Aşırı Nüfus – İnsan Patlaması Açıklandı: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
957 kelime 171 kel/dk

Video özeti: Tarihsel veriler nüfus artışını, demografik geçişi ve doğurganlık düşünce beklenen yavaşlamayı açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Never before in history have there been: Dil bilgisi; tarihsel veya veriye dayalı bir iddiada eşsiz olguyu vurgulamak için baştaki olumsuz ifadeden sonra oluşan devrik yapıyı tanıyın. 2. the demographic transition.: Gerçek yaşam bağlamı; yaşam koşulları iyileşirken önce ölüm, sonra doğum oranlarının düştüğü dört aşamayı anlayın. 3. had a head start.: Deyim; “daha erken başlayıp avantaj kazandı” anlamını öğrenin ve doğuştan üstünlük ima etmeden ilerlemeyi karşılaştırırken kullanın.

Bu derste

Never before in history have there been so many people on Earth as right now. Dilbilgisi

0:01

Tarihte hiçbir zaman Dünya'da şu an olduğu kadar çok insan olmamıştı.

Dilbilgisi

Never before in history have there been: olumsuz devrik yapı

Never before in history, geçmişte hiçbir zaman buna benzer bir durumun yaşanmadığını belirtir. Bu olumsuz zaman ifadesini cümlenin başına getirmek, durumun eşi benzeri olmadığı vurgusunu güçlendirir. İfade başa alındığı için yardımcı fiil have, varlık bildiren yapının öznesi there’dan önce gelir: have there been. Bu bir soru değil, bildirme cümlesindeki olumsuz devrik yapıdır. İfade başa alınmadığında temel sıra There have never before been so many people on Earth. şeklindedir.

Alıştırma

Present perfect zamanındaki varlık cümlesinin devrik yapısını tamamlayın: Never before in history ____ so many ways for people to communicate.

Cevabı göster

have there been

Our numbers have skyrocketed from 1 billion in 1800 to 2.3 billion in 1940, Kalıp ifadeler

0:06

Sayımız 1800 yılında 1 milyardan 1940'ta 2,3 milyara fırladı,

Kalıp ifadeler

skyrocketed from ... to ...: keskin bir artışı anlatmak

Skyrocketed, bir miktarın çok hızlı ve büyük ölçüde arttığını belirtir. Canlı ve mecazi bir fiildir; sayılar gerçekten bir roket gibi hareket etmemiştir. from ... to ... kalıbı başlangıç ve bitiş değerlerini verir. Burada from, 1 billion in 1800 değerini; to ise 2.3 billion in 1940 değerini tanıtır. Bu kalıp değişimin hem yönünü hem de büyüklüğünü gösterir.

Alıştırma

Güçlü fiili ve from ... to ... kalıbını kullanın: After the app went viral, downloads ____ 10,000 ____ 500,000 in one month.

Cevabı göster

skyrocketed from · to

3.7 billion in 1970,

0:13

1970'te 3,7 milyar,

and 7.4 billion in 2016.

0:15

ve 2016'da 7,4 milyar olduk.

The world population increased fourfold in the last century. Kelime

0:20

Dünya nüfusu geçen yüzyılda dört katına çıktı.

Kelime

“increased fourfold”: başlangıç miktarının dört katına çıkmak

Burada increased fourfold, miktarın başlangıçtaki büyüklüğünün dört katına çıktığı anlamına gelir. Nüfus başlangıçta 1 milyarsa sonunda 4 milyar olmuştur. Bu ifade dört yüzde puanlık bir artışı değil, bir çarpma katsayısını anlatır. Toplam artış başlangıç miktarının %300'üdür; dolayısıyla son miktar ilk miktarın %400'üdür.

Alıştırma

Şu durumu okuyun: A town had 10,000 residents. Its population then increased fourfold. Yeni nüfus kaçtı?

  1. 10.004 kişi
  2. 50.000 kişi
  3. 40.000 kişi
Cevabı göster

40.000 kişi

So, what can we expect for the next century?

0:24

Peki, gelecek yüzyıl için ne bekleyebiliriz?

And what does population growth mean for our future?

0:27

Ve nüfus artışı geleceğimiz için ne anlama geliyor?

Will there be mass migration,

0:31

Kitlesel göçler mi olacak,

overcrowded slums and megacities covering continents,

0:33

kıtaları kaplayan aşırı kalabalık gecekondu mahalleleri ve mega şehirler,

diseases and pollution,

0:36

hastalıklar ve kirlilik,

chaos and violence over energy, water, and food,

0:38

enerji, su ve yiyecek üzerinden kaos ve şiddet mi,

and a human species focused only on sustaining itself?

0:41

ve yalnızca hayatta kalmaya odaklanmış bir insan türü mü?

Will population growth destroy our way of life,

0:46

Nüfus artışı yaşam tarzımızı yok mu edecek,

or is this prophecy just ungrounded panic?

0:49

yoksa bu kehanet sadece asılsız bir panik mi?

In the 1960s, population growth reached an unprecedented rate,

1:03

1960'larda nüfus artışı eşi görülmemiş bir hıza ulaştı,

which led to apocalyptic prophecies.

1:07

bu da kıyamet kehanetlerine yol açtı.

The poor would procreate endlessly and overrun the developed world. Kelime

1:11

Fakirler durmaksızın üreyecek ve gelişmiş dünyayı istila edecekti.

Kelime

“overrun the developed world”: büyük gruplar hâlinde girip yeri istila etmek

Bu cümlede overrun, bir yere o kadar kalabalık biçimde girmek veya yayılmak demektir ki o yer ezilmiş ya da ele geçirilmiş gibi görünür. Move into ifadesinin tarafsız bir eş anlamlısı değildir. Bu fiil, öngörüye korku uyandıran ve düşmanca bir ton katar: yoksul insanlar kontrol edilemeyen bir tehdit gibi gösterilir. Cümle bu korku anlatısını aktarmaktadır; onu tarafsız bir gerçek olarak ileri sürmemektedir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The stadium was overrun by rioters. Overrun neyi ima ediyor?

  1. Stadyum büyüdü.
  2. Bazı insanlar yakında dolaştı ancak herhangi bir kargaşaya neden olmadı.
  3. Büyük bir grup içeri girip mekânı etkisiz bıraktı.
Cevabı göster

Büyük bir grup içeri girip mekânı etkisiz bıraktı.

The legend of overpopulation was born. Deyimler

1:16

Aşırı nüfus efsanesi böyle doğdu.

Deyimler

Aşırı nüfus efsanesi doğdu

Burada "legend" eski bir geleneksel hikâye ya da ünlü bir kahraman anlamına gelmez. Aşırı nüfus hakkında yaygın olarak inanılan bir anlatı anlamına gelir. "was born" ifadesi doğumu bir metafor olarak kullanır: soyut bir fikir, var olmaya başlayan canlı bir varlık gibi ele alınır. Yani cümle, aşırı nüfus hakkındaki bu anlatının ortaya çıktığı ve yayılmaya başladığı anlamına gelir.

Alıştırma

Videoda "The legend of overpopulation was born" ne anlama geliyor?

  1. Aşırı Nüfus adında ünlü bir kişi doğdu.
  2. Krallar ve kahramanlar hakkında geleneksel bir hikâye başladı.
  3. Aşırı nüfus fikri yayılmaya başladı.
Cevabı göster

Aşırı nüfus fikri yayılmaya başladı.

But it turns out high birth rates and the population explosion Anlatım akışı

1:19

Ancak ortaya çıktı ki yüksek doğum oranları ve nüfus patlaması

are not permanent features of some cultures or countries, Dilbilgisi

1:23

bazı kültürlerin veya ülkelerin kalıcı özellikleri değil,

but rather part of a four-step process the whole world is going through, Öbek fiiller

1:26

tüm dünyanın içinden geçmekte olduğu dört aşamalı bir sürecin, yani

Anlatım akışı

Ama görünüşe göre

"But it turns out" daha önce inanılan veya beklenen şeyden yeni, genellikle şaşırtıcı bir gerçeğe geçişi işaret eder. Önceki fikri bir düzeltmeyle bağlar: eski bir varsayımı sunduktan sonra konuşmacı gerçeğin farklı olduğunu göstermek için bu ifadeyi kullanır. Bu cümlede, yüksek doğum oranlarının kalıcı değil, küresel bir sürecin parçası olduğu iddiasını ortaya koyar.

Alıştırma

Şaşırtıcı bir düzeltme getiren ifadeyle cümleyi tamamlayın: "But it ____ that the exam was easier than expected."

Cevabı göster

turns out

Dilbilgisi

not permanent ... but rather (değil ... aksine)

"not X, but rather Y" kalıbı önce bir açıklamayı veya sınıflandırmayı reddeder, ardından daha doğru veya beklenen bir alternatif sunar. Dinleyiciye X'i gerçek neden olarak bir kenara bırakıp Y'ye odaklanmasını söyler. Bu cümlede konuşmacı, yüksek doğum oranlarının ve nüfus patlamasının belirli kültürlerin kalıcı özellikleri olmadığını söylüyor. Bunun yerine, tüm dünyanın içinden geçtiği dört aşamalı bir sürecin parçasıdırlar. "Rather" karşıtlığı güçlendirerek düzeltmeyi açık hale getirir. Anlam "somewhat" değil, "instead" veya "more accurately"ye daha yakındır.

Alıştırma

Cümleyi "not ... but rather" karşıtlık yapısıyla tamamlayın. İlk boşluğa "not", ikinci boşluğa "but rather" yazın. The main cause is ____ a lack of money, ____ a lack of planning.

Cevabı göster

not · but rather

Öbek fiiller

going through (içinden geçiyor)

"Go through", bir süreci, değişimi veya bir zaman dilimini deneyimlemek veya geçirmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Fiziksel olarak bir yerden geçmek anlamına gelmez. Burada "the whole world" öznedir ve "a four-step process" nesnedir. Konuşmacı, her ülkenin aynı aşamalardan geçtiğini kastediyor, ülkelerin fiziksel bir tünelde bulunduğunu değil.

Alıştırma

"go through" öbek fiilinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın. The whole world is currently ____ a four-step demographic process.

Cevabı göster

going through

the demographic transition. Kültür

1:30

demografik geçişin bir parçasıdır.

Kültür

demographic transition: zaman içindeki nüfus değişimi

Demographic transition, yüksek doğum ve ölüm oranlarından düşük doğum ve ölüm oranlarına doğru uzun vadeli geçişi anlatan teknik bir isim öbeğidir. Demographic nüfusla ilgilidir; transition ise değişimi tek bir olay olarak değil, bir süreç olarak sunar. Bu cümlede ifade, ele alınan nüfus değişimi örüntüsünü adlandırır. Genellikle bir dizi aşama hâlinde açıklanır; dolayısıyla odak, doğum ve ölüm oranlarının zaman içinde nasıl değiştiğidir.

Alıştırma

Bu cümlede demographic transition neyi anlatıyor?

  1. Yüksek doğum ve ölüm oranlarından düşük oranlara doğru uzun vadeli geçiş
  2. İnsanları başka bir ülkeye taşıma planı
  3. Bir gecede gerçekleşen nüfus değişimi
Cevabı göster

Yüksek doğum ve ölüm oranlarından düşük oranlara doğru uzun vadeli geçiş

Most developed countries have already made the transition,

1:32

Gelişmiş ülkelerin çoğu bu geçişi çoktan tamamladı,

while other countries are doing it right now.

1:35

diğer ülkeler ise bunu şu anda gerçekleştiriyor.

Let's go back to the 18th century, when the entire world, including Europe, Anlatım akışı

1:39

Gelin 18. yüzyıla, Avrupa da dahil olmak üzere tüm dünyanın

Anlatım akışı

Let's go back to: geçmişteki bir zamana dönmek

Let's go back to, dinleyiciyi zaman çizelgesinde veya bir tartışmada daha önceki bir noktaya yönlendiren bir söylem ifadesidir. Bu cümlede, ardından gelen to the 18th century bölümü ele alınacak geçmiş zamanı belirtir; hiç kimsenin fiziksel olarak oraya gitmesini istemez. Bu ifade, güncel konudan ayrılıp tarihsel bir geriye bakış başlatarak açıklamayı düzenler. Başka bağlamlarda aynı yapı, konuşmada daha önce ele alınmış bir konuya dönmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

“Let's go back to 2010, when the company first opened.” cümlesinde konuşmacı tarihsel bir açıklamayı düzenlemektedir; dinleyiciden 2010 yılına seyahat etmesini istememektedir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

was in the first stage of the demographic transition.

1:42

demografik geçişin ilk aşamasında olduğu döneme dönelim.

By today's standards, Europe was worse off than a developing region, Kalıp ifadeler

1:45

Bugünün standartlarına göre, Avrupa gelişmekte olan bir bölgeden daha kötü durumdaydı,

Kalıp ifadeler

By today's standards: modern bir ölçüt kullanmak

By today's standards, “insanların bugün beklediği veya normal kabul ettiği ölçütlere göre değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Buradaki by, karşılaştırmada kullanılan ölçütü belirtir; son tarih bildirmez. Bu ifade, başka bir döneme veya ortama ait bir şeyi günümüzün bakış açısıyla değerlendirmeyi sağlar. Çoğu zaman, o dönemdeki insanların görüşünden farklı olabilecek bir yargının geleceğini haber verir.

Alıştırma

Cümleyi “modern beklentilere göre değerlendirildiğinde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: ____, the phone's camera seems very basic.

Cevabı göster

By today's standards

Kalıp ifadeler

worse off than: genel durumları karşılaştırmak

Be worse off than, “genel olarak …den daha elverişsiz bir durumda olmak” anlamına gelir. Off, worse off kalıp ifadesinin bir parçasıdır; burada “uzakta” veya “kapalı” anlamına gelmez. Karşılaştırma para, sağlık, hizmetlere erişim, güvenlik veya genel refahla ilgili olabilir. Worse off than öncesinde be fiilinin uygun biçimini kullanın: was worse off than, are worse off than gibi.

Alıştırma

Cümleyi genel durumun daha elverişsiz olduğunu belirten üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: After the fees rose, small shops were ____ before.

Cevabı göster

worse off than

suffering from poor sanitation, poor diet, and poor medicine.

1:49

kötü sanitasyon, yetersiz beslenme ve yetersiz tıptan muzdaripti.

A lot of people were born, but lots of them died just as fast,

1:54

Birçok insan doğuyordu, ancak birçoğu aynı hızla ölüyordu,

so the population hardly grew.

1:58

bu yüzden nüfus neredeyse hiç artmıyordu.

Women had between four and six children,

2:00

Kadınların dört ila altı arasında çocuğu oluyordu,

but only two of them would reach adulthood.

2:03

ancak bunlardan sadece ikisi yetişkinliğe erişebiliyordu.

Then the Industrial Revolution happened in the UK Kültür

2:06

Ardından İngiltere'de Sanayi Devrimi gerçekleşti

and brought the greatest change in human living conditions since the Agricultural Revolution.

2:09

ve Tarım Devriminden bu yana insan yaşam koşullarındaki en büyük değişimi getirdi.

Kültür

Sanayi Devrimi ... Tarım Devrimi

Burada Tarım Devrimi, insanlığın tarıma ve yerleşik yaşama geçtiği çok daha eski dönüşümü ifade eder. Sanayi Devrimi ise daha sonra makine gücüne dayalı üretime ve fabrika işçiliğine geçişi, ilk olarak Britanya’da merkezlenen dönüşümü ifade eder. Cümledeki Tarım Devrimi’nden bu yana ifadesi, önceki dönüşümü karşılaştırma ölçütü olarak kullanır ve Sanayi Devrimi’ni yaşam koşullarında o zamandan sonraki en büyük değişim olarak sunar. Burada revolution, mutlaka siyasi bir ayaklanma değil, geniş kapsamlı toplumsal ve ekonomik bir dönüşüm demektir.

Alıştırma

Cümledeki iki tarihsel adın işlevini en iyi hangi yorum açıklar?

  1. Her iki ad da Birleşik Krallık’ta aynı anda gerçekleşen siyasi ayaklanmaları ifade ediyor.
  2. Sanayi Devrimi, daha önceki tarıma geçişle karşılaştırılan büyük bir toplumsal ve ekonomik dönüşüm olarak sunuluyor.
  3. Tarım Devrimi, fabrika işçiliğinin bir sonucu olarak sunuluyor.
Cevabı göster

Sanayi Devrimi, daha önceki tarıma geçişle karşılaştırılan büyük bir toplumsal ve ekonomik dönüşüm olarak sunuluyor.

People went from being peasants to workers. Dilbilgisi

2:14

İnsanlar köylü olmaktan çıkıp işçi oldular.

Dilbilgisi

köylü olmaktan işçi olmaya geçtiler

go from being A to B kalıbı kimlik, rol veya durum değişikliğini anlatır. Burada went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir: insanlar köylü rolünden işçi rolüne geçmiştir. Bu ifade yerler arasında hareket etmeyi anlatmaz. From sözcüğünden sonra gelen being, başlangıçtaki kimliği tanıtır. Birlikte kullanılan from ... to ... değişimin başlangıç ve bitiş noktalarını gösterir. Bu kısa yapıda ikinci bir being sözcüğü anlamca vardır: from being peasants to (being) workers.

Alıştırma

go from being A to B kalıbını kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: Last year, after retraining, Maya ____ a cashier to a software tester.

Cevabı göster

went from being

Manufactured goods were mass produced and became widely available. Kelime

2:18

Mamul mallar seri olarak üretildi ve yaygın olarak bulunabilir hale geldi.

Kelime

Were mass produced: büyük ölçekli endüstriyel üretim

Were mass produced, mass-produce fiilinin edilgen biçimidir. Ürünlerin çok büyük miktarlarda, genellikle standartlaştırılmış endüstriyel yöntemlerle üretildiğini belirtir. Burada mass, ürünlerin kalitesini veya ağırlığını değil, üretimin ölçeğini ifade eder. Bu ifade ürünlerin nasıl yapıldığını anlatır; mükemmel ürünler oldukları anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekteki were mass produced ne anlama gelir?

  1. yüksek kaliteli ürünler olarak değerlendirildiler
  2. endüstriyel yöntemlerle büyük miktarlarda üretildiler
  3. alışılmadık derecede ağır nesneler olarak üretildiler
Cevabı göster

endüstriyel yöntemlerle büyük miktarlarda üretildiler

The sciences flourished and advanced transportation, communication, and medicine.

2:22

Bilim dalları gelişti, ulaşım, iletişim ve tıp ilerledi.

The role of women in society shifted and created the conditions for their emancipation. Kalıp ifadeler

2:28

Kadınların toplumdaki rolü değişti ve özgürleşmeleri için gerekli koşullar yaratıldı.

Kalıp ifadeler

Created the conditions for: sonraki bir değişimi mümkün kılmak

Created the conditions for, çevredeki durumu daha sonraki bir gelişmeyi mümkün kılacak kadar elverişli hâle getirmek anlamına gelir. Sonraki sonucun gerçekleştiğini garanti etmek yerine, olanak sağlayan veya dolaylı bir nedeni anlatır. Burada for, emancipation ismini getirir; başka bir isim öbeğini veya -ing biçimini de getirebilir.

Alıştırma

Cümleyi create the conditions for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The new funding ____ faster scientific progress.

Cevabı göster

created the conditions for

Slowly, this economic progress not only formed a middle class, Dilbilgisi

2:34

Yavaş yavaş, bu ekonomik ilerleme sadece bir orta sınıf oluşturmakla kalmadı,

but also raised standards of living and health care for the poor working population. Kalıp ifadeler

2:38

aynı zamanda yoksul işçi sınıfının yaşam standartlarını ve sağlık hizmetlerini de yükseltti.

Dilbilgisi

not only ... but also: yalnızca ... değil, aynı zamanda ...

Not only ... but also paralel iki düşünceyi bağlar ve ikinci düşünceye ek vurgu verir. Burada ekonomik ilerlemenin iki sonucu vardır: bir orta sınıf oluşturması ve yaşam standartlarıyla sağlık hizmetlerini yükseltmesi. Not only ifadesini bağlanan ilk unsurdan, but also ifadesini ise ikinci unsurdan önce yerleştirin. Bu cümlede formed ve raised, geçmiş zamanda iki paralel fiil öbeğini başlatır.

Alıştırma

Cümleyi not only ile eşleşen bağlayıcıyla tamamlayın: The new clinic not only shortened waiting times, ____ improved access to specialist care.

Cevabı göster

but also

Kalıp ifadeler

standards of living: yaşam standartları

Standards of living ifadesi, insanların veya grupların sahip olduğu maddi rahatlık ve gündelik yaşam koşullarının düzeylerini anlatır. Genellikle gelir, konut, gıda ve hizmetlere erişim gibi unsurları kapsar. Bu cümlede raised standards of living, ekonomik ilerlemenin çalışan nüfusun yaşam koşullarını iyileştirdiği anlamına gelir. İfadeyi, nasıl yaşanacağına ilişkin kurallar veya standartlar olarak değil, yerleşik bir bütün olarak okuyun.

Alıştırma

Bu bağlamda standards of living ne anlama gelir?

  1. temel giderleri karşılamak için gereken para miktarı
  2. insanların sahip olduğu maddi rahatlık ve gündelik yaşam koşullarının düzeyi
  3. memnuniyet ve ilişkiler dâhil insanların genel esenliği
Cevabı göster

insanların sahip olduğu maddi rahatlık ve gündelik yaşam koşullarının düzeyi

The second transition stage started.

2:43

İkinci geçiş aşaması başladı.

Better food supplies, hygiene, and medicine meant people stopped dying all the time,

2:46

Daha iyi gıda tedariki, hijyen ve tıp, insanların, sürekli olarak,

especially so at a very young age.

2:50

özellikle de çok genç yaşlarda ölmesinin durduğu anlamına geliyordu.

The result was a population explosion,

2:53

Sonuç bir nüfus patlaması oldu,

doubling the UK's population between 1750 and 1850. Dilbilgisi

2:55

İngiltere'nin nüfusu 1750 ile 1850 arasında ikiye katlandı.

Dilbilgisi

Sonuç bildiren -ing yan cümlesi olarak doubling the UK's population

Bu cümlede doubling the UK's population between 1750 and 1850, sonucu ekleyen tamamlayıcı bir -ing yan cümlesidir. Nüfus patlamasının sonucunu, yani nüfusun iki katına çıkmasını anlatır. Doubling, ikinci bir çekimli ana fiil değildir. Bu yan cümle virgülden önceki ifadeye bağlıdır ve örtük eyleyeni ya da nedeni population explosion ifadesidir. Benzer biçimde, “virgül + -ing yan cümlesi” tamamlanmış bir ifadeye sonuç ekleyebilir.

Alıştırma

Cümleyi, double fiilini kullanan bir -ing sonuç yan cümlesiyle tamamlayın: The town's population grew from 20,000 to 40,000, ____ in ten years.

Cevabı göster

doubling

The main reason families used to have lots of children was that only a few of them were likely to survive. Dilbilgisi

3:00

Ailelerin eskiden çok çocuk sahibi olmasının temel nedeni, sadece birkaçının hayatta kalma ihtimaliydi.

Dilbilgisi

Temel nedeni belirtmek için The main reason ... was that ...

The main reason + durum + was that + yan cümle kalıbı, tek bir nedeni öne çıkarır. Burada families used to have lots of children açıklanan durumu tanımlar; that sonrasındaki yan cümle ise temel nedeni belirtir. Cümlenin yapısı bağ fiili was etrafında kurulur: The main reason ile başlayan uzun isim öbeği öznedir ve that yan cümlesi tümleçtir. That, tam bir yan cümle başlatır; ayrı bir because yan cümlesi eklemekle aynı şey değildir.

Alıştırma

Neden bildiren kalıbı iki sözcükle tamamlayın: The main reason the match was postponed ____ heavy rain made the field unsafe.

Cevabı göster

was that

Dilbilgisi

used to have: artık değişmiş olan geçmiş bir durum

“families used to have lots of children” ifadesinde used to + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan bir düzeni veya eskiden var olup artık aynı şekilde geçerli olmayan bir durumu anlatır. Buradaki have, “çocuk sahibi olmak” anlamındadır; dolayısıyla ifade, geçmişteki tek bir olaydan değil, eski bir aile düzeninden söz eder. Geçmişle bugünü karşılaştırırken used to + fiilin yalın hâlini kullanın. Bugünkü değişiklik aynı cümlede değil, daha sonra belirtilse de bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Artık geçerli olmayan geçmiş bir durumu anlatan iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: Our town ____ have only one school, but now it has four.

Cevabı göster

used to

Dilbilgisi

were likely to survive: geçmişteki olasılık

“only a few of them were likely to survive” ifadesinde be likely to + fiilin yalın hâli olasılık bildirir. Yalnızca az sayıda kişinin hayatta kalma ihtimalinin yüksek olduğunu söyler; hayatta kalmanın kesin olduğunu söylemez. be biçimi özne uyumunu ve zamanı gösterir. Were çoğul bir özneyle uyumludur ve olasılığı geçmiş zamana yerleştirir; survive ise to sonrasında yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Cümleyi be likely to yapısının geçmiş zaman çoğul biçimiyle tamamlayın: During last summer's heat wave, the young trees ____ die without enough water.

Cevabı göster

were likely to

Now that had changed,

3:06

Artık bu durum değişmişti,

so the third stage of the transition was set in motion. Deyimler

3:07

böylece geçişin üçüncü aşaması harekete geçti.

Deyimler

was set in motion: bir süreci başlatmak

Was set in motion ifadesi, “başlatıldı ve gelişmeye başladı” anlamına gelir. Burada bir geçiş sürecinin üçüncü aşamasının başladığını anlatır; herhangi bir şey gerçekten itilmiş veya hareket ettirilmiş değildir. Bu, set something in motion yapısının edilgen biçimidir. Edilgen yapı, süreci tetikleyen kişi veya koşuldan çok başlayan aşamaya odaklanır. Set, geçmiş zaman ortacı olarak kullanıldığında biçim değiştirmez.

Alıştırma

Set in motion ifadesini doğru edilgen biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The investigation ____ after new evidence appeared.

Cevabı göster

was set in motion

Fewer babies were conceived,

3:10

Daha az bebek dünyaya getirildi,

and population growth slowed down.

3:12

ve nüfus artışı yavaşladı.

Eventually, a balance emerged.

3:15

Nihayetinde bir denge ortaya çıktı.

Fewer people were dying, and fewer children were born,

3:17

Daha az insan ölüyor ve daha az çocuk doğuyordu,

so the death rate and birth rate became stable.

3:20

bu sayede ölüm oranı ve doğum oranı istikrarlı hale geldi.

Britain had reached the fourth stage of the demographic transition.

3:23

Britanya demografik geçişin dördüncü aşamasına ulaşmıştı.

This didn't only happen in the UK.

3:27

Bu sadece İngiltere'de olmadı.

More and more countries went through the four stages.

3:29

Giderek daha fazla ülke bu dört aşamadan geçti.

First, many births and many deaths due to bad living conditions. Anlatım akışı

3:33

Birinci, kötü yaşam koşulları nedeniyle çok sayıda doğum ve çok sayıda ölüm.

Second, better living conditions leading to fewer deaths and a population explosion.

3:36

İkinci, daha az ölüme ve nüfus patlamasına yol açan daha iyi yaşam koşulları.

Third, fewer deaths resulting in fewer births,

3:41

Üçüncü, daha az ölümün daha az doğuma yol açması

and population growth came to an end.

3:45

ve nüfus artışının sona ermesi.

Anlatım akışı

First, Second, Third: sıralı bir yapıyı belirtmek

First, Second ve Third sıralama belirteçleridir. Her biri sıradaki aşamanın başlangıcını bildirir ve yoğun bir açıklamayı açık, numaralandırılmış bölümlere ayırmaya yardımcı olur. Bir cümlenin veya parçanın başında kullanıldıklarında standart yazımda genellikle ardından virgül gelir. Görevleri aşamaların ayrıntılarını anlatmak değil, yapıyı ve sırayı göstermektir.

Alıştırma

Hangi seçenek sıralı üç adımı en açık biçimde sunar?

  1. First, open the file. Second, check the numbers. Third, save your changes.
  2. Third, open the file. First, check the numbers. Second, save your changes.
  3. Open the file. Also, check the numbers. Maybe save your changes.
Cevabı göster

First, open the file. Second, check the numbers. Third, save your changes.

But if birth rates have dropped so much, Dilbilgisi

3:47

Ancak doğum oranları bu kadar düştüyse,

why is the population still growing so fast?

3:50

nüfus neden hala bu kadar hızlı artıyor?

Dilbilgisi

Görünürdeki bir çelişkiyi sorgulamak için But if ..., why ...?

But if X, why Y? kalıbı X’i kabul edilmiş bir gerçek ya da konuşmacının tartışma için kabul etmeye hazır olduğu bir öncül olarak ele alır. Buradaki if, “madem” anlamına yakındır; konuşmacının X’i hayalî gördüğünü göstermez. But daha önce söylenenle karşıtlık kurar, why sorusu ise X ile uyuşmuyor gibi görünen bir sonuca işaret eder. Bu kalıbı görünürdeki bir çelişkiyi ortaya koyup eksik açıklamayı sormak için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

İlan edilen çalışma saatleri mağazanın açık olduğunu doğruluyor. Hangi cümle bu gerçeği kabul edip görünürdeki bir çelişkiyi soruyor?

  1. If the store opens, we will go inside.
  2. But if the store is open, why are the doors locked?
  3. Even though the store is open, the doors are locked.
Cevabı göster

But if the store is open, why are the doors locked?

Well, the children born in the population explosion of the 70s and '80s are having kids themselves now,

3:53

70'lerin ve 80'lerin nüfus patlamasında doğan çocuklar artık kendi çocuklarına sahipler,

leading to a noticeable spike in overall population. Kalıp ifadeler

3:58

bu da genel nüfusta gözle görülür bir sıçramaya yol açıyor.

Kalıp ifadeler

a noticeable spike in: belirgin ve keskin bir yükseliş

A noticeable spike in + isim, ölçülebilen bir miktardaki belirgin ve keskin yükselişi anlatır; bu yükseliş genellikle nispeten kısa bir dönemde gerçekleşir. Cümlede yükselen miktar overall population ifadesidir. Spike, grafikteki sivri bir zirveyi veya ani sıçramayı düşündürür; her türlü artışı ifade etmez. İsim öbeğinin tamamı show, see, cause veya lead to gibi fiillerden sonra gelebilir.

Alıştırma

Neredeyse düz seyredip ardından bir hafta boyunca keskin biçimde yükselen grafiği en iyi hangi cümle anlatır?

  1. There was a slight drop in website visits.
  2. There was steady growth in website visits.
  3. There was a noticeable spike in website visits.
Cevabı göster

There was a noticeable spike in website visits.

But they are having far fewer children on average than their parents. Dilbilgisi

4:02

Ancak ortalama olarak kendi ebeveynlerinden çok daha az çocuk sahibi oluyorlar.

Dilbilgisi

Ortalama olarak ebeveynlerinden çok daha az çocuk

far fewer children than ... yapısında fewer, few sözcüğünün karşılaştırma biçimidir ve sayılabilen çoğul children adını niteler. Far karşılaştırmayı güçlendirerek sayısal farkın küçük değil, büyük olduğunu gösterir. On average, ifadenin her birey için değil, bir grubun ortalaması için geçerli olduğunu belirtir. Than their parents, bu neslin sahip olduğu çocuk sayısını ebeveynlerinin sahip olduğu çocuk sayısıyla karşılaştırır; tekrarlanan sözcükler anlamdan çıkarıldığı için söylenmez.

Alıştırma

Cümleyi far + few sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The new process produces ____ defective parts than the old one.

Cevabı göster

far fewer

The average today is 2.5.

4:05

Bugünkü ortalama 2,5'tir.

It was five 40 years ago.

4:07

Kırk yıl önce beşti.

So, as this generation gets older and fertility declines further, Dilbilgisi

4:10

Yani, bu nesil yaşlandıkça ve doğurganlık daha da düştükçe,

the rate of population growth will keep on slowing.

4:14

nüfus artış hızı yavaşlamaya devam edecek.

Dilbilgisi

as ile anlatılan neslin yaşlanması ve doğurganlığın daha da düşmesi

Burada as, birlikte ilerleyen iki aşamalı değişikliği tanıtır: bu nesil yaşlanır ve doğurganlık daha da düşer. Yalnızca bir zamanı belirtmez; bu değişiklikler aynı zamanda sonrasında gelen sonucun arka plandaki nedenini oluşturur. As yan cümlesi önce geldiği için ana sonucun koşullarını hazırlar: nüfus artış hızı yavaşlamaya devam edecektir. Bu yapı, devam eden bir değişikliği onunla birlikte gelişen bir sonuca bağlamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

İki aşamalı değişikliği birlikte gelişen ve sonucun arka plan nedenini oluşturan süreçler olarak sunmak için cümleyi en iyi hangi bağlaç tamamlar? ___ the storm gets closer and the wind grows stronger, flights may be delayed.

  1. As
  2. Unless
  3. Although
Cevabı göster

As

This is true for every country.

4:18

Bu her ülke için geçerlidir.

In the West, we tend to overlook progress in other regions of the world, Kalıp ifadeler

4:20

Batıda dünyanın diğer bölgelerindeki ilerlemeyi göz ardı etme eğilimindeyiz,

Kalıp ifadeler

tend to overlook: gözden kaçırma eğiliminde olmak

Bu cümlede tend to temkinli bir genelleme yapar: davranış sık görülür veya gerçekleşmesi olasıdır, ancak her seferinde olmaz. Böylece ifade kesin ve mutlak duyulmaz. Overlook, bir şeyi fark etmemek ya da ona yeterince dikkat etmemek demektir. Burada tend to overlook, ilerlemeyi sık sık fark etmemek anlamındadır; bir şeye yukarıdan bakmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, insanların küçük uyarı işaretlerini çoğu zaman fark etmediğini, ancak bunun her zaman olmadığını anlatır?

  1. People always overlook small warning signs.
  2. People tend to overlook small warning signs.
  3. People tend to look over small warning signs.
Cevabı göster

People tend to overlook small warning signs.

but actually most of the world's countries have made it to the fourth stage.

4:24

fakat aslında dünya ülkelerinin çoğu dördüncü aşamaya ulaşmış durumda.

Just look at Bangladesh.

4:28

Sadece Bangladeş'e bakın.

In 1971, the average woman had seven kids,

4:30

1971'de ortalama bir kadının yedi çocuğu vardı,

but 25% of them would die before the age of five.

4:33

ancak bunların %25'i beş yaşına gelmeden ölüyordu.

In 2015, the mortality rate was down to 3.8%, Kalıp ifadeler

4:36

2015 yılında ölüm oranı %3,8'e düştü

Kalıp ifadeler

was down to 3.8%: %3,8'e düşmüştü

Sayısal bir ölçüyle kullanılan be down to + değer, ölçünün düşerek belirtilen değere ulaştığını anlatır. Burada was down to 3.8%, geçmişteki o anda %3,8'in düşüşten sonraki nihai seviye olduğunu gösterir. to edatı düşüş miktarını değil, varılan noktayı belirtir. Sayısal bağlam down to ifadesine bu anlamı verir; başka bağlamlarda be down to, bir şeyin birinin sorumluluğunda olması gibi farklı anlamlara gelebilir.

Alıştırma

Bir kusur oranı %9'dan düştü ve şimdi %2. Nihai seviyeyi doğru biçimde veren cümle hangisidir?

  1. The defect rate is down to 2%.
  2. The defect rate is down by 2%.
  3. The defect rate is down from 2%.
Cevabı göster

The defect rate is down to 2%.

and women had only 2.2 kids on average.

4:40

ve kadınların ortalama sadece 2,2 çocuğu vardı.

This is the rule, Anlatım akışı

4:43

Kural budur,

not an exception.

4:44

bir istisna değil.

Anlatım akışı

This is the rule, not an exception: istisna değil, genel kural

Burada the rule, resmî bir kuralı değil, olağan örüntüyü anlatır. This, Bangladeş için gösterilen doğurganlık ve çocuk ölümleri değişimlerine gönderme yapar ve bunları nadir bir durum değil, genel bir eğilim olarak sunar. X is the rule, not an exception yapısı savı düzenler: Dinleyiciye X'i yalnızca tek bir durumda geçerli bir kanıt olarak değil, normal veya genel olarak doğru bir durum olarak değerlendirmesini söyler.

Alıştırma

Karşıtlığı rule ve exception ile tamamlayın: Across dozens of cases, the same pattern appears. This is the ____, not an ____.

Cevabı göster

rule · exception

We're not special,

4:46

Biz özel değiliz,

we just had a head start. Deyimler

4:47

sadece erken başladık.

Deyimler

had a head start: daha erken başlayıp avantaj kazanmak

Had a head start, başkalarından daha erken başlayıp bu yüzden başlangıçta bir avantaja sahip olmak demektir. Had, have fiilinin geçmiş zaman biçimidir; head start başın hareketini anlatan gerçek anlamlı bir ifade değil, mecazlı bir isim öbeğidir. Bu cümlede konuşanlar doğuştan özel olduklarını reddeder. Daha erken ilerlemelerini, dönüşüme daha önce başlamış ve bu nedenle daha fazla zamana sahip olmalarıyla açıklarlar.

Alıştırma

Cümleyi ‘daha erken başladı ve bu nedenle avantajlıydı’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Because Ana trained for a month before everyone else, she ____.

Cevabı göster

had a head start

It took developed countries about 80 years to reduce fertility from more than six children to less than three. Dilbilgisi

4:48

Gelişmiş ülkelerin doğurganlığı altı çocuktan üç çocuğun altına indirmesi yaklaşık 80 yıl sürdü.

Dilbilgisi

It took developed countries about 80 years to reduce ...: gereken süreyi anlatma

It took + kişi veya grup + süre + to + fiil kalıbında It biçimsel bir öznedir. Mastar öbeği eylemi, kişi veya grup ise bu eylemi kimin yaptığını gösterir. Burada developed countries değişimi gerçekleştiren gruptur; took fiilinin sıradan bir nesnesi değildir. Cümle, doğurganlığı belirtilen düzeye indirmenin yaklaşık 80 yıl gerektirdiğini anlatır. Tamamlanmış bir sürecin ne kadar sürdüğünü vurgulamak için bu kalıbı kullanabilirsin.

Alıştırma

Gereken süre kalıbını ve parantez içindeki tüm sözcükleri kullanarak cümleyi tamamla: It ____ to finish the report. (our team / three weeks)

Cevabı göster

took our team three weeks

Dilbilgisi

reduce fertility from ... to ...: başlangıç ve son değer

Reduce X from A to B yapısı ölçüyü, başlangıç düzeyini ve son düzeyini verir. Burada X, kadın başına ortalama çocuk sayısıyla ifade edilen fertility kavramıdır: altının üzerinde başlamış ve üçün altında sona ermiştir. to sözcüğünden sonraki değer son düzeydir; azalma miktarı değildir. Azalmanın büyüklüğünü hesaplamak için iki değeri karşılaştırmak gerekir.

Alıştırma

Başlangıç ve son değerleri gösteren iki edatla cümleyi tamamla: The new process reduced waiting time ____ 40 minutes ____ 15 minutes.

Cevabı göster

from · to

Others are catching up fast. Öbek fiiller

4:55

Diğerleri hızla arayı kapatıyor.

Öbek fiiller

catching up fast: arayı hızla kapatmak

Bu cümlede catching up, önde olan insanlara veya ülkelere giderek yaklaşmak anlamına gelir. up parçacığı catch ile birlikte catch up öbek fiilini oluşturur; yukarıdaki bir şeyi fiziksel olarak yakalamak anlamına gelmez. Fast, aradaki farkın hızla kapandığını belirtir. Bu ifade performans, gelişim, iş ilerlemesi veya ölçülebilen başka bir konumdaki ilerlemeyi anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi catch up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Mia missed a week of class, but now she is ____ fast.

Cevabı göster

catching up

Malaysia and South Africa did it in only 34 years.

4:57

Malezya ve Güney Afrika bunu sadece 34 yılda başardı.

Bangladesh took just 20.

5:00

Bangladeş'in sadece 20 yılını aldı.

Iran managed it in 10 years.

5:02

İran bunu 10 yılda başardı.

All these countries that are catching up didn't have to start from scratch, Deyimler

5:05

Arayı kapatan tüm bu ülkeler sıfırdan başlamak zorunda kalmadılar

Deyimler

start from scratch: mevcut bir temel olmadan başlamak

Start from scratch, hazır ve işe yarar bir çalışma, plan, malzeme veya sistem olmadan başlamak anlamına gelir. Buradaki scratch fiziksel bir çizik veya kaşıma eylemi değildir. Bu cümlede ülkeler başka yerlerde geliştirilmiş bilgi ve teknolojileri kullanabildiği için her şeyi sıfırdan yaratmak zorunda değildi. Bu deyim projeler, beceriler, tarifler ve hazır bir temelin bulunmadığı diğer durumlar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi start from scratch ile tamamlayın: No files or templates survived, so we had to ____.

Cevabı göster

start from scratch

and the more support they get, Dilbilgisi

5:08

ve ne kadar çok destek alırlarsa,

the faster they catch up.

5:09

arayı o kadar hızlı kapatıyorlar.

Dilbilgisi

The more support ..., the faster ... eşleştirilmiş karşılaştırması

the + comparative ..., the + comparative ... kalıbı değişen iki unsuru birbirine bağlar. Burada daha fazla destek almak, arayı daha hızlı kapatmakla bağlantılıdır. Bu yapıda the bir ismi belirleyen normal tanımlık değildir; eşleştirilmiş karşılaştırmanın iki bölümünü işaretler. İki bölüm de korunmalıdır: ilk bölüm koşulu veya değişimi, ikinci bölüm ise buna bağlı sonucu ya da değişimi belirtir. Bağlama göre ilişki nedensel olabilir veya güçlü bir bağıntı gösterebilir.

Alıştırma

Eşleştirilmiş karşılaştırma yapısını tamamlamak için more ve faster kullanın: ____ support a new employee gets, ____ they learn the job.

Cevabı göster

The more · the faster

This is why programs that help lower child mortality or help poor nations develop are so important. Notlar

5:11

İşte bu yüzden çocuk ölümlerini azaltmaya ya da yoksul ülkelerin kalkınmasına yardımcı olan programlar bu kadar önemli.

Anlatım akışı

This is why: sonucu sunmak

This is why az önce belirtilen gerçeğe veya nedene dönüp bunun ardından gelen sonucu ya da çıkarımı sunar. Burada This, daha fazla destek ile daha hızlı ilerleme arasındaki ilişkiyi belirtir; why doğrudan bir soru oluşturmaz, “bunun nedeni” anlamına gelir. Bilgi akışını şöyle düşünebilirsiniz: önceki neden veya gerçek -> This is why + bundan çıkan sonuç.

Alıştırma

Az önce “Regular practice builds confidence.” dediniz. Sonucu doğal biçimde sunan cümle hangisidir?

  1. Why does the team perform more calmly under pressure?
  2. This is because the team performs more calmly under pressure.
  3. This is why the team performs more calmly under pressure.
Cevabı göster

This is why the team performs more calmly under pressure.

Dilbilgisi

help lower ... / help ... develop: help + fiilin yalın biçimi

İngilizcede help fiilinden sonra to kullanılmadan fiilin yalın biçimi gelebilir. help lower child mortality ifadesinde lower, ‘azaltmak’ anlamına gelen bir fiildir; dolayısıyla yapı help + fiilin yalın biçimidir. help poor nations develop ifadesinde poor nations, help fiilinin nesnesidir ve ardından develop fiilinin yalın biçimi gelir: help + nesne + fiilin yalın biçimi. or bağlacının iki yanındaki iki help ifadesi paralel yapıdadır. Help to lower ve help poor nations to develop da dil bilgisi açısından doğrudur, ancak bu cümlede to kullanılmamıştır.

Alıştırma

Cümleyi lower ve develop fiillerinin yalın biçimleriyle tamamlayın: These programs help ____ child mortality and help poor nations ____.

Cevabı göster

lower · develop

No matter what your motivation is, Dilbilgisi

5:17

Motivasyonunuz ne olursa olsun,

Dilbilgisi

No matter what your motivation is: ödünleyici bir giriş ifadesi

No matter what your motivation is, ‘motivasyonunuz ne olursa olsun’ anlamına gelir. Motivasyon farklılıklarının ardından gelen sonucu değiştiremeyeceğini ifade eder. No matter what, ödünleme anlamı taşıyan bir yan cümle başlatır. Bu yan cümle ana cümleden önce gelebilir ve ardından genellikle virgül kullanılır: No matter what your motivation is, the same advice applies. no matter ifadesini kelime kelime ‘ortada bir mesele yok’ diye yorumlamayın.

Alıştırma

Kişinin nedeni ne olursa olsun aynı kuralın geçerli olduğunu doğru biçimde söyleyen cümle hangisidir?

  1. No matter what is your reason, the rule still applies.
  2. It doesn't matter what is your reason, the rule still applies.
  3. No matter what your reason is, the rule still applies.
Cevabı göster

No matter what your reason is, the rule still applies.

whether you dream of a world where all people live in freedom and wealth, Dilbilgisi

5:19

ister tüm insanların özgürlük ve refah içinde yaşadığı bir dünya hayal edin,

or you just want fewer refugees coming to your country,

5:22

ister sadece ülkenize daha az mülteci gelmesini isteyin,

Dilbilgisi

whether you dream of ... or you just want: tek bir sonuca bağlanan iki alternatif

Whether ... or ... iki farklı durumu veya amacı birbirine bağlar. Bu cümlede bir kişi herkes için özgürlük ve refah isteyebilirken başka biri esas olarak daha az mülteci gelmesini isteyebilir. Konuşanın vardığı sonuç her iki durumda da geçerlidir. Bu, evet ya da hayır cevabı isteyen bir soru değildir: whether alternatifler için bir çerçeve açar, or ise ikinci olasılığı tanıtır.

Alıştırma

Tavsiyenin iki durumda da geçerli olduğunu gösteren iki parçalı yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ you take the bus ____ walk, leave ten minutes early.

Cevabı göster

Whether · or

the simple truth is that it's beneficial to you personally if people on the other side of the globe can live a good life. Notlar

5:25

basit gerçek şu ki, dünyanın diğer tarafındaki insanların iyi bir yaşam sürmesi kişisel olarak sizin de yararınızadır.

Anlatım akışı

the simple truth is that: kesin bir sonucu vurgulayan ifade

The simple truth is that konuşanın ana sonucunu açık ve karşı çıkılması zor bir gerçek gibi sunar. Burada, iki olası amaçtan uzak insanların iyi bir hayat yaşamasının kişisel olarak size de yarar sağladığı ortak iddiasına geçiş yapar. Bu ifade iddiayı kanıtlamaktan çok tartışmayı düzenler. Simple, konuşanın sonucu nasıl sunduğunu anlatır; konunun tamamının kolay olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte 'the simple truth is that' hangi söylem işlevini yerine getiriyor?

  1. Ardından gelen iddiayı açık ve merkezi bir sonuç olarak sunar.
  2. Bütün meselenin kolayca çözülebileceğini söyler.
  3. Dinleyiciden iki olasılık arasında seçim yapmasını ister.
Cevabı göster

Ardından gelen iddiayı açık ve merkezi bir sonuç olarak sunar.

Dilbilgisi

it's beneficial to you personally if ... yapısı

Burada it's beneficial to you personally, sizin bizzat bir fayda elde ettiğiniz anlamına gelir. to edatı faydayı alan kişiyi belirtir; personally ise etkinin yalnızca genel olarak topluma değil, doğrudan bireye ulaştığını vurgular. if yan cümlesi bu faydayı doğuran koşulu belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp It is beneficial to + faydayı alan kişi + if + koşul şeklindedir.

Alıştırma

beneficial to ... if hedef kalıbını tamamlayın: It ____ Maria personally ____ the flexible schedule cuts her commuting time.

Cevabı göster

is beneficial to · if

And we are getting there. Deyimler

5:32

Ve oraya varıyoruz.

Deyimler

we are getting there ifadesinin deyimsel anlamı

Burada there fiziksel bir yer değildir. Bağlamdan bilinen hedefi temsil eder ve we are getting there, o hedefe doğru ilerlediğimiz anlamına gelir. Süreklilik bildiren are getting yapısı, devam eden bir süreci gösterir. İfade cesaret vericidir; ancak hedefe henüz tamamen ulaşılmadığını da ima eder.

Alıştırma

Bir ekip sorunun büyük kısmını çözdü, ancak hâlâ biraz işi kaldı. Bu ilerlemeyi doğal biçimde hangi cümle anlatır?

  1. We are going there.
  2. We are already there.
  3. We are getting there.
Cevabı göster

We are getting there.

The percentage of people living in extreme poverty has never been as low as today. Dilbilgisi

5:34

Aşırı yoksulluk içinde yaşayan insanların yüzdesi hiçbir zaman bugünkü kadar düşük olmamıştı.

Dilbilgisi

has never been as low as today: hiçbir zaman bugünkü kadar düşük olmamak

Present perfect yapısındaki has been geçmişteki dönemi bugüne bağlar; never ise bu dönemin tamamı hakkında bir iddiada bulunur: daha önce hiçbir noktada bu oran bu kadar düşük değildi. as ... as kalıbı bugünkü düzeyi karşılaştırma ölçütü olarak kullanır. has never been as low as today bütünüyle, bugünkü değeri şimdiye kadarki dönemin en düşük seviyesi olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle bugünkü hata oranının şimdiye kadarki en düşük düzeyde olduğunu doğru biçimde ifade eder?

  1. The error rate has never been so low than today.
  2. The error rate has never been as low as today.
  3. The error rate was never been as low as today.
Cevabı göster

The error rate has never been as low as today.

So, the future of global population growth is actually not an apocalyptic prophecy at all. Anlatım akışı

5:40

Dolayısıyla, küresel nüfus artışının geleceği aslında hiç de kıyametvari bir kehanet değildir.

It's a promise.

5:44

Bu bir sözdür.

Anlatım akışı

kıyamet habercisi bir kehanet değil... umut veren bir olasılık

İlk cümle not ... at all yapısıyla bir bakış açısını tamamen reddeder. Ardından gelen çok kısa It's a promise cümlesi onun yerine geçecek bakış açısını sunar. Bu not X; it's Y kalıbı keskin bir dönüş yaratır, dinleyicinin savı izlemesini kolaylaştırır ve Y'yi özellikle vurgular. Burada promise, gelecekteki eğilimde umut veren bir olasılık veya cesaret verici bir görünüm anlamına gelir; kişiler arasındaki bir söz anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi aynı reddetme ve yeniden çerçeveleme hamlesini kullanır?

  1. This is not a setback at all. It's a chance to improve.
  2. This is a setback, and it is not a chance to improve.
  3. This is a promise because I personally guarantee it.
Cevabı göster

This is not a setback at all. It's a chance to improve.

Population growth will come to an end.

5:46

Nüfus artışı sona erecek.

The UN forecasts that the 12th billionth human will never be born at all.

5:49

BM, 12 milyarıncı insanın hiçbir zaman doğmayacağını öngörüyor.

And as the development level of the world rises,

5:54

Ve dünyanın gelişmişlik seviyesi yükseldikçe,

the number of people with a higher education will increase tenfold. Kelime

5:57

yüksek öğrenim gören insanların sayısı on kat artacaktır.

Kelime

will increase tenfold: başlangıç değerinin on katına çıkmak

Burada tenfold, increase fiilini niteleyen bir zarftır. Başlangıçtaki sayı N ise increase tenfold, yeni sayının 10N olması demektir. Bu ifade bir çarpma işlemini anlatır; on yüzde puanlık artış anlamına gelmez. Eklenen miktar başlangıç değerinin dokuz katı, son değer ise on katıdır.

Alıştırma

Bir kasabada 20.000 kişi yaşamaktadır. Bir rapor, nüfusun will increase tenfold olacağını söylüyor. Tahmin edilen son nüfus kaçtır?

  1. 20.010 kişi
  2. 22.000 kişi
  3. 200.000 kişi
Cevabı göster

200.000 kişi

Countries who used to be in need will help advance development instead. Kalıp ifadeler

6:02

Eskiden yardıma muhtaç olan ülkeler, kalkınmanın ilerletilmesine yardımcı olacaklardır.

Kalıp ifadeler

used to be in need: geçmişte yardıma ihtiyaç duymak

Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte var olan ancak artık geçerli olmayan bir durumu veya tekrarlanan bir olayı anlatır. Used to be yapısında be fiilin yalın hâlidir. In need, “yardıma veya temel kaynaklara ihtiyaç duyan” anlamında kalıplaşmış bir sıfat öbeğidir. Belirli bir nesnenin adını vermez. Bu nedenle used to be in need, ülkelerin geçmişte yardıma ihtiyaç duyduğunu ve durumlarının artık değiştiğini ima eder.

Alıştırma

Hangi cümle topluluğun geçmişte yardıma ihtiyaç duyduğunu ancak artık duymadığını anlatır?

  1. The community used to be in need.
  2. The community is used to being in need.
  3. The community is in need now.
Cevabı göster

The community used to be in need.

More people is going to mean more people able to advance our species. Dilbilgisi

6:07

Daha fazla insan, türümüzü ileriye taşıyabilecek daha fazla insan anlamına gelecek.

Dilbilgisi

Beklenen sonucu anlatan X is going to mean Y

Burada X is going to mean Y yapısı, Y’yi X’in beklenen sonucu olarak sunar. İlk More people, nüfusun daha büyük olması durumunun tamamını ifade eder; more people able to advance our species ise “türümüzü ilerletebilen daha fazla insan” anlamına gelir. Özenli ve standart yazı dilinde durumu tekil bir yan cümle olarak kurun: Having more people is going to mean.... Bu kullanım neden-sonuç yapısını korurken çoğul people ile is arasındaki görünür uyumsuzluğu önler.

Alıştırma

Daha büyük bir ekibin daha fazla görevin tamamlanabilmesi sonucunu doğuracağını en açık ve resmî biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. More people are going to complete more tasks.
  2. More people are going to mean more tasks can be completed.
  3. Having more people is going to mean more tasks can be completed.
Cevabı göster

Having more people is going to mean more tasks can be completed.

This video was a collaboration with Max Roser and Our World in Data,

6:15

Bu video, Max Roser ve Our World in Data ile yapılan bir işbirliğiydi,

where he explores the progress of humanity through research and data visualization.

6:18

kendisi araştırma ve veri görselleştirme yoluyla insanlığın ilerleyişini araştırıyor.

Make sure to check it out.

6:23

Mutlaka göz atın.

In 2016, we were able to make more and better content than ever before because of your support on patreon.com. Dilbilgisi

6:25

2016 yılında patreon.com'daki desteğiniz sayesinde her zamankinden daha fazla ve daha iyi içerik üretebildik.

Dilbilgisi

more and better... than ever before: her zamankinden daha fazla ve daha iyi

more and better content ifadesinde more ve better, aynı isim olan content’i paralel biçimde niteleyen karşılaştırma sözcükleridir. More miktarı, better ise kaliteyi ifade eder; dolayısıyla ifade aynı anda iki ölçütte gelişme olduğunu söyler. Than ever before, karşılaştırmayı yalnızca hemen önceki ana değil, önceki tüm zamanlara göre yapar. İfadenin tamamı hem miktarın hem kalitenin geçmişe göre yeni bir yüksek düzeye ulaştığını belirtir.

Alıştırma

Raporların hem sayısının hem kalitesinin önceki tüm zamanlardan daha yüksek olduğunu açıkça belirten cümle hangisidir?

  1. The lab published better reports than ever before.
  2. The lab published more and better reports than ever before.
  3. The lab published more reports than ever before.
Cevabı göster

The lab published more and better reports than ever before.

Thank you so much,

6:32

Çok teşekkür ederiz,

and we'll be back in the year 12,017.

6:33

ve 12.017 yılında geri döneceğiz.