Arabaya Kaçış! 🪶 | Tüy Asa | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bingo, Featherwand oyunuyla nesneleri “ağırlaştırarak” ailenin Chloe’nin partisine gidişini geciktirir. Kendi eğlencesini seçtikten sonra parti hediye çantasını kaçırdığını kabullenir ve yeniden oyununa döner. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. heavied — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Çocuk dilinde heavy sıfatının yaratıcı biçimde “ağır hâle getirmek” anlamında geçici bir fiile dönüştürülüşünü görün. Böylece sözlükte standart bir kullanım olmasa bile sözcüğün biçiminden ve sahnedeki hareketten yararlanarak oyun amacıyla üretilmiş kelimelerin anlamını çıkarabilirsiniz. 2. don't mind missing out on — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: mind sözcüğünün ardından -ing biçimi geldiğini, miss out on ifadesinin ise bir şeye katılma veya onu elde etme fırsatını kaçırmayı anlattığını öğrenin. Kalıbın tamamıyla bir etkinlikten, deneyimden ya da faydadan vazgeçmenin bir kişi için sorun olup olmadığını doğal biçimde sorabilirsiniz. 3. party bag. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bunun, doğum günü partisine katılan çocuklara sıkça verilen şekerleme veya küçük hediyelerle dolu bir çanta olduğunu anlayın. Bu kültürel bilgi, Bingo’nun kendisi için de bir tane olup olmadığını sormasını ve evde kaldığı için neden alamadığını açıklar.
Bu derste
Almost there: hedefe çok yaklaşmak
Almost there, bir hedefe ulaşmadan önce yalnızca az miktarda mesafe, zaman veya iş kaldığını anlatır. Burada hedef zor bir hareketi tamamlamaktır; bu yüzden ifade, 'neredeyse o yerde' değil, 'neredeyse bitti' anlamındadır. Kısa bir söz olarak birini devam etmeye teşvik etmek için de kullanılabilir: sona çok az kalmıştır.
Alıştırma
Bir kişinin zor bir işi bitirmesi için yalnızca bir adım kaldı. Bu durumda 'Almost there.' ne anlama gelir?
- İş neredeyse bitti.
- Kişi yanlış yerde.
- İşe henüz başlanmadı.
Cevabı göster
İş neredeyse bitti.
Gotcha: oyunda “Yakaladım seni”
Gotcha, got you ile bağlantılı, oldukça gündelik bir konuşma biçimidir. Bu oyun sahnesinde konuşan kişi başka bir oyuncuyu yakaladığı veya durdurduğu anda bunu söyler; dolayısıyla anlamı yakaladım seni demektir. Aynı sözcük başka bir konuşmada anladım, bir şakadan sonra ise seni kandırdım anlamına gelebilir. Burada hangi anlamın kastedildiğini hareket ve durum gösterir.
Alıştırma
Bir çocuk kovalamaca oyununda arkadaşını yakalayıp 'Gotcha!' diyor. Buradaki anlamı nedir?
- Talimatları anladım.
- Yakaladım seni!
- Şimdi gidiyorum.
Cevabı göster
Yakaladım seni!
We're in: İçeri girildiğini veya kabul edildiğini duyurmak
We're in., grubun içeri girmeyi başardığını kısa biçimde duyurur. Burada in, engeli aşıp girdikten sonraki sonucu anlatır; hangi yer olduğu herkesçe biliniyorsa yeri ayrıca söylemek gerekmez. Aynı cümle, bir takıma ya da etkinliğe kabul edilmek gibi fiziksel olmayan başarıları da duyurabilir. İki kullanımda da istenen erişim ya da üyelik elde edilmiştir.
Alıştırma
Bir takım, başvurusunun kabul edildiğini bildiren bir e-posta alıyor. Üyelerden biri “We're in!” diyor. Cümle burada ne anlama geliyor?
- Takım katılmamaya karar vermiştir.
- Takım hâlâ dışarıda bekliyor.
- Takım kabul edilmiştir.
Cevabı göster
Takım kabul edilmiştir.
Let's go: Ortak bir eylemi başlatmak
Let's go. yalnızca gelecekle ilgili bir ifade değildir. Konuşanı ve diğer kişileri birlikte ayrılmaya ya da bir sonraki eyleme başlamaya davet eder veya yönlendirir. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır; bu nedenle konuşan kişi normalde gruba dahildir. Okay ifadesinden sonra geldiğinde, mevcut aşamayı kapatıp herkesi bir sonraki adıma geçirir.
Alıştırma
Herkes çantasını hazırladı ve siz de onlarla birlikte ayrılacaksınız. Hangi cümle ortak eylemi doğal biçimde başlatır?
- They went.
- You can go.
- Let's go.
Cevabı göster
Let's go.
Come on. ile harekete geçmeye veya ilerlemeye teşvik etme
Burada Come on., birini harekete geçmeye, acele etmeye veya ilerlemeyi sürdürmeye çağıran, tek başına kullanılabilen sözlü bir ifadedir. Yalnızca “bana doğru gel” anlamına gelmez. İfadenin etkisi duruma ve tonlamaya bağlıdır: sıcak bir ton cesaret verebilirken kısa ve güçlü bir ton sabırsızlık gösterebilir. Bu sahnede kişiyi harekete geçmeye veya diğerlerine yetişmeye teşvik eder.
Alıştırma
Bir kişi arkadaşının yetişmesini beklerken Come on. diyor. İfade burada ne anlama geliyor?
- Konuşan kişi arkadaşını acele edip ilerlemeye devam etmesi için teşvik ediyor.
- Konuşan kişi arkadaşına kelimesi kelimesine kendisine doğru yürümesini söylüyor.
- Konuşan kişi etkinliğin sona erdiğini duyuruyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi arkadaşını acele edip ilerlemeye devam etmesi için teşvik ediyor.
heavied: “ağır hâle getirdi” anlamındaki eğlenceli fiil
Bu oyunda heavied, heavy sıfatından oluşturulmuş eğlenceli ve geçici bir fiildir. “Bir şeyi ağır hâle getirdi” anlamına gelir: Bingo, Chloe'nin hediyesinin ağır olmasına neden oldu. -ed biçimi, bu uydurma eylemin geçmişte gerçekleştiğini gösterir. Bu bir sözcük türü değiştirme örneğidir: Konuşanlar bildikleri bir sözcüğü yeni bir sözcük türü olarak kullanır ve anlamı açık kılmak için ortak oyun bağlamına güvenir.
Alıştırma
"Bingo heavied Chloe's present." cümlesini okuyun. Uydurma heavied fiili bu oyunda ne anlama geliyor?
- Bingo, Chloe'nin hediyesini alıp götürdü.
- Bingo, Chloe'nin hediyesini açtı.
- Bingo, Chloe'nin hediyesini ağır hâle getirdi.
Cevabı göster
Bingo, Chloe'nin hediyesini ağır hâle getirdi.
That's it. ile bir denemeyi sonlandırmak
Bu cümlede That's it. denemenin sona erdiğini gösterir: konuşan kişi “Yeter, artık denemeyeceğiz” demektedir. Ardından gelen We give up. cümlesi, bunun bir nesneye işaret etmek değil, durma kararı olduğunu doğrular. Bu ifade bir şeyin tamamlandığını bildirmek veya doğru şeyi göstermek için de kullanılabilir. Hangi anlamın kastedildiğini durum ve ses tonu belirler.
Alıştırma
Konuşan kişi önce That's it., ardından We give up. diyor. That's it. burada ne anlama geliyor?
- Artık denememeye karar verdiler.
- Yeniden başlamaya hazırlar.
- Doğru nesneyi belirlediler.
Cevabı göster
Artık denememeye karar verdiler.
give up: denemeyi bırakmak
give up, denemeyi bırakmak veya artık devam etmeyeceğini kabul etmek anlamına gelen bir öbek fiildir. We give up. cümlesinde geniş zaman biçimi, o anda alınan kararı doğrudan ilan eder: “Artık denemiyoruz.” Burada up yön bildirmez; öbek fiili oluşturan bir parçadır. give ve up sözcüklerini ayrı ayrı yorumlamak yerine give up ifadesini tek bir birim olarak anlayın.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz, “denemeyi bırakmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: After ten attempts, Maya decided to ____.
Cevabı göster
give up
“Unheavy.”: un- ile eğlenceli bir tersine çevirme
Bu hayalî oyun komutunda Unheavy, o anda eğlenceli biçimde türetilmiş bir fiildir: un- daha önceki heavy etkisini tersine çevirir; dolayısıyla komut “bu etkiyi kaldır ve artık ağır olmasın” demektir. Yalnızca bir şeyi “ağır değil” diye betimlemez. İngilizce, untie ve unlock örneklerindeki gibi, bir eylemi tersine çevirmek için bazen un- kullanır. Oyun dilinde, ortak bağlam neyin geri alınacağını açık ediyorsa bu kalıp yeni bir kelimeye uygulanabilir.
Alıştırma
Hayalî bir oyunda bir büyü, oyuncağı az önce ağırlaştırdı. “Unheavy.” komutu büyük olasılıkla ne yapar?
- Oyuncağı saklar.
- Oyuncağı ağırlaştıran büyünün etkisini tersine çevirir.
- Oyuncağı daha da ağırlaştırır.
Cevabı göster
Oyuncağı ağırlaştıran büyünün etkisini tersine çevirir.
“Off you go.”: yola çıkma izni
Off you go, birinin ayrılmasına izin vermek veya onu harekete geçmeye yönlendirmek için kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Burada “Artık gidebilirsin” anlamına gelir ve yola çıkması için hafif, cesaretlendirici bir teşvik taşır. off + you + go sırası ifadenin bir parçasıdır. Bunu sıradan bir cümle veya kelimesi kelimesine bir komut olarak değil, bir bütün olarak anla.
Alıştırma
Birini nazikçe yolcu eden bu dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamla: The lesson is over, and the teacher lets the children leave: “____!”
Cevabı göster
Off you go
You mean ...? ile anladığını doğrulama
You mean ...?, karşınızdaki kişinin söylediğini ya da ima ettiğini düşündüğünüz şeyi yeniden ifade edip ondan doğrulamasını istemenin konuşma dilindeki bir yoludur. mean sözcüğünden sonraki bölüm sizin yorumunuzu verir; burada bu bölüm we can go ifadesidir. İzin beklenmedik olduğu için soru aynı zamanda şaşkınlık ve kararsızlık taşır. Burada mean sözcüğünün tanımı sorulmuyor.
Alıştırma
Başkasının ne demek istediğini yeniden ifade edip doğrulamak için kullanılan iki sözcüklük başlangıçla cümleyi tamamlayın: ____ the class starts at nine?
Cevabı göster
You mean
This isn't a trick? ile şüpheci bir doğrulama
This isn't a trick?, olumsuz bir bildirme cümlesinin sözcük dizilişini soru tonlamasıyla kullanarak olumsuz bir bildirme sorusu oluşturur. Konuşan kişi bunun bir tuzak olmadığını umar veya öyle olmasını bekler, fakat yine de rahatlamak için doğrulama ister. Burada trick, birini kandırmak veya aldatmak amacıyla tasarlanmış bir planı ya da davranışı belirtir. Bu nedenle cümle tarafsız bir bilgi isteğinden çok şüphe ve temkin ifade eder.
Alıştırma
Konuşan kişi This isn't a trick? diye sorarak nasıl bir tutum ifade ediyor?
- Konuşan kişi bunun bir tuzak olduğundan emindir.
- Konuşan kişi bir numaranın nasıl yapılacağını sorar.
- Konuşan kişi aldatma olasılığından şüphelenir ve bunun bir tuzak olmadığına dair güvence ister.
Cevabı göster
Konuşan kişi aldatma olasılığından şüphelenir ve bunun bir tuzak olmadığına dair güvence ister.
don't mind missing out on: mind + gerund yapısı
Burada mind, “itiraz etmek” veya “rahatsız olmak” anlamında kullanılan bir fiildir. don't mind missing out on, kişinin partiyi kaçırmaktan rahatsız olmadığını belirtir; soru da bunun gerçekten böyle olup olmadığını kontrol eder. mind sözcüğünden sonra bir eylem geldiğinde mind + fiil-ing biçimindeki gerund yapısı kullanılır. Bu yüzden burada fiilin yalın hâli miss veya mastar to miss değil, missing kullanılır.
Alıştırma
mind sözcüğünden sonra wait fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamla: I don't mind ____ for a few minutes.
Cevabı göster
waiting
missing out on: bir fırsatı veya deneyimi kaçırmak
miss out on something, erişilebilir olan bir etkinliğe, deneyime, fırsata veya faydaya katılamamak, onu elde edememek ya da ondan yararlanamamak anlamına gelir. Burada missing out on the party, partiye katılmayıp bu deneyimi kaybetmek demektir. miss out on ifadesini bir bütün olarak düşün. on sözcüğünden sonra isim veya gerund gelir; miss out on the trip ve miss out on meeting everyone örneklerinde olduğu gibi.
Alıştırma
“Deneyimleme fırsatını kaybetmek” anlamındaki üç sözcüklü phrasal verb ile cümleyi tamamla: If we leave early, we'll ____ the fireworks.
Cevabı göster
miss out on
made my own fun: kendi eğlenceni yaratmak
Make your own fun, başkasının seni eğlendirmesini beklemek yerine yapacak eğlenceli şeyleri kendin bulmak veya yaratmak demektir. Buradaki make, fiziksel bir nesne üretmek değil, eğlenceli bir deneyim oluşturmak anlamındadır. I made my own fun cümlesinde made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir; my own ise konuşanın bunu bağımsız olarak yaptığını vurgular. İyelik sözcüğü özneye göre our own fun veya their own fun şeklinde değişir.
Alıştırma
Cümleyi make your own fun ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle ve we öznesine uygun olarak tamamlayın: The campsite had no internet or television, so we ____ by telling stories and inventing games.
Cevabı göster
made our own fun
You sure did: geçmişteki bir eylemi güçlü biçimde onaylama
You sure did, karşıdaki kişinin az önce söz ettiği geçmişteki eylemi gerçekten yaptığını güçlü biçimde onaylayan bir yanıttır. Sure burada certainly veya definitely sözcüklerine yakın, günlük bir pekiştirici olarak kullanılır. Did, daha önce geçen geçmiş zamanlı fiil öbeğinin yerini tutar. Burada made your own fun ifadesini temsil eder ve böylece tüm ifade tekrarlanmaz; anlamı önceki cümleye bağlıdır.
Alıştırma
Yanıtı sure ve önceki geçmiş eylemin yerini tutan fiille tamamlayın: "I finished the whole puzzle." "You ____."
Cevabı göster
sure did
Bir şeyin zorunlu olup olmadığını soran have to?
have to yapısındaki have, bir eylemin kural, plan veya durum nedeniyle gerekli olduğunu belirten yapının parçasıdır. Burada “sahip olmak” anlamına gelmez. Tam bir cümlede bu ifadenin ardından fiilin yalın hâli gelir: We have to leave. Do we have to? sorusunda eylem, konuşmadan zaten anlaşıldığı için söylenmez. Soru, bunun gerçekten gerekli olup olmadığını kontrol eder ve çoğu zaman konuşanın bunu yapmayı tercih etmediğini de hissettirir.
Alıştırma
Günlük soruyu have to yapısıyla tamamlayın. Bir güvenlik kuralını kontrol ediyorsunuz: ____ wear helmets?
Cevabı göster
Do we have to
Bir isteği tereddütlü gösteren I think
I think bir görüşü dile getirmek için kullanılabilir; ancak burada I want to stay ifadesini de yumuşatır. Konuşanın hâlâ karar veriyormuş veya karşısındaki kişinin tepkisini nazikçe ölçüyormuş gibi, isteğin tereddütlü duyulmasını sağlar. Bir görüşü, isteği veya tercihi daha az doğrudan sunmak istediğinizde önüne I think getirebilirsiniz. Bu, ardından gelen anlamı ortadan kaldırmaz: Konuşan hâlâ kalmak ister, ancak bu isteği daha az kesin ve güçlü biçimde ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle ayrılma isteğini tereddütlü ve daha az doğrudan bir biçimde ifade eder?
- I am leaving now, and that is final.
- You have to leave now.
- I think I'd like to leave now.
Cevabı göster
I think I'd like to leave now.
but I just don't want to miss out on playing Featherwand either.
1:00ama Tüy Asası oynamayı da kaçırmak istemiyorum.
I do, but ...: önce olumlu yanıt verip çatışan noktayı eklemek
I do önceki soruya olumlu cevap verir. Burada do, daha önce söylenen want to go to Chloe's party fiil öbeğinin yerini tutar; yani “I do want to go” anlamına gelir ve yeni bir eylem anlatmaz. Ardından but, oyun fırsatını kaçırmama isteği gibi ilk istekle çatışan başka bir noktaya geçer. I do, but ... kalıbı, konuşanın önce bir noktayı kabul edip sonra bu kabulü geri almadan bir sınırlama, çatışma veya sorun eklemesini sağlar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Do you want to come to the concert?” diye soruyor. Hangi cevap önce olumlu yanıt verip ardından çatışan başka bir durumu belirtiyor?
- I don't; concerts are too loud for me.
- I do, and I am completely free tonight.
- I do, but I promised to help my sister tonight.
Cevabı göster
I do, but I promised to help my sister tonight.
this is a pickle: zor bir durumu hafif bir dille anlatmak
This is a pickle cümlesinde a pickle, özellikle karar vermesi veya çözmesi zor olan güç ya da sıkıntılı bir durum anlamına gelen gayriresmî ve deyimsel bir isimdir. Burada yiyecekten söz edilmez. Well, konuşanın sorunu değerlendirmek için durakladığı izlenimini verir. Bu ifade genellikle günlük bir çıkmazı hafif veya biraz esprili bir tonla anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede pickle yiyecek yerine zor bir durum anlamında kullanılmıştır?
- She sliced a pickle and put it in the sandwich.
- The pickle in this jar is very sour.
- We've booked two meetings for the same time, so we're in a pickle.
Cevabı göster
We've booked two meetings for the same time, so we're in a pickle.
you certainly make your own fun: değerlendirme yapan tekrar
İkinci make your own fun ifadesi, ilkini bilinçli olarak tekrar eder. When yan cümlesi bir düşünceyi ortaya koyar; ana cümle ise ayrı bir olay eklemek yerine aynı ifadeyi certainly ile tekrarlar. Bu tekrar, certainly sözcüğüne değerlendirme işlevi kazandırır: yaklaşık olarak “kendi eğlenceni gerçekten yaratıyorsun” anlamına gelir. Burada ton biraz abartılı ve takılmacıdır; az önce olanlara mizahi bir gönderme yapar. Benzer tekrarlar, daha önce söylenen bir ifadeyi vurgulayıp yorumlayabilir.
Alıştırma
When you make your own fun, you certainly make your own fun cümlesindeki tekrarın temel işlevi nedir?
- Önceki ifadeyi mizahi biçimde tekrar eder ve konuşanın değerlendirmesini güçlendirir.
- Konuşanın ne olduğundan emin olmadığını gösterir.
- İlk yan cümledeki dil bilgisi hatasını düzeltir.
- İlkinden bağımsız ikinci bir etkinlik anlatır.
Cevabı göster
Önceki ifadeyi mizahi biçimde tekrar eder ve konuşanın değerlendirmesini güçlendirir.
gonna: going to ifadesinin resmî olmayan konuşma biçimi
Gonna, going to yapısının yalın hâldeki bir fiilden önce kullanılan yaygın konuşma biçimini gösteren, resmî olmayan bir yazımdır. What are we gonna do? cümlesindeki are we gonna do, are we going to do ile aynı anlama gelir ve bir sonraki adımı sorar. Gonna'yı yeni bir fiil olarak değil, dinlerken tanınan ve günlük konuşmada kullanılan bir biçim olarak düşünün. Temelindeki yapı be fiilinin uygun biçimi + going to + fiildir.
Alıştırma
Resmî olmayan cümlenin standart yazılı biçimini tamamlayın: What are we gonna do? → What are we ____ do?
Cevabı göster
going to
Güvence vermek için It's okay
Bu cümlede It's okay karşı tarafı rahatlatır; “Endişelenme” veya “Bu ciddi bir sorun değil” anlamına gelir. Bir şeyin kalitesini yalnızca kabul edilebilir diye değerlendirmez. Bir söz, açıklama veya çözüm eklemeden önce bu kısa yanıtla kişinin endişesini azaltabilirsin.
Alıştırma
Bir arkadaşın düzeltebileceğiniz küçük bir hata için endişeleniyor. Hangi yanıt örnekteki It's okay ile aynı rahatlatma işlevini taşır?
- The painting is of average quality.
- The meal is okay, but not very exciting.
- It's okay. We can fix it together.
- You need to leave now.
Cevabı göster
It's okay. We can fix it together.
When you get back: gelecekteki zamanı belirten yan cümle
When you get back, “geri döndüğünde” veya “sen döndükten sonra” anlamına gelir. Burada get back nesne almaz ve bir eşyayı geri almak değil, kişinin ayrıldığı yere dönmesi anlamındadır. Bu yan cümle, ana eylemin zamanını belirler. Geleceğe yönelik planlarda when ile başlayan yan cümlede geniş zaman kullanılır: When you get back denir, will get back denmez. Ana cümlede can veya will kullanılabilir: When you get back, we can play.
Alıştırma
Hangi cümle, dinleyen kişi döndükten sonra yapılacak bir gelecek planını doğal biçimde ifade eder?
- When you will get back, we'll finish the game.
- When you get back, we'll finish the game.
- When you got back tomorrow, we'll finish the game.
- When you getting back, we'll finish the game.
Cevabı göster
When you get back, we'll finish the game.
See you soon: yakında yeniden görüşmeden önce kullanılan veda sözü
See you soon. yaygın bir vedalaşma sözüdür. Karşınızdaki kişiyi kısa süre içinde yeniden görmeyi veya onunla yeniden konuşmayı beklediğinizi belirtir. Buradaki See you, geleneksel olarak kısaltılmış bir ifadedir. Karşınızdaki kişiye size bakmasını söyleyen bir emir değildir ve vedalaşırken bunu I will see you soon biçimine dönüştürmeniz gerekmez.
Alıştırma
Kısa süre içinde yeniden görüşmeyi beklediğiniz durumda doğal vedalaşma sözünü tamamlayın: I have to go now, but I'll be back this afternoon. ____!
Cevabı göster
See you soon
find out: cevabı daha sonra öğrenmek
Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. You'll find out. cümlesinde find out bir phrasal verb'dür ve hangi bilginin kastedildiği konuşmadan anlaşıldığı için ardından nesne gelmesi gerekmez. You'll find out. kısa bir yanıt olarak kullanıldığında cevap şimdilik açıklanmaz ve daha sonraki bir olayın ya da deneyimin cevabı ortaya çıkaracağı belirtilir. Fiziksel bir nesneyi bulmak anlamına gelmez.
Alıştırma
“Daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek” anlamındaki iki sözcüklü phrasal verb'ü yazın: The result is secret now, but we'll ____ who won when the host announces it.
Cevabı göster
find out
Kısaltılmış bir rica olarak a little help
Burada a little help yalnızca az miktarda yardımı adlandıran bir isim grubu değildir. Kısaltılmış bir rica olarak işlev görür: Can I get a little help? veya Could you help me? Gereken yardım durumdan zaten anlaşıldığı için konuşan kişi tam soruyu söylemez. Sonuç kısa ve konuşma diline özgüdür; a little ricayı küçük gösterir, ancak sert bir ton yine de sabırsız bir izlenim yaratabilir.
Alıştırma
Kısa A little help? ricası hangi duruma en uygun olur?
- Resmî bir toplantıda bir yabancıdan ayrıntılı hukuki tavsiye istiyorsunuz.
- Bir rehberin biraz faydalı olduğunu birine söylemek istiyorsunuz.
- Bir projenin ne kadar destek aldığını anlatıyorsunuz.
- Bir kutuyu kaldırmakta zorlanıyorsunuz ve arkadaşınız sorunu görebiliyor.
Cevabı göster
Bir kutuyu kaldırmakta zorlanıyorsunuz ve arkadaşınız sorunu görebiliyor.
Çocuk partisinin sonunda verilen party bag
Britanya İngilizcesinde party bag, özellikle doğum günü gibi bir partinin sonunda çocuklara eve götürmeleri için verilen, içinde şekerleme, oyuncak veya başka küçük ikramlar bulunan bir çantadır. Bu nedenle I got a party bag, konuşan kişinin eve götürülen bu hediyeyi aldığı anlamına gelir. Genellikle parti süslerini veya malzemelerini taşımak için kullanılan bir çantayı ifade etmez.
Alıştırma
Bu cümlede party bag nedir?
- Parti sahibinin davetiyeleri sakladığı bir çanta
- Parti süslerini taşımak için kullanılan büyük bir çanta
- Partiden sonra çocuk bir misafire verilen küçük bir şekerleme veya hediye çantası
- Parti kıyafetlerine uysun diye seçilen bir el çantası
Cevabı göster
Partiden sonra çocuk bir misafire verilen küçük bir şekerleme veya hediye çantası
one for me?: daha önce sözü edilen bir nesne için one kullanmak
Bu cümlede one, daha önce sözü edilen tekil ve sayılabilen bir ismin, yani party bag ifadesinin yerine geçer. Böylece isim tekrar edilmez. Buradaki asıl nokta bir sayısı değildir. Is there one for me? aynı türden bir nesnenin konuşan kişi için de ayrılıp ayrılmadığını sorar. Dinleyen kişi one sözcüğünün neyi anlattığını bağlamdan anlayabilmelidir.
Alıştırma
a party hat yerine one kullanıp for me ifadesini koruyarak soruyu tamamlayın: The other children have party hats. Is there ____?
Cevabı göster
one for me
that's okay: hayal kırıklığı yaratan bir sonucu nazikçe kabul etmek
Burada That's okay, istenmeyen bir sonuca verilen nazik bir yanıttır. Konuşan kişi sonucu kabul eder ve karşısındakini suçlamaktan ya da utandırmaktan kaçınır; bu sözler sonucun gerçekten iyi olduğu anlamına gelmez. Uh şeklindeki tereddüt, kabullenmeden önce kısa bir hayal kırıklığı yaşandığını gösterebilir. Benzer durumlarda That's okay karşıdaki kişiyi rahatlatabilir veya küçük bir sorunu büyütmeyeceğinizi gösterebilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız birkaç dakika geç kaldığı için özür diliyor. That's okay ifadesinin bu küçük rahatsızlığı kabul eden doğal bir yanıt olup olmadığına karar verin.
- Evet, burada doğal bir yanıttır.
- Hayır, gecikmenin mükemmel bir sonuç olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Evet, burada doğal bir yanıttır.
Good girl: bakım verenin çocuğa söylediği övgü
Good girl, genellikle küçük bir kız çocuğuna doğrudan söylenen kısa bir övgüdür. Burada yetişkinin Bingo'nun tepkisini onayladığını gösterir: Bingo, hayal kırıklığı yaratan bir sonucu sakince kabul eder. Bu ifade yalnızca bir şeyin iyi yapıldığını söylemez. Konuşanı bakım veren ya da otorite konumuna getirir ve çocuğun davranışını iyi veya uslu olarak değerlendirir.
Alıştırma
Good girl ifadesinin hangi kullanımı uygundur?
- Bir yönetici, raporu bitiren yetişkin kadın çalışana Good girl der.
- Bir ebeveyn, sakin kalmayı başaran küçük kızına Good girl der.
- Bir yabancı, talimatlara uyan yetişkin bir kadına Good girl der.
Cevabı göster
Bir ebeveyn, sakin kalmayı başaran küçük kızına Good girl der.