın çocukları adını bile bilmeyecek.
keep ... so contained that ...: sonuca yol açan derece
keep + nesne + sıfat kalıbı, “bir şeyin belli bir durumda kalmasını sağlamak” anlamına gelir. Burada keep the next potential pandemic contained, pandeminin geniş çapta yayılmaması için sınırlandırılması demektir. so + sıfat + that + yan cümle kalıbında so yüksek bir dereceyi belirtir, that ise bu derecenin sonucunu başlatır. so contained that ... “öylesine kontrol altında ki...” demektir; burada so “bu yüzden” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi contained kullanan derece-sonuç kalıbıyla tamamlayın: Rapid action can keep an outbreak ____ it never spreads beyond one city.
Cevabı göster
so contained that
our children's children won't even know its name: gelecek nesiller hakkında canlı bir ifade
Children's children sözcük anlamıyla “torunlar” demektir; ancak toplumun geleceğine ilişkin kamusal bir açıklamada yalnızca tek bir ailenin torunlarını değil, daha genel olarak gelecek nesilleri ifade eder. Won't even know its name, umut veren bir sonucu anlatmak için kullanılan bilinçli bir abartıdır: pandemi öylesine kapsamlı biçimde kontrol altına alınacaktır ki sonraki nesillerin yaygın olarak hatırladığı bir felakete dönüşmeyecektir. Even, en uç alt sınırı vurgular; insanlar adını bile tanımayacaktır.
Alıştırma
Konuşan “our children's children won't even know its name” sözüyle esas olarak ne anlatıyor?
- Pandemi öylesine kapsamlı biçimde kontrol altına alınacak ki gelecek nesillerce bilinen bir felakete dönüşmeyecek.
- Konuşanın torunlarının pandeminin adını öğrenmesi yasaklanacak.
- Pandemiye gelecek nesillerin tanımayacağı yeni bir ad verilecek.
Cevabı göster
Pandemi öylesine kapsamlı biçimde kontrol altına alınacak ki gelecek nesillerce bilinen bir felakete dönüşmeyecek.
Humanity has conquered deadly plagues before. Deyimler
5:31İnsanlık daha önce de ölümcül salgın hastalıkları fethetti.
Humanity has conquered deadly plagues before: hastalıkları yenmek için conquer metaforu
Burada conquered bir metafordur: İnsanlık ölümcül salgınların oluşturduğu tehdidi başarıyla aşmıştır. Hastalıklar düşman gibi gösterilir, ancak sözcük gerçek anlamda askerî bir fetih anlatmaz. Has conquered present perfect yapısı, before ile birlikte geçmişteki başarıların bugün de önemli olduğunu gösterir. Cümle, şimdiki veya gelecekteki zorluklar karşısında güven vermek için bu örneklerden yararlanır.
Alıştırma
Cümlenin anlamına en uygun yorum hangisidir?
- İnsanlık geçmişte ölümcül salgınları başarıyla yenmiştir.
- İnsanlık ölümcül salgınların yönettiği toprakları işgal etmiştir.
- İnsanlık her ölümcül hastalığa yeni bir ad vermiştir.
Cevabı göster
İnsanlık geçmişte ölümcül salgınları başarıyla yenmiştir.
in the 20th century alone: sınırlı bir kapsamı vurgulama
Burada alone, “yalnızca bu tek kapsam içinde” veya “sadece” anlamına gelir. in the 20th century ifadesini niteler ve diğer dönemler sayılmadan yalnızca o yüzyılda 300 milyon kişinin öldüğünü vurgular. Bu “kapsam + alone” kalıbı bir sayıyı veya gerçeği özellikle çarpıcı hâle getirir: last year alone, in one city alone ya da this week alone. Alone burada “yalnız başına” anlamına gelmez.
Alıştırma
Sayının yalnızca o zaman aralığına ait olduğunu vurgulayan sözcükle cümleyi tamamlayın: The shelter rescued five hundred animals last year ____.
Cevabı göster
alone
has since been eradicated: since ile present perfect edilgen yapı
Has been eradicated, present perfect edilgen yapıdır: has + been + past participle. Özne eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır; bu nedenle cümle, sonucu ortaya çıkaran kişi veya gruptan çok tamamlanmış sonuca odaklanır. Since burada zarf olarak kullanılır ve daha önce söz edilen geçmiş zamanın ya da olayın ardından, fakat şimdiden önce anlamına gelir. Has since been eradicated, ortadan kaldırma işleminin daha sonra gerçekleştiğini ve sonucunun bugün de ilgili olduğunu anlatır. Eradicate, bir hastalığı veya başka bir zararlı şeyi tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelen resmî bir fiildir.
Alıştırma
Daha sonra ortaya çıkan ve sonucu bugün de geçerli olan bir durumu göstermek için cümleyi since ve present perfect edilgen yapıyla tamamlayın: The reporting error ____ corrected.
Cevabı göster
has since been
or learn exactly how viral testing works with this video.
5:44veya viral testlerin tam olarak nasıl çalıştığını bu videoyla öğrenin.